Monetary policy toolls
69 theses under this subject heading
Transmission of advanced economies central banks' and Central Bank of Republic of Turkey's monetary policies to Turkish financial system
In this study, effects of unconventional monetary policies which are implemented by advanced economies to Turkish financial markets are analyzed. When Central Bank of Republic of Turkey (CBRT) policies are evaluated with advanced economies' policy stance, the response of domestic market rates to CBRT policy decisions may change. To shed light to this issue this study suggests an empirical VAR model. According to the findings, short term market sensitivity against both domestic and international improvements was affected mainly by primary policy tool of CBRT. US dollar exchange rate is quite effective on the long term indicator.
Para politikalarının finansallaşmaya etkisi: Türkiye örneği
Para politikaları ve faiz oranları 2000'li yıllardan sonra gelişmiş ekonomilerde yaşanan finans krizlerinin etkilerini azaltmak için önemli bir araç olarak kullanıldı. Gelişmiş ekonomilerde kullanılan bu araçlar, gelişmekte olan ülkelerin finansallaşmasında önem kazandı. Bu çalışmanın araştırma sorusu, küresel ekonomide 2000'ler sonrası yaşanan parasal genişlemenin (ve özellikle 2008 Finansal Krizi sonrası politikaların) gelişmekte olan ülkelerde finansallaşmayı nasıl etkilediğidir. Bu kapsamda tez, gelişmekte olan ülkeler arasında "Kırılgan Beşli" olarak adlandırılan ülkelerin (Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Endonezya, Türkiye) 2000-2019 yılları arası finansallaşma sürecine odaklanmıştır. Finansallaşmayı ölçen göstergelere göre Kırılgan Beşli ülkeleri arasında benzer devamlılık veya farklılıkları sorgulamak üzere Türkiye vaka çalışması olarak seçilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Türkiye, Kırılgan Beşli ülkeleri arasında finansallaşma sürecinde ayrışmıştır. Tezin argümanı, Türkiye'nin 2008 sonrası finansallaşma sürecinde Kırılgan Beşli ülkeleri arasında ayrışmasını ülke içi kurumsal yapıdaki değişimin daha iyi açıkladığıdır. Tez aynı zamanda ülke içinde tercih edilen büyüme politikası doğrultusunda finansallaşma sürecinde uygulanan politikaların sonuçlarını tartışmaktadır.
Banka kredi kanalının finansal hızlandıran üzerinden asimetrik etkinliği: Yükselen piyasa ekonomileri için bir analiz
Parasal aktarım mekanizması, para politikası stratejisinin reel ekonomi ve enflasyon oranına aktarım sürecini ifade etmektedir. Para otoritelerinin uyguladıkları para politikası kararları, ekonomiyi çeşitli kanallar vasıtasıyla etkileyebilmektedir. Parasal aktarım mekanizması birçok kanal tarafından açıklanabilmektedir. Yükselen piyasa ekonomileri için banka kredi kanalı, ekonominin potansiyeline ulaşması ve kaynak tahsisinde etkinlik için öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı banka kredi kanalının finansal hızlandıran bağlamında etkinliğini yükselen piyasa ekonomileri özelinde araştırmaktır. Bu bağlamda banka kredi kanalının etkinliği, finansal hızlandıran değişkeni ile genişletilerek E-7 ülke grubu için (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Meksika, Rusya ve Türkiye) Eşik-VAR analizi ile incelenmektedir. Analiz dönemi, Brezilya için 2007:3-2020:5, Endonezya için 2010:1-2020:2, Hindistan için 2011:11-2020:5, Meksika için 2004:1-2020:5, Rusya için 2007:12-2020:5 ve Türkiye için 2006:1-2020:5 yılları arasında aylık verilerden oluşmaktadır. Analiz sonuçlarına göre, Rusya için yüksek rejimde banka kredi kanalının etkin şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Meksika ve Brezilya için düşük rejimde, Türkiye için yüksek rejimde kısmen bir etkinin mevcut olduğu saptanmıştır. Öte yandan, Endonezya ve Hindistan için ise, banka kredi kanalının etkinliğini destekleyen kanıt elde edilememiştir.
Effectiveness of non-conventional monetary policy tool: Event-study analysis of major Eurozone economies
This study examines the effectiveness of European Central Bank asset purchase program (quantitative easing) on the long-term interest rates. In particular, the study evaluates the effectiveness or influence of the European Central Bank's non-conventional monetary policy tool, quantitative easing (also known as asset purchase program) on the yield of 5-year sovereign government bonds of Eurozone economies. The main objective and the motivation for this study is to provide the compact effects or influence of the quantitative easing in the Eurozone economies, as the current literature on quantitative easing insufficiently covers the effects of quantitative easing in the euro area. The duration of the quantitative easing or asset purchase program is from the end of 2014 until the first quarter of 2017, however, the currently available literature only studies the effects of the asset purchase program until mid of 2016. Very few researches are published after the completion of the quantitative program that estimates or evaluate the complete influence of the program on the long-term interest rates and economic indicators. Whereas, this research provides a complete solution to the literature gap by studying the influence of all the quantitative easing related announcements made by ECB from June 2014 to January 2017, or the whole period of extended asset purchase program conducted by ECB. The research questions that the study aims to answer is that if the ECB announcements related to quantitative easing influence the long-term interest rates via influencing the 5-year government bonds. If the impact on the 5-year government bond yield is only influenced by those ECB announcements that contain new information related to asset purchase program. If the impact of quantitative easing or asset purchase program is larger on the weaker Eurozone economies namely Spain and Italy, as compared to the impact of the same program on stronger Eurozone economies including Germany and France. This research uses the event-study analysis methodology. Under the event study method, the research first estimates the abnormal variation in the yield of 5-year government bonds of the four largest Eurozone economies around the announcements made by European Central Bank regarding the quantitative easing or asset purchase program in xiv the monetary policy statement. Later the study evaluates if abnormal variation in 5-year government bond yield around such announcements has statistical and economic significance. The sample of four 5-year government bonds of the four largest economies of Eurozone, namely Germany, France, Spain, and Italy, are considered for the research. The selected economies make up more than 70% of the total Eurozone GDP, as well as the largest portion of the assets purchased under the quantitative easing are acquired from these four countries. The research made key contributions to the literature on the subject of quantitative easing focused on the euro area. The statistical results of the research conclude that the ECB announcements negatively (decrease) influence the 5-year government bond yields. While the event-study results and the hypothesis revolve around measuring the effectiveness and influence of the non-conventional monetary policy tools used by ECB, the study also discovered a key pattern that the influence of such asset purchase program is much larger on weaker economies of the dataset like Spain and Italy, as compared to strong candidates i.e. Germany and Spain. The study also discovered that the abnormal variations in yields only occur around those central bank announcement that has a surprise element or that has a new information related the monetary policy. The results of the study also show economic significance. The results show that at the initiation of the asset purchase program or quantitative easing, the inflation rates across Europe were between -1% to 0.8%, which is far below the optimal inflation rate of 2%. However, at the end of asset purchase program in the first quarter of 2017, the monthly inflation rates in Germany, France, Spain and Italy has increased to 2%, 1.4%, 2.6% and 2% respectively. At the beginning of the asset purchase program the quarterly GDP growth rate in sample countries was between -0.2% to 0.4%, whereas, at the end of the asset purchase program or quantitative easing in the second quarter of 2017, the quarterly GDP growth rate of Germany, France, Spain and Italy increased to 0.6%, 0.5%, 0.9% and 0.4% respectively. Hence all the results derived from the event-study analysis are consistent with the hypothesis proposed under this research.
Para politikasının seçilmiş piyasa göstergelerinin üzerindeki etkisinin incelenmesi: Türkiye uygulaması
Bu araştırmanın amacı para politikalarının sermaye piyasası verimliliği üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında Türkiye'de para politikalarına yönelik araçların sermaye piyasası verimliliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında para politikası ve sermaye piyasasını tanımlamak adına çeşitli veriler kullanılmıştır. Verilerin tamamı TCMB EVDS alınmıştır. Veriler 2010Q1 ile 2022Q1 dönemini kapsayacak şekilde 3 aylık olarak temin edilmiştir. Verilerin enflasyondan arındırılması amacıyla 2010 bazlı TÜFE ile deflate edilmiştir. Veriler için M1 para arzı ve GSYİH değişkenlerinin logaritmik formları kullanılmıştır. Araştırmada birim kök testi ve Granger nedensellik testi uygulanmıştır. TCMB politika faiz oranları en az 1 yıl sonrasında BİST 100 değeri, TUFE, GSYIH ve M1 para arzı üzerinde etkili olmaktadır. Yine zorunlu karşılık oranları oranları 1 sene sonra TUFE değeri üzerinde etkili olmaktadır. Bu durum para araçlarının uzun vadede sermaya piyasası araçları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Para Politikaları, Sermaye Piyasası, Türkiye
2008 küresel finansal krizi ve küresel kriz sonrası TCMB'nin uyguladığı makro ihtiyati politika araçları
2007 yılında ABD konut piyasasında subprime kredi borçlarının geri ödemelerinde başlayan sorunlar giderek büyümüş ve 2008 yılında finansal krize dönüşmüştür. Finansal kriz, reel sektöre sirayet ederek bir üretim krizine dönüşmüş, gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere de sirayet ederek küresel bir boyut kazanmıştır. 2008 küresel finansal krizi, merkez bankalarına finansal sistemde biriken riskleri görmesi ve varlık fiyatlarındaki aşırı artışları göz önünde tutması gerektiğini öğretmiştir. İktisadi hayatın düzgün işlemesi için finansal istikrar vazgeçilmez unsur olup, finansal sistemde ortaya çıkacak herhangi bir istikrarsızlık reel ekonomiye yansıyacak ve dolayısıyla ekonominin genelinde önemli problemleri beraberinde getirecektir. Ülkeler kriz ekonomisinin yönetiminde ve istikrar politikalarının uygulanmasında konjonktürün gidişatına bağlı olarak farklı politika araçları ve farklı parasal aktarım kanalları merkez bankaları tarafından kullanılmıştır. Bu çalışmada, küresel kriz öncesinde, kriz sürecinde ve sonrasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından izlenen para politikası ve politika araçları kapsamlı olarak incelenmiştir. TCMB, 14 Nisan 2010 tarihinde açıkladığı krizden çıkış stratejisi çerçevesinde faiz koridoru ve zorunlu karşılıkların oldukça aktif olarak kullanıldığı bir para politikası tasarlayarak, rezerv opsiyonu mekanizması gibi yeni enstrümanları para politikası uygulaması olarak hayata geçirmiştir. Krizin 2008 yılında çıkmasına karşın, kriz öncesi Türkiye ekonomisi olumlu ekonomik göstergelere sahip olduğundan krizin olumsuz etkisi ülkemizde 2009 yılında hissedilmiştir. TCMB 2010 yılının sonlarından itibaren makro finansal riskleri de gözeten yeni bir para politikası çerçevesi uygulamaya koymuş ve Türkiye 2010 yılından itibaren küresel krizin etkilerinden sıyrılarak kalkınma sürecini yeniden başlatmıştır. Krizden çıkış sürecinde Türk bankacılık sektörünün fonlama kaynaklarına düşük maliyetle ulaşması, tüketici kredilerinde hızlı bir büyümeyi beraberinde getirmiştir. Tüketici kredilerindeki hızlı artış tasarrufları olumsuz etkilemiş ve cari açığın artmasına sebep olmuştur. TCMB, faiz koridoru uygulaması ve zorunlu karşılıklar kanalıyla bankaların fonlama maliyetlerini yukarı çekmiş ve hızlı kredi genişlemesini kontrol altına alarak cari açığı önlemeye çalışmıştır.
Para politikasının Irak'ta enflasyona 2004-2018 dönemindeki etkisi - analitik çalışma
Para politikası, dünyadaki birçok ülke tarafından kullanılan politika araçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu ülkelerden biri de Irak'tır. Faiz, döviz ve para arzı değiĢkenleri üzerinde etkili ve denetleyici politikalar çizmek, enflasyon üzerinde doğrudan etkili olmalıdır. Irak'ta da ekonomi, gerçek ve parasal yönleriyle 2004 yılından sonra çok önemli değiĢikliklerin yaĢandığı yeni bir döneme tanıklık etmiĢtir. Bu değiĢikliklerin en önemlisi, Irak Merkez Bankası'nın para politikası çizme ve bunun uygulanması için uygun araçları belirleme konusundaki yüksek yargı kurulu tarafından çıkarılan 2004 senesi 56 yasa gereğince bağımsızlık kazanmasıdır. Buna ek olarak, Irak'taki para politikası hedefleri yönelimlerine uygun yeni araçların güncellenmesidir. Belki de en önemlisi fiyat istikrarı ve dinarın değerinin yükselmesi ve 2004 yılında %27.0'den 2018 yılında %0.4'e inen enflasyon oranlarının kontrol altına alınmasıdır. Bu, döviz kurunda istikrara ve genel düzeyde fiyat istikrarına yol açmıĢtır. Para politikasının, 2004- 2018 dönemi sırasında Irak'taki enflasyonun Ģiddeti üzerindeki etkisini analiz etmek ve ölçmek için "ARDL" modeli kullanılan ölçme araĢtırmasının en önemli sonuçları Ģöyledir: Dövize, 0.05'lik önem seviyesinde direkt anlamlı etkisi ve para arzının enflasyona 0.01'lik önem seviyesinde ters anlamlı etkisi. Ayrıca, uzun vadeli yanıt sonuçları, Irak'taki enflasyon ve faiz oranı değiĢkeni arasında somut bir ters etki olduğunu da göstermektedir. Böylece 2008-2014 döneminde Irak ekonomisinde enflasyon oranlarında düĢüĢ meydana gelmesi en önemli sonuçlardandır. Bu merkez bankası'nın para arzına müdahalesinin ve para kütlesinin geniĢlemesini belirlemesinin bir sonucu olarak gerçekleĢmiĢti. AraĢtırmacı, bir dizi tavsiye sıralamıĢtır. Bu tavsiyelerin en önemlileri Ģunlardır: - Yurtiçi faiz oranlarının kademeli olarak serbestleĢtirilmesi, kabul edilebilir enflasyon oranları ile tutarlı bir Ģekilde Merkez Bankası ve ticari bankalar arasında faiz oranlarının serbestleĢtirilmesinden baĢlanmasının öneminin vurgulanması. - Enflasyonla mücadeleye ve enflasyonu hedeflemek için Merkez Bankası tarafından benimsenen döviz kuru üzerinden hedeflenmesine devam etmek. Anahtar Kelimeler: yönelimleri, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, para politikasının 2004 - 2018 döneminde Irak'taki analizi ve ölçümü. Anahtar Kelimeler: Para politikası, enflasyon, Irak'ta para politikasının enflasyon üzerindeki etkisi
Sihirli karenin amaçlarına ulaşmasında para politikası kanallarının etkinliği: Yemen ekonomisi üzerine ekonometrik bir uygulama
Bu çalışmanın amacı Yemen'de 1990-2016 döneminde para politikası kanallarının, sihirli kare yaklaşımını oluşturan ekonomik büyüme, işsizlik oranı, enflasyon oranı ve cari işlemler üzerindeki etkisini analiz etmektir. Bu kapsamda VAR yaklaşımı kullanılarak para arzı kanalı, faiz oranı kanalı, döviz kuru kanalı ve banka kredisi kanalının dört ekonomik değişken üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. VAR analizi sonucunda parasal kanal, döviz kuru kanalı ve faiz oranı kanalının ekonomik büyüme ve enflasyon üzerinde etkili olduğu, banka kredisi kanalının ise ekonomik büyüme ve enflasyon üzerinde etkili olmadığı belirlenmiştir. Diğer yandan, sadece faiz oranı kanalı işsizlik üzerinde zayıf bir etkiye sahip olduğu, diğer para politikası kanallarının işsizlik üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Son olarak parasal kanal ile döviz kuru kanalının cari işlemler üzerinde etkili olduğu, faiz oranı kanalı ile banka kredisi kanalının ise cari işlemler üzerinde kayda değer bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak Yemen'de para politikası kararlarının reel ekonomiye aktarılmasında parasal kanal ile döviz kuru kanalının en etkili kanallar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Finansal yenilikler ve para politikası ilişkisi: Türkiye örneği
Son yarım yüzyılda, dünyada hızla artan ekonomik büyüme, küreselleşme ve finansal serbestleşme süreci yaşanmış ve ülke otoriteleri bu süreci para politikası araçlarıyla yönlendirmeye çalışmışlardır. Ekonomik büyümenin ihtiyaç duyduğu yatırımlar, finansal piyasalarda yaratılan fon fazlasıyla desteklenmeye çalışılmış, dolayısıyla finansal sektör hızla gelişim göstermiştir. Teknolojik gelişmelerin, artan rekabetin ve uygulanan para politikalarının etkisi ile finansal sektör, devamlı bir yenilik süreci geçirmiş ve finansal araç çeşitliliğini arttırmıştır. Ancak artan finansal yeniliklerin ekonomik ve sosyal kalkınma için sunduğu yeni fırsatların yanı sıra para politikaları üzerinde yaratacağı yeni zorluklar ve riskler de belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 2014:1-2022:4 arası dönem verileri kullanılarak finansal yenilikler ve uygulanan para politikası araçları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu kapsamda çalışmada, finansal yenilik göstergesi olarak kredi kartı kullanım hacmi, para politikası göstergesi olarak ise politika faiz oranı değişkeni kullanılarak Granger ve Todo Yamamato Nedensellik Testi uygulanmıştır. Her iki nedensellik testinden elde edilen sonuçlar, finansal yeniliklerden para politikasına doğru bir nedensellik ilişkisi olmadığını göstermektedir. Ancak yapılan Granger nedensellik test sonucuna göre, para politikasından finansal yeniliklere doğru tek yönü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Modeling new monetary policy of the Central Bank of Republic of Turkey
Abstract Onur Özvarol, "Modeling New Monetary Policy of the Central Bank of Republic of Turkey" Central Bank of Republic of Turkey has started implementing a new monetary policy structure since May 2010. An interest rate corridor has been introduced as the bank's policy instrument. In this study, we evaluate the new policy using several VAR models to test whether Central Bank aims for inflation stabilization. Since interest rate corridor is a unique application firstly implemented by CBRT, no empirical study has been conducted on it yet. Based on Taylor Rule, a variety of reaction functions using policy interest rate, borrowing interest rate (Upper Band) and lending interest rate (Lower Band) are estimated. We also empirically investigate the functionality of gaps between bands and policy rate. Our results imply that Central Bank does not implement inflation targeting regime in the new structure. Instead, the Bank puts financial stability into its target basket and continues to respond developments regarding inflation in selective fashion. We additionally find that upper band responds to internal factors, whereas lower band responds to external factors.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve 2008 küresel finans krizi sonrası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın uyguladığı yeni para politikası araçlarının değerlendirilmesi
Geçmişi 17. yüzyıla dayanan merkez bankalarının 20. yüzyılda ülke ekonomilerinin gelişimindeki rolü çok daha önem kazanmış ve merkez bankalarının üzerine düşen sorumluluk gittikçe artmıştır. Bu doğrultuda merkez bankalarının üzerine düşen görevleri başarılı bir şekilde yerine getirebilmeleri için bağımsız olmaları zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmam da merkez bankası bağımsızlığı çerçevesinde TCMB'nin bağımsızlık derecesini incelemeye çalıştım. Merkez bankalarının bağımsızlığının en önemli göstergelerinden biri uyguladıkları para politikalarındaki başarılarıdır. 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında merkez bankaları, temel amaçları olan fiyat istikrarının yanına bir başka temel amaç olan fiyat istikrarını da eklemişlerdir. Bu çalışmama da TCMB'nin bağımsızlığıyla beraber 2008 Küresel Kriz 'den sonra Banka'nın uygulamaya koyduğu yeni politika araçlarını inceleyerek sonuçlarını değerlendirdim. TCMB 2001 yılında 4651 Sayılı Kanunla dünya ölçeğinde bir yasal bağımsızlığa kavuşmuştur. Fakat özellikle son yıllarda siyasal iktidar ile yaşanan gerilimler ve bunun sonucu olarak Banka'nın politika araçlarını kullanma konusunda çekimser kalması, Banka'nın bağımsızlığının yasalarla teminat altına alınmış olmasına rağmen fiiliyatta bunun tam olarak gerçekleşmediği anlamına gelmektedir. TCMB, 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında geleneksel para politikası araçlarının etkinliğini artıracak değişiklikler yapmış ve buna ek olarak yeni para politikası araçları geliştirmiştir. Banka'nın kullandığı temel araçlar; politika faizi, faiz koridoru, zorunlu karşılıklar ve ROM, likidite yönetimi olarak sıralayabiliriz. Banka, elindeki araçları 2008 yılından itibaren etkin kullanarak ekonomide önemli iyileşmeler sağlamıştır. Fakat son dönemde politik bağımsızlığıyla ilgili yaşadığı sorunlardan ötürü özellikle politika faizi ve faiz koridoru araçlarını etkin kullanamadığını görmekteyiz. Son yıllarda TL'nin aşırı değer kaybetmesi ve enflasyon hedefinin bir türlü tutturulamaması da TCMB'nin para politikalarında istenilen düzeyde başarılı olmadığını bize göstermektedir.
Türkiye'de zorunlu karşılıkların finansal istikrara etkisinin Post-Keynesyen yorumu
Geleneksel bir para politikası aracı olan zorunlu karşılık oranları, Klasik iktisat eğitiminde mevduat çarpanını oluşturan temel ve önemli bir değişkendir. Teoride sahip olduğu bu önemli role rağmen pratikte merkez bankalarının sıklıkla başvurduğu bir araç değildir ve çok sık değiştirilmez. 2008'de yaşanan küresel finansal kriz sonrası merkez bankaları finansal istikrarın sağlanmasına daha fazla önem vermiş ve bu kapsamda makroihtiyati bir araç olan zorunlu karşılık oranı da ön plana çıkmıştır. TCMB, özellikle 2011 yılı ve sonrasında zorunlu karşılık oranlarını faiz oranı aracına yardımcı olarak aktif bir şekilde kullanmaya başlamıştır. Geleneksel kullanımda zorunlu karşılık oranlarındaki değişikliklerin reel kredi hacmi üzerinde ters yönde bir etki yapması beklenmektedir, ancak zorunlu karşılık oranlarındaki artışların reel kredi hacmini düşürmediği gözlenmiştir. Bu sonuç, Post – Keynesyenlerin para arzının içselliği ve kredilerin kredi talep edenlerce belirlendiği görüşleriyle uyumludur.
The responses of asset prices in Turkey to monetary policies of Federal Reserve and European Central Bank
This study aims to investigate the responses of asset prices in Turkey such as stock market indices returns, exchange rates and domestic interest rate to the monetary policy changes of the Fed and the ECB for the pre- and post- global financial crisis. The time period of the study between 2004 and 2013 is separated into two main parts as the pre-crisis period (January 2004 - September 2008) and the post-crisis period (October 2008 - December 2013) by considering the key event of the global financial crisis, which is the bankruptcy of Lehman Brothers in September 2008. The study employs event-study approach and standard instrumental variables approach proposed by Rigobon and Sack (2004) by utilizing appropriate monetary policy measures for the pre- and post-crisis periods. The monetary policy measures are based on short-term interest rates for the pre-crisis period while the monetary policy measures are retrieved from longer-term interest rates for the post-crisis period. The findings of the study offer that the most of the asset prices in Turkey react significantly to the monetary policy changes of the Fed and the ECB while the assets do not respond significantly in general in the pre-crisis period. The accommodative monetary policy actions during the post-crisis period increase most of the returns of the stock market indices in Turkey and lead to appreciation of Turkish lira against U.S. dollar. Furthermore, the expansionary policy implementations of the Fed during the post-crisis period result in depreciation of Turkish lira against euro as well as a decrease in the domestic interest rate.
1980 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının enflasyon üzerindeki etkisi
Türkiye ekonomisinde, enflasyon ile mücadele edebilmek adına farklı zamanlarda ülkenin o dönem şartları ve yapısına göre, farklı politika kanallarıyla çözüm aranmıştır. Özellikle, ülke ekonomisinde dışa açılma adımlarının atılmaya başladığı 1980 yılı sonrası için, uygulanan politikalar ve alınan kararlar ekonomik açıdan daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada, 1980'den 2023 yılı yarısına kadar, uygulanan para politikalarının içeriği ve enflasyon üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. 1980 yılından, küresel finansal krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin azalmaya başladığı 2009 yılının başlarına kadar, Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının enflasyon üzerinde uzun dönemli bir etki sağlayamadığı görülmüştür. Fiyat istikrarının sağlanamama sebebi, en çok Türkiye ekonomisini, oldukça etkileyen yapısal sorunlardan kaynaklı krizlerin ve sonrasında alınan karar ve politikaların uzun vadede çözüm sağlayamamasının olduğu düşünülmektedir. Yapısal sorunların çözümü adına yapılan reformlar neticesinde para politikasının 2002-2007 yıllarına kadar enflasyon üzerinde etkinliği olumlu sonuçlar üretirken, küresel krizle bu denge tekrar bozulmuştur. Çalışmada Türkiye'de uygulanan para politikasının enflasyon oranı üzerindeki etkisi, 2009:01-2023:04 yılları arasındaki aylık veriler üzerinden birim kök testi ve sonrasında ARDL sınır testi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan değişkenler; dış ticaret dengesi, mevduat faiz oranı, toplam para arzı, toplam rezervler, tüfe bazlı reel efektif döviz kuru, büyüme oranları ve kukla değişken olarak, 2021 yılının Eylül ayında düşürülmeye başlanan faiz indirimleri olmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, mevduat faiz oranları, para arzı, rezervler ve sanayi üretim endeksi ile enflasyon arasında pozitif ilişki bulunmuştur.
Finansal gelişme ve yeniliklerin para politikası üzerine etkisi: Türkiye örneği
Dünya ekonomisi 1970'li yıllardan itibaren, küreselleşme süreciyle birlikte, yeniden yapılanma içerisine girmiştir. Gelişmiş ülkeler, kendi sermayelerine daha karlı yatırım alanları yaratabilmek, gelişmekte olan ülkeler ise, büyümenin finansmanı için ihtiyaç duydukları fonları sağlayabilmek amacıyla, finansal piyasalarına serbestlik kazandıracak politikaları uygulamaya koymuşlar, finans piyasalarını tüm miktar ve fiyat sınırlamalarından arındırmışlardır. Finansa liberalizasyon uygulamaları ile birlikte sermaye hareketleri üzerindeki kontroller kaldırılmış, bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, gelişmiş ülkelerdeki fonların dünya ölçeğindeki hareketine imkan sağlamış, mali piyasaların globalleşmesine ve entegrasyonuna katkı yapmıştır.Kesin bir görüş olmamasına karşın, finansal yeniliklerin piyasaların gelişimine olumlu katkıları olduğu ancak, yenilik sürecinin para arzı ve talebi üzerinde yarattığı belirsizlik nedeniyle, para otoritelerinin karar alma sürecini etkileyerek, para politikalarında belirsizliğe neden olduğu sonucuna varılmıştır.Çalışmanın amacı, finansal gelişme ve yenilikler ile para politikası arasındaki nedensellik ilişkisini test etmek ve nedenselliğin yönün bulmaktır. Nedensellik testinde 1996-2006 yılları arası üç aylık veriler kullanılmıştır. Uygulanan Granger nedensellik testi sonucunda, Türkiye'de finansal gelişme ve yeniliklerin para politikasının nedeni olduğu yönünde bir ilişki bulunmuştur.
Merkez Bankası faiz kuralı çerçevesince Taylor Kuralının incelenmesi
Ekonomik çevrelerce ve iktisat literatüründe para politikalarının kurala mı yoksa duruma mı bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği uzun zamandır tartışılmaktadır. Genel kanı olarak kurala bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtilirken kuralın ne olması gerektiği konusunda ise bir fikir birliğine varılmış değildir. Genel olarak ekonomik birimlerce anlaşılabilen, karmaşık olmayan bir kuralın yürütülmesi gerektiği belirtilmektedir. Bahsedilen bu kural aynı zamanda para politikasının reaksiyon fonksiyonudur. Bu çalışmada ekonomik birimlerce anlaşılması kolay ve karmaşık olmayan bir kural olarak Taylor Kuralının geçerliliği Türkiye ekonomisi için test edilmiştir. Klasik Taylor Kuralında döviz kuru yer almadığından dolayı tahmin edilen reaksiyon fonksiyonuna döviz kuru eklenerek Genişletilmiş Taylor kuralı çerçevesince reaksiyon fonksiyonu tahmini yapılmıştır. Reaksiyon fonksiyonu 2002:07 - 2013:11 dönemleri arasında aylık veriler kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin sonucunda para politikasının performansını gösteren değişkenler arasındaki ilişki de yorumlanmıştır. Belirtilen dönemler arasında oluşturulan reaksiyon fonksiyonu sonucunda üretim açığı, enflasyon açığı ve döviz kurunda yaşanabilecek bir şoka kısa vadeli faiz oranlarının tepkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar uyarınca kısa vadeli faiz oranları istikrarlı bir enflasyon oranı ve üretim miktarını yakalayabilmek adına tek başına yeterli olmadığı belirlenmiştir. Kısa vadeli faiz oranlarının enflasyon oranlarında, üretim miktarında ve döviz kurunda yaşanabilecek şoklara istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif tepkiler verebilmesi için öncelikli olarak kamu kesiminin borç miktarının azaltılması ve kamu borcunun finansman şeklinin gözden geçirilmesi maliye politikası yürütücülerine bu çalışma kapsamında önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Taylor Kuralı, Faiz Reaksiyon Fonksiyonu, VAR Modeli
Monetary policy and bank lending channel
The main purpose of this thesis is to evaluate whether the bank lending channel exist or not. Within this context, quarterly data of for the periods between 2002q1 and 2016q4 was taken into the consideration. Additionally, VAR model was used to reach the objective. According to the result of impulse response function, it was reached that producer price index, real exchange rate and policy rate are effective determinants. Additionally, banks balance sheet has important and positive influence on total credits but industrial production index is regarded as partially effective. While considering this result, it was also found that both bank balance and macroeconomic variables used in this thesis is the main determinants of bank total credit. KeyWords: Bank Lending Channel, VAR, Bank Credits
Optimal para alanları kuramı çerçevesinde Avrupa Parasal Birliğinin içerisinde bulunduğu çıkmazlar
Optimal Para Alanı Kuram'ı ile ilgili temel çalışmayı 1961'de R. Mundell yapmıştır. Bu kuram ekonomik entegrasyonun son aşamalarından biri olan para birliğine dahil olan parasal alanın optimal bir para alanı olup olmadığını belirli faktörlere açıklayan bir kuramdır. Bu kuramda ülkelerin kendi para birimlerinin değerini, parasal alan içerisinde belirlenen kur ile sabitlemesi ve parasal alan dışındaki ülkelerin para birimleri karşısında ise dalgalanmaya bırakması durumu söz konusudur. Mundell, Kenen ve McKinnon bir parasal alanın optimal bir parasal alan olup olmadığını açıklarken birliğe üye olan ülkeler üretim faktörlerinin mobilitesi, ekonominin dışa açıklık derecesi finansal ve ekonomik bütünleşmenin derecesi, enflasyon oranları arasındaki yakınlık derecesi, asimetrik şokları ve fiyat-ücret esnekliği gibi şartların sağlanması gerektiğini açıklamaktadırlar. Ancak zaman içerisinde geleneksel yaklaşımın yetersizliği anlaşılmaktadır. Kurama yönelik eleştiriler yapılmak olup 1970'lere gelindiğinde bir para alanın optimalliği geleneksel yaklaşımdan farklı olarak birlik içerisinde bulunan ülkelerin para birliğine dahil olmalarından dolayı sağladıkları kazanç ve katlandıkları maliyetler ortaya koyularak değerlendirilmektedir. Bu durum fayda maliyet analiz olarak ifade edilmektedir. Ayrıca birliğe dahil olan ülkeler asimetrik bir şokla karşılaştığında şokların olumsuz etkilerini kendi ekonomik göstergeleri sayesinde en aza indirgeyebiliyorlarsa oluşturulan parasal alan optimaldir. Uluslararası ekonomide önemli bir paya sahip olan AB 1999 yılında kaydi olarak Euro'yu kullanmaya başlamıştır. Birliğin geleceği ve birliğe dahil olan ülkeler açısından Euro alanının optimal para alanı olup olmadığı son derece önemlidir. 2008 yılında yaşanan küresel kriz sonrası Avrupa Parasal Birliğinin optimal olup olmadığı konusu yeniden gündeme gelmiştir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, Euro alanının ele alınan yıllar içerisinde, optimal para alanı kuramının belirlenen ölçütler çerçevesinde, seçili ülkelerin ekonomik göstergeleri temel alınarak Euro alanın optimal para alanı olup olmadığı belirlenmektedir. Değerlendirmeye alınan yıllar içerisinde seçili ülkelerin ekonomik göstergeleri incelendiğinde bir parasal alanın optimal alan olmasını sağlayacak olan ekonomik benzerliği yakalayamadığı görülmektedir. Buna ek olarak yaşanan küresel kriz sonrası parasal alana dahil olan merkez ve çevre ülkeler arasındaki ekonomik farklılığın daha da arttığı gözlemlenmektedir. Optimal para alanı kuramı çerçevesinde bir para alanının optimal para alanı olması için, alana dahil olan ülkelerin ekonomik yapıları açısından uyumsuzluğun değil uyumluluğun olması gerekmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Parasal Birliğinin optimum para alanı için belirlenen ölçütleri sağlamadığı görülmektedir. Anahtar Kavramlar: Optimal Para Alanı, Ekonomik Entegrasyon, Euro Krizi
Quantifying monetary policy communication and measuring its impact on the yield curve: The case of Turkey, 2011-2018
Current dissertation investigates the impact of the Turkey's monetary policy on the TL denominated sovereign yield curve, by quantifying the monetary policy communication and calculating the monetary policy surprise. For this purpose, a financial market-based methodology is followed and tick-by-tick data are employed to measure monetary policy surprise. Quantifying communication through two different methodologies and then measuring its impact on the yield curve, the study shows that a single factor approach focusing only on the policy rate is not enough to capture the effects of the monetary policy in Turkey. Response of the yield curve evidences the importance of communication to prolong the impact of monetary policy towards the long end of the yield curve. Accordingly, the Central Bank of the Republic of Turkey stands sufficiently credible to pass its messages to the market players albeit at a diminishing strength as the maturity extends. This finding points at the importance of avoiding any stance that might risk the current strength of communication. Meanwhile, monetary policy communication falls short of shaping the 5 year – 10 year forward curve, evidencing the need to invest further in the credibility of the communication.
Do FED's unconventional monetary policy and CBRT's ROM facility affect Turkish banks' external borrowing?
At the end of 2008, FED had to reduce its monetary policy interest rates to near zero level as a response to house market collapse. As this policy response was not find as enough, FED started to purchase papers, which resulted in an increase of its balance sheet to 4,5 trillion U.S. dollar. By large scale asset purchases, FED targeted to lower the yields on longer-term securities in order to increase the price of remaining securities and finally, to increase investment, demand for consumer durables and the prices of more risky assets. FED's unconventional policy had some spillover effects on emerging markets who enjoyed cheap and abundant liquidity during that period. During same period, CBRT introduced ROM facility by which banks were able to use foreign exchange for their Turkish Lira reserve requirements. The aim of this study is to demonstrate whether FED's unconventional monetary policy and CBRT's ROM facility affected Turkish banks' external borrowings by using Event Study, Regression Analysis and VAR. The event study indicates that although FED's unconventional monetary policy had significant effects on the external borrowings, the second phase had more impact. Regression analysis also indicates that FED's and CBRT's policies affect banks' external borrowing levels. Finally, the VAR system indicates that both FED's and CBRT's policies may have effects on the external borrowing but the CBRT's effect lasts longer compared to FED's. As a result, both FED's unconventional monetary policy and CBRT's ROM facility have impacts on Turkish banks' external borrowings. For the following study, the impacts of FED's unconventional monetary policy and its effects on emerging countries would be studied by using panel data set.
Döviz kuru ile tüketici güven endeksi arasındaki ilişki: MIST ülkeleri örneği
Bu çalışma Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye (Mexico, Indonesia, South Korea, Turkey-MIST) ülkelerinin Jim O'Neill tarafından 2011 yılında birlikte gruplanmasıyla yükselen ekonomiler arasında önemli bir yere sahip olduğu düşünülen MIST ülkelerindeki döviz kuru ve tüketici güven endeksi arasındaki ilişkiyi 2008 Küresel Kriz sonrası dönem (2008:10-2017:04) için incelemektedir. Çalışma, ekonometrik yöntem olarak Toda- Yamamoto (TY) (1995) yaklaşımını kullanılarak döviz kuru ve tüketici güven endeksi arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymuştur. Çalışmanın ampirik bulguları, Meksika'da ve Güney Kore'de döviz kurunun tüketici güven endeksinin uzun dönem belirleyicisi olduğunu gösterirken, Türkiye'de ise tüketici güven endeksinden döviz kuruna doğru tek yönlü uzun dönem Granger nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan Endonezya için ne tüketici güven endeksinden döviz kuruna doğru ne de döviz kurundan tüketici güven endeksine doğru uzun dönemli nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Tüketici Güven Endeksi, MIST Ülkeleri, Toda-Yamamoto
Afganistan'da para politikasının gelişimi
Bu çalışmanın temel amacı, para politikasına genel bir bakış ve Afganistan'da uygulanan para politikası amacları ve bu amaclar çerçevesinde kullanılan para politikası araçlarının tarihsel gelişimini ve değişimini genel hatlarıyla incelemektedir. Çalışmanın konusu Afganistan'da para politikasının gelişimidir. Ayrıca bu çalışmanın amacı, Afganistan'ın en önemli problemlerinden olan paranın değerin düşmesi ve fiyatların yükselmesi sorununun, temel sebeplerini araştırmak, yapılan uygulamalar ile yapılan para politikalarının ülkeye etkilerini araştırıp, bu politikaların ne kadar başarıya ulaştığını ortaya çıkarmaktır. Afganistan'da para politikası ile ilgili yapılan uygulamaların, Afganistan'a ne kadar yarar sağladığını, paranın değerini ne ölçüde etkilediğini, sürdürülebilir büyümenin sağlanmasına yönelik çözümleri, işsizliğin azalmasına uygun çalışma alanı ve enflasyonun düşmesinin çözümünü araştırmak da çalışmamızın hedeflerindendir. Afganistan'da uygulanan para politikası araçlarını iki kısma ayırarak, birinci kısmını 1980 öncesini kısaca özetleyerek daha sonra 1980 sonrası özellikle 2003 yılından sonra para politikası amacları detaylı bir şekilde incelenerek, Afganistan Merkez bankasının son yıllarda kullandığı para politikası, enflasyon, işsizlik, GSYİH ve döviz kuru üzerine etkisi açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci, ikinci ve üçüncü bölümler teorik olarak incelenmiştir. Dördüncü bölüm ise Afganistan ekonomisindeki enflasyon, işsizlik, GSYİH oranı ve döviz kuru değişkenleri dikkate alınarak incelenmektedir. Bu çalışmada, değişkenler arasındaki ilişkiyi elde etmek için sıradan en küçük kareler yöntemini kullanmaktadır. Ayrıca araştırmanın regresyon denklemlerini yapmak için OLS yöntemini uygulanmıştır. Ancak ondan önce, verinin durağanlığını bilmek için Birim kök testini gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada 2003-2020 arasında 17 yıllık veriler kullanılmıştır. Söz konusu analizler, Eviews 9 kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadan, merkez bankasının 2003-2020 yıllarında izlediği para politikasının etkili olmadığını tespit ettik. Sadece döviz kurunu etkilemektedir, enflasyonu, işsizliği ve ekonomik büyümeyi etkilememektedir.
Enflasyon hedeflemesi stratejisinde para politikası uygulamaları ve finansal istikrar: Türkiye örneği
Türkiye'de enflasyon hedeflemesi politikası 2002 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. 2008 küresel krize kadar uygulanan klasik enflasyon hedeflenmesi döneminde TCMB, para politikası aracı olarak kısa vadeli faiz oranlarını kullanarak fiyat istikrarının sağlanmasını amaçlamıştır. Küresel krizin ardından TCMB finansal istikrarın sağlanması görevini de üstlenmiş, bu doğrultuda çeşitli politika değişiklikleri yapılmıştır. Ardından zorunlu karşılık oranları, rezerv opsiyon mekanizması ve faiz koridoru gibi yeni politika araçlarının da kullanımına başlanmıştır. Bu bağlamda bu tezin amacı, Türkiye'de 2010 yılından itibaren uygulanan esnek enflasyon hedeflemesi politikasının etkinliğini araştırmaktır. Ayrıca tezin ampirik bölümünde 2002:1-2019:3 tarihleri arasında enflasyon ve enflasyonla ilişkili olduğu düşünülen değişkenler arasındaki ilişki VAR modeli kullanılarak incelenmiştir. Analizin sonuçları esnek enflasyon hedeflemesinin Türkiye için doğru bir politika uygulaması olduğunu göstermektedir.
Uluslar arası para sisteminin reformu: Dünya merkez bankacılığı mı yoksa serbest bankacılık mı
Over the centuries we have not learned origins or symptoms of crises accurately. As a result of this, we have always had the crises and lastly the 2008 financial crisis (Great Recession). The Great Recession showed we have faulty economic theories and economic policies. Thus, we need theories that can detect the origins of any crises more accurately and then cancel them. Actually, we don't need economic models when crises have already arisen. Here we initially show the flaws of the current monetary system and then proposals to solve these flaws. In this case, we will introduce two type proposals. The first category of proposals is World Central Banking Models: proposals of J.M.Keynes (Bancor Plan), P.Davidson (International Monetary Clearing Union), J.Stiglitz and B.Greenwald (Global Greenback Plan), J.D'Arista (International Clearing Agency Plan), J.A.Ocampo (SDR-based Global Reserve System), P.Alessandrini and A.F.Presbitero (SDR-based International Monetary System). According to these writers the flaws of the current global reserve system are anti-Keynesian bias (deflationary bias), the Triffin Dilemma (the currency asymmetry problem) and the instability-inequality link.The second category is Free Banking Models: proposals of G.Selgin (Productivity Norm and Free Banking), F.Hayek (Denationalization of Money and Nominal GDP Targeting), L.von Mises(Gold Standard with Free Banking), and J.H.de Soto and M.Rothbard(Gold Standard with % 100 Reserves). These authors argue that any government intervention like regulations and bailouts in the production of money or any government based institutions like central banks or treasury cause instabilities (business cycles and thereby economic crises) in the free society. According to them we should create a world freed from governments. But they differ in three issues: the identity of the money issuer, the nature of the money substitutes, and the nature of the private property. These issues led them to propose different monetary reforms. Key Words: origins, the Great Recession, flaws of the current monetary system, proposals of World Central Banking and Free Banking Models