Benzetim

Bu konu başlığı altında 278 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Michael Haneke sinemasında suç temasının simülasyon kuramı ile ilişkileri bağlamında yeniden değerlendirilmesi

Televizyon için çektiği filmler ve serilerle birlikte yirminin üzerinde sinemasal yapıta imza atmış olan Michael Haneke, bu yapıtların büyük bir bölümünün senaryosunu da kendisi yazmış olan, auteur olarak adlandırılabilecek bir yönetmendir. Aldığı ve aday gösterildiği pek çok ödül, onun toplum analizinin başarısını kanıtlar niteliktedir. Filmlerinde sıkça karşılaşılan 'suç'un, 'suçlu olma/suçluluk' teması içinde ele alınıp tartışılmasının, yönetmenin özellikle geç kapitalist burjuva toplumu analizini anlayabilmek açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Yaşadığı toplumla ve hatta aile içindeki biçimsel bağlarıyla, kendi kendine de yabancılaşmış olan geç burjuva bireylerin, kendilerini içinde buldukları suç, suçluluk ve şiddet içeren olayların anlatıldığı filmlerin analizini yapabilmek için bu çalışmada en uygun bulunan kuram olan simülasyon yaklaşımının odaklarına yer verilmiş, Avrupa'nın Soğuk Savaş'tan itibaren modern toplumsal tarihi, suç kavramıyla ilişkileri, dönemin önemli düşünürlerinin yaklaşımları ve Avrupa sinemasından örnekler hakkında bilgi verilmiştir. Suç ve suçluluk kavramlarının, Jean Baudrillard tarafından 1970'lerin sonlarında ortaya konan Simülasyon Kuramı ile ilişkilerinin, Michael Haneke filmlerinde ortaya çıkış biçimlerini anlayabilmek adına yönetmenin Benny's Video (1992), 71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls (1994), Funny Games (1997), Code inconnu: Récit incomplet de divers voyages (2000) ve Caché (2005) filmleri bu çalışmada analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Simülasyon, simülakr, gerçeklik, hiper gerçeklik, burjuva, suç,suçluluk, yabancılaşma, sosyolojik eleştiri, postmodern, yapı söküm

BenzetimGerçeklikHaneke, Micheal+5
Özgen Alpoğlu
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mikro desenli parçacık detektörleri için hesaplama yöntemleri

Yüksek enerji fiziğinde kullanılan gazlı parçacık detektörlerinde yıllar boyunca önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Günümüzde ileri teknolojiler kullanılarak klasik detektörlere kıyasla çok daha avantajlı özellikleri olan Mikro Desenli Gazlı Detektörler (MPGDs) geliştirilmiştir. MPGD ailesinden biri olan MICROMEGAS (MM) detektörleri CERN'de gerçekleştirilen birçok deneyde kullanılmaktadır. Bu yeni nesil detektörlerin çalışma prensibi Paralel Plakalı Detektörlere (PPD) çok benzemektedir. Bu nedenle detektörlerde sinyalin kalitesini belirleyen gaz kazancının hesaplama yöntemleri de birbirlerine oldukça benzerdir. Ancak yapılan gaz kazancı benzetişimlerinde ilave fiziksel süreçler de hesaba katılmalıdır. Bunun nedeni elektron çığlarını meydana getiren doğrudan iyonlaşmaların yanı sıra Penning iyonlaşmaları ve geri besleme gibi fiziksel süreçlerin de toplam iyonlaşmaya katkı sağlamasıdır. Bu tez çalışması kapsamında iki farklı çoğalma aralıklı MM detektörlerinde Argon-İzobütan (Ar-iC4H10) gaz karışımı için literatürdeki deneysel verilerin kazanç benzetişimleri yapılmıştır. Böylece hesaplanan Penning enerji transfer olasılıkları incelenmiştir.

BenzetimDedektörlerHesaplama+1
Caner Sarı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Laminasyonlu otomobil koltuk kılıflarının kopma ve yırtılma davranışlarının araştırılması

Bu çalışmada, otomobil koltuk kılıfında kullanılan laminasyonlu kumaşların kopma ve yırtılma mukavemetlerinin simülasyonu yapılmıştır. Laminasyonlu kumaş; bezayağı ve dimi 2/2 örgü yapısına sahip farklı sıklıklardaki yüz kumaş, PU sünger ve PA yuvarlak örme kumaş olmak üzere 3 katmandan oluşmaktadır. KTEX yazılımında oluşturulan geometrik modelin FEA' de simülasyonu çalışması yapılmıştır. Kumaşlara gerçek test koşullarında tek eksenli ve zıt yönde kuvvetler etki etmektedir. Laminasyonlu kumaş sonlu elemanlar yönteminde lineer ve elastik kabul edilmiştir. Simülasyondan elde edilen çıktılar ve grafikler gerçek test sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Lamineli kumaşın geometrik modeli iyi sonuçlar almak için çok önemlidir. Simülasyondan elde edilen kopma ve yırtılma sonuçları, gerçek ve sanal elde edilen kuvvet – uzama grafiklerinde bazı bölgelerde farklılıklar gösterse de gerçek test sonuçları ile uyum göstermiştir. Gelecek çalışmalar için, elde edilen sonuçların benzerliği ile yüzey aşındırma gibi deformasyonların simülasyonu için iyi bir model oluşturabilir. Bu çalışma, 1001.STZ.2015 no'lu ''Dokuma Kumaş Otomobil Kılıflarında meydana gelen deformasyonların sonlu elemanlar yöntemi ile analizi'' isimli San- Tez projesi kapsamında desteklenmiş ve tüm deneysel çalışmalar Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. olanakları ile gerçekleştirilmiştir.

BenzetimGeometrik modellemeOtomobil+1
Sevgi Çakmak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocukların eğitimi için nesne öğrenimine yönelik interaktif sanal eğitim programı

Çocukların zihinsel, devinimsel, sosyal-duygusal gelişiminde okul öncesi dönemin önemi büyüktür. Okul öncesi dönemde ise çocuğun eğitiminde oyun çok önemli bir yer tutmaktadır. Çocuk yaşamı için gerekli öğrenmelerin bir kısmını oyun vasıtasıyla gerçekleştirir. Çocukların gelişiminde zekâ çok kritik bir konudur ve zekâ belirli bir yaşa kadar artış gösterirken, bir dönem duraklar ve daha sonrada gerilemeye başlar. Bu yüzden zekânın küçük yaşlarda hızlı bir artış göstermesi çocuğun gelişimi açısından önemlidir ve erken dönemlerde zeka gelişimi üzerinde yoğunlaşılmalıdır.Hem okul öncesi çocukların zeka gelişimleri doğrultusunda kavram öğrenme hem de çocukların bilgisayar ile etkileşimleri için, biz bu çalışmada bir simülasyon programı hazırladık. Bu simülasyon programında okul öncesi çocukların algılayabileceği düzeyde, nesneler ve renkler onların seviyelerine göre kullanılmıştır. Bu simülasyon programı ile çocuklar sanal ortamdaki nesnelere klavye ve fare kullanarak dokunabilmekte ve onları manipüle edebilmektedirler. Bu sayede çocukların zeka gelişimlerine, nesne ve renk farklılıkları kullanılarak yardımcı olunması amaçlanmıştır.Hazırlanan simülasyon programında dört farklı şekil ve bu şekillerle eşleşecek aynı şekillerin biraz daha büyükleri yer almaktadır. Simülasyon programı belirli aşamalardan oluşmaktadır. İlk aşamada kullanıcı program kullanımını (yer değiştirme, döndürme, eşleştirme) öğrenmektedir. Bundan sonraki seviyeler ise çocuğun algılayabileceği türde basitten zora doğru devam etmektedir.Ek olarak, bu ve benzeri simülasyon programlarında kullanılmak üzere bir deformasyon algoritması geliştirildi. Bu algoritma nesneleri üç boyutlu ve hacimsel olarak modellemekte ve gerçeğe uygun ve gerçek zamanlı olarak deformasyonları simüle etmektedir.

BenzetimModellemeSanal gerçeklik
Yasin Çiçek
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Asenkron motorlarda rotor kırıkları analizi ve modellenmesi

Elektrik motorlarında meydana gelen arızaların tarihi, elektrik motorlarının tarihi ile neredeyse yaşıttır. Üreticiler ve kullanıcılar, başlangıçta meydana gelen arızalar karşısında basit çözümleri benimsemekteydiler. Bunlar aşırı akım koruma sistemleri, gerilim regülâtörleri, sigortalar gibi cihazlar kullanılarak veya topraklama önlemleri alınarak çözülebilmekteydi. Ancak elektrik makinelerinin ve genel olarak teknolojinin gelişimine paralel olarak, ortaya çıkan arıza çeşitlerinin de artması ile arızaların erken teşhisi ve giderilmesinin önemi artmıştır [1].Asenkron motorların rotor devresinde meydana gelen kırık rotor çubuğu arızaları stator akımına harmonik olarak yansımaktadırlar. Bu çalışmada da sincap kafesli bir asenkron motorda meydana gelen rotor çubuğu kırıklarının stator akımlarından gözlemlenmesi MATLAB/Simulink ortamında modellenmiştir. Daha sonra deneysel verilerle kıyas edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Simulink modelinin eğitim amaçlı olarak kullanılabilirliğini göstermektedir.

BenzetimMatlab
Özkan Kara
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal ortamda cisimlerin haptic kol ile manipülasyonu ve deformasyonu

Bu tez çalışmasındaki temel amaç, gerçek hayatta algıladığımız 3 boyutlu cisimleri sanal ortama taşıyarak, cisimlere işlevsellik kazandırmaktır. Son yıllarda sanal gerçeklik ile ilgili yapılan çalışmalar geniş bir alanda (eğitim, sağlık, ulaşım, sanayi, vb.) devam etmektedir. Bu sebeple bilgisayar grafikleri alanında geliştirilen yöntemler ile kullanılan yazılım ve programlar incelenerek çalışmalar sürdürülmüştür.Cisimlerin modellenmesinde ve deformasyonunda hesaplamalı güç arttığından öncelikli olarak geometrik cisimlerin kullanımına ağırlık verilmiştir. Düzgün yüzeye sahip olmayan cisimler ise üçgensel ağ yapısına bölünerek modellenmiştir. Modellemede OpenGL ve 3 boyutlu grafik programı kullanılmıştır. Cisimlere renk, ışık, hareket, haritalama (texture mapping) gibi fonksiyonlar eklenerek haptic kol ile manipülasyonu sağlanmıştır. Tezin ilerleyen bölümlerinde modellenen cisimlerin deformasyonu ile ilgili simülasyon çalışmaları sürdürülmüştür. Cisimler geometrik üçgensel bir yapıyla moleküler modellemeye uygun uyarlanmaya çalışılmıştır. Moleküler modellemeden elde edilen parçacık (atom) metodu deformasyonların modellenmesinde kullanılmaktadır. Moleküler modellemede nesnelerin ağ yapısı yapay sinir ağları ile birleştirilmektedir. Deformasyona uğrayan cisimlerin yapısında meydana gelen iç kuvvetlerin hesaplanmasında CMAC sinir ağı algoritması geliştirilmiştir.Sanal ortamda cisimler fiziki çevrede gösterdiği benzer özellikleri ile simüle edilmeye çalışılmıştır. Haptic kol ile etkileşimi sağlanan cisimlerde gerçek zamanlı dokunma duyusu sağlanmıştır. Bilgisayar grafikleri alanında ilerleyen çalışmalar, geliştirilen yöntemler takip edilerek cisimlerin deformasyonu ile moleküler modellemede hesaplamalara yeni bir boyut kazandıran yapay sinir ağları ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

BenzetimDeformasyonSanal gerçeklik
Sevcan Aytekin
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mpı alt yapısı kullanılarak akıllı sensör sistemi simülasyonu

Kapalı Ortam Hava Kalitesi (KOHK) çalışma verimliliği, sağlık, enerji ve bunun gibi bir çok açıdan insan hayatını etkilemektedir. Enerji maliyetlerinin artması ve teknolojinin gelişmesiyle binalara daha iyi izolasyonlar yapılmakta ve bu sayede ısıtma/soğutma giderleri azaltılmaktadır. İnsanların toplu olarak yaşadığı binalarda (okul, hastane, kışla gibi) havalandırma için hala pencereler kapılar açılmakta bu ise enerji verimliliği açısından kötü sonuçlar doğurmaktadır. Yeterli havalandırmanın yapılmaması ise solunan havanın kötüleşmesine ve orada yaşayan insanların veriminin düşmesine sebep olmaktadır. Özellikle okullarda kötüleşen hava kalitesi öğrenme yeteneğini hızlıca düşürmektedir. Bu nedenle, sıcaklık ve nemin yanında kapalı ortamlarda ortam hava kalitesinin ölçülmesi ve bu ölçüm sonuçlarının değerlendirilerek havalandırma sistemlerinin denetiminde kullanılması hem enerji ve hem de işgücü verimliliği sağlayacaktır. Bir de kapalı ortamlarda hava kalitesinin kötü olması baş ağrısı, halsizlik ve göz kaşıntısı gibi şikayetlerin artmasına neden olmaktadır. Bu yüzden KOHK'nin ölçülebilmesi, bu bilginin denetim amacıyla kullanılması insan sağlığını olumlu yönde etkileyecek, enerji tasarrufunu ve çalışma verimliliğini artırabilecektir. Akıllı sensör sistemleri sayesinde ortamdaki havaya anında ve gerektiği kadar müdahale edilerek inasanların daha kaliteli hava solumaları ekonomik olarak sağlanabilecektir.Bir sistemin değerlendirilmesi matematiksel modelleme, simülasyon (benzetim) veya gerçekleme ile yapılabilir. Matematiksel modelleme kağıt üzerinde analitik olarak sistemin oluşturulması ve hesaplama yoluyla değerlendirilmesini içermektedir. Matematiksel modelleme ile değerlendirme en kolay yöntem olmasına rağmen hata payı yüksektir. Simülasyon çalışmasında ise hiç olmayan veya gerçeklenmesi zor, pahalı olan bir sistem gerçekte varmış gibi tüm unsurlarıyla yazılımla gerçeklenebilir ve farklı durumlar için test edilebilir. Simülasyon yoluyla sistem değerlendirmesi gerçeklemeye göre daha kolay ve matematiksel modellemeden daha az hatalı sonuçlar üretmektedir. Bu nedenle de sıkça tercih edilmektedir. Bu çalışmada, ortam hava kalitesinin ölçümü için çoklu sensörlerin bulunduğu sensör hücrelerinin bir binada odalara yerleştirildiği varsayılarak bir simülatör sistem gerçeklenmiştir. Simülatör ile birçok odadan gelen sensör verilerinin nasıl toplanacağı ve bu verilerin tek merkezde nasıl değerlendirilebileceği üzerine senaryo çalışmaları yapılmıştır.Linux / MPI (Mesaj Geçiş Arayüzü) ortamında çalışan uygulama 17 bilgisayar üzerinde paralel süreçler oluşturmak koşuluyla çalıştırılmış ve MPI alt yapısının sağladığı bilgisayarlar/süreçler arası haberleşme sayesinde sensör verileri tek merkezde toplanmıştır. Toplanan veriler MPI süreci tarafından TCP/IP sokete yazılarak anlık olarak C-Sharp programlama dilinde yazılmış arayüzün kullanımına sunulmuştur. Bu veriler ZedGraph grafik kütüphaneleri kullanılarak oluşturulan grafiksel gösterimlerle de hava kalitesini değerlendirebilmesi kullanıcıya sunulmuştur. Aynı zamanda simülasyon uygulaması, akıllı sensör sistemlerinin çalıştırılabilirliğini ve sonuçlarının kolayca izlenebilirliğini de göstermektedir.

BenzetimHava kalitesiLinux+3
Halil İbrahim Çakır
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erbiyum katkılı fiber optik amplifikatörlerin simülasyonu ve gürültünün sistem performansına etkisinin incelenmesi

IV ERBIUM KATKILI FIBER OPTİK AMPLİFİKATÖRLERİN (EDFA) SIMULASYONU VE GÜRÜLTÜNÜN SİSTEM PERFORMANSINA ETKİSİNİN İNCELENMESİ Cem Çokrak Elektrik - Elektronik Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 2001 Danışman : Yrd.Doç.Dr. Ahmet ALTUNCU ÖZET Uzak mesafe noktadan noktaya fiber optik iletişim linklerinin ve optik ağların gerçekleştirilmesinde karşılaşılan temel problemlerden birisi fiber kaybıdır. Yakın zamanda bu problemi çözmek için gerçekleştirilen önemli bir teknolojik gelişme ise erbiyum katkılı fiber optik amplifikatörlerin (EDFA) gerçeklenmesi olmuştur. EDFA' lar, terabitlerin ötesinde çalışabilen yüksek bit oranlı ve uzak mesafe fiber optik iletişim sistemlerinde, optik sinyallerin doğrudan optik olarak yükseltilebilmesine izin vermiştir. Bu çalışmada, C bandında (1525-1565 nm) çalışan ileri yönde pompalanmış bir EDFA'nın kazanç, gürültü faktörü ve ASE gücü değişimlerini karakterize eden bir simülasyon programı Matlab ortamında yazılmış ve simülasyon sonuçlan analiz edilmiştir. Program, EDFA'yı modelleyen oran ve yayınım denklemlerini nümerik yolla çözerek istenen karakteristikleri, Er3+ katkılı fiber uzunluğu, pompalama gücü, sinyal giriş gücü ve Er3+ katkılama yoğunluğunun fonksiyonu olarak grafiksel yolla görüntülemektedir. Bu şekilde, fiziksel parametreleri verilen bir EDFA'nın kazanç ve gürültü performansı grafiksel olarak elde edilmekte veya arzu edilen performansta bir EDFA için gereken fiziksel EDFA parametreleri kolayca optimum biçimde elde edilebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Erbiyum, Fiber, Gürültü Faktörü, Kazanç, Optik Amplifikatör

BenzetimErbiyumFiber optik+2
Ahmet Cem Çokrak
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik devre elemanları dersine yönelik artırılmış gerçeklik ve simülasyon destekli öğrenme ortamının tasarlanması

Elektronik Devre Elemanları dersi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü lisans öğretim programına birinci sınıf ikinci yarıyılda okutulmak üzere eklenmiştir. Elektronik Devre Elemanları dersi 3 saat teorik olarak okutulmaktadır. Bu dersi alan öğrenciler ile yapılan görüşmeler doğrultusunda dersin uygulama isteyen içeriklerinin olduğu fakat dersin uygulama saatinin bulunmamasından dolayı ders kavramlarının bilgi düzeyinde kaldığı sonucu elde edilmiştir. Bu çalışma, birinci sınıf lisans öğrencilerinin görüşleri doğrultusunda elektronik devre elemanları dersinde kullanılmak üzere geliştirilen artırılmış gerçeklik ve simülasyon destekli öğrenme ortamının tasarım süreci ile ilgilidir. Öğrenme ortamının tasarımına bu dersi alan gönüllü 5 öğrenci yön vermiştir. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu araştırmada tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Tasarım tabanlı araştırma araştırmacının başlangıçta tasarım ilkelerine bağlı kalarak geliştirmiş olduğu uygulamanın, versiyonlarının her seferinde etkilerine bakarak tasarımını gözden geçirdiği ve tatmin edilecek sonuçları elde edene kadar süreci tekrar ettiği, sonuçlar doğrultusunda en gelişmiş versiyon olan uygulamayı ürettiği araştırma sürecidir (Kuzu, Çankaya, Mısırlı, 2011). Bu araştırmada paydaşlar başlangıçta tasarım ilkelerine bağlı kalarak geliştirilen ilk aşamaya da dâhil ederek tasarımın daha etkin, faydalı ve döngüsel sürecini daha hızlı tamamlaması sağlanmıştır. Dersi alan öğrenci görüşleri, var olan tasarım ilkeleri ve alanyazında bulunan çalışmalar doğrultusunda, üç aşama döngüsel düzeltme süreci geçiren öğrenme ortamı nihai tasarımına ulaşmıştır.

Artırılmış gerçeklikBenzetimBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü+3
İbrahim Kavak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Predicting rock toppling behaviour using animation software

Blender is a software used in the film and computer games industries to realistically animate a physical system and produce animation films. In this paper, it is shown that media can be faithfully modeled using rigid body physics. Rock toppling and soil sliding are issues confusing the designers in selecting the alternative roots of roads due to miss availability of exact predictions. The animation program is used to simulate a rock toppling model to evaluate the results and find the prediction capacity of the software. For this purpose, BLENDER simulations were modeled to simulate cases in two different studies made by (Wyllie and Mah., 2004) and (Guo et al.,2017), and the results are then compared with said study results. Results showed that Blender as a computer software seems to be a tool to predict rock toppling behavior.

SimulationSource rockThree dimensional animation
Elnaz Çelik
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Modeling, simulation and control of fuzz recycling process for textile industry

The importance of recycling comes from the benefits it returns to the environment. Pointing on carpet manufacturing, after the production process is completed the carpet passes through "thread trimming" stage, which results in fine threads (fuzz). The fuzz is disposed only because it is difficult to reuse it in current physical form. The current study focuses on the mathematical modeling and simulation of a fuzz recycling machine that helps reform the fuzz into a reusable solid material. The process is divided into two stages, filling the vessel with fuzz and compressing it until it reaches the desired density. Filling process modeling relies on indicating the change in fuzz concentration through the pumping procedure, which leads to a relation expressing the effect of the fuzz concentration variance on both released air and vessel density through this stage. Compression process modeling counts on a compressor that applies specific pressure on the air-fuzz mixture to release air through filtered exit holes and compress the fuzz to produce it in solid form. Using calculations and available data it is found that the relation of volume and density of the material during this process is linear and simulating the model has shown the effect of pressure on both volume and density. Additionally the pressure dynamics modeling the pressure change in each stage is shown. This system is expected to help create a new recycling machine that can save large amounts of carpet industry wastes.

SimulationMathematical modellingTextile industry+1
Hiba Zakrı
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Braket altında oluşan mikrosızıntının dört farklı bonding tekniğinde termal siklus ve çiğneme simülatörü yöntemleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Braket yapıştırılmasında adezivin polimerizasyon sürecine bağlı olarak büzülmesi sonrası meydana gelen mikrosızıntı, braket ve diş arasında bağlantının zayıflamasına ve bakteri penetrasyonuna sebep olmaktadır. Bu bölgede ciddi anlamda artmış olan mikrosızıntı dekalsifikasyonlara, mine renklenmelerine, korozyonlara ve sekonder çürüklere sebebiyet vermektedir. Dişler üzerine yapıştırılan braketler çiğneme kuvvetleri etkisine maruz kalırken kullanılan yapıştırıcılar ağız ortamındaki termal değişikliklerden etkilenmektedir. Diş dokuları ile restoratif materyallerin termal genleşme katsayıları farklıdır, bu sebepten dolayı mikrosızıntıya neden olabilecek boşlukların oluştuğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda çiğneme kuvvetleri doğrudan brakete ya da braket slotundan geçen ark teli ile uzayın üç boyutunda braket üzerinden kullanılan yapıştırıcıya ve dişe iletilmektedir. Çiğneme kuvvetleri ile oluşabilecek mikroçatlaklardan ağız sıvılarının penetrasyonu sonucu mikrosızıntı oluşturan çalışmalar mevcuttur. Braketin tutuculuğunu etkileyen, renkleşmelere yol açan ve sekonder çürük oluşumlarına neden olan mikrosızıntının önlenebilmesi için literatürde çok sayıda araştırma, test yöntemi ve bunların güvenilirlikleri ve geçerlilikleri ile ilgili birçok veri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda, gerek bonding materyallerin yapısal özellikleri, gerekse uygulama yöntemleri geliştirilerek diş dokuları ile daha iyi bir uyum sağlanmasına ve mikrosızıntının önlenmesine çalışılmaktadır. Mikrosızıntının değerlendirilmesi için birçok test metodu geliştirilmiş ve denenmiştir. Bu test metodları içinde; asit etch, self etch, er-yag lazer, karbondioksit laser, kumlama, Nd:YAG, diode lazer, erbium:yttrium-aluminum-garnet lazer gibi uygulama yöntemleri ve çok farklı materyaller kullanılan test metodları bulunmaktadır. Bu çalışmada iki farklı lazer yönteminin asit etch ve self etch yöntemleriyle karşılaştırmalı olarak mikrosızıntı miktarına etkinliği değerlendirilmektedir. Çalışmada örnekler otopolimerizan akrilik bloklar içine gömülüp, otopolimerizan silikon ölçü yardımıyla insan dokusundaki periodontal ligament taklit edilerek çiğneme simülatörü ve termal siklüs yöntemleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilecektir. Elde edilen veriler ANNOVA ve Mann Withney U istatistiksel olarak değerlendirilecektir.

BenzetimDental bondingDental mine+6
Ufuk Ok
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Lingual retainer uygulaması için er:Yag lazer ve konvansiyonel etching metotlarının in vitro olarak karşılaştırılması

Ortodontik tedaviyle elde edilen diş diziliminin uzun dönem idamesi ortodontistin başarısı ve hasta memnuniyeti açısından önemlidir. Bu nedenle pekçok farklı retansiyon aygıtı dizayn edilmiştir. En yaygın kullanılan pekiştirme araçlarından biri lingual retainerlardır. Lingual retainerların uygulanmasına yönelik mine yüzeyinin pürüzlendirilmesinde kullanılan birçok yöntem bulunmaktadır. Konvansiyonel etching uygulamalarında izolasyonu sağlamak oldukça yüksek teknik hassasiyet gerekmektedir. Lingual retainerda meydana gelebilecek bir sorun, relaps ihtimalini artırmaktadır. Konvansiyonel prürüzlendirme tekniğindeki bu hassasiyet gereksinini lazer sistemler ile gerçekleştirilen farklı uygulamaların gelişmesine zemin sağlamıştır. Lazerle pürüzlendirmede mine yüzeyinin yıkanması ve tükürük kontaminasyonun engellenemesi gibi basamaklar elimine edilerek ortodontiste avantaj sağlanmaktadır. Ortodontik ataçmanların yapıştırılmasında adezivin polimerizasyonu esnasında gösterdiği büzülmeye bağlı mikroçatlaklar oluşmaktadır. Mikroçatlakların oluşmasındaki bir başka neden ise, dişlerin yüzeyine yapıştırılan ataçmanların çiğneme kuvvetlerinden etkilenmesidir. Çiğneme kuvvetleri, yapıştırıcıda yapısal bozulmalar meydana getirerek bu çatlakların oluşmasına sebep olmaktadır. Bu çatlaklardan ağız sıvılarının penetre olduğunu gösteren çeşitli çalışmalar mevcuttur. Mikrosızıntı, bağlanmanın zayıflamasına ve bakteri penetrasyonuna neden olmaktadır. Artan bakteri penetrasyonu mine renklenmelerine ve dekalsifikasyona yol açmaktadır. Çalışmamızın amacı Erbiyum:Yitriyum-Alüminyum-Garnet (Er:YAG) lazer ve asitle pürüzlendirme yöntemlerinin; bağlanma dayanımına, kırılma tipine ve mikrosızıntı miktarına etkilerini değerlendirmektir. Bu doktora tez çalışmasında 132 adet çekilmiş insan kesici diş kullanılmıştır. Mine yüzeyi %37'lik fosforik asit ve Er:YAG lazer kullanılarak pürüzlendirilmiştir. İnsan dokusundaki periodontal ligamenti taklit etmek amacıyla otopolimerizan silikon (Anti-Rutsch-Lack; Wenko, Wensselaer, Almanya) kök yüzeyine uygulanmıştır. Silikon kalıplar kullanılarak her örnekte iki adet diş olacak şekilde otopolimerizan akriliğin içerisine dişler gömülmüştür. Lingual retainer yapıştırılarak ağız ortamının taklit edilmesi amacıyla çiğneme simülatörü ve termal siklüs cihazları kullanılarak iki yıllık yaşlandırma protokolü uygulanmıştır. Mikrosızıntı değerlendirmesi için hazırlanan bloklardaki dişler birbirinden ayrılarak apeksi kapanacak şekilde akrilik bloklara ayrı ayrı yerleştirilmiştir. Hatalı boyanmaları engellemek amacıyla dişlere iki kat tırnak cilası uygulanmıştır. Hassas kesim cihazında meziodistal yönde lingual retainer teline paralel olacak şekilde kesitler alınmıştır. Stereomikroskop ile mezial ve distal kısımlardan mine-adeziv ve adeziv-retainer teli arası mikrosızıntı milimetrik ölçümlerle kaydedilmiştir. Bağlanma dayanımının değerlendirilmesi için, lingual retainer teli kuvvet uygulayan parçaya dik olacak şekilde Universal test cihazına yerleştirilerek kopma testine tabii tutulmuştur. Kopma anındaki veriler bilgisayara Newton (N) biriminden kaydedilmiştir. Kaydedilen değerler iki diş üzerindeki yapıştırıcıların toplam yüzey alanına bölünerek megapaskal (MPa) birimine çevrilmiştir. Artık Adeziv Endeksi (ARI) değerlendirilmesi aynı örnekler incelenerek yapılmıştır. Bağlanma dayanımı verileri incelendiğinde asitle pürüzlendirilen ve lazerle pürüzlendirilen gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Asitle pürüzlendirme uygulanan gruptaki kuvvet değerleri daha yüksek ölçülmüştür. Kırılma sonrası diş yüzeyinde kalan adeziv stereomikroskopla incelenmiş, ARI değerleri skorlandırılmıştır. Gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Asitle pürüzlendirilen grupta kopmalar daha çok adeziv- retainer teli arasında görülmüştür. Lazerle pürüzlendirilen grupta daha çok mine- adeziv arasında kopma meydana gelmiştir. Mine- adeziv ve adeziv- retainer teli arasında meydana gelen mikrosızıntı verileri değerlendirildiğinde mezial ve distal taraflardan yapılan ölçümler arasında istatiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Bu verilerin ortalaması alınarak total mikrosızıntı incelendiğinde ise mine-adeziv arasında ölçülen değerler adeziv- retainer teli arasında ölçülen değerlerden istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur.

AsitlerBenzetimDental bonding+7
Merve Kurt
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yarıiletken aletlerin nümerik modellemesi

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ YARIİLETKEN ALETLERİN NÜMERİK MODELLEMESİ M. izzettin YILMAZER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI Danışman: Y. Doç. Dr. Metin ÖZDEMİR Yıl: 1999, Sayfa: 98 Jüri: Y. Doç. Dr. Metin ÖZDEMİR : Prof. Dr. Yüksel UFUKTEPE : Doç. Dr. Ramazan ESEN Yarıiletken aygıtlar endüstrinin bir çok alanında kullanılmaktadır. Aygıtların elektrik ve optik özelliklerinin bilinmesi, kullanım alanlarının gelişmesine yardımcı olacaktır. Bu özelliklerin araştırılması laboratuar çalışmaları ile yapılabileceği gibi bilgisayar simülasyon yöntemleri kullanılarak da yapılabilir. Bu çalışmada yarıiletken malzemelerin nümerik olarak simülasyonunun nasıl yapılabileceğinin araştırılması ve böylece modelleme yardımı ile verilen bir yarıiletken aygıtın çeşitli koşullar altında karakteristiklerinin bulunması amaçlanmıştır. Ayrıca çeşitli malzeme parametrelerinin ve ortam koşullarının etkisi de incelenmiştir. Nümerik simülasyon yöntemi olarak Monte Carlo yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemi kullanmak için yarıiletken malzeme içerisindeki yük taşıyıcılarının malzeme içindeki çeşitli merkezlerle olan etkileşme biçimi bilinmeli ve böylece aygıt Monte Carlo yöntemi ile etkin şekilde modellenebilmektedir. Bu modelleme ile aygıtın performansının ve temel karakteristiklerinin taşıyıcı yoğunluğu; malzemenin safsızlık konsantrasyonu, modellemede kullanılan parçacık sayısı, ortamın sıcaklığı gibi parametrelere bağlılığı da araştırılmıştır. Ayrıca bu işlemler için gerekli olan Fortran programları da yazılmıştır. Monte Carlo yöntemi, birden fazla parçacığın aynı anda simule edilmesini sağladığı, malzeme özelliklerinin kolayca simülasyon programına eklenebilmesine izin verdiği ve ayrıca bütün uzayda çözülmesi gereken bir dalga fonksiyonu yazılmasını gerektirmediğinden uygun ve hızlı bir çözüm yöntemidir. Anahtar Kelimeler: Yarıiletken, Monte Carlo Metodu, Saçılma mekanizmaları, Simülasyon, Modelleme.

BenzetimModellemeMonte Carlo Yöntemi+1
M. İzzettin Yılmazer
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Standart model higgs bozonunun simülasyonu

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ STANDART MODEL HIGGS BOZONUNUN SİMÜLASYONU Deniz SUNAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Ayşe POLATÖZ Yıl: 2002, Sayfa: 80 Jüri : Prof. Dr. Ayşe POLATÖZ : Prof. Dr. Gülsen ÖNENGÜT : Doç. Dr. Sefa ERTÜRK Kendiliğinden simetri kırılması sonucunda ortaya çıkan Standart Model (S M) Higgs mekanizmasının detaylarını araştırmak ve Higgs bozonunu gözlemek amacıyla 2007 yılında CERN'deki CMS dedektörü işleve girecektir. Bu çalışmada, Higgs bozonunun üretim ve bozunum kanallarının özellikleri özetlenmiş ve çeşitli bozunum kanalları için CMS'de yapılan simülasyon çalışmaları derlenmiştir. Yapılan simülasyon çalışmalarında elde edilen verilere dayanarak Higgs'in hangi kanallarda gözlenebileceği ve bu kanalların dallanma oranı (BR), Higgs kütlesi (m#) ve ışıklık (Z) gibi özelliklerinin nasıl olabileceğine dair öngörülerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Standart Model Higgs Bozonu, Higgs Bozunum Kanalları, CMS, LHC, Simülasyon

BenzetimCMSHiggs bozonu+2
Deniz Sunar
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Değişik kaynak ağız formlarında ısı tesiri altındaki bölgenin ( ITAB ) bilgisayar simülasyon yöntemiyle 3-boyutlu olarak belirlenmesi

-VI- ÖZ Kaynak bölgesindeki sıcaklık dağılımı ve değişimi üzerine yapılan çalışmalar, metal bir yüzey üzerinde noktasal bir ısı kaynağının hareketi dikkate alınarak incelenmiştir. Gerçekte ise kaynak agızı içerisine sıcak metal ilavesi olmakta ve ısı sadece metal yüzeyinden verilmemiş olup arada kalan kaynak metalinden ana parçaya ve ortama yayılmaktadır. Bu çalışmada X-V-Y-K ve I kaynak agızı formlarının kaynak dikişi civarında oluşan Işı Tesiri Altındaki Bölgenin (ITAB) oluşumuna etkisi incelenmiştir. Isının iletimle malzeme içerisinden, bütün yüzeylerden ortama ise ışıma ve konveksiyonla olduğu dikkate alınarak sonlu farklar metodu kullanılmıştır. ITAB'nin sınırını belirten izoterm eğrilerinin konumu, sıcak bölgenin etkisiyle malzemede 700°C sıcaklığa ulaşan kaynak ağız formundan en uzak noktaların yeri olarak belirlenmiştir. K ağız formu hariç diğer ağız formlarında kaynak banyosunun ortasından geçen düşey eksene göre sag ve solda simetrik bir ITAB dağılımı görülmüştür. Bu simetrik ITAB dağılımı X-V-Y ve I ağız formlarının düşey eksene göre simetrik olmasından kaynaklanmaktadır. Maksimum ITAB büyüklüğü X ağız formunun ortasından geçen yatay eksen üzerinde görülmüş ve değeri 1.611mm dir. Kaynak istikameti boyunca ITAB da büyüme olduğu gözlenmiştir. Bu büyüme kaynağa başlama ve bitim noktalarına yaklaştıkça küçülmektedir. Bütün ağız formlarında malzeme yüzeylerine yaklaştıkça ITAB' m küçüldüğü görülmüştür.

BenzetimIsı geçişiKaynak
Onur Güven
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
DoktoraAçık ErişimTR

Objelerin topolojik ilişkilerinin 3B CBS ve ağ analizi kapsamında değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında, başlıca konumsal objelerden olan ve üçüncü boyutunun da hesaba katılması gereken binaların, iç mekânlarına yönelik olarak bir kavramsal model tasarlanması ve bu modele uygun olarak, ağ analizleri anlamında konumsal analizlerin etkin bir şekilde yapılabileceği bir 3B CBS uygulaması geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gerçekleştirilen uygulama ile 3B ağ uygulamalarının matematiksel ve model altyapısı ortaya konulmuş, analiz tabanlı ve fonksiyonel bir 3B CBS prototipi üretilmiştir. Söz konusu prototip otomatik veri üretimi, ağ analizi, simülasyon ve navigasyon olmak üzere dört farklı bileşenden oluşmaktadır. Otomatik veri üretimi için MUSCLE (Multidirectional Scanning for Line Extraction) Model adı verilen yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Söz konusu yöntem, kat planından üç boyutlu Bina ve Ağ modellerinin hızlı, etkin ve otomatik bir şekilde elde edilmesini sağlamakla birlikte, esasen raster verilerin vektörizasyonu gibi daha büyük uygulamalarda da kullanılabilecek bir sayısal görüntü işleme algoritmasıdır. Ağ Analizi modülü, görüntüleme ve analiz olmak üzere iki farklı fonksiyona sahiptir ve kullanıcıların iki nokta arasındaki en kısa yolu analiz etmelerine ve görselleştirmelerine imkan sağlamaktadır. Söz konusu uygulama ile 3B mekanlarda ihtiyaç duyulan en önemli konumsal analizlerden biri olan ağ analizinin etkin bir şekilde gerçekleştirilebileceği gösterilmiştir. Simülasyon modülü kişilerin navigasyon aşamasındaki hareketlerini modellemek üzere geliştirilen bir uygulamadır. Söz konusu uygulamada bina içinde ilerleyen kişinin, sanki gerçekmiş gibi sesli ve görüntülü olarak yönlendirilmesi sağlanmaktadır. Navigasyon modülünde kullanıcı etkileşimli bir konum belirleme yöntemi kullanılmış ve iç mekanlardaki kişilerin sorunsuz bir şekilde hedeflerine ulaşabilecekleri ortaya konulmuştur. Bina içi yönlendirme, acil durumlarda tahliye gibi konuma bağlı her türden hizmetin verilmesi söz konusu sistemin kullanım alanları olarak kendini göstermektedir. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde üç boyutlu bir CBS kavramı üzerinde durulmuş, böyle bir sistemin gerçekleştirilmesinin önündeki zorluklar belirtilmiştir. Çalışmanın gerçekleştirilmesine sebep olan problem tanımlanmış, tezin amacı ortaya konulmuştur. Ardından tezin kapsamı belirtilmiş ve iç mekanlar için acil durum yönetimi, navigasyon ve adres bulma, güvenlik ve hizmetlerin organizasyonu gibi kullanım alanları detaylandırılmıştır. Son olarak bugüne kadar yapılan çalışmalar incelenmiş ve çalışmanın metodolojisi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ayrıntılı olarak üç boyutlu ağ analizinin temelleri üzerinde durulmuştur. Ağ analizinin çeşitleri açıklanmış, CBS açısından topoloji kavramı incelenmiştir. Ağ analizlerinin matematiksel temelini oluşturan Graf Teorisine geniş bir şekilde yer ayrılmış, en uygun yol analizleri ayrıntılı örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise tez kapsamında geliştirilen ve yukarıda özetlenen uygulamanın, kavramsal ve mantıksal tasarımı açıklanmış, matematiksel altyapısı ve algoritmik temelleri tüm yönleriyle detaylandırılmıştır. Dördüncü bölüm çalışmanın sonuçlarını ve önerileri içermektedir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi bilgi sistemi (CBS), 3B CBS, otomatik obje tanıma, ağ analizi, topoloji, simülasyon, navigasyon

BenzetimCoğrafi bilgi sistemleriNavigasyon+2
İsmail Rakıp Karaş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necati Bey Divanı'nın ilk yüz gazelindeki benzetme sanatlarının dil yönünden incelenmesi

Benzetme sanatlarından teşbih ve istiare sanatını oluşturan unsurların kelime, kelime grubu ve cümledeki durumu bakımından şu özelliklerine rastlanmıştır: Ayrıntılı benzetmede benzeyen unsur isim ve zamir; isim tamlaması, özne ve nesne olabilmektedir. Benzetmelik unsuru ise isim, isim/sıfat tamlaması; nesne ve dolaylı tümleç olabilir. Benzetme aracı edat ve fullerle görülürken benzetmelik ile birlikte oluşturduğu edat grubu içinde yer alır. Bu yapı cümlede zarf tümlecidir. Benzetme aracı bazan yüklem de olabilir. Benzetme yönü fiil, birleşik fiil türleriyle ifade edilirken yüklem de olabilmektedir. Kısaltılmış benzetmede benzeyen unsur isim, isim/sıfat tamlamaları, özne ve nesne; benzetmelik isim, isim/sıfat tamlamaları birleşik fiil grubu, nesne ve dolaylı tümleç; benzetme aracı ise edat ve fiillerden oluşurken cümlede yüklem de olabilmektedir. Pekiştirilmiş benzetmede benzeyen unsur isim, isim tamlaması ve özne olarak görülür. Benzetmelik unsuru isim, sıfat tamlaması, yüklem olarak kullanılırken, benzetme yönü sıfat fiil grubu ve birleşik fiil gruplarıyla ifade edilmiştir. Uz benzetmede benzeyen unsur isim, isim tamlaması, özne; benzetmelik unsuru ise isim, sıfat, isim/sıfat tamlamaları, yüklem şeklinde ifadesini bulur. Bir benzetmeyi oluşturan temel unsurlardan, benzeyen ya da benzetmeligin söylenip söylenmemesine göre, açık ya da kapalı istiare şeklinde çeşitlenen istiare ise; yapıyla kayıtlı olmaktan çok, anlamca zenginleşmiş haliyle, her hangi bir yapıda kullanılabilir. Bunlar arasında isimler, isim/sıfat tamlamaları, birleşik fiil grubu, ünlem grubu; özne, nesne, dolaylı tümleç, bağımsız tümleç ve yüklem gibi kuruluşlar ortak olarak kullanılmıştır.

BenzetimDivan edebiyatıDivan edebiyatı+3
Aydın Kırman
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moral Panik Kuramı çerçevesinde medyanın göçmen/mülteci/sığınmacılara yönelik algısal etkileri

Bu çalışmada, göçmenlere yönelik olumlu ya da olumsuz genel tutumların veya genelleştirilmiş inançların oluşmasında medya tarafından üretilen moral paniklerin ne denli etkili olduğu ve hipergerçeklik kuramı ile moral panikler arasındaki benzerliğin imkânı sorgulanmıştır. Çalışmada "göçmen/mülteci/sığınmacıları" ele alan yazılı basının dijital platformlarında yer alan haberler moral panik kuramı çerçevesinde ele alınmış ve hipergerçeklik kuramı ile ilişkilendirilmiştir. Çalışmanın yöntemi "Durum Çalışması" ve "Eleştirel Söylem Analizi" olarak belirlenmiştir.

BenzetimDijital platformlarGöçmenler+7
Yasemin Küçük Diler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elastik uzuvlu robotların dinamik davranışlarının simülasyonu

Bu çalışmada, elastik uzuvlu robotların dinamik denklemlerinin bilgisayar yardımıyla elde edilebilmesi, elde edilen dinamik denklemlerin yine bilgisayar yardımıyla çözümlenerek analizlerinin yapılabilmesi amaçlandı. Dinamik denklemlerin verilen şartlarla çözümlenmesi, arzu edildiği taktirde şartların değiştirilmesi ile denklemlerin tekrar tekrar çözümlenebilmesi göz önüne alındı.Böylece, verilen şartlar altında robotun göstereceği dinamik davranışlar değerlendirilerek, tasarımda veya çalışma koşullarında gerekli değişikliklerin kolaylıkla yapılabilmesi hedeflendi.Yeni bir modelleme tekniği önerilerek, araştırmacıların yapmış olduğu bir takım basitleştirmeler işlemlere dahil edildi.Bu modelleme esas alınarak yeni bir formülasyon geliştirildi. Bilgisayar ortamında işlenmesi kolay olduğundan formülasyon matris formunda yapıldı.Ayrıca eksen takımları, sistematikliği ve kullanım yaygınlığı göz önüne alınarak Denavit ? Hartenberg Prensiplerine göre yerleştirildi. Bu formülasyonu kullanılarak MATLAB Teknik Programlama Dilinde bir yazılım geliştirildi. Yazılım sayesinde n adet elastik uzva sahip döner mafsallı ve düzlemsel bir robotun dinamik denklemleri otomatik olarak parametrik formda elde edildi.Böylece dinamik denklemlerin çözümlenebilmesi için sadece parametrik ifadelerin sayısallaştırılması yeterli oldu. Bu sayede denklemlerin her işlem için tekrar tekrar hesaplanmasının önüne geçildi. Sadece sayısal değerlerin değiştirilmesi ile çok farklı kombinasyonlar için dinamik denklemlerin çözümlemesi yapıldı.Yazılımın, elastik uzuv sayıları bir ile üç arası olan robotlar için çalıştırılmasıyla elde edilen sonuçlar mukayese edildi. Böylece, uzuv sayısı, uzuv kütle değerleri, uzuv malzemesi ve çalışma şartları arasındaki ilişkiler hakkında bilgi toplandı ve bir takım sonuçlar çıkarıldı.Anahtar Kelimeler; Robot, Elastik, Dinamik, Modelleme, Simülasyon, Animasyon, MATLAB

BenzetimCanlandırmaDinamik davranış+3
Suat Arapoğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelir yönetiminde dinamik kapasite yönetimi simülasyonu ve bir hava yolu şirketinde uygulanması

Hava taşımacılığı, işlevi ve cirosu ile dünyada önemli ekonomik sektörlerden biridir. İnsanların uzun mesafelerde rahat ve diğer ulaşım olanaklarına göre daha kısa sürede seyahat etmelerine olanak vermesinin yanı sıra, iki ülke arasındaki ticaretin, turizmin, siyasi ilişkilerin gelişmesinde de önemli bir rol üstlenmektedir.Tezin ilk kısmında giriş yapıldıktan sonra ikinci kısmında hava taşımacılığı sektörünün özellikleri, tarihçesi, dünyada ve ülkemizde hava taşımacılığından bahsedilmektedir.Üçüncü bölümde, gelir yönetimi kavramından genel olarak bahsedilmekte ve örnekler ile bu kavram açıklanmaya çalışılmaktadır.Tezin dördüncü kısmında ise havayollarının en temel 3 çekirdek fonksiyonu açıklanarak genel işleyiş hakkında bilgi verilmektedir. Sürecin başladığı Üretim Planlama'nın temel aşamaları ile hava yolu uçuş tarifesinin nasıl ortaya çıktığı ve ortaya çıkan ürünün operasyonel hangi birimler tarafından icra edildiği anlatılmaktadır. Müşteri segmentasyonu ve ücretlendirme gibi Gelir Yönetimi ve Pazarlamanın sorumluluklarını daha detaylı olarak anlatmak için bu konular beşinci kısımda ayrıca işlenmektedir. Hava yollarında Pazarlama ve Gelir Yönetiminin tarihçesi ile mevcut durumda kullanılan tekniklerin zaman içersinde nasıl geliştiği, pazar bölümlemeden ve ücret farklılaştırmadan bu bölümde bahsedilmektedir.Hava yollarının aynı uçuşta, aynı kabin için çok geniş bir yelpazede yolcularından ücret tahsil etmesi, A.B.D.'deki serbestleşmeden ve düşük maliyetli hava yolu şirketlerinin sektöre girmesinden sonra çok alışıldık bir uygulamadır. Tezin altıncı kısmında hava yollarının toplam gelirlerini maksimize etmek amacıyla kullandıkları gelir yönetiminin tanımı ve firmalarda nasıl kullanıldığı ile kavramları açıklanmaktadır.Yedinci bölümde hava yolunun gelirini artırmak için zaman içerisinde değişen yolcu talebine göre dinamik kapasite yönetimi tekniğini nasıl kullandığı açıklanmakta ve teknik tanımlanmaktadır.Sekizinci bölümde ise tezin uygulama kısmına geçilmekte ve simülasyonda kullanılacak temel model açıklanmakta, modelin bir hava yolunda uygulanması sürecinden bahsedilmektedir.Son bölümde ise uygulamanın sonuçları ortaya konmakta ve çıkan sonuçlar yorumlanmaktadır.

BenzetimGelir yönetimiHava yolları+3
Murat Baş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

New results of fixed point theory on metric and partial metric spaces

Fixed-point theory has applications in various branches, whether it is applied science or pure science. It gives a unique formula to understand and study a large amount of linear-non-linear mathematical issues. The types of contraction mapping, including the concept of A-contraction and Z- contraction with reference to ζ, and others, are the most important cases which have been studied extensively by many authors to find reliable answers to the existence, and uniqueness of the fixed points in the field of nonlinear analysis. In this present thesis, we introduce a type of contraction mapping by introducing a new class called fφ-contraction with respect to the simulation function ζ and present some findings of the fixed points for mappings concerning in G- metric spaces. The extension and generalization of Banach's contraction principle are greatly supported by the contributions made by fφ- contraction. Furthermore, we have extended the common fixed point results in the setting of partial JS- metric spaces by using g(η; ξ)- contraction. The main goal of the current study is to investigate and continue different aspects of the results for fixed point in G- metric space and common fixed point in partial JS-metric spaces, which will help in providing a generalization to Z-contraction w.r.t ζ.

SimulationMetric spacesFixed point theorems
Adıan Kamıl Muazı Muazı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Simülasyon amaçlı uzman sistemler ve kuyruk modellerinin simülasyonu için bir uzman sistem tasarımı

Simülasyon ve uzman sistemler arasında kuvvetli bir metodolojik benzerlik vardır. Her ikisinde de yapılan çalışma, karar vermeye yardım eden bir bilgisayar tabanlı model oluşturmaktır. Simülasyon bir çok problemin çözümünde ve analizinde son derece başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Klasik simülasyon yaklaşımında, simülasyonu yapacak kişinin, model lenecek sistem hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Simülasyonu yapan kişi bu bilgiyi kullanarak problemin spesifikasyonunu oluşturur. Simülasyon için bir sonraki adım ise, genel amaçlı bir programlama dili veya özel amaçlı bir simülasyon dilinin kullanılarak, modelin bir bilgisayar programının oluşturulmasıdır. Daha sonra geliştirilen bu simülasyon modeli ( programı ) geçerli hale getirilir ve denemeler yapılarak sonuçlar elde edilir. Simülasyoncu daha sonra bu sonuçları analiz ederek yorumlar, îşte bir simülasyon çevriminin bütün bu kısımları, mevcut yapay zekâ ve uzman sistem teknikleri kullanılarak otomatik hale getirilebilir. Böylece simülasyonu yapılacak alan hakkında bilgi sahibi olan fakat bir simülasyon dilini bilmeyen bir kişinin bile, bir simülasyon çalışması yapması sağlanır. Bu tezde geliştirilen simülasyon amaçlı uzman sistem daha çok, bir simülasyon çevriminin, problemin spesifikasyonunu elde etme, modelini kurma, modeli işletme veya çalıştırma ve sonuçları ortaya çıkarma safhaları üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Tez, altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş bölümü olup bu bölümde, yapay zekâ, uzman sistem ve simülasyon teknikleri tanıtılmış ve bunların birbirleriyle nasıl bir ilişki içinde olduğu belirtilerek konuya bir giriş yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde uzman sistemlerin genel. yapıları ve geliştirilmeleri anlatılmıştır. Önce yapay zekânın ortaya çıkışı üzerinde durulmuş ve daha sonra uzman sistemlere geçilmiştir. Bu11 bölümde uzman sistem kavramı ayrıntılı olarak incelenerek bir uzman sistemin bileşemleri ortaya konulmuştur. Daha sonra uzman sistemlerin dış ortam arabirimleri üzerinde durulmuş ve bir uzman sistemin çıkarım şebekeleri anlatılmıştır. Bu bilgiler verildikten sonra tipik bir uzman sistemde bilgilerin nasıl organize edildiği hususu da ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Daha sonra uzman sistem oluşturma araçları üzerinde durulmuş, ve son olarak da bir uzman sistemin geliştirilmesi ve geliştirme adımları içindeki faaliyetler incelenmiştir. Üçüncü bölümde, simülasyon ve uzman sistemlerin birbirleriyle olan ilişkileri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bu bölümde ilk olarak genel sistem simülasyonu bilgileri verildikten sonra bilgisayarla klasik simülasyon yaklaşımı açıklanmış, ve daha sonra uzman simülasyon sistemlerinin geliştirilmesi üzerinde durularak, otomatik olarak problemin spesifikasyonunu elde etme ve simülasyon programım veya simülasyon modelini oluşturma yapıları açıklanmış ve en sonunda da bir simülasyon üretecinin genel yapısı ortaya çıkarılmıştır. Bu bölümde daha sonra uzman sistemler ile simülasyonun birleştirilmesine ait bir sınıflandırma yapılmış, ve bir simülasyon modeli ile yapay zekâ arasındaki farklar, uzman sistemlerin simülasyon metodolojisi üzerindeki etkileri ve son olarak programlama dillerindeki gelişmelerin simülasyon ve uzman sistemlere olan etkileri anlatılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde, kuyruk modellerinin simülasyonu için simülasyon amaçlı bir uzman sistemin geliştirilmesi açıklanmıştır. Bu bölümde önce kuyruk sistemlerinin genel yapıları ve kuyruk sistemlerinin simülasyonu incelenmiş, daha sonra da uzman sistemin program üreteceği dil olarak seçilen SIMAN simülasyon dili ile modeli eme yapısı ele alınarak, kuyruk modellerinin simülasyonuna yönelik bir uzman sistemin geliştirilmesi çalışmalarına geçilmiştir. Burada öncelikle bir diyalog arabiriminin gerekliliği vurgulanmış ve bu nedenle uzman sistem için bir diyalog arabirimi geliştirilmiştir. Daha sonra, otomatik olarak üretilecek olan simülasyon modellerinin kabul ettiği varsayımlar açıklanarak kuyruk modellerinin simülasyon programlarını otomatik olarak oluşturacak, simülasyonu işletecek ve sonuçlan elde ederek kullanıcıya sunacak şekilde geliştirilen bilgisayar programının ( uzman sistemin )İÜ mantıksal yapısı anlatılmıştır. Geliştirilen bilgisayar programı Turbo PASCAL 6.0 ile yazılmıştır ve bu program SIMAN 3.5 simülasyon dilinde kuyruk modellerinin simülasyon programlarını oluşturmaktadır. Geliştirilen program, problemin spesifikasyonunu kullanıcıdan bir diyalog arabirimi ile elde ederek simülasyon modelini ( programım ) kurmakta, kurulan modeli işletmekte ve işletim sonucunda elde edilen istatistiksel çıktıları kullanıcıya sunmaktadır. Bu bölümde son olarak geliştirilen programın veya uzman sistemin, teorik veya yapay bir örnek üzerinde çalıştırılması gösterilmektedir. Tezin beşinci bölümünde bir poliklinik uygulaması açıklanmaktadır. Bu bölümde ilk olarak, geliştirilen simülasyon amaçlı uzman sistemin hangi tür kuyruk modellerinde uygulanabileceği açıklanmış bir poliklinik modelinin simülasyonu için, geliştirilen program kullanılarak sonuçların elde edilmesi gösterilmiştir. Tezin altıncı ve son bölümü ise genel değerlendirmeler ve bu tez çalışması sonucunda ortaya çıkarılan sonuçları kapsamaktadır. Bu bölümde simülasyon ve uzman sistemlerin birleştirilmesi sonucunda elde edilen avantajlar üzerinde durulduktan sonra, simülasyon, yapay zekâ ve uzman sistemlerin birbirlerini nasıl etkiledikleri ortaya konmakta ve bazı yorumlar yapılmaktadır.

BenzetimKuyruk teorisiUzman sistemler
Tufan Demirel
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Esnek imalat sistemlerive simülasyonla bir uygulaması

Esnek İmalat Sistemlerinin tasarımı, kurulması ve işletilmesinde simülasyon çok önemli bir araçtır. Son zamanlarda simülasyon teknikleri birçok alanda özellikle, imalat sistemlerindeki optimizasyon çalışmalarında yaygın olarak kulanılmaya başlamıştır. Bununla birlikte bilgisayar ve mevcut paket programlar sayesinde daha karmaşık sistemlerin incelenmesi mümkün olmuştur. Esnek İmalat Sistemleri, insansız üretimle ürünün elde edildiği yegane ve tek bütünleştirilmiş sistemlerdir. Bölüm l'de Esnek İmalat Sistemlerine giriş yapılmıştır. Alt sistemleriyle birlikte yapısal açıdan tanıtılmış, esneklik kavramı üzerinde durulmuş, özellikleri ve istekleri açıklanmıştır. Bölüm 2'de Esnek İmalat Sistemleriyle ilgili problemler ele alınmıştır. Ele alınan problemlerden sıralama ve yükleme problemi üzerinde durulmuş ve çeşitli çizelgeleme kuralları verilmiştir. Çizelgeleme kurallarının performansı, seçilen kritere ve üretim sisteminin konfigürasyonuna bağlıdır. Çizelgeleme kuralları, otomatik sistemlerin performansı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Çünkü, bu sistemlerin bütün parçalan birbirleriyle sıkıca bağlantılıdır. İlk önce bir performans ölçüsü seçip, ondan sonra değişik çizelgeleme kurallarının bu kriter üzerindeki etkeleri araştırılmalıdır. Ayrıca işletim problemlerinden olan çizelgeleme problemiyle ilgili olarak literatür araştırması yapılmıştır. Önemli görülen araştırmalar incelenmiş ve çizelgeleme kurallarının performans kriterlerinin üzerindeki etkileri açısından bir fikir edinilmeye çalışılmıştır. Sistem tasarlanırken dizayn safhasıyla işletme safhasını ayrı ayrı ele almak gerekir. Fabrikanın dizaynı standart bir karışıma göre yapılır. Üretim yönetimindeki kontrol kuralları hakkında ise, sistem işletimini üretilecek karışıma adapte edecek yaklaşımlar görülür. En yaygın yaklaşım prosesi iki safhaya böler: 1. Yükleme; işleri üretime sokabilmek için sistemin girişinde işlerin sıralanmasıyla tutarlı olmalıdır. 2. Süzme; bir makinada üretim için bekleyen işlerden, yüklenecek olanların seçimiyle tutarlı olmalıdır. Üçüncü bölümde ise, birinci ve ikinci bölümde yapılan çalışmalar gözönüne alınarak bir Esnek İmalat Sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan bu sistemin parça sıralama ve yükleme probleminin optimizasyonu için simülasyonla çalışmalar yapılmıştır. Simülasyon için Systems Modeling Corporation tarafından geliştirilen Siman 3.5 paket programı kullanılmıştır. Çeşitli çizelgeleme kriterleri kullanılmış ve çizelgeleme kriterlerinin sistem performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonuçlar yorumlanarak problem çözülmeye çalışılmıştır. VI

BenzetimEsnek üretim sistemleri
Vecihi Yiğit
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00

İlgili konular