Suriyeliler
Bu konu başlığı altında 482 tez
Türkiye'deki Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımları
Bu araştırmanın amacı Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımlarını belirlemektir. Olgubilim modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Hatay ili Altınözü ilçesinde görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Söz konusu formda 18 açık uçlu soru yer almaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini yeterli seviyede görmedikleri, 2018 Türkçe Öğretim Programının Suriyeli öğrencilere yönelik yetersiz buldukları ve programın güncellenmesi gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenler, Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerine yönelik ilgilerinin yeterli olmadığını, ders kitaplarının yetersiz kaldığını, öğretmenlerin daha fazla etkinlik ve materyal kullanmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmeye yönelik çözüm önerileri belirlenmiştir.
Zorunlu göç kapsamında Hatay'da bulunan Suriyeli öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi, toplumsal uyum ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin öğretmen görüşlerinden hareketle incelenmesi
Bu çalışma Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan sonra zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'nin birçok yerine dağılan Suriyelilerin en yoğun olduğu illerin başında gelen Hatay'da gerçekleştirilmiştir. Hatay, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin en güneyinde ve Suriye'ye sınır olarak en yakın iller arasında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlığa ek olarak Suriye ile tarihsel, kültürel, komşuluk ve akrabalık bağı bulunması nedeniyle de Suriye nüfusunun diğer illere göre daha yoğun olan bir bölgedir. Bu tezin amacı, ülkelerinden zorunlu olarak göç eden ve Hatay'a yerleşip burada eğitim gören ilkokul ve ortaokul düzeyi Suriyeli öğrencilere yönelik başta Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve toplumsal uyum çalışmaları olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetlerini konuyla ilgili belgelerden, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası projelerden, dokümanlardan ve alanda elde edilen verilerden hareketle analiz edilmeye çalışmaktır. Bununla birlikte eğitim gören Suriyeli öğrencilerin ve bu öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda görevli öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları olası güçlükleri öğretmen görüşlerinden hareketle tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda sahada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleriyle elde edilmiştir. Ayrıca araştırma durum tespiti desenlerine göre tasarlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de Suriyeli öğrencilere yönelik uygulanan eğitim politikalarından birinin Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dahil edildiği; Hatay özelinde bakıldığında bunun birebir uygulandığı; Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullardaki öğretmenlerin birçoğunun konuyla ilgili hizmet içi eğitimler aldığı; alınan eğitimlerin daha çok uygulamaya dönük olması gerektiği; Suriyeli öğrencilerin başta Türkçe öğrenimi olmak üzere birtakım güçlüklerle karşılaştığı; öğretmenlerin ders anlatımlarında farklı yöntem ve tekniklerle görsel materyalleri kullandığı ve bu durumun olumlu yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Suriyeli göçmenlerde adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay ili örneği
Göç, bireylerin ait olduğu yerlerden kopmasına ve alışık olmadıkları yeni bir ortamla etkileşime girmesine sebep olmaktadır. Bu etkileşim çok boyutlu olacağı için karşılaşılacak çeşitli sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu anlamda göçmenler karmaşık bir sorun zincirinin ortasında kalabilmektedir. Bu çalışmanın ele aldığı konu Suriyeli göçmenlerin yaşayacakları psikososyal problemler göz önüne alınarak bu bireylerin adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Hatay ilinin Antakya, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinde yaşayan 18 yaş üstü okuma-yazma bilen 150 Suriyeli göçmenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlere Kişisel Bilgi Formu, Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; elli altı yaş ve üzeri bireylerin genel adil dünya inancı puanların diğer yaş gruplarından daha yüksektir. Eğitim durumlarına göre, lise mezunu olan katılımcıların hem kişisel hem de genel adil dünya inancının diğer eğitim düzeylerine sahip katılımcılara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların medeni durumlarına göre, evli katılımcıların psikolojik iyi oluşlarının bekar ve boşanmış katılımcılara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Suriyeli göçmenlerin psikolojik iyi oluşları ile kişisel ve genel adil dünya inançları arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür.
Suriyeli göçmen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi: Hatay örneği
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 2011 yılından itibaren ülkemize giriş yapmış olan göçmen çocuklarında korunmasıyla ilgili bir yasadır. Bu yasa çerçevesinde ihmal ya da istismara uğramış çocuklara danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi tedbirler uygulanmaktadır. En fazla göçmen barındıran illerin başında gelen Hatay İli, söz konusu kanun kapsamındaki uygulamalara da bir manada merkez olmuştur. Bu sebeple çalışmamızda Hatay İlinde bulunan göçmen çocuklara danışmanlık, eğitim, barınma, bakım ve sağlık tedbirlerinin ne oranda sağlanabildiği üzerinde durulmuştur. Bu meyanda hem Türkiye genelinde hem de göçmen nüfusun yoğun olduğu diğer illerde yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Hatay ilindeki çocukların topluma sosyal uyumu ve kayıp nesil olmamaları konusunda neler yapılabileceği hususunda öneriler getirilmesi ve saha çalışmalarında kullanılabilecek analizler yapılması tasarlanmıştır. Yapılan genel değerlendirmede ise Çocuk Koruma Kanunu kapsamında göçmen çocuklara da uygulanan tedbir kararlarının göçmen çocukların kayıp nesil olmamaları, eğitim almaları ve aileleri ile sosyal uyumu üst düzeyde gerçekleştirmeleri için kritik bir öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Kanunun uygulanmasında göçmen çocuklar özelinde yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğu ve yeni sosyal politikaların gerektiği düşünülmektedir.
Çorum halkı gözüyle göçmenler
İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram olan göçün, sadece göçmene değil göç edilen bölgedeki yerli halk üzerine de etkileri mevcuttur. Göç oranlarının artışında küreselleşmenin yanı sıra 2011 yılında Suriye'de başlayan ve halen devam eden iç savaşın etkisi de oldukça fazla olmuştur. Savaşta yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası da vatanından ayrılarak göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçlerin çoğu hedef veya transit ülke olarak Türkiye'ye yapılmıştır. Ülke geneline dağıtılan göçmenler, bulundukları bölgeleri sosyal, kültürel, dini ve ekonomik açılardan etkilerken bir yandan da ev sahiplerinin yeni algılar kazanmasını sağlamıştır. Bütün bunların yanı sıra yabancı toplumların bir araya gelmesiyle de çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin hemen hemen her şehrine olduğu gibi Çorum'a da göçler meydana gelmiştir. Ele alınan bu çalışmada Çorum halkının, il merkezinde bulunan çeşitli ırk ve kökenden göçmenlere karşı tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda nitel yöntem kullanılarak yerli halk ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular deskriptif (tanımlayıcı) araştırma deseni ile analiz edilmiştir. Çalışmamızda Çorum halkının, il merkezinde bulunan göçmenlere karşı dini, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel tutumlarına yer verilmiştir. Bu bağlamda katılımcıların büyük bir kısmının göçmenleri geldikleri ülkeye göre değerlendirdiği anlaşılmış olup bu durum önyargının farklı boyutlarıyla açıklanmıştır. Özellikle son on yıldır Suriye eksenli göç hareketleri halk nezdinde bir "Suriyeli" algısı açığa çıkarmıştır. Bu durum bazı kesimler tarafından acıma ve merhamet etme gibi duygularla karşılık bulurken çoğu kişi bu gruba nefret içerikli söylemlerle yaklaşmaktadır. Hatta Suriyeli olmayan Arap göçmenler de bu gruba dahil edilmektedir. Yerli halka göre, göçmenlerin kültür ve yaşam tarzları tamamen farklı olduğu için uyum sağlamaları oldukça zor olacaktır. Bakış açıları farklı olsa da çoğunluk diye tabir edebileceğimiz bir kesim göçmenlerin Çorum halkına uyum sağlayamadığını belirtmiştir. Uyum sorununun ise göçmenlerle yerli halk arasındaki iletişimi etkilediği gözlemlenmiştir.
Temporary protection in International Law
In history, asylum movements originated from religious and ethnic intolerances, nowadays mostly due to wars among countries, civil wars, revolutions, foreigner state occupations, discriminating and repressive regimes with regards to race, religion, language and ethnic origin. Agreements, protocols, regulations and circulars have been developed nationally and internationally for creating a legal basis and giving legal descriptions of asylum and international protection. The basic convention related to asylum is the 1951 Geneva Convention and the basic protocol is the 1967 Protocol. Turkey accepted this convention and protocol with geographical limitation and put the 1994 Regulation into force. Then, as the first immigration law "Law on Foreigners and International Protection" entered into force. By taking as a basis of the Article 91 of this law, the 1994 Regulation lost its effect and was replaced by The Temporary Protection Regulation. There are three types of international protection in Turkish Law: refugees, conditional refugees, and secondary protection. Temporary protection, is not accounted among the types of international protection under the LFIP. Temporary Protection status is only provided when the Council of Ministers decides and provided to foreigners who were forced to leave their countries in mass influxes, who entered another country collectively, sought urgent protection and who are expected to return to their home countries when the life-threatening situations have passed. In its history, Turkey has hosted large numbers of protection seekers. Bosnians, Iraqis, and now Syrians are examples of temporarily protected people. Key Words: International Protection, Temporary Protection, Temporary Protection Regulation, Syrians
"Ben ve biz" mi, "Biz ve onlar" mı, yoksa "Biz ve daha niceleri" mi?: Farklı mülteci girişimci grupların Suriyeli mülteci girişimcilere bakış açılarını anlamaya yönelik bir araştırma
Çalışmada, Türkiye'de ekonomik anlamda faaliyette bulunan Suriyeli girişimcilere, farklı ülkelerden gelen ve yine İstanbul'un Esenyurt ve Zeytinburnu ilçelerinde ekonomik faaliyette bulunan mülteci girişimcilerin nasıl yaklaştığını anlamaya çalışmak ve bu yaklaşım tarzlarının nedenlerini anlamak amaçlanmıştır. Çalışmada kolayda ve kartopu örnekleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda İstanbul Zeytinburnu ve Esenyurt ilçelerinde faaliyette bulunan ve Suriye dışında farklı etnik kökene sahip 10 mülteci girişimciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kalitesini artırmak adına geçerlilik ve güvenilirlik taktiklerinden yararlanmak önem arz edeceği için çalışmanın içerik geçerliliğini sağlamak adına zengin bir yazın taramasından faydalanılmıştır. İlaveten, "çeşitlendirme (triangulation)" yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları incelendiğinde; katılımcılara farklı kültürlerin bir arada çalışmasına nasıl yaklaştıklarına dair bir soru sorulmuştur ve katılımcıların ekseriyetle bu soruya müspet yanıt verdikleri görülmüştür. Öte yandan, aynı soru Suriyeli girişimciler özelinde sorulduğunda ise katılımcıların daha kararsız bir tavır sergiledikleri, bir önceki soruda görülen yekpare tutumun daha parçalı hale geldiği görülmektedir. Çalışma farklı mülteci gruplarının bir diğer gruba bakış açılarını anlamaya yönelik gerçekleştirdiği çabadan dolayı önceki çalışmalardan farklılaşmaktadır. Çalışmada mülteci girişimcilerin spesifik bir başka mülteci gruba ilişkin genel ve ekonomik bakış açıları da anlaşılmaya çalışılmıştır. Bundan sonraki çalışmalarda, bir arada çalışan farklı mülteci gruplarının temsilcileri bulunarak, bu noktada bazı araştırma soruları üretilebilir.
Suriyeli göçmenlerin kültürel kimliklerini inşa etme süreci: Gaziantep örneği
21. yüzyıl, araştırmacılar tarafından göçler çağı olarak nitelendirilmektedir. Dünyanın küresel hale gelmesi birçok sosyal olguyu etkilerken, göç olgusunu da etkilemiştir. Bulunduğumuz bu çağda göçler dünyanın dört bir yanına farklı nedenlerle yapılmış ve yapılmaya devem etmektedir. Bu konunun küresel bir anlam kazanması, araştırmacıların bu konuya ilgisini daha da artırmıştır. Göç konusunda literatüre bakıldığında birçok araştırmanın var olduğunu görülmektedir. Göç ve göçmenlik birbirine bağlı ayrılmaz bir ikilidir. Göçmenler ile ilgili önemli bir husus olan kültür ve kimlik, araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Kültürel kimlik göçmenlerin göç ettiği ülkelere kendileriyle birlikte götürdükleri en önemli manevi değerleridir. Göçmenler bu kültürel kimlikleri hedef alanda nasıl korudukları ve kültürel kimliklerine bağlı kalıp kalmadıklarını öğrenmek için bu araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesinde öğrenim gören Suriyeli göçmen öğrencilerin kültürel kimliklerini ve yeni bir yerleşim yerinde kültürel yapılarını nasıl devam ettiklerini öğrenmek, araştırmanın amacı olmuştur. Araştırma sahasında nicel ve nitel desenler birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonucunda göçmenlerin kültürel kimliklerine bağlı oldukları ve kültürel kimlik güçlerinin yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: Göç, Göçmen, Kimlik, Kültür, Kültürel Kimlik
Syrian journalists in Turkey an exploratory research onchallenges and realities
In this research, the reality of Syrian journalists in Turkey and the challenges they face has been studied, in order to reach a clear understanding of all aspects related to and affecting the conditions in which they live and work. As an example of immigrant or refugee journalists, their circumstances provide a model that helps in understanding what it might be like for immigrant or refugee journalists in general. Because they are refugees in origin, they, like other refugees, face great challenges, in addition to challenges related to the nature of their journalistic profession and their specialization in covering the thorny Syrian issue. This research has adopted the exploratory survey method, because knowledge of the subject does not allow for a descriptive analytical study. Therefore, a descriptive analysis of the general situation of Syrian journalists residing in Turkey was conducted, and an exploratory field research methodology was adopted by conducting a survey using a questionnaire form designed to answer the questions raised in the study. In the end, the data was categorized and analyzed to reach the results and discussed, in addition to the conclusions. The research claims to have achieved its goal by being able to answer the main question about what it means to be a Syrian journalist in Turkey. This is in light of the sub-questions that he set to cover all the social, security, legal, economic and professional aspects under which Syrian journalists live and work in Turkey.
Suriyeli ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler algısının çiz-yaz-anlat tekniği ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Suriyeli ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler algılarını çiz-yaz-anlat tekniğiyle incelemektir. Araştırma sosyal bilgilerin Suriyeli ortaokul öğrencileri için ne anlam ifade ettiğini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Gaziantep il merkezi ve Şahinbey ilçe merkezinde eğitim gören devlet okullarından rastgele seçilmiş 100 Suriyeli ortaokul öğrencisinden oluşturmaktadır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma üç aşamada yapılmıştır. Birinci aşamada Suriyeli ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler algılarını ortaya çıkarabilmek amacıyla öğrencilerden sosyal bilgiler deyince akıllarına gelen beş tane karakalem çizimi yapmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında öğrencilerin yapmış olduğu bu beş çizim içerisinden sosyal bilgiler ile en fazla ilişkilendirdikleri bir çizimi seçerek bu çizimi niçin seçtiklerinin sebeplerini yazmaları istenmiştir. Araştırmanın son aşamasında gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiş 15 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrenci çizimleri ve kompozisyonlarında sosyal bilgilerin en çok tarih, beşeri coğrafya ve fiziki coğrafya ile ilişkilendirildiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin sosyal bilgilere yönelik tutumlarının olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına dayanılarak sosyal bilgilere karşı olumlu tutum beslemeyen öğrencilere yönelik olumsuz tutumlarının nedenlerinin tespitine yönelik bir çalışma yapılabileceği önerilerinde bulunulabilir.
Suriye olayları sonucunda oluşan göçün güvenlik stratejilerine etkileri
Göç olgusu yüzyıllardır uygarlıkların sürekli karşılaştığı ve çoğu zaman ciddi sonuçlara sebep olan olayları ifade eder. Pek çok sebepten dolayı yaşanan bu durum çeşitlerine göre ayrıldığı gibi etki alanlarına göre de ayrılmaktadır. Yüzyılımızda yaşanan ve en son göç olan Suriye göçü özellikle sınır komşularını etkilemiştir. Suriye ile sınır komşusu olan ülkelerden biri de Türkiye'yedir. Milyonlarca Suriyeli iç savaşın zorunlu kıldığı bu durum nedeniyle Türkiye'ye göç etmiştir. Uluslararası çapta yankı bulan bu durum sadece Türkiye'yi değil sınır komşusu olsun olmasın birçok ülkeyi etkilemiştir. Suriyeli göçü, sınır komşuluğu ve Avrupa üzerine geçiş konumunda olması dolayısıyla en çok Türkiye toplumunu etkilemiştir. Göçün getirmiş olduğu en büyük sorun ise göç edilen yerde güvenlik kaygısına sebep olmasıdır. Sınır güvenliğinin kaygısının yaşandığı bu savaş durumu göçle birlikte Türkiye içinde ekonomi, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda kaygı yaratmıştır. Ve göç olgusu bütünüyle her alanda değişimlere sebep veren bir hale gelmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Suriye iç savaşının sebep olduğu göçü ele almakta ve göç edilen toprakların mülteciler karşısında izledikleri politikaları ele alarak göç olgusunun etki ettiği dinamikleri açıklamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye, Mülteci, Güvenlik, Türkiye
Musibet inanç ilikisi: İstanbul Fatih'te yaşayan Suriyeliler örneği
Bu çalışmanın amacı musibet ile inanç ilişkisini kelâmi açıdan incelemektir. Araştırma görüşme tekniği ve nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomoloji deseni marifetiyle yapılmıştır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 15 erkek, 10 kadın olmak üzere 25 kişi oluşturmuştur. Araştırmada katılımcılara ilişkin verileri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu katılımcıların musibetlerin inanca etkisi konusundaki görüşlerini belirlemeye dönük 5 temel soru (13 alt soru) içermiştir. Araştırmanın verileri, İstanbul Fatih'te yaşayan Suriyeli mültecilerle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Toplanan veriler elektronik ortamda kayıt altına alınarak sözel ve sayısal işlemler yapılabilmesi için ön çözümlemeye tabi tutulmuştur. Araştırma, katılımcıların yaşamış olduğu musibetleri anlamlandırma ve bu musibetlerin inanç dünyalarına etkileri konularında yoğunlaşmıştır. Katılımcılar acı ve ıstırapları ibret ve imtihan vasıtası olarak değerlendirmiş, bu türlü acıların mükellef olan ve olmayan kişilerin başına gelebildiğini, bu tip musibetlerin bazı yönleriyle faydalı olacağını belirtmiş, bu çerçevede kelâm ekollerinin görüşlerine benzer görüşleri ortaya koymuşlardır. Ayrıca katılımcıların dini başa çıkma yöntemlerinden olan negatif yöntemler yerine pozitif yöntemleri tercih ettikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, maruz kaldıkları musibetler karşısında yaşadıkları gerginliklerin üstesinden gelebilmek için katılımcıların dini değerlerden yardım almaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Sonuç olarak yaşanan musibetlerin katılımcıların inanç dünyalarını menfi yönde değil müspet yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Kelâm, Musibet, İnanç.
Suriyelilerin sosyal uyumunda yerel yönetimlerin etkisi: Şahinbey Belediyesi örneği
Suriye'de 2011 yılında başlayan hükümet karşıtı protestolar, Suriye rejiminin protestoculara verdiği şiddetli tepki ile bir iç savaşa dönüşmüştür. Bugüne kadar devam eden çatışmalar yaklaşık 400 bin kişinin ölümüne ve 6,5 milyona yakın insanın başta Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak gibi komşu ülkelere olmak üzere diğer ülkelere göç etmesine neden olmuştur. Türkiye, Suriye'deki iç karışıklıktan en çok etkilenen ülkelerden biridir. İç savaşın patlak vermesinden bu yana 3614.108 Suriyeli Türkiye'ye sığınmıştır. Ülkelerinde iç çatışmaların hedefi olan ve bu iç çatışmadan kaçmak zorunda kalan Suriyeli göçmenleri 1 kucaklayarak güvenli ve anavatan olma çabasında 1 Türkiye, ülkeye giren çok sayıda Suriyeli göçmeni kabul eden bir konumdadır. Türkiye'de sayıları giderek artan Suriyeli göçmen sayısı 3.6 milyon civarında, sadece geçici koruma altında kayıtlıdır. Bunun yerine Bu tezin amacı Suriyelilerin sosyal uyumunda Şahinbey Belediyesinin faaliyetleri incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle tezle ilgili kavramlar açıklandıktan sonra Şahinbey Belediyesinin Suriyelilerin sosyal uyumunda yapmış olduğu faaliyetler incelenmiştir. Tez betimsel ve tarihsel araştırma yöntemi ile hazırlanmış olup belgeye dayalı analiz yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Suriye, göç, sosyal uyum, yerel yönetim
Residential mobility of Syrians living in Gaziantep
Since 2011, many academic studies have been conducted with Syrian refugees living in Turkey. However, both the scope and the number of studies with urban perspective remain limited. While the issues of spatial separation, ghettoization, place belonging and spatial integration came to the fore in the literature, residential mobility is still an unexplored area. The aims of this study are to reveal how the Syrians living in Gaziantep spread to metropolitan residential areas, how, how often, for what reasons, and when they move among different residential areas. For these purposes, a survey was applied to 2280 Syrians residing in 174 neighborhoods of Şahinbey and Şehitkâmil districts. In order to show and analyze the distribution of Syrians in urban residential areas, Moran's I and Monte-Carlo simulation indices as spatial autocorrelation methods were calculated within, as well as descriptive methods. The other studies in the literature, found out that the Syrian influx into cities has increased the residential mobility of the locals, and segregated regions have emerged. The dissimilarity index was calculated in order to determine whether the Syrian refugees and the locals live in Gaziantep together or in separate residential regions. Poisson regression model was used to understand whether the time spent in Gaziantep and the size of the household have effects on the mobility behaviors of Syrians. Finally, in order to reveal the spatial mobility patterns, a network analysis was carried out using two different clustering methods, one based on the public appraisal of the land and the other based on the ratio of Syrian refugees to the total neighborhood population. According to the findings, the distribution of Syrians living in Gaziantep is not random and ethnic enclaves have been formed. When the city is analyzed as a whole, spatial segregation is not high. It is revealed that 60 percent of the sample has been living in the first neighborhood they settled in Gaziantep after migration, while the mobile households move among neighborhoods in the same income group and towards neighborhoods with a low Syrian rate.
Analysis of factors affecting refugee learners' attitudes towards learning languages: (A case study)
With the continuous conflicts and increasing waves of displacement the world is experiencing, refugees' necessity for stability grows. A significant factor to help fulfill this objective is learning languages, as they can open doors on the local and international levels. This study aims to investigate Syrian refugees' attitudes towards language learning in Turkey, offering a thorough description of this issue from the eyes of Syrians themselves. The study is conducted in Gaziantep city, south of Turkey, which hosts almost 450,407 Syrians since the beginning of the Syrian conflict in 2011. This descriptive study is based on a mixed-method approach in order to answer the research questions. For quantitative data, 399 participants between 18-45 filled a questionnaire specially designed for this study. For qualitative data, semi-structured interviews with a set of open-ended questions were conducted with 15 participants. Subsequently, the collected data was analyzed with the assistance of IBM SPSS 23. The analysis results of the quantitative and qualitative collected data demonstrated that Syrians' English language skills did not witness an improvement during their residency in Turkey, contrary to their Turkish skills; however, their overall proficiency in both languages is low. Besides, the results highlighted time and lack of practice opportunities as Syrians' most significant obstacles in learning languages. Moreover, the participants shared their opinions regarding the available courses and mentioned their need for tailored courses to meet their needs and levels. The results were concluded with the participants' views in terms of the way they see the advantages of learning languages which, according to them, included better integration as well as job and education opportunities. Keywords: Syrian refugees, factors, attitudes, language learning, obstacles, benefits.
Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci Gaziantep örneği
Bu çalışmada Arap Baharı etkisiyle Suriye'de yaşanan iç savaş neticesinde zorunlu göçe maruz bırakılan Suriyeli sığınmacıların ülkemizde bulunmalarının hukuki statüleri, uluslararası göç kuramları ile birlikte ele alınmıştır. Suriye'de yaşanan iç savaşın başlaması ile birlikte neden sonuç ilişkisi içerisinde zorunlu göçün nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye Suriye'de yaşanan iç çatışmalar neticesinde oluşan büyük göç dalgasının büyük kesimini kabul eden ülke konumunda olması sebebiyle büyük öneme sahiptir. Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci araştırmanın temel konusudur. Sığınmacıların kentte yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunları ayrıntılı bir şekilde saha çalışmalarıyla birlikte incelenmiştir. Araştırmamızda çoktan seçmeli anket sorularıyla yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Anketin uygulanmasında 400 kişilik örneklem grubu belirlenmiş, veriler öncelikle Excel ortamına aktarılarak uygun biçimde SPSS analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.
İş stresinin iş performansına etkisi: Suriyelilere yardım yapan STK'ları üzerine bir araştırma
Bu çalışma ile iş stresinin iş performansına etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamına Gaziantep İlinde Suriyelilere yardım yapan STK'lar dahil edilmiştir. İş stresinin çalışan performansına etkisini içeren kuramsal bir model geliştirilmiş ve oluşturulan modele dayandırılarak ana ve alt araştırma hipotezleri oluşturulmuştur. Bu doğrultuda Gaziantep ilinde faaliyet gösteren üç dernekte kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Ayrıca araştırmada çalışanların demografik faktörleri stres ve performans üzerinde etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 87 denek çalışanına iş stresi ve performans düzeylerini ölçen anket uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, ilişki belirlemeye yönelik olarak Pearson Korelasyon ve Regresyon testleri, ilişkinin demografik değişkenler açısından farklılaşmasını ortaya koymaya yönelik olarak "Bağımsız Örneklem T Testi" ve "Tek Yönlü Varyans (ANOVA)" analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak çalışanların iş stresi ile performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise, iş stresinin iş performansı üzerinde % 16,7 oranında bir değişime neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik faktörler ile iş stresi, iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür.
Suriyeli sığınmacıların entegrasyon süreci ve geri dönüş eğilimleri: Gaziantep ili örneği
Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eski olup kısaca insanların daha iyi ortamda yaşama kaygısıyla yer değiştirmesidir. Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibariyle geçmişten günümüze göç hareketliliğine maruz kalmıştır. Türkiye göç verdiği kadar göç alan bir ülke konumundadır. Ancak son yıllarda bulunduğumuz coğrafyada yaşanan krizler nedeniyle göç alan ve çok sayıda sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Arap Baharı eylemleriyle birlikte Suriye'de başlayan iç savaş sonucunda yaklaşık altı milyon insanın ülkesinden ayrılmasıyla beraber yoğun sığınmacı göçüne maruz kalan ülkelerde farklı sorunlar oluşmaya başlamıştır. Türkiye'nin ilk defa bu kadar yoğun ve sürekli göçle karşı karşıya kalması sorunları beraberinde getirmiştir. Mültecilerin sınır şehirlerinde aşırı kalabalıklaşması şehirlerde farklı sorunları ortaya çıkarmıştır. Gaziantep gibi Türkiye'nin ikinci büyük sığınmacı nüfusuna sahip bir ilde doğal olarak farklı sorunlar yaşanmaktadır. Bununla birlikte sığınmacıların entegrasyonu, vatandaşlıktan yararlanma gibi konuların da sürekli olarak kamuoyunu meşgul ettiği görülmektedir. Elbette tartışılan bu konular göçmenlerin siyasi ve sosyal açıdan ülkelerine dönüşlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, çalışmamıza konu olan bu tezde Türkiye'deki sığınmacıların Gaziantep ili özelinde entegrasyon ve geri dönüş eğilimlerine dikkat çekmekle birlikte; geri dönüş şartlarının tespitine yönelik veriler yer almaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmada Gaziantep ilinde yaşayan sığınmacıların entegrasyon ve geri dönüşe yönelik veriler mevcuttur.
Türkiye'de yaşayan yabancı uyruklu tüketicilerin satın alma niyetleri üzerine etnik kimlik ve tüketici etnosentrizminin etkisi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan Suriyeli tüketicilerin ürün/hizmet değerlendirmesi ve satın alma niyetleri üzerine etnik kimlik ve tüketici etnosentrizminin etkisi olup olmadığının incelenmesidir. Bu çalışmadaki ankete katılan suriyeliler türkiyede çeşitli statülerde bulunmaktadır (geçici koruma statüsü, turist vizesi, uluslararası koruma vs.) Bundan kaynaklı olarak çalışmanın başlık kısmında suriyeliler yerine yabancı uyruklu ifadesinin kullanılması daha doğru olduğu öngörülmektedir. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep'te yaşayan ve farklı statülere sahip olan 384 Suriyeli kişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Hazırlanan anket formu sosyodemografik değişkenler, "Tüketici Etnosentrizmi", "Etnik Kimlik", "Ürün/Hizmet Değerlendirmesi" ve "Satın Alma Niyeti" ölçeklerinden oluşmaktadır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların tüketici etnosentrizmi, etnik kimlik, ürün/hizmet değerlendirmesi ve satın alma niyeti puanlarının genel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Tüketici etnosentrizmi puanları artan katılımcıların Olabi Coffee (etnik) ürün/hizmet değerlendirmesi, Kahve Dünyası (yerel) satın alma niyeti ve Olabi Coffee (etnik) satın alma niyeti puanlarının artacağı sonucuna ulaşılmıştır. Etnik kimlik puanları artan katılımcıların ise Olabi Coffee (etnik) ürün/hizmet değerlendirmesi ve Olabi Coffee (etnik) satın alma niyeti puanlarının artacağı, Starbucks (küresel) satın alma niyeti puanlarının azalacağı tespit edilmiştir. Analiz sonucunda yaş ve etnosentrik eğilim arasında bir bağlantı tespit edilmiştir. Buna göre X kuşağı Z kuşağına göre daha etnosentrik eğilime sahiptir. Tüketicilerin eğitim seviyeleri arttıkça etnosentrik eğilimleri değişmekte, yerel etnosentrizm alt boyutunda eğitim seviyesi arttıkça etnosentrik eğiliminde azalma görülmektedir.
Savaş mağduru sığınmacı çocuklarda hayat ve Tanrı algısı: "7-12 yaş arası Suriyeli çocuklar"
Günümüzde mülteciler, ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır ve bu durum onlar için pek çok sıkıntı ve zorluğu bir araya getirmiştir. Mültecilerin topraklarını terk etme nedenleri içinde savaşlar en başta gelen sebeptir. Son yıllara baktığımızda Suriye'de çıkan savaşlar, büyük bir göç dalgasıyla sonuçlanmıştır. İnsanlar yaşadıkları ülkeyi, evlerini terk etmek zorunda kalarak mülteci konumuna düşmüşlerdir. Türkiye'ye büyük bir mülteci akını başlamıştır ve bu durum beraberinde birçok psiko sosyal problemlere yol açmıştır. Savaş, toplumlar üzerinde ruhsal açıdan büyük hasarlarla sonuçlanmaktadır. Travma Sonrası Stres bozukluğu, savaş ortamında kalan ve sonucunda ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerle yapılan çalışmalarda en sık görülen psikiyatrik bozukluklardan biri olarak tanımlanmıştır. Savaş travmasına hazırlıklı olmadıkları için çocuklar, bu durumdan çok daha fazla etkilenmekte ve travma yaşamaktadır. Aynı bölgede yaşanan terörist saldırıları, suç, felaket ve savaş koşullarının birleşimiyle bu süreç, çocukları ruhsal olarak oldukça kötü etkilemektedir. Bu araştırmada çocukların yaşadığı bu travma sürecinin yaşam ve Tanrı algılarını nasıl biçimlendirdiği üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuklarda Tanrı Tasavvuru, Göç Psikolojisi, Hayat Algısı, Savaş, Sığınmacılık, Tanrı Algısı, Travma
Gaziantep'te yaşayan suriyeli göçmen kolorektal kanser hastalarının klinik ve demografik özelliklerinin araştırılması
Giriş ve amaç: Çalışmamızın amacı Gaziantep'te yaşayan Suriyeli göçmen kolorektal kanser hastalarında hastalığın klinik ve demografik özelliklerinin araştırılması, aynı zamanda bu hastalarda tedaviye yanıt ve sağkalımın incelenmesidir. Gereç ve yöntem: Çalışmaya, 2013-2021 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Onkoloji Hastanesi ve Dr.Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kolorektal kanser tanısı ve tedavisi alan Suriyeli göçmen 193 hasta dahil edilmiştir. Hasta dosyaları retrospektif olarak taranmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma ile kategorik değişkenler için frekans ve yüzde analizi ile verilmiştir. Yaşam analizlerinde Kaplan-Meier yöntemi kullanılmıştır. Buna ek olarak yaşam sürelerinin karşılaştırılmasında ise Log-rank testi kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. p<0.05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Bulgular: Hastaların ortanca yaşı 50 idi. E/K oranı 1.7 idi. Hastaların %56.9'unda ek hastalık mevcuttu. Hastaların başvuru anında en sık prezentasyon şekli anemi ve rektal kanama birlikteliği (%54.4) idi. En sık lokalizasyon rektum ve sigmoid kolon idi (sırasıyla, %43.5 ve %35.7). Tüm hastalarda patolojik alt tip adenokarsinomdu. Tanı anında hastaların %55.4'ü operabl idi. Hastaların ortanca genel sağkalım süresi 41 ay idi. Hastaların 2 yıllık genel sağkalım olasılığı %61.8 olarak saptandı. Hastalarda ortalama progresyonsuz sağkalım süresi 26 ay idi. Sonuç: Çalışmamızda kolorektal kanserli Suriyeli göçmenlerde tanı anındaki yaş ortalaması literatüre göre daha düşük saptandı. Bu, belki kötü beslenme, stres ve olumsuz çevre koşulları ile açıklanabilir. Hastaların çoğunun geç dönemde, genellikle ileri evrede hastaneye başvurduğu ve bu nedenle metastatik vakaların fazla olduğu ve tedavi yanıtının kötü olduğu görüldü.
Suriyeli öğrencilere matematik eğitimi veren öğretmenlerin karşılaştıkları zorluklar
Ülkelerinde başlayan iç savaş nedeniyle Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesi Suriyeli sığınmacıların göç dalgasının etkisi altında kalmıştır. Geçici koruma statüsü altında bulunan Suriyeli göçmenlerin yaşadıkları topluma ve içinde bulundukları ülkeye adaptasyonlarını sağlayacak en önemli anahtarlardan biri de eğitimdir. Yaklaşık olarak on yıldır ülkemizin eğitim sistemi içinde yer alan Suriyeli göçmenlerin Türk eğitim sistemine en hızlı ve en sağlıklı şekilde dahil olması gerek topluma uyumlarının sağlanması gerekse ülkenin kalkınması ve refahı için önem arz etmektedir. Türk eğitim sisteminin bir parçası haline gelen Suriyeli göçmen öğrencilerle ilgili alan yazında en çok rastlanan çalışmalar; dil sorunu, topluma ve okula adaptasyon, davranış ve uyum sorunları gibi konu başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Bu çalışmada Suriyeli öğrencilere eğitim veren matematik öğretmenlerinin karşılaştıkları zorluklar ele alınmıştır. Çalışma grubu 2020-2021 eğitim – öğretim yılında Gaziantep ilinde Suriyeli öğrencilerin çoğunlukta bulunduğu 9 farklı ortaokulda görev yapan 15 matematik öğretmenidir. Çalışmada verilerin toplanması için 7 adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilerin analizi ise nitel araştırma yöntemlerinde betimsel içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda Suriyeli öğrencilerin hala dil probleminin devam ettiği görülmüştür. Soyut konular, problem durumları ve uzun (yeni nesil) soru tarzlarında Suriyeli öğrencilerin zorluk yaşadıkları belirlenmiştir. Buna karşılık evrensel matematik dilinin ve işlemlerin fazla olduğu durumlarda diğer derslere nazaran Suriyeli öğrencilerin başarılı oldukları belirlenmiştir. Matematik öğretmenlerine göre Suriyeli öğrencilere eğitim verirken karşılaşılan diğer zorlukların başında, kullanışlı olmayan ders kitapları ve kalabalık sınıflar gelmektedir.
The effect of language learning on the resilience and integration of Syrian refugees in Türkiye
The study aimed to examine the effect of language learning on the resilience of Syrian refugees in Türkiye and their ability to integrate with the host community. A mixed-methods research approach was used. 218 Syrian refugees participated in the study. First, the quantitative method was used by administering the CD-RISC-25 questionnaire to measure the refugees' resilience. The correlation between resilience and language proficiency in English and Turkish was analysed. The relation between gender groups of refugees, employment, and study status on the one hand and resilience level on the other was also analysed. The correlation between the number of years refugees spent in Türkiye and resilience level was also examined. Then the qualitative method was used. 13 out of 218 Syrian refugees participated in the qualitative data collection through a semi-structured interview. Content analysis was used to analyse the effect of language learning on boosting refugees' resilience and accelerating their integration with the host community. As a result of the quantitative data analysis, there was a statistical correlation between English language proficiency and resilience. There was also a statistically significant difference between gender groups of refugees and resilience levels. On the other hand, there was no statistically significant correlation between Turkish language proficiency and resilience. There was no statistically significant relationship between refugees' employment and study status on the one hand and their resilience level on the other. There was also no statistically significant correlation between the number of years refugees spent in Türkiye and their resilience level. The qualitative results show that language learning, mainly English and Turkish, is significant in boosting the refugees' resilience and accelerating their integration. It was also proved to be a vital tool for accessing jobs and education, future planning, and local and global communication. The study concluded that language learning in the refugee context is crucial in building refugees' resilience. Language learning is also a primary tool for accelerating refugee integration with the host community in Türkiye
Sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerinin ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerinin ve tutumlarının incelenmesidir. Araştırma, karma yöntem desenlerinden biri olan yakınsayan paralel desen kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 yılında Gaziantep ili merkez ilçelerinin resmi ilkokullarında görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemini 501 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Nicel veriler, "Öğretmenlerin Çokkültürlü Eğitim Tutum Ölçeği (ÖÇTÖ)" ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde ise veriler, ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiş ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 16 sınıf öğretmeni ile yapılan görüşmeler ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarının kısmen yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları; yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, ailede farklı etnik kökenden birey bulunma ve herhangi bir yabancı dil konuşabilme değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin farklı kültürel unsurları bir zenginlik olarak görüp onlarla empati kurması, farklı kültürleri tanıması veya anlamaya çalışması, farklı kültürlere saygı ve hoşgörü ile yaklaşması çokkültürlü eğitime karşı tutumlarını olumlu yönde etkilemektedir. Öğretmenlerin farklı kültürlerden gelen öğrencilerle ve velileriyle iletişim problemleri yaşaması, verdikleri eğitimin karşılığını yeterince alamamaları, farklı kültürlere sahip öğrenciler arasında çatışmalar ve sorunlar yaşanması ise öğretmenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarını olumsuz biçimde etkilemektedir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin araştırmalar yapmaları ve çokkültürlü eğitimin kendilerine ve öğrencilerine neler katabileceği hakkında bilgi edinmeleri bu konudaki tutumlarını pozitif yönde geliştirmeleri açısından önerilebilir. Aynı zamanda öğretmenlerin bu konuda lisansüstü eğitime yönlendirilmeleri konuya ilişkin teorik ve pratik bilgi edinmelerini sağlayabilir.