Taxpayer

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Varlık vergisi ve uygulanışı: Hatay örneği

Savaşlar, devlet ve toplum hayatlarını maddi ve manevi yönden yıkıma götüren olgulardır. Özellikle II. Dünya Savaşı, savaş kavramının daha geniş manalara ulaştığı bir yıkım olmuş, en az askeri kayıplar kadar sivil kayıplar da yaşanmıştır. Türkiye, bu savaşta her ne kadar etkin bir dış politika izleyerek harp dışı kalmışsa da sosyo-ekonomik yıkımdan kurtulamamıştır. Türkiye'nin almış olduğu ekonomik tedbirler içinde yankıları günümüze kadar süren varlık vergisi uygulaması önemli bir yer tutmaktadır. Varlık vergisinin tahakkuk ettirilmesinde ve mükelleflerin tespit edilmesinde keyfi hareketler olmuştur. Gelir-gider dengesine bakılmaksızın lüks bir yaşamı olan kişilere yüksek oranda vergi borcu yüklenirken; mal varlığı çok fazla olup alelade yaşam sürenlere daha az vergi tahakkuk ettirilmiştir. Varlık vergisi uygulamasının merkez üssü tarihi ve sosyal dokusundan ötürü İstanbul olmuştur. Varlık vergisi uygulamasının en ağır yanı çalışma kampları olmuştur. Vergi mükellef listelerinin defterdarlıklarda askıya çıkarılmasıyla birlikte on beş gün içerisinde borcunu ödemeyenler, kafileler halinde trenlerle Erzurum'un Aşkale ilçesine gönderilmişlerdir. Burada yol açma, taş kırma vb. işlerde çalıştırılmışlardır. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Hatay ili henüz Anavatana yeni iltihak etmiştir. Buna rağmen varlık vergisi hazırlıkları tüm ülkede olduğu gibi Hatay'da da başlamıştır. Hatay'da varlık vergisi mükelleflerinin listesi Hatay Defterdarlığı'nda askıya çıkarıldığı gibi bu dönemde yayınlanan Yenigün Gazetesi'nde de yer almıştır. Hatay sınırları içinde yaşayan hatırı sayılır bir gayrimüslim nüfus bulunmaktadır. Aynı zamanda sermaye birikimini de elinde tutan bu sınıfa yüklü miktarda varlık vergisi tahakkuk etmiştir. Hatay, tahakkuk ettirilen vergi miktarı açısından Türkiye'nin altıncı ili olmuştur.

AzınlıklarDünya Savaşı IIHatay+3
Yakup Kalıçlı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyumu ve uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin belirlenmesi: Kocaeli örneği

Vergi uyumu, beyannamenin verildiği tarihte uygulanan vergi yasaları, yönetmelikler ve yargı kararlarına uygun olarak vergi yükümlülüğünün beyannamede tam olarak belirtilmesi ve beyannamenin tam ve zamanında ilgili yerlere verilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Vergi uyumu / uyumsuzluğu neticesinde dört tip mükellef tipolojisi oluşmaktadır. Bu tipolojiler vergi kaçakçısı, sosyal vergi yükümlüsü, içten vergi yükümlüsü ve dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsüdür. Bu çalışmanın amacı vergi mükelleflerinin, vergi uyumu veya uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin hangisinde kendilerini konumlandırdıklarını tespit etmek ve bu durumu nasıl algıladıkların belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için çalışmada yöntem olarak nitel analiz uygulanmıştır. Nitel analiz çeşitli alt yöntemlere sahip olup bu çalışmada nitel araştırmanın derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiştir. Çalışmada uygulanan derinlemesine görüşme tekniği Kocaeli ilinde ikamet eden 12 mükellefe uygulanmıştır. Vergi uyumu/uyumsuzluğu kavramına örtüşmesi açısından araştırmaya katılan katılımcılar beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden oluşturulmuştur. Genel değerlendirme yapıldığında özellikle vatandaşlık görevi bilinci, vergi adaletinin güçlü olması gerekliliği, devletin olumlu politikaları, vergi otoritesinin olumlu davranışları, ülke ekonomisinde meydana gelecek pozitif gelişmelerin vatandaşların gelir düzeylerine ve hayat kalitelerine de yansıması mükelleflerin dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsü tipolojisinde yer almalarını sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyumu, Vergi Uyumsuzluğu, Mükellef Tipolojileri, Nitel Analiz, Derinlemesine Görüşme.

KocaeliMükellefTipler+3
Meltem Burcu Koçyiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret ve elektronik ticaretin vergilendirilmesi

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle globalleşen dünyada coğrafi sınırlar ve mesafeler önemini yitirmiş, pazar dünya çapında büyü¬müş; uluslararası fuarlara, sergilere ve diğer tanıtım etkinliklerine katılmak ya da uluslararası iş gezileri düzen¬lemek imkanına sahip olmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler internet ile dünya pazarlarına açılma fırsatı bu¬lmuşlardır. Elektronik ticaret olarak isimlendirdiğimiz bu yeni oluşum, tüm işletmelerin küresel rekabet ortamına çıkmasına imkan sağlamış, daha önce hayal edilmesi bile müm¬kün olmayan sektörlerin oluşmasına, varolanların dönüşüm geçirmesine veya yok olmasına sebep olmuştur. Bir web sayfasında binlerce çeşit ürünün görüntülenmesini, ürün hakkında bilgi edinilmesini ve ürünün satışını mümkün kılan e-ticaret, geleneksel ticarete oranla maliyetlerinin çok düşük olması nedeniyle işletmelere rekabet avantajları sağlamıştır. Elektronik ticaretin dünya ticaret hacmi içindeki payı hızla artmakla birlikte internet ortamında teslim edilebilen dijital malların devletlerde meydana getirdiği vergi kayıpları bu ye¬ni ticaret biçiminin nasıl vergilendirileceği sorusunu hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde önemli bir tartışma konusu haline getirmiştir. Unutulmaması gerekir ki global nitelik taşıyan bu vergisel sorunların çözümü uluslararası diyalog ve uzlaşıyla yine global nitelikte olmalıdır. Aksi halde bu uzlaşmazlıktan karlı çıkanlar devletler değil off-shore merkezleri, serbest bölgeler ve vergi cenneti ülkeler olacaktır.

Bankalararası Kart MerkeziDamga vergisiElektronik imza+7
İhsan Topcu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi ahlakını belirleyen faktörlerin analizine yönelik bir uygulama

Vergi, cebri ve karşılıksız bir yükümlülük olduğu için çoğunlukla mükellefler tarafından hoş karşılanmamakta ve vergi kaçakçılığı gibi yasadışı davranışlar ortaya çıkmaktadır. İnsanlara iyiliği ve yardımseverliği öğütleyen toplumsal kurallar bütünü olan ahlakın yüksek olduğu toplumlarda bu yasadışı davranışlar düşük düzeyde olmaktadır. Ahlakı geriden takip eden ve mükelleflerin vergiye karşı tutum ve davranışlarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Mükelleflerin vergilemeye bakışlarında önemli bir etkiye sahip olan vergi ahlakı birçok faktör tarafından etkilenmektedir. Çalışmamızda vergi ahlakı ve vergi ahlakıyla bağlantılı diğer kavramları tanımladıktan sonra vergi ahlakını belirleyen faktörler anket çalışması yoluyla tespit edilmiştir. Anket çalışması Dumlupınar Üniversitesi bünyesinde 3 fakülte ve 2 yüksekokuldan kolayda örnekleme yoluyla seçilen 1108 öğrenciye uygulanmış ve veriler SPSS 18 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada vergi ahlakını belirleyen faktörler 4 başlık altında analiz edilmiştir: Ekonomik, sosyokültürel, siyasi ve ahlaki-psikolojik. Çalışmanın sonucuna göre, vergi ahlakı üzerinde en fazla ahlaki ve psikolojik faktörler etkilidir. Vergi ahlakı en yüksek fakülte ilahiyat fakültesi iken, vergi ahlakı en yüksek cinsiyet de kadın olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada gelir düzeyi, sınıf ve yaş ile vergi ahlakı düzeyi arasında ters bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ahlakı, Kayıt Dışı Ekonomi, Anket.

AhlakKayıt dışı ekonomiMükellef+3
Ulvi Sandalcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi yüküne karşı vergi mükelleflerinin tutumu: Kütahya örneği

Vergi olgusu eski çağlardan beri toplumların en gerekli yükümlülükleri arasında yer almıştır. Vergi, ülkemiz için değerlendirilecek olursa, gün geçtikçe önemi artan ve içselleştirilen bir görev hâline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, vergi mükellefi kişinin bu görevi yerine getirmesi yasalar yoluyla kolaylaştırılmalıdır. Buradan yola çıkılarak vergi politikalarının gözden geçirilmesi ve refah seviyesini artıracak şekilde uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, vergi mükelleflerinin vergi politikalarına karşı tutumu incelenmiştir. Vergi mükellefi kişinin vergiye karşı olumlu ya da olumsuz davranışının altında yatan sebepler araştırılmıştır. Bu sebeple ilk iki bölümde vergi mükelleflerinin vergiye karşı nasıl bir tutum sergilediklerine dair sistemli bir araştırma yapılmıştır. Daha sonra Kütahya ili için anket çalışması yapılarak elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları yorumlanarak üçüncü bölüm oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vergi, Mükellef, Vergi Politikaları, Hükümet, Refah Seviyesi, Vergi Yükü, Vergiye Gönüllü Uyum.

EğitimKütahyaVergi mükellefi+3
Ersin Saat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel tüketim vergilerinin mükellefler üzerindeki etkisi (2011-2021)

Vergi, devlet sisteminin kamusal fonksiyonlarını yerine getirmek için kurulan eski ve köklü bir uygulamadır. Günümüze kadar birtakım değişime uğramış olsa dahi hep devlet tarafından karşılıksız tahsil edilmiştir. Vergi borçlusu konumunda olan vergi mükellefleri açısından verginin etkisi yadsınamaz. Özel tüketim vergisi gibi ödeme gücüne bakılmadan alınan vergilerin karşılıksız olması, mükelleflerin vergiye olan bakış açısını olumlu ya da olumsuz olarak şekillenmesine neden olur. Vergilendirmeden istenen amaçlara ulaşmak için mükellefin vergiye uyum sağlaması gerekmektedir. Bu çalışma mükelleflerin kişilik özelliklerinin, devlete olan bağlılığının, gelir durumunun, aile yapısının ve vergi sisteminden kaynaklanan faktörlerinin mükelleflerin vergiye ilişkin tutumunu nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda bazı ürünler seçilip 2011-2021 yılları arasındaki veriler dikkate alınarak mükelleflerin seçili ürünlerin kullanma durumu ile özel tüketim vergi gelirleri arasında ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, özel tüketim vergi gelirlerinin söz konusu yıllar arasında giderek arttığı, mükelleflerin bazı ürünleri diğerlerine göre tercih ettiği, alkol ve alkol ürünlerinin kullanma oranının düştüğü gözlemlenmiştir. Ayrıca, bazı ürünlerin kullanımının daha arttığı göze çarpmaktadır.

Satın alma davranışıTüketici davranışıVergi mükellefi+3
Vildan Büke Çakıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde muhasebe meslek mensuplarının problemleri üzerine Yozgat ilinde bir araştırma

Tarihi insanlık tarihi kadar eski olan muhasebe kavramı insanların bilme ihtiyaçlarından doğan bir kavram olmakla birlikte zamanla meslek haline gelmiştir. Bu meslek ilk çağlarda saymak gibi algılansa da günümüze kural ve yöntemleri net bir şekilde belirlenerek uzmanlık haline dönüşmüştür. Muhasebe mesleği de diğer meslek grupları gibi insanlara ve topluma hizmet sunduğu için toplumsal olaylardan ve salgınlardan etkilenmektedir. Günümüzde yaşanan Covid-19 salgını da muhasebe meslek mensuplarını etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı yaşanan salgının meslek mensupları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bulunan sonuçlar ile muhasebecilerin geçmişteki sorunları karşılaştırılıp pandemiye özgü sorunlar tespit edilmiştir. Meslek mensuplarının özel ve genel sorunları araştırılmış ve salgınla eklenen problemler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda niteliksel araştırma tekniği kullanılmış ve iki muhasebe meslek mensubu ile pilot görüşme yapılmıştır. Bu görüşme ile belirlenen dokuz soru Yozgat ilinde faaliyet gösteren 12 meslek mensubuna sorulmak suretiyle görüşmeler yapılmıştır. Alınan cevaplara göre meslek mensuplarının salgından oldukça etkilendikleri görülmektedir. Bu etkilenme gerek psikolojik olarak stres ve sorunlara gerekse iş yükünün artması ve değersizleşme şeklinde olduğu görülmektedir. Meslek mensupları gelirlerini tamamen mükelleflerden sağlamaktadırlar. Salgın döneminde mükelleflerin etkilenmesi muhasebecileri de maddi olarak etkilemiştir. Bu araştırma neticesinde muhasebeciler salgın dönemi ile birlikte bu mesleğin artık dijital platformlara taşınmak üzere uzaktan da yapılabileceğine inanmaktadırlar. Ancak birçok evrakın kâğıt üzerinde oluşturulması ve dosyalanması bu mesleğin günümüzde uzaktan yapmasını olanaksızlaştırdığı görüşü hâkimdir. Meslek mensupları vergi tarhı ve tahsilatı için veri oluşturmak sureti ile devletin gelirine katkı sağlamaktadırlar. Mesleğin geleceği için muhasebeci ücretlerinin vergilere ya da beyanname ücretlerine eklenerek devlet garantisi altına alınması gerektiğine inanmaktadırlar. Bu yolla mükellefe bağımlılık azalacağı yani iş kaybı korkusu olmayacağı için vergi hesaplamalarının daha gerçekçi yapılacağını ve devletin gelirinin de artacağını düşünmektedirler.

COVID 19Mesleki sorunlarMuhasebe+4
Recep Ceylan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mükellef haklarının vergi uyumuna etkisinin analizi: Batı Akdeniz örneği

Batı Akdeniz Bölgesi'nde mükellef haklarının vergi uyumu üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi amacıyla bu tez hazırlanmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mükellef hakları, ikinci bölümde vergi uyumu konuları detaylı olarak incelenmiş, üçüncü bölümde Batı Akdeniz Bölgesi'nde anket yöntemi ile yapılan araştırma bulgularına yer verilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmaya ait verilerin analizleri; SPSS (Statistical Package for Social Sciences) ve Amos programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, verilerin güvenilirliği ve normal dağılımı sağlayıp sağlamadığını test etmek amacıyla; güvenilirlik ve normallik dağılımı analizleri yapılmıştır. Verilerin güvenilirliği test edildikten sonra yapı geçerliliğini sağlamak amacıyla ölçeklere doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen araştırma boyutlarının birbirleri ile arasındaki ilişkiyi test etmek için korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla regresyon analizi ve varyans analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın boyutları; bilgi edinme hakkı, kesinlik hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, ticari sırların gizliliği hakkı, yargı yoluna başvurma hakkı, vergi uyumu ve vergi idaresine güven olarak belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda: Vergi uyumunu, bilgi edinme hakkı, kesinlik hakkı ve vergi idaresine güvenin pozitif yönde etkilediği; vergi idaresine güveni, bilgi edinme hakkının pozitif yönde etkilediği; daha önce vergi denetimine tabi tutulanların, vergi cezası alanların, vergi uyuşmazlığı nedeniyle idari ve yargı çözüm yollarına başvuranların vergi uyumu düzeylerinin, bu deneyimleri olmayanlara göre yüksek olduğu; katılımcıların cinsiyetleri, medeni durumları, öğrenim durumları ve çalışma süreleri ile vergi uyumu düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı bulgularına ulaşılmıştır.

Kamu maliyesiMükellef haklarıVergi mükellefi+2
Abdullah Kaplan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensupları ile mükellefler arası ilişkilerde karşılıklı sorunlar ve güncel çözüm önerileri: İzmir ilinde bir uygulama

1989 yılı 3568 sayılı Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Yeminli Mali Müşavir Kanununun uygulanması ile muhasebe mesleği yasal bir altyapıya sahip olmuştur. 3568 Sayılı kanuna göre Muhasebe Meslek Mensupları; Serbest Muhasebeci (SM), Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM), Yeminli Mali Müşavir (YMM) olarak üç başlığa ayrılmıştır. 2008'de yapılan değişiklikle Serbest Muhasebenin adı kanundan çıkarılmıştır. Bu kanun, muhasebe meslek mensuplarının faaliyetlerine ilişkin ilke ve kuralları düzenlemenin yanı sıra mesleki sorunların çözülmesine ve muhasebe mesleğinin toplumsal olarak tanınmasına da ön ayak olmuştur. Meslek mensupları meslek gereklerini yerine getirirken, verileri işleyip bunlar hakkında sonuçlar elde edip ve bunları bilgi kullanıcılarına sunarken toplumu da düşünerek çalıştıkları için bu bağlamda sorumlulukları büyük önem taşımaktadır. Sosyal sorumluluk bilinciyle mesleki faaliyetlerini yürütürken birçok sorunla karşı karşıya kalırlar ve bunların çözümü için farklı beklentileri vardır. TÜRMOB, meslek odaları ittifakı olarak meslek mensuplarının biriktirdikleri sorunlara ve ticaret meslek odalarından beklentilerine çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor olsa da çözülmesi gereken sorunlar ve beklentiler hala mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, 3568 sayılı kanunda yapılan değişiklik sonrası İzmir genelinde muhasebe meslek mensuplarının mesleki faaliyetlerini yürütürken karşılaştıkları sorunları ortaya koymak, mükellefler ile çatışmaları analiz etmek, ortak bir noktada buluşmalarını sağlayabilecek tavsiyelerde bulunmak, yapılabileceklerin altını çizmektir. Sorunların karşılıklı olarak analiziyle hem meslek mensuplarının hem de mükelleflerin sıkıntılarını ortaya koyabilmek ve yapılan hataların analizini sunabilmek çalışmamızda amaçlanmıştır. Bu bağlamda hazırladığımız ankette, İzmir'de çalışan Meslek Mensupları için SPSS istatistik paket programı kullanılarak anketten elde edilen verilerin analiz edilmesi ve anket sonuçlarıyla uyumlu olarak sonuçların yorumlanması, değerlendirilmesi ve çözüm yollarının saptanması amaçlanmıştır. Yapılan anket çalışmamızda elde ettiğimiz veriler ile analizinde bulunduğumuz sorunlar çoğu meslektaşı benzer sorunlarda buluşturmuştur. Yaşanan sorunlar belli başlıklarda toplanmıştır. Bunlar muhasebe ücreti, mükelleflerin eksik bilgilendirilmesi, büyük ve küçük bazlı işletmelerde evrak bazlı yaşanan sorunlar, meslek odaların eğitimleri ve geliştirilebilirliği, mesleğin saygınlığı ve meslektaş çalışanların yaratmış olduğu haksız rekabet ile mücadele olarak söylenebilir. Çalışmamızın son aşamasında yaşanılan sorunların tespit edildiği ve sonucunu tespit edebildiğimiz bölüm yer almaktadır. Anahtar kelimeler; Muhasebe, Muhasebe mesleği, Muhasebe meslek mensuplarının sorunları, Mükelleflerin sorunları, Meslek mensuplarının beklentileri, Mükelleflerin beklentiler.

Kanunlar 3568 sayılıMali müşavirlikMesleki sorunlar+5
Elif Akbulak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi denetiminde mükellef hakları ve vergi incelemesinden kaynaklanan hakların Danıştay kararları ışığında değerlendirilmesi

İnsan hakları temelinde demokrasi, anayasacılık hareketleri, hukuk devleti ve vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasına bağlı gelişen mükellef hakları, vergi sisteminin karmaşıklaşması, uluslararası alanda meydana gelen gelişmeler, teknolojik gelişim, mükelleflerin seçmen olarak önem kazanması ve vergi idaresinin mükellefe bakış açısının değişmesi ile önem kazanmış, küreselleşmeyle birlikte vergi idaresinin sınırları aşmasıyla uluslararası bir boyuta ulaşmıştır. 20. yüzyılın son çeyreğinde devletlerin yönetim anlayışında yaşanan dönüşümle birlikte, vergi idaresi ve vergilendirme anlayışı da kabuk değiştirmiştir. Gönüllü uyumun temel alındığı yeni sistemde, müşteri odaklı idarelerin, zorlamaya değil mükellef memnuniyetine önem verdiği görülmektedir. Bu noktada da mükellef haklarının tanınması, yasal güvence ile koruma altına alınması, mükelleflerce kullanılmasının sağlanması için, mükellefleri ve haklarını ön planda tutan bir anlayış benimsenmiştir. Bu noktada unutulmaması gereken bir diğer nokta ise, idarelerin mükellefleri mutlu etmelerinin, çalışanlarını mutlu etmekten geçtiğidir. Türk Vergi Sistemi, vergiyi doğuran olayın belgelendirilerek defterlere kaydedilmesi esasına dayanmaktadır. Yapılan işlemlerin kaydedildiği belgelerin ilk bakışta doğru olduğu kabul edilse de, belgelerde gösterilen işlemlerin gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bunu yapma yükü idareye ait olup, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırma, tespit etme ve sağlama amacı taşıyan vergi inceleme yetkisi de bu amaçla tanınmıştır. Bu çerçevede idarece gerek görülen durumlarda ve kimi zaman da mükelleflerin talepleri üzerine vergi incelemesi yapılmaktadır. Vergi incelemesi, mükelleflerin maddi ve manevi baskı altında hissetmesine sebebiyet verebilecek uzun bir süreç olması nedeniyle, inceleme sürecinde mükelleflerin haklarının detaylı şekilde ortaya konması, güvence altına alınması ve böylece kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması gerekmektedir. 2010 yılında, vergi inceleme sürecinde mükelleflerin hakları noktasında mevcut düzenlemelere ek birçok yasal düzenleme yapılmıştır. İzleyen süreçte de bu gelişimin sürdüğü görülmektedir. Hukuk devletinin bir gereği olmasının yanında, İnceleme sonucunda kendi başına icrai nitelik taşımayan vergi inceleme raporlarına dayanılarak yapılacak vergilendirme işlemlerinin sağlıklı olabilmesi adına, hazırlayıcı işlem niteliğindeki vergi inceleme sürecinde mükelleflere tanınan hakların tamamına uyulması gerekmektedir. Söz konusu kuralların ihlal edilmesi halinde, mükelleflerin açacakları dava ile ihlalin ağırlığına göre vergilendirme işleminin hukuka uygun olmadığını tespit ettirmesi mümkündür. Vergi inceleme sürecinde yapılan uygulamalar kadar, vergi incelemesini izleyen süreçte yapılan uygulamalar da önemlidir. Zira, inceleme sürecini izleyen süreçte de mükelleflerin hakları bulunmakta olup, söz konusu işlemlerde yapılacak hak ihlalleri için de aynı durum söz konusudur. Çalışma kapsamında, 2011 yılından itibaren verilen 203 Danıştay kararı incelenmiştir. Buna ek olarak, çalışma ile ilgili olduğu için, geçmiş tarihli bazı yargı kararlarından da yararlanılmıştır. Özetle, gerek inceleme sürecinde gerekse de sonrasında tesis edilen işlemlerde, mükelleflerin yargısal başvuru hakkını kullanarak, ihlal edilen haklarını araması, yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarının kullanımına etki etmektedir. Özellikle, idari uygulamalara mükellef lehine olacak şekilde yön verildiği görülmektedir. Bununla birlikte, mükelleflerin vergi incelemesinde sahip oldukları usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine dair az miktarda ihtilafa rastlanmıştır. Bu noktada Danıştay'ın görüşü, vergilendirme işlemine etkisi bakımından sadece asli şekil noksanlıklarının işlemin iptalini gerektireceği yönündedir. Bir hakkın tanınması kadar korunması da oldukça önemlidir. Bu bağlamda mükellef ve Müfettiş haklarının tanınması ve korunması için çalışmalar yapılması ve hak ihlallerinin yaptırımlara bağlanması gerekmektedir.

DanıştayMükellefMükellef hakları+5
Mustafa Sefa Mazlum
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gönüllü vergi uyumunu etkileyen faktörler

Geçmişten günümüze vergi gelirleri, devletlerin harcamalarını gerçekleştirmesi için kullandığı en önemli kalem olmuştur. Mükelleflerin vergi ödevleri karşısında gösterdikleri tavır ve tutumlar vergi gelirleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilmektedir. Mükelleflerin vergi ödevini gerçekleştirme konusunda göstereceği isteksizlik, vergi karşısında olumsuz davranışların gelişmesine ve vergi gelirlerinde azalmaya neden olabilecektir. Vergi bilincinin yeterince gelişmemesi, vergi politikalarının mükellef odaklı olmaması vergiye karşı olumsuz davranışların gelişmesinde etkili olabilmektedir. Mükelleflerin vergi uyumunu sağlamak amacıyla toplumu yönetenlerde yeterli vergi bilincine sahip olmalıdır. Vergi uyumunun gerçekleşmesi bireysel bir olgu olmasının yanı sıra aynı zamanda toplumsal bir olgu olarak da değerlendirilmelidir. Vergi uyumunun ve vergiye karşı davranışları etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi için Hatay ilinde 300 mükellef ile 34 soruluk anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Amaç anket sorularına verilen yanıtlardan elde edilen sonuçlardan hareketle mükelleflerin vergi uygulamaları karşısındaki düşünce, tavır ve davranışları hakkında tespitte bulunmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vergi kavramı teorik olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde mükelleflerin vergiye uyumunu etkileyen faktörler incelenmiştir. Son bölümde ise anket sonuçlarının frekans değerleri ve yapılan çapraz tablolar analizi yer almaktadır.

Türk vergi sistemiVergi ahlakıVergi mükellefi+4
Gürkan Doğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Banka ve sigorta muameleleri vergisi ve bu vergi karşısında mükelleflerin tutum ve davranışları: Denizli ili örneği

Günümüzde devlet, kişilerin toplumsal menfaatlerini sağlamak için vergiye ihtiyaç duymakta ve bu anlamda da vergilerin önemi giderek artmaktadır. Mükellefler içinde yaşadığı toplumun birer zorunluluğu olarak vergi ödemekle yükümlüdürler. Vergi ödemekle yükümlü mükellefler sadece bireyler değil aynı zamanda kurumlarında ödemekle yükümlü oldukları vergiler de bulunmaktadır. Ülkemizdeki bütçenin dengelenmesi ve devletin gerekli duyduğu finansmanın sağlanması açısından nakit paraya olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Devlet bu anlamda finansman ihtiyacını daha hızlı ve pratik yoldan karşılayabilmek için dolaylı vergilere yönelmektedir. Ayrıca dolaylı verginin, harcamalar ve işlemler üzerinden alınması verginin geniş tabanlara yayılmasına olanak sağlamakta ve bu sayede kolay bir şekilde birçok bireyden bu vergiyi tahsil edebilmektedir. Bu çalışma da bankaların vergiyle olan ilişkisi ele alınıp aynı zamanda dolaylı bir vergi olan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde dünyada bankacılık işlemlerine uygulanan vergiler ele alınmış olup Türkiye ve diğer ülkelerde uygulanan finansal işlem vergilerine yer verilmiş ve Türkiye'de finansal işlemlerin uygulanabilirliği hakkında yorumlar yapılmıştır. İkinci bölümde kurumsal yapıya sahip olan bankaların, devlete kendi faaliyetlerinden dolayı ödemiş oldukları vergiler incelenmiş ve aynı zamanda devletin bankalara yüklemiş oldukları sorumluluk sıfatlarıyla ödemiş oldukları vergilerden de bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise, bankaların yükümlü sıfatıyla mükelleflerden tahsil ettiği finansal işlem vergisi olarak ta adlandırılan banka ve sigorta muameleleri vergisi karşısındaki mükelleflerin tutum ve davranışlarının ne yönde oldukları ve vergi hakkındaki bilgisi ölçülmüştür. Mükelleflerin tutum ve davranışlarının ölçümünde anket çalışmasına yer verilmiştir. Yapılan bu anket çalışmasının katılımcıları ise Denizli Merkez İlçedeki Yapı ve Kredi Bankası'nın müşterileri olmuştur. Anket çalışmasından elde edilen veriler istatistiki analiz teknikleri ile bir sonuç elde edilmiştir. Bu anlamda daha önce bir çalışma yapılmadığı için Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi konusunda ülkemizde yapılan ilk anket çalışması olmuştur. Bu çalışma sonucunda vergi mevzuatında yapılacak olan düzenlemelere ışık tutacaktır.

Bankacılık işlemleriBankacılık sektörüBankalar+6
Münevver Kaçar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki etkilerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma: İstanbul ili Kadıköy örneği

Devletin vergi gelirlerinin azalmasının temelinde vergi kayıp ve kaçakları ile kayıtdışılığın çeşitli faktörleri bulunmaktadır. Başta ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyi ile doğrudan ilişkili olan kayıtdışılığın, en önemli nedenlerinden biri de, ülkenin uyguladığı vergi politikaları ve vergi uygulamalarıdır. Devletlerin vergi gelirlerini arttırmak için gerek vergi oranlarını arttırmaları ve gerekse vergi adaletsizliğine neden olan dolaylı vergilere ağırlık vermeleri, kayıtdışılığı ve dolayısı ile devletin vergi kaybını arttırmaktadır. Bu bağlamda, "Türkiye'deki Dolaylı Vergilerin Vatandaşlar Üzerindeki Etkilerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Çalışma: İstanbul İli Kadıköy Örneği" başlıklı bu araştırma çalışmasında, dolaylı vergilerin vatandaşlar tarafından algılanması ve dolaylı vergilerin etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma çalışmasının evrenini İstanbul ili Kadıköy ilçesinde yaşayan vatandaşlar, örneklemini ise araştırma evreninden rastgele örneklem seçimi yöntemi ile belirlenen kişiler oluşturmaktadır. Evrenin varyansı bilinmediğinden, %95 güvenilirlikte ve %5 hata payında sonuçlara ulaşabilmek için asgari örneklem büyüklüğü n=384 bulunmuştur. Bu bağlamda, araştırma evreninde 450 kişiye anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket formları düzenlenmiş ve 400 anketin analiz için veri setine dahil edilebileceği belirlenmiş ve n=400 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırma çalışmasının modeli, kavramlar ve teoriye ilişkin bilgi ve veriler için literatür tarama yöntemi, uygulama çalışması için ise "betimleyici, ilişkisel tarama (survey)" modelidir. Bu araştırma çalışmasının verilerinin analizinde, sosyal bilimlerde yaygın olarak tercih edilen SPSS Paket İstatistik Programının 20.0 versiyonu kullanılmıştır. Araştırma anket sorularından elde edilen verilerin dağılımı için faktör analizi yapılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle, hipotezlerin sınanmasında 'parametrik' testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde; frekans, dağılım, faktör ve tanımlayıcı istatistiksel (korelasyon) analizlerden ve iki farklı değişken arasında farklılık veya ilişki olup olmadığının belirlenmesini sağlayan, tek yönlü tek ana kütle t-testi, çift yönlü t-testi ve varyans (ANOVA) analizleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda elde edilen tüm bulgular sonucunda, "İstanbul ili Kadıköy ilçesi evreni özelinde dolaylı vergilerin, vatandaşların vergiye bakışları ve vergi algısı üzerinde etkisi var mıdır?" problem cümlesi; dolaylı vergilerin vatandaşların vergiye bakış açıları ve vergi algısı üzerinde olumsuz etkileri olduğu şeklinde cevaplandırılmıştır. Bu bağlamda vatandaşın vergiye bakış açısı ve vergi algısındaki negatif değişimin; sosyal adaleti, kayıtlı ekonomiyi, GSYH'yi, devletin yatırım ve kalkınma politikalarını, vergi gelirlerini, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeyi ve milli gelir artışını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda ulaşılan bulgu ve bilgiler sonucunda, araştırmanın başında hedeflenen, dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki etkileri belirlenmiş ve araştırma amacına ulaşmıştır. Bu bağlamda kamuya şu öneriler sunulmuştur: • Yeni kamu yönetimi anlayışı gereği, devletin tüm faaliyet ve harcamalarını şeffaf bir şekilde kamuya açıklaması, toplumsal anlamda devletin vergi gelirlerini etkin bir şekilde değerlendirdiği algısını güçlendirecek ve dolayısı ile vergiye bakış açısına pozitif katkı sağlayacaktır. Bu nedenle devletin şeffaflaşması ve hesap verebilirliğinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. • Vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payının azaltılarak, servet ve gelir üzerinden alınan vergilerin arttırılması yönünde yasal düzenlemeler yapılmalı ve vergi tahsilinde etkinlik sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Verginin Etkin Kullanımı, Dolaylı Vergiler, Vergi Algısı, Vergi Adaleti, Şeffaflık.

AlgıDolaylı vergilerTüketici algısı+4
Filiz Genç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi affı uygulamaları ve mükellefler üzerine etkilerinin incelenmesi (1980 sonrası Türkiye örneği)

Bu çalışma, Türkiye'de 1980 sonrası çıkarılan vergi afları, amaçları ve uygulama sonuçları hakkında bilgi vermek ve afların mükellefler üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Tezin yazımında, literatür tarama yöntemi ile Google Akademik, YÖK Tez, Science Direct, Scopus gibi veri tabanlarına Türkçe olarak "Vergi affı" ve "Mükellef" anahtar kelimeleri, İngilizce olarak "Tax Amnesty" and "Taxpayer" kelimeleri girilerek yararlanılacak kaynaklara ulaşıldı. Derlemenin amacına uygun ve tam metin hallerine ulaşılabilen makalelerden yararlanıldı. Ayrıca Kütüphane katologları taranarak bu alanda yazılmış kitaplar incelendi. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde, çeşitli kaynaklarda yer alan af kavramı tanımları, vergi affının çıkarılma nedenleri siyasi, ekonomik/ mali, idari ve teknik nedenler başlıkları altında ele alındı. Ayrıca vergi affını savunanların görüşleri ile vergi affına karşı çıkanların görüşleri incelendi. İkinci bölümde, Cumhuriyet tarihi boyunca ülkemizde çıkarılan vergi afları incelendi, gerekçe ve uygulama esaslarına yer verildi. Üçüncü bölümde ise, vergi aflarının mükellefler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir

1980 sonrasıAfMükellef+2
İbrahim Toprak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Mükellef hakları ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı, AİHS'nde sayılmış ve Anayasada da teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin, kamunun eylem, işlem ya da ihmali sebebiyle ihlal edildiğini iddia eden mükelleflerin başvurabilecekleri 6216 sayılı Kanunla kabul edilen ve 23/09/2012 tarihinden itibaren uygulanan bir hak arama yoludur. Bu yolun kullanılabilmesi için mükelleflerin, yargı yolu gibi idari ve hukuki hak arama yollarını tüketmiş ve bu mercilerden alınan kararların hak ihlali iddialarını karşılamaması gerekmektedir. Bu nedenle AYM'ne bireysel başvuru yolu istisnai ve ikincil bir yoldur. Bu çalışmanın amacı, vergi konulu başvuruların haklar, müdahale iddiaları, sonuç ve giderim yolları yönünden incelenerek ortaya çıkması muhtemel ihtilafların AYM'ne intikal ettirilmeden idari ve yargısal çözüm yollarında giderilebilmesine ışık tutmaktır. Bu doğrultuda çalışmada birinci bölümünde temel hak ve özgürlükler açısından mükellef hakları incelenmiştir. İkinci bölümde vergi uyuşmazlıklarının nedenleri ve vergi uyuşmazlıklarının çözümünde mükellef haklarının korunması yolları irdelenmiştir. Üçüncü bölümde mükellef hak ve özgürlüklerinin bireysel başvuru yoluyla korunmasına ilişkin kararların değerlendirilmesi yapılmıştır. 2012 - 2019 yılları arasında yapılan vergi konulu 122 bireysel başvuru, durum çalışması yöntemine uygun olarak doküman incelemesi ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde 122 karardan içtihat oluşturmuş ya da oluşturabilecek olanlar nitel olarak ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Ayrıca tüm kararlar frekans analizleri ile nicel olarak analiz edilmiştir. AYM'ne bireysel başvuru her ne kadar AİHM'ne giden başvuru sayısının azalmasını sağlamışsa da, vergi konulu uyuşmazlıkların çözümünde; vergi mevzuatının sadeleştirilmesi, vergi düzenlemelerinin esaslı noktalarının kanuna dayandırılması, mevzuat hükümleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi, vergi idaresinin mükellef haklarını gözetmesi, yargı organlarının iş yükünün hafifletilmesi gibi yapılacak düzenlemeler sürecin etkinleşmesini sağlayacaktır.

Anayasa MahkemesiBireysel başvuruMükellef hakları+5
Öznur Akyol Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi denetiminde mükellef hakları

Bir devletin en önemli gelir kaynağını oluşturan vergilerin başlıca amacı, kamu giderlerini karşılamaktır. Kamu giderlerinin finansmanında kullanılan en önemli gelir kaynağının, mükellefin vergiye gönüllü uyumu ile toplanması, vergi idaresinin temel vergi politikalarındandır. Bununla birlikte devletler, vergi kayıp ve kaçağı ile etkin olarak mücadele etmekte; mükellefler tarafından ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla çeşitli vergi denetim yollarına başvurmaktadır. Denetim; denetim birimlerine, -yapısı gereği- bireylerin temel hak ve özgürlüklerine müdahalede oldukça geniş bir yetki alanı vermektedir. Denetime ilişkin düzenleme ve uygulamalar, mülkiyet hakkı başta olmak üzere bireylerin temel haklarıyla yakından ilgilidir. Tam da bu nedenle, yapılan vergi denetimlerinde mükellef haklarına titizlikle uyulması, anayasal bir zorunluluktur. Ayrıca, pek çok demokratik ülkenin hukuk düzeninde yer almaya başlayan mükellef haklarının ülkemizde de yasal bir temele dayanması, vergiye gönüllü uyumu da artıracak itici bir güç olacaktır. Bu bağlamda çalışmada seçili ülkelerde mükellef haklarının nasıl korunduğuna dikkat çekilerek, Türkiye örneği üzerinden benzer uygulamalar ile kanunlarımızda tek bir başlık altında olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda tez çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde mükellef hakları, seçili ülkelerde mükellef haklarının korunması ve Türkiye ile kıyaslamalarına yer verilmiştir. İkinci bölümünde ise vergi denetimi kavramı ve Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen vergi denetim yollarıyla ilgili bilgilere yer verilerek vergi denetiminde mükellef haklarına ilişkin bütüncül bir bakış açısı ile incelenerek bu haklar ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

DenetimMali hukukMükellef+2
Nehir Aytüre
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının idari ve yargı aşamalarında çözümünün karşılaştırılması ve 2010 yılı sonrası İzmir İli örneği

Vergi, devletin bireylerden kamu ihtiyaçlarını karşılamak için topladığı en önemli gelir kaynağıdır. Devlet, otoriter gücünü kullanarak topladığı vergiler, tek taraflı işlem olması sebebi ile mükellef ile işlemi gerçekleştiren vergi dairesi arasında çeşitli uyuşmazlıklar çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Vergi idaresi ile mükellefler arasında gerçekleşen uyuşmazlıkların çözümünde mükellefin izleyeceği iki yol vardır. Bunların ilki olarak "Barışçıl yol" olarak da adlandırılan idari çözüm yoludur. Bu yolla mükellefler, uyuşmazlığı yargı yoluna taşımadan, idare ile kendi arasında çözmektedir. Bir diğer yol ise mükellefin uyuşmazlığı yargı yoluna taşımasıdır. Bu yolda mükellef idare ile bir çözüme varamaması durumunda söz konusu uyuşmazlığı yargı yoluna taşımasıdır. İdari çözüm yolu olarak mükelleflere sunulan seçenekler uzlaşma, cezalarda indirim, vergi hatalarının düzeltilmesi, üst makama başvuru, pişmanlık ve ıslah müesseseleridir. Mükellef bu yollardan herhangi birini seçerek vergi uyuşmazlığını gidermek için idare ile anlaşmaya varabilmektedir. Mükellefin uyuşmazlığı idari yollarda çözüme kavuşturamaması durumunda yargı yolunu tercih edebilir. Anayasanın 125. maddesince; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." ifadesi mükellefin, idarenin tek taraflı gerçekleştirdiği idari işlem olan vergiyi, yargı yoluna taşıyabilme imkanı sağlamıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, vergi uyuşmazlıklarının idari çözüm yollarına anlatılmaktadır. İkinci bölümünde ise vergi yargısı ele alınacaktır. Son bölümde ise, İzmir ili örneği ile iki çözüm yolu karşılaştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi uyuşmazlıkları, İdari Çözüm Yolları, Yargı yolu, İzmir ili Örneği.

Vergi idaresiVergi mükellefiVergi uyuşmazlıkları+2
Doğancan Akata
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi incelemelerinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm yolları (İzmir ili uygulaması)

Vergi, bir devletin en önemli gelir kaynaklarından biridir. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve bazı devlet politikalarının uygulanması açısından vergilerin zamanında toplanılması gerekmektedir. Devletin faaliyetlerini sürdürebilmesi için sorunsuz bir vergi denetim sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla, vergi denetim sistemindeki sorunların çözülmesi; devlet gelirlerinin devamlılığının sağlanması böylece kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve devlet politikalarının uygulanması bakımından büyük önem arz etmektedir. Türkiye'de, vergi denetim sistemindeki sorunların giderilmesi için 2010 yılında 6009 sayılı kanunla yenilikler getirilmiş ve 2011 yılında 646 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile vergi denetimi yapan kurumlar tek çatı altında toplanmıştır. Söz konusu değişikliklerin ne dereceye kadar başarılı olduğunun incelenmesi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla, mükelleflere ve mali müşavirlere anket çalışması yapılmıştır. Söz konusu iki gruba da 10 farklı ifade yöneltilmiş ve bu ifadelere katılıp katılmadıkları sorulmuştur. Alınan yanıtlar neticesinde elde edilen veriler; frekans, çapraz tablo ve iki değişkenli korelasyon analizlerine tabi tutulmuştur. Sonuçlar tablolaştırılarak tarafımızca yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde, 6009 sayılı kanunla ve 646 sayılı KHK ile yapılan değişikliklerin, vergi denetim sisteminde şeffaflığı arttırdığı ancak etkinliği arttırmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, mali müşavirlerle ve mükelleflerle yapılan bire bir görüşmelerden, vergi denetim sisteminde yapılan değişiklikler sebebiyle mükellef haklarında belli bir düzeyde ilerleme kaydedildiği belirlenmiştir. Vergi denetimi yapan kurumların tek çatı altında toplanması ve getirilen yenilikler sayesinde eski sisteme dair sorunların çözüldüğü görülmüştür. Ancak, yeni sistemde göz ardı edilen bazı noktalar nedeniyle yeni sorunlar ortaya çıkmıştır.

DenetimDönüşüm sorunuMali hukuk+7
Özge Önkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin kurumsal gelişimi: Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı

Vergi matrahlarının tespit edilmesi sürecinde olağan (beyan usulü) ve olağanüstü (ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyat usulü) şeklinde iki usul yer almaktadır. Türk vergi sisteminin temeli de modern vergi sistemlerindeki gibi beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esası sistemine dayalı vergi sistemlerinde vergi denetimi modern vergi düzeninin sağlanabilmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu doğrultuda vergi mükellefleri vergi idaresine beyan etmiş olduğu matrah esas alınarak vergilendirmeye tabi tutulur. Vergi idaresi mükellefin beyan etmiş olduğu matrah üzerinden öncelikle vergiyi tarh eder ve nihai olarak tahsil eder. Kişiler pek çok sebep dolayısıyla vergiye tabi matrahlarını en aza indirme gayreti göstererek kanunen kabul edilen sınırların dışına çıkabilmektedirler. Vergi mükelleflerin kanun dışı yollara başvurması, vergi kayıp ve kaçaklarının miktarının artmasına neden olarak devletin tahsil etmesi gereken kamu gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır. Vergi denetim araçları olan yoklama, vergi incelemesi, arama ve bilgi toplama gibi yollar ile devlet söz konusu kanunların çizdiği çerçevenin dışına çıkmış olan mükellef davranışlarını tespit ederek gerekli cezai yaptırımlar uygulanması sağlanır. Bu çalışmada, denetim, vergi denetimi, vergi idaresinin mükellefi denetleme yolları, vergi denetiminin amacı ve tarihçesi ve son olarak 10.07.2011 tarihinde 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hayata geçirilerek vergi denetim kurumlarını tek çatı altında toplamış olan Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı incelenmiştir. Gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın karşılaştığı sorunlar tespit edilerek yetersiz kaldığı noktalara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

DenetimKayıt dışı ekonomiKurumsal yapı+3
Abdullah Marufoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Mükellef hakları ve vergiye gönüllü uyum

Günümüzde, vergi yönetimleri daha etkin hizmet sunabilmek için mükellef odaklı yaklaşıma geçmişlerdir. Dünyada da hukuk alanında bireyi korumaya yönelik girişimler, insan haklarının artan önemiyle birlikte mükellef haklarını daha da ön plana çıkarmıştır. Vergi mükelleflerinin vergi karşısındaki tutum ve davranışları, onların devlete olan güvenleriyle ilişkili olarak değişmektedir. Gönüllü uyumun sağlanmasında mükellef hakları odak noktasıdır. Esasında bunlar ilişkili kavramlardır. Devletler, vergi mükelleflerini korumaya yönelik tedbirler almazlarsa vergi toplama sürecinde de zorluklarla karşılaşacaklardır. Gönüllü uyum, psikolojik, sosyolojik ve kültürel bir olgudur. Bu çalışmada vergi uyumunun nelerden etkilendiğini ve mükellef haklarının dünyada artan öneminin gönüllü uyum konusunda nasıl etkisi olabileceği analiz edilmiştir. Birinci bölümde mükellef hakları ile ilgili örnekler incelenmiş ve mükellef haklarındaki eksikliklerin gönüllü uyumsuzluk sorununa yol açacağı tespit edilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye'de örnek yargı kararlarında ve Vergi Usul Kanun'da yer alan mükellef hakları incelenmiş, ülkemizde mükellef haklarıyla ilgili hukuksal düzenlemelerin neler olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de mükellef haklarının genel yeri tespit edilmiştir. Son bölümümüzde ise mükellef haklarının gönüllü uyumu nasıl etkilediğini görebilmek için Manisa Merkez İlçe'ye kayıtlı vergi mükellefleri ile anket uygulaması yapılmıştır. Ayrıca, vergi mükellefleri ile muhatap olan vergi yöneticilerinin de mükellefler ve mükellef hakları konusundaki görüşleri yapılan anket çalışmasıyla incelenmiştir. Mükellef hakları konusunda ülkemizde çalışmalar az sayıdadır. Mükellef ile vergi yetkilileri arasında etkin bir iletişim yoktur. Son yıllardaki gelir idarelerindeki olumlu gelişmelerin bu sorunun çözümünde etkili olduğu gözlemlenmektedir. Son bölümümüzde teorik çerçevede incelediğimiz mükellef hakları konusunun vergi uyumu konusundaki etkisi uygulamalı bir çalışma ile pekiştirilmiş, farklı istatistikî analiz teknikleri ile uygulama sonuçlandırılmıştır. Mükellef hakları, küreselleşen dünyada vergi idarelerinin etkinliğini arttırmak için önemli bir konudur. Gönüllü uyumun sağlanmasında mükellef haklarının hukuksal açıdan da sistematize edilmesi ve mükellefler üzerinde yaygınlaştırılarak eğitimler verilmesi, onların tutum ve davranışlarını olumlu etkileyecek, kilit bir rol üstlenmektedir.

MükellefMükellef haklarıVergi mükellefi+3
Güneş Çetin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yeminli mali müşavirlerlerin tasdik işleminden kaynaklanan sorumlulukların değerlendirilmesi ve gelir idaresi, yasa koyucu ve mükellef arasında yaşanan sorunların ortaya konmasına ilişkin bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, Yeminli Mali Müşavirlerin tasdik hizmeti sürecinde gelir idaresi ve mükellefler arasında yaşadıkları sorunlar ile tasdik hizmetinden doğan sorumluluklarının değerlendirilmesidir.Araştırma sırasında öncelikle literatür taraması metodu kullanılarak YMM mesleği ile ilgili tanımlamalara yer verilmiştir. Ardından mesleğin ülke boyutunda içinde bulunduğu durum dünya geneli örnekleri ile birlikte açıklanmış ve Türkiye için kıyaslamalara gidilmiştir.Son olarak da YMM mesleğini icra edenlere yönelik olarak hazırlanmış anketlerden elde edilen verilere dayanılarak ortaya çıkan sonuçlar analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini İzmir YMM Odası'na kayıtlı 224 YMM oluşturmaktadır. Çalışmada anket metodu ve mülakat tekniği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı yardımı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan Yeminli Mali Müşavirlerin büyük çoğunluğu, 3568 Sayılı meslek yasasında ciddi mevzuat karmaşası olduğunu, bunların özellikle tasdik hizmeti sürecinde daha da su yüzüne çıktığını ifade etmişlerdir. Yine meslek mensuplarının büyük çoğunluğu yasa koyucunun ve gelir idaresinin yetkilendirme konusunda karşılıklı tutarsızlık içinde olduğunu ve sorumlulukların yaptırımlarının çok ağır şartları kapsadığını belirtmişlerdir.

Gelir İdaresiMükellefVergi mükellefi+2
Fırat Bingül
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin mükellefler üzerindeki etkisi (Manisa ili vergi mükelleflerinin denetime bakışı üzerine bir anket çalışması)

Vergi, devletin kamu harcamalarının finansmanını karşılamak üzere toplumu meydana getiren kişi ve kurumlardan kazançlarına göre, karşılıksız ve zorunlu olarak aldığı ekonomik değerlerdir. Günümüz vergi sistemleri büyük ölçüde beyan usulüne dayanmaktadır. Bu usulde, mükellefler veya vergi sorumluları vergi matrahını kanunda belirtilen usuller çerçevesinde kendi hesaplayarak vergi dairesine beyanname ile bildirmektedir. Mükellef bu usulde aktif bir rol oynamaktadır. Bu nedenle mükellef tarafından beyan edilen vergi matrahının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı büyük önem taşımakta olup, bu durum ise etkin bir vergi denetimini zorunlu kılmaktadır. Vergi denetimi ise, vergi kanunlarında yer alan hükümlere uyulup uyulmadığını ve ödenecek verginin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek ve sağlamak üzere yapılır. Beyan edilen kazançların gerçeğe uygun olup olmadığı da ancak vergi denetimleri ile ortaya çıkmaktadır.Vergi idaresinin en önemli uygulaması vergi denetimidir. Denetimler, denetim birimlerinin yapısı ve denetmenlerin davranışları doğrudan mükellefin tutum ve davranışları üzerinde etkili olmaktadır. Denetim özellikle mükellefler üzerinde önleyici, düzeltici ve eğitici etkisiyle vergi kayıp ve kaçaklarını azaltmada önemli bir faktördür. Ayrıca denetim, mükelleflerin yasalara uygun davranmasını sağlayarak vergiye uyumun arttırılmasını sağlamaktadır.Bu çalışmada, vergi denetiminin teorik temelleri ele alınmış, vergi denetiminin Türkiye'deki tarihsel gelişiminden bahsedilmiş ve ülkemizde vergi denetiminin istenen düzeyde ve etkinlikte yapılmadığının nedenleri ve vergi denetiminin yeniden yapılandırılması için alınması gereken tedbirler üzerinde durulmuştur. Son olarak da vergi mükelleflerinin denetime bakışını ortaya koymak üzere Manisa Merkez İlçe'de 272 vergi mükellefini kapsayan bir anket çalışması yapılmıştır.

DenetimFinansManisa+5
Mübeyna Doğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi ceza sisteminin etkinliğine ilişkin algılamalar (Manisa örneği)

Devletin, kamu hizmetlerinin finansmanı için vergileme yetkisi dahilinde elde ettiği vergiler; devlet için önemli bir gelir kaynağı olmakta iken mükellefler tarafından yük olarak algılanmaktadır. Vergi ödemenin gelirlerinde azalışa neden olduğunu düşünen mükellefler vergiye karşı uyumsuzluk göstermektedirler. Mükellefler, yasalara karşı gelip ödeyecekleri vergiyi gizleyerek vergi kaçırmakta ve devlet gelirlerinde önemli azalışlara neden olmaktadırlar.Vergi uyumuna etki eden önemli hususlardan birisi de mükelleflerin vergi ceza sistemini algılayış biçimidir. Mükelleflerin ceza sistemi hakkındaki bilgi düzeyi, beklentileri, zihniyeti gibi kişisel faktörler ile sosyal, hukuki ve ekonomik faktörler bu algılama biçimini etkilemektedir.Bu çalışmada, suçların önlenmesinde cezaların etkinliğini belirleyen faktörler ile yaptırımların caydırıcılığı üzerinde durularak, Manisa ili Merkez ilçesindeki vergi mükellefi olan esnaflar, vergi dairesi çalışanları ile meslek mensuplarının vergi ceza sistemini nasıl algıladıkları çeşitli önermelerle alan çalışması yapılarak ortaya konmuştur.

CezaFinansManisa+7
Özer Demirdizen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek etiği ve meslek mensuplarının mükellefin vergi uyumu üzerindeki etkileri (Manisa ili örneği)

Meslek etiği, bir mesleğin icrası esnasında toplum yararı gözetilerek uyulması gereken davranış kuralları olarak tanımlanabilir. Meslek etiğinin temelinde insanlarla ilişki yatar. Ayni meslekten bireylerin birbirleri ile ilişkilerinde belli bir davranış kuralarına uymaları meslek etiğinin gereğidir. Günümüzde her meslekte, mesleğin gereklerinin yerine getirilebilmesi için meslek mensuplarının bir takım kişisel, mesleki ve ahlaki niteliklere sahip olması gerekmektedir. Meslek mensuplarının bu niteliklere sahip olmaları, hem meslek mensubunun, hem de mesleğin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır. Bir hizmet mesleği olan muhasebecilikte etik oldukça önemlidir. Çünkü muhasebenin ve muhasebecinin kamuya karşı bir sorumluluğu vardır ve bu mesleki bir sorumluluktur. Muhasebe meslek etiği, müşterilere, halka ve diğer uygulamacılara yüksek standartlara bağlanmış ahlaki davranışlarla hizmet edilmesi demektir.Vergi kanunlarının karmaşıklığı ve uygulamanın belirsizliği mükelleflerin profesyonel yardım almalarına yol açar. Bu yardım hizmetini muhasebe meslek mensupları vermektedir. Mükellef ile vergi idaresi arasında bir köprü vazifesi gören muhasebeci ve mali müşavirlerin vergi kaybının önlenmesinde rolleri büyüktür. Muhasebe meslek mensuplarının mükellefin gönüllü vergi uyumuna etkisi konusunda iki görüş vardır. Birincisi hata oranını azaltarak gönüllü uyumu arttırdığı yönündedir. Diğeri ise denetimin ahlaki ve fiziksel maliyetini düşürmesi nedeniyle doğru beyanda bulunmama eğilimini artırması yönündedir.Çalışmamızda muhasebe meslek etiği üzerinde durularak, meslek mensuplarının, mükelleflerin vergi uyumuna olan olumlu veya olumsuz etkisi, Manisa İlinde yapılan anket çalışmasıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu etki, anket çalışmasıyla elde edilen bulguların analiz sonuçları ışığında değerlendirilmektedir

EtikManisaMuhasebe uygulamaları+6
Vehbi Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects