Çocuk-okul öncesi

62 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bilişsel oyun temelli dil gelişim programının ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı"nın ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimi, bu değişkene etkisi araştırılan bağımsız değişkeni ise Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı oluşturmaktadır. Araştırmada ön-test/son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullar bünyesinde okul öncesi eğitimi alan ve ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme tekniğiyle seçilerek Mardin ili Dargeçit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı iki köy okulunda okul öncesi eğitimi alan 22'si deneme grubunda, 22'si kontrol grubunda olmak üzere 44 adet çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" ve çocukların alıcı dil yaşlarını ölçebilmek amacıyla "Peabody Resim Kelime Testi" kullanılmıştır. Uygulama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" deney grubundaki 22 çocuğa 10 hafta boyunca haftada dört gün 30 dakika olarak toplamda 20 saat uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise sadece Okul Öncesi Eğitim Programı'na uygun hazırlanan etkinlikler uygulanmıştır. Kişisel Bilgi Formu ile toplanan çocuk ve ebeveynlerle ilgili veriler frekans ve yüzde değerleri kullanılarak sunulmuştur. Peabody Resim Kelime Testi ile elde edilen veriler SPPS paket programıyla analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının parametrik testler için yeterli sayıda olduğu durumlarda, ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Gruplar için t-Testi, grup içi ön test-son test karşılaştırmalarında Eşleşmiş Örneklemler t-Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının parametrik testler için yeterli sayıda olmadığı durumlarda, ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U Testi, alt boyutlar arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Bütün analiz sonuçları için anlamlılık düzeyi p < .05 olarak belirlenmiştir. Veriler analiz edildiğinde "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" uygulanmadan önce deneme grubu çocuklarının ve kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmadığı belirlenmiştir. Deneme grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamaları ile kontrol grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmadığı tespit edilmiştir. Hem Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı uygulanan deneme grubu çocukların dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma hem de Okul Öncesi Eğitim Programı'na ilave bir eğitim uygulanmayan kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma saptanmıştır. Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı uygulanan deneme grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamalarında okul öncesi eğitimi alma durumu, cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, ailenin ekonomik düzeyi, ebeveynlerin günlük rutinde kitap okuma durumuna göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı ve çocukların dil becerileri son-test puan ortalamaları ile ebeveynlerin çocuklarına kitap okuma sıklığı arasındaki ilişkinin anlamsız olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda deneme grubu çocuklarının ön-test/son-test puan ortalamalarının, kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamalarından yüksek olması "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" ile açıklansa da programın ana dili Türkçe olmayan çocukların ikinci dil (Türkçe) edinimlerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Oyun, İkinci Dil, Ana Dil, Dil Gelişimi, Dil Edinimi

Alıcı dil becerileriDil edinimiEğitsel oyunlar+6
Şuheda Betül Nur Özlevent
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik metaforik algılarının incelenmesi

Araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik metaforik algılarının incelenmesidir. Araştırmada olgu bilim (fenomenoloji) deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında yabancı dil eğitimi alan 195 okul öncesi dönem çocuğundan oluşmaktadır. Araştırma verileri yabancı dil eğitimi alan okul öncesi dönem çocuklarına "Yabancı dil … gibidir, çünkü …" metafor anketi uygulanarak toplanmıştır. Okul öncesi dönem çocukları tarafından üretilen metaforlardan 32 tanesi geçersiz bulunmuş, araştırma verilerine geçerli olan 163 metafor dahil edilmiştir. Üretilen geçerli metaforlardan 64 tanesi 4 yaş grubuna, 99 tanesi 5 yaş grubuna aittir. Bu metaforlardan 83'ü erkekler, 80'i kızlar tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada toplam 101 farklı metafor üretildiği belirlenmiştir. Katılımcılar tarafından üretilen metaforlar önce olumlu ve olumsuz olmak üzere 2 ana kategori altında daha sonra 11 farklı kavramsal alt kategori altında incelenmiştir. Bu kavramsal kategoriler; "Dil", "İnsanlar ve Karakterler", "Eylemler", "Ülke", "Bitki ve Hayvan", "Nesne", "Yabancı", "Etkinlik", "Sayılar", "Öğretmen" ve "Şehir" olarak belirlenmiştir. En fazla metafor üretilen kavramsal kategorinin "Dil" kavramı kategorisi olduğu belirlenmiştir. Tüm metaforlar arasında en çok "İngilizce" (f:21) kavramının tercih edildiği tespit edilmiştir. Cinsiyete göre kategori tercihleri incelendiğinde, "dil", "yabancı", "nesne", "sayılar", "bitki ve hayvan" ve "öğretmen" kavramı kategorilerinde kız çocuklarının erkek çocuklardan daha fazla metafor ürettikleri; "insanlar ve karakterler", "ülke", "eylemler", ve "etkinlik" kavramı kategorilerinde erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha fazla metafor ürettikleri belirlenmiştir. "Şehir" kavramı kategorisinde kız ve erkek çocuklarının aynı sayıda metafor ürettikleri tespit edilmiştir. Üretilen metaforlardan toplam 16 tanesi olumsuz gerekçelerle açıklanmıştır. Bunlardan 8 tanesi erkek çocuklar tarafından, 8 tanesi kız çocuklar tarafından üretilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, 5 yaş grubu çocuklar metafor geliştirme ve gerekçesini açıklama konusunda 4 yaş grubu çocuklara göre daha başarılı bulunmuştur. Genel olarak bakıldığında, okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik 147 olumlu, 16 olumsuz metafor ürettikleri belirlenmiştir. Bu durum okul öncesi dönem çocuklarının büyük bir kısmının "yabancı dil" algılarının olumlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Dil gelişimiErken çocuk eğitimiÇocuk-okul öncesi+1
Esra Şahin
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların beslenme sürecinde anne tutumlarının değerlendirilmesi

Çocukların beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rol oynayan annelerin çocuklarını besleme süreciyle ilgili tutumlarını değerlendirmek önemlidir. Bu çalışma ile okul öncesi çocuğu olan annelerin beslenme süreci tutumlarının değerlendirilmesi ve bu tutumların çocukların beden kütle indeksi (BKİ) üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu araştırma, 2019-2020 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm bağımsız anaokullarında bulunan, örneklem seçim kriterlerine uyan 4-6 yaş arasındaki çocukların anneleri (n=322) ile yürütülmüştür. Veriler, "Annenin Tanıtıcı Özelliklerini, Çocukların Tanıtıcı Özelliklerini ve Çocukların Beslenme Özelliklerini İçeren Bilgi Formu" ile "Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca tüm çocukların BKİ'leri (kg/m2) belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada okul öncesi çocuğu olan annelerinin BSATÖ toplam puan ortalaması 60,09±17,60 olup, annelerin beslenme sürecine dair göstermiş olduğu tutumlar ile ilgili sorunlar orta düzeydedir. Araştırmada 1000-2000, 2000-3000, 3000-4000 ve 4000-5000 gram doğan çocukların annelerinin BSATÖ puan ortalamalarının sırasıyla; 74,25±22,69, 64,07±16,91, 58,47±17,00, 52,79±17,77 olduğu belirlenmiştir. Çocukların doğum ağırlıkları ile annelerin BSATÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,004). Araştırmadaki çocukların BKİ'ye göre %19,4'ünün zayıf, %10,0'ının zayıflık riski, %47,6'sının normal, %10,5'inin hafif şişman, %12,0'ının şişman olduğu belirlenmiştir. Çocukların BKİ'leri ile annelerin BSATÖ puan ortalamaları arasındaki farkın ileri düzeyde anlamlı oluğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak beslenme sürecindeki olumsuz anne tutumlarının çocuklarda büyüme ve gelişmenin göstergesi olan BKİ'sini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda çocuk hemşirelerine; çocuklarda büyüme gelişmenin takibi, değerlendirilmesi, aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılması, normalden sapmaları erken dönemde belirleyerek anneleri bilgilendirmeleri ve olumlu tutum geliştirmeleri için annelere danışmanlık sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuk, hemşire, beslenme, anne, tutum.

Ana-babaAna-baba tutumuAnneler+5
Tuğba Cengiz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

"Ebeveynim Dijital Oyun Rehberim" aile eğitim programının çocukların dijital oyun bağımlılıkları ile dijital oyun ebeveyn rehberlik stratejilerine etkisi

Oyun oynamak, çocukluk çağı başta olmak üzere yaşam boyu vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Teknolojik gelişmeler, şehirleşmenin artması, oyun alanlarının azalması gibi sebeplerden dolayı dijital oyun oynama eğiliminin arttığı bilinmektedir. Bu bağlamda çocukların dijital oyun tercihlerinde ve oyun oynama süreçlerinde ailelerin farkındalık kazanmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi yaşta çocuğu olan ebeveynlere yönelik olarak hazırlanan eğitim programının dijital oyun ebeveyn rehberlik stratejilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 öğretim yılı Ankara ili merkez ilçesinde bulunan okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinden seçilen 200 ebeveyn oluşturmaktadır. Ebeveynler, kolay örneklem tekniği ile belirlenmiştir. Bu araştırma için veri toplama aracı olarak ''Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi (DOBE)'', ''Dijital Oyun Ebeveyn Rehberlik Stratejileri Ölçeği (DOERS)''( Budak, 2020) ve ''Kişisel Bilgi Formu'' olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. "Ebeveynim Dijital Oyun Rehberim'' programı toplamda yedi hafta yedi saat olarak uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, okul öncesi çocuğu olan ebeveynlere ilişkin ortalama değerlere parametrik test varsayımlarını test etmek için normallik ve homojenlik testleri yapılmıştır. Bulguların elde edilmesinde; Kolmogorov-Smirnov Z testi, Homogeneity of Variances testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H analizi, Wilcoxon işaretli sıralar analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre, aile eğitim programının uygulama öncesi ve sonrası arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre aile eğitim programının ebeveyn dijital oyun rehberlik stratejileri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, dijital oyun bağımlılık eğilimlerinin erkek çocukların kız çocuklarına göre daha fazla bağımlılık eğiliminde olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayanarak yönelik dijital oyun rehberliği içeren ebeveyn eğitim programları yaygınlaştırılabilir.

Aile eğitimiBilgisayar oyunlarıDijital ebeveynlik+2
Esin Ölmez
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

4-5 yaş çocukların göç olgusunu anlama düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 4-5 yaş çocukların göç olgusunu anlama düzeylerini incelemektir. Araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul ili, Fatih ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı iki ilkokulda bulunan iki anasınıfına 2023-2024 eğitim öğretim yılı birinci döneminde devam eden çocuklardan oluşmaktadır. Kontrol grubu (8 çocuk) ve deney grubu (8 çocuk) toplam örneklem 16 çocuktur. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak "4-5 Yaş Çocuklar İçin Göç Olgusunu Anlama Kontrol Listesi" kullanılmıştır. Deney grubuna uygulanan Göç Olgusunu Anlama Temelli Eğitim Programı 20 okul günü/ 15 saat süreyle uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular parametrik olmayan Mann Whitney U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucuna göre deney grubu (n=8, sıralar ortalaması=12,44, sıralar toplamı=99,50) ile kontrol grubu (n=8, sıralar ortalaması=4,56, sıralar toplamı=36,50) arasında son test puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre uygulanan eğitim programı, çocukların göç olgusunu anlamalarını sağlamıştır. Bu çalışmada geliştirilen eğitim programının anaokullarında ve uyarlanarak farklı sınıf seviyelerine uygulanabileceği düşünülmektedir.

Uluslararası göçÇocuk-okul öncesi
Nazlı Bozak Garan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin erken okuryazarlık becerileri ile ilgili görüşleri

Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin erken okuryazarlık becerileri ile ilgili görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Bursa İli İnegöl İlçesi'nde resmi anaokulu ve anasınıflarında görev yapan 20 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırma nitel araştırma modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından oluşturulan, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri öğretmenlerle birebir görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; görüşme yapılan öğretmenlerin büyük bir kısmının erken okuryazarlık kavramını bilmediği ya da eksik ve yanlış bildiği ve okuma yazmanın erken öğrenilmesi şeklinde yorumladığı, öğretmenler tarafından erken okuryazarlık becerilerinden en çok sesbilgisel farkındalık ve harf bilgisi becerilerinin bilindiği, sesbilgisel farkındalık ve harf bilgisi becerilerinde öğretmenlerin çalışmalarında genel olarak yalnızca sesli harflere yer verdiği, bu becerilerin okul öncesi eğitimde değil ilkokulda verilmesinin gerektiğinin belirtildiği, yapılan erken okuryazarlık becerilerine ilişkin etkinliklerde hazır çalışma sayfaları ve etkinlik kitaplarının yoğun olarak kullanıldığı, eğitim programında erken okuryazarlık becerileri ile ilgili kazanımların öğretmenler tarafından genel olarak yeterli fakat geliştirilebilir bulunduğu, erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesi için en çok kitap merkezinin kullanıldığı ve sınıf içi yazılı uyaranlara çoğunlukla yer verilmediği, öğretmenlerin genelinin gerek hizmet öncesinde gerek hizmet esnasında erken okuryazarlık becerileri ile ilgili eğitim almadığı ve bu alanda eğitime ihtiyaç duydukları, bu alanda yapılacak olan eğitimlerin yüz yüze ve uygulamalı olarak yapılmasını talep ettiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erken okuryazarlık becerileri, Okul öncesi öğretmeni, Öğretmen görüşleri

Erken okuryazarlık becerileriOkul öncesi dönemOkul öncesi öğretmenler+1
Elif Satı Çalış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem 5-6 yaş çocuklarının prososyal davranışları ile rekabet stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının prososyal davranışları ile rekabet stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Çankırı il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulu ve anasınıflarında eğitim görmekte olan 5-6 yaş grubundaki çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu okullar arasından seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 5-6 yaş grubundaki toplam 314 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, "Kişisel Bilgi Formu", Bağcı ve Öztürk Samur (2015) tarafından geliştirilen "Çocuk Prososyallik Ölçeği" ve Uyanık Balat, Akman, Arslan Çiftçi (2017) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Rekabet Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için verilerin analizinde t- testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların prososyallik davranışları, cinsiyet, çocuğun yakın arkadaşı olma durumu, anne-baba eğitim düzeyi ve çocuğun sınıf içinmdeki genel durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken, rekabet stilleri annenin yaşı çocuğun yaşı, çocuğun okula devam süresi ve çocuğun sınıf içindeki genel durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ayrıca, Çocuk Prososyallik Ölçeği ile Okul Öncesi Rekabet Ölçeği'nin göreve yönelik rekabet ve baskınlığın konumu hiyerarşisi alt boyutları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, çocukların prososyal davranışlarının rekabet stillerinin (göreve yönelik rekabet ve baskınlığın korunumu hiyerarşisi) anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.

Okul öncesi çocuklarPrososyal davranışRekabet+2
Serkan Doğan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akıl ve zekâ oyunlarının 60-72 aylık çocukların erken matematik becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, akıl ve zekâ oyunlarının 60-72 aylık çocukların erken matematik becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan deneysel model kullanılmıştır. Deneysel modellerden ise tek gruplu ön test-son test deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin İç Anadolu bölgesinde, kırsal bir bölgede yer alan Bilim ve Sanat Merkezine bağlı anaokulunda bulunan okul öncesi eğitim sınıfında eğitim alan 7'si kız 7'si erkek olmak üzere toplam 14 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri genel bilgi formu, Erken Matematik Yeteneği Testi-3 ile Akıl ve Zekâ Oyunları Programı kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın verileri 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Veri toplama sürecine gerekli izinler alındıktan sonra başlanmıştır. Verilerin analizinde elde edilen veriler nicel araştırma veri teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan tüm çocukların matematik becerileri üzerindeki akıl ve zekâ oyunları programının etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan tüm çocukların matematik becerileri son test puan ortalamalarının, ön test puan ortalamalarına göre daha yüksek olduğu, akıl ve zekâ oyunlarının tüm öğrencilerde matematik becerilerini artırdığı tespit edilmiştir. Son olarak araştırmada yer alan çocukların cinsiyetine göre matematik becerileri ön ve son test puanları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmemiştir

Eğitsel oyunlarKüçük çocuklar için büyük matematikZeka oyunları dersi+1
Şerafettin Uçar
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Artırılmış gerçeklik destekli öğretim uygulamalarının okul öncesi çocukların erken geometri becerisine etkisi

Bu araştırmanın amacı, artırılmış gerçeklik destekli öğretim uygulamalarının, 60-72 aylık düşük sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi çocukların erken geometri becerisine etkisini incelemektir. Araştırmada, öntest-sontest-kalıcılık ölçümlerini içeren 4x3 karışık ölçümler desenine sahip, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. 2024-2025 eğitim öğretim yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı, bünyesinde anasınıfı olan ilkokullar ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu ilkokullarda yer alan anasınıfları arasından gönüllülük esasına dayalı olarak deney ve kontrol grupları uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini AR-EGOP'un araştırmacı tarafından uygulandığı deney1 (n=22), AR-EGOP'un öğretmen tarafından uygulandığı deney2 (n=13), EGOP'un öğretmen tarafından uygulandığı deney3 (n=13) ve kontrol grubu (n=14) oluşturmaktadır. Veriler, bu çalışmada geliştirilen Dijital Erken Geometri Testi (DEGT) aracılığıyla toplanmıştır. Kontrol grubuna AR-EGOP'un kazanımları, göstergeleri ve kavramları haftalık çizelge oluşturularak verilmiştir. AR-EGOP ve EGOP tüm deney gruplarına haftada üç gün dokuz hafta olmak üzere 27 oturumda uygulanmıştır. DEGT, uygulama öncesinde (öntest), uygulama sonrasında (sontest) ve uygulamadan iki hafta sonra (kalıcılık testi) olmak üzere üç kez uygulanmıştır. Elde edilen fark puanları üzerinden gerçekleştirilen analizlerde, grup değişkeninin (deney1, deney2, deney3 ve kontrol) bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemek amacıyla tek faktörlü varyans analizi (One-Way ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çocukların DEGT fark puanı ortalamalarında anlamlı bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Bu artışın, kontrol grubuna kıyasla deney1, deney2 ve deney3 gruplarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Deney grupları arasında yapılan karşılaştırmalarda ise, deney1 ve deney3 grupları arasında deney 1 grubu lehine anlamlı bir fark bulunurken, deney2 ile deney3 grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, etki büyüklüğü değerleri incelendiğinde; AR-EGOP'un ve EGOP'un uygulandığı gruplarda etki büyüklüğü geniş düzeydedir. Kalıcılık testi fark puanlarına dayalı analiz sonuçları ise, programların etkisinin zaman içinde sürdüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak hem AR-EGOP'un hem de EGOP'un düşük sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi çocukların erken geometri becerisinin gelişiminde etkili olduğu; AR-EGOP ile EGOP arasında da AR-EGOP lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.

Dijital teknolojilerEğitim teknolojisiGerçekçi matematik eğitimi+1
Büşra Bilir Çevik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlere yönelik matematik kaygısı ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik kanıtları

Matematik kaygısı, ebeveynlerin çocuklarının erken yaşlardaki akademik gelişimini etkileyen önemli bir psikolojik faktördür. Bu araştırma, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu araştırma, psikometrik özellikleri incelemeye odaklanan bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kahramanmaraş ilinde farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki bölgelerde yer alan 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu öğrenim gören gönüllü ebeveynler oluşturmaktadır. Çalışmada toplamda 1825 ebeveyne ulaşılmış; Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için 883, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için 549, ölçüt geçerliği için 223 ve test-tekrar test için 132 ebeveyn verisi kullanılmıştır. Test-tekrar test grubundaki katılımcılar dışındaki tüm gruplar, birbirinden farklı ebeveynlerden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Okul Öncesi Dönemde Çocuğu Olan Ebeveynlere Yönelik Matematik Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada üç geçerli ve güvenilir ölçekten de yararlanılmıştır: Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği (Mutlu vd., 2018), ebeveynlerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş olup 16 madde ve üç alt boyuttan oluşmaktadır; Özerklik Destekleyici Ebeveynlik Ölçeği (Öz & Gürsoy, 2024), ebeveynlerin çocuklarının özerkliğini destekleyici tutumlarını ölçmeye yönelik 35 madde ve beş alt boyuttan oluşmaktadır; Erken Matematik Ölçeği (Karakuş, 2022) ise okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuklarıyla gerçekleştirdikleri matematik etkinliklerini ve matematik inançlarını değerlendirmek üzere yapılandırılmıştır. Tüm ölçekler, doğrulayıcı faktör analizi ve güvenirlik çalışmalarıyla yeterli psikometrik özellikler sergilemektedir. Ölçek geliştirme süreci kapsamında ilk olarak uzman görüşleri nitel olarak değerlendirilerek ölçek nihayi formuna ulaşmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için gerçekleştirilen AFA sonucunda ölçeğin üç faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve toplam varyansın %41,3'ünü açıkladığı görülmüştür. DFA sonuçlarına göre model uyum indeksleri CFI = 0,906, RMSEA = 0,069, GFI = 0,884, SRMR = 0,055 gibi kabul edilebilir değerler göstermiş ve modelin veriyle uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ölçüt geçerliğini test etmek amacıyla iki ayrı uygulama yapılmıştır. Geliştirilen ölçek birinci uygulamada Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği ile birlikte, ikinci uygulamada ise Özerklik Destekleyici Ebeveynlik Ölçeği ve Erken Matematik Ölçeği ile birlikte uygulanmış; sonuçlar genel olarak orta düzeyde anlamlı korelasyonlar ortaya koyarak ölçeğin ölçüt geçerliğini desteklemiştir. Güvenirlik analizlerinde ölçeğin iç tutarlılık katsayısı genel ölçek için α = 0,877, alt boyutlar için 0,840–0,888 aralığında bulunmuştur. Ayrıca test-tekrar test güvenirliği için iki hafta ara ile yapılan uygulamada r = 0,761-0,907 arasında korelasyon katsayısı elde edilerek zaman içindeki kararlılığı da ortaya konmuştur. Tüm bu bulgular doğrultusunda geliştirilen ölçeğin, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin matematik kaygısını geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçebilecek bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn matematik kaygısı, okul öncesi, geçerlik, güvenirlik, ölçek geliştirme

Gerçekçi matematik eğitimiPsikometriÇocuk-okul öncesi
Nesimi Şeker
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim için evde bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı öz yeterliliği ile bilgi ve iletişim teknolojileri öğretmen tutumları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim için evde bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı öz yeterliğinin belirlenmesi ve okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim için evde BİT kullanımı öz yeterliği ile BİT tutumları arasındaki ilişkiyi incelenmektedir. Araştırma Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde okul öncesi eğitim kurumunda çalışan ve Covid-19 pandemi döneminde uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerine BİT kullanarak uzaktan eğitim veren 161 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen okul öncesi öğretmenlerine ilişkin kişisel bilgilerin yer aldığı 9 soruluk ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim için evde bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı öz yeterliğinin belirlenmesi için Gözüm, Metin, Uzun ve Karaca (2022) tarafından geliştirilmiş olan "Okul Öncesinde Uzaktan Eğitimi İçin Evde Bilgi Ve İletişim Teknolojileri Kullanımı Öğretmen Öz Yeterliği" ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri Öğretmen Tutumları belirlemek için ise Aydın ve Semerci (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin BİT Tutumları Ölçeği (ÖBİTTÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, yüzde gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra, basit korelasyon, bağımsız örneklemler t-testi, tek faktörlü varyans analizi (One-way ANOVA), ile basit korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışmada okul öncesinde uzaktan eğitimi için evde BİT kullanımı öğretmen öz yeterliğinin orta düzeyde olduğu, öğretmen öz yeterliğinin öğretmenlerin yaş, kıdem, öğrenim durumu, uzaktan eğitime yönelik eğitim alma değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermediği, ancak öğretmenlerin BİT konusunda aldıkları eğitimin etkili olduğu belirlenmiştir. Okul öncesinde uzaktan eğitimi için evde bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı öğretmen öz yeterliğinin ile BİT öğretmen tutumları arasında ise pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında okul öncesi öğretmenlerin BİT öz yeterliklerinin ve tutumlarının daha derinlemesine araştırılması ve öğretmenlerin bu becerilerinin desteklenmesi için desteklenmeleri gerektiğine yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Bilgi ve iletişim teknolojileriÇocuk-okul öncesi
Merve Bay
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukların yürütücü işlev becerilerine beden-beyin-beceri yönetimi programı (3B)'nın etkisi

Bu çalışmanın temel amacı, okul öncesi çağdaki çocukların yürütücü işlev becerilerinin gelişimine katkı sağlamak üzere geliştirilen STEM tabanlı Beden-Beyin-Beceri Yönetimi Programı (3B)'nın etkililiğini incelemektir. Yürütücü işlevler; bireyin dikkatini sürdürebilmesi, düşünsel süreçleri kontrol edebilmesi ve uygun tepkiler verebilmesi gibi karmaşık bilişsel becerileri içeren üst düzey zihinsel işlevlerdir. Bu beceriler, özellikle 3–6 yaş döneminde hızlı bir gelişim gösterir ve hem nörolojik olgunlaşma hem de çevresel etkileşimlerle şekillenir. Bu nedenle, erken yaşta yapılan müdahalelerin, özellikle sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çocuklar için oldukça önemli olduğu vurgulanmaktadır. Araştırma, nicel bir desen çerçevesinde yarı deneysel öntest–sontest–kalıcılık testi kontrol gruplu model ile yürütülmüştür. Örneklem, Deney 1 (n = 18), Deney 2 (n = 18) ve Kontrol (n = 15) olmak üzere toplam 51 okul öncesi çocuktan oluşmaktadır. Araştırma süresince çocukların yürütücü işlev becerilerini ölçmek amacıyla Yürütücü İşlev Becerileri Ölçeği – Çocuk Formu kullanılmıştır. Deney gruplarına, 3B programı kapsamında fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) disiplinlerini bütünleştiren etkinlikler uygulanmıştır. Verilerin analizinde öncelikle gruplar arası farkları kontrol etmek amacıyla ön test puanları kovaryans değişkeni olarak kullanılarak ANCOVA ve MANCOVA analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda, deney gruplarının sontest puanlarında kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde bir artış olduğu belirlenmiştir (p <.001). Ayrıca, müdahale sonrası elde edilen sonuçların kalıcılığını ve zaman içindeki gelişimi incelemek üzere Tekrarlı Ölçümler ANOVA ve Tekrarlı Ölçümler MANOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizler, özellikle çalışma belleği ve ketleme becerilerinde zamanla anlamlı gelişmeler olduğunu ortaya koymuştur. Bilişsel esneklik boyutunda ise istatistiksel anlamlılığa yaklaşan bir iyileşme gözlenmiştir. Zaman ile grup etkileşimi anlamlı düzeyde çıkmamış olmakla birlikte, genel gelişim eğilimleri dikkate alındığında programın farklı gruplarda da benzer biçimde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular, 3B programının okul öncesi dönemde yürütücü işlev becerilerinin gelişimine katkı sağlayan etkili ve uygulanabilir bir müdahale aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle dezavantajlı sosyo-ekonomik koşullardaki çocuklar için bu tür bütüncül ve disiplinler arası yaklaşımların gelişimsel eşitsizliklerin azaltılmasına katkı sunabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Yürütücü işlevler, çalışma belleği, ketleme, bilişsel esneklik, STEM

Çocuk-okul öncesi
Betül Çebi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem matematik eğitiminde sayı kavramı ile ilgili Türkiye'de yayımlanan lisansüstü tezlerin incelenmesi

Bu araştırma, Türkiye'de okul öncesi dönem matematik eğitiminde sayı kavramı ile ilgili yazılmış yüksek lisans ve doktora tezlerini belirli değişkenler (düzey, yıl, üniversite, amaç, araştırma deseni ve yaklaşımı, katılımcı, veri toplama aracı, veri analiz yöntemi, birbirine benzer amaçla yazılmış tezler arasında benzerlikler veya farklılıklar, amaç, bulgular, sonuç) açısından analiz ederek, bu lisansüstü tezler hakkında genel çıkarımlar yapmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel veri araştırma yöntemi kullanılarak yürütülmüş, sistematik literatür tarama deseni tercih edilmiştir. Veri analiz yöntemi olarak ise doküman analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek olan lisansüstü tezlerin belirlenmesi için YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanına 'sayılar', 'sayı kavramı', 'sayı hissi', 'sayı duyusu', 'okul öncesi', 'erken çocukluk', 'matematik' gibi anahtar kelimeler kullanılarak tarama yapılmıştır. Tarama sonucunda kriterlere uygun çalışmalar araştırmaya dahil edilmiş ve 29 adet yüksek lisans tezi, 3 adet doktora tezi olmak üzere 32 lisansüstü tezin analizi yapılmıştır. Okul öncesi dönem matematik eğitiminde sayı kavramı ile ilgili lisansüstü tezler en çok 2016-2020 tarihleri arasında ve Gazi Üniversitesi'nde yazılmıştır. Tezlerin çalışma grubunu en çok okul öncesi dönem çocukları oluştururken çalışma grubunun yaş dağılımını 60-72 ay çocuklar oluşturmaktadır. Çalışmalarda yer alan örneklem grubu büyüklüğünde en çok 31-100 katılımcı aralığının tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen tezlerde en çok nicel araştırma yöntemi kullanılırken araştırma deseni olarak yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak en çok tanılayıcı testler kullanılmıştır. Lisansüstü tezlerde en çok tercih edilen veri analiz yöntemi t-testi ve non-parametrik testler olmuştur. Tezler amaçları bakımından incelendiği zaman çoğunlukla yöntem-tekniklerin sayı kavramına etkisi amacına yönelik araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Araştırmaya dahil edilen tezlerden birbirine benzer amaçla yazılan 12 adet tez olduğu görülmüştür. Bu benzer amaçlı tezlerin yılları birbirinden farklılık göstermektedir. İncelenen lisansüstü tezlerin bulgular açısından özelliklerine bakıldığında farklı yöntem-teknikler ve farklı matematik programları geliştirmeye veya uygulamaya yönelik çalışmalara ağırlık verildiği gözlemlenmiştir. Araştırma kapsamında incelenen lisansüstü tezlerde çoğunlukla farklı yöntem ve teknik değişkeni ile ilgili pozitif yönlü sonuçlar elde edildiği, cinsiyet değişkeni ile ilgili ise anlamlı bir fark ortaya çıkmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen lisansüstü tezlerin uygulamaya yönelik önerilerinde en çok eğitimcilere eğitim/seminer verilmesi gerektiği, araştırmacıya yönelik önerilerinde ise en çok örneklem sayısı/ düzeyi ile ilgili düzenlemeler yapılarak yeni araştırmalar düzenlenebileceği ortaya konulmuştur.

Literatür taramasıSayı kavramıÇocuk-okul öncesi
Fatma Dokuzoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının sosyo-bilimsel olaylara yönelik bilimsel muhakeme yaklaşımları

Bu araştırmada, okul öncesi dönemdeki çocukların sosyobilimsel konuları nasıl yorumladıkları ve bu olaylara ilişkin yürüttükleri bilimsel muhakeme süreçlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışmasına uygun olarak yürütülmüştür. Durum içerisindeki olay kronolojik olarak hikayelendirilmiş olup, çocukların olayları tanımlaması ile analizi arasında içsel bir tartışma yaşamaları sağlanmıştır. Çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Kastamonu ilinde bulunan bir anaokulunda eğitime devam eden 5 yaş grubu 12 çocuk oluşturmaktadır. Katılımcılar, ulaşılabilir örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada demografik bilgi formu, hikaye formu ve yarı yapılandırılmış görüşme olmak üzere üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Analizler, çocukların çevre ve insan kaynaklı konulara yönelik bazı çözüm önerileri geliştirebildiklerini ve zaman zaman bilimsel dil ile terminolojiye yer vererek neden-sonuç ilişkileri kurabildiklerini ortaya koymuştur. Bulgular, çocukların bilgi kaynakları arasında medya ve aile etkileşiminin etkili olabildiğini; bilimsel muhakeme süreçlerinin ise bilişsel gelişim düzeyleriyle ve içinde bulundukları sosyoekonomik çevreyle ilişkilendirilebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, erken yaşlarda bilimsel düşünme becerilerinin desteklenmesinin, özellikle eğitimli aile yapısı ve zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarıyla bir araya geldiğinde, çocukların sosyobilimsel konulara yönelik farkındalık ve muhakeme becerilerinin gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Çocuk-okul öncesi
Betül Kılınç
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

5-6 yaş çocuklarının sebze tüketme alışkanlığına ilişkin resimli kitap tasarımı

Okul öncesi çocuklarına sebze tüketme alışkanlığının kazandırılması amacıyla resimli hikâye kitabı yazmak ve resimlemek bu tezin genel konusunu teşkil etmektedir. Bu konu ele alınırken de Türk mitolojisinin en önemli öğelerinden olan at figürü kitabın ana kahramanı olarak seçilmiştir. Okul öncesi, kişinin daha sonraki yaşamında ana davranışların kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemdeki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanması, büyüme ve gelişme adına oldukça önemlidir. Sebze tüketimi, sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli alışkanlıklarındandır. Bu alışkanlığın çocukluk yıllarında şekillendiği araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Beslenme alışkanlığı kazanmış olan birey, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ortaya çıkabilecek hastalıklardan korunmuş olarak sağlıklı bir yetişkin olacaktır. Bu birey kendinden sonraki neslin de beslenme alışkanlıkları üzerinde etkili olacağından, gelecek nesil için olumlu bir örnek ve bilinçli bir yol gösterici olacaktır. Bireyin, sağlıklı olması için en önemli unsurlardan biri sağlıklı beslenmedir. MEB'in 2013 yılında yayınladığı okul öncesi eğitim programına göre okul öncesi eğitimin temel ilkelerinden birinin çocuğa motor gelişimini, sosyalleşmesini, duygusal olarak gelişmesini sağlaması olduğu ifade edilmiştir. Sağlığı yerinde olmayan çocuk; motor, sosyal ve duygusal, dil ve bilişsel gelişimini istenilen seviyeye çıkaramaz. Sağlıklı beslenmeyen çocuk yaratıcı olma noktasında da eksik kalır. Eleştirel düşünme yeteneği de gelişemez. Bu durum çocuğun yeni bilgiler üretememesine sebebiyet verir. Sağlıklı beslenmeyen ya da yeterli beslenemeyen çocuk düşünceye dayalı aktivite ve beceri alanlarında geri kalacağından eleştirel düşüncelerini tam anlamıyla ifade edemez. 5-6 yaş gurubu çocukları hikayelerdeki kahramanlarla kendilerini özdeşleştirirler. Kahramanların davranışlarını taklit ederler. Bundan dolayı bu yaş grubu çocuklarının eğitiminde resimli hikâye kitaplarının rolü büyüktür. Bu kitaplar sayesinde çocuklarda olumlu davranışlar meydana gelebilmektedir. Çocuklar çoğu zaman, masallardaki karakterlerle bağlantı kurup kendilerini maddi ve manevi olarak düzeltmekle kalmayıp, ailelerini ve hatta toplumu düzeltebilmektedirler. Bu açıdan bakılınca, çocuk mitleri, sosyal yenilenmenin mesajlarının verildiği edebi bir formattır. Bu çalışmanın kahramanı Tulpar da masalsı bir kahramandır ve masallardaki kahramanlar, çocuklar üzerinde olumlu etki bırakabilmektedir. Böylece çocuklarda, bu kitapta vurgulanan sağlıklı beslenme ve sebze tüketiminde olumlu davranışlar meydana geleceği düşünülmektedir. Bu çalışmada öncelikle üç beslenme uzmanı, üç çocuk gelişimi uzmanı, beş hikâye uzmanı ve dört uzman tasarımcıyla yüz yüze ve çevrim içi görüşmeler sağlanmıştır. Bu görüşmeler neticesinde 5-6 yaş grubu çocuklarda sebze tüketme alışkanlığı eğitimini ve dengeli beslenmeyi destekleyecek hikâye metni oluşturulmuş daha sonra ise bu metni destekleyen illüstrasyonlar yapılmıştır. Bunları yaparken de mitolojik, düşsel ve görsel öğelerden faydalanılmıştır. Böylelikle illüstrasyonla desteklenmiş yukarıda belirtilen amaca yönelik hikâye kitabı oluşturulmuştur. Bu kitaba çocuk edebiyatı ürünü olarak bakılabilir. Kitaptaki resimler sayesinde kavramlar çocuğun zihninde daha algılanabilir ve kavranabilir hale gelebilmektedir. Kitabın kahramanlarının davranışları model olma yoluyla çocukta olumlu davranışların meydana gelmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu kitap sayesinde çocukların dengeli beslenmesini destekleyecek sebze tüketme alışkanlığının artacağı düşünülmektedir.

Eğitsel hikayelerSağlıklı beslenmeÇocuk-okul öncesi
Zekiye Akalın
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Trabzon ili ve çevresinde 3-6 yaş grubu hastalarda dmf-t indeksi ve çürük prevalansının değerlendirilmesi

Erken çocukluk çağı çürüğü (EÇÇ) kompleks, multifaktöriyel ve kronik olmasına rağmen önlenebilir bir hastalıktır. Ülkemizde EÇÇ üzerine odaklanan çalışmaların sayısının oldukça az olduğu ve EÇÇ ile ilgili verilerin önemli kısmının altı yaşından büyük çocuklardan elde edildiği belirtilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, 3-6 yaş grubu çocukların çürük prevalans ve dmf-t indeks değerlerini bulup, koruyucu diş hekimliği hizmetinin önemini vurgulamaktır. Çalışma kapsamı içerisinde Trabzon İli içerisindeki özel ve devlet anaokullarına gidilerek, toplam 1083 çocuk muayene edildi, elde edilen veriler kayıt altına alındı. Tarama öncesinde aileler bilgilendirilerek çalışma için onay alındı ve doldurulmak üzere anket ve beslenme analiz formları ailelere gönderildi. Akabinde diyet düzenlemesi yapıldı ve çalışmada yer alan tüm çocuklara ve öğretmenlere oral hijyen eğitimi uygulamalı olarak verildi. Araştırmada elde edilen tüm verilere ki-kare testi yapıldıktan sonra anlamlı çıkan verilere lojistik regresyon analizi yapıldı. Trabzon İlinde yapılan bu araştırmada, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ortalama dmf-t skoru 2,95±3,60 ve çürük prevalansı %63,1 olarak tespit edildi. Muayene edilen çocukların %20,4'ünde Ş-EÇÇ saptandı. Sonuç olarak, çürüksüz çocuklara kıyasla EÇÇ'lilerin ve EÇÇ'li çocuklara kıyasla da Ş-EÇÇ'lilerin diş problemiyle karşılaşıp doktora gitme olasılığının daha yüksek olduğu bulundu (p<0,001). Ayrıca, yapılan istatistiksel değerlendirmeye göre; yoğurt ve peynir tüketiminin diş çürüklerini önlemede ve çürüğün şiddetini azaltmada önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşıldı (p˂0,05). Trabzon İlindeki okul öncesi çocuklardaki çürük prevalansının çok yüksek olduğu görülmüştür. Aileler süt dişlerinin önemi ve çocuklarını diş problemi yaşamadan diş doktoruna götürmeleri ve doğru beslenme konusunda bilgilendirilmelidir. Bununla beraber, EÇÇ'yi önleyebilmek için çocukların kalsiyum içerikli ürünleri daha çok tüketmesi önerilmelidir.

Diş çürükleriOkul öncesi çocuklarPrevalans+3
Sema Aydınoğlu
Karadeniz Technical University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim programının çocukların aidiyet duygusuna etkisi

Bu araştırmanın amacı, MEB 2013 Okul Öncesi Eğitim Programının çocukların aidiyet duygusuna etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim gören 62-71 aylık 10 kız ve 11 erkek, toplam 21 çocuk ve 1 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Bu araştırma, çalışma grubundaki çocukların aidiyet duygusuna ilişkin derinlemesine bilgi sağlamak amacıyla, karma yöntem araştırma paradigmasının birleştirme (triangülasyon) desenine dayanarak tasarlanmıştır. Araştırmanın veri toplama araçları ise nicel veriler için 'Çocuklar için Aidiyet Ölçeği'; nitel veriler için 'Çocuklarla Görüşme Formu' ve 'Öğretmen Görüşme Formu'dur. Verilerin analizi elektronik ortamda yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda okul öncesi eğitim programının çocuklar için aidiyet ölçeğinin tüm alt boyutlarında olumlu bir etkisi olduğu görülmüştür. Cinsiyet ve okul öncesi eğitimden yararlanma durumu değişkenleri incelendiğinde, çocuklar için aidiyet ölçeği genel ön-test ve son-test puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık meydana gelmediği görülmüştür. Ancak detaylı analizler sonucunda özellikle son test puanları okul aidiyeti alt boyutunun cinsiyete göre farklılaştığı bulunmuştur. Bu bulgular okul aidiyeti alt boyutu son test puanlarında kız çocukların erkek çocuklara göre daha yüksek aidiyet duygu geliştirdiğini ortaya koymuştur.

Çocuk-okul öncesi
Yusuf Acar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar için felsefe eğitim programının 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerine etkisi

Bu araştırmada "ÇİF Eğitim Programı'nın 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel modelde yürütülen çalışmada yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. 2023-2024 eğitim öğretim yılı güz döneminde Bolu MEB'e bağlı iki anaokulunda öğrenim görmekte olan 48-72 aylık çocuklardan toplam 35 çocuk araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna 8 hafta süren ve 16 etkinlik planı içeren ÇİFEP uygulanmıştır. Araştırmada veriler "Wally Sosyal Problem Çözme Testi" ve "Genel Bilgi Formu" yoluyla toplanmıştır. Veri analizinde normallik koşullarının sağlanması ile gruplar arası farklılıkların analizi için "İlişkisiz Örneklemler için t Testi" ve grup içi farklılıkların analizi için "İlişkili Örneklemler için t Testi" kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol grubunun ön testleri arasında bir farklılık olmadığı, her iki grubun ön test ve son testleri arasında ise anlamlı bir farklılık bulunduğu görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun son test verileri arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Deney grubuna uygulanan kalıcılık testi ile son test arasında anlamlı bir farklılık olmadığı, araştırma verileri ışığında ÇİF Eğitim Programının okul öncesi çocukların sosyal problem çözme becerilerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Yaratıcı problem çözme özellikleriÇocuk-okul öncesiİşbirlikli problem çözme
Gözdenur Semiz
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi çağ çocuklar için aile katılımlı beslenme eğitim modelinin geliştirilmesi ve çocukların beslenme bilgi ve davranışları üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Okul Öncesi çağ çocuklar için aile katılımlı beslenme eğitim modeli geliştirmek ve çocukların beslenme bilgi ve davranışları üzerine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma, İstanbul İli, Kartal İlçesi'ndeki devlete bağlı bir anaokulda, toplam 74 çocukta 2014-2015 Eğitim-Öğretim döneminin 2. Yarıyılında, Şubat-Haziran 2015 tarihleri arasında (Uygulama Dönemi 3 ay, Değerlendirme Dönemi 1 ay) yürütülmüştür. Aile Katılım Grubu'na (AKG) (n:24) okulda verilen beslenme eğitimini desteklemek amaçlı her eğitim sonrası aile eğitim dokumanı ve ev etkinliği (aile katılımı) verilmiştir. Eğitim Grubu (EG) (n:16)'na ise yalnızca okulda beslenme eğitimi verilmiştir. Kontrol Grubu (KG) (n:34)'na herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Çalışma başlamadan önce ve uygulama bittikten sonra çocukların antropometrik ölçümleri alınarak değerlendirilmiştir. Velilere ailenin sosyodemografik, beslenme alışkanlıkları ve antropometrik ölçümlerini öğrenmeye yönelik anket formu uygulanmış, velilerden çocuklarına ilişkin 3 günlük besin tüketim kayıtlarını tutmaları ve besin tüketim sıklık formunu doldurmaları istenmiştir. Okuldaki besin tüketimleri, tartılarak kaydedilmiştir. Çocukların %82.4'ünün genelde yemek seçtiği tespit edilmiştir. Uygulama öncesi tüm çocuklarda beden kütle indeksine göre kilolu ve obez olma sıklığı %35.1 olarak bulunmuş ve eğitim sonrasında %31.1 olduğu ve bu azalmanın en fazla EG'nda olduğu belirlenmiştir. Eğitim sonrasında; AKG'nda enerjinin proteinden gelen yüzdesinin, B12 vitamininin ve sodyum alımının arttığı (p<0.05), EG'nda enerji, karbonhidrat, posa ve D vitamini alımının azaldığı (p<0.05), KG'nda ise posa alımının azaldığı saptanmıştır (p<0.05). Tüm grupların enerji, posa, D vitamini, folat, kalsiyum ve demir alımlarının Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi önerilerinin altında, proteinin ise üzerinde olduğu saptanmıştır. Eğitim sonrasında AKG'nda kurubaklagil ve yağ alımının azaldığı (p<0.05), sebze alımın arttığı (p<0.05), EG'nda ise yumurtanın ve meyve alımının azaldığı (p<0.05), sebze alımının arttığı (p<0.05) tespit edilmiştir. Kontrol Grubu'nda eğitim sonrasında sebze grubu ve şekerleme tüketiminin arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi önerileri ile karşılaştırıldığında eğitim öncesinde süt-yoğurt, peynir, yumurta, kurubaklagil ve ekmek tüketiminin önerilerden düşük; et grubu, tahıl, yağ, kuruyemişin önerilerden yüksek olduğu saptanmıştır. Eğitim sonrasında AKG ve EG'unda peynir tüketiminin önerileri karşıladığı, AKG'nda yağ tüketim miktarının önerilen düzeye azaldığı tespit edilmiştir. Tüm gruplar karşılaştırıldığında eğitim sonrasında çocukların sağlıklı besinleri tüketimindeki artışın AKG'unda, sağlıksız besinleri tüketimindeki azalmanın ise EG'unda daha fazla olduğu saptanmıştır. Sağlıklı besinlerin evde bulundurulmasında ve çocuğun tüketiminde AKG'nunda daha fazla besinde değişimin olduğu belirlenmiştir. AKG'nda ve EG'unda alışverişlerde çocukların sağlıksız besinlere olan ilgisi azalırken, sağlıklı besinlere olan ilgisinin arttığı belirlenmiştir. AKG'nda ebeveyn beslenme tutumlarında olumlu değişiklikler olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, okul öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının gelişimi için uygulanacak beslenme eğitim programlarına aile katılımının sağlanması eğitimin etkinliğini artırabileceği düşünülmüştür.

AileBeslenmeBeslenme davranışı+5
Şule Aktaç
Başkent University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital hikâye araçları eğitiminin öğretmenlerin dijital hikâye araçlarını kullanım yetkinliklerine ve çocukların çevresel tutum ve farkındalıklarına etkisi

Bu araştırmada dijital hikâye araçları eğitiminin öğretmenlerin dijital hikâye araçlarını kullanım yetkinliklerine ve çocukların çevresel tutum ve farkındalıklarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ön-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenin kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu Afyonkarahisar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki ayrı bağımsız anaokulunda görev yapmakta olan dört öğretmen ve bu öğretmenlerin sınıfındaki 60-72 aylık toplam 67 çocuk oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Genel Bilgi Formu ve Dijital Hikâye Eğitimi İhtiyaç Belirleme Formu, Çelik (2021) tarafından geliştirilen Dijital Hikâye Araçları Kullanımı Yetkinliği Ölçeği (DHAKYÖ) ve Büyüktaşkapu Soydan ve Öztürk Samur (2017) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Çocukları İçin Çevre Farkındalık ve Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında deney grubundaki öğretmenlere toplam dört hafta boyunca araştırmacı tarafından geliştirilen Dijital Hikâye Araçları Eğitimi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımlı ve bağımsız örneklemler için T testi, Karışık Ölçümler İçin İki Yönlü Anova kullanılmıştır. Deney grubundaki çocukların eğitim sonrasında çevresel tutum ve farkındalıklarının olumlu yönde değiştiği, öğretmenlerin dijital hikâye kullanma yetkinliklerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubunun çevresel tutum alt boyutu ve ölçek toplamına ilişkin etki büyüklüklerinin yüksek düzeyde, çevresel farkındalık alt boyutuna ilişkin etki büyüklüğünün ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir.

Dijital öykülemeÇocuk-okul öncesi
Gizem Tellioğlu Kayır
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitime devam eden çocuğu olan ebeveynlerin çocukların katılım haklarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi eğitime devam eden 48-66 aylık çocuğu olan ebeveynlerin çocukların katılım haklarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının çalışma grubunu 2024-2025 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokulları ve ilkokulların anasınıflarında öğrenim görmekte olan 48-66 aylık çocukların anne babaları olan toplam 200 anne baba, nitel kısmın çalışma grubunu ise toplam 6 anne baba oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Genel Bilgi Formu, anne babaların çocukların katılım hakkına yönelik görüşlerinin belirlenmesi için Çocuk Katılımı Ölçeği ve Ebeveyn Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde, bağımsız örneklem T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Anne babaların çocukların katılım haklarına yönelik görüşlerinin çocuklarının daha önceden okula gitme durumuna, anne babaların mesleğine, öğrenim düzeyine, medeni durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, çocuklarının cinsiyetine, yaşına, anne babaların yaşına, cinsiyetine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Anne babaların ailede çocuk katılımının desteklenmesi için çocukları ile iletişim kurup onlara saygı duymaları gerektiği ile ilgili farkındalığa sahip oldukları fakat çocuklarına söz hakkı verebilecekleri durumlar ile ilgili rehberliğe gereksinim duydukları belirlenmiştir.

Aile katılımıAnne katılımıBaba katılımı+3
Mükerreme Esra Özkara
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitiminde materyal eksikliğinin öğrenme ve öğretme sürecine yansımasının öğretmen görüşleri bağlamında değerlendirilmesi

Okul öncesi eğitim, çocukların sosyal ve duygusal gelişimleri açısından kritik bir rol oynar ve bu dönemde kullanılan eğitim materyalleri, çocukların öğrenme deneyimlerini zenginleştirmek için büyük bir önem taşır. Materyallerin eksikliğinin, öğretim yöntemlerinin örneklerine ve çocukların öğrenme oranlarına olumsuz etkiler olabilir. Bu nedenle eğitimde kullanılan eksik materyaller, çocuklarda eksik öğrenmeye sebebiyet verebilmektedir. Bu araştırmada, Okul öncesi eğitiminde materyal eksikliğinin öğrenme ve öğretme sürecine yansımasının öğretmen görüşleri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması modeli ile yürütülmüştür. Araştırma, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Ağrı il merkezinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anasınıfları ve bağımsız anaokullarında görev yapan okul 25 öncesi öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Amaçlı örneklem esas alınarak belirlenen çalışma grubuna bu bağlamda 9 soru sorulmuş ve elde edilen veriler içerik analizi ile yorumlanmıştır. Çalışma, okul öncesi eğitimin bileşenlerinden olan öğretmenlerin materyal eksiklikleriyle başa çıkabilme yetenekleri ve bu eksiklikleri nasıl giderilebildikleri adına önemli veriler sunmaktadır. Elde edilen verilerden hareketle öğretmenlerin, eğitimde aksama olmaması için çeşitli yaratıcı teknikler geliştirdikleri ve materyal eksikliklerini alternatif materyallerle tamamlamaya çalıştıkları görülmüştür. Öğretmenlerin, materyal malzeme eksikliklerine rağmen kaliteli bir eğitim sunma çabası, eğitimdeki verimlilik artışına yönelik önemli bir adımdır. Okul öncesi öğretmenlerinin, çocukların gelişim süreçlerini en iyi şekilde destekleyebilmek için işlevsel ve ergonomik materyaller kullanması, büyük bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda, öğretmenlere ve araştırmacılara yönelik bir dizi öneri sunulmuştur.

Oyun materyalleriÇocuk-okul öncesi
Yaprak Aydın
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin çocuklarına yönelik kapsayıcı işlev özelliklerinin okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerine olan etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerileri ile annelerin kapsayıcı işlev özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemi, Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki özel ve devlet anaokullarında okul öncesi eğitimine devam eden 3-6 yaş aralığındaki 340 çocuğun annesinden oluşmaktadır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Zabcı, Erol ve Şimşek tarafından (2018) geliştirilen "Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlev Ölçeği", Shields ve Cicchetti tarafından (1997) geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlama çalışması Batum ve Yağmurlu (2007) tarafından yürütülen "Duygu Düzenleme Ölçeği" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerinin yaşa, cinsiyete, annenin eğitim durumuna, annenin çalışma durumuna, kardeş sayısına, ebeveynlerin birlikte/boşanmış olma durumuna, okul öncesi eğitim alma süresine, doğum sırasına göre farklılaşmadığı ortaya konmuştur. Okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerileri ile annelerin kapsayıcı işlev özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Welch ANOVA sonuçlarına göre sosyoekonomik duruma açısından Değişkenlik/Olumsuzluk alt boyutunda sınıra yakın düzeyde gruplar arası anlamlı fark bulunmuştur. Okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerileri ile annelerin kapsayıcı işlev özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Duygu düzenlemenin genel boyutu ile annelerin kapsayıcı işlevi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Duygu düzenleme ölçeğinin genel boyutu ile kapsayıcı işlev ölçeğinin "kapsanamayan ilişki" alt boyutu arasında anlamlı bir fark vardır. Duygu düzenleme ölçeğinin değişkenlik/olumsuzluk alt boyutu ile kapsayıcı işlev ölçeğinin "eş ile ilişkiler" alt boyutu arasında düşük düzeyde ilişki vardır. Anahtar Kelimler: Duygu düzenleme, Duygu düzenleme becerileri, Kapsayıcı işlev, Okul öncesi dönem

Bilişsel duygu düzenlemeÇocuk-okul öncesi
Rana Durgut
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik okul öncesi öğretmen adaylarının hazırladıkları etkinlikler ve görüşleri

Bu araştırmada, okul öncesi öğretmen adaylarına okul dışı öğrenme ortamlarını tanıtmak ve okul dışı öğrenme etkinliklerini hazırlama sürecine ilişkin hazırladıkları etkinlik planları ve görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi'nde öğrenim gören 26 okul öncesi öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama araçları; etkinlik planları ve araştırmacı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formudur. Veri toplama süreci, Maraş depremi sebebiyle uzaktan eğitim dahilinde çevrimiçi olarak 8 hafta sürmüştür. Araştırmacı tarafından öğretmen adaylarına eğitici sunumlar yapıldıktan sonra öğretmen adaylarından bulundukları şehirlerde yer alan okul dışı öğrenme ortamlarından birini ziyaret etmeleri, gözlem yapmaları, etkinlik planı hazırlamaya dair incelemelerde bulunmaları ve etkinlik planı hazırlamaları istenmiştir. Aynı zamanda okul dışı öğrenme ortamları hakkındaki bilgilerine ve etkinlik planları hazırlamaya ilişkin görüşlerine daha detaylı ulaşmak için okul öncesi öğretmen adaylarına yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen nitel veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, okul dışı öğrenme etkinliklerinin, okul öncesi eğitim sürecinde kalıcı öğrenme, yaparak-yaşayarak öğrenme, eğlenerek öğrenme şeklinde önemleri ortaya konulmuştur. Öğretmen adaylarının bulundukları şehirlerde bir çok okul dışı öğrenme ortamını gezerek etkinlik planlarını belirtilen şekilde hazırlamışlardır. Ayrıca öğretmen adaylarının etkinlik planlarını hazırlama sürecinde heyecanlı, mutlu, keyifli gibi olumlu duyguları hissettikleri, mesleğe başladıklarında okul dışı öğrenme ortamlarını eğitim-öğretim sürecine dahil edecekleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar bağlamında lisans eğitimleri dahilinde öğretmen adaylarına okul dışı öğrenme ortamları deneyimi sunmak, meslek hayatlarında bu tür etkinliklere yer vermelerinde etkili olacağı düşünülmektedir.

Çocuk-okul öncesi
Tuğba Gün
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00

Related subjects