Problem çözme
Bu konu başlığı altında 482 tez
Ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu tezin amacı ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, 2015 – 2016 eğitim - öğretim yılı ikinci döneminde Siirt İli Gazi Ortaokulu 7/A ve 7/B sınıflarında okuyan toplam 48 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desenlerden ön test- son test eşleştirilmiş kontrol gruplu model uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubundaki öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ayrıca deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sürecinde dersler, deney grubunda kuantum öğrenme modeline, kontrol grubunda ise mevcut matematik öğretim programına göre işlenmiştir. Veri toplamak için Gürcan (2004) tarafından geliştirilen "Biliş Ötesi Öğrenme Stratejileri Ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilen ve 5 sorudan oluşan "Problem Çözme Beceri Testi", deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda kuantum öğrenme modelinin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejileri ve problem çözme becerilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.
5. sınıf ingilizce dersinde allosterik öğrenme modelinin öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine etkisi
5. sınıf İngilizce dersinde allosterik öğrenme modelinin, öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemeye yönelik bu araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte ele alındığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, yarı deneysel desenlerden öntest-sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu desen; araştırmanın nitel boyutunda ise nicel bulguları daha anlaşılır kılmak amacıyla, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Siirt merkez Sancaklar Ortaokulu'nun 5/A ve 5/B sınıflarında öğrenim gören toplam 106 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda deney grubunda bulunan 53 katılımcıdan 45 katılımcı " gönüllülük esasına" göre belirlenmiştir. Araştırmanın verilerine nicel boyutta, Demircioğlu (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği" ve Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ölçeği" kullanılarak nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak ulaşılmıştır. Nicel verilerin istatistiksel analizinde bilgisayar paket programı ve dağılımın normal olduğu grupların ön test-son test puanlarını karşılaştırmak için bağımsız gruplarda t-testi; deney ve kontrol grubunun kendi içinde ön test-son test puanlarını karşılaştırmak üzere bağımlı gruplarda t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünden elde edilen bulgulara göre, 5.sınıf İngilizce Ders Programında var olan önerilerden hareketle işlenen dersin, kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin artmasında etkili olmadığı görülmüştür. Allosterik öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan deney grubunun ön test ve son test puanlarından elde edilen bulgulara göre, allosterik öğrenme modelinin öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin artmasında etkili olduğu görülmüştür. Allosterik öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan deney ve allosterik öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen bulgulara göre, allosterik öğrenme modeli uygulamasının, deney grubundaki öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin artmasında etkili olduğu görülmüştür. Allosterik öğrenme modeli etkinliklerinin öğrenci merkezli etkinliklerden oluştuğu ve bu etkinliklerin dersi eğlenceli hale getirdiği ve önceki derslerin daha çok öğretmen merkezli olduğu ve anlatım yöntemi yapılarak anlatıldığı görülmüştür. Öğrencilerin, allosterik öğrenme modeli etkinliklerini seçerken, eğlenceli ve yapabilecekleri etkinlikler olmasına dikkat ettiği ve daha iyi ve kalıcı öğrenme sağladıkları; en sevdikleri etkinliklerin grup olarak drama, bireysel olarak video hazırlama ve öğrencilerin grupça çalışarak öğrenmeleri ile bu etkinlikleri yaparken eğlenmeleri ve günlük hayatla ilişkilendirmeleri bu etkinlikleri sevme nedenleri olarak görülmüştür. Öğrencilerin bilgilerin düzenlenmesinde ve kaynaklara ulaşma konusunda sorunlar yaşadıkları ve problemleri yakın çevrelerinden yardım alarak ve farklı kaynakları araştırarak çözdükleri görülmüştür.
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile problem çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile problem çözme becerilerini incelemektir. Araştırma nicel desenli tarama modelindedir. Araştırmanın evreni 2017-2018 öğretim yılında Şırnak il merkezindeki 39 ilkokul, 37 ortaokul ve 13 lisede görev yapan toplam 1161 öğretmenden oluşmaktadır. Hedef evreni temsil etmesi düşünülen büyüklükte bir örneklem alma yoluna gidilmiş ve tabakalama örnekleme yoluyla araştırmaya toplam 496 öğretmen dâhil edilmiştir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarını ölçmek amacıyla Tösten ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen, 26 madde ve 6 boyuttan oluşan "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerin problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla Heppner (1988) tarafından geliştirilen ve Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 35 madde ve 6 boyuttan oluşan "Problem Çözme Becerisi Envanteri" kullanılmıştır. Ayrıca pozitif psikolojik sermayenin geçerliği için paralel test olarak Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Örgütsel Pozitif Psikolojik Sermaye ölçeği de uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel (tanımlayıcı) testlerden, fark testlerinden, korelasyon testi ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının yüksek düzeyde olduğu; problem çözme becerilerinin orta düzeyde olduğu; pozitif psikolojik sermaye algıları ile problem çözme becerileri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu; öğretmenlerde pozitif psikolojik sermaye algısının problem çözme becerisini yordamasında modelin anlamlı olduğu ve %10 düzeyinde yordadığı görülmüştür.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin eğitsel oyun tasarımlarının problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmada ortaokul 7. sınıf Fen Bilimleri dersinde yer alan "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinin işlenmesinde eğitsel oyun tasarlamanın öğrencilerin problem çözme becerilerine etkisi incelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini Mardin ilinde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören 7. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desenin kullanıldığı bu çalışma deney ve kontrol gruplarında 25'er öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesi kazanımları eğitsel oyun tasarlama çerçevesinde yapılandırılarak beş hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırmanın veri toplama araçlarını Problem Çözme Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış görüşme Formu oluşturmaktadır. Problem Çözme Ölçeği'nden elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yarı Yapılandırılmış Görüşme Forumu'nun analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler neticesinde eğitsel oyun tasarımının öğrencilerin problem çözme becerileri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu gözlemlenmiştir.
Dünya çocuk klasiklerinde çocuk kahramanların problem çözme becerileri
Bu çalışmada dünya çocuk klasiklerinden oluşan toplam 44 eser incelenmiştir. Bu eserlerde çocuk kahramanların problem çözme becerileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadaki kitap seçiminde random tekniği kullanılmıştır. Seçilen eserlerden 22 tanesi çalışmaya uygun olarak esas alınmıştır. Geriye kalan 22 eser ise konu bakımından incelenerek çocuk ve çocuk edebiyatı ilkelerine uygun örnekler içermediğinden (argo, şiddet, cinsellik ve çocuk kahraman olmaması vb.) çalışmanın sonuç kısmında ayrıca belirtilmiştir. İncelenen eserlerde yer alan kahramanlar; gündelik yaşamlarında karşılaştıkları problemlere (aile bireyleri ile ilgili problemler, anlam ve kavramaya bağlı problemler, bireysel ifade ve anlatıma bağlı problemler, görev ve sorumluluğa bağlı problemler, hayvan ve diğer canlı türleri ile ilgili problemler, iletişime bağlı problemler, kişisel merak ve öğrenmeye bağlı problemler, korkuya bağlı problemler, maddi duruma bağlı problemler, diğer problemler) ne gibi çözümler aramaktadırlar, bu problemleri çözerken nasıl bir yol izlemektedirler ve kimlerden yardım almaktadırlar. Bu tür soruların cevapları çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmada, çocuk okurların gündelik hayatında son derece önemli yer tutan problem çözme, çıkarımda bulunma, analiz yapma ve değerlendirme gibi üst düzey bilişsel becerilerini geliştirebilecekleri düşünülmektedir.
Probleme dayalı öğretim ile matematik öğretimi sürecinde 11. sınıf öğrencilerinin trigonometrik problem çözümlerinin eleştirel düşünme becerileri üzerindeki etkileri
Bu çalışma, matematik eğitiminde eleştirel düşünme becerilerinin probleme dayalı öğretim modelinde nasıl bir seyir izlediğini belirlemeye yönelik bir çalışmadır. Çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Siirt ilinin Şirvan ilçesindeki Şirvan Anadolu Lisesinde öğrenim görmekte olan 12 (on iki) 11. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın öğretim süreci probleme dayalı öğretim yöntemi ile tasarlanılmıştır. Uygulama süreci 20.10.2021-28.12.2021 tarihleri arasındaki dokuz hafta içinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve 3'ü pilot çalışma olarak uygulanan toplam 7 (yedi) problem senaryosu kullanılmıştır. Trigonometrik bağlantılara sahip olan bu senaryoların öğrencilerin gerçek yaşam durumlarından seçilmesine ve giderek daha az yapılandırılmış (iyi yapılandırılmamış) olmasına dikkat edilmiştir. Verilerin toplanması için görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılmıştır. Uygulama sürecinde gerçekleşen görüşmelerde kullanılan sorular için Paul ve Eder (2002)'ın "Düşüncenin Evrensel Yapılarının Kastettiği Sorular" özellikle dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda toplanan veriler, Paul ve Elder (2002)'ın düşüncenin tüm evrelerinde mevcut olduğunu belirterek kategorileştirdiği sekiz temel yapı (Problem, Amaç, Bilgi, Varsayım, Çıkarım, Kavramlar, Etkileri ve Sonuçları, Bakış Açısı) altında, fenomenoloji tekniğine göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerde eleştirel düşünmeyi uygun bazı davranış̧ değişiklikleri ve eleştirel düşünme becerilerinde gelişme görülmüştür. Çalışma sürecinde, senaryolar giderek iyi yapılandırılmamış olmasına rağmen etkinlik uygulama süreleri kısalmış, öğrencilerin geçersiz varsayımları ve akıl yürütmeleri yerini eleştirel düşünme becerilerine bırakmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada, probleme dayalı öğretim yöntemine göre uygulanmış bir öğretim sürecinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, eleştirel düşünme becerileri, matematik eğitimi, probleme dayalı öğretim, yapılandırılmamış problem
Ortaokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerinin matematiksel problem çözme süreciyle incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin problem çözme süreci aracılığıyla bilgi işlemsel düşünme becerilerini incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için bilgi işlemsel düşünme becerisini incelemeyi sağlayan bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını İstanbul ilindeki bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 7.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, dört haftalık bir uygulama yapılmış ve uygulama boyunca öğrencilere her hafta bir tane matematiksel modelleme problemi verilerek çözmeleri istenmiştir. Uygulama sonunda öğrencilerle görüşme yapılarak yarı yapılandırılmış görüşme soruları sorulmuştur. Araştırmanın verileri matematiksel modelleme problemleri, yarı yapılandırılmış görüşme soruları ve gözlem notları aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin problem çözme süreçleri incelenerek bilgi işlemsel düşünme becerisinin boyutlarıyla olan benzerliği ortaya konulmuştur. Bu benzerlikten yararlanarak problem çözme süreciyle bilgi işlemsel düşünme becerisinin değerlendirilmesini sağlayan ölçme aracı hazırlanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına bağlı olarak bilgi işlemsel düşünmenin değerlendirilmesiyle ilgilenen araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlik döneminde ebeveynin duygusal erişilebilirliği, başa çıkma stratejileri ve sosyal problem çözme becerileri arasındaki ilişki: Yılmazlığın aracı rolü
Bu araştırmada erken ve orta ergenlik dönemindeki bireylerde sosyal problem çözme becerisi, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkide yılmazlığın aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullara (7. ve 8. Sınıflar, n = 147; 12-15 yaş) devam eden erken ergenler ve liselere (lise 3. ve 4. sınıflar, n = 244; 16-20 yaş) devam eden orta ergenler olmak üzere 391 ergen oluşturmuştur. Sonuçlara göre, anne ve baba duygusal erişilebilirliği yüksek olan ergenlerin algıladıkları akademik başarı da daha yüksektir. Sorunlarını anne ve babaları ile paylaşan ergenlerin anne duygusal erişilebilirliği daha yüksekken sorunlarını arkadaşları ile paylaşan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliği daha düşüktür. Anne babası evli olan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliğinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Sosyoekonomik düzeyini yüksek olarak algılayan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin sosyal problem çözme toplam puanlarının, probleme olumlu yönelmelerinin ve akılcı problem çözmelerinin de daha yüksek olduğu; akademik başarısı düşük olan ergenlerin probleme olumsuz yönelmelerinin, dikkatsiz ve kaçınmacı problem çözmelerinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Akademik başarısı düşük olan ergenlerin aktif başa çıkma tercihleri daha az; kaçınan başa çıkma tercihleri daha fazladır. Erken ergenlik dönemindeki ergenlerin yılmazlıklarının orta ergenlik dönemindeki ergenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin yılmazlıkları daha yüksektir. Ergenlerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği arttıkça yılmazlıkları, yılmazlıkları arttıkça da sosyal problem çözme becerilerinin arttığı gözlenmiştir. Aktif başa çıkma stratejileri kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisi artarken, olumsuz ve kaçınan başa çıkma stratejilerinin kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisinin azaldığı bulunmuştur. Yılmazlığın ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve sosyal problem çözme becerisi arasındaki ilişkide tam aracı, aktif ve olumsuz başa çıkma ve sosyal problem çözme arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.
Problem çözme yaklaşımıyla gerçekleştirilen matematik uygulamalarının 4. sınıf öğrencilerinin problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırma, problem çözme yaklaşımıyla gerçekleştirilen matematik öğretim uygulamalarının, ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin problem çözme becerilerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak modellenmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim yılının bahar döneminde Ankara ili Polatlı ilçesindeki bir ilkokulda, 4. sınıfa devam eden deney grubunda 51 öğrenci ve kontrol grubunda 43 öğrenci olacak şekilde toplam 94 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma sürecinde, ele alınan problem ve problem çözme becerisi tanımları doğrultusunda 4. sınıf öğrencilerinin problem çözme becerilerini ölçme amaçlı bir problem çözme beceri testi geliştirilmiştir. Geliştirilen testin pilot uygulaması bir devlet okulunda yapılmış olup ulaşılan veriler doğrultusunda SPSS 25.0 ve Lisrel 8.71 paket programları kullanılarak testin güvenirlik ve geçerlilik çalışmaları yürütülmüştür. Geçerli ve güvenilir olduğu ortaya konan bu test araştırma sürecinde deney ve kontrol gruplarına ön ve son test olarak uygulanmıştır. Çalışmada, deney grubu problem çözme yaklaşımıyla gerçekleştirilen öğretim sürecinin uygulandığı grup, kontrol grubu ise uygulanagelen öğretim sürecinin uygulandığı grup olarak belirlenmiştir. Problem çözme yaklaşımıyla gerçekleştirilen öğretim süreci kapsamında araştırmacı tarafından ders planları tasarlanmış ve hazırlanmıştır. Bu ders planlarının içeriklerine yönelik uzman görüşleri alınmış ve düzenlemeler yapılmıştır. Sonrasında ders planları deney gruplarında uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgu ve sonuçlar doğrultusunda, ilkokul 4.sınıfta problem çözme yaklaşımıyla gerçekleştirilen matematik öğretim uygulamalarının öğrencilerin problem çözme becerilerine etkisinin olduğu, hatta ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin problem çözme beceri düzeylerinde bir gelişim sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
İlk ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin epistemolojik inançları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Öğretmenler, bireyin kimliğinde yeni nesilleri yetiştiren; topluma yön veren insanlar olduklarından; çalışmamızda ilkokul ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin sahip oldukları epistemolojik inançlar ile karşılaştıkları problemleri çözme yaklaşımları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmada, 2012-2013 Eğitim Öğretim yılında İstanbul Anadolu Yakasında, devlet okullarında görev yapan toplam 300 ilkokul ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerine iki adet ölçek ile birlikte demografik bilgi formu uygulanmıştır. Verilerin toplanması için uygulanan ölçeklerden biri Shommer'in 1990 yılında, epistemolojik inançları ölçmek için geliştirdiği ve Deniz Deryakulu ile Şener Büyüköztürk'ün 2002 yılında Türkiye'ye uyarladığı "Epistemolojik İnanç Ölçeği" (EİÖ); ikincisi Heppner ve Peterson'ın 1982 yılında problem çözme becerilerini ölçmek için geliştirdikleri ve Şahin, Şahin ve Heppner tarafından Türkiye'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" (PÇE)'dir. Veriler SPSS15.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. EİÖ ve PÇE'nin alt ölçekleri arasındaki korelasyona bakılmış; her iki ankete yönelik betimsel istatistikler, cinsiyete ve görev türlerine göre bağımsız t-testi, yaş, mesleki deneyim yılı ve branşa göre ANOVA Analizi, epistemolojik inançların problem çözme becerileri üzerine etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, epistemolojik (bilgibilimsel) inançların problem çözme becerileri üzerinde anlamlı farklılaşmalara neden olduğunu ortaya koymaktadır. "Gelişmiş/olgunlaşmış epistemolojik inançlar" ile "problem çözme becerileri algısı" arasında anlamlı ve pozitif ilişki saptanmış; epistemolojik inançları gelişmiş/olgunlaşmış bireylerin, problem çözme becerilerinin de gelişmiş olduğu görülmüştür.
Bayrampaşa ilçesindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin yöneticilik becerilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada İstanbul İli Bayrampaşa İlçesi İlkokul, Ortaokul ve Lise Yöneticilerinin Yöneticilik Becerilerinin belirlenmesi ve çeşitli değişkenler açısından yöneticilik becerisi ölçeği ve alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Bayrampaşa ilçesindeki İlkokul, ortaokul, lise yöneticileri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi de bu okullar içerisinden rastgele seçilen 236 öğretmen ve okul yöneticisini kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak Akdoğan (2009) tarafından hazırlanan "Ortaöğretim Yöneticilerinin Yönetim Becerilerinin Değerlendirilmesi" ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirliği araştırmacı tarafından yapılmıştır. Yapılan iç güvenilirlik analizi sonucu Cronbach Alfa = 0,971 olarak bulunmuştur. Yöneticilik becerileri ölçeğinin altı alt faktörü bulunmaktadır. Bu faktörler: Öğrenen Okul, İletişim-Liderlik, Problem Çözme, Ekip Çalışması, Değişim Yönetimi ve Karar Alma. Veriler toplandıktan sonra Spss 16 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve yanıt olarak "hiçbir zaman" seçeneği, 1 puan; "nadiren" seçeneği 2 puan, "bazen" seçeneği 3 puan, "çoğu zaman" seçeneği 4 puan ve "her zaman" seçeneği 5 puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonunda: yönetim beceri ölçeği puan ortalaması 3,61 bulunmuştur. Bu düzey düşünüldüğünde okul yöneticilerinin yönetim becerilerinin yüksek düzey olduğu görülmektedir. Ayrıca okul yöneticilerinin öğrenen okul, iletişim-liderlik, problem çözme, ekip çalışması, değişim yönetimi ve karar alma alt faktörleri puan ortalamalarına göre de yüksek düzey beceriye sahip oldukları görülmektedir. Değişkenlerin ne düzeyde etkili olduğu incelendiğinde: yönetim becerisi ölçeği temel alındığında cinsiyet, lisansüstü öğrenin durumu ve yöneticilik alanında alınan eğitimin belirleyici olmadığı görülmüştür. Ancak aynı ölçekte; yaş, mesleki kıdem, görev türü ve mezuniyet alanları arasında anlamlı farka rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler: 1. Yöneticilik Becerisi 2. Öğrenen Okul 3. Liderlik 4. İletişim 5. Problem Çözme
Okul müdürlerinin müzik dersi uygulamalarında karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik öğretimsel liderlik tutumlarının incelenmesi: İstanbul - Bağcılar örneği
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okullarda gerçekleştirilmekte olan müzik dersi uygulamalarında çeşitli sorun ve zorluklarla karşılaşıldığı bilinmektedir. Müzik öğretmenlerinin, programın amacına ulaşmadığını işaret eden saptamaları Dersin hedeflenen düzeyde gerçekleştirilebilmesi için çeşitli öğretim materyallerinin mutlaka kullanılması gerekliliği ve benzer faktörlerin müzik derslerinin etkililiği üzerindeki baskısı müzik dersi uygulamalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Okul müdürleri eğitim kurumlarını her alanda ileriye götürme konusunda birinci dereceden sorumlu kişilerdir. Bu nedenle Okul müdürlerinin müzik dersi uygulamalarında karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik öğretimsel liderlik tutumlarının incelenmesi ve bu doğrultuda elde edilen sonuçların milli eğitim bakanlığı bünyesinde görev yapmakta olan okul müdürlerine yansımaları oldukça önem arz etmektedir. Bu amaç doğrultusunda elde edilen verilerin analizleri sonucunda birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Bağcılar İlçesi ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapmakta olan okul müdürleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Bağcılar ilçesindeki ilkokul, ortaokul ve lise kademesinde görev yapan okul müdürlerinden basit tesadüfî örnekleme yoluyla seçilmiş araştırmaya katılmaya gönüllü 74 okul müdürü oluşturmaktadır. Araştırmada, Gün (2009) tarafından geliştirilen "öğretimsel liderlik tutum ölçeği" (Okul Müdürlerinin Müzik derslerine ilişkin yaklaşımları) anketi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Lilliefors Significance düzeltmeli Kolmogorov - Smirnov dağılım testi, niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup durumunda, normal dağılım göstermeyen parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Okul müdürleri müzik derslerini gerekli görürken, müzik dersi için teknik araç-gereç sağlama, yetenekli öğrencilerin yönlendirilmesinde müzik öğretmenine yardımcı olma, müzik öğretmeninin müzikle ilgili hizmet içi eğitim çalışmalarına katılmalarını destekleme, müzik öğretmeninin yaptığı çalışmaları ödüllendirme, gibi davranışları yerine getirdikleri fakat okuldaki eksikliklerin giderilmesinde önceliğin başka derslerde olduğunu düşündükleri, müzik derslerinin yapılabileceği bir sınıf sağlama, öğrenci ve velilere müzik derslerinin önemini vurgulama davranışlarında ise kararsız oldukları sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul müdürü, Öğretimsel liderlik, Müzik dersi.
Özel eğitim okullarındaki okul yöneticilerinin problem çözme becerilerinin incelenmesi
Yöneticiler, özel gereksinimi olan öğrencilerin eğitsel performanslarını dikkate alarak amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde uyarlamalara gereksinim duymaktadırlar. Okul yonetiminde görev yapan idarecilerde problem çözmeye ait becerilerin düzeyi yönetsel başarılarını da etkilemektedir. Araştırmanın amacına uygun olarak, araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli sınırları içinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan resmi özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan 111 yönetici oluşturmuştur. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekten yararlanılmıştır. Veri toplama aracının geliştirilmesi sürecinde ilk olarak tanımlayıcı özellikleri içeren Kişisel Bilgi Formu ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin kişisel ve mesleki özellikleri ile ilgili verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde hesaplamaları yapılmıştır. Özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yeterliklerini belirlemek amacıyla, anketteki 5 alt boyutun aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları tespit edilmiştir. Özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yeterliklerini belirlemek amacıyla bu kurumlarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin bağımsız değişkenlere bağlı olarak görüş farklılıklarının test edilmesi için bağımsız grup T-Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analiz sonucunda bazı alt boyutlar arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken, bir kısmında ise anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Yapılan analizler sonucunda; araştırma grubunu oluşturan yöneticilerin yüksek problem çözme becerilerine sahip oldukları anlaşılmıştır. Yapılan son araştırmalar etkin ve başarılı bütün yöneticilerin yüksek problem çözme becerisine sahip olduklarını göstermektedir. Bu doğrultuda elde edilen bu sonuç; genel olarak özel eğitim sektöründe çalışan eğitim yöneticilerinin yüksek problem çözmede dolaylı olarak da başarılı yöneticiler olduklarını göstermektedir.
İlköğretim I. kademe öğrencilerinde liderlik eğitimi
Bu araştırma, ilköğretim I. kademede eğitim-öğretim gören öğrencilerin liderlik becerilerini geliştirebilmek adına bir program hazırlanması, "Lideriz" isimli programın uygulanması ve etkililiği sınanmasını kapsamaktadır. "Lideriz" eğitim programı öğrencileri 5 temel boyut üzerinde yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu boyutlar: Temel liderlik becerileri, kişisel yetenek, problem çözme becerileri, takım çalışması ve toplumsal hizmettir. Bunun için 24 saatlik "Lideriz" eğitim programı oluşturulmuştur. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Elverişli örneklem yaklaşımı sebebiyle araştırmacının görev yaptığı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İstanbul ili, Güngören ilçesi, Ergenekon İlkokulu araştırma için seçilmiştir. 3. sınıf düzeyinde öğrenimine devam eden 15'i kontrol, 15'i ise deney grubu olmak üzere toplam 30 öğrenci ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Deney grubu öğrencilerine, her biri 40'ar dakikalık 24 saattten oluşan "Lideriz" eğitim programı haftada 1 gün 5 saat süreyle uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir çalışmada bulunulmamıştır. Araştırma dâhilinde öğrencilerin liderlik becerilerini belirlemek amacıyla veri toplama aracı olarak, Tüysüz (2007) tarafından geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılmış ve geliştirilmiş "Lider Öğrenci Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre liderlik becerilerini geliştirmek için hazırlanmış olan "Lideriz" eğitim programının, İlköğretim 1. Kademede Eğitim alan öğrencilerde; temel liderlik, kişisel yetenek, problem çözme, takım çalışması ve toplumsal hizmet boyutlarında liderlik becerilerinin gelişimini olumlu yönde desteklediği gözlemlenmiştir. Çalışılan öğrencilere cinsiyet açısından bakıldığında ise liderlik eğitimi için verilen "Lideriz" eğitim programının cinsiyetlere göre olumlu ya da olumsuz bir etkisi gözlemlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Liderlik Eğitim Programı, Kişisel Yetenek, Problem Çözme, Takım Çalışması, Toplumsal Hizmetler
60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi
Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. İçerisinde bulunduğu bu dönemde, çocuğun çevresindeki uyaranların çokluğu ve özellikleri çocuğun gelişimini etkileyerek öğrenmesini de kolaylaştırır. Bu dönemde gelişmeye başlayan problem çözme becerisi, okul ortamında, sınıf içinde ve dışında, günlük yaşam becerilerinin kazanılmasında etkin rol almasıyla birlikte çocuğun sorgulayan, araştıran ve eleştirel düşünen bir birey olmasını sağlar. Çocuk karşı karşıya kaldığı problemlere verdiği çözümler ile üreten ve aynı zamanda değişen çağın gerekliliklerine ayak uyduran bir birey olacaktır. Bu araştırma 60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında elde edilen bulgular ile çocukların demografik değişkenleri arasındaki ilişki de incelenmiş ve aşağıda ki şu sonuçlara varılmıştır Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa ve Anadolu yakasından seçilen ilçelerden Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet okulları rastgele (random) yöntemi ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle seçilen 60-84 aylık 76 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada 60-84 ay arasındaki öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile yaratıcı problem çözme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak üç ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek üzere "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formu" ve yaratıcı problem çözme düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından rubrik formunda geliştirilmiş olan "Yaratıcı Problem Çözme Formu"dur. Çalışma grubundaki çocuklar arasında 49 çocuk 60-71 (%61,6) aylık iken, 27 çocuk 72-84 (%38,4) aylıktır. Çocukların 30'u (%39,5) kız iken, 46'sı (%60,5) erkektir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan çocukların demografik, betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri tablolar halinde sunulmuştur. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının okula devam süresi 25 ay ve üzeri olan çocukların yaratıcılık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer yandan 7-12 ay okula devam eden öğrenciler ile 13-24 ay okula devam eden çocuklar ve 13-24 ay okula devam eden çocuklar ile 25 ay ve üzeri okula devam eden çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel toplam puanın çocuğun devam ettiği okul türü değişkenine göre hangi gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan Scheffe Testi söz konusu farklılığın resmi okul, kreş ve bakımevinde eğitim gören çocuklar lehine p<.05 düzeyinde gerçekleştiği saptanmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının devam ettiği okul türü resmi okul olanların özel okula göre; kreş ve bakımevinin özel okula göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan resmi okul ile kreş ve bakımevi arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Çalışma grubunu oluşturan çocukların Torrence Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyut puanları ve Yaratıcı Problem Çözme puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Pearson analizi sonucunda Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyutu ile yaratıcı problem çözme (r= -.099; p>.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeyleri, 36'sı (%47,4) "düşük", 39'u (%51,3) "orta" ve 1'i (%1,3) "yüksek" düzeyde bulunmuştur. Yaratıcı problem çözmeye ilişkin geliştirilen rubriğin güvenirlik düzeyi, Cronbach Alfa güvenirlik yöntemi kullanılarak hesaplanmış ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,678 olarak bulunmuştur. Bu değer iç turtalığın orta düzeyde olduğunu ifade etmektedir. Yapılan analizler doğrultusunda, Yaratıcı Problem Çözme Rubriği' nin çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeylerini değerlendirildiği ve çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme becerinin "orta" düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve öğrenmede kalıcılığa etkisi
Bu araştırma, Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve kalıcılığa etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak ön test-son test ve kalıcılık testli kontrol gruplu yarı deneysel modelin kullanıldığı bu çalışma, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet okulunun 6. sınıfına devam eden 44 öğrenci ile "Kuvvet ve Hareket", "Işık ve Ses", "Madde ve Isı" ve "Elektriğin İletimi" ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grupları; yapılandırmacı yaklaşım uygulanan Kontrol Grubu, Bütünleşik STEM eğitimi uygulanan Deney Grubundan oluşmuştur. Bütünleşik STEM eğitiminin öğrencilerin akademik başarı, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ve kalıcılığa etkisini tespit etmek için Akademik Başarı Testi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 24 paket programında normal dağılımlı veriler için t-Testi, normal dağılımlı olmayan veriler için Mann Whitney U testi uygulanarak yapılmıştır. Sonuç olarak, Bütünleşik STEM eğitiminin başarıyı ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisini yapılandırmacı yaklaşıma göre anlamlı düzeyde artırmadığı belirlenmiştir. Ayrıca kalıcılığa da etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bütünleşik STEM eğitiminin anlamlı düzeyde olmasa da akademik başarıya olumlu yönde katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.
Evli bireylerin evlilikte problem çözme becerilerinin duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisi yönünden incelenmesi
Bu çalışma, evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinde, duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisinin yordayıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla, 342 (226 kadın, 116 erkek) evli birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veriler internet üzerinden toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Form" ve "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 paket programında, bağımsız örneklem t testi, iki yönlü ANOVA, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, evlilikte problem çözme becerileri; evlilik süresine, çocuk sahibi olunmasına, çatışmayı kimin başlattığına ve kişinin eşinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktayken; cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna ve kişinin kendisinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Aynı zamanda evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik süresine, çocuk sahibi olunması ve çatışmayı kimin başlattığına göre farklılaşmasında, yaş ve çalışma durumuna göre farklılaşmamasında cinsiyetin etkisinin olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan anne ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutum ile anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan anne otoriter ve bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan baba otoriter, ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutumla anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan baba bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilikte problem becerilerini, duygusal zeka birinci sırada, algılanan ebeveyn ilişkilerinden anne demokratik ve bağımlı tutumlar ikinci sırada yordamaktayken; algılanan baba ebeveyn ilişkileri yordamamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak klinisyenlere ve sonraki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Ebeveynlerin duygusal zeka ve anne baba tutumlarının çocuğun problem çözme becerisine etkisi
Bu çalışmanın amacı, ebeveynin duygularını yönetebilme düzeyinin ve çocuğun algıladığı anne baba tutumunun çocuğun problem çözme becerisi üzerinde etkili olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Beylikdüzü ve Avcılar ilçelerinde bulunan özel okullardaki 261 çocuk ve 261 ebeveyni toplam 522 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada demografik bilgi formu, EQ-NED Duygusal Zeka Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği ve Çocuklar için Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, çocuğun problem çözme becerisi üzerinde anne baba tutumunun ve ebeveynin duygusal zekâ düzeyinin etkisi olduğu bulunmuştur. Anne baba tutumu ile duygusal zeka arasında ilişki tespit edilememiştir.
İnternet bağımlılığının yordayıcıları olarak duygusal zeka ve kişilerarası problem çözme
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeylerinin duygusal zeka ve kişilerarası problem çözme beceriler açısından yordanıp yordanmadığını belirlemektir. Araştırmaya; İstanbul, Ankara ve Kocaeli ilinde öğrenim gören 182'si kadın ve 149'u erkek olmak üzere toplam 331 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ), Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği- Kısa Form, Kişilerarası Problem Çözme Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, anne-baba eğitim durumu, ekonomik durum, algılanan akademik başarı, romantik ilişki ve algılanan ebeveyn tutumu) değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı puanları ile kişilerarası problem çözme alt boyutlarından probleme olumsuz yaklaşma, kendine güvensizlik ve sorumluluk almama arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan, internet bağımlılığı ile yapıcı problem çözme becerisi arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Israrcı-sebatkâr yaklaşım ile internet bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyleri ile duygusal zeka düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Cinsiyet, yaş ve babanın eğitim durumu ile internet bağımlılığı düzeyleri arasında anlamlı farklılık saptanmazken; annenin eğitim düzeyi, ekonomik durum, algılanan akademik başarı, romantik ilişki ve algılanan ebeveyn tutumu ile internet bağımlılığı arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda, probleme olumsuz yaklaşma ve kendine güvensizlik alt ölçekleri üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeylerini pozitif yönde anlamlı düzeyde yordarken; üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyleri duygusal zeka tarafından negatif yönde anlamlı biçimde yordandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: internet bağımlılığı, duygusal zeka, kişilerarası problem çözme
Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin problem çözme becerilerinin psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısı ile ilişkisi
Bu çalışma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin problem çözme becerileri ile psikolojik dayanıklılıkları ve benlik saygıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. İlişkisel modele uygun olarak tasarlanan bu araştırmada, demografik özelliklerin lisans öğrencilerinin problem çözme becerileri, benlik saygıları ve psikolojik dayanıklılık durumları ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi sonucunda; katılımcıların demografik özelliklerinin, cinsiyet konusunda "erkek", sınıf düzeyi konusunda "birinci sınıf", bölüm konusunda "öğretmenlik", gelir düzeyi konusunda "orta", ailenin ikamet yeri konusunda "küçük şehir" gruplarında sıklıkla kümelendikleri ve bunların sonucunda da araştırmaya katılan lisans öğrencilerin psikolojik dayanıklılıklarının "orta düzeyde", problem çözme becerilerinin "orta düzeyde", benlik saygılarının da "orta düzeyde" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin psikolojik dayanıklılıkları cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri bölüme, sınıf düzeylerine, ailelerinin gelir düzeyine ve ailelerinin ikamet ettikleri yere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıntılı analiz ve sonuçlar çalışmanın ilgili yerlerinde verilmiştir.
Öğretmen adaylarının beceri temelli problem çözmeye yönelik ders imecesi deneyimleri
Bu araştırmada, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının beceri temelli problem (BTP) çözmeye yönelik ders imecesi deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması desenine göre tasarlanmış olan araştırma, 2025-2026 eğitim öğretim yılı güz döneminde Öğretmenlik Uygulaması I dersi kapsamında üç dördüncü sınıf öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Sekiz haftalık veri toplama sürecinde beş BTP’ye yönelik beş ders imecesi döngüsü gerçekleştirilmiş; veriler odak grup görüşmesi, yarı yapılandırılmış görüşmeler, yansıma raporları, araştırmacı gözlem notları, planlama ve değerlendirme toplantı kayıtları, ders planları ve çalışma yaprakları aracılığıyla toplanıp içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının BTP’lere dair görüşlerinin, problemlerin özelliklerinin yanında öğrenciye uygunluk ve öğretilebilirlik boyutlarını kapsayan bütüncül bir yapıya ulaştığını göstermiş; adayların BTP çözme anlayışlarının doğru cevaba ulaşmakla birlikte problemi anlama, çözümü planlama, süreci takip etme, hata nedenini belirleme, farklı çözüm yollarını karşılaştırma ve çözüm üzerine düşünmeyi içeren kapsamlı bir sürece genişlediği belirlenmiştir. Araştırma dersi tasarımlarında önceki uygulamalardan edinilen deneyimlerin sonraki planlara aktarıldığı ve uygulama sonrası değerlendirmelerin somut kararlara dönüştüğü görülmüştür. Süreç ilerledikçe döngülerde yapılan kapsamlı revizyon ihtiyacının azaldığı belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının, ders imecesi sürecinin iş birliği, farklı bakış açısı geliştirme, ortak karar alma, ders planlama, zaman yönetimi ile uygulayıcı ve gözlemci rollerini deneyimleme açısından katkı sağladığını; buna karşın sürecin zaman almasını ve BTP’lerin ders süresinde uygulanmasının güçlük oluşturabilmesini dezavantaj olarak ifade ettikleri görülmüştür. Neticede ders imecesinin, öğretmen adaylarının, BTP’lerin çözümüne ve öğretimine ilişkin uygulamalı deneyimlerini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.
Evli bireylerde, problem çözme becerisi ve evlilik doyumu ile somatizasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, evli bireylerde problem çözme becerileri ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide, somatizasyonun aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, 282 kadın, 155 erkek olmak üzere toplamda 437 evli birey ile tamamlanmıştır. Araştırmada, "Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu", problem çözme becerisini ölçmek amacıyla "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", evlilik doyumlarını ölçmek amacıyla "Evlilik Yaşamı Ölçeği" ve somatizasyon düzeylerini ölçmek amacıyla ise "Somatizasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veri SPSS 23 (Statistical Package for Social Sciences 23) programı kullanılarak incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde cinsiyet farkına bakmak için t testi, değişkenlerin arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon ve problem çözme becerisi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracı rolünü incelemek için hiyerarşik regresyon analizi ile PROCESS Model (Hayes, 2013) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın bulgularında, problem çözme becerisi ve evlilik doyumu arasında pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Somatizasyon düzeyleri ise hem problem çözme becerisi hem de evlilik doyumu ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca problem çözme becerileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracılık rolü anlamlı bulunmuştur. Sosyodemografik bilgilere göre incelendiğinde ise kadınlar ve erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir somatizasyon farkı bulunmuştur. Kadınlar erkeklere göre daha yüksek somatizasyon farkı göstermiştir. Çocuk sahibi olmayan bireylerin ise hem problem çözme becerisinin hem de evlilik doyumlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara bakıldığında bulgular, alan yazın ile paralellik göstermiş ve desteklenmiştir. Sonuç: Araştırmada, evli bireylerde problem çözme becerisi arttıkça evlilik doyumunun da arttığı görülmüştür. Ayrıca, somatizasyon düzeyleri arttıkça evlilik doyumu ve problem çözme becerisi azalmaktadır. Evli bireylerin problem çözme becerisi ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracı rolünü anlamlı olarak desteklemiştir. Anahtar kelimeler: Evlilik, Evlilik Doyumu, Problem Çözme Becerileri, Somatizasyon
Ortaokul öğrencilerinin geliştirdiği oyun ve robot projelerinde probleme dayalı öğrenmenin problem çözme ve bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Yapılan çalışmada mBlock programlama aracı ile Probleme Dayalı Öğrenme Yöntemi kullanılarak yapılan oyun ve robot projelerinin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yarı deneysel desenlerden ön test-son test kontrol gruplu araştırma modeli kullanılmıştır. Yapılan çalışma kapsamında veri toplamak için Serin, Bulut Serin ve Saygılı (2010) tarafından geliştirilen Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri ve Korkmaz, Çakır ve Özden (2016) tarafından geliştirilen Bilgi-İşlemsel Düşünme Beceri Düzeyleri Ölçeği kullanılmıştır. İlgili ölçme araçları 2018-2019 güz yarıyılında Van ili Edremit İlçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunda eğitime devam eden 57 altıncı sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Deney grubuna probleme dayalı öğrenme yöntemi kontrol grubuna ise geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak ders verilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı aracılığıyla bağımlı örneklem t-testi, bağımsız örneklem t-testi ve iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Yapılan deneysel işlem öncesinde deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin ortalama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Dolayısıyla deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin öğretim öncesi bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin ve problem çözme becerilerinin denk olabileceği varsayılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin son test puanları kontrol grubu öğrencilerinin son test puanlarına göre anlamlı düzeyde artış göstermiştir (p<0,05). Bu durum kullanılan öğretim yöntemi yani probleme dayalı öğrenme yönteminin öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerileri ve problem çözme becerileri üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir (p>0,05). Ayrıca öğrencilerin deney-kontrol grubunda olmalarının ve cinsiyetlerinin öğrencilerin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır (p>0,05). Bilgisayar sahipliği ile ilgili bulgular incelendiğinde ise bilgisayar sahibi olmayan öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme puanları ve problem çözme puanları anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda bilgisayar sahibi olan öğrencilerin problem çözme ortalama puanları 𝑋̅= 2,86 iken bilgisayar sahibi olmayan öğrencilerin ortalama puanları 𝑋̅=2,99'dur. Deney grubunda bilgisayar sahibi olan öğrencilerin problem çözme ortalama puanları 𝑋̅= 3,15 iken bilgisayar sahibi olmayan öğrencilerin ortalama puanları 𝑋̅=3,46'dır. Bu bulguların olası nedenlerini anlayabilmek için bilgisayar sahibi olan on beş öğrenci ile odak gurup görüşmesi yapılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara göre öğrencilerin kişisel bilgisayarlarını eğitim, araştırma vb. faaliyetlerden çok yoğun bir şekilde oyun oynama ve sosyal medyada vakit geçirme amacıyla kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bundan yola çıkarak ebeveynlerin çocukların bilgisayar kullanımlarını gözlemlemelerinin ve kontrol altında tutmalarının, çocuklarının bilgisayarın ve internetin olumsuz etkilerinden korunmasına yardımcı olabileceği öneriler kısmında ifade edilmiştir.
İlköğretim öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarılarının bazı demografik değişkenler ve okuduğunu anlama becerisi açısından incelenmesi
Bu çalışmada ilköğretim 5. Sınıf öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarısının okuduğunu anlama becerisi açısından ve her iki becerinin sosyal değişkenler açısından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı 2. Döneminde Kütahya İli Simav İlçesi'ndeki 12 ilköğretim okulunda yapılmıştır. Toplam 370 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Araştırma içerik bakımından altı ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler Pearson korelasyon analizi, bağımlı-bağımsız t testi, tek yönlü Anova testi uygulanarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre problem çözme başarısı ile okuduğunu anlama becerisi arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. Problem çözme başarı düzeyi ve okuduğunu anlama becerisi, sosyekonomik gelir düzeyi, baba eğitim durumu, internet bağlantısı imkânı, kardeş sayısı, özel bir kurs alma, ikâmet edilen yerleşim birimi gibi değişkenlerden etkilenmektedir. Bu değişkenlerin düzeyleri arttıkça başarı ve beceri düzeyinin arttığı saptanmıştır. Anne eğitim düzeyi ve özel ders alma gibi değişkenlerin okuduğunu anlama becerisi başarı düzeyine etkisinin olmadığı saptanmıştır. Kız öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin erkeklerinkinden daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca internete bağlanma imkânının hem problem çözme başarısına hem de okuduğunu anlama becerisine olumlu katkı yaptığı sonucuna varılmıştır.