Müzik tarihi

57 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Müzik tarihinde viyolanın yeri ve önemi

Bu tarihsel araştırmada, keman ailesinin ikinci üyesi olan "Viyola" adlı yaylı çalgının; doğuşu, gelişimi, çeşitleri, kısımları, teknik ve müzikal özellikleri, repertuarı, çoksesli müzikte kullanımı, müzik tarihi içindeki yeri ve önemi araştırılmıştır. Tüm bu bilgileri elde etmek için; çalgının kökenine inilmiş, viyolanın atası olan çalgılar; Rebap- Rebek, ve Viyol ailesi (Viyola da Gamba: Treble Viyol, Tenor Viyol, Bas Viyol ve Viyola da Braccio: Lira da Braccio, Viyola d' Amore) kronolojik sırayla verilmiştir. Eski resimli kanıtlar, viyol ailesinin 1500 sıralarında ortaya çıktığını göstermiştir. Viyollerin ve daha sonra Keman Ailesi enstrümanlarının, günümüzdeki şekil ve boyutları, İtalya'da Andrea Amati ve diğer lütiyeler sayesinde 16. yy. başlarında oluşmaya başlamıştır. Günümüz viyolası, tek bir enstrümandan doğmamıştır ve; tenor viyol, viyola da braccio ve kemanın birleşimidir. Viyolanın, son halini kemandan almasından dolayı, kemanla ilgili bilgiler de verilmiş, keman ve viyola karşılaştırılmış; çalış tekniği olarak benzerlik ve farklılık gösteren yönler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Viyola, Keman, Viyol Ailesi, Viyola da Gamba, Viyola da Braccio, Rebek, Rebap.

MüzikMüzik aletleriMüzik tarihi+2
Sibel Akyürek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Pablo Casals'ın hayatı ve müzik tarihindeki önemi

Pablo Casals yirminci yüzyıla damgasını vurmuş Katalan bir müzisyendir. Katalonya'nın küçük bir kasabasından çıkıp, neredeyse tüm dünyada ismini duyurmuştur. Besteci, viyolonselci ve orkestra şefi olarak sayısız insana ulaşmış, ünü, yaşadığı çağın ötesine geçmiştir. Bu çalışmada dünyaca ünlü viyolonselci, besteci ve orkestra şefi Pablo Casals'ın yaşam öyküsü ve müzik tarihinde bıraktığı izler incelenmiştir. Belge tarama türündeki bu araştırmanın ilk kısmında Casals'ın yaşam öyküsü; çocukluğu ve öğrenim hayatı, uluslararası kariyeri, politika ile ilişkileri gibi dönemsel ve işlevsel açıdan ele alınan bölümler halinde aktarılmıştır. İkinci kısımda ise bu yaşam öyküsünde aktarılan bilgilere dayanılarak kendisinin müzik tarihindeki yeri saptanmış ve yaşam öyküsünün önemli notları kronolojik bir biçimde sıralanmıştır. Buna ek olarak yapıtları ve diskografisi aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pablo, Casals, Müzik, Viyolonsel

BiyografiCasals, PabloKatalanlar+5
Ahmet Can Dağlıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Barok Çağdan günümüze kadar kontrbasın gelişimi ve önemi

Bu tez çalışması, Barok Dönemden günümüze kontrbasın yapısal evrimini, teknik ve müzikal özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemek amacı ile yazılmıştır. Tarihsel süreçte kontrbas icra biçimi, akort ve yay sistemi gibi önemli konularda çeşitli değişim ve gelişmelere uğramıştır. Zaman içerisinde orkestra ve solistlik icra alanlarındaki önemi artmış ses rengi açısından önemli bir çalgı haline gelmiştir. Yaylı çalgılar ailesinin en iri yapılı ve en kalın sese sahip olan çalgısıdır. Kullanım alanı klasik batı müziği ile sınırlı kalmamış, bunun dışında da birçok müzik türünde değer görmüş ve üzerine besteler yapılmıştır.

Barok ÇağKontrabasMüzik tarihi+3
Gevher Beliz Canbulat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kornonun müzik tarihi dönemleri içerisinde yapısal değişimi ve bu dönemler içerisinde Klasik Batı Müziği orkestraları içerisindeki kullanım süreci

Bu tez çalışmasında, kornonun tarih öncesi çağlardan başlayan kökeninden itibaren günümüze kadar uzanan zaman diliminde geçirdiği tüm yapısal değişiklikler ve müzik tarihi dönemleri içerisinde klasik müzik orkestralarında kullanım süreci, literatür tarama yöntemi ile araştırılarak ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Araştırmanın asıl konusu olan, besteciler tarafından kornonun geçirdiği yapısal değişikliklerle beraber orkestralarda nasıl kullanıldığını daha iyi açıklayabilmek için, aynı zamanda Orta Çağ'dan başlayarak bu değişimleri geçirdiği müzik dönemleri ele alınmış ve bu dönemler sadece genel özellikleri bakımından incelenmiştir. Araştırmanın her bölümünde müzik tarihi döneminin genel özellikleri, kornonun o dönem içerisinde geçirdiği yapısal değişiklikler ve o dönem içerisinde besteciler tarafından orkestra eserlerinde kornonun kullanım tercihleri ayrı ayrı başlıklar halinde yer almaktadır. İlk olarak haberleşme amacıyla kullanılan ve özellikle Orta Çağ'dan itibaren zamanla gelişerek yeni yetiler kazanan korno, Barok Dönem itibariyle orkestralarda yer almaya başlamış ve Klasik Dönem itibariyle orkestranın vaz geçilmeyen bir üyesi olmuştur. Ayrıca solist çalgı olarak da ilgi gören korno için birçok konçerto, sonat vb. eserler bestelenmiştir.

Klasik batı müziğiKornoMüzik tarihi+2
Artunç Çoruh
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti üzerine bir inceleme

Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne müzik geleneğinin resmî ve devlet nezdinde sürekliliğinin gözlemlendiği en önemli kurum Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti'dir. Cumhuriyet'in ilanından sonra görevine başkent Ankara'da devam eden Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti, orkestra, bando ve fasıl topluluğuyla Musıka-i Hümayûn'dan devraldığı teşkilat yapısını ve kadrolarını aynen sürdürmüştür. Ancak Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti'nin orkestra ve bando şubeleri günümüzde aynı görevleriyle devam ederken Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti varlığını devam ettirememiştir. Atatürk'ün akşam fasıllarında ve sohbetlerinde yanından eksik etmediği, halka açık geleneksel müzik konserleri vermesini emrettiği, devlet ricalinde verdiği konserlerin yanında plak çalışmaları da yapan ve yurt gezilerinde kendisine refakat eden Fasıl Heyeti Atatürk tarafından büyük destek görmüştür. Bu desteğe rağmen Atatürk'ün vefatından altı yıl öncesine kadar faaliyetlerini sürdürmüş ve 1932 yılında görevini tamamlamıştır. Bu çalışmada; Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin müzik kültürü açıdan öneminin araştırılmasının yanında kurumun geçirmiş olduğu tarihsel süreci, kurumsal yapısı, mensupları ve sanat faaliyetlerine ait bilgilerin arşiv belgeleri aracılığıyla ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada ele alınan Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'ne ait belgelerin kullanımı, belgelerin tahlil edilerek elde edilen bulgular ile kuramsal bilgilerin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma neticesinde elde edilen kuramsal bilgilerin benzer ve farklılıklarının tespit edilmesi bakımından önem arz etmektedir. Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti hakkında gerçekleştirilen ilk lisansüstü tez çalışması olması, müzikoloji eğitimine katkı sağlaması, müzik tarihi alanında çalışma yapacak araştırmacılara kaynak oluşturması ve buna benzer çalışmalara ışık tutması bakımından önemli olarak görülmektedir. Bu araştırmada; arşiv tarama, kaynak tarama, görüşme, doküman ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Kurumun tarihsel süreci, yapısı, faaliyet alanları ve mensuplarına ilişkin bilgilerin doğruluğu arşiv kaynaklarıyla tespit edilmiştir. Atatürk'ün hastalığının giderek kötüye gittiği dönemlerde fasıl heyetinin işlevini yitirdiği ve vefatından sonra lağvedilerek tarih sayfasından kaybolduğu görüşünün aksine Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin 1924-1932 yılları arasında beş dönemde varlık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Kurumun teşkilat yapısı, idareci ve sanatçıların tespiti, özlük hakları hakkındaki bilgiler ve gerçekleştirdikleri sanat faaliyetleri olmak üzere arşiv belgeleriyle ortaya konmuştur. Eldeki bulgular neticesinde Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin Atatürk'ün kişisel müzik düşüncesinden ziyade devletin müzik politikalarında gerçekleştirilen reformlar sebebiyle 1932 yılında personelin sivilleştirilerek heyetin işlevinin tamamlanmasının sağlandığı ve fiili hayatının sona erdiği sonucuna varılmıştır.

FasılFasıl müziğiMüzik tarihi+3
Onur Altıntuğ
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Platonculuğun Osmanlı mûsikî nazarîyatı modelleri üzerindeki etkileri

İnsan sembolleştiren bir canlıdır ve sembolik bir evren içinde yaşamaktadır. İnsan, anlam arayışını bu düşünsel alanda gerçekleştirmekte, bu çabasına ancak sembolleri üretirken, yorumlarken ya da sembolik ifadeleri kavrarken erişmektedir. Kültürel kodlar ve geleneklerin sürekli olarak yeniden yorumlamasıyla, yeni bir semiosis evreni oluşmaktadır; öyle ki bu evren bir yorumlayanlar ağına göre yapılandırılmıştır ve sürekli olarak hakikat hakkında söylenenleri ya da hakiki olduğuna inanılan şeyleri kaydetmektedir. Bu yapılanma ise zamanla kendine özgü farklı düşünce biçimleri geliştirerek semiyosferin içinde gömülü, ezoterik bilgi gelenekleri üzerinden aktarılan ya da yorumlanan bir sembolik anlam ağının oluşmasına yol açmıştır. İnsanın etrafında mevcut olan metafizik gizemi, başka bir ifadeyle kozmolojik ve ontolojik tartışmalar dahilinde 'Tanrı-Âlem-İnsan' arasındaki ilişkiyi, bu ilişkiler ağında insanın konumlanışını anlamlandıran, bir anlamda kozmik ve ontolojik işleyişe konu olan bilginin, müzik aracılığıyla anlaşılıp yorumlanmasını konu edinen spekülatif teori, hermetik bilgiyle harmanlanmış sembolik düşünce çerçevesinde yorumlanarak aktarılmış, böylece müzik teorisi geleneğinde de özel bir sembolik ifade alanı oluşmuştur. Yeni Platoncu kavrayışla yeniden yorumlanan bu sembolik ifade modeli, bir anlamda Yeni Platonculuğun İslamî bir yorumu olan tasavvuf öğretisine eklemlenmiş İşrakî yönelimlerin etkisiyle, Osmanlı dönemi Türk müziği teorisi metinlerine de konu edilerek, XV. yüzyıldan XIX. yüzyıla dek kaleme alınmış nazarî eserlerde önemli bir bilme modeli oluşturmuştur. Çalışma, 'Yeni Platonculuğun Osmanlı mûsikî nazariyatı modelleri üzerinde nasıl bir etkide bulunduğu' sorusundan yola çıkılarak hazırlanmış, bu amaçla öncelikle Yeni Platonculuk hakkında genel bir çerçeve çizildikten sonra bu düşüncenin müzik teorisi alanında nasıl konumlandığı, yine bu düşüncenin Yunanî bilgi dahilinde İslam dünyasına nasıl aktarıldığı ve Osmanlı epistemesi içerisinde kendisine nasıl bir alan bulduğu konuları tartışılmış, nihayetinde Yeni Platonculuğun etkilediği nazarî metinler üzerinde hermeneutik bir okuma yapılarak söz konusu etkilerin açıklığa kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çaba dahilinde söz konusu metinlerin ilişkisel tarih araştırmasıyla epistemolojik dayanağına temas edilmiş, bunun yanında tespit edilen kaynaklarda yer alan kürelerin müziği, sudûr nazariyesi, hermetik bilgi geleneği ve sır kültürü, mikrokozmos-makrokozmos ilişkisi, dört asıl-dört unsur anlayışı gibi Yeni Platoncu sembolik ifadelerle oluşan semiyosfer gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

Kültür tarihiMistik sembollerMüzik felsefesi+6
Hüseyin Cem Esen
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk makam müziği vokal performanslarında gelenek-modernite eksenli dönüşümler

Türk makam müziğine dair vokal icra örneklerinin, 20. yüzyıl başlarında ses kayıt yöntemleri yoluyla tespit edilmiş olması, farklı icra stillerinin incelenmesine ve karşılaştırılmasına olanak vermektedir. Söz konusu icra kayıtları vasıtasıyla sanatçıların tavır detaylarını, teknolojinin el verdiği ölçüde; fonetik yapı, ses ve nefes kullanımı, perde baskıları, süsleme elemanları, nüanslar, metronom tercihleri, doğaçlama yöntemleri vb. açılardan incelemek mümkündür. Öte yandan, üstaddan talebeye aktarılan bu tavır birikimleri, arka plânda son derece zengin kültürel kodlar taşımaktadır. "Gelenekten" uzaklaştıkça içyapısında kayda değer farklılaşmaların dikkatleri çektiği bu ortak üretimler, geleneksel icra anlayışlarının tanımını zamanla muğlâklaştırmıştır. Bu anlayışların sanatsal doğasını doğru incelemek adına, mevcut sesli kayıtların estetik özelliklerini doğru değerlendirmek gerekmektedir. Bu çalışma, ilk elden sesli kayıtlar, sözlü tanıklıklar ve yazılı belgeler ışığında, ses kayıt tarihinin önde gelen ses ustalarına ait performans pratiklerine dair temel çıkarsamalar yapmayı ve icracılığın doğasını gelenek-modernite ekseninde ayrıntılı olarak betimlemeyi amaçlamaktadır. Bu yolla söz konusu araştırma verilerini elden geldiğince nesnel ve kapsamlı bir yorum süzgecinden geçirmek ve bu kavramsal çatıyı sağlam bir temele oturtarak makamsal ses sanatının 20. yüzyıldaki seyrini mercek altına almak gerekecektir. Nitekim söz konusu seyrin değişken parametreleri, sanatçıların aldıkları eğitimler ve icra standartları açısından elde ettikleri yeni performatif birikimlerle doğru orantılı olarak, yeni kavramsal çerçevelerin geliştirilmesi ihtiyacına işaret etmektedir. Bu ihtiyacın karşılanabilmesi adına mütevazı bir giriş niteliği taşıyan bu çalışma, bütüncül eksende yeni performans kriterleri ve değerlendirme ölçütlerine alan açma/ilham verme, onlara kaynaklık etme/kaynak temin etme ve özellikle makam müziğinin işlendiği coğrafyalardaki vokal tınıların bilimsel temellere dayanarak tasvir edilmesi için bir kılavuz olma amaçlarını taşımaktadır. Dolayısıyla klâsik Türk müziği icra tarihinin özellikle 19. ve 20. yüzyıllardaki vokal icra seyrine ışık tutabilecek eldeki dağınık bilgi kümelerini doğru şekilde birleştirerek, elle tutulur veriler oluşturmak, bu karmaşık duysal yapıyı anlamlandırabilmek adına zorunlu görünmektedir. Bu bakımdan günümüzde vokal icra bağlamındaki müzikoloji literatüründe genellikle mesafeyle yaklaşılan süreç odaklı, geniş bir zaman dilimine yayılan ve üzerinde çalışılacak fazlaca veri içeren inceleme ve araştırma örnekleri, potansiyel olarak taşıdıkları kapsayıcılık ve çoklu kıyas imkânlarına rağmen hâlen sınırlı sayıdadır. Bu sınırlılık olgusundan hareketle süreç ve zamansallığı merkeze alan, icranın tarihsel seyrine ve nitel açıdan kırılma noktalarına odaklanarak, bunların yazılı belgeler ve işitsel verilerle karşılaştırmasını yapmak, bu çalışmanın seyir hattını oluşturmaktadır. Kabaca geleneksel icra anlayışlarında gözlenen tavır farklılıklarının ve geçirgenlik noktalarının tespit edilmesi ile toplumsal dönemeçlerle eş zamanlı olarak seyreden kırılma, sadeleşme, farklılaşma ve dönüşmelerin ses dünyasındaki seyrinin takip edilmesi bir ön koşul olarak yorumlanabilir. Çalışmanın doğası gereği nitel araştırma yöntemi ile betimsel yöntem ve tarama modeli bir arada kullanılmıştır. Bu yolla konuyu derinlemesine araştırarak, bütüncül yaklaşım prensibinden hareketle her türlü bilgi toplama sürecine açık bir araştırma süreci tercih edilmiştir. Ayrıca araştırma verileri kendi koşulları içinde, olduğu gibi ele alınmış, mevcut durumları saptanarak tanımlanmış, özellikleri tasvir edilmiş, veriler arası ilişkiler saptanmış; "Ne idi?", "Nedir?", "Ne ile ilgilidir?" şeklindeki sorular yanında, "Niçin?", "Nasıl?", Ne şekilde?" gibi sorulara da cevap aranmıştır. Bu yöntemsel detaylardan hareketle Türk müziği vokal icra sanatında baskın bir konumu olan klâsik tavrın, teorik ve pratik açıdan icracı jargonundaki basmakalıp, genel geçer kullanımlarının çok ötesinde nitelikler taşıdığı ve sanılanın aksine, performatif açıdan son derece zengin bir altyapıdan beslendiği saptanmıştır. Diğer tavırlarla etkileşim içinde olan klâsik tavrın çevrelediği kültürel ve performatif dinamikler, geliştirilmeye açık yüklü potansiyelleriyle 20. yüzyılın icra seyrinde bambaşka yörüngeler oluşturmuştur. Bir kısmı bugün bile yeterince açık olmayan bu dinamiklerin oluşturacağı bütüncül bakış, içinde bir tür anakronizm potansiyeli barındırsa da, Türk müzik tarihi ile ses sanatının kesişim noktalarını birleştirerek daha sağlıklı bir temel üzerine kurabilmek adına bu çalışmada temel bir düstur olarak benimsenmiştir.

Din dışı müzikKlasik Türk müziğiKlasik müzik+7
Murat Birer
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi süreçte Isfahân ve Isfahânek seyrinin incelenmesi ve kullanıldığı terkîblerin tespiti

Gelenekli Türk Müziği'nin tarihi gelişimi içerisinde XIII. Yüzyıldan günümüze kadar nazariyeciler tarafından çeşitli Isfahân tarifleri verilmiştir. Bu tarifler incelendiğinde Isfahân seyri hakkında nazariyecilerin genel itibariyle ortak bir kanıda bulunmadığı gözlemlenmektedir. Bu bağlamda Isfahân seyrinin tarihi süreçte uğradığı değişimleri tespit edebilmek için çalışmamızda öncelikli olarak Gelenekli Türk Müziği terminolojisinde kullanılan perde, seyir, makam ve terkib gibi kavramların açıklamaları yapılmıştır. Çalışmamızın devamında XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar nazariyecilerin verdikleri nazari Isfahân tariflerinin karşılıklı olarak kıyaslamaları yapılmış ve nazari seyir tabloları oluşturulmuştur. Tariflerin kıyaslamalarına ilaveten Isfahân örnek eserler Emrah Hatipoğlu'nun eser analiz yöntemiyle analiz edilmiş ve bu analizler sonucunda Isfahân seyri üç farklı şekilde sınıflandırılmıştır. Örnek eserlerin analizi sonucunda tespit edilen Isfahân seyri bu sınıflandırma üzerinden değerlendirilmiştir. Isfahân seyrini kullanan terkiblerin tespiti için de aynı yöntem kullanılmıştır.

BestekarlarBestelerMakamlar+7
Yakup Selim Şenel
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin "Türk müzik tarihi" dersine yönelik tutum ve akademik başarıları arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından değerlendirilmesi

Bu araştırma, Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin Türk Müzik Tarihi dersine yönelik tutumlarını, öğrenciye ait farklı değişkenler açısından incelemek ve öğrencilerin tutumlarını olumlu ve olumsuz etkileyen faktörler ile dersin işlenişine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada bütüncül bir yaklaşımla nicel ve nitel boyutlu betimsel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalı 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Türkiye'deki 12 üniversitenin Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim Dallarının 2., 3. ve 4. sınıflarında 2010-2011 eğitim öğretim yılında öğrenim gören toplam 871 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma ile ilgili veriler araştırmacı tarafından geliştirilen Türk Müzik Tarihi Dersi Tutum Ölçeğiyle elde edilmiştir. Ölçek üç bölümden oluşmaktadır. Ölçeğin birinci bölümünde öğrencilere ait kişisel bilgilere, ikinci bölümünde olumlu algı, olumsuz algı ve dersin işlevi alt boyutlarına ilişkin toplam 40 maddeden oluşan tutum maddelerine, üçüncü bölümde ise görüşme sorularına yer verilmiştir.Araştırmanın amacı ve ana problemi çerçevesinde oluşturulan alt problemlere ilişkin toplanan nicel verilerin istatistiksel çözümlemelerinde SPSS 19.0 paket programından, nitel verilerin çözümlemelerinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. İstatistiksel sonuçlar 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Çalışmada Kolmogorov-Smirnov Testi ile verilerin normal dağılıma uyup uymadığı incelenmiştir. İki grubun karşılaştırılmasında Independent Sample t Testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuşsa, hangi grupların birbirinden farklı olduğunun tespit edilmesi için Çoklu Karşılaştırma (multiple comparisons) testlerinden Tukey Testi uygulanmıştır. Grupların karşılaştırılmasına ilişkin testlerde varyans homojenliği varsayımı Levene Testi ile incelenmiş ve hangi test istatistiğinin dikkate alınacağına karar verilmiştir. Boyutlar arasındaki yordamaların ve ilişkilerin tespit edilmesi için Regresyon Analizi ve Korelasyon Katsayılarından yararlanılmıştır.Araştırmanın bulguları sonucunda öğrencilerin Türk Müzik Tarihi dersine ilişkin tutumlarının olumlu olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin Türk Müzik Tarihi dersine ilişkin tutumlarının üniversitelere, devam ettikleri sınıflara, cinsiyete, bireysel çalgı ve çalgı gruplarına, üniversiteye geldikleri bölgelere , babalarının eğitim durumuna, ailelerinde Türk Müziği ile ilgilenen bireylerin bulunma durumuna, ailelerindeki Türk Müziği ile ilgilenen bireylerin akraba yakınlık derecesine göre anlamlı düzeyde fark olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin akademik başarı puanları ile tutum ölçeği alt boyutları arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemli bulunmamış ve tutum alt boyutlarının öğrencilerin akademik başarı puanı üzerinde yordayıcı etkisinin olmadığı saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin tutumlarını olumlu ve olumsuz etkileyen faktörler ile öğrencilerin dersin işlenişine ilişkin görüşleri tespit edilmiş, bu bulgular ışığında öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Müzik Öğretmenliği, Tutum, Türk Müzik Tarihi, Öğrenci Görüşü.

Akademik başarıMüzik dersiMüzik eğitimi+5
Burçin Uçaner
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Harputlu Emînhafızzâde Ahmed Arifî Bey'in hayatı ve bestelemiş olduğu eserlerin tür ve biçim yönünden incelenmesi

Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde hazırlanmış olan bu yüksek lisans tezinde Harputlu Eminhâfızzade Ahmed Arifî Bey'in hayatı, ailesi ve yakın çevresi, memuriyeti, edebi yönü, hattatlığı, mûsikîşinaslığı, sazendeliği, hanendeliği, besteciliği, eserleri ve bu eserlerin makamsal analizleri yer almaktadır. TRT, devlet koroları, üniversite kütüphaneleri ve özel arşivlerde yapılan araştırmalar sonucu Arifî Bey'in on iki adet bestesi tespit edilmiş, ancak bunlardan altısının notasına ulaşılmış, notasına ulaşılan eserlerin farklı kaynaklardan yazılmış nüshaları elde edilerek, bu eserlerin tür ve biçim yönünden incelemeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmed Arifî Bey, Bestekâr, Mutasarrıf, Türk Mûsikîsi, Makam, Usûl, Analiz.

Ahmed Arifi BeyBestekarlarBesteler+7
Emrah Çümendir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

XII-XV. yüzyıllarda Anadolu'da musiki ve eğlence kültürü

Tarih boyunca müzik, insanların duydukları; hüzün, korku, endişe gibi duygularını unutturup, dinlenmeleri, farklı duygular yaşayabilmeleri, eğlenmeleri için bir araç olmuştur. Müziğin, insanı dinlendirirken, bir yandan da ruhen ve bedenen tedavi edici etkileri de zamanla gün yüzüne çıkmıştır. Türkler, Orta Asya'dan Anadolu'ya yurt kurmalarına kadar geçen zamanda, müzik ve eğlence ile iç içe olmuştur. Hunlardan itibaren, müzik eğlencenin biri unsuru olmaktan öteye geçip, sanat dalı olarak da büyük ilerlemeler göstermiştir. Türkler, İslamiyetten sonra Arap ve Fars kültürünün de etkileriyle, müzik ve eğlence kültürlerini zenginleştirmişlerdir. XII. ve XV. Yüzyıllar yalnız siyasi değil, sosyo-kültürel açıdan da Anadolu tarihi için önemli dönemlerdir. Gerek Anadolu Selçuklu gerekse sonrasında gelen Osmanlılar, Anadolu'yu siyasi, sosyal, kültürel ve sanatsal alanlarda, önde tutmayı başarmış devletlerdir ve bu devletleri kuran Türkler, eğlenmeyi, gülmeyi, kutlamaları oldukça coşkulu yaşamış, bu coşkularına eşlik etmesi için de en büyük aracı olarak müziği ve eğlence öğelerini kullanmışladır. Soylu kesimden halk kesimine kadar eğlencenin büyüklüğü, ve şaşası onu düzenleyenin de gücünü temsil ettiğinden, eğlence sektörü oldukça önemli bir etkinlikti. Bu sektörde çalışanlar, ister mektepli, ister alaylı olsun, amaç, müzik için farklılık ve güzellikler sunmaktı. Milletlerin, eğlenme şekilleri ve eğlenmeye bakış açıları, bunun için kullandığı müzik ve oyunlar, bir nevi o milletin kültürel karakterini oluşturmaktadır. Kaldı ki, Anadolu'da ortak eğlence öğelerinin yanı sıra, yöreden yöreye farklılık gösteren eğlence ve müzik tarzları da, zengin bir milli kültürün ve kültür karmasının göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Müzik, Anadolu, Türkler, Eğlence, Kültür,

AnadoluEğlencelerMüzik+3
Betül Türk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kabak Kemane ile Azeri Kamançası'nın yapı ve icra tekniği açısından karşılaştırılması

Tarihin erken dönemlerinden beri farklı isimlerle anılan çalgıların farklı coğrafyalarda ait oldukları kültürleri temsil eder hale geldiği bilinmektedir. Kültürlerin temsilcileri mahiyetinde olan Kabak Kemane ve Azeri Kamançası da birbirinin varyantı olarak adlandırabileceğimiz ve müzik tarihi içinde aynı isimlerle ya da bazen farklı isimlerle anılmış iki kardeş çalgıdır. Çalışmamızda bu iki çalgı, organolojik açıdan incelenmiş, hem teknik hem de tarihsel süreçlerini açığa çıkartacak bilgilere yer verilmiştir. Bunların dışında, bu çalgıların icracıları ile görüşülerek, adı geçen sazların günümüzdeki yeri, önemi ve kullanım şekilleri hakkında bilgiler alınmış, geçmişle günümüz arasındaki bağın durumu tespit edilmeye çalışmış ve gelecekteki durum hakkında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kabak Kemane, Azeri Kamançası, Kabak Kamança, Müzik, Müzik Tarihi.

AzerbaycanKemaneKemençe+4
Semih Sezer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Braille nota sistemi ile Türk musikisi basit makamları

Türk Musikisi, tarih boyunca büyük coğrafyalara yayılmış, derin ve köklü geçmişe sahip, zengin ve ihtişamlı bir musikidir. Bu büyük mirasa alâkadar olan herkesin, musikimizi öğrenerek sahip çıkması gerekir. Bu çalışma, musikimizin nazari kısmının görme engellilerin kullandığı Braille yazı formatında, onların istifadelerine sunulmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Braille yazı ve nota sisteminin tarihçesi ile Louis Braille'nin hayatı ele alınarak Braille alfabesindeki harfler, semboller ve müzik işaretleri şablonlar halinde verilmiştir. İkinci bölümde, Türk Musikisi'nde makam ve makamı oluşturan unsurlara (dizi, seyir ve onların alt başlıklarındaki kavramlara) değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Arel - Ezgi - Uzdilek sistemindeki basit makamlar incelenmiş ve birer örnek eser verilmiştir. Türk Musikisi'ni öğrenmek isteyen görme engellilerin, ellerinde konuyla ilgili kaynak oluşmasını sağlamak amacıyla da hazırlanan bu çalışmanın üçüncü bölümünde, incelenen makamlar ile örnek eserler, Braille yazı formatına çevrilmiştir. Anahtar Kelimeler: Braille, Görme Engelli, Türk Musikisi, Arel - Ezgi -Uzdilek, Basit Makamlar.

Arel nazariyatArel, Hüseyin SadeddinBraille işaret sistemi+7
Ömer Zeki Urhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Batı müziğinin Türkiye'ye girişi ve etkileri

Müzik, insanların sosyal yönlerini ortaya koyduğu ve toplumsal etkileşimlere yol açan bir olgudur. İnsanoğlu dünya kurulduğundan itibaren müzik öğrenmeye, müzik yapmaya çalışmıştır. Doğada çıkan sesleri taklit yoluna giderek, hayvanlardan çıkan seslere benzer sesleri ortaya koyarak ve özel günlerde bunları sergileyerek müziğin temellerini atmışlardır. Hayvan derilerinden ve doğada bulunan kütüklerden enstrümana benzer aletler yapmışlardır. Zamanla müzik, insanların duygularını dışa vurmaları için kullandıkları sosyal bir nesne haline dönüşmüştür.Müzik insanları, insanlar da kültürleri etkilemiştir. Batı müziği de coğrafyamıza belli bir süreçte girmiş ve izler bırakmıştır.Osmanlının son yüzyılında kültürümüze Batı Müziği, Cumhuriyet döneminde eğitim ve kültür ?sanat politikaları da oldukça önemsenmiştir.Anahtar Kelimeler: Müzik, Bibliyografya, Muzika-i Hümayun, Çok Sesli Müzik, Cumhuriyet Dönemi Müzik

Batı müziğiMüzik tarihi
Nurettin Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti döneminde sanat (Müzik-tiyatro-sinema)

Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde "belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım" tanımıyla karşımıza çıkan sanatın, farklı dallarında çıkan eserleri vasıtasıyla döneminin özelliklerini anlama noktasında faydası tartışılmaz. Sanatçının yaşadığı toplumu çözebilmek, toplumla sanat arasındaki münasebeti kavrayabilmek, devletin sanata yaklaşımını görebilmek adına tarih ile sanat birlikte ele alındığı vakit geçmiş dönemlerin daha iyi anlaşılabileceği muhakkaktır. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ABD ile yakın ilişkiler içerisine giren Türkiye'de en fazla işitilmeye başlanan kelime "demokrasi" olmuş ve bu kelimenin içi çok partili hayat ile doldurulmaya çalışılmıştır. Oldukça eksik olan bu algının etkisiyle 1945'te Türkiye çok partili hayata geçmiştir. 7 Ocak 1946'da kurulan Demokrat Parti ise 14 Mayıs 1950 Genel Seçimleriyle iktidara gelmiş, 27 Mayıs 1960 Darbesi ile siyasi hayatı sona ermiştir. On yıllık Demokrat Parti dönemi, Türkiye'de ve dünyada savaş sonrasındaki toplumsal rahatlama ve demokrasi söylemlerinin yoğunlaştığı bir zamana denk gelmiştir. Bu söylemler her zaman olumlu manada olmamış, 1946'dan 1954'e değin demokrasinin savunuculuğunu yapan Demokratlar, 1954 Gene Seçimlerinden 27 Mayıs 1960'a kadar demokrasiyi geri plana itmekle suçlanmışlardır. Demokrasi ortamında serbestlik ve hürriyet kavramları da daha fazla gündeme gelmektedir. Buradan hareketle 1950li yıllarda Türkiye'de toplumun her kesiminde bu kavramlarla ilgili his ve fikir beyan edenler olmuştur. Bu noktada beyanda bulunanlar, baskıya da maruz kalınabilmiştir. Toplumsal söylemlerde etkileyici rol oynayanlar, sadece o gün değil, her dönemde özellikle sanatçılar olmuştur. Demokrat Parti döneminde sanatçıların sanatlarını icra edebilme noktasında demokrasinin derecesini belirleme rolleri de söz konusudur. Herhangi bir kısıtlama veya önceki yahut sonraki döneme nazaran rahatlama olup olmadığına bakılarak siyasilerin sanata dair yaklaşımları da ortaya konabilir. Hazırlanan tezde Demokrat Parti'nin sanata bakışı, dönem halkının sanata yaklaşımı, sanatın ve sanatçıların siyasileri ve toplumu algılama durumu üzerinde durulmuştur. Sanatın geniş kapsamlı olması dolayısıyla tez içinde sinema, tiyatro ve müzik ele alınmıştır. Bu seçim yapılırken "sanatın halka en fazla inebilen kolları hangisidir?" sorusu belirleyici olmuştur.

Cumhuriyet DönemiDemokrat PartiMüzik+6
Elif Sucuoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

16. ve 17. yüzyıl sâki-nâmelerinde mûsikî unsurlar (İnceleme)

Bu çalışma 16. ve 17. yüzyıl sâki-nâmelerini ele almış, dönemin önemli divan, mesnevi, kaside ve sâki-nâmeleri incelenmiştir. Araştırma ve incelemelerimiz sonucunda ortaya çıkan sâki-nâmeler büyük bir titizlikle incelenmiştir. Eserlerde her beyit içerisinde yer alan mûsikî terimleri tespit edilmiş ve günümüz Türkçesine çevrilerek anlamları eser içinde açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamız dört bölümde incelenmiştir. Dönemin Osmanlı mûsikîsi bu çalışmada yol gösterici kaynağımız olmuştur. Sâki-nâmeler hakkında detaylı bilgi verilerek tarihi gelişimleri göz önüne konulmuştur. Müzik ve müzik formları da ele alınıp incelenmiştir. Türk mûsikîsinin şiir ile ilişkilendirildiği bu çalışma, dönemin mûsikî anlayışı ve şiir ile hitabından gelen güzelliği ortaya koymaktadır.

16. yüzyıl17. yüzyılDin dışı müzik+7
Özlem Pınarbaşı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin çok sesli müzik tarihinde senfoni orkestralarının yeri ve önemi (1826-1975 dönemi)

Bu yüksek lisans tezinde, senfoni orkestralarının Türkiye müzik tarihindeki yeri ve önemi 1826 yılından 1975 yılına kadar olan dönemde incelenmiştir. Çalışmada müzik, çok sesli müzik ve orkestra kavramları temellendirilerek, çalışmaya konu edilen dönemde ülkemizin çok sesli müzik tarihinde devlet senfoni orkestralarının kuruluşları, tarihsel süreçlerindeki önemli gelişmeler, gelişimleri ve diğer müzik kurumları ile olan ilişkileri değerlendirilmiştir. "Türkiye'nin Çok Sesli Müzik Tarihinde Senfoni Orkestralarının Yeri ve Önemi (1826-1975 Dönemi)" konulu yüksek lisans tezinde öncelikle, Anadolu ve komşu coğrafyalardaki ilk müzik çalgılarından örnekler ile çok sesli müziğin gelişimine dair kısa bir tarihçe sunulmaktadır. Devamında, Türkiye'deki çok sesli batı müziğinin icra edilme süreci, 1826 yılında Muzikâ-i Hümâyun'un kuruluşundan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının 1975 yılına kadar olan tarihsel gelişimi, ilgili dönemdeki önemli gelişmelerden örneklerle ve mülga ve mer'i birincil ve ikincil mevzuatlar çerçevesinde bütünsel bir bakış açısı ile aktarılarak, literatüre katkı sunulması hedeflenmektedir. Anahtar kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Devlet Senfoni Orkestraları, Müze, Müzik Tarihi.

Batı müziğiBatı müziği çalgı topluluklarıMüzik+6
Gözdegül Aslan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Aktif öğrenmenin müzik tarihi dersine ilişkin başarı, tutum ve özyeterlik üzerindeki etkisi

Bu araştırma, aktif öğrenme yöntemlerinin müzik öğretmeni adaylarının Müzik Tarihi dersine ilişkin başarı, tutum ve özyeterlikleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deney deseni kullanılmıştır. Araştırma 2007-2008 öğretim yılında Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nın 1. sınıfında öğrenim gören 29 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Müzik Tarihi dersleri deney grubunda aktif öğrenme yöntemleri ile, kontrol grubunda edilgin öğretim yöntemi ile yürütülmüştür.Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Müzik Tarihi Dersi Başarı Testi, Müzik Tarihi Dersine İlişkin Tutum Ölçeği ve Müzik Tarihi Dersine İlişkin Özyeterlik Ölçeği kullanılmıştır.Araştırma sonuçları, aktif öğrenme yöntemlerinin müzik öğretmeni adaylarının Müzik Tarihi dersine ilişkin başarıları, Müzik Tarihi dersine ilişkin tutumları üzerinde anlamlı düzeyde etkili olduğu yönündedir. Ancak aktif öğrenme yöntemleri müzik öğretmeni adaylarının Müzik Tarihi dersine ilişkin özyeterlikleri üzerinde anlamlı farklılık yaratmamıştır.

Aktif öğrenmeBaşarıMüzik tarihi+2
Ceren Saygı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk mûsikîsinde ferahnâk makâmı ve tarihsel gelişimi

Bu araştırma; Türk müziği makâmlarından olan ferahnâk makâmının çıkış noktasının saptanmasını, tarihsel süreç içerisindeki gelişimini, kurallarını ve ferahnâk makâmında bestelenmiş eserlerin tekrar notaya alınarak incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmaya veri sağlamak amacıyla TRT Klasik Türk Musikisi Repertuvarı kullanılmış, repertuvardaki ferahnâk eserler yeniden notaya alınarak incelenmiştir. Ferahnâk makâmının tarihsel süreçte nasıl geliştiği ve günümüzdeki kullanım şekli açıklanmış, elde edilen bulgular ışığında kişisel yorumlar katılarak, ferahnâk makâmının daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir.

Ferahnak makamıMakamlarMüzik+6
Emre Üstgül
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Viola D'amore'un yapım süreci ve geleneksel Türk müziği topluluklarında kullanımı

Bu araştırma; Türk müzik tarihinde 17. ve 18. yüzyıllarda önemli bir yeri olan ve unutulmaya yüz tutan Viyola D'amore (sine keman) çalgısının Türk müzik kültürünün bir parçası olarak yeniden gündeme getirilmesi ve işlevsellik kazandırılması amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma, iki boyutta ele alınmıştır. Öncelikle Türkiye'de sayılı örneği bulunan Viola D'amore çalgısı, ulaşılabilen kaynaklar ışığında yeniden yapılmış, yapım aşamaları resimlendirilmiş ve ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan "Viola D'amore'un Yapım Süreci ve Geleneksel Türk Müziği Topluluklarında Kullanımı Nedir?" çerçevesinde, yapılan Viola D'amore çalgısı ile ilgili uzman görüşleri ele alınarak değerlendirilmiş, ulaşılan bulgular sonucunda araştırmanın problemlerine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Viola D'amore, Viola D'amore Yapımı, Türk Müziği.

Müzik aletleriMüzik tarihiSine keman+5
Aslı Yıldırım
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

III. Selim'in ağır ve yürük semâilerinin usûl-arûz vezni ilişkisi yönünden incelenmesi

Bu araştırmada Sultan III. Selim'in söz Mûsıkîsine ait formlarından Ağır ve Yürük Semâi eserlerini usûl-arûz vezni ilişkisi yönünden incelenmesi yapılmıştır. Sultan III. Selim'in bestelediği güftelerinde dönemin diline göre anlaşılırlık ön planda olmuştur. Bu araştırmanın amacı, Sultan 3. Selim'in bestelemiş olduğu sözlü eserlerin, ağır ve yürük semâilerinin usûl-arûz vezni yönünden irdelenmesi, makam, güfte açıklamaları ve vezin şekilleri açısından analiz edilmesidir. Eser güftelerinin açıklamaları ile birlikte eser güftelerinin vezin tabloları bu çalışmanın içeriğinde bulunmaktadır. Araştırma konusu ile ilgili çeşitli yazılı kaynaklar taranmış olup, veri toplama aracı olarak kaynak taraması yöntemi uygulanmıştır. Bu tarama sonucunda III. Selim'in günümüze notası ile gelebilmiş sözlü eserlerinin tümü tablolar halinde gösterilmiştir. Araştırmada, Türk Mûsıkîsi tarihinde padişahlığının yanı sıra usta bir bestekâr olarak kabul edilen III. Selim'in terkîb ettiği makamların teorik bilgilerine, güfte açıklamalarına yer verilmiş olup, ağır semâi ve yürük semâi formundaki altı adet eserinin usûl-arûz vezni ilişkisi yönünden incelemesi yer almaktadır.

Aruz vezniAğırsemaiBiçim+7
Sinem Gözcü
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
11
Master'sOpen AccessTR

Paul Hindemith' in Ludus Tonalis eserinin incelenmesi ve bu yapıda örnek eser yazılması

Bu çalışmada 20.yy'ın önemli Alman bestecisi olan Paul Hindemith ve onun ?Ludus Tonalis? adlı eserinin dünya literatüründeki yeri ve önemi incelenmiştir. Hindemith' in besteci, eleştirmen ve nazariyatçı olarak müzik tarihine kazandırdığı eserlerin gün ışığına çıkartılması, onun daha iyi anlaşılması ve yorumsal tekniklerin geliştirilmesi adına bu araştırmanın pek çok müzisyene yol göstermesi amaçlanmaktadır. Paul Hindemith; eskiden beri süre gelen armoni, kontrapunkt, ve tonalite sistemlerinde yeniliklere doğru giderek, güçlü bir polifoninin kullanıldığı eserlerinde kendi armoni isteminin kurallarını ortaya koymuştur. Bu inceleme Ankara Devlet Konservatuarı'nın da kurucularından olan Paul Hindemith' in daha iyi tanınmasını sağlayacak aynı zamanda eserlerinin icrasında karşılaşılacak zorlukların verilen örneklerle somutlaştırılıp daha kolay icra edilmesine olanak sağlayacaktır.Araştırmanın sonucunda müzisyenin ? Ludus Tonalis ? adlı eserinin, bulunduğu zamanın koşullarındaki müzik ortamına iyi bir kaynak olduğu bilinmektedir. Böylece bu araştırmanın müzikal analizi; günümüz besteci ve araştırmacılara yol gösterici olarak kaynak yardımcı olması da amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler:Ludus Tonalis, Paul Hindemith

BestekarlarHindemith, PaulLudus Tonalis+2
Ahmet Kazanbal
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıldan günümüze değin geleneksel Türk sanat musikisinde kullanılan aksak usullar

Uluslararası sanat musikisinde karşılaştığımız "ölçü" ve "tartım" kavramları yerine geleneksel Türk sanat musiki sinde "usul" kavramı kullanılmaktadır. Bu kavram tartımın geleneksel bir gerçekleştirilişinden başka birşey değildir. Usullar dayandıkları tartımın kuruluşuna göre "düz" ve "ak sak", zaman içindeki sürelerine göre de "büyük" ve "küçük" diye ikiye ayrılabilir. Bu çalışmada yalnızca "aksak" usul lar yada içinde aksak kümeler bulunduran ve dolayısıyla ak sak niteliğine bürünen usullar üzerinde durulmuştur. özellikle Anadolu ve Balkanlarda yoğun olarak görülen, fakat dünyanın hemen hemen her yerinde raslanılabilen bu tür tartım kalıplarına, uluslararası musiki yazınında da Türkçe bir kelime olan aksak adi verilmiştir. Uluslararası düzeyde Türk usullarındân etkilenerek bu terimi ilk kullanan ve Türk olmıyan kişi Romen musikibilimci Constantin Brailoiu'dur. Araştırmamın giriş bölümünde aksak tartımların kökeni ve coğrafyasını kuşbakışı olsada irdelemek amacıyla görüşlerine başvurduğum Batılı araştırmacılar, (özellikle Kurt-Ursula Rein- hard, Eugene Borel, Wouter Swets) Türk usullarını ve genelde Türk musikilerinin kuramsal temellerini hâlâ eski Grek ve Bi zans musikilerinin kuramlarına dayama çabalarını sürdürmekte dirler. Fakat şunu birkez daha gördüm ki, bu çabaların geçmiş te olduğu gibi günümüzde de hiçbir bilimsel ve mantıksal teme li bulunmamaktadır. 15. yüzyıldan günümüze değin incelemeye çalıştığım gele neksel Türk sanat musikisindeki aksak usullar oldukça çeşit lilik göstermektedirler. Bu usulların tarihsel gelişim çizgi si içinde başkantıları oluştuğu gibi, diğer aksak usullarla da ilişkileri vardır. Bunun en çarpıcı örneği de 7 ve 7'nin katı birimlerdeki usullardır. Yalnızca bir kabaca saptama ve bu boyutta yapılan ilk çalışma olması dolayısıyla, araştırmamın oldukça eksik yönle ri olmasına karşın; eksikliklerin yapılabilecek daha kapsamlı çalışmalarla giderilebileceğini ümit etmekteyim.

Aksak ölçülerAksak ölçülerMakamlar+5
Yavuz Daloğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1989
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl Osmanlı geleneğinde musiki toplum etkileşimi

Bu çalışmada 19. yy. musiki geleneğimizin kimi etkilerle değişime uğrama süreci incelenmeye çalışıldı. Musiki yaşamımızın [tarihten güncele) değişim ve dönüşümünü, tutarlı sonuçlara vardırmayı erek edinerek, geniş bir tarihsel bakış açısıyla yansıtılmaya özen gösterildi. Bunun için Osmanlı Tarihi ile ilgili siyasal toplumsal ön bir araştırma yapılarak musiki geleneğimizin değişime uğradığı evreler tarihsel- toplumsal açıdan ilişkilendirilmeye çalışıldı. I. Bölüm'de 19. yy. Osmanlı Devleti siyasal ve toplumsal açıdan ele alınarak ikinci bölümde ilişkilendirilebilecek önemli tarihsel-toplumsal olaylar sergilenmeye çalışıldı. Böylece günümüze ulaşan etkilerden kökenselliğine inilerek musiki geleneğimizin ve toplumsal etkileşiminin daha iyi anlaşılmasına olanak sağlandı. II. Bölüm'de, birinci bölümde özetlenen tarihsel bakış açısı ışığında musiki geleneğimizin ve toplumsal etMeşirninin ortaya çıkış ve etki leşim sürecinin ayrıntılı bir dökümü yapıldı. 19. yy. musiki türlerinin yaşamını devam ettirme süreci ve kimi değişikliklere uğraması, musiki kurumlan, Osmanlı padişahlarının musikiye yaklaşımları, batılılaşma ve musikiye etkisi, musikicilerin ekonomik ve toplumsal durumu çalışmanın eksenini oluşturdu. Araştırma, günümüze kadar gelen etki leşim zincirinin nerelere kadar uzandığının ortaya çıkarılması yönünde bir çabayı yansıtırken birikimin benzer çalışmalara gereç oluşturabilmesi için konu olabildiğince geniş tutuldu. Etkiyen ve etkile nen tüm musikisel görüngüler, incelenmeye çalışıldı. Sonuç Bölümü'nde, musiki geleneği ve bu geleneğin toplumla olan etkileşimlerinin oluşturucu öğeleri, ortaya çıkan bulgularla sıralandı. Etkileşimlerin neden-sonuç ilişkisi, günümüz musiki yasanımın kimi kesitleriyle de örtüştürüldü.

19. yüzyılMüzikMüzik kültürü+4
Ayhan Erol
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00

Related subjects