Tarla bitkileri
Bu konu başlığı altında 77 tez
Kanola (Brassica napus L.) bitkisinin beslenme ve bazı ağır metal içeriklerinin araştırılması: Süleymanpaşa ilçesi örneği
Birim alandan en yüksek verimi almak için konvansiyonel tarım yapılmaktadır. Bilinçsiz gübreleme ile birlikte kirlilik gibi çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu durum tarım alanlarının değerlendirilmesinin yapılıp doğru gübre uygulamaları ile aşılabilir. Sürdürülebilir tarım için sürdürülebilir toprak verimliliği sağlanmalıdır. Bu çalışma Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesinde yetiştirilen Kanola bitkisinin beslenme ve bazı ağır metal içeriklerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma amacı doğrultusunda Süleymanpaşa ilçesinin 20 mahallesinden toprak ve bitki numuneleri alınarak analiz edilmiştir. Toprak ve bitki numunelerine ait analiz sonuçları referans değerler ile karşılaştırılarak incelenen Kanola alanlarının beslenme ve bazı ağır metal içerikleri tespit edilerek jeoistatistiksel modelleme ile haritaları çıkarılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, kanola ekim alanlarından alınan bitki numunelerinin Azot, Fosfor, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, Bakır, Mangan, Çinko, Bor, Nikel, Alüminyum değerleri sırasıyla %3,67-%7,31; %0,21-%1,23: %1,92-%2,72; %1,53-%4,78; %0,22-%0,51; 279,50 mgkg-1-1161,50 mgkg-1; 42,00 mgkg-1-54,25 mgkg-1; 241,00 mgkg-1-447,75 mgkg-1; 40,25 mgkg-1-71,75 mgkg-1; 46,00 mgkg-1-140,50 mgkg-1; 3,49 mgkg-1-16,40 mgkg-1; 129,25 mgkg-1-781,00 mgkg-1arasında bulunmuştur. Bu değerlerin %30'unda P, %100'ünde K eksikliği görüldüğü belirlenmiştir. Makro bitki besin elementleri değerlendirildiğinde %90 oranında N, %15'inde P, %25'inde Ca yüksek düzeyde, mikro bitki besin elementleri değerlendirildiğinde %100'ünde Fe ve Cu, %95'ünde Mn, %65'inde Zn toksik. %80'inde ise B'nin toksik düzeyde olduğu tespit edilmiştir. %10'unda N, %55'inde P, %75'inde Ca, %100'ünde Mg, %5'inde Mn, %20'inde B, %35'inde Zn yeterli düzeyde sahip olduğu tespit edilmiştir. Ağır metallerden nikelin %75 oranında toksik olduğu tespit edilmiştir. Kanola tarlalarından alınan toprak örneklerinin bazı toprak özelikleri sırasıyla tekstür sınıfı tın, killi tın, kumlu killi tın olarak değişmektedir. Buna göre toprakların %35'i tın, %50'si killi tın %15'i ise kumlu killi tın tekstür sınıfındadır. pH 4,76-7,79 arasında olup %10'u orta asit, %15'i hafif asit, %20'si nötr, %55'i ise hafif alkalin karakterlidir. EC % 0,01 - %0,06 arasında olup toprakların %100'ü tuzsuzdur. Organik madde %0,88 - %2,55 arasında olup toprakların %5'i çok az, %70'i az %25'i ise orta derecede organik maddeye sahiptir. Kireç eseri - %20,64 arasında olup toprakların %35 kireçsiz, %30'u kireçli, %30'u orta kireçli, %5'i ise fazla kireçlidir. Bu değerlerin %60'ınde N, %15'inde Mg noksanlığı görülmektedir. Makro besin elementleri değerlendirildiğinde %55'inde P, %15'inde K, %75'inde Ca fazla düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte %40'ında N, %25'inde Ca, %85'inde Mg orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Makro elementlerden fosfor ve potasyum; %45'inde P, %85'inde K yeterli düzeyde olduğu ortaya konulmuştur. Bu veriler sonucunda, Süleymanpaşa İlçesi'nde yapılan kanola tarımında öncelikli olarak potasyumlu ve fosforlu gübrelemeye önem verilmelidir.
Batman ekolojik koşullarında farklı mercimek çeşitlerinin verim ve adaptasyon özellikleri üzerinde araştırma
Araştırma, Batman ekolojik koşullarında kışlık olarak yetişebilecek mercimek çeşitleri ile bunların önemli tarımsal ve bitkisel özelliklerini belirlemek amacıyla 2019 yılı yetiştirme sezonunda Batman ili merkeze bağlı Binatlı köyünde yürütülmüştür. Çalışma tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrür olarak tasarlanmış ve denemede tescil edilmiş olan 12 adet mercimek çeşidi (Altıntoprak, Çağıl, Çiftçi, Emre-20, Fırat-87, Kafkas, Özbek, Sazak, Seyran-96, Şakar, Tigris ve Yerli Kırmızı) kullanılmıştır. Çalışmada fenolojik olarak; çıkış süresi 23-35.0 gün, çiçeklenme süresi 111.0-121.67 gün, bakla bağlama süresi 116.0-135.67 gün, olgunlaşma süresi 155.0-165.0 gün aralığında tespit edilmiştir. Verim ve verim ögeleri olarak; bitki boyu 30.20-39.77 cm, ilk bakla yüksekliği 12.27-18.90 cm, birincil dal sayısı 1.67-2.33 adet, ikincil dal sayısı 0.23-1.07 adet, bitkide bakla sayısı 12.07-28.07 adet, bitkide tane sayısı 20.12-47.28 adet, baklada tane sayısı 1.52-1.82 adet, biyolojik verim 212.22-395.22 kg/da, tane verimi, 49.78-173.33 kg/da, 1000 tane ağırlığı 25.93-43.60 g ve hasat indeksi %22.68-46.76 arasında değişkenlik göstermiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, Batman ekolojik koşullarına adaptasyon ve tane verimi açısından Tigris ve Özbek çeşitlerinin ön plana çıktığı tespit edilmiştir.
Comparison of grain yield with some quality characteristics of wheat at autumn and spring sowing in arid conditions
The research was conducted with aim to compare of yield and some quality characteristics of wheat that sown as autumn (timely and late sowing) and spring in Isparta conditions during 2017-18 growing season. The experiment was set up as randomized complete block design with a split-plot design with three replications where sowing dates were in the main plots while the wheat cultivars were in subplots. Koç-2015, Seki, Ziyabey, Meta and Tosunbey bread wheat cultivars with alternative characters were used. Differences among all the examined characteristics (except for grain yield) in autumn sowings (timely and late sowing) weren't statistically significant. Yield and yield characteristics obtained from autumn sowings were higher than spring sowing. However, protein and fresh gluten content from spring sowing were higher than spring autumn. The highest grain yield was determined in autumn timely sowing (300.1 kg da-1), it was followed by autumn late sowing (261.7 kg da-1) and the lowest grain yield was obtained from spring sowing (234.1 kg da-1). Compare to cultivars, grain yield varied between 246.7 kg da-1 (Tosunbey) and 286.5 kg da-1 (Meta). As a result, it was advised to autumn timely sowing and Meta and Ziyabey cultivar as autumn sowing, and Meta, Koç-2015 and Ziyabey as spring sowing because of their higher grain yield and in the Isparta conditions.
NRAMP ve ZIP genlerinin Brassicaceae'de in silico analizi ve Brassica rapa ile Brassica juncea'da çinko yanıtlı gen ekspresyonu
Çinko (Zn), bitkilerde elzem ancak yüksek dozlarda toksik bir elementtir. Dünya genelinde ve Türkiye'de Zn eksikliği yaygın bir sorun iken, bazı bölgelerde tarımsal kirlilikten kaynaklanan Zn toksisitesi de önemli bir risk oluşturmaktadır. Bu tezde, Brassica juncea (S-9) ve Brassica rapa türlerinde Zn stresine verilen yanıt, deneysel ve in silico yaklaşımlar birleştirilerek çok katmanlı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın odağında Zn ile ilişkili taşıyıcı gen aileleri NRAMP ve ZIP yer almış, bu ailelerin in silico karakterizasyonu ile NRAMP4 ve ZIP4 genlerinin farklı Zn düzeylerine karşı organa ve türe özgü ifade dinamiklerinin qRT-PCR ile çözülmesi hedeflenmiştir. Fideler vermikülitte 45 gün boyunca 3 tekrarlı olarak yetiştirilmiş; deney sonunda ICP-OES ile kök ve yapraklarda Zn birikimi, morfolojik gözlemler ve qRT-PCR ile NRAMP4 ve ZIP4'ün ifade profilleri değerlendirilmiştir. Fizyolojik bulgular düşük-orta Zn dozlarında canlılığın korunduğunu, yüksek dozlarda (500–1000 µM) toksisite belirtilerinin ortaya çıktığını göstermiştir. ICP-OES analizinde Zn birikiminin doza bağlı olarak arttığı, B. juncea'nın kökte, B. rapa'nın ise yaprakta daha yüksek akümülasyon eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. qRT-PCR sonuçlarında NRAMP4 ifadesi B. juncea'da köklerde orta Zn düzeylerinde artış göstermiş, B. rapa'da ise yapraklarda güçlü ve doza bağlı bir indüksiyon ile 1000 µM'de ~7 kat artışa ulaşmıştır. ZIP4 ifadesi B. juncea köklerinde sınırlı, B. rapa yapraklarında ise 500–1000 µM'de 10–27 kat artış göstermiştir. İn silico analizlerde NRAMP ve ZIP/IRT ailelerine ait filogenetik ağaçlarda yüksek bootstrap destekleri elde edilmiş; BLAST sonuçları güvenilir ortolog eşleşmeler sağlamış, Brassicaceae familyasından Arabidopsis temelli qRT-PCR primer setleri tasarlanmış ve 3B modellemelerle transmembran topolojiler görselleştirilmiştir. Sonuç olarak, tez Zn stresi koşullarında organ-doz-tür etkileşimini, NRAMP4-ZIP4 eksenindeki ifade dinamiklerini ve NRAMP/ZIP gen ailelerinin in silico portresini birleştirerek Brassica türlerinde Zn homeostazına ilişkin güçlü bir çerçeve sunmakta; Zn eksikliği ve toksisitesine yönelik biyoteknolojik ve fitoremediasyon uygulamaları açısından aday genler sağlamaktadır.
Farklı gübre uygulamalarının anasonda (Pimpinella anisum L.) verim ve kaliteye etkileri
Bu çalışma 2022 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme tarlasında yapılmıştır. Eskişehir koşullarında kuru şartlarda pestisit uygulamasız olarak yetiştirilen anason bitkisinin morfolojik ve verim kriterlerine, kontrol uygulaması ile birlikte farklı organik ve inorganik gübrelerin (kompoze, solucan gübresi, yarasa gübresi, bakteri uygulaması, micro ve forceful ticari organik sıvı gübreleri) belirlenen karakterler üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Yapılan çalışmada bitki boyu, şemsiyecik sayısı ve uçucu yağ oranı karakterlerinde istatistiki anlamda bir farklılık bulunmamıştır. Şemsiye sayısı, bitki başına tohum sayısı, dekara tohum verimi ve bin tane ağırlığında %5 düzeyinde istatistiki anlamda önemli bulunmuştur. En yüksek şemsiye sayısı (13,93 adet), bitki başına tohum verimi (1,17 g/bitki), dekara tohum verimi (46,8 kg/da) ve bin tane ağırlığı (3,43 g) micro organik sıvı gübresinden elde edilmiştir. En düşük şemsiye sayısı (8,76 adet) kompoze uygulamasından, en düşük bitki başına tohum verimi (0,47 g/bitki) ve en düşük dekara tohum verimi (19,07 kg/da) solucan gübresi uygulamasından, en düşük bin tane ağırlığı (2,77 g) ise kontrolden elde edilmiştir.
Farklı solucan gübresi dozlarının şeker pancarının ( beta vulgaris saccharifera) verim ve kalıte özellikleri üzerine etkisi
Şeker pancarı kültüre alındığı ilk zamandan itibaren ülkemizin tarım ve sanayisi açısından önemli dönüm noktası haline gelmiştir. Ülkemiz içinde bulunduğu coğrafya itibariyle iklim ve bitki örtüsü açısından oldukça zengin olup, şeker pancarı üretimi ülkemizde oldukça geniş alana yayılmıştır. Bu çalışmanın amacı, şeker pancarı (Beta vulgaris saccharifera) üretiminde Türkiye'de önemli iller arasında yer alan Eskişehir ilinde şeker pancarı yetiştiriciliğinde kimyasal gübreleme ile beraber yapılacak farklı dozlarda vermikompost uygulamalarının şeker pancarı verim ve kalite özellikleri üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışma Nisan 2024- Aralık 2024 ayları arasında Eskişehir ili, İnönü İlçesi'nde bulunan arazi denemesi, üç tekrar içerecek şekilde tesadüfi bloklar deneme düzenine göre gerçekleştirilmiştir. Deneme kapsamında şeker pancarı yetiştiriciliği için uygulanan kimyasal gübrelemeye ek olarak artan dozlarda vermikompost (0,250,500,750,1000,1250 kg/da) uygulamaları yapılmıştır. Yürütülen bu araştırmada tek bitki kök-gövde verimi, kök verimi, şeker oranı ve şeker verimi incelenmiştir. Sonuç olarak farklı solucan gübresi dozlarının şeker pancarı bitkisinde verim ve kalite özellikleri üzerine etkisinin araştırıldığı bu tez kapsamında tek bitki kök-gövde verimi, kök verimi, şeker oranı ve şeker verimi üzerine solucan gübresi dozları arasında istatiksel olarak fark olmadığı tespit edilmiştir.
Melisa (Melissa officinalis L.) genotiplerinin in vitro ve in vivo koşullarda tuz stresine yanıtlarının belirlenmesi.
Bu çalışma, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü ve Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Doku Kültürü ve Biyoteknoloji laboratuarlarında 2011-2012 yıllarında yürütülmüştür. Denemde, Kazdağı florasından toplanan Melissa officinalis altissima, Çanakkale yöresinde yetiştirilen yerel hat Melissa officinalis L. ve İtalyan kökenli hat Melissa officinalis L. olmak üzere üç melisa (oğulotu) genotipi kullanılmıştır. Araştırmada, melisa bitkisinin (Melissa officinalis L.) in vitro ve in vivo koşullarda tuz stresine yanıtlarını ve iki yetiştirme ortamında ölçülen karakterler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak, steril in vitro bitkilerden elde edilen aksiller sürgünler kullanılarak, melisa genotiplerinin farklı yoğunluklarda NaCl eklenmiş MS besi ortamlarına yanıtları incelenmiştir. Bu in vitro denemesinde tuz yoğunluğunun artışı ile ölçülen tüm karakterlerde azalma görülmüştür. Örneğin, bitki boyu, en yüksek tuz uygulamasında (%1,00), kontrole göre %13 olmuştur. Ayrıca tuzluluğa verdikleri yanıt bakımından genotipler arasında önemli farklılık belirlenmiştir. İn vitro koşullarda yapılan korelasyon analizinde, ölçülen bütün karakterlerin yüksek ve önemli düzeyde birbiriyle ilişkili olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada ise, in vitro koşullarda çoğaltılan bitkiler in vivo koşullara aktarılarak, burada uygulanan tuz yoğunluklarına yanıtları incelenmiştir. Burada kontrol grubuna göre %0,4 tuz yoğunluğunda bitki yaş ağırlığı %66'ya düşmüştür. Bitki bünyesindeki iyon dengesine bakıldığında, tuz uygulaması ile bazı mineral maddelerin miktarında artış, bazılarında azalma görülmüştür. Tuzun etkisi ile protein miktarında azalma, toplam fenolik madde miktarında artış belirlenmiştir. İn vitro ve in vivo koşulların karşılaştırılması amacıyla yapılan korelasyon analizinde, in vitro bitki boyu ile in vivo bitki bünyesindeki sodyum miktarı (-0,712) arasında negatif yönlü önemli bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu önemli korelasyonlar melisada in vitro tuzluluk testleri, in vivo koşullar öncesi, genotiplerin yanıtları hakkında bazı bilgiler vereceği belirlenmiştir.
Çukurova koşullarında kış döneminde yetiştirilebilecek tahılların otlatılma olanakları üzerinde araştırmalar
Bu çalışma; Çukurova kıraç koşullarında arpa ve buğdayın kardeşlenme döneminde koyun ile otlatılabilme olanaklarını ve hangi otlatma düzeyinin uygun olduğunu saptamak, aynı zamanda otlatma sonrası dane verimindeki değişim ile bu iki tahıl cinsinin iki yönlü kullanım uygunluğunun karşılaştırılması amacıyla 1995-1996 kış dönemlerinde yürütülmüştür. Deneme Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 3 tekrarlamak olarak düzenlenmiştir. Tahıl cinsleri (Arpa ve Buğday) ana parselleri oluştururken, 4 farklı otlatma düzeyi (0, 10, 15, 20 Koyun/da) alt parsel olarak ele alınmıştır. Araştırmada alt parsel büyüklüğü 200 m2 olarak düzenlenmiştir. Kardeşlenme döneminde arpa ve buğdayda Kontrol, 10, 15, 20 Koyun/da olmak üzere 7 gün sureyle otlatma yapılmış, otlatma sonrası iki yıllık ortalamalara göre arpadan 268.1 kg/da, buğdaydan ise 301.9 kg/da dane verimi elde edilmiştir. Artan otlatma baskısı düzeylerine paralel olarak kontrole göre heriki tahıl cinsinde de dane veriminde düşüşler saptanmıştır. Ancak buğday verimindeki azalış arpaya oranla daha belirgin ortaya çıkmıştır. İki tahıl cinsinin iki yıllık ortalama dane verimleri otlatma baskısı düzeylerine (0, 10, 15, 20 Koyun/da/gün) bağlı olarak sırasıyla 338.5 kg/da, 285.7 kg/da, 265.4 kg/d, 250.4 kg/da şeklinde gerçekleşmiştir. Dane verimini etkileyen karakterlerden başak uzunluğu, başak başına fertil başakçık sayısı ve hasat indeksi üzerinde otlatmanın olumsuz etkisi pek belirgin olmamakla beraber başakta dane ağırlığı, 1000 dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve topraküstü bitkisel kitle verimi gibi değerlerde düşüşlere neden olmuştur. Dane verimindeki otlatma etkisiyle ortaya çıkan düşüşler, arpada buğdaya göre daha az olsa da buğday, veriminin ve pazar değerinin daha yüksek olmasıyla otlatma için daha uygun gözükmektedir. Otlatma baskısı düzeylerinden 10 koyun/da/gün bu araştırma sonucuna göre kontrole en yakın dane ürünü sağlaması ile önerilebilirse de diğer seçenekler de otlatma hızında yapılabilecek düzenlemelerle veya ekonomik değerlendirmelere bağlı olarak tercih edilebilir. Bu şekildeki uygulamalarda kullanılmak üzere uygun çeşitlerin araştırılması veya geliştirilmesi amacıyla veya tohumluk miktarı ve/veya gübrelemede yapılacak değişikliklerle verim kaybının azaltılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Güneydoğu Anadolu kaynaklı bazı yerel makarnalık buğday çeşitlerinin azot kullanım etkinliği yönünden karşılaştırılması
Makarnalık buğdayda (Triticum turgidum L. var. durum) azot alımı ve bunun (ianedeki paymı ifede eden azot hasat indeksi (NHI), azot kullanım etkinliğini belirleyen önemli bileşenlerdir. Yerel çeşitler bu yönden gen kaynağı olarak kullanılabilir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yedi yerel çeşidi ile beş ıslah genotipi ele ahnarak Balçak (Adana) koşullarında 1993/94, 1994/95 ve 1995/% yetiştirme mevsiminde, dört azot uygulamasında (karınlanma öncesi SO ve 160 kg N ha~l ve çiçeklenmede 0 ve 60 kg N ha-1 takviyesi) azot kullanım etkinliği yönünden incelenmiştir. Azot kullanma etkinliği yönünden ilk yıl dikkat çeken farklılıklar saptanmamıştır, ikinci ve üçüncü yıllarda ise bitki tarafından alınmış olan toplam azot miktarı ve danedeki azot miktarı, erkenci, kısa boylu ve yüksek verimli ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek olmuş; azot arttıkça farklar da artmıştır. Benzer şekilde NHI değerleri de ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek bulunmuştur. Artan azot miktarı ile NHI azalmış; çiçeklenmede azot takviyesi ise, özellikle daha önceki dönemlerde azot miktarının düşük tutulduğu koşullarda NHTyi artırmıştır. Anahtar Kelimeler : Makarnalık buğday, biyolojik verim, dane verimi, azot alımı, Azot Hasat İndeksi
Çukurova koşullarında hibrit cin mısırları (zea mays evarta sturt.)'nın yetiştirilme olanakları üzerine bir araştırma
Bu çalışma; tek melez cin mısın genotiplerinin verim ve diğer bazı özelliklerini belirlemek amacıyla 1997-98 vejetasyon döneminde Çukurova koşullarında yapılmıştır. Araştırmada bitki materyali olarak toplam 30 genotip kullanılmıştır. Deneme "Tesadüf Blokları Deneme Deseninde" 3 tekrarlaman olarak kurulmuştur. Ekim, sıra arası 70, sıra üzeri 20 cm olacak şekilde elle yapılmıştır. Denemede, bütün parsellere saf 6 kg/da P2O5 ve 20 kg/da N hesabıyla gübre verilmiştir. Fosforlu gübrenin tamamı ekimle birlikte, azotlu gübrenin ise % 50'si ekimle birlikte, % 50'si de bitkiler 40-50 cm'ye ulaştıktan zaman verilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen ortalama değerlere göre genotiplerin, tepe püskülü çıkarma süresi, 1. üründe 51.3-61. 7 gün, 2. üründe 45.0-51.7 gün; bitki boylan 1. üründe 143.5-183.2 cm, 2. üründe 149.5-192.5 cm; koçan boyu 1. üründe 13.3-16.8 cm; 2. üründe 13.1-16.1 cm; koçan çaplan 1. üründe 2.7-2.9 mm, 2. üründe 2.8-3.3 mm; koçanda tane sayısı 1. üründe 387-561 adet, 2. üründe 390 -541 adet; tek koçan verimleri 1. üründe 42.8-64.0, 2. üründe 64.0-107.7 g; bin tane ağırlıklan 1. üründe 104.2-135.8, 2. üründe 186.7- 208.3 g ; tane verimleri 1. üründe 96-587 kg/da, 2. üründe 386-638 kg/da arasında değişmiştir. Anahtar Kelimeler : Mısır, Cin Mısın, Tek Melez, Genotip
Türkiye'de seçilmiş tarla bitkilerinin arz duyarlılıkları
oz DOKTORA TEZİ TÜRKİYE'DE SEÇİLMİŞ TARLA BİTKİLERİNİN ARZ DUYARLILIKLARI Tuna ALEMDAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Yıl: 2003, Sayfa:81 Jüri : Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR : Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL Yrd. Doç. Dr. Turan BİNİCİ Bu çalışmada Türkiye'de yetiştirilen bazı önemli tarla ürünlerinin arz duyarlılıkları incelenmiştir. Çalışmada ekiliş alam bağımlı değişken olarak alınmıştır. Açıklayıcı değişkenler olarak ise ümit edilen fiyat, gayri safi üretim değeri, rakip ve tamamlayıcı ürünlerle ilgili ekonomik değişkenler kullanılmıştır. Çalışmada ele alman tüm ürünlerin genelde ekonomik değişkenlere özelde ise gayri safi üretim değerine karşı duyarlı olduğu gözlenmiştir. Pazar için üretimi yapılan pamuk, kuru soğan, ihracatı yapılan mercimek, nohut gibi ürünlerin arz duyarlılıkları buğday, arpa, susam gibi geçimlik tarım yapılan ürünlerin arz duyarlılıklarından yüksek bulunmuştur. Pazar için üretilen patatesin arz duyarlılığı ise geçimlik tarım yapılan buğday ve arpanın duyarlılığından düşük bulunmuştur. Bu durum patatesin özel toprak istekleri ile pazarlama sorunlarına bağlanmıştır. Esneklikler genelde düşüktür. Bu durum tarımsal üretimin yapısının sadece fiyat politikaları ile değiştirilemeyeceğini göstermektedir. Bu nedenle tarımsal karar mercileri ileride fiyat politikalarının yam sıra fiyat dışı tedbirlere daha fazla ağırlık vermelidirler. Araştırma yatırımları, yüksek verimli türler, sulama gibi verim arttırıcı tedbirler ve kredi temininde kolaylık sağlanması gibi konular üzerinde durulmalıdır. Anahtar Kelimeler: arz duyarlılığı, fiyat analizleri
The Effects of genotype, medium and growth conditions of donor plants on the haploid production from anthers of durum wheat (triticum turgidum L.) and cytological analyses of regenerants
ABSTRACT PHJD.THESIS THE EFFECTS OF GENOTYPE, MEDIUM AND GROWTH CONDITION OF DONOR PLANTS ON THE HAPLOID PRODUCTION FROM ANTHERS OF DURUM WHEAT (Triticum targidum L.) AND CYTOLOGICAL ANALYSES OF REGENERANTS Münevver DO?RAMACI-ALTUNTEPE DEPARTMENT OF FIELD CROPS INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Advisers: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Yean 2000, Page, 135 Jury: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Jury: Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Jury: Prof Dr. İbrahim GENÇ Jury: Prof. Dr. Ekrem KÜN Jury: Prof. Dr. Tacettin YA?BASANLAR Anther culture is being increasingly used in cereal crop improvement bom as a source of haploids and for inducing new genetic variation. In the present study, the androgenetic ability often cultivars of durum wheat {Triticum targidum L., In = Ax = 28; AABB) has been investigated, using three different growth conditions and four media. From a total of 86,400 anthers cultured, 324 plants were obtained: 248 green and 76 albino. Genotypes, growth conditions, and media significantly affected anther response and callus production; interactions were also significant Green plant regeneration was influenced significantly by genotype and growth condition, as well as by genotype * growth condition interactions. Albino plant regeneration was affected significantly only by growth condition. Regenerants showed gametoclonal/somaclonal variation. Differences in morphology, growth habit, adult plant height, spike size, and development of spikes at the first nodes were observed. Mitotic and meiotic chromosomes were studied by conventional staining and fluorescent genomic in situ hybridization techniques. Chromosome numbers of the regenerants ranged from 14 to 70. All 76 haploid plantlets (2/i = 2x = 14; AB) were albino. Some of the 28-chromosome regenerants also were albino. Chromosome number in the green plantlets ranged from 28 to 70. Chromosome number also varied in regenerants originating from the same callus. Both intergenomic and mtragenomic multivalents were recorded. An interesting feature was die preferential multiplication of B-genome chromosomes, which formed multivalents (trivalents, quadrivalents and hexavalents). We observed several chromosomal abnormalities, which seemed to increase with the level of polyploidy. Translocations, dicentric chromosomes, chromatid breaks and exchanges, and Robertsonian translocations involving the A- and B-genome chromosomes were observed. Chromosome breakages resulting in centric and acentric fragments, as well as telocentrics were also recorded. Chromosome multiplication and structural aberrations induced during culture may constitute the bases of gametoclonal and somaclonal variations. From the results of the study, it was concluded mat to standardize the anther culture technique for durum wheat new media formulations can be examined in future experiments using the successful cultivars for green plant regeneration from this study. Key words: Triticum turgidum, Anther culture, Genotype, Medium, Growth conditions of donor plants. -I
Çukurova koşullarında buğdayda azot kullanım etkinliğini artırma olanakları üzerinde bir araştırma
Buğday (Triticum aestivum L.)'da azotun bölünerek uygulanması ve bitki büyüme düzenleyicisi (BBD) kullanılması, azot kullanım etkinliğini iyileştirebilir. Azotun bölünerek uygulanmasının ve BBD uygulamasının etkileri 1998/99 yetiştirme mevsiminde Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme alanında araştırılmıştır. Uygulanan toplam 210 kg ha-1 azot miktarı, ekim, kardeşlenme ve sapakalkmada uygulanacak şekilde dört farklı uygulama (Na: 80, 80, 50; Nb: 30, 90, 90; Nc: 30, 110, 70; ND: 30, 70, 110 kg N ha"7da ele alınmıştır. BBD olarak da sapakalkma başlangıcında, Chlormequat-Chlorid-Ethephon (CCE)'nun iki dozu (Ro: CCE verilmemiş-kontrol, Rı: 3500 cc ha-1, R2: 5500 cc ha-1) uygulanmıştır. Azot uygulamaları arasında, dane protein içeriği dışında incelenen özellikler yönünden belirgin bir farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte BBD, dane protein içeriği dışında, incelenen özelliklerin çoğunluğunda önemli etkide bulunmuştur. BBD dane verimini, buna bağlı olarak da azot kullanım etkinliğini sırasıyla % 1 7 ve % 20 oranında yükseltmiştir. BBD'nin dane veriminde sağladığı artış, başakta dane sayısı artışı sonucunda başak dane veriminin artması ile gerçekleşmiştir. Başak dane sayısındaki artışın ise, sap büyümesinin erken dönemlerinde, madde dağılımının başak lehine gerçekleşmesi ile ilişki içerisinde olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Buğday, Azotun Bölünerek Uygulanması, Bitki Büyüme Düzenleyicisi, Azot Kullanım Etkinliği.
Çukurova koşullarında farklı buğdaygil yembitkilerinde biçim sıklığının bazı vejetatif ve generatif özelliklere etkisinin saptanması
Bu araştırma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında bulunan taban arazide, üç farklı buğdaygil yembitkisinde [yumrulu yem kanyaşı (Phalaris tuberosa L.), kılçıksız brom (Bromus inermis Leyss.), yüksek çayır yumağı (Festuca arundinacea Schreb.)], üç değişik biçim sıklığının (10, 20 ve 30 gün) bu bitki türlerinin bazı vejetatif ve generatif özelliklerine etkisinin saptanması amacıyla 2001 yılında yürütülmüştür. Araştırma sonucunda, en yüksek yeşil ot verimi (5794.68 kg/da), kuru ot verimi (1450.41 kg/da) ve ham protein oranı (% 23.71) ile kılçıksız bromdan elde edilmiştir. Yumrulu yem kanyaşında elde edilen değerler de (sırasıyla 5200.98 kg/da, 1215.08 kg/da, % 18.50) kılçıksız broma yakın bulunmuştur. Ancak yüksek çayır yumağında bu iki türe kıyasla daha düşük değerler (sırasıyla 2683.24 kg/da, 702.76 kg/da, % 15.80) elde edilmiştir. Yeşil ot ve kuru ot verimleri farklı biçim sıklıklarından istatistiksel olarak etkilenmezken, ham protein oranlan biçimler arasındaki sürenin uzamasıyla (10, 20 ve 30 gün) azalma (% 20.97, 19.45 ve 17.59) göstermiştir. Sonuç olarak, Çukurova koşullarında, kılçıksız brom öncelikli olmak üzere her üç türün de başarılı bir şekilde yetiştirilebileceği, biçimler arasındaki sürenin artmasıyla ham protein oranlarının düştüğü ancak sık biçimlerin fazla işgücü gerektirmesi dikkate alındığı taktirde 20 gün aralıklarla yapılan biçimlerin uygun olacağı sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Buğdaygil yembitkisi, biçim sıklığı, ot verimi, ham protein oranı
Kayseri'de doğal olarak bulunan ve boya olarak kullanılan bitkilerin kültüre alınma olanaklarının araştırılması
Bu araştırma, Kayseri'de doğal olarak bulunan ve boya olarak kullanılan bitkilerin kültüre alınma olanaklarının saptanması amacıyla 2000-2002 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında yürütülmüştür. Denemede kökboya (Rubia tinctorum L.), mahonya (Mahonia aquifolium Nutt.y), derici sumağı {Rhus coriaria L.), civanperçemi (A. biebersteinii Afan.^), karamuk (Berberis crataegina DC.j, boyacı papatyası {Chrysanthemum segatum L.) bitkileri kullanılmıştır. Araştırmada bitki boyu, dal sayısı, yaş kök verimi, kuru kök verimi, taze herba verimi, kuru herba verimi ve boyar madde oranı gibi özellikler incelenmiştir. Sonuçta; kökboya bitkisinde bitki boyu; 161 cm, dal sayısı; 10,3 adet/bitki, yaş kök verimi; 1053.7 kg/da, kuru kök verimi; 295 kg/da ve boyar madde oranı; %3, Mahonya bitkisinde bitki boyu; 49.6 cm, dal sayısı; 6 adet/bitki, yaş herba verimi; 48 g/bitki, kuru herba verimi; 26 g/bitki, boyar madde oranı; %2.6, Derici sumağı bitkisinde bitki boyu; 99.8 cm, dal sayısı; 4.3 adet/bitki, taze herba verimi; 2.18 kg/bitki, kuru herba verimi; 1.22 kg/da, boyar madde oranı %2.5, Civanperçemi bitkisinde bitki boyu; 13 cm, dal sayısı; 397.8 adet/bitki, taze herba verimi; 620.2 kg/da, kuru herba verimi; 195.7 kg/da, boyar madde oranı %1, Karamuk bitkisinde bitki boyu; 56.14 cm, dal sayısı; 8.7 adet/bitki, taze herba verimi; 263.5 kg/da, kuru herba verimi; 195.7 kg/da, boyar madde oranı; %2.6, Boyacı papatyasında bitki boyu; 73.6 cm, dal sayısı; 4.9 adet/bitki, taze herba verimi; 2.777 kg/da, kuru herba verimi; 1.222 kg/da, boyar madde oranı; %1.6 olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Berberis ctrataegina, Rubia tinctorium L., Rhus coriaria L., Chrysanthemum segatum L., Achillea biebersteinii, Mahonia aguifoliım
Pamuk bitkisinde (Gossypium hirsutum L. ) azot ve pix (mepiquat chloride) uygulamalarının lif, iplik ve tohum kalitesine etkileri üzerine bir araştırma
Bu çalışma, 2000 yılında, pamuk bitkisinde azot (12, 18 ve 24 kg/da) ve Pix uygulamalarının (kontrol, taraklanma başlangıcında 25 cc/da, taraklanma başlangıcından 15 gün sonra 35 cc/da, çiçeklenme başlangıcında 35 cc/da, çiçeklenme başlangıcından 15 gün sonra 35 cc/da) koza, lif, iplik ve tohum kalitesine etkilerini saptamak amacı ile bölünmüş parseller deneme deseninde, üç yinelemeli olarak yürütülmüştür. En yüksek çırçır randımanı 18 kg azot dozunda çiçeklerime başlangıcından 15 gün sonra 35 cc/da Pix uygulamasında elde edilmiştir. Azot dozlarının ve Pix uygulamalarının incelenen tüm lif kalite Özelliklerine etkisi görülmemiştir. Soğuk çimlenme oranında azot uygulamalarının etkisi görülmezken, çiçeklenme başlangıcında 35 cc/da Pix uygulaması en yüksek soğuk çimlenme oranını sağlamıştır. İplik esnekliğinin artan azot dozu ile artma eğiliminde olduğu, en yüksek iplik esnekliğinin çiçeklenme döneminde yapılan Pix uygulamalarında oluştuğu belirlenmiştir. Taraklanma dönemine oranla çiçeklenme döneminde yapılan Pix uygulamalarının iplik kopma dayanıklılığında önemli düzeyde artış sağladığı bulunmuştur. İplikte kusur olarak bilinen ince ve kalın yerler yönünden en yüksek 24 kg azot dozunda ve çiçeklenme döneminde yapılan Pix uygulamalarında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Azot gübrelemesi, Pix uygulaması, lif, iplik, tohum kalitesi.
Farklı dozlardaki Mg uygulamalarının pamuk bitkisinde verim ve kaliteye etkisi
Farklı dozlarda Mg uygulamasının, pamuk bitkisinde verim ve kaliteye olan etkisinin araştırıldığı bu çalışmada, Gossypium hirsutum L. türü içinde yer alan Çukuroval518 ve Laçhata pamuk çeşitleri ile Mg' un 4 farklı dozu materyal olarak alınmıştır. Denemeler, Tesadüf Blokları deneme desenine göre, 3 yinelemeli olarak kurulmuştur. Çalışmadan, uygulanan farklı Mg dozlarının, yapraklarda saptanan Mg miktarına, bitki boyuna, bitkideki koza sayışma, 100 tohum ağırlığına, şif oranına, meyve dalı sayısına ve kütlü pamuk verimine etkili olduğu; çeşitlerin, yapraklarda saptanan Mg miktarı, bitki boyu, bitki koza sayısı, şif oranı, lif inceliği, meyve dalı sayısı, lif kopma dayanıklılığı, lif uzunluğu, lif yeknesaklık indeksi ve kütlü pamuk verimi özellikleri yönünden birbirinden farklı olduğu; yapraklarda saptanan Mg miktarı yönünden çeşit x Mg interaksiyonunun önemli çıktığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Gossypium hirsutum L., Mg Dozları, Verim, Kalite
Çukurova koşullarında bazı bezelye (Pisum sativum L. ) çeşitlerinin tane verimi ve verimle ilgili özelliklerinin saptanması
Çukurova bölgesine uygun bazı bezelye çeşitlerinin tane verimi ve verimle ilgili özelliklerini saptamak amacıyla ele alman bu araştırma 2000-2001 yetiştirme döneminde 10 çeşit ile kıraç ve taban arazi koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamak olarak yürütülmüştür. Bu araştırma koşullarında Apeksina, Progress, Sprinter, Rondo, Bohatry ve Suriye Lokal seleksyon-1690 çeşitlerinin tane üretimi yönünden bölge koşullarında ümitli oldukları saptanmıştır. Aynı zamanda Progress, Rondo, Bohatry yüksek 100 tane ağırlığına sahip olan çeşitler olarak saptanmıştır. Ele alınan çeşitlerin kıraç koşullarda saptanan bitki boyu, dal sayısı, bakla sayısı, tane sayısı ve tane verimleri taban arazi koşullarına göre daha yüksek olmuştur. Diğer taraftan, taban arazi koşullarında tane verimi ile dal sayısı arasında olumlu, boş bakla sayısı arasında ise olumsuz ilişkiler bulunmuştur. Kıraç koşullarda ise tane verimi ile diğer özellikler arasında önemli bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bezelye, Çeşit, Verim, Korelasyon.
Hatay bölgesinde bazı nohut (Cicer arietinum L. ) çeşitlerini değişik rhizobium ırkları ile aşılamanın nodül oluşumu ve tane verimine etkileri
^^«DOofes oz DOKTORA TEZİ HATAY BÖLGESİNDE BAZI NOHUT (Cicer arietinum L.) ÇEŞİTLERİNİ DEĞİŞİK RHİZOBİUM IRKLARI İLE AŞILAMANIN NODUL OLUŞUMU VE TANE VERİMİNE ETKİLERİ CAHİT ERDOĞAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof. Dr. Yusuf KTRTOK Yıl:2002, Sayfa: 168 Jüri : Prof. Dr. Yusuf KIRTOK : Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER : Prof. Dr. A. Emin ANLARSAL : Prof. Dr. Mehmet KILINÇ : Yrd. Doç. Dr. Şaban YILMAZ Bu araştırma, 3 değişik Rhizobium ırkıyla (CP-31, CP-36 ve CP-39) aşılanmış 3 nohut çeşidinin (İzmir-92, Aydın-92 ve Menemen-92) farklı fenolojik dönemlerindeki azot ve/veya protein içerikleri, nodülasyonu, tane verimi ve buna etki eden bitkisel özellikleri araştırmak amacıyla Hatay ekolojik koşullarında 1998-1999 ve 1999-2000 kış yetiştirme dönemlerinde gerçekleştirilmiştir. Her iki yetiştirme döneminde de tane verimi bakımından çeşitler ve Rhizobium bakterileri arasında önemli bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte "çeşit x bakteri" interaksiyonu tane verimini önemli derecede etkilemiştir. Bu nedenle İzmir-92 çeşidinin CP-36 ve Menemen-92 çeşidinin CP-3 1 Rhizobium ırkıyla aşılanması gerektiği belirlenmiştir. Tam olum döneminde diğer fenolojik dönemlere göre çok daha fazla protein/azot birikimi olmuştur. Bu nedenle çiçeklenme/bakla tutma döneminde nohutun azota önemli düzeyde ihtiyacının olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Nohut, Biyolojik Azot Fiksasyonu, Aşılama, Rhizobium
Çukurova bölgesinde sulanan koşullarda uygulanabilecek ekim nöbeti sistemlerinde farklı kışlık ara ürünlerin mısırın (Zea mays L. ) bazı tarımsal karakterleri ve tane verimine etkileri üzerinde araştırmalar
oz DOKTORA TEZİ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE SULANAN KOŞULLARDA UYGULANABİLECEK EKİM NÖBETİ SİSTEMLERİNDE FARKLI KIŞLIK ARA ÜRÜNLERİN MISIRIN (Zea mays L.) BAZI TARIMSAL KARAKTERLERİ ve TANE VERİMİNE ETKİLERİ ÜZERİNDE ARAŞTİRMALAR İLKER İNAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. TURAN SAĞLAMTÎMUR Yıl: 2002, Sayfa:97 Jüri: Prof. Dr. TURAN SAĞLAMTÎMUR Prof. Dr. Hasan GÜLCAN Prof. Dr. VEYİS TANSI Doç. Dr. MUSTAFA KKILŞİMŞEK Yard. Doç. Dr. Abdulhabip ÖZEL Çukurova koşullarında değişik ara ürünlerin, mısırın bazı tarımsal özellikleri ve tane verimine etkilerinin saptanması amacıyla yürütülen bu çalışmada, yeşil gübre bitkisi olarak iskenderiye üçgülü (Trifoliwn alexandrinum L.), bakla (Viciafaba L.), fiğ+yulaf karışımı (Vida sativa L.+Avena sativa L.) yetiştirilmiştir. Baklagil bitkileri hem parçalanmış ve yeşil gübre olarak toprağa karıştınlmış, hem de kaba yem olarak hasat edilmiştir. Hasat edilen bitkilerin hasat artıkları (anız ve kök) toprağa karıştırılmıştır. Ispanak (Spinacia okracea L.) ve marul (Lactuca serriola L.) ana ürünün ekim tarihini geciktirmeyecek şekilde kışlık ara ürün olarak yetiştirilip, hasat edildikten sonra, hasat artıkları parçalanarak toprağa karıştınlmış ve daha sonra ana ürün olarak mısır (Zea mays L.) yetiştirilmiştir. Mısır tane verimleri 1999 yılında 1050.97- 1341.79 kg/da arasında değişmiş, en yüksek mısır tane verimleri, Ispanak-Mısır (1341.79 kg/da) ve İskenderiye üçgülü (Kaba yem)-Mısır (1330.61 kg/da) sistemlerinden elde edilmiştir. 2000 yılında ise 1149.49-1335.43 kg/da arasında değişmiş, en yüksek değer Ispanak-Mısır (1335.43 kg/da) ve Bakla (Yeşil gübre)-Mısır (1323. 1 1 kg/da) sistemlerinden elde edilmiştir. Birim azot miktarının sağladığı mısır tane veriminin, özellikle baklagillerin yeşil gübre veya kaba yem olarak yetiştirildiği sistemlerde monokültür mısıra göre önemli derecede yüksek bulunduğu ve büyük oranda azotlu gübre tasarrufu sağladığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Gübre, Yeşil Yem, Mısır Tane Verimi, Baklagiller, Ispanak, Marul IV
Bazı yerel arpa çeşitleri ve karışımlarının Diyarbakır koşullarında verim ve biyolojik verim bakımından incelenmesi
Bu çalışma 3 arpa populasyonu, 3 saf hat (Zambaka, Arta, Wadi Hassa) ve bu saf hatların çeşitli oranlarda karışımından oluşan arpa materyalinde bazı agronomik karakterlerin verim ve biyoloik verim ile ilişkilerini incelemek amacıyla Diyarbakır koşullarında yürütülmüştür. Tarla denemeleri 1995/96 ve 1996/97 yetişme sezonunda Güneydoğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsünün deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlı olarak kurulmuştur. Bu çalışmada 24 karakter deneme yılları itibariyle varyans analizleri yoluyla incelenmiş, birleşik olarak değerlendirme ön koşullan dikkate alınarak yapılan birleşik varyans analizleriyle karakterler hakkında daha inanılır bilgiler edinilmiştir. Ayrıca verim ve biyolojik verim karakterleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yapılan korelasyon ve path analizlerinde erkencilik ile hem tane, hem de saman verimi arasında pozitif ilişkiler tespit edilirken, geççilik ile negatif ilişkiler bulunmuştur. Çiçeklerime dönemi sonrası alman bazı karakterler ile tane ve saman verimi arasında bazı regresyon eşitlikleri, yüksek determinasyon katsayısı (% R2) değerleri ile tane ve saman verimindeki değişimi yeterlilikle ifade etmişlerdir. Wadi Hassa, Karışım 1, Pop 08 ve Karışım 3, en yüksek tane verimini vermiş, istatiksel önemli fark olmamasına karşın Pop 39, Pop 42 ve Zambaka saman veriminde ilk sıralarda yer almışlardır. Elde edilen tüm bulgulardan, populasyonlar tohumluk üretiminde yer almadığından devre dışı bırakılarak, tane verimi için Wadi Hassa çeşidinin, saman verimi için ise Zambaka çeşidinin seçilebileceği, karışımların ise; içinde yer alan çeşitlerin özelliklerine göre hem tane, hem de saman verimi için uygun oldukları ve sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler : arpa karışımları, tane ve saman verimi, sürdürülebilir tarım
Çukurova koşullarında ketencik (Camelina sativa)'te farklı azot ve fosfor gübrelemesinin tohum verimi ve yağ oranına etkileri
Kasım 2001 - Mayıs 2002 tarihleri arasında Adana, ekolojik koşullarında yürütülen bu çalışmada, alternatif bir yağ bitkisi olan ketencik {Camelina sativa)'te farklı azot ve fosfor dozlarının tohum verimi ve yağ oranına olan etkileri incelenmiştir. Araştırmada aynı zamanda azot ve fosfor dozlarının bitki boyu, ilk dallanma yüksekliği, dal sayısı, harnup sayısı, harnuptaki tohum sayısı, bin dane ağırlığı gibi morfolojik özellikleri ile protein oranı üzerine olan etkileri de belirlenmiştir. 15 kg/da azot ve 10 kg/da fosfor uygulamalarına kadar tohum ve yağ verimlerinde artışlar sağlanmıştır. En yüksek yağ oranı (% 31) ile yağ verimi (72.39 kg/da) 15 kg/da azot ve 15 kg/da fosfor uygulamasından alınmıştır. Bölge için en uygun gübre miktarının 15 kg/da azot ve 5-10 kg/da fosfor olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Camelina sativa, Gübreleme, Verim
Çukurova'da değişik ekim sıklıklarının iki farklı susam (Sesamum indicum L.) çeşitinde verim ve verimle ilgili bazı karakterlere etkisi üzerine bir araştırma
Çukurova koşullarında, değişik ekim sıklıklarının, iki farklı susam çeşitinin başlıca verim unsurlarına etkilerini incelemek amacı ile ele alınan bu çalışma; Çukurova üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanı' nda, 1990 yılı II. ürün yetiiştirme sezonunda yapılmıştır. Araştırma; faktöryel düzende, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı alarak oluşturulmuştur. Araştırımdan, incelenen özellikler yönünden saptanan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1- Bitki Boyu ; Bitki boyu, çeşitlerden ve ekim sıklıklarından önemli düzeyde etkilenmiş, ekim sıklıklıgı arttıkça bitki boyu artmıştır. En yüksek bitki boyu özberk-82 çeşitinden saptanmıştır. Bitki boyu ile protein oranı arasında önemli ve olumlu, bitki başına kapsül sayısı, kapsüldeki tohum sayısı, 1000 tohum ağırlığı, yag oranı, ham yag verimi ve tohum verimi arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. 2- Bitki Başına Dal Sayısı : Bitki başına dal sayısı, çeşitlerden ve ekim sıklıklarından önemli düzeyde etkilenmiş, ekim sıklığı azaldıkça bitki başına dal sayısı artmıştır. En yüksek dal sayısı özberk-82 çeşitinden saptanmıştır. Bitki başına dal sayısı ile bitki başına kapsül sayısı ve kapsüldeki tohum sayısı arasında önemli ve olumlu, yag oranı ve protein oranı arasında da önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca tohum verimi ile bu özellik arasında önemsiz de olsa olumlu bir ilişki saptanmıştır. 3- Bitki Başına Kapsül Sayısı : Bitki başına kapsül sayısı, çeşitlerden ve ekim sıklıklarından önemli düzeyde etkilenmiş, ekim sıklığı azaldıkça bitki başına kapsül sayısı artmıştır. En yüksek bitki basına kapsül sayısı özberk-82 çeşitinden saptanmıştır. Bitki başına kapsül sayısı ile tohum verimi, ham yag verimi, bitki başına dal sayısı, kapsüldeki tohum sayısı ve 1000 tohum ağırlığı arasında önemli ve olumlu, bitki boyu ve protein oranı arasında da önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır.-56- 9- Seed Yield: Seed yield was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased with increased seed yield. Muganli-57 gave the highest seed yield. Seed yield was positively and significantly correlated with number of capsule/plant, number of seed/ capsule, 1000 seed weight, oil content and oil yield. Seed yield was negatively and significantly correlated with Plant height and protein content.-55- 4- lumber of Seed/ Capsule: Number of seed/capsule wasn' t effected by the cultivars. It was significantly effected by the plant density. Plant density decreased with increased number of seed/capsule. Number of seed/capsule was positively and significantly correlated with seed yield, oil yield, number of capsule/plant, Sumber of branch/ plant and 1000 seed weight. Number of seed/capsule was negatively and significantly correlated with Plant height and protein content. 5- 1000 Seed Veight: 1000 seed weight was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased with increased 1000 seed weight. Muganli-57 gave the highest 1000 seed weight. 1000 seed weight was positively and significantly correlated with seed yield, oil yield, oil content, number of capsule/plant and number of seed/capsule. 1000 seed weight was negatively and significantly correlated with Plant height. 6- Oil Content: Oil content was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased with increased oil content. Xuganli-57 gave the highest oil content. Oil content was positively and significantly correlated with seed yield, oil yield and 1000 seed weight. Oil content was negatively and significantly correlated with Plant height and Number of branch/ plant. 7- Protein Content: Protein content wasn' t effected by the cultivars. It was significantly effected by plant density. Plant density increased with increased protein content. Protein content was positively and significantly correlated with Plant height. Protein content was negatively and significantly correlated with seed yield, Sumber of branch/plant, number of capsule/plant and number of seed/capsule. 8- Oil Yield: Oil yield was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased, with increased oil yield. Huganli-57 gave the highest oil yield. Oil yield was positively and significantly correlated with seed yield, number of capsule /pi ant, number of seed/capsule, 1000 seed weight and oil content. Oil yield was negatively and significantly correlated with Plant height.
Yerfıstığı (Arachis hypogaea L.) tarımında bakteri ve azotlu gübre uygulamasının verim ve kalite özelliklerine etkisi üzerinde bir araştırma
-60- ÖZET Bu çalışmış Ç"ü. Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında İ99İ yılı ana ürün yetiştirme sezonunda yürütülmüştür.. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Bakteri ve farklı dozlardaki azot gübresinin Çukurova Bölgesinin yerel yerfıstığı çeşidi olan Çom'un verim ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Azot gübresi, ekim, maximum çiçeklenrne ve çiçeklenrne sonu olmak üzere üç.farklı samanda ve farklı dozlarda uygulanarak denenmiştir. Denemede incelenen özelliklere ait değerler aşağıda özetlenmiştir» ve Sayısı Bitki başına düşen meyve sayısına ait ortalama değerler 79.03-62.86 adet/bitki arasında değişerek dört farklı grup oluşturmuştur. En yüksek değer ekim, maximum çiçeklerime ve çiçeklenrne sonu olmak üzere üç farklı zamanda toplam 15 kg N/da uygulamasından, en düşük değer ise aynı zamanlarda toplam 25 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir- Bitki başına meyve sayısı ile bitki başına meyve ağırlığı, meyve verimi, 100-tohum ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu bir ilişki gözlenmiştir. Meyve Ağırlığı: Bitki başına düşen meyve ağırlığına ilişkin ortalama değerler dört farklı grup oluşturmuştur. En yüksek değer 109.07 gr/bitki ile üç farklı zamanda toplam 15 kg N/da uygulamasından, en düşük değer ise 90» SB gr/bitki ile aynı zamanlarda 25 kg N/da uygulamasından sağlanmıştır. Yüksek dozda uygulanan azot gübresi meyve ağırlığını en aza indirmiştir. Meyve ağırlığı ile 100-tohum ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu bir ilişki vardır.-61- Kalite Sınıf laması s L Kalite meyve ağırlığı oranına, ilişkin en yüksek değer, ekim ve maximum çiçeklerime devresinde toplam 10 kg N/da uygulamasından en düşük değer ise kontrol parselden elde edilmiştir. Bütün uygulamalarda II kalite meyve ağırlığı oranları kontrolden düşük değerde bulunmuştur. Iskarta meyve ağırlığın? ilişkin en yüksek değer 5.52 ile kontrol parselden elde edilmiştir,, I " kalite meyve ağırlığına II. kalite ve ıskarta meyve ağırlıkları oranı1 sırasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. " II o kalite meyve ağırlığı oranı ile I. kal it» meyve ağırlığı oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki belirmiştir» Iskarta meyve ağırlığı oranı ile kabuk oranı arasında önemli ve olumlu, I» kalite meyve ağırlığı orranı arasında önemli ve olumsuz etkileşim saptanmıştır» İOO- Meyve Ağırlığım Azat. uygulamalarına göre 100-meyve ağırlığına ilişkin ortalama değerler beş faklı grup oluşturmuş, en yüksek değer 202 = 25 gr ile üç -farklı zamanda 15 kg N/da uygulamasından, en düşük değer ise 185,15 gr ile tohum aşılaması yapılan ve "O" azot dozu kullanılan uygulamadan elde edilmiştir. 100-meyve ağırlığı ile meyve verimi, meyve sayısı, meyve ağırlığı ve 100-tohum ağırlığı arasında önemli ve olumlu, kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır» İOO-Tohum Ağırlığı: 100-tohum ağırlığına ilişkin ortalama değerler dört -farklı grup oluşturmuştur» 85.22 ile ekim, maximum çiçeklenme ve çiçeklenme sonu 15 kg N/da en yüksek 5 80.52 ile ekimde bakteri aşılaması yapılan ve "0" azot dozu kullanılan uygulama en düşük değerleri oluşturmuşlardır. Meyvede tohum oranı ile meyve verimi, bitki başına meyve ağırlığı ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu, kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. Kabuk Oranı s Kabuk oranına ilişkin ortalama değerler altı -farklı grupta toplanmışlardır. En yüksek değer % 28» 88 ile üç -farklı zamanda (0+10=10+5) 25 kg N/da uygulamasından,-62- en düşük değer ise y.24.45 ile toplam 15 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir. Kabuk oranı ile meyve verimi, meyve sayısı, 100-tohum ağırlığı ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumsuz, ıskarta meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu bir ilişki vardır. Sleyve Verimi s Azot uygulamaları dekara meyve verimi değerleri bakımından beş grup oluşturmuştur. Dekara en yüksek verim 576.38 kg/da ile ekim, maximum çiçeklerime ve çiçeklenme sonu olmak üzere (6+5=5-1-5) toplam 15 kg N/da uygulamasından, en düşük verim ise 484» 68 kg/da ile aynı zamanlarda 25 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir* Yüksek dozda uygulanan azot gübresi meyve verimi üzerine olumsuz etki göstermiştir. Dekara meyve verimi ile meyve sayısı, meyve ağırlığı, 10O- tohum ağırlığı ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu, kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. Yağı içeriğin En yüksek tohum yağ içeriği % 56.33 ile ekimde bakteri aşılaması yapılan ve "0" azot dozu kullanılan uygulamadan, en düşük yağ içeriği ise ekim, maximum çiçeklenme ve çiçeklenme sonu olmak üzere (0-1-10=5+5) üç.farklı samanda toplam 20 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir. Protein içeriğin Tohumların protein içeriğine ilişkin uygulamalar arasında önemli fark bulunmuştur ve üç -farklı grup oluşmuştur. En yüksek değer 7. 28.23 ile ekim, maximum çiçeklenme ve çiçeklenme sonu olmak üzere toplam 25 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir. Bütün uygulamalar tohumun protein içeriğinde kontrole göre bir artışa neden olmuştur.