Tile
Bu konu başlığı altında 64 tez
Seramik karo endüstrisinde dijital baskı teknolojisinin renk,desen,tasarımcı yönünden incelenmesi ve örnek uygulama
Bu tez altı ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde seramik, seramik karo çeşitleri, seramik karoların sahip oldukları standartlar, ayırıcı özellikler ve seramik karo endüstrisi hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde seramik karo endüstrisinde kullanılan tüm desen transfer teknolojileri anlatılmıştır. Mekanik baskı teknolojileri olan Serigrafi baskı tekniğinin elek hazırlık aşamaları ve Rotatif baskı tekniğinde kullanılan elek tipleri, baskı makineleri ve bu tekniğe göre bilgisayar ortamında desen hazırlama yöntemleri ve dikkat edilmesi gereken püf noktaları anlatılmıştır. Ayrıca desen baskısının kullanıldığı matbaa ve tekstil sektörlerindeki dijital baskı teknolojileri hakkında da bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde seramik karo sektöründe kullanılan dijital baskı teknolojisi tüm ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Dijital baskı teknolojinin seramik karo endüstrisinde kullanıma alınma sürecinden, baskı makineleri, baskı kafaları ve mürekkep üreticilerinden söz edilmiş, bu teknoloji kullanılarak üretilen seramik karo çeşitlerinden örnekler verilmiştir. Ayrıca bu baskı teknolojisi için geliştirilmiş seramik sır ve seramik mürekkeplerin özelliklerinden de bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde tasarımcılar için önem arz eden dijital baskıda renk ve renk yönetimi konuları işlenmiş, dijital baskı teknolojisi kullanılarak üretilecek seramik karolar için desen hazırlama yöntemleri bilgisayar ekran fotoğrafları ve görseller kullanılarak anlatılmıştır. Beşinci bölümde tarama yöntemi ve dijital fotoğraf makinesi ile çekilen bir fotoğraf ile desen hazırlama yöntemi kullanılarak tasarlanan ve işletmede basılan iki projenin uygulama aşamalarından fabrika fotoğrafları kullanılarak bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde ise seramik endüstrisinde kullanılan dijital baskı teknolojisinin üreticiye, tasarımcıya, ürüne ve alıcıya etkisi sorgulanmış, gelişimi devam eden bu teknoloji ile ileriki zamanlarda seramik karo endüstrisinde nelerin yapılabileceğinin hayali kurulmuştur. Anahtar Sözcükler: Seramik, Karo, Baskı Teknikleri, Dijital, Desen, Renk
Kubad Abad Sarayı çinilerindeki hayvan betimlemelerinin seramik yüzeylerde yorumlamaları
İnsanoğlu sosyal bir varlık olarak ilk çağdan bu güne kadar yaşamını toplu olarak sürdürmüştür. Barınma konusunda mağaradan çadıra, toprak barınaklardan saraylara geçişlerdeki zaman yolculuğunda göç hareketleri ile her topraktan farklı kültürler edinerek yürümüştür. Yerleşik hayatla beraber çadır kültürü sonlanıp yerini kalıcı eserlere bırakmıştır.Orta Asya bozkırlarından çeşitli sebeplerle göç etmek zorunda kalan Türk boyları da her insan topluluğu gibi devlet edinme politikası güderek sahip oldukları topraklarda büyüyüp güçlenerek hanlar, hamamlar, kervansaraylar, ibadethaneler, saraylar gibi eserler vermişlerdir.1071 yılında sultan Alparslan'ın komutasında kazanılan Malazgirt Savaşıyla kapılarını Türklere açan Anadolu toprakları, halen Selçuklulardan kalan birçok kültür mirasıyla Türk tarihini belgelemektedir. Alaaddin Keykubad döneminde en parlak zamanlarını yaşayan Anadolu Selçukluları tarihsel süreç içerisinde edindikleri farklı kültür birikimlerini bir araya getirerek Türk kültürünü ve buna bağlı olarak Türk sanatını zirveye taşımışlardır. Mimari alanda eşsiz eserlerin ortaya çıktığı bu dönemde özellikle saray ve köşkler taş, tuğla, ahşap ve çini süslemelerle kendini göstermektedir. Farklı kültür birikimleri neticesinde oluşan Anadolu Selçuklu sanatı İslam dinini bünyesinde ortak bir öğe olarak taşımaktadır. Anadolu Selçuklu sanatının Büyük Selçuklu sanatından biçim ve form olarak farklı öğeler taşımasının nedeni ise Bizans kültürünün etkileridir.Selçuklu saray ve köşklerinde kullanılan mimari çiniler Selçukluların çini sanatına verdikleri önemi ve bu alandaki gelişimlerini göstermektedir. Konya II. Kılıçarslan Köşkü, Keykubadiye Sarayı, Alanya Sarayı, Aspendos Köşkü ve Kubad Abad Sarayı bu çinilerle bezenmiş saraylardan sadece birkaçıdır.Kubad Abad Sarayı Aladdin Keykubad'ın Antalya- Alanya seferi sırasında (1235-1236) inşaa ettirdiği bir saraydır. Külliye halinde düzenlenen sarayın mimarı ünlü vezir Sadettin Köpek olarak bilinmektedir. İrili ufaklı on altı yapıdan oluşan saray Büyük Saray, Küçük Saray ve Kız Kalesi olarak üç bölümde incelenmektedir. 1949 yılında Konya müze müdürü M. Zeki Oral tarafından bulunan saray külliyesi 1965-1966 yıllarında Prof. Dr. Otto Dorn tarafından yürütülen kazı ve araştırmalarla gün ışığına çıkarılmıştır. Yıkıntı ve temel kalıntıları halinde bulunan Kubad Abad Sarayı 1980 yılından itibaren Prof. Dr. Rüçhan Arık tarafından yapılan ve halen devam eden kazılarla toprak altından çıkarılarak Türk Sanatındaki yerini almaktadır. Kazılarda çini sanatının Selçuklular tarafından benimsendiği ve ustalıkla üretilerek saray duvarlarına döşendiği tesbit edilmiştir. Sekiz köşeli yıldız ve haç biçimli çini levhaların geçmeler halinde bir araya getirilmesiyle oluşturulan düzenlemeler sıraltı ve lüster tekniğinde çalışılmıştır. Süsleme olarak bitkisel, figüratif, geometrik ve yazı unsurlarını bünyesinde barındıran bu çiniler Turkuaz, mangan, kobalt mavisi, siyah gibi renklerle boyanmıştır.Hayvan figürlerinin yoğunlukla kullanıldığı çinilerde Orta Asya tasvir sanatının izleri görülmektedir. At, eşek, köpek, kurt, aslan, tavus kuşu, kartal gibi farklı türden hayvanlar ile birçok av hayvanı bazen yalnız başına bazen de mücadele halinde iken resimlenmiştir. Hayvan figürlerinin yanı sıra, bitkisel öğeler, geometrik biçimler, insan figürleri ve yazı karakterleride çinilerde süsleme unsuru olarak bir arada kullanılmıştır. Kullanıldığı dönemde av partilerinin verildiği ve eğlencelerin düzenlendiği sarayların duvarlarını bezeyen çinilerdeki hayvan figürlerinin hareket ve üslup özellikleri o dönem sanatçılarının gözlem gücünün ve üstün yorumlamalarının göstergesidir.Kubad Abad Sarayının çinilerinde süsleme unsuru olarak yer alan ve Asya kültürünün etkilendiği Şaman inancına göre tılsımlı olduklarına inanılarak birbirinden farklı anlamlar yüklenen ayrı türlerdeki hayvan figürlerinde dikkat çeken stilizasyonlar, hareketlerdeki dinamiklik, estetik, soyut düşünceler ve tasarım gücü uygulamalar bölümüne esin kaynağı olmuştur. Anadolu Selçuklularının kültürler arası yolculuklarında edindikleri sanat dallarından biri olan çini sanatının figüratif ve teknik özelliklerinin günümüz seramik sanatında farklı biçim ve tekniklerle yorumlanarak sanat severlere sunulması suretiyle Anadolu Selçuklu çinilerindeki hayvan betimlemelerinin detaylı incelenişi ve kuşaklara aktarılışı bu çalışmanın temel hedefi olmuştur.Anahtar Kelimeler: Seramik, Pano, Çini, Saray, Kubad Abad, Figür, Hayvan
15. ve 16. yy İznik çini motifleri ve linol baskı resim tekniği ile yorumlanması
Bu araştırma 15. ve 16. yüzyıllarda İznik çini motiflerinin linol baskı resim tekniği ile uygulamaları ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Tarihsel süreçte İznik çini motifleri sadece çini sanatında degil, aynı zamanda taş işçiliğinde, ahşap işçiliğinde, kumaşlarda, kitap süslemeciliğinde, ebru sanatında, halı ve kilim desenleri üzerinde, günümüze yaklaştıkça da küçük ev eşyalarında sıkça kullanılmıştır. Günümüzde de geleneksel motiflerden beslenerek, bu motifleri özgün tasarımlarla farklı alanlarda uygulama arayışları devam etmektedir. Tarama modelinde desenlenen bu araştırma 15. ve 16. yy İznik çini motiflerinin kuramsal çerçevede incelenmesi ve 10 adet linol baskı uygulaması ve bu uygulamaların analizleri ile sınırlıdır. Çini motiflerinin linol baskı tekniğinde uygulanabilirliği üzerine yapılan denemelerde, kolaj tekniği ile tasarlanan kompozisyonlar renkli olarak basılmıştır. Bu araştırma çini motiflerinin linol baskı tekniği ile de uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İznik Çini Sanatı, İznik Çini Motifleri, Linol Baskı Resim Tekniği.
Çini ve seramik modeller için bilgisayar destekli desen tasarımı
Bilindiği gibi bilgisayar teknolojisinin gelişimi hayatın her alanını etkilemekte ve günümüzde gerek görsel sanatlar, gerekse el sanatları bu değişimden etkilenmektedir. Özellikle bilgisayar destekli tasarımın (CAD) ve bilgisayar destekli üretimin (CAM) giderek artan bir şekilde kullanımı, hemen her alanda olduğu gibi sanat alanında da belli bazı yeni şablonların oluşmasına yol açmaktadır. Artan iletişim olanakları ve küreselleşmenin etkisi ile giderek tekdüze bir hal alan tasarım alanında kültürel farklılıkların tasarımlara yansıtılmaması sanatta çeşitliliği sınırlamaktadır. Bu nedenle günümüzde yapılan tasarımlarda özgünlük ve belli bir kültürü yansıtmanın önemi giderek artmaktadır.Yapılan bu araştırmada, seramik ve çini modellerin bilgisayar destekli tasarımı üzerinde durularak, bilgisayar destekli tasarımda geleneksel çini tasarımında kullanılan motiflerin bilgisayar ortamına aktarılması hedeflenmiştir. Bu amaçla SIR isimli bilgisayar üzerinde çini dekorasyonu yapmaya olanak veren bir program geliştirilerek, programın çini sektörü üzerindeki etkilerinin araştırılması amacı ile konu ile ilgili uzman görüşlerine yer verilmiştir.Araştırmada geliştirilen programla tasarlanan seramik ve çini modellerin geleneksel modellere uyumu programın kullanılabilir olduğunu gösterirken, uzman görüşlerine göre de geliştirilen program zaman, üretim maliyeti gibi konularda avantajlara sahip iken, orijinallik konusunda ise yetersiz kalmaktadır.
Çini desen tasarımı için bilgisayar ortamında grafik modülleri geliştirilmesi
Grafik tasarımların bilgisayar ortamında yapılması hem zamansal hem de maddi anlamda maliyeti düşürmektedir. Son yıllarda bilgisayar teknolojilerinin de gelişmesi ile birlikte bilgisayar ortamında tasarım kavramı bir hayli gelişmiştir.Geleneksel sanatlarımızdan olan çini tasarımı için şimdiye kadar bilgisayar ortamında klasik desenler ile tasarıma olanak sağlayan bir çalışma yapılmamıştır. Tez kapsamında yeni yazılım teknolojilerini kullanarak çini desenlerinin bilgisayar ortamında yapılabilmesine olanak sağlayan bir resim işleme yazılımı geliştirilmesi ve onun kullandığı teknolojiler araştırıldı. Yazılım .NET teknolojilerinden GDI+ kullanıldı. GDI+ ın yazılım içerisinde kullanılan özellikleri GDI+ özellikleri bölümünde detaylandırıldı. Gerekli bilgileri açıklandıktan sonra yazılım ile ilgili detaylar ortaya konuldu.Sonuç olarak geliştirilen yazılım eğitim amaçlı yada ticari olarak kullanılabilecek bir ürün olarak değerlendirilebilir. Açık kaynak kodlu olması sebebi ile ihtiyaçlara göre geliştirilerek kullanılabilecektir.
16. ve 17. yüzyıl İznik çinilerinin grafik tasarım ilkeleri bakımından değerlendirilmesi (Tabak süslemeleri üzerine bir inceleme)
Anadolu Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu Dönemi sanat dalları arasında yer alan Çini Sanatı, özellikle 16. yüzyıldan itibaren İznik'te yoğunlaşmıştır. Saray nakkaş hanesinde saray ustaları tarafından çini kompozisyonlarına getirilen yeni yaklaşımlar, Osmanlı'ya has farklı üslupların doğmasına neden olmuştur.16.ve 17. yy. İznik çini tabaklarında yer alan Mavi-Beyaz Grubu Çiniler, Şam İşi ve Rodos İşi gibi üsluplar dikkate alınarak, Grafik Tasarım İlkeleri çerçevesinde incelenmiştir.Araştırmanın birinci bölümünde, İznik çinilerinin genel özelliklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, üsluplaşma ve üslup özellikleri ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise, tasarım konusu, tasarımı oluşturan ilkelerle açıklanarak; 16.yy. ve 17.yy. İznik çini motiflerinin yer aldığı tabak formlarından seçilen örnekler, tasarım ilke ve elemanları bakımından incelenmiştir. Dördüncü bölüm araştırma sonucunda elde edilen veriler ve önerilerden oluşmaktadır.Araştırmada, 16.yy. ve 17.yy. İznik çini tabaklarında yer alan kompozisyonlardaki Grafik Tasarım İlkelerinin belirlenmesi ile çini desen tasarımcılarının bir takım ilkelerle hareket ettiği ve Türk Grafik Tasarım düşüncesinin eskiden beri var olduğu belirlenmiştir. Bu ilke ve kuralları içeren tasarımlarla Çini Sanatını devam ettirebilmek için, bu alanda çalışma yapacaklara yönelik eğitim programları yapılması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: İznik, Çini, Üslup, Grafik Tasarım, Grafik Tasarım İlkeleri
Seyitömer Höyük çatı örtü sistemleri
?Seyitömer Höyük Çatı Örtü Sistemleri? başlıklı bu çalışma, Seyitömer Höyük'te ortaya çıkarılan yapıların çatı örtü sistemlerine ilişkin buluntuların belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Aynı zamanda buluntulardan hareketle Seyitömer Höyük'ün Erken ve Orta Tunç Çağ, Akhaemenid, Hellenistik dönem yapılarında uygulanmış olabilecek çatı örtü sistemleriyle ilgili öneriler sunulmuştur. Bunun yanı sıra, çalışmamızın birinci bölümünde antik dönem çatı kiremitlerinin ortaya çıkışı ve gelişimi, ikinci bölümünde ise kullanım şekilleri ve yapım teknikleriyle ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır.Seyitömer Höyük'te Erken Tunç Çağ tabakalarından ele geçmiş olan kil kütleleri, Orta Tunç Çağ yapılarından birinde ortaya çıkarılmış olan yanmış durumdaki çatı sistemi, söz konusu dönemlerde höyük yapılarının çatı örtü sistemleriyle ilgili önemli verilerdir.Höyüğün Akhaemenid ve Hellenistik dönem yapılarının çatı örtülerinde Korinth tipi düz kiremitler (stroter) ile Korinth ve Lakonia tipi kapama kiremitleri (kalypter) kullanıldığı anlaşılmıştır. Höyükte ele geçen çatı kiremitleri arasında ?yarım antefiksli stroter? olarak adlandırdığımız örnekler de, bugüne kadar herhangi bir benzeri bulunmamış, ilginç bir buluntu grubunu oluşturmaktadır. Çatıların ön uç sırasında yer alan stroterlerin köşelerine aplike edilmiş olan ve antefiks işlevi gören söz konusu parçalardan hareketle, höyüğün yer aldığı bölgenin iklim şartları da göz önünde tutularak, höyükteki yapıların yüksek eğim derecesine sahip oldukları sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Çatı, kiremit, Seyitömer Höyük.
Osmanlı çini motiflerinden lale motifinin logolarda kullanımı ve DPÜSEM örneği
Bir marka olmak için işletme veya kurum kendini diğer markalardan ayıran bir görsel kimliğe sahip olmalıdır. Kurum kimliği unsurlarından biri olan logolar ise kurum ya da markanın görünen gücü olarak tanımlanabilir. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir. Bu gücü elde etmek için tasarımcılar çok özgün tasarımlar ve kalıcı olan logolar tasarlayarak markayı ön plana çıkartıp daha etkili hale getirmek zorundadırlar. Bu çalışmada lale motifinin güçlü bir marka görsel kimliği oluşturup oluşturamayacağı incelenmiştir. Günümüzde Osmanlı dönemi geleneksel Türk Sanatları hemen hemen her yerde göze çarpmaktadır. Osmanlı sanatının varlığı ve önemi dünyanın her yerinde bilinmektedir. Bu kültür değerini yaşatmak yeni neslin tasarımcıları olan bizlere düşmektedir. Markaların görsel kimliğini kurumsal bir yapıya kavuşturan biz tasarımcılar Osmanlı lale motifini yeni nesil tasarımlara yansıtarak yaşatmalı yeni bu sanat değerlerini kaynak olarak kullanmalıyız. Grafik tasarımcılar tasarımlarını özgün kendine has üsluplarını kullanarak genellikle markanın amacı, misyonu ve hedefleri konusunda araştırmalar yaptıktan sonra tasarlamaktadırlar. Tabi ki bir marka için tasarlanacak logo fizibilite çalışması doğrultusunda ona uygun olan karakterde yapılmalıdır. Ancak çok ünlü markaların görsel kimlikleri bazen çok farklı çıkış noktaları kullanılarak tasarlanmaktadır. Bu doğrultuda lale motifi ile bir marka logosu tasarlarken markanın bir sanat işi ya da ona yakın bir iş yapılmasına gerek yoktur. Bu çalışmanın uygulama aşamasında Dumlupınar Üniversitesine bağlı DPÜSEM'in logo tasarımında lale motifli desenler kullanarak logo kurumsal kimlik tasarımının ilk basamağının gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Logo, Marka, Çini Motifi, Lale.
Kütahya'da bulunan çini satış mağazalarındaki ürün teşhirinin pazarlama uzmanları, tüketici görüşleri ve grafik tasarım ilkelerine göre değerlendirilmesi
Geçmişten günümüze kadar Kütahya için önemli olan çinicilik yüklenmiş olduğu sanatsal değerler yanında; ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerle de ön plana çıkmıştır. Çok eski çağlardan beri süregelen çinicilik Kütahya halkının önemli bir geçim kaynağı olmuştur.Bu araştırmada; Kütahya çinilerinin pazarının oluşmasında bir bölüm olan mağazacılıkta, ürünlerin teşhiri yapılırken sunumların ve mağazaların atmosferi incelenmiştir. Ancak Kütahya'daki çini satış mağazalarında ürünlerin teşhirine dikkat edilmediği kaynak tarama yöntemi ile nitel yöntemlerden ve bu alanda tüketici ve uzman kişilerle yapılan görüşme tekniği ile belirlenmiştir. Bu kapsamda tüketici ve uzman kişilere yöneltilen sorular ile mevcut çini satış mağazalarının durumları grafik tasarım ilişkisi ile incelenmiş, ürün teşhirlerinin grafik tasarım ile ilişkilendirilerek yapılmadığı görülmüştür.Sonuç olarak, tüketici ve uzmanların görüşlerine yer verilerek çini satış mağazalarının mevcut durumlarının iyileştirilmesine yönelik yorumlamalarla birlikte, ürün teşhirinin grafik tasarım ile ilişkisinin iyileştirilmesi ile doğabilecek kazanımlar ortaya konulmuştur. Ürün teşhirlerinin grafik tasarım ilişkisinde iyileştirmeler yapılırsa ekonomik, sosyal, kültürel kazançlar sağlayabileceği belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çini Satış Mağazaları, Grafik Tasarım, Kütahya, Ürün Teşhiri.
Kütahya çini sanatına yön veren tasarımcı ve ustalar ile Kütahya'daki çini sanatının gelişiminin değerlendirilmesi
Bu araştırmada Kütahya Çini Sanatının tarihsel gelişim süreci ve Kütahya Çini Sanatına yön veren tasarımcı ve ustalar kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca tasarımları ile Kütahya Çini Sanatı'nda önemli yere sahip olan sanatçılara ilişkin bilgiler toplanmış ve ulaşılabilinen sanatçılarla görüşmeler yapılarak Çini Sanatı ile ilgili görüşlerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde, Kütahya Çini Sanatının tarihsel gelişimine ve konuya uygun görsellere yer verilmiştir. Araştırmanın birinci bölümündeki veriler kaynak taraması yapılarak toplanmıştır.Araştırmanın ikinci bölümünde, Kütahya Çini Sanatına yön veren tasarımcılara ve ulaşılabilinen eserlerine yer verilmiştir. Kütahya Çini Sanatında önemli bir yere sahip olan ve ulaşılabilinen 19 sanatçı örneklem olarak belirlenmiş ve görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kütahya Çini Sanatı ve Kütahya Çini Sanatına yön veren tasarımcılar araştırma konusunun sınırlılığındadır. Bu bölümdeki veriler, yarı yapılandırılmış sorularla yapılan görüşmeler ile toplanmıştır.Kütahya çiniciliğinin eskiye oranla geliştiği ve standartlaşmaya gittiği fakat tasarım sorunlarının devam ettiği görülmektedir. Elde edilen sonuçlara göre öneriler de bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kütahya Çini Sanatı, Çini Tasarımcıları, Form, Desen.
Seramik pigmentler
Bu çalısmada renk olusumunu sağlayan geçis elementlerinden (Cu, Fe, Co, Mn ve Cr) bazılarını içeren oksitler ve cevherlerin ayrı ayrı uçucu kül, perlit, korund, cam kırığı ve killerle karıstırılarak seramik sektöründe kullanılan pigmentlerin genel kristal yapılarından olan spinel, hematit ve korund yapılara benzer sekilde olusturulması amaçlanmıstır. Kalsinasyonla pigment üretim yöntemi kullanılarak hazırlanan numuneler beyaz pisen (karo) ve kırmızı pisen (kiremit) ürünler üzerinde isletme bazlı olarak uygulandıktan sonra olusan renk ve yüzeydeki camsı yapının renk üzerindeki etkileri incelenmistir. Beyaz pisen ürünler üzerinde sağlanan renk olusumlarının kırmızı pisen ürünlerde de çalısmaları yapılmıs ve beyaz pisen ürünlerde daha belirgin renk olusumları gözlemlenmistir. Beyaz pisen ürünlerde sırlı ve sırsız uygulamalarda renkler arasında meydana gelen fark göz önünde bulundurularak kırmızı pisen ürünlerde yüzeyde camsı bir yapı olmadığı için kırmızı ürünün yüzeyine ve masse içerisine farklı ergiticiler kullanılarak camlastırılmaya çalısılmıstır. Sonuç olarak bu çalısmada renklendirici olarak kullanılan doğal hammaddeler ve oksitlerle yapılan uygulamalar farklı ürünlerde farklı özellikler göstermistir. ?sletme bazında düsünürsek ergiticilik ve renk olusumu birlikte kullanılırsa olumlu sonuçlar sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ergitici, geçis elementleri, karo, kiremit, karo, pigmentler.
Kubadabad Saray çinilerindeki betisel anlatıların Sgraffitto Tekniği ile seramik yüzeylerde uygulanması
Bu çalışmaya konu olan Kubadabad Sarayı, Anadolu Selçuklu döneminden kalma en önemli kültürel miraslardan biridir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1219-1237 yılları arasında Konya ilinin Beyşehir ilçesinde inşa ettirilen saray yirmi bir binadan oluşmaktadır. Bu kompleksin iç duvar süslemelerinde kullanılan çiniler ilginç Şekil üsluplarıyla Anadolu Selçuklu sanat dünyasını yansıtan en zengin örneklerden oluşmaktadır. Günümüzde yalnızca birkaç duvar kalıntısına ulaşılabilen saray kazılarında ortaya çıkarılan klasik arabesk desenli çiniler sekiz köşeli yıldızlar ve bunları birbirine bağlayan haç şekillidir. Yüzey bezemelerinde yazı, hayvan ve insan figürleri, geometrik ve bitkisel motiflerin yanı sıra insan başına sahip varlıklar da kullanılmıştır. Sgraffito tekniği, seramik ürünlere uygulanan ve süsleme yöntemlerinden en fazla kullanılanlardandır. Neredeyse seramik sanatı kadar eski bir tarihe sahip olan bu teknik, seramik sanatının gelişimine paralel olarak dünyanın birçok bölgesinde kullanılmış ve geliştirilmiştir. Günümüzde halen yaygın olarak kullanılan sgraffito tekniğinde astar yerine seramik boyalar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Anadolu Selçuklu döneminin desen zenginliğini yansıtan Kubadabad Sarayı çinileri, sgraffito tekniği ile seramik yüzeylere uygulanmıştır. Dönemin çinilerinden farklı olarak beyaz seramik çamurunun elle şekillendirme veya alçı kalıba döküm yöntemleriyle 950 oC'ta yapıldığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan 27 eserin, günümüz seramik sanatı estetik anlayışına katkı sağlaması amaçlanmıştır.
Kümeleşen sektörlerin uluslararası rekabetçiliğin gelişmesine katkıları: Salihli örneği
Farklı unsurların tesirinde nüfus ve iktisadi etkinlikler devletlerin az ve belli sayıdaki belli şehirlerinde ve bölgelerinde toplanmakta ve kümeleşmektedir. İşletmelerin belli bir coğrafik alanda kümeleşmesindeki en önemli faktörlerden birinin pozitif harici ekonomilerden faydalanma gayreti olduğu günümüzde ekonomistler arasında genel olarak benimsenmiştir. Bir rekabet aracı olarak kümelerin rolü, Dünya ve Türkiye?de uygulanan kümeleşme politikaları açıklamasıdır. Pazardaki bütün aktörleri içinde bulunduran kümeleşme teorisi, stratejik rol haritasındaki tüm aktörlerin bu teoriyle iktisadi ve toplumsal yararlar edinmesini hedeflemektedir. Bu çalışma, iktisadi etkinliklerin yeni yer seçimini belirten kümeleşme konusuna odaklanmaktadır. Çalışmada Michael E. Porter?ın çalışmaları esas alınmıştır. Çalışmada Salihli'deki tuğla ve kiremit fabrikalarında sektör incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kümeleşme, rekabet, tuğla, kiremit, küme
Kastamonu Yılanlı Külliyesi taş süslemelerinin çini mozaik tekniği ile özgün tasarımlara uygulanması
Araştırma kapsamında Kastamonu Yılanlı Külliyesi taç kapıda bulunan taş tezyinatı ele alınmıştır. Yapılan alan yazın taramalarında; XIII. yüzyıl taş bezeme özelliklerini gösteren kitabenin yanı sıra geometrik, bitkisel ve rumi kompozisyonlardan oluşan süslemelerin yoğun kullanıldığı gözlemlenmiştir. Yapılan uygulamalar ve Yılanlı Külliye Taç kapı tezyinatında bulunan XIII. yüzyıl taş isçiliği Anadolu Selçuklu Dönemi sanatını yansıtmaktadır. Tez kapsamında yapılan çalışma Yılanlı külliyesi taç kapı süslemeleri ile sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda, Selçuklu sanatından günümüze kadar Yılanlı külliyesi taç kapıda yer alan taş süslemelerin; kompozisyon, malzeme, teknik ve boyut bakımından mozaik tekniğinde uygulamaları yapılmıştır. Uygulamalar, taş malzeme ve geleneksel desenin çini malzeme yüzeyine uygulanması, sanatta deneysel sürecin işletilmesi ve gözlemlenmesi açısından önemlidir. Çalışmaya konu olan, Yılanlı Külliyesi taç kapı tezyinatı örneği üzerinden, tabak ve silindir formlar, döküm tekniği ile üretilmiştir. Üretilen formlar üzerine mozaik tekniği, Sır kazıma (sahte mozaik) tekniği ve kakma mozaik tekniğiyle uygulama yapılmıştır. Uygulanan sanatsal çalışmalar, günümüz geleneksel Türk sanatına örnek ve kaynak oluşturması amacı ile tez kapsamında üretilmiştir.
Bir eser olarak ya da bir malzeme olarak çini
Geçmişten günümüze süregelen sanatlarımızdan belki de en çok ve çeşitli kullanım alanına sahip olan çini, Türk seramik sanatında oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Dayanıklılığı, çok renkli olması, kullanım alanı genişliği ve estetik unsurlar barındırması ile çini, özellikle dekoratif bir kaplama malzemesi olarak mimari eserlerin çeşitli bölümlerinde tercih edilmiş ve mimari ile çininin gelişimi paralel şekilde devam etmiştir. Çini, mimarinin dışında kullanım eşyaları olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu ürünlerin tabak, kâse, sürahi gibi günlük yeme içme kapları ve biblo, oyuncak, tabure, kandil, kalemdan gibi farklı alanlarda kullanılan eşyalar olarak da üretildiği görülmektedir. Yapıldığı dönemin estetik ve sanatsal anlayışını da üzerinde barındıran çini, bu tez çalışmasında malzeme ya da eser olarak değerlendirilmesi açısından irdelenmiştir. Türklerde mimaride seramik kullanımının ilk örnekleri Uygurlar Dönemi'ne kadar gitmektedir. Türk tarihinde seramik kullanımı geniş bir dönemi kapsadığından dolayı inceleme konusu Selçuklu ve Osmanlı Dönemi çini niteliği taşıyan Türk seramikleri olarak sınırlandırılmıştır. Günümüzde de oldukça farklı amaçlar için üretilen ve kullanılan çiniye yeni bir bakış açısı kazandırmak amacı ile yapılan bu çalışmanın çini sanatına gönül vermiş olan ve gelecekte yetişecek çini sanatçılarına, mimarlara ve farklı disiplinlerde çalışma yapan konunun uzmanlarına çininin malzeme ya da eser olma özellikleri ile ilgili fikir vermesi açısından fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Günümüz Kütahya çiniciliğinde Çini sanatçısı Mehmet Koçer
Bu araştırmada Günümüz Kütahya çiniciliğinin önemli isimlerinden olan Mehmet Koçer 'in hayatı ve Kütahya çiniciliğine katkıları incelenmiştir. Ayrıca Mehmet Koçer'in eserleri İznik çinilerinin kompozisyon özellikleri bakımından incelenmiştir. Mehmet Koçer kendine has üslubuyla geliştirdiği eserleri ve eğitimci kimliği ile Kütahya çini sanatının geliştirilmesine önemli katkılar sunmuştur. Koçer, eserlerinde geleneksel çizgileri koruyup geliştirerek özgünlüğü yakalamıştır. Bu nedenle Günümüz Kütahya çini sanatında önemli bir yere sahiptir.
İnebolu Tevfikiye Camii çinileri
Türk sanat tarihinde önemli bir yeri olan çini sanatının ilk örneklerine Uygurlar döneminde rastlamaktayız. Gelişen süreçte ise İslamiyetin kabulüyle birlikte Karahanlılar, Gazneliler, Harzemşahlar, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri, İlhanlılar, Timurlular, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar çiniyi kullanmışlardır. Osmanlı döneminde bu sanat pek çok teknikle daha da geliştirilerek günümüze kadar devam ettirilmiştir. Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki Tevfikiye Camii çinileri de Osmanlının son dönemlerinde yapılan ancak Erken Devir Osmanlı üslubunun izlerini taşıyan önemli eserler arasındadır. Tevfikiye Camii çinileri, son dönem Osmanlı yapılarına çini eserleriyle damga vuran Kütahyalı ünlü çini ustası Hafız Mehmed Emin Efendi'nin bugüne kadar bilinmeyen bir eseri olduğu tez çalışması kapsamında ulaşılan en önemli bulgudur. Orijinalini 1432 yılında Sultan II. Murat'ın yaptırdığı ve İstanbul Çinili Köşk'te sergilenen Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti mihrabının kopyalarının bugüne kadar dört farklı ibadethanede yapıldığı biliniyordu. Tevfikiye Camii'ndeki çinili mihrap da yapılan incelemelerde önceki kopyalarıyla karşılaştırılmış ve söz konusu camii çinilerinin de sanatkârının Hafız M. Emin Efendi olduğu tespit edilmiştir. İnebolu Tevfikiye Camii'nin tek tek yapılan çini analizleri son dönem Osmanlı izlerini taşımasının yanı sıra önemli bir sanatçının eseri olduğunun belgelerini de sunmaktadır.
Avanos çiniciliğinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Avanos yöresinde bulunan çini ürünlerini yerinde incelenerek, kullanım alanları, çini yapımında kullanılan araç-gereçleri, kullanılan renkleri, teknik özellikleri, desen özellikleri, kompozisyon özellikleri, üretimi ve değerlendirilmesi, pazarlanmasında yaşanılan sıkıntıları, yöredeki çinicilik sanatının gelişimini ve Türkiye?nin diğer yörelerinde yapılan çinicilik sanatı ile Avanos yöresinde yapılan çinicilik sanatı aralarındaki farklara dair bilgilerin ortaya konulması ve belgelenmesidir.Bu araştırmada survey (tarama) yöntemi kullanılmıştır. Konu ile ilgili yazılı kaynaklar incelenerek yararlanılmıştır.Araştırma evreni Nevşehir ili Avanos ilçesinde bulunana çini üretim atölyelerinden oluşmaktadır. Avanos `ta çini yapan ustalardan tesadüfî yöntemle seçilen 30 usta ve 100 adet çini çalışmaları örneklem olarak alınmıştır.Araştırmada verilerin toplanması amacıyla uzman görüşleri alınarak 25 soruluk bir anket formu düzenlenmiş ve 25 kişiye uygulanmıştır. Anket formu ile çini sanatıyla ilgilenen kişilerin; kişisel bilgilerini, mesleki özelliklerini, çini yapımında kullanılan araç-gereçleri, çini üretiminde kullanılan teknikleri, çini yapımında kullanılan desen ve renk özellikleri, çini üretimi ve değerlendirilmesi, çini ürünlerinin pazarlama alanı ve çinicilik sanatının yöredeki gelişimi ile ilgili sorulara cevap aranmıştır. Anketlerin sonuçları frekans (f) ve yüzde (%) dağılımları ile tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. ivTesadüfî yöntemle belirlenmiş 100 adet çini çalışması için bilgi formu düzenlenmiştir. Düzenlenen bu bilgi formlarında her bir çini ürününe ait örnek no, şekil no, inceleme yeri, inceleme tarihi, ürün kullanım alanı, ürün boyutları, kullanılan malzemeler, kullanılan teknikler, kullanılan renkler, desen özellikleri, kompozisyon ve kaynak kişi künyesi özelliklerine yer verilmiştir. Bilgi formlarıyla Avanos?ta çini yapımında kullanılan araç ve gereçler, çini yapımında uygulanan teknik, uygulanan desen, uygulanan renk ve uygulanan kompozisyon özellikleri tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun ortaöğretim mezunu olduğu görülmüştür. Katılımcıların çoğu çini sanatını aile bireylerinden öğrenmiştir. Araştırmaya katılanların çoğu kendi atölyelerinde usta olarak bu sanatı icra etmektedir. Araştırmaya katılan kişilerin en çok sır altı renkli çini tekniğini uyguladıkları görülmektedir, bilgi formlarından elde edilen bilgiler bu sonucu desteklemektedir. Katılımcıların çoğunluğunun çinide yöreye ait motifler kullandığı görülmektedir, bilgi formlarından elde edilen bilgiler bu sonucu desteklemektedir. Katılımcıların çoğunluğunun çini ürünlerinde türkuaz, kırmızı, mavi ve tonlarını kullandığı görülmektedir, bilgi formlarından elde edilen bilgiler bu sonucu desteklemektedir. Katılımcıların çoğunluğunun çini ürünlerinde tabak formunu yaptığı görülmektedir, bilgi formlarından elde edilen bilgiler bu sonucu desteklemektedir.Anahtar Kelimeler: El Sanatları, dekoratif sanatlar, dekoratif ürünler, çini, sır altı çini, Avanos çini
İstanbul ili Üsküdar ilçesi Çinili Camii çinileri üzerine bir araştırma
Araştırma, İstanbul ili Üsküdar ilçesi Çinili Camii çinileri üzerine yapılmıştır.Çalışma 130 sayfa ve altı bölümden oluşmaktadır. Araştırma ile ilgili problem ele alınarak araştırmanın ne amaçla yapıldığı ve geleneksel sanatlarımız açısından önemi vurgulanmıştır. Araştırma Çinili Camii çinileri ile sınırlandırılmıştır.XVII. yüzyıl Türk çini sanatının en müstesna eserleri ile bezenmiş olan Çinili Camii, bu sanatın gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir yere sahiptir. Her biri birbirinden farklı ve başlı başına bir inceleme konusu olabilecek nitelikteki çiniler Çinili Camii'nin iç mekânına tamamen hâkimdir.Araştırma kapsamında Türk çini sanatı ve çinicilik hakkında genel bilgiler verilerek camideki karo, pano, bordür ve çini bezemeler, renk, desen, kompozisyon ve yapım özellikleri bakımından incelenmiştir. Renk, boyut ve süsleme konuları tablolar halinde incelenmiştir.Manevi kültür değerlerimizden XVII. yüzyıl eşsiz Kütahya çini örneklerini barındıran Üsküdar Çinili Camii; çini süslemelerinin fotoğraf ve çizimlerinden oluşan bu kaynağın kültürümüzü gelecek kuşaklara aktarılmasında yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Kılıç Ali Paşa Camii çinileri
Bu araştırmanın amacı, İstanbul ilinde bulunan Kılıç Ali Paşa Camii çinilerinin motif, renk, kompozisyon özelliklerinin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için kaynak oluşturulması açısından incelenerek belgelenmesidir.Bu çalışma, alan araştırmasına dayalı bir betimleme çalışmasıdır. Araştırmanın evrenini 16. yüzyıl Osmanlı çini süslemeleri oluşturmaktadır. Örneklem ise, Kılıç Ali Paşa Camii içinde yer alan 49 adet çiniden oluşmaktadır.Araştırmada Türk Çini Sanatı hakkında yazılı kaynaklar araştırılmış, konu ile ilgili olarak çeşitli kütüphanelerden literatür taraması yapılmıştır. İstanbul'a gidilerek Kılıç Ali Paşa Camiindeki çinilerin yerleri tespit edilmiş, ölçümleri alınmış ve fotoğraf çekimleri yapılmıştır. Daha sonra bu çinilerin motif çizimleri yapılarak araştırmada materyal olarak kullanılmıştır. İncelenen çinilerin farklı motif ve kompozisyonlardaki örnekleri her biri ayrı gözlem formlarına işlenmiştir.Bu araştırma 5 bölüm ve 213 sayfadan oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın problemi ele alınmış, amacı, önemi, sınırlılıkları açıklanmış, araştırma içinde geçen tanımlara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk çini sanatının, tanımı, tarihçesi, kullanım alanları, kullanılan araç gereçler, motifler, teknikler ve çini yapım aşamaları detaylı olarak ele alınmıştır. Ayrıca İstanbul, Mimar Sinan ve Kılıç Ali paşa Camii hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın evreni ve örneklemi sayısal verilerle ifade edilmiştir. Verilerin toplanması ve analizi araştırmada izlenen süreç doğrultusunda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Bulgular ve yorum bölümünde, camide bulunan çinilerin özellikleri gözlem formlarına işlenmiş, fotoğraf ve çizimlerine yer verilmiştir. 49 parça olarak incelenen bu çinilerde en çok kullanılan renklerin kobalt, beyaz ve kırmızı, en çok kullanılan motiflerinse, bitkisel motifler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Beşinci ve son bölümde ise elde edilen tüm sonuçlar özetlenmiş ve önerilere yer verilmiştir.
Kütahya çini-seramiklerinin motif özellikleri ve seramik bölümü öğrencilerinin bu seramik ve motiflerden etkilenme düzeyleri
Tarama yöntemiyle yapılan bu çalışmanın amacı ,Kütahya çini-seramiklerinin motif özellikleri ve seramik bölümü öğrencilerinin bu seramik ve motiflerden etkilenme düzeylerini araştırmak olmuştur.Araştırmanın çalışma grubunu , Kütahya çini ve seramiklerinde kullanılan motifli 26 çini- seramik , ayrıca orta öğretim ve önlisans düzeyinde öğrenim gören seramik öğrencisi oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak 26 çini ve seramiğinin motiflerini incelemek için uzmanların yardımıyla bir form hazırlanmıştır.Formda eserin yapıldığı dönem,bulunduğu yer , tekniği , malzemesi , konusu , kompozisyonu gibi ölçütler yer almaktadır. Çalışma grubundaki seramik öğrencilerinin incelenen seramik motiflerinden etkilenme düzeylerini belirlemek amacıyla da uzman görüşlerinden yaralanılarak 12 sorudan oluşan bir anket formu geliştirilmiştir.Araştırma verilerinin yorumlanmasında ise, öğrenci görüşleri için % ve f değerleri kullanılmış , incelenen motif özellikleri için de toplanan nitel veriler tablolaştırılarak yorumlanmaya çalışılmıştır.Araştırma sonucuna göre , incelenen 26 çini-seramiğin ağırlıklı olarak motif özellikleri ,genellikle konusunun bitkisel olması , renk olarak lacivert , mavi ve kırmızı ağırlıklı kullanılmasıdır. Kütahya'da seramik bölümünde okuyan öğrencilerin ise, bu motiflerden etkilenme düzeyleri oldukça düşüktür.Bu sonuç Kütahya seramik sanatı ve eğitimi adına oldukça düşündürücü bulunmuştur.Araştırma sonunda bu yönde öneriler geliştirilmiştir.
Yer karosu üretiminde kullanılan Bien firmasına ait sırın asit dayanımı özelliğinin geliştirilmesi
Yüksek lisans tezi olarak sunulan bu çalışmanın temel amacı, Bien Seramik Anonim Şirketi bünyesinde faaliyet gösteren "Bilecik Karo Üretim Tesisinde" yer karosu üretiminde kullanılan mevcut sırın iyileştirilmesi ve asit dayanımının geliştirilmesidir. Sunulan çalışmada, üretim hattında kullanılan sır türleri incelendiğinde Bien Seramik Yer Karosu tesisinde "mat sırın" en yaygın olarak kullanılan sır olduğu belirlenmiştir. İlk olarak kullanılan yer karosu sır reçeteleri incelenmiş ve bu reçeteler baz alınarak yeni sır reçeteleri geliştirilmiştir. Farklı mineraller ve kimyasallarla geliştirilen yeni reçeteler kullanılarak elde edilen yeni sırlar jet değirmenlerde öğütülüp sıvı hale getirilmiştir. Sonra yer karosu tesisinde engop işlemi görmüş monoporoz bisküvilere elde edilen yeni sır çalışmalarına uygulanmıştır. Asit dayanımını geliştirmek için elde edilen numuneler 3 gün boyunca asitle(%3'lük HCl) işleme tabi tutulmuştur. Ayrıca, standart sırlar kullanılarak elde edilen yer karoları üzerinde de asit testi (3 gün boyunca) uygulanmıştır. Yapılan çalışmalarımızda sır bileşimine etki eden yeni kimyasal kompozisyonların sır bünyesine sağladığı etki ve asit dayanımına etkileri incelenmiştir. Yapılan analizler ve gözlemler sonucunda en iyi asit dayanım özelliği gösteren numuneler belirlenmiş ve bu numuneler üzerinde renklendirme çalışmaları yapılmıştır. Standart ve geliştirilen sırlarla elde edilen renksiz/renkli yer karolarının asit testi uygulanmış ve uygulanmamış olan bölgelerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri XRD, FT-IR, SEM karakterizasyon yöntemleriyle belirlenmiştir. Bien firmasına ait standart sırlar ile geliştirilen sırların karşılaştırmaları fiziksel ve kimyasal karakterizasyon yöntemlerine ait sonuçlar incelenerek yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yer karosunda kullanılan sırların (geliştirilen reçetelerle elde edilen yeni sırların) asit bozunumuna karşı dayanımlarının önemli derecede geliştiği gözlenmiştir.
16.yy çini kandillerin form, desen özellikleri ve yeni kandil formu önerileri
16. yy Osmanlı çini ve seramik sanatında cami kandilleri önemli bir yere sahiptir. Dönemin dini yapıları için özel olarak üretilmişlerdir. 16.yüzyıldan günümüze ulaşan tüm çini ve seramikler Saray'a, dini yapılara veya diğer önemli binalara aittir. Bu yapıların yangın ve doğal afetlere dayanıklı olmaları çini kandillerin önemli bir kısmının da günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. Bunların haricinde geçmişte bir şekilde yurt dışına çıkarılarak yabancı müzelere götürülen Osmanlı dönemi çini ve seramikleri mevcuttur ki aralarında cami kandilleri sayıca önemli yer tutar.Bu araştırmanın amacı; 16. yy da Osmanlı devrinde üretilmiş çini cami kandillerinin tarihsel gelişiminin ortaya konulması, desen, form özelliklerinin araştırılması ve yeni kandil formu önerileri sunmaktır.Günümüzde birçok İznik seramik formu gibi kandillerinde birebir üretimleri süs eşyası olarak yapılmaktadır. İşte bu aşamada geçmişte sadece dini mimaride kullanılan, günümüzde ise süs eşyası olarak üretilen çini kandilleri, çağın sosyal- kültürel ihtiyaç ve beğenisine hitap eden daha geniş bir kullanım alanına sahip gelenekselden ilham alan işlevsel ve dekoratif tasarımlar ortaya koymak amacıyla yeni kandil formları tasarlanarak üretilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Cami Kandilleri 2- Çini 3- Çömlek 4- Türk Çini Sanatı 5- Seramik
Osmanlı Dönemi'nde saray mutfağında kullanılan pişmiş toprak sunum kaplarının form özellikleri
ÖZETOsmanlı Dönemi'nde kullanılan seramik ve porselen gibi pişmiş toprak eşyalar, günümüzde, sanat eseri olarak müzelerde sergilenmekte ve geçmişte kullanım eşyası oldukları unutularak, genellikle bezeme özellikleri ile tanınmaktadırlar. Oysaki pişmiş toprak kapların, bezeme özellikleri dışında, günlük kullanım eşyası ve kültürün maddi varlıklarından biri olarak, belge özelliği taşımaları nedeni ile, güzellikleri yanı sıra, işlevleri ile de değerlendirmek gerekmektedir. Bu nedenle, müzelerde bulunan, Osmanlı Dönemi saray mutfağına ait pişmiş toprak sunum eşyalarının, form değişimini ve form özelliklerini belirleme ihtiyacı duyulmuştur.Bu tez çalışması, çeşitli amaçtaki mutfak eşyaları arasında sadece sunum kapları ile sınırlandırılmıştır. Dolayısı ile leğen, ibrik, gülabdan, buhurdan, güveç, süzgeç, kavanoz gibi formlar, çalışma kapsamı dışında tutulmuştur.Osmanlı Dönemi saray mutfağında sunumda kullanılan pişmiş toprak kap türleri temelde, dokuz tür olarak gruplandırılır. Bunlar, Çin, Japon, Avrupa, Eser-i İstanbul ile İstanbul, Yıldız porselenleri ile İznik, Kütahya, Tophane ve Çanakkale seramikleridir. Bu türlere ilişkin, formlar arasındaki farklılığı, görsel olarak da belirtmek amaçlı, formların çizimleri yapılmıştır.Osmanlı sarayında görülen pişmiş toprak kaplar, yerel (coğrafi) özellikler nedeni ile farklı hammadde ve kültürlerle çeşitlenmiştir. Özellikle pişmiş toprak kaplar arasında bu çeşitlilik en sık, tabak formunda görülebilmektedir.Osmanlı saray mutfağında, özellikle, alaturka ve alafranga yemek düzenlerinin mutfak sunum kaplarının form özelliklerini değiştirdiği görülmektedir. Tatlı kupası, sosluk gibi formlar ise ihtiyaç duyulan, yeni beğeniyi karşılamak için üretilmiş formlardandır.Kapların, üretim yerleri değişse de Osmanlı sarayına ait, bazı inanç ve gelenek gibi özellikler, form değişimini kısmen sınırlaması yanı sıra belirleyen bir etkendir.