Reform

Bu konu başlığı altında 111 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Kral Selman Dönemi Suudi Arabistan'da toplumsal cinsiyet ve devlet: Bir neopatrimonyalizm analizi

This thesis analyzes the politics of gender in Saudi Arabia with a special attention to current reform agenda under King Salman's and Crown Prince Mohammed bin Salman's rule. It problematizes the controversies within the current reform agenda regarding the actual status of women's rights and the state's declared steps. The thesis adopts neopatrimonialism as a conceptual framework and investigates both historical and contemporary gender politics of Saudi Arabia in order to discuss the scope of reforms and the possibility of their success. The thesis aims to show that regime type of the state effects the scope and achievements of women's rights and empowerment. In this vein, it classifies Saudi Arabia as a neopatrimonial regime and argues that engagement of the state with traditions and modernization shaped its attitudes and policies vis-à-vis women's issues. In order to tackle how neopatrimonialism shapes gender politics in Saudi Arabia, this study offers an in-depth discussion of the impact of state formation, rentier economy, process of modernization, globalization, geopolitics of global war on terrorism after 9/11, and the current social and political reforms on gender under King Salman's rule. It proposes that Saudi Arabia subordinates women's rights and empowerment into sustaining and securing the neopatrimonial authority of the state. This thesis also asks, 'where are women?' in these processes and proposes that women's agency also influences the reform discourse and policies. Yet, Saudi Arabia despite its current emphasis on gender reform securitizes women's activism and uses coercive apparatus of the state in order to oppress and silence women's voices so as to sustain its personal and familial authority.

StateWomen rightsNeo-patrimonalism+3
Dilruba Taş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminde yeniden yapılanma: Hedefler ve sonuçları

Ülkemizde uygulanan sosyal güvenlik sisteminin gerek yapısı gerekse sorunları 1990'lı yılların sonlarına doğru tartışma konusu olmuş ve hala günümüzde yaygın bir şekilde eleştirilmektedir. Sosyal güvenlik sistemi SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı olmak üzere üç kurum tarafından yürütülmekteydi. Ancak sosyal güvenlik kuruluşlarında giderek artan açıkların yaşanması sebebiyle sisteme getirilen eleştirilerin daha da şiddetlenmesine neden olmaktaydı. Yaşanan açıklar sonunda ekonomik istikrarsızlıkların oluşması ve buna bağlı olarak yoksulluğun artması sistemin yetersizliğini ortaya koymaktaydı. Sosyal güvenlik sisteminde reform yönündeki çalışmaların hızlanmasını sağlamıştır. Sistemin etkinliğini artıracak olan reformun ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımıza eşit şartlarda ve kaliteli güvence sağlama olanağı yaratılmaya çalışılmıştır. Bundan hareketle çeşitli reform aşamalarından sonra, tek bir sosyal güvenlik kuruluşu öngörülerek bahsedilen üç kurumun tek çatı altında birleşmesi amacıyla 5502 sayılı Kanun yürürlüğe koyulmuştur. Bu çalışmada sosyal güvenlik sisteminin sorunları esas alınarak bu sorunlara çözüm getirmek hedefi ile uygulamaya konulan 5502 sayılı Kanunun günümüzdeki durumu değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Emeklilik sistemiReformSosyal güvenlik+4
Kübra Sofuoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel ekonomi politikteki değişim çerçevesinde IMF-Türkiye ilişkileri

Bu çalışma, küresel ekonomi politikteki yaşanan değişimler doğrultusunda Uluslararası Para Fonu'nun yönetişim alanında yaptığı reformlarla yeniden şekillenen Türkiye ile Uluslararası Para Fonu arasındaki ilişkilerin, bu reformlar etrafında incelenmesini içermektedir. Bu araştırmanın yapılmasında asıl neden; dünya ekonomisindeki değişimlerin IMF'de yarattığı etkiler neticesinde Türkiye-IMF ilişkilerinin nasıl değiştiğini ortaya koymaktır. Bunun için öncelikle IMF hakkında genel bilgilere değinilmiş, ardından Türkiye'nin, üyeliğinden son Stand-By anlaşmasının sonlanmasına kadar IMF ile olan ilişkileri kronolojik olarak ele alınmıştır. Daha sonra IMF'nin reform gereksinimi ve reformlara neden ihtiyaç duyduğu tespit edilmiş olup IMF'nin yaptığı reformlar incelenmiştir. Bu reformlar 2006, 2008 ve 2010 reformlarını kapsamaktadır. Son bölümde ise; IMF'nin yönetişim alanındaki reformları çerçevesinde Türkiye-IMF ilişkilerinde görülen değişimler ve özellikle bir gelişmekte ülke olan Türkiye'nin fon içerisindeki değişen konumu ortaya konmuştur. Bir gelişmekte ülke olan Türkiye'nin son yirmi yılda hızla gelişen ekonomisiyle dünya ekonomisindeki önemi artmıştır. Bu önem dahilinde Uluslararası Para Fonu ile olan ilişkilerinin de değişime uğraması olağandır. Bununla beraber IMF'nin de kendi içinde yaptığı reformlar bir bütün olarak ele alındığında, Türkiye ile IMF arasındaki ilişkilerin nasıl değiştiğini anlamak arıca önemlidir. Anahtar Kelimeler: Dünya Ekonomisi, Reform, Uluslararası Para Fonu, Yönetişim

IMFReformTürkiye+3
Mehmet Çakmak
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kang Youwei'nin reform düşüncesi ve II. Meşrutiyet'e bakışı

Çin'in son hanedanı olan Qing (Mançu) Hanedanı, 19.yüzyılda ülkesinde sahip olduğu egemenliği hem içeride yaşanan isyanlar hem de dışarıdan gelen tehditler sebebiyle kaybetmeye başlamıştır. 1840-42 yıllarında İngiltere ile yaşanan ilk Afyon Savaşının sonucunda yenilen Qing Hanedanlığı, 1856-60 yılları arasında gerçekleşen II.Afyon Savaşında da aynı sonuçla karşılaşmış ve başkent Pekin yabancılar tarafından işgal edilmiştir. Yaşanan bu savaşların ardından Batı etkisinde kalan ve yarı bir sömürge durumuna gelen Çin, 1894'te ise küçük gördüğü Japonlar tarafından ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Çin tarihinde yaşanan bu kırılma noktaları ile başını Kang Youwei'nin çektiği reformcu aydın kesim, reform çalışmaları için imparatora baskı yapmaya başlamış ve dilekçeler sunmuşlardır. Bunun sonucunda, Batılı ve komşu ülkelerde gerçekleşen reformların örnek alındığı "Yüz Gün Reformları" 1898 yılında meydana gelmiştir. Kang Youwei'nin liderliğini yapmış olduğu bu reformlar ile siyasi, idari, askeri, ekonomi, sanayi ve eğitim alanında yenilikler gerçekleştirmek istemiştir ancak Yüz Gün Reformları İmparatoriçe Cixi ve yönetimde bulunan diğer muhafazakârlar tarafından engellenmiştir. Bu durum üzerine idam ile karşı karşıya kalan Kang Youwei, 16 yıl sürecek olan bir sürgün hayatına adım atmıştır. Sürgün hayatında çeşitli ülkeleri gezen Kang Youwei, 1908 yılının Temmuz ayında İstanbul'a gelmiştir. II. Meşrutiyet'in ilanına şahitlik etmiş ve Jön Türklerden etkilenmiştir. Buradaki izlenimlerini ise Türkiye Seyahatnamesi (Tujue Youji) adıyla kaleme almıştır. Ayrıca Kang Youwei Çin'de yönetimdeki çalışmalarının yanı sıra sanat, ahlak ve sosyal konular üzerinde durmuş ve geleneksel Çin düşüncesinde var olan Datong'a radikal bir yaklaşım getirmiştir.

Jön TürklerMeşrutiyet IIOsmanlı İmparatorluğu+2
Sedanur Sarıkan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

İdari reform bağlamında 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisi

Çalışma; küresel ölçekte kamu yönetimi değerler dizisinde gerçekleşen farklılaşmalar çerçevesinde yaşanan gelişmelerin, Türk kamu yönetimine yansımalarını irdelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda 'geleneksel kamu yönetiminde' 1970'ler ve özellikle 1980 sonrası yaşanan gelişmeler; başta idari reformlar olmak üzere, 'Türk kamu yönetimi' ekseninde değerlendirilmiştir. Geleneksel kamu yönetimi Weber, Wilson ve Taylor etrafında büyük oranda şekillenmiştir. Büroların yönetimi, kamu yönetimi gibi anlamları karşılayan bürokrasi kavramı üzerinde Weber'in gerçekleştirdiği çalışmalar geleneksel kamu yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle 20.yy son çeyreğinde yaşanan gelişmeler hem Weber bürokrasisinin hantal, verimsiz, kuralcı ve detaycı niteliklerinin hem de refah devleti anlayışının belirgin biçimde eleştirilmesine yol açmıştır. Diğer taraftan 1980 sonrası küreselleşmenin ivmelenen yükselişi ile birlikte ağırlığını giderek hissettiren küresel rekabet; ülke özelinde, başta Türk kamu bürokrasisi olmak üzere farklı başlıklarda reformlara duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Zira bürokrasiye yönelik değişim, dönüşüm ve farklılaşmada küresel ve özellikle kapitalist beslenme kanallarının ilgili değişim, dönüşüm ve farklılaşmayı şekillendirebilen bir etkisi söz konusudur. Bu bağlamda 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisinde yaşanan gelişmeler ilgili kapsam ve çalışma amacı doğrultusunda analiz edilmiştir. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiğinde küresel anlamda geleneksel kamu yönetiminde yaşanan farklılaşma ve ayrışmanın, ulusal ölçekte Türk kamu yönetimine yansıdığı ve özellikle 1980 sonrası yaşanan çeşitli gelişmeler ve idari reformların yönünün belirlenmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BürokrasiKamu yönetimiReform+3
Hasan Eryürük
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde kamu yönetimi reformları: Türkiye ve Polonya örneği

Kamu yönetiminde Avrupalılaşma çerçevesinde Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde olduğu gibi aday ülkelerde de önemli reformlar yapılmıştır. Bu çalışmada, bir eski Doğu Bloku ülkesi ve AB üyesi olan Polonya ile Birliğe aday ülke statüsünde olan Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde yapmış oldukları kamu yönetimi reformları incelenmektedir. İkincil kaynakların karşılaştırmalı bir yöntemle analiz edildiği çalışmada, her iki ülkeye ilişkin kamu personel yönetimi, e-devlet, kamu mali yönetimi, etik yönetim, yerel yönetimler, bölgesel kalkınma ve ombudsmanlık kategorileri kapsamındaki reform alanları değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra her iki ülkede de ön plana çıkan kamu yönetimi reform ilkeleri belirtilmekte ve AB tarafından yayınlanan raporlar, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileri, uluslararası kuruluşların yayınladığı endeksler ışığında reform çalışmalarının başarıları değerlendirilmektedir. Çalışmanın sonucunda şu bulgular elde edilmiştir: Her iki ülkede yürütülen reform alanları ve reformlara temel oluşturan ilkelerde benzerlik bulunmaktadır. Özellikle, AB tarafından verilen mali yardımların denetimini kolaylaştırmayı amaçlayan kamu mali yönetimi reformlarında benzerlik bulunmaktadır. Türkiye'de, bölgesel politikalar alanında gerçekleştirilen reformlar biçimsel ve kurumsal düzeyde kalırken; Polonya'da ise, bölgesel kalkınma kapsamında sergilenen performans AB ülkeleri ortalamasının altında kalmıştır. Son olarak; AB'ye hâkim olan kamu yönetimi anlayışı, hem Türk hem de Polonya kamu yönetimi sistemini yakından etkilemiştir. Her ikisi de köklü bir tarihe ve devlet geleneğine sahip olan Türkiye'de ve Polonya'da kamu yönetimi alanında yürütülen reformlar, her iki ülkenin kamu yönetimi yapısını benzeştirmektedir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Türkiye, Polonya, Kamu Yönetimi Reformu

Avrupa BirliğiKamu yönetimiPolonya+4
Sevil Bincan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antik Roma'da reform hareketleri (Cumhuriyet Dönemi)

Kelime anlamı olarak Reform; yeniden şekillendirme, düzeltme, düzenleme ve ıslahat anlamına gelmektedir. "Antik Roma'da Reform Hareketleri (Cumhuriyet Dönemi)" adını taşıyan ve yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada da Roma Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen reformların neden ve sonuçları üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Antik ve modern kaynaklar incelenmiş ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucu göstermektedir ki; Roma Cumhuriyet Dönemi'nde gerekli reformların zamanında yapılamaması ve yapılan reformların yeterli kapsamda olmaması, Roma Cumhuriyeti'nin ortadan kalkmasıyla sonuçlanmıştır. Roma Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen reformları; siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri alanlarda yapılan reformlar olarak dört ana başlık altında toplamak mümkündür. Adı geçen alanlarda yapılan ve yapılmak istenen reformlar, Cumhuriyet rejimine sadık kalınmaması sonucu meydana gelen sınıf çatışmalarına paralel olarak gerçekleşmiştir.

Antik ÇağCumhuriyet DönemiReform+2
Ufuk Arslan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pehlevi İran'ında kadın (1941-1965)

Bu tez, 1925-1979 yılları arasında İran'da hüküm süren Pehlevi Hanedanı'nda kadının siyasi, ekonomik ve toplumsal statüsünü 1941-1965 yılları özelinde ele almaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde İran'ın 19. yüzyılda değişmeye başlayan siyasi ve toplumsal gündeminin İranlı kadının durumunu nasıl etkilediği ve kadınların bu gündemde teşkil ettiği konum incelenecektir. Ancak Pehlevi rejiminden önce Kaçar Hanedanı tarafından gerçekleştirilen Batılılaşma politikaları, ekonomik kriz ve 1905-1911 Meşrutiyet Devrimi süreci açıklanacak, İranlı kadınların sürece aktif katılımı ele alınacaktr. İkinci bölümde; Rıza Pehlevi tarafından Pehlevi Hanedanı'nın kurulması, yeni devlet sisteminin oluşumu ve İran'ın sosyo-kültürel yapısında başlatılan modernleşme hareketinin İslam'a dayalı gelenekçi/muhafazakâr yapıda meydana getirdiği çarpıklık anlatılacaktır. Bu inceleme sırasında kadınların büyük değişimlere basın-yayın organları ve örgütler aracılığıyla geliştirdiği tepkiler incelenecektir. Üçüncü ve son bölümde modern bir yönetim olan Pehlevi İran'ında Muhammed Rıza Pehlevi dönemi ve kadının toplumda var olabilme mücadelesi, dönemin dinamikleri ve Beyaz Devrim'de kadının statüsüne yer verilecek, 20. yüzyılda İranlı kadının değişen siyasi ve toplumsal taleplerini şekillendiren süreç ele alınacaktır.

Kadın statüsüKadınlarModernleşme+4
Sezin Cansu Gürer
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetim reformu sonrasında Türk yerel yönetimleri için bir tipoloji belirleme çalışması

Yerel yönetimler tarihsel süreçte önemleri her geçen gün artan yönetimler haline gelmişlerdir. Bu durum yerel yönetimlerin daha derinlemesine incelenmesini gerekli hale getirmiştir. Yerel yönetimlere yönelik olarak yapılan tipoloji çalışmaları ile ülkelerin yerel yönetimlerinin kıyaslanması, benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulması üzerine odaklanılmıştır. Bu tez kapsamında Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yerel yönetim sistemleri, Avrupa'da yapılan tipoloji çalışmaları ve Türkiye yerel yönetimlerinin gelişimi, reform süreci ve Türkiye yerel yönetimlerinin de bir tipoloji kapsamına alınıp alınamayacağı analizi yapılmıştır. Bu kapsamda üniversitelerin öğretim üyeleri ve yerel yönetimler alanında uzman kişilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler sonucunda Türkiye yerel yönetimlerinin sorun alanları, reform sonrası görüntüsü ve tipolojiler ile bağlantısına yönelik bulgular edinilmiştir. Bu bulgular aracılığıyla Türkiye yerel yönetimlerinin reform sonrasında yerel yönetim tipoloji çalışmaları içinde yer alıp almayacağına yönelik tartışma yürütülmüştür. Sonuç olarak Türkiye'de yerel yönetimler Avrupa yerel yönetim tipolojileri içerisinde en çok Fransız Napolyonik Modele benzemekle birlikte kendine has bir yerel yönetim modeli oluşturmuştur.

ReformTipolojiYerel yönetimler
Yasemin Çifci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

The implementation of decentralization and local government reforms in Turkey and Cameroon : A comparative assessment

This thesis presents a comparative assessment of the implementation of decentralization and local government reforms over the period 2004-2019 in two unitary countries influenced by the Napoleonic model of administrative system. The focus is on the degree of the government closeness to the people manifested in Turkey and Cameroon. Building on the line of comparison suggested by Ivanyna and Shah (2014) further continued with a far more comprehensive framework, seven main variables were assessed: the structure of local government; average size of local government; the weight of local authorities in the multi-level governance; the security of existence of local authorities; the empowerment of local governments in the political, administrative and fiscal dimensions. The study used both secondary data and primary data. The primary data were generated from semi-structured interviews conducted with thirty-three informants from twenty-seven municipalities in different cities of the two countries. The results have revealed a convergence in terms of the presence of sectoral drawbacks preventing the achievement of the highest possible closeness to people. These drawbacks are essentially the continued manifestation of administrative centralization through, among others, a low fiscal decentralization making local governments highly dependent on central government transfers, and a weak participation of citizens in the management of local affairs. However, in each of the variables comparatively assessed, there are also noticeable differences between the two countries putting Turkey in a better situation than Cameroon. Based on these findings, the study concludes with recommendations for the improvement of decentralization outcomes in either country.

CameroonComparative analysisComparative evaluation+6
Emmanuel Bekolo Ebolo
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A critical analysis of the united nations human rights council within the framework of the responsibility to protect

Three cornerstone initiatives which were the result of series of works of the United Nations (UN) for the wellbeing of peoples, the Sustainable Development Goals (SDGs), the United Nations Human Rights Council (HRC) and the principle of Responsibility to Protect (R2P) were born out of the need for "a more peaceful, prosperous and just world" in the 21st century. Placing the complementary relationship between these three initiatives at its center, this thesis focuses on the role that can be played by the HRC in the implementation of R2P. In order to understand this role, it takes SDG16 as a common framework for R2P implementation especially at the level of Pillars 1 and 2. As being directly related with human rights and human rights institutions, the success of SDG16 is arguably contingent upon the well-functioning of the HRC. In questioning the impact of the HRC on R2P's implementation, it is important to determine the contributions and shortcomings in the practices of the HRC as well as its mechanisms and procedures. To this end, the thesis adopts the method of case study, and comparatively analyses the implementation of R2P in the cases of the Democratic Republic of Congo (DRC), Libya and Syrian Arab Republic vis-à-vis the actions of the HRC with regard to these cases. Following from this, from an implementation point of view, this thesis argues that the HRC can play a role in the upholding of Pillar 1 and Pillar 2 responsibilities under R2P at the state and international levels in a way to contribute to the achievement of SDG 16, and accordingly, it can help to devise an early response in cases of imminent threats of atrocity crimes without the need for UN Security Council authorization.

European Commission of CivilrightsUnited NationsResponsibility to protect+4
Buşra Küçük
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat Döneminde Eflak ve Boğdan'daki entelektüel hareketlerin Romanya'nın bağımsızlığına katkısı (1831-1878)

Eflak ve Boğdan, Balkanlarda önemli stratejik konuma sahip olmakla birlikte, tarih boyunca farklı devletlerin hâkimiyeti altına girmiş ve bağımsızlığını elde edene kadar birçok mücadele vermiştir. Rekabet halinde olan dış güçlerin otoritelerini meşrulaştırma çabaları, Eflak ve Boğdan topraklarını mücadele alanına çevirmiştir. Bu rekabetten yıpranan yerli halk, topraklarının refahını sağlayabilmek için çeşitli faâliyetlere girişmiştir. Fransız İhtilâli'nin getirdiği düşünce akımlarıyla entelektüel gruplar ortaya çıkmış ve millî kimlik bilincinin etkisiyle reform hareketlerine girişmişlerdir. İlk olarak prensliklerin birleşmesiyle büyük bir adım atacak olan ihtilâlciler, 1878 yılında bağımsızlığın kazanılmasını sağlamışlardır. Bu çalışmanın amacı, Eflak ve Boğdan'daki entelektüel hareketlerin Romanya'nın bağımsızlığını kazanmasına katkısını incelemektir. Bu aşamada Eflak ve Boğdan'ı etkileyen Fransız İhtilâli, Fenerli ailelerin reform girişimleri ve Transilvanya Birleşik Kilisesi'nin faâliyetleri ele alınmıştır. Özellikle Eflak ve Boğdanlı ihtilâlcilerin yapmış olduğu modernleşme çalışmalarının ve dış güçlerle olan ilişkilerinin ortaya konulması, bağımsızlık sürecini görmek açısından önemli olmuştur. Entelektüellerin ulusal kimlik inşa etme çabasında dil, din ve tarih gibi kültürel öğelere başvurmaları, çalışmada Eflak ve Boğdan halkının coğrâfî, târihî menşei ve sosyo-kültürel yapısından bahsedilmesini gerekli kılmıştır. Ayrıca Eflak ve Boğdan'da ortaya çıkan ihtilâl girişimleri üzerinde dış güçlerin müdâhalesiyle yıpranmış olan halkın gösterdiği tepkilerin etkili olması, Osmanlı Devleti ve Avrupalı Devletler ile Memleketeyn arasında yürütülen diplomatik ilişkilerin değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Çalışmada Eflak ve Boğdan'daki entelektüel hareketlerin Romanya'nın bağımsızlığına olan etkisi Türkçe, İngilizce ve Rumence kaynaklar ışığında incelenmiştir. Buna göre, Romanya'nın bağımsızlığını kazanmasında yalnızca siyâsî gelişmelerin değil, özellikle ulusal devlet kurma aşamasında rehberlik edecek olan entelektüel grupların sosyo-kültürel faâliyetlerinin de önemli derecede katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.

BağımsızlıkBağımsızlık mücadelesiEflak+7
Esra Kızıl
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaius Marius'un hayatı ve askerî reformları

Roma'nın bir şehir devleti olarak ortaya çıkışından Akdeniz İmparatorluğu'na doğru uzanan süreçte Roma askeri kuvvetleri, değişen koşullar ve yeni ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenmiştir. Başlangıçta düzensiz savaşçı gruplarından ve çiftçi vatandaş kuvvetlerinden oluşan ordu, Roma'nın genişlemeye başlaması, dönemin diğer güçleriyle mücadele etmesi ve bu çatışmaların artık daha uzun dönemli savaşlara dönüşmesiyle birlikte zayıflamaya ve yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu süreçte 'barbarların' Roma'yı ciddi anlamda tehdit etmesi, Roma Ordusu'nun sahada ağır yenilgiler alması, Afrika'da kronikleşen Numidya meselesi ve Kral Jugurtha'ya karşı takip edilen istikrarsız politika, Roma'da var olan siyasi, sosyal ve askeri bunalımların derinleşmesine yol açmıştır. Bunun yanı sıra, politik hizipler arasında meydana gelen bölünmeler ve iktisadi açıdan yaşanan problemler, halkın desteğini arkasına alan asker kökenli liderlerin yükselişine tanıklık eden yeni bir dönemin açılmasını sağlamıştır. Şüphesiz bu yeni dönemde askeri yetenekleriyle ön plana çıkan isimlerin başında Gaius Marius gelmektedir. Marius, askeri sahada sergilediği başarılarla Roma politik arenasında yükselmiş ve en nihayetinde kendisine sıradışı bir konum elde etmiştir. Roma ordusunun en yenilikçi komutanları arasında yer alan General Marius, M.Ö. 107-101 yılları arasında askere alım, ekipman, savaş düzeni ve Roma lejyonlarının eğitimi gibi konularla alakalı olarak bir dizi reformlar gerçekleştirmiştir. Bu reformlar her nekadar Roma ordusunu derin bir şekilde etkilemiş olsa da, reformların detaylı bir şekilde incelenmesi çoğu zaman ihmal edilmiş veya detaylı bir şekilde ele alınmamıştır. Nitekim bu çalışmamızda Marius reformlarının Roma tarihindeki yeri ve etkisi gerek birincil kaynaklar gerekse de ikincil/modern kaynaklar esas alınarak mümkün olduğu kadar geniş bir perspektiften incelenmeye çalışılmıştır.

Askeri yapıAskeri yeniliklerGaius Marius+3
Ali Kerem
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

China's developmental state and the main determinants of its growth during the reform era

This master thesis examines China's national development in late 20th century in the light of Japan's development process that has started with the Meiji restoration in late 19th century. The research is conducted in five parts in which starts with an introduction that provides a basic ideological discussion over the ideas on development and hegemony, and continues to discuss the main framework of 'the developmental state' theory developed by Chalmers Johnson in the early 1980s. A brief background to the theory is also presented during the first chapter, which is followed by the second chapter that offers a retrospective showcase for the 'Japanese developmental state' that follows with the Korean and Taiwanese and some other successful and failed examples of the model. Nonetheless, the economic stagnation in Japan that has started in the early 1990s is pictured to show the whereabouts of the 'developmental state' at the very place it started. The third chapter starts with China's development story starting from the post-1978'reform' era. The political economy and the institutional structure of the Chinese state until recent years are examined to understand whether the Chinese state suits the 'East Asian developmental state' model at any measure. The fourth part includes a mathematical analysis to see whether the provided data for a wide range of Chinese industries support China's development model to evoke the Japanese case. The fifth and the last part winds up with a conclusion.

Economic growthEconomic developmentEconomic performance+4
Hüseyin Oğuz Genç
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bitlis vilayet hapishaneleri (1908-1918)

İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram olan suç davranışı işlendikten sonra suçun faili hakkında yasal süreç başlatılır. Bu süreç sonuçlanana kadar fail önce şüpheli sıfatıyla tutuklu olarak alıkonur. Suç kesinleştiği takdirde mahkûm edildiği süre kadar ceza, faile hapishanede tutularak çektirilir. Hapishaneler suça karşılık cezanın kurumsallaştığı mekânlardır. Osmanlı Devleti'nde zindandan hapishaneye geçiş, Tanzimat Dönemi ile başlayan bir süreçtir. Tanzimat Fermanı'nın ilanı sonrasında ceza infaz sisteminde bir takım değişiklikler gündeme getirilmiştir. Osmanlı hapishanelerinde yapılmak istenen iyileştirmelerle ilgili olarak mevcut hapishanelerin Avrupa hapishane sistemine bakılarak ıslahı için Avrupa'dan getirtilen uzmanlar ve raporları doğrultusunda hareket edilmeye çalışılmıştır. Hapishanelerle ilgili olarak somut reform adımları ise II. Abdülhamid döneminde başlamış, İttihat ve Terakki iktidarında ve II. Meşrutiyet Döneminde hız kazanmıştır. Karmaşık dinî ve etnik nüfus yapısına sahip Bitlis Vilayeti, Rus ve İngiliz emperyalist hedeflerinin kesiştiği, ülkenin doğu sınırına yakın önemli bir bölgedir. Bitlis Vilayeti; I. Dünya savaşı öncesinde ve savaş sırasında yaşanan Ermeni Komitacı eylemleri, 1914 yılındaki Bitlis Vakası, I. Dünya Savaşı sürecinde 1915 yılında gerçekleştirilen zorunlu göç, 1916 yılında maruz kalınan Rus işgali ile ekonomik canlılığını yitirmiş, sınırları içerisindeki nüfus ciddi oranda azalmıştır. 1908-1918 yılları arasında Bitlis vilayetinde bulunan Bitlis Merkez Sancağı, Ahlat Kaza, Hizan Kaza, Mutki Kaza; Genç Sancak, Çapakçur Kaza, Kulp Kaza; Muş Sancak, Bulanık Kaza, Malazgirt Kaza, Sason Kaza, Varto Kaza; Siirt Sancak, Eruh Kaza, Garzan Kaza, Pervari Kaza, Şirvan Kaza Hapishaneleri kısaca vilayetin tüm sancak ve kaza hapishaneleri çalışmamızda incelenmiştir. Araştırmamızın temel amacı; Osmanlı hapishane sistemi içerisinde Osmanlı modernleşmesini bir kurum ve vilayet örneğinde takip ederek II. Meşrutiyet Döneminde yapılmak istenen hapishane reform girişimlerinin Bitlis Vilayet Hapishaneleri üzerindeki etkisini saptamaktır. Ayrıca reform çabaları neticesinde hapishanelerin fiziki şartlarında, hapishane çalışanları ve mahkûmların sosyal yaşantılarında görülen değişiklikleri akademik düzlemde analiz ve tespit etmektir. Araştırmamızda ayrıca yapılan reformların başarısı ve başarısızlığı ortaya konmaya çalışılmıştır.

BitlisCeza infaz kurumlarıHükümlüler+4
Halit Aytuğ Tokur
Ankara University · Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Qing hanedanının son döneminde (1861-1908) İmparatoriçe Cixi'nin Çin modernleşmesindeki rolü

Qing Hanedanı son döneminde yaşayan İmparatoriçe Cixi, Çin tarihinde önemli bir konuma sahiptir. 1861 yılında Xinyou darbesinin ardından 1908 yılına kadar 48 yıl boyunca üç kez yönetim gücüne sahip olmuştur. İmparatoriçe Cixi'nin yönetimde bulunduğu dönem, benzetme yapacak olursak geminin su almaya başladığı, Cixi'nin ise bu geminin kaptanı olduğu dönem olarak kabul edilir. Afyon savaşlarının ardından Çin, modernleşme yolculuğunun zorunlu olduğunu anlamıştır. Kendini güçlendirme hareketi, yüz gün reformları ve Qing sonu yeni düzen adı verilen reform hareketleriyle modernleşme yolunda üç fırsat yakalamıştır. İmparatoriçe Cixi, bu modernleşme sürecinde en üst yönetim gücüne sahip olan kişi olarak Çin modernleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Cixi'nin reform karşıtı olmadığı bilinse de muhafazakâr yapısıyla gelenek içinde reform yapmaya çalışarak modernleşme sürecini yavaşlatmıştır. Bu sebeple de Qing imparatorluğunun çöküşünü hızlandırmıştır. Bu çalışmada, Qing döneminin son yarım yüzyılında başlayan reform hareketlerinde ve Çin'in erken modernleşme sürecinde İmparatoriçe Cixi'nin rolü incelenmiştir.

Ch`ing HanedanıModernleşmeReform+2
Mukaddes Koç
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de Ak Parti dönemi yerel yönetim reformlarının hanehalkı yoksulluğu üzerine etkileri

Türk siyasi yaşamında yirmi yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi yoksulluk problemini her daim gündeminde bulundurmuş, seçim beyannamelerinde, parti iç tüzüğünde yoksulluk sorununu çözmeye çalışacağını belirtmiştir. Günümüz dünyasında nerdeyse tüm iktidarlarının mücadele içinde olduğu hanehalkı yoksulluğuna; Ak Parti hükümetinin uygulamış olduğu yerel yönetim reformlarının ne şekilede etki ettiği bu tez çalışmasında incelenecektir. Yerel yönetim birimleri olan il özel idaresi, belediye ve köylerin uygulanan reformlarla yoksulluk çalışmalarındaki değişim tespit edilmeye çalışılacaktır. Ak Parti'nin iktidarda kaldığı onsekiz yıl (2002-2020) TÜİK verileriyle karşılaştırmalı olaral ele alınıp yoksulluk sorunu istatistiksel veriler ışığında değerlendirilecektir. Bu çalışma yoksulluk sorununa yapılan müdahaleler, değişen ve gelişen sorunlara cevap verebilmesi açısından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Hanehalkı Yoksulluğu, Ak Parti, Reform, Sosyal Politika

Adalet ve Kalkınma PartisiHanehalkıReform+6
Nursel Barbas
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

Debating Turkish health reform

This dissertation is a study of the political debate that got generated around health reform in Turkey between 2002 and 2011, which corresponds to the formative period for the debate. Through a close examination of both the pro-reform and anti-reform discourse on health, it shows how a technical issue such as health care became a primary ground of political debate, contestation and polarization in the Turkey of early 2000s. More specifically, the AKP's pro-reform discourse and the pro-government media presented health care providers and health care receivers as opposing groups and positioned the AKP as the protector of health care receivers. This pro-reform discourse emphasized the universalist trend in the reform that abolished the inegalitarian structure of the pre-existing health system and extended coverage. On the other side of the political debate, opponents of the reform, mainly the TTB (Turkish Medical Association), highlighted the neoliberal aspects of the reform. However, the oppositional discourse did not receive wide support as it was formulated when the short term benefits introduced by the reform were still in effect.

Adalet ve Kalkınma PartyPopülismReform+6
Ayşecan Kartal
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Essays on Turkish private hospital industry: Dynamics of market structure, health reforms and regulations

This thesis consists of three essays on empirical industrial organization. The first chapter focuses on the hospital industry environment in Turkey, provides a comprehensive picture of the industry, and also sets the foundation for the following chapters. The descriptive empirical analysis, which covers a period when the private hospital market nationwide experienced considerable growth, provides an insightful description of the hospital industry in Turkey while comparatively investigating and discussing the change in the competitive and regulatory environment with the health reforms implemented under the Health Transformation Program 2003-2013 (HTP). The second chapter addresses hospital entry and competition by employing a panel dataset on hospitals and local market characteristics. The static model builds on the entry threshold method of Bresnahan and Reiss (1988, 1990, 1991). Besides explaining the proliferation of private hospitals nationwide during the HTP in local districts of Turkey over the sample period 2001-2014, the multi-period estimations help explore the overall role of the health reforms and regulations under the HTP in shaping the hospital market structure. The third and final chapter of the research analyzes the capacity choices of hospitals in the post-reform period after 2010 with the help of a stochastic strategic investment model in an oligopoly game setting. The equilibrium solution of the theoretical model and empirical analysis provides evidence for the discussion of whether the private hospitals in Turkey engage in a medical arms race in the form of strategic capacity accumulation due to the local competitive pressures on them.

Industrial economicsHospitalsHospitals-private+4
İsrafil Boyacı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Retirement age and beyond: Pension reforms in Turkey and welfare retrenchment

In response to concerns that early retirement policies had a detrimental effect on the actuarial balance and that resources were diverted from the state budget to pay for social security organizations' deficits, Turkey's pension system was restructured during the 1990s and 2000s. With 1999 reforms, retirement age conditionality was implemented in addition to the contribution days and premium payments conditions. This change was applied retroactively, and thus has adversely affected people who started working before the law was implemented. Millions of people ended up having to wait until a much later age to gain retirement rights, although they have satisfied the previous conditions. In the 2000s, several pension reforms were enacted regarding pension calculations that led to significant decreases in pensions, resulting in further losses for this group of people. In time, people affected by the 1999 reform organized around a common cause, which came to be popularly known as 'People Who Encountered the Age Obstacle in Retirement' (Emeklilikte Yaşa Takılanlar - EYT) movement. This thesis critically assesses to what extent the 1999 and subsequent pension reforms in the 2000s and their outcomes that resulted in the EYT phenomenon in Turkey can be examined under the welfare retrenchment discussion by employing qualitative methods. In addition to the comprehensive desk research for capturing the historical development of pension systems in Turkey, a semi-structured, in-depth interview was conducted with 13 EYT individuals in the study's second phase.

PensionPension systemRetirement age+4
Gözde Zeynep Üçkol
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afganistan' da kamu yönetimi reformu 2010-2020 yılları arasındaki çalışanların incelenmesi

Afganistan devleti hükümet yapısı kamu idareleri açısından oldukça zayıf görünen kırılgan bir yapıya sahiptir. Mülkiyet hizmetleri olarak Hükümetin ana makinesi ya bakanlıklar ve kamu hizmeti daireleri tarafından doğrudan ya da yönetmeliklere uygun olarak değerlendirilir. Kamu hizmeti devlet tarafından veya devlet dairelerinin gözetiminde özel sektör tarafından kamuya sunulmaktadır. Kamu hizmetleri, Afganistan'daki duruma ilişkin özel bir anlayış gerektirir. Bu koşullar, heterojen toplum gibi özelliklerle farklılık gösterir. Yönetimde Etnisite farklılığı, dini üstünlük, nüfusun tarihi hafızasının kısa olması, ataerkillik, güce dayalı liderlik gibi olumsuzluklar dolayısıyla halk devlete güvenmemektedir. İyi yönetişim, sağlıklı işleyen kamu hizmetleri, güvenilir bir adalet sistemi, millete karşı sorumlu kurumları gerektirir. Dünya Bankasının söylemiyle: "iyi yönetişim, iyi kalkınma yönetimine benzerdir"; iyi yönetişim çığır açıcıdır. Gelişmenin ortaya çıkmasına yol açan koşulları barındırır içinde. Hükümetler, kamu hizmetlerinin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Genel fikir birliğine göre, iyi yönetişim, hükümetin politikalar oluşturma, hükümetin mali ve idari işlerini yönetme ve vatandaşlara hizmettir". Bu tezde Afganistan'da yönetişim politikalarının reformu ve uygulanması üzerine bir inceleme yapılacaktır. yi yönetişim, hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik ve şeffaflık Afganistan'ın gelişimi ve istikrarı için son derece önemlidir.Afgan halkının devlet kurumlarına olan güvenini yeniden tesis etmeye ve yolsuzluk ve reformla daha iyi mücadele için etkili bir şekilde mücadele etmeye ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda neler yapıldığı ve neler yapılacağı konusuna ışık tutmaya çalışılacaktır. Bunu yaparken diğer devletlerle karşılaştırmalı bir analiz yoluna gidilecektir.

AfganistanKamu hizmetleriKamu yönetimi+3
Masouda Esmatı Sadat
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu yönetiminde reform: Ak Parti dönemi: 2002 – 2015 arası reformları

Yönetim pratiği bakımından uzun bir tarihe ve önemli bir birikime sahip olan Türkiye‟de "idarenin ıslahına ve idari reforma" dair önemli çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalar ilk olarak "devletin nasıl kurtarılacağı" düşüncesi etrafında, askeri ve mali konularda devlet adamlarına öğütler ve aksaklıkların düzeltilmesinde tutulacak yollar biçiminde ortaya çıkmıştır. Osmanlı döneminin ıslahat fermanlarından günümüze, devleti ve toplumu reforma tabi tutmak isteyen pek çok çalışmanın olduğu görülmektedir. Modernleşme hareketleri ile birlikte yasal-ussal bürokrasiye geçiş arayışları hız kazanırken imparatorluğun son dönemine damgasını vuran reform fikri, Cumhuriyetle birlikte de devam etmiştir. Bu çalışmanın amacı, 2002-2015 yılları arasında Ak Partinin kamu yönetimi reformları kapsamında gerçekleştirilen yasal düzenlemelerin genel gerekçelerinin, Yeni Kamu Yönetimi anlayışının temel ilkeleri bakımından içerik analizi yapılarak incelenmesidir. İçerik analizi sonuçlarına göre, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ile genel çerçevesi çizilen reformların Yeni Kamu Yönetiminin temel ilkeleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Reform, İdari Reform, Yönetim, Kamu Yönetimi

Adalet ve Kalkınma PartisiKamu yönetimiReform+4
Seda Asan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat Dönemi iktisat-yönetim ilişkisinin siyaset ve idari reform düşüncesi bağlamında değerlendirilmesi (1839-1876)

Kamu yönetimi disiplininin en temel meselelerinden birini teşkil eden idari reform; yönetim düşüncesinde, toplumsal yapı ve ilişkiler ile çevresel etkenlerdeki değişime bağlı olarak idari mekanizmada yaşanan dönüşümü ifade eder. Üretim, bölüşüm ve mülkiyete dair hususları ihtiva eden iktisat, anılan etkenler üzerinde tayin edici bir işleve sahiptir. Feodalizmden kapitalizme geçiş, iktisadın devlet yapılanmasına tesir eden esas faktör olmasını sağlamıştır. Önceleri idarenin tamamlayıcı bir yönünü oluşturan bu alan yapısal ve fonksiyonel açıdan değişime uğrayarak belirleyici konuma gelmiştir. Şöyle ki merkantilizmle birlikte iktisadi düşünce merkezî bir konum elde etmiş, kameralizm yönetim biliminin iktisatsız gelişemeyeceğine dair bir yaklaşım ortaya koymuş, iktisadi liberalizm de "politik iktisat" nitelemesiyle yönetim üzerindeki belirleyiciliğe vurgu yapmıştır. Tüm bu yaklaşımlar iktisadın adeta yeni bir yönetim düşüncesi şeklinde belirlenerek iktisat-yönetim ilişkisinin yeniden düzenlendiğini göstermektedir. İktisada dayalı fikrî temeller üzerine tesis edilen ilişkilerle kapitalist üretim modelinin yaygınlaşması, kapitalist dünya ekonomisi ve modern dünya sistemini meydana getirmiştir. Yayılmacı tavrın sonuçları olan bu yapılar, geleneksel üretim ilişkileri üzerinde örgütlenmiş devletlerin sistemle zorunlu bütünleşmelerini gerektirerek idari ve siyasi dönüşümlerinde başrol oynamıştır. Bu çalışmada modern iktisat-yönetim ilişkisinin iktisadın belirleyici olduğu şekliyle yeniden dizayn edildiği ve modern iktisadi düşüncenin esas itibariyle bir yönetim yaklaşımı ortaya koyduğu varsayımları ışığında Klasik Dönem'de kapitalist üretim ilişkilerinin tam zıddı bir anlayışa sahip Osmanlı'nın söz konusu gelişmelerin etkisiyle yaşadığı dönüşüm ele alınmıştır. Kapsam ve sınırlılıklar itibariyle çalışmada reform konusunda sembolleşen Tanzimat Dönemi'nde gerçekleştirilen idari reformlarda etkili olan iktisadi düşünce, olay ve unsurlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada genel olarak dönem reformlarının modern dünya sistemi ve kapitalist dünya ekonomisiyle bütünleşme sürecinde oluşan zorunlu bağımlılık ilişkileri çerçevesinde liberal bir iktisadi sistemi tesis etme temelinde gerçekleşmesi, bu durumun reformlardaki nakilci tavrın esas sebebi olması, iktisadın da bir devlet yönetme bilgisi olarak bürokrat aydınlarca kabul edilmeye ve temel bir mesele olarak görülmeye başlanması çalışmanın dikkat çekici bulguları olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanzimat Dönemi reformlarının düşünce ve kurumlarıyla Cumhuriyet Dönemi'ne tevarüs etmesi ve reform sorunsalının iktisadi sebepler üzerinden açıklanması günümüz idari reform düşüncesi ve sorunlarına ışık tutması açısından elzem bir noktada olması da çalışmanın ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İdari Reform Düşüncesi, İktisadi Düşünce, Kapitalizm, Modern Dünya Sistemi, Osmanlı, Tanzimat, Yönetim Düşüncesi

Ekonomi tarihiEkonomik yapıOsmanlı Devleti+7
Sinan Sunar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mısır'da modern bürokrasinin dönüşümü: Erken döneme bakış

"Yasal-ussal" veya "İdeal tip" bürokrasi kavramı düşünüldüğünde akla öncelikli olarak modernleşme kavramı gelmektedir. Modernleşmenin Osmanlı İmparatorluğu ve Mısır'ın bürokrasilerinin teşekkül etme sürecinde önemli rol oynadığı genel olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla modernleşme ekseninde bir bürokraside yaşanan değişim ve dönüşümü açıklamak önem arz etmektedir. Mısır'da modernleşme hamlesinin, Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın Osmanlı İmparatorluğundan ayrı bir nüfuz alanı oluşturma isteğinin sonucunda, ortaya çıktığı söylenebilir. Bu modernleşme hamlesini Osmanlı-Mısır olarak bilinen yeni bir elitin doğuşu izlemiştir. Fakat bu elit zamanla hâkimiyetini kaybetmiş ve yerini milliyetçi bir elit almıştır. Böylece hem bürokrasinin hem de elitlerinin dönüşümünü incelemek, Mısır idari geleneğini anlamak açısından özel bir önemi haizdir. Bu tez çalışması, Mısır'ın 19'uncu yüzyılındaki bürokrasinin inşa ve dönüşüm süreçlerini açıklamayı amaçlamaktadır. Bu dönüşümün, siyasal, sosyal, ekonomik, hukuki, ideolojik ve bürokratik yönlerini nitel araştırma yöntemini kullanarak incelemiştir. Sonuç olarak, Mısır'daki dönüşümün bürokrasi eliyle gerçekleştirildiği ve bu dönüşümle beraber Osmanlı-Mısır elitinin yerel bir elite dönüştüğü tespit edilmiştir.

BürokrasiDönüşümMehmed Ali Paşa+7
Muhanned Ömer Salihoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

İlgili konular