Industrialization
117 theses under this subject heading
Türkiye'de endüstri 4.0'ın otomotiv sektörüne yansımaları üzerine bir araştırma
Endüstri 4.0, bütün dünyada sanayi devriminin günümüzde geçirdiği son önemli devrimi simgelemektedir. Teknolojik gelişmenin ve iletişim teknolojilerinin gelişimi, robotik üretim ile birleşerek, üretim anlayışına yeni bir imkan getirmiştir. Endüstri 4.0 teknolojisi, üretim ve imalat açısından düşük maliyet ve yüksek verimlilik sağlayarak, gerek ülkelere gerekse işletmelere ekonomik gelişme ve kalkınma getirecektir. Bu noktada çalışmanın amacı, Türkiye'nin otomotiv sektörünün endüstri 4.0'dan nasıl etkileneceği ve endüstri 4.0'dan beklentiler ve öngörüler üzerine bir inceleme yapmaktır. Dolayısıyla çalışmada endüstri 4.0'ın Türkiye'deki otomotiv sektörüne getirileri ve sağlayacağı imkanları üzerine bir derleme yapılmıştır. Endüstri 4.0'ın yeni bir araştırma konusu olması nedeniyle, çalışma niteliksel boyutta gerçekleşmiştir. Diğer yandan, çalışmanın derleme sonuçları ile gerek literatüre gerekse sektöre faydalı bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir.
Erbil bölgesinde sürdürülebilir endüstrinin istihdam yaratma üzerine etkisi
The sustainable industry is a response to a set of crises. It aims at achieving sustainable economic development through environmentally friendly projects and using new technologies in the field of renewable and clean energies. It calls for greening existing industries, creating new sustainable industries and changing unsustainable patterns of consumption besides reducing the intensity of energy use, resource consumption, and production through waste recycling. In this context, countries pursue to envision the launching of an economy based on the transition strategy to taking into account five principal axes: energy sources whose stocks threatened with depletion. The economic crisis and the use of investments as a means of sustainable industrial development, greenhouse gas mitigation policies and job creation, and the strong conviction that a new model of sustainable development based on change consumer behavior and marketing models at present and in the future.
Proto-modernist innovations in Gerard Manley Hopkins' poetic form: Sprung rhythm and the anticipation of modernist aesthetics
Modernism is an early 20th century literary movement that greatly highlights the meaninglessness, desperate situation of the world, and the alienated individuals from themselves and communities. The fundamental reasons why modernism focuses on these issues are mainly about the industrialization, technological advances and thus the pollution of environment. Crucial modernist writers like T. S. Eliot and Ezra Pound succeed in touching upon those entire problems "modern" individuals encounter. Having evinced the real troubles of individuals, modernists also challenge the traditional patterns. Similarly, Gerard Manley Hopkins, a poet and priest, is a representative of the literary movement to some extent. Though he is not regarded as a modernist poet due to his life experienced between 1844 and 1889, Hopkins' poetry can be interpreted through the lens of the literary movement thanks to his innovative productions, use of language, and criticism of the industrial pollution and humankind's aimless pursue of a straight line resulting in nowhere. Accordingly, although the poet has numerous poems, we investigate Hopkins' modernist sides within three selected poems "God's Grandeur," "Pied Beauty," and "Spring and Fall" since one can find some modernist implications in these poems such as sprung rhythm, fragmentation, and the relationship between nature and human beings. In this context, this study, by providing examples from those mentioned poems, aims to analyze Hopkins' poetry in the light of modernism and to picture the poet's modernist posture.
Yıldız Porselen Fabrikası ressamlarının dönemin sanat ortamındaki yerleri
19. yüzyıl, Osmanlı Devleti için "modernleşme" adımlarının atılmaya başlandığı ve bu doğrultuda birçok yeni kurumun açılmaya başladığı bir yüzyıl olmuştur. Padişah II. Abdülhamid Dönemi ile hız kazanan modernleşme adımları kültür ve sanat alanında da yansımasını bulmuştur. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açıldığı, arkeolojik çalışmaların ve uluslararası sergilere katılımın arttığı bu dönemde, devletin fabrikalaşma faaliyetlerinde de büyük bir artış görülmüştür. Modernleşen sanayi teknolojilerinin uygulanmaya çalışıldığı bu fabrikalardan biri de "Yıldız Porselen Fabrikası/ Çini Fabrika-i Hümayunu" olmuştur. Üretime başladığı yıldan itibaren pek çok sanatçının çalışmalar yaptığı bu atölye, sarayın prestijini yansıtması bakımından önem kazanmıştır. Ancak bu zamana kadar, Yıldız Porselen Fabrikası resim atölyesinde çalışan ressamlar ile dönemin sanat ortamındaki yerleri arasında bir bağlantı kurulmamış, fabrika resimhanesi ve sanatçılar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. "Yıldız Porselen Fabrikası Ressamlarının Dönemin Sanat Ortamındaki Yerleri" isimli bu yüksek lisans tezinde ise, resimhanede çalışan ressamlar ile sanat ürettikleri dönem arasındaki bağlantıyı incelemek amaçlanmıştır. Söz konusu incelemede resim atölyesine dair arşiv belgesi kayıtları ile hatıratlar, ressamların dönemlerindeki yerlerine ışık tutmaları bakımından araştırmanın odak noktasına alınmıştır. Bu doğrultuda, ressamların fabrika resim atölyesi görevleri incelenmiş, arşiv belgeleri yardımı ile resimhanenin dönemin sanat ortamını belirleyici bir rol üstlenip üstlenmediğine dair araştırmalar yapılmıştır. Resim atölyesinde çalıştığı tespit edilen ressamların, aynı dönemde sanat çevresindeki konumları tartışılmıştır.
Yerli Mallar Sergileri - Erken Türkiye Cumhuriyeti uygulamaları
Tez çalışmasında, 1929 – 1939 yılları arasında Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti öncülüğünde gerçekleştirilen onbir Yerli Malları Sergisi incelenmiştir. Sergiler biri dışında diğerleri İstanbul Galatasaray Lisesi'nde gerçekleşmiştir. Birinci bölümde Yerli Mallar Sergisi kavramının gelişiminin anlaşılabilmesi için tarihi kapsamı incelenmiştir. İncelemeye Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde başlayan sanayileşme hareketi, uluslararası sergilere katılım ve yerli malı kavramının ortaya çıkışı ile başlanmıştır. Osmanlı modernleşmesi ile başlayan sürecin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu öncesi ve sonrasında ekonominin içinde bulunduğu sorunların çözümü ile bağlantılı nasıl geliştiği tarihi kapsam içerisinde araştırılmıştır. 1921 sanayi sayımları, İzmir İktisat Kongresi verileri doğrultusunda Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin kuruluşu ile ortaya çıkan gelişmelere yer verilmiştir. İkinci bölüm İstanbul Galatasaray Lisesi Yerli Mallar Sergileri sıralanmıştır. Her sergi organizasyonunda farklılaşan unsurlar vurgulanmıştır. Sergilere ait dönemin Cumhuriyet gazetesi haberleri taranmıştır. Tezin üçüncü bölümü Yerli Mallar Sergileri'nde yer alan sanatçılara ayrılmıştır. Sergilerin düzenlenmesinde planlama açısından bir kaygı taşınmadığı ancak sergilerin gördüğü ilgiden dolayı sergicilik adına adım atıldığı görülmüştür. Dönemin önde gelen grafik sanatçısı, heykeltıraşı, mimarı bazı isimlerin sergi, pavyon tasarımı yaptığı, serginin duyurulması için özel afiş tasarımlarının yapıldığı görülmektedir. Bu bölümde sergiler için tasarım geliştirmiş bazı isimler incelenmiştir. Tezin dördüncü bölümünde ise yerli malı kavramı beraberinde sergileme, tüketimin özendirilmesi ile ilgili günümüzden bir örnek ile birlikte değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde 1929-1939 yılları arasında düzenlenen "Yerli Mallar" sergilerinin öne çıkan özellikleri, benzerlikleri ve farkları derlenmiştir.
Küreselleşmenin ekonomik boyutu ve film endüstrisi ilişkisi
Günümüzde sinema sanatsal yönünden daha çok ekonomik bakımdan gündemde hayatını sürdürmektedir. Sinemanın bir endüstriye dönüşmesiyle birlikte, sinemanın yapımı dışında en önemli süreç, dağıtım aşamasıdır. Ancak bu dağıtım aşaması, sinema salonu, televizyon, internet gibi çeşitli kanallar yoluyla olabilmektedir. 2000 yılı sonrası sinema gittikçe artan bir ilgi uyandırmaya başlamıştır. Sinema seyircisi artmaya ve reklam gibi pazarlama araçları ile seyirciye daha çok ulaşılmaya çalışılmıştır. İletişim teknolojinin artması ile, sinema kanalları çeşitlenmiş, gelişmiş ve artmıştır. Sinema her geçen Türkiye'de bir pazarlama aracı olarak hemen her kitleye ulaşmaktadır. Günümüzde, dağıtım kanalları şirketler aracılığı ile yapılmaktadır. Bu çalışmada Türk sinemasında pazarlama açısından dağıtım faaliyetleri ve uygulanan pazarlama faaliyetleri incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucu olarak, son yılların tek dev sektörü sinema olduğu görülmektedir. Bu etkileşimin artması, son yılların fenomeni olan iletişim teknolojileri sayesinde çok geniş kitlerde etkili olabilmektedir.
A comparative analysis of Afghanistan's and Pakistan's processes of state-building
This thesis is a historical and theoretical study of Afghanistan and Pakistan processes of State-Building. In this research, based on the European pioneer model of state building, I am presenting a comparative analysis of Afghanistan and Pakistan state-building processes. The European pioneer states in state buildinghave experienced some trends during the process. Industrialization, Capitalism, Organized Crimes, Nationalism and modernization are the observable trends in European State-Building process. In this thesis, I am taking these trends of European State-Building Process and apply them on Afghanistan's and Pakistan' processes of State-Building. This study paves the way toward better understanding of the attempts of different Afghan and Pakistani governments geared toward the two countries' State-Building process. Throughout my research, I found out that Afghanistan and Pakistan failed to successfully implement these trends in their State-Building process and thus still lag behind to function as a modern state (Nation-state). The thesis continues to answer the question of "if Afghanistan and Pakistan are not Nation-States, then what state organization they best fit in?" I find out that Pakistan fits better in category of a Military-State and Afghanistan fits best into the category of a Tribal-State. The reasons would be the frequent military domination of Pakistani affair by its military and domination of Afghanistan politics by the dominant ethnic group of Pushtons. At the end, I argue that Afghanistan and Pakistan along with other states needs to continue in their struggle to embrace the notion of nation-statehood, since nation-statehood responses to the issue of international peace, democratic values and economic development. Keywords: State Building, Nation Building, Industrialization, Capitalism, Organized Crimes, Modernization, Nation State, Tribal State, Military State
Yırca'da kadın olmak ve köylü kadın emeği: Bir güçlenme deneyimi olarak Yırcalı kadınlar
Bu çalışma, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Yırca Köyü'ndeki kadınların emeği ve mücadele deneyimini konu almaktadır. Feminist metodoloji ve etnografik yöntemle yapılan araştırma, derinlemesine görüşme ve katılımlı gözlemle elde edilen verilere dayanmaktadır. Yırcalı kadınlar, 2014 yılında köylerinde yapılmak istenen üçüncü termik santrale karşı direnmiş, süreç kazanımla sonuçlanmasına rağmen köylünün 6600 zeytin ağacı kesilmiştir. Tarım arazilerinin azalması ile kadınların köydeki neredeyse tek kamusal alanları tahrip olmuştur. Bunun üzerine kadınlar bir araya gelerek "Yırca Hanımeli El ve Ev Ürünleri" adıyla iş kurup sabun üretmeye başlamışlardır. Bu çalışma, kolektif mekân olarak sabun evi ve Yırcalı kadınların ücretli-ücretsiz çalışma deneyimine odaklanmaktadır. Çalışmada, köyde ücretsiz ev ve tarım işçisi olmaktan ücretli emeğe doğru köylü kadınların mücadele deneyimi irdelenmektedir. Kolektif mekân olan sabun eviyle birlikte büyüyen kadın dayanışması sayesinde, üzerlerindeki koca baskısında kırılmalar yaratmayı başardıkları savunulmaktadır. Başka bir ifadeyle, kadın dayanışması ile köydeki ataerkide gedikler açmayı başaran kadınların güçlenme sağladıkları savunulmaktadır. Kamusal alanda bir mekân yaratarak kadın dayanışması ile var olma mücadeleleri, geliştirdikleri güçlenme stratejileri incelenmektedir. Bunun yanı sıra köyde kadın olma deneyimi ve ataerkil kapitalizm köyün özgül koşulları çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son kertede çalışma, ücretsiz emekten ücretli emeğe doğru köydeki kadınların deneyimini ve görünmeyen emeğini görünür kılma kaygısı ve çabasını taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Köylü Kadın Emeği, Sanayileşme, Tarım, Güçlenme Stratejileri, Yırca Köyü
İngiltere ve Osmanlı Devleti'nde sanayi devrimi ve form algısı
Bu tezin temel amacı, Sanayi Devrimi'nin sonucunda değişen sanat algısını İngiltere ve Osmanlı Devleti örneği üzerinden değerlendirmektir. Bu tezde öncelikle Sanayi Devrimi öncesi sanat ve zanaat algısı ve ilişkileri sunulmuştur. Sanayi Devriminin kısaca tanımlanmasından sonra İngiltere'de Kraliçe Victoria Dönemi'nde Sanayi Devrimi sürecindeki yaşanan toplumsal değişimler ele alınmıştır. Sonraki bölümde İngiltere örneği üzerinden Sanayi Devrimi sonrasında sanat/zanaat alanlarında sanayileşmeden kaynaklanan problemler hakkında bilgi verilmektedir. Tezin devamında ortaya çıkan sorunlar ve değişimlere karşı çözüm getirmeye çalışan kişiler ve akımlar hakkında bilgi sunulmuştur. Ayrıca, tasarım/sanat/zanaat alanlarını sanayi ile yakınlaştırma çabalarına değinilmiştir. Daha sonraki bölümde Osmanlı Devleti'nin sanayileşme çabaları incelenmiş, Batılılaşma öncesi Osmanlı Devleti hakkında bilgi sunulmuş; ve 19. yüzyıldaki değişimler tartışılmıştır. Son olarak bir değerlendirme sunulmuştur.
Türk sı̇nemasında meslek tanımları ve sendı̇kalaşma
Bu çalışmada; sinema bir endüstri olarak ele alınmaktadır. Birinci bölümde, Türkiye sinema endüstrisi tarihsel gelişimi ile birlikte incelenerek, sinemanın endüstrileşme süreci ele alınmış ve bir endüstri olarak sinemanın ekonomideki yerine değinilmiştir. Dünya sinema endüstrisi istihdam ve üretim olarak ele alınarak konu ile ilgili genel bir kanaat oluşturulması amaçlanmıştır. Sinemanın bir sanat olarak algılanışının perde arkasında bir emek sermaye ilişkisi söz konusudur. Bu nedenle sinema endüstrisinin emek boyutu önemli bir inceleme alanı olarak karşımızda durmaktadır. İkinci bölümde Türk Sineması'nda çalışan kişileri gruplara ayrırak kendi birimlerinde hangi alanlarda hangi şartlarda çalıştıkları ve neler yaptığı açıklanmıştır. Türk Sinema tarihinde ilkez meslek tanımları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, sendika kavramı incelenmiştir. Günümüze kadar Türk Sineması'nın sendikalaşma süreci ele alınmıştır. Türkiye'de sendikacılığın nasıl geliştiği incelenmiştir. Türk Sineması'nda işçi örgüt ve sendikaları incelenmiş, işveren sendikaları kapsam dışında bırakılmıştır.
Türkiye'deki profesyonel futbol kulüplerinin sürdürülebilirlik performansının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'deki profesyonel futbol kulüplerinin sürdürülebilirlik performanslarının incelenmesidir. Çalışma boyunca, birinci bölümde öncelikle spor ve sporda sürdürülebilirlik kavramları ayrıntılı olarak incelenmiş olup akabinde aşamalı olarak kulüplerin çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlikleri ele alınmıştır İkinci bölümde sürdürülebilirlik kriterlerinin neler olduğu ortaya konularak, sürdürülebilirlik performansının finansal, mali, örgütsel ve operasyonel açıdan gerekliliği vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde sürdürülebilirlik uygulamalarını Türk futbol kulüplerinin bütünsel biçimde ele alıp buna göre değerlendirmelerini yapmalarına ilişkin gerekenlere değinilmiştir. Nihai bölümde, sporun yönetişiminde bağımsız, tarafsız, güven içinde, organizasyona değer katan, katkı sağlayan, şeffaf ve hesap verebilirlik ilkelerinin benimsenmesinin önemine değinilmiş olup kurumsal sürdürülebilirliğin içeriklendirilebilmesine katkıda bulunmak amaçlanarak görüş ve öneriler sunulmuştur. Çalışmada ülkemizdeki profesyonel futbol kulüplerinin kurumsal sürdürülebilirlik performansının ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar çerçevesinde yönetişim ilkeleri de dahil edilerek değerlendirilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası alanyazın taramaları yapılmış olup niteliksel araştırma deseni kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde doküman inceleme ve içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin belirli temalar altında bir bütünlük oluşturulması hedeflendiğinden içerik analizine başvurulmuştur. İçerik analizi uygulandığında; futbol kulüplerinde kurumsal sürdürülebilirliğinin incelenmesinde "performans", "gelişme", "rekabet" ve "yönetişim ve kurumsallaşma" boyutlarının ortaya çıktığı görülmüştür. Sonuç olarak alanında ilk olan bu çalışmanın çıktılarının içinde bulunduğumuz çağda dünyadaki futbol ekosistemine yaratıcı ve çarpan etkisi yüksek fikir, model, sistem ve uygulamalarla Türkiye'de ki profesyonel futbol kulüplerinin de katılabilmesine öncülük edeceği düşünülmektedir.
The role of the price revolution in european industrialization: An explanation with respect to the social and economic transformation of Europe
The industrialization period of Europe was a milestone in the economic history. Its consequences are still faced by modern nation states. Hence, the roots of the Price Revolution – the great inflation of sixteenth century which was experienced in Europe – and its effects to this process was questioned in this thesis. First of all the social transformation of Europe – transition from feudalism to capitalism – was briefly analyzed by considering the mercantilist era as well. This period was important for us to focus on the monetization of the economies. At the same time, the relationship between the precious metal inflow, minting activities and the inflation was questioned. To create an insight on the case, price indexes of various cities in Europe and price trends of different sectors were given. Then, the demand base of the Price Revolution – its relationship with the population – was considered in the frame of quantity theory of money. Secondly, the real effects of the inflation was deciphered. Thus, the claim of profit inflation was questioned via real wages. Also, consumption patterns was taken into question to make a consistent analysis on the real effects of the prices. To illustrate, it was questioned that whether there was any alternative consumption good or not. This was important to understand capital accumulation among sectors. Consequently, the magnitude of prices on profits was analyzed. All in all, costs of energy as an input – coal prices – was examined to measure the real cause of the profitability. Finally, the exaggerated effects of the inflation on the industrialization of European economies was pointed out. Instead of looking at the role of inflation in the production process, it was shown that it is more convenient to look its role on the social transformation which have carried the economies to the industrialization by investigating the enclosure movements as well. Key Words: Price Revolution, enclosure movements, industrialization, mercantilism real wages, inflation, quantity theory, energy prices, coal, minting.
Türkiye'de sanayileşmenin 200 yıllık tarihi: Süreklilikler ve dönüşümler
Bu çalışmada, ilk olarak dünya ekonomisindeki temel dönüşümler/süreklilikler ve krizlerin yarattığı uzun dalgalar çerçevesinde Türkiye'de sanayileşmenin 200 yıllık dinamikleri incelenmiş, ikinci olarak da Türkiye'de sanayi sermayesinin merkezileştiği büyük işletmelerdeki dönüşümün Türkiye imalat sanayinin yapısal özelliklerini yansıtıp yansıtmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın teorik arka planı Wallerstein tarafından sistematikleştirilen dünya sistemleri analizinin bir sentezini temel almıştır. Sanayileşmenin 200 yıllık analizi 1873-1929, 1929-1973, 1973-2008 ve 2008-2017 alt dönemlerinde, dünya sistemin genel görünümü, Türkiye'nin genel görünümü, Türkiye'de sanayileşmenin genel görünümü eksenlerinde ele alınmıştır. Türkiye'de faaliyet gösteren 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun 1968-2017 dönemini kapsayan analizleri ise, süreklilik/devamlılık, kamu-özel-yabancı sermaye, bölgesel eğilimler, yoğunlaşma analizleri etrafında şekillenmiştir. Çalışmanın temel bulguları, merkez ülkelerde üretim süreçleri değişse de, Türkiye'nin 200 yılda dünya sistemindeki pozisyonunun değişmediğini, sanayileşme bir üst yapı sorunu olarak ele alındığından sanayi sermayesine dayalı birikimin olanak ve kısıtlarının her kriz döneminde dönüşen devletin örgütlenme modeli çerçevesinde yeniden tanımlanan kurallar ve girişim ortamında şekillendiğini ortaya koymaktadır. Merkez ülkelerde yaşanan birikim krizleri bir sistem şoku etkisi yaratmakta, bu Türkiye'de de dünya sistemin genel eğilimlerine paralel salınımlara neden olmaktadır. Ancak Türkiye merkeze özgü üretim süreçlerini barındırmadığından krizler imalat sanayi genelinde gecikmeli olarak, dış finansman darlığı, ihracatın daralması ve girdi maliyetlerinin artması gibi farklı kanallarla etki etmekte; büyük işletmelerde ise, göstergelerdeki bozulmalar eş anlı olarak izlenebilmektedir. Türkiye, farklı alt dönemlerdeki sanayileşme atılımlarına rağmen, 200 yıldır merkez ülkelerin mevcut sanayi ürünleri ve teknolojilerinin pazarı, merkezin bir önceki sanayi çevrimine ait ve büyük ölçüde terk edilmiş teknolojilerin kullanıcısı ve sanayi ürünlerinin üreticisi olarak konumlanmıştır.
Süreç endüstrilerinde hibrit üretim tipi için çizelgeleme modeli
Üretim faaliyetlerinin etkinliği üzerinde üretim çizelgeleme süreci oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Çizelgelemenin gerçekleştirileceği üretim sürecinin özellikleri, çizelgeleme sürecini doğrudan etkilemektedir. Bu tez çalışmasında, süreç endüstrilerinin altında yer alan çimento üretim sürecinin çimento öğütme alt sürecinde parti büyüklüğü belirleme ve çizelgeleme problemi ele alınmıştır. Bugüne kadar çizelgeleme ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmış ve bu alanda çok sayıda başarılı model geliştirilmiş olmasına karşın literatürde bu modellerin uygulanabilirlikleri ile ilgili eleştiriler bulunmaktadır. Bu tezin amacı, üretim, üründen ürüne geçiş, stok elde bulundurma, hammadde ve elektrik enerjisi maliyetinin toplamını en küçükleyen, uygulanabilirliği test edilmiş bir parti büyüklüğü ve çizelgeleme modeli ortaya koyarak bu alandaki literatüre bir katkıda bulunmak olarak belirlenmiştir. Bu noktadan hareketle çalışmada endüstrinin çizelgeleme sürecini etkileyen kendine özgü özelliklerini göz önünde bulunduran GLSP tabanlı bir model geliştirilmiştir. Elde edilecek olan çizelgelerin uygulanabilirliklerini artırmak amacıyla, çizelgeleme sürecine sektörün özelliklerinin yanı sıra, talep tahminleme ve değişen talep koşullarına bağlı olarak döngüsel olarak hesaplanan emniyet stokları da dahil edilmiştir. Çalışmada geliştirilen ana modelin yanında, talebi karşılayamama durumunu en aza indirmek için kapasite kontrolünün gerçekleştirildiği bir kontrol modeli de kullanılmıştır. Geliştirilen GLSP tabanlı model ana model, ele alınan tüm unsurlar ile birlikte 2014 yılı gerçek verileri ile döngüsel olarak çalıştırılmış ve modelin performansı gerçek üretim performansı ile karşılaştırılmıştır.
Avrupa sanatında endüstri resim ilişkisi
18. Yüzyılda yaşanan Endüstri Devrimi sonrası hızlı bir değişim içerisine giren modern toplum ile birlikte sanat tarihi açısından da devrimler çağı başlamıştır. Toplumun değişen yapısı ile birlikte sanatsal akımlar ortaya çıkmış, sanatsal ortam da toplumun tüm birimleri gibi hızlı bir değişim içerisine girmiştir. Endüstrileşmenin etkilerinin görüldüğü bir diğer önemli bir alan da sanatçının yaşadığı çevrede yaşanan değişikliklerdir. Kent ve kırsal kesim endüstrileşme ile görsel açıdan değişmeye başlamıştır. Fabrikalar, madenler ve demiryolları sanatçının gündelik yaşamda karşılaştığı nesneler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada endüstriye temaların Avrupa resim sanatı içerisinde nasıl ele alındığı araştırılmıştır.
Proto-industrialization in the mid-nineteenth-century Balkan countryside: Textile manufacturing in villages of Plovdiv
This study analyzes the rural manufacturing in the mid-nineteenth century Ottoman Balkans. Woollen-textile manufacturing in three villages of Plovdiv; Karlova, Kalofer and Sopot are examined for this purpose.The thesis focuses on the conditions of the emergence of the rural industries and the organization of the manufacturing process. This study proposes that the proto-industrialization theses provide a useful approach for analyzing the emergence of the nineteenth-century Ottoman rural industries as well as the organization of labour and production.Based mainly on the Income Surveys ( Temettuat Defterleri), this study analyzes the textile sector in the selected villages through the extensive use of the qualitative and quantitative data, both at the macro and at the micro levels.The study mainly argues that the combination of proto-industrialization theses with the information derived from the Income Surveys hold a great capacity to explain the causes of rural putting-out economies. It shows that proto-industrialization in Plovdiv villages emerged out of the specific geographic and demographic features of the region. It also points out that land shortage and lack of sufficient agrarian income directly stimulated the emergence of the rural manufacturing in these villages. The analysis of the labour organization and the commercial networks demonstrates that textiles became the dominant economic activity of Plovdiv villages in the context of a merchant-led, market-oriented putting out system. It also asserts that, based on the degree of influence created by the merchants, there were different types of proto-industries in Plovdiv villages.
Small-scale industry matters: Industrialization and occupational structure in Turkey between 1927 and 1945
This study aims to evaluate the significance of the small-scale manufacturing in Turkey's history of industrialization both quantitatively and qualitatively by using the occupational data and the secondary sources. In Anatolia, there is much evidence on the existence and importance of small-scale producers throughout the nineteenth and twentieth centuries. However, the studies that handle this evidence is usually far from being comprehensive or systematic. On the other hand, there is a considerable amount of valuable information in demographic records, especially in national censuses. This can be analyzed in the context of economic history. Including this dataset in historical analyses and arguing on the relative significance of the small-scale industry constitutes the two main bases of this study. By doing this, it is aimed to reach a long-term, geographical and computational understanding on the nature of industrial production in Turkey. The weaving and clothing industries are two of the most specific examples as they were the pioneer branches of industry. In the international economic history literature, especially regarding weaving and clothing, there are various accounts that examine the innate coexistence of handwork and factory production. The notion of industry does not necessarily refer to a mechanized production; that is, in the context of Turkey, etatist industrialization. It is a necessity to look beyond factory production. This study combines this way of thinking with the available occupational data for the early periods of Republican Turkey. Keeping in mind that this should be done in longer periods, the results show that in certain provinces of western, central and eastern Anatolia, the concentration of weaving and clothing population cannot be explained with a simple scheme of modern industrialization. Further, as the most striking case, Denizli is examined more closely. It is seen that the industrial production pattern of this area was determined by strong local elements such as geography and production culture.
A study of the great mother archetype in an industrially transformed world in selected stories of Sarah Orne Jewett, Sherwood Anderson, and Eudora Welty
According to Carl Gustav Jung's theory, the collective unconscious is not based on individual experience, but every person's experience is stored side by side, which each person acquires through genetics as well as being recalled by individuals when necessary. People share the same morals, ethics, and sense of justice regardless of their culture. The unconscious contains the earliest shapes, symbols, and images in relation to the shared values. He uses human imagery and symbols to understand the collective unconscious, and these are called archetypes, which may surface in dreams, art, and literature. One of these beginning imprints is The Great Mother archetype suggested and developed by Erich Neumann following Carl Gustav Jung's theory of the collective unconscious. Human minds established a parallel between the earth's life-giving qualities and the female body, attributing both with sacredness. Furthermore, this sacred female figure owns different faces which contribute to the stages in a woman's life. This study aims to analyse selected stories of three chronologically consecutive authors, Sarah Orne Jewett, Sherwood Anderson, and Eudora Welty, in terms of changing society/order under the influence of industrialisation and urbanisation and how this change is reflected through the mother archetype. In the stories of these three authors, the mother archetype will be examined in two dimensions: as Mother Nature and as the human representatives of the Great Mother. Female characters from different generations and their connections to the archetype will therefore help illuminate this transformation. Key Words: Collective Unconscious, Mother Archetype, Great Mother, Mother Goddess, Industrialisation, Urbanisation
The first five-year industrial plan: Discussions on Turkish industrialization during the great depression
This work treats the background of the decision to implement the First Five-Year Industrial Plan in Turkey in 1934. The originality of the research relies on its perspective focusing on foreign policy, in a way that has generally been underestimated in most of the academic works on the subject matter. While arguing that Turkish industrialization of the 1930s was carried out despite the West, this research also shows that the conjunctural rapprochement between Turkey and the Soviet Union did not last long. After a general presentation of developmentalist ideas in Turkish political tradition and related practices in economy, a large section is dedicated to the contemporary discussions in a world staggered by the Depression of 1929. Findings show how remedies that Western experts had drawn for Turkish economic development concentrated solely on agricultural production and financial reforms. The Soviet Union appeared in this context as an ally in diplomacy with a bold anti-imperialist discourse and a viable assistant in economy with her model of five-year plans. Thus, there developed a deep collaboration between the revolutionary governments in Ankara and Moscow. However, as World War II approached, priorities began to change rapidly, which had dramatic effects on the existing collaboration in economy. An essential part of the thesis is reserved for explaining the story of Turkish industrialization of the 1930s in relation with Ankara's foreign policy.
Organize sanayi bölgesi ve çevre sorunlarının ekonomik yönden incelenmesi
ÖZET Günümüzde pek çok ülke, teknolojideki hızlı ilerlemeye paralel olarak yoğun bir sanayileşme dönemine yaşamaktayken gelişme çabası içinde olan bazı ülkeler de kendilerini ister istemez bu sanayileşme yarışını içinde bulmaktadırlar. Çünkü günümüzde ekonomik refahın, sosyal huzurun ve siyasal istikrarın büyük ölçüde sanayileşme ile mümkün olacağı düşünülmekte; ekonomik ve sosyal kalkınmanın, güçlü, kararlı, dengeli ve planlı sanayileşme politikasının uygulamasına bağlı olduğu kabul edilmektedir. İşte bu aşamada Organize Sanayi Bölgelerinin önemi çok büyüktür. Sanayileşme hareketinin, belirli bir çerçevede, plan ve programlara bağlı olarak yürütülmesi için Organize Sanayi Bölgeleri uygulaması, düzenli şehirleşmeyi sağlamada ve üretim faaliyetlerini aynı alanda toplamanın yanı sıra çevre sorunlarına çözüm getirme açısından çok önemlidir. Ekonomik gelişme devam ettiği ve hızlandığı oranda çevre sorunları da artmakta ve gelişmektedir. Ama sanayileşmenin meydana getirdiği çevre sorunları, çok daha önemli olmakta ve çevre bozulmasının asıl sanayileşmenin bir sonucu olduğunu görmekteyiz. Çevre sorunları zaman içinde biriken ve etkileri de uzun süreli olan sorunlardır. Daha ileride çözüm getirilmesi düşüncesi maliyetleri de arttırmaktadır. Ayrıca kirlenmenin yükünü kimlerin hangi oranlarda bölüşeceği önemli bir sorundur. Günümüzde böyle bir yükü hiç bir kuruluş yüklenmek istemeyecek ve başkalarına yüklemeye çalışacaktır. Bundan dolayı da çevre sorunları ekonomiyle çok yakından ilişkilidir. Ayrıca çevre sorunlarının çözümünde alınacak önlemler ise maliyetleri ilgilen dirdiği için ve firmalar karlarını en yüksek, ya da maliyetlerine en düşük kılabilmek için gereken önlemler ekonomik yönden alınmamaktadır. Bu nedenlerle, firmaların yaptıkları üretim ve bunun topluma sağladığı refah yanında neden oldukları kirliliğe kontrolde uygulayacakları teknikleri belirlemede bazı alternatif politika araçları mevcuttur. Bunlar kirliliği kontrol vergisi, çeşitli çevre standartları koyma, tabiata dökülen kirliliği ve hatta üretim miktarını sınırlama, kredi ve sübvansiyonlardır. Bunlardan vergilemenin ve dikkatli kullanılmak koşulu ile kredilendirmenin daha uygun politika araçları olduğu görülmüştür. Ülkemizin sanayi yapısına uygun, gelişmeyi engellemeyecek çevrenin, titizlikle korunmasını sağlayacak tedbirlerin ülkemizde de uygulanması, halen mümkün olacağı gibi yeni kurulacak sanayi tesislerinin yaratabileceği çevre sorunları da orta dan kaldırmaktır. İşte Organize Sanayi Bölgeleri, sanayinin gelişmesini teşvik edici yönü yanında, çevre kirliliğinin denetiminde de imkanlar sağlamaktadır. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi de, kalkınma ve sanayileşme amaçlarına ulaşmanın yanında, çevre sorunlarının çözümü açısından da istenilen hedefe ulaşmaktadır.
Türkiye'de 1980 sonrası uygulanan istikrar programlarının sanayileşme üzerindeki etkileri
ÖZET Gelişmekte olan ülkeler; ödemeler dengesi açıklan ve enflas yon sorununu gidermek için Ortodoks ve heterodoks adı verilen IMF önerileri doğrultusundaki istikrar programlarını uygulamaya koy maktadırlar. Ortodoks istikrar programlan, para arzının kontrol altına alın ması, kamu açıklarının azaltılması, döviz kurunun devalüasyonunu içerirken, heterodoks istikrar programları ise fiyat ve ücretlerin don durulması, sabit döviz kurları ve bütçe açıklarını ortadan kaldırmak ve yardımcı olarak parasal reform amacıyla mali disiplin sağlanma sını içerir. Arjantin, Brezilya, Meksika, İsrail ve Güney Kore gibi ülkeler is tikrar programları uygulamışlar, Latin Amerika ülkelerinin uygulama ları genellikle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ayrıca bu programlar so nucunda üretim ve yatırımlarda da gerilemeler söz konusu olmuştur.Türkiye'de 1980 yılından sonra 24 Ocak 1980'de ve 5 Nisan 1994'de iki önemli istikrar programı uygulamaya konmuştur. 24 Ocak 1980 programının en önemli yönü ithal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisinin yerine ihracata yönelik sanayileşme stratejisinin benimsenmiş olmasıdır. Bu istikrar programının enflas yon üzerinde çok önemli bir etkisi olmazken, dış ticarette özellikle ihracat üzerinde başarılı sayılabilecek bir etkisi olmuştur. 5 Nisan 1994 istikrar programı ise gelir artırıcı, harcama kısıcı, kamu maliyesi ile ilgili önlemler, döviz kuru ve fiyat politikalarıyla, Merkez Bankası ve bankacılık kesimi ile ilgili önlemler ve yapısal önlemler içermektedir. Bu istikrar programının enflasyon ve dış tica ret açıkları üzerinde kalıcı bir etki yaratamadığı görülmektedir. İki istikrar programının sanayi üzerindeki etkisi; sanayinin, üre tim, istihdam.yatırımlar, büyüme, dış ticaret, verimlilik, ve teknoloji sindeki değişiklikleri belirlenerek gösterilmeye çalışılmıştır. 24 Ocak 1980 sonrası sanayi yatırımlarında belirgin bir düşüş olduğunu, verimlilik ve teknolojik değişim adına bir gelişme sağla namadığı, ancak sanayi ürünlerinin ihracatında bir artış sağlandığı görülmektedir. 5 Nisan 1994 istikrar programı sonrasında da yine benzer bi çimde sanayi yatırımlarında ve istihdamda gerileme gözlenirken, ve rimliliğin artırılamadığı, AR-GE faaliyetlerine yeterli kaynak ayrılama- dığı ve sanayinin rekabet gücünü artırıcı bir gelişme sağlanamadığı görülmektedir. Buna rağmen krizin atlatılmasında da önemli rolü o- lan sanayi ürünlerinin ihracatında artış sağlandığı görülmektedir. Türkiye sanayileşme yönünde önemli adımlar atmış olmasına rağmen, makro düzeyde kısa, orta ve uzun dönemli öncelikleri iyi belirlenmiş ticaret ve sanayi politikalarına gereksinim vardır. -IV-
Türkiye'de kentleşme ve sanayileşmenin çevre ve sağlık üzerindeki etkileri: Ekonometrik bir analiz
Amaç: Kentleşme ve sanayileşme insanoğlunun, birlikte yaşama, temel ihtiyaçlarını karşılamak ve doğaya karşı mücadele verme refleksi ile başlamış olmakla birlikte özellikle sanayileşme; Sanayi Devrimi sonrasında ihtiyaç fazlası ve pazara yönelik üretim faaliyetine dönmüştür. Bu üretim mekanizması beraberinde büyük nüfus kitlelerini barındıran kentleşme olgusunu ortaya çıkarmıştır. Sanayileşme ve kentleşme ihtiyaç duyduğu hammadde ve enerji tüketimi birlikte çevre ve sağlık üzerinde temel belirleyici fonksiyonlar haline gelmiştir. Dolayısıyla bu çalışma 1970-2018 yılları arasında Türkiye'de sanayileşme ile kentleşmenin çevre ve sağlık üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada uzun ve kısa dönem tahminleri için Artırılmış Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) yöntemi ve seriler arasındaki nedensellik ilişkisi için ise Dumitrescu Hurlin panel nedensellik testi kullanılmıştır. Bulgular: Model I'de, kentleşme ve gelirin CO2 emisyonları üzerindeki etkisi pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu analiz sonucunda anlaşılmıştır. Bu durum; kentleşme ve gelirdeki %1 birimlik artış CO2 emisyonlarını sırasıyla %0,008 ve %0,475 oranında arttırdığı şeklinde netleşmiştir. Sanayileşme ve küreselleşmenin olasılık değeri istatistiki olarak anlamlı olmadığı için bu iki değişken hakkında herhangi bir yorum yapılamamaktadır. Model II'de, kentleşme ve CO2 emisyonlarının doğumda beklenen yaşam süresi üzerindeki etkisi pozitif ve istatistiki olarak anlamlıdır. Kentleşme ve CO2 emisyonlarındaki %1 birimlik artış doğumda beklenen yaşam süresini sırasıyla %0,002 ve %0,085 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Sanayileşme, gelir ve küreselleşmenin olasılık değeri istatistiki olarak anlamlı olmadığı için bu üç değişken hakkında herhangi bir yorum yapılamamaktadır. Kısa dönem analizinde ise her iki modelde ECT katsayısının işareti negatif ancak olasılık değeri anlamlı olmadığı için kısa dönem analizi yorumlanamamaktadır. x Granger nedensellik test sonuçları incelendiğinde küreselleşme, kentleşme ve CO2 emisyonlarından doğuşta yaşam beklentisine ve küreselleşmeden CO2 emisyonlarına doğru çift yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Diğer taraftan kentleşmeden CO2 emisyonlarına, gelirden küreselleşmeye, sanayileşmeden küreselleşmeye ve kentleşmeden küreselleşmeye tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunurken gelir ve sanayileşmeden CO2 emisyonlarına, gelir ve sanayileşmeden doğuşta yaşam beklentisine, sanayileşme ve kentleşmeden gelire ve kentleşmeden sanayileşmeye doğru herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Sonuç: Bu çalışmada 1970-2018 yılları arasında Türkiye'de kentleşme ve sanayileşmenin CO2 emisyonları ve doğumda yaşam beklentisi üzerindeki etkisini ölçmek için iki model kurulmuş; I Modelde kentleşme ve gelirin ile CO2 emisyonlarını arttırdığı, II Modelde ise CO2 emisyonları ve kentleşmenin doğumda yaşam beklentisi üzerinde pozitif bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de Endüstri 4.0 ve çalışma yaşamının geleceği
Endüstri devrimleri, insanlık tarihinin seyrini değiştirerek köklü değişimlerin yaşanmasına neden olan gelişmelerdir. Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan üretim sisteminin makineleşme süreci, işlerin yapılma şekillerinin de değişmesine neden olmuştur. Endüstri Devrimi öncesinde, el tezgahlarında atölye ortamında yapılan üretim faaliyeti, daha sonra makinelerin üretim sistemine entegre olması sayesinde fabrikalara taşınmıştır. Fabrikaların artması; istihdam, çalışma koşulları ve üretim imkanlarının gelişmesine yol açmıştır. Endüstri 4.0, 2011 yılında Almanya'nın Hannover kentinde düzenlenen fuarda ortaya çıkmıştır. Dördüncü Sanayi Devrimi olarak bilinen Endüstri 4.0, üretimde otomasyon sisteminin endüstriyel internet tabanlı teknoloji ile donatılması ve uzaktan kontrol edilebilmesini mümkün kılmaktadır. Robotlar, Siber-Fiziksel Sistemler, sensörler, RFID gibi birçok teknolojiyi barındıran Endüstri 4.0, birçok niteliksiz ya da orta nitelikteki işin insan gücünün yerine robotlar ve otomasyon sistemi sayesinde yapılmasını sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı; endüstri alanında ortaya çıkan gelişmelerin neler olduğunu anlayarak, bu gelişmelere ayak uydurmanın önemini ortaya koymaktır. Endüstri devrimlerinin etkileri sadece endüstriyel alanda sınırlı kalmamaktadır. Ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri de beraberinde getirmektedir. Endüstri devrimlerinin ortaya çıkışı ile birlikte yarattığı dönüşümlerin yer aldığı bu çalışma içerisinde Endüstri 4.0'ın ortaya çıkış tarihine kadar yaşanan tüm teknolojik gelişmeler yer almaktadır. Endüstri öncesi dönemden başlayarak tarihsel sürecinin incelenmesiyle başlayan çalışma, aynı zamanda Endüstri 4.0'ın paradigmaları ve bileşenlerinin hakkında bilgi vermektedir. "Türkiye'de Endüstri 4.0 ve Çalışma Yaşamının Geleceği", çalışmanın ana içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Çalışma Yaşamının Geleceği, Türkiye'de Endüstri 4.0
Anadolu'da girişimcilik ve endüstriyel turizm mirasına yansıması: Adana ili örneği
Girişimcilik, dünyada ses getiren bir kavram olarak yerini almıştır. Yüzyıllardır var olan ancak Endüstri Devrimiyle birlikte ivme kazanan, dönemin tarih ve kültürünü endüstriyel yapılarda buluşturan girişimcilik, gerek bilim gerekse teknolojik birçok farklı alanda yenilikleri beraberinde getirmiştir. Küçük üretim evi ve atölyeler yerini büyük fabrikalara bırakırken, kas gücü de üretimden çekilerek yerini makinelere devretmiştir. Gün geçtikçe rekabeti daha da canlandıran bu teknolojik dönüşüme ayak uyduramayan fabrikalar ise üretim faaliyetlerini sonlandırarak atıl duruma düşmüşlerdir. Bu noktada bir alternatif turizm çeşidi olan ve özellikle Avrupa'da başarılı örneklerine rastlanan endüstriyel turizm ortaya çıkmıştır. Endüstriyel turizm, faal ve faal olmayan fabrikalara yapılan ziyaretleri içermektedir. Bu ziyaretler endüstriyel yapıların tarihi, kültürel değerleri, deneyimleri hakkında bilgi ve tecrübe edinmeyi kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de bulunan bir girişimcilik faaliyeti sonucunda kurulmuş olan endüstriyel turizm potansiyeline sahip tarihi fabrikaların Adana ili ekseninde saptanması ve söz konusu fabrikaların mevcut durumunun endüstriyel turizm açısından incelenmesidir. Çalışmanın ilk bölümünde girişimciliğin tanımı, kavramları, belirleyici faktörleri, tarihi ve önemine yönelik teorik bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Endüstri Devrimi, endüstriyel turizm ve endüstriyel miras kavramları hakkında bilgiler sunulmuş, endüstriyel turizmin dünyadaki başarılı örneklerine yer verilmiş ve endüstriyel turizm ve girişimcilik kavramları birbiri ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, Osmanlı Devleti ve Atatürk dönemlerinde gerçekleştirilmiş olan endüstri girişimciliğine yer verilerek o dönemlerde kurulmuş olan fabrikalar aktarılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Osmanlı Devleti ve Atatürk dönemlerinde Adana ilinde kurulmuş olan endüstriyel yapılara ilişkin verilere, gözlemler sonucu belgelenen fotoğraflara yer verilmiştir.