Psychology

207 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü

Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.

Aile içi şiddetDinDin psikolojisi+7
Selime Ergüven
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Rüya ile ilgili inanç ve tutumların davranış üzerine etkisi

Bu araştırmada rüyaların bireyin dinî ve dinden bağımsız davranışları üzerindeki etkisi ile rüyayla bağlantılı inanç, davranış ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı rüyaların bireyin günlük yaşamına, psikolojik durumuna ve dinî hayatına ne ölçüde ve nasıl etki ettiğini anlamak, rüya fenomeninin günümüzde nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını açıklamaya çalışmaktır. Çalışma hem teorik hem alan araştırmasından oluşan iki boyutlu nitel bir araştırmadır. Teorik bölümde dokümantasyon yöntemi ile elde edilmiş olan rüya ile ilgili veriler sistematik bir şekilde sunulmuştur. Uygulama kısmında ise veriler tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Rastlantısal örneklem, amaçlı örneklem ve kartopu örneklem yöntemleri ile Çorum'da ikamet eden 18 yaş ve üzeri farklı sosyo-kültürel ve dinî geçmişi olan, farklı meslek gruplarından, farklı gelir ve eğitim düzeyine sahip 59 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların genelinin sık olarak rüya gördükleri, gördükleri rüyalar üzerine düşündükleri, rüyayı yorumlamaya çalıştıkları, bazen yorumlaması için güvendikleri kişilerle paylaştıkları ancak rüyaların etkisinin genel olarak kısa sürdüğü, katılımcıların günlük hayatını, rutinini, dinî hayatını ve hayatıyla ilgili aldığı basit ya da önemli herhangi bir kararı etkilemediği tespit edilmiştir. Rüyanın karara etkisi konusunda dindarlık ya da eğitim seviyesi değil kişinin rüyaya yaklaşımının şekillendirici olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun rüyadan sonra uyguladığı herhangi bir ritüelin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireyin sekülerleştikçe rüyaya verdiği önemin ve yüklediği anlamın azaldığı tespit edilmiştir. Bu katılımcıların, daha dindarken Tanrı'dan mesaj olarak nitelendirdikleri rüyalara artık daha rasyonel ya da bilimsel açıklamalar getirmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Rüyaya yüzyıllardır atfedilen dinî değerin azaldığı görülmüştür. Rüyanın dinden ve doğaüstü güçlerden bağımsız, tamamen kişinin bilinçdışından kaynaklı olduğu inancı ve/veya bilgisi yaygın görüş hâline gelmektedir. Buna rağmen, konunun özündeki belirsizlik, gizem ve/veya bazı rüyaların açıklanamaması rüyaların kutsalla olan bağının kesin olarak reddedilmesini zorlaştıran bir unsur olarak ulaşılan sonuçlar arasındadır.

DavranışDin psikolojisiPsikoloji+5
Fatma Nur Bedir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kimlik duygusu, dini yönelim ve psikolojik iyi oluş

Bu çalışmada kimlik duygusu ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin dini yönelim bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adnan Menderes Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde eğitim gören 488 öğrenci oluşturmuştur. Gerekli etik kurul izni alındıktan sonra Kimlik Duygusu Değerlendirme Aracı (KDDA), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Müslüman Dini Yönelim ve Müslüman Dindarlık Ölçeklerinin yanı sıra demografik bilgi formu sınıf ortamında öğrenciler tarafından doldurulmuştur. Araştırmada KDDA puanları (kimlik duygusundaki sorunlar) psikolojik iyi oluş, içsel dini yönelim ve dindarlık ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Dindarlık ve dini yönelim değişkenleri kontrol edilerek KDDA üzerindeki etkileri incelendiğinde, korelasyon analizi sonucunda çıkan ilişkiler kaybolmuş ve sadece dışsal dini yönelim KDDA ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Yapılan regresyon analizine göre içsel dini yönelim psikolojik iyi oluşu pozitif yönde açıklarken, dindarlık, dışsal dini yönelim ve KDDA negatif yönde açıklamıştır. Daha sonra yapılan moderatör analizine göre, KDDA'da çok yüksek puan alan bireylerin dışsal dini yönelimleri KDDA'nın psikolojik iyi oluş üzerindeki olumsuz etkisini az da olsa hafifletmiştir. Araştırma sonuçları, sınırlılık ve öneriler tartışılmıştır.

DinDini eğilimlerKimlik+4
Ömer Taha Sözer
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlahi ve beşerî aşkın kaynağı, türleri ve boyutları üzerine bir araştırma

Aşkın anlaşılması, araştırılması ve anlamlandırılması günlük hayattaki pratiklerinin kavranması için oldukça önemli olduğu için bu çalışma geçmişten günümüze kadar ilgi ve merakla gelmiş aşk kavramına yüklenen manayı anlamaya çalışmak ve yordamaktır. Birbirleriyle çok yakın olarak kullanılan aşk ve sevgi kavramlarının benzer ve farklı yönlerine açıklık getirmek kavramsal manada akademik bir zemine oturtmaktır. Bu çalışmamızın bir diğer amacı ise geleneksel anlamda yorumlanan ve anlanan aşkın neyi ifade ettiği ile aşka fenomen olarak bakan disiplinlerin bilimsel, kuramsal bakış açılarını anlamaktır. Bu bakış açısını yakalamak amacıyla ilahi aşk, beşerî aşk, İslam bilginlerinin aşka bakış açısı ile aşkın psikoloji disiplini ile ilintili kuramlarını aşkın fizyolojik yönleri ile açıklamaya çalışmaktır.

AşkDin psikolojisiFizyoloji+4
Mehmet Emin Saçar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Manevi destek uzmanlarına göre hastanelerdeki manevi destek hizmetinin psiko-sosyal uyuma etkisi

İnsanların giderek yalnızlaştığı günümüzde zor ve sıkıntılı süreçlerden geçerken gereksinim duyulan desteğin profesyonel yollarca sağlanması ihtiyacı hasıl olmuştur. Özellikle hastalık gibi ölümle yüz yüze gelinen bir süreçte kişiler psikolojik, sosyal ve manevi olarak çeşitli problemler yaşayabilmektedirler. Bütüncül bakımın bir gereği olarak hastaların tedavisi sürecinde ihtiyaç duyduğu psikolojik, sosyal ve manevi desteğin karşılanmasında moral ve motivasyon sağlanmasında görev alan hizmet kollarından biri de manevi destek hizmetidir. Manevi destek hizmeti, hastalık sürecinde yaşanan çeşitli problemlerde dini/manevi referanslarla hastalara eşlik etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada hastaların hastalığa psiko-sosyal uyumları sürecinde manevi destek hizmetinin rolü ve etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma teorik ve alan araştırması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde din, maneviyat ve manevi danışmanlık hakkında genel bilgiler verilmiş olup hastalık sürecinde görülen çeşitli psiko-sosyal sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise mülakat yöntemiyle Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul illerindeki hastanelerde görev yapmakta olan 24 manevi destek uzmanıyla yapılan alan araştırmasında manevi destek hizmetinin hastaların uyum süreçlerine ne ölçüde etki ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular özetlenerek katkı sağlayacağı düşünülen önerilere yer verilmiştir.

Din psikolojisiHastanelerManevi destek+5
Mükerrem Saliha Kars
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzûlî'nin Türkçe divanında insan psikolojisi unsurları

Klâsik edebiyatın en önemli şâirlerinden Fuzûlî, yüzyılardır gerek sanatı, gerek poetikası, gerekse şahsiyetiyle araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Şiirindeki kudret, kendinden sonraki şâirleri etkilemiştir, etkilemeye devam etmektedir. Fuzûlî' nin şiirleri kadar kendisi de merak konusu olagelmiştir. Araştırmacılar şiirlerinde söylemek istediklerini, betimlediği duyguları değişik açılardan halen irdelemektedirler.Bu çalışmada Fuzûlî'nin şiirlerinde karşımıza çıkan insana dair bir takım his ve hasletlerin, insan psikolojisi unsurlarının incelenmesi söz konusudur. Öncelikle Fuzûlî'nin Türkçe Divanı taranmış, karşımıza çıkan ruh halleri tespit edilmiştir. Şâirin bu ruh hallerini işlerken yaklaşımı, divanın tamamından örneklerle ortaya konulmuştur.Çalışmada ele alınan ruh halleriyle ilgili temel bilgiler, tanımlar, izahlar söz konusu ruh hali işlenirken öncelikli olarak verilmiştir. Başka araştırmacıların söz konusu maddelerle ilgili değerlendirmeleri ile konuyla ilgili bilgiler zenginleştirilmeye gayret edilmiştir. Çalışmada ele alınan ruh halleri alfabetik olarak şöyledir: Ağlamak-gözyaşı dökmek-üzülmek, ah etmek, aşk, can vermek-fedakârlık, cefa çekmek-haksızlığa uğramak, huzur-huzursuzluk, insaf etmek-hoşgörülü olmak, gam-ıstırap çekmek, melâmet, pişmanlık, sabır, şükür, sevinç-mutluluk, utanma, ümitli olmak, vefa.Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, Divan, Psikoloji, İnsan, Ağlama, Göz yaşı, Aşk, Acı çekmek.

Divan edebiyatıEdebiyatEski Türk edebiyatı+5
Zafer Karafil
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Cahit Sıtkı Tarancı'nın ölüm konulu şiirlerine psikolojik bir bakış

ÖZET CAHİT SITKI TARANCI'NIN ÖLÜM KONULU ŞİİRLERİNE PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ YETİŞTİREN, Nuri Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Abdullah ACEHAN Temmuz, 2014, 169 sayfa Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956), Cumhuriyet Devri Türk edebiyatının önde gelen sanatçılarından birisidir. Özellikle şiir alanında adını duyurma başarısı gösteren ünlü şair, ''Otuz Beş Yaş '' şiiriyle ünlenmiş ve ''ölüm şairi'' olarak anılmıştır. Daha lise yıllarında iken ilk şiirlerinin ''Muhit'' dergisinde yayımlanması, iyi bir şair olma yolunda onu kamçılamış ve 1933'te ilk şiir kitabı olan ''Ömrümde Sükût'' eserini edebiyat dünyasına hediye etmiştir. Bunu sırasıyla 1946'da ''Otuz Beş Yaş'', 1952'de ''Düşten Güzel'' ve şairin ölümünden sonra da 1957'de ''Sonrası'' kitapları takip etmiştir. Gerek yaşadığı dönemde gerekse günümüzde sevilerek ve beğeniyle okunan şair hakkında birçok çalışma yapılmıştır ve daha da yapılacağı kanaatindeyim. Çünkü Cahit Sıtkı'nın; Türkçeye olan hâkimiyeti, duygularındaki samimi ifade tarzı ve klasik konuları özgün bir şekilde ele alması edebiyatçıları her zaman kendisine çekmeyi başarmıştır. Diğer çalışmacıların, şairin en çok üzerinde durduğu ''ölüm'' temine sadece konu olarak yaklaşmalarına karşın biz de aynı konuya farklı bir bakış açısı getirerek, ''ölüm'' kavramını psikolojik yönden değerlendirmeyi yeğledik. Şairin; Ramazan Korkmaz tarafından 43, Enver Okur tarafından ise 62 adet ölüm konulu şiiri incelenmiştir. Bu iki çalışmadaki ortak şiirleri göz önünde bulundurduk ve biz de bu ele alınan şiirlerden farklı olarak, şairin 21 adet şiirini daha ölüm perspektifinden değerlendirdik. Cahit Sıtkı'nın yayımlanmamış şiirleri üzerine incelemeleri olan Nuran Özlük ve Hakan Sazyek'in çalışmalarında, şairin ölüm konulu şiiri bulunmadığı için bu şiirleri değerlendirmeye tabi tutmadık. Cahit Sıtkı'nın ölüm konulu şiirlerini psikolojik açıdan değerlendirdiğimiz bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde Tarancı'nın resmi hayatı anlatılmaktadır. İkinci bölüm şairin kültür hayatından oluşmaktadır. Şairin sanat anlayışı, şair ve şiir hakkında düşündükleri ile eserleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, diğer sanatçıların Cahit Sıtkı Tarancı'nın sanatı üzerine söyledikleri de ayrı bir başlık altında verilmiştir. Üçüncü bölümde ölüm temi; materyalizm, pozitivizm bakımından ve dinî açıdan incelenerek bu görüşlerin temsilcilerinin görüşleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde edebiyat ve psikolojinin bir bilim dalı olarak birbirine yakınlık ve uzaklığı ile ilişkileri ele alınmıştır. Edebiyatta ölüm teminin yerinden de kısaca bahsedilmiştir. Ayrıca, Cahit Sıtkı'nın ölüm konulu şiirlerine psikolojik açıdan yaklaşılmış ve şairin ölüm karşısındaki psikolojisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ölüm, Ölüm Psikolojisi, Edebiyat ve Psikoloji, Materyalizm ve Ölüm, Pozitivizm ve Ölüm, Dini Açıdan Ölüm, Cahit Sıtkı Tarancı ve Ölüm Korkusu, Cahit Sıtkı Tarancı.

PsikolojiPsikolojik analizTarancı, Cahit Sıtkı+3
Nuri Yetiştiren
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Pandemi döneminde alınan karantina tedbirlerinin toplum ve hastalar üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada COVID-19 pandemi döneminin ve bu süreçte alınan karantina tedbirlerinin toplum ile hastalar üzerinde yarattığı psikolojik etkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Ertuğrul 36 Nolu Eğitim Aile Sağlığı Merkezine başvuran hastalar ve hasta yakınlarının katılımı ile gerçekleştirilmiştir (n = 305). Kişilerin sosyodemografik özellikleriyle birlikte, anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) düzeyi değerlendirilmiştir. Kişilerin %57,7'si kadındı ve yaş ortalaması 39,87 ± 16,26 yıldı. Kişilerin %22,9'unda yüksek/ciddi düzeyde anksiyete, %69,8'sinde en az hafif düzeyde olmak üzere depresyon olduğu saptandı. Uyku problemi yaşayanların, çalışma arkadaşı ya da yakını COVID-19 geçiren ya da ölenlerin, sigaraya başlayan ya da sigara miktarı artanların, pandemi döneminde yaşadığı sorunlar nedeniyle hayatı olumsuz etkilenenlerin anksiyete, depresyon ve TSSB düzeyi daha fazlaydı. Kadınların, korkutucu, dehşet verici veya travmatik olay yaşayanların anksiyete ve depresyon düzeyleri daha fazlaydı. Maddi kayıp yaşayıp yaşam standardı etkilenenlerin depresyon ve TSSB düzeyi daha fazlaydı. 35 yaş ve altındakilerin, ilkokul mezunları ile karşılaştırıldığında üniversite mezunlarının, alkol içme miktarı artanların, karantina tedbirleri nedeniyle psikolojik sıkıntı yaşayan, hayatı olumsuz etkilenen ve kilo alanların depresyon düzeyi daha fazlaydı. Yaş azaldıkça depresyon düzeyi artmaktaydı (r =-0,299; p<0,001). Ayrıca kişilerin anksiyete, depresyon ve TSSB düzeyinin her biri diğeriyle anlamlı düzeyde korelasyon göstermekteydi (p<0,001). Pandemi koşullarında yaşanan birçok olumsuz durum ve kişisel özellikler anksiyete, depresyon ve TSSB düzeyini arttırmaktadır. Ayrıca bu durumların ortaya çıkışı ve düzeyi bir diğeriyle ilişkilidir. Pandemi döneminde karşılaşılan olumsuzlukları engellemeye yönelik çabalar, toplumun psikolojik olarak yıpranma düzeyini azaltabilir. Anahtar sözcükler: Pandemi, Anksiyete, Depresyon, Travma sonrası stres bozukluğu

AnksiyeteCOVID 19Depresyon+5
Elif Özhan Erdem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Emotional influences of color in the design of interior spaces

Design researches and its association with emotions are new research in the world. There is an apparent lack in Iraq of research dealing with the emotional aspect of design. Selections of colors for interior spaces were usually accomplished either by the designer or by the investor based on imported formulas, especially in fast food restaurants. This was the main problem addressed in this research. One of the most important objectives of the research was to determine the emotional values of the primary and secondary colors based on the choices of samples from Iraqi society. The researcher examined color and its relationship with emotions in a theoretical framework. In addition, previous studies are reviewed and discussed. A survey study was conducted to reach the research data. The most important of these is the design of two questionnaires to determine the emotional vocabulary for each color based on the culture of Iraqi society. One of the questionnaires was created for abstract colors and the other for the interiors of fast-food restaurants. Participants in the questionnaire were students of the Department of Design, University of Baghdad. The research reached a number of results, the most important results were: a) each color has an emotional value that varies based on time, place, and society's culture. b) It is preferable to use yellow, separately or as a dominant color, in fast food interiors in Iraq, as it has achieved the highest emotional vocabulary, Acceptable and Attractive, followed by violet color.

LightingEmotionFast food restaurant+5
Mohanad Mohammed Alı Al-qaysı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessAR

"التأثيرات النفسية في شعر ابي العلاء المعري "

This research tries to bring a psychological approach to Ebu'l-Ala el-Maarri's poetry, thus making a comparative analysis between the author's life on the one hand and his poetry on the other. In this context, a framework of the author's psychological crises is presented, then the psychological effects caused by these crises will be examined, thus evaluating how effective these effects are on his literature and poetry. In this framework, the study is divided into sections, namely introduction, three chapters and conclusion. In the first part, the characteristics of psychological effects in the eyes of al-Maarri are discussed, and in the second part, the external causes of this psychological effect are mentioned. Then, the appearance forms of psychological effects are discussed in the third part. Finally, in the conclusion part, the results and suggestions obtained during the research are given. A descriptive analytical approach was followed in the research as it was suitable for the aims and requirements of the study. Examining the bad conditions that caused the psychological effects, smallpox, loss of vision, loss of mother and father can be counted the tragedies that il al-Maarri faced during his journey in search of knowledge. The crises and tragedies that the author has faced throughout his life can be considered the most important causes and motives of the psychological effects he has been exposed to. Because he had to cope with various kinds of psychological crises that emerged in different forms and progressed gradually as a result of the events and conditions to which he was exposed one after the other. The main ones are depression, isolation and loneliness and the way he looks at himself .

Omar Maad Hameed Hameed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve batı'da hümanizm/insan sevgisi: Örtüşüp ayrıştığı kısımlar

Hümanizm, Rönesans'tan bugüne güncelliğini koruyarak gelmiştir. Nitekim bugün hümanizm ile ilgili sürekli makale, tez, kitap çalışmaları veyahutta bilimsel toplantılar yapılmaya devam ediliyor. Ancak hümanizm kavramı ile ilgili hala bir kargaşa olduğu da tartışmasız kabul edilmektedir. Bu da göstermektedir ki hümanizm sadece bir tanıma ve anlama sahip değildir. Aslında bu tez naçizane bu kavram kargaşasını bir netliğe kavuşturmayı ve hümanizm kavramına yeni bir tanımlama yapmayı hedefleyen bir çalışmadır. Hümanizmin gelişinden önceki dönemle birlikte daha eski dönemlerde de kavramın adı ortada olmamasına rağmen anlam olarak var olduğu, sonraki dönemlere olan etkisi, yeniden yapılanması, insancılık ve insan sevgisi ile Doğu'da ve Batı'da birleşip ayrıştığı kısımlar araştırılmıştır. Araştırmanın hedefine yönelik olarak hümanizmin köklerinden gelişimine doğru bir araştırma yapılıp tarihsel gelişimi ve insan sevgisi ile ele alınan birlikteliğinin özünde ne anlam taşıdığı, örtüşüp ayrıştığı kısımlar esas alınmıştır.

FelsefeFelsefe tarihiFelsefeciler+7
Nergis Köse Uzun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servis ünitesinin hemşireler üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi

Acil servis, kesintisiz sağlık hizmeti ve acil sağlık hizmeti veren bir birimdir. Acil servis hemşireleri diğer birimlerde çalışan meslektaşlarına göre daha yoğun iş stresine maruz kalmaktadır. Bu araştırma, Irak'ta bir Devlet Hastanesi Acil Servisinde çalışan hemşirelerin yaşadıkları iş stresi ve buna bağlı psikolojik sorunları incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamında 120 hemşire ile görüşülmüştür. İş stresinin hemşireler üzerindeki psikolojik etkilerini incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından 56 soruluk bir veri toplama formu hazırlanmıştır. Bu formdaki sorular hemşirelere sorulmuştur. Hemşireler, acil servisin çalışma koşullarından, çalışma saatlerinden, mesleki beklentilerin karşılanmamasından, ekonomik koşullardan, hasta ve hasta yakınları ile iletişim sorunlarından, şiddete maruz kalmaktan şikayetçidir. Bu çalışmada Irak'ta bir Devlet Hastanesinde çalışan acil servis hemşirelerinden acil servislerin psikolojik etkilerine ilişkin soruları yanıtlamaları istenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin sunumunda frekans (sayı, yüzde) analizleri kullanılmıştır. %68,3'ünün ruh sağlığının bozuk olduğu, %87,5'inin depresyon ilacı ihtiyacı olduğu ve %46,7'sinin acil serviste çalışırken hasta ve yakınlarından sözlü veya fiziksel şiddete maruz kaldığı belirlenmiştir. Hemşirelerin %75'i kişinin işi nedeniyle zihinsel bir bozukluk geliştirebileceğine inanmakta, %90'ı acil servisteki çalışma koşullarından memnun, %84,2'si acil serviste yaptıkları iş için takdir edildiklerine inanmakta olup %95'i işteçok stresli hissetmektedir. Araştırmada hemşirelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çalışma saatlerinin kısaltılması, hemşire sayısının arttırılması, hemşirelik mesleğinin kurumsallaşması, uzmanlık eğitimine önem verilmesi, ekonomik koşulların iyileştirilmesi, gönüllülüğe önem verilmesi gibi önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Hastane, Hemşire, İş Stresi, Psikolojik Etkiler, Şatrah

Acil servis-hastaneAcil tıpHastane hemşireleri+6
Ahmed Faısal Kareem Alkaabı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A study on the attitudes of young learners towards learning English

Teaching young learners (TYL) has been on the agenda of educationists for a long time. Therefore, a lot of investigations have been carried out about the features and psychology of young learners and techniques for how best to teach young learners. In line with this, it is also important to know the attitudes of young learners towards learning English. In the current study, our main concern is to investigate the nature of young learners? attitudes towards learning English, and whether these attitudes have any relationship with their language proficiency. A descriptive research study was conducted with young learners. 300 fifth grade students aged 11 ? 12 from 4 different primary schools in Adıyaman participated in the study. For the purposes of this study, data were collected by administering an attitude questionnaire, and a critical incident questionnaire. Questionnaires were analyzed by using SPSS 11.0 (Statistical Package for Social Sciences). Descriptive analysis was performed and frequencies and percentages were calculated. This study mainly investigated the relationship between the students? English proficiency levels of students at two different schools with the lowest and highest average of scores in English classes and their attitudes towards learning English. Thus, individual results are not in the framework of the study.The results of this study revealed that students have positive attitudes towards learning English, and that there is not a significant relationship between the attitudes of students and their proficiency level.

Study of languagesPersonality traitsPsychology+6
Aydın Fırat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel futbolcuların psikolojik savaşlarını keşfetmek

Bu çalışma; profesyonel futbolcuların psikolojik savaşlarının keşfetmek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya, Türkiye Futbol Federasyonu profesyonel ligler bünyesinde ve farklı farklı kulüplerde oynayan 10 erkek futbolcu katılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma desenlerinden biri olan ve nasıl niçin sorularını ön plana çıkaran durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak ''Görüşme Formu Tekniği'' çerçevesinde araştırmacı tarafından açık uçlu sorular oluşturulabilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile sonuçlandırılmıştır. Araştırma sonucunda profesyonel futbolcuların oynadıkları kulüplerin %40'ında psikolojik danışman olmadığı, yaşadıkları olumsuzluklar karşısında aileleri ve yakın çevreleri ile bu süreci atlattıkları sonucuna ulaşılmış ve bazı durumlar da kulüplerde futbolculara psikolojik danışmanlık verilmesi gerekliliği söylenebilir.

FutbolFutbolcularProfesyonellik+5
Pınar Sarı Koçak
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Grupla psikolojik danışmada şiir kullanımı: Deneysel bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, şiirle psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin empati ve duygu farkındalığı düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığını incelemektir. Araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin empati ve duygu farkındalığı düzeylerini belirlemek amacıyla Kişiler Arası İlişki Boyutları Ölçeği Empati Alt Ölçeği (KİBÖ-EAÖ) ve KİBÖ Duygu Farkındalığı Alt Ölçeği (DFAÖ) kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların şiirle psikolojik danışma oturumlarına ilişkin görüşlerini öğrenmek amacıyla Oturum Günlüğü ve şiirle psikolojik danışma süreci ile ilişkili görüşlerini öğrenmek amacıyla da Şiirle Psikolojik Danışma Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarına 16 üye atanmıştır. Katılımcılar Çukurova Üniversitesi'nde lisans öğrenimi görmektedir. Elde edilen nicel verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22 paket programından yararlanılırak şiirle psikolojik danışmanın değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Sonuçlar şiirle psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin empati puanları üzerinde olumlu yönde anlamlı bir etkisinin olduğunu ve bu etkinin uzun sürede kalıcı olduğunu göstermiştir. Buna karşılık deneysel işlemin katılımcıların duygu farkındalığı puanları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Buna ek olarak şiirle psikolojik danışmanın öğrencilerin kişisel (özgüven, duygusal rahatlama, kendini gerçekçi değerlendirme ve kişisel bilinç sahibi olma) ve kişilerarası boyutta (kendini açma, etkili iletişim ve dinleme, güvengenlik, işbirliği-bağlılık-güven ve çatışma çözme) kazanım elde etmesine yardımcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Kişilerarası ilişki, iletişim, empati, duygu farkındalığı, şiirle psikoloji danışma.

Duygusal farkındalıkEmpatiGrupla psikolojik danışma+5
Ersun Çıplak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Süpermarket çalışanlarında bel, boyun ağrısı ve psikolojik durum değerlendirilmesi

Bu araştırma süpermarket çalışanlarında bel/boyun ağrısı ve psikolojik durumu sorgulamak, katılımcıların markette çalışma süreleri ve çalıştıkları birim arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. 50 süpermarket çalışanı homojen olarak gruplandırılarak çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların değerlendirilmesinde, Demografik Bilgiler Anketi, Oswestry Bel Ağrısı Anketi, Boyun Ağrı Değerlendirme Anketi, Beck Depresyon Ölçeği ve katılımcıların ağrı şiddetini değerlendirmek için de Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanılmıştır. Katılımcıların %22'sinde bel ağrısı, %16'sında ise bel ve bacak ağrısının birlikte bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %42'si farklı niteliklerde boyun ağrısı tariflemiştir. Boyun ağrı anketi puanı ortalamaları: 9,04 (min:0,max:58) dür. Katılımcıların Beck Depresyon Ölçeği skor ortalamaları normal psikolojik durum aralığındaydı. Çalışanların bel ağrısı VAS ortalamaları: 2,3 (min:0, max:10) iken, Oswestry Bel Ağrı Anketi ortalamaları, hafif fonksiyonel yetersizlik olarak nitelendirilen aralıktaydı (ort. 4,56). Katılımcıların ortalama yaş değerlerinin 29,5 olup genç aralığında, ortalama olarak hafif fonksiyonel yetersizlik sonucunun çıkması iş yüküne bağlı olabilmektedir. Bu durumda ağrının mekanik yük/travmaya maruz kalmakla ilişkilendirildiği birçok literatür bilgisiyle uyumludur. Uygun olmayan pozisyon ve postürlerde yük taşımaya bağlı patolojileri önlemek amacıyla çalışanlar bu konuda uyarılmış ve uygun egzersizler hakkında koruyucu ve tedavi edici amaçlı bilgilendirilerek, güçlü boyun, sırt, bel ve abdominal kaslarının omurgayı korumadaki önemi vurgulanmıştır. Bireylerin markette çalışma yılları ile Vücut Kütle İndeksi (VKİ) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Ki-kare testine göre bel ağrısı lokalizasyonu ile metabolik rahatsızlık, ağrının iş performansını etkileme durumu ve ilaç kullanımı arasında anlamlı sonuç gözlenmiştir. Araştırmamızın ergonomi ve fizyoterapi alanında yapılabilecek çalışmalara ışık tutacağı öngörülmektedir.

AğrıBel ağrısıBoyun ağrısı+4
Ece Uysal Altunbilek
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe atasözleri ve deyimlerde tanrı kavramına din psikolojisi açısından bir yaklaşım

Genellikle edebiyatın konusu kapsamında değerlendirilmiş olmasına rağmen atasözleri ve deyimler din psikolojisi alanında incelenebilir özelliklere sahiptir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken şey dini muhtevaya sahip atasözleri ve deyimleri din psikolojisi açısından değerlendirmek olmalıdır. Çünkü din psikolojisi dindar bireyi ele alır ve bu bakımdan atasözleri ve deyimler topluma mal edilmiş olmasına rağmen bireylerin dini duygu, düşünce ve davranışları sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Türk toplumunun dini bağlamda söylediği her atasözü din psikolojisi bağlamında rahatlıkla çalışılabilir. Bu çalışma, atasözleri ve deyimlerde Tanrı algısı ve tasavvurunun din psikolojik analizinden meydana gelmektedir. Muhtevasında Tanrı, Rab, İlah, Allah, Rahman, Hak ve Rahmet bulunan atasözleri belli bir bütünlük içerisinde incelenip din psikolojisi ile alakalı olarak değerlendirilmeye gayret edilmiştir. Ayrıca Tanrı kavramının Türk toplumunda nasıl bir zemine oturtulduğu ve Tanrı tasavvurlarının din psikolojik bağlamda ne mana ifade ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Atasözleri ve deyimler, Allah'ın sıfatları, Tanrı tasavvuru,Tanrı algısı, din psikolojisi.

AlgıAtasözleriDeyimler+6
Halit Kalli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Davranışsal iktisatta bireylerin ve firmaların yatırım kararlarını etkileyen bileşenlerin rasyonalite perspektifinde analizi

Ana akım iktisadi öğreti, insanları kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden ve faydasını en çoklaştıran rasyonel bir varlık olarak kabul etmektedir. Neoklasik akım ile birlikte mikroekonominin temelleri de rasyonalizme dayandırılmış ve bu sayede matematiksel olarak anlaşılabilir bir disiplin oluşturulmuştur. Ancak zaman içinde rasyonel beklentiler ve etkin piyasa hipotezi gibi makroekonomik modeller, ekonomik aktiviteyi açıklamakta yetersiz kalmıştır. Özünde rasyonel kabul edilen insanın, gerçekte bilişsel ve duygusal birtakım faktörlerden etkilendiğini açıklayan alternatif iktisadi yaklaşımlar geliştirilmiştir. Psikoloji bilimindeki ilerlemeler ile insanların kognitif yanlılıklarının olduğu ve kararlarını belli kısıtlar altında aldığı anlaşılmaya başlanmıştır. Sempati, haz, vicdan, acı gibi duygular insan davranışlarının psikolojiden beslenerek iktisadi kararları nasıl etkilediğini açıklamak giderek önem kazanmıştır. Davranışsal iktisadın ortaya çıkışıyla birlikte deneysel çalışmalarla bireylerin irrasyonel kararlar alabildikleri ve bu kararları etkileyen bilişsel unsurların olduğu kanıtlanmıştır. Bu amaçla çalışmada, bireylerin ve firmaların yatırım karar larındaki psikolojik ve bilişsel eğilimler davranışsal iktisat temelinde araştırılmıştır. Bunun için firmalar ile yarı yapılandırılmış mülakat, fertler ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Kurumsal bazda kalitatif, bireysel bazda ise yapısal eşitlik modeli çerçevesinde hem istatistiksel hem de betimsel açıdan sonuçların gerçek hayatı temsil etme gücü arttırılmıştır. Elde edilen bulgular la yatırım kararların ı etkiyen faktörlerin rasyonellik yapısı detaylı analiz edilmiştir.

Davranış eğilimleriDavranışsal ekonomiFirmalar+5
Murat Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik açıdan hayatın zorlukları karşısında dini inanç ve sabır: Nitel bir çalışma

Dinî inanç sistemlerinin ve öğretilerinin tümünde inananlardan hayatın zorluklarına karşı tahammül etmeleri istenir. Bu tahammül sürecinde inananlar çeşitli şekillerde baş etme stratejileri geliştirmişlerdir. İslamî kültürde inananlardan Allah'ın takdirine razı olmaları, başa gelen zorluklara sabretmeleri, haram ve yasakları terk etme ve ibadetlere devamlılık hususunda sebat ve ciddiyet göstermeleri beklenir. Bu çalışma, hayatın zorlukları karşısında Müslüman bireyin hangi psikolojik hallerden geçtiği merakıyla ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla müslüman kültürde insanların hayatın zorluklarıyla nasıl başettikleri, bu insanların nasıl bir yas sürecinden geçtikleri, yaşanan bu zorluklar ve ardından gelen yas sürecinde sosyal destek sistemlerinin nasıl bir işlev üstlendiği sorularına cevap aranmıştır. Öncelikle hayatın zorlukları, yas tutma süreci, başa çıkma stratejileri ve İslamî kültürde sabır olgusunun teorik altyapısı psikolojik bakışla detaylı bir şekilde incelenmiştir. Daha sonra alan araştırması yapılmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori (grounded theory) yaklaşımıyla hazırlanmıştır. Veriler, amaçlı örneklem metoduyla belirlenen insanların yaşadığı ve araştırmacının bizzat şahit olduğu travmatik olaylar ve sonrasında yaşanan tecrübelerin katılımlı gözlem yapılarak kayıt altına alınmasıyla elde edilmiştir. Ayrıca o travmatik olayları yaşayan veya o hadiselerden birinci derecede etkilenen insanlar ve yakınlarıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen bütün veriler fenomenolojik analize tabi tutulmuştur. Çalışma sonunda başa çıkma ve sabır bağlamında bazı zorlanan insan tipleri (Şaşkınlar, Kaygılılar, Öfkeliler, Suskunlar, Teslimiyetçiler) ile karşılaşılmış, bir model önerisi olarak da sabra yolculuğun beş hali (Şok-Şikayet-Şüphe-Şükran-Şükür) adını verdiğimiz bir çerçeve oluşturulmuştur. Sonuç olarak inanan insanların hayatın zorlukları karşısında bu hallerden geçeceği ve bu tiplerden birine bürüneceği iddiası ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Keder, yas, sosyal destek, başa çıkma, inanç, iman, sabır.

Din psikolojisiDini imanPsikoloji+6
Süleyman Doğanay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fanon'un çalışmaları: Sömürgecilik bağlamında psikoloji kültür ilişkisini yeniden düşünmek

Sömürgecilik gücünü ekonomik bir tahakkümden alarak uzun yıllar boyunca özellikle Batı'nın kendisinin karşısında daha aşağıda konumlandırdıklarının üzerinde uyguladığı siyasal, sosyal ve ekonomik bir sistemdir. Her ne kadar sömürge sistemi ekonomik tahakkümden gücünü alsa da, geniş bir çerçeveden bakıldığında mesele sadece ekonomi ile sınırlı değildir. Sistemin kültürel, psikolojik, kitlelerarası ilişkiler temelinde de çok büyük etkileri olmuştur. Frantz Fanon da sisteme çok boyutlu yaklaşan, sistemin devamlılığını sağlayan unsurları farklı perspektiflerden ele alan bir düşünür ve psikiyatrdır. Fanon hem sömürgeciliği deneyimlemiş hem de Cezayir bağımsızlık mücadelesinde aktif rol almıştır. Fanon sömürge sisteminin sömürgeleştirilmiş insana yaşattığı kendi kimliğine yabancılaşmasını ve aşağılık duygusunu analiz etmektedir. Sömürgeciliğin insan bilincinde ve kimliğinde oluşturduğu derin yıkımı kendi varoluşsal süreci üzerinden ortaya koymaktadır. Bu çalışmada da Fanon'un düşünceleri ışığında sömürgecilik bağlamında psikoloji kültür ilişkisi antropolojik bir bakışla incelenecektir. Sömürge sistemine antropolojinin etkisine, sömürgeciliğin insan psikolojisinde yarattığı etkiye, Fanon'un sömürgecilik ile ilgili analizlerine, onun eserleri ve fikirleri üzerinden bakılacaktır. Öncelikle sömürgecilik kavramına ve etki alanları ile etkilendiği alanlara odaklanılacaktır. Sonrasında da Fanon'un sömürgecilik konusunda fikirleri başlıklar halinde ele alınıp, son olarak Fanon'un etki alanlarına odaklanılacaktır. Nitel araştırmanın tarihsel etnograf yöntemiyle literatür taraması yapılacaktır. Fanon eserlerini kaleme aldığı, sömürge sistemine karşı sömürgesizleştirme mücadelesi verdiği dönemlerde ve sonrasında, sadece akademik anlamda değil, pratikte de birçok toplumu ve çevreyi etkilemiş bir düşünürdür. Fanon'un düşünsel ve alan yazın hayatı günümüzde de birçok olgu ve olayı aydınlatmada önemli bir kaynaktır. Bu yüzden Fanon'u yeniden düşünmek, farklı bakış açılarının kapılarını da aralayacaktır.

Frantz, FanonKültürPsikoloji+2
Yasemin Uyar Düzgün
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal iktisat bağlamında ekonomi ve psikoloji ilişkisi

Psikoloji, davranışları ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. İktisat bilimi ise kaynakların; tüketiciler, firmalar ve piyasalar gibi ekonomik aktörler arasında nasıl dağıtıldığıyla ilgilenmektedir. İktisat ve psikoloji bilimlerinin ortak çalışmasında ekonomik davranışların gözlemlenmesi, gözlemlere dayalı genellemelerin oluşturulması ve hipotezlerin test edilmesi konuları yer almaktadır. Yıllar boyunca, hem iktisatta hem de psikolojideki önde gelen araştırmacılar, ana akım iktisadın ilkelerinin bazılarını psikolojik olarak gerçekçi bulmadıkları ve ekonomik analizi geliştireceğine inandıkları alternatif varsayımlar sunulması gerektiği konusunda eleştirdiler. Bu bağlamda psikolojinin özellikle son yıllarda ekonomiye daha fazla dahil edilmesiyle birlikte nedensel bağlantılar kurularak iktisadi olayların daha iyi analiz edilmesine imkan sağlanmaktadır. Anahtar kelimeler: psikoloji, ekonomik psikoloji, davranışsal iktisat, rasyonalite

Davranışsal ekonomiDavranışsal finansEkonomi+2
İnci Aydan Başaran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an kıssalarında bahsedilen kadınların duygu ve düşünce yansımaları

İnsan maddi ve manevi varlığıyla özellikle de iç dünyasını ifade eden ruhsal yaşantısıyla çok yönlü karmaşık bir yapıya sahiptir. Onu diğer varlıklardan farklı ve değerli kılan akıl, irade, düşünce ve duygu gibi birtakım ruhsal donanımları ve bunların davranışlarla ilişkisi bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Bu bağlamda bilimsel verilerin yanında ilahi kaynaklı dini metinlerin içerikleri de önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Biz bu çalışmada İslam dininin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'de yer alan ve insan psikolojisini anlamada önemli bir fonksiyonu olduğunu düşündüğümüz kıssalar üzerinden kadınların ruh dünyalarını anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik bir araştırma yaptık. Kıssalarda bahsi geçen kadın karakterleri inceleyip onların davranışlarına etki eden düşünce ve duygu unsurlarını tespit etmeye çalıştık. Kavramsal zeminde insana özgü yaşamın duygu, düşünce ve davranış boyutlarının birbirini dönüşümlü olarak etkileyen örüntülü bir yapıda olduğu ve şartlara göre birbirini tetiklediği fikri benimsenmiştir. Ruhsal yapıda erkeklerin mantıksal, kadınlarınsa duygusal yönlerinin ağır bastığı ileri sürülmüştür. Kıssalarda bahsi geçen kadınların öne çıkarılan tutum ve davranışları incelendiğinde psikolojik arka planda onları besleyen birçok duygu ve düşünce unsurlarının yer aldığı görülmüştür. Kadınların dini tecrübe ve yaşayışlarında duygu faktörünün oldukça etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kur'an kıssaları, Kadın psikolojisi, Duygu, Düşünce, Tutum, Davranış

DuyguKadınlarKur'an-ı Kerim+3
Ayşe Zenbilci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bağlanma biçimleri, bilinçli farkındalık düzeyleri ve psikolojik belirtileri arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada, bağlanma, bilinçli farkındalık ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini 452 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların bağlanma biçimleri, bilinçli farkındalık düzeyleri ve psikolojik belirtilerinin düzeyi ve aralarındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Bu amaçla Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE-I), Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. Ayrıca bir kişisel bilgi formu kullanılarak katılımcıların cinsiyet, yaş ve sosyo-ekonomik seviyelerine dair bilgi alınmıştır. Uygulanan analiz sonuçlarına göre; bilinçli farkındalık düzeyi ile kaygılı bağlanma biçimi, güvenli bağlanma biçimi ve rahatsızlık ciddiyeti indeksi arasında negatif, bilinçli farkındalık düzeyi ve kaçıngan bağlanma biçimi arasında ise pozitif, rahatsızlık ciddiyeti indeksi ile kaygılı bağlanma biçimi, kaçıngan bağlanma biçimi ve güvenli bağlanma biçimi arasında ise pozitif yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre bağlanma biçiminin, bilinçli farkındalık düzeyini yordadığı bulunmuştur. Travma ve bilinçli farkındalık düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Elde edilen bulgulara demografik değişkenler açısından bakıldığında ise; bağlanma alt-boyutlarının tümünde kadın katılımcılar ile erkek katılımcılar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca, yaşın farklılaşmasının kaygılı bağlama biçimi ve rahatsızlık ciddiyeti indeksi üzerinde, sosyo-ekonomik seviyenin farklılaşmasının ise rahatsızlık ciddiyeti üzerinde bir fark ortaya koyduğu bulunmuştur. Bütün sonuçlar ele alındığında, bağlanmanın ve bilinçli farkındalığın, psikolojik belirtiler ile ilişkili olduğu söylenebilir. Elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriBilinçli farkındalık+7
Beyzanur Albayrak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergen diyabetlinin erişkin döneme geçişinde yaşadığı psikososyal sorunlar ve kaygı durumları

Tip 1 diyabet çocukluk çağı kronik hastalıklarının başında gelmekte olup düzenli metabolik kontrol ve takip gerektiren aynı zamanda çocuk, aile ve diyabet ekibi için kontrolü son derece güç olan bir durumdur. Diyabet takibi ve kontrolünü zorlaştıran en önemli neden ise her yaş döneminde ayrı, farklı bakım ve eğitim stratejilerine gereksinim duyulmasıdır. Özellikle çocukluk dönemindeki takip ve kontrolden, erişkin dönemdeki takip ve kontrole geçiş aşamasında bazı tedbirler alınması, takibin devamının sağlanması ve bu sürecin sorunsuz atlatılması ergen, aile ve diyabet ekibi için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, adölesan diyabetlinin erişkin döneme geçişinde yaşadığı psikososyal sorunlar ve kaygı durumlarını belirlemek üzere Haziran-Temmuz 2016 tarihleri arasında niteliksel olarak yürütülmüştür. Veriler görüşme formu, Beck Depresyon Ölçeği(BDÖ), Durumluluk ve Süreklilik Kaygı Ölçeği ve derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Düzenli kontrollere gelen, daha önce bireysel ve grup eğitimi-ileri düzey karbonhidat sayımı eğitimi almış, insülin pompası (9/16) (%56,2) çoklu insulin rejimi kullanan (7/16(%43,7), 18-24 yaş arası araştırmaya katılmayı kabul eden 16 diyabetli ergen çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubuna sorular yöneltilerek, alınan yanıtlar ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmış, elde edilen kayıtların yazılı dökümü çıkarılmıştır. Verilerin analizinde içerik analiz yönteminin yanı sıra frekans ve yüzde dağılımı gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Görüşme içerik analiz gruplamasına göre 5 tema, 13 ana kategori, 52 tematik ünite oluşturulmuştur. BDÖ'ye göre çalışmaya katılanların %25,0'i depresif olarak ve STAI FORM TX-I' ye göre %67'si ve STAI FORM TX-II'ye göre %68,7'si kaygılı olarak tespit edilmiştir. İçerik analizi sonuçları normbağımlı değerlendirmelerden elde edilen bulguları destek nitelikte olup, adölesanlar erişkin kliniğine geçişe ilişkin çok çeşitli alan ve konularda kaygılarını belirtmişlerdir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, iyi yapılandırılmış bir geçiş eğitim programına ihtiyaç olduğu ve ön hazırlıkla bu kaygıların azalacak hatta ortadan kalkacağı düşünülmektedir. Geçiş protokolleri ve rehberlerinin, çocuk ve erişkin kliniklerinde uygulanarak bakımda ortak dilin oluşturulması sağlanmalıdır. Çocukla erişkin arasında geçiş polikliniği oluşturulmasına ve adölesanların bu poliklinikte takip edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Araştırma bulguları, literatür eşliğinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tip 1 diyabet,kronik hastalık,ergenlik dönemi, erişkine geçiş dönemi

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Ergenler+3
Nurdan Yıldırım
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00

Related subjects