Synthesis
59 theses under this subject heading
Bazı 2-sübstitüe anilin ve benzen-1,3-diol ile monoazo bileşiklerinin sentezlenmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi BAZI 2-SUBSTİTÜE ANİLİN VE BENZEN- 1,3-DİOL İLE MONOAZO BİLEŞİKLERİNİN SENTEZLENMESİ Emel Ermiş Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı Danışman: Yrd.Doç.Dr. Halil Berber 2003, 64 sayfa Bu çalışmada altı adet o-sübstitüe anilin bileşiği ile benzen- 1,3-diol bileşiği kullanılarak, monoazo boyar maddeleri sentezlendi ve yapıları aydınlatıldı. Çalışmanın ilk aşamasında bazı o-substitue anilin bileşikleri suda çözünür hale getirilmek için sülfolandı. İkinci aşamada ise hem o-sübstitüe anilin bileşikleri hem de suda çözünür anilin bileşikleri ile benzen-l,3-diolün azo kenetlenme reaksiyonu gerçekleştirilerek monoazo boyar maddeleri elde edildi. Çalışmanın son aşamasında sentezlenen monoazo bileşiklerinin yapıları spektroskopik yöntemlerle aydınlatıldı. Anahtar Kelimeler: o-sübstitüe anilin, benzen- 1,3-diol, monoazo boyar madde
Bazı simetrik/asimetrik s-triazin türevlerinin sentezi U.V./IR absorbsiyon spektrumlarının değerlendirilmesi
IV öz s-Triazin türevleri endüstride tıp, tekstil, reçine ve kaliteli plastik yapımında geniş bir kullanım alanına sahiptir. s-Triazin sentezlerinin IR ve U.V. absorpsiyon spektrumları alınarak spektroskobik özelliklerinin sistematik olarak sıralanması sonraki çalışmalar için faydalı olacaktır. Bu çalışmada bazı simetrik ve asimetrik s-triazinlerin yanısıra 2-amino-4,6-dikloro s- triazin ve 2-amino-4,6-bis(dimetilamino)-s-triazin literatürdeki yöntemden bazı farklılıklarla sentezlenmiştir. s-Triazin türevlerinin U.V. spektrumları genel olarak çözücü etanol olduğunda 1 karakteristik pik verdi, iki tane gözlenen pikler ise düşük dalga boyunda görülen triazin halkasındaki n-n* geçişleri ile yüksek dalga boyundaki substituentlerin n-7t* geçişleridir. Fonksiyonel grupların s-triazin türevlerinin İR spektrumlarına etkisiyle, halka üzerindeki C=N ve tri substitue titreşim piklerinde kaymalar gözlendi.
Akım taşıyıcılı devre sentezi
ÖZET Bu tezde, Aktif Devre Sentezi yöntemlerinden biri olan, İşaret Akış Diyagramları (İAD) yöntemi ile, İkinci Kuşak Akım Taşıyıcılar (CCII) kullanarak, Akım Transfer Fonksiyonu (ATF) sentezi yapılmıştır. İAD yönteminde, devre veya devre modeli önceden belirlenmediği için, uygun bir topolojinin seçilmesi zorunluluğu, baştan ortadan kaldırılmış olur. Halbuki, ayrıştırma veya katsayıları eşleştirme yönteminde, önceden bir topolojinin seçilmesi gerekir. Buna karşılık, İAD yöntemine nazaran daha az eleman kullanımı söz konusudur. Fakat, İAD yöntemi sayesinde, bu tezde geliştirilen bir metodun, CCII 'yla ATF sentezinin genelleştirilmesini mümkün kıldığı görülmüştür. O yüzden, İAD yöntemi üzerinde durularak, bu metodun geliştirilmesine çalışılmış ve neticede, en genel ATF'larını, en az devre elemanıyla gerçekleyen İAD 'lan bulunmuş, böylece bikuadratik yapıda tümleştirmeye uygun devreler elde edilmiştir. İAD yöntemine ait uygulamalarda kullanılabilen bu metodun özelliği, CCII ile ATF sentezine en uygun yaklaşımı getirmesidir. Öyleki, İAD üzerinde, yeni düzenlemelerle düşük dereceden fonksiyonlar için, geliştirilen devrelerden, yüksek dereceden ATF'larını sağlayan devrelere geçişi kolaylıkla mümkün kılmış-tır. Aynı zamanda, Alçak Gaçiren (AG), Yüksek Geçiren (YG), Band Geçiren (BG), Band Söndüren (BS) filtrelerin elde edilebilmesi sağlanarak, bir de ikinci dereceden (2D)- Üniversal filtre (ÜF) verilmiş ve bu devrelerin CCII' m yapısına ve genelleştirmeye uygun olduğu gösterilmiştir. Önerilen İAD 'ından devreye geçildikten sonra, frekans ve genlik normalizasyonları ile istenilen çalışma bölgesinde, eleman değerleri pratiğe uygun olan filtre devreleri gerçekleştirilmiştir. 2D ve üçüncü dereceden (3D) ATF 'larını sağlayan iki ayrı filtre devresine ait sayısal örnekler, PC türü bir bilgisayar ortamında devre analizi testinden geçirilerek, tasarlanan yapıların doğruluğu gösterilmiştir. Ayrıca, CCI 'ya nazaran daha esnek tasarımlara olanak tanıyan, CCII 'ya ait ideal tanım bağıntısı ile yapılan sentez gerçeklemelerinde, ideal olmayan CCII modellinin kullanılması halinde oluşacak güçlükler ve çözüm önerileri, onun fiziksel yapısı üzerinde tartşılmış ve sonuç olarak, sentez yaklaşımlarında ana parametre olarak akımın seçilip, gerilimin ara büyüklük gibi değerlendirildiği, akım modlu uygulamalarda OPAMP ve OTA gibi aktif elemanlar yerine, CCII kullanmanın, band genişliği, lineerlik ve dinamiklik açısından daha avantajlı olduğu anlaşılmıştır. -vıı-
Substitue fenilhidrazinlerden pirazol türevlerinin sentezi
I 'i OZET Pirazol ve türevleri hem organik sentezlerde hem de endüstriyel çalışmalarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle ilaç sanayiinde başlangıç maddesi olarak kullanılan bu bile şikler tıpta da biyolojiksel öneme sahip olup kansere karşı etkin madde olarak denenmektedir ler. Bu nedenle araştırma, pirazol bileşikleri sınıfına katkıda bulunabilmek amacıyla yeni pira zol türevlerinin üretilmesi için başlatılmıştır. Araştırmanın ilk kısmında, ticari olarak sağlanan 2,4-dimetilfenilhidrazinin yanısıra reaksi yonlarda reaktif olarak kullanılacak olan 5-bromo-2-nitrofenilhidrazin ile 5-kloro-2-nitrofenilhid- razin basamaklar halinde ilerleyen bir dizi reaksiyon sonucu hazırlanmıştır. Daha sonra subs- îrat olarak kullanılan 2,4-pentandion, 3-kloro-2,4-pentandion ve dibenzoiimetan ile reaktif lerin, nükleofilik bir katılma ayrılmayı takiben oluşturması hedeflenen halka kapanması reaksiyonları çeşitli koşullar denenmek suretiyle dokuz yeni substitue-pirazol iyi bir verimle sentez edilmiş ve substituentlerin reaksiyonlardaki etkisi incelenmiştir. Elde edilen ürünlerin yapısal saptanmaları mikroanaliz, uv-, ir-, 1H nmr- ve ms- spektral verileri ile karakterize edilmiştir.
Akım taşıyıcıları kullanarak aktif devre sentezinde yeni olanaklar
ÖZET AKım Taşıyıcılar; Norton, Transkonduktans ve îşlemsel kuvvetlendiriciler gibi devre elemanlarına göre daha geniş bir frekans bandında çalışabilen ve CMOS'larla tümleştirilebilen aktif devre elemanlarıdır. Bu nedenle, bu tezde, akım taşıyıcıları kullanarak aktif devre sentezinde yeni olanaklar araştırılmıştır. Bu amaçla, akım taşıyıcılarla ilgili literatürde karşılaşılan çeşitli çalışmalar incelenmiş ve bunlardan yararlanarak yeni temel devreler elde edilmiştir. Elde edilen devrelerin, akım taşıyıcılı aktif devre sentezinde kullanılabileceği belirtilmiş ve bu tezde önerilmiştir. Bu tezde, ayrıca, yeni ve genel bir sentez yöntemi önerilmiştir. Bu yöntem ile basamaklı türden LC devreleri¬ nin simülasyonu; akım taşıyıcılar, bir ucu topraklı direnç ve kapasitelerle gerçekleştirilmiştir. Sunulan bu yöntemde, Temel Hücre (TH) olarak isimlendirilen akım taşıyıcılı simüle alt devreler kullanılmıştır. TH'ler, işaret-akış diyagramlarından yararlanarak elde edilmiştir. önerilen yöntemi kullanarak, basamaklı türden çeşitli filtre devrelerinin sımülasyonları yapılmıştır. Ayrıca bu devrelerin PSPICE programı ile AÇ analizleri yapılarak frekans karakteristikleri çıkarılmıştır. Burada yapılan tüm analizlerde hep ideal akım taşıyıcılar kullanılmıştır. Bu tezde önerilen yöntemle elde edilmiş çeşitli simüle devrelerde, ideal akım taşıyıcılar yerine ideal olmayan akım taşıyıcıların kullanılması durumunda karşılaşılabilecek sorunları görmek amacı ile bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda, ilk olarak akım taşıyıcılardan kaynaklanan idealsizliklerin bir simüle devrenin frekans karakteristikleri üzerinde yaptığı etkiler incelenmiş ve oluşturduğu hatalar saptanmıştır. Daha sonra, iki ucu serbest R, L ve C simülasyonunda kullanılan TH'li simüle alt devrelerin aktif ve pasif parametre değişimlerine göre duyarlık analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar tablolar halinde sunulumuştur. Son olarak, akım taşıyıcılarla gerçekleştirilmiş devrelerin girişine uygulanan işaretin genliğinin maksimum değerini saptayan ve böylelikle bu devrelerde genlik bozulması ve yükselme-eğimi gibi sorunları oluşturmayan bir yöntem araştırılmış ve basit bir formül elde edilmiştir. -iv-
Burdur Dimriti üzümü (vitis vinifera l.) özütü kullanılarak gümüş nanopartiküllerin sentezlenmesi
Günümüzde, nanopartiküllerin sentezlenmesinde çeşitli fiziksel, kimyasal ve biyolojik yöntemler kullanılmaktadır. Biyolojik yöntem ile sentezlenen nanopartiküller, daha hızlı, daha güvenli, daha düşük sıcaklıklarda çalışır ve çevreye zarar vermeyen bileşenler içerir. Bu tez çalışmasında, yeşil kimya prensiplerine uygun gümüş nanopartiküllerinin sentezlenmesi gerçekleştirilmiştir. Sentezde, Burdur Bölgesinde yetiştirilen kurutulmuş Dimrit üzümünden elde edilen özüt kullanılmıştır. Özüt, kuru Dimrit üzümünün geri soğutucu altında su ortamında kaynatılıp süzülmesiyle elde edilmiştir. Sentez, Dimrit üzümü özütü üzerine AgNO3 ilave edilerek karanlık bir ortamda oda sıcaklığında yapılmıştır. Elde edilen nanopartiküllerin karakterizasyonunda UV-Vis, FTIR, TEM ve XRD kullanılmıştır. Nanopartikül için yüzey plazmon rezonans bandının 451 nm ve ortalama çap 30±11 nm'dir. Sentezlenen gümüş nanopartiküllerin genellikle küresel şekillerde olduğu bununla birlikte üçgen ve tetragonal şekillerin de olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca elde edilen gümüş nanopartiküllerin antibakteriyel özelliklerinin de olduğu belirlenmiştir.
Yeni tiyosemikarbazon ligandları ve metal komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada öncelikle; tiyosemikarbazit ile farklı keton bileşiklerinin kondenzasyon reaksiyonu sonucunda bis(tiyosemikarbazon) ligandları sentezlenmiştir. Sentezlenen bu ligandlar; 2-(2-(4-metoksifenil)hidrazon)siklohekzan-1,3-dion bis(tiyosemikarbazon) (L1), 2-(2-(3-bromofenil)hidrazon)-5,5-dimetilsiklohekzan-1,3-dion bis(tiyosemikarbazon) (L2), 2-(2-(4-metoksifenil)hidrazon)-5,5-dimetilsiklohekzan-1,3-dion bis(tiyosemikarbazon) (L3) ve 2-(2-(3-bromofenil)hidrazon)siklohekzan-1,3-dion bis(tiyosemikarbazon) (L4) dır. Elde edilen ligandların CuCl2.2H2O, NiCl2.6H2O, CoCl2.6H2O, ZnCl2.2H2O ve MnCl2.4H2O tuzları ile reaksiyonu sonucunda metal kompleksleri sentezlenmiştir. Sentezlenen ligand ve komplekslerin yapıları elementel analiz, IR, UV-görünür bölge, 1H-NMR, 13C-NMR, magnetik süsseptibilite, kütle spektroskopisi (LC-MS) ile termogravimetrik analiz-diferansiyel termal analiz (TGA-DTA), diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) yöntemleri kullanılarak karakterize edilmiştir. L1 ligandının Cu(II) ve Co(II) kompleksleri için karedüzlem, Ni(II) ve Mn(II) kompleksleri için oktahedral yapı; L2 ligandının Cu(II), Ni(II), Co(II) ve Mn(II) kompleksleri için oktahedral, Zn(II) kompleksi için tedrahedral yapı; L3 ligandının Cu(II) kompleksi için karedüzlem, Ni(II) ve Co(III) kompleksleri için oktahedral, Zn(II) kompleksi için ise tedrahedral yapı; L4 ligandının Cu(II) kompleksi için karedüzlem, Ni(II), Co(II) ve Mn(II) kompleksleri için oktahedral, Zn(II) kompleksi için ise tedrahedral yapı önerilmiştir. L3 ligandının kobalt kompleksinin diamagnetik olması sebebiyle, Co(II)?nin Co(III)?e yükseltgenmesi sonucunda düşük spin oktahedral yapı sergilediği düşünülmüştür.
Piridazinon türevi antiplatelet etkili olabilecek bileşiklerin sentezi ve aktivitelerinin incelenmesi
Çalışmamızda, 2- ? 6-fenil-3(2H)-piridazinon-2-il ? etanamit, 2- ? 6-(4-metilfenil)-3(2H)-piridazinon-2-il ? etanamit, 2- ? 6-(4-klorofenil)-3(2H)-piridazinon-2-il ? etanamit ve 2- ? 6-(4-nitrofenil)-3(2H)-piridazinon-2-il ? etanamit türevleri ile etil 2-(6-(4-nitrofenil)-piridazin-3(2H)-on-2-il) asetat ve 2-(6-(4-nitrofenil)-piridazin-3(2H)-on-2-il)asetik asit bileşikleri olmak üzere yirmi altı yeni bileşiğin sentezi yapılmıştır. Bileşiklerin kimyasal yapıları Tablo-5'de gösterilmiştirSentezi yapılan bileşiklerin yapıları elementel analiz ve IR, 1H-NMR spektral sonuçları ile kanıtlanmıştırBileşiklerin antiplatelet etkisi aspirin referans alınarak türbidemetrik esaslı agregometre yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Literatür verilerine göre antiplatelet etki göstereceği düşünülerek tasarlanan bileşiklerin antiplatelet etkinlik tayinlerinde bu aktivite görülmemiş ve daha sonrasında yapılan araştırmalar sonucunda bulunan PASS programına veriler girildiğinde biyolojik sonuçlarla uyumlu sonuçlar alınmıştır.Biyolojik testler ile antiplatelet etki göstermediği belirlenen bileşiklerin, PASS programından elde edilen verilere göre, multiple skleroz tedavisinde kullanımıyla ilgili olarak araştırılmalarının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Aril ketometakrilatların sentezi ve karakterizasyonu
Tez iki kısımdan meydana gelmiştir. Birinci kısımda -C- grubu ihtiva eden yeni bir monomer olarak kullanılacak olan fenasilmetakrilat, fena3ilklorür ve sodyum metakrilattan elde edildi. Bu amaçla fenasilklorür, benzen ve klorasetilklorür arasındaki bir reaksiyonla elde edildi. Elde edilen monomerin yapısal özellikleri İR, ^-NMR ve 13C-NIİR ile aydınlatıldı. Ayrıca yoğunluk ve rnolar kırma indisi gibi fiziksel özellikler bulundu. İkinci kısımda fenasilmetakrilattın dioksanda Bz2Û2 kullanarak homopolimeri ve stirenle kopolimeri yapıldı. Polirnerlerin yapısı İR, 'h-NMR teknikleri ile aydınlatıldı. Homopoli merin ve kopolimerin yoğunluğu sırasıyla d = 1.100 ve 1.094 gr/cm3 olarak bulundu. Ayrıca polirnerlerin limit viskozite sayıları,, çözünürlük parametreleri ve camsı geçiş sıcaklıkları bulundu.ANAHTAR KELİMELER : Fenasilklorür, Fenasilmetakrilat, Stiren, İR, 'h-NIİR,,3C-NIİR, Yoğunluk, Çözünürlük parametresi. Limit viskozite sayısı, Molar kırılma indisi
Kükürt dioksit (SO2) gazının buğday tohumlarındaki içsel hormon sentezi üzerine etkileri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi KÜKÜRT DİOKSİT (S02) GAZININ BU?DAY {TRITICUM AESTİYUM L.)TQH UÇLARINDAKİ İÇSEL HORMON SENTEZİ ÜZERİNE ETKİLERİ. Yaşar KİRAN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Ânabiiim Daiı 1935, Sayfa: 19 Bu çalışmada, önemi hana kirbticiiarindöo bsi olan kükürt dioksit {£02}'sn buğday {Triticum asstivum L.) tohumisnndski içsel (end ojen) hormon sentezi ika rina olan etküsri araştınhı ıştır. DenayterâriEdö tk olarak, buğday tohumlarının çinianroe oıtamiarirca değişik konsantrasyonlarda S02 «a'ribrak, çim Sanmanın tamamen angsüandiği konsantrasyon (40 ppm} taspS edin istir. D aha sonra, bu tohumlardan kontroH&riyb mukayeseli olarak yapılan hormon ekstraks fonları sonucu; Gbberalii asö sentezinin arsgoiSandQi. O kain (IAA.) mnt£zmd& önem fi oranda azalış. Abssk m& (ASA) aenlösinda be artış okluğu tespft edin if tir. Yukands bsMfen olaylar üzerinde Kükürt dioksEÎ'm angeSeyiei etenin, bu faktörün ortamdan uzaklaşîınimas andan sonra bfe garu&nesL yani kalıcı n'?aik an afenasi, ?02% hormon sentez mekankmasına doğrudan ways dolaylı olarak müdahakt yoluyla eltisini gösterdiğini düşündürmektedir. Anahtar Kaîimalan Kükürt dsofesi, BM, Hormon. /
Fenasilmetakrilat'ın glisidilmetakrilat, akrilonitril ve N-vinilpirrolidon ile kopolimerlerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, fenasilmetakrilat (PAMA) monomeri 70°C'de katalizör olarak trietlbenzilamonyum klorür yanında asetonitril çözeltisinde fenasilbromür ile sodyum metakrilat'tan sentezlendi. Monomerin yapısı FT-IR, İH-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Fenasümetakrilat'ınhomopolimeri 1,4-dioksan çözeltisinde, argon atmosferi altında, 70°C'de % 1 oranında AIBN başlatıcısı kullanılarak hazırlandı. Polimerizasyon aktivasyon enerjsi 68.09 kj/mol olarak bulundu. Fenasilmetakrilat'ın glisidilmetakrilat, akrilonitril ve N-vinilpirrolidon ile değişik oranlardaki kopolimerleri 1,4-dioksanda % 1 oranında AIBN başlatıcısı kullanılarak 70°C'de % 15'in altındaki dönüşümlerle hazırlandı. Kopolimer bileşimleri ^-NMR spektrumlan ve element analizleri ile belirlendi. Reaktivite oranlan Finemann - Ross ve Kelen - Tüdös metodlanyla hesaplandı. Kopolimerlerin FT-IR, *H-NMR ve 13C-NMR spektrumlan yorumlandı. Polimerlerin yumuşama sıcaklıkları DSC ile bulundu. Polimerlerin termal kararlılıklanTGA ile çalışıldı. Kopolimerlerin molekül ağırlıkları GPC ölçümleri ile elde edildi. Polimerlerin çözünürlük parametreleri ve yoğunluklan titrasyon ve piknometre metodlan ile belirlendi. Polimerlerin inherent viskoziteleri viskozimetrik ölçümler ile bulundu.Anahtar Kelimeler : Fenasilmetakrilat, Kopolimer, Reaktivite Oranı, Çözünürlük Parametresi, Molekül Ağırlığı, Termal Analiz.
Hidroksialkil yan grubu içeren polimetakrilatların termal degradasyonu
Bu çalışmada, 2-hidroksietilmetakrilat (HEMA) ve 2-hidroksipropilmetakrilat monomerleri önce AIBN başlatıcısı kullanarak metilalkol çözeltisinde 60 °C'de polimeri eştirildi. Monomerler ve polimerler infrared ve NMR teknikleri ile karakterize edildi. Poli(HEMA) ve poli(PHEMA) ve poli(D-EMA)'nın termal degradasyonu TGA, FT- İR, NMR ve GC-MS teknikleriyle çalışıldı. Programlı ısıtma 10 °C/dk ısıtma hızı ile 500 °C'ye kadar yapıldı. Kısmi degrade olan polymerler FT-IR, 'H ve 13C NMR teknikleri ile açıklandı. Ürün belirleme çalışmaları oda sıcaklığından 340 °C'ye 340 °C'den 500 °C'ye kadar iki fraksiyon olarak incelendi.. Degradasyon ürünleri FT-IR, 'H ve 13C NMR teknikleri kullanılarak belirlendi. Depolimerizasyon her üç polimerin degradasyonunda ana reaksiyondur. Poli(HEMA)'nın degradasyonunda, HEMA'nın yanısıra vinilmetakrilat, su, etilenglikol 2-izopropeniloksietilmetakrilat ve metakrilik asit önemli ürünlerdir.Anahtar Kelimeler : Sentez, termal degradasyon
Tek parti dönemi kültür politikalarına Attila İlhan'ın yaklaşımları
Çalışmada Cumhuriyet döneminin önemli fikir adamı ve yazarlarından Atilla İlhan'ın Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerinde uygulanan kültür politikalarına yaklaşımı üzerinde durulmuştur. Bunun yanında kültür tanımı ve yapılan kültür devrimleri birlikte incelendiğinde özellikle ön plana çıkan devletin kuruluş felsefesi ve siyasal rejimidir. Çünkü yapılan tüm devrimler, siyasal rejimin gücünü pekiştirmek için yapılır. Tek Parti dönemine baktığımız da Millî Mücadelenin başarılması ile kurulan yeni Türk devleti ilk olarak siyasal rejimini netleştirmiş ve Cumhuriyeti ilan etmiştir. Ardından gelen kurumsallaşma yılları ise bu siyasal rejimi kuvvetlendiren ve destekleyen devrimlerin yapılmasıdır. Tek parti dönemi kültür politikaları ve Atilla İlhan'ın bu politikalara yaklaşımı ulus devlet inşa süreci üzerinden incelenmiştir. Kültür devrimlerinin uygulanma yönteminin ve devrimlerin temellendirilmesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş felsefesi ve kurumsallaşma süreci ile ilişkilendirerek açıklanmıştır. Atilla İlhan, tek parti dönemi kültür politikalarına yaklaşımında özellikle doğu-batı kültür farklılıkları, milliyetçilik, dil, tarih gibi konularına ağırlık vermiştir. Bu durum çalışmanın geneline hâkim bir bakış açısı olarak da ele alınmıştır. Atilla İlhan için kültür politikaları çerçevesinde sentez kavramı açısından yenilik ve özgünlük önemlidir. Sentez kavramı, uzun süredir kültür hayatında ele alınan ve Türk aydınları tarafından önemsenen bir konudur. Özellikle Tanzimat döneminden sonra ortaya çıkan Batılılaşma sürecinde gündeme gelen tüm kültür politikalarının değerlendirilmesinde sentez kavramı ön plana çıkmıştır. Çalışmada tek parti dönemi kültür devrimlerinin nasıl ele alındığı, iki dönem arasındaki ilişki sentez kavramı dikkat edilerek incelenmiştir.
Farmasötik açidan önemli yeni azollerin sentezi ve karakterizasyonu
The first part of the study commenced with the preparation of novel pyridine N-oxide containing 5-aminoisoxazoles via a conventional process; the products 3a-j were obtained efficiently at room temperature. 2-(Cyanomethyl)pyridine 1-oxide obtained by oxidation of 2-pyridylacetonitrile with m-CPBA was reacted with aryl N-hydroxymoylchlorides in the presence of freshly prepared sodium ethoxide in EtOH. Both steps were achieved with reasonable yields. In addition, the second part of the thesis is the cycloaddition reaction of 2,3-dichloro-1,4-naphthoquinone with hydrazonylchlorides to give spiro-naphthalene-1,2'-[1,3,4]oxadiazol-4-one both in continuous flow system and in conventional laboratory conditions. The products yields ranges from moderate to good. All products were characterized by physical (Rf. and m.p.) and spectroscopic (IR, 1H NMR, 13C NMR, and HRMS) methods. Additionally, compound 5h was subjected to the X-ray diffraction technique.
Ekzosiklik dien içeren bisiklik sistemlerin dienofillere karşı etkinliklerinin incelenmesi ve oluşan ürünlerin sentetik potansiyelleri
EKZOStKLİK DÎEN İÇEREN BİSİKLİK SİSTEMLERİN DİENOFİLLERE KARŞI ETKİNLİKLERİNİN İNCELENMESİ VE OLUŞAN ÜRÜNLERİN SENTETİK POTANSİYELLERİ Doktora Tezi Recep ÖZEN GAZI ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Aralık 2000 ÖZET 2,3-Bis(metilen)-7-oksabenzonorbornen (14) 7-oksobenzonorbornenden çıkılarak sentezlendi. Dien 14'ü sentezlemek için yeni bir sentetik metot geliştirildi. Anahtar bileşik l,4-epoksi-l,2,3,4-tetrahidronaftalin-ejco-cw-2,3- dikarboksilat (17), 18'in metoksikarbonillenmesinden elde edildi. Dien 14'ün singlet oksijenle reaksiyonu sonucunda monosiklik endoperoksit (11) elde edildi, ll'in CoTPP ile düzenlenmesinden beklenen ürün furan 12 yerine izomerik bisepoksit kanşrmı 147, 148, 149 ve hidroksi-aldehit 150 oluştu. Bu ürünler izole ve karakterize edildi, oluşum mekanizmaları tartışıldı. İzomer karışımının oluşum mekanizmalarını daha detaylı araştırmak için 2,3- dimetilennorbornan (27) literatürde bilinen yöntemle sentezlendi. 27'nin singlet oksijenle reaksiyonundan beklenen ürün endoperoksit 82 ve onunda CoTPP ile düzenlenmesinden izomerik bisepoksitler 83, 85, 155 ve hidroksi- aldehit 84 ana ürün olarak oluştu. Hidroksi-aldehit 84 AcO ve AC2O ortamında turan 85'e dönüştürüldü. Hidroksi-aldehit 150'nin de asit katalizli reaksiyonu sonucunda, halkalaşma hiç oluşmadı. Ekzosiklik dienlerin 5, 6, 7, 14 ve 27 dienofiller 7-oksabenzonorbornen (18) ve benzonorbornadien (28) ile [2+4] Dils-Alder reaksiyonundan katılma ürünleri sırasıyla 19, 21a, 21b, 23a, 163, 166 ve 167 elde edildi. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adeti Tez Yöneticisi 405.02.01. Ekzosiklik dien, Diels-Alder reaksiyonu, Singlet oksijen 111 Prof. Dr. Metin BALCI, Prof. Dr. Basri ATASOY '&0&İJMME&SltQH MEIli
Bazı fenilselenoglikolik asit türevlerinin sentezi
Bu çalışmada, selenyumun bazı organik bileşikleri (sübstitüe fenilselenoglikolik asit türevleri ve selenoindoksiller) sentezlendi ve yapıları spektroskopik yöntemlerle aydınlatıldı. Birinci kısımda, sübstitüe fenilselenoglikolik asitler diazonyum tuzları Özerinden iki basamakta sentezlendi. İkinci kısımda, sentezlenen sübstitüe fenilselenoglikolik asitlerden halka kapanması yoluyla sübstitüe selenoindoksiller elde edildi Son aşamada ise, selenoindoksiller pirolidin ile reaksiyona sokularak 3-(l- pirolidinil)benzo[b]selenofenlerin sentezlenmesine çalışıldı. İlk iki aşama başarıyla tamamlandı ancak son aşamada reaksiyon olmasına karşın yeterli verim atanamadı. Bilim Kodu: : 405.02.01 Anahtar Kelimeler : Fenilselenoglikolik asit, selenoindoksil Sayfa Adedi : 64 Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Yılmaz YILDIRIR
Poli (2-akrilamido 2-metil propan sülfonik asit)'in sentezi, karakterizasyonu ve elektroreolojik özelliklerinin incelenmesi
POLİ(2-AKRİLAMİDO-2-METİL-1-PROPAN-SÜLFONİK ASİT)' İN SENTEZİ, KARAKTERİZASYONU VE ELEKTROREOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ (Yüksek Lisans Tezi) Haşim YILMAZ GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ŞUBAT 1999 ÖZET Günümüzde elektroreolojik (ER) akışkanlar olarak bilinen materyal türlerine oldukça fazla bilimsel ve endüstriyel ilgi vardır. Bu akışkanlar bir elektrik alan uygulandığında katı hale geçebilme, elektrik alan uzaklaştırıldığında ise çok kısa bir sürede ve tekrarlanabilir olarak sıvı hale geçebilme gibi oldukça önemli davranışlar sergilerler. Bu çalışmada poli(2-akrilamido-2-metil-1- propan-sülfonik asit), (PAMPS), potasyum persülfat, (K2S2O8), radikalik başlatıcı kullanılarak sentezlendi. Sentezlenen polimer, Element analizi, FTIR spektroskopisi, 1H ve 13C NMR spektroskopileri, son grup analizi ve viskozite ölçümleri ile karakterize edildi. Son grup analizi ve viskozimetrik ölçümler ile PAMPS'nin molekül ağırlığı sırasıyla 36 000 g/mol ve 35 000 g/mol olarak bulundu. PAMPS hidroliz edilerek lityum tuzu, (PAMPS-Li), hazırlandı. Bu tuzun dinamik ışık saçılımı, (DLS), ile tanecik büyüklüğü 40 um olarak bulundu. Bu tuzun silikon, mineral yağ, di oktil ftalat, (DOP), ve trioktiltri mellilat, (TOTM), yağları içerisinde çeşitli derişimlerde süspansiyonları hazırlandı. Bu süspansiyonların elektroreolojik, (ER), özellikleri çeşitli kaymahızı, (y), kayma gerilimi, (t), ve elektrik alan, (E), kuvvetlerinde incelendi. PAMPS-Li'nin silikon yağı içerisindeki %33 (m/m)'lük süspansiyonunun maksimum ER aktivite gösterdiği gözlendi. Aşırı kayma geriliminin parçacık derişimi ve elektrik alan kuvveti artışı ile arttığı bulundu. PAMPS-Li'nin silikon yağı içerisinde hazırlanan çeşitli derişimlerdeki süspansiyonlarının ER aktivitesinin düşük kayma hızlarında sıcaklık artışı ile azaldığı, yüksek kayma hızlarında ise değişmediği ve kayma incelmesi türünden bir visko-elastik davranış gösterdiği gözlenmiştir. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adedi Tez Yöneticisi 405 Poli(2-akrilamido-2-metil-1-propan-sülfonikasit), Elektroreolojik süspansiyonlar, Elektroreolojik akışkanlar. 105 Doç. Dr. Halil İbrahim ÜNAL
m-hidroksibenzoik asit içeren termotropik sıvı kristal kopoliesterlerinin sentezi ve bazı özelliklerinin incelenmesi
m-HİDROKSİBENZOİK ASİT İÇEREN TERMOTROPİK SIVI KRİSTAL KOPOLİESTERLERİN SENTEZİ VE BAZI ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ (Yüksek Lisans Tezi) Hüseyin UZUNER GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Şubat 2001 ÖZET Bu çalışmada, kondensasyon işlemi ile, p-asetoksibenzoik asit (p-ABA), m- asetoksibenzoik asit (m-ABA) ve p-asetoksifenilasetik asit (p-AFAA) monomerlerine dayanan bir dizi homopolimer ve kopoliester, kondensasyon yöntemi ile, sentezlenmiştir. Sentezlenen homopolimerler ve kopoliesterlerin karakterizasyonu; çözelti viskozite ölçümleri, WAXS, DSC, TGA, ısıtma tablalı polarize mikroskop ve 'H-NMR ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; polimer zincirleri içinde, düzgün-doğrusal p-fenilen gruplara sahip p-ABA ve p-AFAA monomerlerinin miktarına artışa bağlı olarak, kristal yapı miktarında düzenli bir artış gözlenmiştir. Nematik sıvı kristal davranışın % 50 mol oranından daha fazla p-ABA birimleri içeren kopoliesterlerde gözlendiği saptanmıştır. Metilen (-CH2-) grupları içeren 100F homopolimerinin diğer polimerlere nazaran düşük termal kararlılığa sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, 100P homopolimeri hariç diğer polimerlerin, işleme kolaylığı açısından uygun erime ve yüksek camsı geçiş sıcaklık değerlerine sahip oldukları gözlenmiştir. Bilim Kodu :405 Anahtar Kelimeler : Termotropik, sıvı kristal, homopolymer, kopoliester. Sayfa adedi : 69 Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Serpil AKSOY
Yeni kitin türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve diyot uygulamaları
Bu çalışmada, karides kabuklarından elde edilen kitin asit klorürler, karboksilik asitler ve anhidritle etkileştirildi. Kitin ve yeni sentezlenen maddeler farklı tekniklerle karakterize edildi. Ayrıca kitin ve sentezlenen kitin türevleri ile diyot oluşturularak karakterize edildi. Kitin sırasıyla 3,5-dinitrobenzoil klorür (35DK), ftaloil diklorür (FD), o-asetilsalisiloil klorür (OAK), 4-nitrobenzoil klorür (4NK), 4,5-dikloroftalik asit (45DA), difenik asit (DA), kumarin-3-karboksilik asit (K3KA) ve benzofenon-3,3',4,4'-tetrakarboksilik dianhidrit (B33'44'TD) maddeleri ile etkileştirildi. Kitin ve yeni sentezlenen maddeler FT-IR, katı faz 13C CP/MAS NMR, XRD, SEM, TGA, DSC ve iletkenlik ölçümü teknikleri ile karakterize edildi. Kitin ve yeni sentezlenen maddelerin yapılarını belirlemek için FT-IR ve 13C CP/MAS NMR spektroskopileri kullanılmıştır. FT-IR ve 13C CP/MAS NMR spektrumları esterleşme tepkimesinin gerçekleştiğini göstermiştir. Kitin ve sentezlenen maddelerin kristal boyutları ve kristallik indeksleri XRD analizleri ile karşılaştırıldı. XRD analiz sonuçları sentezlenen maddelerin kitine göre daha düşük kristallik derecesine sahip olduklarını göstermiştir. SEM analizi ile kitin ve sentezlenen maddelerin yüzey morfolojisi belirlendi. Termogravimetrik analiz (TGA) yöntemi ile kitin ve sentezlenen maddelerdeki kütle kaybı artan sıcaklığın bir fonksiyonu olarak belirlendi. Diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) tekniği ile kitin ve sentezlenen maddeler tarafından soğurulan veya salıverilen ısı miktarı sıcaklığın bir fonksiyonu olarak belirlendi. Sentezlenen maddelerin elektriksel iletkenlikleri ölçüldü ve K4NK, K35DK, K45DA, KOAK, KFD, KB33'44'TD maddelerinin yarı iletken özellik gösterdikleri tespit edildi. Ayrıca sentezlenen maddelerin diyotları (Au/polimer/n-Si) yapıldı ve bu diyotların karanlıkta ve aydınlatma altında akım-gerilim (I-V) ölçümleri alındı. Aydınlatma için 100 mW/cm2 şiddetindeki ışık kaynağı kullanıldı. I-V grafiklerinden sentezlenen maddelerin diyotlarının doğrultucu özellik gösterdiği görüldü. Daha sonra, bu diyotlara ilişkin bazı parametreler (idealite faktörü (n), engel yüksekliği (Φb) ve seri direnç (Rs)) hesaplandı. Son olarak, bu diyotların ışığa karşı duyarlılıkları incelendi ve bu diyotlara ilişkin bazı fotoelektrik özellikler belirlendi. Anahtar kelimeler: Kitin, polimer, sentez, karakterizasyon, asit klorür, anhidrit, schottky diyot, idealite faktörü, engel yüksekliği
Halide Edip Adıvar'ın romanlarında eğitim evreninin kronolojik açıdan incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Halide Edip Adıvar'ın romanlarındaki eğitim evreninin ilk romandan son romana doğru kronolojik olarak incelenmesidir. Araştırmanın birinci bölümünde problem durumuna bağlı olarak alt problemler, tezin önemi ve amacı, sınırlılıklar belirtilmiş; konuyla ilgili araştırmalara kısaca yer verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde Türk eğitim tarihi, Halide Edip Adıvar'ın hayatı ile ilgili kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur.Araştırmada doküman incelemesi ve tarama teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini yazarın 1909-1963 yılları arasında yayımlanan yirmi bir romanı oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, evrenin tamamı incelenmiştir. Eserlerdeki eğitim ile ilgili fikirler fişlenmiş, kodlanmış, kodlanan veriler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde kategorilere ayrılmıştır.Araştırmanın sonunda; yazarın ilk romanından son romanına doğru Doğu-Batı sentezi fikrinin geçerliliğini koruduğu görülmüştür. Buna mukabil kahramanların eğitim durumlarında değişim görülmüş, eğitim kurum ve yöntemleri, öğretmen tipleri, öğrenci tipleri ve eğitim ortamlarının fiziki özelliklerinde ise herhangi bir değişim görülmemiştir.Halide Edip Adıvar, ilk romanlarında Avrupa'da eğitim görmüş kahramanlar üzerinden Avrupa'daki eğitimi olumlarken, Millî Mücadele Döneminde millî eğitim üzerine yoğunlaşmış, sonraki romanlarında ise Avrupa'daki eğitimin yerine Amerikan eğitim sistemini ön plana çıkarmıştır. Yazar, bütün romanlarında Doğu ve Batı eğitim sistemlerinin sentezini benimsemiştir.
Aksiyal disubstitue silisyum(IV), periferal tetra substitue bakır(II), mangan(III) ftalosiyaninlerin sentezi ve bazı enzimlere karşı inhibisyon özellikleri
Bu çalışmada aksiyal di-(3,3-difenilpropoksi) grubu içeren silisyum(IV) ftalosiyanin (DFP Si), periferal tetra-(3,3-difenilpropoksi) grubu içeren bakır(II) ve mangan(III) ftalosiyanin bileşiklerinin (DFP-Cu, DFP-Mn) sentezi, yapılarının aydınlatılması, kolinesteraz, tirozin ve α glukosidaz enzimleri üzerine inhibisyon özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 3,3-Difenilpropan-1-ol ve 4-(3,3-difenilpropoksi)ftalonitril bileşikleri literatürdeki yöntemler kullanılarak sentezlendi. Aksiyal konumlarda (3,3-difenilpropoksi) grubu içeren silisyum(IV) ftalosiyanin toluen içerisinde silisyum ftalosiyanin diklorür ve 3,3-difenilpropan-1-ol varlığında sodyumhidrür kullanılarak 110 ℃'de azot atmosferinde karıştırılarak sentezlenmiştir. Periferal tetra-(3,3-difenilpropoksi) grubu içeren bakır(II) ve mangan(III) ftalosiyaninler, 4-(3,3-difenilpropoksi)ftalonitrilden n-pentanol ve DBU varlığında 160oC de CuCl2, MnCl2 tuzları kullanılarak sentezlenmiştir. Daha sonra spektroskopik yöntemler kullanılarak aksiyal di-(3,3-difenilpropoksi) grubu içeren silisyum(IV) ftalosiyanin (DFP-Si), periferal tetra-(3,3-difenilpropoksi) grubu içeren bakır(II) ve mangan(III) ftalosiyanin bileşiklerinin kolinesteraz, tirozin, α-glukosidaz enzimleri üzerine inhibisyon özellikleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ftalosiyanin, Sentez, Silisyum, Enzim İnhibisyonu
Betonarme yapılarda yangın ve bu yapıların yangın etkisi altında doğrusal olmayan davranışlarının incelenmesi
Betonarme yapıların yangın etkisinde kaldığı ve çoğu zaman kullanılmaz duruma gelerek çok önemli derecede can ve mal kaybına neden olduğu bilinen bir gerçektir. Durum böyle olmakla beraber, ülkemizde tasarımlarda yangın durumunun dikkate alınmasına imkan tanıyan kaynaklar yeterli düzeyde değildir. Son yıllarda bazı yabancı standartlar Türkçe'ye çevrilmiştir. Ancak bunların, betonarme yapıların yangın durumuna göre tasarlanmasında, kullanılması için daha bilimsel çalışmaların yapılması kaçınılmaz olmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı, betonarme yapılarda yangın, yangın güvenliği ve bu yapıların yangın etkisi altında doğrusal olmayan davranışlarını incelemekten ibarettir. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışma üç asıl bölüm ve üç ekten oluşmaktadır. Birinci bölüm, yangın güvenliği ve betonarme yapıların yangın başarımı ile ilgili literatür çalışmasından ibarettir. İkinci bölümde, yangın davranış modelleri, betonarmeyi oluşturan beton ve donatının yüksek sıcaklıklardaki özelikleri, betonun kavlanması, betonarme kesitlerin ısıl çözümleme yöntemleri, betonarme yapıların yangın etkisinde yapısal çözümleme yöntemleri üzerinde durulmaktadır. Sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak geliştirilen bilgisayar programlarının ilgili formülasyonları, bu programlar ve SAFIR programı yardımıyla gerçekleştirilen çözümlemeler, bulgular ve irdelemeler de bu bölümde verilmektedir. Üçüncü bölümde çalışmadan çıkartılabilecek sonuç ve öneriler özetlenmekte ve bu son bölümü kaynaklar dizini ve EPY, ISILSEYBA2 ve YNGSEYBA2 program listelerine ilişkin üç ek bölüm izlemektedir.Elde edilen sonuçlar; betonarme yapıların yangın başarımlarının belirlenmesinde yönetmeliklerde önerilen talimata dayalı ve basit yöntemlerin yanında daha gelişmiş yöntemlerin de kullanılması gerektiğini ve geliştirilen ISILSEYBA2 ve YNGSEYBA2 programlarının yangın etkisindeki betonarme yapıların iki boyutlu doğrusal olmayan ısıl ve yapısal çözümlemeleri için yeterli doğrulukta kullanılabileceğini ortaya koymuş bulunmaktadır.
2-amino-1,3,4-tiyodiazol bileşiklerinin bazı açil ve aroil türevlerinin sentezi ve yapılarının aydınlatılması
ÖZET Çalışmamızda, bazı 2-amino-l,3,4 -tiyodiazoFlerin asetil klorür ve asetik anhidrit ile gerçekleştirilen nükleofil acil substitüsyon reaksiyonu ile üç yeni asetil türevi ele geçirilmiştir. Benzer reaksiyon yolu ile benzoil klorür ve benzoik anhidrit kullanılarak 2- amino-l,3,4-tiyodiazollerden benzoil türevleri elde edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde, etil kloro format ile 2-amino-l,3,4-tiyodiazoller arasında gerçekleştirilen nükleofilik substitüsyon ile 1,3,4 tiyodiazollerin etoksi karbonil türevleri elde edilmiştir. Çalışmamız sırasında başlangıç bileşiği olan üç adet 2-amino-l,3,4 -tiyodiazo İlerden biri orijinal olarak sentezlenmiştir. Bu orijinal bileşiğe varılması sırasında bir adet nitril bileşiği de orijinal olarak sentezlenmiştir. ^-NMR, 13C-NMR/APT, İR ve UV spektrumlan kullanılarak sentezlenen tüm bileşiklerin yapı aydınlatılması yapılmış, ilgili sentez yöntemleri verilmiştir. Sentezlere ilişkin muhtemel reaksiyon yolları reaksiyon mekanizmaları halinde verilmiş ve bununla ilgili tartışmalar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: 2- Amino- 1, 3, 4- tiyodiazoL 2, 3- Dihidro -1, 3, 4- tiyodiazol 3- karboksilat, 2 - Benzoil amino- 1,3, 4 - tiyodiazoL 2 - Asetil amino- 1,3,4-tiyodiazoL Etil kloro format, Asetil klorür, Asetik anhidrit, Benzoil klorür, Benzoik anhidrit.
Bazı 3-alkil(aril)-4-amino-4,5-dihidro-1H-1,2,4-triazol-5-on bileşiklerinin sentezi
ÖZET Bu çalışmada, bazı 3~alkil(aril)-4-amino-4,5-dihidro-lH-l,2,4-triazol-5-on bileşiklerinin p-nitrobenzoil klorür ile reaksiyonları incelenmiş, 6 yeni 3-alkil(aril)-4-(p- nitrobenzoilamino)-4,5-dihidro- İH- 1,2,4-triazol-5-on bileşiği sentezlenmiştir. Çalışmada sentezlenen yeni bileşiklerin yapı aydınlatmaları için mikroanaliz, İR, NMR ve UV spekroskopisi yöntemleri kullanılmıştır. Anahtar keIimeler:3-alkil(aril)-4-amino-4,5-dihidro-lH-l,2,4-triazol-5-on, p-nitrobenzoil klorür, sentez. IV