Taxpayer
95 theses under this subject heading
Türk vergi hukuku açısından mükellef haklarının değerlendirilmesi: Edirne Merkez ilçe örneği
VUK' da kanun koyucu mükellefi; vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek ya da tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. Vergi mükellefiyeti vergiyi doğuran olay ile birlikte gerçekleşir ve vergiyi doğuran olay her vergi bakımından yasalarla belirlenmiştir. Vergileme iki taraflı bir işlemdir. Bunlardan biri vergi tahsilatını cebren dahi yapmaya yetkili devlet, diğer taraf ise vergilendirmenin muhatabı olan mükelleftir. Bu işlem itibariyle her iki tarafın da sahip olduğu haklar ve yerine getirmesi gereken yükümlülükler bulunmaktadır. Günümüzde, mükellef haklarının açıklanması ve bunların korunmasına yönelik çalışmalara önem verilmesi, bir ülkede devletin vergileme işlemine ve mükelleflerine yaklaşımının bir göstergesi kabul edilir hale gelmiştir. Aynı zamanda mükelleflerin haklarının bilincinde olması vergileme sürecinin sağlıklı işleyebilmesi açısından da önem arz etmektedir. Özetle, mükellefin sahip olduğu hakların farkında olarak vergileme sürecinde bulunması hem birey hem de toplum için son derece önemlidir. Bu çalışma ile Edirne Merkez ilçe özelinde bulunan mükelleflerin farkındalık düzeyleri tespit edilerek değerlendirmelerde bulunulacaktır.
Vergi denetiminde risk analizi ve mükellef haklarına yansımaları
Devletler sunmak zorunda oldukları birtakım hizmetler gereği veya sosyal, siyasi, ekonomik nedenlerden dolayı birtakım harcamalar gerçekleştirirler. Devlet harcamalarının finansmanının sağlanması konusunda devletlerin en önemli gelir kaynağı ise vergilerdir. Tarihsel süreç incelendiğinde vergilerin insanlık tarihi kadar eski bir kavram olduğu görülmektedir. Vergiler günümüzde de devletler için çok büyük bir öneme sahiptir. Vergiler, devlet için bir gelir olduğu gibi ödeyen açısından servetini azaltan bir unsurdur. Bundan dolayı vergi ödeyenlerin vergi konusunda yaptıkları planlar, en az vergi ödeme amacı taşımaktadır. Vergi denetimleri bu noktada devletlerin gelir kaybının yaşanmaması için çok büyük önem arz etmektedir. Vergi mükelleflerinin vergiyi az ödemek adına başvuracakları çeşitli yollar ancak etkin bir vergi denetim sistemi ile önlenebilecektir.Ancak, vergi denetimleri gerçekleştirilirken vergi mükelleflerinin haklarının korunmaması veya mükellef haklarının kullandırılmaması durumunda ise vergi denetimlerinin adil olmadığı sonucu ortaya çıkacaktır. Bu durumda gerçekleştirilen vergi incelemeleri hukuk kurallarına da aykırılık teşkil edecektir. Türkiye'de gerçekleştirilen vergi incelemelerinde objektif esasların uygulanması ve daha etkin vergi incelemeleri gerçekleştirilmesi için Risk Analizine dayalı vergi incelemeleri uygulamaya konulmuştur. Bu uygulamanın olumlu sonuçlar doğurabilmesi için yapılan vergi incelemesi yine mükellef haklarına önem veren, adil, objektif ve saydam bir inceleme olmalıdır.Çalışmanın ilk bölümünde risk analizi kavramı tanıtılmış, takip eden bölümde diğer ülkelerdeki risk analizi uygulamalarından bahsedilmiş ve üçüncü bölümde risk analizinin mükellef haklarına yansıması ve mükellef hakları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonuç bölümünde elde edilen bulgulara dayanılarak tespit edilen durumlar anlatılmıştır.
Vergi denetiminde mükelleflerin hak ve yükümlülüklerinin vergi uyumu yönünden değerlendirilmesi
Verginin tarihi ve gelişmişliği eskiye dayandığı gibi, vergi denetimi, mükellef hakları ve vergi uyumu da eskiye dayanmaktadır. Vergi, bir ülkenin en büyük finansal kaynağı olduğu için, vergi sisteminin iyileştirilmesi için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmaların birçoğu, mükellefin vergiye uyumunun arttırılması üzerine olmuştur. Vergi uyumu ile ilgili ilk çalışmalar, vergi uyumsuzluğu ile başlamış, kayıt dışılık temelinde devam etmiş, mükelleflerin motivasyonlarını arttırıp gönüllü uyumu sağlamayı da içine alacak şekilde genişlemiştir. Yapılan bu çalışmalardan hareketle, bu tez çalışmasında "Vergi Denetiminde Mükelleflerin Hak ve Yükümlülüklerinin Vergi Uyumu Yönünden Değerlendirilmesi" yapılmıştır. Yapılan bu çalışma ile vergi mükelleflerinin vergi uyumunu etkileyen birçok unsur tespit edilmiştir. Ayrıca, vergi denetimlerinin vergi mükelleflerine hak ve yükümlülüklerini öğrettiğini ve bu nedenle de vergiye uyumlarının sağlandığı belirtilmiştir
Türkiye'nin iktisadi dönüşümü kapsamında vergi affı kararları
1923 yılından günümüze kadar en sonuncusu henüz tamamladığımız 2021 yılı olmak üzere, 37 adet vergi affı uygulaması Türkiye tarihinde yerini almıştır. Gelişen ve değişen bu süreç içerisinde vergi aflarının, Türkiye'nin iktisadi dönüşüm süreci ile bağlantısı, çıkarılmalarının altında yatan nedenler gayet önemlidir. Her bir vergi affı uygulamasının kendi dönemi içerisinde değerlendirilmesi, af uygulamalarının nedensellik bağını ortaya koyabilmeyi sağlayacaktır. Cumhuriyetin ilanından günümüze yani 2021 yılına gelinene kadar Türkiye Cumhuriyeti iktisadi anlamda birçok farklı aşamadan geçmiştir. Yaşanan iktisadi süreçler her zaman düz bir yol olmamıştır. Hatta çoğu kez bu süreçler, büyük sıkıntıların yaşandığı meşakkatli durumları da beraberinde getirmiştir. Türkiye'de de yaşanan krizler, afetler, coğrafi riskler ve diğer olağanüstü durumlar ile küresel problemlerin etkisini önlemek yahut en aza indirmek için iktisadi süreçler kapsamında zaman zaman vergi aflarına başvurulmuştur. Bu çalışmamızda Türkiye'nin iktisadi dönüşüm süreci; 1923-1950 arası Tek Partili dönem, 1950-1980 arası dönem, 1980-2000 arası dönem ve 2000 sonrası dönem olmak üzere 4 bölüme ayrılmıştır. Bu dönemlerde kendi şartları ve uygulanan iktisat politikaları bağlamında değerlendirilerek, her dönem içerisinde uygulanan vergi afları ayrı ayrı detaylandırılmıştır. Bazı durumlarda sorunun çözümü daha evvel bulunmuş veya en azından test edilmiş olabilir. Bu bağlamda geçmişin tecrübelerinin gelecekte karşılaşılabilecek benzer durumlara yol gösterici olabilmesi de ayrıca bu çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu husus çoğu zaman sonuca varışı hızlandıran yahut zaman kaybının önüne geçen bir çözüm kanalı olabilmektedir. Vergi aflarının siyasi, ekonomik, mali, sosyal, psikolojik, idari ve teknik nedenleri bulunmaktadır. Bu araştırma vergi affı kararları ile iktisadi süreç arasında bir ilişki olup olmadığına odaklanmaktadır. Bu amaçla da Türkiye'deki vergi afları, Türkiye için iktisadi farklılık gösteren dönemler bakımından gruplanmaktadır. Böylece mevcut afların nitelikleri ile bu dönemin iktisadi politikaları arasında paralellik olup olmadığı anlaşılmaya çalışmaktadır.
Mükelleflerin sahte veya yanıltıcı belge kullanma eğilimi ve çözüm önerileri
Çalışmanın amacı; Türkiye'de mükellefler tarafından Sahte ve Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) Kullanım Eğilimlerinin ortaya konulması, SMİYB kullanımının yol açtığı sorunların tespiti ve etkileri, SMİYB kullanım eğilimini engelleyebilmek için hangi çözüm önerilerinin sunulabileceğine ilişkindir. Çalışmamızda Türkiye Ekonomisi'nin kanayan yarası olan SMİYB kullanım eğilimlerinin sebepleri, etkileri ve konu hakkındaki çözüm önerileri işlenecektir. Mükelleflerin neden SMİYB kullandıkları, SMİYB kullanımının mükelleflere KDV, Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından ne gibi faydalar sağladığı değerlendirilmiş olup sahte belge kullanımının ülke ekonomisine, kamu idarelerine ve toplumumuza zararları belirtilmiştir. SMİYB kullanımının yaptırımları Vergi Usul Kanunu ve Türk Ceza Kanunu açısından değerlendirilmiş ve gerek vergi denetimi açısından gerekse yargı organları açısından ne gibi iş yüküne sebep olduğundan bahsedilmiştir. Mükelleflerin SMİYB kullanımının nasıl engellenebileceğine ilişkin çözüm önerilerinin tespiti amacıyla anket çalışması yapılmış katılımcıların çözüm önerilerine ilişkin görüşleri belirlendikten sonra görüşler derlenerek katılımcılar tarafından en çok dikkat çekilen önerilere çalışmanın sonucunda yer verilmiştir.
Vergi idaresinin e-dönüşümü ve dijitalleşmenin muhasebe meslek mensupları ve mükelleflere etkisi
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından E fatura ve E defter uygulaması e-dönüşüm kapsamında başlatılmıştır. Bakanlık tarafından yürütülen süreçle ilgili işlemlerde standardizasyon sağlamak, etkinlik ve verimliliği arttırmak amacıyla yasal mevzuatta düzenlemeler yapılmaya devam edilmektedir. Dijitalleşme (e-dönüşüm) uygulamalarının başarısı ve etkinliği, tarafları olan mükellef ve meslek mensuplarının tüm bu sürece gönüllü uyumunu gerektirmektedir. Uyumu arttırmak için idarenin uygulamaların gelişen teknolojilerle daha etkin bir yapıya dönüştürmesine çaba gösterilmektedir. Bu tezde, vergi idaresinin e-dönüşümü ve dijitalleşmesinin muhasebe meslek mensupları ve mükelleflere etkileri incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, vergi fonksiyonu ve idaresinin dijital dönüşüm süreci üzerinde durulmuş, politikaları, hukuki temelleri ve etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Ardından Türkiye'de mükellef ve vergi idaresinin teknoloji uygulamalarını ve gelişen teknolojiyle dijitalleşmenin muhasebe mesleği üzerine etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır Çalışmanın üçüncü bölümünde, e-dönüşüm sürecinin mükellef ve muhasebe meslek mensuplarına etkisi hakkında odak grup çalışması yapılmış ve mükellef tutumlarının büyük mükellefler, orta ölçekli mükellefler ve küçük mükelleflerin tutumları üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: E-dönüşüm, E-fatura, E-arşiv, E-defter
Vergi mükelleflerinin vergi suç ve cezaları ile temel vergilendirme ilkelerine bakış açısının analizi: Afyonkarahisar örneği
Mükellefin vergiye gönüllü ve cebri uyumunu sağlayacak mekanizmaların mali sistem içine yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede mükelleflerin vergiye cebri uyumunu sağlayacak ve gönüllü uyuma yönlendirecek ceza uygulamalarından yararlanılmaktadır. Çalışmada, vergi cezalarının veriye karşı gelişen direncin neden olduğu olumsuzlukların giderilmesinde etkinliği araştırılmıştır. SPSS 19.0 analiz programı kullanılarak verilerin daha sağlıklı bir şekilde yorumlanmasına önem verilmiştir. Afyonkarahisar ili ve ilçelerinde uygulanan anket çalışması toplamda 41 sorudan oluşmaktadır. Bunlardan 13'ü mükellefleri tanımaya yönelik demografik sorulardan oluşurken, 28'i ise verginin cezalarının ağırlığı, vergi ceza ve uygulamalarının eşitliği, kanunların boşluğu ve anlaşılabilirliği, vergi aflarına bakış açıları ve vergi suçlarına karşı verilen cezaların caydırıcılığı konusundaki düşüncelerine başvurulmuştur. Elde edilen verilere göre mükelleflerden vergi kanunlarında boşluk olduğunu % 54 oranında düşünürken, vergi uygulamalarının eşit uygulandığını düşünenler % 30 şeklinde gerçekleşmiştir. Aynı zamanda vergi afları konusunda ise % 72 oranında kriz dönemlerinde afların kullanılması gerektiğini ve zamanında vergi ödeyenlere bir haksızlık olduğunu sadece vergi ödemeyenlere kolaylık sağladığını dile getirmişlerdir. Vergi cezalarının caydırıcı olduğunu düşünenler ise % 81 civarında olurken aynı oranda da vergi tahsilâtında da cezaların kullanılması gerektiği düşüncesi hâkimdir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Suçu, Vergi Cezası, Vergi Tahsilâtı, Vergi Ceza Hukuku, Vergi Cezalarının Caydırıcılığı, Tahsilât, Ceza, Suç, Verginin Unsurları, Vergileme Süreci, Verginin İlkeleri Bu tez Uşak Üniversitesi BAP Koordinasyon Birimi tarafından 2013/TP012 numaralı yüksek lisans tez projesi olarak desteklenmiştir
Vergi mükelleflerinin denetim algısı: Uşak ili örneği
Devletler kamu ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla finansal kaynaklara ihtiyaç duymaktadır. Devletlerin ihtiyaç duyduğu en önemli finansman kaynağı ise vergilerdir. Vergi, devletin ihtiyaçlarını karşılamak üzere toplumu oluşturan kişi ve kuruluşlardan kazançlarına göre, karşılıksız ve zorunlu olarak almış olduğu iktisadi değerlere denilmektedir. Türkiye'de vergiler beyan usulüne dayanmaktadır. Vergilerin doğru bir şekilde hesaplanması için vergi mükellefleri tarafından belirtilen beyanların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı büyük önem taşımaktadır. Beyanların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespit edilmesi için etkin bir vergi denetimine ihtiyaç duyulmaktadır. Vergi denetimi, idarenin ve mükelleflerin vergi kanunlarına uygun hareket edip etmediğinin belirlenmesi ve belirlenen hatalı uygulamaların düzeltilmesini sağlayarak vergi kayıp ve kaçaklarının önüne geçmek amacıyla vergi idaresi tarafından yapılmaktadır. Bu çalışmada, vergi mükelleflerinin beyanlarını bildirmeleri konusunda vergi denetimi algılarının önemini ortaya koymak ve vergi mükelleflerinin denetim algıları sonucu mükelleflerde ortaya çıkan davranışları araştırmak amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Uşak ilinde bulunan toplam 471 vergi mükellefi ile anket yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS 23.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde çeşitli tanımlayıcı istatistiklerle birlikte T testi, Anova testi ve Çapraz Tablo analizlerinden yararlanılmıştır. Bu analizlerle vergi denetiminin aktif bir şekilde yapılmadığı, vergi sisteminin adaletsiz olduğu ve vergi denetimlerinin arttırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi, Denetim, Vergi Denetimi, Vergi Denetim Algısı.
Vergi hukukunda izaha davet kurumu
Devlet, vergi hukukunda mükellefe birtakım imkânlar sunan çeşitli mekanizmalar yaratarak vergi gelirlerinin hazineye en kısa sürede intikalini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, 2016 yılında 6728 sayılı Kanun ile vergi hukuku sistemimize giriş yapan ve 2017 yılında uygulanmaya başlanan izaha davet kurumu bahsi geçen mekanizmalardan biri olarak ihdas edilmiştir. Özü itibariyle izaha davet kurumu ile vergiyi ziyaa uğrattığından şüphelenilen mükellefler belli koşullar altında konuya ilişkin olarak izahta bulunmaya davet edilmekte ve izahın değerlendirilme sonucuna göre mükelleflere birtakım imkânlar sağlanmaktadır. İzaha davet kurumunun vergi hukukunda yeni bir kurum olması nedeniyle tüm yönleriyle incelenmesi ihtiyacı doğmaktadır. Daha çok yeni bir kurum olmasına rağmen, kurumun 2020 yılında 7194 sayılı Kanun ile birtakım değişikliklere uğraması da bu ihtiyacı pekiştirmektedir. Söz konusu ihtiyacın giderilmesine bir katkı sağlamak adına, izaha davet kurumunun çeşitli yönleriyle incelenmesi ve eleştirel bir değerlendirmesinin yapılması amacını taşıyan bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde izaha davet kurumu hakkında genel bilgilere yer verilmiş olup; öncelikle kurumun işleyiş açısından genel bir çerçevesi çizildikten sonra, izaha davet kurumunun tarihsel süreci, amacı ve hukuki niteliğine ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. İzaha davet kurumunun yapısal bir analizine yer veren ikinci bölümdeyse; izaha davet kurumu kapsamı, yetki unsuru, koşulları bakımından inceleme konusu yapılırken, kurumun sonuçları ilgili olduğu ölçüde mükellefler hakları kapsamında da tartışılarak değerlendirilmiştir.
Mükelleflerin vergiye bakışının değerlendirilmesi ve bir uygulama örneği
Vergiler konusunda mükelleflerin ne düşündükleri, vergi konusunda isteklilikleri ve bu konuya tepkileri geçmişten günümüze sık sık merak ve inceleme konusu olmuştur. Mükelleflerin vergiye karşı tutumlarının incelenmesi ve toplumda yaşayan her bir bireyin tek tek fikirlerinin bilinmesi imkansız olduğu için yapılan çalışmalarda genellemelere başvurulmuştur. Buna ek olarak verginin mali bir konu olması sebebiyle sadece hukuki, ekonomik ve siyasi açıdan değerlendirilmesi yeterli olmamakta; aynı zamanda birey davranışları üzerindeki etkisiyle psikolojik ve sosyal yönleriyle de değerlendirilmesi gerekmektedir. Vergileme olayındaki taraflardan biri olmasından dolayı vergiye karşı gösterdikleri tutum ve davranışlar bireylerin vergi ahlakının anlaşılmasına yardımcı olmakta ve dolayısıyla vergi politikalarının etkinliği açısından da büyük önem arz etmektedir. Mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu sağlayabilmek için bireylerin vergiye karşı tepkilerinden yani en geniş kavramıyla vergi psikolojisinden faydalanmak, etkin bir vergi idaresi oluşturmanın en temel yoludur. Bu tezin amacı; verginin göz ardı edilen psikolojik yönünü açıklamaya çalışmak, mükelleflerin vergiye bakış açılarını incelemek, bireylerin vergi ahlak düzeyleri ve vergi adalet algılarını inceleyerek yorumlamaya çalışmak ve sonuçta vergiye gönüllü uyumu sağlamak için neler yapılabileceğini araştırmaktır. Mükelleflerin vergi algıları ve vergi ahlak düzeyi ile vergi adalet algılarını ölçmek maksadıyla yapılan anket uygulamasının sonuçları analiz edilip açıklanmaya çalışılacaktır.
Mükellef hakları
DOKTORA TEZ ÖZÜ Doğan Gökbel Maliye Ana Bilim Dalı Anadolu ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2000 Danışman: Fethi Heper Vergi hukukunda vergi idaresine, verginin doğru miktarının tarh edilip tahsil edilmesini sağlamak için geniş yetkiler tanınmıştır. Söz konusu yetkilerin kullanımı ile vergi mükelleflerinin temel haklan arasında potansiyel bir çelişki bulunmaktadır. Ayrıca, vergi sistemlerinin giderek daha karmaşık hale gelmesi, vergi mükeUeflerinin seçmen olarak önem kazanması, vergi idaresinin mükellefe bakış açısının değişmesi, teknolojideki gelişmeler ve uluslararası alanda meydana gelen oluşumlar nedenleriyle, mükelleflerin haklar sağlanması yoluyla korunmaları gerekmektedir. Vergi mükeUeflerinin temel haklan, bilgi alma, vergi idaresinin kararlarının gözden geçirilmesini isteme, özel hayatın gizliliği, kendisine ilişkin bilgilerin gizliliği ve yargısal başvuru hakkı olmaktadır. Vergi mükelleflerine sağlanan korumanın önemi hakkm korunmasına ve bu korunmayı hangi kaynaktan sağladığına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Anayasalar ve mevzuata ilişkin diğer kaynaklarla yapılan yasal koruma mükelleflere daha fazla güvence sağlamaktadır. Uluslararası alanda, Avrupa Birliği vergi mükelleflerine önemli haklar sağlamaktadır. Aynı zamanda Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi de vergi mükellefleri tarafından koruma amacıyla kullanılabilmektedir. Türk Vergi Hukukunda vergi mükelleflerine temel haklar tanınmakla birlikte, vergi mükelleflerine tam bir belirlilik sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması da gerekmektedir.
Varlık vergisi ve uygulanışı: Hatay örneği
Savaşlar, devlet ve toplum hayatlarını maddi ve manevi yönden yıkıma götüren olgulardır. Özellikle II. Dünya Savaşı, savaş kavramının daha geniş manalara ulaştığı bir yıkım olmuş, en az askeri kayıplar kadar sivil kayıplar da yaşanmıştır. Türkiye, bu savaşta her ne kadar etkin bir dış politika izleyerek harp dışı kalmışsa da sosyo-ekonomik yıkımdan kurtulamamıştır. Türkiye'nin almış olduğu ekonomik tedbirler içinde yankıları günümüze kadar süren varlık vergisi uygulaması önemli bir yer tutmaktadır. Varlık vergisinin tahakkuk ettirilmesinde ve mükelleflerin tespit edilmesinde keyfi hareketler olmuştur. Gelir-gider dengesine bakılmaksızın lüks bir yaşamı olan kişilere yüksek oranda vergi borcu yüklenirken; mal varlığı çok fazla olup alelade yaşam sürenlere daha az vergi tahakkuk ettirilmiştir. Varlık vergisi uygulamasının merkez üssü tarihi ve sosyal dokusundan ötürü İstanbul olmuştur. Varlık vergisi uygulamasının en ağır yanı çalışma kampları olmuştur. Vergi mükellef listelerinin defterdarlıklarda askıya çıkarılmasıyla birlikte on beş gün içerisinde borcunu ödemeyenler, kafileler halinde trenlerle Erzurum'un Aşkale ilçesine gönderilmişlerdir. Burada yol açma, taş kırma vb. işlerde çalıştırılmışlardır. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Hatay ili henüz Anavatana yeni iltihak etmiştir. Buna rağmen varlık vergisi hazırlıkları tüm ülkede olduğu gibi Hatay'da da başlamıştır. Hatay'da varlık vergisi mükelleflerinin listesi Hatay Defterdarlığı'nda askıya çıkarıldığı gibi bu dönemde yayınlanan Yenigün Gazetesi'nde de yer almıştır. Hatay sınırları içinde yaşayan hatırı sayılır bir gayrimüslim nüfus bulunmaktadır. Aynı zamanda sermaye birikimini de elinde tutan bu sınıfa yüklü miktarda varlık vergisi tahakkuk etmiştir. Hatay, tahakkuk ettirilen vergi miktarı açısından Türkiye'nin altıncı ili olmuştur.
Vergi aflarının mükellefler üzerinde vergi uyumuna etkisi: Ampirik bir inceleme Eskişehir il örneği
Bu araştırmanın temel amacı, vergi aflarının vergi uyumu üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Mükelleflerin vergi aflarına bakışının ve vergi uyumlarının belirlenmesi, mükelleflerin tanımlayıcı özelliklerine göre vergi aflarına bakışında ve vergi uyumundaki farklılaşmaların ortaya konması da çalışmanın diğer amaçlarındandır. Çalışma kapsamında Eskişehir'de yaşayan gelir vergisi mükelleflerine anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmaya 425 kişinin katılımı sağlanmış, 398 anket formu değerlendirmeye alınmıştır. Mükelleflerin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde, frekans ve yüzde dağılımları, vergi aflarına bakış ve vergi uyum düzeylerinin belirlenmesinde ortalama ve standart sapma istatistikleri kullanılmıştır. Vergi affına bakış ve vergi uyumu arasındaki ilişkiler korelasyon analizinden, vergi aflarına bakışın vergi uyumuna etkisinin incelenmesinde ise regresyon analizinden faydalanılmıştır. Mükelleflerin tanımlayıcı özelliklerine göre vergi affına bakış ve vergi uyum düzeylerinin farklılaşmasının incelenmesinde ise T Testi ve Anova Testi kullanılmıştır. Çalışmada yapılan korelasyon analizi sonucunda vergi aflarına bakış ile vergi uyumu arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda ise vergi aflarına bakışın vergi uyumunu anlamlı düzeyde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Mükelleflerin tanımlayıcı özelliklerine göre vergi aflarına bakışlarında ve vergi uyumlarında anlamlı farklılaşmalar tespit edilmiştir.
Türkiye'de vergi afları ve mükellef üzerine etkisi: Eskişehir ili örneği
Benjamin Franklin'in "Bu dünyada, ölüm ve vergiler dışında hiçbir şeyin kesin olduğu söylenemez." Sözünden yola çıkılarak insanlığın bilinen ilk dönemlerden beri verginin yaşadığı, insanlar ölse de insanlık yaşadıkça vergi varlığını koruyacağı anlaşılmaktadır. İnsanlar topluluklar halinde yaşamaya başladıktan sonra aralarında düzen sağlamak için yöneticiler seçmişler bu sayede devlet oluşumunun temeli atılmıştır. Devletlerin vazgeçilmez ve sürekli gelir kaynağı olan vergiler kamu yönetimi içinde yer alan kamu kesiminin finansman ihtiyacını karşılamada en büyük role sahiptir. Devletler optimal düzeyde vergiden gelir elde etmek için vergi gelirlerine zaman zaman müdahale ederek mali dengeyi korumaktadırlar. Bu dengeyi korumak için vergi düzenlemeleri yaparak vergisel işlemlerde kolaylık sağlayan vergi affı ve borç yapılandırmasını uygulamaya koyarlar. Çalışmada vergi ile muhatap olan vergi mükelleflerinin vergisel davranışlarına, çıkarılan vergi afları ve düzenlemelerine karşı tutumlarına değinilmiştir. Bu çerçevede vergi ahlakı ve vergi bilincinin hukuksal dayanağı gösterilerek sonuçları incelenmiştir. Vergi ödev ve sorumluluklarını yerine getirmede esnek tutumda olan mükelleflerin vergi affı kolaylığı sonrası vergi yönlü ahlaki bozulmaların oluştuğu, bu bozulmalarında da beraberinde vergi gelirlerinde kayıp meydana getirdiği tespit edilmiştir. Mükellef üzerinde olumsuz etki yaratan bu durum ek birim maliyet olarak vergi uyumunu da olumsuz yönde etkileyerek vergi ahlakındaki yozlaşmayı daha fazla tetiklemiştir. Araştırma çalışmasında daha sonra mükellef haklarının gelişimi, ülkemizdeki mükellef haklarının gözetimi, etkenliği ve sonuçları ele alınmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkılarak verginin hukuk dallarındaki işlevinin öneminin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Türkiye'de 2000 yılı öncesi ve 2000 yılı sonrası uygulanan vergi aflarının mükellef üzerindeki etkisinin günümüze kadar geçen süreçteki sonuçları ve vergi aflarının kronolojik sıralaması gözden geçirilerek yorumlanmıştır. Son bölümde Eskişehir ilinde bulunan mükelleflerin il ölçekli vergisel tepki ve beyanları ölçülerek anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Affı, Vergi Uyumu ve Ahlakı, Mükellef Hakları, Eskişehir İli
Türk vergi sisteminde yer alan tarifelerin mükellefler açısından değerlendirilmesi
Vergi, devletin en önemli gelir kaynağıdır. Vergilerin, bir ülke için ekonomik, sosyal, iktisadi olmak üzere çeşitli görevleri bulunmaktadır. Bununla birlikte vergilerin, kamu harcamalarının finansmanının sağlanmasının yanında elde edilen kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak, ekonomik büyüme, ülkede oluşan bölgesel dengesizliklerin oluşumunu engelleme gibi görevleri de bulunmaktadır. Mükellefin ödemekle yükümlü olduğu verginin hesaplanabilmesi için matrahın tespit edilmiş olması gerekmektedir. Matrah ve vergi tarifesi iç içe kavramlardır. Vergi tarifesinin uygulanabilmesi için öncelikle her verginin bir matrahı olması zorunludur. Vergi tarifelerinden yararlanılarak vergilemede adalet, etkinlik sağlanması ve iyi bir vergi politikası oluşturmak hedeflenmektedir. Vergi politikası oluşturulurken, vergi sisteminde uygulanacak düz oranlı tarife, artan oranlı tarife veya azalan oranlı tarifenin hangisinin, hangilerinin uygulanmasının gerektiğini çözümlemek gerekmektedir. Tarifenin uygunluğuna karar verilirken, vergi sistemi içerisinde basit olması, eşit olması ve etkin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Bu çalışmada, vergi tarifeleri teorik olarak incelenmiş, tarife yapıları, uygulanma şekilleri, vergileme ilkeleri ve oluşturmuş olduğu ekonomik etkiler, olumlu ve olumsuz yönleri ile ele alınmıştır. Vergi tarifesi ve matrah gelir üzerinden alınan vergiler, harcamalar üzerinden alınan vergiler, servet üzerinden alınan vergiler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında, vergi mükellefi olan esnaf ve sanatkârlar anket yöntemiyle çalışmaya dahil edilmiş, verginin mükellefler üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmeye çalışılmıştır. Vergi mükelleflerine ulaşmada yüz yüze anket yöntemi kullanılarak en uygun vergi tarifesinin ne olduğu sorusu mükelleflere sorulmuştur. Mükelleflerin tercihlerini etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu faktörler demografik, ekonomik, teknik-idari faktör, sosyal ve kültürel olmuştur. Mükelleflerin vergi tarifesi tercihleri, bu tercihlerini etkileyen faktörler arasında anlamlı farklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Matrah, Vergi, Vergi Tarifeleri, Vergi Mükellefi
Türk Vergi Mevzuatı perspektifinden gayrimenkullerin değerlendirilmesi: Nitel bir inceleme
Gayrimenkul taşınması mümkün olmayan ev, arsa, arazi gibi mülklere verilen addır. Vergiler aracılığı ile devlete makroekonomik boyutlarda katkı sağlayan gayrimenkuller, sosyal ve kültürel alanlarda da aktif rol oynamaktadır. Çalışmada gayrimenkul kavramı Tapu Kanunu, Kadastro Kanunu, Kat Mülkiyet Kanunu, İmar Kanunu, Belediye Kanunu, Vergisi Usul Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu üzerinden incelenmiştir. Gayrimenkul kavramının ne olduğu, her bir kanun içerisinde yer alan gayrimenkul tanımları ile değerlendirilmiştir. Gayrimenkullerin mevzuattaki tanımları, anlamları, karşılıkları ve nelerle birlikte ele alındığı ortaya konulmuştur. Çalışmada gayrimenkuller sosyal ve ekonomik anlamda incelenmiş olup, yıllar itibari ile konut satım rakamları, gayrimenkulün kentleşme ve çevre boyutuna olan etkileri, gayrimenkullerin şehirlerin markalaşmasında oynadığı rol ve diğer sosyal etmenlere yer verilmiştir. Son olarak vergi mevzuatı içerisinde gayrimenkuller beş ana tema üzerinden incelenmiştir. Çalışmada elde edilen temalar gayrimenkullerin vergi mevzuatındaki anlamlarını ve işlevlerini ortaya koymaktadır. Gayrimenkullerin matrah olarak kullanılması, gayrimenkullerin vergilendirme usulünü belirlemedeki rolü, haciz takibinde gayrimenkullerin işlevi, asgari yaşamın tespitinde gayrimenkullerin konumu ve hukuki varlık olarak gayrimenkuller vergi mevzuatında taşınmazların kullanım alanlarını oluşturmaktadır.
Türkiye'de uygulanan vergi cezalarının vergi mükellefleri üzerindeki caydırıcı etkileri
Toplum halinde yaşayan insanlar için gerekli olan kamusal ihtiyaç ve hizmetlerin devlet tarafından karşılanması gerekmektedir. Devlet söz konusu kamusal hizmetlerin finansmanını vergiler aracılığıyla karşılamaktadır. Vergi, devletin toplum üzerindeki egemenlik gücünün bir sonucu olarak görülmektedir. Vergisel yükümlülüklerini kısmen ya da tamamen yerine getirmeyen mükelleflere karşı devlet yasalar çerçevesinde birtakım cezai müeyyideler uygulamaktadır. Vergi konusunda uygulanacak cezalar ile mükelleflerin vergisel ödevlerini yerine getirmelerinin sağlanmasının yanı sıra bir daha suç işlemeye yönelmemeleri konusunda caydırıcı bir etki de oluşturulmaya çalışılmaktadır. Ülkemizde vergi ile ilgili yükümlülükleri yerine getirmeyenlere devlet tarafından yasalar ile birtakım cezalar uygulanmaktadır. Devlet uyguladığı vergi cezaları ile vergi kayıp ve kaçaklarının önüne geçmeye çalışmaktadır. Çalışmada devletin kanunlarda yer alan hükümler doğrultusunda uyguladığı vergi cezalarının yükümlüler üzerindeki caydırıcılığı durumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda Burdur ilinde faaliyet gösteren vergi mükellefleri üzerinde anket çalışması uygulanmıştır. Bu anketten elde edilen veriler çerçevesinde devletin uyguladığı vergi cezalarının caydırıcı etkileri değerlendirilerek öngörülerde bulunulacaktır.
Vergiye gönüllü uyum bağlamında mükellef hakları üzerine amprik bir çalışma
Ekonominin gelişmesiyle birlikte vergi, devletin geliri açısından insan hayatında önemli bir araç olmaktadır. Vergi idareleri tarafından toplanan verginin mükelleflerce gönüllü ya da gönülsüz olarak verilmesi mükellef hakları konusunu ön plana çıkarmaktadır. Mükellef haklarının iyi bir düzeyde olması vergiye gönüllü uyumun artmasına yol açmakta iken mükellef haklarının yeterli bir seviyede olmaması da mükelleflerin gönüllü uyumunu azaltmaktadır. Mükellef hakları ilk olarak İngiltere'de Magna Carta ile gündeme gelmiştir. Daha sonra ABD, Avustralya ve Kanada gibi ülkeler de mükellef hakları ve mükellef haklarının korunması konularına yasalarında yer vermişlerdir. Günümüzde de bu konular, vergi idarelerinin değişen ve yenilenen anlayışıyla birlikte mükellefler açısından önem kazanmaktadır. Vergi idarelerinde mükellefe rağmen iş yapılması anlayışı değişerek mükellefle birlikte iş yapılması anlayışı, mükellef haklarının önemini daha çok arttırmaktadır. Mükellef hakları, vergiye gönüllü uyumun arttırılması yönünden gerekli görülmektedir. Çünkü mükellef haklarının eksik ya da yetersiz olduğu ülkelerde gönüllü uyum düşük olmaktadır. Bu konulara özellikle OECD ülkelerinde de vurgu yapılmaktadır. Bu tez, hak, mükellef hakları ve vergiye gönüllü uyum kavramlarını hem Türkiye'de hem de OECD ülkelerinde yer alan mükellef haklarının neler olduğunu açıklamayı ve bununla birlikte mükellef hakları konusunda Türkiye'de var olan eksikleri tespit etmeyi ve bu eksiklikleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Tezin en önemli amacı ise, Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan ve vergiye gönüllü uyum konusunda istenilen düzeyde olmayan Erzurum, Kars, Iğdır, Van ve Ağrı illerinde faal olan gelir vergisi mükelleflerinin mükellef hakları ve vergiye gönüllü uyum ile ilgili görüşlerini analiz etmektir. Anahtar Kelimeler: Mükellef Hakları, Mükellef Bildirgeleri ve OECD Ülkeleri
Vergi ahlakını şekillendiren faktörlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma üzerindeki etkisi: Biga örneği
Mükellefler verginin gelir azaltıcı bir unsur olması nedeniyle, vergi ödemekten kaçınabilir veya vergi kaçırabilir. Bu davranışların belirleyenlerinin tespitine dönük olarak vergi psikolojisi alanında yapılan çalışmalar mükelleflerin vergilerini öderken sadece ekonomik unsurlardan etkilenmediğini aynı zamanda sosyo psikolojik bazı faktörlerinde etkisi altında da olduğunu ortaya koymuştur. Vergi kaçırma ve vergiden kaçınma davranışlarının belirleyenleri vergi ahlâkı ile yakından ilintilidir. Bir toplumda vergi kayıp ve kaçakları vergi ahlâkı geliştiği ve kökleştiği ölçüde azalacaktır. Bu nedenle, en genel tanımıyla mükelleflerin vergisini tam olarak, zamanında beyan etmesi ve ödemesi olarak adlandırılan vergi ahlâkını da belirleyen faktörlerin tespiti ve bu faktörlerin hangi koşullar altında oluştuğunun ve nelerden etkilendiğinin bilinmesi kanun koyucunun, politikacıların ve vergi uygulayıcılarının vergiyle ilgili kararlar alırken vergilemede istenen hâsılata ulaşılmasını kolaylaştırarak, daha güçlü bir mali yapının oluşmasını sağlayacaktır.Bu tezin kapsamında Vergi ahlâkını şekillendiren faktörlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma üzerindeki etkisi teorik olarak açıklandıktan sonra, vergi ahlâkının gerekliliğini ve belirleyenlerinin bir ilçe bazında ampirik olarak ölçülmesi amacıyla Çanakkale ili Biga ilçesinde mükelleflerin vergiye karşı göstermiş olduğu davranış biçimlerinin araştırılmasına yönelik 1100 kişiyle yapılan anket çalışması sonucu elde edilen bulgular sıklık analizleri ve çapraz tablolar yardımıyla açıklanmıştır.Yürütülen ampirik alan araştırması sonuçlarına göre; kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyi, başka mükelleflerinin dürüstlüğüne ilişkin algı, alınan kamu, hizmetlerinin yeterliliği, vergi sistemi ve mevzuatı konusundaki algı, vergi dairesi personeli hakkındaki düşünceler, vergi afları, din, toplumsal gurur, eğitim, gelir, mükellefiyet türü, yaş vergi ahlâkını belirleyen en önemli faktörler olarak görülmektedir.Anahtar kelimeler: Mükellef Davranışları, Vergi Etiği, Vergi Uyumu, Vergi Algılaması, Vergi Bilinci
Vergi uyumu ve uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin belirlenmesi: Kocaeli örneği
Vergi uyumu, beyannamenin verildiği tarihte uygulanan vergi yasaları, yönetmelikler ve yargı kararlarına uygun olarak vergi yükümlülüğünün beyannamede tam olarak belirtilmesi ve beyannamenin tam ve zamanında ilgili yerlere verilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Vergi uyumu / uyumsuzluğu neticesinde dört tip mükellef tipolojisi oluşmaktadır. Bu tipolojiler vergi kaçakçısı, sosyal vergi yükümlüsü, içten vergi yükümlüsü ve dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsüdür. Bu çalışmanın amacı vergi mükelleflerinin, vergi uyumu veya uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin hangisinde kendilerini konumlandırdıklarını tespit etmek ve bu durumu nasıl algıladıkların belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için çalışmada yöntem olarak nitel analiz uygulanmıştır. Nitel analiz çeşitli alt yöntemlere sahip olup bu çalışmada nitel araştırmanın derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiştir. Çalışmada uygulanan derinlemesine görüşme tekniği Kocaeli ilinde ikamet eden 12 mükellefe uygulanmıştır. Vergi uyumu/uyumsuzluğu kavramına örtüşmesi açısından araştırmaya katılan katılımcılar beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden oluşturulmuştur. Genel değerlendirme yapıldığında özellikle vatandaşlık görevi bilinci, vergi adaletinin güçlü olması gerekliliği, devletin olumlu politikaları, vergi otoritesinin olumlu davranışları, ülke ekonomisinde meydana gelecek pozitif gelişmelerin vatandaşların gelir düzeylerine ve hayat kalitelerine de yansıması mükelleflerin dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsü tipolojisinde yer almalarını sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyumu, Vergi Uyumsuzluğu, Mükellef Tipolojileri, Nitel Analiz, Derinlemesine Görüşme.
Elektronik ticaret ve elektronik ticaretin vergilendirilmesi
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle globalleşen dünyada coğrafi sınırlar ve mesafeler önemini yitirmiş, pazar dünya çapında büyü¬müş; uluslararası fuarlara, sergilere ve diğer tanıtım etkinliklerine katılmak ya da uluslararası iş gezileri düzen¬lemek imkanına sahip olmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler internet ile dünya pazarlarına açılma fırsatı bu¬lmuşlardır. Elektronik ticaret olarak isimlendirdiğimiz bu yeni oluşum, tüm işletmelerin küresel rekabet ortamına çıkmasına imkan sağlamış, daha önce hayal edilmesi bile müm¬kün olmayan sektörlerin oluşmasına, varolanların dönüşüm geçirmesine veya yok olmasına sebep olmuştur. Bir web sayfasında binlerce çeşit ürünün görüntülenmesini, ürün hakkında bilgi edinilmesini ve ürünün satışını mümkün kılan e-ticaret, geleneksel ticarete oranla maliyetlerinin çok düşük olması nedeniyle işletmelere rekabet avantajları sağlamıştır. Elektronik ticaretin dünya ticaret hacmi içindeki payı hızla artmakla birlikte internet ortamında teslim edilebilen dijital malların devletlerde meydana getirdiği vergi kayıpları bu ye¬ni ticaret biçiminin nasıl vergilendirileceği sorusunu hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde önemli bir tartışma konusu haline getirmiştir. Unutulmaması gerekir ki global nitelik taşıyan bu vergisel sorunların çözümü uluslararası diyalog ve uzlaşıyla yine global nitelikte olmalıdır. Aksi halde bu uzlaşmazlıktan karlı çıkanlar devletler değil off-shore merkezleri, serbest bölgeler ve vergi cenneti ülkeler olacaktır.
Alternatif çözüm yöntemleri ve vergi uyuşmazlıklarında uygulanabilirliği
Kollektif ihtiyaçlarını karşılamak için bir arada bulunan, belli bir coğrafi alanda yaşayan ve ortak bir kültürü paylaşan insanların oluşturduğu birlikteliğe "toplum" denir. Toplumdaki ilişkiler çok yönlü olabilmektedir. Bu nedenle kimi zaman olumlu, kimi zaman da olumsuz ilişkiler yaşanabilmektedir. Yaşanan uyuşmazlıkların çözümü adalete erişim açısından önemli bir husustur. Bu bağlamda, ortaya çıkan uyuşmazlıkların mahkeme dışında ama toplumca kabul görmüş ve resmi otoritece de tanınmış olan yöntemlerce çözümlenmesine alternatif çözüm yöntemleri denmektedir. Uyuşmazlıklar, özel hukuk kişileri arasında çıkabileceği gibi kamu hukuku kişileri arasında da çıkabilmektedir. Başta Amerika ve çeşitli Avrupa Birliği ülkelerinde olmak üzere çeşitli ülkelerde idari ve yargısal yollara ek olarak alternatif yöntemlere de başvurulmaktadır. Türk Vergi Hukuku açısından bakıldığında, doğrudan ADR'ye ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple, sınırlı sayıda ve farklı mevzuatlarda yer almaya başlayan ADR'nin, uygulamadaki başarısı da dikkate alınarak, mükellef odaklı bir yaklaşımla vergi uyuşmazlıklarının çözümünde de uygulanabilir duruma getirilmesi vergi uyuşmazlıklarının çözümüne ciddi katkı sağlayacağı gibi mükellefin vergiye gönüllü uyumunu yönünden de faydalı olacaktır. Anahtar sözcükler: Uyuşmazlık, Alternatif Çözüm Yolu, Avrupa Birliği (AB), Vergi Uyuşmazlıkları
Vergi ahlakını belirleyen faktörlerin analizine yönelik bir uygulama
Vergi, cebri ve karşılıksız bir yükümlülük olduğu için çoğunlukla mükellefler tarafından hoş karşılanmamakta ve vergi kaçakçılığı gibi yasadışı davranışlar ortaya çıkmaktadır. İnsanlara iyiliği ve yardımseverliği öğütleyen toplumsal kurallar bütünü olan ahlakın yüksek olduğu toplumlarda bu yasadışı davranışlar düşük düzeyde olmaktadır. Ahlakı geriden takip eden ve mükelleflerin vergiye karşı tutum ve davranışlarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Mükelleflerin vergilemeye bakışlarında önemli bir etkiye sahip olan vergi ahlakı birçok faktör tarafından etkilenmektedir. Çalışmamızda vergi ahlakı ve vergi ahlakıyla bağlantılı diğer kavramları tanımladıktan sonra vergi ahlakını belirleyen faktörler anket çalışması yoluyla tespit edilmiştir. Anket çalışması Dumlupınar Üniversitesi bünyesinde 3 fakülte ve 2 yüksekokuldan kolayda örnekleme yoluyla seçilen 1108 öğrenciye uygulanmış ve veriler SPSS 18 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada vergi ahlakını belirleyen faktörler 4 başlık altında analiz edilmiştir: Ekonomik, sosyokültürel, siyasi ve ahlaki-psikolojik. Çalışmanın sonucuna göre, vergi ahlakı üzerinde en fazla ahlaki ve psikolojik faktörler etkilidir. Vergi ahlakı en yüksek fakülte ilahiyat fakültesi iken, vergi ahlakı en yüksek cinsiyet de kadın olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada gelir düzeyi, sınıf ve yaş ile vergi ahlakı düzeyi arasında ters bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ahlakı, Kayıt Dışı Ekonomi, Anket.
Vergi yüküne karşı vergi mükelleflerinin tutumu: Kütahya örneği
Vergi olgusu eski çağlardan beri toplumların en gerekli yükümlülükleri arasında yer almıştır. Vergi, ülkemiz için değerlendirilecek olursa, gün geçtikçe önemi artan ve içselleştirilen bir görev hâline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, vergi mükellefi kişinin bu görevi yerine getirmesi yasalar yoluyla kolaylaştırılmalıdır. Buradan yola çıkılarak vergi politikalarının gözden geçirilmesi ve refah seviyesini artıracak şekilde uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, vergi mükelleflerinin vergi politikalarına karşı tutumu incelenmiştir. Vergi mükellefi kişinin vergiye karşı olumlu ya da olumsuz davranışının altında yatan sebepler araştırılmıştır. Bu sebeple ilk iki bölümde vergi mükelleflerinin vergiye karşı nasıl bir tutum sergilediklerine dair sistemli bir araştırma yapılmıştır. Daha sonra Kütahya ili için anket çalışması yapılarak elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları yorumlanarak üçüncü bölüm oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vergi, Mükellef, Vergi Politikaları, Hükümet, Refah Seviyesi, Vergi Yükü, Vergiye Gönüllü Uyum.