Risk management

271 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında psikolojik sağlamlık, stresle başa çıkma tarzları, iş ve yaşam tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Sağlık hizmeti sunumuyla birey ve toplum sağlığına katkı sağlayan sağlık çalışanları hem sağlık kurumlarının hem de bir ülkenin önemli beşerî kaynaklarıdır. Bu nedenle iş tatmini ve yaşam tatminine etki eden unsurların belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada, sağlık çalışanlarında psikolojik sağlamlık, stresle başa çıkma tarzları, iş tatmini ve yaşam tatmini değişkenleri arasındaki nedensellik ilişkilerinin belirlenmesi ve ilgili değişkenlerde sosyo-demografik özelliklere göre farklılık olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma evreni, Edirne il merkezindeki üniversite, devlet ve özel hastanelerde görevli sağlık çalışanlarından oluşmaktadır ve toplamda 2872 kişiyi kapsamaktadır. Kurum personel sayıları ve meslek dağılımları baz alınarak tabakalı örnekleme yöntemi uygulanmıştır. Araştırma verileri, anket form aracılığıyla toplanmıştır. Anket form, sosyo-demografik özelliklere yönelik sorular ile Psikolojik sağlamlık, Stresle başa çıkma tarzları, İş tatmini ve Yaşam tatmini ölçeklerinden oluşmaktadır. Stresle başa çıkma tarzları; kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, sosyal desteğe başvurma, boyun eğici yaklaşım ve çaresiz yaklaşım olmak üzere 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Diğer ölçekler ise tek boyutludur. Anket uygulaması, Haziran 2022'de başlamış, Aralık 2022'de ise son bulmuştur. Bulgular: Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre, 41-50 yaş aralığındaki katılımcıların psikolojik sağlamlık, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, iş tatmini ve yaşam tatmini düzeyi 26-30 yaş aralığındaki katılımcılardan daha yüksektir (p<0,05). Erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeyi, kadınların ise sosyal desteğe başvurma ve yaşam tatmin düzeyi daha yüksektir (p<0,05). Hekimlerin kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve iş tatmin düzeyi, hemşire ve diğerlerinden daha düşükken, boyun eğici ve çaresiz yaklaşım düzeyleri daha yüksektir (p<0,05). Sektörde toplam çalışma süresi 31-40 yıl arası olanlar en yüksek psikolojik sağlamlık, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve iş tatmin düzeyine sahip olanlardır. Üniversite hastanesi çalışanlarının, psikolojik sağlamlık ve kendine güvenli yaklaşım düzeyleri, devlet ve özel hastane çalışanlarından; iyimser yaklaşım, iş tatmini ve yaşam tatmini düzeyleri ise devlet hastanesi çalışanlarından daha düşüktür (p<0,05). Diğer birimlerde çalışanların iş tatmin düzeyi, acil, yoğun bakım, servis ve poliklinikte çalışanlardan daha düşüktür (p<0,05). Yaşam tatminine, psikolojik sağlamlık, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım pozitif yönde (p<0,05); boyun eğici yaklaşım ve çaresiz yaklaşım ise negatif yönde (p<0,05) etki etmektedir. İş tatminine, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, sosyal desteğe başvurma pozitif yönde (p<0,05), boyun eğici yaklaşım ise negatif yönde (p<0,05) etki etmektedir. İyimser yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım psikolojik sağlamlık ile yaşam tatmini ilişkisinde kısmi aracılık sağlamaktadır (p<0,05). Kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım ise psikolojik sağlamlıkla iş tatmini ilişkisinde tam aracılık sağlamaktadır (p<0,05). Sonuç: Sağlık çalışanlarında yüksek psikolojik sağlamlık düzeyi ve problem odaklı başa çıkma tarzları kullanımı, iş tatmini ve yaşam tatminine pozitif yönde etki eden unsurlardır. Psikolojik sağlamlık ve stresle etkili başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Hastane yönetimiPsikolojik sağlıkRisk yönetimi+3
Bilge Büyükşirin Günay
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

CDS ve gösterge faiz ilişkisi

Kredi riski; borç verenin, borçludan borcunu tahsil edememesi, vadesinde tahsil edememesi veya eksik tahsil etmesidir. Maruz bıraktığı geniş kesimlerin katlanabileceği sonuçlar telafi edilemez boyutlara ulaşabileceğinden kredi riskinin yönetimi çok önemli bir detaydır.Kredi riskinin yönetiminde, finans dünyasının geçirdiği evrimle beraber pek çok enstrüman geliştirilmiş olup bu enstrümanlardan en önemlisi kredi temerrüt takasıdır. Kredi temerrüt takası, borç veren veya yatırımcı olan tarafın, kredi riskini üçüncü tarafa aktarılmasını sağlayan bir finansal sözleşme tipidir.Kredi temerrüt takaslarının korunma amacıyla değil de arbitraj karı elde etmek ve spekülasyon yapmak amaçlarıyla kullanılması bu enstrümanın Dünya genelinde rahatsızlık yaratmasına sebep olmuştur. 2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan küresel finans krizinde de yadsınamayacak bir yeri mevcuttur.Çalışmada 2008 küresel finans krizinin çıkış noktası, sebepleri, sonuçları irdelenmiş ve bu krizin ardından Avrupa'da yaşanmaya başlayan, öncelikle Yunanistan, sonrasında İrlanda ve Portekiz'de ortaya çıkan, borç krizleri çeşitli açılardan, detaylarıyla incelenmiştir.Tezde asıl açıklanmak istenen nokta olan kredi temerrüt takaslarının etken mi, edilgen mi bir indikatör olduğunun öğrenilmesidir. Bu amaçla Yunanistan, İrlanda ve Portekiz 5 yıllık CDS primleri, öncelikle aynı ülkelerin 10 yıllık tahvil faiz oranları ile sonrasında da tarafımızca daha etken bir veri olduğu düşünülen, borç krizindeki bu ülkelerin 10 yıllık tahvillerinin faiz oranlarının, Almanya'nın 10 yıllık tahvil faiz oranları arasındaki fark hesaplanmış ve bu fark ile korelasyon analizleri yapılarak uyumu ölçülmüş ve karşılıklı regresyon analizleri yapılarak hangi verinin etken, hangisinin edilgen olduğu öğrenilmiştir.Çalışmanın sonuç kısmında, yapılan analizlerin sonuçları irdelenmiş, çeşitli tavsiye ve öngörülerde bulunulmuştur.

Borç kriziFaiz oranlarıFinansal kriz+6
Mustafa Ömer Danişmend
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da işlem gören firmaların türev araç kullanımını etkileyen faktörler

Bu çalışmada Türkiye?deki firmaların türev araç kullanımını etkileyen faktörler incelenmiştir. Borsa İstanbul?da işlem gören ve finansal olmayan 150 firmanın 2011 ve 2012 yılı verileri kullanılarak, firmaların türev araç kullanımında etkili olan faktörler Logit modeli ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları ilgili literatürde de görüldüğü gibi firma büyüklüğünün türev araç kullanımındaki pozitif etkisini göstermektedir. Bunun yanı sıra, Borsa İstanbul endekslerinden kurumsal yönetim endeksine dahil olma ve yabancı ortaklık parametreleri de firmaların türev araç kullanımını açıklayan faktörler olarak öne çıkmaktadır. Türk firmalarının türev araç kullanımının analizine yönelik geliştirilen model gelecek çalışmalar için de başlangıç niteliği taşımaktadır. Türkiye için göreceli yeni olan türev araçlarla riskten korunmanın önemi ve sağlayacağı faydaların firmalarca daha iyi anlaşılması ve türev araç kullanımının yaygınlaşması ile modelde farklı parametrelerin de etkili olması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: türev araç kullanımı, risk yönetimi, BİST100

Borsa İstanbulFirmalarLogit modeli+6
Zeynep Doğan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Makroergonomik kurumsal risk yönetimi ve sistematik proje yönetiminde çok kriterli macro-l uygulaması

Organizasyonlar; stratejik hedeflerine, kurumsal yaklaşımlarla hizalanmış bütüncül risk analizi gerçekleştirerek ve proje porföylerini oluştururken insan odaklı çevik yaklaşım sergileyerek ulaşabilmektedir. Bu çalışmada, fırsat ve tehdit niteliğindeki risk hedeflerinin yönetilmesi ile bu gereksinimin karşılanması amaçlanmıştır. Bu nedenle; makroergonomi, proje yönetimi ve kurumsal risk yönetimi yaklaşımları bir arada ele alınarak risk odaklı bir model geliştirilmiş ve uygulamalı olarak detaylandırılmıştır. Organizasyonel kısıtlara ve risk hedeflerine uygun biçimde; değerlendirilen projeler arasından en iyi proje porföyünün oluşturulması amacıyla bu çalışma üç bölümde yapılandırılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kurumsal risk iştahının ve tolerans değerlerinin modellenmesine temel oluşturmak amacıyla, " Çok Kriterli Macro-L Risk Analizi Çerçevesi" geliştirilmiştir. Geliştirilen çerçeve, alternatif projelerin tehdit ve fırsat odaklı değerlendirilmesinde kritik katkı sunmuştur. Çerçevede; 3 ana risk kategorisi, 15 alt risk kategorisi, 75 alt tehdit değer kümesi, 15 fırsat değerlendirme kriteri ve 15 anahtar fırsat göstergesi kullanılmıştır. Çalışmada geliştirilen makroergonomik risk analizi yaklaşımı, insan faktörleri ile iş sistemlerinin kesişimini risk odaklı biçimde en iyilemeyi amaçlamaktadır. Proje porföy yönetimi ve kurumsal risk yönetimi yaklaşımları, ilk kez bu çalışma kapsamında makroergonomi riskleriyle birlikte dikkate alınmıştır. Kurumsal ve global risklerin bir parçası olarak değerlendirilen Covid-19 pandemisinin neden olduğu koşullarda; insan faktörüne ve proje portföy yönetime ait hususların risk analizi çalışmalarına dahil edilmesi kritiktir. Bu yönüyle, geliştirilen risk yönetimi çerçevesi literatüre katkı sunmaktadır. İkinci bölümde; risk odaklı hedeflerle ve organizasyonel kısıtlarla fizibil proje porföyü oluşturulamayan rekabetçi koşulların üstesinden gelmek amacıyla, "Çok Kriterli Macro-L Risk Analizi Yöntemi" geliştirilmiştir. Hedef Programlama (HP) ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemlerini esas alarak geliştirilen yönteme ait detaylar tez kapsamında tasvir edilmiştir. Geliştirilen matematiksel model; tehdit ve fırsat hedeflerini çok kriterli şekilde dikkate almaktadır. Fırsatların değerlendirilmesi sırasında; "Anahtar Fırsat Göstergeleri İçin 1-9 AHP Skalasına Dönüşüm Tablosu" kullanılarak Analitik Hiyerarşi Prosesi'ndeki (AHP) nesnellik düzeyi arttırılmıştır. Geliştirilen bu özellik, önerilen yöntemi literatürde ön plana çıkartmaktadır. Tehditlerin değerlendirilmesinde ise geliştirilen çerçeveyi esas alan olasılık ve etki skalaları esas alınmıştır. Çeşitli kullanıcı hikayelerinin ve alternatif senaryoların matematiksel modele uyarlanabilmesi amacıyla, risk kategorilerine ait hedefler Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) süreçleriyle ilişkilendirilmiş ve sistem kısıtları dikkate alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde, vaka çalışmasına yönelik detaylar iki faz şeklinde sunulmuştur. Savunma sanayiine yönelik temsili proje verileriyle gerçekleştirilen deneysel karşılaştırmalar ve detaylı analizler, geliştirilen yöntemin üstünlüğünü ortaya koymuştur.

Kurumsal risk yönetimiMakroergonomiRekabet stratejileri+3
Yiğit Çağlar
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe sistematik risk hesaplamaları

Sistematik risk, ekonomide yer alan şirketlerin tamamını etkileyen ekonomik durgunluk, politik nedenler, yüksek faiz, savaş gibi çevresel faktörlerden oluşabilen risk kaynağıdır. Enflasyon riski, faiz oranı riski, politik risk ve piyasa riski sistematik riskin alt başlıklarını oluşturmaktadır. Çalışma Türk bankacılık sektöründe sistematik risk hesaplamalarını konu olarak ele almaktadır. Finansal hizmet bağlamında en önemli kuruluşlar fon talep edenler ile fon sahiplerini bir araya getiren bankalardır. Bu nedenle bankacılık sektöründe sistematik risk hesaplamaları önemlidir. Çalışma Borsa İstanbul'da işlem gören 11 bankanın sistematik risk düzeylerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ekonometrik yöntem olarak Sermaye Varlıklarını Fiyatlandırma Modeli (SVFM) kullanılmaktadır. Çalışmada 29.06.2007-31.12.2019 tarihleri arasındaki günlük kapanış fiyatları zaman serisi olarak yer almaktadır. Regresyon analizinde beta katsayısı tahmin edilirken betanın zamana göre değişken yapısını dikkate alabilmek için Kayan Pencereli Regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları ekonomik kriz, siyasi belirsizlik, yüksek döviz kuru gibi çevresel faktörlerin görüldüğü dönemlerde Türk bankacılık sektöründe sistematik risk düzeyinin arttığını ortaya koymaktadır. Ayrıca çalışmanın teorik ve ampirik kısmı bir bütün olarak ele alındığında başarılı bir portföy ve risk yönetimi için SVFM ile sistematik risk hesaplamalarının önemli olduğu görülmektedir.

Bankacılık sektörüBankalarPortföy+6
Özgür Bağcıoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Likidite riski ve kredi riskinin bankaların performansı üzerindeki etkisi: Türkiye'deki ticari bankalar üzerine bir uygulama

Bu çalışmada hayatın her alanında karşılaşılan risk kavramının tanımlarına, bankacılık sektöründe ortaya çıkan risk türlerine ve likidite riski ve kredi riskinin Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan 9 ticari bankanın finansal performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 2005 yılının birinci çeyreğinden 2020 yılının dördüncü çeyreğine kadar olan dönem için oluşturulan örneklem kapsamındaki bankaların finansal verileri Türkiye Bankalar Birliği (TBB) web sayfasından alınmıştır. Kamuyu Aydınlatma Platformu sitesinden takipteki krediler ve özel karşılıklar verileri yazar tarafından elde edilmiştir. Bununla beraber, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren katılım bankaları örneklem dışında tutulmuş olup çalışmada klasik panel veri analizinden yararlanılmıştır. Çalışmada iki farklı finansal performans ölçüsü kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla, aktif kârlılığı (ROA) ve özkaynak kârlılığı (ROE) değişkenleridir. Yapılan analiz sonucuna göre likidite riskinin bankaların performans göstergelerinden aktif kârlılığı ile daha ilişkili olduğu ve kredi riskinin ise hem aktif hem de özkaynak kârlılığı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, likidite riskindeki artış aktifi kârlılığını anlamlı bir şekilde artırırken, bankaların kredi riskindeki artış hem aktif hem de özkaynak kârlılığını önemli bir şekilde arttırdığı görülmektedir. Bu sonuçlar, bankalar için kredi riskinin önemine vurgu yapmakta ve bankaların faaliyetlerini düzgün bir şekilde yürütebilmeleri için kredi riskini doğru bir şekilde ölçüp iyi bir şekilde yönetmeleri gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır.

BankalarKredi riskiLikidite+7
Pelin Dibooğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genel morfolojik analiz yöntemi ile olası KBRN-P olaylarına yönelik senaryo geliştirme: Örnek kimyasal olay senaryoları

Günümüzde daha sık ve şiddetli bir biçimde gerçekleşme olasılığına sahip KBRN-P olaylarının sebep olabileceği yaralanmalar, can kayıpları, çevresel zararlar, ağır ekonomik ve sosyal kayıpların önlenebilmesi ve bu tür olaylara hızlı ve doğru bir müdahalenin gerçekleştirilebilmesi için risk yönetimi çalışmalarının etkin bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Risk yönetimi çalışmaları kapsamında olası KBRN-P olayları için özel olarak geliştirilecek senaryolar; gelecekte yaşanabilecek öngörülemez olasılıkların tahmin edilmesini, gerekli önlemlerin alınmasını ve bu tür olaylara hızlı ve etkili bir müdahale için hazırlıklı olunmasını sağlayacaktır. Olası KBRN-P olaylarına her açıdan hazırlıklı olunması konusunda büyük bir role sahip olan bu senaryoların bir yöntem çerçevesinde ve sistematik bir şekilde geliştirilmesi, bir gerçeklik modelinin oluşturulmasını ve daha etkin bir biçimde kullanılmalarını sağlayacaktır. Genel Morfolojik Analiz (GMA), yaratıcı bir şekilde analiz yapılmasını sağlayan; uygun ve tutarlı senaryolar geliştirmek için kullanılan yapılandırılmış bir yöntemdir. Bu bağlamda, gerçekleştirilen tez çalışması kapsamında GMA yöntemine ait prosedürler doğrultusunda kimyasal olaylar ile ilgili iki farklı morfolojik model oluşturulması ve bu morfolojik modeller aracılığıyla dört farklı örnek kimyasal olay senaryosu geliştirilmesi amaçlanmıştır. Risk azaltma planlarında yer alacak senaryoların, GMA yöntemi ile oluşturulan morfolojik modeller aracılığıyla daha etkili ve gerçeği yansıtacak bir şekilde geliştirilmeleri söz konusudur. Bu morfolojik modellerin ve modeller aracılığıyla geliştirilen senaryoların eğitim ve tatbikatlarda kullanılması, müdahale ekiplerinin olası KBRN-P olaylarına müdahale için gerçek anlamda hazırlıklı olmasını sağlayacaktır. Bu noktada, ulusal ve uluslararası ölçekte yürütülen risk yönetimi çalışmalarına genel anlamda büyük fayda sağlamaları söz konusudur.

KBRNKimyasal maddelerMorfolojik analiz+2
Betül Çavlan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel atıksu arıtma tesisi çevresel risk analizi; Isparta örneği

Endüstriyel atıksu arıtma tesisinde çevresel açıdan risk değerlendirilmesi yapılmıştır. Çevresel risk analizi, çeşitli endüstriyel süreçlerden kaynaklanan atıksuların arıtılması sürecindeki potansiyel tehlikeleri tanımlamayı, değerlendirmeyi ve yönetmeyi amaçlamaktadır. L tipi matris yöntemi, endüstriyel atıksu arıtma tesislerinde çevresel risk analizinde yaygın olarak kullanılan bir araçtır. Bu yöntem, çeşitli çevresel risk faktörlerini belirlemeye ve bu risklerin derecesini değerlendirmeye olanak tanır. Özellikle, çeşitli çevresel risklerin önceliklendirilmesi ve acil müdahale gerektiren risklerin belirlenmesi açısından büyük önem taşır. Endüstriyel atıksu arıtma tesislerinde L tipi matris yöntemi kullanılarak yapılan çevresel risk analizi, atıksu arıtma işlemlerinin her aşamasında potansiyel riskleri belirlemeye yardımcı olur. Bu sayede, atıksu arıtma tesislerinin işleyişi sırasında ortaya çıkabilecek çevresel risklerin önlenmesi veya en aza indirilmesi için uygun önlemler alınabilir. Bu şekilde, endüstriyel atıksu arıtma tesislerinde yapılan çevresel risk analizi, tesisin çevresel performansını artırmaya ve çevresel etkilerini en aza indirmeye yardımcı olur. Aynı zamanda, çevresel mevzuata uyumu sağlamak ve toplum sağlığını korumak için önemli bir araç olarak kullanılır. Bu nedenle, endüstriyel atıksu arıtma tesislerinde çevresel risk analizinin düzenli olarak yapılması ve L tipi matris yönteminin kullanılması büyük önem taşır. Bu çalışmada atık su arıtma tesisinde meydana gelebilecek riskler belirlenmiş olasılık ve şiddetleri analiz edilmiş ve bunlara çevre boyutu da eklenerek risk değerlendirmesi yapılmıştır. Çevresel risk; matris metodu ve bu metoda çevre boyutu eklenerek yapılan risk değerlendirmesi kıyaslanarak atık su arıtma tesislerinde iş güvenliği ve çevresel risk politikalarının uygulanmasında önem dereceleri analiz edilmiştir.

Atık suRisk yönetimi
Genç Kaan Özcan
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kardiyak cerrahi hastalarında preoperatif ve postoperatif dönemde risk analizi ile ilaç tedavisinin incelenmesi

Bu çalışma kardiyovasküler cerrahi tedavi süreçlerinde ilaç ile ilişkili sorunları (İLİS) saptamak, risk değerlendirmesi yapmak ve klinik eczacının risk yönetimindeki etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, Hacettepe Üniversite Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi servislerinde Kasım 2019-Mayıs 2021 tarihleri arasında prospektif ve yarı-deneysel bir çalışma olarak yürütülmüştür. Çalışmanın her iki bölümünde İLİS'ler tespit edilmiş ve Avrupa Farmasötik Bakım Ağı'nın oluşturduğu sisteme göre sınıflandırılmıştır. İlk bölümde saptanan İLİS'lerin nedenleri bir uzman paneli (5 uzman) tarafından sıklık, şiddet ve olasılık açısından puanlanan risk analizi sonucu riskler; kabul edilebilir, kesin, önemli ve yüksek olarak 4 kategoriye ayrılıp, uzman panel tarafından önleyici ve azaltıcı faaliyetler planlanmıştır. İkinci bölümde bir klinik eczacı tarafından önleyici ve azaltıcı faaliyetler (ilaç uzlaşısı gibi) gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya; 18 yaşından büyük ve elektif kalp cerrahisi planı olan hastalar dahil edilmiş ve yatış süresi boyunca izlenmiştir. Çalışmaya, her iki bölümde 100 hasta dahil edilmiştir. İlk bölümde; toplam 275 İLİS ve 487 İLİS nedeni tespit edilerek önleyici faaliyetler (hastanın servis değiştirdiği her basamakta ilaç uzlaşısı, ilaç incelemesi ve eğitim materyalleri) ve azaltıcı faaliyetler (sorun saptandığı zaman yapılan müdahaleler) planlanmıştır. İkinci bölümde toplam 215 İLİS ve 304 İLİS nedeni tespit edilmiştir. Planlanan faaliyetlerin uygulanması ile gözlem ve müdahale dönemleri karşılaştırıldığında; İLİS nedenleriyle ilgili yüksek risklerde azalma (%17,7 ve %0), kabul edilebilir risklerde artma (%32,6 ve %84,9) saptanmıştır (p <0,001). Hastaların yaşam kalitesi (fiziksel ve mental) yatış, taburculuk ve bir ay sonraki kontrollerinde anlamlı bir şekilde artmıştır (p <0,001). Kardiyovasküler cerrahi sürecinde klinik eczacının katkısı ile İLİS'lere yönelik riskleri değerlendirerek önleyici ve azaltıcı faaliyetleri uygulamak, hasta bakım hizmetlerinin iyileştirilmesine katkıda bulunacaktır.

Cerrahi-kardiyovaskülerEczacılarKardiyovasküler cerrahi girişimler+6
Burcu Kelleci Çakır
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bankalarda operasyonel risk yönetimi ve denetiminin etkinliği

Bankalar, geçmişten farklı olarak, günümüzde zaman ve mekan kısıtı olmaksızın ciddi zararlara uğrayabilmektedirler. Globalleşme,artan rekabet, iç içe giren ve büyüyen piyasalar, her geçen gün sayıları artarak karmaşıklaşan ürün ve hizmetler, operasyonel risk kayıplarının etkilerini de genişletmiştir. bankacılık sektöründe operasyonel risk bazlı dalgalanmalar ve bu dalgalanmalar neticesinde sektörde yaşanan büyük kayıplar Operasyonel Risk Yönetiminin ve Denetiminin önemini ve güncelliğini arttırmıştır.Bu süreçte kurallara dayalı denetim anlayışı, yerini risk odaklı denetim anlayışına hızlı bir şekilde terk etmiştir. Operasyonel Risk Yönetimi ve Denetimi, bankacılıkta yeni bir anlayış olarak ortaya çıkmıştır.Yetersiz ve hatalı işlemler, sistemler ve kişilerden veya dış olaylardan kaynaklanan zarar riski olarak tanımlanan operasyonel riskin yönetimindeki en kritik aşama bu risk türünün uygun bir şekilde tanımlanması ve ölçümüdür. Operasyonel riskle ilgili zarar potansiyelinin tahmini ve zararın gerçekleşme olasılığının tespiti güç olduğundan bu risk türünün tamamı sayısallaştırılamamakta ve bu nedenle tam olarak ölçümü de gerçekleştirilememektedir. Organizasyon, iş akışı teknoloji insan gücü çerçevesinde oluşabilecek maddi ve itibar kaybına sebebiyet veren,kredi ve piyasa riski dışında kalan riskler olarak değerlendirilen, operasyonel risk, Basel Komitesinin 2004 Haziran ayında yayınladığı Basel II düzenlemesi ile birlikte 2007 yılından itibaren,öncelikle G-10 ülkelerinde başlanmak üzere bankaların Operasyonel risklerini ölçerek gerekli sermaye karşılığını ayırmalarını öngörmüş ve bu amaçla bankalarda operasyonel risklerin ölçümü üzerine çeşitli modeller önermiştir.Basel Bankacılık Komitesinin, operasyonel risk yönetimi ile ilgili düzenlemeleri başta Avrupa olmak üzere, Türkiye?de de etkisini göstermektedir. Düzenlemelere ayak uydurma ve gelişmelerden daha fazla yararlanma düşüncesinden hareketle,operasyonel risk yönetiminde denetimin rolü büyüktür. Bu çerçevede Türkiye?de BDDK?nın çalışmalarına ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunun düzenlemelerine hızlı adaptasyon süreci önemlidir. Hızlı adaptasyonu sağlayacak olanda operasyonel risk yönetimi ve denetimi çalışmalarının arttırılması ve mevcut çalışmaların kalitelerinin yükseltilmelerine bağlıdır.Yapılan bu çalışma ile ülkemizdeki bankaların operasyonel risk Yönetimi ve Denetimi konusunda yaptıkları çalışmalar, bu konudaki eksiklikleri, operasyonel risklerin ölçümü, risklerden kaynaklanan kayıpların bir kayıp veri tabanına kaydedilmesi ve karşılaşılan operasyonel riskler gibi hususların incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışma sırasında ülkemizdeki bankaların operasyonel risk yönetimi alanında yaptıkları çalışmaların hangi seviyede olduğunun ortaya konulması amacına yönelik banka çalışanlarının algılarına yönelik anket yönetimi uygulanmış olup; tez konusunun daha iyi kavranılması hedeflenmişir. Anahtar Kelimeler : Risk, Operasyonel Risk

Bankacılık sektörüBankalarDenetim+4
Gökhan Yirmibeş
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Elementer sigortacılık sektöründe iç denetim fonksiyonunun etkinliğinin değerlendirilmesi ve bir uygulama

Sigortacılık, çok çeşitli türden risklerin, birey ve kurumların varlık ve değerlerinde oluşturabileceği zararları, belirlenen şartlar çerçevesinde karşılamaya yönelik faaliyet gösteren önemli bir sektördür. Sigortacılık sektörü temelde iki ana kola ayrılmaktadır. Bunlardan biri, hayat ve emeklilik branşları, diğeri ise elementer branşlardır. Bu çalışmada, bireysel, sosyal ve ekonomik alanlarda sağladığı hizmetlerin önemine dayanarak özel sigortacılık sektörünün en önemli kolu olan elementer sigortacılık alanı belirlenmiştir. Sigortacılık işinin doğası gereği ve elementer sigortacılık alanındaki branşların kapsamındaki teminatlar ve bunların taşıdıkları riskler sebebi ile, elementer sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketler, çok sayıda ve farklı türden ve seviyeden riskler ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu risklerin etkin olarak yönetilmesi bu alandaki şirketler için hayatî önemde olup, aksi durumlar üretim, kârlılık, hasar başta olmak üzere şirketlerin pek çok açıdan olumsuz etkilenmesine ve hatta şirket varlığının tehdit edilmesine yol açabilmektedir. Bu işletmelerde etkin kontrol ortamlarının oluşturulması ve risklerin etkin olarak yönetilmesi işletme yönetimlerinin sorumluluğundadır. Ancak yönetimler bu konuda destek fonksiyonlara ihtiyaç duymaktadır. Bu fonksiyonların başında ise, sunduğu güvence ve danışmanlık hizmetleri ile kurumların hedeflerine ulaşmasında önemli destek sağlayan iç denetim fonksiyonu gelmektedir. Bu çalışmada, elementer sigortacılık alanında faaliyet gösteren işletmelerde etkin bir iç denetim fonksiyonu oluşturulması ve böylece iç denetimin işletme hedeflerine ulaşmasında yüksek katma değer sağlayan bir fonksiyon olabilmesi amacına yönelik olarak iki aşamadan oluşan bir model ortaya konmuştur. Birinci aşamada iç denetimin etkinliğine yönelik organizasyon yapısı ve genel uygulamalarına ilişkin genel gereklilikler belirlenmiş, ikinci aşamada ise elementer sigortacılık sektöründe yer alan tüm süreçlerde iç denetim faaliyetlerinin etkinliğinin sağlanmasına yönelik kriterler ve bu kriterlere ilişkin riskler ve seviyeleri ile ilgili kontrol faaliyetleri ve denetim teknikleri belirlenmiştir. Sonrasında ise Türkiye elementer sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin iç denetim yapı, uygulama ve faaliyetleri araştırılmış ve belirlenen model doğrultusunda iç denetim fonksiyonunun etkinliği nitel araştırma yöntemleri kapsamında gözlem, doküman incelemesi ve mülakata dayalı veri toplama teknikleri kullanılarak ölçülmüş ve sonuçlar betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, uygulamanın gerçekleştirildiği şirketteki iç denetim fonksiyonunun organizasyon yapısı ve genel uygulamaları ile iş süreçlerindeki iç denetim faaliyetlerinin bir bütün olarak etkin olmadığı anlaşılmış ve bu duruma neden olan dört temel etken saptanmıştır. Bu etkenler; iç denetim biriminin kendi iç işleyiş ve personeline bağlı aksaklık ve eksiklikler, işletme üst yönetimince iç denetim birimi ve faaliyetlerine yeterli kaynak, destek ve yetki alanının sağlanmaması, iç denetime ilişkin yasal mevzuatın yetersizliği ve de iç denetime ilişkin yapı ve faaliyetlerin resmî ve özel statülü dış taraflarca yeterli seviyede incelemeye tâbi tutulmaması şeklinde ortaya konmuş olup, çalışmanın son aşamasında ise iç denetim fonksiyonun etkinliğini engelleyen söz konusu etkenlere karşı alınabilecek tedbirler belirlenmiş ve bu tedbirlerin işletme içi ve dışındaki ilgili taraflarına çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

DenetimElementer sigortacılıkRisk+7
Rasim Hacıoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal rasyolar yardımı ile risk yönetimi ve hava yolu sektörü üzerine bir uygulama

1990'lı yıllarda küreselleşme sürecinin etkisiyle ortaya çıkan neoliberal ekonomik sistem, ekonomi tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen sıklıkta finansal krizlerin oluşmasına neden olmuş ve bu krizlerin yarattığı olumsuzluklar işletmelerin faaliyetleri üzerinde etkilerini göstermiştir. "Finansal Rasyolar Yardımı İle Risk Yönetimi Ve Hava Yolu Sektörü Üzerine Bir Uygulama" başlığını taşıyan bu doktora tezi, bir üçüncü nesil finansal kriz modeli olan 2008 krizi de dahil olmak üzere havacılık endüstrisini 21. yüzyılın başından itibaren küresel çapta etkileyen 4 olayın yani 11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi terör saldırısının, 2003 yılındaki SARS salgın hastalığının ve 2010 yılında yaşanan volkanik kül patlamasının Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı üzerindeki iflas riskini, seçilen iflas tahmin modellerini kullanarak ortaya koyma amacını taşımaktadır. Bu amaç ile hisse senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören işletmenin kriz süreci ve kriz sonrası dönemleri de kapsayacak şekilde, 2002-2016 yılları arası finansal tablolarından elde edilen likidite, mali yapı, faaliyet etkinliği, karlılık ve büyüme oranlarına ilişkin finansal rasyoları ile trafik verileri araştırma değişkenleri olarak kullanılmıştır. Uygulama kısmında Altman Z" skor ve Airscore modellerinden yararlanılmış ve yapay sinir ağları dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılarak ileriye yönelik tahminler yapılmıştır. Araştırmada, Altman Z" skor modeline göre işletmenin iflas durumunun sıkıntılı alanda olduğu, özellikle volkanik kül patlamasından sonraki dönemin likidite oranlarını, faaliyet etkinliği oranlarını ve karlılık oranlarını olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Airscore modeline göre ise incelenen 16 yıllık dönemin sağlıklı alan olarak nitelendirilen bölgede olduğu tespit edilmiştir. Bu tez ile hizmet sektöründe faaliyet gösteren hava yolu işletmelerinin, iflas riskini minimize edecek finansal politikalar geliştirebilmeleri için gerekli veriler elde edilmiş olmakta ve bu bulgular, tezin orijinal yönünü oluşturması yanında iflas riski karşısında uygulanması gereken finansal politikaların oluşturulmasına da katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Finansal Rasyolar, Risk Yönetimi, İflas Tahmin Modelleri, Yapay Zeka, Altman Z" skor, Airscore

Finansal riskHava yolu taşımacılığıHavacılık sektörü+3
Burcu Sakız
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal risk yönetimi ve finansal analiz: İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğüne yönelik bir uygulama

Finansal risk ve finansal risk yönetimi kavramları günümüzde kamu veya özel sektörünün üst yönetimlerinin gündemlerini yoğun bir şekilde meşgul etmektedir. Elbette kamu yönetiminin öncelikli hedefi en kaliteli hizmeti en uygun şartlarda vermektir. Günümüzde para ve risk aynı anda yönetilmek zorundadır. Devlet kurumlarıda, özel sektörde olduğu gibi (ister merkezi bütçeye dâhil olsun ister kendi bütçesi olsun) bu olguyu içselleştirmek durumundadır. Günümüzde Devlet kurumlarının başarıları, halka vermiş olduğu hizmetin ne derece etkili olduğunun yanında aynı derecede de etkin ve verimli olmasıyla beraber ölçülmektedir. Bu bağlamda finansal riskin ve yönetiminin işletme performansı ile bir bütün olduğunu kabul etmek zorundayız. Yapılan hizmet kadar harcanan maliyet de çok önemlidir. Bu çalışmada İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından onaylanan, Kesin Hesap ve Murakıp raporlarından tedarik edilen, son üç yıllık dönemine ilişkin faaliyet sonuçlarını belgeleyen temel finansal tablolarına, bilimsel olarak tescil edilmiş finansal analiz teknikleri uygulanarak, finansal risk unsurları tespit edilecek ve bu risklerin yönetimi konusnda öneriler sunulacaktır. Tezimizin birinci bölümünde, çalışmamızın amacı ve metodoljis, ikinci bölümünde finansal risk ve finansal risk yönetimnin kavramasal çerçevede tanımı, üçüncü bölümünde finansal risk yönetiminin yararları ve unsurları, dördüncü bölümünde finansal tabloların tanımı ve analizin teknikleri, beşinci bölümünde ise İETT işletmeleri Genel Müdürlüğü'nün İktisadi büyüklüğünün İncelenmesi analiz edilmesi ve analiz sonuçlarının yorumlanması konularına yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde İzmir ESHOT, Ankara EGO Genel Müdürlükleri ile Londra toplu taşıma kurumu (TFL) gibi toplu taşımanın önde gelen kurumlarının mali tablolarına aynı analiz teknikleri uygulanmış ve elde edilen sonuçlarla , İETT'nin analiz sonuçları karşılaştırılarak hem sektör incelenmiş hemde İETT'nin sektördeki pozisyonu tespit edilmiştir . Sonuç bölümünde ise İETT'nin finansal riskleri yönetmesi konusnda öneriler sunularak çalışma tamamlanmıştır.

Belediye işletmeleriBelediyelerFinansal analiz+4
Kamil Ergüler
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

ISO 31000: 2018 risk yönetimi standardı ve örnek üretim işletmesi üzerinde uygulaması

Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile birlikte işletmelerin iş yapma biçim ve yöntemleri son derece değişiklik göstermiş ve karmaşık hale gelmiştir. İşletmeler faaliyetlerini yürütürken çok sayıda belirsizliğe ve riske maruz kalmaktadır. Özellikle günümüzde iş yapma biçimleri ile beraber risklerin çeşitliliği de artmış bulunmaktadır. Bu durumun doğal bir neticesi olarak iş yapma süreçlerinin mümkün olduğunca sekteye uğramaması ve daha iyiye evrilebilmesi için risk yönetimi mekanizmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Risk, bu süreçte arızi bir unsur olmaktan ziyade, işletmelerin her zaman maruz kalabilme ihtimali olduğu ve yönetmeye hazır oldukları bir unsur olarak görülmelidir. Bilimsel temeller üzerine inşa edilmiş ve uluslararası mecrada kabul görmüş risk yönetim standartlarının uygulanması işletmeler için son derece elzemdir. Bu amaçla ISO 31000 risk yönetim standardı, işletmelerin risk yönetimi sistem ve süreçlerini inşa etmeleri ve risk yönetim evrelerini yürütmeleri açısından başat bir aktör konumundadır. İşletmelerin zamanın gereklerine ayak uydurabilmesi, değişime adapte olabilmesi ve stratejik amaçlarını gerçekleştirebilmesi gibi durumlar sağlıklı bir risk yönetim süreciyle mümkündür. Ancak bu şekilde işletmeler daha uzun ömürlü olabilir ve büyüme hedeflerini gerçekleştirebilirler. Çalışmamızda risk kavramı, riskin türleri, risk yönetimi süreçleri detaylıca irdelenmiş ISO 31000 risk yönetim standardı tafsilatıyla açıklanmış ve örnek bir üretim işletmesi üzerinde uygulaması gösterilmiştir.

ISO 31000 : 2018Kurumsal risk yönetimiRisk değerlendirmesi+4
Mehmet Ağgül
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde iç denetim yapısının kurumsal risk yönetimi vizyonuna etkisi (İstanbul ilçe belediyeleri üzerine bir alan araştırması)

Bu çalışma, yerel yönetimlerinde iç denetim yapısının kurumsal risk yönetimi vizyonuna olan etkisini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Günümüzde işletmelerin takdim ettiği hizmetlerin niteliğinin ile hızının çoğaltılması, kaynaklarının verimli, iktisadi ile etkin bir biçimde değerlendirilmesi ve işletmenin bütün kademesinde karar alıcıların kamuoyuna hesap vermesi yönündeki reform istekleri artmıştır. Bu talebe cevap verebilmek için kurumsal risk yönetiminin kurum hedeflerine ulaştırılmasında ve iç denetim biriminin bu konuda güvence ve danışmanlık faaliyeti yapması gerekmektedir. Bu kapsamda bu çalışma ile iç denetim birimlerinin yerel yönetimlerde risk odaklı iç denetim uygulamalarını ile kurumsal risk yönetimi uygulanması konusundaki farkındalığı tespitidir. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümlerinde denetim, iç denetim, risk yönetimi ve kurumsal risk yönetimi konuları birçok kaynak yardımıyla açıklanmaya çalışılmaktadır. Uygulama kısmında yapılan araştırmanın genel amacı çerçevesinde İstanbul'da 5 ilçe belediyesindeki iç denetim ve mali hizmetler birimiyle derinlemesine mülakat yöntemi çerçevesinde yüz yüze görüşüldü. Araştırmanın sonucunda ise iç denetim yapısının kurumsal risk yönetimi vizyonuna olan etkisini konusunda iç denetçilerin istekli olması ve üst yönetimin konuya müspet bakması durumunda güzel uygulamalarla karşılaşılmıştır. Bu konuda üst yönetimin istekli ve iç denetçilerin aktif olması gerektiği tespit edilmiştir.

BelediyelerDenetimKurumsal risk yönetimi+4
Mehmet Beyhan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Taşımalı eğitim veren ilkokullarda ve ortaokullarda risk ve risk yönetimi

Bu araştırmanın amacı, taşıma yoluyla eğitim veren ilk ve ortaokul yöneticilerinin ve ilgili okullardaki öğrenci velilerinin, okullarında karşılaşılabilecek riskler ve bu risklerin yönetimi hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırmada durum araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van ili İpekyolu, Tuşba ve Edremit merkez ilçelerinde taşımalı eğitim veren 90 ilk ve ortaokulun yöneticileri ve taşımalı eğitime tabi öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu ise taşımalı eğitim veren okullardan 12 okulda görev yapan gönüllü 24 yönetici ve öğrencisi taşımalı eğitime tabi gönüllü 12 veli oluşturmaktadır. Araştırma, yöneticilere yönelik oluşturulan 10 soru ve velilere yönelik oluşturulan 5 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcılara yönelik bir de 'kişisel bilgi formu' kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin çözümlenmesinde, elde edilen bulgulara dayalı olarak içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, kodlamalar oluşturulmuş, kodlamalar bir araya getirilerek de temalar (kategoriler) ortaya çıkarılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda yönetici ve velilerin görüşlerine göre, taşımalı eğitim veren kurumlarda en çok karşılaşılan risklerin başında beslenme uygulamasından kaynaklı zehirlenme riski ve eğitimsiz servis şoförlerin varlığı ile bu servislerin kaza yapma ihtimali gelmektedir. Yöneticiler, riskleri yönetmede benzer görüşlerde bulunarak sırasıyla 'denetimle önlem alma', 'ikaz ve uyarıda bulunma', 'üst birimle iletişim' ve 'öğretmen görevlendirme' yöntemlerini kullandıklarını ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerinin hemen hepsi yetki sıkıntısından kaynaklı olarak riskleri yönetmede sıkıntı yaşadıklarını ifade ettiklerinden yöneticilere verilecek daha geniş yetkilerin, riskleri yönetme işine katkı sunabileceği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler Taşımalı eğitim, risk, risk yönetimi, risk yönetimi yöntemleri.

BeslenmeEğitim sistemiEğitim yönetimi+6
Fatih Oğuz Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sigortaları havuzu kapsamında devlet destekli hayvan hayat sigortalarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, tarımsal sigortacılık alanında önemli mesafe almış ülkelerin tarım sigortası havuz sistemleri incelenmiş, onların sahip oldukları deneyimlerinin kılavuzluğunda, Türkiye'deki tarımsal sigorta uygulamasının eksik kalmış yönlerine değinilerek, hem sigorta şirketlerine hem de yetiştiricilere tarım sigortacılığı ve risk yönetiminin önemi ve fırsatları hakkında gerekli bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Türkiye'deki tarım sigortaları havuz sistemi'nin yapısal oluşumu ve işleyişi modelinin, ispanya modeline benzerlik gösterdiği, Türkiye'de tarım sigortası havuz sisteminde prim desteklemesinin ön planda olduğu, hayvan hayat sigortasının uygulamaya konulmasıyla nitelikli hayvan sayılarında ve hayvansal ürün miktarlarında artış olduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda, stratejik önem taşıyan tarım sigortaları havuzu sisteminde, hayvan hayat sigortalarının, devlet tarafından desteklenmeye devam edilmesi, ayrıca yetiştiricilerin, hayvan hayat sigortası hakkında kapsamlı bilgilendirilerek, sigorta sistemine katılımlarının daha fazla sağlanması durumunda, hayvan hayat sigorta sisteminin, hayvancılık sektörünün daha fazla gelişmesine katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarımsal Risk Yönetimi, Tarımsal Sigorta Programları, Tarım Sigortaları Havuz Sistemi, Hayvan Hayat Sigortası

Hayat sigortasıHayvancılıkHayvancılık sektörü+4
Salih Kartal
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv yansanayi sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından risk analizi

Bu çalışma kapsamında risk analizi uygulamaları temel alınarak, iş sağlığı ve güvenliğinin işletmeler açısından önemi açıklanmıştır. Bu kapsamda çalışmada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihçesi araştırılmış ve açıklanmıştır. İş güvenliği kavramının gelişim aşamalarına değinilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin önemi çalışanlar için ve de işverenler için önemi incelenmiş bu kapsamda kişilere, kurum ve kuruluşlara sağladığı yararların neler olduğu tespit edilip açıklanmıştır. İş sağlığı ve güvenliğinin temel ilkelerinin neler olduğu araştırılmış ve açıklanmıştır. Yine bu bağlamda oto sanayi sitelerinde ki iş sağlığı ve güvenliği koşulları, uygulamaları araştırılmış ve açıklanmıştır. Oto sanayi sitelerinde ki çalışma koşulları, oto sanayi sitelerinde ki yaşanan iş kazaları, bu kazaları önlenme çalışmalarının kapsamı, araştırılıp incelenerek açıklanmıştır. İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, tedbirleri araştırılmış ve açıklanmıştır. Oto sanayilerde görülen meslek hastalıkları ve bu hastalıkların yapılacak çalışmalar ve uygulamalar ile önüne geçilmesi konularında ki yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Oto sanayi bölgelerinde rastlanan meslek hastalıklarının, kazalarının ne tür önlemlerin alınacağı konusunda yapılan araştırmalar ve çalışmalar açıklanmıştır. Bu çalışma içerisinde, otomotiv yansanayi endüstrisinde artan işyeri ve çalışan sayısı birçok iş kazası ve meslek hastalığının meydana gelmesine neden olmuştur. Bu durum otomotiv yansanayisinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında uygulanması gereken önlemlerin saptanmasını önemli kılmaktadır. Yapılan bu tez çalışması ile otomotiv yansanayi endüstrisinde faaliyet gösteren işletmelerde meydana gelebilecek risklerin tespitlerinin yapılması ve bu riskler için ne gibi düzenleyici önleyici faaliyetlerin alınması gerektiği saptanmıştır. Risk analizi Fine Kinney yöntemi seçilerek yapılmıştır. Otomotiv yansanayi sektöründe faaliyet gösteren iki tane işletmede risk analizi gerçekleştirilmiştir. Risk analizinde toplamda 324 tane risk etmeni tespit edilmiştir. Bu tespit edilen risklerin herhangi bir olası tehlikeli bir duruma veya kazaya sebebiyet vermemesi için yapılması gereken düzenleyici önleyici faaliyetler belirlenmiştir. Risklerin tehlike seviyeleri aşağıya çekilerek kontrol altına alınması sağlanmıştır. Çalışmada risklerin önlem alınmadan önceki analizleri ile önlem alındıktan sonraki analizleri grafiksel olarak gösterilerek kolay anlaşılması sağlanmıştır.

Otomobil endüstrisiOtomotiv endüstrisiOtomotiv sektörü+5
Alperen Refik Bilal Özsarı
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kömürden metanol üretilecek bir pilot tesisin tasarım süreçleri ile uyumlanmış bir teknik risk yönetim yöntemi

Bu çalışmada, kömürden gazlaştırma yöntemiyle üretilen sentez gazından metanol üretmeyi hedefleyen bir pilot tesis projesinin tasarım süreçlerinde kullanılabilecek bir teknik risk yönetim yöntemi geliştirilmiştir. Kimyasal tesislerin tasarım süreçleri endüstriyel uygulamalarda genellikle kapı-geçiş yaklaşımıyla bölünmüş birden fazla proje aşamasını içerir. Su akışı şeklinde ilerleyen ve her biri önceki aşamadaki tasarımı olgunlaştırma hedefi taşıyan bu tasarım aşamaları literatürde genel olarak dörde ayrılır; ÖTG-1, ÖTG-2, ÖTG-3 ve detay tasarım aşamaları olarak sınıflandırılabilecek bu aşamaların herbirinde farklı amaçlar doğrultusunda risk yönetim aktiviteleri yürütülür. Bu durum, her bir aşamada önem kazanan risk faktörlerini, bu risk faktörlerini yönetmek için kullanılacak yöntemleri, zamanlamasını ve uygulamanın detay düzeyini büyük ölçüde değiştirir. Ayrıca, herbir projenin kendine has karakteristikleri, kapsamı ve değişen tasarım aktiviteleri de risk yönetim aktivitelerinin proje yaşam çevrimine uyumlanmasını gerektirir. Kimyasal tesis tasarım süreçlerinde bu uyumlama çalışmaları genellikle endüstriyel tecrübeler ile yürütülür ve tanımlı bir yöntemi esas almaz. Risk yönetim aktivitelerini proje yaşam çevrimi ile uyumlaştırmak için bu çalışmada PMI (Project Management Institute) risk yönetim felsefesini temel alarak geliştirilen bir planlama yöntemi sunulmuştur. Bir projeyi ve ilgili tasarım süreçlerini karakterize etmek için gerekli olan adımlar tanımlandıktan sonra, risk kategorileri ve ilgili riskler proje aşamaları ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma kapsamında, teknolojik hazıroluşluk, kendiliğinden güvenlik, inşaedilebilirlik, proses güvenliği ve diğer çeşitli proje teknik risk kategorilerini de kapsayacak şekilde bütüncül bir risk yönetim stratejisi benimsenmiştir. Geliştirilen yöntem, TUBİTAK tarafından tasarlanan bir metanol üretim pilot tesis projesinde örneklenmiştir. Bu amaçla, proje süreçleri karakterize edilmiş ve risk yönetim aktiviteleri ilgili tasarım aşamalarına adreslendikten sonra örnek risk değerlendirme çalışmaları yürütülmüştür. Önemli görülen riskler bir risk yazmacı ile sunulmuştur. İlerleyen süreçlerde bu çalışma ile belirlenen risklerin, methanol üretim teknololojileri için yürütülecek benzer projelere dair planlama çalışmalarında ve ticarileşme süreçlerine dair tartışmalarda yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, geliştirilen yöntemin TUBİTAK tarafından ileride, pilot tesis projelerinin teknik risk yönetim aktivitelerinde kılavuz olarak kullanılması da hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Metanol, Pilot tesis, Teknik risk yönetimi, PMI, Ön tasarım geliştirme

MetanolRisk yönetimiTesisler+1
Ekin Kaya
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri yönetiminde risk bileşenlerinin etki analizi için bütünleşik bir model önerisi

Küreselleşme, rekabet koşullarındaki artış, tedarik zinciri ortakları arasındaki ilişkilerin güçlenmesi, teknolojideki gelişmeler gibi çeşitli faktörler tedarik zincirlerinin giderek karmaşık hale gelmesine neden olmaktadır. Bu durum, şirketleri olumsuz etkileyen artan belirsizlikler ve ortaya çıkan yeni riskler ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle, bu risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetilmesi uzun vadede kârlı, rekabetçi ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri kurmak için esastır. Tedarik zinciri risk yönetimi (TZRY), bu risklerin yönetimi için kritik bir araştırma ve uygulama alanıdır. Bu tez çalışmasının da öncelikli hedefi, tedarik zinciri risklerini öngörmeyi amaçlayan bir model oluşturmaktır. Bu bağlamda öncelikle tedarik zinciri risk yönetimine duyulan gerekliliğin ve bu alandaki ilerlemelerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada, tedarik zinciri risk yönetimi (TZRY) konusundaki eğilimler, bütünsel bir bakış açısıyla ve Bulanık Bilişsel Haritalar ile Bayes Ağlarından yararlanılan bütünleşik bir yöntem ile incelenmiştir. Literatürdeki benzer çalışmalar incelendiğinde bayes ağları yaklaşımının, tedarik zinciri risk yönetimi modellemesi için kullanıldığı çalışmalar mevcuttur fakat bu tez çalışmasında doküman kodlama yöntemi ile birlikte tedarik zinciri yönetiminde risk bileşenleri etkisinin analizi için öncelikle Bulanık Bilişsel Haritalar yöntemi kullanılmıştır. Sonrasında ise bilişsel haritadan elde edilen bilgiler dönüştürülerek koşullu olasılık değerlerine odaklanan Bayes Ağı kurulmuş ve analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında önerilen bütünleşik model ile daha uygun bir çözüm hedeflenmiştir. Elde edilen sonuçların iş uygulamalarına katkısıyla birlikte literatürdeki önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.

Risk yönetimiSezgisel bulanık mantık
Hasibe Berfu Öztürk
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de turizm gelirlerini etkileyen risk faktörleri

Bu amprik çalışmanın amacı CDS primi(kredi temerrüt takası) ve reel efektif döviz kuru (REFE) gibi risk faktörlerinin turizm gelirleri(LNTUG) ve BİST (Borsa İstanbul) Turizm fiyat endeksi(TUE) üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yapılan Çalışmada 01.01.2012-31.12.2020 dönemleri arasındaki aylık veriler kullanılmıştır. Analiz, Vektör otoregresyon(VAR), Vektör hata düzeltme(VECM), Granger nedensellik ve etki-tepki teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Granger nedensellik testi sonuçları CDS ile TUE, REFE ile TUE, CDS ile LNTUG ve REFE ile LNTUG değişkenleri arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığını göstermiştir. VAR ve VECM sonuçları CDS(-2) ile Turizm endeksi ve turizm geliri arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Benzer şekilde, REFE(-2) ile Turizm endeksi ve turizm geliri arasında da istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Fakat VECM sonuçları turizm geliri ile CDS arasında anlamlı negatif bir ilişki göstermiştir. Turizm geliri arttığında Türkiye'nin ekonomik ve politik riskini kapsayan CDS düşmektedir. Çünkü turizm geliri cari açığı azaltacaktır. Turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılacak şekilde çeşitlendirilmesi yönünde master plan yapılması önerilmektedir. Bu bağlamda Türkiye'nin hem hacama oranları hemde seyahat süreleri göz önüne alındığında gençlik turizmine, alt yapı ve saha yetersizliği sıkıntısının olmamasına rağmen ulaşım ve tesis yetersizliğinden dolayı pastadan yeteri kadar pay alamadığı kış turizmine, golf turizmine katılan turistin normal turiste oranla harcaması 3 kat fazla olduğu için golf turizmine yönelmesi turizm gelirlerini arttıracağı gibi turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılmasını sağlayacaktır. Pay yatırımcılarının BİST Turizm endeksini etkileyen risk faktörlerini yakından takip ederek turizm endeksine bağlı borsa yatırım fonlarını daha aktif yönetmeleri önerilmektedir.

Birim kök testleriEtki-tepki analiziGranger Nedensellik Testi+7
Utku Baran Ekmen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of the management of credit risk on profitability: A study on Iraqi banks

The essencial goal of this thesis is to see how the management of credit risk impacts commercial bank profit making possibility in Iraq. To investigate this effect, we must first identify whether or not these two factors are related. Metrics for the management. of credit.risk and profit making possibility. CAR ratio and the Default Rate NPLR ratio are used to monitor credit risk management, whilst (R.O.E) and (R.O.A) are used to measure bank profit making possibility. If the connection is genuine, the next step is to figure out if it is good or negative. Finally, we'll monitor this relationship's stability over time to deperiod ine if it's changing or staying the same. This type of study is done part-time over a specific length of time and allows us to explore further into the research issue, which may lead to future research subjects. According to empirical findings, the association among (C.A.R) and (ROE) and capital adequacy ratio (C.A.R) and (ROE) isn't meaningful. This could be because of a divisive theoretical prediction of a relationship among capital adequacy ratio (C.A.R) and bank profit making possibility. Another reason for the scapital adequacy ratio (CAR) city of exceptional connections might be the flaws in our model modification. Furthermore, during the financial crisis, the significance of systemic risks should not be overlooked.

BanksIraqProfitability+3
Ahmed Basheer Abdoulfadı Alturaıhı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of financial management practices on the loan performance of the commercial banks in Baghdad

Commercial banks strive to manage their working capital well while organizing their budgets to enhance their financial performance. Even though many studies have been done to figure out how well bank loans work based on different predictors, little progress has been made in studying the characteristics of loan performance in terms of loan cost effectiveness and default rates. As a result, the focus of this study was to find out the impact of financial management practices (risk management - working capital management - budgeting) on loan performance (loan cost efficiency - default rates) of commercial banks in Baghdad. This thesis relied on the quantitative approach by distributing a questionnaire to the employees of some Iraqi banks. This study found that the better the working capital management and budget management, the higher the cost efficiency of the loan. As for risk management has little effect on the cost efficiency of the loan, and the better the risk management and working capital management, the lower the default rates. Banks can improve the loan performance by incorporating financial management strategies to their operations. It may also help policymakers influence their policies and improve financial management approaches in banks as a way to improve loan performance.

Bank creditsBanksFinancial performance+7
Mohammed Abdullah Mahmood Al-naısanı
İstanbul Gelişim University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of risk management practices for prevention of ferry accidents

The navigation through sea is different from the ones happened over a road. These specific differences present at sea are various risk factors on ships. The sea environment encounters with many different accidents because of ships. Serious problems can arise in the environment due to the effects of which are caused by the ships. In this manner, it is an important research approach to reduce the accidents that occur in the sea, to prevent the loss of life and property, and to provide solutions to prevent environmental disasters that can occur in the event of an accident. Among the other types of vessels, Ferryboats provide a critical mode of transportation for especially within rivers and close sea areas that have no bridge on it and in archipelagic islands. Ferryboats are very special type of vessels because they make people-based transportation. In such ships, even small accidents can cause great loss of life. As associated with the explanations, subject of this dissertation study is associated with ferry accidents. In detail, the study aims to focus on applying the risk management in ferry accidents at sea. Within this aim, ferry accidents have been explained in detail and more consideration was given to the benefits of applying risk management approaches to overcome the issues regarding to ferry accidents occurred at sea. In this thesis study, the international legislation in this subject and the methods developed up to this date are examined and the importance of applying risk management approaches to remove / reduce the causes of ferry accidents is mentioned. At this point, the problems were evaluated separately in the conditions of World and Turkey. Through the study, it has been examined the recent literature in detail and tried to provide a comprehensive reference for the researchers interested in the related subject / sub-subjects of the study.

Risk management
Fehmi Kocaman
Piri Reis University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00

Related subjects