Şafiler
Bu konu başlığı altında 69 tez
Şeyh Mahmud ez-Zukaydî'nin "Şerhu'l-Ma'fuvat" adlı eserinin tahkiki ve değerlendirilmesi (Investigation and evolation of " Sheikh Mahmut ez-Zukaydı`s ")
İslam âlimleri, kutlu şeriat konuları arasında önem verdiği mevzuların başında İslam fıkhı gelir. Zira fıkıhta ibadetler, mülkiyet hakları, aile hukuku, miras, helal, haram ve hayatın değişik alanlarına dair konulara büyük bir önem verilmektedir. Kimi âlimler, bu konuları ayrıntlı bir şekilde izah eden müstakil eserler yazmıştır. Taharet (temizlik), ve necasetten temizlik, en önemli ibadet konuları arasında yer almkaktadır. Önde gelen fakihler, bunların ayrıntlılarını ve ince meselelerini açıklamışlardır. Malum olduğu üzere Anadolu'da Şafii fakihlerin son büyük alimi olan Molla Halil el-İs'irdî (ö. 1834), ma'fuvvat konularına dair başlıbaşına güzel bir eser yazmış önde gelen İslam fıkhı alimlerindendir. Âlimler, kıymetli ve nefis olan bu esere şerhler yazmışlardır. Bu şerhler arasında Şeyh Mahmud ez-Zukaydî'nin yaptığı şerh, en yararlı ve en geniş kapsamlısı olması hasebiyle bunun tez çalışmamın temeli olmasını istedim. Tezi iki bölüme ayırdık. Birinci bölümü araştırmaya ayırdık. Bu bölüm, metin sahibi Molla Halil'in ve şahirin hayatını ayrıntılı bir şekilde incelemeyi içermektedir. İkinci bölümü ise tahkike ayırdık. Bu bölümde müellifin metodunu inceleyip metindeki kapalı kelimeleri açıkladık ve metinde adı geçen şahsiyetler hakkında bilgiler verdik. Molla Halil'in işlediği konulara sünnetten deliller getirdik. Aynı şekilde bu meselelerin alındığı kaynakları ve görüş sahiplerini belirttik. Müellifin kaynaklarını belirttik, kitapta geçen ve Şafiî âlimlerin isimlerini ve kitapları ifade eden sembolleri açıkladık.
Molla Muhyiddîn Hâvelî ve Risâletu'l-esâs fi Ahkâmi'l-Haydi Ve'n-Nifas adlı eserinin tahkik, tahlil ve tercümesi
Molla Muhyiddîn Hâvelî 20. yüzyılda, Siirt'te yaşamış Şafiî mezhebine mensup bir ilim adamıdır. Bu çalışma Molla Muhyiddîn Hâvelî'nin (1909/1987) hayatı veRisâletu'l-Esâs fi Ahkâmi'l-Haydi ve'n-Nifâs adlı eserinin tahkik, tahlil ve tercümesinden oluşmaktadır. Molla Muhyiddîn Hâvelî bu eserinde kadınların ibâdet ve sosyal hayatlarını etkileyen hayız, nifas ve istihâze meselelerini Şafiî mezhebi ağırlıklı olarak ele almıştır. Hâveli'nin eseri kaleme almasındaki amacı konu ile ilgili olarak kendisine soru soranlar için başvuracakları temel bir kaynak oluşturmaktır. Tezin birinci bölümünde Hâvelî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Risâletu'l-Esas fi Ahkâmi'l-Haydi ve'n-Nifas adlı eserin nüshaları, eserin ismi ve müellife aidiyeti, eserin kaynakları ve içeriği, eserde kullanılan yöntem ve eserde geçen temel kavramlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise eserin tercümesi yapıldıktan sonra tahkikli metnine yer verilmiştir.
İlk beş asır fıkıh usûlü literatüründe şer'u men kablenâ delili
Bu çalışma ilk beş asır fıkıh usûlü literatüründe şer'u men kablenâ incelemelerini ele almayı ve bu konu özelinde eserlerin taşıdıkları özellikleri tespit etmeyi hedeflemektedir. İki bölümden oluşan bu araştırmanın birinci bölümünde, ilk beş asır usûl eserlerinde konunun ele alınış biçimi, bu konu çerçevesinde ele alınan tartışmalar ve şer'u men kablenâ'nın delil değeri hakkındaki görüşler takdim edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, birinci bölümde elde edilen malumata dayanarak, alimlerin şer'u men kablenâ incelemeleri çeşitli açılardan değerlendirilmiştir. Bu eserlerde şer'u men kablenâ ile ilgili tartışmaların özellikle, Kur'an ve Sünnet'te ne neshine ne de geçerliliğine dair bir delil bulunan önceki şeriatlara ait hükümlerin bağlayıcılığı noktasında düğümlendiği görülmektedir. Şer'u men kablenâ'nın bağlayıcılığı ile ilgili biri olumlu, diğeri olumsuz olmak üzere iki temel görüş ortaya çıkmaktadır. Zira her iki görüşü destekeyen naklî ve aklî deliller bulunmaktadır. Bu çalışmada, alimleri görüşlerden birini tercihe sevk eden âmiller belirlenmeye çalışılmıştır. Son olarak, ilk beş asır zaman aralığında bir delil olarak şer'u men kablenâ'nın gelişim seyri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Fıkıh Usûlü, Şer'u Men Kablenâ, Şerâi'u Men Kablenâ, Şerâi'u Sâlife, Önceki Şeriatlar
Hanefî ve Şâfiîler'in ibadet konularındaki ihtilaflarına hâkim olan usûl kuralları (Tecrîd ve Tahsîn adlı hilaf eserleri özelinde)
Hanefî ve Şâfiîler arasındaki fıkhî ihtilafın anlaşılması ancak iki mezhebin fıkıh usulündeki görüşlerinin bilinmesiyle mümkündür. Zira her ne kadar mezhepler arasındaki ihtilaflar, özünde mezhep âlimlerinin fer'î meselelere verdikleri hükümlere dayanıyor olsa da, bu hükümler tarih süresince mezhepleri temsil eden usûl kurallarıyla tartışılmış ve bunlar vesilesiyle anlaşılmıştır. Bu usûl kuralları fürû fıkhın tamamında benimsenen metotlar haline gelmiş ve mezheplerin hareket noktalarını temsil etmiştir. Dolayısıyla tarihi arka planda fürû fıkhın ifade edilmesi ve mezhep görüşlerinin gelişimi bu usûl kurallarıyla sağlanmıştır. Klasik ve çağdaş araştırmalarda bu iki mezhebin ihtilaflarıyla ilişkili olan usûl kurallarını inceleyen eserler bulunmasına karşın, her iki mezhebin fürû fıkhın hangi alanlarında, hangi usûl kurallarına sıkça atıf yaptıkları araştırılmaya muhtaçtır. Buna bağlı olarak bu araştırmanın ana gayesi Hanefî ve Şâfiîler'in ibadet konularında ihtilaf ettikleri fıkhî hükümlere hâkim olan usûl kurallarını tespit etmek, sonrasında ise Kudûrî'nin (v. 428/1037) Tecrîd ve Gazzâlî'nin (v. 505/1111) Tahsînu'l-meâhiz adlı hilaf eserlerinde bu kurallarla ilişkili fer'î meseleleri karşılaştırmalı olarak göstermektir.
Şâfiî mezhebinde kabz ile ilgili hükümler
"Şâfiî Mezhebinde Kabz İle İlgili Hükümler" isimli bu araştırmamızda Şâfiî fıkhında sözleşme ve işlemlerdeki kabzdan bahsedeceğiz. Araştırmamda kabzın kavramsal olarak tarifini yaptıktan sonra, kabzı belirleyen şeri bir tarif bulunmadığından bu konudaki tariflerin örfe dayandığını belirttim. Zira insan toplumları arasında Hak Teâlânın hükmü örfe bıraktığı birçok nokta bulunmaktadır. Ardından nakit, haiz olma, elinde tutma, alışveriş ve benzeri kabz ile ilgili birtakım sözcük ve kavramları ele aldım. Sonrasında İslâm fıkhında kabzın meşruiyetine işaret ettim ve bu konuda deliller getirdim. Ardından da izin açısından kabzın türlerine yer verdim; kabzın geçerli olabilmesi için elinde bulundurma hakkı bulunan kişinin izin vermesinin şart olduğunu, böyle bir hakkın bulunmaması durumunda ise iznin şartı olmadığını belirttim. Ardından kabzın keyfiyeti ve koşullarından bahsettim. Keyfiyet hususunda kabzı; gayrimenkullerin kabzı, menkul malların kabzı ve küçük şeylerin kabzı olarak birbirinden ayırdım. Gayrimenkul mallarda kabzın gayrimenkulün her türlü değerlendirmelerden ve satıcıya veya müşteri dışındaki kimselere ait mallardan tahliye edilmesi ve üzerine teslime uygun zamanın geçmesi şeklinde olduğunu ifade ettim. Menkul mallarda havale ve ödeme şeklinde olacağını, küçük mallarda ise ele almakla olacağını belirttim. Cezai ehliyet, velayet ve izin gibi kabzın geçerlilik şartlarını dile getirdim ve başkasının hakkı bulunan ya da genel hissesi bulunan bir malın kabzedilmiş sayılamayacağını ifade ettim. Araştırmamız farklı türleri ile modern elektronik sözleşmelerdeki kabzın keyfiyetine de değinmiştir. Program, uygulama, film, farklı görsel ve işitsel içerikler gibi elektronik mallarda kabz, müşterinin bu ürünleri kullanmasına ve faydalanmasına izin verilmesi suretiyle gerçekleşir. Ürünlerin kullanımına dair engel kalktığında bu kabız mesabesinde sayılır. Elektronik yollarla ticareti yapılan ayni anlarda ise kabz malların teslimi konusundaki acenteler ve satıcı vekilleri aracılığı ile ya da başka bir vakitte teslim alınması için müşteri adına gönderilen belgeler veya resmi mercilerde kayıtlı olan ürünler gibi hükmen kabzedilen mallar şeklinde gerçekleşir. Bu gibi işlemlerde tescilin müşteri adına yapılması kabız mesabesinde sayılır. Mülkiyet, malın sahipliği ve kullanım hakkı müşteriye geçer. Ardından araştırmamda fıkıh kaidelerinin tarifini yaptım ve öneminden bahsettim. Kabız ve benzeri ile ilgili modelleri belirttim. Son bahiste finansal sözleşmeleri ve kabız ile ilişkisini dile getirdim. Şafii mezhebindeki sözleşme türlerini aktardım ve açıkladım. Sözleşmelerin karşılıklı sözleşmeler ve karşılıksız sözleşmeler diye ikiye ayrıldığını belirttikten sonra, sözleşmelerin şekli, meclisi, tarafları, gerekli olan koşullar, sözleşme yapılan şey ve bulunması gereken koşullar gibi sözleşmelerin unsurlarından ve koşullarından bahsettim. Özetle sözleşmelerin koşullarının dört olduğunu ve bunların gerçekleşme koşulları, sıhhat, geçerlilik ve bağlayıcılık olduğunu belirttim. Özel olarak kabzın sözleşmelerle ilişkisi ve bunun türlerinden de bahsedilmiştir. Hibe, borç ve ödünç gibi mülkiyetin geçmesi için kabzın şart olduğu sözleşmeler dile getirmiştir. Çünkü bu gibi sözleşmelerde mülkiyet sadece teklif ve kabul ile geçmez. Bunun yanındaki hibe eden kişinin izniyle kabız bulunması şarttır. Diğer bazılarında ise sözleşmenin geçerli olması için kabız şarttır. Sarp akdi, faizli malların satışı selem, mudarebe, musakat ve muzaraa akitleri buna örnektir. Bir de hibe ve rehin gibi diğer bazılarında ise akdin bağlayıcı olması için kabız şarttır. Son olarak ulaştığım en önemli neticelere yer verdim. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Şâfiî Mezhebi, Kabz, Hüküm.
Hanefî ve Şâfiîlerin Miras hukukundaki ihtilafları ve bu ihtilafların pratik neticeleri
İslam hukuk sisteminde şer'i hükümler kitap, sünnet, icma ve kıyas dediğimiz asli delillerden ve istihsan, istishab, kavli sahabi gibi tali delillerden elde edilir. Edille-i şer'iyye denilen bu kaynaklar, müçtehit imamlarımızın hüküm istinbatında başvurduğu temel kaynaklar ve yöntemlerdir. Bunun neticesinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Fıkhi mezhepler arasında doğan ihtilaflı meselelerin temelinde müçtehit imamlarımızın usul farklılıkları yatmaktadır. Bu farklılıktan kaynaklanan ihtilaflar insanlara rahmet olmuştur. Bu farklı görüşlerin irdelenip gün yüzüne çıkarılması güncel hayatımızda birçok problemin çözülmesine yardımcı olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, İslâm hukukunun önemli dallarından olan Miras Hukuku ile ilgili hususlarda fıkıh hazinemizin iki değerli mezhebi Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin farklı görüşleri tespit edilerek her iki mezhebin yaklaşımları incelenmiş ve pratikteki neticeleri tespit edilmiştir. Bu ihtilaflar ve delilleri tespit edilirken bu alanda yazılmış olan muteber eserler ve yapılan çalışmalar esas alınmış ve iki mezhep arasındaki farklı görüşler tahlil ve mukayese edilmiştir. Tezimiz bir giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırma konusu ve kapsamı, araştırmanın önemi, kaynak araştırma ve yöntemi gibi konulara değinilmiştir. Birinci bölümde miras hukukunun mahiyeti ve miras hukukunun genel konuları ana başlıklar altında ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Hanefîler ve Şâfiîler arasında meydana gelen ihtilaflar incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise miras taksiminde ortaya çıkan problemlerin mezheplerin ortaya koyduğu yöntemlerle nasıl çözüldüğü ve neticeleri belirlenmiştir.
İbadetlerde kıyas (el-Mühezzeb örneği)
İbadetlerde kıyas konusu, Ebû İshâk eş-Şîrâzî (ö. 476/1083)'nin eseri el-Mühezzeb çerçevesinde incelenmiştir. Tezimizin amacı Şâfiî mezhebi açısından ibadetlerde kıyas yapmanın mümkün olup olmadığını; mümkün ise bunun hangi hâl ve şartlarda gerçekleştiğini somut örneklerle ortaya koymaktır. Tezin amacı doğrultusunda ilk önce Ebû İshâk eş-Şîrâzî'nin hayatı için tabakat kitaplarına bakılmıştır. Konunun iyi anlaşılabilmesi için ibadet ve kıyas kavramları için usul eserlerine özellikle Ebû İshâk eş-Şîrâzî'nin Luma'ı üzerinde durulmuştur. Çalışmada usul eserlerinde kıyas yömteminin alanı ile ilgili olarak yapılan tartışmalara değinilmiştir. Bu çerçevede mezheb müctehidlerinin görüşlerine bakılmıştır. el-Mühezzeb'de geçen kıyas örnekleri incelenmiştir. El-Mühezzeb'in ibadetler bölümünde kıyas yönteminin nasıl ve hangi ifadelerle kullanıldığı tezde araştırma konusu edilmiştir. Tezin hedefi doğrultusunda, Şâfiî mezhebinde muamelatta olduğu gibi ibadetler sahasında da kıyasın kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak namazın sayısı, rekâtları, zekâtın oranı gibi ibadetlerde akılla kavranılamayan hususlarda, kıyasın gerçekleşmeyeceği de ortaya konmaya çalışılmıştır.
Şâfiî mezhebinde Ashâbü'l-vücûh
Bu çalışma Şâfiî mezhebinde ashâbü'l-vücûh müctehidleri konusunu ele almaktadır. Bununla beraber ashâbü'l-vücûh kavramı, ashâbü'l-vücûhun ortaya çıkışı ve hangi müctehidler oldukları tespit edilmeye çalışılarak, Şâfiî mezhebindeki bu müctehidlerin ilmî mertebeleri ve konumları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ashâbü'l-vücûh konusu klasik eserler bağlamında ele alınmıştır. Ashâbü'l-vücûh müctehidleri Şâfiî fıkhında büyük bir öneme sahiptirler. Çünkü bu müctehidlerin İmam Şâfiî'den itibaren var oldukları kabul edilmektedir. Dolayısıyla Şâfiî mezhebinin ortaya çıkışı ve gelişimi başta olmak üzere konumları ve ortaya koydukları görüşleriyle Şâfiî mezhebinde büyük bir rol ve etkiye sahip olmuşlardır. Şâfiî fıkhında büyük önem arz eden bu müctehidler, ilmi tabaka bakımından mutlak müntesip müctehidden sonra gelen, mezhep imamının usulüne bağlı kalan ve görüşleri mezhepte vech olarak kabul edilen müctehidlerdir. Sayı bakımından büyük bir tabaka olan bu müctehidlerin görüşlerinin hangisinin dikkate alınacağı konusu ise belli kurallara tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Şafii, Vech, Ashâbü'l-Vücûh, İctihad.
Cassâs'ın, Ahkâmu'l-Kur'an'da ibâdetlerle ilgili İmam Şâfiî'ye nispet ettiği görüşlerin tahkiki
Cassâs'ın Ahkâmü'l- Kur'an adlı eseri fıkhî tefsir alanında yazılmış eserlerin ilklerinden ve en önemlilerinden kabul edilir. Eserde, Sahabe, müçtehit âlimler ve mezhep imamların görüşlerine bolca yer verilmektedir. "Cessâs'ın, Ahkâmü'l-Kur'an'da İbâdetlerle İlgili İmam Şâfii'ye Nispet Ettiği Görüşlerin Tahkiki " adlı çalışmamızda Şâfiî mezhebinin kurucusu olan İmam Şâfiî'ye ibadetler ili ilgili nispet edilen atıflar incelenmiştir. Tez, giriş, iki bölüm ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konunun konusu, önemi, amacı, yöntemi belirtilmiştir. Birinci bölümde İmam Cassâs'ın hayatı anlatılmış ve tezin konusu olarak ele alınan eserin özellikleri anlatılmıştır. İkinci bölümde Ahkâmu'l- Kur'an adlı eserindeki İbadetlerle ilgili İmam Şâfiî'ye yapılan atıflar incelenerek araştırmanın asıl bölümü yazılmıştır. Bu bölümde Taharet, Namaz, Oruç, Zekât ve Hac konuları ile ilgili atıfların isabetli olup olmadıkları ile tartışılmıştır. Sonuç bölümünde yapılan atıfların isabet oranları tespit edilerek bir oran elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cassâs, Ahkâmü'l- Kur'an, Şâfiî, Şâfiî mezhebi, İbadet, Namaz, Taharet, Oruç, Zekât, Hac
Hanefî ve Şafiî mezhepleri çerçevesinde İslâm hukukunda nesep
"İslam Hukuku Açısından Nesep" adlı tez, klasik fıkıh literatüründe yer aldığı şekliyle nesep hukukunu değerlendirmeyi amaçlayan bir çalışmadır. Ancak konu tüm fıkhi mezhepleri içine alacak şekilde ele alınmamış, Hanefî ve Şafiî mezhepleri ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada ayrıca mümkün olduğunca Türk pozitif hukukunun ve tıp ilminin konuya bakış açıları da yansıtılarak bir değerlendirme ve tercih yoluna gidilmiş, bu bağlamda disiplinler arası karşılaştırmalı bir yöntem izlenmiştir. Çalışma giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde nesebin mahiyeti üzerinde durulmuş, nesebin tespit ve red yollarına yer verilmiştir. İkinci bölüm nesebin dinî ve hukukî sonuçları başlığını taşımaktadır. Bu bölümde gerek İslam hukuku gerekse Türk pozitif hukukunda nesebin etkisinin görüldüğü konular irdelenmiştir. Üçüncü bölüm ise neseple ilgili öne çıkan problemlere tahsis edilmiştir. Bu bölümde ilk olarak nesep tespitinde kullanılan çağdaş tıbbi teknikler ele alınmış, daha sonra modern üreme tekniklerine değinilmiş, bu tekniklerle dünyaya gelen çocukların nesebi belirlenmeye çalışılmıştır. Son olarak çalışmada ulaşılan sonuç ve tekliflere yer verilerek çalışma tamamlanmıştır.
Şâfiî mezhebinde "vecih" ve Nevevî'nin el-Minhâc'ında yer alan vecihler (Kitâbu'l-buyû örneği)
İslam hukuk tarihinde, mezheplerin teşekkülü devrinden itibaren mutlak bağımsız içtihat sona ermiş ve müctehidler mezhep imamlarının ictihadlarına ve kurallarına bağlı olarak fıkhi faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Bu kapsamda olmak üzere, Şafii fakihlerin İmam Şafii'nin ictihad etmediği konularda mezhep esasları çerçevesinde ortaya koydukları ictihadları, mezhepte 'vecih' (çoğulu vücûh) olarak ifade edilmiştir. Bu fakihlerin çoğu hicri IV. yüzyılda yaşamış ve ve Şafii tabakatında "ashâbü'l-vücûh" olarak adlandırılan üçüncü tabakayı oluşturmuşlar. Bir sonraki tabakada yer alan ve "Şeyhayn" olarak bilinen Râfi'î ve Nevevî ise mezhepteki bu farklı içtihatlar arasında tercih yapma sürecinde büyük önem taşımış iki fakihtir. Râfi'î ve Nevevî, mezhepteki bu içtihat farklılıklarını değerlendirerek, hukuki meselelerde hangi görüşün tercih edilmesi gerektiği konusunda kapsamlı çalışmalar yapmışlardır. Sonraki Şâfi'î fakihleri, bu iki alimin görüşlerini mezhepte ölçü olarak kabul etmiştir. Bu tez çalışması, Şâfiî mezhebinde "vecih" ve "ashâbü'l-vücûh" kavramlarını ve İmam Nevevî'nin bu mezhepteki rolünü incelemekte ve Nevevî'nin el-Minhâc adlı eserinde yer verdiği vecihleri ve bunlara dair değerlendirmelerini ele almaktadır. Çalışmanın amacı, Nevevî'nin Şâfiî mezhebindeki yeri ve el-Minhâc'ındaki vecihleri açıklığa kavuşturmaktır. Birinci bölümde Nevevî'nin hayatı ve el-Minhâc'ın önemi üzerinde durulurken, ikinci bölümde Şâfiî mezhebinde vecih ve vücûh ashâbının tanımı ve konumu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Nevevî'nin el-Minhâc'ındaki vecihleri, özellikle "Kitâbü'l-buyû" örneği üzerinden incelenmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışmanın ortaya koyduğu bulgular özetlenmiştir. Anahtar kelimeler: Şafii Mezhebi, Nevevî, el-Minhâc, Vecih, Ashâbü'l-vücûh
İlm-i hilâf türünün bir örneği olarak Kudûrî'nin et-Tecrîd adlı eserinin sıyâm bölümünün incelenmesi
Bağdat ulemasının önde gelen şahsiyetlerinden olan Kudûrî, el-Muhtasar eseriyle şöhret kazanmış ve Hanefî mezhebindeki yetkinliğini ortaya koymuştur. Öyle ki mezhepte kitâb denildiğinde bu eser anlaşılmaktadır. İlm-i hilâfa dair kaleme almış olduğu et-Tecrîd adlı eserinde ise Kudûrî, Hanefîler ile Şâfiîler arasındaki ihtilâfları müdellel bir şekilde ele almıştır. Böylece Hanefî mezhebinin yanında Şâfiî mezhebine de son derece vâkıf olduğunu göstermiştir. Eserin kitâbü's-sıyâm bölümüne dair yaptığımız bu çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın amacı, önemi ve metodundan bahsedilerek literatür değerlendirilmesi yapılmıştır. Birinci bölümde ilm-i hilâf ve Kudûrî hakkında bilgi verilmiş aynı zamanda Tecrîd tanıtılmıştır. İkinci bölümde kitâbü's-sıyâm kısmındaki otuz dört mesele tahlil edilmiştir. Üçüncü bölüm ise ikinci bölümde tahlil edilen meselelerin istidlal bakımından değerlendirilmesine ayrılmıştır. Böylece eserin sistematiği ortaya konularak okuyucunun Tecrîd'in sistematiğine, ilm-i hilâfa ve Kudûrî'nin ilmî birikimine dair bilgi sahibi olması hedeflenmiştir.
Mecdüddîn İbnü'l-Esîr el-Cezerî (öl. 606/1210) ve eş-Şâfî fî Şerhi Müsnedi'ş-Şâfiî adlı eseri
Bu tez çalışması, VII/XIII. asrın Büyük Selçuklu devri muhaddislerinden Mecdüddîn İbnü'l-Esîr el-Cezerî (öl.606/1210) ve onun İmâm eş-Şâfiî'nin Müsned'ine yazdığı eş-Şâfî fî şerhi müsnedi'ş-Şâfiî adlı eseri hakkındadır. Çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında tezin konusu, amacı, önemi, çalışmanın yöntemi, kavramsal çerçeve ve çalışmanın kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, İbnü'l-Esîr el-Cezerî'nin yaşadığı dönem siyasî, ictimaî, ilmî ve kültürel yönlerden incelenmiştir. Ayrıca hayatı, hocaları, öğrencileri Musul Atabeyliği'ndeki resmi görevi ve eserleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, İmâm Şâfiî'nin Müsned'i tanıtılmış olup Müsned'in yazma ve basılı nüshaları, Müsned'teki hadîs sayısı, hadîslerin sıhhat dereceleri ve Müsned'e yapılan diğer şerhler tespit edilmiştir. İbnü'l-Esîr'in şerhte kaynak olarak kullandığı İslâmî ilimlere ait eser ve müellifleri tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde, İbnü'l-Esîr'in şerh metodu ele alınmıştır. Şerhteki kelime ve kavram izahlarına, hadislerin senedleriyle ilgili açıklamalarına, râvilerin biyografilerine değinmesine, hadîslerden fıkhî hükümler çıkarmasına, Şâfiî mezhebi başta olmak üzere diğer mezheplerin fıkhî görüşlerine yer verilmiştir.
İbn Hacer el-Heytemî'nin fetva yöntemi
Allah'ın yeryüzünde halifesi olması hasebiyle insanoğlunun görevleri peygamberler vasıtasıyla beyan edilmiştir. Müslümanın görev ve sorumluluklarıda başta Kur'an ve sünnet olmak üzere icma, kıyas ve diğer edille-i şer'îyye ile belirtilmiştir. Söz konusu şer'î delilleri anlamak ve hüküm çıkarmak herkesin yapabileceği bir şey olmadığından dolayı insanlara rehberlik edecek âlimler hep var olmuştur. Bu âlimlerden biri Memlük Devletinin son dönemi ve Osmanlıların ilk döneminde yaşayan İbn Hacer el-Heytemî'dir. Heytemî'nin doğumu, gençliği ve ilim tahsili Mısır'da geçmiştir. Kendisi birçok eser kaleme almış velud bir müelliftir. Eserleri, hem yaşadığı döneme hem de sonraki dönemlere kılavuzluk etmiştir. Heytemî, Şâfiî mezhebinde Şeyhayn olarak bilinen Nevevî ve Râfiî'den sonra muteber ve seçkin fakihlerden biri olarak kabul edilmektedir. Şâfiî fıkıh ekolünün bıraktığı fıkhî mirası artırarak devam etmeye çalışan Heytemî'nin şahsı, bu ekol içerisindeilmî olgunluk ve metodolojik yetkinlik için örnek bir model ve pratik bir rehberdir. Bu çalışma, fıkhî yönü güçlü olan bir aliminfetva açısından öncülüğünü açığa çıkarma girişimidir. Bu çerçevede Heytemî'nin kendisine sorulan sorulara vermiş olduğu fetvaların yöntem ve metodunu inceledik. Kendisine yöneltilen sorulara cevap verirken nasıl bir yöntemi takip ettiğini ve hangi kaynaklardan yararlandığını tespit etmeye çalıştık.
Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin temel ihtilaf sebepleri ve Hanefî eserlerinde Şâfiî mezhebine nispet edilen görüşlerin incelenmesi -Molla Hüsrev'in Dürerü'l-Hükkâm adlı eserinin kurbandan nikaha kadar olan bölümü özelinde-
İslam hukukunda yoruma açık naslar üzerinde dil ve usul kurallarını kullanarak fikir üretmek suretiyle icra edilen ictihâd, müctehid alimlerin bakış açılarının derinliği yanında kullanılan tâlî delillerin çeşitliliği sebebiyle farklı fikir ve mezheplerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Hanefî ve Şâfiî mezhepleri arasında gerçekleşen görüş farklılıklarını konu alan bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin oluşumu, temel dayanakları ve genel karakteristiği ele alınmıştır. İkinci bölümde, her iki mezhebin başlıca ihtilaf sebepleri ve bunların furû'-i fıkha yansımaları mümkün mertebe örnekler üzerinden işlenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Molla Hüsrev'in Dürerü'l-hükkâm adlı eserinde -kurbandan nikâh bahsine kadar- 19 yerde İmam Şâfiî ve Şâfiî mezhebine nispet ettiği görüşler, Şâfiî kaynaklarla karşılaştırılarak incelenmiş; 12 yerde bu nispetlerin doğru olduğu tespit edilmiş, 6 yerde Şâfiî mezhebinde detay olduğu, 1 yerde ise Şâfiî mezhebine atfedilen görüşün hatalı olduğu görülmüştür.
الأَُ الـ بُ ةنـَمَْة على الأَ ِس بْ طسَ ـة ال ُِ ئلَمْلتَة تحقيق ودراسة من أول الكتاب ِقطإلىكتاب البيوع
Bu tez, Hicri 11. Asır alimlerinden eş-Şeyh el-Âlim Nâzım el-Medîh el-Muhammedi Abdirrahmân b. Ahmed b. Abdirrahmân b. Ali b. Ahmed b. Misk es-Sehâvî el-Ensârî eş-Şâfiî tarafından yazılmış olan el-Ecvibetü'l-Münbasita alâ'l-Esileti'l-Mültekata adlı kitabın ilk dörtte birlik bölümün tahkik ve incelemesini ihtiva etmektedir. Bu dörtte birlik ilk bölüm kitabın "ibadat" kısmının tamamını içermektedir. Çalışmayı iki kısma ayırdım: Kısım: Bir inceleme ve üç konudan oluşmaktadır. Konu: Yazarın hayat hikayesini ele almaktadır. Burada İmam İbn-i Misk es-Sehâvî'nin hayatı beş başlık altında ele alınmıştır. Konu: el-Ecvibetü'l-Münbasita alâ'l-Esileti'l-Mültekata adlı kitabın tanıtımı, kitabın ismi, yazara aidiyeti, kitabın yazılış amacı, önemi, ve yazarın yöntemi gbi konuları içermektedir. Bu konu da dört başlık altında incelenmiştir. Konu: Yazma nüshaların tanıtımı ve tahkikteki yöntemim ele alınmıştır. Bu konu da iki başlıkta altında anlatılmıştır. Kısım: Kitabın tahkikinin metin bölümüü içermektedir: Yazar, başta bir fasıl açarak hocalarının hayat hikâyelerini anlatmıştır. Sonra yedi babdan oluşan Taharet Kitabı adlı bölüme devam etmiştir. Daha sonra birçok mesele içeren Namaz Kitabı adlı bölüme geçmiştir. Daha sonra yine Şeyh Zekeriya el-Ensârî'nın akranlarının zamanından soru ve cevapları içeren bir bölüm aktardı. Sonra Kudve babıyla ilgili çeşitli meseleleri işlemiştir. Sonra da Zekât ve Bey' kitabıyla ilgili meselelerle kitabını sonlandırmıştır. Böylece kitabın "İbadat" adlı kısmını içeren ilk dörtte birlik bölüm tamamlanmış olmaktadır. Anahtar Kelimeler: İbn-i Misk, el-Fetâva, İbn-i Remlî, İbadat, Şafiî Fıkıh.
İmam İsnevi'nin fıkıh usulü anlayışı
Bu tezin araştırma konusu, Hicri 8. y.y Şâfiî âlimi İmam İsnevî'nin usûl yöntemidir. Usul yönteminin günümüzde arzettiği öneme binaen onun ilmi kişiliğine ve hayatına değinilmiş ve konu genel olarak usûlcüler ve özelde Şâfiî usûlcülerin görüşlerini dikkate alarak detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu çerçevede çalışma bir "giriş", "üç bölüm" ve "sonuç" dan oluşmaktadır. Giriş'te, İsnevî'nin hayatı, eserleri, ilmi seyahati, talebeleri, Arapça ve şer'i ilimleri öğrendiği hocaları ve yaşadığı dönemin siyasi, ilmi ve kültürel boyutları üzerinde durulmuştur. Birinci bölüm'de, İmam'ın İslam hukukunun kaynakları olan şer'i delillere yönelik tutumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu cümleden olarak İsnevî'nin müttefakün aleyh olan Kur'an-ı Kerim, Sünnet-i Nebeviyye, İcma ve Kıyas gibi deliller hakkındaki görüşlerine değinilmiş, bunun yanı sıra sahâbi kavli, istishâb, istihsân, örf, mesalih-i mürsele, sedd-i zeria ve şerʽu men kablenâ gibi muhtalefün fih olan deliller hakkındaki görüşleri de ele alınmıştır. İkinci bölüm'de; mücmel, mübeyyen, nasih-mensuh, âmm-hâs, emir-nehiy gibi temel usûl meseleleri esas alınarak İsnevî'nin, usûl eserlerinin tamanının incelenmesiyle usûl yöntemi ve görüşleri detaylı bir şekilde tetkik edilmiştir. Üçüncü bölüm'de ise, İsnevî'nin tearuz, tercih, ictihad, taklit ve fetva gibi diğer usûl meselelerindeki görüşlerine yer verilmiş ve tahliller yapılmıştır. Ve nihayet araştırma boyunca tespit edilen ve ulaşılan bilgiler, "sonuç"ta bir bütün olarak hülâsa edilmiştir.
Şâfiîlerde mezhep içi tercih ve usûlü
Şâfiî mezhebinde mezhep içi tercih işleyişini konu edinen bu çalışma giriş, sonuç ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı, kaynakları ve yöntemi ele alınmıştır. Bunun yanı sıra çalışmayla ilgili olan gerek Türkçe gerekse Arapça literatür hakkında detaylı bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Mezhep içi tercihin mahiyetini ortaya koymayı hedefleyen birinci bölümde öncelikle mezhep içi tercihin tanımı, çeşitleri, başlangıcı ve sürekliliği incelenmiştir. Daha sonra ise tercihin unsurları, konusu, amacı ile tercih sebepleri ve diğer fıkhî istidlâl yöntemleriyle olan ilişkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde mezhep içi tercihin gerekliliği ve râcih görüşün bağlayıcılığı meselesi müçtehit müftî, mukallid müftî ve müsteftî açısından ayrı ayrı incelenerek konunun daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde mezhep içi tercih usûlünün mahiyeti; konusu, gayesi ve muhatabı çerçevesinde ele alınmıştır. Özellikle bu usûlün konusu içerisinde yer alan şahıs ve eser merkezli tercih ilkeleri ayrı bir öneme sahiptir. Zira şahıs merkezli tercihte başta İmam Şâfiî'nin farklı kavilleri ile mezhebe mensup diğer müçtehitlerin farklı görüşleri arasında uygulanacak tercih kriterleri önem arz etmektedir. Eser merkezli tercih ilkelerinde de aynı durum söz konusudur. Çalışmanın sonuç kısmında ise ulaşılan tespitler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Şâfiî Mezhebi, Tercih, Mezhep İçi Tercih, Mezhep İçi Tercih Usûlü
Zafer Ahmed et-Tehânevî'nin Kavâid fî Ulûmi'l-Hadîs adlı eserinin değerlendirilmesi
"Zafer Ahmed et-Tehânevî'nin Kavâid fî Ulûmi'l-Hadîs Adlı Eserinin Değerlendirilmesi" adlı çalışmada, XX. Yüzyılda Hint Alt Kıtası'nda temâyüz eden ve Hanefî Hadis Ekolünün en önemli simalarından biri olan Zafer Ahmed et-Tehânevî'nin Kavâid fî Ulûmi'l-Hadîs adlı eseri ele alınmıştır. Klasik hadis usulü kaynaklarının en meşhur eserleri Şâfiî âlimleri tarafından te'lif edilmiştir. İncelediğimiz bu eser ise Hanefî bakış açısıyla ve özellikle de Hanefî mezhebini savunma gayesiyle yazılmıştır. Çalışma Tehânevî'nin mezkûr eseri çerçevesinde ele alınmıştır. Birinci bölümde Tehânevî'nin doğumu ve nesebi, tahsil hayatı, ilmi faaliyetleri, hocaları, talebeleri ve eserlerine değinilmiş; ikinci bölümde ise kitap hakkında teknik bilgiler verilerek eserin muhtevası, kaynakları ve bazı hadis usulü meselelerine yaklaşımı, İbn Hacer'in Nüzhetü'n-nazar fî tavzîh-i nuhbeti'l-fiker fî mustalah-i ehli'l-eser adlı eseriyle mukayeseli olarak ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tehânevî, Hadis Usulü, Kavâid, Hanefî, Şâfiî
"Risâle Tete'allaku bi-Kelâmi'l-Beyzâvî fî Tercîhâtihî Beyne'l-Hanefiyye ve'ş-Şâfi'iyye" adlı eserin tahkiki ve İslâm hukuku açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada, 15 ve 16. yüzyıllarda yaşamış, İbn Bilâl'in, "Risâle tete'allaku bi-kelâmi'l-Beyzâvî fî tercîhâtihî beyne'l-Hanefiyye ve'ş-Şâfi'iyye" adlı eserin tahkiki yapılmıştır. Bu çerçevede müellifin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri tanıtılmaya çalışılmıştır. Çalışma, giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve kullanılan yöntemle ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde müellifin hayatı, ilmi kişiliği ve yaşadığı döneme dair bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümüde eserin genel bir tanıtımına yer verilmiştir. Bu bölümde ayrıca eserin ismi, müellife aidiyeti, nüshanın özellikleri, muhtevası ve önemi gibi çeşitli konulara değinilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye'de ve İslâm âleminde kullanılan tahkik yöntemlerine istinat edilerek adı geçen eserin tahkik çalışması yapılmıştır. Çalışmamızda İslâm Araştırmaları Merkezi'nin (İSAM) tahkik konusunda belirlediği kurallar dikkate alınmıştır. Sonuç bölümünde ise yapılan tahkik çalışmasından elde edilen sonuçlar özetlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İslâm Hukuku, Hanefî, Şâfiî, Tercîh, İbn Bilâl, Beyzâvî.
Hadis ilmi açısından Beyhakî'nin (öl. 458/1066) es-Sünenü'l-Kebîr'i
Hadis ilminde Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirlerini bir araya getirmek için birçok âlim kitap telif etmiştir. Bunlardan birisi de hadis eserlerinin altın çağından sonra hicri beşinci asırda Beyhakî'nin tasnif ettiği es-Sünenü'l-kebîr'dir. Bu çalışmanın amacı, İslâmî literatürde hadis kaynaklarından biri olan Beyhakî'nin es-Sünenü'l-kebîr'inin hadis ilmindeki yerini ve değerini tespit etmektir. Bu amaca bağlı olarak es-Sünenü'l-kebîr üzerinde yapılan tespitlerden hareketle çalışmanın giriş ile dört bölümden oluşmasına karar verilmiştir: Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, planı ve kaynakları üzerinde durduktan sonra Beyhakî'nin hayatı, eserleri ve ilmî şahsiyeti ele alınmış, ayrıca es-Sünenü'l-kebîr'in mukaddimesi olan el-Medhal'e yer verilmiştir. Birinci bölümde es-Sünenü'l-kebîr'in tasnif metodu ile rivayet tekniği açısından analizi yapılmış, ikinci bölümde Beyhakî'nin es-Sünenü'l-kebîr'de kendilerinden naklettiği hocaları ve kullandığı yazılı kaynakları tespit edilmiş, üçüncü bölümde sened ve metin tenkidi açısından es-Sünenü'l-kebîr incelenmiş ve dördüncü bölümde ise Beyhakî'nin es-Sünenü'l-kebîr'deki hadis şerhçiliği ve yorumculuğuna temas edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda es-Sünenü'l-kebîr'in zengin içerikli bir hadis kitabı olduğu tespit edilmiştir. Zira Hz. Peygamber'in hadislerinin tahrici için es-Sünenü'l-kebîr'den istifade etmenin yanı sıra hadis usûlü, cerh-ta'dîl, 'ilel ve şerh gibi açılardan da istifade mümkündür. Ayrıca es-Sünenü'l-kebîr'in ahkâmla ilgili hadisleri içermesi ve Beyhakî'nin de eserin birçok yerinde Şâfi'î ile Hanefî mezhebinin arasındaki ihtilafları hadisler çerçevesinde ele alması nedeniyle fıkhî açıdan da ondan yararlanılabilir. Bu yönüyle es-Sünenü'l-kebîr hakkında temel hadis kitaplarının ve şerh eserlerinin altın çağlarının arasında bir geçiş dönemi eseri denilebilir.
Ebu'l-Hasen el-Mâverdî'nin el-Hâvi'l-Kebîr adlı eserinde fıkıh metodolojisi
İslâm fıkıh tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri de hiç şüphesiz hicrî 364/974 yılında Basra'da dünyaya gelen, Bağdat'ta yetişen ve orada hicrî 450/1058'de vefât eden Ebu'l-Hasen el-Mâverdî'dir. Toplum tarafından siyaset, ahlâk, eğitim teorisyeni olarak bilinse de aslında o hem iyi bir müfessir hem de mümtaz bir Şâfiî fakihidir. Nitekim kaleme aldığı el-Hâvi'l-Kebîr adlı fürû fıkıh eseri bunun en bariz kanıtıdır. el-Hâvi'l-Kebîr, Müzenî'nin el-Muhtasar adlı eserinin şerhi; el-Muhtasar ise İmâm Şâfiî'nin el-Umm adlı eserinin bir nevi özetidir. Bu yönüyle el-Hâvi'l-Kebîr, Şâfiî'nin el-Umm eserinin şerhi niteliğindedir, ancak klasik manada bir şerh değildir; aksine dönemin fıkıh kültürünü ve anlayışını gösteren önemli çalışmalardan biridir. Bu eserin en önemli hususiyyetlerinden biri de Mâverdî'nin usûl ilmine dair görüş ve düşüncelerini muhtevi olmasıdır. Bu bağlamda Mâverdî'nin usûl metodolojisinin bilinmesi, Şâfiî'den sonra usûlün geldiği seviyeyi göstermesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada Mâverdî'nin el-Hâvi'l-Kebîr adlı eseri ile birlikte diğer eserleri de göz önünde bulundurularak usûl anlayışı ortaya konmaya çalışıldı. Öte yandan başta Şâfiî olmak üzere özellikle aynı zaman diliminde yaşamış olan Şâfiî usûlcülerden Şîrâzî, Cüveynî Sem'ânî ve Gazzâlî'nin usûl konularına ilişkin yaklaşımlarına kıyaslama açısından yer verildi. Yapılan çalışmada şerî kaynakların kitap, sünnet icmâ ve kıyas olduğu konusunda âlimlerin tam ittifak sağladığı ancak konular teferruatlandığında neredeyse her meselede âlimlerin ihtilâf ettikleri görüldü. Mâverdî, şâz kıraatin sahih olması durumunda haber-i vahid gibi değerlendirileceği; haberin, müstefiz, mütevâtir ve âhad olarak taksim edileceğini ve sahâbe için sükûti icmânın geçerliliğini savunmuştur. Şâfîî'nin kıyas ve ictihâdı eşitlediğine dair genel yaklaşıma ise karşı çıkmıştır. Sahâbe kavli, istishâb, umûmu'l-belvâ, delile dayalı istihsânla amel edileceğini, ictihâdın gerekli olduğunu, müctehidin diğer bir müctehidi taklîd etmesinin uygun olmayacağını ve neshin de vuku bulduğunu kabul etmiştir. Âlimler tabakasında tercih ehlinden olan Mâverdî'nin çoğunlukla mezhep içi; nadiren de olsa mezhep dışı tercihlerde bulunduğunu söylenebilir. Mâverdî çoğu zaman Şâfiî'nin ortaya koyduğu usûl anlayışını benimsemiş; fürû konularında ise tespit edebildiğimiz kadarıyla sadece beş-altı meselede Şâfiî'ye muhalefet etmiştir. Anahtar Kelimler: Delîl, Elfâz, el-Hâvi'l-Kebîr, Mâverdî, Tercih.
مختـصر ممـا ليس في الـروضة والمـنهـاج، لعبـد الملك بن علي بن أبي المـنى الـبابي الـحـلبي(مـن أول كتاب الـنكاح إلى نهاية كتاب الـخلع) دراسة وتحقيقاً
Bu araştırma, Abdülmelik bin Ali bin Ebi el-Muna el-Babi el-Halebi'nin bir nüshasını ele almakta ve müellifin bu bölümle ilgili hükümleri toplamayı amaçladığı Tasavvuf kitabının inceleme ve incelemesini içermektedir. Bu nedenle, hukuki yönlerini açıklığa kavuşturmak için Şafii mezhebinin hükümlerine dayanır ve bazı dallarında Şafii mezhebinin hükümleri ile fakihlerin tüm imamları tarafından zikredilenler arasında karşılık gelebilir. Metinsel hükümler veya zihinsel deliller üzerine ve El-Halabi temizlik hakkında konuştu ve sözün temellerini, şartlarını ve sonuçlarını ayrıntılı olarak açıkladı ve teyemmüm, abdest, abdest, çorap veya atel üzerine mesh, hayız bölümlerinden nakletti. Şafii fıkıh kaynaklarına göre Dolayısıyla bu nüsha, Şafii fıkhının önemli bir bölümünü ele almış ve ilgili hükümleri, şartları ve sonuçları açıklığa kavuşturmuştur. Fikrî ve diğer nakiller, araştırmalar ve müfettişlerin kalemleri tarafından gözden kaçırıldıktan sonra araştırılmaya değer olan şeydi ve H. 9. ve 10. yüzyıllarda tanık olunan ansiklopedik bilimlerle bağlantılı iyi bir kültürü öne çıkaran şeydi. Anahtar Kelimeler: Al-fiqh Şafii, Al-Rawdah and Al-Minhaj, Al-Babi AlHalabi.
Abdulmelik b. Ali b. Ebil-Müna el-Bâbî el-Halebi'nin er-Ravda ve el-Minhâcta bulunmayan konuların muhtasarı-taharet bölümü
Bu araştırma, Abdülmelik bin Ali bin Ebi el-Muna el-Babi el-Halebi'nin bir nüshasını ele almakta ve müellifin bu bölümle ilgili hükümleri toplamayı amaçladığı Tasavvuf kitabının inceleme ve incelemesini içermektedir. Bu nedenle, hukuki yönlerini açıklığa kavuşturmak için Şafii mezhebinin hükümlerine dayanır ve bazı dallarında Şafii mezhebinin hükümleri ile fakihlerin tüm imamları tarafından zikredilenler arasında karşılık gelebilir. Metinsel hükümler veya zihinsel deliller üzerine ve El-Halabi temizlik hakkında konuştu ve sözün temellerini, şartlarını ve sonuçlarını ayrıntılı olarak açıkladı ve teyemmüm, abdest, abdest, çorap veya atel üzerine mesh, hayız bölümlerinden nakletti. , Şafii fıkıh kaynaklarına göre . Dolayısıyla bu nüsha, Şafii fıkhının önemli bir bölümünü ele almış ve ilgili hükümleri, şartları ve sonuçları açıklığa kavuşturmuştur. Fikrî ve diğer nakiller, araştırmalar ve müfettişlerin kalemleri tarafından gözden kaçırıldıktan sonra araştırılmaya değer olan şeydi ve H. 9. ve 10. yüzyıllarda tanık olunan ansiklopedik bilimlerle bağlantılı iyi bir kültürü öne çıkaran şeydi. Anahtar Kelimeler: Al-fiqh Şafii, Al-Rawdah and Al-Minhaj, Al-Babi Al- Halabi, kitab altaharati, alwudu'u.