Solid wastes
101 theses under this subject heading
Sürdürülebilir sıfır atık yönetimi için eğitimalanlarında katı atık oluşumu ve karakterizasyonu
Çalışmada Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi'nde sıfır atık kapsamında toplanan ve ayrıştırılan atıklar ve geri dönüşümü olmayan atık kutularında ayrıştırılmadan toplanan atıklar belirli periyodlarda tartılıp ayrım yapılarak, fakültede birim zamanda ve kişi başına oluşan toplam atık miktarları ve geri dönüşebilir potansiyele sahip atık miktarları belirlenmiştir. Aynı zamanda Tekirdağ'da bulunan 1 Meslek Yüksekokul, 1 lise ve 1 ilkokulda toplanan geri dönüşebilir atık miktarı belirlenerek karşılaştırmalı değerlendirme yapılmıştır. Çalışma kapsamında aynı zamanda Çorlu Mühendislik Fakültesi'nde fakültede eğitim gören öğrencilerin sıfır atık yönetimine bakış açılarını belirlemeye yönelik bir anket çalışması yürütülmüştür. Elde edilen veriler genel değerlendirme, kadın-erkek ve çevre mühendisliği ve diğer bölüm öğrencileri arasındaki farklılıklar açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen verilere dayanılarak aynı zamanda bir maliyet çalışması da yapılmıştır. Elde edilen verilere göre ÇMF'de tüm kutularda toplanan atık miktarı yaklaşık 184 kg olarak hesaplanmıştır. Bu değerin yalnızca 27 kg'ı ayrıştırılarak geri dönüştürülmektedir. Tüm okulda tüm atık türleri hesaba katıldığında kişi başına günlük atık miktarı 113 g/kişi-gün olarak bulunmuştur. Diğer eğitim kurumları ile karşılaştırıldığında en fazla atık ÇMF'de toplanmakta ve kişi başına toplanan günlük atık miktarı da en yüksek ÇMF için elde edilmiştir. Anket sonuçlarının değerlendirmesine göre genel olarak bakıldığında fakülte öğrencilerinin sıfır atık ve geri dönüşüm konusunda belirgin bir bilgi birikimine ve isteğe sahip olduğu, çevre mühendisliği öğrencilerinin özellikle bilgiye dayalı bazı sorularda beklendiği üzere daha doğru cevaplar verdiği ve çevre mühendisliği ve kadın katılımcıların, oluşturdukları atıkların geri dönüşüm kutularına atılması hususunda daha hassas davrandığı söylenebilir.
Optimizing carbonation conditions for low-quality recycled concrete aggregates and sustainable valorization in cement-based systems
This study aims to examine the parameters affecting the accelerated carbonation performance of low-quality recycled concrete aggregates (RCA), obtained from end-of-life buildings, with low mechanical and chemical properties, and to determine the effects of the accelerated carbonation process on the engineering performance of cement-based systems through a series of performance tests performed on mortar samples produced with carbonated RCA (CRCA), uncarbonated RCA and natural aggregate (NA) under the optimum parameters determined in the first section. The accelerated carbonation process was implemented using a newly designed laboratory-scale carbonation reactor that provides a dynamic carbonation process. Relative humidity (50-70-90%), ambient pressure (1-2-3 bar) and ambient temperature (50-90oC) were determined as the main parameters for the accelerated carbonation process. Carbonation treatments were applied to low-quality RCAs with five different particle size ranges: <0.85, 0.85-2.00, 2.00-4.75, 4.75-9.50 and 9.50-14.00 mm. The effects of carbonation durations (2-4-6-12-24-48-72-96-120 hours) on the carbonation performance of RCAs were also investigated. Thermogravimetric analysis (TG/DTA) was applied to measure the CO2 uptake rate of low-quality RCAs, and the water absorption capacities of CRCAs and RCAs were measured to obtain information about precipitated calcium carbonate. As a result of examining all parameters, the optimum carbonation condition was determined as 70% relative humidity, 1 bar ambient pressure, 50oC ambient temperature, 48 hours carbonation duration. The highest CO2 uptake rate occurred in the particle size range of 2.00-4.75 mm. In the continuation of this study, flowability, mechanical strength, water absorption capacity, capillary water absorption (sorptivity), freezing-thawing and chloride permeability properties of mortar samples produced with fine (0.85-4.75 mm) RCA, CRCA and NA were determined. The results showed that the losses in engineering properties observed in mortars when using RCA can be significantly eliminated by the accelerated carbonation method. The main reason underlying the gains brought by the use of CRCA is the improved chemical and mechanical properties of the high-void, high-permeable, low-density mortar residue and the interfacial transition zone (ITZ) on the RCA surface. Results showed that CRCA, rather than remaining only as a low-quality construction and demolition waste (CDW), can be actively used in cement-based systems to reduce their negative environmental impacts. In this way, the sustainability of cement-based systems produced with CRCA can be contributed.
Katı atık yönetiminde belediye birliklerinin rolü: Marmara Belediyeler Birliği örneği
Türkiye'de çevre politikalarının oluşmasında yetkili kamu birimi merkezi yönetim olmakla birlikte son zamanlarda yerel yönetimler, diğer kurum ve kuruluşları da çevre duyarlılığının yanında katı atıkların yönetimi hakkında çalışmalarla gündemde yer almaktadırlar. Gündemde yer alan kurumların birçoğu doğa ve ülke ekonomisini düşünürken özel sektör ise katı atıkların maddi yönünü ele alarak ülkeye farklı bir düşünce sistemi ile kazanımlar sağlamaktadırlar. Merkezi yönetim ve yerel yönetimler çevre ve katı atık yönetimi üzerine yaptığı çalışmaları yeterince halka bildirememektedir. Bu çalışmaların bildirilmesinde devreye giren vakıf, dernek ve birlikler gerek merkezi yönetime gerekse yerel yönetimlere destekleyici ve çözümleyici çalışmalarla halka daha kolay ulaşabilmekte ve katı atıkların dönüşümü hakkında bilgiler sunabilmektedir. Ortak çalışmaları yürüten kurumlardan bir diğeri de Marmara belediyeler birliğidir. Marmara belediyeler birliği bölgesine ait çalışmaları üst seviyelerde sürdürmekte ülke ekonomisine ve doğal çevrenin korunmasında
Belediyelerde katı atıkların yönetimi: Başakşehir Belediyesi örneği
Çevre kirliliklerinin önlenmesinde yerel yönetimler üst düzeyde görevler üstlenmişlerdir. Özellikle kentte yönetim unsuru olarak ön planda olan yerel yönetim birimleri kenti korumak ve bu bağlamda çevreyi kirlilik açısından en aza indirmeye yönelik adımlar atılmıştır. Sözgelimi katı atık yönetimi konusunda belediyeler yetkili ve karar alan kuruluşlardır. Katı atıkların toplanmasından bertarafına kadar olan süreçte tüm sorumluluk yerel yönetimlere düşer. Atık, yok edilmesi gereken bir madde değil geri kazanılması gereken kaynak olarak görülmektedir. Bu açıdan katı atıkların geri dönüşümü, günümüzde ekonomik, çevresel ve yasal olarak önemli bir konu durumuna gelmiştir.
EVSEL KATI ATIKLARDAN BİYOGAZ ÜRETİMİ VE ENERJİ ELDESİ: ADIYAMAN ÖRNEĞİ
Hızla artan nüfus, ekonomik koşullar ve teknolojinin yoğun kullanımı çevre tahribatını hızlandırmaktadır. Çevre kirliliği, insan yaşamı için gerekli olan çevrenin bozulmasıdır. Ekonomik avantajları nedeniyle, düzenli depolama, katı atıkların bertaraf edilmesinde en yaygın yöntemdir. Düzenli depo sahalarının inşa edilmesindeki amaç, yeraltı ve yerüstü su kalitesini korumak, hava kalitesini korumak, gaz toplama sisteminde enerji üretmek, depolama sahasını etkin ve uzun süreli kullanımını sağlamak ve depolamaktır. Çöp çıkan gazın enerjisini mekanik enerjiye dönüştürerek elektrik enerjisi üretimi meydana getirme ilkesine dayanmaktadır. Bu çalışmada, Adıyaman ilinde evsel katı atıklardan biyogaz enerji üretimi ve enerji eldesi ile 7-9 bin haneye günlük 20-30 megavat arasında elektrik enerjisi sağlanması hedeflenmektedir. Düzenli depolama sahalarında biriken yaklaşık 380-400 ton organik atıklardan yılda 4.160.440 m3 biyogaz üretilmesi hedeflenmektedir. Düzenli depolama sahalarından çıkan yıllık katı atık miktarı 146.000 ton olarak hedeflenmekte ve elde edilen enerji değeri 32.956.035 kWh'dir.
Atık suların temizlenmesinde mineral kökenli atıklardan adsorbent geliştirilmesi
Endüstriyel büyüme su gereksinimini arttırmakta ve ortaya çıkan atık suların uygun niteliklere getirildikten sonra çevreye verilmesini gerektirmektedir. Çevre kirlenmesine neden olan atık sular içerisinde organik ve inorganik esaslı kirleticiler bulunmaktadır. İnorganik kirleticilerden ağır metaller, ortamda az miktarda bulunsalar dahi canlılar üzerinde olumsuz etkilere yol açarlar. Birçok endüstriyel alanda ve madencilik çalışmaları esnasında çeşitli karakterlerde katı ve sıvı atıklar ortaya çıkmaktadır. Bu atıklar üretildiği prosese ve işletilen ana cevhere göre değişkenlik göstermektedir. Adsorpsiyon atık suların temizlenmesinde veya çözeltiden metal kazanımında kullanılan en yaygın yöntemlerden biridir. Çeşitli atıklarla selektif veya kollektif adsorpsiyon yapılması, bilinen ticari ürünlerin yerine mineral kökenli atıkların kullanılması, atık suların yine atıklarla temizlenmesi günümüzün önemli çevre problemlerine çözüm getirmeleri nedeniyle dikkat çeken konulardır. Bu çalışmanın amacı atık suların mineral kökenli atıklar ve bunlardan geliştirilen adsorbentlerle iyileştirilmesidir. Bu doktora tezinde, kırmızı çamur, uçucu kül, kömür yıkama atığı, bor zenginleştirme atığı, mermer tozu atığı, atık pirit ve pirit külleri olmak üzere yedi farklı madencilik prosesi atığı kullanılmıştır. Adsorbat olarak, kurşun, çinko, bakır, kadmiyum, arsenik(V) ve krom(VI) iyonları ile incelemeler hem laboratuvarda üretilen sentetik hem de çeşitli faaliyetler sonucu çıkan gerçek atık sular ile yürütülmüştür. Gerçek atık su olarak, yüksek oranda ağır metal içeren asit maden drenaj suyu, arsenik ve bor içeren bor konsantratör tesisinden alınan proses suyu, krom(VI) içeren krom işleme suyu kullanılmıştır. Adsorpsiyon deneyleri laboratuvarda karıştırmalı ve kolon deney düzenekleri ile yapılmıştır. İlk olarak adsorbent olarak kullanılan maden atıklarının kimyasal, boyut, nem, XRD, FT-IR, SEM, EDX ve BET analizleri yapılarak kimyasal ve fiziksel özellikleri ortaya konmuştur. Karakterize edici liç testleri yapılmış, bu kapsamda Toksisite liç testi (Toxicity Characteristic Leaching Procedure, TCLP), Sentetik çöktürme liçi (Synthetic Precipitation Leaching Procedure, SPLP) ve Avrupa standart liç testi (EN 12457-2) prosedürleri uygulanmıştır. Bu testler sonucunda, çalışmada kullanılan atıkların yüz yıl içerisinde normal ve asidik çevre şartlarında zararlı bir etkisi olmadığı anlaşılmıştır. Laboratuvarda sentetik çözeltilerle yapılan ilk adsorpsiyon deneylerinde metallerin pH'ya bağlı çökmeleri de dikkate alınarak adsorpiyon deneyleri ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar genelleştirildiğinde, pH 3-5 aralığında adsorpsiyonun, pH 5-7 arasında adsorpsiyon ve çöktürmenin, pH 7'nin üzerinde çoğunlukla çöktürmenin metallerin uzaklaştırılmasında etkin mekanizmalar olduğu ortaya konmuştur. Metallerin asidik pH'da adsorpsiyonu iyon değişimi veya elektrostatik çekim sayesinde gerçekleşmektedir. Metallerin gideriminde etkili olan bir diğer mekanizma ise metal-karbonat bileşiklerinin oluşmasıdır. Özellikle asidik pH'larda mermer ve bor zenginleştirme atıklarının yapılarında bulunan karbonatların çözünmesiyle metal-karbonat bileşiklerinin meydana geldiği anlaşılmaktadır. Anyonlar (arsenik ve krom) asidik pH'larda aralarında elektrostatik veya kimyasal etkileşim sayesinde adsorbe olmaktadır. Genellikle asidik pH'larda anyonlar daha iyi adsorplanırken, pH yükseldikçe adsorpsiyon da düşmektedir. Ortamda yabancı iyonların bulunması durumunda istisnai durumlar ortaya çıkabilir. Sonraki deneylerde adsorpsiyonda süre, sıcaklık ve iyon derişimi parametrelerinin etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre metal iyonlarının hızlı, anyonların ise daha yavaş adsorbe olduğu bulunmuştur. Adsorbentler arasında en yüksek kurşun adsorplama kapasitesine sahip olan kırmızı çamur (98.99 mg/g), en az ise pirit külüdür (18.40 mg/g). Arsenik en iyi kırmızı çamura adsorplanırken (40.52 mg/g), krom da pirit külüne (10.22 mg/g) adsorplanmaktadır. Kullanılan atıklar arasında mermer tozu ve bor zenginleştirme atıklarının sadece metalleri adsorpladığı bulunmuştur. Anyon ve katyonların ortamda birlikte bulunmaları bir sinerji oluşturarak giderme verimlerini arttırmıştır. Sıcaklığın etkisinin incelendiği deneylerde; sıcaklık arttıkça anyonların adsorpsiyonunun azaldığı, katyonların adsorpsiyonunun ise arttığı görülmüştür. Desorpsiyon çalışmalarında kırmızı çamurun arseniği adsorpsiyonundan sonra beş döngü sonucunda adsorpsiyon kapasitesinin yaklaşık olarak %50 oranında düştüğü bulunmuştur. Arsenik ve kurşun iyonlarının adsorpsiyon izotermleri incelendiğinde, bu iyonların adsorpsiyonlarının Freundlich izotermine uyum sağladığı görülmüştür. İyonların genellikle ikinci dereceden kinetik modele uyum gösterdiği bulunmuştur. Yapılan termodinamik hesaplamalar, As ve Pb'nin kırmızı çamura adsorpsiyonunun kendiliğinden gelişen kimyasal adsorpsiyon olduğunu göstermiştir. Atıklardan yeni adsorbent geliştirilmesi amacıyla önceki çalışmalarda en iyi adsorpsiyon sonuçları veren atıklar çeşitli sıcaklıklarda aktive edilerek adsorpsiyon kapasiteleri arttırılmaya çalışılmıştır. Yapılan deneylerde atık adsorbentlerin hepsinde 400°C'ye kadar adsorpsiyon kapasitesi artışı gözlenirken, artan sıcaklıkla birlikte kapasiteler yeniden düşmüştür. Atık adsorbentler karıştırılarak yüksek sıcaklık fırınında ısıl işleme sokulduklarında bir sinerji oluşturdukları ve tek başlarına ve ısıl işlem görmemiş durumları ile kıyaslandığında daha fazla adsorpsiyon kapasitesine ulaşabildikleri saptanmıştır. Özellikle kırmızı çamur-atık pirit-kömür yıkama atığı ve kırmızı çamur-uçucu kül karışımlarının orjinallerine kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği ortaya konmuştur. Bu sonuçlardan yola çıkılarak; iki veya üç atık adsorbent karıştırılarak hibrit adsorbentler üretilmiştir. Kırmızı çamur, atık pirit ve kömür yıkama atığı (KÇ-AP-KA) hibrit adsorbentinin su ilavesi ve 400°C'de ısıl işleme tabi tutulması sonucunda adsorpsiyon kapasitesi artmıştır. Kırmızı çamur ve uçucu kül (KÇ-UK) hibrit adsorbenti NaOH ilave edilerek 400°C'de ısıl işlem uygulandığında zeolitik yapı meydana geldiği XRD analizleri ile belirlenmiştir. Yeni üretilen hibrit adsorbentlerin incelenen atıklar içerisinde Pb ve As giderimi için en yüksek kapasiteli adsorbentler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışma kapsamında atıklardan nano boyutlu manyetik özellikte adsorbentler geliştirilmiştir. Çalışmanın bu kısmında pirit külleri, mermer atıkları ve pil atıkları kullanılarak manganez ferrit ve kalsiyum ferrit nanoadsorbentleri üretilmiştir. Bu adsorbentlerin yapıtaşı olan nanopartiküller hidrotermal yöntemle, organik madde ve ultrasonik titreşim eşliğinde çöktürme yapılarak sentezlenmiştir. Üretilen nanopartiküllerin arsenik ve bakır adsorpsiyonuna iyi cevap veren, aynı zamanda da antibakteriyel ve canlı yaşamına zararsız adsorbentler olduğu ortaya konmuştur. Gerçek sularla yapılan çalışmalarda Balıkesir Balya bölgesinden alınmış olan asit maden drenaj suyu, ETİ Bor Hisarcık konsantratöründe kullanılan arsenik ve bor içeren proses suyu, krom kaplama yapılan banyodan krom atık suyu olmak üzere üç farklı kompozisyona sahip su kullanılmıştır. Asit maden drenaj suyunda yüksek miktarda 1352 ppm Fe, 1423 ppm Zn ve 173.7 ppm Mn bulunmaktadır. Karıştırmalı adsorpsiyon deneylerinde, asit maden drenaj suyu için en iyi sonuçlar mermer atıkları ile elde edilmiştir (0.17 ppm Fe, 639.1 ppm Zn, 158.8 ppm Mn). Asit maden drenaj suyunun iyileştirilmesi için yapılan kolon adsorpsiyonu deneylerinde KÇ-UK hibrit adsorbenti kullanılarak iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bor konsantratöründen alınan proses suyunun içeriğinde 81.66 ppm arsenik ve 550 ppm bor tespit edilmiştir. Karıştırmalı adsorpsiyon deneylerinde, arsenik ve bor gideriminde KÇ-UK hibrit adsorbentinin diğer atık adsorbentlerden daha etkili olduğu görülmüştür (0.32 ppm). Kolon adsorpsiyonu deneylerinde aktifleştirilmiş kırmızı çamur ve KÇ-UK hibrit adsorbenti kullanılmıştır. Yapılan deneylerde küçük boyutlu kırmızı çamur peletlerinin adsorpsiyonda daha iyi cevap verdiği ortaya konmuştur. KÇ-UK hibrit adsorbentleri küçük boyutlu kırmızı çamur peletleri ile yakın sonuç vermiştir. Krom banyosu atık suyunda 58.92 ppm toplam Cr (36.44 ppm Cr+6, 22.48 ppm Cr+3) bulunmaktadır ve iyileştirilmesi için çeşitli adsorbentler kullanılmıştır. Bu kapsamda yapılan karıştırmalı adsorpsiyon ve kolon deneylerinde en iyi krom giderme kapasitesine pirit külü ile ulaşılmıştır (0.068 ppm). Madencilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan atıklar ile yapılan bu çalışmaların amacı, geri kazanımının arttırılarak doğal kaynakların korunması, atık içerisinde yer alan yeniden kullanılabilecek maddelerin kurtarılmasıdır. Böylece çevreye dolayısıyla da insana zararlı olan maddeler ortadan kaldırılır veya daha zararsız hale getirilebilir. Bu tez kapsamında da akışkan ortamda kolay mobilize olan zararlı iyonların daha kararlı olan katı ortama taşınması adsorpsiyon çalışmaları ile sağlanmaya çalışılmıştır. Hem sentetik çözeltiler hem de gerçek atık sular ile yürütülen deneylerde, mineral kaynaklı adsorbentler kullanılarak başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Böylece özellikle madencilik sektörü kendi üretimi sonucu açığa çıkan tanıdık katı malzemelerini kullanarak atık su iyileştirilmesine çözüm üretebilecektir. Yapılan bu doktora tezi, günümüzde ve gelecekte maden işletmelerinin önemli problemlerinden olan hem atık suların iyileştirilmesi hem de mineral kökenli atıkların ticari adsorbentler haline dönüştürülmesi konusunda yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
Katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçlerinde iş sağlığı ve güvenliği; Türkiye'de iş kazaları analizi ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile karşılaştırılması
Sanayileşmenin hızlanması, kentleşmenin yaygınlaşması ve nüfusun büyümesiyle birlikte dünya genelinde oluşan atık miktarı giderek artmaktadır. Artan atık miktarı, doğal kaynakların hızla tükenmesiyle birleştiğinde, ekosistemlerin sürekliliğinin sağlanabilmesi için çevre politikalarının uluslararası ölçekte ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu kapsamda, sürdürülebilir kalkınma anlayışı gündeme gelmiş; çevresel, ekonomik ve sosyal hedeflere yönelik çeşitli stratejiler ortaya çıkmıştır. Atık yönetimi ve geri kazanım süreçleri ise bu hedeflere ulaşmada önemli bir araç haline gelmiştir. Katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçleri hem çevrenin korunmasına ve istihdamın artırılmasına katkı sağlarken; bu süreçlerin etkin biçimde yürütülmemesi çevre, toplum ve çalışan sağlığı açısından ciddi riskler meydana getirmektedir. Bu nedenle sektördeki iş kazalarının düzenli olarak takip ve analiz edilmesi, risklerin belirlenmesi ve önleyici politikaların geliştirilmesi çalışan yaşamına verilen değerin yanı sıra çevresel duyarlılığın da önemli göstergelerindendir. Bu amaçla, araştırmada Türkiye'de katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçlerinde 2014–2023 yılları arasında meydana gelen iş kazaları SGK istatistik yıllıkları üzerinden kaza sıklık, kaza olabilirlik ve ölümlü kaza olabilirlik oranları gibi iş kazası standardizasyon yöntemleri kullanılarak elde edilen veriler Avrupa Birliği İstatistik Ofisi tarafından yayımlanan kaza istatistik formatına dönüştürülerek hem Türkiye hem de uluslararası düzeyde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, incelenen 10 yıllık süreçte Türkiye'de katı atık yönetimi ve geri kazanım süreçlerinde iş kazalarının %290 oranında arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sektörün toplam istihdam içindeki payı %0,5 ile %0,7 arasında sınırlı bir oranda kalmasına rağmen Türkiye'de faaliyet gösteren tüm meslek gruplarının toplam kaza olabilirlik oranından yaklaşık 2 katından daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sektörün, Avrupa Birliği ülkelerinin en çok ölümlü kaza olabilirlik oranına sahip olan ülkelerinden bile yaklaşık 3 kat üzerinde ölümlü iş kazasına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türkiye'de iş kazalarının daha yüksek oranla ölümle sonuçlandığını ve iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkinliğinde yapısal sorunlar bulunduğuna ve önleyici politikaların gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Investigating the determinants of university students' recycling behavior
As a result of today's increasing fast consumption habits, municipal solid waste (MSW) generation is also growing day by day. However, it creates many adverse effects on the environment. The wastes spread to the environment negatively affect the health of humans and all other creatures. It is up to every human being to correctly evaluate the waste produced. Recycling offers a viable solution to protect the environment and save energy. Therefore, it is critical to primarily examine individuals' recycling behavior to determine a correct waste management strategy. This study defines Hacettepe University students' recycling behaviors based on the Theory of Planned Behavior (TPB). Although TPB uses the three determinants to explain intention towards behavior, the study focused on two of these three variables: subjective norm and perceived behavioral control. Moreover, Structural Equation Modeling (SEM), which is frequently preferred in psychology-based studies, was used as the modeling method in the study. According to the results of the research, it is stated that the main determinants of students' recycling behavior are subjective norms and perceived behavior control. Consequently, it can be stated that students are highly influenced by the behavior of the people around them on recycling behavior. Moreover, students' opinions about the feasibility of recycling also played a strong role in governing their behaviors with regard to waste disposal.
Atıklardan üretilen ısı yalıtım malzemelerinin yaygın kullanılan ısı yalıtım malzemeleri ile karşılaştırılması
Yenilenemeyen kaynakların hızlı bir şekilde tüketildiği günümüzde atıkların geri dönüşümü önem kazanmıştır. Bu bağlamda ülkeler geri gönüşüm bilincini geliştirmek için çeşitli yasal düzenlemeler yapmaktadır. Malzeme üretim süreci içeririsin de atıkların hammadde olarak değerlendirilmesi hem kaynak tüketimini azaltmakta hemde maliyeti en aza indirmektedir. Kaynak tüketiminin fazla olduğu yapı malzemesi üretimi alanında da çeşitli atıkların alternatif ısı yalıtım malzemesi üretiminde kullanılması bu açıdan önem kazanmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı; atıklardan üretilen ısı yalıtım malzemelerinin performans özelliklerinin belirlenerek piyasada yaygın kullanılan ısı yalıtım malzemeleri ile karşılaştırılmasıdır. Bu kapsamda yaygın kullanılan ısı yalıtım malzemeleri ve atıklardan üretilen ısı yalıtım malzemelerinin özellikleri ortaya koyulmuş ve daha sonra karşılaştırmaları yapılmıştır. Yapılan bu karşılaştırmalar sonucunda çok çeşitli inorganik ve organik kökenli atığın ısı yalıtım malzemesi üretiminde kullanılabildiği görülmektedir.
Katı atıkların termal yöntemlerle etkisiz hale getirilmesi ve Trabzon-Rize örneği
İnsanların yaşamları sonucu üretmek zorunda kaldıkları katı atıkların bertaraf edilmesi günümüzde şehirlerin hızla büyüyen en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Bugüne kadar birçok ülkede bu sorunun çözümünde kullanılan teknolojilerin çevre dostu olmaması, atık bertarafında çözüm konusunda endişeleri arttırmaktadır. Fakat son yıllarda konuyla ilgili araştırmalar giderek artmakta ve teknolojik termal yöntemler atıkların sorun olmasını ortadan kaldırmaktadır. Bu çalışmada kentsel katı atıkların termal yöntemlerle etkisiz hale getirilerek bertaraf edilmeleri değerlendirilmiştir. Atıkları etkisiz hale getirmek için çeşitli teknolojiler mevcuttur. Temel olarak bu teknolojilerin başlıcaları yakma, gazlaştırma ve pirolizdir. Yakma teknolojisinde atıklar kontrollü olarak ısı geri kazanımı sağlanarak yakılırlar ve buhar türbinleri kullanılarak elektrik üretimi gerçekleştirilir. Gazlaştırma teknolojisi ilk aşamada piroliz içerir daha sonra bunu yüksek sıcaklıklı reaksiyonlar takip eder ve düşük molekül ağırlıklı gazlar üretilir. Üretilen gaz içten yanmalı motorlar veya boylerler kullanılarak enerji üretimi için değerlendirilir. Tüm teknolojilerin avantaj ve dezavantajları vardır. Teknoloji seçimi atığın bileşimine, miktarına ve lokal şartlara bağlıdır. Yapılan bu çalışmada Trabzon ve Rize İllerinde katı atık bertarafından sorumlu kurum olan TRB-Rİ KAB bünyesinde toplanan evsel katı atıklar için uygulanabilirliği öngörülen termal bertaraf sistemi olan gazlaştırma sistemi incelenmiştir. Aynı zamanda kentsel katı atıklarla ilgili yakma, gazlaştırma ve piroliz sistemleri ele alınarak bu sistemlerin çalışma prensipleri hakkında literatür araştırmaları yapılmıştır. Trabzon ve Rize Bölgesine ilişkin atık karakterizasyon çalışmaları, nüfus hesaplamaları ve kalorifik değer sonuçları kullanılarak; termal yöntem uygulamalarından bir tanesi olan gazlaştırma sisteminin Trabzon ve Rize bölgesi için uygulanabilirliği araştırılmıştır. Yapılan araştırmada Trabzon ve Rize illeri için 2016 yılı atık özellikleri ve bu özelliklerden yola çıkılarak 2037 yılında ulaşılması öngörülen atık miktarı ve karakterizasyonu ile nüfus değerleri hesaplanarak kullanılmıştır. Gazlaştırma tesisinin yapılan kalorifik analizler sonucunda kurulabilirliği ve kurulması sonucunda elde edilmesi muhtemel gelir ile birlikte tesisin kurulum ve işletme maliyetlerinin analizi yapılmıştır. Kurulması düşünülen gazlaştırma tesisi için ilk kurulum maliyetlerinin belediyeler tarafından karşılanabilmesi için farklı alternatifler üretilerek belediyelerin bu tarz yüksek bütçeli tesislerin kurulumunu nasıl gerçekleştirebilecekleri konusunda senaryolar ortaya konulmuştur. Gazlaştırma tesisinin kurulması ile birlikte elde edilecek enerji ve bu enerjinin, yenilenebilir enerji teşviği kapsamında ele alınması durumunda ise elde edilecek gelirler hesaplanarak kurulacak gazlaştırma tesisi için öngörülen gelirler hesaplanmıştır. Bu çalışma sonucunda Trabzon ve Rize illeri için gazlaştırma sisteminin hangi koşullarda uygulanması gerektiği ve bu sistemin uygulanması sonucu sağlanacak avantajlar belirtilmiştir.
Katı atık yönetimi ve ekonomiye geri kazandırılmasında yeni uygulamalar: Trabzon örneği
İnsanların yaşadıkları süre boyunca ürettikleri tüm atık malzemelerinin yok edilmesi veya ortadan kaldırılması kentlerin en önemli problemlerinin başında sayılabilir. Günümüze kadar değişik ülkelerde bu sorunu çözmek için kullanılan çözümler, çevre ve insan sağlığını önemsemeyen teknolojilerden oluşması sebebiyle çok başarılı olamamıştır. Bunun nedenlerini insanların çok para kazanma hırsı, kullanılan teknolojilerin insan sağlığını hiçe sayması ve çevreye olan duyarsızlık olarak değerlendirebiliriz; ancak bunun yanında son yıllarda katı atıkların bertarafı konusunda çevre dostu olarak tanımlayacağımız pek çok araştırmalar yapılmıştır. Bu teknolojik çalışmalarla, atıkların sorun olmaktan çıkıp bir gelir kapısı halinde ekonomiye kazandırılması için önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu çalışmada da katı atıkların en iyi yöntemle bertaraf edilmesi üzerinde çalışma yapılmış ve değerlendirilmiştir. Katı atıkların bertaraf edilmesi için birçok teknoloji mevcuttur. Atığın içeriğine bağlı olarak değişik teknolojiler kullanılmaktadır. Gazlaştırma teknolojisinin uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik avantajları diğer teknolojilere göre daha fazladır. Doğu Karadeniz Bölgesinde atığın niteliğine bağlı olarak gazlaştırma teknolojisinin uygun olabileceği, insan ve çevreye daha yararlı olacağı kanaatiyle bu teknolojinin seçilmesinde etkili olmuştur. Tezin birinci bölümünde katı atık ile ilgili problemler ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı ve önemi üzerinde durularak katı bertarafıyla insanların sağlıklı bir çevre içinde olmalarının gerekliliği ile yaşam kalitelerinin artacağı belirtilmiştir. İkinci bölümde katı atık ile ilgili tanımların açıklaması ve kapsamı üzerinde durulmuştur. Katı atıkların nasıl toplanması gerektiği ve ekonomiye geri kazandırılmasındaki elde edeceğimiz faydalar üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ambalaj atıkları ve atık getirme merkezlerinin katı atık yönetiminin içindeki önemi, özellikleri, nasıl uygulandığı ve atık yönetimi içinde yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde katı atık yönetiminde mevcut durum açıklanmış ve bertaraf yöntemleri olan düzenli depolama, yakma ve fermantasyon sistemleri ele alınarak bu sistemlerin çalışma prensipleri hakkında araştırmalar yapılmış ve bilgilendirme yapılmıştır. Beşinci bölümde ise Trabzon bölgesinde atık karakterizasyon çalışmaları, nüfus hesaplamaları ve kalorifik değer sonuçları kullanılarak, termal yöntem uygulamalarından bir tanesi olan gazlaştırma sisteminin Trabzon için uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu sistemin başarılı ve uygulanabilir olması için toplama sistemlerinin nasıl olması gerektiği, merkezi hükümet, sivil toplum kuruluşları, yerel idareler ve atık üretenlerin neler yapması gerektiği üzerinde durulmuştur. Sonuç ve önerilerle de tez yazarının katkısının ne olduğu ve atıkların ekonomiye kazandırılmasındaki yaklaşımı belirtilmiştir. Entegre katı atık yönetimi içindeki bu çalışma ile Trabzon için gazlaştırma sisteminin hangi koşullarda uygulanması gerektiği ve bu sistemin uygulanması neticesinde çevreye ve insan sağlığına sağlayacağı avantajlar belirtilmiştir.
Katı atık düzenli depolama sahalarında depo gazından enerji elde edilmesi ve depo gazı oluşumunu etkileyen faktörler
Dünya genelinde nüfusun giderek artmasıyla birlikte insanların tüketim alışkanlıklarının değişmesi, birçok ülke için atıkların bertarafını büyük bir sorun haline getirmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar ve teknolojideki gelişmeler sayesinde atıklar, bir sorun olarak değil enerji üretebilmek amacıyla bir ham madde olarak değerlendirilmeye başlanılmıştır. Atıkların enerjiye dönüştürülmesi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Düzenli depolama, yakma, gazlaştırma, piroliz ve anaerobik çürütme bu yöntemlerin başlıcalarıdır. Düzenli depolama, atıkların yeraltı ve yer üstünde çeşitli mühendislik hesaplarına göre depolanması yöntemi olup depolanan atıktan oluşan depo gazından motorlar sayesinde elektrik üretilerek enerji geri kazanımı sağlanmaktadır. Yakma yönteminde, kontrollü bir şekilde yakılan atıklardan ısı geri kazanımı elde edilerek buhar türbinleri vasıtasıyla elektrik enerjisi üretimi yapılmaktadır. Gazlaştırma yönteminde, ilk aşamayı daha düşük sıcaklık ve oksijensiz ortamda atığın yakılması yöntemi olan piroliz içermektedir. Daha sonrasında aynı ortama oksijen ilave edilerek yüksek sıcaklıklı reaksiyonlar ile molekül ağırlığı az gaz üretilir. İçten yanmalı motorlar veya broylerler kullanılarak gazdan enerji geri kazanımı sağlanmaktadır. Tüm bu yöntemlerin olumlu ve olumsuz yönleri olmakla birlikte seçilecek yöntem atığın bileşimi, miktarı ve yerel şartlara bağlı olarak yapılmalıdır. Bu çalışmada atık yönetimi, katı atıkların bertarafında kullanılan yöntemler, katı atık düzenli depolama sahalarında depo gazı oluşumu, depo gazından enerji elde edilmesi, depo gazı oluşumunu etkileyen faktörlerle ile ilgili hususlar değerlendirilerek çözüm önerilerinde bulunulmuş, Trabzon ve Rize İlleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRAB-Rİ KAB) tarafından bertarafı yapılan evsel katı atıkların depolandıktan sonra oluşan depo gazından enerji elde edilmesi konusu incelenmiştir. TRAB-Rİ KAB'a üye belediyelerin 2047 yılına kadar oluşturacakları tahmini nüfusu, katı atık miktarları, Tabasaran– Rettenberger, USEPA Landgem modelleri kullanılarak tahmini gaz oluşum miktarları ve elektrik enerjisi miktarları, gaz toplama sistemleri ve gaz oluşumunu etkileyen faktörler incelenmiştir. Birliğe ait katı atık düzenli depolama tesisinden alınan mevcut saha depo gazı verileri ile modellerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak tesiste depo gazı miktarını artırmak ve depo gazından daha yüksek düzeyde enerji edilebilmesi için neler yapılması gerektiği değerlendirilmiş ve bazı öneriler sunulmuştur.
Türkiye'deki katı atık depolama alanlarının durumu ve depolimerizasyon sistemlerinin uygulanabilirliği
Çalışmada seçilen bir bölgede evsel katı atıklardan ortaya çıkan geri dönüştürülemeyen atıkların potansiyeli ve bu atıklar için alternatif değerlendirme/geri kazanım seçeneği olan depolimerizasyon prosesi ile sıvı/gaz yakıt üretimi incelenmiştir. Belirlenen 20 yerleşim yerinden veriler toplanarak katı atık bünyesinde geri dönüşümü sağlanan kâğıt, cam, plastik ve metal fraksiyonları ile birlikte organik atık ve tıbbi atık oranlarına ait veriler de toplanmıştır. Seçilen yerleşim yerlerinin düzenli depolama sahalarının olduğu ve geri dönüşümü sağlanamayan tüm atıkların (tıbbi atıklar sterilize edilmekte) deponi sahasına gömüldüğü tespit edilmiştir. Geri dönüştürülemeyen özellikle plastik karışımlı atıklar tüm atıkların yaklaşık %15-20'sini kapsamaktadır. Bu atıkların deponi sahalarına gömülmeyip tekrar yakıt olarak kullanılması, deponi sahalarının ömrünü uzatmasının yanında önemli miktarda da enerji elde edileceği belirlenmiştir. Yapılan inceleme ve araştırmalarda geri dönüştürülmeyen atıkların değerlendirilmesi için depolimerizasyon prosesinin oldukça uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Depolimerizasyon ile isteğe veya ihtiyaca bağlı olarak hem sıvı hem de gaz yakıtın üretilebilmesi ve yakıtların çevre kirliliği oluşturmadan enerji eldesinin olması en önemli avantajı olarak görülmektedir.
Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde entegre katı atık yönetimi uygulaması
Bu çalışmada, 1973 yılında kurulan Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde (EOSB) yer alan tüm tesisler evsel ve endüstriyel atık türü ve miktarları yönünden araştırılmış, mevcut durum saptanmış ve sektör bazında değerlendirmeler yapılarak tüm bölge için entegre katı atık yönetimi stratejisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın, ekonomik ve sosyal açıdan bütünlük sağlayan organize sanayi bölgelerinin çevresel yönetimlerinde, önemli bir veri kaynağı oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Organize Sanayi Bölgesi, Endüstriyel Katı Atıklar, Entegre Katı Atık Yönetimi.
Belediyelerin katı atık yönetiminde performans odaklı hesap verme düzeyine ilişkin bir araştırma
Araştırmanın temel amacı belediyelerin katı atık yönetiminde performans odaklı hesap verme düzeyini ölçmektir. Bu amaç doğrultusunda belediyelere özgü bir Katı Atık Yönetim Hiyerarşisi Esaslı Hesap Verme Endeksi oluşturulmuştur. Çalışmada 2020 yılına ilişkin stratejik plan, performans programı ve faaliyet raporunu kamuoyu ile paylaşan 30 büyükşehir belediyesi ve 48 il belediyesi olmak üzere toplam 78 belediyenin yayımlamış olduğu katı atık performans göstergeleri içerik analizi yöntemiyle incelenerek endeks maddeleri doğrultusunda puanlamaya tabi tutulmuştur. Başarı düzeyini belirleyen siyasal faktörler, ekonomik-mali faktörler, sosyo-demografik faktörler ve kurumsal faktörler SPSS programından yararlanılarak korelasyon ve grup farklılık testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre belediyelerin katı atık yönetiminde hesap verme başarı düzeyinin % 31,22 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca siyasal katılım, milli gelir, belediye harcama büyüklüğü, nüfus, belediye türü, sonuç odaklı performans ölçümü, çevre bilinci eğitimi değişkenleri ile hesap verme düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olduğu; ideoloji, mali durum, üniversite mezun oranı, belediye başkanının eğitim düzeyi değişkenleri ile hesap verme düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.
Katı substrat fermentasyonu ile lakkaz üretimi
katı substrat üzerinde mikroorganizmaların üretilmesidir. KSF, funguslarla enzim üretimi için uygundur. Çeşitli lignoselülozik atıklar, lakkaz gibi ligninolitik enzim üretimi için katı substrat fermentasyonunda kullanılmaktadırlar. Beyaz çürükçül fungusların üretmiş olduğu lakkaz, fenolik ve fenolik olmayan bileşikleri oksitleme yeteneklerinden dolayı tercih edilmektedir. Bu çalışmada, katı substrat üzerinde Funalia trogii ve Trametes versicolor ile lakkaz üretimi test edilmiştir. Zeytinyağı fabrikası atıksuyu (ZYFA), alkol fabrikası atıksuyu (vinas), peyniraltı suyu ve melas, katı substratı nemlendirmek için kullanılmıştır. Bakır, pepton, glukoz, maya özütü, ksilidin gibi çeşitli indükleyiciler, katı substrat fermentasyonunda lakkaz üretimini arttırmak için denenmiştir. Bu indükleyicilerden özellikle bakır ilavesi, lakkaz aktivitesini arttırmıştır ve bazı atıksuların kullanımı, lakkaz üretimini pozitif yönde etkilemiştir. Sonuçlar, katı substrat fermentasyonu ile yüksek seviyede lakkaz üretilebileceğini göstermektedir. Ucuz ve bol tarımsal artık kullanımı, bu tekniğin ekonomik olmasını sağlamaktadır ve atıksu kullanımı, kirlilik problemlerini çözmeye yardımcı olabilir. ANAHTAR KELİMELER: Katı substrat fermentasyonu, lakkaz, beyaz çürükçül fungus, Funalia trogii, Trametes versicolor
Kentsel katı atık yönetim sistemlerinin oluşturulmasında farklı karar verme tekniklerinin kullanımı
Sürdürülebilir bir katı atık yönetimi planlaması teknik, çevresel, ekonomik, sosyal ve politik faktörleri içeren karmaşık ve disiplinlerarası bir konudur. Bu tezde, bir kentte katı atık yönetim sistemi kurulurken izlenmesi gereken tüm adımlar, farklı teknikler kullanılarak ele alınmıştır. Bu amaçla, Eskişehir kentindeki katı atıkların fiziksel ve kimyasal analizleri yapılmış ve bu analiz sonuçlarına göre optimum atık yönetim sistemi ve geri kazanım sistemi belirlenmiş, belediyeler için büyük önem arz eden atık toplama ve taşıma rotaları oluşturulmuş ve son olarak düzenli depolama sahası yer seçimi çalışmaları gerçekleştirilmiştir.Tezde, bir yıl boyunca yapılan katı atık analizlerine göre Eskişehir'in kentsel katı atıklarının bileşimi %67 yiyecek atığı, %10 kağıt-karton, %5,6 plastik, %2,5 cam, %1,3 metal, %4 kül ve %9,6 diğer atıklar olarak bulunmuştur. Elde edilen atık karakterizasyonu sonuçlarına göre, Eskişehir kentsel katı atıklarının yönetimi için oluşturulan beş farklı senaryo, Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve ELECTRE III yöntemleri ile değerlendirilmiş ve Lingo 9.0 yazılımıyla bir karar destek sisteminin yapısı ve uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalara göre, S3 (%15 geri kazanım + %77 kompostlama + %8 düzenli depolama) senaryosunun en uygun senaryo olduğu belirlenmiştir. Geri kazanım sistemi olarak da, Analitik Serim Süreci (ANP) ve ELECTRE III yöntemlerinden elde edilen sonuçlara göre, geri kazanılabilir atıkların başlangıçta evlerde karışık olarak toplanması gerektiği, bunun yanı sıra geri kazanım merkezlerinin oluşturulması ve takiben atıkların ayırma tesislerinde de ayrılması gerektiği görülmüştür. Kentsel katı atık toplama ve taşıma rotaları ise coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve matematiksel modelleme yardımıyla belirlenmiş, bu konuda da mevcut duruma göre önemli iyileştirmeler sağlanmıştır. Son olarak, CBS, uzaktan algılama, ANP ve ELECTRE III yöntemleri kullanılarak, Eskişehir kenti için düzenli depolama sahası yer seçimi yapılmıştır.
Endüstriyel ve tarımsal atıkların biyoteknolojik olarak değerlendirilmesinde yeni bir yaklaşım
Ill ÖZET Bu çalışmanın amacı, beyaz-çürükçül funguslar kullanılarak tarımsal ve endüstriyel atıkların biyolojik yıkımının ve değerlendirilmesinin test edilmesidir. Bu araştırmada tarımsal atık olarak pamuk sapı ve endüstriyel atık olarak zeytin yağı fabrikası atıksuyu (ZYFA) ve vinas kullanılmıştır. Pamuk sapı, pamuk hasadından sonra bir yan ürün olarak Türkiye'de yılda ortalama 700.000 ton oluşan bir tarımsal atıktır. Vinas alkol fabrikası atık suyudur. ZYFA, zeytin yetişen Akdeniz Ülkelerinde yılda yaklaşık 3.1 07 m3,ün üzerinde üretilen ve yüksek kirlilik potensiyeline sahip olan bir atıktır. Bu çalışmada ilk olarak, dört beyaz-çürükçül fungusun (C. versicolor, F. trogii, P. sajor- caju, P. chrysosporium) lignin giderim yetenekleri yan katı fermentesyon esnasında belirlenmiştir. Bu deneyler esnasında sentetik ve doğal kültür ortamları (ZYFA ve vinas) kullanılmıştır. En yüksek lignin giderimi P. chrysosporium ile %44 olarak %30'luk ZYFA kültür ortamında elde edilmiştir. Diğer yandan, bu fungusların hücre dışı enzim üretim aktiviteleri test edilmiş ve ligninaz, Mn-peroksidaz ve NADH-peroksidaz aktiviteleri saptanamamıştır. Fakat, C. versicolor, F. trogii ve P. sajor- caju yüksek lakkaz, selülaz, amilaz ve ksilanaz aktivitesi göstermiştir. P. chrysosporium ile ekstraselüler lakkaz aktivitesi belirlenememiştir fakat yüksek selülaz, amilaz ve ksilanaz aktiviteleri saptanmıştır.Aynı zamanda beyaz çürükçül fungusların lakkaz aktivitesi üzerine endüstriyel atıkların indükleyici etkileri olduğu belirlenmiştir. Bu beyaz çürükçül funguslar ile endüstriyel atıkların biyolojik yıkımı da test edilmiştir. Sonuçlarımız ZYFA ve vinasın beyaz çürükçül funguslarla inkübasyonusonucu endüstriyel atıkların KOİ, fenol ve renk içeriğinde giderimler olduğunu ve yüksek bir lakkaz aktivitesinin oluştuğunu göstermektedir. Vinas kültür ortamındaki en yüksek KOİ giderimi F. trogii ile pamuk sapı ve vinas kültür ortamında (%30) % 62 olarak gözlenmiştir. En yüksek renk giderimi C. versicolor ile pamuk sapı ve vinas kültür ortamında (%10) %71 olarak saptanmıştır. ZYFA kültür ortamındaki en yüksek KOİ giderimi F. trogii ile pamuk sapı ve ZYFA kültür ortamında (%30) %51 olarak gözlenmiştir. En yüksek fenol giderimi C. versicolor ile pamuk sapı eklenmemiş ZYFA kültür ortamında (%30) %96 giderim olarak saptanmıştır. En yüksek renk giderimi P. chrysosporium ile pamuk sapı ve ZYFA kültür ortamında (%20) %58 olarak saptanmıştır. Anahtar Kelimeler. Lignin Giderimi, Lakkaz, Selülaz, Ksilanaz, KOİ giderimi, Fenol giderimi, Renk Giderimi, Pamuk Sapı, Zeytin Yağı Fabrikası Atıksuyu, Vinas
Katı atık yönetiminde belediyelerin rolü: Eskişehir Odunpazarı Belediyesi örneği
Katı atıklar, insanların çeşitli yerleşim birimlerinde topluluklar halinde yaşamaya başlaması ile birlikte sorunsal bir boyut kazanmaya başlamıştır. Sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı, ekonomik büyüme ve kalkınma gibi olgular ile doğrusal ekonomik sistemin getirdiği üretim ve tüketim kalıpları sonucunda ortaya çıkan kentsel katı atıklar kontrol edilemediği durumda çevre kirliliği, halk sağlığı sorunları ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Kentsel katı atık sorunlarına karşı geliştirilen yönetim stratejileri, ülkelerin siyasal, sosyal, yasal ve ekonomik özellikleri ile uygulama alanındaki yerel koşullara göre farklılıklar göstermektedir. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de kentsel katı atık yönetimine dair görev, yetki ve sorumluluklar büyük ölçüde belediyelere aittir. Belediyelerin katı atık yönetim sistemlerindeki başarısı çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan sürdürülebilir kentlerin oluşturulabilmesi için önemlidir. Ancak, belediyeler bu hizmetleri yerine getirirken birçok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Eskişehir Odunpazarı Belediyesi'nin 2017-2018 dönemi içerisinde gerçekleştirmiş olduğu kentsel katı atık yönetimi faaliyetlerine yönelik vaka analizini yapmak ve atık yönetimi hiyerarşisi yaklaşımının yönetim sistemi üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu kapsamda literatür taraması ve saha araştırmaları ile elde edilen veriler ışığında PESTEL ve SWOT analizleri gerçekleştirilmiştir. Böylelikle mevcut ve olası sorun alanları tespit edilerek Eskişehir Odunpazarı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü için uygun olan yönetim stratejisi önerilerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Katı Atık, Katı Atık Yönetimi, Atık Yönetimi Hiyerarşisi, Belediyeler, Çevre Kirliliği, Halk Sağlığı, PESTEL, SWOT
Sosyo-ekonomik gelişimin atık oluşumu üzerindeki etkisi: Avrupa ülkeleri üzerine bir analiz
Sanayi Devrimi'yle birlikte artan makineleşme ve bunun sonucunda ortaya çıkan hızlı üretim, hızlı tüketim ve kaynak kullanımı; "doğanın kendini yenileme gücü sayesinde" uzun bir süre çevreye zarar veriyor algısı yaratmamıştır. Ancak AB üyesi gibi; ekonomisi yüksek oranda sanayiye dayanan ve üretim için kaynaklarının büyük bir bölümünü ithal etmekte olan ülkeler, mevcut (doğrusal) ekonomi modelinin uzun vadede sürdürülebilirlikten koptuğunu fark etmişlerdir. Bu ise Avrupa ülkeleri nezdinde yeni bir ekonomi modelinin (döngüsel ekonomi) gerekliliğini öne çıkarmıştır. Önemi her geçen gün artan döngüsel ekonomi modeli; günümüzde özellikle atıkların önüne geçebilmeye odaklanmaktadır. Bunun yanı sıra atıkların değer yaratan bir kaynak olarak değerlendirilmesi; döngüsel ekonomi modelini doğrusal ekonomi modelinden ayıran temel bir noktadır. Atık oluşumunu etkileyen sosyal ve ekonomik pek çok faktör bulunmaktadır. Yapılan çalışmada ise, sosyoekonomik gelişimin temsilcisi niteliğindeki bu faktörlerin; atık oluşmuna etkisi, 26 Avrupa ülkesi için test edilmiştir. Çalışma, 2004-2017 yılları baz alınarak dengeli panel veri yöntemiyle ve Driscoll-Kaary dirençli tahmincisinin kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; modelin genel olarak, bağımsız değişkenlerin ise %10 önem düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda, atık oluşumunu azaltıcı yönde etkileyen değişkenlerin etki düzeyine göre sırasıyla insani gelişme endeksi (İGİ) ve Arge değişkenleri olduğu; Gsyih değişkeninin ise atık oluşumunu artırıcı yönde etkileyen bir değişken olduğu ulaşılan diğer sonuçlardır. Bu sonuçlara göre, bir ülkenin insani gelişmişliğine önem verip arge çalışmalarını akılcı politikalarla yönlendirmesi halinde atık oluşumunu azaltacağını ifade etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Atık Oluşumu, Avrupa Ülkeleri, Sosyoekonomik Faktörler, Panel Veri Analizi
Türkiye'de yeşil ekonomi uygulamaları: Kütahya katı atık yönetimi
Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte kalkınmanın hızlanması ve buna bağlı olarak kaynak kullanımının aşırı artışıyla birlikte çevre sorunları da ortaya çıkmıştır. İlk başlarda ulusal düzeyde ortaya çıkan çevre sorunları daha sonra artarak küresel boyutlara ulaşmıştır. Çevre sorunlarını gidermek ve kalkınmanın devamlılığını sağlamak adına yeşil ekonomi modeli ortaya çıkmıştır. Yeşil ekonomi anlayışı çevreyi de içine alan bir ekonomi modelidir. Bu model kapsamında ülkeler, değişim ve dönüşüm yaşamakta ve bu değişimler sayesinde de yeni istihdam olanakları ortaya çıkmaktadır. Yeşil ekonomi modeli doğa ile dost bir ekonomik büyümenin yanında insana yakışır yeni yeşil işlerin ortaya çıkmasına ve istihdama katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında yeşil ekonomi modelinin ortaya çıkışı, Dünyada ve Türkiye'de yeşil ekonomi uygulamaları ile atık yönetimi konusundaki çalışmalar ve Kütahya ilinin katı atık yönetimi çalışmaları ele alınıp incelenmiştir.
Atık biyokütle ve plastik karışımlarının torrefaksiyon ile yakıt özelliklerinin iyileştirilmesi
Dünyada enerji ihtiyacının artması yeni kaynak arayışının yanında mevcut kaynakların da verimli bir şekilde kullanılmasını gerektirmektedir. Çevre kirliliğinin azaltılması ve enerji kaynaklarının etkin kullanılarak ekonomiye katkı sağlaması açısından plastik atıkların değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışmada önemli bir çevre problemi olan atık plastik torbaların mobilya fabrikası atık tozu ile farklı oranlarda karıştırılarak hazırlanan ikili karışım peletlerinin torrefaksiyonu ile geri dönüşümünden kalorifik değeri yüksek yakıt üretilmesi ve yakılması esnasında oluşan baca gazı emisyonlarının azaltılması amaçlanmaktadır. Enerji endüstrisi, ekonomilerdeki en büyük endüstri olduğu ve yenilenemeyen kaynakların hızla tükenmesi nedeniyle alternatif enerji kaynağı arayışı sürekli söz konusudur. Plastik atığın potansiyel enerji kaynağı olarak kullanımının faydalı olabileceği üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bununla birlikte, plastik atığın yakıt peletleri olarak uygulanması için büyük potansiyele rağmen, kullanımı ve gelişimi hala çok sınırlıdır. Bu nedenle, bu atıkların atık biyokütle ile birlikte pelet halinde torrefiye edilerek kullanılması atık plastik ve biyokütlenin birlikte değerli bir yakıta dönüştürülmesi sağlanacaktır.
Depo gazı oluşum modellerinin karşılaştırılması: Çanakkale örneği
Katı atık depolama alanlarından kaynaklanan depo gazlarından metan ve karbondioksit küresel ısınmaya neden olan en önemli sera gazlarıdır. Metan gazı (CH4) yüksek bir enerji kapasitesine sahiptir ve bu kapasitesi son yıllarda bir enerji kaynağı olarak kullanılması ile ilgili çalışmaları arttırmıştır.Bu tez çalışması kapsamında; katı atık depolama alanlarında metan gazı oluşumunu etkileyen parametreler açıklanmış, oluşacak metan gazı miktarının tahmini için kullanılan mevcut modelleme teknikleri incelenmiştir. Tabasaran ? Rettenberger, Scholl Canyon ve USEPA LandGEM modelleri kullanılarak; Çanakkale Katı Atık Yönetim Birliği'ne dahil yedi yerleşim yerinde oluşan katı atıkların depolandığı Çanakkale Katı Atık Yönetim Birliği düzenli depolama alanında oluşacak tahmini metan gazı miktarı hesaplanmıştır. Ülkemiz şartlarına en uygun model olarak seçilen Tabasaran ? Rettenberger modeli ile elde edilen tahmini metan gazı miktarının enerji potansiyeli belirlenmiştir.Yapılan hesaplamalar sonucunda; Ağustos 2009'da faaliyete açılan depolama alanının, toplamda 1.216.436 ton katı atık depolanarak, Eylül 2026'da kapasitesini dolduracağı belirlenmiştir. Uygulanan üç model arasında Çanakkale katı atık düzenli depolama alanı için en doğru sonucu verebilecek model olarak seçilen Tabasaran ? Rettenberger modeli ile 50 yıllık süreç boyunca toplamda 151.665.810 m3 metan gazı çıkışı olacağı hesaplanmıştır. Çanakkale katı atık düzenli depolama alanında; metan gazı toplama sistemi, hücreler tamamen dolduktan sonra inşa edileceğinden, oluşan tahmini metan gazının %18'ine denk gelen 25.471.943 m3 metan gazının toplanamayarak, doğrudan atmosfere yayılacağı belirlenmiştir. Bununla beraber gaz toplama sistemleri inşa edildikten sonra, oluşacak metan gazının %70'inin toplanabileceği kabulüyle; 90.035.408 m3 metan gazının geri kazanılabileceği hesaplanmıştır. Oluşacak metan gazının kalorifik değeri 25 Mj/m3 olarak kabul edildiğinde; 2017 - 2040 yılları arasında ortalama 5.150 Mj/saat, 2041 ? 2059 yılları arasında ortalama 2.350 Mj/saat elektrik enerjisine eşdeğer enerji elde edilebileceği hesaplanmıştır.
Geri dönüşüm yoluyla atıkların sosyo-ekonomi ve çevresel katkıların incelenmesi: Eskişehir il örneği
Küreselleşme, hızlı ve kontrolsüz artan dünya nüfusu ile birlikte insanların ihtiyaçlarının artması, işletmeleri daha fazla kaynak tüketmeye zorlamıştır. Artan kaynak tüketimi ile birlikte, doğal denge bozulmakta ve çevreye verilen zarar artmaktadır. İste bu noktada geri dönüşümün önemi ortaya çıkmaktadır. Atıklarının çevreye zarar verecek şekilde alıcı ortama bırakılmasının önlenmesi için atık yönetim sistemlerinin geliştirilmesi ayrıca ambalaj atıklarının tekrar kullanımı, geri dönüşümü ve geri kazanımı yoluna gidilmelidir. Bu sistemin işleyişi kaynakta ambalaj atıklarının evsel atıklardan ayrı biriktirilmesi ile başlamaktadır. Bu çalışmada, ambalaj atıklarının tekrar kullanımı, geri dönüşümü ve geri kazanımı ele alınmış, Eskişehir'de yapılan geri dönüşüm çalışmaları sunulmuştur. Yapılan çalışmada Eskişehir ilinin geri dönüşüm uygulamasındaki yeri ve çalışmaları ele alınarak 30 büyükşehir belediyesi ile karşılaştırılmış ve ülkemizin geri dönüşüm haritası ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Bunun neticesinde geri dönüşümün ülke ekonomisine katkısı ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geri Dönüşüm, Atık Stratejileri, Katı Atık, Ambalaj atığı, Büyükşehir Belediyesi, T.C. Çevre Şehircilik Bakanlığı, Yenilenebilir Enerji, Büyükşehir Ana Faaliyet Raporları.