Türk siyasi tarihi

Bu konu başlığı altında 257 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edirne siyasi tarihinde Demokrat Parti dönemi (1950-1960)

Türkiye siyasi tarihinde, 1950-1960 yılları arası Demokrat Parti Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Demokrat Parti'nin uyguladığı iç politikalar ve dış politikalar, elbette ki Türkiye genelinde olduğu gibi yerel yönetimlerde de etkilerini belirgin bir şekilde göstermiştir. Bu etkilerin neler olduğu ve ne şekilde yansıdığını değerlendirebilmek amacıyla Edirne Siyasi Tarihinde Demokrat Parti Dönemi incelenmiştir. Tezin birinci bölümü olan giriş kısmında çalışmanın yöntemi, amacı ve önemi belirtilmiştir. Çalışmanın ana hattını oluşturan sorulara yer verilmiştir. İkinci bölümde, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, 1950 ve 1960 yılları arasında uyguladığı genel iç ve dış politikalara değinilmiştir. O dönemki Türkiye'nin iç politika uygulamaları ekonomi, siyasi, eğitim, sağlık alanlarındaki gelişmeler başlıkları altında incelenmiştir. Demokrat Parti'nin genel dış politikasını değerlendirebilmek amacıyla, dönemin Türkiye'sinin diğer uluslarla ilişkileri, yapılan ittifaklar, imzalanan paktlar, konferanslar ve meseleler başlıkları altında incelenmiş olup, 1950-1960 Demokrat Parti Dönemi'nin Türkiye siyasi tarihindeki genel etkileri ortaya konulmuştur. Bunlara bağlı kalarak çalışmanın üçüncü bölümünde ise, 1950-1960 yılları arası, Edirne öznelinden Demokrat Parti Dönemi şeklinde değerlendirilmiştir. Demokrat Parti döneminde uygulanan genel politikaların, yerel yönetime etkileri Edirne ili ele alınarak incelenmiştir. Bu dönemdeki Edirne siyasi tarihi, dönemin Demokrat Parti Edirne milletvekilleri, Edirne'de genel seçimlerin o dönemdeki oy oranları, yerel seçimler, ekonomi, tarım ve hayvancılık, sanayi, petrol arayışları, alt yapı çalışmaları, eğitim ve sağlık alanında yapılan yerel uygulamaların neler olduğu ve 1960 darbesinin Edirne'ye yansımaları başlıkları altında incelenerek ortaya konulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümü tezin sonuç kısmı olup, Edirne siyasi tarihinde Demokrat Parti Dönemi ile ilgili bulgular ve değerlendirmeler ortaya konulmuştur. Konuyla ilişkin gerekli incelemelerde kitap, makale, gazete, örnek tez çalışmaları, tablolar, resimler ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, İç Politikalar, Dış Politikalar, Yerel Uygulamalar, Edirne

Demokrat PartiEdirneSiyasi partiler+5
Tuğba Tamküpeli
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

16. ve 17. yüzyıl Türk algısının Busbecq ve Rycaut Seyahatnameleri örneğinde incelenmesi

İnsanoğlu için değişik âlemleri keşfetmek, yeni yerler görmek ve bu gördüklerini betimleyerek deneyimlerini gelecek nesillere aktarmak dürtüsü ilk çağlardan beri süre gelen bir çeşit bir bilgi aktarma yöntemidir. İlk çağlarda mağara duvarları, ağaç kabukları vasıtasıyla aktarılmak istenen mesajlar, insanlığın gelişimi ile birlikte anlatıya, edebiyata daha sonraları ise basım yayın, medya, dijital teknolojilerin kullanımına evrilmiştir. Yeni yerler görmek ve bu gördüklerini kendi toplumlarına anlatmak niyetinde olan önemli kişiler her çağda yetişmiştir. Bu kişilerin amacı kimi zaman kendi toplumunun siyasi çıkarları iken kimi zaman ise farklı kültürleri tanımak, gözlem ve izlenim aracılığıyla kültürel etkileşim sağlamak amacı gütmüştür. Özellikle 16. yüzyılda matbaanın keşfi, Coğrafi keşifler, Rönesans, Reform hareketleri gibi gelişmelerin merkezi olan Avrupa ülkelerinde yaşayan bireyler daha çok yer görmek ve gördüklerini kendi toplumlarına aktarmak istemişlerdir. Bu düşünceler ekseninde şekillenen seyahatnameler o dönemde çoğunlukla, maceraperestlerin anlatıları veya daha gerçekçi amaçlarla kaleme alınan diplomat ve askeri personel raporları ya da gözlemlerinin etrafında gelişme göstermiştir. Başka toplumları kendi ifadeleri ile tanımlamak gücünü seyyaha ve toplumuna sunan seyahatnameler uzun dönem Avrupa'da en çok ilgi gören yazılı eserlerin başında gelmiştir. Busbecq "Türk Mektupları" ve Paul Rycaut'un "Osmanlı İmparatorluğu'nun Hâlihazırının Tarihi" isimli seyahatnameler, o dönem Türkler hakkında yapılan gözlemleri ve deneyimleri içermekte ve Avrupalı seyyahların Türk kültürü, toplumu ve tarihi hakkındaki algılarını yansıtmaktadır. Bu çalışma, 16. ve 17. yüzyıllarda Busbecq ve Rycaut tarafından kaleme alınan eserlerde Türk algısının yazarların eserlerine nasıl yansıdığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç ekseninde yapılan çalışmanın bulguları ise, birbirinden farklı iki seyyahın iki farklı yüzyılda yapmış olduğu gözlemlerinde Osmanlı tarihini; askeri, toplumsal, yönetim başlıkları altında nasıl değerlendirdiği Eleştirel Metin Analizi yöntemi ile incelenmiştir. İncelenen seyyahların eserlerinde iki farklı yüzyılda yaşanan gelişmelere göre farklı algılamaların olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, dünya siyasetine yön verdiğimiz yüzyılda yapılan seyahatnamede bize karşı duyulan, hayranlık ve saygı olgularının yerini bir yüzyıl sonra şaşkınlık ve tenkit edici ifadelerin aldığı tespit edilmiştir.

Toplumlararası diplomasiTürk siyasi tarihi
Mehmet Balcı
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cengiz sonrası dönemde Çağatay coğrafyasında (Türkistan) bölgeselleşme ve yerelleşme (1226-1599)

Cengiz Han, dağınık Moğol kabilelerini bir araya getirerek tek bir bayrak altına toplayarak kurduğu imparatorluğunun kurumsal yapısında meritokrasiye dayalı atamalar yapmıştır. Moğol İmparatorluğu kısa zamanda sınırları genişlemesinde ve başarılarında başat faktör olmuştur. Cengiz Han, henüz ölmeden evvel büyük imparatorluğunu 4 oğlu arasında tek bir merkezden yönetilecek şekilde paylaştırırken, aynı zamanda onlara rehberlik edecek ve ulusunu teşkil edecek 4 Noyan/Ulus Emiri ve onların idare ettiği binlik kuvvetler tahsis etmiştir. Tıpkı imparatorluğun uluslara tımar edilmesi gibi uluslarda kendi içerisinde hana bağlı idari merkezlere bölünmüş ve bu merkezlerin başına ulus emirleri geçmiştir. Kurulan hanlıklarda muktedir olmayan hükümdarlar yüzünden yaşanan otorite boşluğu, bozkır aristokrasisinin ananeleri ve kalıtımsal ayrılacaklar elde eden ulus emirlerinin, yerelleşerek merkezi otoriteyi tehdit etmelerine mümkün kılmıştır. Artık ulus emirleri, hanlık seçimlerinde karar alıcı organ olmuş ve hatta kendi menfaatleri doğrultusunda hanların tahta çıkmasını desteklemiş yahut tahttan indirmiştir. Böylece rekabet ortaya çıkarken, Cengiz Han'ın neslinden gelen hanlar, emirlerin kendi meşruiyetini sağlama aracı haline gelmesine neden olmuştur. Türkistan'da ise Çağatay Hanlığı'nın yıkılmasına paralel olarak güç kazanan kabile beylerinden biri olarak Emir Timur, gerçekleştirdiği kabile içi siyaset, seferler ve karizmatik liderliğiyle döneminin en güçlü siyasi yapılarından birini vücuda getirmiştir. Ancak onun ölümünden sonra halefleri onun kadar muktedir bir hükümdar olamamış, siyasi arenada destek bulma adına kabile beyleri ve din adamlarına soyurgallar yoluyla toprak ihsan etmişlerdir. Taht kavgaları ve verasetteki belirsizlik Timurlular Hanedanı'nın sonunu getirirken bölgede yükselen Cengiz soylu Şeybaniler Hanedanı bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. Şeybaniler, hakimiyette ortaklık ve toprakların idari merkezler şeklinde bölünmesi yoluna gitmiş ve bu durum merkezin gücünü sınırlar hale gelmiştir.

Siyasi tarihSosyal tarihTürk siyasi tarihi+1
Ömer Gök
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokrat Parti dönemi Hatay milletvekilleri ve meclisteki faaliyetleri (1950-1960)

1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra Türk siyasal yaşamında önemli bir kırılma noktası olan 1950 seçimlerinde bir siyasi dönüşüm yaşanmıştır. Kuruluşundan itibaren ülke yönetiminde tek söz sahibi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) muhalefete dönüşmüş, Demokrat Parti (DP) iktidara gelmiştir. Türk siyasal yaşamında Demokrat Parti dönemi olarak isimlendirilen söz konusu dönem, Mayıs 1950 seçimleri ile başlamış, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile sonlanmıştır. Bu dönem IX., X., XI. yasama dönemlerini kapsamaktadır. Demokrat Parti döneminde Hatay Milletvekilleri ve Meclisteki Faaliyetleri (1950-1960) ismini taşıyan tez çalışmasında 1950-1954, 1954-1957 ve 1957-1960 yılları olmak üzere üç dönem süresince vazife üstlenmiş Hatay Milletvekilleri'nin, özgeçmişlerinin yanında mecliste yürüttükleri yasama faaliyetleri ile verdikleri kanun teklifleri ve önergeleri incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu çalışma, 1950-1960 yılları arasında vazife yürütmüş olan Hatay milletvekillerinin biyografileri, TBMM'de vermiş oldukları takrirleri, teklifleri, konuşmaları ve benzeri siyasi faaliyetlerinin neler olduğu ortaya konulmuştur. Her yasama dönemi kronolojik sıralamaya uygun bir şekilde ele alınarak milletvekillerinin faaliyetleri dönemler halinde aktarılmıştır. Meclis tutanaklarından ve TBMM arşivinden milletvekillerinin yasama çalışmaları ile alakalı kayıtlar tespit edilip bayındırlık, eğitim, kültür, ekonomi, sağlık, gibi benzeri hususlarda faaliyetleri ve söylemleri değerlendirilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde IX. dönemde Hatay, muhalefet partisi CHP'li Milletvekilleri tarafından temsil edildiğinden dolayı söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, hükümete karşı eleştirel bir yaklaşımla ülke ve bölge ile ilgili konuları ayrıntısıyla gündeme taşımışlardır. Hatay'ın ana vatana iltihakında önemli rol oynayan Tayfur Sökmen, Abdurrahman Melek gibi isimler bu dönemde Atatürk inkılaplarının korunmasına yönelik söylemlerde bulunmuşlardır. X. dönemde Hatay'ı DP'li Milletvekilleri temsil ettiğinden, daha çok bölgesel konulara odaklanmışlardır. XI. dönemde Hatay'ı muhalefet partisi olan CHP'li Milletvekilleri temsil etmiştir. Söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, bir sınır şehri olan Hatay'ın gümrük sorunları başta olmak üzere genel sorunlarını mecliste dile getirmişlerdir.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokratik PartiMilletvekili+6
Orhan Çirik
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir post-Kemalist gazete olarak Cumhuriyet

Seksenler, dünyada ve Türkiye'de önemli kırılmalara ve dönüşümlere sahne olmuştur. Bu dönemin kuruculuğunu sağlayan asli unsur, neoliberalizmdir. Küre çapında cereyan eden ekonomi temelli bir dönüşüm süreci olarak neoliberalizm, ekonomi dışı alanların da onun belirlediği zemin çerçevesinde dönüşmesi nedeniyle hegemonik bir güce sahiptir. Sol modernizmin krize girmesi ve bununla etkileşimli olarak Doğu Bloku'nun çözülmesi, neoliberalizmin hegemonyasını kuvvetlendirir. Bu çerçevede neoliberalizm, maddi ve fikri dönüşümün sürekli etkileşime girdiği, kurucu ve dönüştürücü bir güç olarak belirir. Seksenlerde liberal fikriyatın Cumhuriyet tarihinde görülmemiş derecede yankı uyandırması, olgusal olan ile kavramsal olanın etkileşiminden hareketle düşünülmelidir. Zira liberal siyasi düşüncenin şahlanışı; 24 Ocak Kararları'yla başlayan, 12 Eylül ile kurumsallaşan ve Turgut Özal liderliğinde popülerleşen neoliberalizmle ilişkilidir. Yükselen liberal entelijansiyanın Cumhuriyet Gazetesi'nde boy göstermesi, gazetenin sembolik anlamı ve tarihsel kimliği nedeniyle ilgi çekicidir. Hasan Cemal'in genel yayın yönetmenliği sırasında gazete; post-Kemalist, sol liberal ve ikinci cumhuriyetçi sıfatlarıyla tarif edilen yükselen liberal entelijansiyanın görünürlüğünü arttırdığı bir mekan olarak karşımıza çıkar. Bir entelektüel görünürlük mekanı olarak Cumhuriyet, yükselen liberal düşüncenin başvuru kaynaklarını tespit etmeyi ve bu kaynakları neoliberal dönüşüm süreciyle rabıtalandırmayı mümkün kılar. Liberal fikriyatın oluşumunda; askeri vesayet, resmi ideoloji ve resmi tarih eleştirileri kurucu bir rol oynayacaktır. Bu eleştirel çerçeveden hareketle tarif edilen demokratikleşememe probleminin çözümü, Kemalizm'le eşleştirilen devletin gücünü yitirmesini sağlayacak her türlü politikayı desteklemekte ve sivil toplumculuğa dayalı yeni bir toplum sözleşmesinin mümkün kılınmasında görülür. Öte yandan Cumhuriyet Gazetesi'nin sembolik değeri ve sol Kemalist entelektüelleri bünyesinde barındırması, yükselen liberalizmin antagonistik bir ilişki kurduğu sol Kemalizm'le olan etkileşimini gözlemleyebilmeyi mümkün kılar.

Siyasi düşünceTürk siyasi tarihi
Yiğit Balkuş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Post-Kemalist zamanlarda pop-Kemalizm: 90'lar Türkiyesi'nde popüler kültür

Bu çalışmanın amacı, doksanlı yıllarda Türkiye'de meydana gelen popüler kültür patlamasının Kemalizm'le olan ilişkisini incelemektir. Doksanlı yıllarda yükselişe geçen popüler kültür araçları, ideolojileri de etkisi altına alarak söylem biçimlerini dönüştürmüştür. Söz edilen dönemde Siyasal İslam ve Kürt Hareketi'nin yükselişe geçmesi, toplumda bölünme ve anti-laik söylerin artışı endişesini doğurmuştur. Bütün bunlar yaşanırken, akademi içerisinde de Kemalizm'e karşı eleştiriler artmaya başlamış ve kimi çevrelerce bu tehlike unsurlarının sorumlusu olarak görülmeye başlanmıştır. Neoliberal ekonomi politikaları ve kapitalist piyasa dinamiklerinin bir getirisi olarak yükselişe geçen popüler kültür, gündelik hayatın hemen her yerinde kendisine alan yaratmış ve piyasayla birbirini destekleyerek tezahürlerini artırmıştır. Bu noktada, eski hegemonik etkisi azalmaya başlamış olan Kemalizm, döneme uyumlanmak adına popüler kültürün araç ve işlevselliğine ihtiyaç duymuştur. Kemalizm, modern Türkiye'nin resmî ideolojisi olarak 1946'dan beri kabul görmüş düşünce sistemleri bütünüdür. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, modern ve çağdaş bir ulus-devlet kurma saikiyle bütünleşmiş olan Kemalizm, bugüne dek birçok farklı yoruma tabii tutulmuştur ancak literatürde halen açık bir tanımı yapmak oldukça güçtür. Bu çalışmada literatüre kazandırılmak istenen, Kemalizm'in ne olduğu değil özellikle doksanlı yıllarda Türkiye'de hangi şekillerde algılandığını açıklamaktır. Doksanları yılların sonuna değin süreçte, Kemalizm'i bir demokratikleşememe sorunu olarak gören post-Kemalist paradigmanın yanı sıra, halkın içinden yükselen gönüllü bir sevgi söylemi ortaya çıkar. Bu söylem, popüler kültür araçları üzerinden somutlaşarak bir pop ideolojiyi yani pop-Kemalizm'i ortaya çıkarır. Pop-Kemalizm, kendiliğinden, ideologsuz, gönüllü bir şekilde popüler kültür araçlarının siyasi bir söylem niteliği kazanmasını ifade eder. Bu kapsamda pop müzik şarkıcıları, pop müzik şarkı ve klipleri ile klasik müziğin siyasi söylem misyonu kazanarak popülerleşmesi incelenmiştir. Gayri resmi bir politik söylem haline gelen pop-Kemalizm, ülke içerisindeki istikrarsızlık, bölünme ve irtica tehlikeleri ile post-Kemalist eleştirilere karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkmış ve popüler kültür araçları üzerinden söylem biçim ve kapsamını genişletmiştir.

KemalizmNeo-liberalizmPopüler kültür+3
İpek Serenlioğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Yetmez Ama Evet"in düşünsel arkaplanı olarak post-Kemâlizm

Bu çalışma 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu'nda bazı sol ve liberal fikrî-siyasî çevrelerin "Yetmez Ama Evet" (YAE) terkibiyle ifade ettiği politik tutumun düşünsel kökenlerini ve bu bağlamda post-Kemâlist paradigma ile olan ilişkisini ele almayı amaçlamaktadır. Seküler ideolojilere mensup YAE'ciler referandumdan önceki yıllarda iktidardaki İslâmcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çeşitli politikalarına eklemlenmiş, referandumda da bu tavırlarını sürdürmüşlerdir. Bu eklemlenme süreçleri ve referandumdaki oy tercihi gerekçelendirilirken demokrasi ve Kemâlizm kavramlarına sıkça vurgu yapılmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin demokrasi problemi ile Cumhuriyet'in kuruluş döneminde uygulanan politikalar arasında çok sıkı bir bağlantı olduğuna dair iddialar dile getirilmiştir. Bu iddialar İlker Aytürk'ün 2015 yılında "post-Kemâlist paradigma" adını koyduğu ve 1980'lerden sonra Türkiye'nin entellektüel hayatına hakim olduğunu belirttiği yaklaşımlarla örtüşmektedir. Dolayısıyla YAE'yi anlamak için 1980'lerdeki değişim dinamiklerini analize dahil etmek gerekmektedir. Kapitalizmin 1970'lerde yaşadığı krizden çıkış yolu olarak hayata geçirdiği neo-liberal sermaye birikim rejimi ulus-devletlere karşı piyasanın veya "sivil toplumun" özgürlük mücadelesi şeklinde yeni bir demokratikleşme ve özgürleşme anlayışının önünü açmıştır. Aynı dönemde Sovyetler Birliği'nin yıkılışı neticesinde sol hareketler geleneksel Marksist teoriden uzaklaşıp neo-liberal demokrasi yaklaşımının hegemonyası altına girmeye başlamıştır. Devlet-sivil toplum dikotomisini öne çıkaran bu ideolojik yenilenme, yine aynı dönemde gerçekleşen 1980 ihtilâlinin Atatürkçülüğü meşrulaştırma aracı olarak kullanmasının da etkisiyle, Türkiye'de yoğun bir Kemâlizm eleştirisine yol açmıştır. Türkiye'nin demokratikleşememesini Kemâlizmle ilişkilendirmenin doğal sonucu olarak bazı sol ve liberal çevreler "ortak düşman" Kemâlizme karşı farklı siyasî hareketlerle bir araya gelmiştir. "Eski" İslâmcı yeni "muhafazakâr demokrat" hareketin iktidara gelmesi bu bağlamda bir fırsat olarak değerlendirilmiş ve 2010'a kadar iktidarın "demokratikleşme" olarak sunduğu fakat muhalif kesimlerce otoriterleşme olduğu iddia edilen politik hamleler söz konusu çevreler tarafından destek görmüştür. YAE ise bu politik hamlelerin yeni ve kapsamlı bir örneği olan yüksek yargı ile ilgili bir anayasa değişikliğine verilen destektir. Çalışmada bu desteğin meşrulaştırılma biçimleri ve post-Kemâlist paradigmanın buradaki rolü ele alınacaktır.

Anayasa 2010Anayasa değişiklikleriKemalizm+7
Erhan Sandıkçı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1960'lar Türkiye solunda demokrasi tartışmaları: Bir dergi, bir parti

27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile açılan 12 Mart 1971 askeri müdahelesi kapanan 1960'lı yıllar, Türkiye'de birçok çok açıdan değişimi ve gerilimi simgeler. 1960'lı yıllar Türkiye'sinde yeni bir anayasa, idam cezaları, darbe teşebbüsleri, yeni yayınlar, yeni partiler ve yeni figürler bir arada olmuştur. Bu sebepten 1960'lı yıllar hem demokratik hem de antidemokratik siyasal gelişmeleri barındırmıştır. Öte yandan Türkiye'de sol hareketler siyasal ve toplumsal açıdan önemli bir konum kazanmıştır. Bu dönemde Türk solunun iki büyük akımı olarak Yön-Devrim Hareketi ve Türkiye İşçi Partisi ortaya çıkmaktadır. Bu iki akımın aynı ve farklı özellikleri bulunmaktadır. 1960'lı yıllar Türkiye'sinin radikal ortamında bu iki akım aydınlara platform olması yönünden ortaklığa sahiptir. Fakat bu çalışmanın içeriğini parlamento içinden bir parti ile meclis dışından bir derginin demokrasiye olan yaklaşımları oluşturmaktadır. Yön-Devrim Hareketi ile Türkiye İşçi Partisi'nin demokrasiye karşı nasıl bir yaklaşım sergiledikleri, bu yaklaşımların sebepleri, sonuçları ve bu hususta geleceğe bıraktıkları miraslar çalışmayı bütüncül hale getirmektedir. Anahtar Sözcükler: Demokrasi, Türkiye İşçi Partisi, Yön Devrim Hareketi, Sol

DemokrasiSiyasetSol ideolojiler+6
Mehmet Ali Aslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye siyasetinde devlet ve borçla yönetmek, 2002-2020

Bu tez bağlantılı iki soruya cevap aramaktadır. Birinci soru şu şekildedir: küresel siyasette ve Türkiye'de 2000'li yılların yaklaşık ilk iki onyılında devlet ve borçla yönetme dispositifleri ekseninde iktidarın üretimi ve yeniden üretimi nasıl gerçekleşti? Bu soruyu cevaplandırmak amacıyla devlet ve borçla yönetme dispositiflerinin gelişim sürecine ve AKP hükümetlerinin politik ekonomiyi ve iktidar ilişkilerini nasıl dönüştürdüğüne ışık tutulmaktadır. Borçla yönetme dispositifinin iktidar üretiminde nasıl işlevli hale geldiğini anlamak amacıyla finansallaşma süreçleri ve borçlandırmayla ilgili veriler analiz edilmektedir. Burada finansallaşan ekonominin borçlu insanın imalinde önemli bir zemin oluşturduğu ve borçlu insanın imalinin egemenle olan tahakküm ve tabiiyet ilişkilerini derinleştirdiği iddia edilmektedir. Bu çalışmanın cevabını aradığı ikinci soru ise küresel siyasetteki bu durumun Türkiye siyasetine aktarımı ve aldığı özgül biçimlere dairdir. Bu çerçevede, 2002-2020 yılları arasında devlet dispositifinin güvenlik devleti olarak yeniden yapılandırılması süreci yasal ve kurumsal düzenlemeler üzerinden ele alınmaktadır. 2000'li yıllardan itibaren egemen toplum-birey ilişkisinde iktidar üretiminde devlet ve borcun daha faal hale geldiği ve bu iki dispositifin bazı durumlarda birbirlerinin yeniden üretimine katkı sağladığı vurgulanmaktadır. 2016 yılı itibariyle Türkiye politik ekonomisinde köklü değişimlerin gerçekleşmeye başladığı gözleminden hareketle ve küresel gelişmelerin de etkisiyle borçla yönetmenin sınırlarına ulaşarak borçla yaşama evresine geçildiği iddiası bir dizi veri temelinde öne sürülmektedir. Bu tez, bahsi geçen dönemi güvenlik devletinden post-güvenlik devletine geçiş olarak karakterize etmektedir. Bu tezin mevcut literatüre özgün katkısı çağdaş Türkiye siyasetinin dispositif kavramı ve küresel siyasetle ilişkili bir şekilde incelemesinde yatmaktadır.

BorçlanmaBorçlarDevlet idaresi+6
Hasan Kılıç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Devletleri Teşkilatı'nın sosyal inşacı teori çerçevesinde analizi

Bu tez çalışmasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin 1991'de dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile Türkiye arasında Türk kimliği etrafında geliştirilen ilişkiler ele alınmıştır. İsmail Gaspıralı'nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ülküsü ile fikirsel altyapısını oluşturduğu ve 2009 Nahçıvan Anlaşmasıyla kurumsallaşma sürecini tamamlayan Türk Devletleri Teşkilatı bu ilişkilerin doruk noktasıdır. Bu çalışmada Türk Birliği idealinin ve bu yönde harcanan çabaların ilerleyen süreçlerde de bölgesel ve küresel ölçekte uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde önemli bir rol oynayacağı değerlendirilmektedir. Uluslararası ilişkilerin anarşik yapısından yola çıkarak, uluslararası sistemi sadece maddi yapılar üzerinden ele alan Neo-Realist kuramın aksine sosyal inşacı kuram, uluslararası ilişkilerde sosyal ve fikirsel yapıların en az maddi yapılar kadar etkili olduğunu savunmaktadır. Sosyal inşacı yaklaşıma göre sistemdeki aktörlerce paylaşılan fikir, inanç ve değerler sistemi yapısal bir özellik gösterir ve sosyal-siyasal eylemler üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Paylaşılan ortak kimlik, kültür, inanç ve değerler sayesinde bir araya gelen Türk Cumhuriyetlerinin, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde zirveler süreciyle başlayan ve yeni kurumlarla desteklenen entegrasyon süreçleri olumlu bir yapıya evrilmektedir. Bilim, kültür, eğitim, ekonomi, diplomatik, siyasî, hukukî alanlarındaki ilişkiler ve iş birlikleri sosyal inşacı teorinin sadece maddi yapılar değil, fikirlerden ve ülkülerden doğan yapılar da uluslararası alanda egemen devletleri belli oluşumların içerisinde oynadıkları rol itibariyle ulusal çıkarlarını yeniden belirlemeye yönlendirebileceği iddiasını doğrulamaktadır. Bu tezin temel savı uluslararası ilişkilerde sosyal inşacı bakış açısından yola çıkarak, Türk Devletleri Teşkilatı'na üye olan Türk Devletleri'nin Teşkilat bünyesinde mevcut olan ve süreç içerisinde oluşturulacak iş birliği yapıları çerçevesinde uluslararası alanda ulusal çıkarlarını ortaklaşa belirleyebilecekleri bir aşamaya gelmelerinin mümkün olacağı yönündedir.

Gaspıralı İsmailMilli kimlikSiyasi tarih+7
Gizem Coşkun
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kâmil Paşa'nın "Târîh-i Siyâsî-i Devlet-i Aliyye-i Osmâniye" adlı eseri: İnceleme, metin, sözlük (Yavuz Sultan Selim Dönemi'ne kadar)

Kıbrıslı Kâmil Paşa Osmanlı Devleti'nin gerileme döneminde uzun yıllar devlet hizmetinde bulunmuş önemli bir devlet adamıdır. Görev süresince en düşük memuriyet makamından sadaret makamına kadar bir çok yerde çeşitli vazifelerde görev almıştır. Paşa zamanın zor denebilecek şartları içerisinde kendini yetiştirmiş, dört eser kaleme almıştır. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İnceleme bölümünde Mehmet Kâmil Paşa'nın şahsi, siyasi hayatı ile birlikte memuriyet hayatındaki önemli olaylar kaleme alınmıştır. Bu bölümde Paşa'nın hayatına dair genel bir inceleme yapılmıştır. Metin bölümünde ise Kâmil Paşa'nın ilk sadaretten ayrıldığı ve ikinci sadaret vazifesine gelinceye kadar geçen dört yıllık süre zarfında yazmaya başladığı ''Tarih-i Siyasi-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'' adlı eserinin Yavuz Sultan Selim dönemine kadar olan kısmını Osmanlı Türkçesi'nden Yeni Türk Alfabesi'ne çevrildi. Tarihe ilgili olan Kâmil Paşa ilgili eseri kaleme alırken Hammer, Hacı Halife, Naima, Solakzâde, Sadettin tarihleri gibi birçok yerli ve yabancı yazardan istifade etmiştir. Paşa böylesi kapsamlı bir eseri yazarken arşiv metinlerinden, vesikalardan yararlanmış ve ilmi araştırmalara cevap verecek tarzda kaleme almıştır. Sözlük kısmında ise metin içerisinde geçen fakat günümüz Türkçesinde pek kullanılmayan kelimelerin anlamları verildi. Kelimelere mana verirken metin içerisinde kelimenin geçtiği örnek cümle de gösterildi. Anahtar kelimeler: Kıbrıslı Kâmil Paşa, siyasi tarih, Osmanlı Devleti

Kıbrıslı Kamil PaşaOsmanlı DevletiSiyasi tarih+1
Sefa Akbaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de 1950-1960 dönemi demokratikleşme süreci

Eski Yunan'da ortaya çıkan demokrasi kavramı, Amerikan ve Fransız devrimlerinden sonra toplumların gündemini teşkil eden en önemli konulardan biri olmuştur. Dönem koşullarına ve ülkelere göre değişiklik gösteren demokratikleşme süreci, Türk demokrasi tarihinde oldukça zorlu bir süreçten geçmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde saltanatın kaldırılmasıyla birlikte cumhuriyetin ilan edilmesi ve 1945 yılına kadar hedefine ulaşmamış olsa da çok partili hayata geçiş denemeleri Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi isteğini açıkça ortaya koymuştur. 14 Mayıs 1950 seçimleri ise Türk demokrasi tarihinin önemli bir dönüm noktası olmuş ve 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 27 yıl aralıksız iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin yerini almayı başarmıştır. Kurulduğu günden itibaren dikkatleri üzerine çeken Demokrat Parti, 1950-1960 yılları arasında arka arkaya üç seçim kazanarak 10 yıl iktidarda kalmıştır. Türkiye'nin siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyan bu yıllarda Demokrat Parti'nin muhalefet ve basın ile olan ilişkileri sıklıkla tartışılmıştır. Özellikle iktidarlığının son döneminde bu ilişkilerde yaşanan gerginlik 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine zemin hazırlamış ve Demokrat Parti'nin iktidarlığını darbe sonucu kaybetmesi Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Bu bağlamda, 1950-1960 döneminde gerçekleştirilen siyasi ve hukuki faaliyetler başta olmak üzere demokrasinin gelişimi ve sürekliliği adına önem arz eden iktidar-muhalefet ilişkileri ve basına yönelik uygulamalar çalışmada ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayata Geçiş, İktidar, Muhalefet, Basın, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi

27 Mayıs 1960 ihtilaliBasınDemokrasi+7
Yağmur Aydın
İstanbul Arel University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kinyas Kartal'ın hayatı ve siyasi faaliyetleri

Yaşadığı yıllarda Kinyas Kartal, gerek Türkiye'de gerekse Doğu'da birçok kişi tarafından tanınan, sevilip sayılan biridir. 1900 yılında Iğdır'ın Torun Köyü'nde dünyaya gelen Kinyas Kartal, Rusya'da Çarlık döneminde yüzbaşı olarak görev yapar. 1917 Bolşevik Devrimi sonrasında yaşanan şiddet olayları ve Ermenilerin baskıları sonucunda önce aşireti (Brukan) sonra da 1920'li yıllarda kendisi Türkiye'ye göç eder. Ailesiyle beraber Van'a gelerek Dibekdüzü köyüne yerleşirler. Amcası Hüseyin Bey'in ölümünden sonra aşiretin başına geçerek reislik yapmaya başlar. 1925 yılında yaşanan Şeyh Said İsyanı sonrası Şeyh ve ağalara karşı uygulanan politika sonucu Batı'ya sürgün edilir. Hayatı sürgünlerle geçecek olan Kartal, 1937 ve 1960 yıllarında da sürülür. Siyasete 1950'li yıllarda ilk olarak kardeşi Hamit Bey, sonra da kendisi girer. Demokrat Parti İl Başkanı olarak başlayan siyasi hayatı 1965, 1969, 1973, 1977 yıllarındaki milletvekillikleriyle devam eder. 1965 yılında Süleyman Demirel ile Meclis'e giren Kinyas Kartal çizgisini hiçbir zaman bozmadan son seçimi olacak olan 1987 seçimlerine kadar Adalet Partisi ve Doğruyol Partisi'nde milletvekillik yapar. Dört dönem bulunduğu Meclis'te en yaşlı üye olma sıfatıyla da Geçici Meclis Başkanlığı yapmıştır. Türkiye'deki büyük aşiretlerden birinin reisi olduğu için seçimlerde oy potansiyeli bakımından önemli bir gücü elinde bulundurmaktadır. Elindeki gücü aşiret üyelerine faydalı olabilmek için kullanmıştır. 1991 yılında vefat eden Kartal, uzlaştırıcı bir kişiliğe sahip aynı zamanda çok zeki, esprili, kültürlü, çalışkan ve disiplinlidir. Son yüzyılda Doğu Anadolu'da yaşamış önemli bir aşiret reisidir. Anahtar Kelimeler: Kinyas Kartal, Türk Siyaseti, Aşiret, Van. Sayfa Adedi : 122 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Bekir KOÇLAR

AşiretlerBiyografiKartal, Kinyas+4
Gönül Ebiri
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok partili döneme geçişte demokratikleşme çabaları

II. Dünya Savaşı'nın Türkiye Cumhuriyeti ve dünya tarihinde yarattığı etkileri bakımından ayrı bir yeri vardır. Çünkü bu savaş, demokrasi cephesinin zaferi ile sonuçlanmıştır. Faşist-totaliter tek parti yönetimine dayalı ülkelerin yenilmeleri demokrasiyi yükselten değer haline getirmiştir. Demokratik sistemlerin yükselişe geçtiği bir dönemde Türkiye de buna kayıtsız kalmamıştır. Türkiye'de 1923-1946 yıllarında tek siyasi parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi yer almıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından parti içerisinde önemli değişiklikler yapılmış ve İsmet İnönü'nün Milli Şef olmasıyla da tek parti ideolojisi etkin bir hal almıştır. Bu dönemde yapılan bazı antidemokratik kanun ve uygulamalar, toplum üzerinde sosyo-ekonomik açıdan büyük sarsıntılara ve iktidara karşı toplumsal bir muhalefete sebep olmuştur. Savaşın ardından ülke içinde ve dışında meydana gelen gelişmeler çok partili demokratik rejime geçişi zorunlu kılmıştır. Bu şartlar altında kurulan Demokrat Parti, belli bir süre iktidarın hoşgörüsüyle karşılanmıştır. Ancak muhalefetin hızlı örgütlenmesi ve 1946 seçimlerindeki başarısı iktidarın tutumunu sertleştirmiştir. Çok partili hayata geçildikten sonra özellikle muhalefet, antidemokratik kanunlar açısından iktidarı eleştirmiş ve köklü değişiklikler yapılmasını istemiştir. İktidar partisi ise, halkın desteğini yeniden kazanabilmek adına bu uygulamaları değiştirme ve kaldırma yoluna gitmiştir. Bu çalışma, Türk siyasal hayatında özellikle savaş sonrası başlatılan demokratikleşme hareketlerinin nedenlerini, sonuçlarını ve toplum üzerindeki tesirlerini incelemek üzere hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayat, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Milli Şef.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrasiDemokrat Parti+4
Sedat Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk siyasi hayatında Mahmut Soydan

Bu Çalışmada, Türk siyasi hayatının önemli bir ismi Mahmut Soydan'ın yaşam öyküsü ile birlikte, basın faaliyetleri, iş dünyasındaki çalışmaları ve politika serüveni incelenmektedir. 1883 yılında Siirt'te dünyaya gelen Soydan, uzun yıllar devletin çeşitli kademelerinde görevler almış ve 28 Haziran 1923 tarihinde TBMM'nin II. Dönem seçimlerine katılarak yapılan genel seçimlerde Siirt'ten milletvekili seçilerek meclise girmiştir. Meclis bünyesinde çeşitli görevlerde bulunarak görevini iyi bir şekilde yerine getirmiştir. Soydan, TBMM'nin III. Dönemine (1927- 1931) ve 1935 yılında yapılan genel seçimlerde yine aynı şekilde Siirt'ten milletvekili olarak seçilmişti. 5 dönem Siirt milletvekili adayı olarak mecliste yer alan Soydan, gerek meclis içinde gerekse meclis dışında sevilen bir sima olmuştu. 1924 yılında CHF grup yöneticisi olarak siyasi yaşamını CHF milletvekili olarak tamamladı. Siyasi yönü bu şekilde olan Soydan, aynı zamanda hem basın ilişkileri hem de iş dünyası da çok renkli geçmekteydi. Öncelikli olarak Hâkimiyet-i Milliye (1920) ve Milliyet gazetelerinin (1926) hem sahipliğini yapmıştır hem de bu gazetelerde başyazar olarak çalışmalarını sürdürmüştü. Hükumeti destekleyici bir yayın politikası benimsemişti. Basın dünyası dışında iş dünyasında da 1924'te kurulan İş Bankası'nın genel müdürlük görevini 1936 yılı yani ölümüne kadar sürdürmüştü. 3 Aralık 1936 yılında kalp rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da hayatını kaybetmişti. Anahtar Kelimeler: Mahmut Soydan, Türk Siyasi Hayatı, Siirt, Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, İş Bankası, TBMM, CHF.

MilletvekiliSiirtSiyasi hayat+3
Rıdvan Kızılkaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve Türkiye'de seçim ittifakları

16 Nisan 2017 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilen anayasa değişikliği ile Türkiye'de uygulanan hükûmet sisteminde değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. İttifak düzenlemesiyle getirilen yeniliklerden partilerin seçimlere ittifak yaparak girmelerine imkân sağlanması olumlu bir gelişmedir. İttifak yapan siyasi partilerin ülke geneli seçim barajı için ittifakın toplam oyları ile hesaplanması da aynı şekilde olumlu bir gelişme olup, yüksek seçim barajı engelinin siyasi partilerin elbirliği ile aşmaları bağlamında temsilde adalet ilkesine de aykırılık taşımamaktadır. Yeni hükümet sisteminin hayata geçmesiyle sonuçlanan; bu sürecin dünyada yaşanan yürütme erkinin giderek yasama erkinden bağımsızlaştırılması eğilimine de uygun olarak işlediği düşünülmektedir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanıSeçim faaliyetleri+5
Mehmet Ali Bilgili
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk siyasi hayatında İbrahim Arvas

İbrahim Arvas çeşitli idari memurluklarda bulunduktan sonra Birinci Meclis'in kurulmasıyla milletvekilliğine seçilmiştir. 1923-1950 yılları arasında CHP'de sekiz dönem Van ve Hakkari milletvekilliği yapan Arvas, siyasi hayatının özellikle son on yılını doğunun kalkınması, komünizmle mücadele ve din eğitiminin yaygınlaştırılması konularına vermiştir. Arvas'ın hayatını incelerken onun İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültesi'nin açılmasındaki çabalarını ele alıp aynı zamanda bu kurumların gelişmesini, meclise sunduğu kanun tekliflerinin mecliste yaptığı etkileri de incelemiş olacağız. Bunun yanında laiklik tartışmalarının en ateşli dönemlerinde Arvas'ın kendine seçtiği pozisyon ve tartışmaların içindeki etkinliği de ele alınmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Arvas, Şeyh, Nakşibendi, Van, İmam Hatip Okulları.

Arvas, İbrahimNakşibendiyye tarikatıSiyasi hayat+2
Şeyma Arvas
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarih araştırmalarına kaynak olarak Cumhuriyet ve Son Posta Gazetelerinde serbest Cumhuriyet Fırkası Ağustos 1930-Ocak 1931

Bu çalışma 12 Ağustos 1930 tarihinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF)'nin kuruluşunu, gelişmeleri ve kapatılmasını Cumhuriyet ile Son Posta gazeteleri üzerinden değerlendirmektedir. Bilindiği gibi SCF, Türkiye'nin zorlu koşullarında Fethi Okyar tarafından kurulmuş, ancak oldukça kısa ömürlü olmuştur. Bu da demokrasiye geçiş için ülkede henüz gerekli koşulların olmadığı şeklinde yorumlanmasına imkân vermiştir.Böyle bir ortamda basın yayın organlarının yaklaşımı da mühimdir. Çünkü döneme ışık tutması açısından da basın bize önemli ipuçları vermektedir. Özellikle SCF'nin kurulduğu zamandaki gibi olağanüstü koşulların olduğu bir dönemde siyasi faaliyetlerin gazeteler aracılığıyla da incelenmesi oldukça gereklidir. Bu çalışmada Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde SCF ile ilgili yayınlanan haberler ve köşe yazıları değerlendirilerek özet halinde, kronolojik olarak aktarılmış ve bunların indeksleri çıkarılmıştır.

Cumhuriyet gazetesiGazetelerOkyar, Ali Fethi+6
Ali Kıpçak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elit teori bağlamında Hakkari milletvekilleri

Köken olarak "seçme", "seçilme" anlamlarına gelen Elit sözcüğünün kullanımı 17. yüzyıla denk gelse de 20. yüzyıl da yaygınlık kazanmıştır. Vilfredo Pareto, Gaetano Mosca gibi aydınların geliştirdikleri teori başta olumsuzluk atfeden bir terim olmasına rağmen kendisini geliştirmeyi başarmıştır. Bu çalışma da, kolektif güçlerin, modernleşme hızının yavaş olduğu Hakkari'de etkilerinin olup olmadığı üzerinde durulmuştur ve özellikle çok partili yaşama geçişle birlikte toplumsal yaşamın önemli bir belirleyicisi olan, Hakkari ve çevresinde iki farklı konfederasyona sahip aşiretler özellikle çok partili yaşama geçişle birlikte bölge üzerindeki etkisini gözle görülür şekilde göstermiştir. Aşiretlerin rolü siyasi partilerin de dikkatini çekmiş ve adaylarını belirlemede etkili olmuştur. Ancak aşiretlerin herhangi bir ideolojiyi desteklemediklerini zamanla değişen koşullara bağlı olarak siyasi partileri desteklediklerini söylemek mümkündür. Aşiretlerin bölge üzerindeki etkileri, nasıl büyüdükleri, siyasi parti seçimlerinde aşiretlerin rolü ve günümüze olan etkileri yapılan görüşmelerle aydınlatılmıştır.

AşiretlerElitist teoriHakkari+6
Özlem Kaya Zibek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birinci Mecliste Diyarbakır milletvekillerinin siyasi faaliyetleri

Diyarbakır, tarihi süreçte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bir çok devletin egemenliği altına girmiştir. Osmanlı Devleti 1514'te Diyarbakır ve çevresini hâkimiyeti altına almış ve bu durum devletin yıkılışına kadar sürmüştür. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış ve batılı güçlerin dayattığı şartları kabule zorlanmıştır. Anadolu'da Mustafa Kemâl Paşa önderliğinde başlayan ve başarıya ulaşan Millî Mücadele hareketi sürecinde Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Ankara'da açılan meclis, milli irade ilkesini esas alarak kısa süre içerisinde seçime gitmiştir. Meclis için yapılan seçimlerde Anadolu'nun birçok kentinde olduğu gibi taşrada yer alan Diyarbakır'dan da halkın iradesinin temsilcisi olan yedi milletvekili seçilmiştir. Diyarbakır'da yapılan seçimlerde yedi milletvekilli seçildikten kısa süre sonra meclis çalışmalarına katılmışlardır. Vekiller daha çok eşraf ve aristokrat ailelerden seçilmişlerdir. Ayrıca yüksek tahsilli olmaları göze çarpan bir diğer unsurdur. Vekiller mecliste adalet, eğitim ve maliye gibi encümenlik görevlerinde bulunmuşlardır. Diyarbakır milletvekilleri mecliste, Diyarbakır ve çevresindeki her türlü olaya karşı duyarlı olmuş ve bunu meclise taşımışlardır. Diyarbakır ve çevresinde olayların dışında devletin içinde bulunduğu durumu göz önüne alarak siyasi ve silahlı mücadele içerisinde gerek doğrudan gerek dolaylı olarak yer almışlardır. Milli Mücadele sürecinde seçildikleri bölge ve çevresini de dolaşarak halkın ahvali hakkında bilgi toplamış ve meclise rapor etmişlerdir. Koşullar gerektiğinde mebusluk dışında valilik gibi ve diğer idari vazifeler de üstlenmişlerdir.

BiyografiDiyarbakırMilletvekili+5
Mehmet Akdeniz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sı̇nemasında meslek tanımları ve sendı̇kalaşma

Bu çalışmada; sinema bir endüstri olarak ele alınmaktadır. Birinci bölümde, Türkiye sinema endüstrisi tarihsel gelişimi ile birlikte incelenerek, sinemanın endüstrileşme süreci ele alınmış ve bir endüstri olarak sinemanın ekonomideki yerine değinilmiştir. Dünya sinema endüstrisi istihdam ve üretim olarak ele alınarak konu ile ilgili genel bir kanaat oluşturulması amaçlanmıştır. Sinemanın bir sanat olarak algılanışının perde arkasında bir emek sermaye ilişkisi söz konusudur. Bu nedenle sinema endüstrisinin emek boyutu önemli bir inceleme alanı olarak karşımızda durmaktadır. İkinci bölümde Türk Sineması'nda çalışan kişileri gruplara ayrırak kendi birimlerinde hangi alanlarda hangi şartlarda çalıştıkları ve neler yaptığı açıklanmıştır. Türk Sinema tarihinde ilkez meslek tanımları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, sendika kavramı incelenmiştir. Günümüze kadar Türk Sineması'nın sendikalaşma süreci ele alınmıştır. Türkiye'de sendikacılığın nasıl geliştiği incelenmiştir. Türk Sineması'nda işçi örgüt ve sendikaları incelenmiş, işveren sendikaları kapsam dışında bırakılmıştır.

EndüstriEndüstrileşmeMesleki kimlik+5
Hüseyin Aydın
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası Türk siyasetindeki askeri müdahalelerin, sahiplik yapısı değişen ana akım gazetelerin köşe yazarlarının söylemine yansımaları

Medya ve siyaset arasındaki ilişki genellikle tekelleşme paralelinde ilerler. Özellikle 1980 sonrasında gelişen çeşitli ekonomik ve politik süreçlerden sonra büyük sermaye grupları medyada etkili olmaya başlamış ve kamuoyu oluşturma gücünü bünyesinde toplamışladır. Zamanla iktidarla yakınlık çıkar ilişkisine dönüşmüş, medya patronları ve iktidar sahipleri birlikte hareket ederek her iki tarafında yararına olacak şekilde haber içeriklerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu anlamda gazetenin belkemiği olan köşe yazarları da bu çıkar ilişkisi çerçevesinde tarafsızlığını koruyamamıştır. Bu çalışma 1980 sonrasında sahiplik yapısı değişen gazetelerin söylemlerinin de nasıl değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, beş gazeteden toplam 50 köşe yazarı, Teun A. Van Dijk'ın Eleştirel Söylem Analizi çerçevesinde incelenmiş, söylemlerinin ne yönde değiştiği analizi yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda sahiplik yapısının köşe yazarlarının düşüncelerine önemli ölçüde yön verdiği sonucuna ulaşılmıştır.

1980 sonrasıAskeri müdahaleEleştirel söylem çözümlemesi+7
Teslime Akgün
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediye Başkanlığından Yassıada'ya bir yaşam öyküsü M. Rauf Onursal (1909-1974)

Rauf ONURSAL, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Kütahya'da dünyaya gelmiş ve yetişme döneminde devletin yıkılışını görmüştür. Cumhuriyetin kurulduğu tarihte henüz 14 yaşında olan Onursal, üniversite öncesi eğitimini doğduğu şehir olan Kütahya'da aldıktan sonra Ankara Hukuk Fakültesine başlamış ve 4 yıllık bir eğitimden sonra avukat olarak mezun olmuştur. Siyasi hayatına CHP içinde başlayan Onursal, çok partili hayatın başlamasıyla 47 yaşında Demokrat Parti'ye katılmıştır. Bu çalışmamızda Rauf Onursal'ın hem aile hayatı hem de siyaset hayatı yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Demokrat Parti'de ilçe yönetimi ile başlayan görevi daha sonra il yönetimi, il ikinci başkanı, il başkanı, belediye başkanı, milletvekili ve Genel İdare Kurulu Üyeliği ile devam etmiştir. Rauf Onursal, hem muhalefette hem de iktidarda iken CHP'ye karşı sert söylemleri ile ön plana çıksa da kendisi iyi bir idareci olarak tarihe geçmiştir. Belediye Başkanlığı esnasında ortaya koyduğu çalışmalar takdire şayandır. Bu çalışma, Rauf Onursal'ın özelinde Demokrat Parti'nin, Türkiye'nin çehresini nasıl değiştirdiğinin ortaya konması amacını taşımaktadır. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile Yassıada'da yargılanan Demokrat Partililer arasında yer alan Rauf Onursal, Anayasayı İhlal, Demokrat İzmir Gazetesinin Tahribi, Vatan Cephesi ve Gayrı Meşru Servet İktisabı Davaları ile yargılanmış ve sonucunda müebbet hapis cezası alarak Kayseri Cezaevi'ne gönderilmiştir. Hastalığı sebebi ile 4 yıl sonra serbest bırakılan Rauf Onursal, cezaevinden sonra siyaset ile ilgilenmemiştir. 23 Ağustos 1974 tarihinde kendi evinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleBelediye başkanları+6
Ferhat Kaya
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk siyasi hayatında Muhsin Yazıcıoğlu ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun dönüşümcü liderlik yönünün örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi

Bu çalışmada Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasi hayatı, dönüşümcü liderlik yönünün örgütsel vatandaşlık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada ilk olarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı tanıtılmış; akabinde Yazıcıoğlu'nun siyasi faaliyetleri ve görüşlerine yer verilmiştir. Son olarak Yazıcıoğlu'nun dönüşümcü liderlik yönünün belirlenerek, örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma örneklemi, Türkiye genelindeki Büyük Birlik Partisi ve partinin gençlik teşkilatı olan Alperen Ocaklarında, Yazıcıoğlu dönemi görev almış 299 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak dönüşümcü liderlik ölçeği, örgütsel vatandaşlık davranış ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili alt boyutların geçerlilik ve güvenirliliğini belirlemek için doğrulayıcı faktör analizi ve cronbach's alpha analizi yapılmıştır. Dönüşümcü liderliğin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisini göstermek amacıyla yapısalcı eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda dönüşümcü liderliğin, örgütsel vatandaşlık davranışını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Büyük Birlik PartisiDönüşümcü liderlikLiderlik+5
Kadir Yıldız
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular