Plastic arts

112 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bilgisayar teknolojisi etkisinde plastik sanatlar

19.yüzyıl ve sonrasında ortaya çıkan bilgisayar sistemleri öncülüğündeki teknolojik sistemler, sanat alanı içerisinde yenilikler oluşturmuşlardır. Fotoğrafın icadıyla meydana gelen sistemler, sanatçıların dikkatlerini üzerine çekerek sanat alanı içerisinde güncellemeler meydana getirmiştir. Bilgisayar sistemlerinin çok kısa süreçler içerisindeki yayılımı ve kişiselleşmesi, sanatçılar bağlantısıyla plastik sanatları dönüşümüne neden olmuştur. Günümüzde sanatçılar hangi ifade biçimini kullanırsa kullansın, üretimlerinin herhangi bir basamağında teknolojik sistemlerden faydalanmaktadır. Bu durum teknolojik sistemlerin önceki dönemlerde olmadığı kadar ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Günümüzde teknolojik sistemlerin beraberinde getirdiği hız, tüm hayat ile beraber sanat yapısının da sahip olduğu niteliklerini akıl almaz bir devinimle güncelleyip dönüştürmektedir. Bununla beraber sanatçıları kendi yapısı içerisine yönlendirmekte ve güncel prosedürlerin, düşüncelerin, beğenilerin, ifade biçimlerinin meydana getirilmesine neden olmaktadır. Tüm bunların sonucunda güncel sanat ortamı, Siber Sanat dönemini deneyimlemektedir. Tez çalışmasının birinci bölümünde, bilgisayar sistemlerinin ortaya çıkışı incelenmiştir. İnceleme sonucunda teknolojik sistemlerin hayatın her katmanıyla beraber sanatçıların bağlantılarını kullanarak sanat alanı içerisinde görülen etkilerine ulaşılmıştır. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, teknolojik sistemlerin gelişimi, sanat alanına sağladığı güncel prosedürler ile sanatçıların ifade biçimlerinde gerçekleşen değişimlere değinilmiştir. Bunun sonucunda teknolojinin sanat yapısını dönüşüme zorladığı ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde, meydana gelen teknolojik sistemler sonucunda ortaya çıkan Sanal Sanat yaklaşımları incelenmiştir. İncelenen bu yaklaşımlar arasında Yeni Medya Sanatı, Net Art, Yazılım Sanatı, Glitch, Dijital Baskıresim, Hacktivizm, Biyo Sanat bulunmaktadır. İnceleme sonucunda teknolojik sistemlere ait olan niteliklerin sanatçılar tarafından farklı biçimlerde yorumlanarak yeni ve farklı yaklaşımların, prosedürlerin ortaya çıkmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dördüncü bölümde, Sanal Sanat adı altında üretim gerçekleştiren öncü sanatçıların yaşamları, eserleri incelenmiştir. Bu bölümde bahsedilen sanatçılar arasında Shawn Brixey, Miha Strukelj, Hiroshi Kawano, Dan Hays, Adrian Cain, Kenneth Snelson, Nick Gentry, Jean Pierre Yvaral, Maurizio Bolognini, Konstantin Khudyakov bulunmaktadır. İnceleme sonucunda teknolojik sistemlerin sanat yapısını ve sanatçıları etkisi altına alarak tanımlamaları, ifadeleri ve prosedürleri geri dönüşü olmayan bir biçimde dönüştürdüğü ortaya konulmuştur. "Bilgisayar Teknolojisi Etkisinde Plastik Sanatlar" adlı tez çalışması neticesinde, bilgisayar teknoloji sistemlerinin meydana getirildiği ilk dönemden günümüze değin toplumsal yapıların her katmanına adapte olduğu, sanat yapısını etkileyerek güncel yönelimleri meydana getirdiği, sanatçıları dönüştürerek yeni ifade ile estetik olgusunu ortaya çıkardığı ve günümüze kadar bilinen sergileme şekli ile ortamını geri döndürülemez biçimde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, İnternet, Sanat, Sistem, Teknoloji

Bilgisayar teknolojisiBilgisayarlarPlastik sanatlar+3
Ahmet Emre Sözen
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel problemlerin, arazi sanatı ve atık malzemeler ile yapılan sanat bağlamında plastik sanatlara yansıması

İnsanların var olmaya başladığı dönemlerden günümüze kadar geçen zamanda insanın doğa ile olan ilişkisi, belli başlı tahribatların oluşmasına sebep olmuştur. Savaşlar, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme ve tüketim gibi problemler, üzerinde yaşadığımız gezegenimiz olan Dünya'nın kalıcı hasarlar almasını sağlamıştır. 20. yy'dan sonra bu tahribatın artık göz ardı edilemeyecek seviyeye gelmiş olması, sanatçıların bakış açısının değişmesine ve bu döneme kadar sanatta yer edinmiş doğa tasvirinin değişmesine yol açmıştır. 1960'lı yıllarda doğa ile iç içe yapılan sanat çalışmalarının artması ve fikir temelli üretimin yoğunlukta olması, malzeme ve mekan kullanımında değişikliğe gidilmesini doğurmuştur. Sanat mekanları olarak doğayı benimseyen ve doğal malzemeler ile çalışmalar yapan Arazi Sanatı sanatçılarının, tabiata verilen zarara eleştiri niteliğinde işler ortaya koydukları görülmektedir. Bunun yanı sıra oluşan tahribata, doğaya ait olmadığı halde doğaya atılan atık malzemeler ile çalışmalar yaparak tepki gösteren sanatçılar da mevcuttur. Atık malzemeler ile yapılan sanat çalışmaları, toplumun fazla üretim ve tüketim problemini, çevre kirliliği sebebiyle oluşan ekolojik bozulmaları ve diğer canlıların habitatının kısıtlanması durumunu eleştirmektedir. 1960'lardan beri çevresel hassasiyet barındıran çalışmaların günümüze kadar çoğalarak devam ettiği görülmektedir. Yeni kavramların meydana gelmesi ve mevcut kavramların tanımlamalarının derinleşmesiyle birlikte, önceden üretilmiş olan ve süreci devam eden çalışmalar güncel kavramlar ile yeniden değerlendirilmektedir. Yapılan bu çalışmada, gelişmekte ve biçim değiştirmekte olduğu görülen kavramların, bu süreç içinde yapılan çalışmalara nasıl entegre olduğu incelenmiştir. 1960 sonrası sanatçıları ve akımları konusunda gelişim süreci devam eden sınıflandırmalar yapılmış olup, değişen Dünya düzenine yapılan doğrudan ya da dolaylı eleştirilerin, sanat çerçevesinde nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Sanat değeri olmayan neslerin bir imgeleyen pozisyonunda izleyiciye sunulması, eser, sanatçı ve izleyici üçgenini daha çok vurgular hale getirerek, izleyicinin asıl özne olduğunun altını çizmiştir.

Arazi sanatıAtık nesneAtıklar+5
Fatma Tuğçe Uslu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zıtlık kavramının dalga oluşumlarıyla sanatsal olarak yorumlanması

Yaşamımızın her anında, karşımıza çıkabilecek olan herhangi iki zıt durumun bir araya gelerek bir bütünü oluşturmasıyla meydana gelen zıtlık kavramının Heraklitosla birlikte ortaya çıkış aşamasından itibaren incelenmesiyle anlamlandırılması ve zıtlık kavramının dünya üzerinde var olan düzenini sağlayan diyalektik yasasıyla anlatılmasıyla, bu yasasının doğanın diyalektiği üzerinden işlenmesiyle sürdürülmektedir. Diyalektik; karşıtlıkları kullanarak gerçekleştirilen akıl yürütme biçimidir. (Turkedebiyatı,2007) Sanat tarihi boyunca bütün sanat dallarında zıtlığın bir eser yaratım sürecinde kavram olarak kullanıldığı görülmektedir. Raporun birinci bölümünde; zıtlık kavramının kelime anlamından başlayıp tarihsel sürecine kadar araştırılmasıyla devam eden araştırmada doğadaki her şeyin birbirine bağlı olması ve sürekliliğinin olmasının anlatıldığı diyalektik kavramıyla bağlantısı işlenmiştir. Diyalektik kavramının doğanın düzenindeki yeri anlatılmıştır. Doğa olaylarından seçilen dalga hareketi açıklanıp doğanın diyalektiği üzerinden yorumlanmıştır. Plastik sanatlarda dalga formu çalışan sanatçılar araştırılıp, yorumlanmıştır. İkinci bölümde ise tüm bu teorik süreçteki bilgiler ile özgün seramik uygulamalarla dalga oluşumları yorumlanmıştır. Rapor kapsamında karşıtlıkların kullanılması ile sanat eseri tasarlamanın yöntemleri, dalga formu üzerinden seramik uygulamalara yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın çıkış noktası, insan yaşamına dair zıtlık kavramının ve zıtlığı oluşturan iki farklı olgunun arasındaki bağın yine doğa olayları sonucu oluşan dalga formları üzerinden sanatsal olarak yorumlanmasıdır.

DalgalarPlastik sanatlarSanat+5
Elif Odabaş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda mekan algısı

Mekân kavramı, her dönemde sanatın konusu olmuştur. "Plastik Sanatlarda Mekan Algısı" adlı bu tezde, mekân kavramının tarihsel bağlamda gelişimi ve dönüşümü üzerinde durulmuştur. Mekân kavramının, sanatçıda ve izleyicide bıraktığı etkiler sonucunda, mekân ve sanat eseri ilişkisinin bağlantısı incelenmiştir. Geçmişten günümüze sanat eserinin dönüşüm süreci örneklerle yorumlanmaya çalışılmıştır. Sanatçıların, sanata olan katkıları değerlendirilerek, konunun seyrine yön verilmiştir. Sanatçının profilinin oluşmasında, sanatçıyı etkileyen faktörler sorgulanmıştır. Sanatçının üretiminde yaşadığı deneyimler ile birlikte, mekâna bakış açısı irdelenerek, sanat eserinin ortaya çıkma sürecine değinilmiştir. Yakın zamanda yapılmış olan "Mağara Sergisi" nin, hazırlık aşamaları ve yapılan çalışmalar araştırmanın konusu olmuştur. Çalışmaların mekân ile bütünlüğü ve farklılıkları ele alınarak yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Mekân, mekân algısı, deneyim, sanat eseri, sanatçı, izleyici, Mağara Sergisi.

MekanMekansal algıPlastik sanatlar+1
Ayşe Demirci
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda temel yeryüzü şekillerinin kullanımı ve seramik sanatında yorumu

Bu çalışmada doğa, bir çekim alanı olarak insanların özlem duydukları, yaşam alanlarında aradıkları bir oluşum olarak ele alınmıştır. Doğanın sanat ile buluşturulmasına, sanat için önemli bir esin kaynağı olmasına ve ilk zamanlardan günümüze doğanın sanattaki ele alınışına değinilmiştir. Doğanın temel yeryüzü şekillerinden dağlar, ovalar ve platolar insan elinin bozmadığı yapılar olarak, çalışmanın temasını oluşturmaktadır. Bu yapılar, coğrafi birer terim olarak açıklanarak, örnek fotoğraflar ile desteklenmiştir. Plastik sanatlardan; resim, heykel ve seramik sanatında temel yeryüzü şekillerini işleyen sanatçılara, eserleri ile yer verilmiştir. Kişisel uygulamalarda; günümüzde aranan doğal imgeler seramik sanatında yorumlanarak, yaşanılan mekânlara bir güzelleştirme ve iyileştirme yapılmaya çalışılmıştır.

Plastik sanatlarSeramik sanatıYeryüzü şekilleri
Hilal Küçük
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda özgüvenin resme yansıması

Sanatçıların, eserleri üzerinden tahlil edilmeleri yapıla gelen bir araştırmadır. Bizim çalışmamızı farklı kılan ise, bu incelemenin özgüven penceresinden bakılarak yapılıyor olmasıdır. Sanat Tarihinde adı geçen bu büyük sanatçıların, yaşayış ve karakterlerinin yansıması, benliklerinin bir parçası ya da kopyası olan bu eserlerinde bıraktıkları izler ya da anlatmak istedikleriyle onların dünyasına kapı aralayacağız. Burada, özgüven özelliklerinden olan; verdikleri kararlarını, cesaretlerini, zorluklarla mücadele etmelerini, zorluklara dayanma güçlerini, çalışma hırslarını, yılmamalarını, kendilerinden emin olmalarını, içlerindeki gücü, girişkenliklerini ve neticesinde başarılarını görmeye çalışacağız. Özgüven, her insanın kendisinde ve çevresinde görmek istediği bir kişilik özelliğidir. Kendini tanıyan, duygularını kontrol edebilen, tutarlı kararlar verebilen, uyumlu yaşayan, çevresine güven veren, başarılarıyla örnek olan, başkalarına da yeni ufuklar açan kişilere her insanın olduğu gibi, toplumun da ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın önemini hatırlamak, yeni bir döneme, fikre ya da akıma kapı açan, kendinden sonrakilere de ışık tutan bu büyük sanatçıların özgüvenlerinin eserlerine yansımalarını anlatmaya çalışmak, bu araştırmanın içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özgüvenin resme yansıması, Sanatçı ve yaratıcılık.

Plastik sanatlarResim sanatıResimler+3
Mehmet Kıvanç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatların tekstil ve moda ile ilişkisi

Moda olgusu; 'değişme-değişim' ve 'geçicilik' olmak üzere anlamlar taşıyarak yıllardan bugüne sürekli değişkenlik göstermesiyle bilinir. Bugün hayranlık duyulan moda yarın eskimiş, yıpranmış ve unutulmuş olabilir. Moda, kendi içinde kendi sürümleri ile birbirlerini yok eden tek disiplin ve sonu gelmeyen bir süreçtir İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar olan dönem postmodern dönem olarak ele alınıyorsa da sürekli değişkenlik özelliği ona 'post' bir anlam katmış oldu. Moda kelimesinin, yıllar içindeki gelişimine bakıldığında ilk olarak asiller ve onların terzileri, daha sonra tasarımcılar ve modacıların birbirini takip ettiği görülür. Bu zaman diliminde moda anlayışı; tarih, sosyoloji, ekonomik fayda ve zararların incelenerek yorumlanmasını gerektirmektedir. Modayı oluşturan elemanları etkileyen birçok disiplin bulunmaktadır. Bunun başında sanat ve sanat akımları gelmektedir. Tarihsel süreç içerisinde sanatçılar, tablolarında olaylarla beraber giyim kuşam ve modayı da işlemişlerdir. Bu eserler yüzyıllar sonrasına ışık tutmaktadır. Popüler kültürün 1980'li yıllarda endüstrileşmenin yerleşmesi ve tüketim çılgınlığının yayılması ile modanın çalışma alanı dünya çapında gelişme göstermiştir. Terzilerin artık can çekiştiği bir ortamda hazır giyim endüstrisi ivme kazanmıştır. Yetenekli moda tasarımcıları, Milano, Newyork, Paris ve İtalya'daki ünlü markalar tarafından transfer edilmişlerdir. Ünlü markalar ve modacılar, modanın gelişimini takip ederek, minimalist veya abartı, modernist ya da klasik yaklaşımla modaya yön vermişlerdir. Moda sosyal öğrenme yöntemi ile taklit edilmiştir. Ünlüler, sporcular ve 1990'lı yıllarda 'görüngü' kelimesinin yaygınlaşması toplumların dikkatini çekmiştir. Yaşam tarzı ile taklit edilen fenomenler (görüngüler) çoğalmış, giydikleri, modaya yön vermiştir. Moda 1990'lardan sonra kendini kesin hatlı çizgilerden kurtararak daha özgün ve farklı çizgilerde yolculuğuna başlamıştır. Geçmişin modası ile geleceğin tasarımları birleştirerek yeni tasarımlar oluşmuştur. 2000'li yıllarda, gelişmekte olan ülkelerde, teknoloji kullanımının yaygınlığı ile tüm gelişmeler takip edilmiş kopyalama ve taklit etme oldukça yaygınlaşarak değişim en hızlı halini almıştır. 2010 yılından sonra, piyasalarda orijinal patentli ürünlerin yanı sıra kopyaları da üretilmiş, böylelikle çok pahalı veya 'haute couture' artık sadece asillere ve soylulara değil herkese ulaşılabilir kılıyordu. . Sokak modasının ve teknolojinin gelişmesiyle artık moda için sezonlar arasındaki süre kısalmış, aynı moda sezonu içinde başka sezon tasarımları da yer almaya başlamıştır. İnsanlar kendine yakışanı ve yaşadığı zaman diliminin ihtiyaçlarını esas alan en sağlıklı ve rahat giyimi tercih etmeye başlamışlardır. Moda sektörüne ilgi artmış, teknoloji ile ülkeler arasındaki giyim kuşam modaya dayalı farklılıkları yok olmaya başlamıştır. Bu farklılaşma bugün Kuzeydeki bir insanın Afrika desenleri kullanabilmesine olanak sağlarken, doğudan gelen kumaşlarla batılıların Japon desenleriyle giyinebilmesi de olağan hale gelmişti. Sanat tarihinden izleri günümüz modacıları defilelerine taşıyarak sanatın ölümsüzlüğünü ve modanın tekrar edilebilirliğini bir kez daha göstermiş olup gelişen çağımızda herkes ulaşılabilir hale gelmiştir. Bu çalışmada tarihsel bir okumayla moda ve sanat akımları arasındaki etkileşim sorgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Moda, Sanat, Akım, Tarih, Güncel, Süreç, Değişim

Giyim sektörüGiysi tasarımıModa+5
Ayça Ziyaretli
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alberto Giacometti ve Francis Bacon'in eserlerindeki mekan anlayışı

Bu yüksek lisans tez çalışması ?mekan? olgusunu 20. yüzyılın iki büyük sanatçısı Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın mekan anlayışıyla incelemektedir. Figüratif sanat eğilimleri ile merkezinde insan görünümünü kapsayan mekan tasvirleriyle, sanatlarını ortaya koyan bu isimlerin mekan anlayışlarını; felsefi, sosyolojik ve sanat tarihsel anlamda etraflıca tanımlamak amaçlanmaktadır.Yapılan çalışma sonucunda her iki sanatçıda da varlık olarak insanın; savaş, yıkım, ölüm, değersizlik ve kötücüllük karşısında umut etme ve yeniden inşa etme bağlamında yaşamın anlam ve amacının özsel olarak sürekli diri tutabileceği gerçeği belirlenmiştir.Bu tez çalışmasında Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın çalışmalarının bir yüzyılın insan gerçeğinin, mekanda nasıl anlam bulduğu ve mekanla beraber birbirlerini nasıl etkileyip varettikleri incelenmiş son derece rafine bir şekilde hem kadim hem de güncel veriler elde edilmiştir.Gerçekliği mekan ile ilişkili olarak ele alan iki sanatçıda da mekan ve insan ilişkisi birbirlerini içeren ve etkileyen unsurlar olarak gözlemlenmiş. Bu unsurları bir yüzyılın sanat ve insan ilişkisi bağlamında özetlemek, belirleyicilikleri çok net olan iki büyük sanatçıyla, bir sonuç olarak ele almak çalışmanın amacını oluşturmuştur.

Bacon, FrancisGiacometti, AlbertoMekan+1
Asan Evren Gül
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda resim ve illüstrasyon

İllüstrasyon, eski çağlardan bu yana çeşitli yönelim ve ihtiyaçlardan doğmuştur ve varlığını hala sürdürmektedir. Günümüzde ise, iletilmek istenen mesajı en basit ve hızlı şekilde anlatabilmemize yardımcı olan bir sanat dalı halini almıştır. İnsanlar üzerinde önemli bir etki bırakma özelliği olan illüstrasyon, belirli düşüncelerin ve aktarılmak istenilen bilgilerin, metinle birlikte ona destek olacak şekilde izleyiciye ve okuyucuya sunulmasında bir aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada illüstrasyonun tarihine, plastik sanatlarla olan ilişkisiyle birlikte günümüzde dünya ve Türk sanatındaki yerine değinilerek, sanat alanındaki tartışma yaratan konumunun incelenmesi üzerinde durulmuştur. Bu noktada sanatçının aydınlatıcı rolü üstlendiği resim ve illüstrasyonun sınırları araştırılmış, illüstrasyonun, çalışma alanı olan görsel medya, kitap, dergi, reklam gibi konumlarından çıkıp, "özgün sanat eseri" değerini edinmesi incelenmiş ve tartışılmıştır. İllüstrasyonun plastik sanatlardaki yerinin belirlenmesi bu araştırmanın önemli noktalarından birini oluşturmaktadır. Plastik sanatlar doğrultusunda illüstrasyonun tarihsel gelişimi, bu konuda önem arz eden sanatçıların eserlerinin de örnek gösterilmesiyle birlikte incelenmiştir. Tüm bu araştırmalarla birlikte illüstrasyonun sınırları genişletilmeye çalışılmış ve sanat kavramının değişebilen tanımlamalarına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: İllüstrasyon, Resim, Sanat

Plastik sanatlarResim sanatıResimler+3
Bige Gürses
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Horoz imgesinin plastik sanatlara yansıması: Türkiye'de Erken Cumhuriyet Döneminden günümüze çağdaşı Batı sanatıyla bir karşılaştırma

İnsanoğlunun bilinmezlerle dolu çevresini algılamak ve anlamak için, görmeye başladığı andan itibaren duyumsadığı nesneleri önce imgeleştirdiği, sonra bu imgeleri sembollere dönüştürdüğü bilinmektedir. İlkel insanların mağara duvarlarında tasarladıkları ilk resimler korktukları varlıklara karşı sığındıkları doğa üstü güçler için geliştirdikleri ritüellerin sembolleri ve onları diğer insanlara anlatmak için kullandıkları görsel iletişim araçları olmuşlardır. İnsanoğlunun imgeleri sembolleştirerek gerçekleştirdiği bu oluşum, kültürel bir sürecin parçası olan sanatsal etkinlik olarak kabul edilmektedir. Bu etkinlik bir ritüelin parçası olsa da kullanılan semboller sanatçısından başlayarak, yaşadığı toplumun sosyolojik-psikolojik- ekonomik yapısı, tarihi, inançları doğrultusunda önemli birer mesaj niteliği taşımaktadırlar. Hayvanlar içinde kanatlılar familyasında bulunan horoz, evcilleştirildiği düşünülen MÖ 2000'lerden itibaren yüklendiği sembolik anlamlarla dinsel-büyüsel, fonksiyonel ya da sanatsal ifade aracı olarak insanoğlunun üretimlerinde önemli bir imge halini almıştır. Yapılan araştırmalarla besin maddesi olarak kullanılmadan önce güneşin doğuşunu haber verici mistik yönü, mücadeleden vaz geçmeyen cesur karakteri ve savaşçılığı horozun kültürlere, coğrafyalara, inançlara göre değişen veya evrenselleşen sembolik karşılıklar yüklenmesi sonucunu doğurmuştur. Mitolojik karakterler, dinsel figürler ve doğa güçleriyle özdeşleştirilen horoz imgesi, kaya kabartmalarından itibaren, duvar resimlerinde, dini tasvirlerde, dokumalarda, seramiklerde, mimaride, resim ve heykellerde sanatsal ifade unsuru olarak kullanılmıştır. Horoz imgesinin, Türkiye'de erken Cumhuriyet döneminden itibaren ve eş zamanlı olarak Batı'da günümüze kadar geçen zaman aralığında plastik sanatlara yansıma yönünün incelenerek karşılaştırıldığı bu çalışmada doküman analizine dayalı veri toplama tekniği kullanılmıştır. Yapılan geniş literatür taraması ile imgenin tarihsel, inançsal, ideolojik, kültürel ve coğrafi farklıklar bağlamında değişen, çeşitlenen veya değişmeyip evrenselleşen sembolik karşılıklarının tespiti sağlanmış ve bu kültürel mirasın sonraki dönemlerdeki sanatsal yorumlara yansıma biçimleri irdelenmiştir. Böylece seçilen yapıtlar ekseninde sembolün kavramsal ve/veya plastik anlamıyla kullanılıp kullanılmadığı sebep-sonuç ilişkileri bağlamında incelenip yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Horoz imgesi, Plastik sanatlar, mistik, kültürel bellek

Batı resim sanatıErken Cumhuriyet DönemiHorozlar+5
Fatma Aysun Özkan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Romantizm'in 20. yüzyil avangart sanatına etkileri

18. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle, şiir ve edebiyat başta olmak üzere, neredeyse tüm sana-tlarda görülmeye başlayan Romantizm, varlığını yaklaşık yüz yıl boyunca sürdürmüştür. Şiir ve edebiyat temelli başlayan Romantizm, plastik sanatlar alanında da son derece etkili olmuştur. Bir akımdan öte, bir düşünce ve dünya görüşü (weltanschauung) olarak kendin-den önceki ve sonraki akımlardan (izm'lerden) ayrılır. Bundan ötürü Romantizm, akım-karşı akıma (Klasisizm'e karşı Romantizm'e) indirgenemeyecek kadar yoğun düşünsel faaliyetlerin olduğu bir üretim sürecini kapsamaktadır. Romantizm'in ortaya çıkışında Almanya, özellikle de FrühRomantik'ler son derece etkili olmuştur. Bu yoğun üretim sürecinde ortaya konan 'Gesamtkunstwerk' (Topyekün Sanat), özgürlük, oyun terapisi (spieltrieb), Romantik şiir vb. kavramlar, 20. yüzyıl düşünürlerini ve sanatçılarını etkilemiştir. Özellikle Romantizm ile birlikte sanat, o zamana kadar olduğu halinden başka bir şey ha-line, düşünce haline gelebileceğinin sinyallelerini vermiştir. Hegel'in Romantizm için söylediği 'sanatın ölümü' tezi bu açıdan önemli olmuştur. Sanat, Romantizm ile birlikte sekülerleşmeye başladıkça, biçim-içerik arasındaki ilişki de kopmuştur. Caspar David Friedrich ve William Turner'ın resimlerinde bu sekülerleşmenin izlerine rastlanmaktadır. Tüm bunlar, 20. yüzyıl Avangart sanatçılarına Romantiklerden kalan mirastır. Temsiliyetin ortadan kalkmasıyla, sanat artık kendi hakikatini keşfetmiştir. Romantizm fiziksel varlığı son bulduktan sonra dahi, 20. yüzyılda ruhen yaşamaya devam etmiştir. Bu tez kapsamında Romantizm akımı ile Avangart sanat arasındaki ilişki düşünsel ve plastik sanatlar bağlamında incelenecektir.

20. yüzyılAvangard sanatPlastik sanatlar+1
Uras Kızıl
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında Möbius şeridi ve özgün uygulamalar

Matematik ve sanat her ne kadar birbirinden farklı olarak bilinse de yüzyıllar boyunca matematik, sanatı ve sanatçıları etkilemiştir. İlerleyen zamanla matematiğin bütün dalları daha genel ve soyut bir bilim dalı haline gelmiş olup "Zaman" kavramı uzayın 4. boyutu olarak ele alınmaya başlamıştır. Möbius Şeridi'nden bahsetmeden önce, yeni bir bilim dalı olarak karşımıza çıkan, Uzay'ın 4. boyutu olan uzaklık ve ölçü kavramından da bahsetmemiz gerekmektedir. Topoloji bir bakıma köşeleri olmayan şekillerin geometrisidir. Möbius Şeridi; tek yüzlü, süreklilik gösteren, devingen bir formdur. Möbius şeridi sadece matematikçilerin değil aynı zamanda bilim, fen, edebiyat ve sanat alanlarının da ilgisini çekmiştir. Bu doğrultuda iki ayrı disiplin olan Möbius Şeridi ve Seramik Sanatı arasındaki ilişkinin aktarılması amaçlanmıştır. Möbius şeridi ilk olarak Seramik Sanatına M.Ö 600-640 yıllarında Oryantalizan Döneminde yapılmış olunan Orta Yaban Keçisi Uslub'unda oinokhoe, stomnosu formaların da solgun ve kremsi astarlar üzerine geometrik bezemeler ile yapılmıştır.* Vazo ressamları boşluk bırakmama korkusu nedeni ile hayvan figürleri arasında kalan kısımlara bitkisel motifler ve soyut geometrik motifler ile doldurmuştur. Kullanılan bazı soyut geometrik şekillerin isimleri bilinmemesiyle beraber tam olarak Möbius şerididir. Bu tez çalışmasında, Möbius Şeridi tanımı, tarihçesi ve uygulama alanları incelenmiş olup sadece matematiksel olarak değil aynı zamanda plastik sanatlar dalları arasındaki yeri ve önemi de araştırılmıştır. Seramik sanatı içerisinde Möbius Şeridi'nin değerlendirilmesi yapılmıştır. Möbius şeridinin formdan önce bir bezeme örneği olduğuna yer verilmiştir. Möbius Şeridi'nin Seramik Sanatı üzerindeki etkisi ve konumu incelenir iken seramik sanatçılarından da örnekler verilmiştir. Tüm bu bilgiler doğrultusunda kişisel uygulamalar yapılmıştır.

Güzel sanatlarMobius şeridiPlastik sanatlar+2
Serap Özgül
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlar bağlamında çirkinlik

Bu tez çalışmasında ''çirkinlik'' kavramı sadece akla ilk gelen biçimsel anlamıyla değil, kuramsal anlamıyla da ele alınmıştır. Dönemlerin estetik algısını etkileyen faktörlerin neler olduğu ve bu faktörlerin sanatçıyı ve eserlerini nasıl etkilediği, ''Plastik Sanatlar'' bağlamında ''çirkinlik'' kavramının sanat tarihi boyunca kendine nasıl bir yer edindiği gibi sorular temel alınarak, görsel çözümlemeler ve düşünce yapılarından verilen örneklerle incelenmiş ve konu bağlamında yapılan çalışmalarla desteklenmeye çalışılmıştır. Kültür, sanat ve felsefe tarih boyunca birbirine paralel konular üzerinde durmuşlardır. Üçü de birbirinden olumlu ya da olumsuz yönde etkilenmişlerdir. Bu nedenle, tez araştırması boyunca bu üç kategori eş zamanlı ele alınmış ve incelenmiştir. Her dönemde "güzellik" ve "çirkinlik" üzerine farklı görüşler olmuş, farklı tanımlar yapılmıştır. Bu tanımlar özetlenirse; güzellik kavramı her zaman pozitif bir anlam taşır ve ilgiyi üzerinde tutar. Diğer yandan çirkinlik kavramı, olumsuz her tanımı içinde barındırır ve negatif bir etki bırakır. Estetik algı ne kadar göreceli de olsa beğenilmeyen şey, her zaman ''çirkin''dir. Bu kavram, günlük hayatta beğenilmeyen bir nesneyi, bir insanı, hatta fikirleri tanımlamak için kullanılabilir. Bazen soyut durumları tanımlamak için dahi kullandığımız bu kavramın, somut ya da biçimsel olarak sanatın içinde kendini kabul ettirebilmesi çok istisnai durumlarda görülmüştür. Bunun sebebi ise genel bir görüş olarak "sanatın güzel olması gerektiği"dir. Sanat huzur vermelidir. Renkler uyumlu, perspektif doğru olmalıdır. Tez çalışması boyunca bu anlayışla örtüşen ve farklılık gösteren sanat akımları, sanatçılar ve eserleri incelenmiştir. ''Plastik Sanatlar"ın '' çirkinlik'' kavramını, içinde nasıl ve ne kadar barındırdığı ve günümüzde neyi ifade ettiği sorgulanmış ve yorumlanmıştır.

EstetikPlastik sanatlarRenkler+3
Güneş Zeynep Ersal
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzey–boyut–hareket üzerine deneysel çalışmalar

Resmin konusunun değişimi ve plastik arayışların başlangıcı modernizme dayanır. Modernizm ile beraber pek çok sanatçı görünen gerçeklikten uzaklaşmış ve yerine yeni plastik gerçeklik arayışlarına yönelmiştir. Böylelikle iki boyutlu resmin yapısı da dönüşmeye başlamıştır. Bu dönüşümü tetikleyen diğer bir unsur da, 20. Yüzyılın başında, bilim ve teknolojideki büyük değişimlerdir. Zamanın tüm bu değişim ve dönüşümü kaçınılmaz olarak hareket kavramını hatırlatmaktadır. Hareket aslında tüm bu değişimi kapsayan bir kavram olarak görülür. Fakat hareket, resimden düzenlemeye kendini ilk olarak fütürizmde göstermiş ve sonra kinetik sanatta somut olarak ortaya çıkmıştır. Bu tezde kinetik sanatın nasıl orataya çıktığı ve kendinden sonraki sanatçılara olan etkisi araştırılmıştır. Hareketin temellerinden günümüze kadar geçen süreç incelenmiştir. Bu süreçte endüstrileşmenin getirdiği tüm yeniliklerin, gücün ve makinenin sanattaki yeri konu alınmıştır. Tez sürecinde üretilen çalışmalarda, biçimler, geleneksel resim anlayışının dışında plastik bir dille üretilmiştir. Hareket kavramından temellenmiş olan tüm bu çalışmalarda süreç ve biçimin kendisi konu alınmıştır. Sürecin kazandırdığı deneyimler, yeni deneysel ve hareketli çalışmaların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

DüzenlemeHareketPlastik sanatlar+2
Mustafa Yasin Aydoğan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1968'den günümüze TRT programları içinde plastik sanatlar konusunun ele alınışı ve günümüzden bir örnek belgesel uygulama

"1968'Den Günümüze TRT Programları içinde Plastik Sanatlar Konusunun Ele Alınışı ve Günümüzden Bir Örnek Belgesel Uygulama" başlıklı bu çalışma raporu iki ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölümde "TRT'de Plastik Sanatlar Konulu Programlar" başlığı altında TRT'nin ilk yayın tarihinden 2008'e kadar olan yayınlar bir tablo halinde sunulmuş ve 2008'den günümüze kadar yayınlanan programlar ise TRT kurumunun üst düzey yöneticileri ve bazı yapımcı ve yönetmenlerin kişisel görüş ve değerlendirmelerinden yararlanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm ise "Plastik Sanatlar İçerikli Programlara Günümüzden Örnek Bir Belgesel" Başlığı altında ülkemizin Cumhuriyet dönemi öncü seramik sanatçılarından Hamiye Çolakoğlu'nun sanat hayatı boyunca ortaya koyduğu eserlerini ileriye taşıyabilmek ve kalıcılığını sağlayabilmek için tasarladığı müze oluşturma fikrinin anlatımıdır. Hamiye Çolakoğlu'nun bu müze fikrini hayata geçirebilmek için gösterdiği çaba öğrencilerini de bu hayalin bir parçası haline getirmiştir ve birlikte başlattıkları bu yolculuk maalesef ki 2014 yılında aramızdan ayrılmasıyla öğrencilerinin devraldıkları bu müze kurma hayalinin sürdürülmesinin ve bir sonuca ulaştırılabilmesinin hikayesi olmuştur. Bu kapsamda yapılan araştırmalarla günümüze kadar ekranlardan yansıyan plastik sanatlar içerikli programların önemini güncel bir uygulama ile destekleyerek vurgulamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: TRT, plastik sanatlar, belgesel, müze, yaratıcılık

BelgesellerMüzelerPlastik sanatlar+3
Mürşide Zerrin Yavuz
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kolaj tekniğinin yoğrumsal bir dil olarak afiş tasarımında kullanımı ve uygulamalar

Kolaj, sanat ve tasarım uygulamalarındaki biçimlendirme süreçlerinde dikkat çeken önemli bir yoğrumsal (plastik) ögedir. Kolaj tekniğinin yoğrumsal bir dil olarak afiş tasarımında kullanımı bu çalışmanın ana konusudur. Çalışmanın ilk bölümünde afiş konusu ele alınmış ve konu ile ilgili tanımlar irdelenmiştir. Güçlü bir afiş tasarımı için başvurulabilecek tasarım ilke ve öğelerinden söz edilmektedir. Bu bölümde, afiş çeşitleri örneklerle açıklanmaya çalışılmakta, geçmişten günümüze gelişimine, değişimine ve sanat akımlarının söz konusu iletişim aracı üzerindeki etkisine değinilmekte; bölüm, afişin yaşam içerisindeki önemine değinilerek tamamlanmaktadır. Gelişen teknolojinin tüm iletişim araçları üzerinde büyük bir etkisi olduğu söylenebilir. Bu bağlamda afiş de teknolojinin gelişimiyle şekillenmiş, afiş tasarımı yapılırken geçmişten günümüze birçok farklı yöntem ve teknolojilerden faydalanılmıştır. İkinci bölüme gelindiğinde bu söz konusu yöntem ve teknolojilere değinilmekte, birinci bölümde kısaca söz dilen tasarım ilke ve öğeleri ayrıntılı olarak irdelenmektedir. Resim, heykel, seramik, moda, mimarî gibi sanat ve tasarım alanlarında görülebilen yoğrumsal yaklaşımlar grafik tasarımda da çokça etkin bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, üçüncü bölümde, söz konusu yaklaşımlara gelişim süreci çerçevesinde değinilmekte, bilgisayarla ve elle (manuel) biçimlendirme yöntemleri örneklerle desteklenerek aktarılmaktadır. Günümüzde, çoğu zaman sayısal (dijital) teknolojiler kullanılarak yapılsa da, ana özelliği "kes-yapıştır" olarak bilinen kolaj tekniği, bu bölümün elle biçimlendirme kısmında irdelenmektedir. Dördüncü bölümde, kolaj tekniğiyle uygulanan afiş örnekleri incelenerek sunulmaktadır. Beşinci bölümde ise, yapılan araştırmalar ve incelenen örneklerden hareketle elde edilen veriler ışığında, William Shakespeare'ın dünya klasiği olarak kabul edilen bazı kitaplarını yeniden gündeme getirmek için gerçekleştirilen afiş tasarımlarına yer verilmektedir. Kolaj yöntemleriyle gerçekleştirilen söz konusu afişler tüm aşamalarıyla açıklanarak sunulmaktadır.

AfişlerGrafik tasarımıGörsel iletişim+5
Pelin Yıldız
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Seramik sanat formunda geçirgenlik kavramı

"Seramik Sanat Formunda Geçirgenlik Kavramı" başlıklı sanat eseri raporu; sanat, yaşam ilişkisi içinde geçirgenlik kavramının ele alındığı, farklı disiplinlerden sanatçı eserlerinin irdelenerek, bu kavram üzerinden öznel seramik uygulamaların gerçekleştirildiği bir çalışmadır. Seramik sanatında çoğunlukla porselen ile birlikte anılan saydamlık, ışık geçirgenliği kavramları bu çalışmada seramik alanındaki teknik bir gereklilikten ziyade zihinsel bir sürecin yorumlanması, tartışılması şeklinde ele alınmaktadır. Kilden elde şekillendirilen form yüzeyleri üzerine açılan boşluklar ya da arka arkaya katmanlar oluşturan biçimlerin yerleştirilmesiyle görsel bağlamda önde /arkada, ard/arda, önce /sonra ilişkili ile geçirgenlik etkisi yaratmak amaçlanmıştır. Sanatta Yeterlik sürecinde yaşanılan acı bir kayıp ve bu kaybın yarattığı boşlukla ilişkili ruhun bedenden ayrılması gerçeği, geçirgenlik kavramına yeni bir anlam ve bakış açısı kazandırmıştır. Bu çalışmaya yön veren edebiyat ve psikoloji alanları içinde yer alan iki önemli kavram bulunmaktadır. Bilinç akımı/akışı tekniği ve psikanalizde serbest çağrışım tekniği bu çalışmada da etkin bir biçimde yol gösterici olmuş ve tartışılmıştır. Serbest çağrışım tekniğinde kişi düşüncelerini hiçbir şekilde akıl süzgecinden geçirmeden söyler. Düşünceleri arasında soyut bir akış vardır. Bu bağlam üzerinden düşünceler arasındaki akış seramik form ve yüzeylerde oluşturulan boşluğun yarattığı geçirgenlik ile birleştirilerek kişisel anlayış somutlaştırılmıştır. Geçirgenlik kavramı üzerine kişisel yaklaşım plastik sanatlardan ve edebiyat alanından örneklerle beslenmiştir. Seramik uygulamalar ölüm ve geçirgenlik kavramlarının buluştuğu somut biçimlere dönüşmüş, ölüm sonrası ruhun bedenden ayrılması, öbür dünyaya göçü gibi konular da geçirgenlik kavramı ile birlikte irdelenerek seramik uygulamalara sanatsal bir dille yansıtılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Plastik sanatlar, seramik, geçirgenlik, form, boşluk

BoşlukGeçirgenlikPlastik sanatlar+3
Nilüfer Nazende Özkanlı
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda kadın imgesi

Fiziksel olmanın yanı sıra duygusal ve psikolojik baskıları da içeren şiddet kavramı, tarih boyunca insanoğlunun hayatında yerini korumuştur. Ayrıca, geçmişten günümüze kadar toplumsal yaşama bakıldığında şiddet olgusunun en çok kadınlar üzerinden işlediği görülmektedir. Her dönemin toplumsal kurallarına, ahlak anlayışına, dini inanışına göre farklı şekillerde değerlendirilen kadın, sanat tarihinde de farklı şekillerde yerini almış ve kadın imgesi sürekli bir dönüşüm içerisinde olmuştur. Kimi zaman melek, kimi zaman şeytan, kimi zaman tanrıça, kimi zaman tüketim nesnesi olarak görülen kadın sanata da türlü şekillerde yansımıştır. "Plastik Sanatlarda Kadın İmgesi" başlığı altında yürütülen bu tez çalışmasında, kadınların tarih boyunca toplumdaki ve sanattaki yeri sorgulanmıştır. Bu bağlamda geçmişten günümüze kadar toplumda ve sanatta kadınların yeri görsel ve yazınsal olarak ele alınıp incelenmiştir. Ayrıca konuyu desteklemek amacıyla, konunun düşünürler ve özelikle sanatçılar tarafından ne şekillerde ele alındığı üzerine durularak eserlerinden çeşitli örnekler verilmiştir. Bu tez çalışmasının ana temasını oluşturan kadına yönelik şiddet kavramına ilişkin bir dizi uygulama çalışması yapılmış ve konu çalışmalar üzerinden farklı şekillerde deneyimlenerek biçimsel ve düşünsel olarak ele alınıp incelenmiştir.

Kadın imajıKadın olgusuKadınlar+3
Gular Shikhaliyeva
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Plastik dilde toplumsal farkındalık için bir söylem sahası: Ekososyalizm

Ekolojik tahribatın hüküm sürdüğü günümüzde iklimin, ekosistemin ve biyoçeşitliliğin korunması, gerçek ihtiyaçlara ve ölçülü tüketime dayanan bir yaklaşım ile mümkün olabilecektir. Alman filozof Arthur Schopenhauer'ın sanat üzerine "gerçeği en evrensel ve duyumsal olarak anlatan tek şeyin sanat olduğu" (Erzen, 2002) söyleminden de yola çıkarak, günümüz sanatında sanatçı, çalışmaları ile toplumsal farkındalık yaratabilme yetisine sahiptir diyebiliriz. Bu bağlamda, yok olma tehlikesine adım adım yüz tutan doğanın, kavramsal bağlam olarak eko-sosyalist bir yaklaşım anlayışı ile seramik uygulamalara dönüşerek, sanatsal çerçevede yorumlanması amaçlanmıştır. Sanatın evrensel dilinin gücü ile topluma ulaşmak ve farkındalık yaratmak için, eserleriyle hayata karşı duruşunu-tavrını ortaya koyan sanatçının, toplumsal mesajların kitlelere iletilmesindeki gücü yadsınamaz. Birçok bilim insanının da değindiği üzere nüfusun giderek artışı, sanayileşme ve kentleşme alanlarında kaynakların hızla tüketilmesi gibi, toplumsal dikkatleri üzerine çekmek istediğimiz, sanatın ve bilimin odak noktası olan "Toprak Ana" insanoğlunun sömürüsü altında savunmasız durumdadır. Eko-sosyalist yaklaşımı sanatla ilişkilendirme bağlamında doğa, sanat, ekoloji, güncel sanat ve ekoloji, ekolojik sosyalizm, toplumsal farkındalık gibi ilgili konular üzerine yazılı ve görsel literatür taraması yapılıp aralarındaki ilişki incelenmiştir. Ekolojik Sosyalizmin ne olduğu üzerine yapılan araştırma sonrası, ekoloji ve sanat İlişkisi irdelenmiştir. Bu bağlamda güncel sanatın katkısı üzerinde durulup, bu alanda çalışan sanatçı örnekleri ile beraber anlatım desteklenerek, sanatın toplum üzerindeki etkisi ve bunun da getirisi olarak anlatılmak istenen durum karşısında farkındalık yaratabilme gücü üzerinde durulmuştur. Eko-sosyalist çıkış noktası ile kaygı uyandıran hususlardan dikkate aldığımız "Toprak Ana" yaratıcı eylem öznemiz olarak seçilmiştir. Tahrip olan doğaya karşı duyulan kaygı karşısında ortaya çıkan seramik çalışmalar, yeniden doğuşu simgeleyen "tohum" kavramı ile ele alınmıştır. Tohum kavramı, geçmiş ve gelecek arasında sembolik bir sarkaç görevi yerine getirmede, doğa ve doğanın tahribatına karşı geliştirilen bir anlayış olan eko-sosyalist yaklaşımın bir anlatımı olarak varlık bulmuşlardır. Her türlü olumsuzluğa rağmen içinde umudu da barındıran insan eğer ki, doğayı korumaya yükümlü olduğuna inanırsa, değişim ve dönüşüm başlayacaktır. Bu düşünce ile sanat yolu ile toplumsal bir olaya dikkatleri çekebilmek için, eko-sosyalist yaklaşımdan beslenerek, tasarlanan seramik uygulamalar sanat nesneleri halini alarak izleyiciye sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Seramik, Sanat, Tohum, Toplumsal Farkındalık, Ekosoyalizm

Artistik seramikEkososyalizmGüncel sanat+6
Sevinç Köseoğlu Ulubatlı
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda pulun evsizlik olgusu

Pullar üretildikleri ülkelerin bir sembolü olduğu gibi o ülkenin sanat anlayışını, sosyal yaşamını yansıtma ve geçmişini geleceğe taşıma rolü üstlenen küçük tasarım ürünleridir. Pul ve evsizlik kavramları arasında kimlik-kimliksizlik bağlamında bir karşılaştırma yapacak olursak, pulun bir kimliğe sahip olduğunu görürüz. Pulun yapıldığı dönem, yer, kültür, zaman bellidir ve bir yere 'aittir'. Evsizlik ise bir kimliğe ve aidiyete sahip olunmama halidir. Her ikisinin ortak noktaları evrensel bir anlama sahip olmalarıdır. Bu çalışmada evsizlik ve kimliksizlik gibi yoksunluk olgularına pul kimliği ile bir 'çatı' kazandırma hedefi güdülmüştür. Pul tek başına bir kimlik barındırır. Bu çalışmada pul plastik açıdan ele alınarak, evsizlik ve kimliksiz birey üzerinden varlık sorunu tartışılmıştır. Aynı zamanda bu çalışmada yer alan bireylerin varlığı, kazandıkları sanatsal kimliklerle ispatlanmış olacaktır.

EvsizlikPlastik sanatlarPul+3
Büşra Kuruçay
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yalnızlık üzerine plastik çözümlemeler

Bu çalışmanın konusu "yalnızlık" deneyimleri sonucunda oluşturulmuştur. Yalnızlığın birçok yönüyle tanımlanmaya ve çözümlenmeye çalışıldığı bu çalışmada, kişisel deneyimler ile edinilen ve önemli sanatçıların hayatlarında yer alan yalnızlık kavramını inceleyerek oluşturulan sanatsal çalışmalar sunulmaktadır. Geçmişte ve günümüzde düşünür, yazar ve sanatçıların eserlerine konu olan "yalnızlık" çeşitli eser örnekleri ile anlatılmaya çalışılmıştır. Konu ile bağlantılı kavramlar; yalnızlık, melankoli, aidiyet ve yabancılaşma başlıklarıyla açıklanmaktadır. Yalnızca bireysel yaşamın ön planda olduğu toplumlarda değil, topluluk halindeki yaşamın ön planda olduğu kalabalık toplumlarda da yalnızlığın görülebileceği, farklı örneklerle aktarılmaktadır.

Plastik sanatlarResim sanatıYalnızlık
Ecem Moran
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alexandria'daki (İskenderiye) buluntular ışığında İ.Ö. 3. yüzyılda Mısır sanatında görülen kültür etkileşimleri

M.Ö. 331 yılında Büyük İskender tarafından kurulan Alexandria, Hellenistik Dönem'in Doğu Akdeniz'deki en önemli liman kentlerinden biri haline gelmiştir. Yeni kurulan kent, aldığı göçler ve gelişmiş ticaret ağları ile başta Mısır ve Yunan olmak üzere farklı birçok kültürün bir araya gelmesini ve yeni bir kültür yapısının oluşmasını sağlamıştır. Kültür başkenti Alexandria'nın kuruluşundan itibaren M.Ö.3.yüzyıl boyunca yoğun bir şekilde yeni bir toplum ve kültür inşa edilmiştir. Bu yapı ise kendisini en çok sanat alanında ifade edebilmiş ve özellikleri sanat eserleri üzerinde gözlemlenebilmiştir. Alexandria'da yapılan kazılar sonucu ele geçen ve M.Ö.3.yüzyıla tarihlenen buluntuların birçoğu Alexandria üretimi olmakla birlikte ithal edilen örnekler de vardır. Bu buluntular; mimari, plastik, seramik, metal, cam ve mozaik eserler olmak üzere ayrı ayrı ele alınmıştır. Mısır ve Yunan tarzının birleşmesiyle oluşan Alexandrialı Stil, toplumun tarihi, siyasi ve sosyo-kültürel yapısı göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alexandria, Büyük İskender, Ptolemaios Hanedanlığı, Sanat Eserleri, Kültür Etkileşimi, Alexandrialı Stil.

Büyük İskenderCam sanatıKültürel etki+7
Rüya Tulumbacı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ta'lik hattının anatomik açıdan değerlendirilmesi

Hüsn-i hat sanatı İslam sanatlarının nüvesidir. Hüsn-i hat ilâhi armağanın şifahi bilgi olarak bozulmasına mahal vermemek adına kâtipler tarafından yazılara İslamiyet'in yayıldığı coğrafyalarda farklı bir kimlik kazanarak günümüze kadar gelmiştir. Ta'lik yazı da bu istikamette önemli bir yazı çeşidi olmuştur. Yazının tarihsel evrimi kısaca ele alınarak, Türk Ta'lik yazının belirli kaidelere bağlı kalarak harflerin kendi ölçülerini bulması elden çıktığı gibi yazılmaması ta'lik yazıya estetik yön kazandırmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda çalışmamızda ta'lik yazının plastik unsurlar bakımından incelenmesine ve harflerin anatomik ölçülerine odaklanılmıştır. Böylelikle hat sanatının tarih sahnesindeki gelişimi dışında bir yol çizilmiştir.

EstetikHarflerHüsn-i hat+3
Rukiye Yürüç
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz'ün plastik açıdan değerlendirilerek seramik sanat formlarına dönüştürülmesi

Anadolu topraklarına 16. yüzyılda Mısır'dan getirildiği düşünülen gölge oyunu, Osmanlı hâkimiyetindeki Türk yurdunun bütün kültürel unsurlarıyla yeniden şekillenip 17. yüzyılda, halk arasında kullanılan tabiriyle, ?Karagöz? adını almıştır. Türk halk tiyatrosu geleneğinin vazgeçilmez bir güldürü türü olan Karagöz, sahip olduğu karakter çeşitliliği ile Osmanlı toplumunun kozmopolit yapısının ve buna bağlı hoşgörüsünün bir aynası niteliğindedir.Geleneksel Türk Gölge Oyunu Karagöz'ün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda Türkiye Devleti bir takım çalışmalar sürdürmektedir. Bu bağlamda, 2009 yılında UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler Arası Komitesinde, Türkiye'nin sunduğu ?Karagöz? ulusal dosyası ?Âşıklık Geleneği? dosyası ile birlikte ?İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'ne? girmiştir.Bu çalışmada; Karagöz'e dikkat çekmek, uluslararası platformlarda tanıtımına katkıda bulunmak ve Karagöz'ün, gelenekselliğinin ötesinde, Türk kültüründeki değeri noktasında farkındalık yaratmak hedeflenen sonuçlardan biridir. Bir diğeri; Karagözün özgün görsel yapısını, gölge oyunundan farklı bir sanatsal disiplin olan seramik sanatının zengin tekniğini ve renk imkânlarını kullanarak, plastik değerlendirmelerle, seramik sanat formlarına dönüştürmeye çalışmak bu sayede çini ya da minyatür gibi seramik temelli unsurlarımıza, Karagözü de eklemleyerek yeni bir konu alanı yaratmaktır.

FolklorGölge oyunuGüzel sanatlar+6
Orçun Aksakal
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00

Related subjects