Sikke
70 theses under this subject heading
Seleukos Krallığı'nda sikke basımı ve Şanlıurfa Müzesi'nden iki define
Bu çalışma kapsamında Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde bulunan biri Seleukos Krallığı'na ait bronz, diğeri Roma Dönemi'nde Seleukos Kralı I. Philippos Philadelphos adına basılan posthumous gümüş tetradrahmi sikkelerinden oluşan iki ayrı define araştırılmıştır. Bu defineler genel anlamıyla dönemin sikke basımcılığının ışığında incelenmiştir. MÖ 323'de III. Aleksandros'un ölümünden sonra Makedonia Krallığı topraklarının yönetimi, ardılları olan komutanlar (Diadokhlar) arasında bölüşülmüştür. Seleukos Krallığı, bu komutanlardan I. Seleukos Nikator tarafından Makedonia İmparatorluğu'nun doğu bölgelerinde kurmuştur (MÖ 312/11). Bu krallık, merkezi Kuzey Suriye olmak üzere MÖ 64'de bir Roma Eyaleti (Provincia Syria) olana kadar bu topraklar üzerinde egemenlik sağlamıştır. Araştırma konusunu, genel olarak MÖ 312/11-64 yılları arasındaki Seleukos Krallığı'nın egemenliği altındaki topraklarda sikke basım faaliyetleri oluşturmaktadır. Özel olarak ise incelenen iki definenin tarihi kontekste değerlendirilmesidir. Anahtar Kelimeler: Hellenistik Dönem, Seleukos Krallığı, Seleukos Sikkeleri, Şanlıurfa Müzesi.
Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılları kazı buluntuları
Bu çalışmada Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılı kazılarında ele geçen küçük buluntuların ve mimari birimlerin değerlendirilmesi konu edilmiştir. Coğrafi konumu itibariyle önemli yolların kavşak noktasında bulunan Karacahisar Kalesi Ortaçağ'da, Bizans Devleti ve Osmanlı Beyliği için stratejik bir nokta olmuştur. Osman Bey'in 1288 yılında bu kaleyi fethetmesiyle birlikte Osmanlı Beyliği kendi varlığını ve gücünü bölgede hissettirmeye başlamıştır. Karacahisar Kalesi alındıktan sonra Osmanlı Beyliğinin fetihleri sürekli devam etmiş ve Beylikten, güçlü bir imparatorluğa doğru yol almıştır. Bu çalışma kapsamında beş farklı çalışma alanı ve çok sayıda küçük buluntu değerlendirmeye alınmıştır. Küçük buluntulara ve mimari verilere bakıldığında, Karacahisar Kalesi'ndeki yerleşim dokusunun Ortaçağ'da daha yoğun olduğu ve 15. yüzyıldan sonra kalenin kullanımın azaldığı ileri sürülebilir. Daha sonraları kullanılmayan kalenin zamanla çoğu bölümleri yıkılmıştır. Hala devam eden arkeolojik kazılar sonucunda kalenin toprak altında kalan kısımları, gün ışığına çıkarılmaktadır.
Yozgat Müzesi'nde bulunan hellen otonom, hellenistik krallık ve roma eyalet sikkeleri
Bu çalışmanın ana kapsamını Yozgat Müzesi sikke koleksiyonu dâhilindeki Hellen otonom kentler, Hellenistik Krallıklar ve Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Yunan kentleri tarafından darp edilen 395 adet sikke oluşturmaktadır. Koleksiyon dâhilindeki sikkelerden ilk gurubu oluşturan 95 adet sikke Arkaik, Klasik, Hellenistik dönemlerde bağımsız kentlerin basmış olduğu otonom sikkelerdir. Bu başlık altında batıda Thrakia'dan doğuda Kilikia Bölgesi'ne kadar özellikle Küçük Asya'nın batısında yoğunlaşan farklı darphanelerden sikkeler yer almaktadır. İkinci grubu oluşturan ve 234 adet örneği bulunan Hellenistik krallıklardan Makedonia, Thrakia, Pontos, Bergama, Kappadokia, Seleukos, Ptolemaios, Parthia Krallığı ve Pers satrap sikkeleri değerlendirilmiştir. Hellenistik Krallık sikke örnekleri Batı'da Makedonia ve Doğu'da Parthia Bölgesi'nden farklı örnekler bulunmaktadır. Üçüncü ve son grubu oluşturan 66 adet sikke ise Roma İmparatorluk Dönemi Eyalet sikkeleridir. Bu dönem kapsamında batıda Thrakia Bölgesi'nden doğuda Kommagene Bölgesi'ne kadar farklı darphanelere ait örnekler yer almaktadır. Sikkenin basıldığı dönemde egemen olan ve tasviri bulunan imparatorların tespiti yapılmış, Augustus döneminden Gallienus'a kadar, yaklaşık 300 yıllık bir süreç içerisinde darp edilen sikkeler ele alınmıştır. Ele alınan örnekler ait oldukları darphanelerin tanımlanmasının ardından, detayları ile metin içinde anlatılmıştır. Sikkenin ait olduğu darphane ve otoriteler özelinde genel hatları ile sikke basım süreçleri hakkında bilgiler verilmiştir. Tez kapsamında sikkeleri tespit edilen kentlerin genel olarak nümismatik tarihçeleri kısaca değerlendirilmiş ve Yozgat Müzesi koleksiyonunda hangi dönemlere ait sikkeleri olduğu vurgulanmıştır.
Roma İmparatorluk Dönemi'nde Bithynia-Pontus Eyaleti'nde darp edilen mimari betimli sikkeler
Antik Bithynia Bölgesi Helenistik Dönemde Anadolu'nun kuzeybatısında bağımsız bir krallık iken, MÖ 74 yılında Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline gelmiştir. MÖ 63'te General Pompeius'un bölgede yaptığı düzenlemelerden sonra Pontus'un batısı Bithynia Eyaleti'ne ilhak edilerek "Provincia Bithynia et Pontus" adı altında yeni bir eyalet haline gelmiştir. Bithynia-Pontus Eyaleti'nde, Roma hâkimiyetinden sonra imar faaliyetleri başlamış ve bu kapsamda, tapınaklar, sunaklar, tiyatrolar, amphitiyatrolar, fener kuleleri, liman yapıları kent surları ve karargâh kapıları gibi sivil, askeri ve dini içerikli birçok yapı inşa edilmiştir. Şehirlerin mimari dokusunu oluşturan bu yapılar Bithynia kentleri adına basılan birçok sikkenin arka yüzlerinde betimlenmiştir. Ödeme aracı olarak maddi değerinin yanı sıra tarih boyunca bir bağımsızlık sembolü olan sikkeler mimari tipleri ile birlikte de merkez Roma ile Bithynia Eyaleti arasında iletişim aracı olarak politik propagandaların öncüsü olmuştur. Mimari betimli sikkelere göre tapınaklar, Bithynia kentlerinde saygınlık gören Zeus, Dionysos, Demeter, Asklepius, Apollon, Serapis, Herakles, Nemesis ve Fortuna gibi tanrı ve tanrıçalara adanmıştır. Sikkelerde tasvir edilen birçok tapınağın lokasyonu belli değildir. Ancak benzer kent planları ile yapılan karşılaştırmalar ve Hristiyanlık döneminde birçok pagan tapınağının kiliseye dönüştürülmüş olduğu dikkate alındığında muhtelif tapınakların mevcut kiliselerin temellerinde veya çevresinde aranması gerektiği düşünülmektedir. Bunun yanı sıra sikke tasvirlerine göre Bithynia kentlerinde olduğu düşünülen tiyatro, amphiyatro ve gymnasium gibi anıtsal yapılar MS 1. yüzyıldan sonra gelişen imparatorluk kültü kapsamında Roma imparatorları onuruna gerçekleştirilen agonlar için inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu tezde, Roma İmparatorluk Döneminde basılan mimari betimli sikkeler temel alınarak, Bithynia Eyaleti'nde yer alan kentlerin yapı programı incelenmiş ve tarihi belgeler, yazıtlar ve antik tarihçiler ışığında dönemin muhtelif yapıları hakkında fikir ve düşünceler öne sürülmüştür.
Romanizasyon politikası kapsamında kremna sikkeleri
Roma'nın siyasi hakimiyetine giren bütün bölgelerde olduğu gibi Küçük Asya topraklarındaki Pisidia Bölgesi'nin kentlerinde de Romalı yöneticiler tarafından sistemli bir romanizasyon politikası sürdürülmüştür. Bu kapsamda belli niteliklere sahip olan kentler Roma kolonisi olarak ilan edilmişlerdir. Pisidia Bölgesi'ne dahil olan Kremna'da bu kentlerden biridir. Romanizasyon politikası, imparatorluk topraklarında ortak bir kültür ve bilinç oluşturma gayesi ile siyasi, sosyal, dini ve kültürel pek çok alanda değişimlere yol açmıştır. Romalı yöneticiler egemenlikleri altındaki topraklarda hakimiyetlerini güçlendirmek ve kalıcı hale getirmek için çeşitli propaganda unsurları kullanmışlardır. Bu unsurlardan biri de sikkelerdir. Bu küçük oval nesneler para olarak karşıladıkları değerin yanı sıra aynı zamanda üzerlerine darp edilen betimlerle de topluma ulaşmak için kullanılan bir propaganda aracı haline gelmişlerdir. Bu kullanımın anlaşılabilmesi amacıyla Romanizasyon politikası kapsamında Kremna sikkeleri değerlendirilmiştir. Çalışmada öncelikle; Kremna'nın konumu ve tarihi, Kremna ile ilgili çalışmalar, Kremna halkı, kentin Romanizasyonu ve Akültürasyon süreci bölümlerine yer verilmiştir. Daha sonra, Kremna sikkeleri Roma koloni tipleri, imparatorlukla ilişkili tipler, mitolojik tipler ve kentle ilgili diğer tipler olarak dört ana başlık altında incelenmiştir. Zengin bir yerel kültüre ve yoğun bir etnik çeşitliliğe sahip olan Kremna'nın sikkeleri üzerinde, tercih edilen tiplerin, çeşitli propaganda stratejileri kullanılarak, sistemli bir Romanizasyon politikasına hizmet ettiği anlaşılmıştır. Roma tüm bu faaliyetleri ile sınırları içerisinde bulunan pek çok etnik çeşitliliği yalnızca baskıcı siyasi ve askeri otoritelerle değil, aynı zamanda etkili siyasi stratejilerle de bir arada tutabilmiştir. Roma, izlediği bu stratejiler sayesinde egemenliği altındaki pek çok bölgede bütünleşme yönünde bir Akültürasyon süreci yaşanmasını sağlayarak oldukça geniş bir coğrafyada uzun yıllar güçlü bir şekilde hakimiyetini koruyabilmiştir.
Mersin Arkeoloji Müzesi'nden bir grup Antik Dönem etüdlük sikkesinin temizlik ve koruma çalışmaları ile tarihlendirilmesi
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ MERSİN ARKEOLOJİ MUZESI'NDEN bir grup antik dönem etüdlük SİKKESİNİN TEMİZLİK VE KORUMA ÇALIŞMALARI İLE TARİHLENDİRİLMESİ FATİH ERHAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ARKEOMETRİ ANABİLİM DALI Danışman :Yrd. Doç. Dr. K. Serdar GİRGÎNER Danışman : Prof. Dr. Oğuz TEKİN Yıl : 2002, Sayfa: 95 Jüri : Yrd. Doç. Dr. K. Serdar GİRGİNER : Prof. Dr. Oğuz TEKİN : Prof. Dr. Sait BAŞARAN :Yrd. Doç. Dr. Necdet SAKARYA :Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILDIRIM Yapılan araştırmalar sonucunda, Kilikia Bölgesi'nde ele geçen sikkelerin büyük bir bölümünün müzelerimizde etüdlük olarak ayrıldığı saptanmıştır. Bu etüdlük sikkelerden bir kısmı, bu çalışmaya konu olarak alınmıştır. Çalışmanın amacı, seçilen sikkelerin toprak altından teşhire çıkmasına kadar geçen zaman süreci içerisinde, üzerlerinde uygulanabilecek çalışmaları incelemek, ilgili olardan uygulamak ve bu sayede etüdlük sikkelerin teşhire kazandırılmasını sağlamaktır. Günümüze kadar, arkeolojik metal buluntular üzerinde yapılan arkeometrik çalışmalarda, daha çok eserin kimyasal yapısı ve kaynak tespitine yönelik analizler üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bu çalışmaların büyük bir kısmım ise, çeşitli mikroskop teknikleri kullanılarak yapılan analizler oluşturmuştur. Bu yüzden, Kilikia Bölgesi'nden ele geçmiş olan etüdlük sikke örneklerimiz üzerinde - örnek üzerinde hiçbir zararlı etkisi olmadığı daha önceki bilimsel çalışmalarla tespit edilmiş olan- Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile EDX Tekniği kullanılarak 'Kimyasal Analiz' ve 'Yüzey İncelemesi' yapılmıştır. Daha sonra, bu çalışmalarda elde edilen verilerden de yararlanılarak sikkelerin; temizlik, konservasyon, tarihlendirme ve katalog çalışmaları yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kilikia, etüdlük sikke, taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji saçılımlı x-ışınlan spektrometresi (EDX), konservasyon
Heraclius Dönemi Anadolu seferleri ve o dönemde darbedilen sikkeler
Heraclius'un Anadolu seferleri ve o dönemde darbedilen sikkeler başlığını taşıyan çalışmamızın amacı, Heraclius'un Anadolu'ya yani Sâsânîlere ve Müslüman Araplar üzerine düzenlemiş olduğu seferleri ele alıp incelemektir. Bunun yanı sıra o dönem sikkeleri incelenerek sikkelere ilişkin, darp tarihi, darp yeri, çap, ağırlık, et kalınlığı ve lejand vs. gibi bilgiler verilmiş, konuyla bağıntılı görsellerde eklenerek sikkeler hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışmada öncelikle temel kaynaklar olan Bizans kaynakları ( Sebeos, Willermus Tyrensis vb.) ve Arap kaynakları ( Belazuri, Abu'l-Farac, Taberi vb.) kullanılmış, daha sonra bu kaynaklar üzerinde çalışan araştırmacıların eserlerine başvurmak suretiyle bu metin üretilmiştir.
Alexandria Troas Definesi
Alexandria Troas Definesi, Gaziantep Müze Müdürlüğü denetiminde koleksiyonculuk faaliyetinde bulunan Mustafa DEMİR'e ait özel koleksiyona kayıtlı, 581 adet bronz sikkeden oluşmaktadır. Adı geçen koleksiyonerin Müze Uzmanı olarak eserler üzerinde çalışma yapabileceğimi belirtmesi üzerine, eserler üzerinde ön inceleme yapılmış ve Arkeoloji Bilim Dünyasına tanıtımının sağlanması amacıyla yüksek lisans tez konusu olarak seçilmiş ve koleksiyon sahibinden çalışma muvafakatı alınmıştır. Tez çalışmasına hazırlık kapsamında, söz konusu definede yer alan 581 adet sikkenin daha iyi tasniflenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla, eserlerin restorasyon ve konservasyonları tamamlanmıştır. Restorasyon ve konservasyonları tamamlanan eserler, tez çalışması kapsamında envanterleri yapılarak fotoğraflanmış, tasnif edilerek bilimsel kataloğu hazırlanmıştır. Çalışma sonucunda yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, definenin Çanakkale İlinin, Ezine İlçesinde bulunan, Roma İmparatoru Augustus Döneminde kurulmuş olduğu bilinen "Colonia Augusta Troas/Troadensis" adındaki koloni kentine ait olduğu; bu nedenle Alexandria Troas Definesi olarak adlandırdığımız 581 adet sikke grubunun, Prof. Dr. Coşkun ÖZGÜNEL başkanlığındaki Smintheion'da yapılan 1998 yılı kazılarında ele geçen, Prof. Dr. Zeynep ÇİZMELİ ÖĞÜN tarafından yayına hazırlanan "Smintheion Definesi" ile büyük benzerlik gösterdiği ve çağdaş oldukları tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, sikkenin tanımı, kullanımı, Roma Dönemi sikke özellikleri gibi numismatik bilgilerin yanı sıra Alexandria Troas Kentinin konumu ve tarihsel coğrafyası hakkında da bilgiler sunulmuştur.
Tunay Demran Koleksiyonu'nda yer alan Bizans İmparatorluğu sikkeleri
Manisa Müze Müdürlüğü'ne kayıtlı olan koleksiyoner Tunay Demran, koleksiyonunu oluşturduğu arkeolojik ve etnografik eserler ile 2000 yılından günümüze kadar taşınabilir kültürel miras koleksiyonculuğuna katkıda bulunmaktadır. Söz konusu koleksiyon toplam 468 adet sikke içermektedir. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 16.-17. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığını içeren sikke koleksiyonu Lydia, Grek, Pers, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri Dönemi ve Ortaçağ Avrupa Dönemi olmak üzere farklı uygarlıklara ait eserleri barındırmaktadır. Tez çalışmamızın temelini oluşturan Bizans İmparatorluğu sikkeleri, 218 adedi ile koleksiyonun büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bizans sikkelerinin başlangıcı konusundaki çeşitli görüşler dikkate alınarak, koleksiyon imparator I. Anastasios (491-518) dönemindeki sikke reformuyla başlatılmıştır. Sikkeler, Bizans İmparatorluğu'nun dönemlerine göre ayrılarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda koleksiyonun İmparator II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) dönemine kadar üretimler içerdiği anlaşılmıştır. Çalışmamızda Bizans İmparatorluğu sikkelerinin başlangıcı, sikke sisteminin evreleri, temel maden ve birimleri ile darp yerleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra koleksiyon üzerinden detaylı bir inceleme sunulmuştur. Tez çalışmamızda öncelikle koleksiyoner Tunay Demran hakkında kısa bir bilgi ve yıllar içerisinde oluşturduğu koleksiyonu istatiksel olarak incelenmiştir. 2000 yılından günümüze kadar giderek genişleyen ve genişlemeye devam eden koleksiyon içerisindeki eserler farklı zamanlarda, alanında uzman kişiler tarafından çalışılmıştır. Söz konusu çalışmalar tez içerisinde ayrı bir başlık altında sunulmuştur. Koleksiyon hakkında yapılan çalışmalar içerisinde özellikle 2017 yılında yayınlanan "Tunay Demran Koleksiyonu" isimli kitap çalışması, tez çalışmamız ile doğrudan ilişkilidir . Koleksiyonun başlangıç yılı olan 2000 yılından 2017 yılına kadar koleksiyon sikke envanterine eklenen sikkeleri inceleyen yayın içerisindeki Bizans Dönemi'ne tarihlendirilen 69 adet sikke tez içerisinde istatiksel veriler eşliğinde sunulmuştur. 2017 yılından sonra koleksiyon envanterine eklenmiş 149 adet sikkenin ise fotoğrafları çekilerek belgeleme işlemleri yapıldıktan sonra ulusal ve uluslararası yayınlar incelenerek bir katalog çalışması hazırlanmıştır. Koleksiyon envanterine 2000-2017 ile 2017-2023 yılları aralığında eklenen sikkeler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında bir sonuç bölümü, ardından katalog ile sikke görsellerini içeren levhalar bölümü yer almaktadır. Ekler kısmında Bizans imparatorlarının kronolojik sırayla oluşturulmuş iktidar listesi ile tez içerisinde geçen terimleri içeren Sözlükçe bölümüne yer verilmiştir.
Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nden bir grup Roma Dönemi sikkesi
Gaziantep Arkeoloji Müzesi gerek satın alma yoluyla gerekse kazıdan gelen sikkelerle her yıl çok sayıda sikke toplamakta ve koleksiyonunu zenginleştirmektedir. Bu çalışma Gaziantep Arkeoloji Müzesi sikke koleksiyonuna satın alma yoluyla kazandırılan bir grup Roma İmparatorluk Dönemi sikkesini konu edinmektedir. Konu kapsamında müzeye 2002 yılında getirilmiş 50 adet sikke incelenmiştir. Bu sikkeler Philippus I'den Licinius I'e kadar kronolojik olarak dönemlerine göre ayrılıp, gruplandırılarak incelenmiştir. Yayınlanmış sikke katalogları ile incelenen bu sikkeler karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Anahatar kelimeler: Sikke, Roma, Darphane
Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesinde yer alan Bizans dönemi sikkeleri
Bağımsız devlet olma vasfının temel unsurlarından birisi tarih boyunca para basma hakkıdır. Eski çağlarda ticaretin yapılması için devletlerin başlıca hedeflerinden birisi beklide en önemlisi madenlere sahip olmak ve para basamak olmuştur. Bu tezin amacı Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans dönemine ait sikkeleri tanıtmaktır. Bu amaçla Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde yapılan araştırmada çalışmaya yön verecek olan 2500 Bizans Sikkesi incelenmiştir.İncelenen sikkelerin Altın, Gümüş ve Bronz metallerden oluşan sikkeler kronolojik olarak tarihi belirlenmiştir. Sikkelerin hemen hemen tamamına yakını satın alma yoluyla müzeye kazandırılmıştır. Satın alma dışında müzeye kazandırılan sikkeler arasında hediye ve zoralım ( istirdat ) yönetimiyle alınan sikkeler oluşturur. Sikkeler üzerinde yapılan incelemede sikkelerin büyük bir kısmının silik olduğundan okunamadığı gözlemlenmiştir. Bazı sikkelerin ise oldukça korozyonlu olmasından dolayı sikke ikonografisi belirlenememiştir. Müzedeki sikkeler Genel olarak V. yüzyıl ile VII. yüzyıl arasında kesintisiz olarak devam etmektedir. Kahramanmaraş müzesinde yer alan Bizans sikkelerinin önemli bir kısmını ise "Anonim Follisler" oluşturmaktadır. Yüz yıl gibi bir dönemi (970–1072) kapsayan bu follisler Müzede A2, B, C, D, G,I ve İ Grubu ile adlandırılmıştır. Ayrıca katalog içerisindeki 1494 sikkenin Envanter numarası belirtilmiş, Müzeye geliş şekli ve tarihi belirlenerek ağırlık ve çapları belirlenmiştir. Bu uygulama ile sikkelerin daha iyi tahlil edilmesi amaçlanmıştır.
Mardin Müzesi'nde bulunan Safevi Hânedanının son dönemi ile Avşar Hânedanı dönemine ait sikkeler
Bu çalışma Mardin Müzesinde bulunan Safevî hânedanının son dönemi ile Avşar hânedanı dönemine ait 194 adet gümüş sikkenin tanıtımını ve incelemesini konu almaktadır. Safevî hânedanının kuruluşu ve İran coğrafyasında tesis ettikleri "On İki İmam Şi'îliğinin" bölge halkları üzerindeki etkisi ile dinin tesir ettiği alanlara kısaca değinilmiştir. Söz konusu sikkeler ile Safevî hükümdarlarından olan Hüseyin Mirza'nın dönemi ile başlayıp Safevî hânedanının fiilen yıkılışına kadar olan kısmı ve akabinde kurulan Avşar hânedanının en önemli hükümdarı Nadir Şah'ın dönemi incelenmiştir. Aynı coğrafyada hüküm sürmüş Safevî ve Avşar hânedanlarının Erivân, Herât, İsfahân, Kazvin, Meşhed, Nahçivân, Tebrîz ve Tiflis gibi farklı vilayetlerde darphanelerinin olduğunu ve yüzeylerinde hükümdar unvanları ile dini ibareler içerdiği görülmektedir. Ancak Safevî hânedanına nispeten Avşar hânedanının sikkelerinde kullanılan maddenin ağırlık ölçülerinin değiştiği ve Avşar hânedanının dini ibareleri azalttığı göze çarpmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sikke, Nümismatik, Gümüş, Para, Safevî, Avşar, Fars, İran, Şah Hüseyin, Nadir Şah.
Burdur Müzesi'nde bulunan Alper Erdem'den müsadere edilmiş Pontos ve Paphlagonia sikkeleri
Antik dönemlerde insanların ödeme yapmak amacıyla kullandıkları sikkelerin üzerinde yer alan tasvirler, basıldığı dönem hakkında bizlere bilgi vermektedir. Bu tasvirler sayesinde dönemin dini, ticari hayatı, kent yaşamı ve insanların inanışları ile ilgili pek çok bilgiye ulaşılabilmektedir. "Burdur Müzesi'nde Bulunan Alper Erdem'den Müsadere Edilmiş Pontos ve Paphlagonia Sikkeleri" konulu tez çalışması hazırlanırken gerçekleştirilen metodun ilk aşamasını kaynak taraması oluşturmuştur. Çalışmaya kaynak oluşturabilecek tez, kitap ve makaleler, taranarak temin edilmiştir. Çalışmanın ikinci ve üçüncü aşamasında Burdur Müzesi'ndeki sikke envanter defterleri taranmış, Pontos ve Paphlagonia adı altında kayda alınan sikkeler incelenmiş ve çalışma için ön hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın dördüncü aşamasını katalog kısmı oluşturmaktadır. Bu aşamada kronolojik bir sıraya göre düzenlenen sikkelerin darp tarihi, darp yeri, ölçüleri vb. bilgileri verilmiş ve tanımları yapılmıştır. Tez çalışmasının katalogunda toplam 175 adet sikke yer almaktadır. Sikkeler, Pontos ve Paphlagonia bölgelerinden elde edilmiştir. Katalogdaki sikkeler; Pontos bölgesi kentlerinden Amisos'tan 138, Khabakta'dan 2, Komana'dan 6, Paphlagonia bölgesi kentlerinden Sinope'den 20, Pimalisa'dan 1, Amastris'ten 8 adettir. Katalog kısmında bulunan sikkeler incelenirken kronolojik olarak ele alınmış, ilk olarak tek tek fotoğraflanmış, ağırlık ve ölçüleri alınmış ve dönemi belirlenmiştir. İncelenen bu sikkeler dönem olarak Hellenistik Dönemi kapsamaktadır. En erken tarihli sikkeler İ.Ö. 120 yılına ait olup en geç sikkeler ise İ.Ö. 56 yılına aittir. İ.Ö. 120-100 tarihleri arasına ait 1 adet sikke, İ.Ö. 120-63 yılları arasına ait 41 adet sikke, İ.Ö. 105-90 yılları arasına ait 83 adet sikke, İ.Ö. 100-85 yılları arasına ait 1 adet sikke ve İ.Ö. 85-65 yılları arasına ait 40 adet sikke, İ.Ö. 80-70 yılları arasına ait 5 sikke, İ.Ö. 56 yılına ait 4 adet sikke, katalogda yer almaktadır. Katalogda yer alan sikkelerin ön ve arka yüzlerine bakıldığında farklı tiplere yer verildiği görülmektedir. Gorgo ya da Medusa başlı Aigis ve Nike figürlü sikkeler katalogdaki en kalabalık gruptur. Bunların dışında Athena, Pegasos, Perseus, Medusa, Dionysos ve Ares figürlü sikkelere de yer verilmiştir. Ayrıca sikkelerin ön ve arka yüzlerinde bulunan Latince yazılar da ön ve arka yüz lejant listesi bölümünde belirtilmiştir.
Eski Anadolu'da sikke tipleri ışığında ana tanrıça mater ikonografisi
Tarih öncesi dönemden, günümüze kadar gelen Ana Tanrıça Kybele, Anadolu'nun en önemli ve en eski Tanrıçasıdır. Doğanın doğurganlık ve besleme nitelikleri onunla dile getirilmiş zamanla, bolluk, verimlilik ve ürün kaynağı olma niteliği kazanmıştır. Kökleri Orta Anadolu'ya dayanan ve Kubileya, Matar ya da Meter adı ile bilinen ana tanrıça kültü, ilerleyen zamanlarda Yunan ve Roma medeniyetlerinde yerini Kybele'ye bırakmıştır. Tez çalışmasının esas konusunun oluşturan Ana Tanrıça Meter ya da Magna Mater kültü, özellikle Phrygler döneminde tüm Anadolu'ya yayılmış ve kendini sanat eserlerinde ya da dönemin darphanelerinde basılan sikkelerde göstermiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Neolitik dönemden Roma dönemine kadar olan zaman içerisinde yer alan Ana Tanrıça kültü ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölüm, çalışmanın ana bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde Ana Tanrıça Meter figürü kullanılarak basılmış olan sikkeler bir katalog halinde sunulmuştur. Toplam 59 adet sikkeden oluşan bu katalogda Bithynia, Phrygia, Ionia, Kilikya, Karia, Lydia, Likya, Mysia, Galatia ve Pamphylia bölgelerinde bulunmuş olan Hellenistik Dönem ve Roma Dönemi'ne ait sikkeler yer almaktadır.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bulunan Pers Krallık sikkeleri
İ.Ö. 550 yılında II. Kuroş tarafından kurulan Pers İmparatorluğu, İ.Ö. 330 yılında Büyük İskender'in III. Dara'yı mağlup etmesiyle birlikte tarih sahnesinden silinmiştir. II. Kuroş Med Krallığını devirdikten sonra Anadolu'nun içlerine kadar ilerlemiş ve Babil'i de topraklarına katarak, Ege kıyısından İndus Nehrine, Hazar kıyısından Nil Nehrine kadar uzanan bir coğrafyaya hükmeden büyük bir imparatorluk kurmuştur.Büyük ünvanı ile bilinen II. Kuroş İ.Ö. 547 yılında Lidya kralı Kroisos'u yenilgiye uğratarak sadece Lidya Krallığının başkenti Sard'ı ele geçirmemiş aynı zamanda Anadolu'nun yaklaşık iki yüz yıl boyunca Pers egemenliği altında kalmasını da sağlamıştır. Sard'ın alınmasıyla birlikte sikke ile tanışan Perslerin kullandıkları ilk sikkeler, Kroisos sikkeleri olmuştur. I. Dara'nın Pers tahtına çıkmasıyla birlikte Perslerin kendilerine ait ilk sikkeleri basılmaya ve kullanılmaya başlanmıştır. Krallık sikkeleri olarak adlandırılan bu sikkelerin I. Dara'dan sonra da üzerlerinde ufak bir takım değişiklikler yapılarak Pers İmparatorluğunun sonuna kadar darp edildikleri bilinmektedir.
Sultan II. Mahmud Döneminde Rûmî altını darbı (1816-1822)
ÖZET Bu çalışmada Sultan II. Mahmud döneminde 1816-1822 yılları arasında darphane tarafından basılan rûmî altını ele alınmıştır. Askeri masrafların büyük bir sorun olduğu bu dönemde rûmî altını bir finansman aracı olarak kullanılmıştır. Darphane iki türde rûmî altını basmış, 1821 yılında rûmînin altın içeriği azaltılmıştır. Altı yıllık dönemde toplam 8.154,589,5 adet rûmî basılmış darphane bu işlemler sırasında 36 tonu aşkın altını sikkeye dönüştürmüştür. Basılan altının kuruş karşılığı 203.864.737,5; elde edilen gelir ise 31.145.823,5 kuruş 25 akçeydi. Rûmî darbında elde edilen gelir dönemin askeri masraflarının finansmanında büyük katkı sağlamıştır. Literatürde II. Mahmud'un gümüş sikkeleri tağşiş ederek finansman sağlamasına vurgu yapılmıştır. Ancak altın sikkeler üzerinde yapılan muamelelerin sağladığı finansman katkısı literatürde neredeyse meçhuldür. Tezde altın sikkelerin askeri masrafların finansmanında sağladığı katkı vurgulanmış, hazırlanan tablo ve grafiklerle metin içinde verilen bilgiler desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler Osmanlı maliyesi, Osmanlı para tarihi, Sultan II. Mahmud, Rûmî altını, Adlî altını, tağşiş, darphane.
Anadolu Selçuklu sikkelerinde yazı dışı figüratif öğeler
Anadolu Selçukluları'nın kuruluşundan, sona erişine kadar geçen süre de, şu ana kadar kazılarda bulunmuş ve teşhir edilmiş 14 sultanın sikkesi bi linmektedir. Anadolu Selçuklularının kurucusu I. Süleymanşah ile I. Kılıç Ars lan ve Şehinşah'ın henüz daha sikkelerine rastlanmamıştır. Tarihçi Osman Turan tarihi belgelerde Şehinşah adına sikke bastırıldığını söylemektedir. İlk bulunmuş sikke I. Mesud'a ait olup, bunlar komşuları Hıristiyanlarla kestirdikleri müşterek sikkelerdir. Ve bu sikkeler bakır sikkelerdir. İlk Dinar ve Dirhem sikkeler II. Kılıç Arslan dönemine aittir. Anadolu Selçuklularının ilk kuruluş dönemlerinde bakır sikkeler kesil miş, daha sonra ekonomik hayatın ve refah seviyesinin artması ile Dirhem ve Dinar sikkeler kestirilmiştir. Bu sikkeler o kadar değerli olmuştur ki, Beylikler döneminde devlet sınırları dışına çıkışları yasaklanmıştır. Dinar sikkeler Moğol istilası sırasında, ganimet olarak yurt dışına götü rüldükleri için bugüne kadar çok az sayıda Dinar sikke kazılarda bulunmuş tur. Sikkeler dövme tekniği ile devletin kontrolü altında kestirilmiştir. Anadolu Selçuklularda 22 mahal, 23 de yerel olmak üzere 45 darphane faliyete geçmiştir. Sikkelerde kompozisyonlar daire, inci dizisi bordur, yıldız, yonca, altı dilimli gül yaprağı ve sade olmak üzere düzenlenmiştir.209 Anadolu Selçuklu sikkeleri çok bol figürlüdür. İnsan hayvan, fantastik, bitkisel, nesneli ve yazı motiflidir. İlk dönemlerdeki sikkelerde at üzerinde süvari olarak resmedilmiş Sultan figürlerine karşılık daha sonraki dönemlerde sadece yazı motifi görülür. Yalnızca II. Gıyaseddin Keyhüsrev Şir-i Hurşid motifini kullanmıştır. Konular Ortaçağın inanç ve düşüncelerini aksettirmektedir. Sikkelerde görülen her öğe, diğer sanat dallarındaki öğelerle paralellik gösterir. Bu figürlerde, Orta Asya, Şamanizm, İslam, geç Antik ve Bizans etkilerinin görülmesine rağmen bütün bu etkileşimlerin özümlenerek kendilerine has özgün resim anlayışı ile ortaya çıktığı izlenmektedir.
Sultan II. Mahmud döneminde Adli Altını Darbı
Bu çalışmada Sultan II. Mahmud döneminde 1822-1827 yılları arasında basılan adlî altını ele alınmıştır. Yaşanan ekonomik ve mali sorunların çözülmesinde adlî altını bir finansman aracı olarak kullanılmıştır. Darphanede beş buçuk yıl boyunca adlî altınından toplam 44.835.728 adet basılmıştır. Basılan altının kuruş karşılığı 533.270.564,5 kuruş, elde edilen gelir de 111.277.776,5 kuruş olmuştur. Adlî altınından elde edilen gelir askeri giderlerin karşılanmasında büyük katkı sağlamıştır. Literatürde gümüş sikkelerin tağşiş edilmesinden sağlanan gelire çokça değinilmesine rağmen, altın sikkelerin finansman aracına dönüştürülmesi hususuna çok az temas edilmiştir. Tezde bu hususun altı özenle çizilmiştir. Varılan sonuçlar tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.
Zeki Karaoğlu özel koleksiyonundan Ionia bölgesi Yunan ve Roma dönemi sikkeleri
Çalışmada İzmir Arkeoloji Müzesi'ne kayıtlı bulunan, Zeki Karaoğlu'nun özel koleksiyonunda korunmakta olan 254 adet sikke incelenmiştir. Bu sikkeler Arkaik Dönem'den Roma Dönemi'ne kadar uzanan geniş bir tarih dilimine aittirler. Çalışma sonucunda sikkelerin Ionia bölgesi'nde yer alan Ephesos, Erythrai, Herakleia Ad Latmos, Khios, Klazomenai, Kolophon, Leukai, Magnesia, Miletos, Myous, Naulokhos, Phokaia, Phygela, Priene, Samos, Smyrna ve Teos kentlerine ait oldukları ortaya çıkarılmıştır.
Anadolu darplı İslâmi sikkelerde yazı: 1071-1400
Anadolu, 1071 Malazgirt savaşı sonrasında Türkler'e kapılarını açmıştır. Anadolu'da kurulan ilk Türk beylikleri ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasından sonra bu topraklara yerleşen Müslüman Türk aşiretleri tarafından kurulan beyliklerin basmış oldukları sikkeler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır.Sikkeler, tarihi olayların yazılı kaynaklara göre doğruluklarını, hükümdarların saltanat tarihlerinin kesin başlangıçlarını, hükümdarların kullandıkları unvanları, dini inançlarını, şehirlere verilmiş isim ve unvanları belgeleyen önemli bilgi kaynaklarıdır.Beylikler dönemi olarak isimlendirilen bu döneme ilişkin genel anlamda tarihi veriler yetersizdir. Bu döneme ait sikkeler ile ilgili varolan çalışmalar ise yeteri düzeyde değildir. Biz çalışmamızda Anadolu'da yaşamış Müslüman Türk beylikleri ile devletlerinin bastırmış oldukları sikkeleri varolan yayınlar dışında müzeler ve özel koleksiyonları da inceleyerek taradık. Sikkeler üzerindeki yazılı bilgileri üç başlık altında gruplandırarak tasnif etmeye çalıştık. Bunlar; Sultanların kullanmış oldukları unvanlar, dualar ve şehirlere verilen unvanlardır.Bu çalışma ile beyliklerin sikkeleri farklı bir açıdan incelenmiş, kullanılan ortak ve farklı ifadeler saptanarak anlamları ile verilmiştir. Beylikler dönemi sikkelerinde kullanılan dil; Arapça ve Farsça'dır. Nümizmatik alanında yapılmış bir çok yayında sikkeler üzerindeki kelimelerin yazılışları ve anlamlarında ortak bir söylem olmadığı gibi hatalara da rastlanmaktadır. Çalışmamızda nümizmatik alanındaki bu eksikliği giderebilmeyi umut ediyoruz.
Anadolu Selçuklu dönemi sikkelerinin seramik yüzeylere yansımaları
Bu araştırmadaki tasarımların temel çıkış noktasını, Anadolu Selçuklu sikkelerinden hareketle geliştirilen seramik formlar oluşturmaktadır. Araştırmamızda, söz konusu sikkelerin görsel özelliklerini kadın bedeni başta olmak üzere modern görsel imgelerle sentezleyen bir yaklaşım çerçevesinde, özgün eserlerin ortaya konması amaçlanmıştır. M.S. 11. ve 13. yüzyıllar arasında, Anadolu'da bilimde, uygarlıkta, ekonomide ve kültürel faaliyetlerde parlak bir süreç yaşayan Selçuklular, gerek politik yapılanmada gerekse kültür alanında gerçekleştirdikleriyle özgün ve köklü bir uygarlığın yaratıcısı olmuşlardır. Böylesine güçlü bir devletin sanat parçalarından bir kısmını oluşturan sikkeleri de, dönemin tarihine, ekonomisine, kültürüne ve sosyal yaşantısına ışık tutan tarihi bir belge niteliğindedir. Anadolu Selçuklu hükümdarlarının kestirdikleri sikkelerin üzerinde yer alan süslemelerin esas alındığı araştırmamızda, Türkiye'deki en zengin Selçuklu Koleksiyonu'na sahip olan Yapı Kredi Bankası Müzesi'nin arşivinden ve İzmir Arkeoloji Müzesi'ne bağlı olan Şevkullah Bal Koleksiyonu'ndan faydalanılmıştır. Restorasyonda olması sebebiyle İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin teşhirdeki sikkeleri incelenememiş, araştırma yöntemi bu iki arşivle sınırlandırılmıştır. Anadolu Selçuklu sikkelerinin sanat dalları ile olan etkileşimlerinin irdelenmesinde; sikkelerdeki süslemeler, dönemin resim anlayışı, inanç ve düşünce sistemi referans alınmıştır. Sikkelerin üzerinde yer alan süslemelerin, Selçuklu sivil ve dini mimari yapıları, el sanatları, taş, ahşap ve çini işçiliğindeki örneklerle yapılan karşılaştırmaları sonucunda, süslemelerdeki biçimin dönemin inanç ve düşünce sistemiyle bütünleştiği ve her sanat dalında ortak bir dil olarak çokça kullanıldıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu tespit, sikkeler üzerine uygulanabilecek, dönemin zengin kültürünü yansıtan daha pek çok motifin önerilmesi için kültürel bir alt yapı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Anadolu Selçuklu sikkeleri ve üzerlerinde yer alan süslemeler, kavramsal olarak ele alınmış ve seramik uygulamalar yapılmıştır.
İzmir Arkeoloji Müzesi'nde bulunan III. Aleksandros ve III. Philippos Dönemine atfedilen Makedon kralı bronz sikkeleri
Bronz sikkeler MÖ. V. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle Hellen dünyasının farklı coğrafyalarında darp edilmeye başlanmıştır. Temelde, gümüş sikkeler ile karşılanması pek pratik olmayan küçük alışverişlerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan bronz sikkeler, kısa süre içinde Kara Yunanistanı ve ardından Küçük Asya'nın kentleri tarafından da benimsenmiştir. Makedon Krallığı da I. Arkhelaos (MÖ. 413-399) dönemiyle birlikte bronz sikke darp etmeye başlamıştır. Söz konusu sikkelerin basımına halef krallarca da aralıksız olarak devam edilmiştir. III. Aleksandros (MÖ. 336-323) ve III. Philippos Arrhidaios (MÖ. 323-316) dönemlerinde de çok sayıda darphane bronz sikke basmıştır. III. Aleksandros, Perslere karşı giriştiği ve yaklaşık 13 yıl süren seferi sonunda Pers Krallığı'nı tarih sahnesinden silmiş, o dönem için bilinen dünyanın sınırlarını zorlayarak oldukça geniş bir coğrafyayı Makedon Krallığı'na tabi kılmıştır. Bu süreçte Pers hazinelerini ele geçiren III. Aleksandros, bu doğrultuda finansal bir politika belirlemiştir. Bunun sonucunda bir de sikke reformu gerçekleştiren Kral, kendi adına altın, gümüş ve bronzdan oldukça geniş hacimde, ölümünden sonra uzun bir süre daha darp edilmeye devam edilen sikkeler bastırmıştır. III. Philippos döneminde ise söz konusu sikkelerin yanı sıra, yeni kralın adına da krali sikkeler basılmıştır. İzmir Arkeoloji Müzesi Koleksiyonu'nda III. Aleksandros ve III. Philippos dönemlerine tarihlenen en az 206 adet krali bronz sikke mevcuttur. Söz konusu sikkelerin kataloglandığı ve değerlendirildiği bu çalışma ile III. Aleksandros ve III. Philippos dönemleri özelinde, Makedon krali sikkelerine dair yapılacak olan numismatik araştırmalarına katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bronz Sikke, İzmir Arkeoloji Müzesi, Makedon Krallığı, III.Aleksandros, III. Philippos
Dynastik Lykia: Sikkeler ışığında idari örgütlenme ve tarihi coğrafya
Lykia, 540 yılında Harpagos'un bölgeyi işgali ile birlikte Pers hakimiyeti altına girmiştir.Bölgedeki sikke darbının başlamasının ise, bu tarihten kısa bir süre sonra, Pers kralı I. Dareios'unyeni bir düzenleme ile hakimiyeti altındaki tüm ülkeyi 20 satraplığa ayırarak vergilendirmesiylebaşlamış olduğu düşünülmektedir. Lykia, bu yeni sistemde birinci satraplık dahilindeiolis, Ionia, Karia, Milyas ve Pamphylialılarla beraber yıllık 400 talanta vergi ödemekleyükümlü olduğu bilinmektedir. Lykia'nın bu tarih itibari ile başladığı sikke basımınaKaria egemenliğine dahil edildiği 360 yılına kadar devam ettiği görülmektedir.Klasik Dönem'de Lykia'nın idari yapısının modern literatür tarafından ?dynastik? olarakadlandırılan ?beylik? sistemi olduğu görülmektedir. Bu sisteme göre, beyler müstahkem kaleyerleşimlerinde oturmakta ve çevrelerindeki bölgeye hükmetmekteydiler. Klasik Dönem boyuncaLykia sikkelerindeki lejantlardan bölgede 40'a yakın dynast ve 20 kadar ise yerleşimyeri olduğu tespit edilmiştir. Tespit edilen dynastlar arasında Ksanthos Hanedanlığı'na mensupolan Kuprlli, Kheriga ve Kher?i gibi dynastların tüm bölgede sikke basmış olmaları ve bubaskılarda görülen motif çeşitliliğindeki fazlalık hanedanlığın bağlı olduğu Ksanthos kentininbölgede idari bir merkez olduğunu göstermektedir.ncak söz konusu sikke lejantlarından bilinen beylerin hangi kentlerde hakimiyet kurduğuçoğunlukla bilinmemektedir. Yine aynı şekilde lejantlar ile tespit edilen sikke basım merkezlerininhangi dynastlar tarafından yönetildiği tam olarak çözülememiştir. Bu gibi sorunlarınyanı sıra, bölg Batı ve Orta ? Doğu Lykia'da, ağır ve hafif olmak üzere iki farklı standarttasikke basımı daha önceden tespit edilmiş olmasına rağmen, bu ayrımın bölgedeki iki faklıpolitik veya ekonomik bir organizasyona işaret edip etmediği sorunu hala devam etmektedir.Bununla birlikte sikkeler üzerinde çizgisel ve motifsel semboller bulunduğu görülmektedir.Bu sembollerin belirli hanedanları sembolize ettiği açıktır, fakat hangi sembolün hangi hanedanaait olduğu hususları bugün itibari ile çözüme kavuşmamış gözükmektedir.Bu çalışmada, yayınlanmış kataloglar aracılığı ile tüm Klasik Dönem Lykia sikkeleri listelenmiş,baskılar üzerinde görülen dynast ve kent isimleri belirlenmiş ve bu isimler modernliteratür ve epigrafik veriler de incelenerek detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. yrıca tespitedilen dynast ve kent baskıları üzerinde görülen motifler ve semboller tablolara dökülerek,dynastlar ve kentler arasındaki politik bağlantılar tespit edilmeye çalışılmaktadır.
Patara sikke basımları ve Patara kazılarından (1989-2001) ele geçen sikkeler
XM Özet Bugüne kadar Patara kenti sikkeleri hakkında ayrıca bir çalışma yapılmamıştır. Kentin bastırdığı sikkeler, genel kataloglarda ve ilgili kaynakçalarda, Likya sikkeleri içinde incelenmişlerdir. Ayrıca, Patara'da 1989 yılında başlayıp, bugün devam eden bilimsel kazı çalışmalarında ele geçen sikkeler, ilk olarak bu çalışmada incelenip, değerlendirilmişlerdir. Çalışmanın temel amacı, Patara kazılarında ele geçen sikkelerin bilimsel sunumu ve tanıtılması yanında, Patara kentinin sikke basımı hakkında bilinenleri tartışmalı yönleriyle ortaya koymaktır. Böylece, gelecekte yapılacak daha kapsamlı araştırmalara bir temel oluşturulacaktır. Ayrıca, kazılardan elde edilen sikkelerin incelenmesi ile, kentin ticari ilişkileri ve yoğunluğu hakkında fikir edinebilmek ve kazı çalışması yapılan bazı alanlarda stratigrafiye yönelik kronoloji tespit edebilmek amaçlanmıştır, özellikle, mezarlardan in situ ele geçen sikkeler, mezarların kullanıldığı alt ve üst tarihlerin belirlenmesini sağlamıştır. Patara kent sikkeleri, içinde bulunduğu bölgenin sikkelerinden tamamen ayrı incelenemeyeceği için ve kent tarihinin, bölge tarihiyle paralel olması dolayısıyla, çalışmada, Likya coğrafyası, tarihi, gelir kaynakları ve sikkeleri hakkında genel bir bilgi verme gereği duyulmuştur. Patara kent basımları, tıpkı bütün Likya sikkeleri gibi, Dynastik (Klasik) Dönem, Likya Birliği Dönemi ve III. Gordianus Dönemi olmak üzere üç ana başlık altında irdelenmiştir. Dynastik dönemde, üzerinde yer alan Hermes tipiyle özgün olan Patara sikkeleri, ilgili kaynakçalarda, I.Ö. 5. yüzyılın sonlar ı erken 4. yüzyıl arasında tarihlendirilirler. Çalışmada, bazı bilim adamlarının, Likya dynastlarından I. Wekhessere ve Hetruma'nın Patara'da hüküm sürmüş olabilecekleri yönündeki önerileri (sadece nümizmatik verilere dayanarak) ele alınmış ve tartışılmıştır. Likya'da, İ.Ö. 81'de oluştukları ve sikkelerinin I.Ö. 1. yüzyılın ortalarında başladığı düşünülen iki farklı darp bölgesi (Kragos, Masikytos) karşımıza çıkar. Patara, bu bölgesel sikkeler görülene kadar tüm gruplarda (II. ve III.) sikke bastığı halde, Kragos ve Masikytos sikkelerinden oluşan IV. ve V. gruplarda hiç sikke basmamış görünmektedir. Çalışmada, bu sorunun olası cevapları tartışılmış ve çözüm, Kragos ve Masikytos sikkelerinin basım merkezlerini tespit etmekte aranmıştır. Sonuçta, şayet her iki bölge sikkeleri için bir tek merkezi darphane kullanıldı ise, bunun Patara olabileceği, şayet her iki bölge için farklı iki darphane kullanıldı ise (ki bu düşünce daha olası gözükmektedir), Kragos için Patara'nın, Masikytos için Limyra'nın ana darphaneler olabileceği tarihsel ve nümizmatik verilere dayanarak önerilmiştir. III. Gordianus döneminde, Likya'ya sikke basma ayrıcalığının neden tanındığı sorusu üzerine, H. v. Aulock'un tartışması aktarılmış ve bu dönemde Patara kent baskılarında görülen tipler incelenmiştir.XIV Patera 1989 - 2001 kazı sezonlarında yaklaşık 1200 adet sikke ele geçmiştir. Bunların neredeyse temamı bronz sikkelerdir ve büyük çoğunluğu aşın deformasyona uğramışlardır. Bunlardan iyi ve kısmen tanımlanabilir durumda olanlardan 274 adet çalışılmış ve katalog oluşturulmuştur. Toplam 274 adet sikkenin; 4 adeti altın, 50 adeti gümüş, 1 adeti pirinç ve geriye kalanları ise bronz veya bakırdır. Bu çalışmada herhangi bir coğrafi ve kronolojik sınırlandırma yapılmamıştır. Böylece çalışma, İ.Ö. 4. yüzyılın başlarından itibaren İ.S. 12. ve erken 13. yüzyıla kadar sikke örnekleri bulunan bütün dönemleri kapsamıştır. Patera kazılarında, kronolojik olarak hemen her dönemden (Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Islami, 11-13. yy. Latin Feodal sikkeleri) ve çok farklı bölge (Likya, Pamphylia, Pisidia, Karia, Phrygia, Kıbrıs, Makedonia, Fransa, ispanya) veya kentler (Aperlai, Limyra, Patera, Myra, Ksanthos, Telmessos, Kyaneae, Tlos, Perge, Side, Atteleia, Selge, Kibyra, Rhodos, Chartres, Mürsiye.....) tarafından bastırılmış sikke örnekleri ele geçmiştir. Patera kazılarında iki farklı küçük define ele geçmiştir. Define I olarak adlandırdığımız buluntu grubu, toplam 47 adet bronz sikkeden mevcuttur. Sikkelerden, 32 adeti II. Constarrtius (İ.S. 337-361) adına, 1 1 adeti caesar Constantius Gallus (!.S. 351- 354 ) ve 2 adeti de caesar II. Julianus (I.Ö. 355 - 360) adına basılmışlardır. Ayrıca, 1 adeti hatalı basılmıştır ve 1 adeti de aşın deforme olduğu için tanımlanamamıştır. Definedeki sikkelerin hepsi İ.S. 348 - 360 yıllan arasında tarihlendirilmiştir. Define II, 3 adet altın Bizans sikkesi ile 31 adet gümüş feodal sikkeden oluşmaktadır. Altın Bizans sikkelerinden 1 adet histamenon, imparator II. Basileos (Bulgaroktonos) adına basılmıştır ve İ.S. 1005 - 1025 yılları arasında terihlendirilmiştjr. 2 adet çukur (scyphate) histamerton ise, Bizans imparatoru VII. Mikhael (Dukas) adına basılmıştır ve 1071 - 1078 arasında terihlendirilmiştjr. Define içindeki 31 adet gümüş feodal sikkenin; 26 adeti, Fransa'nın Orleanais Bölgesi'nde bir kent olan Chartres'in, kent baskılandın iki adeti üzerinde Charles ismi okunur ve yine Fransa'da eski bir il olan Melle'nin (Poitou idare bölgesinde) baskılandın Öç adeti ise, o dönem Alman imparatorluğu egemenliğindeki Lucca'da (Tbscana bölgesinde önemli bîr kent) basılmıştır. Define II içindeki en erken sikke İ.S. 1005-1025 arasında, en geç sikkeler ise, İ.S. geç 11. yüzyıla tarihlendirilmişlerdir. Define'nin ele geçtiği Liman Hamamı, o dönemde kullanılmaz durumdadır ve en geç kent surlarının dışında kalmakladır. Define'nin hemen yanında iki adet kafatası ele geçmiştir. Belli bir amaçla gömülmediği, zamanla üzerinin dolgu ile kapandığı anlaşılmaktadır. Bu dönemde Likya kıyılarına uğrayan Haçlılar ile taşınmış olmalıdır. Her iki define de tanımlanıp tarihlenmesine rağmen, sikkelerde kaç farklı ön ve arka yüz kalıbı kullanıldığı, tarihsel ardalanları gibi hususları, tez süresi dahilinde ayrıntılı olarak ortaya koymak mümkün olmamıştır. Bunun için, ileri bir tarihte, definelerin ayrıca yayına yönelik çalışılması düşünülmektedir.XV Kazılardan iki adet Islami sikke ele geçmiştir. Bunlardan bir adeti altın dinardır ve H. 548 yılında {M. 1153-1154), ispanya'da müslüman kent devleti olan Mürsiye'de, Melik Muhammed bin Sa'd adına basılmıştır. Bronz olanı ise, yine Mürsiye'de, Mürsiye Hûdlan 6. Meliki Muhammed bin Ebû Câ'fer adına, H. 661-662 yıllarında (M. 1263-1264) basılmıştır. Her iki sikke de, Anadolu'da nadir ele geçen sikkelerdendir ve bu yüzden Patara'da ele geçmeleri önemlidir. O dönem için, Patara ile Mürsiye arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün değildir. Dolaylı yollardan (belki de ticari) taşınmış sikkelerdir. Bu kadar geniş bir kronolojide ve geniş bir coğrafyadan sikke örneklerinin ele geçmesi, Patara gibi büyük ve önemli bir liman kenti için doğal olmalıdır. Sahip olduğu korunaklı ve büyük limanıyla kent, Akdeniz ticareti ve egemenliği için stratejik bir noktadır. Bu konumunun sağladığı avantajlarla, kentin ticari hayati zannettiğimizden daha hareketli ve yoğun görünmektedir.