Reform

95 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1883'ten 2003'e Türk azınlık ressamları ve yapıtları

Azınlık; bir ülkenin içinde, baskın halka mensup olmayan, ancak kendine ait bir kültürü, bütünlüğü olan topluluk demektir. İlk defa ortaçağda kullanılan ?azınlık? kavramı, günümüzde de kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda azınlık halklar ticari, siyasi, ekonomik, ve sanatsal alanlarda etkin rol oynamıştır. Etkin oldukları sanat alanlarından biri de resim sanatıdır. Araştırmanın amacı Türkiye'deki azınlık ressamlarının 1883'ten 2003'e kadar geçen sürede resim sanatına yapmış oldukları katkıları, yaşantılarının Türk Resim Sanatı'na yansımaları ve yabancı ülkelerde Türk Resim Sanatı'nı temsil etme durumlarını irdelemektir. Ayrıca Sanayi Nefise'den günümüze doğru bu sanatçıların eserlerinin yanında Türk Toplumu ve Devleti'nin azınlık sanatçılarına bakışını da incelemektir. Konuya paralel olarak 20. Yüzyıla doğru Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'da sosyo-ekonomik durum da incelenmiştir.Araştırmada 1883 yılından 2003 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyetinde yaşamış olan azınlık ressamları hakkında genel bilgiler verilmiş ve bu ressamların Türk Resim Sanatına olan katkıları incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma bu açıdan önemlidir. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada öncelikli olarak 1883'ten itibaren Türk Sanatının gelişimi, batılılaşma süreci ve azınlık sanatçıları hakkında alan yazın taraması yapılmıştır.Araştırmada Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. Yüzyıldan günümüze kadar eğitim ve sanat alanında yenileşme hareketleri, devletin ve toplumun azınlık sanatçı ve toplumuna bakışı incelenmiş, toplumsal olayların azınlık sanatçılarına etkileri araştırılmıştır. Türkiye de azınlık sanatçılar her türlü sanatsal faaliyetlerini, özgürce ifade etmekte yurtdışında ülkemizi temsil edip, Türk Milleti adına ödüller kazanmaktadır. Türk sanatçılarla beraber aynı atölyelerde çalışmakta, beraber sergiler açıp etkileşim içinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

RealizmReformResimler+7
Rifat Sarıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

1845 (H. 1261) tarihli Temettü`at Defterlerine göre Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Kazası Armudili Nahiyesine Bağlı Sobran, Evran, Bayad, Ulu, Karacaviran, İnli Köylerinin iktisâdi ve içtimâi durumu

Tanzimat'ın ilanıyla birlikte Osmanlı vergi sistemi yeni bir döneme girerek herkesten gücü oranında ödeyecekleri temettü` vergisi usulü getirilmiştir. Bu vergilerin kaydedildiği defterlere temettü`at defterleri denmiştir.Osmanlı'nın 19. yy. sosyo-ekonomisi hakkında önemli verilere sahip temettü`at defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. Temett`at defterlerinin tasnif çalışmaları 1988'de tamamlanarak hizmete sunulmuştur. Bu defter kayıtları; vergi alınan topraklar, hayvan, sanat ve meslek gelirleri, kira gelirlerinden oluşmaktadır. Defter kayıtlarında dönemin nüfusu, iktisadi-ticari durumu, arazi yapısı ve zirai üretimi, hayvancılık faaliyetleri, sosyal yapılar gibi pek çok konuda veriler elde etmek mümkün.Yüksek lisans tez çalışması olarak bu defterlerden, Kütahya sancağına tabi Armudili kazasına bağlı aşağıdaki köylerin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML.VRD.TMT. 8598 Sobran KöyüML.VRD.TMT. 8599 Evran KöyüML.VRD.TMT. 8600 Bayad KöyüML.VRD.TMT. 8601 Ulu köyüML.VRD.TMT. 8602 Karacaviran KöyüML.VRD.TMT. 8603 İnli KöyüAnahtar Kelimeler: Armudili, Gelirler, Kütahya, Reform, Vergiler.

19. yüzyılDefterlerGelirler+7
Mustafa Ballı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Katoliklikten Protestanlığa Luteran reform ve heretikler

Bu çalışmada Hıristiyanlığın kurumsallaşmasıyla güçlenen Katolikliğin Ortaçağ Avrupası'nda yüzyıllar içindeki gelişimi ve yaşadığı bölünmeler ele alınmıştır. Kilisenin yönetime etkisi, yönetimin de topluma etkisi göz önünde bulundurularak heretik hareketlerin ortaya çıkış sebepleri ve meydana gelen olaylarla bağlantılı olarak bu hareketin sonuçları değerlendirilmiştir. Önce Katolikler nezdinde heretik kabul edilen gruplar ve şahsiyetler ele alınmış ardından XVI. yüzyılın en büyük heretiği Luther ile Kilise'nin mücadelesi aktarılmıştır. Luther, Katolikler için bir heretik iken başlattığı reformun başarıya ulaşması sonucu kendisi de, başka inanç gruplarını heretik olmakla suçlamış ve Protestanlık dışında kalanlar hakkında metinler kaleme almıştır. Bu tezin ilk bölümü Luther reformunun bir ilk olmadığı ve Kilise'ye karşı mücadelenin çok daha önceki yıllara dayandığını göstermektedir. Kilise'ye karşı çıkışların sebepleri ayrıca incelenmiş teolojik, siyasi, toplumsal etkiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde reformcu bir şahsiyet olarak Luther üzerinde durulmuş, Kiliseyle yaşadığı problemler değerlendirilmiştir. Son bölümde ise Avrupa toplumunun tarihsel geçmişini anlamanın, günümüz problemlerine ışık tutacağı düşünüldüğünden bazı konularda bugün ile bağlantı kurulmaya çalışılmıştır.

AntisemitizmDinler tarihiHristiyanlık+7
Hayriye Buşgut
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında tarım reformları: 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu

Tanzimat döneminden sonra Cumhuriyet tarihinde yapılan Tarım Reformları, bu reformların katma değeri, ne ölçüde başarılı olduğu araştırılacaktır. Üçüncü beĢ yıllık kalkınma planı (1973-1977) içerisinde özellikle toprak ve tarım reformlarına oldukça fazla değer gösterildiği anlaĢılmaktadır. Tarımdaki üretimin sürekliliğini sağlamaya ve tarımsal faaliyetlerde bulunanların ekonomik refahını artırmaya dayalı bu reformlar, tarım sektöründe koruyucu bir rol oynayacaktır. Toprak reformu, düĢük gelirli bir çiftçilik sınıfı yerine geliĢmiĢ bir orta sınıf yaratabilir. Reformun en önemli noktalarından biri, tarım sektöründeki potansiyel iĢsizliğin ekonomik koĢullardaki değiĢiklikler ve diğer değiĢikliklere yanıt olarak diğer sektörlere kaydırılarak ele alınmasıydı. Ek olarak, kooperatifler üzerine araĢtırmalar çiftçilere gerekli desteği sağlayacak ve mahsul üretimini artıracaktır. Üçüncü kalkınma planı, tarım sektöründe iklim koĢullarına bağımlılığı azaltmak için tarımsal faaliyetlere yatırım yapılmasını öngörmektedir. Sulanabilir olan tarım arazilerinin arttırılması ve bu doğrultuda yatırımların yapılması gerekmektedir. Tarımsal yatırım alanında öncelik temel gıda maddeleri, meyveler, sebzeler ve hayvancılığa verilmektedir. ĠĢletme yatırımlarına odaklanır. Tarıma yatırım yapmanın bir diğer nedeni de tarımsal ihracatın artırılmasıdır. Bu bağlamda araĢtırmada 1973 yılında gerçekleĢtirilen Toprak ve Tarım Reformu dönemin gazete haberleri ve TBMM tutanaklarında yer alan bilgiler ışığında incelenmiştir.

Cumhuriyet DönemiReformSiyasal reformlar+5
Osman Canpolat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelik, temsiliyet ve veto hakkı tartışmaları çerçevesinde reform ihtiyacı

Devletler arasındaki işbirliği gereksiniminin kaçınılmaz hale gelmeye başlamasından bu yana, uluslararası örgütler uluslararası ilişkilerin en önemli aktörlerinden biridir. Her ne kadar devletlerin çıkarları uluslararası ilişkilerde belirleyici konumda olmaya devam etse de, ister bu çıkarlar için bir mekanizma görevi üstlensin isterse doğrudan bu çıkarları etkileyen bir faktör olsun, uluslararası örgütler sistemin vazgeçilmez parçalarıdır. En kapsamlı uluslararası örgüt olan Birleşmiş Milletler, iki savaş arası dönemde Milletler Cemiyetinin başarısız olması sonucu çok daha etkili bir örgütün kurulması fikri ile ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler de, Milletler Cemiyet gibi savaşı kazanan devletler tarafından oluşturulan bir örgüt olma özelliğine sahiptir. Bundan dolayıdır ki, hakim devletler Birleşmiş Milletler bünyesinde önemli konumlar elde etmişlerdir. Özellikle Güvenlik Konseyi'nde daimi üyelik ve veto hakkı gibi ayrıcalıklar, örgüte egemen olma noktasında hakim devletlere büyük bir avantaj sağlamaktadır. Tartışma konusu oluşturan bu unsurlar, dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda anlaşılabilirdir. Fakat aradan geçen 70 yılın ardından dünya düzeni değiştiği gibi Birleşmiş Milletlerin yapısı da değişim göstermektedir.Bu bağlamda tez çalışması; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin reform gereksiniminden hareketle, reforma yönelik talep ve önerileri, reforma yönelik olumlu ve olumsuz tepkilerle ilişkilendirmek ve ortaya bir sonuç koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir.

Birleşmiş MilletlerBirleşmiş Milletler Güvenlik KonseyiGüvenlik Konseyi+6
Ömer Çolak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Micro-level interactions of institutional logics: A research study in the Turkish healthcare field

This study aims to help unveil the micro-level implications of a macro-level government-led health transformation initiative in an already-established Turkish healthcare field by drawing attention to the role of institutional logics through the processes of change over time. This historical grounded theory study allowed the researcher to identify the catalog and associated characteristics of logics; namely, medical professionalism, state, business-like and rogue logics, that are available to the ground-level actors, and the great deal of professional discretion they use in the selection of which logic(s) to employ under which circumstances. While institutional theory presupposes that professionals, based on their strong professional ties, orientation, socialization and education, show close attachment to their professional or 'home' logics, the researcher, in this study, contributes to the institutional logics theory by providing evidence that they may stray from their home logics and draw from a repertoire of logics that are available to them or become slaves of a rogue logic they themselves create based on the their immediate interests and purposes. Unraveling the micro-level practices of ground level actors as they pertain to different logical orientations substantially advances our understanding of how and under what conditions certain or various combinations of institutional logics are employed during day-to-day activities. Keywords: Institutional logics, institutional change, Turkish healthcare field, micro-level change, ground-level practices

InteractionCorporate changeMicroanalysis+3
Serdal Gürses
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ayniyat ve ahkam defterleri ışığında İzmir kazası (1808-1839)

Batı Anadolu, Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. yüzyılın sonlarından itibaren kapitalist dünya ekonomisi ile bütünleşen ilk bölgelerden biri olmuştur. İzmir bu dönemden itibaren Batı Anadolu'nun önemli ihraç limanları arasında yer almıştır. Batı Anadolu ve İzmir'in ticari faaliyetlerde ön plana çıkması İzmir'in yabancı tüccarlar için cazibe merkezi haline gelmesine neden olmuştur. Ancak İzmir'in aynı zamanda Dersaadet'in iaşesinin sağlanması hususunda önemli merkezlerden biri olması bazı durumlarda merkezi otorite ile yerel görevlileri karşı karşıya getirmiştir. Yerel görevlilerin ya da aracılık yapan bazı kişilerin devletin talep ettiği ürünleri yabancı tüccarlara daha yüksek fiyatlar ile satması İstanbul'un ihtiyaçlarını temin etme hususunda sıkıntı yaşamasına neden olmuştur. Bu tezde, ayniyat ve ahkam defterlerindeki kayıtlar incelenerek merkezi otoritenin İstanbul'un ve gerekli olduğu zamanlarda diğer yerlerin ihtiyaçları için İzmir'den yaptığı talepler incelenmiştir. Merkezi hükümet, ordu ve donanmanın ihtiyaçları için de İzmir'den birtakım taleplerde bulunmuştur. Bu tezde, söz konusu taleplerin İzmir'den karşılanma düzeyi yanında İzmir'de yürütülen ticari faaliyetler ve esnaf gruplarının durumu da ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezde, ele alınan dönem II. Mahmud dönemine tekabül etmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada II. Mahmud döneminde yaşanan önemli siyasi gelişmeler de ayniyat ve ahkam defterlerine İzmir merkezli olarak yansıdığı ölçüde ortaya konulmaya çalışılmıştır. II. Mahmud dönemi aynı zamanda önemli reformların da gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir dönemdir. Bu tezde, II. Mahmud'un gerçekleştirdiği reformların taşraya yansımaları da İzmir merkezli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin giriş bölümünde, İzmir ile ilgili literatür değerlendirmesi yapılmış ve tezin ana kaynaklarını oluşturan ayniyat ve ahkam defterleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Tez giriş bölümü dışında altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İzmir'in nüfusu ve idari taksimatı ile İzmir'i etkileyen önemli olaylar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde İzmir'in iktisadi yapısı incelenmiştir. Üçüncü bölümde askeri yapı başlığı altında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasının ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun kurulmasının İzmir'e yansıması ele alınmıştır. Dördüncü bölümde İzmir'deki asayiş ve güvenliğe dair gelişmeler incelenmiş ve kazada işlenen suçlar ve suçlulara verilen cezalara değinilmiştir. Beşinci bölümde merkezi idarenin yerel yöneticilerden talepleri incelenmiş, altıncı bölümde ise 1808-1839 yılları arasında İzmir'de yaşanan doğal afetler ve salgın hastalıklar hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma sonuç ve kaynakça bölümleri ile sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, İzmir, II. Mahmud, Reform, Tüccar, Ticaret, İaşe.

Mahmud IIOsmanlı İmparatorluğuReform+4
Zeynep Gürel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde performans yönetimi değerlendirmesi

Çalışma giriş dışında altı ana bölümden oluşmaktadır ve çalışmanın ilk iki bölümü tarihsel ve kuramsal olarak ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü "Geleneksel Kamu Yönetimi Anlayışı" başlığı altında düzenlenmiştir. Bu bölümde ilk önce kamu yönetimi kavramının anlamı, kapsamı ve dayandığı temel ilkelere yer verilmiştir. Daha sonra, geleneksel kamu yönetimi anlayışının teorik arka planı açıklanmaya çalışılmıştır. Bölümün sonunda ise geleneksel kamu yönetimi anlayışının özellikleri ve bu anlayışa yönelik eleştirilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise yeni kamu yönetimi anlayışının kapsamı ve temel dayanakları ele alınmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölüm, "Performans ve Performans Yönetimi" başlığı altında düzenlenmiştir. Bu bölümde ilk önce "performans" kavramının neleri ifade ettiğine ve bu anlayışı ortaya çıkaran sebeplere değinilmiş daha sonra bu anlayış paralelinde yapılan kamu reformlarının ortak özellikleri aynı başlık altında incelenmiştir. Bu bağlamda yeni kamu yönetimi anlayışı paralelinde; karar alma sürecinde katılımcı yaklaşım, müşteri odaklı yönetim anlayışı, alternatif hizmet sunum yöntemleri ve insan kaynakları yönetimini esas alan kamu hizmeti sunum sürecine, esnek örgütlenme modeline, saydamlık ve hesap verebilirlik kavramlarına, yetkilerin desantralize edilmesini öngören politikalara, stratejik planlama ve denetim süreçleri ile organlar arası ilişkiler konularına yönelik yeni yaklaşımlara yer verilmiştir. Yine aynı şekilde beşinci bölümde, performans değerlendirme kavramı ve kapsamı incelenmiş, performans değerlendirmenin tekniği, süreci, amaçları ve kriterleri üzerinde durulmuştur. Altıncı bölümde yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde yeniden değerlendirilen performans kavramı ve özellikleri ile performans yönetimi ve performansın değerlendirmesi üzerinde durularak bunun yeni kamu yönetimi yaklaşımına etkilerine değinilmiştir. Bu çerçevede performansın yeni kamu yönetimi anlayışı açısından yararları, sınırlılıkları, denetimi, kriterleri ve yönetim süreçleri ile performans değerlendirmenin tekniği, düzeni ve amaçları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Kamu Yönetimi Anlayışı, Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı,Kamu Yönetiminde Reform Çalışmaları, Performans Yönetimi, Performans Değerlendirmesi.

Kamu yönetimiPerformansPerformans değerlendirme+2
Nuray Şen
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki yerel yönetimlerde reform sürecinin il özel idarelerinin varlık ve yetki devri bağlamında değerlendirilmesi

Kamu yönetiminin, toplumun birçok alanda iç içe girmiş olan, birbirleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili, zaman zaman da çelişkili sorunlarını çözmek bakımından idari bir organizasyon olarak önemi büyüktür. Toplumların nüfus ve gelişmişlik bakımından büyümesiyle, devletlerin çözmek zorunda oldukları sorunlar da artmakta, bu durum da devletin vermek zorunda olduğu hizmetlerin artmasına neden olmaktadır. 6360 Sayılı Kanun ile il özel idarelerinin 30 büyükşehirde varlığına son verilmiştir. İl özel idarelerinin görev, yetkileri ve sorumlulukları büyükşehir belediyeleri ve merkezi yönetim arasında ilgisine göre dağıtılmıştır. Yetki ve görev paylaşımı yapılırken il genelinde hangi kuruma hangi yetkilerin bırakılacağı konusunda sorunlar ortaya çıkmıştır. Merkezi idare ile yerel yönetim birimleri yetki ve görev paylaşımının getirdiği aksaklıklar nedeniyle il özel idarelerinin varlığı üzerinde birçok tartışma konusu karşımıza çıkmaktadır. Yeni kanun ile birlikte il özel idarelerinin taşınır malları, taşınmaz malları, hakları, alacakları ve borçlarının ne olacağı konusunda yeni yasal düzenlemeler yapılarak varlık ve yetkilerin devri yapılmıştır. Çalışmada Türkiye'de yerel yönetimlerde reform sürecinin, il özel idareleri üzerine etkisi ve kaldırılan il özel idarelerinin varlık ve yetkilerinin devri bağlamında incelenmesine yer verilecektir. Bu bağlamda ilk bölümde, kamu yönetimi ve il özel idare ile ilgili kavramsal açıklamalara yer verilecek ve geçmişten günümüze il özel idarelerinin gelişimi incelenecektir. İkinci bölümde ise, il özel idarelerinin reform ihtiyacı ve süreci 6360 Sayılı Kanun kapsamında reforma yöneltilen eleştiriler çerçevesinde incelenmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ise, il özel idarelerinin reform sürecinde, varlık ve yetki devri bağlamında, karşılaştığı sorunlar ve sorunlara yönelik getirilen çözüm önerileri üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Bu çalışmada reform sürecinde büyükşehirlerde varlığı son bulan il özel idarelerinin, varlık ve yetkilerinin devri sırasında yaşanan aksaklıklar, bu aksaklıklara yöneltilen eleştiriler ve son olarak da bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin ortaya konulması hedeflenmektedir.

ReformTürkiyeVarlık+4
Mehmet Şerif Kurt
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş ekonomisi ülkelerinde yapısal reform ve ekonomik büyüme ilişkisi

Sosyalist rejimin dağılması sonucu bağımsızlığını ilan eden ülkeler ekonomik olarak sosyalist yapıdan ayrılıp serbest piyasa ekonomilerine yönelik politikalar ortaya koydukları için ortaya konan bu çalışmada yapısal reformların ekonomik büyüme üzerine etkisi Homojenite testi uygulaması sonucu ölçülmüştür. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda yapısal reformlardan makroekonomik göstergelere doğru uzun dönemli bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dumitrescu-Hurlin Nedensellik testlerinin gerçekleştirildiği analiz sonuçları kontrol edildiğinde, sadece yapısal reformlardan dış açığa doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Diğer değişkenler arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanmamıştır.

Dış ticaret dengesiEkonomik büyümeEnflasyon+4
Osman Şaki
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Batılılaşmasının figüratif resim sanatına etkisi

Bu tez çalışması, Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı ile başladığı kabul edilen ve Cumhuriyete kadar devam eden Batılılaşma çabalarının figüratif resim sanatı üzerinden incelenmesini konu almaktadır. Batılılaşma, Osmanlı Devleti'nde tavandan tabana nüfuz eden modernleşme süreci olarak ifade edilebilir. Batılılaşma başlangıçta biçimsel benzeme olarak algılanmış, ilerleyen süreçte, kimliğini bulmuştur. Toplumun ekonomik, siyasi, kültürel dönüşümler yaşadığı bir coğrafyada sanatın bu dönüşümden etkilenmeyeceğini düşünmek mümkün değildir. Çalışmamızın yöntemi, siyasi gelişmelerle birlikte sanatın da "gelenekselden" "moderne" giden yolculuğunu incelemek üzerinedir. Bu bağlamda, dönemin yurt dışında eğitim görmüş sanatçılarının figüratif tabloları üzerinden, Batılılaşmanın Osmanlı toplumunda oluşturduğu değişim izlenmiştir. İncelenen döneme ait eserlerde, Batılılaşmayı gerçekleştiren üst toplumsal sınıf çalışılmıştır. Geleneksel yaşamını değiştirmeyen, ait olduğu kültürel yapıdan kopması zaman alan, reformlarla başlayan süreci benimseyememiş halkı gösteren eserlere rastlanmamaktadır. İki ana bölümden oluşan çalışmada, I. bölümde Batılılaşma döneminin tarihsel süreci hakkında genel bilgiler verilmiştir. II. bölümde ise dönem hakkında bilgi verebilecek özellikteki bazı eserlerle Türk resim sanatının gelişim ve değişim öyküsü, konu hakkında inceleme yapan araştırmacıların görüşlerinin derlenmesi ile sunulmuştur. Çalışma, Batılılaşmanın Türk resim sanatına etkisini, seçilen bazı figüratif tablolar üzerinden sunmayı amaçlamıştır.

BatılılaşmaFigüratif resimOsmanlı Devleti+5
Güzin Ezra Süzer
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kamu yönetimi reformlarının Türk kamu yönetimi sistemine etkileri

II. Dünya Savaşı'nın ardından dünyayı etkisi altına alan ekonomik ve toplumsal sıkıntılar her geçen zaman diliminin ardından etkisini giderek arttırmaya devam etmiştir. Bu etki bilim insanlarının da söylediği üzere devletleri daha etkin ve verimli olmaya zorlamıştır. Devletlerin verimli ve etkin olmasını sağlayan en önemli yapı taşlarından biri ise devletlerin kamu yönetimi sistemleridir. Geleneksel kamu yönetimi anlayışının işlerliğini kaybetmeye başlaması yeni yönetim sistemlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Giderek popülerliği artan ve kamu yönetiminin daha etkin ve verimli olmasını sağlayan yeni yaklaşımın adın ise Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımı olarak adlandırılmıştır. Tüm ülkelerin yaşadığı gibi Türkiye'de benzer sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yaşanılan bu sıkıntılar ise vatandaşın daha zor zamanlar yaşamasına neden olmuştur. Bu mali ve toplumsal sıkıntıların aşılması adına Türk Kamu Yönetimi sistemi özellikle 1980'lerin ardından hızlı bir değişim süreci içerisinde yer almıştır. Kamu yönetimi sisteminde yaşanan bu değişim ise hem yapısal hem de işlevsel olarak nitelendirilebilir. Değişim sürecinin başarılı ve çağdaş ülkelerde yaşanan değişim sürecine uygun olabilmesi adına reform çalışmalarının Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Bu sayede kamu yönetimi sisteminin yeni kamu yönetimi yaklaşımına uygun, etkin, verimli, vatandaş odaklı, şeffaf, hesap verebilir, katılımcı odaklı bir yapıya kavuşturulması planlanmıştır. Çalışmanın amacı yapılan reform çalışmalarının yeni kamu yönetimi ilkelerinin hangisi veya hangileri ile uyumlu olduğunun değerlendirilmesidir. Diğer yandan reform çalışmalarının gerçekleştirilmesi sürecinde ortaya çıkan sorunların hangi düzeyde giderilebildiğinin anlaşılmasıdır.

Kamu yönetimiReformTürk kamu yönetimi+2
Zafer Bulut
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessEN

The role of United Nations Security Council on the solution of international problems after the post-Cold War period and reform debates in the United Nations

This study allows us to make a journey to the United Nations Security Council from the past to the present. After two great brutal battles witnessed by the Earth, mainly in USA and UK who are from war-winning countries established the International Power Organization which is named as the United Nationsin order to ensure peace and security to avoid a third world war full of destruction in the future. The Security Council which is one of the six main organs of the United Nations and has the only privileged position in terms of the binding of its decisions consists of the United States, England, France, China and Russia which are permanent members. This study provides information on the structure, functioning and functionality of the United Nations. Also after the Cold War period, from the 2000s to the present day, the study tried to identify the key points by revealing the successful and unsuccessful situations of the Security Council due to its decision-making and veto power to ensure security. The fact that the permanent members are among the countries producing the most arms has started to question the confidence of the United Nations in the international framework. Also, the Security Council lost prestige due to the failures of members of the Security Council, particularly the use of veto in the international area. The Security Council confronted of suggestions and demands from some individuals and institutions for reform. Although, the United Nations wants to carry out these reforms, The Security Council members reject many reform requests in their own interests. Also, this academically examined study has attempted to assess why the Security Council is still seen as the center of international problems today and how the Security Council is pursuing the reform demands proposed to overcome these problems. Key words: Post-Cold War, United Nations, Security Council, Veto, Reform Proposals, Reform Demands

United Nations Security CouncilReformAfter the Cold War+2
Burcu Gürbüz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2004 sonrası yerel yönetim reformu: Eleştirel bir değerlendirme

Türkiye Cumhuriyeti; merkezi ve bürokratik bir devlet olan çok uluslu Osmanlı İmparatorluğu? nun çöküşü üzerine, Kurtuluş Savaşı sonrasında kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti yönetim şekli açısından demokrasiyi benimsemiş olmasına rağmen, yönetim kültürünü Osmanlıdan miras kalan bir anlayışla yürütmüştür. Osmanlının bürokratik karakterini günümüze kadar taşıyan bu yönetim anlayışı içerisinde, merkezi idare halen güçlü konumda bulunmakta ve yerel yönetimler merkezi idarenin sıkı denetimi altında kalmaya devam etmektedir. Son yıllarda yerel yönetimler alanında yapılan gelişmeler yerel yönetim yapısını biraz daha esnekleştirse de, merkezi idare yerel yönetimler üzerinde ağırlığını halen korumaktadır. Yerel yönetimler; demokrasinin gelişimi, yerel siyaset, katılım, özerklik gibi ilkelerin hayata geçirilmesi bakımından önem teşkil etmektedir. Kamu yönetimi sisteminin bel kemiğini oluşturan yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması, ülkemiz için önemli bir adımdır. Ülkemizde 2004 yılına kadar yapılan reform çalışmaları, kayda değer bir ilerleme sağlayamamıştır. Bu bağlamda yerel yönetimleri yeniden yapılandıran kanunlar çıkarılmıştır. 2004 yerel yönetim reformu ve sonrasında yapılan düzenlemeler; yerel yönetimler konusunda ne kadar yol kat edildiği, eski yönetim anlayışından ne kadar farklılaştığı ve yönetimin işleyişini ne ölçüde değiştirdiği sorularına kaynaklık etmektedir. Aşırı merkeziyetçi yapının günümüzde hala geçerliliğini koruyup korumadığı, reform çalışmaları ve uygulamaları ışığında anlaşılacaktır. Küreselleşmenin ve Avrupa Birliği?ne giriş sürecinin etkisiyle hazırlanan kanunların ülke koşullarına uygunluğu çalışma kapsamında değerlendirilmektedir. İngiltere yerel yönetim reformuna tez içerisinde yer verilmesi, yerel yönetimlerde yaşanan değişimin boyutlarını görmemiz açısından örnek teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Türkiye?de Yerel Yönetim Reformu, 2. Küreselleşme, 3. İngiltere?de Yerel Yönetim Reformu, 4. Kamu Yönetimi, 5. Yerel Yönetimler

Avrupa BirliğiKüreselleşmeReform+3
Elif Ekinci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde bir idârî reform denemesi: Tuna Vilâyeti (1864-1867)

19. yüzyılda eyalet idaresindeki aksaklıkları ortadan kaldırmak üzere birçok düzenleme yapılmış, fakat istenen netice elde edilememişti. 1864?de bu konuda kapsamlı bir düzenleme yapıldı. Bu maksatla Vidin, Niş ve Silistre eyaletleri birleştirilerek Tuna Vilâyeti teşkil edildi. Vilâyet usulü çerçevesinde sancak ve kazalarda da değişiklikler yapılarak sayıları azaltıldı. Bun göre, üç eyaletteki toplam sancak sayısı on bir iken yediye, kaza sayısı da altmış sekiz iken kırk beş olarak belirlendi. Vilâyet usulü Tuna?da tecrübe edildikten sonra tedricen devletin diğer eyaletlerinde de uygulamaya konuldu. Tuna Vilâyeti, ilk uygulama olması ve bundan sonra kurulan vilâyetlere örnek olması sebebiyle önem arz etmektedir. Bu çalışmada numune olarak uygulanan vilâyet usulü çerçevesinde Tuna Vilâyeti?nin idarî, mâlî ve hukukî yapısı ile nasıl bir işleyişe sahip olduğu ve ülke yönetimine nasıl bir katkı getirdiği ortaya konmaya çalışılmıştır.

BulgaristanOsmanlı DevletiOsmanlı yönetimi+5
Kadir Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde denetim reformları ve kamu çalışanlarının denetim algılarının performanslarına etkisi: Kastamonu ili örneği

Amacına ulaşma çabasının olduğu her yerde yönetim kavramı, yönetimin fonksiyonlarına bakıldığında temel fonksiyonlarından biri olarak ise denetim kavramı karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla yönetimin olduğu her yerde denetim mekanizmasının da varlığına ihtiyaç duyulmuştur. Zira denetimden yoksun bir yönetim yaklaşımının etkililiği ve etkinliğinden bahsetmek mümkün değildir. Etkili denetim yöntemleri bilimsel, işbirliğine dayanan, yetenekleri ortaya çıkarıcı, demokratik, esnek ve uyumludur. Etkin denetim yöntemleri ise idarelerin faaliyetlerinin açıklık, şeffaflık ve hesap verilebilirlik çatısı altında yürütmesinin önünü açarak kamusal etik anlayışının ve demokrasinin gelişmesinde önemli katkılarda bulunmaktadır. Ülkemizde de son yollarda yaşana önemli değişimlerden biri de özellikle 80'li yılların başında dünyada pek çok ülkede yaşanan dış borç artışı ve bütçe açıkları biçiminde kendini gösteren finansal krizlerin etkisiyle uygulanmaya başlanan neoliberal kamu politikaları ışığında kalkınma planları ve Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde gerçekleştirilen reformist uygulamalardır. Yönetimde yaşanan bu değişimin yönünü değerlendirebilmek ve güvenirliğini ortaya koyabilmek için denetim sistemlerinde de çağdaş yaklaşımlar benimsenmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı Türk kamu yönetimi düzleminde kamu yönetiminde denetim olgusunun yerini ve rolünü tespit edebilmek ve yaşanan değişimlerin kamu kesiminin iş performansı üzerine etkilerini ortaya çıkarabilmektir. Bu amaçtan yola çıkarak Kastamonu ilinde sürekli olarak denetim gören kamu idarelerinin çalışanlarının denetim algıları ile iş performansları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışmanın teorik ve pratik olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Bilindiği üzere, salt kalitatif çalışmalar veya literatür taramasıyla yapılan çalışmalar önemli bilgiler vermekle birlikte, bu çalışmalarla tahminleme yapma, planlama yapma veya sayısal olarak sonuçları görme olanağı azdır. Dolayısıyla bu çalışmanın uygulama kısmında elde edilen bulgular araştırmacılara çeşitli açılardan katkılar sağlayabileceği gibi, kamu yönetiminde gerçekleşen dönüşüm sürecinden denetim mekanizmalarının ne kadar etkilendiği ve kamu denetiminde gelişen aktüel değişiklikler çerçevesinde denetimin etkinliği sorgulanacaktır. Nitekim bu durumun bilinmesinin de kamu yönetimi literatüründe somut katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Konuya ilişkin literatürde sözel tartışma boyutunda ve uygulamalı (ampirik) çalışmalara rastlanmıştır. Teorik kuramsal bağlamda yapılan çalışmaların ağırlıkta olduğu söylenebilir. Sözel tartışma boyutunda yapılan çalışmalar genellikle yeni kamu yönetimi anlayışı ve buna bağlı olarak yeni denetim mekanizmalarını açıklamaya, tanımlamaya yöneliktir. Türkçe literatür bu konuda oldukça zengindir ve bu konuya ilişkin çok sayıda çalışma barındırmaktadır. Yabancı literatürde –her ülkenin kendi kamusal denetim aygıtları farklı olabileceğinden- kamusal reformun uygulanabilirliği ve bürokrasinin değişime olan direncine yönelik kuramsal analizlere rastlanmıştır. Literatürde kabul görecek sayıda uygulamalı (ampirik) çalışmaya rastlanmıştır. Diğer yandan yapılan çalışmalarda genellikle "denetleyen" grubun algılarına yönelik anket çalışması uygulanmıştır. Çalışmamızın ortaya koyacağı denetlenen grubun algılarına yönelik bulgu, bilgi ve analizler kamu yönetimi literatürüne mühim bir katkı sunacaktır.

DenetimKamuKamu denetimi+5
Samet Işık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Underlying factors of the economic miracle of Japan after the Second World War

Japan has undergone four significant phases in the post-war period: reconstruction in the late 1940s of the war-induced economic downturns, stability period in the 1950s, fast growth in the 1960s and early 1970s, and ending fast growth triggered by the first oil crisis in 1973. The aim of this thesis is to determine the factors related to the evolution of Japan's economic development called as Japanese miracle after the Second World War and until the oil crisis of the 1970s.In the post-war era, following the occupation and influence of the United States along with the increased intervention of the Japanese government in the economy, enhancing its capacity to foster sustainable growth through exports and investment, Japan experienced an economic miracle and became one of the most flourishing industrial economies in the world. A series of reform policies have been set out by the U.S. occupation of Japan aimed at rebuilding and restoring the ruined nation and ultimately creating an opportunity for Japan to become an industrial superpower. These reform policies have had a significant effect on the democratization and transformation of the nation which affected the capacity of the nation to evolve. Furthermore, Japan as a 'developmental state' set out policies aiming to achieve fast growth through promoting and protecting the key industries from foreign competition under the guidance and control of the state. In order to understand the Japanese economic miracle, the key concepts of political, social, and economic shifts accompanied by the impact of the state's capacity during the 20th century will be examined. Additionally, this thesis also seeks to contextualize the mechanism of Japanese growth under the state's intervention in a country of a different culture and that has been experiencing ongoing economic growth. Keywords: Japanese Government, Reforms, Economic Growth, Developmental State, Policies, State Capacity.

EconomyEconomic policiesEconomic developments+5
Yiğitcan Uykan
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

XVIII. asrın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'nde ıslahat hareketleri

Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren sürekli gelişme ve ıslahat çabası içerisinde bulunmuştur. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı tahtına çıkan III.Mustafa, bu ıslahat çalışmalarını devam ettirerek, Osmanlı devlet ve toplum hayatında meydana gelen menfî gelişmeleri ortadan kaldırmaya ve devleti eski güçlü konumuna getirmeye çalışmıştır. III.Mustafa, seleflerinin izinden giderek yaptığı ıslahatlarda geleneksel ıslahatı devam ettirmiş, bununla birlikte 1768'de Rusya ile başlayan savaş ve bu savaşın mağlubiyetlerle sonuçlanması onun askeri ve teknik alanda Batıya yönelmesine neden olmuştur. III.Mustafa'ya ıslahatlar konusunda en büyük yardım sadrazamı Ragıb Mehmed Paşa ile Baron de Tott'dan gelmiştir.Bu dönemde III.Mustafa ve Ragıb Mehmed Paşa yabancı devletlere karşı barış ilkesini esas almış, bu barış ortamından yararlanarak geleneksel ıslahatları devam ettirmişlerdir. Yabancı devletlerle savaş ve ittifak anlaşmalarından ziyade dostluk ve ticaret anlaşmaları yapılmaya çalışılmıştır. Ülkenin emniyet ve asayişi yeniden sağlanmak istenmiş, vilayetlerin durumu düzeltilmeye çalışılmıştır. Malî alanda düzenli ve adil vergi alınmasına, vakıf mallarının sıkı bir nizama bağlanmasına dikkat edilmiş, para cinslerinde ve ayarında görülen karışıklıklar çözülmeye çalışılmıştır. Askerî alanda Humbaracı Ocağı'na yeniden hayat verilmek istenmiş, donanma cephaneliği yeniden düzenlenerek gemilerin bir kısmı yelkenliye dönüştürülmeye çalışılmıştır. İstanbul'un odun ve tersanenin kereste ihtiyacını karşılamak için Sakarya Nehri'nin Sapanca Gölü üzerinden İzmit Körfezi'ne bağlanması planlanmıştır. İstanbul`un iaşe sıkıntısını gidermek, yangın ve depremlerle harap olan şehri yeniden imar etmek, yerli malı kullanımını ve yerli sanayiyi teşvik etmek gibi faaliyetler padişahla sadrazamın giriştiği başlıca ıslahat çalışmalarıydı.Bu dönemde Baron de Tott, askerî alanda vermiş olduğu hizmetlerle Osmanlı'nın yenilenme ve Batıya açılma politikasında önemli isimlerden biri olmuş, Osmanlı'nın Avrupa ile olan teknolojik ve kültürel temaslarında yeni bir dönem başlamıştır. Baron de Tott, Çanakkale istihkâmlarının düzenlenmesi, tophaneyi ıslah, hafif topların dökümü, yeni bir top dökümhanesinin kurulması, Boğaziçi kalelerinin tanzim ve inşâsı, kayık köprü ve top arabalarının inşâsı, topçu okulu ve sürat topçuları ocağının kurulması gibi pek çok faaliyetiyle Osmanlı ordusunda önemli ıslahatlar yapmaya çalışmıştır.I.Abdülhamid, kardeşi III.Mustafa döneminde başlatılan ıslahatları devam ettirmek istemiş bu alanda yerli ve yabancı şahsiyetlerle bir takım ıslahat çalışmalarına girişmiştir. Hazine açığını kapatmak ve savaş giderlerini finanse edebilmek için esham uygulaması başlatılmış, ülkenin emniyet ve asayişini temin etmek için levend teşkilatı kaldırılmış, timar ve zeamet sisteminde düzenlemelere gidilmiştir. Baron de Tott'un nezaretinde donanmanın ihtiyacı olan nitelikli kaptan ve personelin yetiştirilebilmesi için Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn kurulmuştur. Cezayirli Gazi Hasan Paşa donanmaya yeniden nizam vermek istemiş, yeni tersaneler yaptırıldığı gibi, yabancı uzmanlardan da yararlanarak yeni gemiler inşâ edilmiştir. Seyyid Mehmed Paşa, kalem teşkilatını ıslah etmeye çalışmış, humbaracı ve topçu birliklerinin eğitimine önem vermiş, Avrupa'da yayınlanan bazı gazetelerin tercümelerinin yapıldığı bir odayı Bab-ı Âli'de kurmuştur. Bu dönemde en kapsamlı yenilikler Halil Hamid Paşa tarafından yapılarak, Osmanlı devlet ve toplum hayatındaki önemli aksaklıklar giderilmeye çalışılmıştır. Hamid Paşa, ziraî sahada ıslahat yaparak millî geliri yükseltmeye çalışmıştır. Osmanlı ordusunun kuvvetlendirilebilmesi için Fransız, İngiliz ve İsveçli uzmanlarından yararlanmış; yeniçeri ocağı başta olmak üzere, timarlı sipahileri, sürat topçuları, humbaracı ve lağımcı ocaklarıyla donanma ıslah edilmeye çalışılmıştır. Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn yeniden ıslah edildiği gibi bu mühendishane içerisinde yabancı uzmanların idaresinde Mühendishane-i Berri-i Hümâyûn'un da ilk nüvesi oluşturulmuştur.I.Abdülhamid'den sonra tahta çıkan III.Selim, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durumu iyi görmeyerek, seleflerinden belirgin bir biçimde ayrılarak, her alanda bir dizi ıslahat hareketine girişmiştir. Bu ıslahatlara Nizâm-ı Cedîd adı verilmiştir. Bu dönemde yine askerî alanda ıslahatlara önem verilmiş, Yeniçeri Ocağı yanında Nizâm-ı Cedîd ordusu kurulmuştur. Bu ordunun ihtiyaçlarını gidermek ve yapılacak ıslahatları finanse edebilmek için İrâd-ı Cedîd adında yeni bir hazine kurulurken, Nizâm-ı Cedîd ordusunun subay ihtiyacını karşılamak için de Mühendishane-i Berri-i Hümâyûn adında yeni bir okul kurulmuştur. Ayrıca geleneksel Osmanlı ocakları olan humbaracı, lağımcı ve topçu ocakları için yeni kanunlar çıkarılmış, yabancı ülkelerden getirilen uzmanlar aracılıyla ocakların ıslahına çalışılmıştır. Osmanlı donanmasında önemli yeniliklerde bu dönemde gerçekleştirilerek, çok sayıda yeni gemi inşâ ettirilmiştir.Askerî alan dışında diğer alanlarda da önemli yeniliklerin yapıldığı bu dönemde, Avrupa'da ilk daimî elçilikler açılmış, ülkenin idarî taksimatı yapılmış, ticarî ve sosyal hayatın düzenlenmesi için yeni kanunlar çıkarılmıştır. Ancak yapılan bu yeniliklere başta yeniçeriler olmak üzere, bazı devlet adamları ve ayânlar tepki göstermiştir. 1807 yılında gerçekleştirilen Kabakçı Mustafa İsyanı ile Nizâm-ı Cedîd dönemine son verildiği gibi III.Selim'de kısa bir süre sonra öldürülmüştür.III.Selim döneminde yapılan yenilik hareketleri kendisinden önce yapılanlara göre daha bilinçli, planlı ve programlı olarak yapılmıştır. III.Selim başta askerlik olmak üzere her alanda ıslahatın gerekli olduğuna inanmış, bu düşünceyle hareket ederek önemli ıslahat hareketlerinde bulunmuştur. Burada belirtilmesi gereken, III.Selim her alanda ıslahatı gerekli görmesine rağmen yaptığı ıslahatların hepsinin Batılı tarzda yapılmadığıdır. Onun askerî alanda Batıdan etkilendiğini söylemek mümkündür. Ancak idarî, sosyal, ticarî ve iktisadî hayatta yaptığı ıslahatlara bakıldığında selefleri gibi geleneksel ıslahatın dışına pek çıkamadığı görülür. III.Selim her alanda Batılılaşmayı gerekli görmemiş, yalnız olaylara bir Batılı gibi yaklaşarak her alanda ıslahatın yapılması gerektiğine inanmıştır. Onun ıslahatları kendisinden sonraki ıslahat ve ıslahatçılara büyük ölçüde etki etmiştir.

18. yüzyılDeniz Harp OkuluKara Harp Okulu+5
Murat Gündüz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
10
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kamu personel reformu politikası analizi

Bu çalışmanın kapsamını Cumhuriyet dönemi kamu personel reformu çalışmalarının tarihsel olarak ele alınması ve 1980 sonrası personel reformu çalışmalarının kamu politikası analizi ile incelenmesi oluşturmaktadır. Personel reformu ve kamu politikasına ilişkin teorik bilgiler sunulmuş, Türkiye'nin personel reformuna ilişkin takvim çıkarılmış, kamu yönetiminin işleyiş araçları olan hükümet programı, kalkınma planları, uzman raporları incelenmiştir. 1980 sonrasındaki sürecin politika analizi yapılmış; bu dönemle başlayan ve günümüz personel sistemini oluşturan politika çıktıları ile çalışma sınırlandırılmıştır.Tez Türkiye'de personel reform çalışmalarını politika bağlamıyla inceleme amacını taşımıştır. Bu inceleme sonucunda personel sisteminde reform kaygısının sürekli olduğu ancak bunun oluşan ya da oluşması muhtemel sonuçları hakkında öngörülerin yetersiz olduğu görülmüştür. Reform çalışmaları ve girişimlerinin kapsamlı bir kamu politikası olarak değil daha mikro düzeyli çalışmalar şeklinde kurgulandığı görülmüştür. Kamu yönetiminin en önemli unsuru olan kamu personelini ilgilendiren reform adımlarının mevzuat, örgütlenme, uygulama düzeyinde etkili bir politikanın parçaları olması gerektiğine dikkat çekilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Kamu Politikası2.İdari Reform3.Personel Reformu4.Personel Reform Politikası5.Personel Reform Politikası Analizi

Devlet politikalarıKamu personeliPersonel reformu+2
Hatice Altunok
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Application of multiple intelligences theory in the Ghanaian classroom

Education is a valuable component of human development throughout the world. Ghana is not an exception. Respective governments of Ghana have strived to improve eminence of tutelage in the nation and to make it accessible to all citizens of school going age. Many reforms have been formulated in the past to ensure that future leaders acquire the best form of education in order to survive in the ever expanding and dynamic world. These reforms generally looked at the period or duration for acquiring the needed knowledge as well as the content given to the students. Little work is done on the ability of the pupil/student to absorb and understand the needed content. The intellectual proficiency of the teacher to convey knowledge to the students built on the interest and strength of the student is usually overlooked. The level of intelligence of the students is measured based on the old and the traditional approach of the logic/mathematic and linguistic styles. Ghana inherited this approach from the British after colonization. This method has discouraged and made aspirations and skills of many students go into the drain. The inability of many students to achieve higher education in Ghana is because of this old way of assessing and determining who an intelligent student is. This work has proven that Ghana is still using the old and the outmoded approach of determining an intelligent pupil/student. The research has shown that the current teachers do not use the several intellect approach established by Gardner in preparation of lessons and delivery of instruction in the classroom. The questions asked in this work are; do the teachers know the theory of multiple intelligences? Do they know their students' multiple intelligences strength? Do the teachers capitalize on the students' multiple intelligences strength in their teaching and lessons in the classroom? Do the teachers try to use other ways and styles of teaching apart from the traditional linguistic and logical/mathematical method of teaching? The observation and the answers to the questions above testify that Ghana is still using the traditional approach of logical/mathematical and linguistic approach in determining the intelligence of pupils/student. An observation conducted on the students using multiple intelligences survey, indicated that all the students used have traits of all the nine intelligences. Secondary sources of information such as article, journals and official webpages of institutions and bodies that had connections with the writing and preparation of this thesis were assessed.

EducationEducation reformsEducation system+4
Musah Ibrahım Munah
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de idari reform ve Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi ile Kamu Yönetimi Araştırma Projesi'nin karşılaştırılması

?Yeniden yapılanma? kavramı son dönemlerde Türkçe literatürde kullanılan bir kavramdır. Türkçe literatürde, ?rasyonalizasyon?, ?reorganizasyon?, ?reform? gibi yabancı kökenli terimler yanında ?idareyi geliştirme?, ?yeniden düzenleme? ?idari reform? gibi kavramlar da kullanılmaktadır. Ancak bunlardan kamu yönetiminde yapılan köklü değişimi ifade etmek üzere ?idari reform? kavramı ön plana çıkmış ve daha sıklıkla kullanılır olmuştur. Kamu yönetiminde yeniden yapılanma çalışmalarının son yıllarda hızlanmasına rağmen, Türkiye'de kamu yönetiminde yeniden yapılanma çabaları uzun bir geçmişe sahiptir. Bu çalışma Türk Kamu Yönetimi reformlarında önemli bir yere sahip olan MEHTAP ile KAYA Raporunun karşılaştırılmasını ortaya koymaktadır.

Kamu yönetimiMerkezi iktidarMerkezi yönetim+4
Elif Gül Akıncı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı ve Çin İmparatorluklarının çöküşü ve Cumhuriyete geçişinin karşılaştırmalı analizi

Osmanlı İmparatorluğu ve Çin İmparatorluğu tarihin en güçlü devletleri arasında yer almaktaydı. Fakat 19. yüzyıla gelindiğinde bu koca imparatorluklar artık eski gücünü kaybetmiş ve Batı'nın Emperyalist emelleri karşısında zayıf duruma düşmüşlerdir. Bu dönemde, Osmanlı ve Çin İmparatorlukları Emperyalist güçlerin sömürgecilik hareketleri karşısında benzer şekilde mücadeleler vermiş ve ayakta kalabilmek için çeşitli reformlar denemiş, ancak gösterdikleri çabalara rağmen, 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde iki imparatorluk da, ömrünü tamamlamış, Cumhuriyete geçmişlerdir. Bu tez çalışmasında, Osmanlı ve Çin İmparatorluklarının çöküş dönemleri, önce paralel olarak ayrı ayrı incelenmiş, ardından bu iki imparatorluğun benzerlik ve farklılıklar karşılaştırmalı bir üslupla analiz edilerek uzak coğrafyalarda bulunan ve farklı ideolojiye sahip iki imparatorluğun aynı kaderi paylaştığı düşüncesi öne sürülmüştür. Bu tez giriş , üç ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Tezin giriş kısmında, konusu ile ilgili genel bir bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı İmparatorluğu'nun 19. yüzyıldaki durumu incelenerek, Batı Emperyalizminin karşısında verdiği mücadeleleri, ayakta kalmak için gösterdiği Reform çabaları ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde, Çin İmparatorluğu'nun 19. yüzyıldaki genel durumu, yok olmamak için sömürgecilik karşısında verdiği mücadeleler, modernleşme çabaları ve Cumhuriyete geçiş dönemi ele alınmıştır. Son bölümde ise, 19. yüzyıldaki bu iki imparatorluğun çöküşü ve Cumhuriyete geçiş süreçleri karşılaştırılarak, bu dönemdeki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyulmuştur. Sonuç kısmında ise konu ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmış olup bunun ardından çalışmada kullanılan kaynaklar yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, Çin İmparatorluğu, Cumhuriyet,Emperyalizm, Modernleşme

CumhuriyetEmperyalizmModernleşme+3
Dılınuer Wufuer
Karadeniz Technical University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal güvenlik sistemlerinin finansman açıkları ve ülkelere göre karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmada Sosyal Güvenlik Sistemlerinin tanımı yapılarak, finansman açıklarının tespiti ve boyutu ülkelere göre tablo ve grafiklerle karşılaştırılmıştır.Gerekli veriler uluslar arası kaynaklardan, veri bankalarından, çeşitli raporlardan, makalelerden ve konuyla ilgili yayımlanan kitaplardan oluşturulmuştur.Genel olarak dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sosyal güvenlik sistemiyle ilgili tartışmalar son yıllarda giderek artmış, sistemin var olan biçimiyle sürdürülemez olduğu ve yeniden yapılandırılması gerektiği birçok kesim tarafından ortaya konmuştur. Bu çerçevede 1999 yılından itibaren Sosyal Güvenlik Reformu çalışmalarına başlanmış ve 2008 yılında yasalaşarak yürürlüğe girmiştir.Bu çalışmanın amacı, var olan sosyal güvenlik sistemleri hakkında özgün şeyler söylemek değildir. Amaçlanan, sosyal güvenlik sistemleri finansman açıklarının nedenleri ve boyutlarını araştırmak, ülkeler arasında mukayese yaparak dünya genelindeki durumu ortaya koymaktır.Birinci bölümde Sosyal Güvenlik Sistemlerine genel bakış çerçevesinde, Sosyal Güvenliğin tanımı, amacı, tarihsel gelişimi, uluslararası normlardaki yeri ortaya konmuş, Osmanlı İmparatorluğu ve devamında Türkiye Cumhuriyeti `ndeki gelişimine değinilmiştir.İkinci bölümde Sosyal Güvenlik Sistemi Modelleri üzerinde durulmuş, sistemin yapısı, gelişimi, bazı Avrupa ülkelerindeki uygulamaları ve Türkiye'deki reform çalışmaları ele alınmıştır.Yine bu bölümde Sosyal Güvenlik finansman açıkları problemi ele alınarak bunların nedenleri üzerinde durulmuş, bu problemin gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin -boyutları ve nedenleri değişmekle birlikte- ortak sorunu olduğu görülmüştür. Ayrıca bu bölümde ortaya atılan çözüm önerilerine değinilmiştir.Üçüncü bölümde Sosyal Güvenlik Sistemlerinin ülkelere göre karşılaştırması yapılarak dünya genelindeki genel tablo ortaya konmuştur.Sonuç olarak Sosyal Güvenlik finansman açıkları problemi sadece Türkiye'ye özgü değildir. Gelişmiş ülkelerde yaşanan sorunlarla gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sorunlar, boyutları ve kaynakları açısından farklılıklar gösterse de sosyal güvenlik sistemlerine ilişkin çözüm önerileri ortak noktalar taşımaktadır.Gelinen noktada sosyal güvenliğin devlet politikasına dönüştürülmesi, toplumda sosyal güvenlik bilinci oluşturulması, kayıt dışı istihdamın engellenmesi ve gerekirse bunun için idari para cezalarının artırılması, denetimlerin ciddiyetle yapılması ve devletin finansman katkısının gözden geçirilmesi gerekmektedir.Anahtar Sözcükler1.Sosyal Güvenlik2.Reform3.Finansman Açıkları4.Aktif-Pasif Dengesi5.Emeklilik

EmeklilikFinansmanFinansman açığı+5
Ömer Faruk Arkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni kamu yönetimi yaklaşımı ve Türkiye'de kamu yönetimi reformu

Tez çalışmasıyla Türk kamu yönetiminde gerçekleştirilen reformların tarihçesini vermekten ziyade bu reformları, son dönemde kamu yönetimi reformlarının yürütülmesinde temel belirleyici olan ve mevcut bürokratik örgütlenme modeline meydan okuyan Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımının ne derecede etkilediğinin ve gerçekleştirilen reformların bugün için Türk kamu yönetiminin YKY ilkelerine göre örgütlenmesini zorlaştırıcı mı kolaylaştırıcı mı nitelikte reformlar olduğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çalışma'da; 1950'li yıllara kadar gerçekleştirilen ve ıslahat olarak adlandırılabilecek ilk dönem reformlarının YKY ilkelerine ters düzenlemeler içerdiği gibi günümüz Türk kamu yönetiminin YKY doğrultusunda örgütlenmesini zorlaştırıcı bir miras bıraktığı; 1950-1980 yılları arasındaki yeniden yapılanma olarak adlandırılabilecek reformların bazı olumlu değişimleri içermekle birlikte YKY'ye doğru bir dönüşümü amaçladıklarından bahsedilmesi için erken olduğu ve; Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunla başlatılan reformların ise kamu yönetiminin YKY doğrultusunda dönüştürülmesi açısından önceki dönemlerden bir kopuşu ifade ettiği ve ancak ?değiştirme? dönemi olarak adlandırılabileceği buna rağmen Türkiye'de yakın bir gelecekte YKY ilkeleri doğrultusunda örgütlenmiş bir kamu yönetiminin varolabileceğinin kuşkulu gözüktüğü sonuçlarına ulaşılmıştır.

BürokrasiKamu yönetimiReform
Mehmet İlker Haktankaçmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects