Benzetim
Bu konu başlığı altında 324 tez
Mikroişlemcilerde üretilen değerlerin genişliklerini tahmin etmek için donanım tasarımı
Mikroislemcilerde üretilen degerlerin büyük bir bölümü yazmaç büyüklügünden daha az sayıda bit ile ifade edilebilen dar degerlerden olusmaktadır. Dar degerlerden yararlanarak islemcinin basarımını artırmaya veya güç tüketimi azaltmaya yönelik pek çok çalısma bulunmaktadır. Daha önce önerilen bu yöntemlerin daha iyi çalısmasını saglamak amacıyla, islemcide üretilen degerlerin genisliklerini tahmin eden etkili tahmin birimleri tasarlanmıstır. Tez çalısması kapsamında olusturulan bu tahmin birimlerinin tasarımında bellek esleme yöntemlerinden Dogrudan Esleme, Tam liskili Esleme ve Kümeli liskili Esleme yöntemleri ile yer degistirme algoritmalarından lk Giren lk Çıkar, En Uzun Zamandır Kullanılmayan ve Rasgele Seçim algoritmaları kullanılmıstır. Bu tahmin birimleri bir x86 mikroislemci benzestiricisi olan MSIM üzerinde SPEC 2000 sınama programları kullanılarak benzetilmis ve tahmin birimi tasarımlarının basarımları karsılastırılmıstır.
Aras kargo Ankara bölgesi ana transfer merkezi çizelgelemesi ve araç çıkış zamanları koordinasyonu
Parsel taşımacılığıyla ilgili problemler literatürde ağırlıklı olarak son yıllarda incelenen bir konudur. İncelenen problemler genel olarak istenilen hizmet seviyeleri için araç rotalarının belirlenmesi, ağ tasarımı, konsolidasyon kararları, şube ve transfer merkezlerinin operasyonel planlaması üzerinedir. Bu çalışmada, Aras Kargo'nun Ankara ana transfer merkezinde, boşaltma kapılarına gelen şube araçlarının çizelgelenmesi incelenmiştir. Amaç, ağırlıklandırılmış araç çıkış zamanlarının maksimize edecek şekilde, araç çıkış zamanlarını ve araçların kapılardaki çizelgelerini belirleyebilmektir. Temel kısıt ise tüm araçların belirlenen hedef kapanış saatine kadar boşaltılmasıdır. Vaka probleminin modellenmesinde tamsayılı programlama kullanılmıştır. Farklı güvenlik düzeyleri için oluşturulan modellerin formülasyonunda, literatürde olan paralel makine çizelgeleme problemi için oluşturulan bir model baz alınmıştır. Problemin büyük yapıda olmasından dolayı, modelin gevşetilmesine dayanan iki aşamalı bir sezgisel çözüm yaklaşımı önerilmiştir. Sezgisel, ilk aşamada boşaltma kapılarına atama problemini modelin doğrusal gevşetmesini kullanarak, ikinci aşamada da her bir kapı için çizelgeleme problemini çözmektedir. Sezgisel yaklaşımın etkinliği sayısal deneylerle gösterilmiştir. Ek olarak, sistemin içinde barındırdığı belirsizliğin etkilerini gözlemleyebilmek ve kuyruk oluşumunun dinamik yapısını içermek amacıyla bir simülasyon modeli oluşturulmuştur. Bu simülasyon modeliyle şube kapanış zamanlarındaki sarkmaların, şube kapanış zamanlarının optimizasyonunun, talepteki artışların ve buna karşı yapılacak kapı atama alternatiflerinin etkileri incelenmiştir. Ayrıca matematiksel model ile simülasyon model sonuçları da karşılaştırılmıştır.
Mikro-kanallarda akustoforez ile parçacık manipülasyonu
Son yıllarda hücre ve parçacık analizlerinde mikro-çiplerin kullanımı bazı avantajlarından dolayı giderek artış göstermekte. Bu çalışmada mikro-çip uygulamalarından biri olan akustoforez ile parçacık manipülasyonu için nümerik simülasyon metotları geliştirildi ve simülasyon sonuçları doğrultusunda mikro-çipler üretildi. Simülasyon sonuçları literatürdeki deneysel bir çalışmanın sonuçları ile karşılaştırıldı ve sonuçların örtüştüğü görüldü. Farklı parametreler kullanılarak yapılan simülasyon sonuçları doğrultusunda optimize edilen ve malzeme olarak PDMS kullanılan çipler ile yapılan parçacık yıkama ve konsantrasyon deneylerinin başarılı olduğu görüldü.
İnsansız konvansiyonel kuyruk rotorlu helikopter otomatik uçuş kontrolü
Son yıllarda, basit sabit-kanatlı insansız hava aracı sistemleri, savaş meydanlarında oyun değiştirici rolleriyle ön plana çıkmaktadır. Bunun sonucunda ise döner kanatlı dünyasında tasarlanabilecek ucuz, basit ve hafif helikopter platformlarının, keşif, gözetleme ve askeri özel kurye taşıma gibi önemli görevler için kullanımları gündeme gelmiştir. Bu çalışma ile konvansiyonel kuyruk rotorlu döner kanatlı bir insansız hava aracı (RİHA) konsepti için MATLAB ve SIMULINK ortamında helikopter uçuş kontrol sistemi geliştirilerek otomatik uçuş, iniş ve kalkış yaptırılması hedeflemektedir. Helikopter matematik modeli olarak, literatürde denge çubuğu olmayan bir genel maksat helikopterinin simülatörde benzetiminin yapılabilmesi için üretilmiş bir model tercih edilmiştir. Yapı olarak doğrusal olmayan bu matematiksel model, paket programın doğrusal analiz aracı kullanılarak giriş ve çıkış kanallarına göre doğrusallaştırılmıştır. Çalışmanın sonunda, trim noktaları olan askı uçuşu, ileri uçuş, iniş ve kalkışın farklı irtifalar için otomatik olarak başarılabilmesi amaçlanmıştır. Uçuş kontrol sisteminde, öncelikle iç kararlılık döngüsü kurularak eksenel dengeyi sağlayan bir eksen sönümleme kontrolcüsü katmanı (SAS) tasarlanmıştır. Ardından, konum-tutma amaçlı dış kararlılık döngüsü kurularak helikopterin hedeflenen hız, yükseklik ve yönelim durumlarına getirilip konum korunmasının (ATT) gerçekleştirildiği amaçlanmıştır. Kontrolcülerin, içsel olarak sol yana doğru kayan modeli trim noktalarındaki durum ve giriş değerlerine göre ideal rotaya yaklaştırabilme performanslarına bakılmıştır. Bunun sonucunda, performansların iyileştirilmesi için en uygun kontrolcü kazançları saptanmıştır. P, PI ve PID gibi klasik kontrol yöntemleri kullanılmıştır.
Örme kumaş üretiminde makine girişim probleminin simülasyon tekniğiyle analizi
Bu çalışmanın amacı örme işletmesinde verimlilik artışı sağlamak için simülasyon tekniği kullanarak makine duruşlarını ve maliyetleri minimize etmektir. Bu amaç doğrultusunda, bir örme kumaş üreticisine ait gerçek veriler incelenmiştir. Devamında firmanın kendi yazılımı kullanılarak bir yıllık siparişler filtrelenip, en çok gelen siparişler belirlenmiştir. Söz konusu siparişlere göre makine duruşları, duruş tipleri ve duruşlara müdahale süreleri zaman etüdüyle kaydedilmiş, ilgili bilgiler Simul8 yazılımına aktarılarak simülasyon modeli kurulmuştur. Kurulan modelin geçerliliği sağlandıktan sonra alternatif modeller oluşturulup, çeşitli verimlilik ve maliyet analizleri yapılmıştır. Farklı sipariş tipleri için bir operatörün ilgilenmesi gereken makine sayısı hakkında önerilerde bulunulmuştur.
Network meta analizi rastgele etki modellerinin farklı istatistiksel yazılımlardaki sonuçlarının değerlendirilmesi-bir simülasyon çalışması
Network meta analizi, literatürde yer alan aynı amaç ve yöntemle yürütülmüş ikiden fazla yöntemin karşılaştırıldığı çalışmaların sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren ve genel etki büyüklüğü tahmini elde etmeyi sağlayan bir analiz yöntemidir. Bu yöntemde amaç aynı anda birden çok yöntem arasında bir ağ oluşturup doğrudan ve dolaylı etki büyüklüğü kestirimlerini değerlendirmek, elde edilen birleştirilmiş etki büyüklüğü ile istatistiksel gücü arttırmak, çalışmalar arası tutarsızlıkları değerlendirmek ve en iyi yöntem etkinliğini belirlemektir. Bu tez çalışmasında son yıllarda popüler olan ve kanıt değeri en yüksek olan network meta analizinin farklı senaryolar altında uygulanabilirliğini tartışmak, R ve SAS programlarında belirli senaryolar doğrultusunda elde edilen sonuçları karşılaştırmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada üç yöntem (A, B, C) karşılaştırması için; farklı ağ yapılarını (kapalı ve açık) içeren, farklı çalışma sayılarına (dengeli (5-5-5; 10-10-10 / 5-5; 10-10) veya dengesiz (5-5-1; 5-5-10 / 5-1; 5-10)), farklı örneklem büyüklüğüne (n=30, 50, 100) ve farklı heterojeniteye (I2<0,2 (düşük) ve I2<0,5 (orta)) sahip senaryolar altında 1000 tekrarlı simülasyon yürütülmüştür. Bu senaryolar için R programında veri türetilmiştir. Türetilen veriler için R netmeta paketi ve SAS glimmix prosedüründe simülasyonlar yürütülmüş ve network meta analizi sonuçları karşılaştırılmıştır. Simülasyon çalışmaları sonucunda R netmeta paketinin ve SAS glimmix prosedürünün benzer sonuçlar verdiği, dengeli durumda açık ve kapalı ağlarda çalışma sayısı, örneklem büyüklüğü ve heterojenite fark etmeksizin geçerli tahminler yaptığı fakat bu durumun açık ağlarda dengesiz durumda bir kolda az sayıda çalışma içeren senaryolarda değiştiği görülmüştür. Az sayıda çalışma (5-1) içeren kolda küçük örneklem büyüklüğü (n=30) varlığında iki programın da yöntemler arası var olan farkı tespit edemediği görülmüştür. Bu durumun örneklem büyüklüğü arttıkça değiştiği ve n=100 örneklem büyüklüğünde az sayıda çalışma içeren kol bulunmasına rağmen programların yöntemler arası farkı tespit ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Network meta analizi; R netmeta; SAS proc glimmix; simülasyon çalışması.
İntravenöz sıvı tedavisinin oyunlaştırılması ve oyun destekli öğretimin hemşirelik öğrencilerinin öğrenme çıktılarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırma periferik intravenöz kateterizasyon (PIVK) ve intravenöz (IV) sıvı tedavisinin oyunlaştırılması ve oyun tabanlı öğretimin hemşirelik öğrencilerinin öğrenme çıktılarına etkisinin incelenmesi amacıyla nicel ve nitel araştırma desenleri kullanılarak Ağustos 2022- Şubat 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada PIVK ve IV sıvı tedavisi oyunlaştırılmış, elde edilen 3D simülasyon oyununun kullanılabilirlik analizi öğretim elemanları ve öğrenciler ile Tanıtıcı Bilgi Formları, Oyun Değerlendirme Anketi ve GUESS-20-TR Ölçeği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre son hali verilen oyunun öğrencilerin öğrenme çıktıları üzerindeki etkileri deney öncesi araştırma tasarımı ile incelenmiştir. Araştırmaya Hemşirelik Esasları dersini başarıyla tamamlamış, araştırmaya katılmaya gönüllü 63 öğrenci katılmıştır. Veriler Tanıtıcı Bilgiler Formu, IV Sıvı Tedavisi Bilgi Testi, IV Sıvı Tedavisi Beceri Değerlendirme Formu ve Akademik Motivasyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogrov Smirnov testi, Eşli iki örnek t testi, Wilcoxon testi, McNemar-Bowker testi ve McNemar testi kullanılmıştır. Nitel araştırma, gönüllü 13 öğrenci ile yarı yapılandırılmış bire bir görüşmeler yoluyla gerçekleştirilmiş, veriler betimleyici tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın niceliksel aşamasından elde edilen bulgulara göre, oyunlaştırma ile hemşirelik öğrencilerinin IV sıvı tedavisi bilgi ve beceri puanları ile içsel motivasyon-bilme ve dışsal motivasyon-kendini ispat puanları istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına göre öğrenciler, oyunun güçlü ve iyileştirmeye açık yönlerini vurgulamış, oyun sırasında uygulamaları adım adım gerçekleştirerek teorik bilgilerini pekiştirdiklerini, eğlenceli ve öğretici bir deneyim yaşadıklarını belirtmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre PIVK ve IV sıvı tedavisi öğretiminde oyun tabanlı öğrenmenin hemşirelik eğitim müfredatlarına ve mezuniyet sonrası hizmet içi eğitim programlarına ek bir yöntem olarak entegre edilmesi önerilmektedir.
İnsan hareketinin biyomekanik modeli için yer tepki kuvvetlerinin kestirimi
Bu çalışmanın amacı insan vücudunun alt ekstremitesini temsil eden bir biyomekanik model geliştirmek ve bu model yardımıyla yer tepki kuvvetlerinin (YTK) kestirimidir. Bu amaçla alt ekstremite bağlantılı üyeler katı cisim modeli (BMMS) MATLAB/Simulink ortamında oluşturuldu. Ayak üyeleri ile zemin arasındaki yüzey-temas ilişkisi Simscape/Multibody kütüphaneleri kullanılarak modellendi. Çalışmanın deneysel bölümünde bir katılımcının squat, yürüme ve yüksekten serbest düşerek konma hareketleri VICON optik hareket yakalama sistemi kullanılarak kaydedildi. Kinematik değişkenler Nexus CGM2 modeli kullanılarak hesaplandı ve YTK bir Kistler kuvvet platformu kullanılarak ölçüldü. BMMS'de tanımlanan yüzey-temas parametreleri en iyileştirilerek hareketlerin ters dinamik benzeşimi gerçekleştirildi. Ters dinamik benzeşimle kestirimi yapılan sürtünme (SKk) ve yer tepki kuvvetleri (YTKk), kuvvet platformu ile kaydedilen sürtünme (SKd) ve yer tepki kuvvetleri (YTKd) ile karşılaştırıldı. Çalışmanın son aşamasında BMMS'te izlenen modelleme prensipleri izlenerek OpenSim benzeşim ortamında alt ekstremite kas-iskelet sistemi kuruldu (BMOS). Yürüme hareketi için BMOS'nin ters dinamik benzeşimi gerçekleştirilerek eklem torkları hesaplandı ve BMMS'nin benzeşimiyle hesaplanan değerlerle karşılaştırıldı. Çalışmanın bulguları BMMS'nin YTK değerlerini kuvvetli doğrusal ilişki ile %6'dan az hata ile kestirdiğini ortaya koymakla beraber SK değerlerini kestirmekte yetersiz olduğunu göstermektedir. BMMS ve BMOS'nin benzeşimiyle hesaplanan eklem torklarının genel davranışı benzer olmasına rağmen nicelik bakımından birbirleriyle paralellik göstermemektedir. BMMS'nin, biyomekanik özellikleri ve temas modeli geliştirildiğinde insan hareketinin dinamik benzeşiminde faydalı bir araç olacağı düşünülmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin kuantum fiziğine giriş konularında kavramsal anlama güçlüklerinin belirlenmesi ve giderilmesi
Araştırmada ortaöğretim öğrencilerinin kuantum fiziği giriş konularında yaşadıkları güçlüklerin nedeni araştırmak ve Tahmin-Gözlem-Açıklama (TGA), simülasyon ve çizgi roman destekli 5E öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarı ile kavramsal anlamalarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Kuantum fiziği giriş konuları olarak siyah cisim ışıması, fotoelektrik olay, Compton saçılması, ışığın ikili doğası ve madde dalgaları (de Broglie) konuları belirlenmiştir. Bu konular kuantum başlangıcı, ışığın kuantum teorisi ve madde dalgaları başlıkları altında toplanmıştır. Çalışmada kullanılmak üzere dört aşamalı Kuantum Fiziği Kavramsal Anlama Testi (KuFKAT) geliştirilmiş ve geçerlik ile güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ardından Van il merkezinde bulunan bir Anadolu lisesi son sınıfta okuyan ve seçmeli fizik 12 dersini seçen 45 öğrenci deney grubu ve başka bir Anadolu lisesi son sınıfta okuyan 40 kişi kontrol grubu seçilerek uygulama yapılmıştır. Deney grubunda TGA, simülasyon ve çizgi roman destekli 5E öğrenme modeli uygulanmıştır. Çizgi romanlar araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Uygulamaya katılan kontrol ve deney grubu öğrencilerinin kuantum fiziği konularındaki kavramsal anlama düzeyleri, anlamakta yaşadıkları güçlükler ve bu güçlüklerin nedenleri araştırılmıştır. Araştırmada KuFKAT'ın yanı sıra deney grubu öğrencileri ile görüşmeler de yapılmıştır. Çalışma sonunda kontrol grubu öğrencilerinin kuantum fiziği kavramsal anlama düzeyi düşük ve deney grubunun orta bulunmuştur. Öğrencilerin kuantum fiziğini kavramada yaşadıkları güçlüklerin klasik fizik konularındaki bilgi eksikliği ve kavram yanılgılarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Ayrıca deney grubuna uygulanan öğretim modelinin hem akademik başarıyı hem de kavramsal anlamayı anlamlı bir şekilde arttırdığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: kuantum fiziği, TGA, simülasyon, çizgi roman, 5E öğrenme modeli, ortaöğretim öğrencileri
Beyin ak madde yollarının 3D modelleri, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik simulasyonları ile oluşturulan temel nöroanatomi eğitim modeli uygulaması
Amaç: Kadaverik insan beyinlerinin kademeli olarak ortaya konulmuş diseksiyonlarının 3D modellerinden beynin yapılarının birbirleri ile olan üç boyutlu ilişkilerinin öğretilmesinin planlandığı online ve mobil temel nöroanatomi eğitim uygulamasının oluşturulması ve tıp fakültesi öğrencileri ve beyin cerrahisi asistanlarına uygulanması. Yöntem: 14 lateral yüz, 8 medial yüz, 11 kesitsel aksiyal, 9 kesitsel sagittal, 7 kesitsel koronal olmak üzere toplam 49 üç boyutlu model ile eğitim verildi. Oluşturulan eğitim modeli Covid-19 pandemisi ve deprem afeti sırasında kadavra eğitimleri aksayan 40 nöroşirurji asistanına sanal gerçeklik gözlüğü aracılığıyla ve 200 tıp fakültesi öğrencisine arttırlımış gerçeklik uygulaması aracılığıyla online olarak uygulandı. Eğitim öncesi seviye tespit ve eğitim sonrasında öğrenim hedeflerinin gerçekleşme seviyesini tespit etmek için kişiye özel 10 soruluk sınav yapıldı. Eğitim sonrası eğitim içeriğine dair 18 soruluk 4'lü Likert tipi ölçeklemeli anket uygulandı. Bulgular: Kademeli olarak yapılan ak madde lif diseksiyonu çalışmasında; Superior Longitudinal Fasikül/Arkuat Fasikül Kompleksi (SLF/AF), Orta Longitudinal Fasikül (OLF), Fronto-oksipital Fasikül (İFOF), Uncinate fasciculus, Extreme kapsul, External kapsul, Putamen, Globus pallidus, Claustrum, İnternal kapsul, Caudate, Thalamus, Tapetum, Optik trakt, İnsula, Operculum, Corona radiate, Sagittal stratum, Ventriküler ependim, Thalamus, Singular girus, Forniks, Koroid pleksus, Forseps major, Anterior komissur, Korpus kallosum, Koroid pleksus, Kallosal lifler ve beyin kesitlerinin farklı düzlemlerde serbestçe döndürülebilir ve hareket ettirilebilir ve çeşitli büyütmelerle farklı açılardan görüntülenebilir Artırılmış gerçeklik, Sanal gerçeklik ile uyumlu 3D modellerinden eğitim programı oluşturuldu. Oluşturulan eğitim modeli 200 tıp fakültesi öğrencisi ve 40 asistan tarafından kullanıldı. Bu eğitim modeli 200 tıp fakültesi öğrencisi ve 40 asistan tarafından nöroanatomi öğrenimini önemli ölçüde artırdığı şeklinde puanladı. Eğitim sonrası yapılan testlerde başarı oranının arttığı görüldü. Sonuç: Temel nöroşirurji ve nöroanatomi eğitiminde kadavra çalışmalarının ve 3D modellemelerin kullanımının faydaları ispatlanmıştır. Yapılan literatür taramasında 3D modellemelerin kademeli bir eğitim programına dönüştürülmüş online ve mobil uygulamasının olmadığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda oluşturulan beynin 3D modellemeleri, kadavra ulaşımının kısıtlı olduğu merkezlerde ve zamanlarda (deprem, salgın vb.), temel nöroanatomi ve nöroşirurji eğitiminde kullanılması için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem iki eğitim programına ve literature kazandırıldı.
Ebelik ve ilk acil yardım öğrencilerine verilen simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programının değerlendirilmesi
Bu araştırma, ebelik ve ilk ve acil yardım öğrencilerine verilen simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programının değerlendirilmesi amacıyla yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 4. sınıfta öğrenim gören 36 ve Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü İlk ve Acil Yardım Programı 2. sınıfta öğrenim gören 34 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, teorik eğitim ve standart hasta uygulamalarını içeren bir simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programı geliştirilmiştir. Geliştirilen bu eğitim programı doğrultusunda, öğrencilere, obstetrik acillere yönelik 3 saat 10 dakikalık bir teorik eğitim verilmiştir. Teorik eğitimin ardından, iki grupta üç ebelik ve iki ilk ve acil yardım öğrencisi, 15 grupta iki ebelik ve iki ilk ve acil yardım öğrencisi olacak şekilde toplam 17 grup oluşturulmuştur. İki buçuk gün süren standart hasta uygulamaları süresince, herbir grup, preeklampsi ve postpartum kanama senaryolarına girmiştir. Veriler, Tanımlayıcı Bilgi Formu, Mesleklerarası Öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği, Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği, Simülasyon Tasarım Ölçeği ve Eğitim Uygulama Anketi kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilerin Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği puan ortalamasının 56,41±7,92, Simülasyon Tasarım Ölçeği puan ortalamasının 93,74±6,58 ve Eğitim Uygulama Anketi puan ortalamasının 76,45±5,00 olduğu belirlenmiştir. Eğitim sonunda, öğrencilerin mesleklerarası öğrenmeye hazırbulunuşluk puan ortalamalarında anlamlı düzeyde bir artış olduğu saptanmıştır (p=0,00). Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda, birlikte öğrenme deneyimlerinin öğrencilerin mesleklerarası öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinde artışa yol açtığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda, simülasyon temelli mesleklerarası işbirliği eğitim programlarının müfredata entegre edilmesi önerilmektedir.
Amut hareketinin biyomekanik modelinin bir genetik algoritmayla incelenmesi
Spor Biyomekaniği alanının temel yöntemlerinden biri insan hareketinin yakalanması ve bunların matematiksel yöntemlerle analiz edilmesidir. Bu tür yöntemler insan hareketi kinematik verilerinden yola çıkarak ters dinamik analizle kuvvetleri ve/veya torkları kestirmeye yarar. Fakat analiz için gereken kuvvetler bu akış ile elde edilmek yerine harekete yol açan kuvvetler doğrudan bilgisayar aracılığıyla sentezlendiğinde bu deneysel verilere bağımlılığın ortadan kalkması sağlanacaktır. Özellikle henüz nasıl yapılacağı bilinmeyen sporcu hareketleri hakkında fikir sahibi olabilmek, sporun ufkunu genişletebilmek için bu tür bir yaklaşımın gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın hedefi amut hareketinin bir genetik algoritmayla sentezlenmesi ve bu sentez sürecinin incelenmesidir. Genetik algoritma ile amut hareketi sentezi gerçekleştirilerek böyle bir sentezin mümkün olduğu belgelenmiş, yöntemin diğer insan hareketleri için de uygulanabilirliğine işaret edilmiştir.
Üniversite öğrencilerine yönelik geliştirilen kadına karşı her türlü düşmanca tutuma (Mizojini) karşı eğitim programının etkinliğinin değerlendirilmesi
Araştırma üniversite öğrencileri için geliştirilen, web tabanlı ve simülasyon temelli uygulamaların kullanıldığı mizojiniye yönelik eğitim programının öğrencilerin mizojiniye ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerine ve mizojinistik tutumlar karşısında gösterdikleri duygusal tepkilerine etkisini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen randomize kontrollü, ön test-son test kontrol gruplu nicel ve tanımlayıcı fenomenolojik yaklaşımla nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma tipte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 güz döneminde Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde birinci sınıf ve birinci yarıyılda öğrenim gören 68 öğrenci oluşturmuştur. Müdahale grubunda yer alan 34 öğrenciye 14 hafta süresince web tabanlı eğitim, ekran temelli simülasyon ve standart katılımcıların kullanıldığı senaryo temelli simülasyon uygulamasını içeren mizojini eğitim programı verilmiş, kontrol grubundaki 34 öğrenciye ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmanın nicel verileri Öğrencilerin Tanıtıcı Özellikleri Veri Toplama Formu, Mizojiniye İlişkin Bilgi ve Farkındalık Soruları ile Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PANAS) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise müdahaleden bir hafta sonra müdahale grubunda yer alan 21 öğrenciyle yapılan odak grup görüşmelerinden Yarı Yapılandırılmış Odak Grup Görüşme Formu kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma, bağımsız ve bağımlı gruplarda t testi, tekrarlı ölçümler için varyans analizi; nitel verilerinin analizindeyse tüme varım yaklaşımıyla içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada eğitim progamı sonrasında müdahale grubunda yer alan öğrencilerin mizojiniye ilişkin bilgi ve farkındalık puanları ve PANAS puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde (p<0,05) yüksek olduğu saptanmıştır. Odak grup görüşmelerinde öğrenciler mizojiniye yönelik eğitim programından çok memnun kaldıklarını, programın kavram hakkında bilgi ve farkındalık oluşturarak kalıcı öğrenmeyi ve mizojinistik tutumlar karşısında tepki verebilme cesareti kazanmalarını sağladığını ifade etmişler, eğitim programının daha fazla kişiye ulaşabilmesiyle ilgili görüş belirtmişlerdir. Araştırmanın sonucunda farklı öğretim yöntemlerinin kullanıldığı mizojini eğitim programının öğrencilerin bilgi ve farkındalıklarını ve pozitif-negatif duygularını artırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Kadına karşı her türlü mizojinistik tutumun önlenmesi ve azaltılması için eğitim programının üniversite eğitim programı müfredatına eklenmesi önerilmektedir.
Onkolojik görüntülemede gate yazılımı yoluyla SPECT/BT simülasyonlarının dinamik kaynaklar üzerine uygulanması
Tıpta görüntüleme sistemleri klinik teşhis ve tedavi için önemli bir yer tutar. Sağlık açısından radyasyonu tanı amacıyla kullanan birimler radyoloji ve nükleer tıp, tedavi kısmı ise radyoterapi ünitelerinde karşımıza çıkmaktadır. Tıbbi amaçla kullanılan iyonlaştırıcı radyasyon uygulamalarında amaç daha çok görüntü elde edebilme üzerinedir. Görüntüleme sistemleri genel olarak; X ışınları ve iyonize radyasyon kaynakları ile çalışır. Bilgisayarlı Tomografi, X ışını kullanılarak vücudun incelemeye alınan bölgesinin kesitsel görüntüsüne ulaşmamızı sağlayan radyolojik teşhis yöntemidir. SPECT ise; radyonüklid / radyofarmasötikler ile başta onkolojik hastalıklar olmak üzere hemen hemen tüm organ ve sistemlerde fizyopatolojik ve fonksiyonel değişikliklerin tanı amacıyla alınan görüntülerin sintigrafilerinin 3 boyutlu görüntüleme yöntemidir. SPECT ve BT' nin tek bir sistemde olması anormal metabolik aktivitenin uzaysal morfolojik ve patolojik ilintisini verir. Böylece görüntülerin en etkin derecede birlikte kaydedilmesi ve tek bir incelemeyle her iki sistemden görüntülerin elde edilmesi sağlanır. Bu çalışmada, Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi (CERN) tarafından geliştirilen Geant 4 benzetim yazılımı kapsamında oluşturulmuş GATE (PET&SPECT benzetim kütüphanesi) kullanılarak silindirik voxel fantomlar için SPECT/BT benzetimleri gerçekleştirilmiştir. Sanal ortamda oluşturulan kurulumlarda aktivite farklılığı, öteleme ve dokuların perdeleme etkileri araştırılmış; ROOT yazılımıyla analizler yapılarak enerji histogramları ve doz eğrileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler, istatistiksel olarak incelendiğinde, bu tür etkilerin SPECT/BT görüntülemede hangi değerlerde anlamlı farklılıklar yaratacağı ve sonuçları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: SPECT, BT, Hibrit Görüntüleme, Geant4, GATE
A simulation approach for aircraft cargo loading considering weight and balance constraints
Air cargo transport is a growing industry in parallel with world trade growth and increasing e-commerce. It is performed by the passenger aircraft belly and the pure cargo air crafts, i.e., the freighters. Assignment of Unit Load Devices (ULDs) to the specific positions on the freighter is performed by loadmasters by manual or semi-manual methods. As the global air cargo transport traffic gets busier, the importance of timely loading with minimum error increases. Therefore, digitalization of the air cargo loading process is needed. This study aimed to write a program that automatically performs the ULD assignment by simulating the loading process performed by the experienced loadmasters and considering the weight and balance constraints. The SEMMA (sample, explore, modify, model, assess) model is used while analyzing the data. Fifty real-world setting data were used to evaluate the program. The ULD assignment by the program and the loadmasters by semi-manual loading were compared regarding time and center of gravity by the Mann Whitney U test. The results demonstrated that the program could load all the given sets of ULDs, as efficiently as a loadmaster with a similar center of gravity in a shorter period of time. In conclusion, digitalization of the ULD assignment is possible, which needs to be improved to cover all the constraints.
A simulation tool for the comparison of the number portability solutions
Number Portability is a very important instrument for competition in telecommunication sector. This study aims to investigate Number Portability and the solutions for constructing and managing Number Portability from the point of technical and economical aspects. Also, other applications of Number Portability in some countries have been examined. There are three types of Number Portability, which are Service Portability, Service Provider Portability, and Geographic Portability. This study has emphasized on Service Provider Portability. There are three types of Service Provider Portability which are non-Geographic Number Portability, Geographic Number Portability, and Mobile Number Portability. Nowadays, the solutions, which are used for Number Portability, are On-Switch solutions and Off-Switch solutions. On-Switch solutions consist of Onward Routing solution and Call Drop Back solution. Off-Switch solutions consist of Query on Release solution and All Call Query solution. A simulation tool was developed and applied to compare these four solutions. The results obtained from the simulation tool have been analyzed and evaluated. Keywords: Number Portability, Number Portability Solutions, Simulation
Analyzing the freeway capacity and examining the improvements via connected and autonomous vehicles
Technology is getting better and improving each and every day. Transportation systems are getting smarter and more tolerant of human errors. In the near future, it won't be surprising to see autonomous vehicles on our roads. However, this can not happen in one night and there will be a transition phase where conventional and automated vehicles will coexist. Connected vehicle technology will provide many opportunities. Reduced accident rates, reduced emissions, reduced parking requirements, reduced congestion and reliable journeying times are some of these advantages. Micro simulations have been broadly adopted for many evaluations, and there are serious challenges that should be answered. In this regard, simulation model calibration and validation are crucial for evaluating the potential improvements offered by connected car technology. In this research, possible changes happening on the freeway merge sites through the usage of connected vehicle technology tried to be investigated by using a VISSIM simulation model that meets current peak capacities. As a result of the experiments and investigations, it has been found that, when compared to traffic with only conventional vehicles, the vehicle capacity in the research area increases by an average of 5% for every 10% increase in autonomous vehicles. Additionally, it was shown that penetration rates up to 40% had the best results, outperforming all other percentages by a considerable margin. To conclude, the addition of autonomous vehicles for the enhancement of effective traffic management made a significant improvement to the transportation study. However, additional studies and applications of the same logics with various models is advised to improve future studies.
Konteyner terminal operasyonlarında otomasyon teknolojileri kullanımı: Otomatik yönlendirilmiş araç örneği
Tarih boyunca insan yaşamında önemli bir yere sahip olan deniz taşımacılığı her dönemde medeniyetlere yön vermiştir. Taşımacılığın yapılabildiği bölgelere yerleşen insanoğlu, diğer toplumlar ile denizcilik sayesinde daha kolay iletişime geçerek dünyaya şekil vermişlerdir. Bir ucundan diğer ucuna binlerce kilometre süren seferler beraberinde kültürleri de taşımıştır. Denizyolu taşımacılığın başladığı yıllarda küçük tekneler ile yapılan bu seferler günümüzde binlerce ton yükleri tek seferde taşıyabilen gemiler ile sürdürülmektedir. Zaman içinde kürek çekilerek yapılan seyirden rüzgar ile seyire geçilmiş ve daha sonrasında buhar makinaların icadı ile taşınan tonajlar büyümüştür. Öte yandan denizcilik faaliyeti doğası gereği emniyetli ve ucuzdur. Dünya genelinde yaşanan ve günden güne azalan korsan saldırıları bir yana bırakıldığında, tek seferde taşınan yüksek miktardaki yükler daha az yakıt harcanmasını sağlamakta ve doğa daha az kirletilmektedir. Ayrıca kaza istatistikleri değerlendirildiğinde yük ve can kaybı oranı taşınan yüke göre çok daha az seviyededir. Milattan önce üçüncü yüzyılda Basra körfezinde bulunan antrepo ile başladığı varsayılan uluslararası deniz taşımacılığı günümüzde tonajı artan çelikten yapılma gemiler ile sağlanmaktadır. Bu çelik gemilerin üzerlerine konulan çelik kutular ise deniz taşımacılına farklı bir boyut kazandırmıştır. 1956 yılında Port Newark'tan Houston limanına taşınan ilk konteyner ile deniz taşımacılığında yeni bir dönem açılmıştır. 48 adet çelik kutu ile başlayan konteyner taşımacılığı ilk yıllarında değişik ölçülerdeki konteynerler ile yapılmıştır. Firmalar arası rekabet sonucunda değişik ölçüler yüzünden taşımacılıkta standart elde edilememiştir. Ancak konteyner mucidinin kendisine ait patenti diğer firmaların da kullanmasına izin vermesiyle günümüz standartlarının temeli atılmıştır. Standardı yakalanan sektörde ilk zamanlarda taşıma hacimlerinin düşük seviyelerde kalmıştır. Sipariş verilen ilk geminin 226 konteyner taşıma kapasitesi günümüz 21 bin seviyesi ile karşılaştırıldığında ne kadar az olduğu görülmektedir. Her gün artan hacimler ve talepler doğrultusunda gemi inşa sektörü de daha büyük gemilerin yapılmasını sağlamaktadır. Ancak değişen rotalar ve navlun fiyatları bu talepleri günden güne değiştirerek bir sonraki hedefin ne olacağının kestirilememesine sebep olmaktadır. Günümüzde deniz taşımacılığı toplam taşınan yükün yüzde 17'lik kısmı konteyner ile sağlanmaktadır. Tüm deniz ticaret filosunun ise yüzde 13,2'lik kısmı konteyner gemilerinden oluşmaktadır. Deniz üzerinde taşınan yüklerin elleçlenmesine olanak sağlayan limanlar ise verimlilik açısından daha büyük önem arz etmektedir. Dış etmenlere bağlı olarak seyir yapan gemiler için güvenli ve emniyetli operasyon yapmaya olanak sağlayan limanların kusursuz çalışması gerekmektedir. Özellikle belirli standartlara sahip konteyner taşımacılığı için liman operasyonlarında yaşanabilecek en küçük aksama büyük gecikmelere sebep olabilmektedir. Kendine ait standartlara sahip olan konteyner taşımacılığı, tarihteki ilk terminaline Kaliforniya'daki Encinal Terminali ile sahip olmuştur. Terminalin sahip olduğu donanımlar sayesinde insan gücü ile taşınan gemi yükü özel donanımlar ile taşınır hale gelmiştir. Yüklerin daha kolay elleçlenmesine izin veren donanımlar sayesinde yanaşan gemilere en hızlı ve emniyetli şekilde hizmet edilmesi amaçlanmaktadır. Günümüzde 24 saat içerisinde operasyonun tamamlanması beklenen limanlarda her basamak için ayrı donanımlar tasarlanmıştır. Gemiden sahaya konteyner tahliyesi, liman içi taşıma işlemi, liman içi istifleme işlemi gibi basamaklar için gerek her işi yapabilen tek donanım gerekse de her basamak için ayrı donanım kullanma seçenekleri mevcuttur. Gemi boyutlarına göre değişebilen donanımlar terminalin elleçleme kapasitesini belirlemektedir. Bu donanımların sahip olduğu otomasyon teknolojilerine göre limanlar üç sınıfa ayrılmaktadır. Her ne kadar doğrudan operasyon hacmini belirlemede etken olmasa da limanın verimliliği açısından bu sınıflandırma belirleyici olmaktadır. Geleneksel konteyner terminalleri, yarı-otomasyon ve tam otomasyon olarak konteyner terminalleri olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bu çalışma kapsamında geleneksel konteyner terminal işletmesinden alınan gerçek operasyon verileri ile yarı-otomasyon ya da tam otomasyon terminallerde kullanılan otomatik yönlendirilmiş araç kullanımının benzetim karşılaştırması yapılmıştır. Yapılan çalışmada, terminal çekicisi ile otomatik yönlendirilmiş araç sayısı ve liman içerisinde kat edilen yolların karşılaştırılması yapılmıştır. Liman içerisinde tek konteyner gemisine hizmet edildiği varsayılmış ve araç verimliliği konusu üzerinde durulmuştur. A* yön bulma algoritması kullanılarak yapılan benzetim sonucunda iki araç arasında büyük mesafe farklılıkları bulunmamıştır. Kapalı ortam olarak adlandırılabilecek konteyner terminalinde hem insanlı operasyonda hem de benzetimi yapılan operasyonda yaklaşık aynı mesafeler bulunmuştur. Liman içerisinde yapılan operasyon boyunca kullanılan araç sayısı karşılaştırması yapıldığında ise yüzde 15'lik araç sayısı azaltılması sonucunda yüzde iki seviyesinde konteyner tahliyesi yapılamamıştır. Ancak bu durum sadece bir adet konteyner gemisinin tahliye yaptığı durumu içermektedir. Bu iki karşılaştırma ele alındığında ve ilk yatırım maliyeti de göz önünde bulundurulduğunda terminalin verim artırılması için başvurabileceği araç değişimi hedefi uygulanabilir görülmemiştir.
Jean Baudrillard'ın 'Simülasyon Kuramı'nın tiyatroya yansıması
Bu tez çalışması ile amaçlanan, Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı'na değinilmesinin ardından, elde edilen bulgularla simültif kurguların tiyatro oyunlarındaki yansımalarını incelemektir. Baudrillard'ın Simülasyon Kuramında bahsettiği simülasyon, gerçek, simülakr ve sanal kavramları günümüz sahne teknolojilerinin oluşumunda temel alınmaktadır. Teknolojinin her alanda olduğu gibi tiyatro oyunlarında da kullanılmaya başlanması ile birlikte yeni bir teatral dil arayışına girilmiş, ancak bu yeni dijital tiyatro anlayışı ile birlikte oyuncunun teknoloji ile etkileşimi, oyun bütünlüğü ve seyirciye doğru aktarımı daha fazla önem kazanmıştır. Tez çalışmasının ilk bölümünde Baudrillard'ın yaşam öyküsü ve çalışmalarının ardından, Simülasyon Kuramı ve bu kurama aitkavramlarına yer verilmiştir. Simülasyon Kuramı günümüzün sahne teknolojilerine ışık tutmuş ve birçok sahne tasarımcısı gerçeklik ve simülasyon kavramlarından esinlenerek dijital sahne anlayışına yön vermiştir. Bu kuramın günümüz teknolojisinde sahnede uygulanabilirliği açısından ise mapping ve holografi teknolojileri incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise simültif kurguların tiyatro oyunlarındaki yansımaları incelenecektir. Tiyatrokare tarafından oynanan Mark Haddon 'un yazdığı Süper İyi Günler oyunu, TheatreduNouveauMonde tarafından oynanan William Shakespeare' in yazdığı Fırtına oyunu, ThéâtreNational de Chaillot tarafından oynanan, Leprince De Baumont' un yazdığı Güzel ve Çirkin oyunu ve Tiyatro 4 tarafından oynanan DeyanDukovski' nin yazdığı Boş Şehir oyunundaki dijital teknolojilerin incelemesinin ardından, oyuncu ve yönetmenlerin teknoloji ve tiyatro arasındaki görüşlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimler: Baudrillard, Teknoloji, Tiyatro
Elektrikli araç lı-ıon batarya dolum sistemlerindekiharmoniklerin pasif filtre yapılarıyla düzeltilmesi
Bu çalışmada, elektrikli araçlarda kullanılan Li-ion bataryaların şarj sürecinde oluşan harmonik bozulmaların analizi ve adaptif olarak bastırılması amaçlanmıştır. Sabit filtreleme yöntemlerinin, CC-CV (Sabit Akım–Sabit Gerilim) şarj modlarının dinamik yapısına uyum sağlayamadığı bilinmektedir. Bu kapsamda, 400 V gerilim, 11 kW güç ve 50 kWh kapasiteli bir batarya ve şarjı MATLAB/Simulink ortamında modellenmiş ve batarya doluluk oranına (SoC) bağlı harmonik davranış incelenmiştir. Analizler, %0–%50 SoC aralığında (CC modu) harmonik bozulmaların nispeten durağan seyrettiğini, ancak CV moduna geçişle birlikte üst harmonik bileşenlerin ve toplam harmonik distorsiyon (THD) değerlerinin belirgin şekilde arttığını ortaya koymuştur. Özellikle %70–%75 SoC aralığında THD'nin maksimum değere ulaştığı belirlenmiştir. Harmonik spektrumunda en baskın bileşenlerin 5., 7., 9., 11. ve 13. harmonikler olduğu tespit edilmiş ve bu harmoniklerin bastırılması amacıyla pasif LC filtreler tasarlanmıştır. Örneğin, 5. harmonik (250 Hz) için 10 mH endüktans ve 40.5 µF kapasitans değeri belirlenmiştir. Filtre seçimi için, SoC ve harmonik bozulma faktörlerini (DFn) giriş olarak kullanan K-En Yakın Komşu (KNN) algoritması uygulanmış, dört filtre sınıfı tanımlanmış ve bu yapı ESP32 tabanlı bir mikrodenetleyicide gerçek zamanlı olarak test edilmiştir. Sonuçlar, adaptif filtreleme sonrasında THD değerlerinde anlamlı iyileşmeler sağlandığını göstermektedir. Ortalama güç bazında yapılan karşılaştırmada, filtreleme ile enerji verimliliğinde genel olarak %1.23, hızlı şarj bölgesinde ise %0.73 iyileştirme elde edilmiştir. Çalışma, bataryaların şarj sürecinde harmonik üretiminin statik değil dinamik bir yapı sergilediğini ve harmonik yönetiminde adaptif algoritmaların güç kalitesi ile batarya ömrü açısından kritik önem taşıdığını ortaya koymaktadır.
Simülasyon temelli eğitimin yanık hastalarına bakım verenlerin bakıma hazır olma durumlarına ve bakım verme yüküne etkisi
Daha sonrAraştırma, senaryo temelli simülasyon yöntemi ile verilen taburculuk eğitiminin yanık hastalarına evde bakım veren bakım vericilerin bakıma hazıroluşluk durumuna ve bakım verme yüküne etkisinin belirlenmesi amacıyla randomize kontrollü çalışma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Yanık Ünitesinde ve Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi Yanık Merkezinde 15.11.2020 tarihinden itibaren yatarak tedavi olan yetişkin hastalara evde bakım veren yakınları oluşturmuştur. Çalışmanın örneklemine 60 kişi dahil edilmiştir. Çalışmada katılımcılar blok randomizasyon yöntemi ile gruplara atanmıştır. Araştırmada veriler 13.03.2021-22.03.2022 tarihleri arasında araştırmacı tarafından hazırlanan soru formları, "Bakıma Hazır Oluşluk Ölçeği" ve "Bakım Verme Yükü Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulanmasında kontrol grubunda yer alan bakım vericilere taburculuktan önce standart taburculuk eğitimi verilmiştir. Simülasyon grubuna ise standart eğitimden sonra simülasyon temelli eğitim verilmiştir. Tüm katılımcılara eğitim öncesi ve sonrası Bakıma Hazır Oluşluk Ölçeği yüz yüze uygulanmıştır. Taburculuktan bir ay ve üç ay sonra Bakım Verme Yükü Ölçeği telefonla uygulanmıştır. Ayrıca 3. ayın sonunda yanık hastalarının yaşadıkları sorunlar değerlendirilmiştir. Her iki grupta da çalışmayan kadınlar büyük çoğunlukta ve bu kadınlar çoğunlukla yanık hastasının eşi veya annesi olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması simülasyon grubunda 43,77±9,84 yıl, kontrol grubunda 44,53±11,49 yıl bulunmuştur. Sosyo-demografik veriler açısından iki grup arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Bakım vericilerin eğitim öncesi Bakıma Hazıroluşluk Ölçek puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmamakta iken eğitim sonrası simülasyon grubunun puan ortalaması istatistik olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arasında taburculuk sonrası 1. ve 3. ayda bakım verme yükü ölçek puanı bakımından istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Buna göre, taburculuk sonrası 1. ve 3. ayda kontrol grubunda bakım verme yükü ölçek puanı deney grubuna göre daha yüksektir. Ayrıca simülasyon grubundaki bakım vericilerin evde bakım verdiği yanık hastalarında kontrol grubuna göre daha az sorun görülmüştür ve bu fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Araştırma sonucunda simülasyon temelli taburculuk eğitiminin bakım vericileri bakıma hazırlama ve bakım verme yüklerini azaltma konusunda standart eğitime göre etkili olduğu belirlenmiştir. Simülasyon temelli eğitimin taburculuk eğitiminde kullanılması önerilmektedir.
Kil yıkama tesisi atıklarından kuvars kazanımının araştırılması
Bu çalışmada, halen faaliyet göstermekte olan bir kil zenginleştirme tesisi atıklarından kuvars kazanımı amacıyla deneysel çalışmalar gerçekleştirilmiş, sonrasında elde edilen deneysel veriler ve simülasyon yardımıyla bu tesisin akım şeması oluşturularak kullanılacak ana ekipmanlar boyutlandırılmıştır. Tesiste stoklanan atıktan alınan numunelerin boyut dağılımı, kimyasal bileşimi belirlenmiş ve yerçekimiyle zenginleştirme ve manyetik ayırma testleri yapılmıştır. Bu çalışmalarda, kil, kömür ve çoğunluğu sideritten kaynaklanan demirin belirli ölçüde uzaklaştırılmasına karşın, iri tane boyutunda yeterli kalitede bir ürün alınamadığı belirlenmiştir. Zenginleştirme deneylerinde kullanılan numune, 16 farklı ocaktan gelen kil aynı tesiste işlendiğinden, bir ay süreyle iri çakıl, iri kum ve ince kum olmak üzere biriktirilerek elde edilmiştir. ii Yapılan çalışmalar sonunda, cevher içinde bir miktar feldspat kaldığı belirlendiğinden istenen safsızlıkta bir ürün almak için feldspat-kuvars ayrımının gerekli olduğuna karar verilmiş ve hidroflorik asitle feldspat canlandırılarak kuvarstan ayrılmıştır. Deneyler sonunda, -0.5mm malzemeyle elde edilen nihai ürün bileşimi aşağıda verilmektedir. Bileşen, % SiO2 Al2O3 Fe2O3 TiO2 CaO MgO Na2O K2O C A, Z, -0,5mm 97.49 1.49 0.107 0.054 0.04 0.28 0.06 0.11 0.19 0.32 Bu bileşim, çok yüksek saflıkta ürünler dışında, Camiş Madencilik'in ürettiği ve pazarladığı çok sayıda ürüne benzer veya daha yüksek kalitededir. Deneysel çalışmaların tamamlanmasından sonra yılda 140.000 ton kil atığı malzemeyi zenginleştirmek üzere bir tesisin tasarımı gerçekleştirilmiştir. Öğütme ve sınıflandırma tesisi tasarımında JKSimMet yazılımı kullanılmış ve değirmen boyutlandırılmıştır. Zenginleştirme devresinde ise laboratuvar deneylerinde elde edilen ürünlerin ağırlık oranları kullanılmıştır. Tüm tesisin madde denkliği yine JKSimMet kullanılarak simülasyon yardımıyla belirlenmiştir. Sonuç olarak, kil yıkama tesisinden ortaya çıkacak 140,000 ton atıktan, 61,720 ton cam kalite ürün ve 9,804 ton ince ürün elde edilerek ekonomiye kazandırılması mümkün görünmektedir. Ortaya çıkan toplam atığın yaklaşık yarısı ürün olarak kazanılabilmekte, taşınması ve depolanması gereken atık miktarı da aynı oranda azalmaktadır.
Tıp ve hemşirelik son sınıf öğrencilerine yönelik simülasyona dayalı mesleklerarası eğitimin ileri yaşam desteği olgu yönetiminde ekip performansına etkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, tıp ve hemşirelik son sınıf öğrencilerinin simülasyon temelli mesleklerarası eğitim sonunda acil servis yönetimini bütüncül yaklaşım ile deneyimlemesi ve ileri yaşam desteği ile ilgili klinik karar verme beceri, yeterlik ve performanslarının değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya Uludağ Üniversitesi 2021-2022 Akademik Yılı Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerinden 11, Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü son sınıf öğrencilerinden 9 kişi katılmıştır. Eğitim öncesi ilk aşamada öğrenciler önce kendi meslekleri içinde ekip oluşturarak, ikinci aşamada mesleklerarası gruplar oluşturarak ileri yaşam desteği olgu yönetimi senaryosunda görev almışlardır. Eğitim aşamasında ise; mesleklerarası eğitimin önemi, görev yetki ve sorumluklar, acil olgu yönetimi, arrest ritimlerin yönetimi konularına ilişkin teorik dersler yürütülmüş, temel yaşam desteği, ileri hava yolu açılması ve güvenli defibrilasyon gibi beceri eğitim uygulamalarına yer verilmiştir. Teorik anlatım ve uygulamaların ardından tıp ve hemşirelik öğrencilerinin beraber görev aldığı ileri yaşam desteği senaryoları gerçekleştirilmiştir. Eğitim öncesi senaryo uygulamalarından (15 öğrenci ile) ve eğitimden sonra (11 öğrenci ile) odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Sonuç olarak, tıp ve hemşirelik son sınıf öğrencilerine mezuniyet öncesinde simülasyon temelli mesleklerarası eğitim uygulaması ile hasta yönetiminde bütüncül yaklaşabilmenin, ekip liderliği ve ekip çalışmasının öneminin kavrandığı ve teorik bilgilerin uygulamaya dönüştürülebildiği, özgüven, deneyim, yeterlik ve performanslarının arttığı gözlemlenmiştir.
Altın kazanımında flaş flotasyon ve gravite ile zenginleştirme proseslerinin performanslarının karşılaştırılması
Altın ve altına bağlı sülfür minerallerinin geri kazanılması çok aşamalı kazanım işlemi gerekmektedir. Serbest altın tanelerinin aşırı öğütülmesini önlemek için öğütme devrelerinden itibaren kazanım prosesleri başlamaktadır. Altının yüksek özkütlesinden dolayı, altın taneleri hidrosiklon alt akımına gitme eğiliminde olup devreden yükte metal miktarı artmaktadır. Son yıllarda öğütme devreleri, serbest altın veya altın içeren tanelerin kazanımını artırmak için tasarlanmaktadır. Gravite (Yer çekimi ile zenginleştirme) ve flaş flotasyon prosesleri öğütme devreleri içinde kullanılan en yaygın altın kazanım prosesleridir. Bu çalışmada, gravite, flaş flotasyon ve geleneksel sülfür minerali flotasyonu içeren farklı akım şemaları üzerinde modelleme simülasyon çalışmaları yapılmıştır. Standart GRG, flaş ve kaba flotasyon kinetik testleri bu modelleme çalışmaları için kullanılmıştır. Laboratuvar ölçekli yapılan testlere göre flaş flotasyon, gravite işlemine göre altın kazanımı %7 ve sülfür kazanımında %17 daha yüksek gerçekleşmiştir. Fakat gravite ile zenginleştirmede elde edilen konsantrenin tenörleri daha yüksek gerçekleşmiştir. Bu nedenle, cevherin karakterine bağlı olarak altın kazanımı için bu proseslerden biri ya da birden fazlası birlikte seçilebilir. Simülasyon çalışmalarında, farklı akım şemaları üzerinde altın kazanım performansları gösterilmiştir. Bu yöntem, özellikle geliştirilme aşamasındaki projelerin akım şeması geliştirme aşamasında kullanılabilir.