Turkish-American relations

92 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

ABD kongresinde Türkiye tartışmalarının savunma sanayi transferine etkisi: 2001-2022

Savunma sanayi, devletlerin egemenliğini sürdürmesi ve milli güvenliğin sağlanmasında askeri gücün tamamlayıcısıdır. Bu durum savunma sanayi yönetimini devletlerin savunma stratejisinin ve dış politikasının önemli bir unsuru haline getirmektedir. ABD politik sisteminde yetkilendirme ve bütçe yasalarını oluşturmada yetkili Kongre, savunma politikaları ve savunma sanayi yönetimi kararlarının belirlenmesinde öncelikli etkiye sahiptir. Türkiye'nin ana tedarikçisi ABD ile yaşadığı savunma sanayi tedariki problemlerinin saptanması bu tez çalışmasının başlangıç noktasını oluşturmaktadır. 2001-2022 dönemi ABD Kongresinde Türkiye aleyhine konuların içeriği, çeşitliliği ve miktarının tespit edilmesini sağlamak için Kongredeki Türkiye aleyhine söylem ve yasa önerilerinin taranması ile bir veri seti oluşturulmuştur. Böylece ABD yasama organında Türkiye aleyhine konuların çeşitliliği ve miktarı arttıkça, ABD Başkanı ve yürütme organının görüşü fark etmeksizin, Türkiye'ye savunma sanayi transferine ilişkin konularda olumsuz karar verildiği ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde gerçekleşen çeşitli olaylar ve krizler nedeni ile Türkiye karşıtlığının en çok olduğu 2019 yılının bir yığılma dönemi niteliği gösterdiği tespit edilmiş, bu dönemde Türkiye'ye savunma sanayi transferinde aleyhte kararlar alınmasının görece kolaylaştığı gözlemlenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriAmerika Birleşik Devletleri KongresiAskeri savunma+7
Öznur Albayrak
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan Amerikan ambargosunun Türk ekonomisi üzerindeki etkileri

Akdeniz bölgesindeki coğrafi konumu açısından büyük önem taşıyan Kıbrıs, tarih boyunca birçok devletin ilgi odağı olmuş ve bu sebeple çekişmelere yol açmıştır. Yunanistan'ın Helen İmparatorluğu'nu kurma hayali, adada yaşayan Rumları harekete geçirmiş ve Türklere yönelik katliam girişimlerini başlatmıştır. 1974 yılında Türkiye, ada üzerindeki hakimiyetini sürdürebilmek ve Rumlarla Türkler arasındaki gerginliğe son vermek amacıyla Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenlemiştir. Harekatta ABD tarafından temin edilen silahların kullanılması ile, bu durumun 1961 yılında imzalanan Dış Yardımlar Kanunu'na aykırı olduğu gerekçe gösterilmiş ve Türkiye'ye karşı silah ambargosu kararı alınmıştır. ABD yardımlarıyla temin edilen savunma sanayii ihtiyaçlarının ambargoyla kesintiye uğraması, Türkiye'nin mutlak bağımlılığını gözler önüne sermiş ve yeni gelişmekte olan Türk ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmada, Kıbrıs ile ilgili siyasi gelişmeler, II. Dünya Savaşı sonrası ABD'nin yapmış olduğu yardımlarla Türk ekonomisinde oluşan dışa bağımlılık ve ambargo dahilinde ortaya çıkan ekonomik bunalım üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, ABD'nin uygulamış olduğu ambargo ile Türk ekonomisindeki gelişmeleri ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır.

AmbargoAmerika Birleşik DevletleriBarış harekatı+6
Ömer Çetinbeş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The (re)construction of the image of "the Turk" in America, 1863-1963

This study delves into the history of transatlantic relations between the United States and Turkey by foregrounding the function of literary texts in the conduct of diplomacy. It highlights the role that individuals and civil institutions played in the course of affairs by reconstructing the image of Turkey and Turks in the United States between 1863 and 1963. It begins by tracing the history of American institutions, particularly Robert College and the Constantinople Woman's College, in the Ottoman Empire. Based on an analysis of works written by the founders and leading educators of these schools, with Cyrus Hamlin and Mary Mills Patrick occupying the most important place among them, the transformation of American institutions in the Ottoman Empire and the effects of these changes are discussed with an emphasis on their impact on Turkish-American relations. Within this framework, the autobiographical works written by the alumni of these schools, including Halide Edib Adıvar, and their contemporaries, constitute the primary sources for this study, as they represent the first cohort of Turkish writers who published works for American readers. A close reading of their works sheds light on the details of diplomatic, social, and cultural relations between Turkey and the United States in the aftermath of the First World War. As they endeavored to claim authority over representation of Turks in America, they challenged narrative hegemonies such as American Orientalism, the prevailing negative image of Turks, as well as grand narratives in the form of official histories in both countries. This dissertation concludes with a case study of the Turkish Information Office, a public diplomacy initiative that made use of both fictional and non-fictional texts to promote Turkey in America.

OrientalismAutobiographySocial representations+1
Mert Deniz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Millî Mücadele Dönemi'nde Amerikan Wilson propagandası

Millî Mücadele, sadece yurdun işgaline karşı Türk Milleti'nin bir araya geldiği silahlı bir direniş hareketi değildir. Çok yönlü bir ulusal ve ulusçu mücadeledir. Osmanlı Devleti'nin çöküş sürecinden itibaren toprakları üzerinde siyasî, iktisadî ve dinî alanda nüfuzu giderek artan Avrupa devletleri, nitekim I. Dünya Savaşı sonrasında yine bir Yeni Dünya Düzeni'nin sağlanmasında (19. Yüzyılın kongreleriyle beraber anılan Viyana, Paris ve Berlin olarak bilinen üç düzeni) belirleyici olma mücadelesi vermişlerdir. Bu mücadeleyi verirken kendi iç ulusal ve dış uluslararası kamuoyuna uygun politikalar da izlemişlerdir. İç ve dış kamuoyunu kendi tezleri üzerinden yönlendirmek üzere politik propaganda makinesini çalıştırmışlardır. Bu çalışmada I. Dünya Savaşı'nın bloklaşması içinde Müttefik Kuvvetleri'nin safında yerini almış olan ABD'nin Savaş sonrası Osmanlı Topraklarının ve Devleti'nin geleceği konusunda karar verilirken kendi çıkarları, müttefikleri uyuşarak ve uyuşmayarak bu doğrultuda biçimlendirdiği Amerikan propagandasının Türk Millî Mücadele Hareketi'nde nasıl yer bulduğu, Millî Mücadele'nin aklının ve politik, askerî heyetinin, başta önderi olarak Atatürk'ün Amerikan propagandasına karşı izlediği politikalar ve seçilen yöntemler, Türk ve Amerikan tarafındaki aktörler dönemin kitle iletişim araçları tahlil edilerek incelenmiştir. Bu tahlil, Türk ve Amerikan taraflarının hafızalarında karşılıklı olarak toplumların hakkında yerleşik ve eski ile yeni çelişkileri çerçevesinde toplumsal ve kültürel imgenin oluşumu ve varlığında tarihsel süreç üzerine inşa edilmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriKendi kaderini tayin hakkıManda+5
Ertuğrul Sinan Sözen
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İki darbe arasında Türkiye'de izlenen iç ve dış politikanın haşhaşa yansıması (1960-1980)

Haşhaş bitkisi binlerce yıldan beri dünyanın çeşitli yerlerinde (Türkiye, Hindistan, Avustralya, Fransa, İspanya, Macaristan…) yetiştirilen, çeşitli sektörlerde kullanımı olan önemli bir bitki olmasının yanı sıra aynı zamanda da oldukça fazla tartışmaya sebep olmuştur. Bunun sebebi, haşhaştan bir taraftan ilaç elde edilip şifa olması diğer yandan aynı zamanda uyuşturucu özelliği olmasıdır. Haşhaş, hem Osmanlı Devleti zamanından süregelen hem de Cumhuriyet'in ilanından itibaren zaman zaman artış gösteren büyük problemlere yol açmıştır. Bu konuda en büyük tartışmalara sebep olan problem ise haşhaşın çizilmesiyle elden edilen afyondan morfin, eroin gibi uyuşturucu özelliğe sahip maddelerin üretilmesidir. 1960'lı yıllardan itibaren özellikle ABD ile bu konudaki problem artış göstermiştir. Bunun sebebi ülkesinde baş gösteren ve artarak devam eden uyuşturucu probleminin kaynağının Türkiye olarak gösterilmesidir. ABD ile tarihimize göz attığımızda karşı karşıya geldiğimiz süreçler olduğu gibi müttefik olduğumuz süreçler de tarihte yerini almıştır. Ancak özellikle haşhaş meselesi hakkında görüşmeler 1960'lı yıllardan başlayarak 1970'li yıllarda artarak devam etmiş ve uzunca bir süre iki ülke arası gündemi meşgul etmiştir. Bu tezde haşhaşın genel tarihçesi ile birlikte yapısal özelliklerine, yetiştirilişine, kullanıldığı farklı alanlara bunun yanı sıra konusu olduğu üzere iki darbe arasında izlenen haşhaş politikasına ve bağlantılı olarak sebep olduğu diğer siyasi sorunlara değinilmiştir.

AfyonAfyon ticaretiAmerika Birleşik Devletleri+4
Serap Yıldız
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasında Kıbrıs Harekâtı ve Türk-Amerikan ilişkilerindeki rolü

Günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası siyaset alanında geldiği noktaya bakıldığında Türkiye dışındaki devletlerin, adada yaşayan Türkler veya Türkiye lehine olan hiçbir çözümü desteklemedikleri görülmektedir. Günümüzde artık birçok ülkenin bu sorun üzerinde konuşmak istemesi ve konuya müdahil olan birçok devletin çıkarlarından dolayı ve bu sebeple hakkaniyetli paylaşıma destek vermediklerinden dolayı ayrıca iki toplum arasındaki derin güven eksikliği, ortak yaşama kültürü ve alışkanlıklarının olmaması gibi sebeplerden, Kıbrıs adasında yaşanan sorunları çözümsüzlüğe itmiş, sonuç olarak günümüze kadar da sorun kesin olarak çözülememiştir. Kıbrıs çıkartması bir anlık bir karar olmayıp uzun bir sürecin doğal sonucudur. Türkiye bu konuda başından itibaren çıkartma yapana kadar hep diplomatik yolları denemiş, diplomasiden ümit kesildiğinde de harekât yapılmıştır. Ancak gelinen noktada Türkiye'nin Kıbrıs sorununu harekâtla çözmek istemesi ve bunu gerçekleştirmesi, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerini etkilemiş ve günümüzde hala devam eden bir diplomasi krizi olarak görülmektedir. Türkiye'nin Kıbrıs'ta askeri anlamda varlığını sürdürmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımasıyla birlikte Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilimler ve bozulmalar yaşanmıştır. Türk-Amerikan ilişkilerinin doğası ve tarihsel gelişmeleri çerçevesinde ele alınan Kıbrıs Sorunu, Türk-Amerikan ilişkilerini bağımlı bir değişken olarak etkilediği ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerinde önemli bir konu olan Kıbrıs Sorunu, iki ülke ilişkileri arasında günümüzde hala devam eden bazı kırılmalar ve tepkilere yol açmaktadır. Bu durum, aynı zamanda Türk kamuoyu nezdinde Amerikan karşıtı tepkilerin oluşmasına ve iki ülke arasındaki diplomatik gerilimlere yol açmaktadır. Öte yandan Türkiye'nin kendi milletinden olanları koruma isteğine karşılık, Yunanlılar adanın tamamının Rumlara verilmesini ve Türklerin yok sayılmasını istemişlerdir. İngiltere ise kendi üslerinin durumuna odaklanmış, ABD ise iki tarafla arasını bozmak istememiş ancak yine de Rum yanlısı bir siyaset izlemiştir. Ayrıca soğuk savaşın devam ettiği bu süreçte iki NATO ülkesinin savaşmasının batı blokunda çatlaklara neden olacağı endişesi de ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı olarak Türkiye'nin Kıbrıs Politikası bağlamında ABD ile olan ilişkilerini ortaya koymaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriEnosisKıbrıs+7
Veysel Özay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1950'li yıllarda Türkiye'de gündelik hayatta yaşanan dönüşümler: Adana ili üzerine bir araştırma

1950'li yıllarda siyasal anlamda çok partili hayata geçiş yaparak önemli bir değişim geçiren Türkiye'nin aynı zamanda gündelik hayatında da büyük değişim ve dönüşümler yaşanmıştır. Bu dönemde Demokrat Parti iktidarı öncülüğünde gerçekleştirilen Amerikan yanlısı politikalar gündelik hayatta da yankısını bulmuş ve toplum modernleşme çatısı altında Amerikan değerlerini benimseyerek tüketim toplumuna evrilme yoluna girmiştir. Bu bağlamda 1950'li yıllarda Türkiye'de gündelik hayat pratiklerinde; yeme-içmeden kılık kıyafete, dayanıklı tüketim mallarından eğlence ve müzik anlayışına Amerikanlaşma terimi ile ifade edilebilecek bir dönüşüm yaşanmıştır. 1950'lerde Türkiye'de yaşanan bu sosyal dönüşümün en net görülebildiği yerlerden birisi Adana'dır. Adana'nın bu dönemde yaşanan değişimi derinden hissetmesinde en büyük etken şehirde kurulan İncirlik Üssü'dür. İncirlik Üssü'nde çalışmak üzere Adana'ya gelen Amerikalı askerler ve aileleri uzun bir süre Adana halkıyla iç içe yaşamışlardır. Böylece Adana halkı Amerikan yaşam tarzı ile doğrudan bir etkileşim içinde olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de ve özellikle Adana'da 1950'lerde kaydedilen ve modernleşme olarak ifade edilebilecek bu değişimler Lefebvre'nin teorik çerçevesinden okunacaktır. Zira, Lefebvre gündelik hayatın modernlikle ortaya çıktığını ve modern kapitalist toplumların bir özelliği olduğunu belirtir. Türkiye'de 1950'ler Lefebvre'nin bahsettiği kapitalist tüketim toplumlarının bir özelliği olan ve modernlikle gelen gündelik hayatın gözlemlenebildiği yıllardır. Bu bağlamda Türkiye'nin 1950'li yılları Lefebvre çerçevesinden değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeyi gerçekleştirebilmek için sıradan insanların hayatlarından yola çıkan, onların anılarına ve deneyimlerine odaklanan bir yöntem olan sözlü tarih seçilmiştir. Bu bağlamda katılımcıların anlattıklarından özellikle İncirlik Üssü Amerikalılarının etkisiyle Adana'nın gündelik hayat pratiklerinde, yeme-içme, kılık-kıyafet, eğlence ve müzik anlayışlarında gerçekleşen değişimler tespit edilmiştir. Ayrıca, sözlü tarih yöntemi ile sıradan insanların belgelere geçemeyen deneyimlerinin de tarihin birer kaynağı olabileceği gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Gündelik hayat, Amerikanlaşma, modernlik, Henri Lefebvre, İncirlik Üssü, Adana

AdanaAdana-İncirlikGünlük yaşam+6
Gül Eda Bulanık
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Basın demeçleri bağlamında Türk ve Amerikan ilişkilerinin terörle mücadele boyutu

Bu tez çalışmasında Suriye'ye sıçrayan Arap baharının oluşturmuş olduğu kaotik ortamda kendine yer edinen PKK/PYD ve İŞİD terör örgütlerine karşı müttefik olan Türkiye ve Amerika'nın terörle mücadelede ne denli işbirliği yapabildiği araştırma sorusundan yola çıkılarak, devletlerin terörizme karşı işbirliği zorlukları irdelenmiştir. İzlenilen metot söylem analizi ve süreç analizi birlikteliğidir. 2011-2018 yılları arasında devlet başkanlarından savunma bakanlığına, dışişleri bakanlarından hükümet sözcülerine kadar farklı kurumların yönetimlerinde bulunan kişilerin söylemleri analiz edilerek ve sahadaki eylemleriyle karşılaştırılarak süreç analizi yapılmıştır. Araştırma sırasında yıllara göre çeşitli haber kaynakları taranmış ve sahada terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlar literatür taraması ile detaylı olarak incelenmiştir. Devlet kurumlarında bulunan kişilerin söylemleri kamuoyuna açık kaynaklardan elde edilmiş ve çeşitli kaynaklardan araştırılıp teyit edilerek sunulmuştur. Tez içerisinde bulunan görüş ve önerilerin tamamı, yaptığım araştırmalar sonucu şekillendirdiğim kişisel fikirlerimdir ve herhangi bir kişi veya kurumun görüşünü yansıtmamaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriIŞİDPKK+7
Elif Vardar
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Turkish foreign policy discourse - A critical evaluation

Turkish foreign policy have undergone a critical transformation in the last two decades. This change also affected the discourse adopted by Turkish officials and institutions operating in the foreign affairs domain. Understanding the dynamics of this discursive change is critical in terms of understanding the future course of foreign policy of the country. Using quantitative and qualitative methods, this study undertakes a discourse analysis of the written statements published by Turkish Ministry of Foreign Affairs between 2010 and 2020 on the relations with the United States. The thesis argues that there is a discursive change in the Turkish foreign policy vis-à-vis the United States: Turkish Foreign Ministry adopted a more reactionary language in its written public statements in the last decade.

United States of AmericaDiscourseDiscourse analysis+5
Yasin Koçarslan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-Amerikan ilişkilerinde haşhaş ekimi krizi (1968-1975) kriz yönetimi açısından bir inceleme

Bu tez çalışmasında, Richard Nixon'ın iktidara geldiği 1968 yılından 1975 yılına kadar olan süreçte iki ülke arasında dış politika sorununa dönüşen Türkiye'de "haşhaş ekimi", kriz analizi kapsamında ele alınacaktır. Haşhaş Ekimi Krizi, Türk-Amerikan ilişkileri açısından temelleri 1968'de atılan bir kriz olmanın yanı sıra tarafların kendi ulusal siyaset gündemini de belirleyici bir nitelik taşımıştır. Söz konusu kriz genelde olaylar üzerinden, olayların seyri açısından ele alınmakta ve bu konudaki çalışmaların hiçbiri teorik bir çerçeve sunmamaktadır. Bu çalışmada, Türk-Amerikan ilişkilerinde haşhaş ekimi krizi boyunca iki ülke arasındaki ilişkilerin doğasının bir uluslararası ilişkiler teorisi olan Neoklasik Realizm yaklaşımına daha uygun olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'nin eskiden beri yetiştirdiği haşhaşın ve ondan elde edilen afyonun bir dış politika sorununa dönüş[türül]mesi ile haşhaş ekimi sorunu diplomatik bir nitelik kazanmıştır. ABD'nin baskıları karşısında direnç gösteren Türk karar alıcılar için kriz yönetim süreci bir meydan okumaya dönüşmüştür. Haşhaş ekiminin yasaklanmasını talep eden ABD'ye karşı topyekün ekim yasağını kabul etmeyen Demirel Hükümeti'nin bir uzlaşı zemini yaratamamış olması taraflar arasında bir kırılma noktası doğurmuştur. Bu kırılma noktası ise taraflar için bir kriz yönetim sürecini ortaya çıkartmıştır. Krizin sönümlenmesi-yumuşaması ise 30 Haziran 1971 tarihinde Türkiye'nin haşhaş ekimini topyekün yasaklanması ile gerçekleşmiştir. Ancak Türkiye'nin haşhaş ekimi yasağını 1 Temmuz 1974 tarihinde kaldırıp tekrar üretime başlamasıyla ABD için kriz yeniden tırmanmıştır. Çalışmada kriz anında krizin şekillenmesinde büyük önem taşıyan karar alıcıların liderlik kodları, aktör ve ulusal-uluslararası sistem unsurlarını birarada değerlendiren, Neoklasik Realizm yaklaşımından yararlanılacaktır. Her kriz kendi özgün ve özgül özelliklerini, ortaya çıktığı koşulları yansıttığından krizler de sınıflandırılmıştır. Bu durum krizin türüne göre kriz yönetim stratejileri geliştirmeyi de gerektirmiştir. Karar alıcılar, kriz yönetimi anında benimsedikleri strateji doğrultusunda kendi liderlik kodlarını da konuşturmuş olurlar. Böylelikle kaynakların nasıl kullanılacağı sorusu da karar alıcıların aldıkları kararlara göre belirlenmektedir. Çalışma, 1968-1975 yılları arasında bir uluslararası sorun haline gelen haşhaş ekiminin, Türkiye'deki üç farklı siyasal karar alıcı tarafından nasıl ele alındığını ve Haşhaş Ekimi Krizi'nin nasıl yönetildiğini, krize sebep olan süreçleri de anlatarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, "Taraflar için ne zaman bir kriz oluşur?" sorusunu da cevaplayan bu çalışma ile dış politika literatürüne katkı sunmak amaçlanmaktadır.

AfyonHaşhaşKriz+4
Nuray Okumuş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin ABD ile ilişkilerin neoklasik realizm perspektifinden analizi (2009-2020)

Bu çalışma Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerini Obama ve Trump dönemlerinde Türkiye'nin perspektifinden ele almayı amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirirken ise teorik olarak neoklasik realizm kullanılmıştır. Neoklasik realizmin çalışmanın teorik perspektifi olarak seçilmesindeki temel motivasyon ise devletlerin dış politikalarını incelerken iç unsurları da sürece dahil etmesidir. Ayrıca devletlerin sistemik baskı ve teşviklerin dışında politika üretmesi durumunun da neoklasik realizm tarafından açıklanabiliyor olmasından ötürü bu teorik yaklaşım benimsenmiştir. Bahsi geçen dönemler ele alınırken Türkiye'nin maruz kaldığı bağımsız değişkenler ve sistemik baskılar ele alınacaktır. Ayrıca sistemin fırsat ve imkanları da göz önünde bulundurulacaktır. Bu sistemik şartlar ve ABD tarafından gelen bağımsız değişkenlerin Türkiye'deki karar alıcılar ve onları etkileyen diğer ara değişkenlerin algılarını nasıl şekillendirdiğinin ortaya konulması önemlidir. Çalışma genel hatları itibarıyla Türkiye-ABD ilişkilerinde Obama ve Trump dönemlerinde ortaya çıkmış kırılmaları ele almıştır. Bunu yaparken ise neoklasik realizmin önem verdiği bir husus olan ara değişken olarak karar alıcılar ve karar alıcıları etkileyen diğer ara değişkenlerin algılarını sürece dahil etmiştir. ABD'nin Türkiye'ye yönelik sistemik baskılarını Türkiye'nin ara değişkenler nezdinde nasıl algıladığı ve bu algılar doğrultusunda bağımlı değişkeni nasıl etkilediğini açıklamaya çalışmıştır. Türkiye'nin bölgede ABD ile politik olarak ayrışmasının temel sebebi ise Türkiye'nin güvenlik kaygılarının ABD tarafından görmezden gelinmesi suretiyle ikili ilişkilerde yaşanan krizlerin Türkiye'deki ara değişkenlerin algılarına olumsuz yansıması olarak görülmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriDış politikaNeo-klasik realist+6
Mehmet Alperen Önal
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of Johnson letter on Turkish-American relations and Turkish foreign policy during the period of 1960-1980 relative authonomy and the process of identification priorities

This study in essence, dealt with 1960-1980 period covering the most turbulent years of Turkish-American relations, and relative autonomy process experienced Turkey's foreign policy structuring within this time frame. Just as bipolar ideological power struggle emerged after WWII in international conjuncture, became one of the main determining factor for rising course and continuity of Turkish-American relations, the external conjunctural environment of 1960s, that begun to change, and the forces coming from internal social-structural dynamics of country have been accepted as factors that will relatively change the nature of both relations and foreign politics, and pushes search for alternative solutions that will balance against Western dependency. While footsteps of this changes were heard by Cuban Crisis and U-2 events, become clearer after Johnson Letter coming with 1964 Cyprus Crisis. Our aim in this thesis work, is to investigate what kind of effects did Johnson Letter create on point of re-evaluation, diversification and transition to versatility in process of relative autonomy and determining priorities in Turkish Foreign Policy that generally began in 1960s and continued until 1980 military coup. To find answers to these questions qualitative research technique was used, formation and development of process has been dealt with the framework of foreign policy levels of analysis covering international-system, state-societal and individual levels, from a historical perspective. Founding result is; although there is not seeing a permanent deviation in main axis of foreign policy, assumption that Johnson Letter is an important catalyst on point of re-evaluating, transition to versatility and diversification of foreign policy, tension with US after letter and lack of confidence forming in public opinion not only affected course of relations, but also opens a transformation can be considered important in one-way, block-oriented foreign policy structuring of Turkey. In this context, Letter has considered as a reference point for some important changes about diversifying general orientation in conduct of foreign policy decision-makers', changing a certain extent, and increasing their ability to act in foreign policy, even if it is relative. After this date, Turkey's relations with Eastern Bloc, Soviets, and Third World Countries esspecially Arabs in Middle East has entered a certain degree of rapprochement and recovery process. However, relative autonomy and multifaceted foreign policy process, which gained momentum after Johnson Letter, ended with September 12, 1980 military coup.

United States of AmericaRelative authonomyLetter of Johnson+4
Aynur Tokmaktepe
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Basına göre Türk-Amerikan ilişkileri: 1960-1964

Türkler ve Amerikalıların ilk karşılaşmaları, İngiliz himayesindeki Amerikan gemilerinin 1676 yılında İskenderun limanına uğraması ile başlar. Amerika Birleşik Devletleri, bağımsızlığını ilan etmeden önce İngiliz bayrağı ile Akdeniz'de güven içerisinde taşımacılık yaparken, bağımsızlığını ilan edip İngiliz güvencesinden çıktıktan sonra ise eski güven ortamını bulamamıştır. O dönemde Akdeniz'e egemen olan Osmanlı İmparatorluğu ile Amerika'nın ilk teması da Amerika'nın Akdeniz'de yaptığı ticaret sırasında olmuş, Amerika, Akdeniz'de güvenle ticaret yapabilmek için 1786-1797 arasında Fas, Cezayir, Trablus ve Tunus Beylerbeylikleri ile anlaşmalar yapmak zorunda kalmıştır. İki kıta arasındaki mesafenin uzak olması sebebiyle doğrudan siyasi bir ilişki kurulamamakla beraber, Amerika'nın yaptığı bu anlaşmalar, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin zeminini hazırlamıştır. 1800'lü yılların başından itibaren artmaya başlayan Türk – Amerikan ilişkileri, çoğunlukla ekonomik mahiyette olmuşsa da Amerika, Osmanlı pazarına girerek ticaretini geliştirmeye çalışırken aynı zamanda gelecekte atacağı siyasi adımların temellerini de oluşturma yoluna gitmiştir. Osmanlı topraklarında Amerika'ya ve Amerika'nın uyguladığı politikalara sempati duyan bir kesim oluşturma amacında olan Amerika, Türkiye'de kurulan okul, hastane ve ibadethaneleri her zaman desteklemiştir. Kurtuluş savaşının başlamasıyla birlikte durma noktasına gelen Türk Amerikan ilişkileri, 1918-1922 yıllarında beliren Amerikan mandası düşüncesiyle tekrar gündeme gelmiş, Cumhuriyetin ilanından sonra da hızlanmıştır. 1 Ekim 1929'da imzalanan Ticaret ve Seyr-i Sefain (ticaret ve denizcilik) anlaşması, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına yardım edecek Amerikan yabancı sermayesinin Türkiye'ye çekilmesi olarak görülmüştür. Amerika tarafından Türkiye'ye yapılacak yardımlar bu tarihten sonra da sık sık dile getirilmiş, yardımların boyutu, kapsamı ve ABD'nin yardımlardan beklentileri her geçen gün artarak devam etmiştir. 1960-1963 arası Türk - Amerikan ilişkilerinin incelendiği bu çalışmada, Türkiye'nin NATO'ya üyeliğinin sonrasında, Amerika'nın Türkiye'ye olan ekonomik ve askeri yardımlarının iyiden iyiye arttığı, Türkiye'nin kalkınma planını uygulamak amacıyla talep ettiği yardımların Amerika tarafından olumlu karşılandığı ve Amerika'nın bölge ve Türkiye üzerindeki çıkarlarını korumak amacıyla sürekli olarak Türkiye'yi dost ve müttefik ülke olarak göstermeye çalıştığı tespit edilmiştir.

BasınCumhuriyet tarihiTürk dış politikası+3
Mehmet Ali Özbay
Yeditepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Foreign policy of the United States during the 2003 Iraq War era and its influence of the Turkish-U.S. relations

Since 1946 Turkish-U.S. Relations have been very important for the two countries, the region and the world. These relations can mainly be classified under three eras: the Cold War, post-Cold War and the post-9/11 era. During the Cold War and post-Cold War era, the relations and cooperation of the two countries was very productive. After the 9/11 attacks, the United States-Iraq War became a critical issue between the two allies. A new U.S. foreign policy was shaped after 9/11 because of the psychological effects and the pressures of the terrorist attacks combined with neoconservative thought. The new policy brought up a very different approach towards Turkish-U.S. relations. This new foreign policy program of the U.S. during the Iraq War affected U.S.?s relations with other countries. Before the Iraq War, the United States requested to use Turkey?s land in order to open a Northern Front. After long negotiations, official and unofficial talks, and the use of regular and backdoor diplomacy, on March 1st 2003 a resolution (tezkere) came before the Turkish parliament which failed to be approved. The Turkish parliament did not authorize the U.S. to use Turkish soil to open a Northern Front for the Iraq Operation. To explain why this was the situation, the pre-Iraq War period, the Iraq Operation and the post-Iraq War era will be discussed focusing on U.S. foreign policy.In this dissertation the most critical question, more than focusing on the outcomes of tezkere, are the causes and reasons which brought tezkere to a failure in the Turkish parliament. In order to understand the causes of tezkere?s failure, the new U.S. foreign policy program designed after 9/11 and its effects on U.S. foreign policy making and decision making process is analyzed. Examining the U.S. foreign policy program before, during and after the Iraq War and analyzing U.S.?s dialogues with Turkey is very important to understand the causes of tezkere?s failure and what, in turn, can enlighten the future of this relationship. Moreover, analyzing those causes is critical for the future of the Turkey-U.S. alliance.

Event of September 11thUnited States of AmericaMilitary operations+10
Burak Küntay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-Amerikan ilişkileri ve Türk kamuoyuna yansıması (1960-1965)

Yaklaşık iki yüzyıllık bir geçmişi olan Türk Amerikan ilişkileri,diğer ülkelerle olan ilişkilerinden farklılık göstermektedir. Bunun en önemlisebeplerinden bir tanesi II. Dünya Savaşı sonrası oluşan iki kutuplu dünya düzeninde, Batı bloğunun tacını İngiltere'den alan ABD'nin Sovyetler Birliği ile girdiği küresel rekabette jeostratejik konumuyla Türkiye'ye duyduğu yaşamsal gereksinimidir. Diğer taraftan savaş sonrası dönemde Sovyetler Birliği'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü ve hükümranlık haklarını tehdit eder nitelikteki politikaları Soğuk Savaş döneminin diğer süper gücü ABD ile yakınlaşması sonucunu doğurmuştur.27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ile Türkiye'nin Batı ittifakı içerisindeki konumunu tekrar gözden geçirdiği, bu çerçevede ABD ile ilişkilerinde belirli bir kararlılık ve yoğunluğun yaşandığı dönemi ifade etmektedir. Askeri müdahale sonrası yapılan radyo bildirisinde yer alan NATO ve CENTO'ya bağlılık vurgusu ve bunu izleyen süreçte imzalanan ikili antlaşmalar bu kararlılığı ve iradeyi belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.1960'ların ilk yılları askeri yönetim ve CHP liderliğindeki koalisyon iktidarları döneminde yaşanan Kıbrıs sorunu ve Johnson'ın İnönü'ye tehdit içeren mektubu, Küba Füzeler Krizi'nde Türkiye'nin yaşadığı hayal kırıklığı ve benzeri olaylar öncesi ve sonrası ile iç politika ve kamuoyunda tepkilere neden olmuştur.Anahtar Kelimeler: Türk-Amerikan İlişkileri, Kıbrıs Meselesi, Johnson Mektubu, Küba Füzeler Krizi?

27 Mayıs 1960 ihtilaliAmerika Birleşik DevletleriDünya Savaşı II+9
Şeyma Dönmez
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Turkish-American relations during the Cold War from Russian perspective

This thesis gives the outline of the Cold War, after reading which you will understand the essence of the war between the two super powers and special role of Turkey. Relations between Turkey and the USA in the context of the Cold War are also examined here. Also the process of developing these relations between the two countries. The uniqueness of this thesis lies in the sources of literature, this issue was studied on the basis of Western literature, in particular American literature. This study includes Soviet and Russian literatures, also a Russian perspective to the study of relations between Turkey and the USA at that time. Thus, the hypothesis of the work is that all the time the relationship between Turkey and America was considered from the American perspective, but this article also considered from the Russian perspective. Keywords: Turkey, the USA, Soviet Union, Turkish-American relations, Cold War

RussiaSoviet UnionCold war+3
Kamal Khalılov
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İttifak parametreleri çerçevesinde Türkiye-ABD ilişkileri'nin Obama ve Trump dönemleri bağlamında karşılaştırmalı bir analizi

Soğuk Savaş'ın başlarından itibaren bir ittifak içerisinde bulunan Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerde özellikle 2009 yılından sonraki dönemde birçok sorun yaşanmıştır. Yoğunlukla Barack H. Obama ve Donald J. Trump'ın Başkan olduğu 2009 – 2017 yılları arasında yaşanan bu sorunlar, iki devlet arasındaki ittifak ilişkisinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Çalışmanın temel çıkış noktası ise Neoklasik Realist yaklaşım çerçevesinde Türkiye ile ABD arasındaki ittifak ilişkisinde Obama ve Trump Dönemleri'nde yaşanan sorunların, ilişkinin ittifak boyutuna zarar verip vermediğidir. Bu bağlamda Neoklasik Realist yaklaşım çerçevesinde Başkan Obama ve Trump Dönemleri'nde Türkiye ile ABD ilişkilerinde uluslararası sistemin yanı sıra liderlerin algıları, stratejik kültür, devlet – toplum ilişkileri ve bürokrasinin etkili olup olmadıkları, etkiliyseler bu etkinin ne derece olduğu araştırılacaktır. Çalışmada ayrıca Obama ve Trump Dönemleri'nde iki devlet ilişkilerinde öne çıkan bazı problemler de ele alınacak ve sonrasında bu hipotezin doğru olup olmadığına yönelik içerik analizlerine yer verilecektir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde Neoklasik Realist yaklaşım çerçevesinde bir şablon oluşturulacak ve sonraki bölümlerde Obama ve Trump dönemlerindeki belirleyici olaylar ele alınarak bu şablon ile ilgili dönemler irdelenecektir.

Amerika Birleşik DevletleriErdoğan, Recep TayyipObama, Barack+5
Yıldırım Deniz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu yönetimi sorunsalı olarak kriz yönetimi: Türkiye-ABD karşılaştırması

Hızla değişen dünya gündemi ile sıklığı ve çeşitliliği sürekli artan krizler sadece özel sektörü değil kamu sektörü ve hükümetleri de etkili ve gerçekçi kriz yönetimi sistemleri geliştirmeye mecbur etmektedir. Özellikle vatandaşın devletten ve kamu kurumlarından beklentilerinin son derece artmış olması, hizmetlerin aksamaması ve vatandaşın gözünde hükümetin imajının korunması açısından krizlerin iyi yönetilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda insan faktörü hem kamu hizmetlerinin üreticisi kamu personeli hem de vatandaş anlamında kriz yönetiminin en önemli bileşeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, kamu sektörü için etkili ve iyi işleyen kriz yönetimi sistemlerine sahip olmanın gerekliliğinin altı çizilirken bu sistem içerisinde insan faktörünün önemi gözden geçirilmiştir. Yaşanmış pek çok kriz vakası hükümetlerin ve ilgili kamu kurumlarının bu krizlerin yönetiminde gösterdikleri performansın vatandaşın devlete duyduğu güveni etkilediğini ortaya koymuştur. Öte yandan özellikle büyük çaplı felaketlerden kaynaklanan krizlerde devletin her bir vatandaşın beklentilerini karşılayacak şekilde kriz müdahalesi ve telafisini gerçekleştirmesi mümkün olamamaktadır. Bu yüzden sade vatandaşın gerek kriz öncesi gerekse kriz sonrası dönemde ulusal kriz yönetimi sisteminin bir parçası olması ve kendi kendine yetebilmeyi öğrenmesi faydalı bir çözüm yolu olacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriKamu yönetimiKriz+4
Burcu Akdeniz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Rus düşmanlığının Amerika ekseninde anti-komünizme evrimi ve komünizmle mücadele dernekleri

93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'yla birlikte bir dış düşman figürü olarak Ruslar, Türk toplumunun hafızasında yerini almıştır. Bu savaşla birlikte imparatorluk önemli bir oranda toprak kaybederek büyük mali sıkıntılar içerisine girmiştir. Diğer yandan savaş süresince Ruslar'ın Osmanlı askerlerine ve halka karşı yaptığı mezalimler, Türk halkının hafızasında Ruslara karşı olumsuz bir Moskof imgesinin oluşmasına neden olmuştur. Her ne kadar Çarlık Rusya'nın yıkılıp yerine S.S.C.B'nin kurulmasıyla Milli Mücadele Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında iki millet arasında yakın siyasi, askeri ve ekonomik ilişkiler gelişse de, savaş sonrası Sovyetlerin Türkiye'den toprak ve üs talep etmesi gibi nedenlerle iki ülke arasındaki ilişkiler gergin bir ortamda devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası "Sovyet Talepleri" olarak adlandırılan bu taleplerle birlikte Türk toplumunun geçmişinde var olan olumsuz "Moskof İmgesi" tekrar ortaya çıkmış ve hem siyasette hem de kamuoyunda büyük bir Rus aleyhtarlığı başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyetlerin dış siyasette genişleme politikalarına karşı Amerika Birleşik Devletleri'nin Sovyetlere karşı çevreleme siyasetini başlatmasıyla Soğuk Savaş süreci dünyayı uluslararası ilişkiler bağlamında iki kutba ayırmıştır. Bu süreçte ABD'nin, Sovyet Rusya'nın ideolojisi olan komünizme karşı başlattığı savaşa müdahil olan Türkiye, ABD öncülüğünde başlatılan anti-komünist bloğa dahil olmuştur. ABD tarafından Truman ve Marshall Yardımları kapsamına dahil edilen Türkiye'de ABD etkisinde güçlü bir anti-komünizm ve ABD propagandası uygulanmaya başlanmıştır. Dışarıdan ihraç edilen anti-komünizm ideolojisiyle Türk toplumunun hafızasında yer alan "Rus Düşmanlığını" aynı çatı altında bütünleştiren Türk anti-komünizmi, Soğuk Savaş döneminde Türkiye'nin en önemli politikalarından biri olmuştur. Türkiye'de büyük oranda karşılık bulan anti-komünizm ideolojisiyle birlikte Türkiye, ABD ekseninde güçlü bir anti-komünist kimliğe bürünmüştür. O dönem içerisinde CIA ve ABD belgelerini inceliğimizde Türkiye'de bir komünizm etkisi görülmediği ifade edilse de, ülke içerisinde güçlü bir komünist avı başlamış, ülkedeki her sol hareket komünizm olarak adlandırılarak cezalandırılmıştır. Ülkedeki milliyetçi ve muhafazakar çevrelerin birleşmesiyle kurulan "sağ ittifakın" anti-komünizm siyasetini benimsemesiyle oluşturulan Komünizmle Mücadele Dernekleri ise Türkiye'deki anti-komünizm sürecinin en önemli oluşumlarından biri olmuştur. Bu dernekler her ne kadar ana gaye olarak komünizm ve Rus yayılmacılığına karşı neşriyatla, mitinglerle ve toplantılarla halkı bilinçlendirmeye çalışsa da, ABD emperyalizmini göz ardı etmişler ve Türkiye'nin ABD ekseninde hareket etmesinden rahatsız olmamışlardır. Amacından saparak Türk siyasetinin önemli bir merkezi konumuna gelen bu dernekler, üyelerinin siyasi bir güç devşirdiği merkezler olarak illegal faaliyetlere girişmişler, Türkiye'deki sağ ve sol ayrımının belirginleşmesine yol açarak siyaset içerisinde şiddetin yaygınlaşmasına neden olmuşlardır.

Amerika Birleşik DevletleriAnti komünizmKomünizm+7
Erkan Aydınlı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Barack Obama'nın ikinci Başkanlık Dönemi'nde Türk-Amerikan ilişkileri: (2012-2016)

Obama'nın ilk ve ikinci başkanlık döneminde izlediği strateji ve siyaset bazı yönleri itibariyle birbirilerinin benzeri iken bazı açılardan farklılık arz etmiştir. İlk dönemde Obama, Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkelerle yeni bir sayfa açma girişiminde bulunmuş ancak Arap Baharı'nın ardından bu siyaseti büyük ölçüde terk etmiştir. Öte yandan Obama önceki Başkan Bush döneminde izlenen sert güce dayalı siyaseti terk etmiş, bunun yerine diplomasi ve yumuşak güce dayalı siyaset izlemiştir. Türkiye ile ilişkilerini bakıldığında ise Arap Baharı'nın dönem noktası olduğu görülmektedir. Arap Baharı'na kadar model ülke olarak Araplara tanıtılan ülke olan Türkiye ile ABD'nin arası Suriye Krizi'nden sonra daha da açılmıştır. Türkiye başta olmak üzere diğer müttefikler, ABD'nin izlediği kimi zaman tutarsız olan siyasetten olumsuz etkilenmiştir. Örneğin bu süreçte Türkiye'ye dünyadaki en kalabalık mülteci nüfus yerleşmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriObama, BarackTürk-Amerikan ilişkileri+2
Bengüsu Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gazete haber ve karikatürlerine göre Türk-Amerikan ilişkileri (1947-1952)

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca denge siyaseti izlemiş, savaş dışı kalabilmek adına çeşitli ittifaklar içerisine girmiştir. Türkiye'nin tarafsızlık yolunda izlediği hassas siyaset, dönemin siyasi liderlerinin temkinli açıklamalarına ve gazeteler üzerinde baskıların artmasına neden olmuştur. İkinci Dünya Savaşı döneminde basına getirilen kısıtlama, çok partili hayatla birlikte yerini basında özgürleşmeye bırakmıştır. 1946 yılında basın kanununda yapılan değişiklikle başlayan özgürlük ortamı, Mayıs 1950'de iktidara gelen DP'nin ilk yıllarında devam etmiştir. Bu dönem iç politika alanında iktidar ve muhalefetin farklı görüşlere sahip olması gazete ve karikatürlere de yansımış ancak bu durum uzun sürmemiştir. Ekonominin kötüleşmesi, irtica hareketleri ve yolsuzluğun artması sonucu halkın ve bazı gazetecilerin DP'ye tepki göstermesi, iktidar partisinin 1954 yılından itibaren basını kısıtlayıcı önlemler almasına sebep olmuştur. İç politika alanında belirli müddet de olsa sağlanan çok sesli ortam, dış politika alanında çok da etkin olamamıştır. Bunun nedeni savaş sonrası dönem artan Sovyet tehdidi sonrası Batının koruyucusu haline gelen Amerika ile işbirliğinin her iki partinin de temel dış politika hedefi olmasıdır. Savaş sonrası Missouri Zırhlısının Türkiye'yi ziyaretinden itibaren başlayan gazete haber ve karikatürlerindeki Türk-Amerikan dostluğu vurgusu, Truman Doktrini ve Marshall Planı ile iyice artmıştır. Dönem gazetelerinde olumlu Amerikan imgesinin her yönden yansıtılması, Türk-Amerikan işbirliğinin sağlanmasında halkın da desteğinin alınmak istendiğinin göstergesidir. Nisan 1949'da kurulan NATO örgütüne Türkiye'nin dâhil olmasına kadar geçen süreç, savaş yılları ile karşılaştırıldığında dış politika alanında az da olsa farklı fikirlerin ortaya çıkarıldığı görülmüştür. Türkiye'nin NATO'ya yaptığı başvuruların Atlantik ülkeleri tarafından uzun bir müddet olumlu karşılanmaması üzerine Türk gazeteleri, Atlantik coğrafyası içerisinde yer almamasına rağmen İtalya'nın pakta dâhil edilip Türkiye'nin pakt dışı bırakılmasını eleştirmişler, bazı Türk yazarları ise Amerikan yardımının yetersizliğini vurgulamışlardır.

Amerika Birleşik DevletleriGazetelerKarikatür+3
Nesrin Ersin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye-ABD ilişkileri

İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Sovyetler Birliği'nin toprak ve üs talepleriyle karşı karşıya kalan Türkiye, Batı ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır. Savaş sonrası Sovyetler Birliği'ne karşı yeni stratejiler geliştiren ABD, bu stratejileri ve çıkarları gereği Türkiye'ye destek verme kararı almıştır. Bu kararın ilk uygulamaları 1947'de Truman Doktrini ve 1948'de Marshall Planı çerçevesinde olmuştur. Türkiye, 1950'de başlayan Kore Savaşı'nda Batı ülkelerinin yanında yer alarak Kore'ye asker gönderme kararı almış ve 1952'de ABD'nin de desteğiyle NATO'ya resmen üye olmuştur. Bu tarihten sonra NATO, Türkiye-ABD ilişkilerinde çok önemli bir mihenk taşı haline gelmiştir. Türkiye, NATO'ya üye olduktan sonra özellikle güvenlik boyutunda ABD ile daha sıkı ilişkilere girmiştir. İlk dönemde şartların zorlaması ve iki ülkenin ihtiyaçları çerçevesinde pürüzsüz başlayan ikili ilişkilerde, daha sonra ABD'nin Soğuk Savaş politikaları çerçevesinde ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Soğuk Savaş döneminde iki ülke arasındaki stratejik ittifak dönemi, Kıbrıs sorunu ile sarsılmaya başlamıştır. Kıbrıs Türklerine karşı yapılan saldırılar nedeniyle 1964 yılında Türkiye adaya müdahale etmek istemiş, fakat ABD'nin tepkisiyle karşılaşmıştır. ABD Başkanı Johnson'un 5 Haziran 1964 tarihinde gönderdiği mektup, Türkiye-ABD ilişkilerine ağır bir darbe vurmuştur. Sarsılan ilişkiler, 1969 Savunma ve İşbirliği Anlaşması ile bir düzene oturtulmak istenmişse de 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve ertesinde Türkiye'ye uygulanan silah ambargosu ilişkileri kopma noktasına getirmiştir. İki ülke arasındaki ilişkilerin tekrar yakınlaşmaya başlaması, 1978'de ambargonun kalkması ve arkasından 1979'da Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması'nın imzalanmasıyla mümkün olmuştur. İmzalanan anlaşmalar ile ABD'nin Türkiye'deki askeri varlığı da yeniden ele alınmıştır. 1980'li yıllarda iki ülke arasında her ne kadar bazı sorunlar yaşansa da ilişkilerde yeniden bir yakınlaşma dönemi başlamıştır. Bu çalışma, Soğuk Savaş döneminde Türkiye-ABD ilişkilerini incelemeyi amaçlarken söz konusu dönemde iki ülke ilişkilerinde ortaya çıkan önemli anlaşmazlıklara da dikkat çekmeyi hedeflemektedir. Ayrıca bu dönemde, Türkiye-ABD ittifakının temel özelliklerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu bağlamda Türkiye'nin ne derecede ABD'nin etkisi altında kaldığı da incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, ABD, Türkiye-ABD İlişkileri, Soğuk Savaş, Kıbrıs Sorunu, Dış Politika

Amerika Birleşik DevletleriSoğuk savaşTürk dış politikası+3
Bahri Utaş
Bursa Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşının Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine etkisi

Suriye'nin içinde bulunduğu kriz hali, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin ikili ilişkilerinin başka bir boyuta geçmesine, neden olmuştur. Çalışma, Suriye iç savaşı ekseninde Türkiye ve ABD ilişkilerinin gelişimini ve geleceğini çözümlemek amacıyla yazılmıştır. Tez çalışmasının temel araştırma sorusu, Suriye iç savaşının Türk-Amerikan ilişkilerini ne boyutta etkilediğini, ileriki yıllarda iki ülkenin ilişkilerinin seyrinin nasıl olacağı ve bunun Türkiye ekonomisi üzerinde yarattığı etkinin analiz edilmesidir. Bu doğrultuda, Suriye iç savaşı nedeni ile inişli çıkışlı bir hal alan Türkiye-ABD ilişkilerinin, kısa ve orta vade de istikrarsız bir seyir izleyeceği ve Suriye krizi kapsamında Türkiye ekonomisinin büyük tahribat aldığı önermesi savunulacaktır. Bu doğrultuda söz konusu hususlar reelpolitik bir bakış açısıyla ele alınacaktır. Tez çalışmasında araştırmanın amacı ve varsayımları bağlamında nitel bir araştırma yöntemi olarak literatür taraması uygulanmıştır. Tez çalışmasında birincil kaynaklar olan, resmî belgelerle birlikte devlet adamlarının yaptığı beyanların analizine özel olarak önem gösterilmiştir. Konu kapsamında uluslararası çeşitli düşünce kuruluşlarının analizlerinden ikincil kaynaklar olarak yararlanılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriSavaşSuriye+4
Aslı Alev Fakı
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1 Mart 2003 Başbakanlık Tezkeresi'nin reddedilme nedenleri

11 Eylül 2001, dünyanın hamisi rolündeki ABD'nin, Pentagon ve Dünya Ticaret Merkezi gibi stratejik kurumlarına düzenlenen saldırı olması nedeniyle son derece önemli bir tarihtir. Yaşanan saldırılar neticesinde güvenlik politikaları ve stratejilerinde değişikliklere giden ABD idaresi, İslami terör örgütlerinin ve onlara destek veren Irak'ın dünya barışını tehdit ettiğini iddia etmiştir. Bu doğrultuda Saddam Hüseyin yönetimini sonlandırmak mefkûresiyle Irak'a savaş açan ABD, Türkiye'den yardım talep etmiştir. Askeri işbirliği başta olmak üzere ekonomik ve siyasi olarak Türkiye'den destek talep eden ABD'nin bu taleplerine cevap verilebilinmesi için TBMM'nin onayına sunmak üzere bir Başbakanlık tezkeresi hazırlanmıştır. 1 Mart 2003 günü TBMM tarafından oylanan Irak tezkeresi salt çoğunluğa ulaşılamadığı için reddedilmiştir. İşte bu çalışmada 1 Mart 2003 Başbakanlık Tezkeresi'ne, AKP Hükümeti'nin müspet karşılık vermesine rağmen TBMM tarafınca olumlu karşılık verilmemesinin nedenleri araştırılmış, buradan hareketle elde edilen veriler ışığında gelecek dönemlere bir bakış açısı kazandırmak amaçlanmıştır. Tezde süreç analizi tekniği kullanılmış olup, elit görüşlerden gelen alıntılar ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Ayrıca tezde istatistiki bilgi ve veriler kullanılmış olsa da temel olarak nitel metot kullanılmıştır. Tezkereye destek verilmesiyle elde edilecek ekonomik kazançların yanı sıra özellike terör örgütü PKK kapsamında, Türkiye'nin güvenlik ve istiktarının sağlanması amacıyla, AKP Hükümeti tezkereye olumlu yaklaşsa da tezkere kabul edilmemiştir. Literatür taramaları ve mülakatlar neticesinde, tezkerenin reddedilmesinde birden çok unsurun etkili olduğu görülmüştür. Irak Savaşı'nın BM meşruiyetine sahip olmaması başta olmak üzere ABD'ye duyulan uluslararası tepki, AKP Hükümeti'ndeki tecrübe ve lider eksikliği gibi nedenler tezkerenin reddedilmesinde önemli rol oynamıştır. Bunların yanı sıra TSK'nın tezkereye yönelik muğlak tutumu da tezkere kararında etkili olmuştur. Nitekim tüm bu sebepler neticesinde, tezkereye olumlu bakan AKP'de dahi muhalif bir cenah oluşmuş ve tezkere, 250 ret oyuna karşılık 264 kabul oyu çıkmasına rağmen Anayasa'nın 96. Maddesi uyarınca salt çoğunluğa ulaşılamadığı için kabul edilmemiştir. Anahtar kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Irak Cumhuriyeti, Irak Savaşı, Terör, Tezkere, Müzakere

1 Mart 2003 TezkeresiAmerika Birleşik DevletleriIrak+6
Mert Mahir Göz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects