Social capital
145 theses under this subject heading
Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin görüşlerine yönelik fenomenolojik bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, Ankara ilinde yer alan ortaokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayenin anlamına, unsurlarına, kişisel ve örgütsel katkılarına, okullarda geliştirilme sürecine, karşılaşılan zorluklara ve sosyal sermayenin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalara ilişkin düşünceleri incelenmiştir. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Altındağ, Etimesgut, Keçiören ve Sincan ilçelerinden maksimum çeşitlilik, ölçüt ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemleri ile belirlenen katılımcılar ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek olgu bilim çalışması şeklinde desenlenen bu araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Ortaya çıkan bulgular doğrudan alıntılarla desteklenerek sunulmuştur. Araştırma sonucuna göre öğretmenler ve okul yöneticilerinin düşüncelerinde sosyal sermaye iş birliği, iletişim ve güven olgularıyla iç içe olan bir kavramdır. Katılımcılar sosyal sermayenin bileşenleri olarak güven, sosyal ağlar, faaliyetlere katılım, okuldaki normlar ve örgütsel bağlılığa vurgu yapmışlardır. Öğretmenler ve okul yöneticileri sosyal sermayenin varlığının öğretmenlerin okula ait hissetme durumunu, mesleki motivasyon ve gelişimini, akademik başarıyı, okulun atmosferini ve imajını olumlu yönde etkilediğini ifade etmişlerdir. Böylelikle sosyal sermayenin okulun verimli işleyişine katkı sağladığı belirtilmiştir. Sosyal sermayenin geliştirilmesinde öğretmenler arasındaki iletişimin iyi olmaması, okul idaresinin otoriter bir tutum içinde olması, iletişime kapalı olması ve velilerin eğitim-öğretim sürecinde pasif bir konumda olması gibi engellerle karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Çalışmada, Ankara ilinde görev yapan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin düşünceleri ortaya konularak okullarda sosyal sermayenin geliştirilmesine ilişkin önerilere yer verilmiştir.
Sosyal sermayenin ekonomik büyümeye etkisi: Kamu kesimi etkililiğine dayalı ampirik bir inceleme
Bu çalışmanın amacı; sosyal bilimlerin ön planda yer alan gündemlerinden biri olan ve büyümenin kayıp halkası olarak görülen sosyal sermayenin, yıllık kişi başı gelir değişimi ile ifade edeceğimiz büyüme üzerindeki etkisini analiz etmektir. Bu çerçevede çalışmada; "Ülkelerin ekonomik büyüme performansı, teorinin ön plana çıkardığı fiziki ve beşerî sermaye birikiminin yanı sıra sosyal sermaye birikimine de dayanmakta mıdır?" ve "Sosyal sermayenin büyüme üzerindeki etkisinde iyi yönetişimle bağlantılı olarak kamu kesiminin etkililiği ve büyüklüğü belirleyici olmakta mıdır?" şeklinde 2 temel araştırma sorusundan yola çıkılmıştır. Araştırma soruları doğrultusunda, 120 ülkeye ait 2009-2019 dönemini kapsayan yıllık verilerin yer aldığı veri kümesi ile çalışılmıştır. Tüm ülkeleri kapsayan panel dışında IMF' in sınıflandırması baz alınarak; gelişmiş ekonomiler, yükselen piyasa ekonomileri ve düşük gelirli ekonomiler şeklinde 3 farklı panel daha elde edilmiştir. İlk araştırma sorusu için statik panel veri analizi, ikinci araştırma sorusu için ise Hansen' in (1999) eşik değer analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde; sosyal sermayenin büyüme üzerindeki etkisinin gelişmiş ekonomilerde kamu kesimi etkililiğine, düşük gelirli ekonomilerde kamu kesimi büyüklüğüne, yükselen piyasa ekonomilerinde ise her iki unsura da duyarlı olduğu görülmektedir. Öte yandan genel olarak sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönlü bir etkisi olduğu görülse de anlamlı bir ilişkinin bulunduğu iki durumda sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerinde negatif etkisi ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki düşük gelirli ekonomilerde kamu kesimi büyüklüğü hesaplanan eşik değerin üzerindeyken gözlemlenmektedir. İkincisi ise gelişmiş ekonomilerde kamu kesimi etkililiği hesaplanan eşik değerin altındayken ortaya çıkmaktadır. Tezin sonunda ise büyüme yaratan sosyal sermaye oluşumunu destekleyecek etkili bir kamu kesimine ilişkin politika önerilerine yer verilmiştir.
Engelli üniversite öğrencilerinin akran ilişkileri üzerine nitel bir araştırma
Üniversiteli engeli olan gençlerin gözünden arkadaşlık ilişkilerine yönelik deneyimlerini sosyal sermaye üzerinden keşfetmeyi konu edinen bu araştırmada engelli gençlerin arkadaşlık ilişkileri, engelliliği ve engelli bedene sahip olma, arkadaşlık ilişkilerinde ailenin rolü, üniversite yaşamı ve pandemide arkadaşlık ilişkileri araştırılmıştır. Üniversiteli engeli olan gençlerin üniversite ortamındaki arkadaşlık ilişkilerini sosyal sermaye üzerinden betimlemek ve anlamak amaçlanmış olup nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amaçlı örneklemini üniversiteli (18-24 yaş aralığındaki) 12 (görme ve/veya ortopedik) engelli genç oluşturmaktadır. Katılımcılara kartopu tekniği ile ulaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle tanışılan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan bir katılımcı diğer katılımcıya referans olmuştur. Araştırmanın veri toplama sürecinde derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış olup görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmanın görüşmeleri pandemi döneminde alınan tedbirler -sokağa çıkma yasaklarının olması -nedeniyle görüşmeler online ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tematik analizle değerlendirilmiştir. Araştırmada ulaşılan temalar çerçevesinde arkadaşlığın anlamına ilişkin yardımlaşma, sosyal destek, güven, benzerlik, mekanı ve duyguları paylaşmak, birliktelik ve beraberlik üzerinden açıklamışladır. Arkadaşlık ilişkilerinin başlamasında ve sürdürülmesinde mekan ve yardımlaşma, kabul edilme, birlikte zaman geçirme ve sosyal destek üzerinden değerlendirmişlerdir. Engelliliğe ve engelli olmaya ilişkin anlamlandırmalarında yetersiz/eksik, hasta olma gibi ifadelerin kullanılması ve arkadaşlık ilişkilerinde toplumda var olan olumsuz kültürel tanımlamaların devam ettiği anlamına gelebilir. Üniversiteye gitmek için aileden uzakta yaşama ya da okulda bulunulan süre aileden bağımsızlaşmanın bir adımıdır. Sosyalleşme açısından engelli gençlerin ailelerinin aileye aidiyetten çok onların arkadaşlık ilişkilerine müdahale etmeyerek ya da onların kararlarına saygı duyarak toplumsal yaşama katılımlarını desteklemektedirler. Engelli genç için üniversite ortamı engeliyle ilişkili hem olumlu hem de olumsuz yönlerini deneyimleyip olumsuz yönleriyle başa çıkabilen güçlü bireyler olmasına katkıda bulunmaktadır. Pandemide kampüs yaşamından uzak kalmak engelli gençlerin bir yandan arkadaşlarıyla uzaklaşmalarına neden olurken bir yandan da mekansal birliktelik yoksunluğu yaşamalarına neden olmaktadır.
Kamerun Buea Belediye Konseyinde ve Litvanya'nın Vilnius Belediyesinde akıllı şehir inovasyon inşası (2013-2017)
This research studies the building of Smart City Innovation in the BMC of Cameroon and the VMC in Lithuania over the last five years (2013-2017). The core purpose of this research is to show the innovation process of the Buea Municipal Council in Cameroon (BMC), Vilnius Municipal Council (VMC) in Lithuania and to understand how the inhabitants of the cities have been benefiting from their environment whether positively or negatively. The sources of my findings will be obtained from journal, articles, newspapers and a questionnaire that will be completed by experts (politicians, entrepreneurs, university lecturers and doctoral students). Hence, the creation of new policy for regional development, Social capital, partnership, entrepreneurship, non-governmental organizations in Cameroon as well as Lithuania has brought tremendous assistants to the economy. It is assisting the countries to realize their 2020 and 2035 vision of economic innovations, while Research and networking aid development by linking people together through communication such as the social media and cell phones which therefore creates strong social capital. Nevertheless, some hard barriers separate the BMC and the VMC from their smart city innovational development such barriers include poor leadership, little finances obtained from the central government, bribery and corruption. Keywords: Social Capital, Smart City, Municipal Council, Innovations, Economic development
The social capital of nascent entrepreneurs: A qualitative case study design
Over the last several decades, due to the disruptive technological changes and its global economic effects, there are new potentiality and constraints for organizations. Despite being as an oldest economic movement, with these evolutionary changes, governments, public and private organizations begin to pay more attention to the issue of entrepreneurship and its dynamics. Entrepreneurs not only have positive effects on economic growth and reducing unemployment but also stimulate technological improvement and innovations. Emerging a business is a proceess that requires obtaining divergent resources and managing them according to need and demands. According to the past investigations, the success rate of wishful business founders in creating new organizations is only about fifty percent. The network theory of social capital gives an explanation for how and why the social entrepreneurial network influence the performance related variables that have positive contributions to the survive and growth of ventures. Social capital is defined as the current and potential values that rely on the social network of individuals. According to social capital theory, the social network of an entrepreneur has several contributions on entrepreneurial process. Entrepreneur is defined as a person who recognizes opportunities as a business idea and takes actions actively to convert this solution into commercial product with a desire to own a firm. The most debated issue on this topic is strength of ties and the contributions of strong and weak ties. Although most studies emphasize the positive effects of entrepreneur's big size, divergent and strong network characteristic on the likelihood of entrepreneurial success with measuring networking activities quantitatively, such studies lack providing deeper and detailed explanations about the actual dynamics and content of relations and limited for developing conceptual considerations. In entrepreneurship literature, there should be more investigation about how the characteristics of social network changes or differentiates according to different characteristics of entrepreneurs and their startups. In the literature, there is also a call for qualitative research design to develop deeper understanding the evolvement process of social network. The aim of current study is to understand why and how nascent entrepreneurs expand their ties, which types of network contribute positive effect to their entrepreneurial journey, what type of support do they get from their ties and how getting governmental venture capital grants influence the network characteristics of nascent entrepreneurs', networking behaviour and networking activities. The added value of the present thesis comes from exploring the role of governmental financial support program on social capital of NEs. To investigate these variables and to give an answer for how and why questions qualitative case study methods are used. In this study, two types of NEs are from a university incubation center, which is located in a reputable university of Turkey in Istanbul. First group of NEs are comprised of ventures not having governmental financial support and the second group of NEs are comprised of ventures having governmental financial support. The data analyzed using constant comparative technic. The findings of this study indicate that Governmental financial support has an influence on Social Capital developed by NEs. The most important differences are revealed in networking behavior and networking activities between groups. This study addresses an important gap concerning the influence of the governmental financial support program on the development of social capital. This is also a unique area in the literature by examining social networks as a dependent variable.
Sosyal sermaye ve beşeri sermayenin bireysel ekonomik getirisi: Eskişehir ili örneği
Sosyal sermayeyi, insan ilişkilerinin; sosyal ağlar, normlar ve güvene dayalı kaynakları olarak tanımlamak mümkündür. Bu kaynaklar bireylerin; bilgiye, fikirlere, fırsatlara, finansal sermayeye, güce, güvene ve işbirliğine ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. İktisadın önemli kavramlarından bir tanesi olan beşeri sermaye ise insana yönelik yatırımlar ile bireylerin sahip olduğu bilgi, beceri, yetenek ve niteliklerin bireysel, sosyal ve ekonomik refah yaratılmasını kolaylaştırması olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada sosyal sermaye ve beşeri sermayenin, ekonomik getirilerinin teorik boyutta ele alınması ve bireysel gelir düzeyi üzerindeki etkilerinin ekonometrik tahmin yöntemiyle ortaya konulması amaçlanmıştır. Ekonometrik analizde kullanılan Mincer tipi yarı logaritmik kazanç denkleminde, sosyal sermayeyi güven, normlar ve sosyal ağlara katılım değişkenleri, beşeri sermayeyi ise eğitim düzeyi ve iş deneyimi değişkenleri temsil etmektedir. Ekonometrik analizde, Eskişehir İli kent merkezinde yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler kullanılmıştır.
Okulların sosyal sermaye düzeyleri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okulların sosyal sermaye düzeyleri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir Araştırma altı bölümden oluşmaktadır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2015 – 2016 öğretim yılında Uşak il merkezi ve ilçelerinde çalışan 3986 öğretmen, araştırmanın örneklemini ise 518 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada basit tesadüfi örnekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada veriler "Sosyal sermaye ölçeği" ve "Psikolojik sözleşme ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı kullanılmıştır Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenler okulların sosyal sermaye düzeylerini yüksek olarak algılamaktadırlar. Öğretmenlerin okulların sosyal sermaye düzeylerine ilişkin görüşleri okullarındaki görev yapan öğretmen sayısına, öğretmenlerin okullarındaki çalışma sürelerine ve öğretmenlerin görev yaptıkları okul türüne göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Öğretmen sayısının az olduğu okullar, diğer okullara göre, ilkokul ve ortaokullar liselere göre daha yüksek düzeyde sosyal sermayeye sahiptirler. Aynı okulda kısa süre görev yapan öğretmenlerin daha uzun süre görev yapan öğretmenlere göre okulların sosyal sermaye düzeyine yönelik algıları daha yüksektir. Bununla birlikte okulların sosyal sermaye düzeyleri öğretmenlerin cinsiyetlerine ve kıdemlerine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin psikolojik sözleşmeleri orta düzeydedir. Yine öğretmenlerin psikolojik sözleşmeleri kıdemlerine ve okul türlerine göre farklılaşmaktadır. Aynı okulda çalışma sürelerine göre öğretmen görüşleri psikolojik sözleşmenin alt boyutlarından ilişkisel sözleşmede farklılaşmaktadır. 21 yıl üzerinde kıdeme sahip öğretmenlerin, 11-20 yıllık kıdeme sahip öğretmenlere göre ve ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin liselerde görev yapan meslektaşlarına göre psikolojik sözleşmelerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Psikolojik sözleşmenin ilişkisel alt boyutuna göre de aynı okulda daha az süre görev yapan öğretmenlerin psikolojik sözleşmeleri daha yüksektir. Öğretmenlerin cinsiyetlerine, okullarındaki öğretmen sayısına ve psikolojik sözleşme ve işlemsel alt boyutu için aynı okulda çalışma süresine göre psikolojik sözleşmelerinde ise farklılık göstermemektedir. Tüm bunların yanında araştırma sonucuna göre okulların sosyal sermaye düzeyleri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeleri arasında pozitif yönlü orta dereceli bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Psikolojik Sözleşme, Okulun Sosyal Sermayesi, Öğretmenin Psikolojik Sözleşmesi
Sosyal sermaye, beşeri sermaye ve ekonomik kalkınma ilişkisinin yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle incelenmesi
Bir toplumun ya da toplumu oluşturan sosyal grupların aralarındaki sosyal ilişkilerinin ifade edilmesinde rol oynayan sosyal sermaye kavramı ekonomik faaliyetler arasında önem arz etmektedir. Dünya üzerindeki ülkelerin gelişmiş ya da az gelişmiş ülkelerle aralarındaki ekonomik açıdan farkı kapatılabilmesi için sosyal sermaye bakımından gelişmeleri ve sosyal sermayelerini arttırmaları gerekmektedir. Beşeri sermaye ekonomik gelişim sürecini etkileyen ve bireylerin bilgi, beceri ve deneyim gibi niteliklerini bu sürece dâhil ederek bireyler üzerinde olumlu etkisi olan bir sermaye türüdür. Ayrıca tüm ülkeler için büyük önem taşıyan beşeri sermaye az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için hayati derecede öneme sahiptir. Ancak bu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gelişmişlik düzeylerini ileri seviyelere taşıyabilmesi için yani gelişmiş ülke düzeyine taşınabilmesi için donanımlı insan sermayesine ihtiyacı vardır. Bu sermayenin ortaya çıkarılabilmesi için sağlık ve eğitim alanında sağlam bir altyapının oluşturulması gerekir. Bu çalışmada sosyal sermaye ve beşeri sermayenin ekonomik kalkınma ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın kapsamında sosyal sermaye, beşeri sermaye ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişkinin incelenebilmesi için yapısal eşitlik modellemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda verilerine ulaşılabilen 120 ülke için sosyal sermayeyi, beşeri sermayeyi ve ekonomik kalkınmayı temsil eden seçilmiş değişkenler kullanılmıştır. İncelenen 1. Düzey Çok Faktörlü Modelin uyum iyiliği değerlerine göre modelin verilere uyum sağladığı görülür. Sonuç olarak model ile veri arasındaki genel anlamda iyi uyumun varlığından bahsetmek mümkündür. Böylece model tarafından gözlenen değişkenlere ilişkin varyans ve kovaryansların oldukça iyi açıklandığı görülmektedir. Ayrıca analiz sonuçlarına göre ekonomik kalkınma, beşeri sermaye ve sosyal sermaye arasında doğru orantılı bir ilişkinin varlığından söz edilebilir.
Kültürel ve sosyal sermayenin kaynağı ve taşıyıcısı olarak dil: Eklemeli iki dillilik
Bu tez çalışması, bir etkileşim aracı olan dil ile bu etkileşimin sebebi ve sonucu olarak değerlendirilen sosyal ve kültürel sermaye kavramlarının eklemeli iki dillilik üzerinden bir analizini yapmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda tez, Türkiye'de doğup büyümüş non-native ebeveynlerin erken yaştan itibaren çocuklarını iki dilli yetiştirme gayretlerini, bireysel bağlamda dil ideolojilerini, dile dair yaklaşım ve fikirlerini konu edinmiştir. Bu eylem ve yaklaşımların ebeveynlerin sahip olduğu sosyal ve kültürel sermaye ile ilişkisine ve çocuklarına vermek istedikleri sosyal kazanımlara etkisinin ne olduğuna odaklanmıştır. Türkiye'de iki ve çok dillilik üzerine yapılan çalışmaların temel odağı azınlık dilleri ve bu dilleri konuşan aile ve çocukların okuldaki başarıları, toplumla ilişkilerinin etnisite bağlamında ele alınmasıdır. Yurtdışında ise Türkiye'deki çalışmalara benzer araştırmaların yanı sıra iki dilliliğin birey açısından ne türden kazanımlar getirdiğine, ülkelerin bu durum karşısındaki politikalarının nasıl şekillendiğine, küreselleşme ve çok dillilik arasındaki ilişkiye odaklanan çalışmalar mevcuttur. Tez, Türkiye özelinde bu bağlamda bir başlangıç çalışması olarak önem arz etmektedir. Tezin dil bilim ve sosyoloji literatüründen ileri gelen iki ana kuramsal çerçevesi bulunmaktadır. Dil bilim bağlamında Steve McCarty, Hamzeh Moradi and Annick De Houwer'in görüşlerine yer verilirken sosyolojik çerçeve Pierre Bourdieu, James Coleman ve Robert Putnam'ın görüşlerinden faydalanarak sınırlandırılmıştır. Çalışma, nitel bir yaklaşım benimsemiştir. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış mülâkat formu kullanılarak toplanmıştır. Veriler, MaxQda programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen sonuçların kuram ile büyük oranda paralellik gösterdiği görülmüştür. Katılımcıların iki dilliliği artı bir değer olarak gördükleri ve kültürel ve sosyal kazanımlarının bir aracı ve bir sermaye biçimi olarak değerlendirdikleri sonucuna varılmıştır. Bu değer ve kazanımların çocuklarına aktarımı bir mirası aktarmak gibidir ve önemlidir. Çalışma sonunda aile sermayesinin önemi ve kullanımı; ilk habitusun gelişimi; dilin bireyin hayatındaki yeri ve görünümlerine yönelik tespitler elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: iki dillilik, sosyal sermaye, kültürel sermaye, aile dil politikası, etki inancı.
Spor örgütlerinde sosyal sermaye ile örgütsel değişim bağlılığı arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı spor örgütleri çalışanlarının sosyal sermaye algıları ile örgütsel değişim bağlılığı arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Deneklerin sosyal sermaye algılarını ölçmek için Bullet ve Onxy (2000) tarafından geliştirilen Ardahan (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Sosyal Sermaye Ölçeği" ile örgütsel değişim bağlılıklarını ölçmek için ise Dunham, Grube, Gardner, Cummings ve Pierce (1989) tarafından geliştirilen Bingül (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Değişim Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin nasıl dağıldığını görmek için Kolmogorow-Smirnow testi uygulanmış ve basıklık-çarpıklık değerleri kontrol edilmiştir. Örgütsel değişim ölçeği ve sosyal sermaye ölçeğine ait güvenilirlik analiz yapılarak her iki ölçek için Cronbach's Alpha katsayıları elde edilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak gönüllülük esasına dayanan çevrimiçi anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde kâr amacı güden ve gütmeyen aktif spor tüketimine haiz hizmet sunucularının teknik, idari, üyelik hizmetleri, eğitim ve temizlik hizmeti çalışanlarından oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise 533 kişi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler doğrultusunda çalışmaya katılan katılımcıların sosyal sermaye algıları arttıkça değişim bağlılıkları da artmaktadır. Sonuç olarak spor örgütü çalışanlarının çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelebilecekleri değişimi destekleyen, sosyalleşme faaliyetlerinin, eğlenceli grup çalışmalarının, yardımlaşma ve empati kurma gibi becerileri geliştirmek adına daha üst eğitimler almalarının desteklenmesi olumlu katkılar sağlamaktadır.
Davranışsal iktisat ekseninde bir sosyal sermaye çözümlemesi: Karar süreçlerinde güven olgusunun etkileri üzerine uygulamalı analiz
Yapılan bu araştırma, davranışsal iktisat perspektifinden sosyal sermayeyi ele alarak, bireylerin karar alma süreçlerinde güven olgusunun etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın teorik tabanı, David Kreps'in (1990) geliştirdiği dinamik seçim modelleri ve iş birlikçi olmayan oyun teorisi ile Berg, Dickhaut ve McCabe'in (1995) güven oyununa dayanmaktadır. Bu kapsamda, güvenin bireyler arası ekonomik ve sosyal ilişkilerde nasıl şekillendiği ve karar süreçlerini nasıl yönlendirdiği incelenmiştir. Literatürde güven olgusunun ekonomik ve psikolojik yönleri sıklıkla ele alınmakla birlikte, bu çalışma deneysel yöntemle güvenin sosyal sermaye içindeki işlevini daha somut bir biçimde ortaya koymayı hedeflemektedir. Deney çalışması için İstanbul Gelişim Üniversitesi öğrencilerinden müteşekkil 51 kişiye anket çalışması yapılmıştır. Aynı gözlem grubuna uygulanan iki farklı yöntemle ulaşılan sonuçlar karşılaştırılmış ve tutarlılık değerlendirmesi yapılmıştır. Uygulamada tespit edilen güven düzeyleri ve güvenin (sosyal sermayenin) karar süreçlerinde bireylerin davranış şekilleri üzerindeki etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak güvenin bireylerin karar alma mekanizmaları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bulgular, güven seviyelerinin bireylerin ekonomik ve sosyal tercihlerini belirlemede önemli bir faktör olduğunu göstermiştir. Ayrıca, sosyal sermayenin bir bileşeni olarak güvenin, bireyler arası etkileşimde ve iş birliği süreçlerinde kritik bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, davranışsal iktisat alanında güvenin karar süreçlerindeki belirleyici etkisini vurgularken, gelecekteki araştırmalar için yeni açılımlar sunmaktadır.
Türkiye'den ABD'ye göç sürecinde göçmen ağlarının rolü: Giresun Yağlıdereliler örneği
Bu çalışmanın konusunu, Giresun'nun Yağlıdere İlçesinden göçmen ağları kanalıyla göç ederek, Amerika'nın New Jersey eyaletinde kendi sosyal sermayelerini oluşturan Yağlıdereli Türkler oluşturmaktadır. Sosyal ağlar yoluyla, Yağlıdere'den, New Jersey' e gerçekleşen göçler ve yaşanan süreçleri konu alan, nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışma; kuramsal ve uygulamalı olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın kuramsal bölümünde; göç olgusu, uluslararası göç yaklaşımları ve Türkiye'den yurt dışına göç konusu ele alınmıştır. Uygulama kısmında ise; Yağlıdereli bireylerin göçe karar verme süreçleri, göç süreçleri ve göç sonrası süreçleri yapılan durum analizi ile ortaya konulmuştur. Bununla ilişkili olarak, Yağlıdereli Türklerin sosyo-ekonomik geçim durumları, eğitim durumları, ev sahibi toplumla ilişkileri, dil bilme düzeyleri, evlenme şekilleri, toplumsal konumları, Türkiye ile ilişkileri ve sivil toplum örgütlenme biçimleri, göçmen ağları ilişkileri üzerinden derinlemesine bir araştırma yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ve katılımcı gözlemleri, bu çalışmanın temel veri toplama tekniklerini oluşturmaktadır. Veriler toplanırken kartopu örnekleme ve amaçlı örnekleme çeşidi olan ölçüt örnekleme tekniklerinden faydalanılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA 2018 nitel analiz programına aktarılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; New Jersey eyaletinde ev sahibi toplumdan ayrışmış, topluluk düzeyinde oluşan Yağlıdereli sosyal sermaye oluşumudur. New Jersey'e göç eden Yağlıdereli Türklerin oluşturduğu sosyal sermayenin inşasında, göç süreci ve sonrasında aile, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerinin Yağlıderelilerin yaşamlarında çok etkili olduğu sonucuna varılmış ve sosyal ağların temel unsur olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Göç, uluslararası göç, sosyal sermaye, göçmen ağları, Amerika'da yaşayan Yağlıdereli Türkler
Yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermayelerinin ve sosyal ağlarının incelenmesi
İnsan yaşamı boyunca ilişkiler kurar. Kurduğu bu ilişkiler sonucunda kararlar alır. Aldığı bu kararlar yaşamını şekillendirir. İnsanın kurduğu bu ilişki kelebek etkisi yaratır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak çevresindeki ya da hiç tanımadığı bir insanın hayatında derin izler bırakabilir. Bir ülkenin geleceğinde, toplumun kaderinde önemli etkiler yapabilir. Bu nedenle kişinin kurduğu ilişkiye verilen önem günümüzde giderek artmıştır. Öyle ki OECD bu ilişkiler yumağını 'Tutkal' olarak tanımlamıştır Dünya Bankasının 'Kayıp Halka' olarak OECD'nin 'Tutkal' olarak tanımladığı Sosyal Sermaye giderek artan bir şekilde Mültecilerin ülkeye uyumun da önemli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Ülkelerin bu göç şokunu atlatabilmesi, gelişmesi için gerekli olanın fiziki sermayenin tek ve yeterli olmadığı İnsan sermayesi ve sosyal sermayenin de ülkelerin gelişmesi ve mültecilerin uyumu için olmazsa olmaz faktörler olduğu söylenebilir. Türkiye'deki toplam Suriyeli sayısı yaklaşık 3 milyon 600 bindir. Bu nüfusun yaklaşık yarısından fazlasını 0-18 yaş grubu oluştur¬maktadır. Bu büyüklükte genç nüfusun 'Kayıp Nesil' olmaması için çalışma ve eğitim hayatında düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı yetişkin eğitimi alan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermaye ve sosyal ağlarını kullanabilme becerilerini irdelemektir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçları ile teorik bilgilerin tutarlılığı değerlendirilmiş ve elde edilen bulgulardan hareketle sosyal sermaye ve sosyal ağ kullanma becerilerinin getirilerine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki 325 Suriyeli oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bize genel olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler'in sosyal sermaye ve sosyal ağ düzeyleri gidecekleri ülkeyi, şehri, mahalleyi seçmede, iş bulmada ve sosyal uyum üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: sosyal sermaye,sosyal ağlar, geçici koruma altındaki suriyeli göçmenler,yetişkin eğitimi, göç
Ankara'daki Suriyeli sosyal sermayesinin oluşum süreci
2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşla beraber, Suriyeliler Türkiye'ye sığınmaya başlamıştır. İç savaş nedeniyle ortaya çıkan insani kriz karşısında Türkiye; insan hakları refleksleriyle açık kapı politikası uygulamış ve Türkiye'ye sığınan Suriyelilere ilişkin göç yönetimini geçici barınma merkezlerinde misafir olarak ağırlama üzerine kurmuştur. Ancak, Suriyelilerin Türkiye'ye göçü kısa bir süre sonra, tarihte eşine az rastlanır derece büyük ve ani bir kitlesel sığınmaya dönüşmüştür. Barınma merkezlerinin kapasitelerinin yetersiz kalması ile kitlesel akınlar, öncelikle sınır illerine yönelmiş ve devamında tüm Türkiye'ye yayılan bir seyir izlemiştir. Günümüz itibariyle çok büyük bir çoğunluğu şehirlerde olmak üzere 3.500.000'un üstünde Suriyeli Türkiye'nin farklı illerinde geçici koruma statüsü altında hayatını sürdürmektedir. Bu tez çalışması; uluslararası göç ve sivil toplum literatürlerinde en önemli makro yapısal aktör olarak görülen devletin, açık kapı politikası ve yaşanan kitlesel sığınma ile Türkiye özelinde sınırlayıcı rolünü yitirdiği bir süreçte, Ankara'ya yerleşen 90.000'nin üzerinde Suriyelinin topluluk dinamiklerini ve kendilerine yönelik faaliyet yürüten STK'larla geliştirdikleri etkileşimleri sosyolojik bir bakış açısıyla anlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda; Ankara'da yaşayan Suriyelilerin kendi habitatlarını kurdukları mahallelerde faaliyet yürüten iki farklı STK'nın yöneticileri, çalışanları ve yararlanıcıları olmak üzere 18 katılımcıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan saha araştırması neticesinde; Halep'in belli bölgelerinden Ankara'nın belli mahallelerine işlerlik kazanan göç ağlarının kurulduğu, göç sonrası göçmen ağlarına evrilen ve hayatın her alanında homojenleşen bu sosyal ağların birtakım sosyo-kültürel normlarla beraber Ankara'daki Suriyeli sosyal sermayesini oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca görüşülen iki farklı STK'nın da tüm bu süreç içerisinde girdiği etkileşimlerle Suriyelilere çok önemli katkılar sunduğu tespit edilmiştir.
Sosyal sermaye ve bölgesel kalkınma ilişkisi: Türkiye'de düzey 3 bölgeleri için sosyal sermaye endeksinin hesaplanması
Sosyal sermaye kavramı 20. Yüzyılın sonlarına doğru gerek ekonomi, gerekse sosyoloji, gibi bilim dallarının odak noktası haline gelmiş ve önemini gitgide artırmıştır. Çalışmada bu noktadan hareketle sosyal sermaye kavramı ve gelişimi anlatılmıştır. Sosyal sermaye kavramı ve bölgesel kalkınma ilişkisine yer verilmiştir. Sosyal sermayenin kalkınma üzerindeki etkilerinin tartışmasının ardından sosyal sermayenin bileşenlerinin verileriyle Türkiye'nin sosyal sermaye düzeyi belirlenmiştir. Türkiye'nin iller bazında sosyal sermaye endeksi hesaplanırken temel bileşenler analiz yöntemi kullanılarak 2011,2015 ve 2017 yılları için endeks değerleri bulunmuştur. Bu endeks değerleri kullanılarak illerin hem kişi başına gayri safi katma değer açısından hem de sosyoekonomik gelişmişlik endeksiyle karşılaştırma yapılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonucunda sosyal sermaye değeri yüksek olan illerin hem üretim hem de sosyoekonomik açıdan gelişmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Sosyal Sermaye Endeksi, Bölgesel Kalkınma, Temel Bileşenler Yöntemi
Geçiş ekonomilerinde sosyal sermaye ve ekonomik kalkınma
Toplumda bireyler arası ilişkilerin önemini ihtiva eden sosyal sermaye ekonomik kalkınmanın sağlanmasında yeni bir aktördür. Sosyal sermaye sosyal ilişkilerin önemine vurgu yapan ve sosyal normlar, sosyal ağlar, güven gibi unsurları içeren ekonomik kalkınma üzerinde katkıları barındıran bir kavramdır. Bu tezin amacı; sosyal sermaye ve ekonomik kalkınma ilişkisinden yola çıkarak sosyal sermayenin ekonomik kalkınma üzerine nasıl bir role sahip olduğunu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda seçilmiş 6 geçiş ekonomisi için 2005-2014 yılları arasında sosyal sermayenin ekomomik kalkınma üzerindeki etkisi panel veri analizi ile araştırılmıştır. Elde edilen bulgular, bu ülkelerin sahip olduğu demokrasi düzeyinin ekonomik kalkınma üzerinde negatif, seçim özgürlüğü ve politika düzeyinin ise pozitif etkilere yol açtığı görülmektedir
Sosyal sermaye ve örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişki: Mersin Üniversitesi çalışanları üzerine bir araştırma
Örgütlerin verimliliğinin artması ve örgütlerin gelişme gösterebilmesi söz konusu olduğunda örgütü oluşturan çalışanların örgütsel sosyal sermayeleri ve özdeşleşmeleri yüksek önem taşır. Örgüt çalışanlarının bölüm içerisinde, diğer bölümlerdeki iş arkadaşlarıyla ve yöneticileriyle kuracakları iletişim ağları bütün örgütü etkileyeceğinden çok önemlidirler. Örgüt çalışanları yapılan faaliyetlerinin merkezinde yer alırlar. Bu araştırma, Üniversite çalışanlarının sosyal sermayeleri ve örgütsel özdeşleşmeleriyle ilgili mevcut durumun tespit edilmesini sağlayacağından, Üniversite yönetimlerine de katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmayla birlikte örgüt içerisinde bilgi paylaşımının, güvenin ve paylaşılan değer ve hedeflerin iş görenin çalışmış olduğu örgütle özdeşleştirmesine yaptığı etkinin tespit edilmesi sağlanabilecektir. Bu araştırma ile Mersin Üniversitesi'nde çalışmakta olan akademik ve idari personelin örgütsel sosyal sermayeleri ve örgütsel özdeşleşmeleri arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır.
Suriyeli küçük girişimcilerde sosyal sermaye
Bu çalışmada sosyal sermaye ve göç olgusunu birlikte ele alarak Suriyeli küçük girişimciler incelenmiştir. Göç öncesinde ve sonrasında sahip oldukları sosyal sermaye değişimi göz önünde bulundurularak Mersin'de yaşayan Suriyeli küçük girişimcilerin mevcut sosyal sermayeleri aracılığıyla ne tür fırsatlar ve imkânlar edindikleri, hangi ağlarla ve nasıl sermaye birikimlerini gerçekleştirdiklerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Suriyeli girişimcilerin var olma ve kendilerini var edebilme süreçleri incelenerek mevcut ağları kullanma becerileri ile daha çok hangi ağlar ile sosyal sermayelerini oluşturduklarına açıklık getirilecektir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmanın evrenini Mersin'deki Suriyeli girişimciler oluşturmaktadır. Farklı sektörlerde işletme açarak girişimciliğe adım atmış ve eğitim seviyesi genellikle düşük olan 24 Suriyeli işletme sahibine kartopu örneklem ile ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış açık uçlu sorular ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda yapılan alan araştırması sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, Mersin'deki Suriyeli girişimciler için büyük önem taşıyan sosyal ağların, kendi aralarında kapalı ağlar oluşturarak giderek güçlenen güçlü bağların oluşmasına kaynaklık ettiği tespit edilmiştir. Sosyal sermayenin, Suriyeli göçmenlerin girişimcilik faaliyetlerinde önemli bir etkisinin olduğu anlaşılmış ve etnik ekonominin oluşmasında da olumlu bir rolü olduğu elde edilen bulgular neticesinde bu çalışma görülmüştür.
Çalışan kadınların ve ev kadınlarının aile döngüleri üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Bu çalışma, evli çalışan kadınların ve evli ev kadınlarının aile yaşamı döngülerini keşfetmeye dayanmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Aileye ilişkin deneyimleri keşfetmek ve öze inmek hasebiyle fenemonolojik araştırmadan yararlanılmıştır. Osmaniye kentinde ikamet eden evli çalışan kadınların ailesi ve evli ev kadınlarının ailesinden oluşan 89 katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma neticesinde çalışan kadının ekonomik sermayeye sahip olmasıyla aile içi para dolaşımında rol oynadığı ve kocasının ekonomik sermayesi ile sermaye hacmini arttırdığı böylelikle yatırım süreçlerinde de rol aldığı tespit edilmiştir. Ev kadınlarının ekonomik sermayeye sahip olmaması para dolaşımında rol almalarına engel teşkil ettiği bulgular arasındadır. Çalışan kadınların ailelerinde kararların birlikte alındığı, ev kadınlarında ise özel alan ve kamusal alan ayrımına benzer şekilde bir karar alma mekanizması bulunduğu keşfedilmiştir. Çalışan kadınlardan, ev kadınlarından ve yakın akrabalarıyla yapılan görüşmelerden katılımcıların ortak habitusa sahip oldukları görülmüştür. Ancak çalışan kadınların sermaye birikim süreci habituslarında yukarı doğru sınıfsal hareketlilik yaşanmasına olanak tanırken ev kadınlarında durgunluk kademesinde kaldığı görülmektedir. Çalışan kadınların habitusları sermaye birikimine bağlı olarak şekillenirken ev kadınlarının habitusu yeniden üretilmektedir. Çalışan kadınların ailesinde karı kocanın ev içi işleri işbölümü esasına dayalı biçimde gerçekleştirdiği ev kadınlarının kocalarının ise ev içi işlerde rol almadığı bulgulardandır. Kadınların çocuklar üzerinde otorite kurduğu, ev kadınlarının kocalarının karısı üzerinde otorite olduğu, çalışan kadınlarda ise karı koca arasında otoritenin denge mekanizması ile paylaşıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Erkeğin çocuk bakımına ilişkin kuralları yeterince bilmemesi iktidar alanının kadınlara açılmasına olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda kadınların çocuk üzerindeki otoritesi meşruiyet alanı zemininde temellenmektedir. Çalışan kadınların çocuk bakımı konusunda sosyal sermayelerinden yararlanmaktadırlar.
Güvene yol açan faktörlerden biri olarak sosyal sermaye
Tezin konusunu ilk olarak güven faktörünün sosyal sermayeyi etkilemesi oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra başka hangi demografik değişkenlerin sosyal sermaye ve güven üzerinde olumlu veya olumsuz olarak nasıl etkileri olduğu araştırılmıştır. Özellikle iki meslek üzerinden görüşmeler yapılarak kıyaslamalar yapılmaktadır. Polis ve imam katılımcılar ile görüşülürken emekli, erkek ve kadın kategorilerine ayrılarak hemen hemen eşit olmasına dikkat edilmiştir. Çalışmada karma yöntem tekniği kullanılmıştır. Verileri toplamak için ikili mülakatlar gerçekleştirilmiştir ve analiz için ise nitel görüşmeler 5'li likert tipi ölçeğe uygulanarak SPSS kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda meslek, öğrenim durumu ve yaşanılan yer değişkenlerinde güven ve sosyal sermaye arasında anlamlı bir ilişki görülmektedir. Örneğin güven düzeyi yüksek olan imam katılımcıların sosyal sermaye düzeyleri de polis katılımcılara göre daha yüksek olarak görülmektedir. İmam katılımcıların çalışma saatleri polis katılımcılara göre daha düşük olarak görülmektedir. Esnek çalışma saatleri de imam katılımcılara sosyal ortamlara katılmaları için fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca imamların uzun süredir aynı yerde ve genellikle kendi memleketlerinde çalışmaları kurdukları ilişkilerin devamlılığı için önemlidir. Bourdieu ilişkilerin devamlı olmasının sosyal sermayeyi artırdığını ifade etmektedir. Çalışmada katılımcıların çalışma şartları, mekanları ve ortak hayat görüşünde oldukları kişilerle aynı habitusda olmaları sosyal sermayelerini anlamlı olarak etkilemektedir. Anahtar kelimeler: sosyal sermaye, güven.
Entrepreneurial success: The role of social networks and human capital
Social capital theory suggests that a firm's external networks play a major role in contributing to its performance; hence start-ups, in order to succeed, are advised to pursue strategies that focus on the development of valuable networks, as they hold the set of resources, tangible or virtual, that may accrue to a corporate player through the player's social relationships across these networks, facilitating the attainment of entrepreneurial goals. Although a number of empirical studies suggest that social networks indeed have an influence on entrepreneurial success, evidence regarding the nature of the relationship is still equivocal. Further, the number of studies focusing on entrepreneurial success through a network perspective in Turkey is quite scarce. Combining the merits of both qualitative and quantitative research, the present dissertation attempts to contribute to the understanding of how social capital and structural elements of an entrepreneur's network are related with entrepreneurial success. Since there are conflicting and mixed results regarding these relationships in the literature, one additional aim is to introduce human capital in this relationship. First, in-depth interviews are used in the exploratory stage of the research providing in-depth understanding of the phenomenon under investigation within its context. Then, quantitative data, collected via survey administration to entrepreneurs of small and medium sized enterprises (SMEs) from Istanbul, is used to test the hypotheses developed in light of the relevant literature and the qualitative insights. Results provided corroborative empirical evidence for the mediating effect of access to resources on the relationship between entrepreneurial success and its network related antecedents, while illuminating the moderating effect of human capital elements on this mediated relationship. It is shown that human capital (education and industry-specific work experience) indeed changes the nature of the relationships in the predictive model of entrepreneurial success.
The impact of social capital on consumers' engagement in ewom and their purchase intentions
Consumers often seek recommendations before they make a commitment to purchase. Social networks are one of the most appropriate communication platforms on which they can ask other consumers' opinions about various topics. In the literature, the social capital concept is discussed to play a vital role in the process of WOM transmission but no integrated theoretical model or empirical study exists that fully defines and analyzes the relationships between social capital, eWOM and the purchase intentions of consumers on social network site context. This dissertation attempts to fill this gap by proposing and testing a holistic theoretical model which aims to determine the impact of social capital dimensions on eWOM and purchase intentions of consumers through an extensive literature review, a series of exploratory qualitative studies and a large-scale survey-based quantitative study of data collected from 980 users of social media specifically, namely Facebook, Twitter and Instagram, and provides support for the reliability and validity of the proposed model. The findings demonstrate that there exists a direct relationship between the dimensions of social capital, consumers' engagement in eWOM and purchase intentions, but the strength of relationships varies. Among these dimensions, social network culture emerges as having the strongest effect on consumers' engagement in eWOM, followed by tie strength and interpersonal trust. Two moderators-gender and social network site usage intensity-are identified as influences of the relationships between model constructs. The implications for marketing theory and practice and directions for future research are discussed in the conclusion part of the study.
Sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeler ile ebeveyn desteğinin öğrencilerin BİLSEM'e yerleşmelerine etkisi
Bu çalışmada Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) seçilen öğrencilerin sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeleri ile okul algıları ve ebeveyn desteklerinin akranlarından farklılıklarına odaklanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın amacı; ilkokul öğrencilerinin sosyal, kültürel ve ekonomik sermayesi ile okul algıları ve ebeveyn desteklerini ortaya koyarak bu değişkenlerin BİLSEM'e yerleşmelerindeki etkisini incelemek olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımlarından nedensel-karşılaştırma modeli kullanılarak yapılandırılan çalışma iki farklı katılımcı grubu ile gerçekleştirilmiştir. İlk grubu küme örnekleme yöntemiyle belirlenen BİLSEM öğrencilerinin yoğun olduğu ilkokullarda öğrenim gören 489 ilkokul öğrencisi ve ebeveyni oluşturmaktadır. İkinci grup ise BİLSEM'e devam eden 1,257 öğrenci ve 74 mezundan oluşmaktadır. Çalışmada veriler; biri öğrencilere yönelik diğeri öğrencilerin ebeveynlerine yönelik olarak iki farklı veri toplama formu kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler; betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, ki-kare, korelasyon, ikili ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmada elde dilen başlıca bulgular şunlardır: (a) BİLSEM'e kabul edilen öğrenciler özel aile pozisyonundadır (tek çocuk veya tek kardeş) ve akranlarına göre erken çocukluk dönemlerinde daha fazla okuryazarlık ve aritmetik etkinliğiyle ilgilenmişlerdir. (b) Kültürel sermaye, ev ortamındaki eğitimsel kaynak yoğunluğu, okul yaşamı algısı ve öğrencilerin okula hazır bulunuşluk düzeyleriyle birlikte BİLSEM'e yerleşme değişkenliğinin %32'sini açıklayabilmektedir. (c) Somutlaştırılmış kültürel sermaye ve aile içi kültürel iletişim BİLSEM'e yerleşmede baskın itici kültürel sermaye güçleridir. (d) Sosyal ve ekonomik sermayenin BİLSEM'e yerleşme üzerinde herhangi bir anlamlı yordayıcılığı yoktur. Mevcut bulgular, temelde zekâ testleri ile öğrenci seçimi yapan BİLSEM'lere kabulün ana belirleyicilerinin ailenin kültürel sermayesi, ev ortamındaki eğitimsel kaynaklar, ebeveyn desteği ve erken okuryazarlık ve aritmetik etkinliklerini gerçekleştirme düzeyleri olduğunu göstermektedir.
Yoksullukla mücadele bağlamında uygulanan sosyal politika uygulamaları 2021 yılı Şırnak-Cizre örneği
Bu çalışma Türkiye'de yoksullukla mücadele bağlamında yürütülen sosyal politika uygulamalarından yararlanan bireylerin, kendilerine sunulan sosyal politika uygulamalarına yönelik bakış açılarının nasıl olduğunu konu almaktadır. Ayrıca yararlanıcıların sahip oldukları sosyal sermaye düzeyi, yararlanıcıların sahip olduğu sosyal sermaye düzeyinin onların yoksulluğu hissetme düzeyi üzerindeki etkileri, yararlanıcıların sosyal yardım kuruluşlarına başvurmadan önce kendi aralarında geliştirdikleri herhangi bir mekanizmanın olup olmadığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu kapsamda Durum Çalışması Deseni kullanılarak Cizre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurup sosyal politika uygulamalarından yararlanan bireylerden seçilen katılımcılara yönelik derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak veriler elde edilip analiz edilmiştir. Sosyal sermaye düzeyi açısından dezavantajlı oldukları görülen katılımcıların yarısından fazlasının yoksulluğu üst düzeyde yaşadıklarını diğer katılımcıların ise büyük çoğunluğunun yoksulluğu hissettikleri görülmüştür. Çalışmada, yaralanıcıların sosyal yardım kuruluşlarına başvurmadan önce çoğunlukla akrabalarıyla veya sosyal çevreleri ile herhangi bir yardımlaşma mekanizması kuramadıkları görülmüştür. Çalışmada, katılımcıların sosyal yardım kuruluşlarından yararlandığı halde yaşamında, önemli bir değişiklik hissetmediğini, sosyal yardımların mevcut miktarlarının, yoksulluk ile mücadeleye çok az katkı sunduğunu ve çoğunlukla yapılan sosyal yardım miktarlarının arttırılması gerektiğini düşündükleri görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Yoksulluk, Sosyal Politika, Sosyal Sermaye