Soil

116 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Muğla ilinde doğal olarak yayılış gösteren sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin mineral beslenme ve ağır metal kapsamları açısından araştırılması

Bu çalışmada Muğla ilinin Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye ilçelerinde doğal olarak yayılış gösteren endemik bir tür olan Sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin beslenme durumu ve ağır metal kapsamlarının araştırılması amaçlanmıştır. Her bir lokasyonda 2 farklı örnekleme noktası (otoyol kenarı ve otoyola 50 m uzaklık) belirlenmiştir. Örnekleme noktalarında hem toprak (0-30 cm) hemde yaprak örnekleri alınmıştır. Her bir örnekleme noktasının GPS ile koordinatları kaydedilmiştir. Toprak örnekleri incelendiğinde, toplam N kapsamı %0.04- %0.32 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, toprak makro elementlerden alınabilir P ve yarayışlı Ca değerleri genel anlamda referans aralığı içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Toprak mikro element düzeylerine bakıldığında ise Fe içeriği tüm örnekleme noktalarında yüksek bulunmuştur. Mn, Zn ve Cu kapsamları incelendiğinde ise belirlenen sınır değerleri içerisinde yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte, toprak ağır metal içeriklerine bakıldığında Köyceğiz ve Marmaris örneklerinde Cr ve Ni değerleri oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Analizleri yapılan sığla bitkisi yaprak örneklerinin besin element içerikleri Ca 1.09-2.04 ppm, Mg 0.39-0.87 ppm, K değeri 1.22-1.98 ppm, P değeri ise en düşük 0.14 ppm iken en yüksek 0.37 pmm olduğu tespit edilmiştir. Yaprak mikro element içeriklerine bakıldığında Fe 202.38- 385.52 ppm, Mn ise 31.91- 100.50 ppm, Zn 17.6- 65.19 ppm, Cu değeri 4.18- 19.64 ppm B ise 21.10- 74.35 ppm arasında değerlere ulaşılmıştır. Yapraklardaki Cd, Co, Cr, Ni ve Pb kapsamları sırasıyla; 0.04-0.09 ppm, 0,4-1.80 ppm, 2.85-6.87 ppm, 9.28-40.49 ppm ve 0.52-1.15 ppm aralığında olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar bazı mikro ve ağır metallerin sınır değerler üzerinde bulunduğu tespit edilmiş olsa da, araştırma konusu bitkilerin metabolik olarak bu yüksek değerlerden olumsuz etkilendiklerine dair herhangi bir fiziksel bulguya rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sığla (Liguidambar Orientalis Mill.), Toprak, Mineral Beslenme, Ağır Metal

Ağır metallerMinerallerMuğla+2
Fatma Alptekin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa bölgesinde zeytin yetiştirilen toprakların alınabilir demir içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabilecek yöntemler

Bu çalışma Bursa bölgesi zeytin yetiştirilen toprakların alınabilir demir (Fe) içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabilecek en uygun yöntemin belirlenmesi için yürütülmüştür. Bu amaçla Bursa bölgesinde, araştırmadan önce geniş bir survey çalışması yapılarak Bursa'nın İznik, Orhangazi, Gemlik ve Mudanya ilçelerinde 50 adet zeytin bahçesi belirlenmiştir. Bu bahçelerden erken ilkbaharda 0 - 30 ve 30 - 60 cm derinliklerden alınan toplam 100 karma toprak örneği, ocak ayında alınan toplam 50 yaprak ve hasat olgunluğunda alınan 50 meyve örneği, araştırma materyalini oluşturmaktadır. Toprakların alınabilir Fe içeriklerinin belirlenmesinde; Toplam Fe, Kral Suyu (3 HCl + 1 HNO3) (Y1); 0,005 M DTPA + 0,01 M CaCl2 + 0,1 M TEA (Y2); "Aktif Fe" (COONH4)2.2H2O + (COOH)2.2H2O (Y3); 0,05 M HCl + 0,012 M H2SO4 (Y4); 0,05 M EDTA (pH 7,0) (Y5); 1 M NH4HCO3 + 0,005 M DTPA (pH 7,6) (Y6); 0,01 M Na2EDDHA (pH 7,0) (Y7); 0,43 M HNO3 (Y8) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, 0,05 M HCl + 0,012 M H2SO4 (Y4) yönteminin Bursa yöresi zeytin plantasyonlarının alınabilir Fe içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabileceği düşünülmektedir.

DemirToprakYöntem geliştirme+1
Ece Keskin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa bölgesinde zeytin yetiştirilen toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde kullanılacak yöntemler

Bu araştırma Bursa ili zeytin bahçesi topraklarının bitkiye yarayışlı çinko durumunu ve bu topraklarda yarayışlı çinko miktarının belirlenmesinde kullanılabilecek en uygun ekstraksiyon yöntemlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yoğun olarak zeytin yetiştirilen bölgelerdeki 50 farklı bahçeden 0-30 ve 30-60cm derinliklerden alınan toplam 100 toprak örneği, 50 yaprak ve 50 meyve örneği araştırma materyalini oluşturmaktadır. Toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde; (Y1) 3 HCl+ 1 HNO3; (Y2) 0,005 M DTPA + 0,01 M CaCl2 + 0,1 M TEA; (Y3) 0,01 M HEDTA; (Y4) 0,1 N HCl; (Y5) 0,01 M Na2EDTA + 1 M (NH4)2CO3; (Y6) 0,01 N Na2EDTA ve (Y7) 1 N NH4OAc olmak üzere 7 farklı yöntem kullanılmıştır. Yaprakların Zn içerikleri ile önemli ve anlamlı ilişkilerin Y1, Y2, Y3, Y5 ve Y6, meyvelerin Zn içerikleri ile Y2, Y4 ve Y7 ile belirlenen Zn içerikleri arasında önemli ve anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Bursa ili zeytin bahçelerinin alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde Y2, Y4 ve Y5 ile belirtilen yöntemlerin kullanılabileceği görülmüştür. Bununla birlikte sınır değerinin bulunması Zn' nin yanında diğer bazı besin elementlerinin de belirlenmesi toprakların alınabilir mikrobesin elementi içeriklerinin belirlenmesinde yaygın Y2 (DTPA)'nın araştırma bölgesi topraklarının alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabileceği anlaşılmaktadır.

BursaToprakZeytin+1
Huriye Avcıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ili ve ilçelerindeki çevresel gama radyasyonu ölçümü

Dünya radyoaktif olduğu için üzerinde yaşayan tüm canlılar doğal radyasyona maruz kalmaktadırlar. Doğal dış radyasyon kozmik ışınlar ve karasal radyasyondan oluşmaktadır. Karasal radyasyon büyük oranda toprakta bulunan gama yayımlayan doğal radyoaktif çekirdekler olan U-238, Th-232 ve K-40'dan kaynaklanmaktadır. Kozmik ışınlar ise dış uzaydan dünyaya gelen radyasyondur.Bu çalışmada Kütahya merkez, ilçe ve beldelerinden toplanan 355 toprak örneğindeki U-238, Th-232 ve K-40 aktivite seviyeleri NaI(Tl) detektörü kullanılarak belirlenmiştir. Örneklerin toplanıldığı noktalarda Ludlum 2241-3RK taşınabilir el detektörü ile yerden 1m yükseklikte havadaki gama doz oranları µR/h biriminde ölçülmüştür. Toprak ve havadaki gama doz oranları kullanılarak Kütahya ili için yıllık etkin doz değerleri hesaplanmıştır.Yaptığımız çalışmanın sonucunda, U-238, Th-232 ve K-40 radyoaktif çekirdekleri için hesaplanan aktivite seviyeleri, etkin doz değerleri UNSCEAR ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapılmış olan çalışmalarla karşılaştırılmıştır.

DozPotasyumToprak+2
Nurgül Hafızoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessEN

An investigation of mechanical, physical, and microstructural properties of full-scale soilcrete column in organic and clay soil

Jet grouting methods have recently become one of the soil enhancement technologies utilized to provide strength improvement and solve most problems of weak soils. In this study, a full-scale 1 m diameter and 5 m length soilcrete (SC) (jet grout) column was constructed in the organic soil with a water-to-cement ratio of 1 and 400 bar pressure injections. Besides that, SC column has been constructed with 1m depth in clayey soil regarding different pressure injections (300, 325, 350, 375, 400) bar and different rotations (25, 35, 45) rpm. A mechanical, physical, and microstructural investigation was performed on SC samples taken from six different depths (0.0, 0.5, 1.0, 1.5, 2.0, and 2.5) m and at the same depth at five different locations, including the center for organic soil. For clayey soil, the observation of geomechanical properties of SC was taken according to different pressure, rotation parameters, and different location of specimens in grout column. Following tests are performed on each sample: strength characteristics in all conditions, water absorption, density, porosity, and surface friction between SC-soil samples. Scanning electron microscopy (SEM) and energy dispersive X-ray spectrometer (EDX) were performed on selected samples to investigate microstructural variation of SC columns regarding all different parameters. The test results showed that the strength of SC varies with depth that exceeded 48%, and within the same depth, the variation is approximately 20% for organic soil, while for clayey soil, the strength decreased by 38% with increasing the pressure and decreased it (6%) with increasing rotations. Other properties (water absorption, density, porosity) also vary regarding all different parameters for both SC in organic and clayey soil. As well as, the surface friction angle of different types of soil-cement grout gains 42° for organic and its varies between 9°-to-19° for clayey soil. The theoretical part of this study is to predict the diameter of SC in both types of soils

InterfacesCompressive strengthPhysical properties+4
Mustafa Fahmı Hasan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazık-zemin sistemlerinin dinamik davranışlarının sayısal olarak incelenmesi

Kazıklı temel sistemi uygulamaları son yıllarda giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle yüksek yapılarda çoğunlukla zorunluluk haline gelmektedir. Bu tez çalışmasında kazıklı sistemlerin dinamik yükler altındaki davranışları incelenmektedir. Çalışma üç aşamada yapılmıştır. Birinci aşamada eşdeğer lineer ve doğrusal olmayan zemin davranış analizleri bir ve üç boyutlu modeller üzerinde gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada doğrusal ve doğrusal olmayan model kazıklı sistemlerin statik ve dinamik yükler altındaki analizlerinin literatürdeki deneysel çalışma bulgularıyla kalibrasyonu yapılmıştır. Üçüncü aşamada ise literatürde kumlu zeminde bulunan tekil kazığın statik yatay yükler altında elde edilen P-Y eğrilerinin geliştirilen sayısal modellerden edinilen eğrilerle kalibrasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada ayrıca farklı frekans ve genlikteki dinamik yükler altındaki tekil ve 3x3 grup kazık tepkilerinin irdelenmesi için sayısal modeller geliştirilmiş ve analizler gerçekleştirilmiştir. Eşdeğer lineer ve doğrusal olmayan zemin davranış analizlerinde izlenecek yol, kazıklı sistemlerde sayısal modelin oluşturulması için tanımlanabilecek etkileşim türleri ve grup kazıklarda kullanılan P-çarpanı parametresi ile ilgili kapsamlı açıklamalar tezde materyal ve yöntem bölümünde sunulmuştur. Üç boyutlu modellerin dinamik analizlerinde yansıtmayan sınırları temsil etmek için sonsuz elemanlar ve zeminin doğrusal olmayan davranışını tanımlamak için kinematik pekleşme modeli kullanılmıştır. Yapılan zemin davranış analizleri, statik ve dinamik etkiye maruz kazıklı sistem analizleri ışığında parametrelerin doğru kalibre edilmesi durumunda kinematik pekleşme modelinin zemin davranışını temsil edebildiği görülmüştür. Bunun yanında, kazık zemin arasında kullanılan etkileşim türünün yatay ve düşey taşıma kapasitesini olduğundan fazla veya az tahmin ettiği vurgulanmıştır. Son olarak, dinamik yükler altındaki 3x3 grup kazıklarda orta sıradaki kazıkların küçük genliklerde ön sıradakilere göre daha az yük aldığı ancak genlik arttıkça orta sıradaki kazıklara gelen yükün arttığı belirlenmiştir.

Elastoplastik zeminlerToprak zeminYapı-zemin etkileşimi+2
Mehmet Ömer Timurağaoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları üzerinde bir araştırma

Çukurova koşullarındaki bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları ile ilgili olarak yapılan bu araştırma, 1995-1997 yıllan arasında doğal arazi koşullarında, %30 eğimli, eğim yönünde 7.0 m uzunluktaki ve 3.0 m genişlikteki parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada, doğal bitki türlerinden Oryzopsis miliacea (L) Benth, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta (L) Stapf ve Putoria calabrica (L. fiil) De kullanılmıştır. Araştırma süresince 1858.75 mm yağış düşmüş ve toplam 92 adet yağışımı 57 adedi yüzey akışı ve toprak kaybına neden olmuştur. Bu yağışların 52'si Putoria calabrica, 49'u Medicago arborea, 47'si Hyparrhenia hirta, 41 'i Oryzopsis miliacea ve 3 8 'i Rosmarinus officinalis bitkisinin bulunduğu parsellerde yüzey akışı ve toprak kayıplarına yol açmıştır. Meydana gelen yağışlar sonucu, Oryzopsis miliacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta ve Putoria calabrica bitkisinin bulunduğu parsellerde sırasıyla 3529, 3013, 5319, 5481 ve 9175 kg/da toprak kaybı meydana gelmiştir. Benzer şekilde meydana gelen yüzey akış kayıpları da sırasıyla 127, 113, 189, 179 ve 372 mm olmuştur. Hiç bir bitkinin bulunmadığı, tamamen çıplak bırakılan tanık parselde ise 19418 kg/da toprak ve 488 mm yüzey akış kaybı meydana gelmiştir. Elde edilen bulgulara göre bütün bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında başarıyla kullanılabileceği; ancak, bunlar içerisinden özellikle Rosmarinus officinalis ve Oryzopsis miliacea 'mn bu konuda diğerlerine göre daha etkili olduğu; ayrıca, Hyparrhenia hirta ile Medicago arborea'nın. biri birine yakın etkinlik gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryzopsis milacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta, Putoria calabrica, Erozyon, Yüzey akışı, Toprak kaybı.

BiberiyeErozyonHyparrhenia hirta+5
İsmail Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik mikoriza türlerinin turunç bitkisinde fosfor ve çinko alımına olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada turunç bitkisi için vesiküler arbüsküler mikorizal (VAM) mantarlardan en uygun olan çeşidi belirlemek, bitki büyümesi, gelişmesi ve bitki besin elementlerinden fosfor ve çinko alımı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Anabilim Dalına ait cam seralarda yürütülmüştür. Araştırmada (Deneme I: 1997) ön çalışma olarak turunç anaçları ile en iyi enfeksiyon geliştiren ve bitki büyümesini arttıran beş değişik mikoriza türü denenmiş ve bunlardan G.clarium türünün turunç bitkileri için en iyisi olduğu belirlenmiştir. Bunu takiben de (Deneme II: 1998) G.clarium mikoriza türünün turunç bitkisinde P ve Zn alımı üzerine olan etkileri steril toprak koşullarında incelenmiştir. Her iki denemede de VA mikorizamn çöğür büyümesine olan etkilerini incelemek amacıyla çöğürlerde bitki uzunluğu, gövde çapı, kök uzunluğu, % mikoriza infeksiyonu, yaprak, kök kuru madde üretimi ve bitkilerin ortamdan kaldırdıkları besin elementlerinin incelenmesi amacıyla P, N, Mn, Fe, Cu ve Zn analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda her iki denemede de uygulamalar arasındaki farklılıklar istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Anaçların büyümesi ve bitki besin elementlerinin alımı yönünden mikoriza türlerinden G. clarium'un bitki gelişimi ve besin elementi alımını önemli derecede arttırdığı belirlenmiştir. Deneme IF de mikoriza uygulamasıyla bitki gelişimiyle fosfor alımımnda da artış olduğu, fakat Zn alımına etki etmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. Clarium), Turunç, Mikorizal Aşılama, Fosfor ve Çinko

FosforMikorizaToprak+2
Derya Ortakçı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessEN

Screening of different wild and modern wheats for zinc efficiency and evaluation of plant traits affecting expression of tolerance to zinc deficiency

In this PhD study different wild and primitive wheats, wild relatives of wheat and addition, substitution and translocation lines of wheat were used to study i) genotypic variation in tolerance to Zn deficiency, ii) role of wheat genomes (i.e., A, BBAA, DD, BBAADD) and rye genome (i.e., RR) in expression of high Zn efficiency, in) chromosomal localization of genes affecting Zn efficiency, and iv) physiological mechanisms affecting expression of Zn efficiency, i.e., release of Zn- mobilizing compounds from roots (phytosiderophores) and uptake and root-to-shoot translocation of Zn. The results showed that rye has an exceptionally high Zn efficiency and the genes involved in high Zn efficiency in rye can be partly transferred to wheat, and might be located on the İR, 2R and 7R chromosomes of rye, particularly on their short arms. Aegilops species and diploid (A), tetraploid (BBAA), hexaploid (BBAADD) primitive and wild wheats were tested for tolerance to Zn deficiency in a Zn-deficient soil under greenhouse conditions. Among the Aegilops species, Ae. speltoides with S genome and the Aegilops species sharing U genome were much more resistant to Zn deficiency \haaAe. tauschii (DD). Ae. speltoides (SS) and Ae. triuncialis (UUCC) were selected to be major gene resources for improving modern cultivated durum and bread wheats for high Zn efficiency. Among wild and primitive wheats tetraploid wheats (BBAA) were very sensitive to Zn deficiency while diploid (AA) and hexaploid wheats (BBAADD) were resistant The results suggested that the genes affecting expression of high Zn efficiency are possibly located on the A and D genomes. It seems likely that the genome B posseses supressor genes for Zn efficiency. In the genotypes representing diploid, tetraploid and hexaploid wheats and Ae. tauschii, capacities for phytosiderophore (PS) release from roots and Zn uptake and root-to-shoot translocation were studied under controlled environmental conditions. Results obtained showed that under Zn-deficient conditions the highest amount of phytosiderophore release was found in hexaploid wheats (BBAADD), while Zn deficiency-sensitive tetraploid (BBAA) wheats released the lowest amount of phytosiderophore. 6SZinc uptake and root-to-shoot translocation capacities are affected by wheat genomes diffentially depending on Zn efficiencies of genotpypes. Key words: Aegilops, wild and primitive wheats, zinc absorbtion, zinc deficiency, zinc efficiency n

AegilopsWheatSoil+1
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında toprağa uygulanan gyttja'nın buğdayın büyümesi ve yeşil aksam bor ve çinko konsantrasyonu üzerine etkisi

Topraklardaki Zn eksikliği ve B toksisitesinin tahıllarda önemli verim azalmalarına yol açtığı bilinmektedir. Sözkonusu problemlerin en önemli nedenlerinden biri olarak topraktaki organik maddenin azlığı ileri sürülmüştür. Bu bilgilerden hareketle, organik madde içeriği çok yüksek olan (yaklaşık % 50) Gyttja'nın Zn noksanlığı ve B toksisitesine sahip topraklarda yetiştirilen tahıllarda bitkinin kuru madde verimine ve yeşil aksamındaki B ve Zn konsantrasyonları üzerine olan etkisini belirlemek için sera koşullarında denemeler gerçekleştirilmiştir. Sera denemeleri farklı düzeylerde B toksisitesi ve Zn eksikliğine sahip topraklarda değişik oranlarda Gyttja (% 0.0, % 1.0, % 2.5, % 5.0, % 10.0 ve % 20.0), Zn (0 ve 5 mg Zn kg-1toprak) ve B (0, 25 ve 50 mg B kg'1 toprak) uygulayarak yürütülmüştür. Sera denemesinden elde edilen sonuçlar, Gyttjanın B toksitesine ve Zn noksanlığına sahip toprakta uygulama dozlarına bağlı olarak kontrol uygulamasına göre, bitkinin kuru maddesinde % 25 ile % 97 arasında verim artışları sağladığını göstermiştir. Sözkonusu artışların Zn noksanlığına sahip toprakta olmadığı belirlenmiştir. Gyttja uygulamasıyla bitkinin kuru madde ve dane verimini arttırması yeşil aksamdaki B konsantrasyonunu azaltmasından, kısmen de Zn konsantrastyonunu yükseltmesinden kaynaklandığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, B toksisitesinin ve Zn noksanlığının olduğu alanlara Gyttja uygulanmasıyla bitkisel üretimin iyileştirilebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler : Gyttja, Bor Toksisitesi, Çinko Noksanlığı, Buğday

BorBuğdayGidya+3
M. Atilla Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Killi zeminlerde kayma düzlemleri boyunca oluşan dokusal (fabrik) değişimler

Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, zeminlerde maksimum asal gerilme altında kayma düzlemleri boyunca oluşan dokusal değişiklikleri araştırmaktır. Kayma düzlemleri arazide fay, heyelan veya herhangi bir mühendislik yapısından dolayı temel zeminde meydana gelen yenilme düzlemleri olarak karşımıza çıkabilir. Çalışmada özel olarak hazırlanmış zemin örnekleri üzerinde sabit bir normal yük altında, ancak farklı kesme hızlarında ve deformasyonlarında yapılan kesme kutusu deneyleri sonucu oluşan zemin dokusu (fabrik) değişimleri ve bu farklı zemin dokularıyla maksimum asal gerilme arasındaki ilişkiler (maksimum asal gerilmenin yönü, büyüklüğü) incelenmiştir. Bunun için önce laboratuvar ortamında, 0,021 kgf/cm2 ön konsolidasyon basıncı altında 1/3 oranında mika kumu ve kil karışımından oluşmuş bir yapay blok zemin numunesi elde edilmiştir. Bu blok zeminden kesme kutusu deneyleri için uygun örnekler elde edilerek sabit bir normal yük altında farklı kesme deformasyonlarında suya doygun 10 adet konsolidasyonlu-drenajsız (CU), 10 adet de konsolidasyonlu-drenajlı (CD) kesme kutusu deneyi yapılmış, farklı deformasyonlarda farklı zemin dokuları oluşturulmuştur. Killi zemin örneklerinden doku analizleri için ince kesitler hazırlanmış, bu ince kesitler bilgisayar ortamında ve polarizan mikroskopta büyütülerek incelenmiştir. Her farklı kesme deformasyonu sonunda mika, boşluk ve yönlenme özelliği gösteren diğer zemin bileşenlerinin uzun eksenlerinin yatay ile yaptıkları dar açılar ölçülmüş, uygun durumlarda bu zemin dokularının fotoğrafları alınmıştır. Zemin taneleri (çoğunluğu mika) ve boşluk yönlenme ölçümlerinden elde edilen açılar gül diyagramlarıyla değerlendirilerek, her kesme deformasyonu sonunda zemin dokusundaki değişikliği meydana getiren maksimum asal gerilmenin yönlenme üzerindeki etkisi saptanmıştır. Anahtar kelimeler: İnce Kesit, Kesme deformasyonu, Yönlenme, Zemin dokusu

DeformasyonGerilmeKesme hızı+1
Mehmet Söylemez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli arazi değerlendirme yöntemlerinin arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılma olanakları

138 ÖZET Bu çalışmada halen arazi toplulaştırma çalışması yürütülen iki köyde dört farklı arazi değerlendirme yöntemi kullanılarak bu yöntemin arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılma olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla biri Malatya-Yeşilyurt-Çayırköy, diğeri Şanlıurfa-Merkez-Güzelköy olmak üzere farklı ekolojik ve sosyo-ekonomik koşullara sahip bölgede iki araştırma alam seçilerek araştırma yürütülmüştür. Araştırma alanlarından Çayırköy'ün detaylı toprak etüd ve haritalama raporu bulunmadığından öncelikle bu alanın 1:5000 ölçekli detaylı toprak harita ve raporu hazırlanmıştır. Araştırma alanında detaylı toprak etüd ve haritalama çalışması sonucu 5 fizyografik ünite üzerinde 9 farklı seri saptanmıştır. Araştırma alanı arid iklim koşullarının etkisi altındadır. Bu nedenle toprak oluşumu bundan önemli derecede etkilenmiştir. En önemli toprak oluşum olayı yetersiz yağışlardan dolayı kirecin profilden yıkanarak uzaklaşamaması ve alt katmanlarda birikerek calcic horizon oluşmasıdır. Bunun yanısıra pethrocalcic horizon oluşumu da gözlenmiştir. Araştırma alanındaki tüm seriler ochric epipedona sahiptir. Bunun yanısıra dört seride cambic horizon, üç seride calcic horizon, iki seride ise ise yüzeyden 1 metre içerde petrocalcic horizon saptanmıştır. Toprak taksonomisine göre bu serilerin iki tanesi Entisol, diğerleri ise Aridisol olarak sınıflandırılmıştır. FAO/ UNESCO sistemine göre ise bir seri Fluvisol, bir seri Regosol diğer seriler ise Xerosol olarak sınıflandırılmıştır. Araştırma alanlarının derecelendirilmesi amacıyla halen ülkemizde değişik kamu kurum ve kuruluşları tarafından çeşitli amaçlarla kullanılan dört farklı arazi değerlendirme yöntemi kullanılmıştır. Bunlar; 1- Tarım Reformu Derecelendirme Yöntemi (TRDY) 2- Köy Hizmetleri Derecelendirme Yöntemi (KHDY) 3- Arazi Yetenek Sınıflaması (AKK) 4- Şenol Arazi Derecelendirme Yöntemi (ŞADY)139 Tarım Reformu Derecelendirme Yöntemi ve Arazi Yetenek Sınıflaması başta arazi toplulaştırma çalışmaları olmak üzere kamulaştırma, dağıtım ve arazi kullanım planlaması gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Köy Hizmetleri Derecelendirme yöntemi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tartından sadece arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılmaktadır. Şenol arazi derecelendirme yöntemi ise henüz toplulaştırma çalışmalarında kulanılmamakla beraber uzun zamandan beri arazi kullanım planlaması çalışmalarında etkili olarak kullanılmaktadır. İlk üç yöntem esas olarak birer Storie arazi derecelendirme yöntemi olup her üç yöntemde de Storie toprak endeksi (TE) esas alınmaktadır. Tarım Reformu Derecelendirme Yönteminde toprak endeksinin yanısıra rayiç bedel (alım-satım) değeri (RB), Köy Hizmetleri Derecelendirme Yönteminde ise konum endeksi (KE) ve verimlilik endeksi (VE) dikkate alınmaktadır. Arazi yetenek sınıflaması ise tamamen Storie endeksinin gruplandırılmasıdır. Şenol Arazi Derecelendirme Yöntemi ise diğer yöntemlerden tamamen farklı olup arazilerin, arazi kullanım türlerine fiziksel ve ekonomik olarak uygunluğunun parsel düzeyinde belirlenmesini esas alan niceliksel bir arazi değerlendirme yöntemidir. Arazi değerlendirme yöntemlerinin parsel dereceleme sonuçları birbirleri ile karşılaştırıldığında TRDY, KHDY ve AKK yöntemlerinin değerlendirmede arazi kullanım türlerini dikkate almamaları nedeniyle, kullanım türlerine uygunlukları benzer olan parsellerin farklı olarak değerlendirildiği gözlenmiştir. Ayrıca ŞADY yöntemi dışındaki yöntemlerde parselin konumu, şekli ve büyüklüğünün etkili olmadığı saptanmıştır. Bu nedenle TRDY, KHDY ve AKK yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve arazi derecelendirme çalışmalarında arazi kullanım türlerinin mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Bunun yanısıra kârlılık endeksi, parsel konumu, şekli ve büyüklüğünün derecelendirmede hangi oranda etkili olacağı konusunda araştırmalara gereksinim bulunmaktadır.

Arazi değerlendirmeArazi toplulaştırmasıToprak
Recep Gündoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi değerlendirmesi ve arazi kullanım planlaması amacıyla yeni bir paket proğram geliştirilmesi

32 ÖZET Bu çalışmada arazi değerlendirme çalışmalarında bilgisayardan yararlanma olanakları araştırılmış, mevcut çalışmalar incelenmiş ve paket program yazılmıştır. Sayısal arazi değerlendirme çalışmalarında hesaplamaların fazlalığı zaman almakta ve hataların artmasına neden olmaktadır. Gelişen bilgisayar teknolojisi her alanda olduğu gibi günümüzde modelleme ve similasyon çalışmalarıyla tarımsal araştırma ve geliştirme çalışmalarında etkin olarak kullanılmaktadır. Belirli metod ve özel çalışmaların bilgisayarla takibi için bilgisayar donanımı yanında amaca hizmet eden yazılımın olması gerekmektedir. Bundan hareketle Şenol Arazi Derecelendirme Yönteminin İşlem adımlarına uygun olarak bu paket yazılmıştır. Paket programın IBM uyumlu kişisel bilgisayarda kullanıcıyla etkileşimli ve kullanıcının deneyimli olmadığı varsayılaraktan yazılmış olması yaygın kullanımı artıracaktır. Bu pakette başka bir çalışmada belirlenen Arazi Kullanım Türleri, Haritalama Birimlerinin (HB), Arazi Karakteristikleri (AK) kodları, AKT'lerin toprak isteklerine ve buna bağlı olarak AK'nin farklı düzeyleri için Oransal Beklenilen Ürün (OBÜ) değerleri, AKT'lerin Karlılık Endeksleri (KE) ve ekolojik uyum faktörleri girdi verileri olarak kullanılmıştır. Pakette bu girdi verileri kullanılarak her bir haritalama biriminin AKT'lerin uygunluğunu yansıtan Fiziksel Haritalama Birimi Endeksleri (FHBE), Potansiyel kullanım grupları ve Oransal Haritalama Birimi Endeksi (OHBE) ile Tarımsal Kullanıma Uygunluk Sınıfları (TKUS) otomatik olarak belirlenmiştir.

Arazi kullanımıPaket programlarToprak
Yaşar Tekeş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu ve gap bölgelerinde yetiştirilen değişik arpa ve buğday genotiplerinin çinko ile beslenme statüsünün belirlenmesi

Bu araştırma Orta Anadolu ve GAP bölgelerinde bitkisel verimi ciddi boyutlarda sınırlayan mineral beslenme problemlerinden Zn noksanlığı statüsünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Orta Anadolu ve GAP bölgelerinin değişik kısımlarında araştırma Enstitülerince kurulan tarla denemelerinden yaklaşık olarak 1120 yaprak, 560 dane örneği ile 226 adet toprak örneği alınmış ve analiz edilmiştir. Her iki bölge topraklarının çok düşük konsantrasyonlarda DTPA'da ekstrakte edilebilir (bitkiye yarayışlı) Zn içerdiği bulunmuştur. Ancak sadece Orta Anadolu Bölgesinde Zn noksanlığı s impt omları gözlenmiştir. Bunun Orta Anadolu bölgesinin (yaklaşık 320 mm/yıl) GAP bölgesinden (yaklaşık 480 mm/yıl) daha düşük yağış almasıyla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. DTPA'da ekstrakte edilebilir Zn konsantrasyonlarının düşük olmasının aksine diğer mikroelementlerin konsantrasyonları yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak özellikle Orta Anadolu'da cidi bir Zn noksanlığı problemi mevcuttur ve burada Zn noksanlığına dayanıklı genotiplerin seleksiyon ve ıslah çalışmalarının yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda yapılacak çalışmaların Zn'ca zengin tahılların yetiştirilmesi ve buna bağlı olarak da insan sağlığı ve ekonomik açıdan yarar getireceği açıktır.

ArpaBeslenmeBuğday+5
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Gyttja'da bulunan humin asitlerine demir ve çinko'nun bağlanması ile oluşturulan organomineral komplekslerin bitki gelişimine etkileri üzerinde bir araştırma

Bu araştırmada, Afşin-Elbistan linyit tabakaları arasında katmanlar halinde olan gyttja materyalinde bulunan humin asitlerine bitki besin ellementlerinin bağlanmasıyla oluşturulan organo mineral kompleklerin bitki gelişimine etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmada 6 uygulamalı 4 yinelemeli saksı denemesi kurulmuştur. Denemede humin asidi ile birlikte FeS04veZnS04 uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan gyttja materyali %25 organik madde, %25 kil %0.11 tuz, %0.45 azot içermektedir. Araştırma sonuçlarına göre humin asidi, FeSÜ4 ve ZnSC>4 uygulamalarınınverim üzerinde istatistiksel bakımdan önemli bir etkisinin olmadığı, uygulanan ZnS04'ın hem toprağın hem de bitkinin Zn içeriğine arttırdığı bulunmuştur.

Bitki gelişimiDemirGidya+3
Safiye Şipal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Landsat sayısal uydu verileri kullanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt bölgesi arazi kullanım haritasının oluşturulması üzerine bir araştırma

IV öz Bu araştırmada, 8 / Ağustos / 1986 tarihli Landsat 5 TM Uydu verilerinin 3., 4. ve 5. band kombinasyonlarından yararlanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Bölgesinin arazi kullanım haritası çıkarılmıştır. Bu amaçla çalışma alanının 3 band kombinasyonundan zenginleştirilmiş ve unsupervised görüntüleri elde edilmiştir. Çeşitli arazi örtü tiplerini görebilmek ve unsupervised görüntüyü arazide kontrol etmek için test alanları seçilmiş ve unsupervised sımflandırılmış görüntü, küçük alanlar dışında arazi gerçeğiyle büyük benzerlik göstermiştir. Çalışma alanında deniz, kumsal, tahıl-mera, narenciye, orman, orman- çeşitli ağaç, maki-çalılık, dere yatağı, taşlı arazi, sarp çıplak arazi olmak üzere 10 çeşit arazi kullanımı tesbit edilip çalışma alanının supervised sınıflandırmasıyla beraber arazi kullanım haritası hazırlanmış ve sonuç olarak zenginleştirilmiş görüntü, unsupervised görüntü ve arazi kontrolleri bir arada kullanılarak orta ölçekte şimdiki arazi kullanım haritalarının başarıyla hazırlanabileceği ortaya konmuştur.

Arazi kullanımıKıbrıs-GüzelyurtToprak+1
Mahmut Dilaver Aykurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessEN

Influence of drought stress on the levels of antioxidative defense systems during germination and early tillering stages in wheat genotypes differing in drought susceptibility

V ABSTRACT: Wheat genotypes differing in drought resistance under field conditions were tested for their antioxidative potentials under drought stress both during germination and early tillering stages. The genotypes used were the bread wheats Dagdas (resistant) and SBVD 1-2 (sensitive) and the durum wheat BDMM-19 (sensitive). During the germination stage drought stress was created by PEG-6000 treatment. The PEG-6000 treatment at a rate of 20% (w/v) had resulted in severe depressions in germination and seedling growth. These depressions were associated with decreases in ascorbate peroxidase activity of genotypes, particularly in the drought sensitive wheat genotype. In the early tillering stage, drought stress was initiated by withholding water and lasted for 12 days. The activities of antioxidative enzymes were clearly affected and increased over 12 days of water deficiency. However, no remarkable difference among the genotypes in activities of enzymes was detected. By contrast, with severity of drought stress, the genotypes differed in their membrane permeability (membrane damage), chlorophyll concentration and content of SH-groups. Compared to the drought resistant genotype "Dagdas", the drought sensitive genotype "SBVD 1-2" showed more membrane and chlorophyll damage, and higher levels of SH-groups during the drought stress. The results obtained in this study are not conclusive to explain the genotypical differences in resistance to drought regarding to antioxidative potential and related free radical damage, but can be a basis for further studies.

WheatGenotypeDrought+2
Levent Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessEN

Influence of soil classification based on physical and geotechnical properties

Soil properties estimate is very serious and major in structure and related on the physical, chemical, and engineering properties employed for soil covers that are influenced by the stresses from the loads enjoined on it. The geotechnical analysis is extending to contain discovering the location and analysis of soil and its relation with physical, chemical, and engineering properties soil to realize soil attitude in the situation of definite constructions on it. Geotechnical estimation contains the analysis of geometric possessions, and the stress impact on the soil as unification, confrontation, and compressibility.

Physical propertiesGeotechnical propertiesChemical properties+2
Balsam Khalıd Husseın Husseın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çinko eksikliği ve bor toksisitesi gösteren topraklarda gyttja uygulamasının buğdayın büyümesi ve çinko bor konsantrasyonları üzerine etkisi

Çinko eksikliği Dünyada ve Türkiye'de topraklarda çok sık rastlanılan bir mikroelement sorunudur.Günümüzde özellikle Orta Anadolu Bölgesinde tahıl üretim alanlarında Zn eksikliğinin yaygın olduğu ve bunun bitkisel verimi önemli bir şekilde sınırlandırdığı belirlenmiştir.Çinko eksikliğinin bu denli yaygın olmasının ana nedenlerinden biri olarak topraktaki organik madde içeriğinin çok düşük olması gösterilmektedir.Çinko gübrelemesine alternatif olarak topraklara yapılacak uygun bir organik madde gübrelemesinin bitkilerin Zn beslenmesini iyileştirebileceği ve organik madde de bulunan fenolik hidroksil (OH) grupların bazı topraklarda yüksek miktarlarda bulunan B'u bağlayarak, onun bitkiler üzerine toksik etkisini azaltabileceği güçlü bir olasılıktır.Bu nedenle,bu çalışmada, Zn eksikliği gösteren Eskişehir-Sultanönü toprağı ile hem Zn eksikliği hem de B toksisitesi gösteren Konya-Çomaklı toprağı,test bitkileri olarak Zn eksikliğine duyarlı olan Kunduru (makarnalık buğday) ve dayanıklı Dağdaş (ekmeklik buğday) çeşitleri kullanılmıştır.Deneme başlangıcında denemede kullanılan saksıların yansı sera koşullarında inkübasyona bırakılmış ve 3 hafta sonra tüm saksılar, organik madde içeriği yüksek olan gyttja materyali ve Zn uygulamasına tabii tutulmuştur. Deneme sonucunda, gyttja uygulamasının, Zn eksikliği gösteren Sultanönü toprağında beklenen şelat etkisi görülmemiş aksine gyttja uygulamasının, çeşitlerin kuru madde miktarı ve Zn içeriklerinde azalmaya neden olduğu görülmüştür.Bor toksisitesi gösteren Çomaklı toprağında ise gyttja uygulaması olumlu sonuçlar vermiştir.Özellikle gyttja ile Zn'nun birlikte uygulandığı koşullarda yeşil aksamın kuru madde miktarı artmış,B konsantrasyon ve içeriklerinde ise azalma kaydedilmiştir.

BorBuğdayGidya+2
Hatun Barut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Harran Ovasında yer alan majör toprak serileri ve değişik yüzey örtüsü tiplerinin spektroradyometre ile ölçülmesi

uz Bu çalışmanın amacı, Harran ovasında bulunan major toprak serilerinin ve değişik yüzey örtü tiplerinin spektroradyometre ile ölçülmesi ve bu sonuçlarla LANDSAT uydu verileri arasında korelasyonunun sağlanmasıdır. Bu çalışma sırasında CIMEL spektroradyometresi kullanılmıştır. Bu radyometre(CIMEL) SPOT HRV uydusunun kanal yapısı İle aynı yapıya sahiptir. Toprakların yansıma değerleri ile fiziksel ve kimyasal analiz sonuçlan arasında korelasyon sağlanamamıştır.ölçüm yapılan arazinin % 61.27 sı Spektroradyometrik yansıma değerlerine göre sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yer ölçümleri, Spektroradyometre, Landsat, Yakınkızıl ötesi, Görünür Böİge.

Harran OvasıSpektroradyometreToprak
Mehmet Eren Öztekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessEN

Study of the soil hydraulic properties in the governorates Babylon, Najaf and Karbala

Soils are permeable materials because of the lifestyles of interconnected voids that allow the go with the flow of fluids whilst a distinction in strength head exists. A right information of soil permeability is wanted for estimating the amount of seepage beneath dams and dewatering to facilitate underground production. Soil permeability, also termed hydraulic conductivity, is measured using numerous techniques that include consistent and falling head laboratory assessments on intact or reconstituted specimens. The moisture content of the soil has a clean impact on its homes. When water flows thru a soil, it generates Leakage forces have an impact on the protection of water structures, and as can be clarified later, the shear resistance of the soil might be required partially by the volume of loose discharge all through pressure utility. It relies upon on the price of subsidence of the clay layer Compressed on its permeability as the quantity of water saved and filtered through (Consolidation settlement) depends The ground dam and under it relies upon on the permeability of the dam and on the foundations, whilst it's miles required to make a hole for a foundation in a place under the level The groundwater surface, the quantity of filtered water inside the hole may be expected if the close by soil permeability is known Accordingly, permeability is one of the essential soil properties that should be regarded to remedy many engineering issues. Which is witnessing a large urban movement and because the permeability of the soil is one of the important factors that affect its stability facilities and due to the change in the values of the permeability coefficients from one region to another in the city of Najaf , karbala and Babylon at the same time they change horizontally and vertically in One region (from point to point), so this research dealt with finding a general situational equation to calculate the permeability coefficient for any region in a cities and at any depth.

BabylonianPorosityHydraulics+1
Alı Abdulrıdha Abdulamır Abdulamır
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ili ve çevresinin çevresel doğal radyoaktivitesinin saptanması ve doğal radyasyonların yıllık etkin doz eşdeğerinin bulunması

Bu çalışmada genel olarak Adana İli ve çevresindeki doğal kaynaklarda bulunan doğal radyoaktivite değerlerinin veya doğal radyonüklit konsantrasyonlarının tayin edilmesi ve bu doğal kaynaklardan yayınlanan farklı tipteki radyasyonların ölçülmeleri ile de Adana İlini kapsayan bölgenin doğal temel radyasyon seviyelerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, yüzeye yakın atmosferde portatif gama dedektörü ile havada soğurulmuş gama doz oranları; gama spektrometrik analiz sistemi ile ölçüm alınan noktalardaki toprakta bulunan nüklitlerin radyoaktivite konsantrasyonları; alfa ve beta sayım sistemi ile içme, deniz, göl ve nehir sularındaki toplam alfa ve beta radyoaktivite konsantrasyonları ve Cr-39 nükleer iz dedektörü ve Radosys ölçüm sistemi ile de Adana ili şehir merkezinde bulunan evlerdeki radon gazı konsantrasyonları ölçülmüştür. Ayrıca bu kaynaklardan alınan insanların bir yılda maruz kaldıkları radyasyon dozları hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğal Radyoaktivite, Radon, Toprak, Su, Hava

Toprak
Meltem Değerlier
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çankırı Gökdere havzasının havza karakteristiklerinin ve bazı hidrofiziksel toprak özelliklerinin araştırılması

Çankırı Ilgaz Gökdere Havzasında yürütülen bu çalışmanın amacı, havza karakteristiklerini belirlemek, farklı arazi kullanım türleri (orman, mera, tarım) ve bakının toprak özellikleri üzerine etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla Gökdere Havzası'na ait jeolojik, topoğrafik ve meşçere haritaları ArcInfo yazılımı kullanılarak altlık sayısal haritalar üretilmiştir. İki farklı bakıda orman, mera ve tarım arazilerinden ikişer adet olmak üzere 12 toprak çukurundan 55 toprak örneği üzerinde bazı fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Aynı bölgelerden 0-15 cm toprak derinliğinden 18 adet bozulmuş toprak örneği ve bozulmamış hacim ağırlığı silindir toprak örneği (100 cm3) alınmıştır. Hidrofiziksel toprak özelliklerini belirlemek için 60 adet bozulmamış silindir toprak örneği (400 cm3) alınmıştır. Ayrıca toprakların infiltrasyon kapasitelerini belirlemek için 12 örnek alanda tansiyon infiltrometresi ile ölçümler yapılmıştır. Havza karakteristiklerinin incelenmesi sonucunda Gökdere havzasının alanı 7243.85 ha, ortalama yüksekliği 1714 m, ortalama eğimi %20.24, genel bakısı kuzey ve güneydir. Laboratuar analizleri sonucuna göre, toprak özelliklerinden hacim ağırlığı, organik madde miktarı, toplam azot, kritik tansiyonlarda nem kapsamları, hidrolik iletkenlik ve infiltrasyon kapasitesinin arazi kullanım türlerine göre önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir. Kuzey bakıda infiltrasyon kapasitesi ve hidrolik iletkenlik değerleri yüksek ölçülürken, organik madde miktarı güney bakı orman topraklarında yüksek diğer kullanım türlerinde ise daha düşük ölçülmüştür.

Havza amenajmanıIlgaz DağıToprak
Hüseyin Yılmaz
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
30
Master'sOpen AccessTR

Suya doygun zeminlerde kazıklı temellerin sismik yük karşısındaki davranışı

Bu araştırmanın amacı, sismik yük karşısında sıvılaşabilen zeminlerde kazıklı temellerin davranışlarını incelemek, suya doygun zeminlerin deprem sonrası temelde oluşabilecek hasarlardaki önemini vurgulayarak, hasarlar oluşmadan deprem öncesinde ekonomik,uygulanabilirlik ve hızlı mühendislik çözümlerini saptamak, kazık modellenirken alınması gereken önlemler ve literatürdeki bu konu ile ilgili çalışmaları karşılaştırarak elde edilen sonuçlarla gerçeğe yakın uygulanabilir çıkarımlarda bulunmak, deprem sonrası hasarları minimalize veya yok edebilecek düzeye getirmek için, mühendislerimizin modelleme yaparken gözardı ettiği kısımların aslında çok önemli olduğunu vurgulamaktır. Zemin iyileştirme yöntemi olarak en çok tercih edilen kazıklı temellerinde, zemin cinsinin, yeraltı su seviyesinin, kazıkların ebatlarının, sismik yük derecesinin vb. birçok parametrelerin doğru analizlerle belirlendikten sonra modellemesinin yapılması gerektiğini vurgulamaktır.

Kazıklı temellerSismik yüklerSıvılaşma+1
Asena Nur Tüzen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Related subjects