Nedensellik testleri

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması

Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.

Borsa endeksiBorsa İstanbulGranger Nedensellik Testi+6
Muhammed Emin Aykut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal liberalizasyon ve kriz öncü göstergelerinin analizi

Dünya ekonomisinde küreselleşmeyle birlikte nedenleri ve etki alanları birbirinden farklı sayıda kriz yaşanmıştır. Özellikle, 1900'lü yıllarda artan krizler kriz öncü göstergelerinin belirlenmesine yönelik çalışmaları beraberinde getirmiştir. Artan krizler, McKinnon ve Shaw'un teorik temelini oluşturduğu finansal liberalizasyon kavramının da sorgulanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada ilk olarak, finansal liberalizasyonla ilgili teorik çalışmalar ele alındıktan sonra, 1980 sonrası finansal liberalizasyon sürecinde, Türkiye ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşümlere paralel olarak artan krizlere dikkat çekilecektir. Bunun için, Türkiye'de yaşanan 1994, 2000-2001 ve 2008 krizleri incelenecektir. Ekonometrik analiz bölümünde ise finansal liberalizasyon göstergeleri ve Kaminsky, Lizondo ve Reinhart'ın KLR yaklaşımı olarak bilinen çalışmasından esinlenilerek seçilen kriz öncü göstergeleri incelenecektir. Türkiye ekonomisi için, finansal liberalizasyon sürecinin tamamlandığı 1989 sonrası zaman aralığında, bu göstergelerin birbirleriyle olan etkileşimleri, şokların analizi ve nedensellik ilişkileri VAR modeli ve Toda-Yamamoto testi aracılığıyla araştırılacaktır. Amaçlanan, finansal liberalizasyon göstergeleri olan kredi büyümesi, reel faiz oranları ve sıcak para akımlarının kriz öncü göstergelerini olumsuz etkileyerek Türkiye'de yaşanan krizleri tetiklediğini göstermektir. Ayrıca, Türkiye ekonomisi için, kriz öncü göstergeleri üzerindeki en etkin finansal liberalizasyon göstergelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. VAR modeli ve Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre finansal liberalizasyon göstergelerinden sıcak para hareketleri ve reel faiz oranlarının kriz öncü göstergeleri üzerindeki olumsuz etkisi, bu göstergeleri açıklama yüzdesi ve nedensellik ilişkileri kredi büyümesine göre daha fazla çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal liberalizasyon, Kriz öncü göstergeleri, KLR yaklaĢımı,VAR modeli, Toda-Yamamoto nedensellik testi.

Ekonomik kriz 1994Ekonomik kriz 2008Ekonomik kriz+7
Ömer Uğur Bulut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamalarının fonksiyonel sınıflandırılmasından hareketle Türkiye'de kamu harcamaları ekonomik büyüme ilişkisinin Keynesyen görüş ve Wagner Kanunu perspektifinden açıklanması

Çalışmada Türkiye ekonomisi için fonksiyonel sınıflandırma kapsamında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvelde yer alan merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin birinci düzey faaliyetlerini temsil eden harcama kalemleri ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) arasındaki nedensellik ilişkisi 2006:Q1-2019:Q4 dönemi üç aylık verileri kullanılarak analiz edildi. Çalışmanın birinci bölümünde kamu harcaması kavramı, kamu harcamalarının sınıflandırılması, kamu harcamalarının artış nedenleri, kamu harcamalarının artışını açıklayan bazı görüşler açıklandı. İkinci bölümde Türkiye'de kamu harcamaları ve ekonomik büyümenin seyri hakkında bilgi verildi ve konuyla ilgili geçmişte yapılan çalışmalara değinildi. Uygulama aşamasında ilk olarak serilerin birim kök dereceleri Augmented Dickey Fuller (ADF) testi ve Phillips Perron testi ile incelendi. Birim kök testi sonuçlarına göre GSYİH birinci dereceden birim kök içermekteyken, kamu harcaması serilerinin bir kısmının birim kök içermediği ve bir kısmının da birinci derceden birim kök içerdiği gözlemlenmiştir. Daha sonra nedensellik ilişkisi Todo-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiş ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıladan (SLRGSYİH) Çevre Koruma Hizmetleri (SLRÇKH), Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri (SLRDKDH), Eğitim Hizmetleri (SLREH), İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri (SLRITRH), Sağlık Hizmetleri (SLRSH), Savunma Hizmetleri (SLRSVH) değişkenlerine ve Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri (SLRKDGH) değişkeninden Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (SLRGSYİH) değişkenine doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur.

Ekonomik büyümeKamu harcamalarıNedensellik testleri+2
Samet Tak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bankalar tarafından sağlanan dış ticaret kredileri ve dış ticaret hacmi arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Dış ticaret faaliyetleri ülkeler açısından temel ekonomik bileşenlerin biridir. Dış ticaret hacmi de benzer şekilde, ulusal ekonomiler bakımından başat makroekonomik dinamiklerden biridir. Nitekim ülkelerin makroekonomik performansı dış ticaret faaliyetlerinden önemli ölçüde etkilenme eğilimindedir. Bir ülke açısından dış ticaretin sürdürülmesi ve geliştirilmesi için kilit önemi haiz mekanizmalardan biri ise bankacılık faaliyetleridir. Bankalar bu rolü temelde dış ticaret faaliyetlerinde bulunan müesseselere çeşitli dış ticaret kredileri sağlayarak ifa ederler. Bankalar tarafından sağlanan dış ticaret kredileri ithalat ve ihracat kredileri gibi uygulamaları içerir. Bu açıdan bakıldığında, bankalar tarafından sağlanan ithalat ve ihracat kredileriyle ülkelerin dış ticaret hacmi arasında güçlü bir ilişki olması beklenir. Bu çalışma, Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar tarafından sağlanan dış ticaret kredileri (ihracat ve ithalat kredileri) ile Türkiye'nin dış ticaret hacmi arasındaki nedensellik ilişkisini ve bu kredilerin Türkiye'nin dış ticaret hacmi üzerindeki olası etkisini araştırmaktadır. Çalışmada incelenen dönem 2013 Şubat ile 2021 Ağustos arası olup ampirik çalışma dahilinde faydalanılan veriler aylık bazda alınmıştır. Çalışmamızda, dış ticaret kredisi sağlayan tüm bankalar: mevduat bankaları, katılım, kalkınma ve yatırım bankaları ile bunların yurt dışı şubeleri dâhil olmak üzere çalışmaya dahil edilmiş olup, dış ticaret kredisi sağlamayan banka ve finans kurumları ise çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışmada, dış ticaret kredileri ile dış ticaret hacmi arasındaki nedenselliğin mevcudiyetinin ve bu olası nedensellik ilişkisinin nitelik ve nicelik yönünden özelliklerinin tespit edilmesi amacıyla "Granger Nedensellik Testi" uygulanmıştır. Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan bankalar tarafından sağlanan dış ticaret kredilerinin (ihracat ve ithalat kredileri) Türkiye'nin dış ticaret hacmi üzerindeki olası etkisi, bu potansiyel etkinin istatistiki olarak anlamlılığı ile etkinin yönü ve rakamsal büyüklüğünün tespiti için ise "En Küçük Kareler zaman serisi regresyon" yöntemine başvurulmuştur. Çalışma neticesinde, Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre dış ticaret kredilerinden dış ticaret hacmine %5 düzeyinde istatistiki olarak anlamlı Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Benzer şekilde, dış ticaret hacminden dış ticaret kredilerine doğru %5 düzeyinde istatistiki olarak anlamlı Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Granger nedensellik testi bulgularına göre Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankalar tarafından sağlanan dış ticaret kredileri ile Türkiye'nin dış ticaret hacmi arasında %5 istatistiki anlamlılık düzeyinde karşılıklı nedensellik ilişkisi mevcuttur. Diğer yandan, En Küçük Kareler serisi regresyon sonuçlarına göre ise Türkiye'deki bankalar tarafından sağlanan dış ticaret kredilerinin Türkiye'nin dış ticaret hacmi üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin mevcudiyeti bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler Hacmi: Dış Ticaret, Bankacılık, Dış Ticaret Kredileri, Dış Ticaret

Bankacılık sektörüBankalarDış ticaret hacmi+5
Cansu Mete
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Davranışsal finans perspektifinde risk algısı kabul edilen göstergelerin İstanbul Borsası Ulusal 100 Endeksi üzerindeki etkisi

Yatırımcı duyarlılığı kapsamında değerlendirilen risk iştahı göstergeleri, ulusal ve uluslararası piyasalarda bireylerin yatırım tercihlerine yön vermektedir. Gelişmiş ülkelerin risk iştahı endeksleri, özellikle gelişmekte olan ülkelerin borsalarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu doğrultuda yabancı ve yerel risk göstergelerinin Borsa İstanbul 100 Endeksi (BIST100) ile ortalama ve oynaklık yayılım etkilerinin analizi ve uzun ve kısa dönem ilişkilerinin boyutunu incelemek amacıyla araştırmamız gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız dört bölümden oluşmakta olup, ilk iki bölümde literatürde yer alan teorik bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde kullanılan endeksler tanıtılmıştır. Son bölüm olan uygulama kısmında, analizler 2009-2018 dönemini kapsayacak şekilde iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, Volatilite Korku Endeksi'nin (VIX) ve Yatırımcı Risk İştahı Endeksi'nin (RISE), BIST00 Endeksi ile ortalama ve oynaklık yayılım etkisi incelenmiştir. İkinci aşamada, Uluslararası VIX Endeksi ve Ulusal RISE Endeksinin, BIST100 Endeksi ile eşbütünleşme ilişkisinin boyutu ve kısa ve uzun dönem ilişkilerinin varlığı tespit edilmiştir. Analizimiz, E-views 9 ekonometrik paket programıyla yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, VIX Endeksinde meydana gelen değişimlerin BIST100 Endeks getirisi üzerinde ortalama ve oynaklık yayılım etkilerinin var olduğu sonucuna varılmıştır. VIX Endeks değişimi ve BIST100 Endeks getirisi arasında eşbütünleşme ilişkisiyle birlikte, uzun dönem ilişkisinin ve kısa dönem ilişkisinin bulunduğu, ancak nedensellik ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, RISE Endeksi ve BIST100 Endeksinin birbirinden etkilendiği ve iki endeks arasında eşbütünleşme ilişkisiyle birlikte uzun ve kısa dönem ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile; özellikle bireysel ve kurumsal yatırımcıların risk iştahı düzeylerini gösteren bu endeksler dâhilinde bilgilendirilip, piyasaların ve borsaların gidişatı hakkında fikir sahibi olmaları amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında yatırımcıların, portföy şekillendirmesinde risk faktörlerini dikkate alarak; VIX Endeksinde ve RISE Endeksinde meydana gelen değişimleri göz önünde bulundurmalarının önemi arz edilmektedir.

Borsa İstanbulDavranışsal finansFinansal risk+6
Kübra Sağlam
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Savunma harcamalarının dış borçlanma ile ilişkisi: Türkiye analizi

Devletin ülke içi güvenliği sağlamak ve dış ülkelerden gelebilecek saldırıları bertaraf etmek gibi önemli görevleri vardır. Devlet, bu görevleri yerine getirebilmek amacıyla savunma harcamaları yapmaktadır. Savunma harcamalarının düzeyi, çeşitli faktörlere bağlı olarak ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum itibariyle, bölgesel risklerin fazla olması, terörle mücadele ihtiyacı, diğer ülkelerden gelebilecek saldırı tehdidi ve benzeri sebepler sonucunda Türkiye'nin savunma harcamalarının artışı hususunda etkili olmuştur. Bu harcamaların finansmanı amacıyla, vergi gelirleri dışında dış borçlanmaya başvurmuştur. Dış borçlanma kamu harcamalarının finansmanında özellikle gelişmekte olan ülkeler için önem taşımaktadır. Savunma harcamaları Türkiye için en önemli stratejik kamu harcama türlerinden biridir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de savunma harcamalarıyla dış borçlanma arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada kullanılan veriler 1970-2018 dönemi için Dünya Bankası'ndan alınarak, Toda-Yamamato nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Analizin sonucunda % 10 anlamlılık düzeyinde savunma harcamalarından dış borca doğru, tek yönlü bir nedensellik tespit edilmiştir. Bu bulgu literatürle benzerlik göstermektedir. Ayrıca, çalışmada bu ilişkiye yönelik olarak, literatürde ilk defa Perron (1989) yapısal kırılmalı birim kök testi ve Narayan ve Popp (2010) birim kök testi uygulanarak literatüre katkı sağlanmıştır.

BorçlanmaDış borçlanmaNedensellik testleri+2
Yücel Ergün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş ülkelerde savunma harcamalarını etkileyen makroekonomik değişkenler üzerine ampirik bir analiz (2000-2018)

Savunma sanayisi, bir ülkenin ulusal ve uluslararası güvenliğinin sağlanması için hayati önem taşıyan ve yalnızca üretim ile açıklanamayacak çok yönlü yapıya sahip bir sektördür. Bu çalışmanın amacı, seçilmiş ülkelerde savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, ARGE, ticaret hacmi, istihdam, nüfus arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında ABD, Avusturya, Brezilya, Çin, Fransa, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Almanya, Türkiye, Rusya ve Suudi Arabistan için savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, AR-GE harcamaları, ticaret hacmi, istihdam değişkenleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Öncelikle yatay kesit bağımlılığı testi yapılmıştır. Ardından CADF Birim Kök Testi, Delta Testi ve Dumitrescu Hurlin Nedensellik Testi son olarak da AMG Katsayı tahmini yapılmıştır. Yapılan nedensellik testi sonuçlarına ekonomik büyümeden savunma harcamalarına doğru, istihdamdan savunma harcamalarına doğru tek yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan AMG sonuçlarına göre ise savunma harcamaları ile AR-GE Harcamaları ve ticaret hacmi arasında negatif, savunma Anahtar Kelimler: Ekonomik Büyüme, ARGE, Ticaret Hacmi, İstihdam, Nüfus Savunma Harcamaları

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıEkonomik büyüme+5
Safiye Kocalar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

OECD ülkelerinde reel döviz kuru ile dış ticaret arasındaki ilişki

Küreselleşmenin artmasıyla birlikte ekonomik açıdan dünya adeta büyük bir pazar haline gelmiş, ülkeler dış ticaretten daha fazla avantaj elde etmek için kıyasıya rekabet içerisine girmiştir. Bu rekabet ortamında serbest dış ticaretin dövizle yapılıyor olması da döviz kurunu, dış ticaret açısından oldukça önemli bir faktör haline getirmiştir. Bu nedenle; döviz kurundaki aşırı dalgalanmaların, ihracat ve ithalatı doğrudan ve hızlı bir şekilde etkilemesi dış ticarette dengesizliğin oluşmasına, dış ticaret dengesizliği ise ulusal ekonomik istikrarın bozulmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda ele alınan söz konusu çalışmanın birinci bölümünde, döviz kuru kavramları, döviz piyasalarında denge döviz kurunun oluşumu ve etkileyen faktörleri, döviz kurunun belirlenmesine yönelik teorik yaklaşımlar ve döviz kuru sistemlerine yer verilmiş, ikinci bölümde dış ticaret kavramları, dış ticaretin türleri, nedenleri, etkileyen faktörleri, avantajları ve dezavantajları, dış ticaret politikası ve teorilerinin neler olduğu açıklanmış, üçüncü bölümde ise OECD ülkelerinde reel döviz kuru ve dış ticaret arasındaki ilişkinin panel veri analizi yöntemiyle ekonometrik testi yapılmıştır. Çalışmada, 35 OECD ülkesinin 1995-2020 yılları arasındaki yıllık verilerinden derlenen 910 gözlemli veri seti kullanılmıştır. Çalışma kapsamında sırasıyla: Yatay Kesit Bağımlılık ve Homojenlik Testi, İkinci Nesil CADF (Cross-Sectional Augmented Dickey Fuller-Kesit Açısından Genişletilmiş Dickey Fuller) Birim Kök Testi, Westerlund LM Bootstrap Eşbütünleşme Testi, AMG (Arttırılmış Ortalama Grup Tahmincisi-Augmented Mean Group Estimator) Uzun Dönem Katsayı Tahminci Yöntemi ve Dumitrescu ve Hurlin Nedensellik Testinin ardından, genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sona erdirilmiştir. Yapılan panel çalışmasına göre OECD ülkelerinde reel döviz kuru, ihracat ve ithalat arasında hem nedensellik, hem de uzun dönemli eşbütünleşik bir ilişkinin varlığı tespit edilmiş, reel döviz kurunda meydana gelen artışın ihracat oranlarında yukarı yönlü artışa, ithalat oranlarında ise aşağı yönlü bir azalışa neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Birim kök testleriDöviz kuruEşbütünleşme testleri+6
Ersel Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi ekonomisi - ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye örneği

Günümüzde bilgi ekonomisinin önemli unsurları niteliğinde olan AR-GE faaliyetleri, bilişim teknolojileri, patent sayıları ve diğer telif haklarının ekonomi üzerinde yarattığı etkiler literatürde teorik ve ampirik olarak birçok çalışmaya konu olmuştur. Büyüme konusu üzerinde çalışan iktisatçılar tarafından ekonomik büyümeyi etkileyen unsurların başında bilgi ekonomisi değişkeni olduğu görüşünü ileri sürmektedirler. Bu tez çalışmasında bilgi ekonomisi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki 1984- 2019 dönemleri arasında analiz edilmiştir. Analize konu olan bilgi ekonomisi ölçütü olarak patent başvuruları ve hizmet ihracatının yüzdesi değişkenleri kullanılmıştır. Değişkenlerin birim kök analizleri ADF, PP ve Lee Strazicich testleri kullanılarak yapılmıştır. Değişkenler arasında eş bütünleşmenin varlığını sınamak amacıyla Hatemi- J eş bütünleşme testi kullanılmıştır. Değişkenler arasında nedensellik ilişkilerini saptamak amacıyla ise Hacker ve Hatemi- J Nedensellik testi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen ampirik bulgulara gore modele konu olan değişkenlerin I (1) seviyesinde durağan olduğu sonucuna varılmıştır. Eşbütünleşme testi sonucuna gore ise Türkiye Ekonomisi üzerinden bilgi ekonomisi ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ilişki olduğu saptanmıştır. Nedensellik ilişkisi sonuçlarına göre ise ekonomik büyümeden iletişim teknolojileri ihracatına yönelik tek yönlü ilişki olduğu sonucuna varılmıştır Anahtar Kelime: Bilgi Ekonomisi, Ekonomik Büyüme, Patent Başvuruları; Dış Ticaret Dengesi

Bilgi ekonomisiBirim kök testleriDış ticaret dengesi+5
Aysun Akkurt
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde para krizlerinin ekonometrik analizi

Bu çalışmada, 16 gelişmekte olan ülke için 1991-2008 dönemini kapsayan dengeli olmayan panel veride parasal krizlerini öngörmek için erken uyarı sistemi modelleri geliştirilmiştir. İlk olarak, erken uyarı sistemi modelinde iki terimli kriz bağımlı değişkeni Kaminsky v.d. (1998) tarafından önerilen döviz kuru baskı endeksinden hareketle elde edilmiştir. Burada, kriz değişkeni ülkelerin döviz kuru baskı endekslerinin hem normal dağılıma sahip olduğu hem de aşırı değer teorisi yaklaşımının ışığı altında oluşturulmuştur. Daha sonra, erken uyarı sistemi modelinde yer alan öncü göstergeler (açıklayıcı değişkenler) Emirmahmutoğlu ve Köse (2010) tarafından geliştirilen meta analizine dayalı panel nedensellik testi yardımıyla saptanmıştır. Panel nedensellik testi sonuçlarına göre, para krizinin öncüsü olarak en anlamlı bulunan göstergeler aşırı değerlenmiş reel döviz kuru, kredi faizi ile mevduat faizi arasındaki fark, dış borç stokunun rezervlere oranı, M2 para arzının rezervlere oranı ve reel gayri safi yurtiçi hasıladaki yıllık büyüme oranı bulunmuştur.Son olarak, anlamlı bulunan öncü göstergelerin açıklayıcı değişken olarak yer aldığı iki terimli panel lojistik modelinin parametreleri en çok olabilirlik tahmin yöntemi ile tahmin edilmiştir. Bu modellerin amacı krizin kesin zamanını öngörmek değil, bunun yerine krizin belli bir zaman ufku içinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öngörmektir. Bu sebeple, erken uyarı sistemi modelinde yer alan kriz bağımlı değişkeni 3 farklı zaman ufku değeri için iki terimli ileriye dönük kriz değişkenine dönüştürülerek 6 erken uyarı sistemi modeli için krizlerin öngörü olasılıkları tahmin edilmiştir. Tahmin sonuçlarına göre, hem iktisadi hem de istatistiksel olarak anlamlı bulunan ve para krizi olasılığı üzerinde marjinal etkisi en fazla olan öncü göstergeler; reel kurun aşırı değerlenmesi, cari açığın GSYİH'ya oranı, reel GSYİH büyüme oranı, M2 para arzındaki büyüme oranı ve krizin bölgesel olarak bulaşması olarak bulunmuştur.

Ekonometrik analizErken uyarı sistemleriFinansal kriz+3
Furkan Emirmahmutoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde enerji tüketimi ile ekonomik büyüme ilişkisi (1972-2011)

Enerji bazı biyofiziksel modellerde üretim sürecinde iş gücü ve sermaye tarafından kullanılan önemli bir faktör olarak kabul görmektedir. Özellikle Sanayi Devrimi ve 1973 petrol krizinden sonra enerji tüketimi Dünya'da önemli ölçüde artış göstermiştir. Bu çalışmada enerji tüketimleri (petrol, elektrik, kişi başına ve toplam birincil enerji tüketimi, karbon dioksit salınımı) ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkileri 1972-2011 döneminde Türkiye ekonomisi için Johansen-Juselius eş-bütünleşme testi, Dolado-Lütkepohl VAR, genelleştirilmiş etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri kullanılarak tahmin edilmiştir. Johansen-Juselius eş-bütünleşme testi sonuçlarına göre uzun dönemde enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasında herhangi bir ilişki bulunamamış, fakat Dolado-Lütkepohl VAR analizi sonuçları enerjinin kısa dönemde Türkiye ekonomisi için önemli bir girdi olduğunu göstermiştir. Tek yönlü nedensellik petrol, elektrik, birincil enerji tüketimi ve karbondioksit salınımından ekonomik büyümeye doğrudur ancak ampirik bulgular tersi yönde bir nedensellik ilişkisini desteklememektedir. Genelleştirilmiş etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri Dolado-Lütkepohl VAR analizinin bulgularını desteklemektedir.

Ekonomik büyümeElektrikElektrik tüketimi+6
Uğur Korkut Pata
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Enflasyon - nispi fiyat değişkenliği ilişkisi: Türkiye örneği

Günümüzde pek çok ekonominin enflasyon sorunu ile karşı karşıya olduğu ve enflasyonun adeta yaşamın bir parçası haline geldiği bilinmektedir. Enflasyonun nispi fiyat değişkenliği üzerinde etki yaratarak reel ekonomik değişkenleri etkileyebileceği uzun süredir kabul edilmektedir. Yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomik birimlerin nispi/mutlak, geçici/sürekli fiyat değişimlerini doğru olarak algılamaları zorlaştığından nispi fiyatların ekonomik kararlara sinyal verme özelliği azalmaktadır. Bu nedenle, enflasyon nispi fiyatlarda değişkenliğe sebep olduğunda kaynakların etkin dağılımı engellenmekte ve refah kayıpları ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı enflasyon oranı ile nispi fiyat değişkenliği arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisinde hem harcama hem de bölge bazında ayrı ayrı test etmektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle, 31 harcama grubunun 26 bölgedeki 2003: 01-2014: 01 dönemi tüketici fiyat endekslerinden yararlanılarak her bir harcama grubu ve bölgeye ilişkin enflasyon oranı ve nispi fiyat değişkenlik ölçütleri hesaplanmıştır. Daha sonra söz konusu iki değişken arasındaki ilişkinin yönü ve derecesini belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Ardından 31 harcama grubu ve 26 bölgenin her biri için ayrı ayrı oluşturulan ikili değişkenlerin Vektör Otoregresyon (VAR) modeli çerçevesinde Granger nedensellik testi, varyans ayrıştırması ve etki-tepki analizleri yapılmıştır. Harcama bazında yapılan analiz sonuçları, bazı harcama grupları için herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilmemiş olmakla birlikte genellikle iki değişken arasında çift yönlü nedensellik ya da enflasyondan nispi fiyat değişkenliğine doğru bir nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Bölge bazında yapılan test sonuçları ise harcama gruplarından farklı olarak birçok bölgede nedenselliğin yönünün nispi fiyat değişkenliğinden enflasyona doğru olduğunu göstermiştir.

EnflasyonFiyatGranger Nedensellik Testi+2
Fatma Kolcu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mali disiplini sağlamada faiz dışı denge ve ekonomik etkileri: Türkiye örneği

1980'li yıllarda ülkelerin mali dengelerinde meydana gelen olumsuz gelişmelerin şiddetlenmesiyle birlikte mali disiplini sağlama çabaları önemli bir ekonomik hedef haline gelmiştir. Mali disiplinin sağlanmasında ise faiz dışı denge verilecek bir fazla ya da bir iyileşme önemli bir maliye politikası aracı olarak kullanılmıştır. Nitekim Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu ilişkili oldukları ülkelere 1990'lı yıllardan sonra mali dengelerde olumlu gelişme kaydetmek için faiz dışı fazla verme önerilerinde bulunmuşlardır. Türkiye'de de uygulanan bu politikaların sadece mali dengelerde değil makroekonomik göstergelerde de önemli etkilere neden olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada mali disiplini sağlamada kullanılan faiz dışı denge politikalarının makroekonomik değişkenler üzerindeki etkisini analiz etmek ve ayrıca günümüzde önemli bir araç haline gelen faiz dışı dengenin kavramsal ve teorik çerçevesine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. 1980-2015 dönemi yıllık verileri kullanılarak faiz dışı denge ile ekonomik büyüme, işsizlik ve enflasyon arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Değişkenler üzerindeki uzun dönem ilişkiyi analiz etmek için ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre uzun dönemde faiz dışı dengenin ekonomik büyüme ve enflasyona etkisi bulunamamış, fakat faiz dışı dengede meydana gelen fazlanın işsizliğin artmasında etkili olduğu analiz edilmiştir. Nedensellik ilişkisini analiz etmek için yapılan Toda-Yamamoto testinde ise, faiz dışı dengeden enflasyona ve işsizliğe tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilirken ekonomik büyüme ile arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Mali Disiplin, Faiz Dışı Denge, Ekonomik Büyüme, İşsizlik, Enflasyon

Ekonomik etkiEnflasyonFaiz dışı denge+3
Burak Şahingöz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik büyüme ilişkisi (1984-2013)

Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), çok uluslu şirketlerin (ÇUŞ) veya ülkelerin kendi ülkeleri dışında yatırım yapması ile meydana gelen sınırlar arası ticareti ifade etmektedir. İkinci Dünya savaşı sonrasında yaygınlaşan DYY 1980'li yıllarda meydana gelen küreselleşme hareketleri ile Dünya ekonomisinde önemli bir yer edinmiştir. Bu çalışmada Türkiye ekonomisi için 1984-2013 döneminde, DYY ile ekonomik büyüme, istihdam ve sermaye birikimi değişkenleri arasında nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi incelenirken Johansen-Juselius eş-bütünleşme testi, Granger nedensellik testi, Hsiao'nun Granger nedensellik testi, geliştirilmiş Sims nedensellik testi ve Toda-Yamamoto nedensellik testi uygulanmıştır. Johansen-Juselius eş-bütünleşme testi sonuçlarına göre DYY ile ekonomik büyüme, istihdam ve sermaye birikimi değişkenleri arasında uzun dönem ilişkisine rastlanmamıştır. Kısa dönem nedensellik ilişkisinin sınandığı Granger, Hsiao, geliştirilmiş Sims, Toda-Yamamoto nedensellik testlerinde benzer sonuçlar elde edilmiştir. Ampirik sonuçlar, ekonomik büyüme ve sermaye birikiminden DYY'ye doğru pozitif ve tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğunu, ancak DYY ile istihdam arasında herhangi bir nedensellik ilişkisinin olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: DYY, Ekonomik Büyüme, İstihdam, Sermaye Birikimi, TodaYamamoto, Türkiye

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyümeNedensellik testleri+4
Şükran Kahveci
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kaldor'un iktisat bilimine katkıları ve Türkiye'de Kaldor yasasının simetrik ve asimetrik nedensellik testleriyle analizi

Post Keynesyen bir iktisatçı olarak Kaldor, iktisada birçok katkı sağlamıştır. Kaldor'un ekonomik teoriye en büyük katkısı, sanayiye dayalı büyümedir. Sanayi ile ekonomik büyüme ilişkisi Kaldor'un kanunları ile birlikte incelenmektedir. Bu çalışmada Kaldor'un iktisada olan katkıları açıklanmış, Kaldor'un birinci (sanayi sektörü ekonomik büyümenin motorudur) ve ikinci (sanayi sektöründeki katma değer artışı işgücü verimliliğini arttırmaktadır) kanunu simetrik (Toda-Yamamoto (1995), Hacker-Hatemi-J (2003)) ve asimetrik (Hatemi-J (2012)) nedensellik analizleri ile Türkiye için test edilmiştir. Türkiye'de 24 Ocak 1980 kararlarından sonra ithal ikameci strateji terkedilerek ihracata dayalı sanayi stratejisine geçilmiş ve bu nedenle sanayi sektörü büyük ölçüde yapısal değişikliklere uğramıştır. Bu yapısal değişiklikler göz önüne alınarak çalışmada yıllık verilerle 1980-2014 dönemi seçilmiştir. Toda-Yamamoto (TY) (1995) ve Hacker-Hatemi-J (2006) nedensellik testlerinin sonuçlarına göre; Kaldor'un birinci ve ikinci kanunu Türkiye için geçerlidir. TY nedensellik analizi sanayi sektöründeki katma değer artışının ekonomik büyüme ve sanayi sektöründeki işgücü verimliliğini pozitif etkilediğini göstermektedir. Hatemi-J (2012) nedensellik testine göre Kaldor'un birinci kanunu geçerlidir; fakat Kaldor-Verdoorn kanununu destekler herhangi bir bulgu yoktur. Bu sonuçlar, Türkiye'de sanayi sektörünün ekonomik büyümeyi desteklediğini göstermektedir.

AsimetrikEkonomi politikalarıEkonomi teorileri+7
Uğur Korkut Pata
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel emeklilik sisteminin seçilmiş makro ekonomik değişkenler üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

Günümüz dünyasında birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde, kalkınma sürecinde kullanılan sermaye birikimlerinin önemli bir kaynağı sosyal güvenlik kurumlarının oluşturduğu fonlardır. Bu fonlar içerisinde de bireysel emeklilik sistemine ait olan fonlar büyük öneme sahiptir. Toplanan fonlar ekonomi içerisinde değerlendirilerek; alt yapı yatırımlarına kaynak oluşturulur, yatırımların finansmanında uzun vadeli kaynak sağlanır ve söz konusu yatırımlar ile yeni iş ve istihdam olanakları ortaya çıkarılmaktadır. Ülkedeki finans ve mali sektöre uzun vadeli fon aktararak sermaye piyasalarının daha sağlıklı işlemesine, fiyat istikrarına ve pozitif büyümeye olumlu katkı sağlamak gibi ekonomik sonuçları, sistemin önemini göstermektedir. Bu doğrultuda araştırmada bireysel emeklilik sistemi ile makro ekonomik değişkenlerden seçilen ekonomik büyüme, cari açık ve sermaye piyasası arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. 2009:1 - 2018:4 dönemine ilişkin üçer aylık verilerin kullanıldığı çalışmada, Autoregressive Distributed Lag (ARDL) sınır testi yaklaşımı ile uzun dönemli ve kısa dönemli ilişki incelenirken, Toda-Yamamoto nedensellik testi ile kısa dönemli ilişkinin yönü analiz edilmektedir. Bulunan sonuçlar incelendiğinde, bireysel emeklilik sistemi ile ekonomik büyüme ve sermaye piyasası arasında uzun dönemli ilişki söz konusu iken cari açıkla arasında ilişki bulunamamıştır. Ayrıca kısa dönemli sonuçlarda ise her üç bağımlı değişkenin de bireysel emeklilik sistemi ile ilişkisinin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiBireysel emeklilikMakroekonomi+4
Hatice Özkan Karabacak
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka değerinin, finansal değer ve satış hacmi ile nedensellik ilişkisi, otomotiv sektöründe bir çalışma

Marka değerlendirme teorileri ve uygulamaları üzerine çok sayıda araştırma mevcuttur. Marka değerlendirme karmaşık bir işlem olup, farklı varsayımlara bağlı olarak ele alınabilmektedir. Bir vergi mükellefinin çıkaracağı marka değerini düşük gösterecek varsayımları ve yöntemleri kullanması ne kadar olası ise, marka satışı yapacak bir firma da tam tersi varsayımları kullanmaya meyillidir. Markanın rakamsal bir değer olarak ifade edilmeye başlaması tarihte şirket birleşme ve devralmaları ile başlamıştır. Markanın, firma değerini belirleyen unsurlardan biri olduğunu kabul eden çalışmaların sayısı her geçen gün artmasına rağmen akademik çevrelerde halen marka değerlendirme hususunda görüş birliği bulunmamaktadır. Literatürde yapılan çalışmaların ışığında genel kabul gören Interbrand ve Brandfinance firmalarının belirlediği marka değerlerinin; hisse senedi, piyasa değeri ve satış hacimleri ile ilgisi bu çalışmada değerlendirilmiştir. Kesinleşmiş raporlar sonucunda otomotiv sektöründen toplanan son 13 yıla ait veriler Granger Nedensellik Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Gelecekte aynı şekilde toplanan verilerin sayısı yıl sayısı ile birlikte artacaktır. Daha fazla veri ile kullanılan bu yöntemin çok daha güçlü ve kesin sonuçlar ortaya çıkaracağı öngörülmektedir. Marka değerinin önemi her geçen gün arttıkça, araştırmamızda kullanılan analiz yöntemi gibi bilimsel yöntemler şirket yatırımcıları için çok daha önemli bir hale gelecektir.

DeğerlerFinansal varlık değerleme modeliHisse senedi değeri+7
Ali Murat Arıkuşu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Beşeri sermaye unsurlarından kadın eğitiminin ekonomik büyümeye etkisi: 1971-2013 dönemine ilişkin Türkiye örneği

Beşeri sermayenin önemli unsurlarından biri olan eğitimin toplumun refah düzeyini artırdığı genel kabul görmesiyle birlikte, iktisatçılar bu konuyla ilgili yaptığı teorik ve ampirik çalışmaları artırmış ve daha özellikli alanlara yönelmişlerdir. Bu çalışmada, söz konusu alanlardan biri olan kadın eğitiminin ekonomik büyümeye etkisi Türkiye özelinde incelenmiştir. Bu inceleme için 1971-2013 döneme ait yıllıkkişi başına reel GSYİH ve çeşitli eğitim kademelerine göre kadınların okullaşma oranları verileri kullanılarak ARDL sınır testi ve Toda-Yamamoto nedensellik testi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, hem kısa hem de uzun dönemde sadece kadınların yükseköğretim okullaşma oranı ile ekonomik büyüme arasında pozitifve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca nedensellik analizi sonucunda, kişi başına reel GSYİH ve kadınların yükseköğretim okullaşma oranı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, kadınların eğitim seviyesiarttıkça bilgi ve yetenek değerlerini geliştirerekülkenin büyümesine katkıda bulunduklarını desteklemektedir.

ARDL Sınır TestiBeşeri sermayeBüyüme+7
Keziban Altun
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon hedeflemesinin başarısının belirleyicileri: Türkiye örneği(2002-2016)

Gelişmekte olan ülkelerin fiyat istikrarı sağlanması ve yüksek enflasyon oranlarının kontrol altına alınabilmesi amacıyla geliştirilmiş olan enflasyon hedeflemesi stratejisi günümüzde önemini korumaktadır. Enflasyon hedeflemesinin başarısı ise piyasalara olan güvenin arttırılması için daha fazla önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de uygulanan enflasyon hedeflemesinin başarısının belirleyicileri, 2002-2016 dönemi çeyreklik verilerinden yararlanılarak ARDL Sınır Testiyle değerlendirilmiştir. Edinilen bulgular neticesinde, Türkiye'de enflasyon hedeflemesinin başarısını etkileyen en önemli etkenin mali baskınlık olduğu ve bu rejimde başarının sağlanabilmesi için maliye politikasının disipline edilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.

ARDL Sınır TestiEnflasyonEnflasyon hedeflemesi+5
Gizem Erkek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İntiharın sosyoekonomik parametreleri; Türkiye için nedensellik analizi

İntihar ve intihara etki eden nedenler uzun yıllardır araştırılmaktadır. Bu çalışmada da Türkiye için intihar ve boşanma oranı, internet kullanım oranı, nüfus yoğunluğu, beklenen yaşam süresi, üniversitede okullaşma oranı, Gini katsayısı, işsizlik oranı, kadının işgücüne katılım oranı, kapanan firma sayısı, reel kişibaşı gelir ve kişi başı sağlık harcamaları arasındaki nedenselik ilişkisi 1996-2014 yıllarını kapsayan yıllık veriler çerçevesinde incelenmiştir. Eşbütünleşme testi olarak ARDL sınır testi uygulanmıştır. Bu yaklaşıma göre, uzun dönemde değişkenler arasında anlamlı herhangi bir ilişkiye rastlanmamıştır. ARDL testine dayalı kısa dönem hata düzeltme terimi beklenildiği gibi negatif (-0,91) ve anlamlı bulunmuştur. Bu sonuç bize kısa dönemdeki dengesizliğin uzun dönemde düzeleceğini göstermektedir. Yapılan Granger nedensellik testi sonuçlarına göre, uzun dönemde intihar ve kapanan firma, boşanma ve kişi başı sağlık harcamaları, doğumda beklenen yaşam süresi ve üniversiteye kayıt oranı ile doğumda beklenen yaşam süresi ve kişi başı sağlık harcamaları arasında çift yönlü bir nedensel ilişkinin varlığı görülmüş ve bu değişkenlerin birbirinin nedeni olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer değişkenler arasında ise tek yönlü nedensellik saptanmıştır. Örneğin, internetin intiharın Granger nedeni olduğu, intiharın KBGSYH'nın Granger nedeni olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler Ġntihar, EĢbütünleĢme, ARDL sınır testi, Granger Nedensellik testi

ARDL Sınır TestiEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Seniha Baylan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş kripto para fiyatları ile dolar endeksi arasındaki nedensellik ilişkisi

2010 yılı itibariyle hızla yayılan kripto para birimleri, merkez bankalarına bağlı geleneksel paralara karşı ortaya çıkmıştır. Bu para birimleri merkezi bir otoriteye bağlı olmamakta, şifreleme (kriptografi) sistemi ile oluşturulmaktadır. İlk kripto para birimi olan Bitcoin kavramı, ilk kez Satoshi Nakamoto isimli bir kişi (veya grup) tarafından 2008 yılında bir makalede yazılmıştır. Bu makale kripto para yazılımı ile ilgilenen kişilere gönderilerek tanıtılmış ve Bitcoin kavramı hayatımıza girmiştir. 2011 yılı sonrasında Bitcoin'e alternatif olan 6000'den fazla altcoin ortaya çıkmış ve borsalarda işlem görmeye başlayarak küresel çapta kullanılmaya başlanılmıştır. Bu çalışmada amaç, en yüksek işlem hacmine sahip 5 kripto para olan Bitcoin (BTC), Litecoin (LTC), Ripple (XRP), EOS ve Ethereum (ETH) kripto paralar ile dolar endeksi (USDX) arasındaki olası nedensellik ilişkileri incelemektir. Çalışmada Bitcoin, Litecoin, Ripple, EOS, Ethereum kripto para fiyatları ile dolar endeksi arasındaki olası nedensellik ilişkileri Toda-Yamamoto nedensellik testi altında kayan pencere (rolling window) yaklaşımı ile araştırılmıştır. Çalışmanın ampirik kısmında 40, 60 ve 80 pencere genişlikleri altında yapılan analizlerde ele alınan dönem aralığında pencereler itibariyle farklı nedensellik ilişkileri görülmüştür. Yapılan analizlerde farklı pencerelerde farklı sonuçlar bulunsa da Bitcoin ve Ethereum kripto para fiyatlarından dolar endeksine doğru olan tek yönlü nedensellik ilişkisinin tüm pencere genişliklerinde diğer kripto para birimlerine kıyasla daha fazla olduğu görülmüştür. Bitcoin ve Ethereum kripto para birimlerinin işlem hacimleri yönünden en yüksek iki kripto para birimi olmasının bu sonucu ortaya çıkardığı söylenebilmektedir. Dolar endeksinden kripto para fiyatlarına yönelik nedensellik ilişkilerinin araştırıldığı analizde ise Litecoin kripto para biriminin diğer kripto para birimlerine göre daha fazla pencerede nedensellik ilişkilerine sahip olduğu görülmüştür. Bulgular pencere genişliği itibariyle değerlendirildiğinde 80 pencere genişliği için kripto para fiyatları ile dolar endeksi arasındaki nedensellik ilişkilerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın bir diğer bulgusu her üç pencere genişliğinde tespit edilen nedensellik ilişkilerinin aynı tarihlere tekabül etmiş olmasıdır. Tespit edilen ortak günlere gidildiğinde tüm pencere genişliklerinde kripto para fiyatlarından dolar endeksine doğru olan tek yönlü nedensellik ilişkisinin yoğunlukta olduğu görülmüştür.

BitcoinDolarDöviz kuru+5
Sinem Doğan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ticari açıklığın CO2 emisyonu üzerindeki etkisinin Çevresel Kuznets Eğrisi Yaklaşımı ile tespiti : Fourier ADL Eşbütünleşme Testi

Sera gazı emisyonlarının dolaylı ve doğrudan etkileyici unsurları incelendiğinde doğrudan etkileyici unsurlar içerisinde yer alan karbondioksit (CO2) emisyonunun çevre kirliliği ve iklim değişikliği üzerinde önemli etkisi bulunmaktadır. CO2 emisyonu ise büyük oranda insani faaliyetlere bağlı olarak meydana gelmektedir. Sanayi Devrimi ile küresel ölçekte üretim seviyelerinde ciddi artışlar yaşanmıştır. 1980 sonrası neoliberal ekonomi politikalarına ve küresel entegrasyona uyum sürecine dahil olan Türkiye'nin ticari faaliyetleri yeniden şekillenmiştir. Gelişmekte olan ülke statüsündeki Türkiye'nin gelişmiş bir ülke statüsüne ulaşmasında ekonomik büyüme amacıyla hareket etmesine bağlı olarak CO2 emisyonunda 1980 öncesi sürece nazaran artışlar görülmektedir. Ticari açıklığın CO2 emisyonu üzerindeki etkisi 1980-2018 dönemi yıllık verileri baz alınarak Fourier Eşbütünleşme testi ve Tam Düzeltilmiş En Küçük Kareler (FMOLS) yöntemi ile tespit edilmiştir. Aynı zamanda Çevresel Kuznets Eğrisinin tahmininde kullanılan kişi başına düşen CO2 emisyonu, kişi başına düşen Gsyih, şehirleşme ve ticari açıklık değişkenleri arasında nedensellik ilişkileri Granger Nedensellik, Toda ve Yamamoto Nedensellik, Fourier Granger Nedensellik, Fourier Toda ve Yamamoto Nedensellik ve Kesirli Fourier Toda ve Yamamoto Nedensellik testleri vasıtasıyla belirlenmiştir. Fourier Eşbütünleşme testi sonuçlarına göre değişkenlerin eşbütünleşik olduğunu ortaya koymuştur. Yapılan FMOLS tahmini ise Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin 1980-2018 döneminde Türkiye'de geçerli olduğunu göstermiştir. Ayrıca ticari açıklık değişkeninde meydana gelecek olan %1'lik bir artış CO2 emisyonu üzerinde %0.03, kişi başına düşen GSYİH 'da 1'lik bir artış CO2 emisyonu üzerinde %2.82 ve şehirleşmede meydana gelecek %1'lik bir artış CO2 emisyonu üzerinde %0.59 oranında artış yaratmaktadır. Kesirli Frekanslı Fourier Toda ve Yamamoto Nedensellik testi bulgularına göre şehirleşmeden kişi başına düşen GSYİH 'ya ve ticari açıklıktan şehirleşmeye doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur.

Eşbütünleşme testleriFourier yöntemiKükürt dioksit emisyonu+5
Özge Can Arı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki banka kredilerinin net KOBİ oluşumuna etkisi

Türkiye'de fon kaynaklarına erişimde zorluklar yaşandığı literatürde belirtilmektedir. Başlıca fon kaynağı olarak sayılabilecek banka kredilerine erişimde yaşanan zorluklardan dolayı, yeni Küçük ve Orta Büyüklükte İşletme oluşturmakta zorlanılmakta ve ekonomi daha gelişmiş seviyelere ulaşamamaktadır. Fon kaynaklarına erişimde yaşanan sorunların temel nedenleri arasında kredi dilimlemesi (kredi tayınlaması) olduğu düşünülmektedir. "Türkiye'deki Banka Kredilerinin Net KOBİ Oluşumuna Etkisi" başlıklı tez ile; kredi dilimlemesi sorununun çözümü ve ekonomik gelişimi destekleme için; bankacılık sektörü kredilerinin net KOBİ oluşumuna ve dolaylı olarak Sanayi Üretim Endeksi'ne etkisi incelenmiştir. Optimal banka grubundan ve alandan kullandıracak kredilerin hem kredi dilimlemesi sorununu en aza indirgeyebileceği hem de ekonomiyi daha yüksek seviyelere taşıyabileceği düşünülmüştür. Bu çalışmada; net KOBİ oluşumu, bankacılık sektörü kredileri ile Sanayi Üretim Endeksi arasında ara değişken olarak kullanılarak; kamu ve kamu dışı sermayeli banka ayrımında Sanayi Üretim Endeksi'ni en çok katkı sağlayan Toplam ve Canlı Kredi ile Donuk Alacak kullandırılan istatistiksel bölge, il ve faaliyet alanları tespit edilmiştir. 2010:01-2018:06 verileri kullanılarak hazırlanan çalışmada, ADF ve Yapısal Kırılmalı Birim Kök Testi, ARDL, Toda Yamamoto Nedensellik testi ve panel veri için; ADF Birim Kök Testi, SwamyS, Westerlund İstatistikleri ve Dumitrescu Hurlin Nedensellik Testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bazı bölgesel bulgulara göre; Batı Anadolu istatistiksel bölgesinin dışındaki bölgeler için, kamu dışı sermayeli bankalar tarafından kullandırılan kredilerin net KOBİ oluşumunu dolayısıyla Sanayi Üretim Endeksini olumlu etkilediği bulunmuştur. İl bazında yapılan analizlerde ise; Giresun, Zonguldak, Gümüşhane, Gaziantep ve Artvin başta olmak üzere hemen hemen tüm illerde her iki sermaye grubunda da verilen kredilerin ekonomiyi olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Daha önce literatürde yapılmış çalışmalar ile ilgili olan sonuçlar, literatür ile uyumludur. Anahtar Kelimeler: Net KOBİ Oluşumu, Bankacılık Sektörü Kredileri , Canlı Kredi, Donuk Alacak, Sanayi Üretim Endeksi.

Banka kredileriKOBİKrediler+2
Yasemin Alıcıoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Ticaret Odası örneğinde dijital dönüşüm ve bu sürece katkıda bulunan ekonomik değişkenlerin nedensellik analizi ile incelenmesi

İnsanoğlu gelişme aşamalarının en hızlı ve karmaşık sürecinin içindedir. Bu dönem dijital çağ/devir olarak adlandırılmakta olup, insanlığın toplu olarak yaşayabilmesinin önemli bir aracı olan devlet organizasyonunun da büyük bir hızla değişime uğramasına neden olmuştur. Kamu sektörüne, organizasyonlara bakış açısını ve yüklediğimiz anlamları değiştiren bu süreç, dinamik ve sürekli şekilde kendini yenileyen bir süreçtir. Küresel düzeyde artan rekabet ve gelir paylaşımı savaşında, ülkeler dijitalleşme sürecini uyum sağlamak ve yeni teknolojiler üretmek ve onları kontrol altına almak durumundadır. Bu çalışmada dijitalleşme sürecinin kavramsal ve kuramsal çerçevesi ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve kamu kurumlarında dijital dönüşüm ile Türkiye pratiği dijital dönüşüm projeleri üzerinden kapsamlı şekilde tartışılmıştır. Uygulama boyutunda ise mikro ve makro düzeyde iki farklı analiz gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda mikro ölçekte, Ankara Ticaret Odası'nın dijitalleşme aksiyonları ve projeleri tartışılarak, değerlendirmeler yapılmış; makro düzeyde ise Nedensellik Analizi ile ülke grupları itibarıyla Gayri Safi Milli Hasıla (GDP) ile Ar-Ge harcamaları ve e-devlet kullanım düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ulaşılan sonuç, Dumitrescue ve Hurlin nedensellik testi çerçevesinde, Gayri Safi Milli Hasıla ile Ar-Ge harcamaları ve E-Devlet hizmetlerinin kullanım düzeyi arasında tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu yönündedir. Yani, Gayri Safi Milli Hasıla, Ar-ge harcamaları ve e-devlet hizmetlerinin yaygın kullanımını belirleyici bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır bir başka deyişle gayri Safi Milli Hasıla, hem ar-ge harcamalarının hem de e-devlet hizmetinin yaygın olarak kullanımının Granger nedenidir. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, E-Devlet Uygulamaları, Sayısallaştırma, Dijital Kültür, Granger Nedensellik Testi

Ankara Ticaret OdasıDönüşümEkonomik değişkenler+6
Ziya Göksel Şengör
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10

Related subjects