Rural region
83 theses under this subject heading
Seçilmiş bazı ilköğretim okulu öğrencilerinin Tgmd-II testine göre temel motor özelliklerinin araştırılması
KESKİN, Esin Çağla. Seçilmiş Bazı İlköğretim Okulu Öğrencilerinin TGMD-II Testine Göre Temel Motor Özelliklerinin Araştırılması, (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Bu çalışmada, seçilmiş bazı ilköğretim okulu öğrencilerinin (7-9 yaş) TGMD-II testine göre temel motorik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmamızda 199 erkek ve 234 kız çocuk olmak üzere toplamda 433 çocuk denek olarak kullanılmıştır. Ölçüm yapılması belirlenen çocuklar gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Temel motorik özellikleri ölçmede güvenirliliği yüksek düzeyde olan TGMD-II testi kullanılmıştır. Çocukların yaş, cinsiyet, ebeveyn öğrenim durumu ve meslekleri, kırsal, merkez okulda öğrenim görmesiyle ilişkili olarak temel motor gelişim düzeylerini belirleyebilmek amacıyla ölçümler yapılmıştır. Çocukların temel motor gelişim düzeyi ölçüm derecelerine Bruininks-Oseretsky ve TGMD-II testleri öncelikli olarak normallik testi uygulanmıştır. Normallik testinin ardından çocukların yaş, cinsiyet, ebeveyn öğrenim durumu ve meslekleri, kırsal, merkez okulda öğrenim görmesi gibi değişkenlerine göre yer değiştirme becerileri, nesne kontrol becerileri ve BKMGT-2 toplam puanlarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi (ANOVA) aracılığıyla incelenmiştir. ANOVA sonuçlarının anlamlı olması durumunda varyansların homojenliği varsayımının karşılanması durumunda işlem sonrası Bonferroni testi gerçekleştirilmiştir. Varvansların homojenliği varsayımı karşılanmadığında ise Welch F testi ve işlem sonrası Games-Howell testi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırmada ele edilen sonuçlara göre; cinsiyete göre yer değiştirme becerilerinde anlamlı bir farklılık göstermezken, nesne kontrol ve kaba motor becerilerinde kız çocuklarının daha iyi olduğu bulunmuştur (t(431)= -2.40, p< .05). Kırsal ve merkez olarak ele aldığımızda nesne kontrol, yer değiştirme ve kaba motor becerilerde merkez kesimde okuyan çocuklarda anlamlı farklılık görülmüştür (t(431)= 5,61, p< 0,001). Yaşlara göre incelediğimizde ise nesne kontrol ve kaba motor becerilerinde anlamlı bir farklılık bulunurken (F(2, 430)= 4,22, p<0,05), yer değiştirme becerilerinde bir farklılık görülmemiştir. Ebeveyn öğrenim durumunda; anne öğrenim durumu ele alındığında nesne kontrol ve kaba motorda bir farklılık bulunmazken, yer değiştirme becerilerinde lise mezunu annelerin çocukları anlamlı bir farklılıkla daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır( F(2, 430)= 5,95, p<0,05). Baba öğrenim durumunda ise babası üniversite mezunu olan çocukların kaba motor, nesne kontrol ve yer değiştirme becerileri diğer çocuklara göre daha anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir(F(2, 430)= 22,35, p<0,05). Ebeveyn mesleği ele alındığında; anne mesleğinin bir önemi olmadığı, baba mesleğinde ise babası memur olan bireylerin yer değiştirme, nesne kontrol ve kaba motor becerilerinin daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. (F(3, 429)= 5,20, p<0,05). Anahtar Kelimeler: Çocuk, Kırsal, Merkez, TGMD-II
Bursa ili kentsel ve kırsal alanında yaşayan tüketicilerin gıda satın alma ve tüketme davranışlarına COVID-19 pandemisinin etkileri
Bu çalışma ile Bursa ili kentsel ve kırsal alanında yaşayan tüketicilerin Covid-19 pandemi döneminde gıda satın alma ve tüketme davranışlarının nasıl değiştiğini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Bursa ili merkez ilçeleri Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım'ın kentsel ve kırsal alanlarından tüketicilerle anket görüşmeleri yapılmıştır. Anketler yüz yüze görüşme ve Google Form aracılığı ile toplamda 416 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Anket toplamda 28 sorudan oluşmaktadır. Verilerin analizinde frekans, Ki-Kare, G–test of goodness-of-fit, Bağımsız Örneklem T-Testi ve iki yönlü ANOVA testleri kullanılmıştır. Veri analizlerine göre, tüketicilerin pandemi döneminde çoğunlukla gıda stoklamayı tercih etmedikleri, tercih edenlerin en çok un-yağ-şeker stokladıkları, meyve sebze satın almak için kentte yaşayanların en çok süper marketleri tercih ettiği ve kırsal alanda yaşayanların en çok kendilerinin yetiştirdikleri, kentte yaşayan tüketicilerin çoğunluğu vücut ağırlık artışı yaşarken, kırsaldakilerin ise vücut ağırlıklarında bir değişim olmadığı belirlenmiştir. Tüketicilerin çoğunluğunun pandemi döneminde market ve gıda harcamalarının arttığı, dışarıdan sipariş vermek yerine evde kendilerinin yapmayı tercih ettikleri, kafe ve restoranlarındaki personelin maske ve eldiven takması ve Covid-19 aşısı olması gerektiğini düşündükleri, kentte yaşayanların kırsala göre daha fazla vitamin-mineral takviyesi almaya başladıkları, açıkta satılan gıda ürünleri yerine ambalajlı ürünleri daha fazla tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, Covid-19 pandemi döneminde tüketicilerin gıda satın alma ve tüketme davranışlarının değiştiği ve bu durumun tüketicilerin yaşadıkları yere göre anlamlı farklılıklar oluşturduğu tespit edilmiştir.
Kırsal kesimin eğitim durumu ve taşımalı eğitim Eskişehir-Alpu kırsalı örneği
Kırsal kesimin eğitimin durumunda ilköğretim, eğitime bakılan pencereyi oluşturmaktadır. Bu pencereden ilköğretim okullarında eğitimin durumu bakışı, ilköğretimi kırsal kesimde değerlendirme görüş alanını oluşturmuştur. Taşımalı eğitim; ilköğretim penceresinde, pencerenin dıştan içe doğru açılan kilit noktasını oluşturmaktadır. Kırsal kesim, sekiz yıllık ilköğretimin yaygınlaştırılması ile `Taşımalı İlköğretim Uygulaması'nın içinde olmuştur. Bu araştırmanın amacı; kırsal kesimdeki eğitimin durumuna sekiz yıllık zorunlu eğitim uygulaması açısından bakmak ve taşımalı eğitimin kırsal kesimdeki eğitim durumuna nasıl yansıdığını, sorunları açısından ortaya çıkarmak ve bunlara çözüm önerileri getirmektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Kavramsal çerçeve, problem alanı, yöntem, bulgular ve yorum, sonuç ve öneriler; bölümleri oluşturmaktadır. Araştırma konusu ile ilgili literatür incelenmiş ve konuyla ilgili kanun, yönetmelik ve kaynaklar taranmıştır. Araştırmaya katılanların niteliklerine ilişkin değişkenleri ile ilgili sonuçlar, frekans ve yüzde dağılımları ilgili çizelgelerde sunulmuştur. İstatistiksel analizler SPSS programında yapılmıştır. Değişkenlerin taşımalı öğrenciler üzerindeki etkisini incelemek için, taşımalı ve merkezde olan öğrencilerden örneklem alınarak Kay-Kare Testi uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Eskişehir İli, Alpu İlçesi taşıma merkezi olan ve taşıma merkezi olmayan ilköğretim okullarındaki 7 idareci, 47 öğretmen ile örneklem alma yöntemi ile 210 öğrenci oluşturmaktadır. Bunun 150'sini taşımalı öğrenci, 60'ını random yoluyla taşıma merkezi olan okulların birinden seçilen merkezde olan öğrenci oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kırsal Kesim, Kırsal Eğitim, Taşımalı Eğitim, İlköğretim
Toros dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların toplumsal yaşamdaki rolleri ve bu rollerle ilgili geleceğe yönelik beklentiler
öz Bu çalışmada Adana ve İçel İllerine bağlı dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların, tarımsal faaliyetlerde, aile işgücü ve/veya ücretli işçi, evde annelik, eş, evkadınlığı gibi toplumsal yaşamda sahip olduğu roller, bu rollerle ilgili sorunlar ve geleceğe yönelik beklentileri incelenmiştir. Ortalama aile genişliği 6,2 kişi olan araştırma alanında, kadınların hemen hemen tamamı tarımsal faaliyetlere katılmakta, bununla birlikte annelik ve ev işlerini de aynı anda yürütmektedir. Araştırma alanında kadın basma ortalama 2,4 çocuk düşmektedir. Dolayısıyla, kadınların hem ev içi, hem de ev dışı tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan ağır bir iş yükü altoda ezildiği söylenebilir. Araştırma alanındaki önemli bir diğer özellik ise, kadınların eğitim düzeyinin hem Türkiye geneli hem de kırsal kesim kadınlarına göre daha düşük olmasıdır. Araştırma alanında görüşülen kadınlardan okuma-yazma bilmeyenlerin oram %62,5'tir. Araştırma alanında kadınlar, toplumsal kurumlarda ikinci planda kaldıkları gibi, ev içinde de ikinci plandadır. Eşinin almış olduğu ekonomik ve sosyal kararlara katılımı sınırlı olup, genelde aile reisi ve yetişkin erkek çocuklardan sonra kendisine söz düşmektedir. Bununla birlikte, gerek ekonomik yetersizlik, gerek köy altyapısı, gerekse köy toplum yapısından kaynaklanan sınırlılıklara rağmen, kadınlar gelecekten umutlu olup, eşlerinden biraz daha anlayış, çocuklarından ise saygı görmeyi beklemektedirler. Kadınların yaşadıkları bu sınırlılıkları tek başlarına çözmeleri mümkün olmadığı için, gerek kamu gerekse özel kuruluşların kadınlara yönelik eğitim programlan hazırlamaları ve kadınları yönlendirmeleri gerekmektedir.
Kırsaldaki kadın kooperatiflerinde liderlik ve kurumsallaşma (Bursa örneği)
Bu araştırmada ülke kalkınması için önemli bir rolü olan ve ayrıca kadın girişimciliğini geliştirmek için en uygun araçlardan birisi olarak nitelenen kadın kooperatiflerindeki liderlik tarzları ve liderlik tarzlarının kadın kooperatiflerinin kurumsallaşması üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda kadın kooperatiflerindeki kadın kooperatif yöneticilerinin ve kooperatif ortaklarının görüşleri doğrultusunda kooperatiflerde görülen liderlik tarzları ve kurumsallaşma boyutları incelenecektir. Kurumsallaşma örgütlerin belirlenmiş amaçları doğrultusunda hedeflerine ulaşmak için bir değer ve standartlarla yönetilmesini gerektirmektedir. Kadın kooperatiflerinde kurumsallaşma alt boyutlarından olan şeffaflık, adaletle yönetim, resmileştirme profesyonellik ilkelerinin niteliksel durumları ve bu kooperatiflerde standartlaşma süreçleri incelenecektir. Türkiye de Ticaret Bakanlığı, 2021 verilerine göre ülkemizde aktif olarak 594 kadın kooperatifi bulunmaktadır. Bunların büyük çoğunluğu kadın girişimi üretim ve işletme kooperatifleridir. Bursa da ise kadın kooperatif sayısı 35'dir. Kırsal alanda faaliyet gösteren kadın kooperatif sayısının ise 25 olduğu ve kadın kooperatiflerinin yoğunluklu olarak kırsal alanda faaliyet yaptığı görülmüştür. Bu araştırmanın verileri, Bursa ilinde faaliyet gösteren 12 farklı kadın kooperatifinin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve ortaklarından oluşan 21 kadın ile derinlemesine görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Nitel yöntemle yürütülen araştırma bulgularına göre görüşülen 21 kadın üyeden 19'u evli, 2 kişi ise bekardır. Bu kadınların 9'u 20-40 yaş aralığında, 5'i 41-50 yaş aralığında, 7'si ise 51 yaş ve üzeridir. Mülakat yapılan katılımcılardan 11 kişinin tecrübesi 5 yıldan az iken 10 kişinin 5 yılın üzerinde kooperatifçilik deneyimi vardır. Katılımcıların kooperatifçilik deneyimleri ile kendi kooperatiflerinde çalışma sürelerinin aynı olması, bulundukları kooperatifte devamlılık sağladıklarını göstermektedir. Yaş aralıklarına bakıldığında çocuklarını büyütmüş kadınların daha çok kooperatifin yönetim organlarında olmayı tercih ettiği söylenebilir. Kadın kooperatiflerinde görülen liderlik tarzı sırasıyla otokratik liderlik, dönüşümcü liderlik, serbest bırakıcı liderlik, demokratik liderlik ve etkileşimci liderlik olarak görülmüştür. Bu görüşmeler neticesinde kadın kooperatiflerinin kurumsallaşmalarında öne çıkan bulgulara bakıldığında, dönüşümcü liderlikte kurumsallaşma düzeyinin daha yüksek olduğu, ikinci sırayı otokratik liderliğin aldığı ve en düşük kurumsallaşmanın ise serbest bırakıcı liderlerin yönetiminde olduğu görülmüştür.
Kırsal alanda yaşayan bireylerin rüzgar enerji santralleri hakkındaki düşünceleri: Hatay ili örneği
Türkiye'de ki elektrik talebi her gün artmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye dışarıdan elektrik enerjisini ithal etmek ya da yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak zorunda kalmaktadır. Türkiye'nin hala kullanamadığı hali hazırda oldukça fazla yenilenebilir enerji kaynağı bulunmaktadır. Rüzgar enerjisi Türkiye'deki elektrik enerjisinin gelişimine yardımcı olabilecek alternatif enerji kaynaklarından biridir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına halkın katılımı ise başarı için önemlidir. Bu nedenle, bu çalışmada, Hatay'da yaşayan halkın rüzgar enerji santralleri hakkında ki düşüncüleri araştırılmıştır. Belen ve Samandağ ilçelerinde veri toplamak amacıyla 130 kişiyle yüz yüze görüşme yapılmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu, yabancı enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltmada ve toplumsal ekonomik faaliyet de rüzgar enerjisinin önemli olduğunu kabul etmişlerdir. Ama insanlar kuşları öldürme potansiyeli, yarasaları öldürme potansiyeli ve radar sinyallerini etkilemesi konularında oldukça endişe duymaktadırlar. İnsanların çoğunun kendi toplulukları içerisinde rüzgar enerji santrallerinin inşaatını destekledikleri ve rüzgar enerjisi hakkında olumlu bir tavır sergiledikleri tespit edilmiştir. Ve de katılımcıların yaklaşık %50'sinin rüzgar enerjisi için daha fazla ödemeye istekli oldukları saptanmıştır.
48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarının yaşadıkları bağlam (Kentte ve kırsal bölgede) açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, kentte ve kırsal bölgede yaşayan 48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu araştırma nedensel karşılaştırma modelinde düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Çukurova merkez ilçesinde yaşayan ve Ceyhan ilçesine bağlı (Büyük Mangıt, Küçük Mangıt, Mercimek mahalleleri) kırsal bölgede yaşayan çocuklar oluşturmuştur. Kırsal bölge tanımına giren Ceyhan ilçesi mahalleleri seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenen Adana il merkezinde yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek), kırsal bölgede yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek) olmak üzere 80 çocuktan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgi formu, Alternatif Kullanımlar Testi ve Wally Sosyal Problem Çözme Beceri Ölçeği kullanılmıştır. 2015-2016 bahar eğitim-öğretim dönemi nisan, mayıs ayları içinde toplanan araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar, bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis testi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda kentte yaşayan çocukların sosyal problem çözme becerilerinin kırsalda yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu ve sosyal problem çözme becerilerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma grubunun yaratıcılık becerileri bağlam açısından orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farlılık göstermezken, esneklik ve akıcılık alt boyutlarında kırsalda yaşayan çocukların yaratıcılık becerilerinin kentte yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre yaratıcılık becerilerinin orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farklılaşmadığı, akıcılık ve esneklik alt boyutlarında ise; erkek çocukların yaratıcılık becerilerinin kız çocuklarınkinden daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Ekolojik kuramın temel kavramlarına göre tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal problem çözme becerisi, yaratıcılık, ekolojik kuram, kent ve kırsal bölge
Kırsal alanda kurulan kooperatiflerin kadınların güçlenmesindeki yeri: Manisa ili örneği
Kadınların güçlenmesi açısından kooperatifler, önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu sebepten ötürü Türkiye'de kadın kooperatiflerine ilişkin son yıllarda artan bir ilgi söz konusudur. Pek çok kalkınma planında kadın kooperatifleri, kadınların istihdama katılımında bir araç olarak anılmaktadır. Bu çalışmanın teorik arka planı, kadın ve kalkınma yaklaşımlarından Toplumsal Cinsiyet ve Kalkınma yaklaşımı ile Kadın, Çevre ve Kalkınma yaklaşımlarına dayanmaktadır. Çalışmanın odak noktasında güçlenme kavramı bulunmaktadır. Kırsal alandaki kooperatiflerde yer alan kadınların bilgisine erişerek kadınların kooperatif içindeki ve dışındaki deneyimleri sonucunda davranışlarını nasıl biçimlendirdiklerini ve bu durumun kadınların güçlenmesi ile ilişkisini ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırma Manisa ilinde yürütülmüştür. Toplamda on üç kadın kooperatifinin ortak veya yararlanıcı kadınları ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucu elde edilen veriler nitel analiz programı olan MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Bu bağlamda, çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmaya araştırmacı tarafından nasıl karar verildiğini ve araştırma sorularını içeren giriş bölümü, araştırma konusu ile ilgili literatür, araştırmanın amacı, önemi ve yöntemi bulunmaktadır. İkinci bölümde araştırmanın teorik çerçevesini oluşturan ve kadını kalkınma düşüncesine dahil eden yaklaşımlara yer verilmektedir. Üçüncü bölüm kooperatifçilik ve kadın kooperatifçiliği ile ilgili dünyada ve Türkiye'deki mevcut durumu ele almaktadır. Dördüncü bölüm araştırma sahasının tasarımına ilişkin bilgileri içerirken beşinci bölümde araştırma sahasından elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Buna göre, çalışmada kooperatif analizi ve güçlenme analizi olmak üzere iki ayrı analiz yapılmıştır. Kooperatif analizinde, kooperatiflerin yapıları ve özellikleri, ortak profilleri, temel faaliyet alanları, üretim ve pazarlama stratejileri, iç işleyişleri ve yaşadıkları sorunlar ile ilgili bilgilere yer verilmektedir. Güçlenme analizinde ise, Soma ilçesinde kooperatif ortağı veya yararlanıcısı olan kadınların kooperatifler yoluyla güçlenme deneyimleri ile ilgili tespit edilen temel eğilimler tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın Kooperatifi, Güçlenme, Kalkınma, Manisa, Kırsal Alan
Bir tüketim pratiği olarak gençlerin israf anlayışının kır-kent bağlamında karşılaştırılması: İzmir örneği
Tüketim en genel ifadeyle, bireylerin yaşamın her alanındaki ihtiyaçlarını karşılaması olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda teknolojinin ve yaşam koşullarının geliştirilmesinin etkisiyle tüketim hızla artmaya başlamıştır. Bu artışla birlikte tüketim, ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir anlam ifade etmeye başlamıştır. Tüketim, statü ve sosyal ilişkiler için de araç konumuna gelmiştir. Bu nedenle bireyler gösteriş için tüketim yapmaya yönelmiştir. Tüketim kavramındaki bu değişimle birlikte daha çok ortaya çıkmaya başlayan israf kavramı, tüketimde aşırılık ve boşa harcama olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda bir tüketim pratiği olarak görülen israf davranışını, tüketimin en dinamik kesimi olan gençler üzerinden incelemek, gençlerin israf anlayışlarının kır ve kentte nasıl farklılaştığını açıklamak araştırmanın temel amacıdır. Tüketim ve israfın farklı türleri olduğu için iki kavram arasındaki ilişkinin farklı çeşitleri mevcuttur. Bu çalışmada israf kavramının giyim, gıda, enerji ve su israfı kapsamında ele alınması planlanmıştır. Bu alanların hepsinin araştırmaya dahil edilmesi gençlerin tüketim alışkanlıklarının ve israf davranışlarının incelenmesi açısından daha geniş bir perspektif sunacağı için tercih edilmiştir. Ayrıca bu kavramsal çerçeve, Baudrillard ve Veblen'in bu alandaki kuramsal metinleriyle desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak İzmir'in merkezinde ve Ödemiş İlçesi'nin köylerinde yaşayan 20 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların yaş aralıkları 18-30 olarak belirlenmiştir. Katılımcılar kartopu örneklem tekniğiyle seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla elde edilen veriler, kuramsal bakış açısıyla belirlenen temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sırasında Maxqda programı kullanılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, çalışmanın en temel sonucu; gençlerin tüketim ve israf anlayışının kır ve kent bağlamında bazı farklılıklar gösterdiğidir. Ancak verilen yanıtlara bakıldığında, bu farklılıklara rağmen israf anlayışının kırda ve kentte benzerlik gösterdiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketim, tüketim kültürü, israf anlayışı, kır-kent
Kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar
Bu araştırma, kırsal kesimde görev yapan ve fen bilimleri dersini yürütmekte olan sınıf öğretmenlerinin, fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi ve çalışma grubunu 2019-2021 eğitim-öğretim yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Van ili Bahçesaray ilçesine bağlı kırsal kesimlerde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma desende bir araştırmadır. Araştırmanın birinci bölümü nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelindedir. Bu kapsamda araştırma örnekleminde yer alan 205 sınıf öğretmenine 41 madde ve 5 boyuttan oluşan anket uygulanmış ve dönüt alınan 136 adet anket analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak oluşturulan alt problemler için Anova ve t-testi analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel sonucunda, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar anketinde yer alan 5 alt boyuta göre "süreç öncesi hazırlıkta karşılaşılan sorunlar, süreçte karşılaşılan sorunlar, ölçme değerlendirme etkinliklerinde karşılaşılan sorunlar, fen bilimleri dersi ile ilgili karşılaşılan sorunlar ve fen bilimleri dersi öğretim programı ile ilgili karşılaşılan sorunlar" boyutlarında cinsiyet, öğretim verilen sınıf düzeyi ve sınıf mevcudu açısından anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ortalama değer analizine göre, fen bilimleri dersi veren sınıf öğretmenlerinin en fazla karşılaştıkları sorunun "fen bilimleri dersi ile ilgili sorunlar", en az karşılaştıkları sorunun ise "süreçte karşılaştıkları sorunlar" boyutlarında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda katılımcılar çok aşamalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Birinci aşamada ölçüt örnekleme yöntemiyle katılımcıların çalıştığı okullar belirlenmiştir, ikinci aşamada ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile katılımcıların cinsiyeti, mesleki tecrübesi, eğitim verdikleri sınıf düzeyi ve sınıf mevcudu temel alınarak 22'si kadın, 8'i erkek olmak üzere toplamda 30 öğretmen belirlenmiştir. Görüşmelerde katılımcılara yöneltilen sorular alanyazın taraması yapılarak sekiz boyut halinde belirlenmiştir. Belirlenen bu boyutlar; "öğrenci kaynaklı sorunlar, öğretim programı kaynaklı sorunlar, ders kitabı kaynaklı sorunlar, öğrenme ortamı kaynaklı sorunlar, idari kaynaklı sorunlar, veli kaynaklı sorunlar, çevresel faktörlerden kaynaklı sorunlar ve öğretmenden kaynaklı sorunlar" ilişkindir. Bu kapsamda elde edilen veriler, içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. En yüksek frekansta yer alan sorunun "öğrenme ortamından kaynaklı sorunlar" olduğu, en düşük frekansta yer alan sorunun ise "ders kitabı kaynaklı sorunlar" ve "çevresel faktörlerden kaynaklanan sorunlar" olduğu tespit edilmiştir.
Sultandağı ilçesinin kırsal turizm potansiyelinin belirlenmesine yönelik bir çalışma
Dünyada değişen turistik tüketici davranışlarını yakından takip eden kurulum ve kuruluşlar yeni rekabet stratejileri geliştirmekte ve turizm alanında yeni atılımlar yapmaktadır. Kırsal turizmde bu atılımlardan biridir. Türkiye'de turizm endüstrisi kitle turizmi üzerine yoğunlaşmış durumdadır. Fakat Türkiye'nin tarihi ve kültürel değerleri, coğrafyası, doğal güzellikleri göz önüne alındığında turizmin deniz, kum, güneş üçlüsünden ibaret olmadığı görülmekte, ülkenin iç kesimlerinde de turizm çeşitliliği modellerinin uygulanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Kırsal alanların ekonomik seviyelerini arttırmak ve turizm bölgelerinin alanlarını geliştirmek için birçok turistik aktiviteye ev sahipliği yapabilecek kırsal alanlar ön plana çıkmaktadır. Tarım alanlarının yoğun olduğu, kendine has doğal güzelliklerini içinde barındıran kırsal alanlar turizm çekiciliği açısından oldukça önemlidir. Kırsal Turizm, Ege ve İç Anadolu Bölgesini birbirine bağlayan ve bölgeler arasındaki geçiş özelliği taşıyan Afyonkarahisar iline termal ve kongre turizmi dışında çeşitlilik getirecektir. Bu çalışmada, bulunduğu konum ve doğal güzellikleri, tarıma dayalı ekonomisiyle Sultandağı ilçesi ele alınmakta, Sultandağı ilçenin kırsal turizm potansiyelini ortaya çıkarılması amaçlamaktadır. Ayrıca, Sultandağı'ndaki kırsal turizmin güçlü ve zayıf yönleri ile olası tehdit ve fırsatlarını belirleyerek bölgedeki genel kırsal turizme bakış açısının belirlenmesi hedeflenmektedir. Buradan hareketle, araştırmada, mümkün olduğunca fazla unsur hakkında bilgi edinme amaçlanmış gözlem, arşiv-doküman incelemesi gibi veri toplama yöntemlerinden faydalanılarak alanyazın taramaları yürütülmüştür. Nitel araştırma yönetimlerinden görüşme tekniği tercih edilmiş, 20 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihlerinde 30 katılımcıyla yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler deşifre edilerek betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre Sultandağı ilçesinin kırsal turizm potansiyelinin mevcut olduğu, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel halkın kırsal turizm hakkındaki düşüncelerinin olumlu yönde geliştiği anlaşılmaktadır. Yerel halkın kırsal turizm faaliyetleri içerisinde yer almaya istekli olmaları, kırsal turizmin bölgede uygulanabilirliğini göstermektedir. Buradan hareketle çalışmada turizm karar vericilerine önerilerde bulunulmakta ve alan yazına katkı sağlanması beklenmektedir.
6360 sayılı yasanın kent ve kır alanlarına etkileri : Diyarbakır örneği
Türkiye'de büyükşehir belediyesi kavramı ilk kez 1984 yılında 3030 sayılı yasa ile idare sistemindeki yeri almıştır. Daha sonra yapılan yasal ve idari düzenlemeler ile büyükşehir belediyeciliği ile ilgili gelişmeler devam etmiştir. Son olarak 2012 yılında çıkarılan 6360 Sayılı yasa ile Türkiye'deki büyükşehir belediye sistemi bütünşehir haline getirilmiştir. Bu yeni yapıda büyükşehir belediyesi sorumluluk ve yetki sınır ilin mülki sınırlarına genişletilmiştir. 6360 sayılı yasanın en önemli özelliği hizmet arzındaki parçalı yapıyı ortadan kaldırmak, hizmet arzında verimliliği ve etkinliği geliştirmektir. 6360 sayılı yasanın gerekçesinde büyükşehir belediyeciliğinin; etkili, etkin, vatandaş odaklı, katılımcı, saydam, hesap verebilen ve mümkün olduğunda yerele ağırlık veren yönetim düşüncesinin gerçekleştirilmesine vurgu yapılmıştır. Bu çalışmada 6360 sayı yasanının çıkarılmasına yol açan hususlar ile yasanın getirdiği değişimler hakkında açıklamalar ile birlikte Diyarbakır ilinde bir araştırma yapılmıştır.
Bir kırsal bölgede yaşayan kadınlarda obezite ile mücadelede lider kadın müdahalesinin etkililiği
Amaç: Bu çalışmanın amacı; akran yardımcıları (lider kadınlar) müdahale modeliyle, beslenmenin düzenlenmesi ve fizik aktivitenin arttırılması yoluyla, fazla kilolu ve obez kadınların kilo vermesini sağlamak, BKİ'yi, vücut yağ oranını ve yağ ağırlığını azaltmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa'da kırsal bir ASM Bölgesi'nde Nisan 2018- Nisan 2019 tarihleri arasında, 18-64 yaş arası fazla kilolu ve obez kadınlar üzerinde yürütülen yarı deneysel bir müdahale çalışmasıdır. Çalışmanın başlangıcında fazla kilolu veya obez olduğu belirlenen ve müdahaleye davet edilen 322 kadının 137'si (% 42.5) müdahaleye katılmayı kabul etmişler; müdahaleye katılmaya kabul edenlerin ise %86.9'u ilk üç aylık dönemde; %78.1'i ise müdahalenin altı aylık hedefini tamamlamışlardır. Kullanılan müdahale yöntemi, kaynakçada "akran liderli eğitim" olarak bilinen bir modelin özel bir biçimi olan "Lider Kadın" modelidir. Müdahaleye katılan kadınların 11'i lider kadın (n:12, bir kadın fazla kilolu veya obez değil) olarak belirlenmiş ve her lider kadın kendi hedef grubunu oluşturmuştur. Müdahalenin başında lider kadınlara dengeli beslenme ve egzersiz konularında eğitim verilmiş; lider kadınlar aldıkları bu eğitimi gruplarındaki kadınlara aktarmış ve grubundaki kadınlarla sık sık görüşmeler yaparak diyet ve egzersiz yapma ile ilgili kadınları motive etmiştir. Tüm kadınlara başlangıç değerlendirme anketi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ) depresyon alt boyutu ve Obez Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği (OBYTÖ) uygulanmış; boy ölçümü, bel ve kalça çevresi ölçümü ve Biyoelektrik İmpedans Analiz (BİA ) yöntemi ile vücut analizi yapılmış, diyet ve değişim listeleri verilmiş ve adımsayar dağıtılmıştır. Vücut analizi, bel ve kalça çevresi ölçümleri, ayrıca IPAQ ve HADÖ depresyon alt boyutu üçüncü ve altıncı ayın sonunda tekrarlanmıştır. Hedef kadınlara ve lider kadınlara periyodik veri toplama formları dağıtılmıştır. Tek değişkenli çözümleyici analizlerde dağılıma göre uygun olan durumlarda, Ki-kare, Fisher'in kesinlik testi, McNemar testi, Cochran's Q testi, Paired t testi, Wilcoxon işaretli sıra testi, tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi, Friedman testi, Mann Whitney U testi, Kruskal-Wallis varyans analizi uygulanmış, Post hoc karşılaştırmalarda ise Bonferroni testi ile yapılmıştır. Çok değişkenli çözümlemelerde Doğrusal ve Lojistik regresyon uygulanmıştır. Bulgular: İlk üç ayda başlangıca göre ortalama olarak ağırlık 1.25 kg, bel çevresi 1.01 cm, kalça çevresi 1.33 cm azalmıştır (p<0.05). Müdahale boyunca (0-6 ay) ise; ağırlık 1.13 kg, bel çevresi 1.30 cm, kalça 1.96 cm, vücut yağ ağırlığı 1.73kg, vücut yağ oranı %1.76, gövde yağ ağırlığı 0.69 kg, gövde yağ oranı %1.46 azalmış, vücut kas ağırlığı ise ortalama 0.47 kg artmıştır (p<0.05). Başlangıçtan ara ölçüme kadar geçen sürede BKİ kategorisi iyileşen kadın yüzdesi %8.4, tüm müdahale boyunca ise %11.2'dir. Müdahale sonunda her 5 kadından birisi en az % 5 kilo kaybetmiştir. Müdahale boyunca depresyon riski olan kadın sayısı anlamlı olarak azalmış; müdahalenin ilk periyodunda kadınların Fiziksel Aktivite (MET) skoru ortalamaları anlamlı olarak artmış, ancak bu artış sürdürülememiştir. Sağlık sigortası, yükseköğrenim ve obeziteye karşı olumlu tutum, çok değişkenli analizlerde müdahale başarısında etkili değişkenlerdir (p<0.05). Sonuç: Topluma dayalı bu obezite müdahalesi genel olarak başarılı bir müdahaledir, ancak sürdürülebilirlik sorununa çözüm bulmak için daha fazla müdahaleye ihtiyaç vardır. Toplum temelli obezite müdahale programlarında obeziteye karşı olumlu tutum gösterenlere öncelik verilebilir. Anahtar Kelimeler: obezite, obezite koruma ve kontrol, kadın sağlığı, akran
Dağlık alanlarda ve orman köylerinde sürdürülebilir kalkınma: Manisa Gördes örneği
Türkiye'de ve genel olarak dünyadaki pek çok ülkede dağlık alanlar, kapladıkları alan bakımından oldukça yüksek bir orana sahiptirler. Doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin ve geliştirme potansiyeli yüksek olan bu alanlar ülkenin idaresini sağlayan yönetimler tarafından genellikle göz ardı edilmişlerdir. Sürdürülebilir kalkınma kavramı çerçevesinde dağlık alanların ve orman köylerinin var olan potansiyelleri harekete geçirilerek, ülkemizin kendi doğal kaynaklarını kullanarak kalkınmaya fayda sağlanabilir ve ülkemizin fiziki koşulları dikkate alındığında kıt kaynakların etkin ve verimli kullanılması sayesinde ekonomik bir değere dönüştürülmesiyle sonuçlanabilir. Küreselleşen dünya ile birlikte çevre sorunları da artmış ve sınırları geçen bir hal almıştır. Dağlık alanlarda ve orman köylerinde kırsal kalkınma; sürdürülebilir doğal kaynak kullanımını esas alarak, bir taraftan kırsal kesimin gelir düzeyinin ve yaşam standartlarının yükseltilmesi yoluyla gelişmişlik farklarının azaltılmasını amaçlayan, çevresel ve kültürel değerlerin korunmasını ve geliştirilmesini gözeten, yerelde farklılaşan sosyal, kültürel ve ekonomik özellikleri, ihtiyaçları, potansiyelleri ve dinamikleri dikkate alarak çok sektörlü yaklaşımla planlanan faaliyetler bütünü olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma Manisa İli Gördes ilçesi özelinde yapılacaktır. Bu ilçenin seçimindeki ana nedenler; ilki, Gördes'in Manisa'nın sosyo-ekonomik göstergeler bakımından en az gelişmiş ilçelerinden biri olmasıdır. Ayrıca Manisa ilinin dağlık alan bakımından en yoğun ilçeleri arasında Gördes'in bulunması, 6360 sayılı yasa çerçevesinde tüzel kişilikleri kaldırılan köylerin ilçede bulunuyor olması ve ilçenin Manisa merkeze uzakta bulunmasıdır. Son olarak kırsal kalkınma, yoksulluk gibi birçok etmenin incelenmeye en müsait ilçeler arasında olmasıdır. Sonuç itibarıyla; bu tez kırsal kalkınma, yoksulluk, çevre, göç, 6360 sayılı yasa gibi etmenlerle birlikte Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın (http://ipard.tarim.gov.tr/) web adresinde bulunan ülkemizdeki dağlık alan listelerinden teyid edilmek suretiyle belirlenen Gördes ilçesinin dağlık alanlarında ve orman köylerinde bir saha çalışması yapılmıştır. Sonrasında çıkartılan bulgular literatür ile temellendirerek sürdürülebilir kalkınma kavramı yerelde detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dağlık alan, Orman köyleri, Kalkınma, Belediye, Sürdürülebilirlik.
Kırsal kesimde ilköğretim son sınıf öğrencilerinin sağlık okuryazarlığı ve E-sağlık okuryazarlığı
Amaç: Bu araştırma kırsalda yaşayan ilköğretim son sınıf öğrencilerin sağlık okuryazarlığı düzeylerini, e-sağlık okuryazarlığı düzeylerini ve sağlık okuryazarlığı düzeylerini etkileyen etmenleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Örneklem Manisa ili Saruhanlı ilçesi köy okullarında öğrenim gören 322 8.sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilere sosyo-demografik form, Adölesanlarda e-sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Okul Çağındaki Çocuklar İçin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: İlköğretim son sınıf öğrencilerin okul çağındaki çocuklar için sağlık okuryazarlığı ölçeği ortanca puanı 32,00 bulunmuştur. Öğrencilerin Sağlık okuryazarlığı ölçek puanlamasında (26-35 puan) orta düzeyde sağlık okuryazarlığına karşılık gelmektedir. Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ölçeği ortanca puanı ise 29,00 orta olarak belirlendi. Araştırmada öğrenci sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyet, aile ekonomik durumu, anne -baba eğitim durumlarının, evde internet olma durumu, sağlık problemi olma durumu ve ailesinde sağlık problemi olma durumunun e-sağlık okuryazarlığı üzerinde belirleyici bir etken olmadığı belirlendi. Öğrencilerden sağlık ile ilgili karar vermede interneti yararlı bulanların ve internetteki sağlık kaynaklarına erişmenin önemli olduğunu düşünenlerin e sağlık okuryazarlığı düzeyi daha yüksek belirlenmiştir. Bunun yanın da günlük internet kullanma süresinin ve sağlıkla ilgili bilgi arama davranışının sağlık okuryazarlığını etkilediği görüldü. Sonuçlar: Bu araştırmada elde edilen bulgular kırsalda yaşayan ilköğretim son sınıf öğrencilerin sağlık okuryazarlığı ve e-sağlık okuryazarlığı düzeylerinin yetersiz olduğunu ve nasıl geliştirilebileceğinin araştırılması gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Sağlık, Sağlık Okuryazarlığı, Sağlık Okuryazarlığının Ölçümü
Kırsal kesimde yaşayan gebelerin kaygı düzeylerinin belirlenmesi
Gebelerin, kaygı düzeylerinin belirlenmesinin hem gebelik döneminde hem de doğum sonrası aile olma sürecinde veya aileye yeni katılacak bireye yönelik annenin bebekle olan bağlanma ve adaptasyon durumunun sağlanması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma da Kahramanmaraş ilinin Türkoğlu ilçesinin köylerinde yaşayan gebelerin kaygı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı kesitsel türde olan bu araştırma için gerekli izinler alınarak, Kahramanmaraş Türkoğlu İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Aile Sağlığı Merkezi'nde Aralık 2020- Nisan 2021 tarihleri arasında gebelik haftasına göre; 16. hft. olan 80 gebe, 22. hft. olan 90 gebe ve 35. hft. olan 60 gebe ile yürütülerek 230 gebe örneklem grubunu oluşturmaktadır. Veri toplama araçları "Gebe Tanıtım Formu" ve "Cambridge Kaygı Ölçeği (CKÖ)" den oluşmaktadır. Ölçek, gebelik haftasına göre bağımsız olarak uygulanabilmektedir. İstatiksel analizde normal dağılıma uyanlar için bağımsız gruplarda parametrik olarak t testi ve varyans analizi, uymayan değerler için non-parametrik olarak Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi yapılmıştır. Şu anki gebeliğinde riskli durumu olduğunu ifade eden 16., 22. ve 35. haftada olan tüm gebelerin CKÖ puan ortalamaları gebeliğinde riskli durum olmadığını ifade eden 16., 22. ve 35. haftada olan gebelere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olarak bulunmuştur (p<0.05). Gebelerin gebelik haftalarına göre Cambridge Kaygı Ölçeği puanlarını karşılaştırdığımızda 16 haftalık gebe olanların 14.23±08.24, 22 haftalık gebe olanların 15.62±10.35, 35 haftalık gebe olanların 15.55±08.93 olduğu gözlendi. Ekonomik durumunu geliri giderinden az olarak ifade eden 16. ve 35. gebelik haftasında olan gebelerin CKÖ puan ortalamalarının geliri gidere eşit veya az olarak ifade eden 16. ve 35. gebelik haftasında olan gebelere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sağlık çalışanları, gebedeki kaygıya sebep olan durumları belirleyip ona göre duyarlı davranmalı, eğitim ve danışmanlık hizmeti vermelidir.
Kırsal ve kentsel bölgedeki ilkokul öğrencilerinde annenin beslenme bilgi düzeyi ile çocukların beslenme durumu ve diyet kalitesi arasındaki ilişki
Bu çalışma Ekim 2020 – Nisan 2021 tarihleri arasında kentsel bölgede bulunan Kahramanmaraş İsmail Kurtul İlkokulu ile kırsal bölgede bulunan Kahramanmaraş Türkoğlu Sultan Alparslan İlkokulu'nda öğrenim gören çocuklar ve anneleri üzerinde annenin beslenme bilgi düzeyi ile çocukların beslenme durumu ve diyet kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmaya toplam 200 öğrenci (Kırsal: 100; Kentsel: 100; Kız:%55,0; Erkek:%45,0) ve anneleri dahil edilmiştir. Çocukların demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, 24 saatlik besin tüketimleri ve Akdeniz Diyetine Uyum İndeksi (KIDMED) puanı ile annelerin demografik özellikleri ve Yetişkinler için Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği (YETBİD) puanı belirlenmiştir. Sekiz yaş grubunda olan çocukların boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve beden kütle indeksi (BKİ) değeri kentsel bölgede yaşayan erkek çocuklarda (sırasıyla, 130,5±6,7 cm, 31,4±6,1 kg, 18,3±2,0 kg/m2), kırsal bölgedekine göre (sırasıyla, 123,9±3,1 cm, 23,9±2,1 kg, 15,5±1,2 kg/m2) yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çocukların BKİ değeri iki cinsiyette de kentsel bölgede yaşayan çocuklarda, kırsal bölgedekilere göre yüksek bulunmuştur. Çocukların günlük tükettikleri enerji ortalaması iki cinsiyette de kentsel bölgede yaşayanlarda (Erkek: 1007,7±150,5 kkal, Kız: 1028,7±148,9 kkal), kırsal bölgedekine göre (Erkek: 932,8±173,6 kkal, Kız: 951,0±171,7 kkal) yüksek bulunmuştur (p<0,05). A, E ve B12 vitaminleri hariç tüm enerji ve besin ögelerini iki cinsiyette de kentsel bölgede yaşayan çocukların, kırsal bölgedekilere göre daha fazla aldıkları tespit edilmiştir (p<0,05). Kentsel bölgede yaşayan çocukların KIDMED puan ortalaması (7,5±1,5), kırsal bölgedekilere göre (5,3±1,6) yüksek olup, iyi puan kategorisinde bulunma oranı kentsel bölgede yaşayanlarda (%60,0), kırsal bölgedekine göre (%10,0) yüksek bulunmuştur (p<0,05). Temel beslenme ve besin tercihi bilgisi puan ortalaması kentsel bölgede yaşayan annelerde (sırasıyla, 56,7±5,7, 40,4±4,4), kırsal bölgedekine göre (sırasıyla, 37,5±5,5, 31,9±3,1) yüksek bulunmuştur (p<0.05). Annenin besin tercihi puanı arttıkça çocukların Akdeniz diyetine uyumları artmaktadır (p<0,05). Her iki bölge için bakıldığında annelerin beslenme bilgi puanı ile çocuklarının BKİ, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak sağlıklı beslenme açısından bakıldığında, kentsel ve kırsal kesimdeki annelerin beslenme bilgi düzeyi ile KIDMED ve annenin beslenme puanı arasında bazı önemli farklılıklar olduğu saptanmış, bu doğrultuda da sağlıklı beslenme bilincinin çocuklar açısından önemi de düşünülerek, toplumun her kesiminde geliştirilmesine önem verilmelidir.
Manisa'da kırsal kesimdeki bir aile sağlığı merkezine başvuran 25 yaş ve üzeri kişilerin fiziksel aktivite düzeyinin saptanması ve bunu etkileyen faktörlerin incelenmesi
Fiziksel aktivite yetersizliği günümüzde erişkin ve yaşlı popülasyonda yaygın olarak görülmektedir. Bireylerin düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazanması hareketsizlikle ilişkili hastalıkların önüne geçilmesi için oldukça önemlidir. Hızlı kentleşme, hava kirliliği, günlük hayatta artan teknoloji kullanımı, park, yürüyüş ve spor alanlarının yetersizliği gibi kent yaşamına özgü nedenlerden dolayı şehirlerde yaşayanlarda hareketsizlik ciddi boyutlara ulaşmıştır. Benzer durumun kırsal bölgede yaşayan bireylerde ne düzeyde olduğunu araştırmak önem taşımaktadır. Bu araştırma, Manisa'da kırsal kesimdeki bir Aile Sağlığı Merkezine başvuran 25 yaş ve üzeri kişilerin fiziksel aktivite düzeyinin saptanması ve bunu etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmamız kesitsel tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Çalışmamız, Ağustos 2017- Ocak 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olup Manisa ili Şehzadeler ilçesi Sancaklıbozköy Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 25 yaş ve üzeri 250 birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma grubunun fiziksel aktivite düzeyini saptamak için "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA) kısa formu" kullanılmıştır. Bireylerin sosyoekonomik durumları, günlük aktiviteleri ile fiziksel aktivite yapmama sebepleri literatürden derlenerek hazırlanan anket ile belirlenmiştir. Çalışmaya katılanların %54,1'i kadın %45,9'u erkek olup yaş ortalamaları 52,86±14,51 yıldır. Katılımcıların %47,2'sinin inaktif (hareketsiz), %36,4'ünün düşük düzeyde aktif, %16,4'ünün aktif oldukları saptanmıştır. Çalışmamızda obezite oranı kadınlarda %54,3, erkeklerde %30,9 toplamda %44 olarak bulunmuştur. Araştırmamızda erkekler kadınlardan, gençler yaşlılardan, kronik hastalığı olmayanlar olanlardan, sigara içenler içmeyenlerden anlamlı olarak daha aktif bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin eğitim düzeyi artıkça fiziksel aktivite düzeyinin anlamlı olarak arttığı görülmüştür (p<0,05). Medeni durum, gelir düzeyi, yaşam ortamı, vücut kitle indeksi, alkol kullanma, uyku süresi, tv izleme süresi, cep telefonu kullanma, internet ve sosyal medya kullanma ile fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Araştırmamızda kırsal kesimde yaşayan bireylerin fiziksel aktivite düzeyinin kentsel bölgelerde yaşayanlardan pek de farklı olmadığı, kentlerde yaşayan insanların çoğunda görülen hareket azlığının kırsal alanda da geçerli olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, hareketsizlik ve obeziteyle mücadelenin hem kentleri hem köyleri kapsayacak şekilde ne denli geniş ve yaygın olması gerektiğini göstermektedir. Çalışmada kimi bireylerin yeterli zamanı olmayışı ve fiziksel aktivite koşullarının kısıtlı olması, kimi bireylerin de sağlık problemleri nedeniyle fiziksel aktiviteden uzak kaldıkları görülmüştür. Bu önemli sorunun çözümlenebilmesi için "kişiye özel fiziksel aktivite programı" oluşturulması ve bunun takip edilmesi gerekmektedir. Bunun yapılabilmesi için bu alanda yüksek öğrenim görmüş spor eğitmenlerinin sağlık hizmetlerinde istihdam edilmesi doğru bir adım olacaktır. Böylece, sadece aile hekimlerinin sevk ettiği bireylere "fiziksel aktivite danışmanlığı" yapacak ve gerektiğinde bu konudaki grup eğitimlerini yürütecek spor öğretmenlerinin toplum sağlığı merkezlerinde görevlendirilmesinin, bu sorunun ülke çapında çözümlenmesinde önemli katkısı olacağına inanmaktayız. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite düzeyi, kırsal, Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı kişiler.
Kırsal bölge ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin küresel ısınma ve iklim değişiklikleriyle ilgili algıları
Bu çalışmada kırsal bölge ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin yerel çevre sorunlarına ilişkin algıları ile küresel ısınma ve iklim değişiklikleriyle ilgili algıları araştırılmıştır.
Kırsal kesim ile şehir merkezinde yaşayan ortaöğretim öğrencilerinin fiziksel aktivite ve fiziksel uygunluk durumlarının incelenemesi
Bu çalışmada, lise düzeyindeki kırsalda ve şehirde yaşan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi ve düzenli spor yapmayanlar arasında yaşadıkları çevreye göre fiziksel uygunluk seviyelerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. ''Yaşanılan çevrenin fiziksel uygunluk üzerine etkisinin olup olmadığı'' sorusuna yanıt aramak hedeflenmiştir. Çalışmada, Bingöl İlinde 4 lisede toplamda 403 öğrenciye düzenli spor yapıp yapmadıklarıyla ilgili bilgi formu doldurtulup; günlük aktivite düzeylerini belirlemek için FAÖ (Fiziksel Aktivite Ölçeğ); katılımcı bilgi formu neticesinde ikamet ettiği yerde en az 5 yıl ikamet edip de sedanter olan toplamda 64 katılımcıya ETB (Eurofit Test Bataryası) uygulanmıştır. FAÖ değişkenleri ve ETB test verileri, yapılan normallik analiz sonucunda parametrik özellikler taşıyanlara Independent-Samples T Testi; nonparametrik olanlara ise Mann-Whitney U veya Kruskal- Wallis Testleri kullanılmıştır. FAÖ, MET (Metabolik Eşdeğer) skorları yaşa, okula ulaşım şekli, yaşanılan yere, baba-anne eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermezken; cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedir. ETB testlerinde cinsiyete göre anlamlı farklılaşma görülmüşken; yaşanılan yere göre Bükülü Kol Asılma ve Otur Eriş Testlerinde kırsalda yaşayan öğrenciler daha iyi elde ederken diğer testlerde ve VKİ (Vücut Kitle İndeksi) oranları Sonuç olarak araştırmada kırsalda yaşayan öğrencilerin, şehir merkezinde yaşayan öğrencilere göre üst ekstremite kasları dayanıklılığı ve esneklik gibi fiziksel uygunluk unsurları bakımından daha iyi durumda oldukları; Fiziksel aktivite düzeyi olarak aynı oldukları gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Fiziksel Uygunluk, Ortaöğretim, Spor, Öğrenciler
Kırsal turizm ve paydaşları: Belediye başkanlarının tutumlarına yönelik bir araştırma
Doğal yaşam, çiftlik hayatı, tarım endüstrisi ve açık hava etkinlikleri ile doğrudan ilişkili olan kırsal turizm, küçük ölçekli alt yapısı nedeniyle yerel düzeyde kontrol gerektirir. Kırsal turizmde doğal, tarihsel ve kültürel çekiciliklerin korunması, yerel kültürel özelliklerle turizmin uyumlaştırılması, ulaşım, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri standartlarının sağlanmasında mutlaka yerel yetkililerin çabası ve desteği gereklidir.Bu araştırmada, turizme yönelik kamu hizmetlerinin yerelleşmesi sürecine destek sağlamak, yerelleşmesi öngörülen hizmetlere yönelik bilimsel temelli bakış açıları geliştirmek ve Türkiye turizmini çeşitlendirme ve tüm yıla yaymaya yönelik çabalara, belediye başkanları düzeyinde katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak Türkiye'de turizm gelişiminde öncelikli gelişim bölgesi olarak gösterilen 28 il içerisinde yer alan 460 belediye başkanına anket uygulanmıştır. Literatür taraması ve uzman görüşü ile oluşturulan ?Kırsal Bölge Belediye Başkanlarına Yönelik Turizm Tutum Anketi? kapsamında; turizme yönelik olumlu bilişsel tutumlar ile ilgili 11, duygusal tutumlarla ilgili 8, kırsal turizmde toplumsal farkındalık oluşturma ile ilgili 6, organizasyonel yapı geliştirme ile ilgili 10, organizasyonel paydaş tercihi ile ilgili 7, ürün geliştirme ile ilgili 9, ürün pazarlama ile ilgili 7 ve kırsal belediyelerin turizme katılım engellerinin belirlemesi amacıyla 6 soruya yer verilmiştir. Anket, Ocak ve Ağustos 2012 ayları arasında örneklem gruba uygulanmıştır. Verilerin analizinde, ?yüzde?, ?frekans?, ?bağımsız örneklemler için t-testi?, ?tek faktörlü varyans analizi?, ?Tukey (HSD) testi?, ?korelasyon?, ?basit doğrusal regresyon analizi? ve ?çoklu doğrusal regresyon analizi? kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre belediye başkanlarının turizme yönelik tutumlarının, demografik özelliklerine (eğitim durumu, temsil ettiği parti, turizm alanında eğitim durumu, turizm amaçlı seminer ve konferansa katılım durumu, turizm amaçlı geziye katılım durumu, turizm sektöründe çalışma durumu) ve belediyelerin genel karakteristik özelliklerine (belediyenin türü, bulunduğu bölge, kent konseyine sahiplik durumu, turizm çalışma grubuna sahiplik durumu, sürdürülebilir turizm eylem planına sahiplik durumu ve turizme yönelik çalışmaların yürütüldüğü bölüme) göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda belediye başkanlarının turizme yönelik tutumları (bilişsel, duygusal) ile kırsal turizmin alt boyutları (toplumsal farkındalık oluşturma, organizasyonel yapı geliştirme, ürün geliştirme, ürün pazarlama) arasında orta düzeyde (r=0,61) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yapılan regresyon analizi sonucunda, belediye başkanlarının turizme yönelik tutumlarının (bilişsel tutumlar ile ürün geliştirme hariç); toplumsal farkındalık oluşturma, organizasyonel yapı geliştirme ve ürün pazarlama bakımından kırsal turizmin alt boyutlarını pozitif olarak etkilediği belirlenmiştir. Araştırma bulguları sonucunda, kırsal bölge belediye başkanlarının turizme yönelik tutumlarının düzeyini artırabilecek bir model ile konuya ilişkin öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kırsal bölge, kırsal gelişim, kırsal turizm, paydaş analizi, belediye başkanları, tutum.
Kırsal bir evin enerji ihtiyacını karşılayacak yenilenebilir üretim yöntemlerinin tasarımı ve karşılaştırılması
Günümüzde ihtiyaç duyulan enerjinin büyük bir çoğunluğu fosil ve nükleer yakıtlardan elde edilmektedir. Bu yakıtların gerek çevreye verdikleri zararlar ve gerekse birikimlerinin sınırlı oluşu, alternatif enerji kaynakları arayışına sebep olmuştur. Çevrenin korunması, gelecekte insan yaşamı ve çevre dengeleri üzerinde oluşabilecek tehditlerin önlenmesi, ulusal kaynaklardan en üst düzeyde yararlanılarak ülkelerin enerji kaynakları arz güvenliğinin sağlanması, alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesini ve kullanılmasını gerekli hale getirmektedir. Başta Avrupa Birliği olmak üzere, ülkeler yenilenebilir enerji kullanımına ve bu alanda geliştirilecek teknolojilere çok büyük önem vermektedirler.Bu çalışmanın amacı gün geçtikçe üretim maliyetleri azalan ve verimi artan temiz enerji kaynaklar olan rüzgâr ve güneş enerjisi üretim tekniklerinin kırsal alanda uygulanabilirliğinin araştırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle bir evin enerji ihtiyacının belirlenmesi gerekmektedir. Kırsal bir evde kullanılan elektrik tüketen cihazların tüketim miktarları farklı firmaların teknik verilerinden elde edilmiştir. Yapılan analizlerde üç farklı tüketim senaryosu kullanılmıştır.Farklı ortalama rüzgâr hızı ve güneşlenme miktarına sahip bölgelerde, tek tip güneş ve rüzgar enerjisi üretimi uygulanabilir değildir. Çalışmanın sonunda, Türkiye' de farklı bölgeler için en uygun güneş- rüzgâr kombinasyonları belirlenmiştir.
Türkiye'de kır-kent çelişkisi bağlamında yavaş yemek hareketi: Germiyan örneği
Sanayileşme ve küreselleşme olgusuyla birlikte kentler tek tipleşmekte, yerel dokularını kaybetmekte, yerel özellikleri unutulmakta ve doğal çevrenin korunması ikinci plana atılmaktadır. Bu durumun sonucu olarak ortaya çıkan kır-kent karşıtlığına, hızlı yaşam ve yemek biçiminin olumsuz sonuçlarına karşı oluşturulan alternatif yöntemlerden biri olarak görülen yavaş yemek hareketi ve bu hareketten esinlenerek oluşturulan yavaş kent hareketidir. Yavaş yemek hareketinin kuruluş süreci 1986 yılında İtalya'nın Roma kentinde hızlı yemek biçimini benimseyen McDonald'sın açılmasının, mutfak lezzetleri hakkında uzman olan Carlo Petrini öncülüğünde protesto edilmesiyle başlamıştır. Başlangıçta bölgesel bir eylem olarak ortaya çıkan yavaş yemek hareketi zamanla uluslararası bir yaklaşım haline gelerek 1989 yılında 15 ülkenin temsilcilerinin katılımıyla Yavaş Yemek Birliği'nin kurulmasına karar verilmiştir. Yavaş yemek hareketi 2019 yılı itibariyle 1.000.000 destekçisi ve 100.000 üyesi bulunmaktadır. Çalışmada, yavaş yemek hareketinin kır- kent karşıtlığını azaltabilecek etkin bir akım olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda yavaş yemek hareketinin Dünya'da ve Türkiye'de tarihsel gelişimi, uygulama örnekleri incelenmiştir. Çalışmada örneklem olarak yöreye gelen göçle birlikte kır-kent çelişkisinin ortaya çıkması sonucunda halk tarafından bu sorunun çözümü ve yörenin kalkınması için yavaş yemek hareketinin uygulanmasını kabul eden, 2015 yılında Türkiye'nin ilk yavaş yemek(slow food) köyü olarak seçilen İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı olan Germiyan Mahallesi seçilmiştir. Ayrıca çalışmada yavaş yemek hareketinin kentsel boyutta uygulanmasını amaçlayan yavaş kent hareketine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yavaş Yemek, Kır-Kent Karşıtlığı, Germiyan
Kırsal bölgelerde sosyal girişimcilikten markalaşmaya evrimleşme sürecinde Lisinia Doğa Projesi örneği
Çalışmada Türkiye'de münferit örnek olan Lisinia Doğa Projesi konu alınmıştır. Çalışmanın amacı, sosyal girişimcilik projesi olarak başlayan oluşumun markalaşmaya evriminin gözlenmesi ve bu gözlem sonucunda elde edilen çıktıların literatüre kazandırılması hedeflenmiştir. Çalışmada proje kurucu ve yürütücüsü ile derinlemesine mülakat yapılmıştır.Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiş ve analiz sürecinde MAXQDA programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilere göre Lisinia Doğa Projesi, sosyal girişimciliğin alt kanadı olan hibrit organizasyonlar içerisinde, sosyal hibirit organizasyonlara örnek teşkil etmektedir. Özellikle dezavantajlı grupların önceliklendirilmesi, toplumun sosyal sorunlarına çözümler bulması, bu konuda gönüllü olarak danışmanlık ve eğitimler vermesi bakımından önemli bir sosyal girişim örneğidir. Bunun yanı sıra hem ulusal hem de uluslararası gönüllülük faaliyetleri ile de kırsal turizme katkı sağlamaktadırlar. Ayrıca yerel halka istihdam sağladıkları görülmektedir. Dolayısıyla hem istihdamı hemde bölgenin tanınırlığını arttırarak kırsal turizmin canlanmasını sağlayarak bölgeye ve topluma önemli ekonomik katkıları bulunmaktadır. Faaliyet alanını genişletmek ve daha fazla ürünle daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla markalaşmaya sürecine girdikleri görülmektedir. Fakat temiz içerikli doğal ürünlerin internette veya satış sitelerinde yer almasını doğru bulmadıkları için satış ağlarını kısıtlı tutmaktadırlar. Bu durum markalaşma sürecini yavaşlatmaktadır.