Sosyal destek
279 theses under this subject heading
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde madde kullanma eğilimine neden olabilecek bazı psikolojik parametrelerin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin yaşam doyumu, umutsuzluk, algılanan sosyal destek ve depresyon durumlarının madde kullanma eğilimi üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmamızın evrenini Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise basit rastgele örnekleme yöntemi uygulanarak hata payı (alpha) = 0.005, hoşgörü miktarı (d) = 0.05 ve kitledeki kişi sayısı (N) = 935 (Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrenci Sayısı) olarak alınarak örneklem çapı (n) = 420 olarak belirlenmiştir. Çalışmada 220'si kadın 202'si erkek olmak üzere 422 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Umutsuzluk Ölçeği ve Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlgili literatürde, değişkenlerin basıklık çarpıklık değerlerine ilişkin sonuçların +1.5 ile -1.5 (Tabachnick ve Fidell, 2013), +2.0 ile -2.0 (George, ve Mallery, 2010) arasında olması normal dağılım olarak kabul edilmektedir. Büyük sayılar kanunu ve merkezi limit teoremine göre örneklem olarak yeterli seviyede olmasından dolayı dağılımın normal olduğu varsayılarak analizlere devam edilmiştir (Harwiki, 2013, s.879; İnal ve Günay, 1993; Johnson ve Wichern, 2002). Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda yaşam doyumu ile madde kullanma eğilimi, umutsuzluk ile madde kullanma eğilimi, gelecekle ilgili duygular ile madde kullanma eğilimi, motivasyon kaybı ile madde kullanma eğilimi, gelecekle ilgili beklentiler ile madde kullanma eğilimi arasında pozitif bir ilişki olduğu belirlenirken, aileden algılanan sosyal destek ile madde kullanma eğilimi arasında ve arkadaştan algılanan sosyal destek ile madde kullanma eğilimi arasında negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bunların yanında yaşam doyumunun madde kullanma eğilimini azalttığı, umutsuzluğun madde kullanma eğilimini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu artışta umutsuzluk alt boyutlarından motivasyon kaybının etkili olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimi üzerine etkisine ilişkin aileden algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimini azalttığı sonucuna ulaşılırken, özel insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimi üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Depresyonun madde kullanma eğilimini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Madde kullanma eğiliminin kadınlarda erkeklere göre yüksek olduğu sonucuna ulaşılırken, madde kullanma eğiliminin yaş, medeni durum, bölüm, ortalama gelir ve sınıftan bağımsız olduğu belirlenmiştir.
Ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun yanında ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 675 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Ergen Ayrışma-Bireyleşme Ölçeği, Çok Yönlü Eylemli Kişilik Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişkileri inceleyebilmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığını belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Ergenlerde ayrışma-bireyleşmenin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t- Testi analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyon analizleri sonuçları incelendiğinde ayrılık kaygısı ile benlik saygısı, öz-yeterlik, yaşam amaçları ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişki elde edilmiş, ayrılık kaygısı ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Son olarak, ayrılık kaygısı ile algılanan sosyal destek toplam puanı ve alt boyutları arasında arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. İkinci olarak, kısıtlanma kaygısı ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı ve iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, benlik saygısı ile yaşam amaçları, öz-yeterlik ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişkiler elde edilmiştir. Diğer taraftan, kısıtlanma kaygısı ile arkadaş ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişkiler olmadığı tespit edilmişken, toplam algılanan sosyal destek ile negatif yönde anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak, reddedilme beklentisi ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı, yaşam amaçları ve öz-yeterlik arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Buna karşın, reddedilme beklentisi ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Algılanan çok boyutlu sosyal destek açısından ele alındığında ise, reddedilme beklentisi ile aileden, arkadaştan ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordamasına ilişkin elde dilen ilk bulguya göre, ergenlerde öz-yeterlik, benlik saygısı, yaşam amaçları ve toplam çok yönlü eylemli kişilik özellikleri, ayrılık kaygısını anlamlı bir biçimde yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %5'i açıklanmaktadır. Diğer taraftan ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek, öz-yeterlik, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve çok boyutlu algılanan sosyal destek; kısıtlanma kaygısını yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %24'ü açıklanmaktadır. Son olarak, ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek reddedilme beklentisini yordamakta ve ilgili değişkenler varyansın %37'sini açıklamaktadır.Araştırmadan elde edilen son bulguya göre ise ergenlerin ayrışma-bireyleşme puanları cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.
Ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, önemli yaşam olayları, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyet ve sınıf düzeyleri, cinsiyet ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamamaları ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından incelenmiştir. Ayrıca, ergenlerin aileden algıladıkları sosyal destek, arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek, cinsiyet, sınıf düzeyi ve önemli yaşam olayı yaşayıp yaşamama durumuna göre incelenmiştir. Araştırmada ayrıca, ergenlerin okul içsel bağlılık, okul ortamı bağlılık ve öğretmen bağlılık puanları, cinsiyet ve sınıf düzeylerine göre de incelenmiştir. Son olarak, bu çalışmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan ve Afyonkarahisar il merkezinde yer alan liselerde öğrenim gören 1022 lise öğrencisinden (533 kız, 489 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Okul Bağlılığı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Üç Yönlü ANOVA, Tek Yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Scheffe Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kızların psikolojik sağlamlık düzeylerinin erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu; önemli yaşam olayları yaşayan ergenlerin, önemli yaşam olayları yaşamayan ergenlere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin anlamlı olarak düşük olduğu; ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, anne ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı anlaşılmıştır. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi incelendiğinde ise, kızlarda ve erkeklerde aileden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu; kızlarda arkadaşlardan ve öğretmenden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu bulunmuştur. Ergenlerin okul bağlılık düzeyleri incelendiğinde, kızların okul içsel bağlılık puanlarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıftaki kızların okul ortamı bağlılığının, diğer sınıflardaki kızlardan daha yüksek düzeyde olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencisi kızların erkeklere göre daha yüksek öğretmen bağlılığı puanları olduğu anlaşılmıştır. Son olarak, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığının, ergenlerde psikolojik sağlamlığın anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, toplam varyansın % 33'ü algılanan sosyal destek, % 4'ü okul bağlılığı tarafından açıklanmıştır. Diğer yandan, cinsiyetin ve önemli yaşam olayları yaşamanın ise ergen psikolojik sağlamlık düzeyini yordamadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: Algılanan sosyal destek, ergenlik, okul bağlılığı, önemli yaşamolayları, psikolojik sağlamlık
Gelişimsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinin sosyal destek ve öz yeterlik düzeyleri ile yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; erken çocukluk döneminde bulunan (0-6 yaş) ve gelişimsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, öz yeterlik düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bu ilişkinin yordayıcı olabilecek değişkenlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Eskişehir ve Zonguldak illerinde yaşayan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile bir üniversite bünyesindeki araştırma ve uygulama merkezine devam etmekte olan erken çocukluk döneminde bulunan gelişimsel yetersizlik tanısı olan çocukların 225 ebeveyni oluşturmaktadır. Katılımcıların 139'unun kadınlar, 86'sını ise erkekler oluşturmaktadır. Araştırmada gelişimsel yetersizliği olan çocuklara ve ebeveynlerine ait kişisel bilgileri elde etmek üzere, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi "Yenilenmiş Ana Baba Sosyal Destek Ölçeği/YASDÖ" kullanılarak ölçülmüştür. Ebeveynlerin öz yeterlikleriyle ilgili algılarını belirlemek üzere; "Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği Türkçe Versiyonu/EÖYÖ-TV" kullanılmıştır. Son olarak ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri "Yaşam Doyum Ölçeği/YDÖ" kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ve bu destekten memnuniyet düzeyleri ile gelir düzeyleri arasında düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlerin öz yeterlik algılarının çocuklarının tanı türlerine farklılaştığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, ebeveyn öz yeterliği ve sosyal destek değişkenleri ile ebeveynlerin yaşam doyumu puanları arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İki değişkenin birlikte yaşam doyumundaki toplam varyansın önemli bir bölümünü açıkladığı belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, her iki değişkenin de yaşam doyumu üzerinde önemli (anlamlı) birer yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bulgular tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Gelişimsel yetersizlik, gelişimsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, sosyal destek, öz yeterlik, ebeveyn öz yeterliği, yaşam doyumu.
Postpartum depresyonun önlenmesinde watson modeline dayalı psikoeğitim müdahalesinin etkisi
Başlık: Postpartum depresyonun önlenmesinde Watson modeline dayalı psikoeğitim müdahalesinin etkisi Amaç: Bu çalışma, postpartum depresyon (PPD)'nun önlenmesinde gebelere uygulanan Watson modeline temellendirilmiş psikoeğitim müdahalesinin etkisini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Ayrıca, bu çalışma kapsamında psikoeğitim müdahalesinin PPD ile ilişkili olarak, kadınların sosyal destek algılarına etkisi de değerlendirilecektir. Yöntem: Çalışma randomize ön test-son test kontrol gruplu müdahale araştırmasıdır. Ekim 2022-Haziran 2023 tarihleri arasında Eskişehir İli Vadişehir Aile Sağlığı Merkezi (ASM)'nde yapılmıştır. Örneklemini 20-32 haftada gebeliği olan 91 kadın (müdahale:45, kontrol:46) oluşturmuştur. Kadınların tamamına ASM'de rutin bakım uygulanırken, müdahale grubuna ek olarak Watson İnsan Bakım Modeli (WİBM)'ne dayalı psikoeğitim müdahalesi uygulanmıştır. Veriler; 'Kişisel Bilgi Formu, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EPDÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Watson İyileştirme Süreçlerine Göre Hasta Memnuniyeti Değerlendirme Formu' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki kare, bağımlı ve bağımsız gruplarda t ve Levene testleri, kolerasyon ve çok boyutlu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Psikoeğitim sonrası müdahale grubundakilerin toplam EPDÖ puanı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük, ÇBASDÖ toplam puanı ve arkadaş alt boyutu puanı daha yüksektir (p<0.05). Regresyon analizi sonuçlarına göre, ÇBASDÖ alt boyutlarından arkadaş ve aile desteği her iki gruptada anlamlı düzeyde azalma sağlamakla birlikte müdahale grubunda kontrol grubundakilere göre PPD düzeyini daha fazla azalttığı saptanmıştır (ß=-0,612, ß=-0,315). Özel bir insan desteğinin ise müdahale grubunda PPD düzeyini düşürürken, kontrol grubunda anlamlı bir fark oluşturmadığı bulunmuştur (ß=-0,344, ß=-0,235). Sonuç: WİBM'ne dayalı psikoeğitim müdahalesi kadınların PPD riskini azaltırken sosyal destek düzeyini arttırmıştır. Doğum sonu ebelik bakımında psikoeğitim müdahalesini içeren yaklaşımların kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Postpartum depresyon, Watson modeli, psikoeğitim, destek
Jinekolojik onkoloji tanısı alan kadınlarda algılanan sosyal desteğin posttravmatik stres bozukluğuna etkisi
Jinekolojik kanserler kadınlarda morbidite ve mortalite oranları oldukça yüksek olduğundan dolayı kadın sağlığı açısından önemli bir konu olarak belirlenmiştir. Jinekolojik kanserler, kadınlar tarafından ölümcül bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda kadın üreme organları cinselliğin, üretkenliğin ve anneliğin sembolü olarak kabul edilip, bu organların aniden kaybolması kadının beden imajını olumsuz yönde etkilerken benlik saygısını düşürmektedir. Uluslararası ve ulusal literatür incelendiğinde jinekolojik onkoloji tanısı alan kadınlarda emosyonel sorunlar ve sosyal destek ilişkisinin birlikte ele alındığı pek çok sayıda çalışma olduğu ancak posttravmatik stres bozukluğuna ilişkin sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmektedir. Bu argümandan yola çıkarak planlanan bu çalışmada jinekolojik onkoloji tanısı alan kadınlarda algılanan sosyal desteğin posttravmatik stres bozukluğuna etkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma Ankara Şehir Hastanesi Jinekoloji Onkoloji biriminde yazılı izinler alınarak kanser tanısı aldığı süreden bir yıl kadar zaman geçmiş olan 277 kadından oluşmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan 23 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu (KBF), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Posttravmatik Stres Bozukluğu Ölçeği (PSBÖ) ölçeği ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Araştırma sonuçlarını değerlendirmek için istatistiksel tanımlayıcı kriterler (ortalama, medyan, standart sapma, yüzde) kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki farkı belirlemek için Mann Whitney U testi, ikiden fazla bağımsız grup için Kruskal Wallis testi, iki sürekli değişken olduğu durumda Spearman korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan kadınların ortalama 55,94 yaş aralığındadır. (SS:10,768, min:28, max:91.). Farklı çocuk sayılarına ait kadınlar arasında travma sonrası stres bozukluğuna ait anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Farklı eğitim seviyelerine sahip kadınlar arasında posttravmatik stres bozukluğuna ilişkin anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Posttravmatik Stres Bozukluğu Ölçeği (PSBÖ) puanı ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin (ÇBASDÖ) puanı arasında yüzde 30,9'luk negatif ve anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. (p<0.001). Sosyal destek, posttravmatik stres bozukluğunu olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Ergenlerde sigara kullanımı üzerine anne- baba tutumu ve sosyal destek algısının etkisi
Sigara kullanımı gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımları genellikle ergenlik dönemine denk gelmekte ve ergenin hayatını birçok yönden olumsuz etkilemektedir. Anne baba tutumu ve ergenin algılamış olduğu sosyal destek kaynakları, ergenin istenmeyen zararlı alışkanlıklar edinmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada sigara kullanan ve kullanmayan ergenlerin anne-baba tutumları ile algıladıkları sosyal destek düzeylerini karşılaştırmak ve bu iki değişkenin ergenin sigara kullanım davranışı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte yürütülmüş olup, 18.04.2024–08.06.2024 tarihleri arasında Çorum merkezde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde gerçekleştirilmiştir (N=14,756). Çalışmaya, belirlenen örneklem kriterlerini karşılayan ve ebeveyn izni alınarak katılım sağlayan 640 öğrenci dâhil edilmiştir. Veri toplama sürecinde "Öğrenci Tanıtıcı Bilgi Formu", "Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ)" kullanılmıştır. Bulgular, SPSS Statistics V26 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Tanımlayıcı veriler; frekans, yüzde, minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuş; verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. İki grup arasındaki farklılıklar bağımsız örneklemler t testi veya Mann Whitney U testi ile incelenmiş; kategorik değişkenler için Pearson ki-kare ve Fisher exact testleri uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler ise Spearman korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Katılımcı olarak 640 ergenin yer aldığı bu çalışmada %53,44'ünü erkekler oluşturmakta ve bu erkek öğrencilerin de %66,9'u (n=119) sigara kullanmaktadır. Sigara kullanan erkek öğrenci oranı kızlara göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,001). Sigara kullanan ergenlerin %51,7'si çoğu arkadaşının, kullanmayanların ise %35,9'u bazı arkadaşlarının sigara kullandığını belirtmiş ve aralarındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,001). Sigara kullanan ergenlerin ABTÖ psikolojik özerklik ve denetleme/kontrol alt boyutlarından aldıkları puan kullanmayanlara göre daha düşük olup, bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Yine sigara kullanan öğrencilerin ÇBASDÖ aile, arkadaş alt boyutlarından ve ÇBASDÖ toplam puanlarının kullanmayan öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ergenlerin ABTÖ kabul/ilgi alt boyutu ile ÇBASDÖ aile, arkadaşlar, özel bir insan alt boyutları ve ÇBASDÖ toplam puanı arasında (sırası ile; r=0,298; r=0,374; r=0,605; r=0,480), ABTÖ psikolojik özerklik alt boyutu ile ÇBASDÖ özel bir insan alt boyutu ve ÇBASDÖ toplam puanı (sırası ile; r=0,224; r=0,108) arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmış olup, pozitif yönde bir ilişki belirlenmiştir. Ergenin sigara kullanan arkadaşının olması, ailede sigara kullananların olması, sigara kullanımı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Psikolojik özerklik ve denetleme/ kontrol değerinin düşük olması sigara kullanımı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, sigara kullanan ergenlerin anne babaları tarafından psikolojik özerkliklerinin, denetleme ve kontrollerinin daha az sağlandığı ve kendilerinde aile ve arkadaş desteğini kullanmayanlara göre daha yüksek algıladıkları belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarına psikolojik özerklik sağlamaları ve denetimi uygun şekilde yapmaları ergenlerin sigara kullanımı konusunda koruyucu olabilecektir. Doğru sosyal destek, ergenlerin olumlu duygularını artırırken, hemşireden alınan profesyonel destek bu süreci tamamlayıcı niteliktedir.
Klinik olmayan ergen örnekleminde depresif belirtilerin bilişsel yatkınlık faktörleri ve sosyal-çevresel yatkınlık faktörleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada depresyon için yatkınlık/risk oluşturan fonksiyonel olmayan tutumlar, bilişsel esneklik, sosyal sorun çözme becerisi, otobiyografik bellek tarzı, algılanan sosyal destek ve olumsuz yaşam olayları değişkenlerinin depresif belirtiler ile ilişkilerinin incelenmesi, bu ilişkilerin cinsiyet açısından karşılaştırılması ve diyatez-stres modelinin test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Aydın ilinin Efeler ilçesine bağlı devlet liselerinde eğitim gören 706 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Olumsuz Yaşam Olayları Listesi (OYO), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ), Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği'nin Kısa Formu (FOTÖ), Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri (SSÇE), Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) ve Minimum Yönergeli Otobiyografik Bellek Testi (OBT) ölçekleri ile toplanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, ÇDÖ ile OYO, FOTÖ ve genellenmiş otobiyografik bellek pozitif; ASDÖ, SSÇE ve BEE negatif ilişkili bulunmuştur. Depresif belirtilerin toplam varyansının kadınlarda sırasıyla SSÇE, ASDÖ, FOTÖ, OYO ve BEE tarafından açıklandığı; erkeklerde ise, sırasıyla SSÇE, ASDÖ, FOTÖ, Genellenmiş OBT ve BEE tarafından açıklandığı bulgulanmıştır. OYO'nun stres; diğer değişkenlerin yatkınlık faktörü olarak Pearson ki-kare testiyle incelenmesi sonucunda; kadınlarda olumsuz yaşam olayının fazla olduğu koşullara düşük düzeyde sorun çözme becerisi, sosyal destek ve bilişsel esneklik ile yüksek düzeyde fonksiyonel olmayan tutumların eşlik etmesi depresyon riskini arttırmaktadır. Erkeklerde ise, yoğun olumsuz yaşam olaylarına eşlik eden düşük düzeydeki sosyal destek, sorun çözme becerisi ve bilişsel esneklik faktörlerinin depresyon riskini arttırdığı tespit edilmiştir. Bulgular alanyazın ışığında ve sınırlılıkları göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.
Ergen futbolcular da şiddet eğilimi ile sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi(Ankara İLİ örneği)
Bu çalışmada ergen futbolcuların şiddet eğilimleri ile sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya U14 yaş grubundan 200, U17 yaş grubundan 200 amatör futbolcu olmak üzere toplam 400 kişi katılmıştır. Araştırmanın verileri anket formu ile toplanmıştır. Veriler SPSS 15 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada "Şiddet Eğilimi Ölçeği" ve "Sosyal Destek Düzeyi" ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonunda sporcuların yaşları ile şiddet eğilim durumları arasında (p-değeri=,000), anne çalışma durumlarıyla, algılanan sosyal destek düzeyleri arasında (p-değeri=,047), baba çalışma durumlarıyla, şiddet eğilim durumları arasında (p-değeri=,030), baba eğitim düzeyleriyle, algılanan sosyal destek düzeyleri arasında (p-değeri=,039), televizyonda izlenilen program içerikleriyle, şiddet eğilim durumları arasında (p-değeri=,020) ve sporun hoşgörüyü arttırma durumuyla, algılanan sosyal içerik düzeyleri arasında (p-değeri=,000) anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer demografik bilgiler ile şiddet eğilim durumu ve algılanan sosyal içerik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Üstün yetenekli öğrencilerin çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile sosyal duygusal becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, üstün yetenekli öğrencilerin çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile sosyal-duygusal becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evreni Ankara ilindeki 5, 6, 7 ve 8. sınıfa devam eden tanılanmış 378 üstün yetenekli öğrencidir, örneklemi ise 94 kız ve 98 erkek olmak üzere 192 üstün yetenekli öğrencidir. Çalışmada ilişkisel tarama ve karma araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak; Kabakçı (2006) tarafından geliştirilen Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖBÖ), Yıldırım (2004) tarafından geliştirilen Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ-R), demografik özellikleri içeren kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. SDÖBÖ ölçeği 40 cümleden ve dört alt ölçekten oluşmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .88 olarak bulunmuştur. ADSDÖ-R ölçeği ise 50 cümleden ve üç alt ölçekten oluşmaktadır. Yıldırım, ölçeğin alt boyutlarına ilişkin KMO değerlerini .85 ile .94 arasında çok yüksek olarak bulgulamıştır. Niceliksel verilerin analizinde, t-testi, tek yönlü (one way) Anova testi, Tukey Post-Hoc testi kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi, yordama seviyesi ise regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, algılanan sosyal destek düzeyi ile sosyal-duygusal beceriler arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki vardır. En yüksek sosyal destek aileden, en az sosyal destek ise öğretmenden algılanmıştır. Kız öğrencilerin sosyal-duygusal beceri puanları erkeklerden yüksek çıkmıştır. Kendilik değerini artıran beceri puanları stresle başa çıkma beceri puanlarından yüksek çıkmıştır. Sosyo-ekonomik düzey (SED) sosyal-duygusal beceriler üzerinde etkili olmamıştır. Anne baba birlikteliği, algılanan sosyal destek üzerinde pozitif etki yapmıştır. Diğer demografik özelliklere göre yapılan karşılaştırmalar istatistiksel olarak anlamlı bulgulanmamıştır. Özetle, Türkiye'de üstün yetenekli öğrencilerin sosyal-duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan sosyal destek, sosyal-duygusal öğrenmebecerileri, üstün yetenekli öğrenci
Genç yetişkinlerde öz-şefkatin yordayıcıları: Algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantıları
Bu araştırmada genç yetişkinlerin öz-şefkat düzeyi üzerinde algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantılarının yordayıcı etkiye sahip olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Google Formlar aracılığıyla ulaşılan 474 yetişkin birey oluşturmuştur. Araştırmada genç yetişkinlerin verilerinin toplanması için "Kişisel Bilgi Formu", "Öz-Anlayış Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek" ve "Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Hiyerarşik Regresyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda ilk adımda modele eklenen çocukluk örselenme yaşantıları alt boyutlarından fiziksel istismar, duygusal istismar ve duygusal ihmalin öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk örselenme yaşantıları değişkeni kontrol edildiğinde ve modele algılanan sosyal destek değişkeni eklendiğinde duygusal istismar ve aile desteği alt boyutlarının öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucu elde edilmiştir. Yapılan analizle aileden algılanan sosyal destek ve duygusal istismar yaşantılarının genç yetişkinlerin öz-şefkatinin %12'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda öz-şefkat ile algılanan sosyal destek arasında olumsuz yönde anlamlı ilişki, öz-şefkat ile çocukluk örselenme yaşantıları ve algılanan sosyal destek ile çocukluk örselenme yaşantıları arasında olumsuz yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından bakıldığında öz-şefkat yaş ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, kardeş sayısı, eğitim durumu ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek düzeyi algılanan gelir düzeyine ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çocukluk örselenme yaşantılarının ise kardeş sayısı ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır.
Prematüre bebeği olan annelerin yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörler
Bu araştırma, prematüre bebeği olan annelerin yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla ilişki arayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma İstanbul' da bir Vakıf Üniversitesi hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 90 prematüre bebeğin annesi ile Temmuz 2018-Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 'Prematüre Bebeği Olan Anne ve Bebek Bilgi Formu', 'WHOQOL-BREF Ölçeği', 'Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği' ve 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılarak toplandı. Veriler SPSS programında frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler ile Student testi, One Way Anova testi ve regresyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Annelerin % %54,4'ünün yaşı 31 ve üzeri, babaların %67,8'i 31 ve üzeri yaş aralığındadır. Annelerin %96,7'si evli, %50'sinin evlilik süresi 1-5 yıldır. Annelerin %36,7'si lise, %16,7'si üniversite mezunudur. Annelerin%60'ı bir işte çalışmamakta ve %62,2'sinin aile geliri gideri ile aynıdır. Annelerin WHOQOL-BREF (TR) genel yaşam kalitesi puan ortalaması 73,87±9,28, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği puan ortalaması 10,52±4,80, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği genel puan ortalaması 62,14±14,66 bulundu. Araştırmada, postpartum depresyonun ve algılanan sosyal desteğin genel yaşam kalitesi için anlamlı bir belirleyici olduğu bulundu. Postpartum depresyon düzeyi genel yaşam kalitesi düzeyini azaltırken, algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini arttırmaktadır. Aileden algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini arttırırken arkadaştan ve özel insandan algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini etkilememektedir. Sonuç olarak, doğum sonrası depresyon düzeyinin ve algılanan sosyal desteğin yaşam kalitesini etkilediği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşam Kalitesi, Sosyal Destek, Postpartum Depresyon, Prematüre Bebeği Olan Anneler
Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin ailelerinden sosyal destek algılayıp - algılamama durumlarına göre psikolojik belirtiler yönünden incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, üniversite sınavına hazırlanan, lise 3. sınıf ve dershanelere devam eden öğrencilerin ailelerinden algıladıkları sosyal destek düzeylerine, cinsiyete, sosyo ekonomik düzeye, anne baba eğitimine ve sınava giriş sayısına göre psikolojik belirtilerinin farklılaşrp farklılaşmadığım incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Adana ili Yüreğir ve Seyhan merkez ilçelerinde bulunan Fen lisesi, Seyhan Rotary Anadolu Lisesi, Sunar Nuri Çomu Lisesi, 5 Ocak Lisesi, Borsa Lisesi, Özel Gündoğdu Lisesi, Özel Büfen Lisesi, Zirve Dershanesi, Toros Dershanesi ve Bilgefen Dershanelerinden 230 kız, 258 erkek olmak üzere toplam 488 ergen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla, "Algılanan Sosyal Destek ölçeği (ASDÖ)", "Kısa Semptom Envanter (KSE)" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullamlmıştır. Veriler 2X2 ve 2X3 'lük Varyans analiziyle çözümlenmiş ve analiz sonuçlarında çıkan ortak etkiler Scheffe-F testiyle araştırılmış ve bulguların değerlendirilmesinde anlamlılık 0.05 olarak kabul edilmiştir. Sonuçta, aileden algılanan sosyal destek düzeyi ve cinsiyete göre kızların algıladıkları sosyal destek düzeylerinin daha düşük olduğu ve anksiyete ve depresyon belirtilerinin daha fazla olduğu bulunmuştur. Aileden algılanan sosyal destek ve sosyo ekonomik düzey etküeşimine göre sosyo ekonomik düzeyi yüksek olanların algıladıkları sosyal destek düzeylerinin daha yüksek olduğu ve sosyo ekonomik düzey yükseldikçe psikolojik belirtilerin görülme düzeyinin düştüğü bulunmuştur.
Examinng the relationship between quality of life and perceived socialsupport in breast cancer patients in Iraq
Introduction:. Social support is a crucial factor that could improve breast cancer patients' quality of life . Aim: The aim of our study is to examine the relationship between the quality of life and perceived social support of patients diagnosed with breast cancer in Iraq. Methoods: The study is relational and descriptive. study was used to guide this study which was conducted at the Al-Zahraa Teaching Hospital and Alkarama Teaching Hospital in Kut, Iraq. The study included a sample of 150 patients with breast cancer. The sample size was determined based on the criteria of a significance level of 0.05. The data were collected from December 10th, 2021 to March st, 2022. Three forms were used to collect the data; sociodemographic and clinical characteristics form, multidimensional perceived social support scale, and European Organization for the Research and Treatment of Cancer Quality of Life Questionnaire (EORTC QLQ-C30). Statistical Package for Social Sciences was used to analyze the data. Results: participants age means 39.27 ± 14.7. were married 79.3%. are high school graduates 26.7%. As per the work status, that they are officers 28.0%. family's monthly income is less than their expenses 64.7%. Most reported that they have children 70.7%. the majority reported that they live in urban areas 56.6%. That they have first-degree relatives who have breast cancer 44.7%. The mean score of social support from significant others was 16.71 ± 4.40, family 18.39 ± 3.29, friends 15.36 ± iv 5.72, and overall perceived social support 50.47 ± 8.12. Sub- dimension mean scores of the quality of life scale; general quality of life was 74.42 ± 8.69, role functioning was 25.46 ± 11.66, emotional functioning 10.58 ± 2.66, cognitive functioning 5.36 ± 1.36, social functioning 5.26 ± 1.39, global health status 6.42 ± 2.11, dyspnea 2.25 ± 0.91, insomnia 2.52 ± 1.00, appetite 2.44 ± 1.03, nausea and vomiting 4.58 ± 1.49, constipation 2.31 ± 1.02, diarrhea 2.43 ± 0.92, fatigue 7.29 ± 1.68, pain 4.90 ± 1.45, overall symptoms 28.73 ± 4.72. When the quality of life was compared with social support. that there is a moderate positive correlation between the global health status sub- dimension of the quality of life scale and Significant Other sub- dimension of the perceived social support scale (r = 0.638, p < 0.05). In addition to a moderate positive correlation between the global health status sub- dimension of the quality of life scale and perceived social support scale (r=0.451, p < 0.05), as well as a weak positive correlation between the overall quality of life scale and Significant Other subdimension of the perceived social support scale (r=0.269, p < 0.05). Conclusion: Breast cancer patients in Iraq have a moderate quality of life. It was determined that the majority of the patients had average social support and the most social support source came from the family. It scored higher on "symptoms" among other dimensions of patients' quality of life. Overall quality of life is significantly associated with social support in patients with breast cancer. 2022, 50 pages Keywords: Breast Cancer, Quality of Life, Social Support, Iraq.
Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi
Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmış tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Örneklem, 229 aile üyesinden oluşmaktadır. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ile toplanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile 5 farklı hemodiyaliz merkezinde, Aralık 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, Kruskal-Wallis H, Mann-Whitney U, t testi ve tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 47,59±13,41, % 62'si kadın, %87,8'si evli, %34,1'i 4 ve üzerinde çocuğa sahip, %43,7'si ilkokul mezunu, %74,2'si çalışmamakta, %50,7'si 1-6 yıldır bakım vermekte, %58,5'u bakımda bir başkasından destek almaktadır. BVYÖ toplam puan ortalaması 19,48±11,42, KPSÖ toplam puan ortalaması 19,18±7,80, ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 50,44±14,07'dir. Aileden algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık düzeyi bakım yükünü negatif yönde yordamaktadır (p<0,05). Bakım verenlerin sosyal destek düzeyi ve psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça bakım verme yükü azalmaktadır. Hemşireler aile üyelerine danışmanlık ve eğitim vererek sosyal kaynaklara yönlendirebilir, psikolojik dayanıklılık düzeyini arttıracak girişimleri rutin uygulama içerisine entegre edebilir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Bakım Veren, Bakım Yükü, Hemşirelik Bakımı, Psikolojik Dayanıklılık.
KOAH ve/veya astımlı yaşlılarda sosyal desteğin ilaç uyumuna ve öz-etkililiğe etkisi
Çalışmanın amacı KOAH ve/veya Astımlı Yaşlılarda Sosyal Desteğin İlaç Uyumuna ve Öz-etkililiğe Etkisi'ni saptamaktır. Çalışma örneklemi Ordu devlet hastanesine başvuran, çalışma kriterlerini uyan 138 hasta oluşturmuştur. Araştırma 01.05.202201.08.2022 tarihleri arasında 3 aylık süre içerisinde tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında hasta ve ilaç bilgi formu, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği ve öz-etkililik ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 23 programında analiz edilmiştir. Ölçek verilerinin normal dağılmasından dolayı parametrik testlerden t-Testi ve İkiden fazla grupta Grup Ortalamalarının Karşılaştırılması İçin ANOVA testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki iki değişken arasındaki ilişkinin gücünün ve birbirleriyle olan ilişkilerinin ölçümü için pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Katılımcıların %38,4'ü kadın, %61,6'sı erkek hastalardan oluşmaktadır. Katılımcıların %36,2 KOAH, %28,3'ü astım, %35,5'i KOAH ve astım tanısı alan hastalardan oluşmaktadır. Bireylerin yaş ortalamaları 74,37±7,900, tanı süresi 14,4±14,5, hastanede yatış sayısı 4,01±6,33, günlük ilaç kullanım sayısı 4,49±2,50 idi. Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puanı ortalaması 47,25±17,16, Öz-etkililik Yeterlilik Ölçeği toplam puan ortalaması 71,26±9,11 idi. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği geneli ile Öz-etkililik Yeterlilik Ölçeği geneli (r: -0,241) arasında negatif yönlü düşük seviyede bir ilişki vardır. Sonuç olarak bireylerin Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanı arttıkça Öz-etkililik düzeylerinde azalma görülmektedir. Hastalara ve yakınlarına hastalık, sosyal destek, öz-etkililik ve ilaç uyumu üzerine eğitim verilmesi, eğitimlerin sıklaştırılması ve sağlık politikası haline dönüştürülmesi ve sosyal desteğin bağımlılık yönü araştırılması önerimizdir. Anahtar Kelimeler: KOAH, astım, sosyal destek, öz-etkililik, ilaç uyumu, hemşirelik.
Irak'daki meme kanserli kadınlarda sosyal destek algılaması ve ilişkili faktörlerinin incelenmesi
Objective:Thisresearchaimstoevaluateandexaminetheperceptionofsocial supportanditsassociatedfactorsinwomendiagnosedwithbreastcancer. StudyMethodology:A cross-sectional,descriptivestudywasconductedat AnbarSpecialized CancerCenterin Ramadi,Iraq,in the period between 09/03/2021 -25/7/2021 theresearchscientistconsistsofbreastcancer patientsinthiscenter.Thesamplenumberwasdeterminedtobenolessthan 150breastcancerpatientsfromDuringthesamplecalculationmethodincases wheretheuniverseisunknown.Datawerecollectedface-to-faceA"personal informationmodel"andamultidimensionalscaleofperceivedsocialsupport wereusedtocollectdata. Results:Thestudysampleconsistedoffemalesdiagnosedwithbreastcancer over35yearsold.Thesocialsupportprovidedtothemajorityofthestudy samplewasbyaprivateperson17.6±8.3,itwasdeterminedthatthereisa positive,statisticallysignificantrelationshipbetweensocialsupportandhaving children,income,familyhistoryofcancer,surgicaltreatment,chemotherapy, hormonaltherapy,targetedtherapy,familystructureatsignificancelevelp<.05 Conclusion:Itwasdeterminedthatthedegreesofsocialsupportforbreast cancerpatientswerehighfortheprivilegedperson,followedbythefamilyand finallyfriends,andithadapositiveimpactonthesepatients. KeyWords:Breastcancer,socialsupport,chemotherapy,hormonetherapy, targetedtherapy
Menopoz dönemindeki kadınların algıladıkları sosyal destek, anksiyete düzeyi ve yaşam kalitesi
Araştırma menopoz dönemindeki kadınların algıladıkları sosyal desteği, anksiyete düzeyini ve menopoza özgü yaşam kaliteleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Sinop Atatürk Devlet Hastanesi ve Sinop Ayancık Devlet Hastanesinde görev yapan kadın personel ile hastaneye başvuran ve tedavi alan hastaların ziyaretçileri ve refakatçileri arasından dahil edilme kriterlerine uygun 150 kadın katılmıştır. Veriler; kişisel bilgi formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAE) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik dağılım, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis analizi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ölçekler arasındaki ilişki incelendiğinde; ÇBASDÖ alt boyutları ile MÖYKÖ arasında psikososyal ve fiziksel alan yaşam kalitesi ile anlamlı ve negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Vazomotor alan ve cinsel alan yaşam kalitesi düzeyleri ile ÇBASDÖ alt boyutları arasında anlamlı olarak ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ölçekler arasındaki ilişkinin kısmi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Kadınların algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça menopoza özgü yaşam kalitesi psikososyal ve fiziksel alanda artarken, vazomotor ve cinsel alan yaşam kalitesini etkilemediği belirlenmiştir. ÇBASDÖ puanı ile BAE düzeyleri arasında anlamlı ve negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kadınların algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça anksiyete düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. MÖYKÖ'den alınan puan ile BAE düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kadınların menopoza özgü yaşam kalitesi arttıkça anksiyete düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Menopoz dönemindeki kadınların yaşam kalitesini arttırmak için anksiyete azaltılmalı ve sosyal destek arttırılmalıdır. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlara gerekli olan eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Menopoz, Sosyal Destek, Yaşam Kalitesi
İnfertil çiftler arasında yaşam kalitesi: İnfertilitede yaşam kalitesi ile sosyal destek ve özsaygı arasındaki ilişki
Bu araştırma infertil çiftler arasında yaşam kalitesi: infertilite yaşam kalitesi ile sosyal destek ve özsaygı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, önceden planlanmış korunmasız cinsel ilişkiden sonra 12 ay veya daha uzun süre içinde gebe kalamayan ve Irak'ın DhiQar Valiliği'ndeki Nasiriyah Eğitim Hastanesine başvuran tüm çiftler oluşturmaktadır. Araştırma Nasiriyah Eğitim Hastanesi infertilite kliniklerine 15 Mart -20 Nisan 2022 tarihleri arasında başvuran ve çalışmaya dahil olma kriterlerini karşılayan gönüllü 98 infertil çift ile yürütülmüştür. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Doğurganlık Yaşam Kalitesi Anketi (FertiQoL), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RES) olmak üzere 4 tip veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 25.0 Statistics Paket Programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Veri analizinde betimleyici istatistiksel yöntemler ve fark testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda infertil kadın ve erkeklerin yaşam kalitesi ile sosyal destek algıları arasında pozitif yönde korelasyon olduğu ayrıca infertil erkeklerin yaşam kalitesi ile benlik saygısı arasında pozitif yönde korelasyon olduğu belirlenmiştir.
Kanser hastalarında yaşam kalitesinin spiritüalite, anksiyete, depresyon ve aile sosyal destek algısı ile ilişkisi
Kanser Hastalarında Yaşam Kalitesinin Spiritüalite, Anksiyete, Depresyon ve Aile Sosyal Destek Algısı ile İlişkisi, (Yüksek Lisans Tezi), Çankırı, 2022. Bu çalışma kanser hastalarının yaşam kalitesinin spiritüalite, anksiyete/depresyon ve algılanan aile sosyal destek ile ilişkisini araştırmak için tanımlayıcı ve ilişki arayıcı desen kullanılarak yapılmıştır. Araştırma 15 Şubat – 21 Mayıs 2022 tarihleri arasında,yüzyüze veri toplama yöntemi ile Ankara'da bulunan bir hastanede onkoloji tedavisi alan 304 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan Tanıtıcı Bilgi Formu, EORTC-QLQ-C30 Version. 3.0 Yaşam Kalitesi Ölçeği, FACIT-Sp-12 (Version 4) (Manevi İyilik Ölçeği), Genel Sağlık Anketi, (GSA-12) ve Kanser Hastası Sosyal Destek Ölçeği (KHSDÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sıklık analizleri ile birlikte korelasyon analizi kullanılmıştır. Kanser tanısı alan bireylerin yaşam kalitesinin spiritüalite, anksiyete-depresyon, aile sosyal destek algısında aracı rolü için elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. "Proccess Macro Analizi" ile aracılık rolü test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; sosyal destek algısının manevi iyilik üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu ve yaşam kalitesinin aracı rolü kısmi olarak saptanmıştır. Aynı zamanda sosyal destek algısının depresyon-anksiyete üzerinde anlamlı ve negatif ilişki saptanmış yaşam kalitesinin aracı rolü kısmi aracı olarak bulunmuştur. Ve son olarak manevi iyiliğin depresyon- anksiyete üzerinde anlamlı negatif yönlü bulunmuş yaşam kalitesi kısmi aracı rolü olarak saptanmıştır. Bu bulgular ışığında hastaların yaşam kalitesine yönelik planlanan müdahalelerde hastaların anksiyete-depresyon düzeyleri değerlendirilmeli ve aile sosyal destek algısı, spiritüel/manevi iyiliği geliştirmeye yönelik yaklaşımların benimsenmesi önerilir.
Adana ili toplumsal destek merkezi kayıt tabanlı 7-15 yaş grubu çalışan çocukların sağlık ve sosyal durumlarının değerlendirilmesi
Amaç: Çocuk işçiliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, çocuk işçiliği üzerine etkili olan faktörlerin saptanması, ayrıca çocuk işçilerin sağlık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Örneklem; 71'i (% 20,0) Adana Toplumsal Destek merkezine kayıtlı çocuklardan, 279'u (% 80,0) bu çocukların arkadaşları, akrabaları ve iş arkadaşlarından olmak üzere 7-15 yaş arası toplam 350 çocuktan oluşmuştur. Çalışmanın veri toplaması Eylül 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak çocuk işçiliği, bağımsız değişkenleri olarak; ailenin ve çocuğun sosyodemografik özellikleri, çocukların çalışma hayatlarıyla ilgili özellikler, sosyal aktiviteleri, eğitim süreçleri, fiziksel gelişim ve sağlıkla ilgili özellikleri alınmıştır. Anlamlılık p<0,05 `tir. Analiz için SPSS 11.5 ve Epi-Info programı kullanılmıştır,Bulgular: Çalışmamıza katılan çocukların % 28,6'sı tarım, % 28,6'sı mobilya, % 42,8'i sokak sektöründe çalışmaktadır. % 76,9'u erkek, % 23,1'i kız çocuğudur. Çocukların ailelerin % 37,7'sinin sosyal güvencesi yoktur. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksektir. Ailelerin % 54,2'sinin göç etme nedeni iş aramaktır. İlk işe başlama yaşı erkek çocuklarda ?5?, kız çocuklarda ?6? yaştır. Çocukların % 61,4'ü ailesine katkı sağlamak amacıyla işe başlamıştır. Çocukların % 48,3'ü istismara uğramıştır. Çocukların %49'4'ü gelirinin hepsini ailesine vermektedir. Çocukların % 61,4'ünün Vücut Kitle İndeksi zayıf grubundadır. Çocukların % 92,6'ünde hastalık saptanmıştır. En sık saptanan hastalıklar; diş çürüğü, cilt hastalıkları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.Sonuç: Çocuk işçiliği alınan önlemlere, uzun süredir verilen mücadeleye rağmen saptanan özellikleriyle aynen devam etmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek konusunda günümüzde de hükümetlere, işçi ve işveren sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, işverenlere ve toplumun her kesimine büyük görevler düşmekte, hatta giderek artmaktadır. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözünler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.Anahtar sözcükler: Çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocuk sağlığıAmaç: Çocuk işçiliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, çocuk işçiliği üzerine etkili olan faktörlerin saptanması, ayrıca çocuk işçilerin sağlık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Örneklem; 71'i (% 20,0) Adana Toplumsal Destek merkezine kayıtlı çocuklardan, 279'u (% 80,0) bu çocukların arkadaşları, akrabaları ve iş arkadaşlarından olmak üzere 7-15 yaş arası toplam 350 çocuktan oluşmuştur. Çalışmanın veri toplaması Eylül 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak çocuk işçiliği, bağımsız değişkenleri olarak; ailenin ve çocuğun sosyodemografik özellikleri, çocukların çalışma hayatlarıyla ilgili özellikler, sosyal aktiviteleri, eğitim süreçleri, fiziksel gelişim ve sağlıkla ilgili özellikleri alınmıştır. Anlamlılık p<0,05 `tir. Analiz için SPSS 11.5 ve Epi-Info programı kullanılmıştır,Bulgular: Çalışmamıza katılan çocukların % 28,6'sı tarım, % 28,6'sı mobilya, % 42,8'i sokak sektöründe çalışmaktadır. % 76,9'u erkek, % 23,1'i kız çocuğudur. Çocukların ailelerin % 37,7'sinin sosyal güvencesi yoktur. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksektir. Ailelerin % 54,2'sinin göç etme nedeni iş aramaktır. İlk işe başlama yaşı erkek çocuklarda ?5?, kız çocuklarda ?6? yaştır. Çocukların % 61,4'ü ailesine katkı sağlamak amacıyla işe başlamıştır. Çocukların % 48,3'ü istismara uğramıştır. Çocukların %49'4'ü gelirinin hepsini ailesine vermektedir. Çocukların % 61,4'ünün Vücut Kitle İndeksi zayıf grubundadır. Çocukların % 92,6'ünde hastalık saptanmıştır. En sık saptanan hastalıklar; diş çürüğü, cilt hastalıkları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.Sonuç: Çocuk işçiliği alınan önlemlere, uzun süredir verilen mücadeleye rağmen saptanan özellikleriyle aynen devam etmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek konusunda günümüzde de hükümetlere, işçi ve işveren sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, işverenlere ve toplumun her kesimine büyük görevler düşmekte, hatta giderek artmaktadır. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözünler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.Anahtar sözcükler: Çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocuk sağlığı
Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi
Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.
Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu
Ergenlerde karar verme stilleri ile algılanan sosyal destek düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, lise öğrencilerinin algılanan sosyal destek düzeyi ve karar verme stilleri arasındaki farkının incelenmesidir. Bu amaçla Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ) ve Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (EKVÖ) 402 kız, 374 erkek toplam 776 lise öğrencisine uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tek faktörlü MANOVA, Kruskal Wallis-H testi ve tek faktörlü ANOVA analizleri ile değerlendirilmiştir.Bulgular doğum sırası, algılanan sosyal destek ve karar verme stilleri arasında anlamlı fark olduğunu göstermiştir. Verilerin toplandığı öğrenciler ilk, ortanca ve son çocuk olma durumlarına göre üç gruba ayrılmıştır. Doğum sırası ile algılanan sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Doğum sırasına göre karar verme stilleri arasında ise ihtiyatlı-seçicilik karar verme stilinde ortanca çocuklar lehine anlamlı fark olduğu; diğer karar verme stillerinde anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Her bir algılanan sosyal destek türünden düşük, orta ve yüksek puan alan gruplar oluşturulduktan sonra öğrencilerin EKVÖ alt ölçek puanlarına uygulanan tek faktörlü MANOVA sonuçları algılanan sosyal destek türleri etkilerinin anlamlı düzeyde olduğunu göstermiştir. Bulgular, aileden algılanan sosyal desteği yüksek olan grubun karar vermede özsaygı ve panik stilleri puanlarının daha yüksek; umursamazlık ve sorumluluktan kaçma stilleri puanlarının ise daha düşük olduğunu göstermiştir. Aileden algılanan sosyal destek düzeyi yüksek olan gruptan düşük olan gruba doğru ihtiyatlı-seçicilik stili puanlarının da yüksekten düşüğe sıralandığı bulunmuştur. Arkadaştan algılanan sosyal destek düzeyi yüksek olan gruptan düşük olan gruba doğru karar vermede özsaygı puanlarının da yüksekten düşüğe sıralandığı bulunmuştur. Arkadaştan algılanan sosyal destek düzeyi yüksek ve orta olan grupların ihtiyatlı-seçicilik stili puanları düşük olan gruptan yüksek bulunmuştur. Öğretmenden algılanan sosyal destek düzeyi yüksek olan grubun karar vermede özsaygı ve ihtiyatlı-seçicilik stili puanları orta ve düşük olan gruptan yüksek bulunmuştur. Arkadaştan ve öğretmenden algılanan sosyal destek düzeyi gruplarına göre panik, umursamazlık ve sorumluluktan kaçma stilleri puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Doğum sırası, Algılanan sosyal destek ve karar verme stilleri.