Education activities
108 theses under this subject heading
Türkiye'de uluslararası ilişkilerin lisans eğitiminde gizli müfredat ve oryantalizm: Eleştirel pedagojik bir yaklaşım
Bu çalışmada Türkiye'deki Uluslararası İlişkiler lisans programlarındaki bölüm müfredatlarına odaklanılacaktır. Ders müfredatları, başlıkları ve içerikleri, kullanılan materyallerin metinlerde tespit edilen söylemleri, tekrarlar ve anlamlar, eleştirel pedagojik bir yaklaşımla analiz edilecektir. Alanında daha önce hiç denenmemiş biçimde, eleştirel pedagoji ile Uluslararası İlişkiler disiplinini bir araya getirmeye çalışacak olan bu tez, müfredat incelemesinde öne çıkan Oryantalist temalar üzerine yoğunlaşacaktır. Eğitimin dokusunda sosyal bir kontrol mekanizması olarak bulunan gizli müfredatın taşıdığı Oryantalist karakter, Uluslararası İlişkiler metinleri üzerinden yapısöküme uğratılacaktır. Söz konusu Oryantalizm çözümlemesi pozitivizm, neoliberalizm ve bir iç-öteki olarak 'İslam' başlıkları üzerinde ilerletilecektir. Bu çalışmanın, Türkiye'deki Uluslararası İlişkiler araştırmalarında akademik özgünlüğün sağlanması adına ontolojik bir çoğulculuğun ortaya çıkmasına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Pedagoji, Oryantalizm, Yapısöküm, Uluslararası İlişkiler, Gizli Müfredat.
Belediyelerin yaygın eğitim çalışmalarına bir örnek olarak Şişli Belediyesi
Toplumların gelişmişlik düzeyi eğitime verilen önem ve kalitesine bağlıdır. Eğitim ve öğretim, hızla gelişen teknoloji ve bilgi sistemleri ile sosyal ve ekonomik kalkınmanın temelini oluşturmaktadır. Yaygın eğitim ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerini sağlayıcı nitelikte, çeşitli süre ve düzeylerde hayat boyu yapılan eğitim öğretim, üretim, rehberlik ve uygulama etkinliklerinin tümünü kapsamaktadır. Küreselleşme sürecinin etkisiyle yaygın eğitim çalışmalarının nitelik değiştirmesi Türkiye'de eğitimin gün geçtikçe yerelleşmesini neden olmaktadır. Belediyeler yaygın eğitim faaliyetlerinde önemli gelişmeler elde etmişlerdir. Bu çalışmada Şişli Belediyesinin yaygın eğitim çalışmalarının özellikleri ve gerekçeleri açıklanmaya çalışılmıştır.
Belediyelerin eğitim ve kültür faaliyetleri; Fatih Belediyesi örneği
Yerel yönetimin yol, su, temizlik vb. klasik görevlerinin yanında halka vereceği birçok hizmet de bulunmaktadır. Bu hizmetlerden biri de belediyelerin eğitim ve kültür faaliyetleridirEğitim ve kültür faaliyetleri neticesinde, belediyeler kendi bünyesinde bulunan insanların dışına çıkarak seslerini daha geniş alanlara duyurabilmektedir. Ayrıca belde halkı da bu faaliyetler neticesinde birçok kazanımda bulunmaktadırlar.Bireylerin ve toplumların karşılaştığı sorunların önemli bir bölümü insan kaynaklıdır. Çevre kirliliğinden teröre, açlık ve hastalıktan savaşlara kadar pek çok sorun, insanların bilinçli ya da bilinçsiz karar ve davranışları sonucu ortaya çıkmaktadır. Eğitim ve kültür de insanların yetişmelerinde ve toplumların şekillenmesinde etkin olan iki faktörü oluşturmaktadır.Eğitim ve kültür alanında yaşanan sorunlar sonuçta tüm bireysel ve toplumsal yaşamı olumsuz yönde etkilemektedir. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de çeşitli eğitim ve kültür sorunlarıyla karşılaşılmaktadır. Bu alanlarda merkezi yönetimlerce üretilen çözüme yönelik politikalar, istenilen sonucu elde etmekte yetersiz kalmaktadırlar.Bu çalışmada eğitim ve kültürel alanda dinamik bir aktör olarak belediyelerin yaptıkları çalışmalar incelenecektir. Bu bağlamda, belediyelerin eğitim ve kültürel alanda yapmış oldukları çalışmaların neler olduğu araştırılacaktır. Yapılan bu araştırmanın sonucu olarak belediyelerin görevlerinin neler olduğu, eğitim ve kültür faaliyetlerine ne kadar önem verdikleri incelenerek, Fatih Belediyesi'nin eğitim ve kültür faaliyetleri değerlendirilecektir.
Eğitimde yerel yönetimlerin yeri ve katkısı
Türk eğitim sistemi merkez örgütü olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın yönetimi altındadır. Merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatları kanunla Milli Eğitim Bakanlığına bağlıdır.Yerelleşme eğilimi, yetki genişliği ile merkezi yönetimin belli kararları alt düzeydeki yerinden yönetim kuruluşlarına aktarması şeklinde gerçekleşmektedir. Yerel yönetimler, karar verme sürecinin hızlanması, hizmette verimlilik ve demokrasi kültürünün yaygınlaşmasında önemli yönetim kurumlarıdır. Küresel düzeydeki gelişmeler ve yönetişim anlayışındaki değişimler, yerel yönetimlerin merkezi otoriteye karşı daha özerk olmasını sağlamıştır. Yapılan idari reformlarla, yerel yönetimlerin yetki genişliği artırılmış ve Türk eğitim sistemindeki katkıları derinleşmiştir.Dünyadaki eğitim sistemleri ile karşılaştırmalı olarak yerel yönetimlerin eğitimdeki yerinin incelendiği bu tez çalışmasında, eğitimde yerelleşme eğilimleri ile oluşan idari düzenlemelerin ve yerel yönetimlerin eğitim sistemine katkısını araştırmaktadır. Anahtar Sözcükler 1.Yerel Yönetimler 2.Türk Eğitim Sistemi 3.Eğitimde Yerelleşme 4.Belediyelerin Eğitime Katkısı 5.Eğitimde Dönüşüm
Dezavantajlı gurupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı
Gelişen ve değişen dünyada eğitimin önemi her geçen gün artmaktadır. İnsana yapılan yatırımın uzun vade de kalıcı bir etkisi olduğu bilinmektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi yetişmiş eğitimli bireylerin çokluğuna paralel olarak artmaktadır. Genellikle gelişen ve gelişmekte olan toplumlarda genele nispeten daha düşük eğitim seviyesine sahip gruplar dezavantajlılar olduğu görülmektedir. Bu bağlamda eğitimli birey sayısını artırmanın en önemli yollarından biri de dezavantajlı grupları eğitim ortamına kazandırmak olmalıdır. Bu sosyal devlet anlayışının gereğidir. Bu çalışmanın amacı, dezavantajlı grupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısını belirlemektir. Bu çalışmanın evrenini İstanbul İli Bahçelievler, Bağcılar ve Fatih ilçe belediyeleri, örneklemini ise bu belediyelerde görev yapan 150 çalışandır. Araştırma verileri "Yerel yönetimlerin dezavantajlı grupların eğitim faaliyetleri" ölçeği ve kişisel bilgi düzeyi anketi ile toplanmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Ölçek verileri t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, medeni durum ve çalışanların yaş aralıklarına göre "dezavantajlı grupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı" algısı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Öğrenim durumu ve mesleki kıdem ile "dezavantajlı grupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı" algısı arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Ön lisans öğrenim düzeyinde olanların dezavantajlı grupların eğitime kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı algısı en yüksek çıkmıştır. Ayrıca 11-15 yıl kıdem arasında bulunanların dezavantajlı grupların eğitime kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı algısı en yüksek çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: 1.Yerel yönetimler, 2.Dezavantajlı gruplar, 3.Eğitim, 4.Sosyal etkinlik, 5.Belediyeler.
Eğitim geliştirme işlevinin performans yönetimi sistemi açısından önemi ve bir araştırma
Globalleşen dünyada değişime ve yeniliğe öncülük eden işletmelerin karlarını arttırdıkları görülmektedir. Bilginin son derece önemli olduğu bir zamanda insana verilen değerin eğitimin önemi açısından ele alınmış, insan kaynakları sermayesinin eğitime önem vermesi rekabetçi ortama uyum sağlaması, eğitim ve geliştirmenin işletmeler açısından önemi açıklanmıştır.Bu tez çalışmasının içeriğinde insan kaynaklarında şirketlerde verilen eğitimin ve geliştirmenin performans üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi bununla birlikte eğitim ve geliştirmenin olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde eğitim ve geliştirmenin amaçları detaylı olarak ele alınmış olup; ikinci ve üçüncü bölümde İnsan Kaynakları açısından eğitimin önemi, amacı, hedeflerin belirlenmesi ve performans üzerindeki etkisine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise hizmet içi verilen eğitimlerin etkinliği ve kariyer üzerindeki etkisini içeren anket yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları, Eğitim ve Geliştirme, Hizmet İçi Eğitim, Performans.
Kültürel belediyecilik bağlamında belediyelerin eğitim ve kültür hizmetlerinin incelenmesi: Tuşba Belediyesi örneği
Bu çalışmanın amacı, belediyelerin eğitim ve kültür hizmetlerini inceleyerek bu hizmetlerin halkın beklentilerini karşılayıp karşılamadığını tespit etmektir. Araştırma, nitel araştırma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken maksimum çeşitlilik örnekleme kullanılmıştır. Bu kapsamda Tuşba Belediyesi'nin düzenlediği eğitim ve kültür faaliyetleri kapsamında Futbol Kursu, İngilizce Kursu, Diksiyon Kursu, işaret Dili Kursu, Halı ve Kilim Kursu ve Osmanlıca alanlarında kurs alan dokuz kişi ile çalışma gerçekleştirilerek kursiyerlere önceden belirlenmiş sorular yöneltilmiş ve verilen cevaplar kayıt altına alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Tuşba'da eğitime destek bağlamında yapılan birçok faaliyet içinde özellikle üç yıldır geleneksel olarak devam eden "Tuşba‟da Fikirler Konuşuyor" isimli proje bulunmaktadır. Belediyenin sunduğu Resim ve Yağlı Boya Kursu, Ney Kursu, Bağlama Kursu, Kara Kalem Kursu, Gitar Kursu, Sanatsal Kurslar; Futbol, Hentbol, Basketbol, Voleybol, Masa Tenisi, Satranç, Yüzme etkinlikleri, sportif faaliyetler arasındadır. Kursiyerlerin faaliyetlere katılımlarındaki ana gerekçeleri kişisel gelişim ve topluma fayda sağlamaktır. Katılımcıların genel anlamda belediyenin sunduğu hizmetlerden memnun oldukları tespit edilmiştir. Mevcut hizmetlerin geliştirilerek halkın daha fazla istifade etmesi önerilmektedir.
Kemalpaşa ilçesinde eğitim çevre ilişkisi
Ege Bölgesi'nde yer alan İzmir iline bağlı Kemalpaşa ilçesinde eğitim faaliyetleriyle çevresel koşulların karşılıklı etkileşimini araştırmak, bu çalışmanın temel amacını teşkil etmektedir.Araştırmada, Kemalpaşa ilçesi alanı coğrafi ve çevresel faktörler bakımından farklılıklar göstermektedir. Yerleşmenin çevresel koşulları ile eğitim düzeyleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu alanda şimdiye kadar detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda, çevresel koşulların sosyal, ekonomik ve kültürel yapıyı etkilediği, bu etkileşimin eğitime yansıdığı belirlenmiştir. Kırsal yerleşmelerin kent merkezine olan mesafesi, kent merkezinin konumu, yeryüzü şekilleri eğitim hayatı üzerinde etkiye sahiptir.Çalışmada İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, belde ve köyleriyle birlikte seçilerek, buradaki eğitim ile çevresel koşulların birbirleriyle ilişkisi araştırılmaya ve elde edilen bulgulara bakılarak sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
Sivaslı ilçesinde eğitim ve çevre ilişkisi
Sivaslı ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer alan Uşak ilinin idari sınırları içinde bulunmaktadır. İlçe ile ilgili eğitim faaliyetleri konusunda detaylı olarak bilimsel çalışmalar yeterince yapılmamıştır. Bu amaçla Sivaslı ilçesinde eğitim çevre ilişkisi konulu tez çalışması yapılmış, eğitimin çevre ile olan ilişkisi ortaya konmuştur.Çalışmada Sivaslı'nın genel özelliklerine, kent ve kır yerleşmelerine de yer verilmiştir. Saha araştırmaları sırasında literatür taraması yanı sıra ilçe hakkında yazılan kaynaklardan da yararlanılmıştır. Ayrıca yerinde yapılmış olan gözlemlerden yararlanılarak konu hazırlanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda topoğrafik yapının ilçenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını etkilemesinin yanında eğitim hizmetlerini de etkilediği tespit edilmiştir. Yerleşmelerin ilçe merkezine olan coğrafi konumları, ekonomik özellikleri ve gelir düzeylerinin eğitim hayatı ile ilişkili olduğu bulgusuna varılmıştır.
Bilim diplomasisinde Türkiye ve İngiltere'nin politikaları ve uygulamaları
Gelişen ve küreselleşen dünyada bilimin her alandaki önemi artmaktadır. Son zamanlarda küreselleşen sorunlar, ekonomik ilişkiler ve ticaret gibi durumlar nedeniyle ülkeler arası kurulan ilişkilerin güçlendirilmesi için bilimden ve bilimsel faaliyetlerin yapılabilmesi için diplomasiden faydalanılmaktadır. Bu bağlamda bilim diplomasisi ortaya çıkmaktadır. Bilim diplomasisi Türkiye'de son yirmi yıldır daha fazla ele alınmaktadır. Bu çalışmada Türkiye ve İngiltere yürütülmekte olan bilim diplomasisi faaliyetlerini incelemek amaçlanmıştır. Öncelikle Bilim Diplomasisi ve boyutları hakkında ve ABD, Almanya, Fransa, İtalya'nın bilim diplomasisi politikalar ve yürüttükleri faaliyetler hakkında açıklamalar yapılmıştır. Türkiye ve İngiltere'nin bilim diplomasisi politikaları ve kurumları aracılığıyla yürüttükleri faaliyetler ele alınarak benzer ve farklı yönler ortaya konulmuştur. Bilim diplomasisi faaliyetleri bakımından benzer özellik taşıyan kurumlar tablo halinde sunulmuştur. Çalışma aracılığıyla yapılan bilim diplomasisi faaliyetleri ve ülkelere ait başarılı bulunan faaliyetlerin tanıtılmasına katkı sağlanacaktır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan doküman tarama yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin birincil kaynaklarına ulaşılarak doğrulukları teyit edilmiştir.
Milli Mücadele Döneminde Anadolu'da eğitim faaliyetleri
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu toprakları, galip devletler tarafından işgal edilmeye başlanılmıştır. İşgalin getirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik buhran ortamı Anadolu insanını, hayatın her anında derinden etkilemiştir. Eğitim sistemi de bu buhrandan etkilenenler arasında yer almıştır. Sistemin içerisindeki öğretmen, öğrenci, okul ve idareci unsurlarının her biri farklı yönlerden etkilense de genelde eğitim sisteminin kısmen ortadan kalkması söz konusu olmuştur. Bu süreçte öğretmenler maaşlarını düzenli olarak alamamışlar ve bu nedenle öğretmenlik mesleğini terk etmeye başlamışlardır. Meslekte kalan öğretmenler ise ek işler yaparak geçimlerini sağlamaya çalışırken öğretmenlik mesleğine olan rağbet azalmıştır. Okullar, söz konusu dönemde, öğrenci sayısına oranla yetersizdir. Sınıflar, fiziki olarak eğitim-öğretim faaliyetleri için uygun değildir ve yeterli eğitim-öğretim materyali yoktur. Ders araç gereçlerinin yetersizliği ve fiziki şartların elverişsizliği, eğitimin kalitesinin düşmesine neden olmuştur. Tüm bunlara ek olarak okulların, işgal güçlerinin doğal hedefi haline gelmesiyle bu mekanlar; basılmış, içerisindeki öğrenciler dışarı atılmış ve askerlerin konaklama alanı ve hastane olarak kullanılmaya başlanılmıştır. İlgili dönemde ilkokul zorunlu olmasına rağmen işgal şartlarının getirdiği yokluk, yoksunluk ve diğer sebeplerle öğrencilerin sayısı zamanla azalmıştır. Okul çağındaki çocukların çok büyük bir kısmı eğitim sistemi dışında kalmıştır. Bu çocukların sistem içerisine çekilmesi, işgal süresince mümkün olmamıştır. Türk/Müslüman eğitim sistemine en büyük zararı Batı Anadolu bölgesini işgal eden Yunan kuvvetleri vermiştir. Bu zarar hem İzmir yerelinde kurulan Yunan Yerel İdaresi eliyle hem de işgal güçleri komutanları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Türk/Müslüman eğitim sistemine zarar verilmesinin yanı sıra Rum eğitim sistemi desteklenmeye ve geliştirilmeye çalışılmıştır.
Eğitimin ekonomik büyümeye etkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada eğitim harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki uzun dönem ilişkisi, Türkiye 1960-2016 yıllarını kapsayan yıllık verisi ve ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılarak analiz edilmiştir. Ekonomik büyümeyi temsilen GSYH büyüme oranı serisi kullanılırken eğitim değişkeni olarak eğitim harcamalarının GSYH içerisindeki payı kullanılmıştır. Ayrıca analizlere kontrol değişkeni olarak brüt sermaye oluşumunun GSYH içerisindeki payı, ithalat ve ihracat toplamının GSYH içerisindeki payı ile yıllık enflasyon oranı değişkenlerine yer verilmiştir. Yapılan analizler neticesinde eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Analizlerde ayrıca, brüt sermaye oluşumu ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulgusu elde edilirken ithalat ve ihracat toplamının GSYH içerisindeki payı ve yıllık enflasyon oranı ile ekonomik büyüme arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre eğitim harcamalarının artırılması ekonomik büyümeye katkı sağlamaktadır. Türkiye'de eğitim finansmanının büyük kısmı artış trendi içerisindeki kamu kaynakları ile gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle kamu dışı finansman kaynaklarının çoğaltılması ve etkin kullanılmasına yönelik uygulamalar geliştirilmesi yerinde olacaktır.
Kurumlarda kişisel gelişim eğitimlerinin etkinliğine yönelik bir araştırma
Batıda ekonomik, Türkiye'de ise siyasi kriz ile kişisel gelişim literatürünün doğduğu görülmektedir. 1990'lı yıllardan itibaren artan kapitalist sistem ve değişen iş yaşam dengesi ile kurumlarda kişisel gelişim eğitimleri yaygınlaşmaya başlamaktadır. Bununla birlikte kavramın geçmişten getirdiği otantik anlamını günden güne kaybedip başarı ideolojisine dayandırıldığı görülmektedir. Kurumlarda meslek bilgisi içeren mesleki eğitim sayısı giderek azalmakla birlikte yerini iletişim, ikna, zaman yönetimi, duygusal zeka, liderlik, yaratıcı düşünce teknikleri gibi alanlarda kişisel gelişim eğitimlerinin ağırlık kazandığı gözlemlenmektedir. Geçmişte zeka bilişsel yeterlilikler seti olarak ele alınırken günümüzde bu kavram bilgiler arasında eşleşme yapabilme diğer bir deyişle yaşam ile bilgiyi eşleştirebilme becerisi olarak değerlendirilebilmektedir. Dolayısıyla ezbere yönelik olan eski öğrenme sistemi artık geçerliliğini yitirmektedir. Hız, değişim, belirsizlik ve yeniliğin hakim olduğu günümüz çalışma koşullarında çalışandan beklenen yetkinlikler geçmişe göre farklılık göstermektedir. Bununla birlikte beyin üzerine yapılan araştırmalar göstermektedir ki insan beyninin çağrışımlı bellek yasasına göre çalıştığı ve yoğun empatik insanlar hariç olmakla birlikte deneyimin gerçekleştiği zaman hissedildiği görülmektedir. Bu da kişisel gelişim eğitimlerinde uygulamaların, eğitim sonrasında ise kurumun tamamına yayılan destekleyici sürecin önemini ortaya koymaktadır. Çalışmada, araştırma kapsamında ele alınan kurumda, kişisel gelişim eğitimleri gözlem ve derinlemesine görüşmeler ile eğitimlerin çalışanlar üzerindeki etkisi sorgulanmış ardından nitel veri nicel bulgular ile desteklenmiştir. Bunun için eğitim ön-son ve takip testleri gerçekleştirilmiş ve incelenen kurum kapsamında çalışanların yaşam tarzı, 2016-2017 döneminde katıldıkları kişisel gelişim eğitimleri ve 2016-2017 performans skorları arasındaki ilişkilere bakılmıştır. Çalışmada eğitim sırasında konu ile doğrudan ilgili drama, oyun, vaka çalışmaları gibi geliştirilmiş teknikler ile deneyimin yaşatılmaya çalışılması önemli görülmektedir. Eğitim öncesi hazırlık aşamasında katılımcının aktif rol almasının etkisinin üzerinde durulmuş, eğitimden sonraki dönemin desteklenmesi için stratejik önerilerde bulunulmuştur. Yapılan sorgulama sonrasında mevcut durumda eğitimin çalışan üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ancak kurumda tespit edilen ve yeterli takip sistemi ile desteklenmeyen, katılımcının sürece dahil olmakta zorlandığı yetersiz yapı sebebiyle zaman ile bu etkinin azaldığı görülmektedir. Sonuç olarak birçok yaklaşımın iç içe geçtiği uzun soluklu yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Çalışma ile kurumlarda kişisel gelişim eğitim süreçlerine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Eğitim göstergelerinin kişisel ekonomik getiri düzeyi ile ilişkisi: Türkiye, Nijer ve Fransa örneği
Bu çalışmanın amacı, Nijer, Türkiye ve Fransa'nın eğitim göstergeleri ile kişisel getiri düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ilişkisel tarama deseni ve karşılaştırmalı araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Nijer, Türkiye ve Fransa'nın 1996-2015 yılları arasındaki 15-64 yaş aralığındaki nüfus sayısıdır. Araştırma da kişisel eğitim getirisi (Kişi başına düşen GSMH) bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Okuryazarlık Oranı, Bitirilen Eğitim Süresi, Eğitim Harcamaları ve Nüfus Artış Hızı bağımsız değişkenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri belge tarama tekniğine dayalı olarak bir veri toplama formu ile Dünya Bankası, OECD, UNESCO, İNS, TUİK ve İNSEE resmi internet sitelerinden elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, Nijer, Türkiye ve Fransa'nın kişi başına düşen GSMH ile okuryazarlık, bitirilen eğitim süresi ve eğitim harcamaları pozitif bir artış göstermekte, nüfus artış hızı ile kişi başına düşen GSMH negatif bir artış göstermektedir. Eğitim göstergeleri ile kişi başına düşen GSMH arasında ilişki incelenmiş, okuryazarlık, bitirilen eğitim süresi ve eğitim harcamaları pozitif yönde çok güçlü bir ilişki bulunmakta, nüfus artış hızı ile kişi başına düşen GSMH negatif yönde orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Araştırmada, Nijer, Türkiye ve Fransa'nın eğitim göstergeleri ve kişi başına düşen GSMH için yapılan aşamalı regresyon analizi sonucu, bitirilen eğitim süresi, nüfus artış hızı ve eğitim harcamaları değişkenlerinin kişi başına düşen GSMH'yi manidar olarak yordadığı; okuryazarlık oranları değişkeninin ise yordamadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kişi başına GSMH, Eğitim Harcamaları, Bitirilen Eğitim süresi, Okuryazarlık, Nüfus artış Hızı
Contemporary educational values of Teachers' Academy Foundation and their transmission to teaching practices in Turkey
This study concentrates on the definition, importance and purposes of education and aims to determine the values standing out within the scope of education concept. Concept of learning which mostly takes place within discussions of education is also mentioned and then the discussion moves to adult education and adult learning. Different models of adult learning are mentioned in the study and then the discussion moves to a study of new values in education. In this regard, new perspectives within the scope of the concepts of teaching and learning are emphasized and an analysis of the new values is made. The importance of the leadership the school administrators will execute at schools and teachers will make in the classrooms is emphasized as an integral part of those new values. The qualities that the new generation of administrators and teachers are expected to have are also mentioned in this context. Definitions of non-governmental organizations (NGOs) and the functions of NGOs are analyzed in the study and examples from the NGOs in the field of education are given. After mentioning the leading values in this field, what kind of contributions the NGOs can provide in the implementation of those new values are discussed. Teachers' Academy Foundation (TAF) is studied in methodology chapter and the data obtained from the interviews with three groups of participants are analyzed through the method of content analysis. The information about TAF activities, design of the programs and the trainers is involved in the study. In the interviews I have tried to obtain information about TAF activities and to determine the values standing out in those activities within the scope of two research questions. In the findings of the study, the values standing out from participants' answers and the comparisons among different groups of participants take place.
Türkiye'de eğitim ve kültür faaliyetleri (27 Mayıs 1960-12 Eylül 1980)
Bu çalışmada; 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 tarihleri arasında Türkiye'de gerçekleşen iki darbe arası dönemdeki eğitim ve kültür faaliyetleri incelenmiştir. Çalışmada her öğretim kademesindeki gelişmeler; dönemin beş yıllık kalkınma planları, Millî Eğitim Bakanlığı'nın şȗra kararları, eğitim ile ilgili çıkarılan kanunlar ve yönetmelikler ile değerlendirilmiştir. Kültürel gelişmeler ise dönemin edebiyat, tiyatro, sinema, resim, heykel, müzik ve müze faaliyetleri hakkında bilgiler anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Millî Eğitim Şȗrası, Beş Yıllık Kalkınma Planı, Eğitim, Kültür, 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, Sinema, Tiyatro.
Rethinking state and civil society: Two educational policies during the Justice and Development Party era
In the early years of the Justice and Development Party regime, educational policymaking was a collaborative and inclusive process with input from civil society organizations (CSOs). In the following years, the state shifted its approach to selective inclusion and refrained from inclusive policymaking. Thus, the state preferred hasty policymaking, in which a limited number of CSOs were included and government-friendly CSOs were supported. Among the many changes in education policies, the difference between the curriculum reform (2003-2005) and the system change (2012) clearly highlight the changing relationship between the state and educational civil society. Analyzing these two policy periods, this thesis tries to determine how and why the relationship between the state and educational civil society changed. In answering these questions, semi-structured interviews with state officials and CSO representatives were conducted and document research was employed. This research claimed that through formal and informal institutional changes, the state altered the power of existing educational institutions. The democratic reversal of the party led to a change in the relationship between educational civil society and the state. The state's limited capacity in education paved the way for the selective inclusion of CSOs in the policymaking process. Therefore, the state remained open to government-friendly CSOs and built capacity for these organizations to offset its limited capacity.
Devlet okulunda okuyan Suriyeli mülteci çocukların eğitimsel iyi olma hali: İstanbul'da bir nitel araştırma
Starting from 2011, Turkey has been putting forth crucial efforts towards the education of Syrian refugee children. With the 2014 regulations, the Turkish government has made the decision to include Syrian students in public schools and phase out temporary education centers (TEC). This thesis explores the Syrian refugee children's perspectives and interpretations on their education in the light of child well-being perspective. Konu and Rimpela's (2002) "School Well-being Model" is used as an analytical framework in this study. In-depth semi-structured interviews were carried out with 12 Turkish-speaking Syrian children strongly supported by humanitarian organizations and recruited through a refugee community center located in Sultanbeyli, Istanbul. The findings of the research reveal that children are highly motivated to get an education and very eager to learning. Despite the children's high motivation to be successful in education, they are placed in a highly-supported environment and their intense psychological investments towards education, the thesis demonstrates that they still face serious difficulties in the Turkish education system that negatively affect their school adjustments and well-being in education. Disadvantaged position in the education to due language barrier, perceived unfair measurement, and evaluation systems, fear of losing their fluency in their mother tongue, discrimination and exclusion occurred in their vertical and horizontal relationships in school are the recurrent themes in children's subjective experiences. Thus, this thesis concludes that comprehensive and inclusionary social and education policies have to be developed by taking into account Syrian children's capabilities, actual needs and their sense of fairness in education.
İzmir halkevlerinin halk dershaneleri ve kurslar şubeleri ile kütüphanecilik ve yayın şubelerinin faaliyetleri
Milli mücadelenin ardından ülkenin yeni rejimi Cumhuriyet olmuştur. Ülke yeni baştan kurulduktan sonra her alanda yeni ve hızlı bir değişim sürecine girilmiştir. Bu süreci yönlendiren en önemli kurumlardan biri de halkevleri olmuştur. Halkevleri 19 Şubat 1932 tarihinde ilk başta 14 il merkezli olarak açılmış ve ardından daha da genişleyerek ülkenin ücra köşelerine kadar yayılmıştır. Bu araştırmada İzmir halkevlerinin, kuruluşundan kapandığı 1951 yılına kadar geçen süre içerisinde kütüphanecilik ve yayın şubeleri ile halk dershaneleri ve kurslar şubelerinin hangi faaliyetlerde bulundukları, bölge halkının kitaba ulaşmaları ve kitap okumaları konusunda hangi çalışmaların yapıldığı, açılan kurslarla bölge halkına katkıları üzerine değerlendirmede bulunulmuştur. Araştırmanın evrenini halkevleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İzmir halkevleridir. İzmir'in sosyo ekonomik olarak önem arz eden ve Türkiye'nin en kalabalık üç şehrinden birisi olmasından dolayı bu kent seçilmiştir. Bu başlıkta bir çalışmanın daha önce yapılmamış olması ve İzmir'de pek çok ilçede halkevi açılması çalışmayı önemli kılmıştır. Araştırmamızda doküman incelemesi ile elde edilen bulgular, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma İzmir halkevlerinin kütüphanecilik ve yayın, halk dershaneleri ve kurslar şubelerinin eğitim faaliyetleri ile ilgili yeni bilgi ve belgelerin ortaya çıkarılmasına hizmet edecektir.
Zorunlu göç kapsamında Hatay'da bulunan Suriyeli öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi, toplumsal uyum ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin öğretmen görüşlerinden hareketle incelenmesi
Bu çalışma Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan sonra zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'nin birçok yerine dağılan Suriyelilerin en yoğun olduğu illerin başında gelen Hatay'da gerçekleştirilmiştir. Hatay, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin en güneyinde ve Suriye'ye sınır olarak en yakın iller arasında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlığa ek olarak Suriye ile tarihsel, kültürel, komşuluk ve akrabalık bağı bulunması nedeniyle de Suriye nüfusunun diğer illere göre daha yoğun olan bir bölgedir. Bu tezin amacı, ülkelerinden zorunlu olarak göç eden ve Hatay'a yerleşip burada eğitim gören ilkokul ve ortaokul düzeyi Suriyeli öğrencilere yönelik başta Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve toplumsal uyum çalışmaları olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetlerini konuyla ilgili belgelerden, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası projelerden, dokümanlardan ve alanda elde edilen verilerden hareketle analiz edilmeye çalışmaktır. Bununla birlikte eğitim gören Suriyeli öğrencilerin ve bu öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda görevli öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları olası güçlükleri öğretmen görüşlerinden hareketle tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda sahada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleriyle elde edilmiştir. Ayrıca araştırma durum tespiti desenlerine göre tasarlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de Suriyeli öğrencilere yönelik uygulanan eğitim politikalarından birinin Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dahil edildiği; Hatay özelinde bakıldığında bunun birebir uygulandığı; Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullardaki öğretmenlerin birçoğunun konuyla ilgili hizmet içi eğitimler aldığı; alınan eğitimlerin daha çok uygulamaya dönük olması gerektiği; Suriyeli öğrencilerin başta Türkçe öğrenimi olmak üzere birtakım güçlüklerle karşılaştığı; öğretmenlerin ders anlatımlarında farklı yöntem ve tekniklerle görsel materyalleri kullandığı ve bu durumun olumlu yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kurumlardaki korunmaya muhtaç çocuklara yönelik din ve değerler eğitimi faaliyetleri üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışma, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Sevgi Evleri, Çocuk Evleri ve Çocuk Destek Merkezleri'nde sunulan din ve değerler eğitiminin incelenmesini hedefleyen bir alan araştırmasıdır. Çalışmada araştırma metodu olarak anlamı ve derinliği önceleyen nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Çalışmanın amacına ve belirlenen konuya yönelik kapsamlı veri elde etmek amacıyla derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmadaki örneklem grubunu, uygunluk düzeyine göre amaçlı olarak seçilen kurumlarda görevli 27 Diyanet personeli oluşturmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularına katılımcıların verdikleri cevapların derlenmesi ile elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz yöntemine tabi tutularak çözümleme yapılmıştır. Araştırmada önce korunmaya muhtaç çocuklar akabinde ise Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurum bakımı altındaki korunmaya muhtaç çocuklara yönelik faaliyetleri ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmında ise Diyanet personelinin görüş ve düşünceleri perspektifinde kurum bakımı bünyesindeki korunmaya muhtaç çocuklara verilen mevcut din ve değerler eğitiminin gerekliliği ve önemi, yetersiz ve iyileştirilebilir yönlerinin tespit edilmesi, çocukların sunulan din hizmetlerine ilişkin beklentilerinin ve ihtiyaçlarının saptanması, personelin karşılaştığı sorunların belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu hususlarda görüş, öneri ve sunulabilir yöntemlere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Korunmaya Muhtaç Çocuklar, Din Eğitimi, Değerler Eğitimi, Yaygın Din Eğitimi, Sosyal Hizmet. This study is a field research that aims to examine religious and value education given by the Presidency of Religious Affairs in the Houses of Affection (Sevgi Evleri), Child Houses (Çocuk Evleri) and Children Support Centers (Çocuk Destek Merkezleri). In the research method of this study, the qualitative method is adopted that prioritizes meaning and depth. An in-depth interview technique is used to obtain comprehensive data on the purpose of the study and the determined subject. The sample of this study consisted of 27 Religious employees in charge of these institutions who are selected by considering their convenience level. The data obtained by compiling the answers to the semi-structured interview questions posed to the participants were analyzed using the content and descriptive analysis method. In the research, firstly the children who needed to be protected and then the activities of the Presidency of Religious Affairs for the children who needed to be protected under the care of the institution were discussed. In the last part of the study, issues such as the necessity and importance of the current education of religion and values given to children in need of protection in institutional care, determining the inadequate and improvable aspects, determining the expectations and needs of the children regarding the religious services provided, and identifying the problems faced by the personnel are revealed in the perspective of the opinions and thoughts of the Religious personnel. Opinions, suggestions and methods that can be presented are included on these issues.
Eğitimde akreditasyonun okullar bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada, eğitim kurumlarını akredite eden kuruluşlar ve esas aldıkları ölçütler incelenerek, bu bağlamda akreditasyonun; okullar açısından anlamı, önemi, işlevi ve gerekliliğinin araştırılması amaçlanmaktadır. Araştırma betimsel nitelikte olup, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken, amaçlı örnekleme ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında, Türkiye'nin farklı bölgelerinden akredite olmuş yedi özel okulun yetkilileri ile Adıyaman ilinde tüm kademelerden okullarda görev yapan 21 yönetici ve 17 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri nitel yöntem ile toplanmıştır. Veriler, kaynak taraması, belge/doküman incelemesi ve yarı yapılandırılmış görüşme formlarından yararlanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye'de akredite olmuş eğitim kurumu sayısının az olduğu, bunların okul akreditasyonundan daha çok, üniversite düzeyinde olduğu, okul düzeyinde olanların ise devlet okullarından ziyade özel okullara yönelik olduğu belirlenmiştir. Okulların nitelik göstergeleri ile ilgili olarak katılımcılar; lise ve üniversite yerleştirme sınavı sonuçları, akademik başarı ve seviye tespit sınavı sonuçlarının öne çıkan göstergeler olduğunu belirtmişlerdir. Okulların değerlendirilmesi konusunda ulaşılan verilere göre ise, okulların değerlendirildiği, bunun daha çok müfettişler tarafından yapılan denetlemeler, il ve ilçe genelinde yapılan deneme sınavları ve MEB tarafından yapılan merkezi sınavlar ile gerçekleştiği belirlenmiştir. Akreditasyon konusunda katılımcılardan elde edilen bulgulara gelince, okul akreditasyonuna; okul gelişimi, yüksek kalitede bir eğitim-öğretim sunulması ve okulun belirli standartlara sahip olması için gerek duyulduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak, okul düzeyinde akreditasyonun yaygınlaştırılması, okul akreditasyonunda uzmanlaşmış yerli kuruluşların oluşturulması ve okulların akredite edilmesi ile okulların sunduğu eğitim hizmetlerinin daha nitelikli hale getirilmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, okul, akreditasyon, okul akreditasyonu
İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji dersi programındaki kazanım ve etkinliklerin çoklu zekâ kuramı açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi programında, ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesine ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemektir. Bu nedenle tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya ili merkez ilçesi belediye sınırları dâhilindeki ilköğretim okullarının 5. sınıflarında görev yapan 262 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi, seçkisiz biçimde ulaşılabilen toplam 190 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplamak amacı ile anket kullanılmıştır. Ankette 5'i kişisel bilgilere; 65'i ise Fen ve Teknoloji dersi programının ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesine yönelik olmak üzere toplam 70 madde vardır. Kazanım ve etkinliklerle ilgili maddelerin karşısında ise Çoklu Zekâ Kuramı'nı oluşturan 8 zekâ alanı sıralanmıştır. Anketin geçerlik ve güvenirliği uzman kanısı ve ön uygulama ile sağlanmıştır. ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak, öğretmenlerden 65 kazanım ve etkinliğin her birinde, baskın olan bir zekâ alanını işaretlemeleri istenmiştir.Verilerin istatistiksel analizi için bilgisayar paket programı kullanılmış; bu ünitelerde yer alan kazanım ve etkinliklerin hangi zekâ alanına uygun olduğu ile ilgili olarak; mesleki kıdem, mezun olunan yüksek öğretim kurumu, öğrenme-öğretme kuram ve yaklaşımlarıyla ilgili hizmet-içi eğitim alıp almamalarına göre, öğretmen görüşlerinin dağılımı, frekans ve yüzdeleri ile çapraz tablolar şeklinde verilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin; İlköğretim 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi programında ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin, Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak, öğrenme-öğretme sürecinde yapılan tüm faaliyetler dikkate alındığında, hemen hemen tüm zekâ alanlarına dağılmasına rağmen, daha çok görsel-uzamsal, mantıksal-matematiksel ve sözel-dilsel zekâ alanlarında odaklandığını; ayrıca mesleki kıdemleri, mezun oldukları yüksek öğretim kurumu ve öğrenme-öğretme kuram ve yaklaşımlarıyla ilgili hizmet-içi eğitim alıp almamaları bakımından da benzer düşündükleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretilmesinde eğitimin rolü: Afyonkarahisar Süleyman Demirel Fen Lisesi ve Atatürk Lisesi örneği
Geleneksel toplumlarda statüler ve statülerin gerektirdiği roller, insan için birer veri niteliğindedir. İnsana düşen görev, verili statüsünün gerektirdiği rolünü yerine getirmektir. Bu sebeple geleneksel toplumlarda insanların sahip oldukları statüleri genellikle değişmemektedir. Modern toplumlarda ise statüler doğuştan değil, sonradan bireyin çabasıyla kazanılmaktadır. Toplumsal statü kazanmanın en önemli aracı eğitimdir. Eğitim yoluyla bireyler, toplumsal konumlarını değiştirip dikey sosyal hareketliliğe uğrayabilmektedir. Yukarı doğru dikey hareketliliğin sağlanabilmesi için, eğitimde fırsat ve imkân eşitliğinin bütün bireylere sağlanması gerekmektedir. Aksi taktirde eğitim, yukarı doğru dikey sosyal hareketliliğin aracı olmaktan çıkıp, mevcut eşitsizlikleri sürdürmenin aracına dönüşmüş olacaktır. Toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretiminin aracı olarak eğitim, kendinden beklenen işlevi yerine getiremeyecektir. Nitekim, günümüz Türk toplumunda ailelerin sosyoekonomik ve kültürel özellikleri, onların çocuklarına sağlayacakları eğitim imkânlarını belirlemektedir. Bu işleyiş mekanizmasının çözümlenmesi, muhtemel çözüm önerilerinin geliştirilmesi bakımından hayatî önem taşımaktadır.Toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretilmesinde eğitimin rolünü tespit etmenin amaçlandığı bu çalışmada, Afyonkarahisar merkezinde bulunan Atatürk Lisesi ve Süleyman Demirel Fen Lisesi öğrencileri üzerinde anket uygulanmıştır. Bu liselerin seçilmesinin nedeni, birinin en yüksek puana göre sınavla öğrenci alırken, diğerinin sınavsız öğrenci almasıdır. Araştırmada Fen Lisesinde 276, Atatürk Lisesinde 634 olmak üzere toplam 910 öğrenciye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında Khi-kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda, araştırma varsayımlarının doğruluğu test edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal eşitsizlik, yeniden üretim, eğitim, eğitimde fırsat eşitliği, dikey toplumsal hareketlilik, toplumsal statü ve rol, fen lisesi, genel lise