Natural disasters

195 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin afete hazır olma durumları ile afete hazırlık algıları ve psikolojik sağlamlılık düzeyleri

Giriş ve Amaç: Afetlere hazırlık ve müdahalenin, tüm hemşirelerin bilgi ve becerilerinin bir parçası olarak kabul edilmesi, Uluslararası Hemşirelik Konseyi tarafından önemle vurgulanmıştır. Bu araştırmada hemşirelerin afetlere hazırlık algılarını ve psikolojik sağlamlılık düzeyleri belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi ve Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde çalışan 400 hemşire ile yürütülmüştür. Yüz yüze yapılan çalışmada veri toplama aracı olarak; demografik özelliklerinin sorgulandığı anket formu, Hemşirelerde Afete Hazırlık Algısı Ölçeği (HAHAÖ) ve Connor ve Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CD-PSÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce kurum izinleri ve etik kurul onayı alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS for Windows 20,0 programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,29±7,12 olup %73'ünün lisans mezunu, %69'unun mesleğini severek yaptığı, %67,5'inin bir afet durumuyla karşılaştıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin %85'i afet ile ilgili bir eğitim aldığını ve %72'si afete kısmen hazır olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların HAHAÖ toplam puan ortalaması 78,64±9,47 olup lisansüstü eğitime sahip, afet eğitimi alan ve mesleğini severek yapan hemşirelerin ölçek puan ortalamaları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte hemşirelerin ölçeğin müdahale alt boyutundan daha düşük puan aldıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin CD-PSÖ puan ortalaması 62,84±16,43 olarak bulunmuş olup mesleğini severek yapan, hemşire olarak kendini afetlere hazır hisseden, herhangi bir afette kayıp yaşayan ve kronik hastalığı olan hemşirelerin puan ortalaması anlamlı olarak yüksektir. HAHAÖ Ölçeği ile CD-PSÖ toplam puan ortalamaları arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir korelasyon saptanmıştır (r= 0,464, p<0,001). Sonuç: Hemşirelerin afete hazırlık algısının iyi, psikolojik sağlamlılıklarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin afete hazırlık algıları arttıkça psikolojik sağlamlılıkları da artmaktadır. Anahtar kelimeler: Afet, afet yönetimi, afete hazırlık, hemşire, psikolojik sağlamlılık

Devlet hastaneleriDoğal afetlerHastane hemşireleri+3
Şeyda Batı
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarının afetlere dirençli kent algısı: Edirne ili örneği

Dünyada ve Türkiye'de artan risk faktörleri kentlerin dirençli olmasını öne çıkarmaktadır. Bu tez çalışmasında Edirne İli bağlamında kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarında çalışanların afetlere dirençli kent algısını ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırma amacı doğrultusunda nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yarı yapılandırılmış görüşmeler yolu ile maksimum çeşitlilik örnekleme doğrultusunda seçilen 36 kuruluşta çalışan 42 katılımcıyla görüşme gerçekleştirilmiş; toplanan veriler MAXQDA24 programı ile nitel veri analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada ortaya çıkan temel bulgular arasında; afetlere dirençli kent algısı genel kriterler kapsamında olası afetler, afetlerin etkileri, öncelikli etkilenecek alanlar, yardım sağlayacak kuruluşlar ve afette yapılması gerekenler açısından tespitlerde bulunulmuştur. Bunun yanında araştırmada afetlere dirençli kent algısı; idari çerçevede yapılması gereken çalışmalar, bütçe, çok boyutlu tehlike analizi, altyapıyı koruma, kritik hizmetleri korumak, arazi kullanımında dikkat edilmesi gerekenler, eğitim planları, çevre koruma ile ekosistemlerin güçlendirilmesine yönelik faaliyetler, acil durum yönetim merkeziyle iletişim süreci, afetten etkilenen nüfusun ihtiyaçlarında yeniden inşa faaliyetleri konusunda katılımcıların algıları ortaya konmuştur. Kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarının yaşadıkları kente ilişkin olarak afetlere dirençli kent algıları kapsamında farkındalık düzeyi bilinç olarak bulunmasına rağmen uygulamaya aktarma noktasında koordinasyon eksikliğinin giderilmesinin afetlere dirençli kentlere ulaşma noktasında önemli bir adım olacağı görülmüştür.

Doğal afetlerDoğal çevreKamu-sivil toplum kuruluşu iş birliği+1
Funda Selvi Avat
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durumlarda hemşirelerin ilk yardım bilgi düzeyleri, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi örneği

Afetler normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, teknolojik veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar afetlerle ilk karşılaştıklarında afetlerin üstesinden gelmekte zorlanmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı afetlerin meydana gelmesini takip eden ilk saatlerden itibaren hayatta kalma, tahliye, ilk yardım, triaj, kimyasal, biyolojik, radyasyon, nükleer saldırılar gibi konularda hemşirelerin hazır oluşluk düzeylerinin belirlenmesidir. Bu çalışmanın örneklemini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde çalışan 181 gönüllü hemşire oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen soru formu kullanılmıştır. Verilerin analizi, "SPSS for Windows 22" paket programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı analizler yapıldıktan sonra karşılaştırmalı analizlerde parametrik varsayımların yerine geldiği durumlarda Varyans analizi, Student's t testi, Correlations analizleri, parametrik varsayımların gerçekleşmediği durumlarda Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0.05 olduğu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların afetlere hazır oluşluklarında temel yeterlilik ölçeği ortalama puanları 3.23±0.73 olarak bulunmuştur. Katılımcılar afetlere hazır oluşluklarında temel yeterlilik uygulamalarını yapabileceği belirlenmiştir. Katılımcıların İlk Yardım Bilgi Düzeyi ortalama puanları 71.86±18.52 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin ilk yardım bilgi düzeyleri yüksek düzey olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, afet eğitimi almış ve eğitim seviyesi yüksek olan hemşirelerin afetlere karşı daha hazır oldukları saptanmıştır. Hastanelerde her yıl düzenli olarak yapılan tatbikatlarda hemşirelerin daha aktif rol alması gerekmektedir. Hemşirelerin kurum içinde afet ve acil durumlar ile ilgi verilen eğitimlere katılımlarının artırılması önerilmektedir. Entegre Afet Yönetim Sistemi kapsamında hemşirelerin afet yönetimi safhalarındaki görev ve sorumlulukları artırılmalıdır.

Acil hemşirelikBilgi düzeyiDoğal afetler+5
Yücel Bulut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkileri: Türkiye 1960-2018 dönemi

Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin yaşattığı maliyet ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi zaman serisi verilerinin kullanarak analiz etmektir. Çalışmanın ilk bölümünde doğal afet kavramı, unsurları ve maliyetleri açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, doğal afetlerin ekonomik etkilerine değinilmiştir. Çalışmanın ampirik kısmında ise Türkiye'de yaşanmış doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin maliyeti ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde negatif bir ilişki olduğu ve nedenselliğin ekonomik büyümeden doğal afet maliyetine doğru olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğal Afet, Ekonomik Büyüme, Maliyet, Doğal Afetlerin Ekonomik Etkileri

AfetlerDoğal afetlerEkonomi+3
Muhammed Enes Karatağ
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevik (Agile) yöntemi: Afet yönetimi açısından bir değerlendirme

Yönetim alanında tercih edilen güvenli, hantal, yavaş ve maliyetli olarak özetlenebilecek geleneksel metotlar, günümüzün hızlı, esnek, müşteri odaklı ve değişime açık olmayı gerektiren sistemlerine ayak uydurmakta zorlanmakta ve bunun sonucunda Agile tarzı metotların popülaritesi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma, Agile (Çevik) yönetim yaklaşımlarındaki başarı faktörlerini ele alarak, Agile yönteminin afet yönetiminde uygulanabilirliği üzerine bir değerlendirme sunmaktadır. Literatürdeki çalışmalarda yazarlar bu konuyu daha çok teorik çerçevede ele almışlardır. Saha çalışmaları ile teoriyi uygulamaya döken yazarların büyük kısmı ise konuyu ya tek şirket özelinde irdelemişler ya da çok az katılımcıyla yapılan anket çalışmalarıyla değerlendirmeler yapmışlardır. Az sayıda gerçekleştirilen kantitatif çalışmada ise daha çok yüzde analiziyle yetinilmiştir. Dünyanın farklı bölgelerinden Agile kullanıcıları ile 2022 yılında yapılan anket araştırması sonucunda bu çalışma, en önemli Agile başarı faktörlerinin şu parametreler olduğunu ortaya koymuştur: müşteri memnuniyeti, verimlilik, ürün ve yazılım kalitesinde artış, işleri daha kısa zamanda bitirme. Bu parametrelerle birlikte Agile kullanmaktan duyulan memnuniyet ve katılımcıların demografik özellikleri de Agile yöntemlerindeki başarıyı belirleyen bileşenler olarak görülmektedir. Yapılan analizlerde, katılımcıların Agile deneyimleri arttıkça, Agile başarı faktörleriyle etkileşimlerinin sonuçlarının olumlu olduğu görülmüştür.

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+3
İlyas Tunç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Van Depreminde merkezi ve yerel yönetimlerin rolü

23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Van-Erciş merkezli deprem ve 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen Van-Edremit merkezli deprem; Van ili merkezinde, ilçelerinde ve çevresinde çok kuvvetli bir şekilde hissedilmiştir. Ayrıca bölgede yıkıcı hasarlara da neden olmuştur. Çok sayıda can kaybına da yol açmıştır. 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 depremlerinde toplam 644 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 1.966 vatandaşımız yaralanmış, 252 vatandaşımız ise enkazdan sağ olarak kurtarılmıştır. Ülkemizde afet yönetiminin tek elde toplanarak eşgüdümün sağlanması, afet politikalarının gözden geçirilerek olası afetlere karşı daha dikkatli ve hazırlıklı olunması, afet sonrası yönetimde olan bireylerin daha profesyonel davranarak afetin olası etkilerini minimize etmesi, Van Depremi sonrası gerek merkezi, gerekse yerel yönetimler bazında yapılanlar/yapılamayanlar irdelenerek ve fay hattı üzerinde bulunan ülkemizin olası diğer afetlere karşı hazırlıklı olunmasının sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde afet yönetiminden, ikinci bölümde Van depreminden, deprem anı ve sonrasında yönetim birimlerinin yapmış oldukları çalışmalardan bahsedilmiştir. Yapılan çalışmalar ait belgeler birleştirilerek birtakım sonuçlara ulaşılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur.

DepremDoğal afetlerVan+1
Hasan Talas
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerde yaşanan aksaklıklarda mahalli idarelerin rolü: Van depremi örneği

Küresel olarak doğal afetler başta insanları ve daha sonra da dünya üzerinde yaşayan ne kadar canlı var ise doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilemektedir. İnsanlığın varlığından günümüze kadar sayısız doğal afetler olmuş toplu can ve mal kayıpları yaşanmıştır. İnsanlık doğal afetlerden dolayı zaman zaman ağır darbeler almış ve elinden geldiği kadarı ile de önleyici tedbirler almaya gayret göstermiştir. Son zamanlarda doğal afetlerin içinde dünya üzerinde yaşayan canlıları daha derin ve aniden etkileyen afet türü ise depremdir. İnsanlık depremin ne zaman, nasıl ve ne şekilde geleceğini tahmin edememesinden dolayı alacağı önlemler sadece yüzeysel ve deprem gerçekleştikten sonraki durumlar içindir. Fiziksel koşullar ele alındığında Türkiye dünyanın deprem kuşağı olarak en faal bölgeleri arasında yer almaktadır. Türkiye deprem kuşağında olması sebebi ile son yıllarda deprem öncesi tedbirler almakta ve sonrası planlama ve düzenlemeler için çeşitli yasa, kurum ve kuruluşlar oluşturmaktadır. Türkiye'de depremin etkin olması fay hatlarının üzerinde bulunmasındandır. Doğu Anadolu fay attı aktif fay hatlarındandır. Van ilimiz ise Doğu Anadolu fay hattı üzerine inşa edilmiş bir ilimizdir. Son yıllarda Van'da ağır iki deprem yaşanmış ve birçok maddi ve manevi zararlar meydana gelmiştir. Bu meydana gelen zararlardın en başında ise yapı denetimlerinin eksiklikleri ve çeşitli kontrol mekanizmalarının olmayışıdır. Van'da yaşanan büyük depremlerin ardından çeşitli önleyici mekanizmalar devreye girmiş olsa da henüz ülke çapında yeterli seviyeye ulaşmamıştır. Çalışmamda yapılan araştırmalar, insanların ve diğer canlıların Van ili kapsamında yaşadığı depremin etkilerini incelemek, insanlara ve diğer canlılara etkisini vurgulamaktır. Bu nedenden dolayı da alınacak tedbirlerin daha sağlıklı ve tüm canlılara olumlu yönde hitap etmesinin altı çizilmiştir.

DepremDoğal afetlerVan+1
Pınar Aydinç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm: 6306 sayılı Kanun kapsamında İstanbul'dan örnekler

Gelecek yüzyıla bakışta kentlerimizi yenilemek, dönüştürmek ve yeniden ele alarak kentlere kimlik kazandırmanın toplumda aidiyet duygusunun sağlanmasının, çevresel, kentsel, tarihi korunmanın sağlanmasının ve bir vizyonu olan tasarımlarla kentsel estetiğe yer verilmesinin kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple ve küreselleşen dünyada artık kentlerin sürdürülebilir bir şekilde değişim ve dönüşümü gerçekleştirerek kent kimliklerini kazanmaları gereği, "kentsel dönüşüm'' olgusunu gündeme getirmiştir. Türkiye üzerinde bulunduğu jeolojik konumu gereği tektonik, sismik, topoğrafik ve iklimsel olaylar sonucu meydana gelen afetlerle sıklıkla yüz yüze kalan bir ülkedir. Bu afetler kimi zaman su baskını, sel, çığ, heyelan olduğu gibi en yaygın ve hasar verici etkisi bakımından en önemlisi depremdir. Ülkemizde 1999'da yaşanan Marmara Depremi ve 2011'de yaşanan Van Depremi ile kentlerimizin acil bir şekilde riskli yapılardan güvenli yaşam alanlarına dönüşmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu yaklaşımlarla Ülkemizde; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 2012 yılında 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" yürürlüğe girmiştir. Kentsel dönüşüm olgusu; Ülkemizde ağırlıklı olarak bu kanun çerçevesinde, mevzuat ve uygulamalar irdelenerek, kamunun ve özel sektörün sürece olan katkıları dâhilinde, İstanbul'dan bir kısmı kendi kavramlarında ilklerden olan örneklere yer verilerek analiz edilmiştir. Kavramlar ve deneyimler doğrultusunda kentsel dönüşümün, Ülkemizde çoğunlukla "riskli bina'' ölçeğinde ele alındığı, örneklerin de bu yaklaşımlarla mekânsal dönüşümlerde başarılı olduğu, buna rağmen dönüşümün "kentsel ölçekte'' bir etkileşim ağı ile birlikte ele alınması gerekliliği görülmüş ve çözüme yönelik stratejiler geliştirmek adına önerilere yer verilmiştir.

AfetlerDepremDeprem riski+4
Makbule Kaymak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerle mücadelede İstanbul ili Sarıyer ilçesi örneği

Yaşadığımız evrende insanlığın meydana geldiği ilk çağlardan beri, insanlık farklı afetlerle yüz yüze gelmiştir. Afetlerin bazılarının meydana geleceği zaman bilinebilmektedir. Fakat doğal afetlerin çok büyük kısmının ne zaman olacağı bilinememektedir. Yaşadığımız dünyada doğa devamlı bir şekilde değişim ve dönüşüm içerisindedir. Teknolojinin gelişmesi sonucu bazı doğal afetlerin ne zaman olacağı doğal afet olmadan tahmin edilebilmektedir. Tahmin edemediğimiz bir doğal afetin meydana gelmesi, devasa bir olay haline dönüşmesi canlı, cansız bütün varlıkları tehlike altına almaktadır. Bu tahmin edilemeyen olaylar karşısında insanlar ve diğer canlılar genellikle hazırlıksız yakalanırlar. Doğal afetin büyük olması sonucu çoğu zaman hazırlık yapılmış olsa da bu hazırlıklar yetersizdir. Dünyadaki ülkelerin çoğunluğu doğal afet risklerini en düşük seviyede tutmak için doğal afet yönetim sistemleri oluşturulmuştur. Türkiye'de de merkezi yönetim ve yerel yönetimlerde çeşitli doğal afet yönetim düzenleri meydana getirilmiştir. Buradaki amaç doğal afet esnasında oluşabilecek can kayıpları ve mal zararlarını en düşük seviyeye indirmektir. Günümüzde dünyada ve Türkiye'de kullanılan en son doğal afet sistemi olarak bütünleşik doğal afet planı uygulanmaktadır. Bütünleşik afet yönetiminde asıl olan 4 evredir. Bu 4 evreyi ayrı ayrı düşünmek yerine birbirleriyle koordineli bir şekilde kullanmak afet yönetim sistemini etkin kullanmak anlamına gelmektedir. Bu çalışmada, Sarıyer ilçesi kurumların ve burada yaşayan insanların doğal afetlerle mücadelesi ve kurum ve kuruluşların afet yönetimi ele alınmaktadır. Tezin ilk kısmında afetlerle ilgili terimlerin ne anlam ifade ettikleri ve doğal afet çeşitleri hakkındaki kavramların açıklamaları yer almaktadır. İkinci kısımda ise Sarıyer ilçesinin genel olarak tanıtımı yapılmış ve yerel yönetimlerdeki doğal afet yönetim şekilleri hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Üçüncü ve son kısımda ise Sarıyer'le ilgili ilçenin doğal afet müdahale planlarıyla ilgili bilgiler ile Sarıyer ilçesi genelinde meydana gelmiş doğal afetlerle ilgili bilgiler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal Afet, Afet, Doğal Afet Yönetimi, Deprem, Fırtına

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+1
Yusuf Öztürk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afet eğitimi kapsamında arama kurtarma faaliyetlerine sosyolojik bir bakış: Van ili örneği

Bu araştırmada başta deprem olmak üzere sel, erozyon ve diğer doğal kaynaklı afetlerin yanı sıra KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) gibi insan ve teknolojik yapımı tehlikelere karşı arama kurtarma birimlerinin kapasitelerinin sosyolojik açıdan incelenmesi hedeflenmektedir. Bu çalışma ayrıca 2011 yılında iki büyük depreme maruz kalan Van ili ve ilçelerinde, deprem tarihinden günümüze kadar arama kurtarma faaliyetleri yürüten kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerindeki arama kurtarma birimlerinin kapasitelerine sosyolojik bir bakış açısı geliştirmeyi hedeflemektedir. Van ilindeki arama kurtarma birimlerinin; kapasiteleri, çalışma prensipleri, kurum veya dernek içi eğitim aşamaları ile bu kurum ve kuruluşların hem toplumla hem de kendi birimleri arasındaki ilişkilerinin tespiti de araştırmanın konusu içinde yer almaktadır. Doğal ve beşeri afetlerin birçoğuna maruz kalabilme riskinde olan Van ilinin arama kurtarma kapsamında nasıl bir çalışma içerisinde olduğu veya olması gerektiği, doğal afetlerin yoğun olarak yaşandığı Van İlinde risk teşkil eden faktörlerin toplumu nasıl etkilediği ve bu etkileşimin olumlu yönde gerçekleşebilmesi için ne tip farkındalık eğitimlerinin yapıldığı veya kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarınca yapılması planlanan etkinlikler de araştırılarak değerlendirilmiştir. iv Bu çalışma, Van İlinde arama kurtarma faaliyetlerini tespit etmek, ulusal ve uluslararası arama kurtarma faaliyetleri ile gerek kamu kuruluşları gerekse sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma kapsamında Van ili için kamusal bir gerçekliği oluşup oluşmadığını, halka yönelik eğitimlerin arama kurtarma için ulusal ve uluslararası standartlardaki akreditasyonun sağlanıp sağlanamadığını ve bu standartlar çerçevesinde çalışma koşullarını ve yöntemlerini konu edinmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Sosyolojisi, Arama Kurtarma, Doğal Afet, Kriz Yönetimi, Van Sayfa Adeti: XIV+87 Tez Danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Fatma GÜNGÖRER

Afet eğitimiAfet hazırlığıAfetler+7
İbrahim Adayış
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Van depremi sonrası Van kentinde yaşanan nüfus değişikliği ve rezilyans

Kentlerin değişen ve dönüşen sosyal ve doğal çevreye uyum sağlaması için, birçok bilim insanı yeni 'rezilyans (resilience)' kavramına odaklanmaktadır. Çünkü kentlerin, doğal felaketlerden veya insan kaynaklı tehditlerden hızlı ve sağlıklı bir şekilde toparlanmasına ve dönüştürülmesine ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Dolaysıyla tehditlere karşı kentlerin göstermiş olduğu direnç ve kendini yenileme süreci önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, Van kentinin 2011 depremi sonrası yaşadığı (2019 yılına kadar) nüfus değişimini ele alan bu çalışmada, rezilyans teorisini esas alan bir yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem sayesinde hem kent düzeyinde hem de mahalle boyutunda analizler yapılmıştır. Uygulanan çalışmada yaşam alanı ilk olarak istatistiksel analiz birimi ile belirlenmiş ve nüfus değişikliği temel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca korelasyon analizi, mahalleye göre nüfus sıralama değişikliği ve ağırlıklı nüfus merkezi noktası ölçümü yapılmıştır. Rezilyans ölçümü çok boyutlu analiz için kent, yaşam alanı ve mahalle boyutuna bölünerek analiz edilmiştir. Geliştirilen rezilyans yöntemi sayesinde 2011 depreminin Van kenti yaşam alanında ve mahalle boyutunda büyük değişikliklere neden olduğu anlaşılmaktadır. Rezilyansın bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Van kentinin 2019 yılına kadar kent boyutunda depremden önceki nüfusun büyüme eğilimini geri kazanmadığını göstermektedir. Ayrıca depremin konutlar üzerinde yaptığı olumsuz etkiye hızlı bir şekilde yanıt vermek amacıyla yürütülen TOKİ projesinin, 2013 yılında yaşam alanı ve kent boyutunda depremin ötesinde daha fazla rezilyans değişikliğine yol açan bir faktör olduğu da gözlemlenen bir başka gerçektir. Kentsel yaşam alanı ve mahalle boyutunda bir analizi hedef alan bu çalışmanın, Van kentinin sürdürülebilir bir yerleşme olmasını sağlamada ve değişimin kaçınılmaz olduğu bir ortamda etkin ve esnek bir rezilyans kentine dönüştürülmesine katkı sunmayı ve bundan sonraki çalışmalar için de temel teşkil etmesi beklenmektedir.

AfetlerDemografik değişkenlerDemografik yapı+5
Jae Hun Choı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Kentsel planlama amaçlı çoklu doğal tehlike duyarlılık haritası üretimi: Ankara Mamak örneği

Multiple hazards may affect urban areas and integration of susceptibility maps about natural hazards are required for proper site selection and urban planning. Likewise, geological and geotechnical parameters, development expenditures and the spatial pattern of existent social and technical infrastructure should be considered for this aim. Up-to-date land use land cover (LULC) maps and the natural hazard susceptibility maps based on this data can be acquired from high-resolution satellite sensors. In this thesis, landslide and flood hazard potential are considered for combined hazard susceptibility assessment to be used for an urban settlement, Mamak, which is currently developing for disaster management purposes. The flood susceptibility map of Ankara City was generated in a prior research with the Modified Analytical Hierarchical Process (M-AHP) method. The landslide susceptibility map was generated with the logistic regression method in this thesis. LULC map was obtained from Sentinel-2 images with the Random Forest method as an image classification technique. The first and second topographic derivatives acquired by a digital terrain model (DTM) and lithology information produced by the General Directorate of Mineral Research and Explorations were employed for the generation of landslide susceptibility maps. A combined hazard susceptibility assessment was performed using the Mamdani Fuzzy algorithm and the outcomes were examined in the context of urban planning. According to the results, multi-hazard susceptibility assessment maps, which can be a base for city planning, can be created by combining a number of machine learning and expert-based learning methods.

Fuzzy inferenceGeographical information systemsNatural disasters+6
Tuğçe Yanar
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Afet alanında çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma, afet alanında çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerini bazı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda; afet alanında çeşitli kurum ve kuruluşlarda çalışan 190 profesyonelden alınan bilgiler değerlendirilmiştir, sahada çalışan profesyoneller araştırmaya dahil edilmiştir. Profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek için Şerife IŞIK tarafından geliştirilen "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", ikincil travmatik stres düzeylerini ölçmek için ise Ayla KAHİL tarafından Türkçe'ye çevrilen ve geçerlilik güvenirlik analizleri yapılan "İkincil Travmatik Stres Ölçeği Türkçe Formu" kullanılmıştır. Profesyonellerin bireysel ve mesleki bilgileri araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırma, nicel yöntemde ve ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Veriler SPSS 20 programında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeyi yüksek, ikincil travmatik stres düzeyi düşük çıkmıştır. Profesyonellerin yaşı ile psikolojik dayanıklılık düzeyi arasında pozitif yönlü, ikincil travma düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kadınların ikincil travmatik stres düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Profesyonellerin meslekleri ile psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yönetici / Sorumlu olarak çalışanların en yüksek psikolojik dayanıklılığa, arama-kurtarma çalışanlarının ise en düşük psikolojik dayanıklılığa sahip olduğu bulunmuştur. Sağlık çalışanları ise en yüksek ikincil travmatik stres düzeyine sahiptir. Hizmet içi eğitim alma durumu ve süpervizyon desteği alma durumu ile iki ölçek puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Hizmet içi eğitim ve süpervizyon desteği alanların psikolojik dayanıklılık düzeyi daha yüksek, ikincil travmatik stres düzeyi daha düşük çıkmıştır. Profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile ikincil travmatik stres düzeyleri arasında ise negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre psikolojik dayanıklılık arttıkça ikincil travmatik stres düşmektedir ya da tam tersi ikincil travmatik stres arttığında psikolojik dayanıklılık düşmektedir. Araştırma sonuçları ikincil travmatik stresin ortaya çıkmasında psikolojik dayanıklılık kişilik özelliğinin önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca ikincil travmatik stres belirtilerinin önlenmesinde ya da azaltılmasında hizmet içi eğitimlerin ve süpervizyon desteği almanın önemi de ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, bulgular doğrultusunda afetlerde çalışan profesyonellerin ruh sağlığının korunmasına ve psikolojik dayanıklılıklarının arttırılmasına yönelik önerilerle sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler Afet alanında çalışan profesyoneller, psikolojik dayanıklılık, ikincil travmatik stres, afetlerde sosyal hizmet

AfetlerDoğal afetlerPsikolojik dayanıklılık+6
Melis Erdener
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerin etkilerine ve afet risk yönetimine toplumsal cinsiyet perspektifinden bakış: Türk ve Japon kadınların duruş noktasından doğal afetler

Son yıllarda tüm dünyada artan sayıda ve şidette görülen doğal afetler önemli can ve mal kaybına yol açmakta, yerel ve küresel düzeyde ekonomik ve sosyal koşulları olumsuz etkilemekte, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması çabalarını sekteye uğratmaktadır. Gerek doğal afetlerde çoğu zaman hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun kadın ve kız çocukları olması, gerek kadınların afet yönetimi sürecinde ortaya koydukları beceri ve katkılar, afet yönetiminin tüm aşamalarına (afete hazırlık, müdahale, iyileşme) toplumsal cinsiyet merceğinden yaklaşılmasını önemli kılmaktadır. Bu düşünceden hareketle geçmişte büyük çaplı afetlere maruz kalan Türkiye ve Japonya özelinde kadınların afet deneyimlerinin analiz edilmesinin yararlı olacağı düşünülmüştur. Anılan iki ülkede bizzat afet deneyimi yaşamış kadınlarla ve bu alanda faaliyet gösteren STK temsilcileriyle derinlemesine görüşmeler yapılarak tecrübelerinin ortaya konulması, doğal afetlere kadınların perspektifinden bakılması amaçlanmıştır. Böylelikle, kadınların afetlerden nasıl etkilendikleri ve afet yönetimi sürecinde ne tür katkılarda bulunduklarının Türkiye ve Japonya bağlamında incelenmesi suretiyle afet yönetimine toplumsal cinsiyet perspektifinin dahil edilerek afetlerle mücadelenin daha etkin kılınması çabalarına katkıda bulunulması hedeflenmiştir.

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+5
Gül Yalçın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz haberciliği bağlamında deprem haberlerinin incelenmesi: 2020 İzmir Depremi örneği

Medyanın dijitalleşmesi ve dünyanın küreselleşmesiyle birlikte artık bir yerde meydana gelen herhangi bir olay yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte dünya toplumlarının ilgi ve merakını çekmekte, onları olumlu ya da olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Bu etkilerin başında, herhangi bir zamanda herhangi bir nedenden dolayı oluşabilen krizler gelmektedir. Meydana gelen krizlerin kamuoyuna aktarımını yapan habercilerse, kriz habercileri olarak tanımlanabilir. Kriz anlarında insanların ilgi, merak ve bilgi alma ihtiyaçlarını karşılayan, bu nedenle krizlerin insanlara aktarımını yapan, ilk bilgileri halkla paylaşan kriz habercileri, oldukça önemli bir yerde durmaktadırlar. Bu çalışma, gazetecilik açısından kriz kavramını ele alacak, deprem ve medya ilişkisini tartışacak, 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen İzmir Depremi özelinde kriz haberciliğine odaklanacaktır. 30 Ekim 2020 ve 30 Kasım 2020 tarihleri arasında sınırlandırılan çalışmanın kapsamını 3 mecradan 15 farklı medya kurumu oluşturmaktadır. Araştırmada basılı medyayı Sabah, Hürriyet, Sözcü, Türkiye, Milliyet gazeteleri; TV medyasını Fox TV, Show TV, Kanal D, Star TV, TRT 1 ana haber bültenleri; İnternet medyasını ise Ensonhaber.com, Habertürk.com, Haberler.com, Haber7.com, İnternethaber.com internet haber siteleri seçilmiştir. Söz konusu medya kurumlarında yayınlanan İzmir depremi ile ilgili haberler niceliksel içerik analizi yöntemiyle incelenecektir. Çalışma sonucunda deprem haberlerinin yayınlandığı mecralar farklı olsa da, haberlerin yayınlanma sıklığı, haberlerde yer verilen aktörler, haberlerin temel konuları gibi başlıkların benzerlik taşıdığı görülmüştür.

Basın ahlakıDepremDoğal afetler+7
Devrim Sancı
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari mirasın deprem riskine karşı korunmasında geliştirilecek kılavuza yönelik bir ön araştırma

Mimari miras yapıların deprem riski karşısında korunmasına yönelik; ülkemizdeki mevcut yasal düzenlemeler ve sürdürülen çalışmalarla gelinen aşama ile uluslararası camiada konunun ele alınış biçiminin karşılaştırmalı ortaya konması ve değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Deprem riskine maruz benzer coğrafyalarda meydana gelen afetlerde edinilen tecrübelerle mevzuat ve uygulamaların ne ölçüde geliştirildiği ve çalışmalara ne şekilde yön verildiği incelenmiştir. Böylece, mimari mirasın deprem özelinde afet risklerine karşı korunmasında yaklaşımın ne olduğu, gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde mevcut durumun karşılaştırmalı olarak değerlendirmesi yapılmış ve bundan sonrası için ülkemizde bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalarda yol gösterici olacak kılavuz metinlerin oluşturulmasına altlık oluşturacak önerileri de kapsayan bir ön çalışma yapılmıştır.

Doğal afetlerKültürel miras
Sevinç Çelik
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliğine karşı mekansal çözüm önerilerinin incelenmesi; Türkiye'de yüzen evler

İklim değişikliğinin oluşturduğu riskler onun gittikçe büyüyen uluslararası bir tehlike olmasını sağlamıştır. Hem doğal hem de antropojenik faktörler doğrultusunda değişebilen iklimsel faktörler, özellikle son yıllarda antropojenik etkinin artmasıyla ortalama değerlerin üstünde veriler elde edilmesine neden olmuştur. İklimsel veriler etkilenirken bu durum; deprem, sel, aşırı yağış, orman yangını, kasırgalar gibi doğal afetlerin oluşum sürecini sıklaştırmış ve/veya hızlandırmıştır. İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için mimari bir önlem ortaya sunmak yaşanacak zararların önüne geçmek açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma içerisinde iklim değişikliği karşısında mimari bir öneri olarak yüzen evler örneği incelenmektedir. Çalışmanın birinci bölümde giriş kısmı bulunmaktadır. Giriş kısmının ardından gelen ikinci bölümde; iklim değişikliğinin dünya üzerinde etkileri genel olarak incelenmiş ve ardından dünya üzerinden verilen örneklerle iklim değişikliğinin yaratmış olduğu barınma problemlerine değinilmiştir. Yine ikinci bölüm içerisinde; iklim değişikliğinin Türkiye üzerinde yaratmış olduğu etkiler ele alınmış ve iklim değişikliğinin ülkemizde barınma alanında yaratmış olduğu problemler incelenerek, yaşanmış afetlerin konutlar ve yapılara verdiği zararların gözler önüne serildiği örneklere yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde mimari bir alternatif olarak yüzen evler konusu; gezen evler ve amfibi evler başlıkları altında incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Türkiye'de günümüze kadar gezen evler konusu hakkında yapılan çalışmalardan örneklere yer verilmiştir. Çalışmanın beşinci kısmında ise konuya yönelik sonuçlar ve öneriler yer almaktadır.

Amfibik evlerBarınmaDoğal afetler+1
Zeynep Ece Güler
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Afet anında ve sonrasında karşılaşılan problemlerle başa çıkmada din eğitiminin rolü (6 Şubat 2023 depremi örneği)

Araştırmanın konusu afet anı ve sonrasında karşılaşılan problemlerin çözümünde bireyin sahip olduğu din eğitimi donanımının nasıl/ne kadar faydalı olduğudur. Araştırmanın amacı ise afetlerle başa çıkmada bireyin sahip olduğu din eğitimi donanımının rolünün tespitidir. Bu kapsamda afetlerde din eğitiminin faydası ölçeği geliştirilmiştir. Odak grup görüşmesi yöntemi kullanılarak, araştırmanın tüm safhaları planlanmıştır. 6 Şubat 2023 depremlerinin yaşamış bireylerden depremden bir yıl sonra 19 Mart-10 Mayıs 2024 tarihleri arasında yapılandırılmış anket yöntemi ile yüz yüze ve online olarak 319 cevap toplanmıştır. Yapılan bazı değerlendirmelerden sonra 182'si kadın 121'i erkek olmak üzere toplam 303 cevap Jamovi isimli program ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların afet anı ve sonrasında karşılaşılan problemlerle başa çıkma da sahip oldukları din eğitimi donanımlarından faydalanma düzeylerinin ilkokul ve ortaokul seviyesindeki katılımcıların daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların sahip oldukları din eğitimi donanımları ile afetle başa çıkma davranışları arasında doğrusal bir ilişki vardır.

DepremDin eğitimiDini başa çıkma+2
Enes Özturan
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde çalışan ebe ve hemşirelerin cinsel sağlık okuryazarlığı ile afet durumlarında cinsel ve üreme sağlığı bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Araştırma, ebe ve hemşirelerin cinsel sağlık okuryazarlığı ile afet durumlarında cinsel ve üreme sağlığı bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılmıştır. Çalışma, 01.03.2024-31.06.2024 tarihleri arasında Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinde yapılmıştır. Araştırma örneklemini, Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi'nde görev yapan olasılıksız örnekleme yöntemi ile araştırmaya katılmayı kabul eden ve alınma kriterlerini taşıyan 360 hemşire ve ebe oluşturmuştur. Araştırma verileri; Tanıtıcı Bilgi Formu, Olağanüstü Durumlarda Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilgi Ölçeği ve Cinsel Sağlık Okuryazarlık Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde Student's t testi, ANOVA (post hoc: Bonferroni) testi, Kruskal-Wallis testi, Ki-kare testi, korelasyon analizi ve lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların, Olağanüstü Durumlarda Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilgi Ölçeği puan ortalaması 94.57±12.17, Cinsel Sağlık Okuryazarlık Ölçeği ise 53.7±8.59 bulunmuştur. Verilen verilere göre hemşire ve ebelerin cinsel sağlık okuryazarlığı bilgi düzeyi orta düzeydedir (%59.7). Olağanüstü durumlarda cinsel sağlık ve üreme sağlığı bilgi düzeyi ise %46.1 düşük düzey, %45 yüksek düzey olduğu bulunmuştur. Araştırmamızda, ebelerin 36-45 yaş grubunda yer alanların, lisans mezunu olanların ve dahili kliniklerde çalışanların; hemşirelerin ise 22-35 yaş grubunda yer alanların, lisans düzeyinde eğitim almış olanların ve yoğun bakım biriminde çalışanların, olağanüstü durumlarda cinsel sağlık ve üreme sağlığına ilişkin bilgi düzeylerine yönelik toplam ölçek puan ortalamalarının diğer katılımcılara göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hemşire ve ebelerin cinsel sağlık okuryazarlığı ile afet durumlarında durumlarda cinsel sağlık ve üreme sağlığı bilgi düzeylerini artırmak için eğitim programları düzenlenmesi ve bu yolla farkındalıklarının artırılması önerilmektedir.

Cinsel sağlıkDevlet hastaneleriDoğal afetler+4
Merve Gizem Bağcı
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hititçe çiviyazılı kaynaklara göre doğa olayları

Hititler için doğa ve doğa olayları kuşkusuz büyük bir öneme sahipti. Doğa koşullarının iyi ya da kötü olması günlük yaşamlarını büyük ölçüde etkilemekteydi. Hitit dininin de doğa ile yakından ilgisi bulunmaktadır. Hitit tanrılarının hemen hepsi doğanın düzenini sağlamakla yükümlülerdi. İnsanlar da tanrıların bu düzenini devam ettirmeleri için tanrılara iyi davranmak ve onlara birtakım sunular yapmak durumundalardı. Aksi takdirde, tanrılar öfkelenebilir ve doğanın düzeni altüst olabilirdi. Bu doğrultuda Hitit metinlerinde birçok doğa olayı geçmektedir. Hitit arşivinde doğa olaylarının geçtiği metinlerin birçoğu su ile ilgili olanlardır. Gökyüzü, bulutlar, gök gürültüsü, yağmur ve bu olayların yönetici gücü olarak Fırtına Tanrısı'nın geçtiği metinler ağırlıktadır. Mezopotamya ve özellikle Eski Babil kökenli, gökyüzündeki Ay, Güneş ve yıldızlara göre yorumlanan kehanet metinleri de arşiv de büyük yer tutmaktadır. Hitit dünyasının doğaya bakış açıları mitolojik metinler ile daha yakından değerlendirilebilmektedir. Özellikle mitoslarda bir anda ortadan kaybolan tanrı hikâyeleri anlatılmakta, tanrının kayboluşu ve ard arda gelen doğa felaketleri sıralanmaktadır. Tanrının tekrar dönüşü ile ülke bolluk ve refaha erişmektedir. Tez çalışmamızı genel olarak değerlendirdiğimizde, Hititçe çiviyazılı kaynaklarda doğa olaylarının nasıl meydana geldikleri ve ne zaman oluştuklarına dair net bilgiler elde edememekteyiz. Hitit coğrafyası ve iklimi düşünüldüğünde kar gibi bir doğa olayının metinlerde geçmemesi oldukça şaşırtıcı bir durumdur. Deprem gibi bir doğa olayını Hititçe'de tam karşılayan bir sözcük bulunmamakla birlikte, tarafımızdan katkattenu- fiilinin depremi ifade ettiği düşünülmektedir.

BoğazköyDoğaDoğal afetler+5
Betül Tercan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Afete dirençli kent oluşturma sürecinde doğa tabanlı çözümler ve yeşil altyapı sistemlerinin değerlendirilmesi: Elazığ örneği

The purpose of this thesis study is; to propose methods on how to minimize disaster risks by evaluating nature-based solutions and green infrastructure systems while creating a disaster-resistant city. In order to achieve the aim of the study based on nature-based solutions and green infrastructure systems, national and international studies were examined in detail separately according to the subjects they included. For Elazığ province, which was determined as the study area after the review; Three strategies have been developed: Agriculture, Protection and Improvement and Settlement Purposes strategies. In order to develop the strategies, 9 criteria were determined and Suitability Analyzes for Conservation and Improvement, Agriculture and Settlement Purposes were carried out according to the criteria. SWOT analyzes were made according to each strategy in order to maintain the current situation of Elazığ, both positive and negative. As a result of all these analyses, nature-based solutions and green infrastructure systems resilience maps of Elazığ province were obtained. With these maps, resilient and non-resilient areas of the city in terms of nature-based solutions and green infrastructure systems against disasters have been determined. As a result, with this study; it has been argued that nature-based solutions and green infrastructure systems have an important role in the process of creating disaster-resistant cities. In this context, it has been concluded that studies carried out by taking into account the strategy maps prepared for the provinces are necessary in the process of resilient city formation. Also in this study; It has been emphasized that the professional discipline of landscape architecture must be present in the process of creating a disaster-resistant city.

DirençlilikDoğal afetlerKentler+3
Seda Akliman
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görevleri ve mali sorumluluğu: Deprem tehlikesi özelinde değerlendirme

Afete dönüşen depremler, yüzyılı aşkın bir süredir ülkemizde can ve mal kayıplarına yol açmakta, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesine bir türlü mani olunamamaktadır. Her ne kadar, "yara sarma" anlayışıyla afet sonrası müdahale ve iyileştirmeyi benimseyen anlayış 1999 tarihli Marmara depremlerinden sonra "yara almama" anlayışına dönüşmüş ise de yara almama anlayışının, AFAD'ın kurulması ve mevzuatta yapılan değişikliklere rağmen, benimsenemediği ve uygulamaya koyulamadığı 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremlerinin afete dönüşmesiyle acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Afet yönetiminde bu "yara almama" yönünde değişen anlayışın önemli aktörlerinden biri olarak ise mahalli idareler kabul edilmektedir. Mahalli idareler Anayasa'nın 127/1. maddesinde yöre halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulmuş kamu tüzelkişileri olup bölge coğrafyası ve halkına en yakın kurumlar olarak afet yönetimi kapsamında önemli görevleri yerine getirebilirler. Mahalli idarelerden belediyeler ise en geniş coğrafyaya ve insan topluluğuna hitap eden, diğer mahalli idarelerde bulunmayan hukuki olanaklara sahip olan mahalli idaredir. Bu nedenle çalışmamız, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesinin engellenmesinde belediyelerin görev ve yetkilerine ve mali sorumluluğuna yer vermektedir.Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görev ve yetkilerini yerine getirmemesi, kötü yerine getirmesi ve geç yerine getirmesi ise idarenin sorumluluğu müessesesi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Büyükşehir belediyeleriDoğal afetlerMahalli idareler+2
İslam Buğra Fındıklı
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sorgulamaya dayalı uygulamalarla gerçekleştirilen doğal afet eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı sorgulamaya dayalı uygulamalarla gerçekleştirilen doğal afet eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada öğrencilerin doğal afet bilgi düzeyleri ve afet bilinci algılarında değişim olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca öğrencilerin doğal afetlere yönelik bilişsel yapılarındaki değişim de incelenmiştir. Araştırma verileri 2024- 2025 eğitim öğretim yılında Manisa ili Salihli ilçesinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan Afete Hazırlık Kulübü öğrencilerinden toplanmıştır. Deney öncesi deneysel desen araştırma modelinin kullandığı çalışmaya 35 öğrenci katılmıştır. Çalışma grubunda bulunan öğrencilere yedi hafta boyunca sorgulamaya dayalı uygulamalarla doğal afet eğitimi uygulanmıştır. Araştırmada nicel verileri toplama aracı olarak MEB tarafından hazırlanan Yıkıcı Doğa Olayları 1 ve Yıkı Doğa Olayları 2 akademik başarı testi ayrıca Yetişensoy (2022), tarafından geliştirilen Afet Bilinci Ölçeği ön test-son test ve kalıcılık testi şeklinde uygulanmıştır. Araştırmada yer alan nitel veriler ise kelime ilişkilendirme testi ile toplanmıştır. Kelime ilişkilendirme testide yine ön test – son test ve kalıcılık testi şeklinde uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler SPSS 27 paket programında analiz edilmiştir. Nitel veriler ise betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sorgulamaya dayalı uygulamaların öğrencilerin doğal afet bilgi düzeylerinde ve afet bilincine yönelik algılarında olumlu etkisi olduğu belirlenirken öğrencilere uygulanan kalıcılık testinde görülen düşüşlerin zamandan kaynaklı olduğu bu düşüşlerin azalması için pekiştirmelerin yapılması gerektiği söylenebilir. Ayrıca öğrencilerle gerçekleştirilen uygulamalar sonucunda doğal afetlere yönelik bilişsel yapılarının geliştiği tespit edilmiştir.

Doğal afetler
İlyas Çakırcalı
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The depiction of natural disasters in Middle Byzantine histories (867-1204)

This thesis not only presents the natural disasters that occurred in the Byzantine Empire between 867 and 1204, as recorded in a group of selected Middle Byzantine narrative histories, but also analyzes the depiction of these disasters. It intends to understand the Byzantine perception of natural disasters. Through such an analysis, the thesis offers new perspectives on different sense-making systems; especially on the difference between natural/scientific and divine/religious conceptualizations in the minds of Middle Byzantine historians. Another objective is to provide a broader approach to previous studies that analyze Byzantine interpretations of natural disaster narratives. These studies evaluating the Byzantine perspective on disasters have mostly focused on earthquakes and, they have failed to emphasize the common features of these disasters. Therefore, in the present study, in addition to earthquakes, narratives of other disasters such as storms, floods, and droughts are evaluated together, and the similarities in the descriptions of these disasters are emphasized. Such natural disasters are examined under three subtitles; earthquakes, atmospheric phenomena, pestilence and pests. All Byzantine historians mentioned in this thesis were members of the upper class and were highly educated in both Christian and classical texts. Therefore, they had full knowledge of both observational and religious explanations of natural disasters. However, it is clear that religious explanations predominate for Byzantine historians, although they include explanations based on natural observation.

DisastersByzantine PeriodNatural disasters+2
Özlem Kinaş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects