Sustainable environment

Bu konu başlığı altında 350 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Çevre etiği açısından Paris İklim Anlaşmasının çevre merkezci yaklaşımla değerlendirilmesi

İklim değişikliği giderek artarak iklim krizine dönüşmüş ve yerküreyi tehdit eder hale gelmiştir. İklim krizi canlı ve cansız tüm varlıkları ve ekosistemi olumsuz olarak etkilemektedir. Uluslararası toplum Birleşmiş Milletler (BM) çerçvesinde oluşturulan küresel iklim rejimi çerçevesinde yaklaşık otuz senedir iklim değişikliği ile mücadele etmektedir. İklim değişikliğinin yıkıcı sonuçları ve içinde bulunduğumuz süreç sürdürülemez bir iklim krizi olarak tanımlanmıştır. İklim değişikliği kapsamında teknik çalışmaların yanında hakkaniyet, adalet ve etik konularının da dikkate alınması gereklidir.Doktora tez çalışmasında felsefenin eleştirel yöntemi kullanılmış ve bulgular üç bölüm halinde sunulmuştur. İlk bölümde küresel iklim krizi ve çevre etiği kavramsal çerçeve olarak belirlenmiştir. İkinci bölümde Birleşmiş Milletler 'in (BM) küresel iklim krizi sorununa yönelik faaliyetleri konusu araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise Birleşmiş Milletler (BM) kapsamında iklim değişikliği ile mücadele konusunda gerçekleştirilen BMİDÇS, Kyoto Protokolü ve Paris İklim Anlaşması incelenerek çevre etiği kavramının ne derece geçerli olduğu irdelenmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise hipotez vearaştırma soruları kapsamında önermelerin geçerliliği anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında iklim değişikliği ile küresel mücadele konusunda yapılan faaliyetlerin ve sözleşmelerin çevre etiği açısından etkin ve yeterli olmaktan uzak olduğu belirlenmiştir.

Sosyal çevreSürdürülebilir çevreUluslararası çevre örgütleri
Görkem Saylam Hızarcıoğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim kurumlarının sürdürülebilirlik özellikleri bakımından çok yönlü değerlendirilmesi

Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarında sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal, çevresel boyutları bakımından incelenmesi; okul öncesi öğretmenlerinin, çocukların, ailelerin sürdürülebilirlik hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden iç içe desen kullanılmıştır. Çalışma grubu MEB'e bağlı resmi ve özel 20 okul öncesi eğitim kurumu, 68 öğretmen, 48-72 aylık 192 çocuk ve ebeveynden oluşmaktadır. Veri toplama araçları "Okul Gözlem Formu", "Sürdürülebilir Gelişme İçin Eğitim Uygulamalarına Yönelik Öğretmen Ölçeği", "Sürdürülebilir Gelişme Hakkında Aile Görüşme Formu", "Sürdürülebilir Gelişme Hakkında Çocuk Görüşme Formu"dur. Araştırma sonucunda özel ve resmi anaokullarında ekonomik, sosyal sürdürülebilirlikte anlamlı farklılık bulunmazken çevresel sürdürülebilirlikte özel anaokullarının ortalamalarının yüksek olduğu saptanmıştır. Özel anaokulu öğretmenlerinin resmi okul öğretmenlerinden daha yüksek SGE puanlarının olduğu, çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Çocukların bitkileri sevdikleri, korudukları, ekip dikme faaliyetlerini önemsedikleri, para biriktirdikleri, enerji kullanımı, geri dönüşüm bilgilerinin olduğu, arkadaş olma fikrine olumlu baktıkları, paylaşmayı sevdikleri, çoğunlukla arkadaş seçiminde ayrım yapmadıkları saptanmıştır. Ailelerin sürdürülebilirliğin tanımı, kapsamı, sürdürülebilir yapıların yararları bilgilerinin yeterli olmadığı, sürdürülebilirlikle ilgili kaynak tasarrufu, elektrik, su tasarrufu yapma, atıkları geri dönüşüme atma, ihtiyaç kadar tüketme, çevreyi temiz tutma, koruma örneklerini verdikleri, ailelerin çoğunun fiziksel özellik, giyinme tarzı, din, kültür, yaşam tarzları, etnik farklılıkların çeşitliliği hakkında olumlu görüş bildirirken cinsel kimlik çeşitliliğine yönelik olumsuz görüş bildirdikleri belirlenmiştir.

Kurumsal sürdürülebilirlikSosyal sürdürülebilirlikÇevresel sürdürülebilirlik
Tuğba Yücetürk
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkınma planlarının sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği politikaları açısından değerlendirilmesi

Yirmibirinci yüzyılda ülkelerin ekonomik büyümesi, nüfus artışı ve kentleşmesi sonucu enerji talebi de artmıştır. Enerji talebinin büyük ölçüde fosil yakıtlarla karşılanması dünyaya zarar vermekte ve çevre kirliliğine neden olmaktadır. Çevresel sürdürülebilirlik konusu küresel düzeyde iklim değişikliği, ekonomik büyüme ve kalkınma gibi birçok durumu etkilemektedir. Gelecek nesillerin yaşam kalitelerinin devamlılığı için çevresel duyarlılık ülkesel ve küresel boyutta önceliklendirilmektedir. Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği ile ilgili politikalar gerek ulusal gerekse uluslararası yaklaşımların etkisi ile Birleşmiş̧ Milletler hedefleri çerçevesinde şekillenmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de sürdürebilir kalkınma konusunun bir devlet politikası olarak kalkınma planlarında nasıl dahil edildiğine ve ne düzeyde çözüm önerileri oluşturulduğuna odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de 2001 yılı ve sonrasında hazırlanan ve uygulanan beş yıllık kalkınma planlarında; sürdürülebilirlik, çevre ve iklim değişikliğine dair politikalara ne ölçüde yer verildiğinin tespit edilmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile Kalkınma Planları incelenmiştir. Analiz bulgularına göre; iklim değişikliği politikalarının uygulanmaya başlandığı 8. Beş Yıllık Kalkınma planından itibaren çevre koruma ve sürdürülebilirlik konuları her planda artarak ele alınmış özellikle halen geçerli olan 12. Plandaki detaylı hedef olarak yer verilmiştir. Dünyanın en büyük problemi olmasının da etkisi ile iklim değişikliği sorunsalına kalkınma planlarında yer verilmesi anlamlı olmakla birlikte Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma henüz tam olarak sağlanamamıştır ve çevresel sorunlar devam etmektedir. Kalkınma Planlarında yer alan politikaların kararlı ve etkin biçimde uygulanması ile sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği odaklı hedeflenen sonuçlara ulaşabilmenin mümkün olacağı çalışma önerisi olarak sunulmaktadır. Aksi takdirde her planda çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine ilişkin hedefler sadece hedef olarak kalmaya devam edecek, gerçeklerle örtüşmeyecektir. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Kalkınma Planları, Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği, Çevre, Türkiye

Ekonomik büyümePlanlı kalkınmaSürdürülebilir kalkınma+4
Elif Köksoy
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birleşmiş milletler sürdürülebilir kalkınma amaçları perspektifinde ekolojik vergilendirme

Bu tezde, küresel çevre sorunlarının çözümünde mali araçların rolü ele alınarak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) çerçevesinde ekolojik vergilendirmenin teorik temelleri ve uygulama boyutu incelenmiştir. Sanayi Devrimi sonrası hızla artan üretim ve tüketim faaliyetleri, doğal kaynakların tahribatına ve çevresel bozulmalara yol açmıştır. Bu sorunların giderilmesi için geliştirilen sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla kalkınma politikalarına yön vermektedir. Tezde, sürdürülebilir kalkınmanın tarihsel gelişimi ve temel bileşenleri ele alınarak, ekolojik vergilerin çevresel dışsallıkların içselleştirilmesindeki rolü analiz edilmiştir. Ayrıca, dünyada ve Türkiye'deki ekolojik vergi uygulamaları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş, yeşil dönüşüm ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında bu vergilerin önemi vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile ekolojik vergilendirme politikaları arasında güçlü ve çok boyutlu bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. SKA'lar, çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik ve toplumsal kalkınma hedeflerini bir arada ele alan bütüncül bir yaklaşımı temsil etmektedir. Bu doğrultuda, ekolojik vergiler yalnızca çevresel zararları azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda SKA'ların uygulanabilirliğini destekleyen yapısal politika araçları olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu vergilerin etkinliği, kamuoyu desteği, şeffaf yönetim, gelir dağılımı üzerindeki etkiler gibi çok yönlü unsurlar dikkate alınarak tasarlanmasına bağlıdır.

Çevresel sürdürülebilirlik
İlker Güzel
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşil ekonomi çerçevesinde karbon sınırlandırıcı düzenlemeler ve çevresel ekonomik araçlar

Bu tez çalışması, küresel çevre sorunları ve iklim krizi bağlamında giderek önem kazanan yeşil ekonomi yaklaşımının teorik çerçevesini incelemekte, çevresel ekonomik araçları ve karbon sınırlandırıcı düzenlemeleri analiz etmektedir. Çalışmanın temel amacı, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde kullanılan politika araçlarının etkinliğini incelemek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada bu araçların potansiyel katkılarını ortaya koymaktır. Tez, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma kavramları tarihsel gelişimleri ve temel ilkeleri çerçevesinde ele alınmış, bu kavramların birbiriyle ilişkisi çeşitli kurumsal yaklaşımlar doğrultusunda incelenmiştir. İkinci bölümde, karbon emisyonlarının ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerine odaklanılarak, emisyon azaltımının önemi ve aciliyeti vurgulanmıştır. Bu bölümde, karbon döngüsü ve karbon emisyonlarının makroekonomik ve mikroekonomik yansımaları kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde, çevresel ekonomik araçlar detaylı bir şekilde ele alınmış, çevresel vergiler, yenilenebilir enerji kaynakları, teşvikler, sübvansiyonlar ve enerji verimliliği politikaları gibi ekonomik enstrümanların tasarımı ve uygulanması incelenmiştir. Dördüncü bölümde, karbon sınırlandırıcı düzenlemeler kapsamında emisyonların sınıflandırılması, karbon vergisi, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, sınırda karbon düzenlemeleri, emisyon hedefleri ve karbon piyasaları ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Bu bölümde ayrıca, net sıfır, iklim nötr ve karbon nötr gibi kavramların farklılıkları ve uygulama alanları da açıklanmıştır. Tezin sonuç bölümünde, çevresel ekonomik araçların ve karbon sınırlandırıcı düzenlemelerin etkinliği değerlendirilmiş, politika tasarımındaki başarı faktörleri ve küresel iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. Araştırma bulguları, çevresel ekonomik araçların başarısının politika tasarımının kalitesine, piyasa koşullarına ve kurumsal kapasiteye bağlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, karbon sınırlandırıcı düzenlemelerin emisyon azaltımında etkili olabilmesi için uluslararası koordinasyon, şeffaf uygulama mekanizmaları ve adil geçiş politikalarının geliştirilmesinin önemi ortaya konulmuştur. Bu çalışma, yeşil ekonomiye geçiş sürecinin yönetilmesinde ekonomik, çevresel ve sosyal boyutların dengeli bir şekilde gözetilmesinin, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıdığını göstermektedir. Çalışmanın, politika yapıcılar, akademisyenler ve çevre ekonomisi alanındaki araştırmacılar için önemli bir kaynak olması hedeflenmektedir.

Gündem 2030KarbonKarbon emisyon sertifikaları+7
Ahmet Günay
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarında sürdürülebilir beslenme eğitiminin beslenme tutum ve davranışlarına etkisi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada toplum sağlığında önemli rolü olan birinci basamak sağlık çalışanlarında ''Sürdürülebilir Beslenme Eğitimi'' ile sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve farkındalık seviyelerini arttırarak toplum sağlığına fayda vermek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Edirne İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Keşan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İpsala Toplum Sağlığı Merkezi'nde çalışan 74 sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Çalışmanın veri toplama sürecinde eğitim verilmeden önce ve eğitim verildikten 3 ay sonra anket uygulanmıştır. Yapılan anket katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını, sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerini ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını kapsamaktadır. Sürdürülebilir beslenme durumu için Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların %68,90'ı (s=51) kadın iken, %31,10'u (s=23) erkektir. Katılımcıların yaş gruplarına göre dağılımda 44 yaş üzeri grup tüm çalışma grubunun %32,00'ını oluşturmaktadır. Eğitim öncesinde kadınların BKİ'si 24,81±3,65 kg/m2 iken, eğitim sonrasında 24,47±3,58 kg/m2 düzeyindedir. Eğitim öncesinde erkeklerin BKİ düzeyi 27,65±4,21 kg/m2 iken, eğitim sonrasında 27,37±4,09 kg/m2'dir. Eğitim sonrasında "sürdürülebilir beslenme" kavramı hakkında bilgi sahibi olduklarını beyan edenlerin oranı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı bulunmuştur (p<0,001). Eğitim, sürdürülebilir beslenme bilgi düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttırdığı tespit edilmiştir (p<0,001). Eğitim sonrasında, SBTDÖ'ne göre bilgi düzeyindeki artış eğitim öncesinden daha fazla olmuştur (p<0,001). Katılımcıların eğitim öncesine göre protein ihtiyacını kırmızı et yerine kurubaklagil, tavuk veya balıktan karşılamayı tercih etme durumu değişmezken; kuru yemişten (ceviz, fındık vb.) tüketeceğini beyan eden bireylerin oranı arttığı ortaya konmuştur. Eğitim ile birlikte enerji, yağ, karbonhidrat, kalsiyum alım düzeylerinde azalma (p=0,009; p=0,009; p=0,018; p=0,023), çinko alım düzeylerinde ise artış saptanmıştır (p=0,042). Sonuç: Sağlık çalışanlarına verilen sürdürülebilir beslenme eğitiminin sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerini arttırdığı tespit edilmiştir. Sürdürülebilir beslenme eğitiminin etkisinin devamını sağlamak için bu konudaki eğitimlerin yaygınlaştırılmasına ve daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: beslenme, sürdürülebilirlik, sürdürülebilir beslenme, beslenme modelleri, sağlık çalışanı

Sağlıklı beslenmeÇevresel sürdürülebilirlik
Büşra Akyol
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşil pazarlama kapsamında çevresel kaygı, çevresel duyarlılık ve algılanan kalitenin yeşil ürün satın alma niyeti üzerine etkisi

Bu çalışma, yeşil pazarlama alanında çevresel kaygı, çevresel duyarlılık ve algılanan kalite faktörlerinin tüketicilerin yeşil ürün satın alma niyeti üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde çevresel sorunların artmasıyla birlikte hem bireylerin çevreye karşı olan davranış biçimleri hem de işletmelerin çevre dostu yaklaşımları önem kazanmıştır. Bu bağlamda araştırmada, bireylerin çevreye olan kaygılarının, çevreye olan duyarlılıklarının ve algıladıkları ürün kalitesinin, yeşil ürün satın alma niyeti üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında istatistiksel bir yöntem benimsenmiş ve anket aracılığıyla toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Yapılan veri analizleri sonucunda, çevresel kaygı, çevresel duyarlılık ve algılanan kalitenin yeşil ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, bireylerin sadece çevresel faktörler değil, aynı zamanda algılanan ürün kalitesiyle de yeşil ürünlere yöneldiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, işletmelerin yeşil pazarlama stratejilerini oluştururken tüketici davranışlarını dikkate almalarının gerekliliğini vurgulamaktadır. Özellikle çevre dostu üretim süreçlerinin benimsenmesi, sürdürülebilirlik ilkelerine uygun hareket edilmesi ve bu değerlerin pazarlama iletişiminde açıkça ifade edilmesi, tüketici tercihlerinde etkili rol oynamaktadır. Ayrıca çalışmada, politika yapıcılara, işletmelere ve akademik çevrelere yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur. Bu doğrultuda, çevreci pazarlama anlayışının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de rekabet avantajı açısından önemli katkılar sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Algılanan kaliteYeşil pazarlamaYeşil ürün+2
Hale Sevin
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye biyodizel piyasası incelenmesi, düzenlenmesi ve 2020 projeksiyonu

Dünyada hızlı nüfus artışı ve sanayileşme sonucu insanların yaşamını sürdürebilmesi için önemli bir girdi olan enerjiye ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Neredeyse bütün ülkelerin enerji sorunları ile karşılaştığı günümüzde, dünya enerji gereksiniminin büyük çoğunluğunu karşılayan fosil kaynaklı yakıtların tükenme riskiyle karşı karşıya oluşu ve kullanımı esnasında ortaya çıkardığı çevresel sorunlar ülkeleri alternatif enerjiye doğru yöneltmektedir. Bu çalışma ile yenilenebilir enerji kaynağı çeşidi olan biyodizel enerjisinin Türkiye'deki durumunun araştırılması, örnek ülke biyodizel piyasaları incelenerek Türkiye biyodizel piyasasının gelişmesi için öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu 2000'li yılların başında hareketlenen biyodizel piyasasının günümüzde durağanlaştığı ve ülkemizin hâlihazırda ciddi bir tarımsal potansiyeli olmasına karşın biyodizel üretiminin beklenen düzeyin altında seyrettiği görülmektedir. Bu durumun başlıca sebebi olarak piyasa belirsizliklerinden kaynaklı oluşan hammadde arzı sorunları ve politika eksiklikleri göze çarpmaktadır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sürecinde ülkemize örnek teşkil edebilecek Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği biyodizel piyasaları incelenmiş, elde edilen bulgular sonucu Türkiye biyodizel piyasası paydaşlarından tedarik zincirinin elemanları olan tarımsal üreticiler, biyodizel üreticileri ve akaryakıt dağıtıcıları için mali değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca biyodizel sektörünün ülke açısından maliyet fayda analizi yapılmıştır. Son olarak 2015-2020 yılları biyodizel piyasası projeksiyonunu gözlemleyebilmek için çift üssel düzeltme ve regresyon metotları kullanılarak tahmin analizi yapılmış, edilen bulgular sonucu piyasa etkinliğini arttırmak amaçlı iki farklı senaryo üzerinden önerilerde bulunulmuştur.

Alternatif enerji kaynaklarıBiyodizelBiyoenerji+7
Semih Akman
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eko-endüstriyel parklar için temiz üretim ve endüstriyel simbiyoz karar destek sisteminin geliştirilmesi

Endüstriyel sürdürülebilirlik çalışmalarının en önemli kavramları Temiz Üretim ve Endüstriyel Simbiyoz teknikleridir. Bu tez çalışması, Türkiye – İsviçre ortaklı Avrupa Birliği projesi desteği çerçevesinde hayata geçirilen Temiz Üretim ve Endüstriyel Simbiyoz karar - destek platformunun geliştirilmesini kapsar. Yapılan çalışmalar sonucunda ölçeklenebilir ve özelleştirilmiş bir destek platformu tasarlanmış ve geliştirilmiştir. Platform üzerinde yapılan vaka analizleri ve sonuçları tez içerisinde paylaşılmıştır.

Finansal sürdürülebilirlikSürdürülebilir çevre
Tuna Çağlar Gümüş
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 küresel salgını ile gelişen yeşil ekonomi dönüşümü: Ülkeler, işletmeler ve yatırımcılar için çıkarımlar

Ekonomi yıllar itibariyle pek çok değişime uğramış bir kavramdır. Bu değişimden toplumlar, devletler, şirketler denklemin birer parçası olarak doğrudan etkilenmekte ve buna göre şekillenmektedirler. Sanayi devrimi ile başlayan süreçten günümüze kadar küresel çaplı refah artışı sağlanırken elde edilen büyümenin bu sistemde sürdürülebilir olamaması 21. yüzyılda karşımıza biyoçeşitlilikte azalma, deniz seviyelerinde artış, yüzey sıcaklığında yükselme gibi doğa tahribatı olarak geri dönmüştür. Bu durumun tüm dünyada doğrudan hissedilen etkisi ise COVID-19 salgını ile deneyimlenmiştir. Yeşil düzen, sürdürülebilir büyüme ile ekonomik aktiviteyi sağlarken çevre ve toplum menfaatini göz önünde bulundurmayı amaçlayan yeni bir yaklaşımdır. Bu tez çalışmasında COVID-19 salgınının yeşil ekonomideki gelişime etkisi ARCH metodu kullanılarak test edilmiştir. Bulgular anlamlı ve pozitif bir etkinin olduğunu göstermektedir. Başlayan yeşil yeni düzende; denklemin parçası olan ülkelerin, şirketlerin ve yatırımcıların bu değişimden nasıl fayda sağlayabilecekleri ve aksiyon alabilecekleri tez kapsamında ele alınmıştır. Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası ölçekte karar alıcılar önümüzdeki 25 yıllık dönemde yeni düzene adapte olmak için karbon ekonomisine bir dizi önlem ve sınırlama getirmektedir. Geçmiş örnekler dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerin bu süreci yönetme kabiliyeti sağlayabilmesi bugünden adım atmaktan geçmektedir. Şirketler ise faaliyetlerine devam ederken yeşil ekonomi ekosisteminde kalmak ve bu düzene uygun hareket etmek için belirli düzen değişikliği yapmalıdırlar. Yatırımcılar açısından ise yeşil işlerin gelecek potansiyelini şimdiden öngörerek portföylerinde bu finansal enstrümanlara nasıl yer verebilecekleri açıklanmıştır. Tez kapsamında yeşil ekonomiye geçişte hem ülkelerden, hem de şirketlerden örnekler çalışmaya dahil edilerek yorumlanmıştır.

ARCH modelAmpirik portföyCOVID 19+6
Ezgi Gümüştekin
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydınlatma tasarımı eğitiminde artırılmış gerçeklik uygulamaları ile aydınlatma tasarımlarının incelenmesi

Aydınlatma tasarımı eğitim süreçleri mekân tasarımı eğitiminde önemli bir rol oynamaktadır. Lisans düzeyinde incelendiğinde, mekân tasarımı öğrencilerine yönelik standartlaştırılmış bir eğitim modeli görülememiştir hatta bazı üniversitelerin aydınlatma eğitimi konusunda ders önerileri dahi mevcut değildir. Bu durum meslek sahibi olarak mezun olacak olan öğrencilerin fiziksel çevre kontrolleri hakkında edindikleri bilgilerin farklı düzeylerde olduğunu göstermektedir. Zaman içinde dijital teknolojiler geliştikçe, boyut malzeme ve renk hissi veren birçok yeni ifade aracı da ortaya çıkmıştır. Bu yeni teknolojilerin aydınlatma tasarımı eğitiminde öğrencileri destekleyeceği düşünülmüş ve bir araştırma planlanıp yürütülmüştür. Bu çalışmada bilgisayar destekli tasarım araçlarının sahneyi görüntüleme biçimlerine göre öğrencilerin aydınlatma ürünü yerleşim kararları üzerinde etkisinin olup olmadığı araştırılmış ve gerçeklik araçlarının tasarım sürecine dâhil edildiği durumdaki adaptasyonları ölçülmüştür. Sonuç olarak bilgisayar destekli tasarım araçlarının farklılaşmasının aydınlatma kararları üzerinde etkili olduğu ve artırılmış gerçeklik destekli teknolojilerin aydınlatma tasarımı eğitimi sürecine öğrencilerin adaptasyonunun olumlu yönde olduğu bulunmuştur.

Artırılmış gerçeklikAydınlatmaEğitim teknolojisi+5
Betül Mahitapoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endüstrilerde karbon, su ve enerji ayak izlerinin belirlenmesi ve sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi: Tekstil endüstrisi için bir vaka çalışması

1980'lerden itibaren ekolojik sorunlar artmaya devam etmiştir. Özellikle sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler ve hızlı nüfus artışı dünyayı derinden sarsan sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanayileşmenin artması ile birlikte işletmelerin çevresel durumlarının analizlerini yapabilmek ve sürdürülebilirlik düzeylerinin takip edilmesi ve raporlanabilmesi önemli bir hal almıştır. Çevresel sorunların artması ile birlikte işletmeler bu hususta kendi faaliyetlerinin sebep olduğu Su Ayak İzi, Karbon Ayak İzi ve Enerji Ayak İzi çalışmalarına önem vermiştir. Bu bağlamda proses ve işletme bazında kullanılan su miktarlarının ve özelliklerinin, karbon salınımlarının, enerji tüketimlerinin kayıt altına alınması, raporlanması, takip edilmesi ve sonuçların iyileştirilmesi için önlemlerin oluşturulma ihtiyacı doğmuştur. Bu yüksek lisans tez çalışması gerçekleştirilirken Karbon, Su ve Enerji Ayak izi için uygulanabilmesi mümkün olan bir yöntem önermek, çıktılar üretmek ve uygulama örneğini tanıtmaktır. Çalışma kapsamında örnek bir tesis seçilmiş ve uygulama sonuçları yorumlanmıştır. Bobinde iplik boyama ünitesinde açığa çıkan karbon ayak izinin %52'si Kapsam-1 emisyonlarından %37'si Kapsam-2 emisyonlarından, %11'i Kapsam-3 emisyonlarından açığa çıkmaktadır. İplik boyama ünitesinden atmosfere salınan karbon ayak izi miktarı 1 kg iplik boyama için 2,39 CO2e/ kg iplik'tir. Bobinde iplik boyama ünitesinde açığa çıkan su ayak izinin %44,73'ü Mavi Su Ayak izi, %55,18'si Gri Su Ayak İzi ve %0,09 ise Yeşil Su Ayak İzi olarak açığa çıkmaktadır. 1 kg iplik boyamak için 219 litre su harcandığı hesaplanmıştır. Tesisin 2021 yılı aylık ortalama elektrik tüketiminin 718 GCal olduğu belirlenmiştir. SET değerleri ise en fazla 2021 yılında Ocak ayında en az ise Mart-Nisan aylarında görülmüştür. Sonuç olarak Karbon, Su ve Enerji Ayak İzi sonuçlarının, sürdürülebilirlik sürecini yönetmek isteyenler için yararlı bir sayısal kılavuz olduğu kanısına varılmış ve tüm endüstriyel tesislerde uygulanabileceği görülmüştür. Bu alanda araştırmaların objektif ve tutarlı olabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiği belirtilmiş olup özellikle tesislerin veri kayıt altına alma süreçlerinin standart hale getirilmesi ve veri tabanları oluşturulması önerilmiştir.

Karbon ayak iziSu ayak iziSürdürülebilir çevre+2
Çisem Öztopçu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel alanlarda uygulanan geleneksel ve sürdürülebilir yağmur suyu yönetim modellerinin karşılaştırılması

Sanayi Devrimi ile birlikte başlayan hızlı kentleşme iklim değişikliğinin insan kaynaklı etkilerinin en önemlisidir. Hızlı ve plansız kentleşme doğal alanların ve özellikle su kaynaklarının hızla azalmasına ve kirlenmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda her türlü su kaynağının doğru ve etkin kullanımı önem kazanmaktadır. Su yönetimi, su hasadı ve yağmur suyunun kullanımı bu etkiler sonucu ortaya çıkmıştır. Kentsel alanlarda geçirimsiz yüzeylerin artması yüzeysel akışın artmasına ve yağmur suyunun kullanılmadan kentlerden uzaklaştırılmasına sebep olmuştur. Bu kapsamda yağmur suyu yönetiminin sağlanması bağlamında birçok yöntem geliştirilmiştir. Kentsel alanlarda geleneksel ve sürdürülebilir yağmur suyu yönetim modellerinin kullanımı birçok faktöre bağlıdır. Bu tez kapsamında kentsel alanlarda uygulanan geleneksel ve sürdürülebilir yağmur suyu yönetim modellerinden bahsedilmiştir. Geleneksel yağmur suyu yönetim modellerinin asıl amacı yağmur suyunun hiçbir işleme maruz kalmadan mazgallar veya yağmur suyu drenaj kanalları vasıtasıyla kanalizasyon sistemine aktarılıp alıcı ortama aktarılmasıdır. Sürdürülebilir yağmur suyu yönetim modelleri doğayı taklit etmeyi esas alan, yağmur suyunun bitkiler yardımıyla filtreleyerek yeraltı kaynaklarına veya alıcı ortama aktarıp su döngüsünün bozulmamasını amaçlayan sistemlerdir. Çalışmanın devamında geleneksel ve sürdürülebilir yağmur suyu yönetim modelleri karşılaştırılarak stratejiler üretilmiştir. Sonuç olarak; yağmur suyu yönetim modellerinin kentsel alanlarda bir arada uygulanmasının mevcut alan kullanımları için en doğru yöntem olduğu belirlenmiştir.

Kentsel peyzajKentsel tasarımYağmur suyu+3
Özge Nur Aydın
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversitelerin sürdürülebilirliğine yönelik eylem planı hazırlanması: TNKÜ örneği

İnsanlık doğası gereği sürekli ilerleme ve gelişme ihtiyacı duymaktadır. Gelişmenin doğayı hiçe sayan uygulamaları içermesi ise yerküre üzerinde yıkıcı etkilere neden olmakta, doğal kaynakların tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmasıyla ekonomik büyümeyi sınırlandırmakta ve sosyal adaleti sekteye uğratmaktadır. Tüm bu etkilerin sonucunda gelişen sürdürülebilir gelişme kavramı insanlığın temel ihtiyaçlarını öncelikli kılma, ekonomik büyümeyi adil paylaşıma dayandırma ve toplumsal ilerlemeyi eşitlik ilkeleri çerçevesinde yürütmeyi ve bunun sistematik bir yönetim ile sağlanmasını önceliklendirmektedir. Sürdürülebilir gelişmenin doğrudan hedef aldığı bir mekan olmamakla birlikte yerleşim birimleri bu ilerlemenin somut olarak izlenebileceği alanlardır. Ölçeklerinin büyüklüğü ve grift yapıları nedeniyle kentlerde uzun zaman alan sürdürülebilirlik girişimlerinin, küçük bir kent özelliği gösteren üniversite yerleşkelerinde yerleşkelerin planlama-uygulama-denetleme kolaylığı ile daha hızlı sonuç verebileceği düşünülmektedir. Üniversitelerin farklı kültürel özelliklere sahip olması ise sürdürülebilirliğe yönelik uygulamaların standart olmaktan çıkıp kuruma özgü olmasını gerektirmektedir. Bu çalışma ile Birleşmiş Milletler gelişme hedefleri doğrultusunda örnek bir alana yönelik üniversiteler için sürdürülebilirlik eylem planı (SEP) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak sürdürülebilirlik çalışmalarının henüz çok başında olan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi seçilmiştir. Çalışma alanı Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinin merkez yerleşkesi olma niteliği taşıyan Değirmenaltı Yerleşkesi ile sınırlandırılmış, ofis ve saha çalışmalarının bir arada yürütülmüştür. Arazi çalışmalarının yanı sıra konuya ilişkin kavramlar literatür taranarak derlenmiş, çalışma alanına ilişkin doğal, kültürel ve sosyo-ekonomik özellikler mevcut durum analizleri ile ortaya konmuş, üniversite uluslararası platformda kabul görmüş GreenMetric endeksine göre değerlendirilmiştir. Üniversite kullanıcılarının sürdürülebilirlik uygulamalarına ilişkin tutum, görüş ve yaşam pratikleri ise anket uygulaması ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Tüm bu veriler ışığında TNKÜ'ye özgü sürdürülebilirlik eylem planı geliştirilmiştir. SEP 8 amaç, 20 hedef, 35 strateji ve 174 eylem ile bu eylemlerden sorumlu birimleri ve eylemlerin gerçekleştirilmesi için önerilen zamanlardan oluşmaktadır. Bu çalışmanın sürdürülebilirlik çalışmalarının başında olan üniversitelerin kuruma özgü eylem planlarını hazırlamasında bir çerçeve niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

Araştırma üniversiteleriKurumsal sürdürülebilirlikSosyal sürdürülebilirlik+1
Reva Şermet
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir bir gelecek için yeşil muhasebe

Sanayi Devrimi sonrası teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hıza ulaşması, bununla birlikte dünya nüfusunun da hızla artması ve toplumların aşırı tüketime yönlendirilmesi gibi sebeplerin sonucunda çevresel sorunlar da ortaya çıkmış ve süreç içerisinde artış göstermiştir. Ortaya çıkan ekolojik sorunlar canlı yaşamını ve ekonomik sistemlerimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Küresel çaptaki bu sorun karşısında önlem amaçlı idari ve yasal bazı düzenlemeler yapılmış, bunun paralelinde bilinçli insanların da hükümetlerden ve işletmelerden beklentileri doğal olarak değişime uğramıştır. Bu değişim sürecinde hükümetler, düzenleme ve denetleme fonksiyonları doğrultusunda çevreye duyarlı politikalar geliştirmek ve bu politikalara uyumun denetlenmesinden sorumludur. Değişime ve devlet politikalarına uyum sağlayamayan işletmeler uzun vadede pazar paylarında azalma, ek vergiler gibi finansal yaptırımlarla karşılaşabilmektedir. Öte yandan artan rekabet koşullarının etkisi göz önüne alındığı zaman "sürdürülebilirlik" ilkelerinin uygulanması işletmelerin çıkarları için olumlu sonuçlara sebep olacaktır. Bunların sonucunda işletmelerin "sürdürülebilirlik" ve "yeşil ekonomi" kavramlarına verdiği önem sürekli artmaktadır. Çevresel sistemlerin yol açtığı sorunların giderilebilmesi adına işletmeler tüm üretim sürecindeki faaliyetlerinden ve ürün yaşam ömrünün dolmasından sonra ürünün geri dönüştürülmesinden sorumlu tutulmaktadır. "Yeşil muhasebe" kavramı tüm bu süreçlerdeki harcama, yatırım ve bazen cezaların ayrı bir kalem olarak takip edilebilmesini, ürün maliyetinin daha kapsamlı ve doğru hesaplanabilmesini ve mali olarak raporlanabilmesini sağlamak amacıyla geleneksel muhasebeye alternatif olarak geliştirilmektedir. Bu çalışmada işletmenin ayrılmaz bir parçası olan muhasebe açısından "yeşil" kavramı incelenerek muhasebe eğitimi alan öğrencilerin konu hakkındaki bilgi ve algı düzeylerini tespit etmek amacıyla düzenlenen anket çalışmasının analizleri yapılmıştır.

Sürdürülebilir çevreYenilenebilir enerjiYeşil muhasebe+1
Zeynep Sena Adıgüzel
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mermer çamur atıklarının yapı malzemesi olarak kullanılması

Ülkemizde mermer fabrikalarında oluşan ıslak ve kimyasal çöktürücü içeren mermer çamurunun depolanmasında yaşanan sorunlar ve herhangi bir katma değere dönüştürülmemesi en önemli çevresel sorunlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı, Burdur İli Bucak İlçesi özelinde mermer sektöründe mevcut durum ve yaşanan sorunların ortaya konulması ile birlikte mermer fabrikalarında mermer üretim sürecinde ortaya çıkan mermer çamurunun yapı malzemesi olarak kullanılabilirliğin araştırılmasıdır. Bu çalışmada, 10 aşamalı işlem gerçekleştirilmiştir; Literatür taraması ve veri toplama, Bucak İlçesi özelinde 19 mermer fabrikasında yapılan anket çalışması, mermer çamur atığı temini ve atığın incelenmesi, mermer çamurunun mermer tozuna dönüştürülmesi, ön deneylerin ve benzetim yapılması, deney süreci, kalıp araştırılması aşaması, yapı malzemesi üretim aşaması, üretilen yapı malzemelerinin piyasada kullanılan ürünlerle karşılaştırılması ve sentez aşamalarıdır. Çalışmada, anket çalışması ile mermer fabrikalarında yönetsel, personel, mermer üretimi ve atık ile ilgili mevcut durum ve sorunlar ortaya konulmuş ve tartışılmıştır. Mermer fabrikalardan preslenme sonrası kapalı kaplarda temin edilen mermer çamur atıkları fiziksel bazı deney ve işlemlerden geçirilerek köpük beton içerisinde ince agrega olarak kullanılmıştır. 8 farklı deney serisinde 4'er alt numune ile toplam 32 farklı karışımda numune dökülmüştür. Her numuneye dökümünden sonraki 3. gün, 7. gün, 28. gün ve 90. günde basınç dayanım testleri uygulanmıştır ve veriler literatürdeki benzer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta, yapı malzemesi olarak örnek dış cephe kaplama ürünlerinin imalatı geçekleştirilmiş ve muadil ürünlerle karşılaştırılmıştır. Böylece mermer çamurundan yapı malzemesi olarak üretilebilirliği kanıtlanmıştır. Buna yönelik ilgili paydaşlara öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mermer Atığı (çamur), Sürdürülebilir Yapı Malzemesi, Ekolojik Mimarlık, Bucak (Burdur), Mermer Fabrikaları

Ekolojik çevreEndüstriyel ekolojiHafif inşaat malzemeleri+3
Aydın Apaydın
Süleyman Demirel University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşil reklam tutumunun satın alma niyeti üzerindeki etkisinde sürdürülebilirlik farkındalığının aracılık etkisi: Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir inceleme

Giderek artan kaynak problemleri ve bilinçsiz kaynak tüketimi, tüm canlıların yaşamını tehdit eden büyük bir sorun haline gelmiştir. Zamanla bilinçlenen insanlar hem kendileri hem de üzerinde yaşadıkları toplum için yaşanılabilir bir dünya farkındalığına varmışlardır. Tüketicilerin bu farkındalığı marka ve işletmeleri de bu doğrultuda yönlendirmiştir. Marka ve işletmeler, sürdürülebilirliğin gündemde sıkça yer alması nedeniyle müşterilerin gözünde sürdürülebilir marka konumunda yer alarak müşterilerin ilgisini çekmek ve sürdürülebilirlik eylemlerini onlara duyurabilmek için yeşil reklamları kullanmaya başlamışlardır. Sürdürülebilirliğin gündemde yerini en üst sıralarda almaya başlaması, işletmeler arasında rekabete dönüşerek sürdürülebilirlik konusunda samimi olmayan greenwash (yeşil aklama) olarak adlandırılan reklamları da ortaya çıkarmıştır. Bu reklamlar işletmelerin, çevre sorunlarına nasıl çözüm bulacağı konusunda kafası karışık olan tüketicilerin kafasını daha fazla karıştırmıştır. Dolayısıyla tüketiciler yeşil reklamlara karşı olan tutumlarında birden fazla kategoriye ayrılmaya ve tutarsız satın alma eylemi gerçekleştirmeye başlamışlardır. Bu çalışmada, tüketicilerin sahip olduğu sürdürülebilirlik bilinci; yeşil reklam tutumu ve satın alma niyeti arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi amaçlanmış ve bu doğrultuda oluşturulan hipotezlerin kanıtı için Hayes Process macro eklentisi kullanılmıştır. Aracılık etkisini ölçen bu regresyon analizinin sonucunda sürdürülebilir farkındalığın, yeşil reklam ve yeşil reklam satın alma niyeti arasında kısmi aracı konumunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama tekniği olarak anket yöntemi kullanılmış ve araştırmanın örneklemini basit tesadüfi yöntemle seçilen 381 Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcılara toplamda beş bölümden oluşan 54 soru sorulmuştur. Toplanan araştırma verilerinin analizinde IBM SPSS 27.0 paket programından yararalanılarak; güvenirlik analizi, açımlayıcı faktör analizi, normallik analizi ve aracılık testi uygulanmıştır. Ulaşılan araştırma sonucunda hipotezler doğrulanmış ve araştırma amaçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik iletişimi, yeşil reklam

Sosyal sürdürülebilirlikÇevresel sürdürülebilirlik
Hanife Nur Mülayim
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Korona boşalmasının, tarım atığı niteliğindeki fıstık kabuğundan biyogaz üretimi üzerindeki etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, fosil yakıtlara alternatif olabilecek ve tarım atığı niteliğindeki fıstığın en dış kabuğundan biyogaz üretim potansiyeli incelenmiştir. Fıstık kabuğu, mineral ve vitaminler açısından zengin olduğundan dolayı tercih edilmiştir. Çalışmada, üretilen gazın verimini arttırmak amacıyla ilk defa bir ön işlem tekniği olarak korona boşalması yöntemi kullanılmış ve korona boşalmasının biyogaz üretimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Korona boşalması ön işleminin hem gazın üretim miktarını hem de üretim hızını arttırdığı gözlemlenmiştir. Ön işlem için hazırlanan numuneler, 2'şer gram olarak iki bakır levha arasında ince bir tabaka oluşturacak şekilde serildikten sonra gerilim (3 Kilovolt (kV), 5 kV, 7,5 kV), zaman (180 saniye (sn), 300 sn, 600 sn) ve frekans (50 Hz, 250 Hz, 500 Hz) olmak üzere 3 parametrede farklı değerler uygulanmıştır. Uygulanan ön işlemin etkisini belirlemek için her bir numuneye biyometan üretim potansiyeli (BMP) testi uygulanmıştır. Fıstığın en dış kabuğundan ön işlem uygulanmadan 227 mililitre (ml) biyogaz elde edilirken, ön işlem görmüş numunelerden en iyi biyogaz üretimi 279 ml olarak 3 kV gerilim, 300 sn süre ve 500 Hz frekansta bulunmuştur. Uygulanan ön işlemin biyogaz verimini % 23 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Korona boşalması ön işleminin biyogaz içerisindeki metan (CH4) miktarı biyoproses kontrol yöntemiyle belirlenmiştir. Bu yöntemde, üretilen biyogaz alkali bir çözeltiden (% 3 Sodyum Hidroksit (NaOH)) geçirilerek Karbon Dioksit (CO2) içeriğinin tutulması sağlanmış ve kalan kısım CH4 olarak kabul edilmiştir. Ön işlem uygulanmayan hammaddeden 165,2 CH4/g VS elde edilirken, ön işlem uygulanmış numunelerden en iyi CH4 verimi, 238,9 CH4/g VS olarak 5 kV gerilim, 300 sn süre ve 500 Hz frekansta elde edilmiştir. Uygulanan ön İşlemin metan verimini % 45 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Uygulanan korona boşalması ön işleminin uygulanabilir olup olmadığını tespit etmek amacıyla uygulama esnasında kaydedilen akım değerleri hesaba katılarak enerji analizi yapılmıştır. Yapılan enerji analizinde ekstradan üretilen CH4'ün elektrik enerjisi karşılığı hesaplanırken 2 farklı senaryo kullanılmıştır. Bir senaryoda verim % 40 kabul edilirken bir diğer senaryoda verim % 95 olarak kabul edilmiştir. İlk senaryoda kümülatifte artıda olan numune sayısı 2 iken, ikinci senaryoda kümülatifte artıda olan numune sayısı 7 olarak tespit edilmiştir. Enerji analizine göre fıstık kabuğuna korona boşalması ön işlemi uygulamak için 3 kV, 3 dk ve 500 Hz değerlerinin optimum değerler olduğu tespit edilmiştir.

Alternatif enerjiBiyogazKorona+4
İbrahim Halil İlçin
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneş enerjisinin Siirt ilinde uygulanabilirliği: Çevresel ve ekonomik etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, bir örnek kullanarak Siirt ilinin güneş enerjisi potansiyelini değerlendirerek, bölgede yapılacak GES yatırımlarının uygulanabilirliğini ekonomik ve çevresel boyutlarıyla incelemektedir. Çalışmada, literatür taraması yapılarak benzer projeler analiz edilip güneş enerjisi sektöründeki bazı firmalarla yapılan temaslar doğrultusunda veriler toplanmıştır. Ayrıca faiz yatırımı ve GES yatırımı arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. GES yatırımındaki anaparanın faize yatırılması durumunda, yıllar boyunca birikimli birleşik faizle anaparanın kaç katına çıkacağı incelenmiştir. Reel faizler ve amorti süresi arasında negatif bir ilişki olduğu ve faizler ne kadar düşük olursa, amorti süresinin uzaması durumunda bile GES projelerinin daha kârlı olabileceği tespit edilmiştir. Daha sonra, Siirt ili için varsayımsal bir 10 yıllık GES fizibilite analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizde 1 MW'lık bir GES yatırımının yaklaşık 4 yılda kendini amorti edebileceğini ve uzun vadede kâr sağlayabileceğini göstermektedir. Analizdeki çevresel etkiler değerlendirildiğinde, güneş enerjisi kullanımı sayesinde bölgedeki karbon salınımının önemli ölçüde azalacağı konusunda veriler elde edilmiştir. Termik santrallere kıyasla yıllık yaklaşık 1.499.572,6 kg CO₂ emisyonunun önlenebileceği öngörülmektedir. Bu durum, Siirt'in sürdürülebilir kalkınmasına ve yeşil ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu çalışma ile Siirt'in güneş enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesinin hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından bir fırsat sunduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Siirt'in yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirmek isteyen araştırmacılar ve yatırımcılar için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

EnerjiEnerji kaynaklarıEnerji santralleri+2
Kübra Aksünger
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İdare hukuku açısından ekolojik kamu düzeni

Kamu düzeninin klasik unsurları, genel olarak insan merkezlidir bu nedenle klasik kamu düzeni çevreyi insanlar için bir tehlike söz konusu olduğunda dikkate alır. Ayrıca klasik kamu düzeni, yaşayan insanlarla ilgilenir, ancak çevrenin korunması gelecek kuşakları da ilgilendirir ki sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir çevre gibi kavramlar bu kabulden hareketle ortaya çıkmıştır. Bu sınırlı perspektif nedeniyle kamu düzeninin klasik unsurları pek çok durumda çevreyi koruma açısından yetersiz kalmaktadır. Ekolojik kamu düzeni, çevreyi, doğal kaynakları, flora ve faunayı korumayı, çevresel yararı sağlamayı ve mekânsal rahatsızlıkları önlemeyi amaçlayan bilimle harmanlanmış kamu düzenidir. Ekolojik verinin ve bir faaliyetin çevrenin çeşitli unsurları üzerindeki sonuçlarına ilişkin bilimsel bulgular ekolojik kamu düzenine kaynaklık etmektedir. Ekolojik kamu düzeninin insan merkezci olmayışı onu kamu düzeninin klasik unsurları olan güvenlik, kamu sağlığı ve esenlik unsurundan ayırır. Ekolojik kamu düzeni, çevresel rahatsızlık insanı doğrudan etkilememiş olsa dahi, salt çevreyi korumak üzere önlem alınması ve uygulanması gerektiğini kabul eder. Ekolojik kamu düzeni eşik aracılığı ile somutlaşır. Çevrenin tolere edemeyeceği rahatsızlığın, teknik ölçü birimleri veya bilimsel değerlerle ifade edilmesi ile eşik değerler ortaya çıkar. Türk hukukunda da eşik değer, sınır değer, limit değer gibi farklı adlarla mevzuatta yer almaktadır. Eşik değerler, bilimsel gerçeği ve mevzuatı birbirine uygun hale getirmeye olanak sağlar. Ayrıca ekolojik kamu düzenini bozacak nitelikte bir çevresel rahatsızlığın gerçekleşip gerçekleşmediğini saptamaya ilişkin somut bir değerlendirme ölçütü oluşturur. Bu tezin amacı, kavramın ortaya çıktığı Fransız doktrini başta olmak üzere konuya ilişkin teorik temelleri ve uygulamaya ilişkin esasları ortaya koyarak idare hukuku açısından ekolojik kamu düzeni kavramına ışık tutmaktır.

Sürdürülebilir çevre
Hande Sena Tabak
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arıcılık faaliyetlerinin ekonomik yönü üzerine bir analiz: Konya örneği

Arıcılık, bal arısı kolonilerinin doğal çevre ve tarımsal kaynakları kullanarak bal, balmumu, arı sütü, polen, propolis ve arı zehri gibi ürünlerin üretildiği ve bu ürünlerin ekonomik kazanca dönüştürüldüğü bir tarımsal faaliyettir. Bu süreç, düşük işletme maliyetleri, az sermaye gereksinimi ve uzun raf ömrüne sahip ürünlerin yüksek katma değer sağlamasıyla, kırsal kalkınma ve sürdürülebilir tarım için önemli bir ekonomik faaliyet olarak öne çıkar. Arıcılık, yalnızca ürünlerin ticareti yoluyla doğrudan gelir sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bitkisel üretimde tozlaşma yoluyla dolaylı ekonomik katkılar sunarak tarım sektörünün verimliliğini artırır. Bu çalışmada ise Konya ilinde arıcılık sektörünün ekonomik sürdürülebilirliği ve verimlilik unsurları iktisadi bir bakış açısıyla analiz edildi. Araştırmanın temel amacı, arıcılık işletmelerinin teknik, ekonomik ve sosyo-demografik özelliklerini belirleyerek, bu özelliklerin kârlılık, sürdürülebilirlik ve üretim verimliliği üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Veriler, Konya'nın 18 farklı ilçesinde faaliyet gösteren 90 arıcılık işletmesiyle yüz yüze anket yöntemi kullanılarak toplandı. Elde edilen veri seti, ANOVA ve Ki-Kare (Chi-Square) testlerinin yanı sıra regresyon modelleriyle istatistiksel olarak incelendi. Analiz sonuçları, arıcılık dışındaki farklı bir ekonomik faaliyetin varlığının, arıcılığın profesyonel (gezginci) veya hobi (sabit) amaçlı yapılma tercihini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilediğini göstermektedir. Buna karşılık arıcılık işletmesi sahibinin eğitim düzeyinin hem bal verimi hem de devlet desteklerinden yararlanma oranı üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunamadı. Ürün çeşitliliğinin yıllık gelir üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu, çoklu ürün satan arıcıların tek ürün satanlara kıyasla daha yüksek yıllık gelir elde ettiği gözlemlendi. Bal satış şeklinin (peşin, vadeli veya peşin-vadeli) uygulanan birim fiyatı belirleme üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilemedi. Benzer şekilde, yıllık bal satış fiyatının yıllık gelir üzerindeki etkisi de istatistiksel olarak anlamlı bulunamadı ve gelir düzeyinin fiyat dışında farklı faktörlere bağlı olduğu ortaya kondu. Veriler, Konya'daki arı yetiştiriciliğinin çoğunlukla orta ölçekli işletmeler tarafından yürütüldüğünü ve sektörün önemli bir kısmında kovan başına bal veriminin 12-17 kg aralığında seyrederek sınırlı bir üretim performansı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, arıcılığın kırsal kalkınmaya sağlayabileceği katkıların ancak verimlilik artırıcı ve destekleyici politikalarla mümkün olabileceğini ortaya koymakta; aynı zamanda işletmelerin ölçek büyütme, ürün çeşitlendirme, eğitim ve finansman konularında somut iyileştirmelere ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Bölgesel kalkınmaFinansal sürdürülebilirlikOrganik hayvancılık+2
Saim Mert Kalın
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İklim değişikliği ile mücadelede çevre koruma harcamalarının mali etkisi: Ankara örneği

İklim değişikliği ile mücadele süreci günümüz ve sonrası süreçte önemli ekonomi politik bir alan olarak öne çıkmakta; çevre kirliliğinin azaltılmasından ekosistemin korunmasına kadar döngüsel bir ekonominin tesisine yönelik çevresel yönetişimi gerektirmektedir. Nitekim iklim krizi; çevre sorunlarının artışına bağlı olarak derinleşmekte eko-ekonomik bir yapının varlığı ve çok paydaşlı bir yönetim ile ancak etkili yönetilebilmektedir. Çevresel yönetişim ile iklim değişikliği ve kirlilik mücadelesi; yerelde başlamakta, çevresel yerelleşmenin güçlenmesi ile iklim değişikliği ve kirlilik azalmaktadır. Bu kapsamda tezde; BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve sonrası takvim, analitik üst çerçeve olarak kabul edilmiştir. İklim mücadelesine kılavuzluk edecek değişkenlerin incelemesi, sürecin yönetiminde kritik rol oynadığından kamu harcamaları içinde doğrudan ilişkili olan çevre koruma harcamalarının beklenen etki değerinin; iklim değişikliği ve kirliliği azaltması yönünde olmuştur. Bu bağlamda 2015-2021 yılları için Ankara'nın 19 ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesinin bağlı idaresi olarak ASKİ özelinde çevre koruma harcamalarının nitelikleri ve etkileri incelenmiş, harcamaların kompozisyonunun iklim değişikliği mücadelesi ile ne derece uyumlu olduğu analiz edilmiş, ortaya konulan politika önerilerinin çevresel yerelleşme ile mali şeffaflığa katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.

Sürdürülebilir çevre
Kıvılcım Özge Kara
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sporcuların besin tüketiminin sera gazı emisyonu ve su ayak izi açısından değerlendirilmesi

Sporcuların sağlık ve performans gelişiminin temelini oluşturan beslenme planında sürdürülebilirliğin sağlanması kritik öneme sahiptir. Bu çalışma Ankara ili Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi ve Ankara Sporcu Sağlığı, Performansı ve Hizmet Kalite Standartları Daire Başkanlığı bünyesinde bulunan sporcular ile gerçekleştirilmiştir. Sporcuların besin tüketiminin sera gazı emisyonu ve su ayak izinin hesaplanması ile besin tüketiminin sürdürülebilirliğinin ve sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma yaş ortalaması 21,0±3,3 olan, farklı spor branşlarından toplam 100 adet profesyonel sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Konuyla ilgili literatür incelenerek araştırma için bir anket geliştirilmiştir. Beş bölümden oluşan ankette sporcuların sosyo-demografik özellikleri, sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının sorgulandığı bölümler ve besin tüketim sıklığı formu yer almaktadır. Besin tüketim sıklığı formundan elde edilen verilerle sporcuların tükettiği kırmızı et miktarı, aldığı bitkisel ve hayvansal protein miktarı, besin tüketiminin sera gazı emisyonu (SGE) ve su ayak izi (SAİ) hesaplanmıştır. Veri toplama süreci, merkeze başvuran sporculardan gönüllü olanlarla yüz yüze görüşme yoluyla gerçekleştirilmiştir. Sporcuların besin tüketiminin SGE'si kişi başı 3017,1±1877,4 g CO2 eşdeğeri/g/gün ve SAİ'si kişi başı 5,4±3,2 mL/g/gün hesaplanmıştır. Kadın sporcuların besin tüketiminin SGE'si erkek sporculardan daha düşük kaydedilmiştir (p<0,001). Kadın sporcuların besin tüketiminin SAİ'si de erkek sporculardan daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Besin satın alırken çevresel etki ibaresine genellikle dikkat eden bireylerin, diyet SGE ve SAİ değerleri daha yüksek çıkmıştır (p<0,05). Besin satın alırken etik üretim ibaresine daha çok dikkat eden sporcuların besin tüketiminin SGE değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yükseklik saptanmıştır (p<0,05). Besin tüketiminin SGE ve SAİ'sinde spor branşına göre farklılıklar olduğu görülmüştür (p<0,05). Takım sporcularının besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri diğer gruplara göre daha düşük, kuvvet/güç sporcularının ise daha yüksektir (p<0,05). Sporcuların besin tüketiminin SGE ve SAİ'si arasında haftalık antrenman sayısına göre farklılık saptanmıştır (p<0,05). Haftada 5 kez ve daha az antrenman yapan sporcuların besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri diğer gruplara göre daha düşük çıkmıştır (p<0,05). Katılımcıların günlük kişi başı kırmızı et tüketimi 95,2±11,6 g, bitkisel protein alımı 58,0±32,0 g, hayvansal protein alımı 85,9±54,9 g'dır. Sporcuların tükettiği kırmızı et miktarı, aldığı hayvansal ve bitkisel protein miktarı ile besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri arasında anlamlı bir ilişki vardır (p<0,001). Sporcuların besin tüketiminin SGE ve SAİ değerleri genel popülasyona kıyasla daha yüksektir.

Sağlıklı beslenmeÇevresel sürdürülebilirlik
Selva Acar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karbon vergilerinin iklim değişikliği açısından önemi ve Türkiye'de uygulanabilirliği

Genellikle beşerî faaliyetler kaynaklı emisyonlar sonucu sera gazı konsantrasyonlarındaki artıştan kaynaklandığı düşünülen ve küresel gündemde yer alan en önemli konulardan biri olan iklim değişikliği, dünya üzerindeki yaşamı ve biyoçeşitliliği ciddi seviyede tehdit etmektedir. 1980'li yıllardan bu yana, küresel sıcaklıklardaki artış, çeşitli uluslararası kuruluşlar tarafından gündeme getirilmiş ve iklim değişikliği ile mücadele için küresel bir çabanın gerekliliği ortaya konulmuştur. Bu aşamadan sonra, uluslararası düzeyde iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik toplantı ve zirveler büyük bir ivme kazanmıştır. Ülkemiz de küresel iklim değişikliği ile mücadele konusunda çeşitli adımlar atmış, uluslararası iklim zirve ve konferanslarında bazı taahhütlerde bulunmuştur. Bu noktada, ülkemizin jeopolitik konumu da oldukça önem arz etmektedir. Türkiye'nin jeopolitik konumu, onu başlıca petrol üreten bölgeler arasında doğal bir "enerji köprüsü" yapmaktadır. Enerji sektörünün hızlı bir şekilde büyümesine kurumsal reformlar eşlik etmiştir. En önemli gelişmelerden biri, elektrik üretimi ve dağıtımı da dahil olmak üzere tüm enerji sektörünün hem yerli hem de yabancı özel sermayeye serbestleştirilmesi olmuştur. Enerji ve karbon vergilerinin potansiyel etkilerinin ekonomik analizi, politika tercihleri üzerinde önemli sonuçlar vermektedir. Devletler, sera gazı emisyonlarını azaltarak çevrenin korunmasında öncü bir rol oynamıştır. Geniş tabanlı karbon/enerji vergileri, karbondioksit emisyonlarının azaltılmasını teşvik etmek için en etkili araçlardan biridir. Karbon vergileri, kamu gelirlerini artırırken aynı zamanda karbondioksit emisyonlarının kontrol altına alınmasında önemli bir rol oynayacaktır. Bunun yanı sıra, uluslararası kuruluşlar da sera gazı emisyonlarını sınırlamak için karbon vergilerinin uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Türkiye, yeşil büyüme kapsamında sürdürülebilir çevre politikalarını hızla hayata geçirmektedir. Fakat Türkiye'de, hâlihazırda bir karbon vergisi uygulaması bulunmamaktadır. Kamuoyunun bu konudaki tutumu, verginin uygulamaya geçirilmemesindeki önemli etkenlerdendir. Karbon vergilerinin Türkiye'de uygulanabilirliğinin incelendiği bu çalışmada, karbon fiyatlandırması, vergilendirme ve iklim finansmanı konularına da değinilmiş ve Türkiye'nin iklim politikaları incelenmiştir. Çalışmada, karbon vergisinin Türkiye'de uygulanabilirliğine ilişkin mevcut durum analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye özelinde karbon vergisinin uygulanabilirliğine ilişkin olası zayıf yönlerin ve karşılanabilecek zorlukların daha fazla olduğu yönündedir.

Alternatif enerji kaynaklarıKarbon emisyon sertifikalarıSürdürülebilir enerji+2
Beril Kahraman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00

İlgili konular