Agricultural economy

77 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The long-run causal effects of the emigration of Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey: An empirical analysis

The purpose of this thesis is to investigate the long-term causal effects of the emigration of the Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey. To estimate the long-term causal effects of emigrants, a novel dataset at province level consisting of six years between 1928 and 1965 is constructed by digitalizing the Agricultural Yearbooks and Population Censuses of Turkey. In addition to baseline the Ordinary Least Square (OLS) methods, Instrumental variable methods are employed to address potential endogeneity problem. The results reveal that the emigration of Crimean and Nogay Turks had a positive and significant long-term effects on urbanization rate, per capita cultivated land, per capita total agricultural production, per capita cultivated area of grain, per capita grain production and per capita industrial crops production.

MigrationsUrbanizationCrimean Tatars+7
Mahmut Ablay
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak tarım politikasına entegrasyon süreci

Bir ülkede tarımsal yapılanma, yaşamsal faktörlerin temeli olan gıda ihtiyacının giderilmesi, giyim sektörüne katkı sağlaması ve sanayi platformunu doğrudan etkilemesi bakımdan büyük bir öneme sahiptir. Sanayileşmenin büyük ilerlemeler kaydetmesi ile birlikte, tarımsal girişimler yerine sanayi odaklı girişimler daha cazip hale gelse de, tarımsal faaliyetler önemini hiçbir zaman yitirmemiştir. Bu önemin uzun vadede karşılık bulması için de ülkeler, çeşitli tarımsal destekleme politikalarına entegre olacak bir süreç içerisinde kendilerine yer bulmaya çalışmıştır. Birçok ülkenin tarımsal alanlarının daha elverişli bir hale gelmesi için ulusal ve uluslararası çeşitli tarım politikaları meydana gelmiştir. Bu vesile ile özellikle Avrupa Birliği (AB) ortak tarım politikası içerisinde coğrafya avantajına sahip olan ülkelerin entegrasyon süreçleri söz konusu olabildiğinde, ilgili ülkelerdeki üretim hacimlerinin artması ve dışa bağımlılıkların azalması anlamında çok önemli kazanımları ortaya çıkacaktır. Günümüzde ise sürdürülebilir ve teknoloji odaklı girişimlerin yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde uygulanan tarım politikaları belirlenirken de, geçmişteki tecrübelerden ders alınıp stratejik planların bu doğrultuda yapılması, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple geniş bir perspektiften bakıldığında sürdürülebilir ve uygulanabilir politikaların yürürlüğe konması, Türkiye'nin AB'ye adaptasyon sürecini de kolaylaştıracaktır. Ancak Türkiye'nin AB tarım politikalarına dahil olabilmesi oldukça zorlu bir sürece işaret etmektedir. Çalışmada bu zorlu sürecin başarıyla gerçekleşebilmesi için detaylara, istatistiki veriler çerçevesinde işaret edilmeye çalışılmış ve bir dizi öneriler sunulmuştur.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği Ortak Çevre PolitikasıTarım+2
Fahri Karbuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarımın finansmanı ve tarım bankacılığının bankacılıktaki ve ekonomideki yeri, etkileri ve önemi

Bu araştırma kapsamında tarım bankacılığının önemi incelenmiştir. Bu amaca yönelik tarım bankacılığı yapan bankalar ve tarımın finansmanı üzerine uzmanlaşmış kurumlar ile görüşülmüştür. Araştırma sonuçları göstermiştir ki Türkiye'de tarım bankacılığı daha çok T.C Ziraat Bankası tekelindedir ve devlet destekli fonlar özel bankalar aracılığıyla verilememektedir. Bu durum da tarım bankacılığının gelişmesine engel olmaktadır. Tarım kredi kartı kullanımı çok yaygındır fakat bu kartın kullanımında çiftçilerin giderlerini iyi finanse edememesi durumu söz konusudur. Çiftçilerin genellikle yaş olarak geçkin bireylerden oluşması mobil bankacılık anlamında beklenilen ve istenilen düzeyde gelişme sağlayamamasına etkendir. Bu anlamda gelecekte, çiftçi yaşının düşmesiyle birlikte mobil bankacılığında daha aktif bir şekilde kullanılacağı ve tarım finansmanına erişimin daha da kolaylaşacağı düşünülmektedir. Türkiye'deki tarım politikalarının gelişimi, ülkenin sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmişliğindeki olumsuzluklardan etkilenmektedir. Tarım politikalarının yetersiz olması çiftçilerin durumlarındaki eksiklik ve yetersizlikler yine tarım politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Tarıma yönelik mikro finansman kurumlarının önünün açılması, tarım kredi kooperatiflerine para ve sermaye piyasalarına doğrudan ulaşım imkânı tanınması, Tarıma yönelik mikro finansman kurumlarının desteklenmesi, PTT kanalı ile kırsal kesimlere erişim sağlanması ve kredi kullandırımı yapılabilmesi, üreticiler iyi finanse edebilmek amacı ile kooperatif bankacılığı gibi yeni oluşumların önünün açılması gerekmektedir. Tarımın finansmanı bir değer zinciri olarak ele alınmalı ve tarımsal sürecin tamamını finanse edilebilmelidir.

Banka kredileriBankalarEkonomik kalkınma+5
Gülsüm Gizem Küçük
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi

Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük

1980 sonrasıEkonomik etkiKöycülük+6
Gökçehan Efser Çakıroğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kümelenme ile Isparta meyvecilik sektörünün rekabet gücünün geliştirilmesi arayışları

Kümelenme, en basit ve geleneksel tanımıyla, belirli bir sektördeki coğrafi yoğunlaşmadır. Teorik çerçevesi, Michael Eugene Porter'ın 1990'lardaki çalışmaları ile şekillenmiş ve günümüzde de hem akademik çalışmalarda hem uygulamada popülerliği devam eden bir çalışma alanıdır. Porter öncesindeki çalışmalar, kümelenmeye sadece coğrafi yığılma açısından yaklaşırken Porter kümelenmeye inovasyon ve işbirliği içinde rekabet terimlerini kazandırmıştır. Ayrıca oyuncular arası ilişkiler ile ilgili ve destekleyici kuruluşların önemine değinmiştir. Bu çalışmanın ana amacı, Isparta'da önemli bir sektör olan meyveciliğin rekabet gücünün artırılarak geliştirilmesinde kümelenme yaklaşımının uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Bu amaca ulaşmak için Porter'ın ulusal ve sektörel rekabetçiliği ortaya koymak için geliştirdiği Karo Modeli kullanılmıştır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle kümelenmenin teorik çerçevesi çizilmiş, Isparta'da önemli bir ekonomik faaliyet olan meyvecilik sektörünün mevcut durumu ortaya konulmuş ve meyvecilik sektörü ile doğrudan ve/ya dolaylı olarak ilişkili sektörler/iş kolları belirtilmiştir. Karo Modeli faktörleri çerçevesinde sorular belirlenerek 47 büyük meyve üreticisiyle yüz yüze anket ve ilgili diğer sektörlerin temsilcileri ile de görüşmeler yapılmıştır. Toplanan verilerin analizi ile sektörün avantaj ve dezavantajlı yönlerinin belirlendiği bir SWOT Analizi ve buna göre sektörün uygulaması gereken stratejileri belirleyen bir SOR Analizi yapılmıştır. Belirlenen bu içsel faktörlerin yanı sıra doğal afetler, petrol-fiyat şokları, dünya finans piyasalarındaki dalgalanmaların özellikle girdi maliyetlerini artırması gibi dışsal tehditler de söz konusudur. Sonuç olarak, Isparta meyvecilik sektörü ve ilişkili diğer sektörler aynı coğrafi bölgede doğal kaynağa ve girdilere yakın bir şekilde konumlanmış fakat bir yığın olmanın ötesine gidememiştir. Bu durum, sektörün bölgesel rekabet şansını azaltmaktadır. Sektörün tehditleri karşılayabilecek gücünün olduğu, fakat atağa geçebilmesi için mevcut gücünün yanında eğitim, danışmanlık, ortak bir marka ve hedefler belirleme konusunda birlikte hareket edebilmelerini ve daha kaliteli ürün ve hizmet verebilmelerini sağlayacak stratejilere ihtiyacı vardır. Birlikte çalışma kültürü gelişememekle birlikte sektördeki tüm aktörler arasında kolay ve sürekli bir iletişimin olması ve kümelenmeye yönelik devlet desteklerinden yararlanmak için zorunlu olan aktörlerin bölgedeki mevcudiyeti Isparta'da meyvecilikteki yığın oluşumunun kümeye dönüşümünde ve bölgesel rekabet gücünü artırmada önemli bir avantaj olarak değerlendirilmelidir.

IspartaKümelemeKümeleme yöntemi+6
Derya Balcı
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ilinde çay işletmelerinin sosyo-ekonomik yapısı ve pazarlama sorunları

Rize ilinde çay üretimi yapan işletmeleri (Türkiye çay üretiminin %68.18) hedef kitle alan bu çalışmanın amacı; çay üretiminin ekonomik ve pazarlama yapısını irdelemek, bölgede çayın üretim ve pazarlama sorunlarını ortaya koymak, bölgede çay üretimini geliştirmeye yönelik öneriler geliştirmektir. Çalışmanın ana materyalini, Rize ili Merkez, Fındıklı, Ardeşen ve Çayeli ilçelerinde çay üretimi yapan işletmelerden anket yöntemi ile elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Anket uygulanacak örnek sayısının belirlenmesinde tabakalı örnekleme yöntemlerinden Neyman Yöntemi kullanılmıştır. Ana kitleyi temsil edecek örnek üretici sayısı 90 olarak hesaplanmıştır. Çay üretimi yapan işletmelerin genel yapısal özelliklerinin değerlendirilmesinde; çay işletmelerinin parsel büyüklüğü, işletmecilerin yaşı, eğitim durumu, gayri safi üretim değerleri (GSÜD) gibi göstergeler incelenmiştir. Rize ilinde ortalama çay üretim alanı 8.79 dekar olup, %96.33'ü kendi mülkleridir. Bölgedeki çay üreticilerinin %38.89'u ilkokul, %21.11'i üniversite, %20.00'si ise ortaokul ve lise mezunudur. Çay üreticilerinin ortalama 4.3 kişi olan aile nüfusunun, %53.75'i 15-49 yaş grubunda, %29.20'si 50 yaş ve üstü yaş grubunda yer almaktadır. İşletmeler ortalamasında çay GSÜD 28253.33 TL'dir. Maliyetler belirlenirken Tek Ürün Bütçe Analizi Yöntemi kullanılmıştır. Çay üretimi yapan işletmeler ortalamasında üretim maliyetleri 17223.6 TL'dir. Üretim maliyetlerinin %37.29'unu değişen maliyetler, %62.70'ini sabit masraflar oluşturmaktadır. Araştırma sahasında ve Türkiye'de çay üretimini artırmak için öneriler ise; üreticilerin bilinçlendirilmesi, üreticilerin kooperatifleştirilmesinin artırılması girdi maliyetlerin düşürülmesidir.

KooperatifleşmePazarlamaPazarlama politikaları+6
İlayda Özgümüş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilinde nohut üretiminin üretim maliyeti ve sorunları

Türkiye nohut üretiminde son yıllarda kendine yeterli durumda değildir. Çiftçi eline geçen fiyatlarda da istikrarsızlık söz konusudur. Araştırma sahası olarak Türkiye'de, nohut ekim alanı ve üretim miktarı açısından önemli illerden birisi olan Kütahya ili seçilmiştir. Türkiye'de nohut üretiminin daha çok teknik yönü ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Bu projenin amaçları, (i) Kütahya ilinde nohut üreten işletmelerin sosyo-ekonomik yapılarının incelenmesi, (ii) üretiminin fonksiyonel analizi, (iii) üretim ile ilgili sorunlarının belirlenmesi ve çözüm önerilerinde geliştirilmesi şeklindedir. Veriler tabakalı örnekleme Neyman yöntemi ile hesap edilen 85 işletmeden anket yöntemi ile elde edilmiştir. İşletmelerde maliyet hesaplanmasında tek ürün bütçe analizi yöntemi kullanılmıştır. Cobb-Douglas üretim fonksiyonu ile üretim ve girdiler arasındaki ilişki irdelenmiştir. Görüşülen nohut üreticilerinin ortalama yaşı 50.13 yıl, eğitim süresi 6.94 yıl, aile genişliği 3.94 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırmada nohut yetiştiriciliğinde ortalama deneyim süresi 21.28 yıl ve tarımsal deneyim 27.84 yıl olarak saptanmıştır. Bu da nohut üretiminin bu bölgede yıllardır yapıldığını ortaya çıkarmıştır. Nohut ekim alanlarının ortalama parça sayısı 1.40 ile 8.16 adet arasında değişmiştir. İşletmeler ortalamasında nohut ekili alanı 36.50 da bulunmuştur. Bu arazilerin %95'inin ise işletmecilerin kendi mülkü olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin toplam üretim masrafları içerisinde değişen maliyetlerin payı %67.59'dur. İşletmeler ortalamasında değişen masraflar 6967.64 TL, sabit masraflar 3340.81 TL'dir. Dekara tohum maliyeti 84.44 TL olarak saptanmıştır. Dekara gübre maliyeti işletmeler ortalamasında 8.46 TL, ilaç maliyeti ise 9.16 TL olarak hesaplanmıştır. İşletmelerde, dekara nohut üretim faaliyetinden elde edilen GSÜD 580.72 TL, brüt kârın 389.83 TL, mutlak kârın ise 298.30 TL olduğu hesaplanmıştır. Nisbi kar ise 2.06 olarak belirlenmiştir. Nohut üretiminin fonksiyonel analizinde Cobb-Douglas tipi üretim fonksiyonu kullanılarak analiz yapılmıştır. Girdilere ilişkin üretim esnekliklerinin toplamı 1.272 olarak bulunmuştur. Bu değer, ölçeğe artan getiriyi ifade etmektedir. Dolayısıyla ele alınan bütün girdilerin %10 oranında artırılması, nohut üretim miktarını %12.72 oranında artmasını sağlayacaktır. İşletmeciler bölgede görülen en önemli sorunun girdi fiyatlarının yüksekliği olduğunu belirtmişlerdir. Bunu ürün fiyatının düşüklüğü, hastalık ve zararlılar sorunları izlemiştir. Araştırma sahasında nohut üretimini artırmak için; üreticilerin bilinçlendirilmesi, nohut için bir kooperatifin kurulması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve devlet desteklerinin arttırılması önerilmiştir.

BaklagillerMaliyetNohut+5
Aybike Ertürk Güneş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ili suruç ovası sulamalarının sosyo-ekonomik analizi: Bitkisel üretim örneği

Tüm canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için besin alma ihtiyacı duyarlar. Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan besin karşılama ihtiyacı daha sonraları tarımsal üretim ile devam etmiştir. Doğada bulunan kıt kaynaklarla giderek artan insan ihtiyaçlarını karşılamak tarımın en önemli görevidir. Tarımsal faaliyetler ile karşılanmaya çalışılan besin ihtiyaçları birçok faktörden etkilenmekte olup, en önemlileri toprak ve sudur. Vatandaşların güvenli ve yeterli gıda ihtiyacını karşılamak devletlerin en başta gelen görevlerindendir. Ülkemizde su ve toprağın etkin ve tasarruflu kullanımı için bugüne kadar yapılan en büyük proje Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)'dir. GAP kapsamında; barajlar, hidroelektrik santralleri, sulama sistemleri, tarımsal altyapı hizmetleri gibi birçok proje bulunmaktadır. Bu kapsamda, Suruç Ovası'nda dünyanın beşinci, Türkiye'nin ise en uzun sulama tüneli yapılmış ve 2015 yılında faaliyete geçmiştir. Suruç Ovası'nda sulamayla birlikte bitki deseninde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu tez çalışmasında çiftçilerin sulamayla birlikte ürün desenlerindeki değişiklikler, çiftçilerin tarımsal üretime bakışlarını etkileyen faktörler ve sulama yöntemlerinin verime ve su tasarrufuna yönelik tutum ve davranışları araştırılmıştır. Bu çalışma Şanlıurfa İli Suruç İlçesi'ne bağlı olan 95 köyün 66'sında yüz yüze anket uygulanarak hazırlanmıştır. Bunlar araştırmanın birincil verilerini oluşturmaktadır. Örneklem %95 güven aralığında %5 hata payıyla hesaplanarak, 383 anket yapılmıştır. Ayrıca ürün desenin belirlenmesi için Şanlıurfa Tarım ve Orman Müdürlüğü Çiftçi Kayıt Sisteminden alınan veriler kullanılmıştır. Bunlarda araştırmanın ikincil verilerini oluşturmaktadır. Analizlerde Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis Varyans testleri kullanılmıştır. Sonuçlara göre katılımcıların ortalama arazi büyüklükleri 71.38 dekar (da), tarımsal faaliyetlerden elde edilen ortalama gelir 1 780.72 TL/da ve toplam ortalama gelirleri ise 2 031.30 TL/da olarak hesaplanmıştır. Çiftçilerin tarımsal üretime bakışlarını etkileyen faktörlerin analizinde kooperatif, bilgi alınılan kaynaklar, arazi varlığı değişkenlerinde anlamlı bir sonuç elde edilmemiştir. Eğitim, kredi, ürün sigortası, yaş, gelir değişkenlerinde anlamlı değişiklikler elde edilmiştir. Çiftçilerin sulama yöntemlerinin verime ve su tasarrufuna etkisinin olduğuna yönelik tutumları analizinde sulama yöntemlerinin verime ve su tasarrufuna etkisinin olduğunu düşünen katılımcıların basınçlı sulama yöntemleri, drenaj suyu, taban suyu, alternatif ürün tercihleri için anlamlı sonuçlar elde edilmiş, diğer ifadelerde ise anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. İkincil veriler kullanılarak elde edilen ürün deseni sonuçlarına göre ise 2015 ten 2023 yılına kadar olan süreçte Suruç Ovası bitki deseninde pamuk, ikinci ürün olarak mısır, yonca, sebze ve meyve üretim alanlarında artışlar, kuru koşullarda yetiştirilen arpa, mercimek ve nohut gibi ürünlerin alanlarında ise azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada girdi maliyetleri ve iklim sorunlarının çiftçiler üzerinde etkili faktörler olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sahasında etkili yayım çalışmaları, örgütlenme ve su tasarrufu sağlayan ikame ürünlere ürün deseninde daha fazla yer verilmesi önerilmektedir.

Tarım ekonomisi
Gülistan Vurgun
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne ilinde ayçiçeği üreticilerinin tarımsal faaliyet sürecinde başvurdukları bilgi kaynakları ve üreticilerin bilgi kaynaklarına yönelik ödeme istekliliğinin ölçülmesi

Ayçiçeği günümüzde önemli bir endüstriyel tarım ürünüdür. Ayçiçek yağı toplum beslenmesinde kullanılmakla beraber birçok sektörde hammadde olarak da önemli bir yere sahiptir. FAO verilerine göre 2022 yılında yaklaşık 70 ülkede ayçiçeği üretimi yapılmıştır. Bu ülkeler içerisinde ekim alanı ve üretim miktarı bakımından sırasıyla Rusya, Ukrayna ve Arjantin ilk üç sırada yer almaktadır. Türkiye 2022 yılında üretim alanı itibariyle yedinci, üretim miktarı itibariyle altıncı ve verim itibariyle ile dokuzuncu sırada dünya ayçiçeği üretimi sıralamasında yer almıştır. Edirne ili ise Türkiye'de ayçiçeği üretimi konusunda Tekirdağ'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Tarımsal üretim faaliyetleri sürecinde çitçiler tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetine ihtiyaç duymaktadır. Türkiye'de farklı modeller ile çiftçilerin bu ihtiyaçları giderilmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışmasında Edirne ilinde ayçiçeği üretimi yapan çiftçilerin öncelikli olarak tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti ihtiyaçlarını nasıl giderdikleri araştırılmıştır. Ayçiçeği üreticilerin ihtiyaçlarını giderdikleri bu tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyi, istedikleri hizmet biçimi ve istedikleri biçimde kendilerine hizmet verilir ise dekara ne kadar ödeme yapacaklarının tespiti de tezin amaçları içerisinde yer almaktadır. Araştırmada birincil verilerden faydalanılmış ve birincil verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Örneklem hesaplamasında oransal örneklem hesaplama yöntemi kullanılmıştır. Örneklemde hata payı %10 ve güven aralığı %99 kabul edilerek 165 örneklem sayısı hesaplanmıştır. Araştırma sahası olan Edirne ilinde 165 ayçiçeği üreticisi ile yüz yüze görüşme sağlanmıştır. Ayçiçeği üreticilerinin tarımsal yayım ve danışmanlık ihtiyaçlarını ziraat odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taşra teşkilatları aracılığı ile giderdikleri tespit edilmiştir. Ayçiçeği üreticilerinin bu birimlerden almış oldukları tarımsal yayım ve hizmet memnuniyet düzeyleri çok yüksek olmasa da ortalamanın üzerindedir. Ayçiçeği üreticileri tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetinin kamu organları tarafından verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bu şekilde verilecek bir hizmet içinde 165 ayçiçeği üreticisinin %35.15'i (58 kişi) yıllık dekar başına ortalama 48.62 TL ödeme yapabileceklerini beyan etmişlerdir. Bu rakam ayçiçeği üreticilerin ortalama 92.05 dekarda üretim sonucu dekara elde ettiği 3 366.27 TL'nin yaklaşık %1.44'üne tekabül etmektedir.

Tarım ekonomisiTarımsal yayım
Fatma Ocakoğlu
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ili pamuk üreticilerinin tarımsal faaliyet sürecinde başvurdukları bilgi kaynakları ve üreticilerin bilgi kaynaklarına yönelik ödeme istekliliğinin ölçülmesi

Tarım sektörünün toplum ve ülke kalkınması açısından büyük öneme sahip olduğu bilinmektedir. Türkiye' de stratejik birçok tarım ürünü yetiştirilmekte olup; bunlardan biri de "beyaz altın" olarak nitelendirilen pamuktur. Pamuk üreticileri Türkiye tekstil sanayisine hammadde sağlayarak Türkiye'nin dünya tekstil sanayinde önemli bir yere sahip olmasına katkı sunmaktadırlar. Diğer taraftan pamuk küspesi hayvancılık sektöründe yem olarak kullanılmaktadır. Ayrıca pamuğun gerek üretimi aşamasında gerekse işlenmesi aşamasında yoğun istihdam yaratılmaktadır. Sonuç olarak, pamuk üretimi ülkemiz için ekonomik bakımdan önemli ve gelir oluşturan bir tarımsal faaliyettir. TÜİK verilerine göre Türkiye'de 24 ilde toplam 2.2 milyon ton kütlü pamuk üretimi yapılmaktadır. Şanlıurfa ili 813 258 ton kütlü pamuk üretimi ile Türkiye'de pamuk üretimi yapan 24 il sıralamasında birinci sıradadır. Şanlıurfa ilinde pamuk üreticileri üretim faaliyetleri süresince birçok bilgi kaynağına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu çalışmada öncelikle Şanlıurfa ilinde pamuk üretimi yapan çiftçilerin üretim ve üretim sonrası aşamalarında başvurdukları bilgi kaynakları ve danışmanlık hizmetleri araştırılmıştır. Çiftçilerin başvurmuş oldukları tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyi tespit edilmiştir. Ayrıca çiftçilerin istedikleri tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti biçimi ve istenilen hizmet sağlanırsa çiftçilerin bu danışmanlık hizmetine ödeme istekliliği ölçülmüştür. Araştırma sahasında ÇKS verilerine göre yaklaşık 20 bin pamuk üreticisi bulunmaktadır. Oransal örnekleme yöntemine göre; %10 hata payı, %99 güven aralığında görüşme yapılacak pamuk üreticisi sayısı yaklaşık 168 olarak hesaplanmıştır. Pamuk üreticileri ile yapılan görüşmelerde hazır soru formu yani anket formu kullanılmıştır. Araştırma sahasında pamuk üreticilerinin tamamına yakını tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti ihtiyaçlarını tohum, ilaç ve gübre bayileri aracılığı giderdiğini beyan etmişlerdir. Ancak bu hizmetten memnuniyet düzeyleri ortalama seviyededir. Pamuk üreticileri farklı kurum ve kişilerin vermiş olduğu eğitimlerden en çok üniversitelerin vermiş olduğu eğitimlerden memnun kalmışlardır. Pamuk üreticileri özellikle hastalık ve zararlılarla mücadelede, ilaç kullanımında ve gübrelemede ciddi anlamda tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyduklarını beyan etmişlerdir. Bu hizmetleri, üniversite, önder çiftçiler ve özel danışmanların eşgüdümlü olarak vermelerini istemişlerdir. Pamuk üreticilerine göre en etkili tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti yüz yüze tarlada verilen eğitimdir. Pamuk üreticilerinin %80.3'ü (135 kişi) istedikleri biçimde ve istedikleri kişi ya da kurumlarca verilecek olan tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti için, yıllık dekara 199.33 TL/yıl ödeme yapabileceklerini belirtmişlerdir. Bu nedenle bölgede üniversite önderliğinde, tüm paydaşların sorumluluk üstlendiği "Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Ofisi" kurulması gerekmektedir. Bu ofis tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti ihtiyacı duyan çiftçiler ile uzman kişiler arasındaki bağı kurmada görev alacak ofistir. Pamuk üreticilerinin toplamda yaklaşık 388.11 milyon TL/yıl tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetine yönelik ödeme yapabilme potansiyeli bulunmaktadır. Bu rakam yukarıda bahsedilen ve uygulamaya konabilecek tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti için yeterli olabilecek bir bütçeyi de sağlayabilecektir.

Tarım ekonomisiTarımsal yayım
İpek Yücel
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye şeker piyasası işleyişi özelinde bir ekonomik model olarak kooperatif: Tarım sanayi entegrasyonu ve Pankobirlik incelemesi

Kooperatifler, belirli bir alanda ortak fayda elde edebilmek için ekonomik birimlerin bilinçli ve gönüllü şekilde bir araya gelerek, iş birliği yapmak amacıyla oluşturduğu ortaklı kuruluşlardır. Piyasa mekanizması içinde kooperatifler mal ve hizmetlerin alınmasında ve pazarlanmasında/satılmasında ortaklarının pazarlık ve rekabet gücünü arttırma, sermaye birikimini sağlama ve sürdürülebilir kılma, piyasaların yapısını ve işleyişini düzenleme görevlerini üstlenir ve ekonomik büyümeye katkıda bulunurlar. Bu amaçla tezin ilk bölümünde kooperatifleşme ve tarım-sanayi entegrasyonunda kooperatiflerin rolü üzerinde durulmuş. İkinci bölümde ise üst birlik örgütlenmesini tam olarak sağlamış ve şeker piyasasını düzenleme konusunda etkin rol oynayan Pankobirlik (Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği) ele alınmıştır. Pankobirlik faaliyet gösterdiği şeker sektöründeki yasal düzenlemeler çerçevesinde şeker fabrikalarını bünyesine katarak tarım sanayi bütünleşmesinde başarılı bir dikey entegrasyon gerçekleştirmektedir. Ayrıca kooperatif üyelerine tarımsal girdi temin eden ve üretilen ürünlerin daha etkin şekilde değerlendirilmesini sağlayan ve nihayetinde sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen yatırımları hayata geçirmektedirler. Bu nedenle, ekonomik model olarak koopeartif yapılanmasının Pankobirlik örneği ve Türkiye şeker piyasası üzerinden değerlendirilmesi, diğer iyi uygulama örnekleri ile karşılaştırılması bu başarılı örgütlenmenin yaygınlaştırılması adına önemlidir. Ayrıca şeker, dünyada devlet müdahalesine en çok maruz kalan ürünlerden biridir. Üretim ve tarife kotaları, yüksek korumalar ve ticaret antlaşmaları, ülkelerin uyguladığı politikalar dünya şeker ticaretine kısıtlamalar getirmektedir. Türkiye şeker sektöründe de dünya şeker piyasalarında olduğu gibi yasal düzenlemeler ile kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu yasal düzenlemelere ek olarak Türkiye şeker sektörü piyasaya kamu, özel sektör ve kooperatif yapılanmalarının ürün arz etmesi sebebiyle de farklılaşmaktadır. Bu nedenle de Pancar Ekicileri Kooperatiflerinin ekonomik etkinliklerinin şeker piyasasındaki diğer iki oyuncunun yani kamu ve özel sektör işletmelerinin işleyişi ve ekonomiye katkıları anlamında değerlendirmek tarımda sürdürülebilir ekonomik kalkınma için önem taşımaktadır.

BütünleşmeDikey bütünleşmeEkonomik bütünleşme+7
Selen Erkök
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ilinde badem üretiminin sosyo-ekonomik analizi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde badem üretimi gerçekleştiren çiftçilerin sosyo-demografik ve ekonomik yapılarını incelemek, üretim sürecinde karşılaştıkları temel sorunları belirlemek ve üretici birliklerine yönelik tutumlarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel materyalini, 2024 yılı içerisinde Şanlıurfa ilinde badem üretimi yapan 87 üreticiyle yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Ayrıca, konuyla ilgili çeşitli akademik kaynaklar ve resmi istatistiklerden elde edilen ikincil verilerle analiz süreci desteklenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, üreticilerin büyük çoğunluğunun lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip olduğu, ortalama hane halkı büyüklüğünün 4.65 kişi, çiftçilik deneyim süresinin ise 24.41 yıl olduğu belirlenmiştir. Ortalama badem ekim alanı 123.46 dekar olarak tespit edilirken, ağaç başına verim 3.22 kg düzeyinde gerçekleşmiştir. Üreticilerin "badem üretiminden yeterli düzeyde kâr elde ettiklerine" ilişkin algıları görece düşük seviyedeyken, üretici birliklerinin kurulması durumunda başarılı olacağı yönündeki inançları görece yüksektir. Üreticilerin en çok karşılaştıkları sorunlar arasında yüksek girdi maliyetleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, teknik bilgi eksikliği, sulama problemleri ve pazarlama güçlükleri öne çıkmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, badem üretiminin sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla; üreticilere yönelik teknik yayım hizmetlerinin güçlendirilmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi, üretici birliklerinin kurulmasının desteklenmesi ve bölgeye özgü tarımsal destekleme politikalarının oluşturulması gerekliliği ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışmanın yalnızca Şanlıurfa iliyle sınırlı olması ve örneklem büyüklüğünün sınırlılığı gibi bazı kısıtlılıkları bulunduğundan, gelecekte farklı bölgelerde daha geniş örneklemlerle benzer araştırmaların yapılması önerilmektedir.

BademTarım ekonomisiTarım politikaları+1
Fatma Durap
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kırmızı mercimek üretiminin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğinin incelenmesi

Baklagiller grubunda yer alan mercimek, zengin içeriğiyle önemli bir besin kaynağıdır. Besin değerinin yüksek olmasının yanı sıra iyi bir azot bağlayıcı olduğu için toprağa gübre atılmasına gerek bırakmaz ve nadasa bırakılan alanların azalmasına yardımcı olmaktadır. Mercimek Türkiye'de üretim ve tüketim açısından büyük öneme sahip olup, Dünya ticaretinde de önemli bir konumdadır. Bu çalışmada 1961-2021 yıllarındaki mercimek hasat edilen alanı, üretim miktarı ve verim değerleri alınarak Box-Jenkins Metodu (ARIMA), zaman serilerindeki değişiklikleri dikkate alarak geleceğe yönelik tahminler yapılmıştır. Bu kapsamda; hasat edilen alanı, üretim miktarı ve verim FAO ve TÜİK, dış ticaret yani ithalat ve ihracat verileri için UN Comtrade ve FAO veri tabanlarından yararlanmıştır. Türkiye'de 1961-2021 yılları arasındaki üretim alanı, üretim miktarı ve verim verileri kullanılarak koşulan ARIMA modellemesi sonucunda modeli sonucunda Türkiye'de mercimek önümüzdeki 5 yıl hasat edilen alan ilk önce artış olacağı sonrasında azalışa geçeceği, üretim miktarı ise giderek artacağı verim ise ilk önce artıp sonra azalacağı öngörülmüştür.

ARIMAGelecek tahminiMakroekonomik politikalar+3
Hediye Aslan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üreticilerin dijital tarıma bakışı: Şanlıurfa ili örneği

İnsanlığın en temel ihtiyacı gıdadır. Gıda güvenliğini sağlamak kolay değildir. Bu sebeple tarımsal işletmelerin verimliliğini arttırmak için dijital tarım araçlarını kullanarak arazideki alandan yüksek verim almak ön plandadır. Bu çalışmanın esas materyalini Şanlıurfa ili ilçelerine bağlı köylerde yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmuştur. Araştırma kapsamında 2023 yılı üretim dönemi için basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 200 çiftçi ile anket yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; Şanlıurfa ilinde üreticilerin tarımsal üretim faaliyetinde dijitalleşme ile ilgili tutumları ve etkili faktörleri saptamaktır. Araştırmada işletmecilerin, ortalama 44.7 yaşında, olduğu, 7.41 yıl eğitim öğretim gördüğü ve 21.71 yıllık tarımsal deneyime sahip olduğu saptanmıştır. Ortalama hane halkının 6.51 kişi olduğu ve 2.79 kişinin işletmede çalıştığı belirlenmiştir. İşletmelerin önemli bir kısmının (%94) bitkisel üretim faaliyetinde bulunduğu, ortalama 179 da araziye sahip olduğu saptanmıştır. İşletmecilerin, tarımını önceden biliyor oldukları, alıcısının çok olduğu ve hızlı satıldığı üretim faaliyetini öncelikli olarak tercih ettikleri saptanmıştır. İşletmelerin önemli bir kısmında tarım alet makine varlığının yeterli olmadığı saptanmıştır. Üreticilerin tamamının akıllı cep telefonu kullandığı; interneti önemli derecede tarımsal haberleri, ürün fiyatlarını ve hava durumunu takip etmede kullandıkları saptanmıştır. Üreticilerin önemli bir kısmının tarımsal üretim faaliyeti ve dijital tarım ile ilgili eğitim faaliyetine katılmamış oldukları belirlenmiştir. Çalışmada üreticilerin dijital tarıma geçiş ve kullanımı üzerine etkili faktörlerle ilgili düşüncelerine dair 14 maddelik 10'lu likert tipi ölçeğin güvenilirliği Cronbach's Alpha değeri ile ölçülmüş olup, ölçeğin %88.7 ile güvenilir olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin tarımda yeni teknolojilere karşı ilgili oldukları ve ülke tarımını geliştirebileceğine inandıkları belirlenmiştir. Söz konusu teknolojilerin kullanımı ile işgücü, girdi verimliliğinin, verimin ve dolayısıyla karlılığın artacağına inandıkları saptanmıştır. Ancak üreticiler, ilgili alt yapı ve alet makine temininin destekleme kapsamına alınması durumunda dijital tarıma geçebileceğini belirtmiştir. Araştırmada, dijital tarımın uygulamada yeri olmayacağı düşüncesine katılımın en düşük düzeyde olduğu ve üreticilerin başarısızlık ile ilgili korku yaşamadıkları belirlenmiş olup; üreticinin bilgi eksikliği giderildiğinde, eğitim çalışmalarına katıldığında, uygun koşullar geliştiğinde veya benimseme sürecini tamamladığında dijital tarımı uygulamaya açık olduğu ve dijital tarım ile ilgili yeni destekleme politika araçlarının oluşturulması gerektiği saptanmıştır.

Dijital teknolojilerTarım ekonomisiTarım uçakları+1
Fehime Nur Gürkan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The World Trade Organization's role for developing countries under the agriculture negotiations

The World Trade Organization (WTO) as the successor of the General Agreement on Tariffs and Trade (GATT) was established in 1995. Since WTO provides a platform for coping with trade disputes and observing national trade policies, it is considered as the guardian of rule-based, fair and competitive global trading system. WTO is a highly controversial organization. WTO is generally criticized on the grounds that it is an institution where only developed countries' interests are considered. From WTO opponents' view, WTO is a "rich man's club" which benefits Developed Countries more than Developing Countries. Apart from its mission of liberalising international trade, the WTO also aims to help developing and least developed countries to integrate into the global trade and support their development process. As an explicit indication of the crucial place of development in the WTO's work, the concept of Special and Differential Treatment (S&DT) was integrated into all WTO agreements and these S&DT provisions give special rights to developing and least-developed countries in undertaking their commitments. The main aim of this thesis is to put forward developing countries' competence to shape WTO negotiations and their effectiveness in decision-making process. This thesis focuses on S&DT provisions in the WTO's Agreement on Agriculture and S&DT instruments under WTO agriculture negotiations. The analysis made from the dimension of the WTO agriculture negotiations in this study provides proofs demonstrating that WTO is not driven solely by the interests of developed countries.

World Trade OrganizationDeveloping countriesAgontiation+5
Güliz Çetinkaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege bölgesinde seçilmiş bir yörede önemli bazı meyvelerde üretim ve dış satım açısından GLOBALGAP (EUREPGAP) kriterlerine uyum üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, kiraz, sofralık üzüm ve şeftali üreticilerinin sosyo-ekonomik özellikleri ile işletmelerin yapısal özellikleri ve bu ürünlerin dış satımını yapan firmaların genel özellikleri incelenmiştir. GLOBALGAP protokolünün uygulanabilirliği üreticiler ve dış satımcı firmalar düzeyinde ortaya konulmuştur. Ayrıca, üreticilerin GLOBALGAP sertifikalı üretim sistemini benimsemesinde etkili olan faktörler ile GLOBALGAP kriterlerini yerine getirme düzeyinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Araştırmanın verileri, Ege bölgesinde kiraz, sofralık üzüm ve şeftali dış satımı yapan, tam sayım yöntemi ile belirlenmiş 38 firmadan ve tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 41'i sertifikalı, 81'i sertifikasız toplam 122 üreticiden yüz yüze görüşme yoluyla elde edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, sertifikası olan işletmelerde dekara brüt kar; kiraz için 1311.59 TL, sofralık üzüm için 1726.84 TL, şeftali için 1751.39 TL belirlenirken, sertifikası olmayan işletmelerde dekara brüt kar; kiraz için 977.18 TL, sofralık üzüm için 1182.90 TL, şeftali için 708.70 TL olarak bulunmuştur. Üreticilerin sertifikalı üretim sistemini benimsemesini etkileyen faktörleri analiz etmek için logit model kullanılmıştır. Kiraz üreticilerinin sertifikalı üretim sistemini benimsemesinde, üreticinin yaşı ve hayvansal üretim yapma durumunun yanı sıra, girdi fiyatlarının yüksekliği, devlet desteğinin olmaması ve dış satımcı firmaların sözleşmeye uymaması gibi daha çok ekonomik nitelikli ve ürünün pazar yapısı ile ilgili faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Sofralık üzüm üreticilerinde ise, toplam işletme arazisi içinde sofralık üzüm arazisi oranı ile hayvansal üretim yapma durumunun etkili olduğu bulunurken, şeftali üreticilerinde üretici yaşının etkili olduğu anlaşılmıştır. Üreticilerin majör ve minör kriterleri yerine getirme düzeyinde etkili olan faktörleri belirleyebilmek için oluşturulan sıralı logit model sonuçlarına göre, üreticinin eğitim süresi, üretimde deneyim süresi, tarım dışında gelir durumu gibi sosyo-ekonomik özellikler ile ana ürün alanı, işletme alanı içinde ana ürün alanının payı, ana ürün parsel sayısı, değişken masraflar, traktör varlığı, hayvansal üretim yapma durumu gibi faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Sertifikalı firmalar ile sertifikasız firmalar arasında gerek majör gerekse de minör kriterler açısından belirgin bir fark olduğu da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: GLOBALGAP (EUREPGAP), kiraz, sofralık üzüm, şeftali, logit ve sıralı logit model.

KirazLogit modeliSıralı logit+4
Gül Öner Aba
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Agrarian economy and primary education in the Salonican countryside in The Hamidian Period (1876-1908)

Beginning from the nineteenth century, the rulers of Ottoman Empire realized the importance of education in centralizing the administration. The Ottoman subjects would be educated in accordance with the basic principles of the ruling mentality for the development of the empire. In this manner, for the rulers, education created on the one hand a way to form the subjects and on the other, a way to control them through the knowledge given by education.In the Hamidian era, such developmental features of education came to be observed more obviously. Primary education, being the first step in the formation, was spread to create loyal and productive subjects who would espouse the principles of rulers as their own and then provide and carry on the necessary developments in the empire. However, could a central program be effective in spreading education in the countryside?In the countryside of the Ottoman Empire the conditions were much more different than the cities. In the villages the most crucial issue was to produce enough for the next years, therefore everything about agricultural production dominated people?s lives. Hence, the spread of education in the villages was determined by agrarian economy; by the financial and social conditions that it created and by the actors who benefited from these conditions. Most of the time, such conditions in the villages conflicted with the central policies. Therefore, the spread of education in the countryside is the story of the struggle between central efforts and the agrarian economy. And the understanding to the history of the education will be incomplete without a deep observation of the countryside, and an analysis of this struggle.Salonika was on the one hand a region of agricultural prosperity and diversity on the other its city center was one of the developed places in terms of education. Therefore, the region of Salonika presents a perfect example to observe different conditions than the cities and also to see the struggle between central efforts and agrarian economy in the countryside.

Abdülhamid IIEconomyEducation+6
Zeynep Küçükceran
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessEN

Agriculture and Agricultural Knowledge in Bursa and Mihaliç (Karacabey) in the Nineteenth Century

This dissertation analyzes the change in agriculture and agricultural knowledge in Bursa and Mihaliç (Karacabey) throughout the nineteenth century. By conducting this research in the century of change and scrutinizing the factors of land, population, environment, state and schools, this dissertation aims to challenge the understanding of the 'unchanging' and 'backward' peasant knowledge. This study brings into light in what ways the peasants changed agricultural knowledge, crops and practices in response to the changes in these factors. Challenging the notion of 'backward' peasant agriculture knowledge brings the query of its antonym, 'advanced' scientific knowledge, which was presented an imagined dichotomy by state politics. By discussing this imagined dichotomy, this work emphasizes how and why scientific knowledge and peasants' knowledge were intertwined and differentiated from each other. In Bursa, being one of the trade centers that had been vital for Istanbul, it is possible to observe the impact of particularly domestic but also international trade trends on agricultural production. Additionally, being the only place that has a Silk Institute, Bursa prepares a perfect ground to the politics of scientific knowledge and the relationship between scientific knowledge and peasants' knowledge through this special product. As the first capital city of the empire with dense population and several vakıf villages, studying Bursa reveals unique ways of land use and agricultural production. Mihaliç, being the closest neighbor of Bursa has different characteristics than Bursa, thus it stands as the ideal district to compare different ways of changes.

19. centuryScientific informationBursa-Karacabey+6
Zeynep Küçükceran
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of climate change on Turkish agriculture: An analysis of crop yields and acreage decisions

This study construes the impact of climate change on crop (barley, corn, sunflower, wheat) acreage and yield by focusing on the Turkish districts between the period 2009-2017. After detecting spatial autocorrelation among districts with local Moran's I test, this study establishes implications of spatial autoregressive with spatially autocorrelated errors model (SARAR). Estimation results reveal that except for barley acreage model, overheating and over-precipitation are not harmful. In this context, the climate impact on crop production is moderate. Moreover, the study controls input and output prices. Empirical findings illustrate that even if price vector is not statistically significant for every crop model, when the analysis excludes the price vector, the effect of climate vector is overestimated. Results of this study indicate that climate variables have direct but limited effect on crop acreage and yield and that there are several reasons such as production decisions, agricultural policy and producers household characteristics which influence agricultural production.

AgricultureAgricultural economyAgricultural industry+6
Elif Çatmakaş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

A social history of rice in Turkey

This dissertation examines the transformation of rice farming before the state, the society, and the economy in Turkey between 1948 and 2018. Rice is one of the most important fields of application of the Green Revolution after the Marshall Plan is examined from a spatial point of view in three basins such as the Meriç Basin, the Lower Kızılırmak-Lower Yeşilırmak Basins and Karacadağ Agricultural Basin. Both the geographical locations of these basins in Turkey and the differences in their agricultural structures and human capital are determinative in their preference as a field study. However, apart from these basins, there has been rice farming culture in South Marmara, Adana, West and Central Black Sea sub regions. In other words, this dissertation both explains the story of agricultural transformation in a historical process and presents a comparative perspective among these basins on a spatial scale. Therefore, this study can be evaluated in the fields of economic history, social history and environmental history. The main claim of this dissertation is to prove that thanks to the biological and agricultural properties of rice, it is a historical actor that directs the state, society, and the economy. On this basis, this study is far from putting sharp boundaries between nature and society and the anthropocentric historiog-raphy. In this context, this study examines the subject by putting the reciprocal relations and interests between the desires of human beings and the biological and agricultural requirement of rice into the center. The main purpose of this study is to explain the bureaucratic, economic and social networks of rice from its cultivation and harvest to its processing in to paddy and consumption. The main findings of this dissertation are that rice is a social, cultural, economic, artistic and bureaucratic commodity. In this context, rice requires specialized and intensive labor to collaborate with society, the state and mar-ket actors to be able to spread and carry its genes into the future. Besides, acquisition, nutrition and profit underlie in the desire of a human being toward rice. To sum up rice with one word, it can be conceptualized as the crop of controversies. As a matter of fact, it is too difficult to find any other crop that accommodates collaboration and conflict of interest and also the bureaucratic control in the cultivation of rice and free market economy in the sale of rice at the same time.

Geographical locationEconomic historyRice+4
Okan Ceylan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de tarımsal kooperatiflerin toplumsal değişmeye etkileri (Eskişehir ili tarım kredi kooperatifleri üzerinde bir uygulama)

ÖZET Bu çalışmanın amacı karşılıklı yardım, dayanışma ve gönüllülük esasına göre kurulan kooperatif organizasyonlardan Tarımsal Koopera tiflerin Türkiye'de belli bir bölge ele alınarak o bölgede toplumsal değişme üzerine etkilerini incelemek olmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Her bölüm de kendi arasında kısımlara ayrılmıştır. Birinci Bölümde, kooperatif çilik konusu ana hatlarıyla ele alınarak Tarımsal Kooperatiflerin Kooperatifçilikteki Yerine ve Türkiye'deki Duruma değinilmektedir. Bunun için bölümün birinci kısmında kooperatif çilik kavramı, tarımsal kooperatiflerin ilkeleri ve türleri üzerinde durulmuştur. İkinci kısmında ise Türkiye'de tarımsal kooperatifçilik konusu işlenmektedir. Bu kısımda Türkiye'de tarımsal kooperatifçiliğin gereği, t emelleri, tarihsel gelişimi ve türleri ele alınmaktadır. İkinci Bölümde, toplumsal değişme ve tarımsal kooperatiflerin toplumsal değişmedeki yeri üzerinde durulmuştur. Bu bölüm çalışmanın teorik esasını oluşturmaktadır. Sözkonusu bölümün birinci kısmında top lumsal değişmenin tanımı, niteliği, nedenleri ve değişmeyi açıklayan mo deller belirtilmektedir. Aynı bölümün İkinci Kısmında ise tarımsal koo peratiflerin toplumsal değişmedeki yeri üzerinde durulmaktadır. Burada, tarımsal üretim yapısının farklılaşmasına neden olacak sosyo-ekonomik koşulların sağlanmasında kooperatiflerden yararlanma olanakları, toplumsal hareketlilikte., gizli kalmış önderlerin ortaya çıkarılmasında, aile biçimi ve aile ilişkilerinin farklılaşmasında kooperatiflerin etkileri belirtil mektedir.-2- Üçüncü Bölümde, Tarımsal Kooperatiflerin Türkiye'de Toplumsal Değişmeye etkileri konusunda Eskişehir İli Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinde yapılan, uygulama yer almaktadır. Bu bölümün Birinci Kısmında, uygulanan anket sonucu tespit edilen istatistiki bilgilere göre Bölgedek tarım kredi kooperatiflerinin durumu gösterilmektedir. İkinci kısmında ise elde edilen verilere dayanarak bölgedeki Tarım Kredi Kooperatifle rinin bölgede toplumsal değişmeye etkileri incelenmektedir., Sonuç sayfasında, üç bölümün kısaca özeti yapılarak elde edilen sonuçlara dayalı önerilen yer almaktadır.

KooperatiflerKooperatifçilikTarım ekonomisi+1
Yılmaz Ülper
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1984
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım sektörü potansiyeli: Aydın ili örneği

Günümüzde insan hayatı için en önemli taleplerden olan besin ihtiyacı ve besin ihtiyacının vazgeçilmez parçası olan temiz gıda sorunu giderek artmaktadır. Bununla beraber, üretimin her safhasında temiz çevre bilinci vazgeçilmez bir unsurdur. Bu yüzdendir ki organik gıda ürünlerine olan talep son yıllarda giderek artmaktadır. Organik tarım, dünyanın her yerinde tarım sektörünün bir kolu olarak değişen ve ilerleyen bir yere sahiptir. Organik tarım, temiz çevre sağlıklı gıda anlayışı çerçevesine tarımsal teknolojinin işlendiği tarımsal bir süreçtir. Dünyada artan nüfus ve buna bağlı artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılama talebi beraberinde metrekareye düşen üretim miktarındaki artışı ve kirlenen bir dünya oluşumunu tetiklemiştir. Bu sebeple tarım üreticileri son zamanlarda teknolojik unsurların gelişimine paralel olarak gelişen organik tarım sektörüne odaklanmıştır. Organik tarım dünyanın her yerinde gelişen ve değişen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye, geniş ve temiz tarımsal girdileri ile organik tarımda gelişime açık ve dünyanın organik tarım sektöründe önde gelen ülkelerinden biridir. Türkiye geniş ve verimli tarım toprakları ve temiz su kaynakları olan bir ülkedir. Sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin devamını sağlamak gelecek nesillere temiz çevre ve sağlıklı gıda bırakmak için sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin temiz ve bilinçli üretilmesine bağlıdır. Her bireye sağlıklı gıda temiz çevre anlayışı ile organik tarımın geliştirilmesi ve genişletilmesi dünyanın her ülkesi ve bireyi için fayda sağlayacaktır. Türkiye'nin batı bölgesinde bulunan Aydın ili, Herodot'un söylediği rivayet edilen ''Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü'' sözü gerek iklimi gerek bölgesel konumu açısından Aydın ilinin dünyanın en verimli yerlerinden biri olduğunu göstermektedir. Aydın ilinde organik tarımın varlığı Türkiye tarımının gelişim odağında lokomotif görevi görmektedir. Nitekim dünyada ve ülkemizde olduğu gibi Aydın ilinde de organik tarım girdi ve çıktılarında artış yaşanmıştır. Günümüzde tarımda gelişen teknolojilere bağlı olarak organik tarımın bütün canlı hayatı için sürdürülebilmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de organik tarımın genel durumu ardından Aydın ili için organik tarım potansiyeli incelenmiştir. Aydın ilinde organik tarımın betimsel görüntüsü belirlenmek istenmiştir. Bu nedenle bu çalışmanın, organik tarım sektörünün geleceğe bakışı açısından bir bilinç kalitesini oluşturması beklenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda organik tarıma ait gerçekçi veriler toplanmış excel programında sabit ve değişir endeks hesaplamaları ardından trend analizi yapılmış ve en son swot analizi yöntemi kullanılmıştır.

AydınOrganik tarımTarım+3
Ömer Faruk İpek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ili tarımsal üretiminin bölgesel ve ulusal ekonomiye katkısı: Tüketici görüşleri çerçevesinde bir değerlendirme

Tarım sektörü geçmişten bugüne tüm toplumlar için yaşamsal bir öneme sahip olan bir ekonomik faaliyet alanıdır. Gelişen bir ülke konumunda olan Türkiye'de tarım sektörü gıda talebini karşılamada taşıdığı önemin yanında istihdam, ihracat, sanayi sektörüne girdi oluşturma gibi noktalarda bölgesel ve ulusal ekonomik katkılar sunan bir sektör olarak kabul edilmektedir. Araştırmanın odağını oluşturan ve ekonomisi yoğunluklu olarak tarımsal üretime dayalı olan Aydın iliyse özellikle incir, kestane ve zeytin-zeytinyağı gibi ürünleriyle öncü illerden biridir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye ekonomisinde tarımın önemine odaklanarak, Aydın ili bağlamında tarımsal üretim verileri ve yöresel ürünlere ilişkin tüketicilerin algıları ışığında ekonomik değerlendirmeler yapmak ve ilin bölgesel ve makro ekonomik gelişmeye katkı potansiyeline ilişkin çıkarımlar yapmaktır. Ayrıca tüketicilerin demografik özelliklerinin yöresel tarım ürünlerinin ekonomiye katkısına yönelik algılarında etkili olup olmadığının tespit edilmesi araştırmanın diğer bir amacını oluşturmuştur. Araştırmada istatistiksel veriler Aydın İl Tarım Orman Müdürlüğü, Aydın Valiliği, Türkiye İstatistik Kurumu raporlarına dayandırılmıştır. Bunun yanında tüketicilerin yöresel tarım ürünlerinin ekonomik katkısına ilişkin algılarını tespit etmek üzere birincil verilere başvurulmuştur. Nicel araştırma yöntemine dayalı bu kesitsel tarama kapsamında, Altuntaş (2016) tarafından geliştirilen ölçek ifadelerinden yararlanılarak online anket formları vasıtasıyla verilere erişilmiştir. Bu çerçevede kolayda örnekleme yoluyla belirlenen ve Aydın ilinin tarımsal ürünlerini tüketen 18 yaş ve üzeri 421 katılımcının yanıtları araştırmanın verilerini oluşturmuştur. Araştırmanın bulguları, tüketicilerin yöresel tarım ürünlerinin bölge ekonomisine, tanıtımına ve gelişimine katkı sağladığına ilişkin önemli bir algıya sahip olduklarını göstermiştir. Diğer yandan, katılımcıların yöresel ürünlerin ekonomik gelişme, bölge turizmi, ekonomisi, bölgedeki istihdam sorununun çözümü, ihracat artışı gibi çeşitli noktalarda olumlu katkılar sunduğuna yönelik algılar gösterdiğini söylemek mümkündür. Ele alınan demografik değişkenlerden bazıları anlamlı istatistiksel farklılıklar sergilemiştir. Elde edilen sonuçlar, Aydın ilinin tarımsal ürünlerinin hem bölgesel hem makro ekonomik açıdan önemli ekonomik katkı sunduğu ve gelecek dönemlerde daha fazla sunma potansiyelini gösterdiğini ortaya koymuştur.

AydınCoğrafi işaretlerEkonomi+6
Büşra İpek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde tarımsal örgütlenme modelleri

Avrupa Birliğinde ve Türkiye'de Tarımsal Organizasyonlar tezimin konusu, Sosyal Bilimlerde bilimsel disiplin ışığı altında organizasyonun anlamını tanımlamak ve Türkiye'deki tarımsal organizasyonlar ile birlikte Avrupa Birliği ülkelerindeki tarımsal örgüt modellerine kısa bir bakış yapmaktır.Bu yolla, araştırmacılar ve karar vericiler, Türkiye'de ve ABD'deki tarımsal yapıları kıyaslayabileceklerdir. Çalışmanın ışığında öncelikle tarımsal alandaki sorunlar tespit edilerek, tezin sonucunda bunlara çözüm önerileri sunulacaktır.Tarım sektörü, nüfusun yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak, endüstriye hammadde sağlamak, nüfusun bir kısmını istihdam etmek gibi nedenlerle bir ülkenin ekonomisinde anahtar sektör rolündedir. Ekonomik bir sektör olarak tarım sektörünün etkinliği ve üretkenliğini artırmak, tarımsal organizasyonların makro ekonomi üstündeki etkinliğine bağlıdır.Diğer tarafları tarımsal örgütler kırsal kalkınma üzerinde de doğrudan katkıya sahiptir. Türkiye'deki tarımsal organizasyonların sayıları ve nüfusa oranla üretici kesimin bunların ortaklığı, AB üyesi ülkelere yaklaşmaktadır. Fakat Türkiye'deki bu organizasyonlar, koordinasyon eksikliği ve organizasyon bozukluğu gerekçeleri ile Avrupa'daki benzerleri kadar etkin değildir. Bu çalışma ?Türkiye'deki tarımsal örgütlerin Avrupa Birliği'ndeki örgütlerle neden eşdeğer olmadığı? sorusuna cevap bulmayı amaçlamaktadır. Düşünüldüğü gibi, bu çalışmada tespit ve tavsiyeler bulunmaktadır. Bu çalışmada tarihsel araştırma metodu ve tanımlayıcı araştırma metodu kullanılmıştır.

TarımTarım ekonomisiTarım kooperatifleri+5
Ali İlker Karlık
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
30

Related subjects