Nitrogen
Bu konu başlığı altında 55 tez
Fosfor ve azot içeren güç tutuşur polimerlerin sentezi, karakterizasyonu, %100 pamuklu kumaşlara aplikasyonu ve yanma davranışlarının incelenmesi
Fosfor ve azot içeren vinil imidazole ve vinil fosforik asit monomerlerinin kopolimerizasyonu ile çözücü kullanmadan kütle polimerizasyon yöntemi sentezi ile gerçekleştirilmiştir. Kopolimerizasyon için gerekli olan reaksiyon koşullarını, başlatıcı ve monomer oranı ön denemeler ile belirlenmiştir. Kumaştaki tutuşma süresi göz önüne alınarak farklı miktarlarda güç tutuşur polimer içeren solüsyonlar hazırlanmıştır. Güç tutuşur polimerin kumaş üzerindeki maksimum kendini sönümleme etkinliğini saptamak için farklı sıcaklık, derişim ve fiksatör denemeleri yapılarak deney optimizasyonu belirlendi. Sentezlenen malzemenin kumaşa aplikasyonu için sıcak ve soğuk emdirme, plazma, çektirme ve merserizasyon işlemleri denenmiştir. En iyi sonuç 90 oC sıcaklıkta merserizasyon yöntemi ile elde edildi. Elde edilen polimerin yapı analizi için FT-IR ve 31P NMR analiz yöntemleri kullanıldı ve yeni bir madde sentezlendiği kanıtlandı. Sentezlenen güç tutuşur polimer ile işlem yapılmış Pamuklu kumaşların karakterizasyonları için SEM-EDX analizinden yararlanıldı. Elde edilen görüntülerde kumaş liflerinin kopmadığı görülmüştür. LOİ testinde de bu durum doğrulanmıştır. Böylelikle sentezlenen güç tutuşur polimerin tekstil materyallerindeki başarısı ortaya konulmuştur.
Güneydoğu Anadolu kaynaklı bazı yerel makarnalık buğday çeşitlerinin azot kullanım etkinliği yönünden karşılaştırılması
Makarnalık buğdayda (Triticum turgidum L. var. durum) azot alımı ve bunun (ianedeki paymı ifede eden azot hasat indeksi (NHI), azot kullanım etkinliğini belirleyen önemli bileşenlerdir. Yerel çeşitler bu yönden gen kaynağı olarak kullanılabilir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yedi yerel çeşidi ile beş ıslah genotipi ele ahnarak Balçak (Adana) koşullarında 1993/94, 1994/95 ve 1995/% yetiştirme mevsiminde, dört azot uygulamasında (karınlanma öncesi SO ve 160 kg N ha~l ve çiçeklenmede 0 ve 60 kg N ha-1 takviyesi) azot kullanım etkinliği yönünden incelenmiştir. Azot kullanma etkinliği yönünden ilk yıl dikkat çeken farklılıklar saptanmamıştır, ikinci ve üçüncü yıllarda ise bitki tarafından alınmış olan toplam azot miktarı ve danedeki azot miktarı, erkenci, kısa boylu ve yüksek verimli ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek olmuş; azot arttıkça farklar da artmıştır. Benzer şekilde NHI değerleri de ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek bulunmuştur. Artan azot miktarı ile NHI azalmış; çiçeklenmede azot takviyesi ise, özellikle daha önceki dönemlerde azot miktarının düşük tutulduğu koşullarda NHTyi artırmıştır. Anahtar Kelimeler : Makarnalık buğday, biyolojik verim, dane verimi, azot alımı, Azot Hasat İndeksi
The Effects of different irrigation methods and different nitrogen doses and forms on the yield and quality of watermelon
ABSTRACT MSc THESIS THE EFFECTS OF DIFFERENT IRRIGATION METHODS AND DIFFERENT NITROGEN DOSES AND FORMS ON THE YIELD AND QUALITY OF WATERMELON Ulaş ŞENYIGIT DEPARTMENT OF AGRICULTURAL STRUCTURES AND IRRIGATION INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor: Prof. Dr. Rıza Kanber Year: 1999, Pages:60 Jury : Prof. Dr. Rıza Kanber : Prof. Dr. Attila Yazar : Assis. Prof. Dr. Harun Koksal Different irrigation methods (S: Sprinkler; D: Drip), nitrogen forms (L: Liquid; G: Granule) with various amounts (based on applied line source sprinkler, Nı; N2; N3 kg/da) and two varieties of watermelon (P: Paladin; M: Madera) were studied. Based on the results, irrigation water amounts applied to the treatments ranged from 1 19.2 mm (first year) to 350.5 mm (second year). Nitrogen applications ranged from 5.1 kg/da (SL) to 10 kg/da (SG) in the all treatments. Total yield changed between 1325 kg/da (first year) and 5013 kg/da (second year) depending on year and treatments. Although the highest yield was taken from treatments in which liquid fertilisers were applied for both of the varieties in the first year. The varieties have different response to form and amounts of nitrogen in the second year. In this year, the highest yield was observed from SG treatments in Paladin variety. In Madera variety, the highest yield was taken from SGL treatments that granule and liquid fertiliser were applied together. The effects of irrigation methods and nitrogen levels on some quality parameters of watermelon were not important. However, fruit diameter of Madera was larger than Paladin variety. The longest fruit length was measured in Paladin-DL treatment. Key words: Watermelon, irrigation, fertigation, sprinkler. II
Sera hıyar yetiştiriciliğinde mikoriza kullanımının etkileri
oz DOKTORA SERA HIYAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MIKORIZA KULLANIMININ ETKİLERİ Gülsüm SAYILIKAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof.Dr. Nebahat SARI Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ (2. Danışman) Yd:2003, Sayfa: 125 Jüri : ProfDr. Nebahat SARI Prof.Dr. Kazım ABAK Prof.Dr. Ayşe GÜL Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ Yrd.Doç.Dr. H. Yıldız DAŞGAN Bu çalışmanm ilk bölümü olan saksı denemesinde hıyarda (Seraset Fi) farklı mikoriza türleri (Glomus mosseae, G.caledonium, G.etunicatum, G.clarum ve bunların eşit spor yoğunluğunda kanşımından oluşan Kokteyl mikoriza) ile farklı spor yoğunluklarının (0, 1000, 2000 ve 3000 spor/bitki) etkinliği araştırılmış ve sonuçta hıyar bitkisi için G.etunicatum 'un 2000 spor/bitki yoğunluğunun en etkili mikoriza türü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanm ikinci aşaması olan sera denemesinde G.etunicatum mikoriza türünden 2000 spor/bitki spor yoğunluğunda olacak şekilde 3 dönemde (MTrTohum ekiminde, MF:Fide dikiminde, MT+F:Uygulanacak spor yoğunluğunun yansı tohum ekiminde kalan yansı fide dikiminde olup M0:Mikorizasız bitkilerle karşılaştınlacak şekilde) aşılandığı bitkilerle 4 farklı azot dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) ile 4 farklı fosfor dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) denenmiştir. Deneme sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki döneminde yapılmıştır. Denemenin güz yetiştiriciliğinde azot ve fosforun yüksek dozlan ile mikorizanın MT+F uygulaması, bahar yetiştiriciliğinde azotun ve fosforun düşük dozlan ve MT+F uygulamalarından iyi sonuçlar alınmıştır. Anahtar KelimelenHıyar, mikoriza, spor yoğunluğu, azot ve fosfor
Çukurova koşullarında buğdayda azot kullanım etkinliğini artırma olanakları üzerinde bir araştırma
Buğday (Triticum aestivum L.)'da azotun bölünerek uygulanması ve bitki büyüme düzenleyicisi (BBD) kullanılması, azot kullanım etkinliğini iyileştirebilir. Azotun bölünerek uygulanmasının ve BBD uygulamasının etkileri 1998/99 yetiştirme mevsiminde Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme alanında araştırılmıştır. Uygulanan toplam 210 kg ha-1 azot miktarı, ekim, kardeşlenme ve sapakalkmada uygulanacak şekilde dört farklı uygulama (Na: 80, 80, 50; Nb: 30, 90, 90; Nc: 30, 110, 70; ND: 30, 70, 110 kg N ha"7da ele alınmıştır. BBD olarak da sapakalkma başlangıcında, Chlormequat-Chlorid-Ethephon (CCE)'nun iki dozu (Ro: CCE verilmemiş-kontrol, Rı: 3500 cc ha-1, R2: 5500 cc ha-1) uygulanmıştır. Azot uygulamaları arasında, dane protein içeriği dışında incelenen özellikler yönünden belirgin bir farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte BBD, dane protein içeriği dışında, incelenen özelliklerin çoğunluğunda önemli etkide bulunmuştur. BBD dane verimini, buna bağlı olarak da azot kullanım etkinliğini sırasıyla % 1 7 ve % 20 oranında yükseltmiştir. BBD'nin dane veriminde sağladığı artış, başakta dane sayısı artışı sonucunda başak dane veriminin artması ile gerçekleşmiştir. Başak dane sayısındaki artışın ise, sap büyümesinin erken dönemlerinde, madde dağılımının başak lehine gerçekleşmesi ile ilişki içerisinde olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Buğday, Azotun Bölünerek Uygulanması, Bitki Büyüme Düzenleyicisi, Azot Kullanım Etkinliği.
Bir SBR tesisinde farklı kirlilik yüklerinin çamur indeksi, arıtma düzeyi ve azot eliminasyonu üzerine etkilerinin araştırılması
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİ BİR SBR TESİSİNDE FARKLI KİRLİLİK YÜKLERİNİN ÇAMUR İNDEXİ, ARITMA DÜZEYİ VE AZOT ELİMİNASYONU ÜZERİNE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Gülcihan GÜZELDAĞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOLOJİ ANA BİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Ömer ÇOLAK Yıl: 2001, Sayfa: 85 Jüri: Prof. Dr. Ömer ÇOLAK : Prof. Dr. Nedim UYGUN : Doç. Dr. Burhan AR1KAN Bu çalışmanın amacı; biyolojik atık su arıtma sistemlerinde problem yaratan konvensiyonel uygulamaların alternatifi olarak ortaya atılmış olan çeşitli işletme ve yapısal teknolojik modifikasyonlar arasından seçtiğimiz SBR (Sequencing Batch Reactor) teknolojisinin laboratuar koşullarında işletme ve nitrifıkasyon ve denitrifıkasyon dahil olmak üzere arıtma başarısı bakımından incelenmesi ve bölgemiz uygulamasına kazandırılmasıdır. Bu amaçla laboratuar boyutlarında tam otomatik olarak bir SBR tesisi kurulmuş ve ana karbon kaynağı melas olan yapay atık su biyolojik olarak arıtılmıştır. Çalışma süresince daha önceden seçilen optimal işletme kriterlerine bağlı olarak kirlilik yükleri değiştirilmiş ve çamur indexi yardımı ile aktif çamur yapısında meydana gelebilecek değişiklikler gözlenmiştir. Ayrıca azot eliminasyonu, nitrifıkasyon ve denitrifıkasyon başarısı ile kimyasal oksijen ihtiyacı (KOI) giderimi saptanarak genel biyolojik arıtma düzeyi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ; Kimyasal oksijen ihtiyacı giderimi : % 93.7 Toplam azot giderimi : % 85.8 Amonyum azotu giderimi : % 93.8 Nitrat azotu düzeyi : 22.5 \ug NO3" N/ml düzeyinde gözlenmiştir. Çamur indexi : Ortalama 71.5 ml/g düzeyinde gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler : SBR, Nitrifıkasyon, Denitrifıkasyon, KOI, Çamur İndexi
Çukurova koşullarında ikinci ürün mısır bitkisine Zea mays L. uygulanan azot dozları ve büyüme düzenleyicilerinin verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Çukurova koşullarında 1992 ve 1993 yıllarında yapılan bu çalışmada, orta erkenci (LG-55 ve LG- 60) ve orta geçci (LG- 2771) mısır çeşitlerine (Zea mays L.) uygulanan farklı azot (0, 18 ve 36 kg/da) dozlarının ve farklı büyüme düzenleyicilerinin (Maxicrop, Omex ve Cytozyme) verim ve verim komponentlerine etkisi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre dane verimi bakımından yıllar, çeşitler, azot dozları ve büyüme düzenleyicileri arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. En yüksek verim 1992 yılında LG- 60 çeşidinde 524 kg/da ile 0 kg N/da doz ve 1993 yılında ise LG- 2771 çeşitinde 803 kg/da ile 36 kg N/da doz ve Omex uygulamasından elde edilmiştir. İki yıllık varyans analiz sonuçlarına göre hektolitre ağırlığı, sömek oranı, dane verimi, koçanda dane sayısı, koçan boyu uygulanan faktörlerden etkilenmiştir.
Değişik azot ve çinko dozlarının buğday bitkisinde büyüme ve verim üzerine etkisi
Çinko (Zn) noksanlığı bitkide, insanda ve hayvanda sorunlara neden olan yaygın bir mikro element noksanlığıdır. Çinko noksanlığında bitkide verim ve bitkisel ürünlerin besleme kalitesinde düşüşler görülmektedir. Çinko ayrıca bitkide protein sentezi için gereklidir ve bir çok enzimin fonksiyonlarında yaşamsal roller oynamaktadır. Çinko eksikliğindeki bitkilerde protein sentezinin gerilediği ve buna bağlı olarak bitkide amin ve amino asitler gibi çözünür azot (N) formlarının biriktiği bilinmektedir. Çinko ve N arasındaki bu ilişki, farklı Zn (0.00, 0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1) ve N (25, 75 ve 225 mg kg-1) uygulamalarının, Seri-82 ekmeklik buğday çeşidinin kuru madde ve dane verimiyle yeşil aksamdaki ve tanesindeki Zn, N, NO3 - ve amino asit konsantrasyonları üzerine etkisini saptayarak sera koşularında belirlenmiştir. Toprağa yapılan 25 mg N kg-1 (kontrol) uygulamasına göre, 75 ve 225 mg N kg-1 N uygulamalarının Seri-82 çeşidinin kuru madde verimini sırasıyla % 19.4 ve % 38.5 oranında arttırdığı bulunmuştur. Çinko verilmeyen kontrol uygulamasına (0.00 mg Zn kg-1) göre, diğer Zn uygulamalarının (0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1) verimi sırasıyla % 14.4, % 27.6 ve % 67.4 oranında arttırdığı belirlenmiştir. Bitkinin N'la beslenme düzeyi iyileştikçe Zn'nun bitkisel verim üstündeki etkisi daha da belirgin olmuştur. Örneğin en düşük N uygulamasında Zn ile sağlanan verim artış oranları % 4.6 - % 29.3 arasında değişirken aynı değerler 75 mg kg-1 N uygulamasında % 25.9 - % 90.3 arasında değiştiği görülmüştür. Aynı şekilde, bitkinin Zn beslenme düzeyi iyileştikçe N uygulamalarının da verim üstündeki etkisi daha büyük olduğu gözlenmiştir. Azot uygulamaları bitkinin yeşil aksamındaki ve tanedeki Zn, N, NO3 -1 ve amino asit konsantrasyonlarını arttırmıştır. Buna karşılık Zn uygulamaları bitkinin yeşil aksamdaki ve tanesindeki Zn konsantrasyonlarını arttırırken genelde N, NO3 -1 ve amino asit konsantrasyonlarını azaltmıştır. Örneğin N uygulamaları dikkate alınmaksızın toprağa Zn verilmediği durumda, bitkinin yeşil aksamdaki amino asit konsantrasyonu 9738 mg kg-1 iken Zn'nun 0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1 verildiği durumda yeşil aksamdaki amino asit konsantrasyonunun sırasıyla 5302, 4036 ve 1990 mg kg- 1 olduğu saptanmıştır. Bu bulgular Zn eksikliğinde buğdayda yeşil aksam ve tanede NO3 -1 ve amino asit birikimi olduğunu ortaya koymuştur. Bu da olasılıkla Zn eksikliğinde bitkide protein sentezindeki gerilemeyle ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Sonuç olarak, beslenme ortamında Zn ve N düzeyi optimize edildiğinde bitkinin büyümesinde ve veriminde artışlar olabildiğini ve bitkide aynı zamanda çözünür N bileşiklerinin de indirgenebildiğini göstermektedir. Bu nedenle bitkilerin Zn ve N gereksinim düzeylerinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Anahtar kelimeler: Çinko, azot, verim, amino asit ve protein
Farklı doz ve zamanlarda uygulanan çinko ve azotun buğdayda tane çinko konsantrasyonu üzerine etkisi
Tahıl tanelerinin çinko içeriğini yükseltmek, insanlarda beslenme yoluyla ortaya çıkan çinko (Zn) eksikliğine bağlı sağlık problemlerini azaltmada önemli bir global (küresel) stratejidir. Bitkilerin hem Zn hem de demir (Fe) alımı, taşıması ve biriktirmesinde azot (N) beslenme statüsünün önemli bir rol oynadığına ilişkin literatür bilgisi artmaktadır.Bu çalışmada, N beslenmesinin, Zn ve Fe'in alımında, bitkideki hareketinde ve tanede birikiminde rol alan taşıyıcı proteinleri ve diğer azotlu bileşikleri etkileyebileceği düşüncesinden hareketle, buğday tohumunun zenginleştirilmesine yönelik potansiyeli araştırılmıştır. Bu amaçla, buğday bitkileri, farklı N ve Zn uygulamaları ile tarla ve sera koşullarında yetiştirilmiştir.Tarla ve sera koşullarında yürütülen denemelerden elde edilen sonuçlara göre; topraktan Zn ve N uygulamaları ile yapraktan Zn uygulamalarının, tane Zn konsantrasyonunu arttırdığı bulunmuştur. Uygulamalar, tane N ve Fe konsantrasyonu üzerinde de etkili olmuştur. Bitki için ortama yeterince Zn sağlandığı zaman, hem topraktan hem de yapraktan N uygulaması ile tanenin Zn konsantrasyonu artmıştır. Sera koşullarında yürütülen denemelerde, yeterli çinko uygulaması ile yüksek dozda N uygulamasının, Zn ve Fe'in vejetatif dokudan alınımı ve remobilize olmasına katkısı olmuştur. Tarla koşullarında, yeterli miktarda N uygulamasının, mikro elementlerin remobilizasyonu üzerine olan pozitif etkisi, kuraklık veya her hangi bir stres koşulu nedeniyle tane gelişim döneminde Zn alınımın sınırlanması durumunda daha önemli hale gelebilir.
Çukurova koşullarında ekim öncesi topraktaki mineral azotun birinci ürün mısır gübreleme programında kullanım potansiyeli
Bu çalışmada, Çukurova koşullarında toprakta ekim öncesi bulunan mineral azotun, bölgenin tarımsal ekonomisine önemli katkı sağlayan 1. ürün mısırın gübreleme programında kullanım olanakları araştırılmıştır. Çalışma için, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında mısır üretim alanlarında ekim öncesi ve hasat sonrası üç farklı derinlikten alınan (0-30, 30-60 ve 60-90 cm) örnekler kullanılmış ve ?NH?_4^+ ve ?NO?_3^- ölçülerek, toplam mineral azot (Nmin) değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte, hasat edilen mısırda kimi bitkisel parametreler (sap verimi, tane verimi, sap ve tanede %N, sap, tane ve total bitki tarafından kaldırılan N) ölçülmüş ve bu bulguların topraktan elde edilen değerler ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada, çiftçinin ekim öncesi toprakta var olan azotu göz ardı ettiği görülmüştür. Bulgular, ekim öncesi toprakta bulunan azotun kısmen mısırın başlangıç azotunu karşılayacak düzeyde olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, hasat sonrasında da toprakta önemli miktarda azot kaldığı tespit edilmiştir ki bu, çiftçinin ihtiyacından fazla azot gübrelemesi yaptığını göstermektedir. Toprak ve bitkisel parametrelerin birlikte değerlendirilmesi ile, kimi parametreler arasında doğrusal bir ilişki elde edilmiş olup; bu ilişki istatistiksel olarak da önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçları, topraktaki mineral azotun mısırın gübreleme programında kullanılacak önemli bir araç olduğunu göstermektedir. Ancak, topraktaki Nmin ile mısır verimi arasında bir ilişki bulunamamıştır.
Yozgat şartlarında farklı azot dozlarının bazı kenevir genotiplerinin (Cannabis sativa var. sativa) verim ve kalite özelliklerine etkileri
Bu çalışmada, Yozgat ekolojisinde beş farklı azot (N) dozunun (0, 8, 12, 16 ve 20 kg/da) iki farklı kenevir genotipinde (Narlısaray ve Futura 75) verim ve kaliteye etkileri incelenmiştir. Çalışma, 2021 yılında Yozgat Bozok Üniversitesi, Kenevir Araştırma Enstitüsü uygulama alanında yürütülmüştür. Çalışma, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Genotipler ana parsellere, azot dozları ise alt parsellere yerleştirilmiştir. Çalışmada incelenen parametrelerde iki genotipin ortalama değerleri bakımından bitki boyu 112,3-187,9 cm, teknik sap uzunluğu 94,9-150,4 cm, sap çapı 4,96-8,69 mm, biyokütle verimi 851,5-2239 kg/da, kuru sap verimi 305-995 kg/da, lif oranı %23,98-28,16, lif verimi 81,33-231 kg/da, kıtık oranı %71,83-76,01, kıtık verimi 223,3-763,3 kg/da, bin tohum ağırlığı 17,46-17,88 g, tohum verimi 64,5-121 kg/da, yağ oranı %30,21-31,31 ve yağ verimi 19,31-37,77 kg/da arasında değişmiştir. İncelenen tüm parametrelerde elde edilen değerler azot dozunun artmasıyla beraber artış göstermiştir. Yozgat koşullarında her iki genotip için tohum üretimi bakımından dekara 12 kg/da, lif üretimi için Narlısaray genotipi için 12 kg/da, Futura 75 çeşidi için 16 kg/da azotlu gübreleme yapılmasının uygun olacağı görülmektedir.
Pamuk yetiştiriciliğinde topraktan ve yapraktan azotlu gübre uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırma, toprağa farklı dozlarda N uygulamasına ilave olarak farklı zamanlarda yapraktan N uygulamasının pamukta verim ve kalite özelliklerine etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu çerçevede, Aydın ili koşullarında gerçekleştirilen denemede; ana parselleri topraktan azot dozları (0, 7.5 ve 15 kg N/da), alt parselleri ise yapraktan azotlu gübre uygulama dönemleri (kontrol, taraklanma, çiçeklenme öncesi ve koza oluşumu öncesi) oluşturmuştur. Topraktan N uygulamasının; bitki boyu, kütlü verimi, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı, üniformite, yaprak fosfor ve potasyum içeriği üzerine pozitif yönde; iplik olasılık indeksi ve lif inceliği üzerine ise negatif yönde etkide bulunduğu saptanmıştır. Yaprağa farklı dönemlerde yapılan azot uygulamalarının, bitki boyu, yaprak azot içeriği, çırçır randımanı ve lif inceliği üzerine önemli düzeyde etki ettiği bulunmuştur. Bu araştırma sonucuna göre, topraktan N uygulamalarının yaprak N uygulamalarına göre etkisinin daha fazla olduğu, yaprağa farklı dönemlerde uygulanan N uygulamalarının, dönemler arasında çok fark oluşturmadığı kanısına varılmıştır. Ayrıca, farklı dönemlerde yapraktan %5'lik (w/v) üre uygulamaları bitkide herhangi bir fitotoksiteye neden olmamıştır.
Farklı form, miktar ve zamanlarda üstten uygulanan azotun mısırın azot kullanım etkinliği ve verimine etkisi
Bilindiği gibi, dünya üzerinde artan nüfus artmayan hatta yer yer azalan tarımsal alanlarla bir arada ekoloji üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Bu nedenle, en az girdiyle en yüksek bitkisel verimlere ulaşılması günümüz tarımının en önemli konularından bir tanesidir. Mevcut Yüksek Lisans Tezinde de, tarla koşullarında mısır (Zea mays L. çeşit DeKalb DKC6761) bitkisi kullanılarak tek yıllık bir tarla denemesi yürütülmüştür. Denemede Kontrol parsellerine tabandan sadece fosfor (P) ve potasyum (K) uygulanmış, Yeter (optimum) ve Düşük (optimumun %75'i) Azot (N) parselleri ise toplam optimum N'un %27'sine karşılık gelen 9,1 kg N•da-1 dozunda bir N ile de gübrelenmiştir. Üstten ise üre, kalsiyum amonyum nitrat (CAN) ve/veya amonyum sülfat (AS) gübreleri kullanılarak çıkıştan sonraki 25 ve/veya 50. günde optimum veya optimumun %75'ine tamamlanacak şekilde ilave N uygulamaları yapılmıştır. Hasat sonrasında, toplam dane verimi, hasat artığı kuru madde verimi ve bu materyallerde N, P ve K konsantrasyonları ve buradan hesaplanan alım değerleri verilmiştir. Sonuçlar arasında istatistiki anlamda önemli farklılıklar bulunmuş, optimum dozlarda N'un yarısı çıkıştan 25 gün sonra üre, diğer yarısı ise çıkıştan 50 gün sonra CAN ile uygulanan deneme varyantı hem verim, hem N kullanım etkinliği hem de kazanç açısından ön plana çıkmıştır. Bu uygulamayı ise Yeter N dozlarında N'un Üre/AS (yarısı çıkıştan 25 gün sonra üre, diğer yarısı ise 50 gün sonra AS formunda) ve Üre/- (tamamı çıkıştan 25 gün sonra üre formunda) şeklindeki uygulamaları takip etmiştir.
Uzun süreli farklı toprak işleme uygulamalarının toprak solunumuna, enzim aktivitesine, toprağın mineral azot oluşumuna ve denitrifikasyon kapasitesine etkisi
Bu çalışma kapsamında, uzun süreli farklı toprak işleme uygulamalarının toprak solunumuna, dehidrogenaz enzim aktivitesine, toprağın mineral azot oluşumuna ve denitrifikasyon kapasitesine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Anızlı geleneksel toprak işleme (Gİ–1), Anızları yakılmış geleneksel toprak işleme (Gİ–2), Ağır diskli tırmıklı azaltılmış toprak işleme (ATİ–1), Rototillerli azaltılmış toprak işleme (ATİ–2), Ağır diskli tırmıklı azaltılmış sıfır toprak işleme (ASTİ), Doğrudan ekimli sıfır toprak işleme (STİ) ve Stratejik sıfır toprak işleme (SSTİ) olmak üzere yedi farklı toprak işleme uygulaması kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre toprak solunumu, amonyum azotu ve mineral azot değerleri en yüksek SSTİ uygulamasında belirlenirken, dehidrogenaz enzim aktivitesi, denitrifikasyon potansiyeli ve nitrat azotu bakımından en yüksek değerler STİ uygulamasında elde edilmiştir. Artan toprak işleme uygulamalarına bağlı olarak toprağın hem biyolojik özellikleri hem de mineral azot içeriği olumsuz etkilenmiştir. Ayrıca anızların yakılarak topraktan uzaklaştırıldığı uygulamada toprağın önemli biyolojik göstergeleri olan toprak solunumu ve dehidrogenaz enzim aktivitesinin önemli derecede düştüğü belirlenmiştir.
Topraktaki organik madde miktarının mineral azot içeriğine etkisi
Bu tez çalışması, Çukurova Bölgesinde farklı topraklardaki organik madde miktarının toprağın mineral azot içeriği üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada 2017 yılının hasat sonrası üç farklı derinlikten alınan (0-30, 30-60 ve 60-90 cm) toprak örnekleri kullanılarak, NH4+ve NO3-ölçülmüş ve toplam mineral azot (Nmin) miktarları hesaplanmıştır. Aynı zamanda toprakların organik madde (OM), tekstür, total azot, elektriksel kondaktivite (EC), pH, kireç miktarlarıda ölçülerek bunların mineral azot miktarına etkisi belirlenmiştir. Toprakların OM içeriği ile topraktaki N formları (total N, NO3--N, NH4+-N, Nmin) arasındaki ilişkiler incelendiğinde, çalışma alanının organik madde (OM) içeriğini %0.49 ile %3.33 arasında değişim göstermiş ve buna bağlı olarak toprak N içeriğinin değişim gösterdiği belirlenmiştir. Toprakların OM içeriği düşük olmasından dolayı, toprağa yeter miktarda N sağlanamayabilir. Sürdürülebilir bir bitkisel üretim için N gübrelemesinin yapılması kaçınılmazdır. Sonuç olarak bu topraklarda OM içeriğinin toprak verimliliği üzerine etkilerinin yanı sıra az da olsa toprak N içeriği ile bir ilişkisi olduğu saptanılmıştır. Dolayısı ile sürdürülebilir ve çevre dostu bir üretim için toprak OM içeriğini (organik gübreleme ve hasat atıklarının toprağa karıştırılması gibi) arttırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Organik Madde, Mineral Azot, Topraktaki Azot Formları
Sera koşullarında kimyasal, yavaş salınımlı ve organik azotlu gübrelerin ıspanakta bitki gelişimi, nitrat konsantrasyonu ve besin elementleri alımına etkisi
Çalışma sera koşullarında kimyasal, yavaş salınımlı ve organik azot kaynaklı gübrenin ıspanak bitkisinin gelişimi ve NO3- konsantrasyonu üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma sera koşullarında beş farklı N (25, 50, 100, 200 ve 400 mg kg-1 N) dozu ve dört farklı N'lu gübre uygulaması (amonyum sülfat, yavaş salınımlı gübre, kalsiyum nitrat ve maya atığı) uygulamaları altında yürütülmüştür. N uygulamalarının, kuru madde verimi, NO3- konsantrasyonu, total N konsantrasyonu, bitkisel parametrelere ve bitki besleme alımına olan etkisi belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre N dozu arttıkça bitkinin kuru madde veriminde en belirgin farkın %27.1 artış ile CN (5.67 g bitki-1) olduğu belirlenmiştir. Artan dozlarda N uygulaması ile ıspanak bitkisinin NO3- konsantrasyonu 369 mg kg-1 ve 4394.7 mg kg-1 arasında önemli düzeyde arttığı görülmüştür. Artan dozlarda N uygulamasının ıspanak bitkisine ait sınır değerler ile ilişkilendirildiğinde; K, Zn, Mn elementlerinin yeterli düzeyde bulunduğu, Ca, Cu, Fe, B elementlerinde ise toksiteye sebep olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: AZOT, NO3- konsantrasyonu, ıspanak, yavaş salınımlı gübre, depolama
Ticari olarak temin edilen homojen katalizör etkisinde aril azidlerin primer aminlere indirgenmesi
Aminler, boya, beşeri ilaç, reçine, zirai ve haşere ilaç endüstrisinde değerli hammadde kimyasallarının sentezinde önemli bir yere sahiptir. İlaç endüstrisinde serotonin, klorfeniramin, aktinomisin, rifamisin benzeri moleküllerin sentetik olarak eldesi ve geliştirilmesi önemli bir çalışma sahasıdır. Sentetik organik kimyacılar bundan dolayı primer aminlerin sentezine odaklanmışlardır. Çalışmada, aril azidlerden primer aminlerin sentezi için yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Bu amaçla ticari olarak temin edilebilen ve homojen bir katalizör olan 2,2'-Bis(difenilfosfin)-1,1'-binaftil]palladyum(II) klorür (BINAP.PdCl2) ve hidrojen kaynağı olarak sodyum borhidrür (NaBH4) kullanılmıştır. BINAP.PdCl2 katalizörü, aril azidlerin hidrojenasyon reaksiyonunda ilk kez kullanılmıştır. Katalizörün ve indirgeyici reaktifin etkisi ile oda şartlarında hidrojenasyon reaksiyonları gerçekleştirilmiştir. Reaksiyonlarda çözücü olarak suyun kullanılması sentetik organik kimya için önemli bir gelişmedir. Çevre dostu bir çözücü içerisinde 7 farklı aril azid türevleri üzerinde denemeler gerçekleştirilerek 15 dakika içerisinde %95'in üzerinde verimlerle primer aminlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Reaksiyonlar ve gerekli izolasyon süreçleri tamamlandıktan sonra 1H ve 13C NMR spektrumları ile primer amin türevlerinin karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir.
Band-offset ratio calculations of nitrogen containing III-V quantum wells
2fc^, ABSTRACT BAND-OFFSET RATIO CALCULATIONS OF NITROGEN CONTAINING III-V QUANTUM WELLS KOÇAK, Fatma M. Sc, Engineering Physics Department Supervisor: Assoc. Prof. Dr. Beşire GÖNÜL September 2003, 58 Pages A comparative study of the band-offset ratio of the three competing laser materials, namely InGaAsP-InP, AlGalnAs-InP, and GalnNAs-GaAs has been undertaken. Our theoretical study shows that model solid theory can be used to calculate the band offset ratios of the GalnNAs-GaAs for small nitrogen concentration including the effect of strain and modifications in conduction band but neglecting the direct effect of nitrogen. We have calculated that the alternative AlGalnAs and GalnNAs laser systems have substantially better band alignment than the commonly used InGaAsP. Strain compensation brings further benefits to that of the three competing laser systems. Therefore, high temperature operation has been anticipated in these alternative material systems with strain compensated barriers due to better electron and hole confinement as a result of the increased band offset and a more favourable band offset ratio. Our theoretical calculations indicate a significant increase in conduction band offset ratio and a decrease in valence band offset ratio with the introduction of nitrogen to InGaAs. This result highlights the intrinsic superiority of the N-based laser system. Keywords: III-V Semiconductors, Nitrides, Quantum Well Lasers, Band-offset ratios, Band alignments. iii
Güney bakıda yetişen karaçamın bazı toprak özellikleri ile toprak organik karbon ve toplam azot miktarları ve depolama kapasiteleri üzerinde yükseltinin etkisinin araştırılması
Bu mevcut çalışmanın amacı,Kastamonu, Daday'da güney bakılarda yetişenKaraçamın(Pinus nigra) toprak özellikleri ile toprak organik karbon ve toplam azot içeriği ve depolama kapasiteleri üzerindeyükseltininetkilerini incelemektir. Bu amaçla, Karaçam (Pinus nigra) türüne ait toprak örneklemesigüney bakının iki rakımında (871 m ve 1189 m) gerçekleştilmiştir. Toprak örnekleri, 0-5cm, 5-10 cm, 10-15 cm, 15-20 cm, 20-25 cm ve 20-30 cm toprak derinliklerinden rastgele alınmıştır ve toprak pH değeri, tekstürü, hacim ağırlığı, toprak makro ve mikro besin elementleri konsantrasyonları, toprak organik karbonu (TOC) ve toplam azot (TN) değerleribakımından analiz edilmiştir. TOC ve TN depolama kapasitesi daha sonra toprak hacmi, toprak kütlesi ve TOC veya TN içeriği çarpılarak hesaplanmıştır. Toprak özellikleri arasında, sadece kum ve kil içeriği rakımlar arasında anlamlı farklılıklar göstermiştir (P<0.001). Toprak karbon içeriği bakımından da rakımlar arasında anlamlı değişiklikler belirlenmiştir. Bununla birlikte, toprak toplam azot içeriğinin, rakımlar arasında veya toprak derinlikleri arasında anlamlı bir farklılığa sahip olduğu tespit edilmiştir. Ortalama toprak organik karbon depolama kapasitesi, yüksek rakımda (99.6 Mg C ha-1) alçak rakıma göre (129.4Mg C ha-1) daha düşük bulunmuştur. Ortalama toplam azot depolama kapasitesi, yüksek (6.40 Mg N ha-1) ve alçak rakımda (6.15 Mg N ha-1) benzerlik göstermiştir. Hem TOC hem de TN depolama kapasiteleri, toprak derinlikleri arasında net farklılıklar göstermemiştir. Toprak makro besinleri de (P, K, Ca ve Mg), rakımlar arasında anlamlı farklılıklar göstermiştir (P<0.05). Makro besinlerinden, Mg, P ve K konsantrasyonları yüksek rakımda, alçak rakıma göre anlamlı bir biçimde daha yüksek bulunurken, ortalama toprak Ca konsantrasyonu daha düşüktür. Toprak mikro besinleri, Mn, Na, Zn, Cl, Al ve Co konsantrasyonları da, yüksek rakımda, alçak rakıma göre anlamlı bir biçimde daha yüksektir. Sonuç olarak, topografik faktörlerden yükseltinin (rakımın) toprak özelliklerini ve toprak organik karbon ve toplam azot miktarını ve depolama kapasitelerini anlamlı bir şekilde etkileyeceği, dolayısıyla, bu faktörlerin gelecekteki araştırmalarda dikkate alınması sonucuna varılmıştır.
Bir ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi işletme parametrelerinin değerlendirilmesi
Su, en önemli doğal kaynakların başında gelmektedir. Son yıllarda hızlı nüfus artışı ve sanayileşmeye bağlı olarak içme ve kullanma suyu ihtiyacının artması su kaynaklarının hızla tükenmesine neden olmaktadır. Su tüketiminin artmasına bağlı olarak oluşan atıksu miktarı da artmakta ve atıksuların arıtıldıktan sonra alıcı ortamlara deşarj edilmesi su kaynaklarının korunması açısından yeterli olmamaktadır. Evsel atıksu arıtımında biyolojik prosesler yaygın olarak kullanılmaktadırr. Geçmiş yıllarda evsel atıksu arıtımının temel amacı karbonlu organik maddelerin giderimiydi. Ancak evsel atıksular karbonlu maddelere ilave olarak azot ve fosfor gibi nütrientleri de ihtiva etmektedir. Bu nütrientler alıcı ortamlarda ötrofikasyon problemine yol açtıkları için, evsel atıksu arıtma tesislerinin azot ve fosforu da giderecek şekilde tasarlanması ve işletilmesi büyük önem kazanmıştır. Bu tez çalışmasında Mustafakemalpaşa İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'nin işletme parametreleri değerlendirilmiştir. Mustafakemalpaşa İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak hizmet vermektedir. Tez çalışmasında giriş ve çıkış numuneleri alınarak analizlenmiştir. Bu amaçla, bir yıl boyunca her bir parametre için belirlenen zaman aralığında alınan numunelerde KOİ, BOİ, AKM, TN, TP ve ağır metal analizleri yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlardan atıksu arıtma tesisinin KOİ, BOİ, AKM, TN ve TP giderim verimlerinin sırasıyla %87, %95, %93, %51 ve %34 olduğu tespit edilmiştir. Ağır metal varlığı ise yıl boyunca eser düzeyde gözlenmiştir. Tesisin işletimi esnasında giderim veriminde meydana gelen değişiklikler tespit edilmiş ve nedenleri ile ortaya konulmuştur.
Portatif bir klinik analizörün sığırlarda kan üre nitrojen, plazma kreatinin, sodyum, klor, potasyum konsantrasyonlarını belirlemedeki geçerliliğinin araştırılması
Son yıllarda Veteriner Hekimlikte portatif, hastanın hemen yanında çok kısa sürede sonuç veren sistemler kullanılmaktadır. Portatif bir analizör olan i-STAT'ın sığırların kan üre nitrojen, plazma kreatinin, sodyum, klor, potasyum konsantrasyonlarını belirlemedeki geçerliliğinin araştırılmasının amaçlandığı bu çalışmada değişik hastalıklara sahip 98 sığır kullanılmıştır. Kan örnekleri tüm sığırların vena jugularis'lerinden bir kanül aracılığıyla lithium heparin içeren tüplere alınmıştır. Alınan kan numunesinin bir kısmı kan üre nitrojen, plazma kreatinin, sodyum, klor ve potasyum konsantrasyonlarının belirlenmesi için üretici firmanın önerisi doğrultusunda i-STAT'a uygulanmıştır. Elde edilen veriler kaydedilmiştir. Kalan numune derhal santrifüj edilmiştir. Elde edilen plazma örneği bir otoanalizörle kan üre nitrojen, plazma kreatinin, sodyum, klor ve potasyum konsantrasyonlarının belirlenmesi için kullanılmıştır. Elde edilen veriler karşılaştırma için eşli t testine, güvenilirlik için Passing Bablok resgresyon, Bland-Altman analizine ve sensitivite-spesifitenin belirlenmesi için de receiver operating characteristics curve'e tabi tutulmuşlardır. Kreatinin için 2 mg/dL, potasyum için 3,9 mmol/L (hipokalemi) ve 5,8 mmol/L (hiperkalemi) plazma konsantrasyonları eşik değerler olarak kabul edilerek i-STAT'ın spesifitesi (öznellik) ve sensitivitesi (nesnellik) belirlenmiştir. Oto analizör ile ölçülen ortalama kan üre nitrojen, plazma kreatinin konsantrasyonları i-STAT ile ölçülenlerden istatistiki olarak daha düşüktü. i-STAT ve oto analizörün ölçtüğü ortalama sodyum konsantrasyonları arasında istatistiki olarak fark bulunmazken, oto analizör ortalama klor ve potasyum konsantrasyonlarını i-STAT'tan istatistiki olarak yüksek ölçmüştür. i-STAT ile oto analizör arasındaki Konkordans korelasyon katsayısı (r); BUN, kreatinin, potasyum, sodyum ve klor için sırasıyla 0.979, 0.987, 0.970, 0.922 ve 0.866 olarak belirlendi. Ortalama hata (oto analizör - i-STAT konsantrasyonu) BUN, kreatinin, potasyum, sodyum ve klor için sırasıyla 1.03, 0.15, -0.20, -0.16 ve -0.87 olarak tespit edildi. i-STAT eşik kreatinin konsantrasyonunda % 100 sensitivite ve % 91,9 spesifiteye sahipti. i-STAT hipokalemiyi belirlemede % 100 sensitivite ve % 91,94 spesifite; hiperkalemiyi belirlemede de % 100 sensitivite ve % 100 spesifite göstermiştir. i-STAT'ın sığırların plazma kreatinin, sodyum, klor ve potasyum konsantrasyonlarını ölçmede güvenilir bir şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir. i-STAT'ın BUN ölçümünde ise anlamlı olarak aşırı tahminde bulunduğu ve özellikle yüksek BUN konsantrasyonlarında hatasının arttığı tespit edilmiştir.
Diyarbakır ekolojik koşullarında farklı azot ve fosfor dozlarının bazı aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinde verim ve verim özellikleri üzerine etkisi
Aspir bitkisinin tohumlarında %20-50 oranında yağ bulunmakta ve toplam doymamış yağ asitleri bakımından yaklaşık %90'larda (oleik ve linoleik) olması yemeklik yağ kalitesinin ne kadar önemli olduğunun ispatıdır. Bu çalışma, Diyarbakır sulu koşullarında, 2019-20 ve 2020-21 yetiştirme sezonlarında, Dicle Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'ne ayrılan araştırma ve uygulama alanında bazı aspir çeşitlerinde farklı fosfor ve azot dozu uygulamalarının verim ve verim parametreleri üzerine etkisini incelemek amacıyla kışlık olarak 2 yıl süre ile yürütülmüştür. Deneme tesadüf bloklarında bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre kurulmuş olup 2 aspir çeşidi (Dinçer ve Safir), 4 farklı dozda (0, 5, 10, 15 kg/da) saf azotlu gübre uygulaması, 3 farklı dozda (0, 6, 12 kg/da) saf fosfor gübresi ve 4 tekerrür olmak üzere toplam dört faktör ele alınmıştır.Bu araştırmada; bitki boyu, yan dal sayısı, tabla sayısı, tabla çapı, ana sap kalınlığı, taç yaprak verimi, bin tane ağırlığı, tohum verimi, ham yağ oranı ve protein oranı değerleri incelenmiştir. Elde edilen veriler ışığında iki yıllık ortalamaların fosfor * azot * çeşit interaksiyonuna göre; tohum verimi, en fazla dekara 5 kg N + dekara 12 kg fosfor uygulaması ile Safir çeşidinden (304,84 kg/da) elde edilirken, en az değeri ise dekara 0 kg N + dekara 0 kg fosfor uygulaması ile Dinçer çeşidinden (187,57 kg/da) elde edilmiştir. Protein oranı % 12,26-19,50 arasında tespit edilmiştir. Yağ oranı en fazla dekara 15 kg N + dekara 12 kg fosfor dozu uygulamaları ile Safir çeşidinden (% 39,30) elde edilirken, en az değeri ise dekara 0 kg N + dekara 0 kg fosfor dozu uygulamaları ile Dinçer çeşidinden (% 28,03) elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, gübrenin bilinçsiz ve fazla miktarda kullanılmasının önüne geçilmesinin yanı sıra çevre kirliliğini de engellemiş olacağı düşünülerek, hem bilime hem de üreticilere ışık tutacağı öngörülmektedir.
Farklı azotlu gübre kaynakları ve dozlarının ekmeklik buğdayda verim, verim unsurları ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Buğday da yüksek verime ve kaliteye ulaşmak için azotun uygun doz, form ve zamanda uygulanması çok önemlidir. Çalışma, üç ekmeklik buğday çeşidine uygulanan farklı üç azotlu gübre formu ve altı dozun verim ve verim unsurlarına etkisini belirlemek amacıyla 2022-2023 yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Deneme ana parsellere çeşitler, alt parsellere gübre formları ve alt-alt parsellere azot dozları gelecek şekilde bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada, Alada, Adalı ve Halis ekmeklik buğday çeşitlerine üst gübresi olarak dekara 4, 8, 12, 16 ve 20 kg dozlarında saf azot içeren geleneksel üre ile üreaz ve nitrogenaz inhibitörlü gübreler uygulanmıştır. İncelenen özellikler bakımından çeşit (başakta tane sayısı hariç) ve dozlar arasında istatistiki olarak %1 seviyesinde farklar bulunmuştur. İncelenen tüm özelliklere gübre formları ve çalışmada yer alan işlemlerin interaksiyonunun etkileri istatistiki olarak önemsiz olmuştur. Çeşitler arasında ortalama bitki boyu 99.6 ile 107.2 cm, başak uzunluğu 8.7 ile 10.4 cm, başakta başakçık sayısı 14.3 ile 18.1 adet, başakta tane sayısı 33.2 ile 36.7 adet, tane verimi dekara 487.0 ile 580.4 kg, bin tane ağırlığı 37.1 ile 42.8 g, hektolitre ağırlığı 78.4 ile 79.1 kg, yaş gluten oranı % 24.9 ile 26.4, sedimantasyon değeri 33.8 ile 35.6 ml arasında değişmiştir. Çalışmada gübre dozlarına göre ortalama bitki boyu 97.7 (D1) ile 104.8 cm (D6), başak uzunluğu 9.1 (D1) ile 10.0 cm (D5), başakta başakçık sayısı 15.6 (D1) ile 17.1 adet (D5), başakta tane sayısı 30.5 (D1) ile 37.9 adet (D5), tane verimi 475.7 (D1) ile 548.1 kg da-1 (D5), bin tane ağırlığı 38.1 (D1) ile 40.5 g (D4), hektolitre ağrılığı 77.7 (D1) ile 79.0 kg (D3, D4 ve D5), protein oranı % 11.6 (D1) ile 12.9 (D6), yaş gluten değeri 23.7 (D1) ile 26.7 ml (D6) ve Zeleny sedimantasyon değeri 31.7 (D1) ile 35.8 ml (D6) arasında bulunmuştur. En yüksek tane verimi Alada çeşidinden elde edilirken gübre dozları bakımından dekara 12 ve 16 kg uygulanan azot dozlarında verim daha yüksek bulunmuştur.
Farklı azot dozlarının aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinde verim ve kalite özellikleri üzerine etkisi
Aspir (Carthamus tinctorius, L.) insan beslenmesine uygun yağa ve yağ bileşenlerine sahip sıcağa ve kurağa dayanıklı bir yağ bitkisidir. Bu nedenle, Türkiye'nin yemeklik yağ açığının kapatılmasında potansiyele sahip olması, alternatif alanlarda yetiştirilebilmesi, münavebeye girebilmesi ve nadas alanlarını daraltması gibi nedenlerle üzerinde önemle durulması gerekir. Bu çalışma, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri deneme alanında Kasım 2017'de kurulmuştur. Denemede iki farklı aspir (Dinçer ve Remzibey) çeşidine sekiz farklı azot dozu (0,3,6,9,12,15,18 ve 21 kg/da) uygulanarak verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yapılmıştır. Denemede yer alan çeşitlerin bitki boyu(cm), bitki dal sayısı(adet), bitki başına tabla sayısı(adet), tabla çapı(mm), tabladaki tohum sayısı(adet), hasat indeksi(%), tane verimi (kg/da) bin tane ağırlığı (g), yağ oranı (%), yağ verimi (kg/da) ile protein oranı(%) özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, bitki boyu 98,10-105,53 cm, bitki başına dal sayısı 6,60- 8,27 adet/bitki, tabla sayısı 10,87- 15,60 adet/bitki tabla çapı 19,72-23,12 mm, bin tane ağırlığı 32,44-45,84 gram, tabladaki tohum sayısı 23-28,6 adet/bitki, tohum verimi 218,92-345,85 kg/da, yağ oranı oranı % 28,07-%34,30 yağ verimi 62,33-117,48 kg/da, hasat indeksi %22,23-%30,74, protein oranı % 21,58-31,74 arasında değişim göstermiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda en yüksek değerler; bin tane ağırlığı ve protein oranı için 0 kg/da azot dozundan; hasat indeksi, tohum verimi ve yağ verimi özelikleri için 9 kg/da azot dozundan; bitki boyu ve tablo sayısı için 12 kg/da azot dozundan; dal sayısı için 18 kg/da azot dozundan; tablada tohum sayısı 21 kg/da azot dozundan elde edilmiştir. Yapılan çalışmada hasat indeksi, yağ verimi ve tohum verimi bakımından en yüksek değerler Remzibey çeşidinden elde edilmiştir.