Ana-baba tutumu

Bu konu başlığı altında 490 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Causal effects of education on the behaviour of parents toward their children

The research question is whether there is a causal impact of parental education on the behaviors of parents toward their children. The goal, in particular, is to investigate how the education of parents affects their punishment styles. The methodology that is used is the Fuzzy Regression Discontinuity Design. The 1997 education reform is used as an instrumental variable. The results indicate that maternal education raises the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not giving pocket money and slapping. The negative impacts of maternal education on the usage of punishment are presented. The outcomes for region categorization reveal that there is a positive correlation between maternal education and the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not buying what children want, and slapping in high-income regions. But, the probability of beating, punishments, not talking with them, not letting them see friends, and banning the children from the internet was lower among mothers with more education and living in high-income regions. The findings are checked for household income level, labor force participation, and the exclusion of the 1986 birth cohort. The outlines of this research are as follows. Chapter I is the introduction section. In chapter II, education, parental education, and child discipline methods are described. Then, the identification problem and its solution are explained. In chapter III, the data, methodology, and model are offered. In chapter IV, the findings are presented. Chapter V is the conclusion section of the research.

Family educationParents attitudeParenting behaviors+5
Esra Düzgün
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lisansüstü psikoloji programlarındaki öğrencilerin alan tercihlerinde kişilik, çocukluk çağı örselenme yaşantıları ve algılanan ebeveyn tutumlarının rolü

Bu çalışmanın amacı, lisansüstü psikoloji programlarını tercih eden öğrencilerin (klinik psikoloji programı /diğer psikoloji programları) alan tercihlerinde, çocukluk dönemi örselenme yaşantılarının, algılanan ebeveyn tutumlarının ve kişilik özelliklerinin rolünü incelemektir. Bunun yanında, alan tercihlerinde rol oynayan farklı değişkenlerin de ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda karma yöntemlerden eş zamanlı gömülü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmına, lisansüstü psikoloji programlarında eğitim gören 89 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara sırasıyla Demografik Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği Kısa Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği- Çocuk Formu (KAET-Ç) ve Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu (ÇÖYÖ-KF) verilmiştir. Nitel kısımda, lisansüstü psikoloji programlarında eğitim gören 79 öğrencinin açık uçlu bir soruya verdiği yanıtlar tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Nicel araştırma bulguları, klinik dışı diğer psikoloji programlarında eğitim gören öğrencilerin annelerinin tutumunda yüksek düzeyde aşırı koruyuculuk ve reddedicilik, babalarının tutumlarında ise yüksek düzeyde reddedicilik algılama ihtimallerinin fazla olduğunu göstermektedir. Ek olarak bu grubun, kişiliğin duygusal dengesizlik boyutunda daha yüksek puanlar alma olasılığı daha yüksektir. Nitel araştırma bulguları da nicel bulguları desteklemektedir. Alan tercihlerinde etkili görülen faktörler klinik psikoloji programlarında sekiz, diğer psikoloji programlarında beş ana tema altında toplanmıştır. Sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılmaktadır.

Alan tercihiAna-baba tutumuKişilik+5
Buket Karadaş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde ebeveyn tutumları ile Tanrı tasavvuru ve eleştirel düşünme becerisi arasındaki ilişki (SDÜ ve ISUBÜ örneği)

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn tutumlarının ve eleştirel düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada; katılımcıların demografik değişkenlerine dair bilgilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", üniversite öğrencilerinin algıladıkları anne-baba tutumlarının belirlenmesi için "Ebeveyn Tutumları Ölçeği", Tanrı ile ilgili algılarını ölçmek için "Tanrı Tasavvuru Ölçeği" ve eleştirel düşünme becerilerine hangi düzeyde sahip olduklarını ölçmek için "Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2024-2025 bahar döneminde farklı fakültelerde öğrenim gören öğrencilerdir. Çalışmada belirtilen evren içerisinden tesadüfi örnekleme yöntemi ile 181 kadın 91 erkek olmak üzere toplam 272 katılımcı seçilmiştir. Çalışma verileri, katılımcılara sanal ortamda ulaştırılan online anket formları aracılığıyla elde edilmiştir. Toplanan veriler, IBM SPSS 25.0 İstatistik Analiz Programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Tanrı tasavvurunun demografik değişkenler ile arasında anlamlı farklar olduğu bulunmuştur. Tanrı tasavvurunun cinsiyet değişkeninden anlamlı düzeyde etkilendiği, kadın katılımcıların Tanrı tasavvurlarının sevgi odaklı olduğu, erkek katılımcıların ise Tanrı'yı korku yönelimli algıladıkları gözlemlenmiştir. Okul dışında din eğitimi alan bireylerin almayanlara göre daha olumlu; yine din eğitimini sevgi merkezli alan bireylerin baskı ve korku merkezli alanlara göre de daha olumlu Tanrı tasavvurlarına sahip oldukları görülmüştür. Eleştirel düşünme becerilerinde ise demografik değişkenlerden cinsiyet açısından sadece "analitiklik" alt boyutunda erkek katılımcılar lehine, sınıf düzeyi değişkeninde ise 4. sınıflar lehine anlamlı sonuçlar olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların algıladıkları ebeveyn tutumları ise demografik değişkenlerden etkilenmemekle birlikte din eğitiminin veriliş biçiminin algılanan ebeveyn tutumlarını anlamlı düzeyde etkilediği görülmüştür.

Ana-baba tutumuDin psikolojisiEleştirel düşünme
Hatice Gürdal
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim çağındaki çocukların değer düzeylerine ilişkin anne-baba ve öğretmen görüşleri

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARIN DEĞER DÜZEYLERİNE İLİŞKİN ANNE-BABA VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Bireylerin değer yargıları çocukluk çağında ebeveynlerinden ve çevrelerinden aldıkları değerlerle oluşmaktadır. Gelişim çağında olan çocukların değer yargılarını bilhassa etkileyen unsurlar aile ve okul çevresidir. Burada da ebeveynlerin ve öğretmenlerin sahip oldukları değer yargıları önem arz etmektedir. Söz konusu değerlerin çocuğa yansıma durumu da sergilemiş oldukları tutumlarla ilgilidir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin değerlendirmelerini ve ebeveynlerin çocuklara yönelik tutumlarını belirlemeye yönelik bu araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Batman il merkezinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 3-6 yaş grubu çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise, elverişli örnekleme yöntemiyle seçilen 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu olan 317 ebeveyn ve çocukların bulundukları sınıfların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Neslitürk ve Çeliköz (2015) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Değerler XI Ölçeği Aile Formu", "Okul Öncesi Değerler Ölçeği Öğretmen Formu" ve Karabulut-Demir (2007) tarafından geliştirilen "Ebeveyn Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada verilerin normal dağılımının tespitinden sonra hem demografik hem de ölçeklere ilişkin maddelerin frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma analizlerine yer verilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan değişkenler arasında bir bağ olup olmadığının tespiti amacıyla karşılaştırma analizleri (bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal-Wallis H testi) yapılmıştır. Bunun dışında da değişkenler arasındaki etkiyi belirlemek amacıyla Çoklu Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; aileler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise sorumluluk değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Öğretmenler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise dürüstlük değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynler, okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik demokratik tutumlarının en yüksek düzeyde olduğunu ifade ederken, izin verici tutumlarının ise en düşük düzeyde olduğunu ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının cinsiyet, aylık gelir durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin değerlendirmelerini ne şekilde yordadığını ortaya koymaya yönelik olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda; demokratik, otoriter ve izin verici değişkenleri birlikte, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin aile değerlendirmelerini yordadığını ortaya çıkarmıştır.

Ana-baba tutumuDeğer ölçüleriDeğerler+4
Suna Deniz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul birinci sınıfta okuyan öğrencilerde işeme bozukluğu ile ebeveyn tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinde işeme bozuklukları ile ebeveyn tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel olarak yapılan bu çalışma, Gaziantep İli Şahinbey İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Ayşe Mustafa Sevcan İlkokulu, Gazi Mustafa Kemal İlkokulu, Dr. Nilüfer Özyurt İlkokulunda Eylül 2018 - Mayıs 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 982 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiştir. Evren örneklem kabul edilmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden, verilerin toplandığı tarihlerde okulda bulunan ve veri toplama formlarını eksiksiz doldurarak geri gönderen 420 çocuk ve ebeveyni araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Aile Bilgi Formu, İşeme Bozukluğu Semptom Skoru (İBSS) ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi SPSS 23.0 istatistik paket programında yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik ve ortalama değerleri hesaplanmış, verilerin normal dağılım gösterip göstermediklerini belirlemek için Normalite Testleri yapılmış ve test sonuçlarına göre normal dağılım gösterdiği saptanmıştır. Verilerin normalite testi sonucuna göre parametrik (t testi, varyans analizi) test yöntemleri kullanılmıştır. Öğrencilerin İBSS puan ortalaması 2,87± 3,66 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %8,6'sında işeme bozukluğu tespit edilmiştir. Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde; Otoriter Tutum alt boyut puan ortalaması 24.12± 7.08'dir ve otoriter tutum arttıkça işeme bozukluğunun arttığı tespit edilmiştir (p<0.05). ETÖ İzin Verici Tutum alt boyut puan ortalaması 20.61±5.54'dir ve izin verici tutum ile işeme bozukluğu arasında pozitif yönde çok zayıf düzeyde istatistiksel olarak sınırda anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p=0.05). Koruyucu Tutum alt boyut puan ortalaması 35.35±5.79 ve Demokrat Tutum alt boyut puan ortalaması 71.30±9.802 olarak saptanmıştır. Sonuç olarak, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarının işeme bozukluklarında etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Ana-babaAna-baba tutumuEnürezis+6
Nihan Bahşi
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anne ve çocukta kronik hastalıkların varlığı ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişki

Bu çalışma, anne ya da çocukta kronik hastalık olan ailelerdeki ebeveynlik tarzlarını araştırmayı amaçlamaktadır. Anneler ve 2-6 yaş arası çocukları üç pediatri kliniğinden alınmış ve hem annenin hem de çocuğun sağlık durumuna göre sınıflandırılmıştır. Veriler vaka formu ve demokratik, otoriter, aşırı korumacı ve izin verici tutumları değerlendiren Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılarak toplanmıştır. Anne-çocuk sağlık durumu ile ebeveyn tutumu alt ölçekleri arasındaki ilişki ki-kare testiyle analiz edilmiştir. Daha sonra, karıştırıcı temel özellikler kontrol edilerek çoklu lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmaya 878 anne-çocuk çifti alınmıştır. Annelerin tutumları eğitim, çalışma durumu ve çocuğun yaşına göre değişmiştir. Hem annede hem de çocukta ve sadece çocukta kronik hastalık olması daha yüksek aşırı korumacı puanlarla anlamlı şekilde ilişkiliydi (p<0.001). Yüksek izin verici puanlara sahip annelerin yüzdesi, sadece annenin hastalığı ve her ikisinin de sağlıklı olması durumunda, hem annenin hem de çocuğun hastalığı olduğu duruma kıyasla daha yüksekti (p=0.018). Anne-çocuk özellikleri çoklu logistik regresyon analizine alındığında Karıştırıcı faktörler ayarlandıktan sonra, hasta bir çocuğa sahip olmak yüksek aşırı korumacı puan olasılığında 1,6 kat, hem annenin hem de çocuğun hastalığı 2,94 kat artış göstermiştir. Her ikisi de hasta olduğunda yüksek izin verici puan olasılığı, her ikisinin de sağlıklı olduğu durumdan 2,56 kat daha düşük saptanmıştır. Bu çalışma, bir çocuk kronik bir hastalıktan etkilendiğinde -anne de hasta olsun ya da olmasın- annelerin daha yüksek düzeyde aşırı korumacılık ve daha düşük düzeyde izin vericilik gösterme eğiliminde olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşılık, ebeveynlikte otoriterlik ve demokratik tutum düzeyleri nispeten sabit kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne; çocuk; ebeveyn hastalığı; ebeveyn tutumları kronik hastalık

Ana-baba tutumuÇocuk hastalıkları
Melda Çelik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemdeki serebral palsili çocukların aktivite ve katılım düzeyleri, sosyal beceri ve davranış seviyeleri ile ebeveynlerin tutumları ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışma, okul öncesi serebral palsili (SP) çocukları olan ebeveynlerin tutumu ve kaygı düzeyleri ile çocukların aktivite ve katılım düzeyi ve sosyal beceri ve davranışları arasındaki ilişkiyi ilişkiyi incelemek amacı ile planlandı. Çalışma kapsamında 3-6 yaş arası 66 SP'li çocuk ve ailesi dahil edildi. Çalışmaya katılan SP'li çocukların kaba motor fonksiyon seviyesi (Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi-KMFSS), ince motor fonksiyon seviyesi (El Becerisi Sınıflandırma Sistemi-EBSS), iletişim fonksiyon seviyesi (İletişim Fonksiyonu Sınıflandırma Sistemi-İFSS) ile fonksiyonel seviyeleri belirlendi. Çocukların kaba motor aktivite düzeyi Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ), ince motor aktivite düzeyi Üst Ekstremite Beceri Kalitesi Testi (ÜEBKT), katılım düzeyi Çocuk ve Adölesan Katılım Anketi (CASP), günlük yaşam katılımı ve aktivite düzeyi Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE), sosyal beceri ve davranış düzeyleri Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS) ölçekleri uygulanarak değerlendirildi. Ebeveynlerin tutumları Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), kaygı düzeyleri ise Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADS) ile değerlendirildi. Çalışma sonunda, ebeveyn tutumları ile çocukların kaba ve ince motor aktivite düzeyleri total puanları arasında (sırasıyla p=0.001, r=-0,403, r=-0,392); katılım ve günlük yaşam katılım ve aktiviteleri arasında (sırasıyla p<0,001, r=-0,607, p=0,002, r=-0,380); çocukların sosyal beceri ve davranışları arasında (p<0,001 r=-0,449) ilişkiler bulundu. Ebeveynlerin kaygı düzeyleri ile çocukların ince ve kaba motor aktivite düzeyleri arasında (sırasıyla p=0,268, p=0,215) ve sosyal beceri ve davranışlar arasında (p=0,030, r=-0,268) ilişki bulunmazken, total katılım düzeyi arasında (p=0,005, r=-0,307) ilişkiler bulundu. Okul öncesi dönem SP'li çocuklarda, ebeveyn tutum ve kaygı durumlarının çocukların aktivite ve katılım düzeylerine ve sosyal beceri ve davranışlarına etkisi olduğu sonucu ile ebeveynlerin ruhsal durumlarının ve sergiledikleri tutumların önemine dikkat çekildiği, bu konuda rehabilitasyon ekibine ve ailelere farkındalık oluşturacağı düşünüldü.

Ana-baba tutumuKatılımKaygı+1
Melike Tanış
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde psikolojik sağlamlık ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin ekolojik sistem kuramı çerçevesinde incelenmesi

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olarak görülen ergenlik dönemi akran ilişkileri, kimlik ve özerklik kazanmaya yönelik sosyo-duygusal değişimlerin yaşandığı kritik öneme sahip gelişim dönemidir. Bu dönemde yaşanan stres olayları karşısında ergenin tepkisini belirlemesinde ergenin psikolojik sağlamlık düzeyi ve anne baba tutumları etkili olmaktadır. Psikolojik sağlamlık, çevresel ve bireysel faktörlerden etkilenmesi nedeni ile ekolojik sistem kuramı ile ilişkili kabul edilmektedir. Bu çerçevede, sosyo-duygusal gelişim açısından ergenlik döneminde anne baba tutumları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi planlanmıştır. Çalışma grubunu, İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde farklı lise türlerindeki okullarda öğrenime devam eden 9,10 ve 11. Sınıf 308 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve Çevre ile İlişkiler Formu, Psikolojik Sağlamlık Tutum ve Beceri Ölçeği Çocuk Formu ve Anne Baba Tutum Ölçeği ile veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Ergenlerden alınan bilgileri incelemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda: psikolojik sağlamlık ile ergenin algıladığı anne baba kabul (r = 0.13, p < .05) ve denetleme (r = 0.13, p < .05) tutumları arasında pozitif yönde, psikolojik özerklik (r=-0,15, p<.05) tutumu arasında negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Ergenin algıladığı anne baba kabul arttıkça ergenin okul ile ilişkisinin arttığı (r=,335 , p<0,001), annenin okul ile ilişkisinin arttıkça çocuğun okul ile kurduğu ilişkinin arttığı (r=,307 , p<0,01) bulunmuştur.

Ana-baba tutumuDuyusal değerlendirmeEkolojik sistem yaklaşımı+2
Gizem Balaban
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ailede anababa tutum ve davranışına etki eden faktörlerin araştırılması

Bu araştırma ana-baba tutum ve davranışı ile ailenin birlik ve değişime uyum yeteneği arasındaki ilişkiyi belirlemek, sosyoekonomik ve demografik faktörlerin aile işlevlerine uyum, tutum ve davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına Ankara ilinin merkez ilçelerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 0-6 yaş grubunda sağlıklı en az bir çocuğu bulunan ve birlikte yaşayan 450 aile dâhil edilmiştir. Araştırma verileri; ana-babaların ebeveyn olarak tutum ve davranışlarını belirlemede Ana-Baba Tutum ölçeğinin, aile içi ilişkilerdeki işlerliği belirlemek için de Aile Birliği ve Değişime Uyum Yeteneği ölçeğinin ve ailelere ilişkin sosyoekonomik ve demografik bilgilerin yer aldığı anket formu ile toplanmıştır. Ailelerden elde edilen veriler SPSS 26 ve R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normallik dağılımının tespiti için uygulanan Kolmogorov–Smirnov testi sonucu verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik testlerden; iki değişkenli testler için Mann–Whitney U testi, bağımlı ve bağımsız değişkenlerin analizi için Kruskal-Wallis Testi, iki bağımlı değişken için Friedman testi ve değişken tespiti için Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ikamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe ebeveynlerin serbest ana-baba tutumuna, baba yaşı arttıkça ihmalkâr ve otoriter ana-baba tutumuna, çocuk sayısı fazla olan ve küçük yaşta çocuğu olanların aşırı koruyucu ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur (p<0,05). İkamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneğinin kaotik olduğu, hane halkı toplam gelirinin artması ile dengeli uyum gösterdikleri saptanmıştır. Aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneği ile algılanan gelir düzeyi arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Demokratik ana-baba tutumuna sahip olan ailelerde aile işlevlerinin gerçekleştirilmesinde dengeli birlik, otoriter ana-baba tutumuna sahip ailelerde ise dengeli esnek bir aile birliği ve uyumunun olduğu saptanmıştır. Ana-baba tutumları ile aile işlevleri açısından aile birliği ve değişime uyum yeteneği arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAile tutumu+5
Hüsniye Ceyda Mısırlıoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

COVID 19 salgını süresinde okul öncesi çocukların ekran süresinin değişiminde ebeveyn tutumlarının rolünün çevrim içi anket ile değerlendirilmesi

COVID-19 ile ilişkili kamu riskini en aza indirmek için başlatılan karantina süreci ile pek çok kişi gibi çocukların da evde geçirdikleri sürenin artması onların ekran süresini etkileyebilir. Bu çalışmada, okul öncesi dönem çocuklarının ekran başında geçirdikleri sürenin hem ebeveyn-çocuk özelliklerine hem de ebeveyn tutumlarına göre değişimi arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. Kartopu örneklemesi yöntemi ile kesitsel çevirim içi yapılan çalışmada; çalışma ile ilgili anket soruları ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), okur-yazar olan ve 2-6 yaş grubu çocuğa sahip 403 gönüllü anne tarafından dolduruldu. Çocukların ortalama ± SD yaşı 4,3 (± 1,2) yıl ve %51,6'sı erkekti, %54,6'sı pandemi döneminde gün içinde ebeveynleri tarafından bakım alıyordu. Annelerin doğum anındaki yaş ortalaması (± SS) 30 (± 4,3) yıl olup, %64,3'ü çalışmaktaydı. Ebeveynlerin dörtte üçünün eğitim düzeyi 12 yıl ve üzerindeydi. Annelerin %26,1'i pandemi döneminde çocuğunun ekran süresinde herhangi bir değişiklik olmadığını, %70'i çocuğun ekran süresinin arttığını ve %4'ü ise çocuğun ekran süresinde azalma olduğunu belirtti. Pandemi döneminde ekran süresindeki değişim ile çocuk özelliklerinin ilişkisi incelendiğinde; çocuğun daha büyük yaşta (≥ 4 yaş vs <4 yaş) olmasının ve pandemiden önce daha fazla ekran süresine sahip olmasının pandemi döneminde artmış ekran süresi açısından daha yüksek risk yaratırken, pandemi döneminde gün içinde ebeveyn bakımında olmasının kreş bakımı ve büyükanne/büyükbaba bakımında olmasına göre artmış ekran süresi açsından daha az risk yarattığı bulundu. Pandemi döneminde ekran süresi değişimine göre ebeveyn tutum ölçeği alt puanları karşılaştırıldığında; ekran süresi artan gruptaki annelerin otoriter ebeveyn puanının yüksek, aşırı koruyucu ebeveyn tutum puanının düşük olduğu görüldü. Okul öncesi çocukların ekran başında geçirdikleri sürenin, çocukların erken yaşlarından itibaren ebeveynlerinin tutumlarıyla ilişkili olduğu görüldü.

Aile tutumuAna-baba tutumuAnketler+7
Deniz Yıldız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Parental effect on YLs' motivation and attitude towards English language learning

The aim of this study is to find out the effect of parents on YLs' motivation and attitude towards English language learning. The researcher conducted this study in İnegöl, Bursa. The school the study was conducted in was a private primary school. The participants of this study were seventy-four 4th grade students. These students participated voluntarily. For data collection, seventy-four participants responded to the questionnaire items about motivation and attitude and parental effect on learning English. Further data were collected by using semi-structured interviews. For this data collection, the researcher chose twenty students randomly and also the participants again responded to the questions voluntarily. The data collected from the questionnaire were analysed by using the SPSS programme. Thematic content analysis was used to analyse the data collected from the interviews. The results indicated that YLs have positive attitudes and are positively motivated. In addition to this, statistical results show medium, positive correlation. That means that there is a relationship between motivation and attitude towards English language learning and parental effect (r = .357). The results of the qualitative data are supporting these statistical results. Most of the students found English-knowing parents advantageous for their own English language learning process.

ParentsParents attitudeMother-child interaction+7
Pınar Keskin
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

12.sınıf öğrencilerinde algılanan anne-baba tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklı iki lise türünde 12. sınıf öğrencilerinde benlik saygısı ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan üç genel lisede toplam 297 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Offer Benlik Saygısı" ölçeği ile "Anne-Baba Tutum" ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson momentler çarpımı, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırmalar için ise Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin algıladıkları anne-baba tutum genel puanı ile benlik saygısı genel ve alt ölçeklerinden olan duygusal düzey, beden imgesi, sosyal ilişkiler, çevre uyumu, aile ilişkileri, başetme gücü, cinsel tutumlar, dürtü kontrolü, ruh sağlığı ve bireysel değerler puanları arasında anlamlı ilişkilerin olmadığı görülmüştür. Buna karşılık sadece algılanan anne-baba tutum genel puanı ile alt ölçeklerinden olan meslek ve eğitim puanı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Benlik Saygısı, Anne-baba tutumları, Ergenlik

Aile içi ilişkilerAna-baba tutumuBenlik saygısı+4
Merve Dokuyan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

12 yıllık zorunlu eğitimin (4+4+4) veli-öğretmen bakış açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Her bilim dalının katkısından beslenen, toplumsal yaşamın ve devletin vazgeçilmez bir paradigması olan eğitim insanlık tarihi kadar eskidir. Her toplumun kendi özüne uygun aynı zamanda evrensel değerleri de barındıran bir eğitim sistemi bulunmaktadır. Bireylerin ortalama eğitim süresini yükseltmek, yetileri doğrultusunda eğitim sistemi içerisinde yönlendirmeyi mümkün kılmak amacıyla zorunlu eğitim uygulamaları her toplumda görülmektedir. Araştırma ile kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasının veli ve öğretmen gözüyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 12 yıllık zorunlu eğitim uygulanmasında yaşanan sıkıntılar, 60-72 aylık çocukların gelişim düzeylerine bağlı olarak oluşan olumsuzluklar, kalabalık sınıf mevcutlarının eğitim kalitesini düşürdüğü varsayımları, seçmeli dersler ve eğitim süresine ait durum veli ve öğretmenlere yönelik hazırlanan ölçekten elde edilen bulgular çerçevesinde irdelenmiştir. Örneklem olarak seçilen 50 öğretmen ve 344 velinin 12 yıllık zorunlu eğitime ait görüşlerinden elde edilen bulgular neticesinde: Veliler 8 yıllık zorunlu eğitim modelini daha çok benimsemektedir. 4+4+4 uygulaması veli ve öğretmen tarafından daha iyi bir model olarak kabul görmemektedir. 4+4+4 uygulaması aceleye getirilmiş, hazırlık aşaması iyi planlanmamasından kaynaklanan sorunları da beraberinde getirmiştir. Yeni eğitim modelinde seçmeli ders ve ders seçimlerine ilişkin uygulamalar veliler tarafından takdir edilirken, öğretmenler tarafından günlük ders saatlerinin fazlalığı ve seçmeli derslerle ilgili velilerin yeterince bilgilendirilmemesine bağlı sorunlar yaşandığı düşünülmektedir. 4+4+4 eğitim uygulamasını veliler eğitimdeki demokratikleşme hareketi olarak görmekte ve eğitim sistemimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacak bir uygulama olarak değerlendirmekte iken öğretmenler eğitim kalitesinin düştüğünü ve disiplin sorunlarında artış olduğunu düşünmektedir. Hem öğretmen hem de veliler ilkokula başlama yaşının 60-66 aya çekilmesine ve yaş gruplarının oluşturulmasına sıcak bakmazken, okula başlama yaşının indirilmesinin sınıfların kalabalık olmasına neden olduğu görüşünde birleştikleri görülmüştür. Veli ve öğretmenler eğitim sisteminin 4+4+4 olarak kademelendirilmesi uygulamasını dolayısıyla ilkokulun 4 yıl, ortaokulun dört yıl, ortaöğretimin 4 yıl süreden oluşmasına orta düzeyde bir katılım göstermişlerdir. Ortaöğretime geçiş sistemi kapsamında çocukların küçük yaşlardan itibaren merkezi sınavlarla karşılaşması, bu yaş çocukları için zorlayıcı bir durum teşkil etmektedir. Öğretmen ve veliler bu yaşta öğrencilerin sınav yarışına sokulduklarına yüksek düzeyde katılmışlardır. Öğrenci sayısının fazla olduğu Türkiye'de, çağdaş ülkelerde örneğini gördüğümüz yönlendirme süreçlerinin eksikliği, toplumun sosyo-ekonomik yapısının heterojen olması, coğrafi, kültürel şartlar gibi etkenlere bağlı olarak eğitim kademelerinde özellikle ortaöğretime geçişte sorunlar oluşturmaktadır. Ortaöğretime yerleştirmede yapılan merkezi sınavlarla seçme ve yerleştirme işleminin uzun yıllar daha uygulanacağı düşünülmektedir. Eğitim sisteminin yeni yapılanma ile demokratikleştiği ve esnek bir yapıya büründüğü düşüncesine veliler orta düzeyde bir katılım sergilerken, öğretmenlerin bu fikre az düzeyde katıldığı görülmüştür. Zorunlu eğitim uygulamasının toplumda bir eğitim hareketi olarak algılanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Buna bağlı olarak veli ve öğretmenlerin zorunlu eğitime bakışlarında farklılıklar oluşmakta bu da eğitim ortamlarına zaman zaman sorun olarak geri dönmektedir. Araştırma ile elde edilen bulgular doğrultusunda, okulların fiziksel yapılarında iyileştirmeler yapılması, derslik sayılarının artırılması, taşımalı eğitim uygulamalarının devam ettirilerek zorunlu eğitim kapsamında köy ve mezralarda oturan öğrencilerin eğitim sistemi içinde tutulması, seçmeli derslerin veli-öğrenci tarafından seçilmesinin sağlanması, 4+4+4 eğitim modeli hakkında kamuoyu ve eğitimcilerin çekincelerinin giderilmesi amacıyla bilgilendirmelerin yapılması, eğitimcilerin hizmet içi eğitim faaliyetleri ile desteklenmesi eğitim modelinden beklenen yarar açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Temel Eğitim, Zorunlu Eğitim, Türk Eğitim Sistemi, 4+4+4 Eğitim Modeli.

4+4+4 eğitim sistemiAna-baba beklentileriAna-baba tutumu+5
Asım Gökçe
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer gelişiminde aile etkisi: Pendik İlçesi örneği

AraĢtırma Ġstanbul Ġli, Pendik Ġlçesi‟ nde öğrenim görmekte olan meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer geliĢiminde aile etkisini tespit etmeye yönelik olarak yapılmıĢtır. AraĢtırmanın örneklemi, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında Ġstanbul ili, Pendik Ġlçesi meslek lisesi son sınıfta öğrenim görmekte olan 95 kız, 240 erkek ve toplam 335 öğrenciden oluĢmaktadır. AraĢtırmada araĢtırmacı tarafından oluĢturulan kiĢisel bilgi formu ile Found, Cotter, Fitzpatrick, Kantamneni, Carter, & Bernfeld, tarafından geliĢtirilip, Akın, Usta, & Satici, tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer GeliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği kullanılmıĢtır. Kariyer geliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği dört boyut, 22 maddeden oluĢmaktadır. Ölçeğin alt boyutları: „‟bilgisel destek‟‟,‟‟ailenin beklentiler‟‟,‟‟maddi destek‟‟ ve „‟değerler/inançlar‟‟ boyutlarından oluĢmaktadır. AraĢtırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical PackageforSocialSciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiĢtir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıĢtır. Niceliksel verilerin karĢılaĢtırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karĢılaĢtırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıĢtır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiĢtir. AraĢtırmanın verileri, 2013-2014 eğitim ve öğretim yıllarında toplanmıĢtır. Bu verilerinin analizi neticesinde ulaĢılan sonuçları aĢağıdaki gibi özetleyebiliriz: 1. AraĢtırmada yer alan öğrencilerin aile geliri arttıkça maddi anlamda destek görme oranı da artmaktadır. 2. Aile ile iyi iliĢkilere sahip öğrencilerin bilgisel anlamda daha fazla desteklendiği saptanmıĢtır. 3. Aile ile iliĢkilerde olumlu yöndeki artıĢ maddi anlamda da destek oranına da yansımaktadır. 4. Ev hanımı ve çalıĢmayan annelerin çocuklarının değer ve inançları hayatlarına daha fazla yansımıĢtır. 5. Anne ve baba eğitim seviyesindeki yükselme öğrenciyi bilgisel anlamda destekleme oranını da artırmaktadır. 6. Anne ve baba eğitim seviyesindeki artıĢ maddi anlamda destek oranını da artırmaktadır. 7. Ġlköğretimde baĢarılı olan öğrencilerin genel anlamda daha fazla desteklendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer GeliĢimi ve Planlaması, Mesleki Eğitim, Aile

Aile desteğiAkademik kariyerAna-baba tutumu+7
Yasin Solmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn beklentilerinin sınav kaygısı üzerindeki etkisi: Lise son sınıf öğrencilerine yönelik bir değerlendirme

Araştırmanın amacı lise son sınıf öğrencilerinin anne baba beklenti ve tutumları ile sınav kaygısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma altı ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; giriş, kavramsal temeller, ebeveyn beklentilerine ilişkin kavramsal temeller, araştırma, bulgular, sonuç, tartışma ve öneriler şeklindedir. Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan devlet ve özel okullarında eğitim almakta olan lise son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise 2015 – 2016 eğitim – öğretim yılında Bahçelievler ilçesinde öğrenim gören toplam 182 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçek ve envanterler; Kişisel Bilgi Formu, Anne Baba Tutum Envanteri ve Sınav Kaygısı Envanteridir. Anne baba beklentilerini ölçmek için Anne Baba Tutum Envanteri, sınav kaygı düzeylerini ölçmek için Sınav Kaygısı Envanteri, demografik özellikler için ise Kişisel Bilgi Formu bizzat araştırmacı tarafından öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, anne baba tutumlarının büyük ölçüde öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca Kişisel Bilgi Formu'nda yer alan anne baba tutumlarına öğrencilerin verdiği cevaplar doğrultusunda anne baba tutumu açısından aile yapısı olarak; demokratik, otoriter, koruyucu, reddedici, ilgisiz ve duyarsız anne baba tutumlarının öğrencilerin kaygı düzeyini etkileme noktasında önemli bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak, anne baba tutumu açısından aile yapısı algılamasının anne ve babanın eğitim durumu değişkenine göre gruplar arasında farklılaşmadığı ve aynı şekilde anne baba tutumu açısından aile yapısı algılamasının ailenin gelir durumu değişkenine gruplar arasında farklılaşmadığı ve kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha fazla sınav kaygısı yaşadıkları da araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ulaşılan sonuçlar arasında yer almaktadır.

Ana-baba beklentileriAna-baba tutumuBeklentiler+2
Dilara Boztepe
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları

Ana-baba tutumuAnksiyeteErgenler+5
Bilge Küçüker
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 69 1. sınıf öğrencisi ve öğrencilerin anneleri olmak üzere 138 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 25'i (13'ü kız, 12'si erkek öğrenci) üstün zekâlı çocuklara eğitim veren özel bir okulda okuyan, yapılan WISC-R testi raporuna göre üstün zekâ tanısı almış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırya katılan diğer öğrencilerin, 44'ü (22'si kız, 22'si erkek öğrenci) üstün zekâ tanısı almamış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Marmara Sosyal ve Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin sosyal duygusal uyum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde iki grubun uyum düzeyleri, sosyal çevreye pozitif yaklaşım hariç, tüm alt boyutlar ve genel olarak farklı bulunmuştur ve bu fark üstün zekâ tanısı almış öğrencilerin lehine olduğu bulunmuştur. Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin, ebeveyn tutum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde ebeveynlerin sadece aşırı koruyucu tutumları arasında anlamlı fark olduğu ve bu farkın tanı almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerin ebeveynleri lehine olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin diğer tutumları arasında ise öğrencilerin üstün zekâ tanısı almış veya almamış olmasına göre anlamlı fark yoktur (tutumları benzerdir).

Ana-baba tutumuDuygusal uyumPsikososyal uyum+7
Duygu Güneş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygu rehberi ebeveynlik eğitiminin annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'nin, annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem; ön test son test kontrol gruplu araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişken; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi (DKEE), bağımlı değişken; ebeveynlik tutumlarıdır. Veri toplama araçları; demografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), (Demir ve Şendil, 2007) ve Duygu Stili Ebeveynlik Ölçeği'dir (Lagacé-Séguin, 2005). Katılımcılar; İstanbul, Büyükçekmece ilçesi Akçansa Fatih Sultan Mehmet Ortaokulundaki öğrencilerin anneleri arasından, gönüllülük ilkesine bağlı olarak belirlenmiştir. Örneklem, deney grubunda 43 kişi ve kontrol grubunda 41 kişi olmak üzere 84 kişiden oluşmaktadır. Deney grubuna ön test, DKEE ve son test uygulanmıştır. Kontrol grubuna yalnızca ön test ve son test uygulanmış, başka bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının ebeveynlik tutumlarının son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak için, tek yönlü kovaryans analizi (One-way ANCOVA) yapılmış, veriler .05 istatistiksel anlamlılık seviyesi üzerinden değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'ne katılan deney grubundaki annelerin demokratik ebeveyn tutumu puanları ve duygu koçu ebeveyn puanları, kontrol grubundaki annelere göre anlamlı biçimde artmıştır. Deney grubundaki annelerin otoriter ebeveyn tutumu puanları, duyguyu dikkate almayan ebeveyn tutumu puanları ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumu puanları kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı biçimde azalmıştır. Analiz sonucunda, deney grubundaki annelerin, izin verici ebeveyn tutum puanlarında kontrol grubundaki annelere göre anlamlı bir değişikliğe rastlanmamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile eğitimiAile tutumuAna-baba eğitimi+7
Ayşe Kızıltan Ütkü
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan ebeveyn tutumu, algılanan sosyal destek ve benlik saygısının ergenlerin akran zorba davranış eğilimi ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerin akran zorba davranış eğilimi ile algılanan ebeveyn tutumu, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini 14-19 yaşları arasında 206 ergenden oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan gönüllü bireylere Demografik bilgi formu, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Anne Baba Tutumları Ölçeği, Zorbalık Davranış Eğilimi Ölçeği ve Benlik Saygısı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilere uygulanan istatistiksel analizler sonucu kız ergenlerin anne ve babasından algıladıkları kontrol/denetleme düzeylerinin erkek ergenlerden daha yüksek olduğu, eğlence amaçlı zorbalık ve duygu zorbalığı eğilim düzeylerinin erkek ergenlerde kız ergenlere oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anne babası boşanmış veya ayrı olan ergenlerin anne ve babasından algıladıkları psikolojik özerklik düzeylerinin anne babası evli olan ergenlerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Babasının eğitim durumu ilkokul olan ergenlerin fiziksel ve sözel zorbalık eğilimi düzeylerinin babasının eğitim durumu lise olan ergenlerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Değişkenler arası ilişki incelendiğinde algılanan aile desteği düzeyi yüksek olan ergenlerin zorbalık eğilimi düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Anne baba tutumları ölçeği alt boyutlarından kontrol/denetleme düzeyi yüksek olduğunda sözel zorbalık, eğlence amaçlı zorbalık ve duygu zorbalığı eğilim düzeylerinin düşük olduğu, kabul/ilgi düzeyi yüksek olan ergenlerde ise duygu zorbalığı eğilim düzeyinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Benlik saygısı düzeyi yüksek olan ergenlerde zorbalık davranış eğilim düzeylerinin düşük olduğu sonucuna varılmıştır.

Akran zorbalığıAlgılanan sosyal destekAna-baba tutumu+3
Ergin Arslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinde algılanan anne baba tutumunun beden algısı üzerindeki etkisinde kişisel biriciklik algısının aracılık rolü

Bu tez çalışmasının temel amacı, lise öğrencilerinde algılanan anne baba tutumlarının beden algısı üzerindeki etkisinde birciklik algısının aracılık rolünü incelemektir. Araştırma 437 katılımcıdan oluşmaktadır, çalışma çoğunlukla Balıkesir ili içerisinde yer alan Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesi ve Cumhuriyet Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören lise öğrencilerini kapsamaktadır. Araştırmada katılımcılara veri toplama aracı olarak 'Sosyo Demografik Bilgi Formu, Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği, Beden Algısı Ölçeği ve Kişisel Biriciklik Algısı Ölçeği' uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen yapısal modelde, algılanan anne tutumu ile beden algısı arasındaki ilişkide biriciklik algısının rolü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur, ancak bu ilişki algılanan baba tutumu yönünden anlamlı sonuçlar çıkarmamıştır.

Ana-baba tutumuBeden imajıBiriciklik+3
Berna Balcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin duygusal zeka ve anne baba tutumlarının çocuğun problem çözme becerisine etkisi

Bu çalışmanın amacı, ebeveynin duygularını yönetebilme düzeyinin ve çocuğun algıladığı anne baba tutumunun çocuğun problem çözme becerisi üzerinde etkili olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Beylikdüzü ve Avcılar ilçelerinde bulunan özel okullardaki 261 çocuk ve 261 ebeveyni toplam 522 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada demografik bilgi formu, EQ-NED Duygusal Zeka Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği ve Çocuklar için Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, çocuğun problem çözme becerisi üzerinde anne baba tutumunun ve ebeveynin duygusal zekâ düzeyinin etkisi olduğu bulunmuştur. Anne baba tutumu ile duygusal zeka arasında ilişki tespit edilememiştir.

Algılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba tutumuDuygusal zeka+2
Havva Nur Kalyoncuoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerde anne baba algısı ile sosyal kaygı ilişkisinde öğrenilmiş güçlülüğün aracı etkisi

Bu çalışmada, genç yetişkinlerin anne baba algısının sosyal kaygı ile doğrudan etkisinin ve aracı değişken olarak ele alınan öğrenilmiş güçlülük üzerinden dolaylı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Samsun ilinde yaşayan, anne babası hayatta olan 20-40 (ort.= 28.18, ss=.36) yaşları arasındaki 250 (121 kadın, 129 erkek) genç yetişkin katılmıştır. Veri toplama araçları olarak: Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Robbins Anne Baba Algı Ölçeği ve Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (RÖGÖ) uygulanmıştır. Veriler SPSS 23.0'de düzenlenmiş ve genç yetişkinlerde anne baba algısı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide öğrenilmiş güçlülüğün aracı etkisinin incelenmesi amacıyla Lisrel 8.71 programından yararlanılarak yapısal model test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrenilmiş güçlülük, anne baba algısı ile sosyal kaygı arasında tam aracılık görevi görmektedir. Bu sonuçlar, çalışmaya katılan genç yetişkinlerin öğrenilmiş güçlülüklerinin anne baba algıları ve sosyal kaygıları ile ilişkili olduğunu ve bu iki değişken arasındaki ilişkide aracı etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada tüm sonuçlar literatür ışığında tartışılmış, sosyal kaygı yaşayanlara, psikolojik danışma ve psikoterapi yürütenlere önerilerde bulunulmuştur.

Aile tutumuAna-baba algısıAna-baba tutumu+4
İlknur Çalışkan Köse
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anne-babası boşanmış ve boşanmamış çocukların depresyon belirtilerinin anne-baba tutumları açısından incelenmesi

Çocukların gelişim sürecinde ilişki kurduğu kişilerin büyük bir önemi vardır. Anne-babalar, tutum ve davranışları ile çocuklarının en önemli rol modelleri ve bilgi kaynaklarıdır. Bu nedenle ebeveynlerin tutumları, davranışları ve kullandıkları yöntemler çocukların kişiliklerinin oluşmasında, olumlu sosyal ilişkiler kurmasında ve toplum içerisinde sağlıklı bir birey olarak yer almasında belirleyici bir husustur. Boşanmanın pasif katılımcısı olan çocukların boşanma sürecini olumlu ya da olumsuz yaşamalarında anne-baba tutumları oldukça etkilidir. Çocukları sosyolojik ve psikolojik olarak gelişmeleri boşanma ile olumsuz yönde etkilenir. Çalışmamızda ise boşanma faktörüne göre ebeveynlerin anne baba tutumlarının çocukluk çağı depresyonuna etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 200 deneğe ( 105 erkek, 95 kız) Anne Baba Tutum Ölçeği, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Korelasyon hesaplamaları ANOVA ve Örneklem T Testi kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında boşanmış ailelerin boşanmamış ailelere göre demokratik tutum ortalamaları düşük, otoriter ve koruyucu tutum ortalamaları yüksek çıkmıştır. Ayrıca boşanmanın çocuklarda depresyon düzeyini arttırdığı bulunmuştur. Otoriter anne-baba tutum ortalamaları artıkça depresyon ortalamasının arttığı gözlenmiştir.

Ana-baba tutumuBoşanmış ailelerDepresyon+4
Derya Kuru
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve çocukluk çağı ebeveyn tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın esas amacı yetişkinlerde belirsizliğe tahammülsüzlük ve ebeveyn tutumlarının bilişsel duygu düzenleme stratejilerini ne düzeyde yordadığını incelemektir. Araştırmaya katılan katılımcıların yaşları "25-52" arasındadır. Örneklem grubu 65 kadın (%65) ve 35 erkek (%35) olmak üzere toplam 100 kişiden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında; Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumu Ölçeği ve Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği kullanılmıştır. Bununla birlikte katılımcılar Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu ile Demografik Bilgiler Formunu doldurmuştur. Elde edilen verilere yönelik analizde "Bağımsız Örneklem T-Testi", "Korelasyon Analizi" ve "Hiyerarşik Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında; Algılanan Ebeveyn Tutumları kadın katılımcılarda erkeklere göre daha yüksek seviyede bulunurken, Algılanan Ebeveyn Tutumları değişkeni alt faktörleri olan reddetme anne ve baba tutumları ile aşırı korumacılık anne ve baba tutumları kadın katılımcılarda daha yüksek seviyelerde tespit edilmiştir. Korelasyon analizlerine bakıldığında, değişkenlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre; reddetme anne tutumu, duygusal yakınlık baba tutumu ve ileriye yönelik kaygının düşünceye odaklanma bilişsel duygu düzenleme stratejisini pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Belirsizliğe tahammülsüzlük kavramının ve ebeveyn tutumları kavramının bilişsel duygu düzenleme stratejilerini düzenlemede önemli bir faktör olduğu ve tedavi müdahalelerinde bu faktöre yönelik müdahalelerin daha uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri geliştirilmesinde önemli katkısı olabileceği düşünülmektedir.

Ana-baba tutumuBelirsizlikten kaçınmaBelirsizliğe tahammülsüzlük+6
İlbey Uçar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular