Turkish students
125 theses under this subject heading
Lise öğrencilerinin okul terki risklerinin çeşitli değişkenlere göre belirlenmesi (Edirne ili örneği)
Okul terki günümüzde tüm devletlerin çözüme ulaştırmak için büyük çabalar harcadığı bir sorundur. Okul terkinin kısa ve uzun vadede hem bireylere hem de devletlere büyük kayıplar yaşattığı bilinen bir gerçektir. Özellikle bireyleri birçok açıdan iş dünyasına hazırlama noktasında en büyük kazanımların verildiği ortaöğretim kademesinin tamamlanmaması bu noktada büyük sorunlara sebep olmaktadır. Bu çalışmada da lise öğrencilerinin okul terki risklerinin olup olmadığı, bu riskin belirli değişkenler kapsamında nasıl farklılık gösterdiğini Edirne İli dahilinde saptamak amaçlanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, istatistiksel paket program ile çözümlenmiştir. Öğrencilerin okul terki risklerinin, cinsiyet ve anne-babalarının sağ olma değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Mann Whitney U analiz yöntemi, birbirleriyle ilişkisi bulunmayan iki gruba yönelik ölçüm sonuçlarının arasında manidar bir farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kullanılır (Field, 2009). Sınıf, kardeş sayısı, okuyan kardeş sayısı, anne-baba eğitim durumu, aile geliri ve okul türü değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için ise Kruskal Wallis analizi yapılmıştır. Kruskal Wallis analiz yöntemi, birbiri ile ilişki bulundurmayan ikiden fazla gruba yönelik ölçümlerin arasında manidar bir farklılaşma bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla kullanılır (Pagano, 2007). Değişkenlerin ölçek üzerindeki etki büyüklüklerini değerlendirmek için Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerine uygun olarak eta kare (μ2) değerleri hesaplanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: öğrencilerin okul terki riskleri erkek öğrencilerde kız öğrencilere kıyasla daha yüksektir. 12. sınıfta okuyan öğrencilerin okul terki riskleri 11.sınıfta okuyan öğrencilere oranla daha yüksektir. Babası sağ olmayan öğrencilerin okul terki riskleri babası sağ olanlara kıyasla daha yüksektir. Aynı şekilde babasının eğitim durumu daha yüksek olan öğrenciler daha az okul terki riski taşımaktadır. Okul terki riski Spor lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi ve İmam Hatip lisesinde okuyan öğrencilerde daha yüksektir.
Vermittlung der Deutschen phonetik an lernende mit Türkisch als muttersprache
Pronunciation teaching is one of the most important components of German as a Foreign Language (GFL) instruction. However, it has been observed that pronunciation teaching is often not given sufficient importance in the process of teaching German as a foreign language. This doctoral thesis, titled "Teaching German Phonetics to Learners with L1 Turkish", is written to contribute to the elimination of this deficiency in Türkiye. After the introduction part of the study, the reasons for choosing the research topic are addressed, the term phonetic used in the study is explained, and current studies examining pronunciation teaching in GFL instruction are presented. Subsequently, the place and importance of pronunciation teaching in various foreign language teaching methods are discussed; moreover, how pronunciation teaching is handled in different teaching materials is presented with examples. In the next step, the sound systems of German and Turkish are examined comparatively. Following this comparison, the empirical part of the study is presented. In this part, the effectiveness of the pronunciation teaching units developed within the scope of the study is tested through an experiment with the participation of students whose mother tongue is Turkish. In this context, the preliminary study, which serves as preparation for the experiment, is also discussed. The content of the pronunciation teaching units consists of pronunciation features of German that may cause problems for students whose mother tongue is Turkish, and pronunciation learning strategies. Following the analysis of the experiment results, suggestions are submitted on how the study could be continued in the future. In addition, a digital pronunciation training program designed to improve the study further and tested by subjects is introduced. The study is completed with a results section containing a general summary and conclusions for future research activities.
Fransa'daki iki dilli Türk çocukların Türkçe öğretimine ilişkinöğrenci, veli görüşleri
Fransa topraklarında yaşayan gurbetçilerimizin ana dil eğitimi büyük önem taşımaktadır. Bu tezde yurtdışında yaşayan iki dilli (Türkçe-Fransızca) öğrencilerin ve velilerin ana dili olan Türkçeyi öğrenmeye ilişkin görüşleri analiz edilmiştir. Yurt dışında yaşayan Türkler, hem ana vatanının dilini hem de yaşadıkları ülkenin dilini konuşmaktadırlar ve iki dilli olarak adlandırılmaktadırlar. Ancak bu durum özellikle üçüncü ya da dördüncü nesil çocuklarda ana dilde hâkimiyet problemine yol açmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın metodolojisi nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme formu yaklaşımı ile yürütülmüştür. Bu görüşme formu, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Fransa'nın Haute Normandie ve Loire bölgesinde yaşayan, Türkçe derslerine katılan ve iki dilli Türk çocukların ve velilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmayı gerçekleştirebilmek için görüşme esnasında bireylere sorulacak yarı yapılandırılmış görüşme formundaki görüşme soruları hazırlanmıştır ve sorular katılımcılara yöneltilmiştir. Velilerin izniyle görüşmeler ses kayıt cihazlarıyla kayda alınmıştır. Bunun akabinde ses kayıtları yazıya dökülmüştür. Bu araştırmada nitel verilerin analiz yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Fransa'da yaşayan iki dilli Türk çocukların Türkçe dersine yönelik öğrenci ve veli görüşleri sonucunda sınıflandırılmıştır. İçerik analizinde katılımcıların görüşleri doğrultusunda kodlama ve kategoriler belirlenmiştir. Sonrasında ise bulguların yorumlanması ve sıralanması yapılmıştır. Analizler sonucu elde edilen veriler incelendiğinde ise Fransa'da yaşayan iki dilli öğrencilerin genellikle Türkçenin kullanımında zorlandıkları, farklı becerilerin uygulamasında dilsel zorluklarının olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonunda Fransa'daki iki dilli Türk çocukların ana dilini öğrenme durumlarına ilişkin veli görüşlerini ve Türk çocuklarının Türkçeyi kullanma ile ilgili sorunlarının çözümüne yönelik öneriler ortaya koyulmuştur
Les unités phraséologiques en Français et leur enseignement aux apprenants Turcs
The main purpose of this study titled "What is the place of phraseological units in the learning of French as a Foreign Language for Turkish-speaking learners?" is to analyze the field of phraseology. Thus, within the scope of our study, it was essential not only to consider linguistics, semantics, and pragmatics but also to add the learning dimension called "phraseodidactics". At the core of our reflection, we put three out of the four phraseological units called pragmatems, collocations, and locutions. First, we studied the different definitions given by different specialists in the phraseological field. Secondly, with the aim of having an improvement effect on teachers regarding the perception of concepts by Turkish-speaking learners, we interpreted the phraseological units. Thirdly, we undertook a comparative study of three different textbooks for teaching French as a Foreign Language (FLE) at the B1 and B2 levels: among which we have Saison, Tendances and Cosmopolite. Simultaneously, we analyzed two videos from the TV5monde platform to determine the place of the phraseological units within these different approaches.
Almanya'daki Türk çocuklarına Türkçe öğretiminde motivasyon kaynaklarının öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, ana dili Türkçe olan Türk çocuklarının Almanya'daki Türkçe öğretimine yönelik tutumlarının ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ''Almanya'da yaşayan Türk öğrencilerin Türkçe öğretimine yönelik tutumları nasıldır?'' sorusuna cevap aramıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Köln şehrindeki 11- 18 yaş grubunda ve 5.- 12. sınıflar arasındaki 147 öğrenci oluşturmaktadır. Ayrıca 9 Türkçe öğretmeni ile çalışılmıştır. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanılacağı araştırmada kullanılan veriler, öğrencilere uygulanan Türkçenin öğrenimi ve öğretimiyle ilgili düşünceler anketi ve sonrasında öğretmenlerle gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Anketler SPSS istatistik programında işlenmiş ve ağırlıklı unsurların saptanması için açıklayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Öğretmenlerle yüz yüze yapılan görüşmeler ise betimsel analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tablolar hâlinde sunulmuş ve sonuç bölümünde, çalışmadan elde edilen bulgular alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır. Bu çalışmanın, Türkçe öğrenimi ve öğretimine yönelik öğrenci tutumlarını ortaya koyması, ayrıca öğretim sürecinde öğrencileri etkileyen motivasyon kaynaklarını sorgulaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Zira motivasyonun tutum üzerinde etkisi olduğundan dolayı yurt dışındaki Türk çocuklarını Türkçe öğrenmeye motive eden kaynakların belirlenmesi ve bu kaynakların güçlendirilmesi çalışmaları ana dili öğretimine dair tutumu olumlu etkileyecektir. Anahtar sözcükler: Almanya'da Türkçe öğretimi, tutum, Türkçe öğretimine dair tutum, motivasyon.
ABD'DEKİ Türk öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki yazım-noktalama yanlışları ve anlatım bozukluklarının tespiti
ABD'de yaşayan Türk çocuklarının ana dilde (Türkçe) yazdıkları metinlerdeki yazım-noktalama yanlışlarını ve anlatım bozukluklarını tespit etmeye yönelik yapılan bu çalışma tarama modelindedir. Çocuklardan belli başlı konulardaki düşüncelerini ana dilde ifade etmeleri istenmiştir. Veriler belge tarama yoluyla elde edilmiştir. Bu çalışmada; toplanan verilerdeki yazım yanlışları, noktalama işaretlerinin yanlış ve eksik kullanımı gibi yanlışlar üzerinde durulmuş ve anlatım bozuklukları incelenmiştir. Çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında ABD'nin Ohio, Kaliforniya ve Georgia, eyaletlerinde yaşayan 8-16 yaş arası 50 Türk öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğrencilerin yazılı anlatımlarında ikinci dilin (İngilizce) etkisinden kaynaklı yazım yanlışları, alfabe farklılığından kaynaklı yazım yanlışları, noktalama yanlışları, konuşma dilinin yazı diline yansımasından kaynaklı yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları tespit edilmiştir. Yazılı anlatımlarda anlatılmak istenen konu için sınırlı sayıda kelime kullanılmış, yazmaktan kaçınılmış ve tam olarak anlatılmak istenen konu ifade edilememiştir. Çalışmanın sonunda ABD'de yaşayan Türk çocuklarının yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Avusturya'daki Türkçe ana dili dersine yönelik veli görüşleri: Viyana örneği
Bu araştırmanın amacı Avusturya'da yaşayan iki dilli Türk çocuklarının ebeveynlerinin "Türkçe Ana Dili" dersine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Nitel bir çalışma olan araştırmada görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Avusturya'nın Viyana şehrinde 2022-2023 eğitim-öğretim yılında "Türkçe Ana Dili" dersine katılan Almanca-Türkçe iki dilli 20 öğrencinin velisi oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda derinlemesine bilgi elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve bu formdaki sorular velilere yöneltilmiştir. Velilerin izniyle görüşmeler ses kayıt cihazıyla kayıt altına alınmıştır. Daha sonra ses kayıtları yazıya geçirilmiştir. Araştırmada nitel verilerin analiz yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizinde verilerin kodlanması, kategorilerin bulunması, alt kategorilerin bulunması ve daha sonra bulguların yorumlanması sıralaması izlenmiştir. Araştırmanın bulgularından hareketle şu sonuçlara ulaşılmıştır: Velilere göre çocuklarının Avusturya'da Türkçe ile ilgili en sık karşılaştığı sorunlar standart Türkçe ile konuşmama, cümledeki kelimeleri yarı Türkçe yarı Almanca kullanma, Türkçe kelime hazinesi eksikliği ve Türkçeyi yanlış kullanmadır. Araştırmaya katılan velilerin dörtte üçü Avusturya'da okullarda verilen Türkçe Ana Dili dersini gerekli ve önemli bulmakta ve çocuklarının bu dersi almasını desteklemektedir. Velilerin çocuklarına bu dersi aldırmak isteme sebepleri çocuklarının Türkçelerini geliştirmesi, daha iyi Türkçe konuşması ve Türk kültürünü öğrenmesidir. Veliler, çocukları Türkçe Ana Dili dersini aldıktan sonra çocuklarında en çok kendini daha iyi ifade etme, aile bireyleri ve akrabalarla daha iyi iletişim kurma, daha kolay Almanca öğrenme, özgüven kazanma gibi gelişimler gözlemiştir. Veliler Türkçe Ana Dili dersi alan çocuklarının Almancalarını geliştirdiğini savunmaktadır. Türkçe Ana Dili dersinin ders saati ise araştırmaya katılan velilerin neredeyse tamamı tarafından az bulunmuştur. Veliler Türkçe Ana Dili dersini veren öğretmenlerden en çok kendileri ile okul yönetimi arasında köprü kurmasını, dersi çocuklara sevdirmesini ve güzel Türkçe konuşmasını beklemektedir. Veliler çocuklarının Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrenmesi için en çok çocuklarına Türkçe dersi aldırdıklarından, çocuklarını tatillerde Türkiye'ye götürdüklerinden ve Türkiye'de farklı illeri gezdirdiklerinden, çocuklarına Türkçe kitaplar okuttuklarından, çocuklarıyla Türkçe konuştuklarından bahsetmişlerdir. Araştırmanın bulgularından hareketle birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Avoidance and compensatory strategies used by Turkish preparatory students in speaking
EFL students resort to various avoidance and compensatory strategies (ACSs) when confronted with communicative problems or linguistic shortcomings. Previous studies conducted in Turkey mainly focused on the relationship between communication strategies and some factors like gender, age, proficiency level and visibility in interaction. The current study explored which ACSs are favored frequently by preparatory students studying English at a foundation university in Ankara, Turkey. To identify these strategies, a five-scale Likert type questionnaire was administered to 52 students first and then speaking exam performances of 24 of those students were examined by transcribing and analyzing audio recordings. In addition, semi-structured interviews were held with 5 English instructors as well as retrospective interviews with 5 students to corroborate findings from different sources. The findings of the questionnaire illustrate that students favor avoidance strategies like message reduction and syntactic avoidance most, whereas they prefer compensatory strategies such as approximation, circumlocution, time gaining and prefabricated patterns. However, qualitative analysis of speaking exams reveal that message abandonment is the most frequent avoidance strategy while prefabricated patterns, self-repetition, and self-repair respectively are the most frequent compensatory strategies employed by the students as well as other common ones like stalling and time gaining, code-switching and literal translation. Finally, the results suggest that the use of avoidance strategies starts to decrease as the proficiency level increases, however, there is a visible boost in the use compensatory strategies from beginner towards intermediate levels but compensatory strategy use starts to decline in advanced levels.
The pragmatic transfer of requestive speech acts by Arab and Turkish EFL learners at the preparatory school
Cross-cultural pragmatic transfer is one potential cause of inappropriate performances in a second or foreign language. It occurs when nonnative learners converse in the language they are learning and transfer the conversational rules of their first language into the language they are studying. The present study is an endeavor to find out whether Arab and Turkish EFL learners convey their first language requesting strategies into English language. To this end, a Discourse Completion Task(DCT) and an oral interview task were adopted to verify pragmatic transfer from Arabic into English and from Turkish into English, if there was any. Three groups participated in this study, where the first two groups included Arab EFL learners living in Turkey and the third group included Turkish EFL learners. Leaners' language proficiency was measured using computer based and paper based tests to divide thirty Arab EFL learners into fifteen high proficient learners and fifteen low proficient. Three versions of written DCTs were used, an Arabic version, an English version, and a Turkish one. The Arabic version was distributed to the two groups of high and low proficiency Arab EFL students prior to distributing the English one and the Turkish version was distributed to the Turkish students prior to distributing the English one. Qualitative data gained from the Turkish and Arab EFL learners responses to the DCTs and the oral interview were graded according to a criterion and the results were quantified to analyze them descriptively by using the Turkish and Arab EFL learners responses as a baseline.
Kanadalı ve Türk üniversite öğrencilerinin öz anlayış, merhamet ve duygusal zekalarının karşılaştırılması
Bu araştırma sosyo-demografik özelliklere göre Kanadalı ve Türk üniversite öğrencilerinin öz anlayış, duygusal zeka ve merhamet duygularının arasında fark olup olmadığını araştırmaktadır. Araştırma 10 yıldan fazla süredir Kanada'da yaşamak koşuluna bakılarak; Toronto ve Ryersen üniversitesindeki öğrencilerle, Türkiye'de yaşayan İstanbul Arel Üniversitesi, İstanbul Kültür Üniversitesi ve Sabahattin Zaim Üniversitesi'ndeki üniversite öğrencileri ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan üniversite öğrencileri; psikoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, mühendislik, hukuk, tıp, işletme bölümünde okuyan kişilerden oluşmaktadır. Araştırmada Kanadalı öğrencilere uygulama yapılırken Öz Anlayış ölçeği, Duygusal Zeka Ölçeği, Merhamet ölçeklerinin yabancı versiyonları kullanılmıştır. Türkiye'de ise Tükçeye adapte edilmiş, geçerliliği ve güvenirliği yapılmış ölçeklerin Türkçe versiyonları kullanılmıştır. Araştırma verileri Spss 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma analizlerinde T-testi, Korelasyon analizi, Çok yönlü varyans analizi ve Manova yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulguları Türk üniversite öğrencilerinin öz anlayış düzeylerinin, Kanadalı üniversite öğrencilerinin öz anlayış düzeylerinden daha yüksek olduğu yönündedir. Aralarındaki fark istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka ölçeği alt ölçeği olan sosyallik ülkeye göre farklılaşmaktadır. Türkiye'de yaşayan katılımcıların puan ortalaması Kanada'da yaşayan katılımcıların puan ortalamasından anlamlı biçimde yüksektir. Merhamet Ölçeğinin alt ölçekleri; sevecenlik, umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme yaşanılan ülkeye göre farklılaşmaktadır. Türkiye'de yaşayan katılımcıların sevecenlik alt ölçeği puan ortalaması Kanada'da yaşayan katılımcıların sevecenlik alt ölçeği puan ortalamasından anlamlı biçimde yüksektir. Kanada'da yaşayan katılımcıların umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme alt ölçekleri puan ortalaması Türkiye'de yaşayan katılımcıların umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme viii alt ölçekleri ortalamasından anlamlı biçimde yüksektir. Ülke ve sınıf düzeyi değişkenine ilişkin sosyallik, duygusal zeka genel ve ilişki kesme alt ölçekleri puan ortalaması arasında anlamlı derecede fark bulunmuştur. Bununla birlikte duygusallık, sevecenlik ve bilinçli farkındalık alt ölçekleri, kadın katılımcıların puan ortalaması, erkek katılımcıların puan ortalamasından anlamlı şekilde yüksektir. Umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme alt ölçekleri ise, erkek katılımcıların ortalaması, kadın katılımcıların ortalamasından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelime: Duygusal Zeka, Öz Anlayış, Merhamet
The effects of online learning on the academic performances of students during the COVID-19 pandemic media dependency, uses, and gratifications perspective: A comparative study in Afghanistan and Turkey
The global pandemic caused by the novel Coronavirus resulted in the closure of businesses to limit the spread through person-to-person contact. All educational institutions across the globe also closed the physical model of learning with an abrupt shift towards the online medium to sustain the educational performance of the students. However, this radical shift was equipped with a myriad of benefits as well as challenges specifically for underdeveloped countries with low socioeconomic strata and limited access to digital technologies. In this regard, this thesis is aimed to assess the effects of online learning on students' academic performance during the COVID19 pandemic with a specific focus on Afghanistan and Turkey. To compare the perspectives of the academic performance of Afghan and Turkish students, a quantitative research method has been proposed where primary data was collected from 400 participants (200 Afghan and 200 Turkish students) through a close-ended survey questionnaire which was assessed through a statistical tool, namely SPSS. This study mainly found that there is a considerable difference in attitude, perceived impact, and satisfaction with online learning during the COVID-19 pandemic among Afghan and Turkish students.
Mühendislik eğitiminin öğrenci bakış açısıyla değerlendirilmesi: İTÜ örneği
Dünya mühendislik eğitiminde meydana gelen gelişmelerin yanı sıra teknolojik ve endüstriyel ilerlemeler göz önünde bulundurulduğunda; mühendislik programlarının sürekli gelişim çerçevesinde yeni yaklaşımları geliştirmesi ve uygulaması ihtiyacı doğmuştur. Mühendislik eğitiminin öğrenciler için daha motive edici, ilgi çekici ve katkı sağlayıcı hale getirilebilmesi için, başlangıç noktası olarak eğitimin hem ders içerikleri hem de ders programları kapsamında öğrencilerin öğrenme deneyimlerinden faydalanılarak yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki mühendislik eğitiminin farklı bir anlayışla ele alınması, öğretme tekniklerinin de değiştirilmesiyle birlikte tasarım ve problem çözme yaklaşımın ön plana çıkması ve bu olgunun eğitim sürecine yerleştirilmiş ve yayılmış olması hedeflenmelidir. Bu tez çalışmasında 2014-2015 eğitim-öğretim yılında tüm mühendislik programlarında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme şekillerini etkileyen etmenlerin saptanması ve eğitim yöntemlerinin geliştirilebilmesi hususunda öğrencilerin ve öğretim üyelerinin yeni gelişen koşullar karşısındaki davranışları dikkate alınarak, tasarım ve problem çözme yaklaşımı ile öğretimin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği ilk kez değerlendirilmeye alınmıştır. Tez çalışmasının amacı kapsamında, izlenen yöntemsel yaklaşım da şu şekildedir: - Farklı disiplinlerde farklı performans gösteren öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarının belirlenmesi, - Farklı mühendislik dallarında eğitim veren öğretim üyelerinin, öğrencilerden alınan geri bildirimlere yönelik bakış açısının değerlendirilmesi, - Problem çözme ve tasarım odaklı öğretme ve öğrenme yaklaşımının belirlenmesi ve başarısının ölçülmesi. Tez kapsamında değerlendirmeye alınan anket; farklı disiplinlerden, farklı performans gösteren (genel not ortalaması dağılımlarına göre) öğrencilerden seçilerek oluşturulmuş 3 ayrı gruba (4,0 ≤ GNO < 3,0; 3,0 ≤ GNO < 2,0; GNO ≤ 2,0 (Gözetim listesi) uygulanmış olup, toplam 1209 kişi tarafından cevaplanmıştır. Anket çalışması sonucunda elde edilen bulguların istatistiksel analizleri kapsamında SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 23.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel anlamda değerlendirilmesi aşamasında; anket sorularının hazırlanması sırasında etkili olan ana başlıklardan yararlanılarak, sorular gruplar halinde incelenmiştir. Çalışma verilerinin değerlendirilmesinde hem tanımlayıcı istatistiksel metotlardan (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) hem de bağımsız örnekler (independent samples) t testinden, Tek Yönlü (One Way) ANOVA testinden ve farklılığa sebebiyet veren grubun tespitinde de Tukey testinden yararlanılmıştır. Bazı sorular için, değişkenlerin birbiriyle ilişkili olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla çapraz tablolar oluşturulmuş ve ki-kare testi yardımıyla yorumlanmıştır. İki niceliksel verinin karşılaştırılmasında, normal dağılım gösteren durumlarda, Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Genel güvenilirlik için Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular; % 95 güven aralığında ve % 5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Analitik ve istatistik olarak elde edilen verilerin daha net şekilde ifade edilebilmesi ve aynı zamanda verilere dair anlaşılır yorumların yapılabilmesi açısından öğretim üyesi ve öğrenci görüşleri de dikkate alınarak değerlendirmeler yapılan yorumlar aşağıda maddeler halinde sıralanmaktadır: - Anketin genelinde kadın katılımcılar tüm soruları detaycı ve titiz yaklaşımlarıyla da bağlantılı olarak daha dikkatli şekilde cevaplamış olup; bu durum algılarının erkeklere oranla daha yüksek olduğu sonucuyla örtüşmektedir (Soru 51). - Anketi dolduran 2., 3. ve 4. sınıfta okuyan öğrencilerin oranları neredeyse aynıdır ve toplam olarak katılımcıların % 79,8'ini oluşturmaktadır (Soru 53). - Anketin temel ayrım noktası, anket gruplarının not ortalamasına göre belirlenmiş olmasıdır (3.0 - 4.0; 3.0 - 2.0; Gözetim Listesi). Anketin genelinde Gözetim Listesinin algısı, diğer iki grupla bariz farklılıklar barındırmaktadır. Bazı sorular bağlamında gözetim listesinin aksine, 3.0 – 4.0 arası ortalamaya sahip grup da farklı algılara sahip olduğunu göstermiştir. - Anket katılımcısı öğrencilerin büyük çoğunluğu Anadolu Lisesi mezunudur (% 58,9). Bu durumu Özel / Devlet Fen Lisesi mezunları (% 15,6) takip etmektedir (Soru 58). - Lise eğitimlerini aldıkları ya da diğer bir deyişle İstanbul Teknik Üniversitesine geldikleri şehir ve bölgeye göre ayrım yapıldığında; anketi yanıtlayan öğrencilerin çok büyük bir kısmı İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesinden, diğer geri kalanı ise çoğunlukla Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinden gelmektedir (Soru 56). - Ankete katılan öğrencilerin büyük çoğunluğunun ikamet yerinin İstanbul olması, ailesiyle kalmayı tercih edenlerin oranının yüksek olmasıyla sonuçlanmaktadır (Soru 56 ve Soru 59). - Anne-baba eğitim seviyesi açısından değerlendirilme yapıldığında, öğrencilerin babalarının eğitim seviyesi annelerine oranla daha üst düzeydedir. Babaların büyük çoğunluğu üniversite mezunuyken, anneler ise lise mezunudur. Tam tersi şekilde eğitim almamış ya da sadece okur-yazar olma seviyeleri bakımından annelerin yüzdesi babalarınkine oranla oldukça yüksektir (Soru 60). - Aile ortalama aylık gelirlerine göre sınıflandırıldığında, üniversitemiz genel profili orta sınıf ekonomik gelir düzeyine sahip ailelerden gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Bu durumla da bağlantılı olarak, öğrenciler hem eğitimsel hem de yaşamsal alanlara yönelik finansal ve ekonomik desteği çoğunlukla ailelerinden ya da buna ek olarak kredi ve burs yoluyla almaktadır. Ayrıca eğitim desteğini kendi kendine çalışarak sağlayanların oranı da oldukça yüksektir (Soru 62 ve Soru 63). - Öğrencilerin bildikleri yabancı diller sorulduğunda; beklenildiği üzere büyük çoğunluk İngilizce, bunu takip eden şekilde Almanca ve Fransızca bilmektedir. Yabancı dil öğrenilen yerler olarak da ortaokul-lise eğitimi aldıkları okullar ve İTÜ Hazırlık Sınıfı yaklaşık olarak aynı oranları paylaşarak en yüksek yüzdelere sahiptir (Soru 34 - 38, Soru 67, Soru 68, Soru 69). Öğrencilerin mühendislik mesleğini seçmeleri konusunda etkili olan faktörlerin arasında sahip olduklarını ve mesleği daha iyi yapabilmelerini sağlayacağını düşündükleri analitik düşünme yetenekleri, kendilerini iyi yetiştirme ve iyi eğitim alma olanakları, mühendislik mesleğine olan ilgileri, meslekten ziyade okumak istedikleri üniversiteyi seçmiş olmaları ve son olarak temel ve doğa bilimlerine olan ilgileri en yüksek puanladıkları seçenekler olarak karşımıza çıkmaktadır (Soru 4 - 7). - Katılımcı öğrencilerin lisans eğitimleri sonrası iş bulma süreçlerinde en etkili ve kritik olan faktörün "özgür çalışma ortamı" olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer etkili olan faktörler de aldıkları puanlara göre sırasıyla; maaş, iş güvenliği, terfi fırsatları, firma imajı ve kurumsallığı, ayrıcalıklar/avantajlardır (Soru 7). - Katılımcı öğrencilerin büyük çoğunluğu bölümlerinden mezun olduklarında iş bulma kaygısı taşımamaktadır (Soru 6). - Öğrencilerin büyük çoğunluğu mühendislik dallarında okuması hususunda yakınları teşvik edebileceğinin yanında bölümünde okumaktan memnun olduğu, eğitim gördükleri mühendislik dalını sevdiklerini, bölümlerini isteyerek seçtiklerini ve tekrar seçme şansı olması durumunda yine aynı bölümü seçeceği gibi sonuçlara varılmıştır (Soru 1, Soru 2, Soru 9). - Anket sonuçlarına göre mühendislik alanındaki iş başvurularında not ortalamasının bir seçilme kriteri olmadığı ve bu konuda öğrencilerin algısı da görülmüştür. Ayrıca 4 senelik lisans eğitimlerinin mesleki manada yeterliliği sağlamadığı gibi çarpıcı bir sonuca da varılmıştır. Bu durumla bağlantılı olarak da artık sadece aldıkları lisans unvanıyla yetinmeyip, öğrencilerin büyük çoğunluğu yüksek lisans eğitimine devam etmektedir (Soru 9). - Mezun olan öğrencilerimizin büyük çoğunluğu, uluslararası nitelikte, özel sektörde ve büyük ölçekli firmalarda çalışmak istemektedir. Ayrıca kendi şirketini kurmak isteyenlerin oranı da azımsanmayacak yüzdeye sahiptir. Bunları takiben araştırmaya yatkın olanların akademik kariyer yapmak istemeleri ve teorik bilginin direkt uygulamadaki akışının gözler önüne serildiği üretim kısmında çalışmak isteyenler de yakın oranlara sahip olup, diğer kariyer seçenekleri arasında yer almaktadır (Soru 8, Soru 17, Soru 18). - Anket katılımcısı öğrencilerin, anket genelinde en düşük puan verdikleri sorular "Akademik Danışmanlık" ile alakalı olanladır. Öğrencilerin çoğunluğunun akademik danışmanı ile sıklıkla görüşemediği hatta bir kısmının hiç görmemiş / tanışmamış olduğu, görüşmelerin planlı olmadığı, mesleki anlamda ilerleme ve gelecek planları hakkında aklına takılan sorulara yardımcı olunmadığı gibi sonuçlara varılmıştır. (Soru 14 - 16). - Öğrencilerin tercih ettikleri öğretme tekniklerinin kapsamında pratik uygulamalar, laboratuvar uygulamaları, stajlar, seminerler ve proje uygulamaları yer almaktadır (Soru 17, Soru 18). Anket sonuçlarından yola çıkarak, "İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü" odak grup olarak seçilmiş ve öneri geliştirilebilmesi hususunda bu bölüme özel olarak 3 ayrı (Takım çalışması, Laboratuvar dersi ve Tasarım Bitirme Projesi) rubrik oluşturulmuştur. Rubrikler sayesinde hem öğrencilerin belirtilen konulardaki performansları ölçülerek iyileştirmeler yapılmış, hem de günümüzün olmazsa olmaz kriterlerinden olan sürekli gelişme çerçevesinde ölçme-değerlendirme yöntemi geliştirilerek öğrencilerimizin bundan sonraki mesleki yaşantılarında daha donanımlı hale gelmeleri hedeflenmiştir.
The effect of distance self-assessment training on Turkish EFL learners' writing skills
The current study aims to examine the effect of self-assessment training given through distance education to students learning English as a foreign language on their writing performance. In addition, this study also aims to see whether self-assessment training has an effect on students' self-assessment performance. Finally, it is also aimed to reveal the views of the students who receive distance self-assessment training and their teachers about self-assessment training. To achieve the aims of the study, explanatory sequential mixed methods design was followed. Four groups of students participated in this study: two experimental and two control groups. 23 students each in the experimental and control groups, a total of 46 students participated in this study. The participant groups were selected randomly among four B1 level classes whose writing exam averages were the closest. Before collecting the quantitative data, the students in the experimental groups were given the treatment which is the distance self-assessment training. During the quantitative data collection process, while the students in the experimental groups evaluated their writings by receiving self-assessment training, the students in the control groups evaluated their writings without training. Both groups used the same assessment tool to evaluate their own writing. The assessment criteria that was used to collect the quantitative data was developed by the preparatory school and expert opinions were obtained for reliability and validity concerns to use it in the present study. Quantitative data were collected by students' self-assessment by looking at the assessment scales given in the two writing exams, and by their teachers' evaluation of their students in the same way. Qualitative data were collected by interviewing the students and their teachers about self-assessment training. The findings reveal that the distance self-assessment training created a significant difference in the writing performance of the experimental group learners. While the students in the control group did not improve their writing scores significantly, the students in the experimental group had higher scores after the self-assessment training. Besides, the students in the experimental group self-assessed their writing exam as close as their teachers whereas the students in the control group did not self-assess as accurately as the experimental group. Moreover, both the students and teachers had positive opinions regarding the self-assessment training and believed that it was effective.
Çeviri incelemesi ve hata analizi Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencilerinin çevirilerinin analizi ve hatalarının analitik sınıflandırılması
Çeviribilim eğitiminde öğrencilerin gerek kaynak gerekse hedef dil bilgilerinin üst düzeyde olması beklenir. Ancak, bu her zaman böyle değildir. Bu nedenle bu araştırma Hacettepe Üniversitesi Almanca Mütercim-Tercümanlık Bölümü öğrencilerinin yaptığı çevirileri dilbilimsel hata analizi kapsamında ele almaktadır. Katılımcılar Almanya'dan Türkiye'ye geri dönenler (L1 Türkçe, L2 Almanca) ve üniversitede üçüncül dil olarak Almanca öğrenen göç geçmişi olmayan öğrencilerden (L1 Türkçe, L2 İngilizce, L3 Almanca) oluşmaktadır. Çalışmanın amacı öğrencilerin karşılaştıkları çeviri zorluklarını ortaya çıkarmak ve hatalara yönelik bir dil çiftine özgü genel geçer bir çözüm yaklaşımının geliştirme olasılığını sorgulamaktır. Bu amaçla her iki katılımcı grubunun A, B ve C düzeylerinde Türkçeden Almancaya ve Almancadan Türkçeye çevirdikleri metinlerdeki hatalar hata analizi yardımıyla tespit edilmiş, sınıflandırılırmış ve açıklanmıştır. Araştırmanın sonuçları kapsamında hataların mevcut bir bağlam içinde yer almaları, hataların çeşitliliği ve iki dil arasındaki büyük farklılıklar nedeniyle bir dil çiftine özgü genel geçer bir çözüm yaklaşımının uygulanabilir olmadığı düşünülmektedir. Bununla birlikte bu çalışmanın sonuçları öğrencilerin dil ve çeviri becerilerine ilişkin mevcut tabloyu resmeder ve bu da çeviri eğitimini geliştirmek için önemli bir başlangıç noktası olarak hizmet edebilir.
İzmir'de Kredi Yurtlar Kurumu erkek yurtlarında kalan yabancı uyruklu öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve Türk öğrencilerle karşılaştırılması
Amaç: Bu araştırmada İzmir'de Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) erkek yurtlarında kalan yabancı uyruklu öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının belirlenmesi ve Türk öğrencilerle karşılaştırmasını amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte olan araştırmanın evrenini 2015-2016 öğretim yılında İzmir'de KYK Erkek Yurtlarında kalan ve toplam sayısı 5.258 olan Türk ve yabancı uyruklu öğrenciler oluşturmuştur. Türk öğrencilerin sayısı 4.633, yabancı öğrencilerin sayısı 625'tir. Erasmus programıyla giden ve gelen öğrenciler bu sayılara dâhil değildir ve kapsam dışı bırakılmıştır. İzmir'de KYK erkek yurtları sekiz adettir ve yabancı öğrencilerin konakladığı yedi yurdun tamamı çalışma kapsamına alınmıştır: Hacı Ahmet Tatari Yurdu, Bornova Erkek Yurdu, Atatürk Yurdu, Barbaros Yurdu, Çiğli Erkek Yurdu, Urla Yurdu ve Çakabey Yurdu. Bu yurtlarda hem yabancı uyruklu öğrencilerin hem Türk öğrencilerin sayılarına orantılı olarak evreni temsil edecek iki örneklem grubu seçilmiştir. Çalışmanın örneklem büyüklüğü 252 öğrenciden oluşmuştur. Öğrenciler, yurtlara ve uyruğa tabakalı olarak seçilmiştir. Toplam seçilmesi gereken 126 yabancı öğrenci, mevcut 625 yabancı öğrenci içinden, 126 Türk öğrenci de mevcut 4.633 öğrenci içinden sistematik rastgele yöntemle seçilmiştir. Verilerin toplanmasında "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçegi II" (SYBDÖ-II) ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyo-demografik Anket Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri yaş, medeni durum, anne-babanın öğrenimi, kayıtlı olduğu eğitim programı, kalınan yer, kaldığı yerden memnuniyet, ekonomik durum algısı, sağlık algısı, boy, kilo, kronik hastalık varlığı, sigara, alkol kullanımı ve İzmir'de zorlandığı konulardır. Bağımlı değişkenler SYBDÖ toplam ve alt boyut puanlarıdır. Ölçeğin altı alt boyutu bulunmaktadır. Ölçeğin ve alt boyutlarının skorları yükseldikçe sağlıklı yaşam biçiminin daha olumlu olduğu anlaşılmaktadır. Verilerin değerlendirmesinde; bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi veya Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Önemlilik düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Her iki gruptan 124'er öğrenci çalışmaya katıldı (%98.4 kapsayıcılık). Yabancı uyruklu öğrencilerin SYBDÖ-II toplam puan ortalaması 129.29±17.60, Türk öğrencilerin toplam puan ortalaması 130.73±20.56 olarak belirlendi ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p=0.555). Her iki grupta da en yüksek puan ortalamasının ölçeğin manevi gelişim alt boyutundan (yabancı uyruklu öğrencilerin 26.31±4.22, Türk öğrencilerin 26.20±4.19), en düşük puan ortalamasını ise fiziksel aktivite alt boyutundan (yabancı öğrencilerin 17.99±4.29, Türk öğrencilerin 19.02±5.39) alındığı bulundu. Alt boyutlar içinde sadece kişilerarası ilişkiler açısından Türk ve yabancı öğrenciler arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı. Türk öğrencilerin 25.04±5.04 olan ortalaması, yabancı öğrencilerin 23.73±3.10 olan ortalamasından daha yüksekti (p=0.016). Yabancı öğrencilerin SYBDÖ-II puan ortalamalarının eğitim düzeyi, kaldıkları yurt, ekonomik durum, sağlık durumu, kronik hastalık varlığı, burs durumu, eğitimden memnuniyet, arkadaş ilişkilerinde zorlanma ve kültür farklılığından zorlanma durumlarına göre, Türk öğrencilerin ise üniversite, yurt, ekonomik durum, sağlık durumu, burs durumu ve arkadaş ilişkilerinde zorlanma durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0.05). Sonuç: Araştırmaya katılan yabancı uyruklu öğrencilerin SYBDÖ-II toplam puan ortalaması, Türk öğrencilerin ortalamasına benzerdir. Her iki grupta araştırma kapsamına alınan öğrencilerin SYBDÖ-II toplam puanının orta düzeyde olduğu ve alt boyutlar içinde manevi gelişimin en yüksek olduğu, fiziksel aktivitenin en düşük puanı aldığı saptandı. Öğrencilerin yeterli fiziksel aktivite ve düzenli egzersiz yapmadıkları görülmektedir ve bu nedenle yurtlarda spor salonlarının kurulması önerilebilir. Bu sonuç doğrultusunda KYK tarafından sağlığın korunması programları ve sağlık seminerlerinin yapılması, KYK yurtları içinde sağlığı geliştirici davranışların desteklenmesinin sağlanması uygun bir yaklaşım olabilir. Yabancı öğrencilerin kişiler arası ilişkilerinin geliştirilmesi için Türk öğrencilerle ortak sosyal etkinliklerin düzenlemesi hem dil gelişimi hem de arkadaşlık kurma anlamında yararlı olabilecektir.
Factors that influence the relationship between western media exposure and body satisfaction among Turkish university students
This study investigated the factors that influence and mechanisms that underlie the relationship between Western media exposure and body satisfaction among students in Boğaziçi University, Istanbul, and Selçuk University, Konya. Previous research has found a link between sociocultural influences, like the media, and body satisfaction and unhealthy eating attitudes. In this study, 316 women from all body mass index groups participated by filling out the scales online. A Western Media Exposure Scale, Sociocultural Attitudes Towards Appearance Questionnaire, and Physical Appearance Comparison Scale were used to assess variables related to Western media exposure. Body Esteem Scale and Eating Attitudes Test were used to measure body satisfaction and eating patterns, and Religious Orientation Scale and demographic form were used to assess religiosity and personal differences, like socioeconomic status and body mass index. Results showed that Western media exposure, internalization of and comparison with media ideals were related to body satisfaction. Even though Boğaziçi University and Selçuk University students differed from each other in terms of religiosity and socioeconomic status, their body satisfaction levels and unhealthy eating attitudes unexpectedly did not differ from each other. Further implications of the research and recommended future directions are also discussed.
Non-routine problem solving processes of Turkish mathematically gifted students
This study aimed to investigate the problem solving processes of Turkish mathematically gifted students when they engaged in solving non-routine mathematical problems. In accordance with the nature of the study, case study were chosen as research design. The sample of the study was five mathematically gifted students who were members of Mathematics Olympiads Group organized by National Ministry of Education, and at the top ten degree of in National Mathematic Olympiad regulated by TUBITAK, the National Science Foundation (NSF) in Turkey. Data was collected by two-hour long paper and pencil test containing eight non-routine problems and one-hour long structured task-based interviews. Data was analyzed by within and cross case data analysis techniques. Results of the study showed that Polya's four-phase problem solving processes were attainable by all these mathematically gifted students. Particular to especially the looking back and the carry out the plan stages, results showed that for mathematically gifted students problem solving processes include justification within the looking back stage. In addition, carry out the plan phase of the problem solving process of mathematically gifted students involve three common characteristics: focusing on the quantities, associating numerical and symbolic results with the givens in the problem context, being aware of all parts/steps of the solution processes. These results in-juxtaposition to each other implied that while solving non-routine problems mathematically gifted students engage in quantitative reasoning. Implications for teaching suggests extricating the mathematically gifted students' reasoning processes during classroom discussions to foster average students' reasoning quantitatively and to learn from each other.
An analysis of requestive emails in Turkish to an academic advisor
This study examines the requestive emails of Turkish students to their academic advisor over a 4-year period of time.The study focuses mainly on the speech act of requesting in the emails. This research further investigates the politeness strategies employed in the emails. The data consist of 200 authentic emails written by 45 students sent to the female academic advisor covering eight semesters.In the study, 217 requestive acts are identified, coded and categorized in terms of request strategies and request perspectives.The statistical analysis results indicate that when forming a request,students make use of indirect strategies, in particular preparatory and suggestory formulas, and speaker-oriented perspective at a significantly higher rate.Moreover, in regards to politeness strategies, it can be said that students employ various realizations of on-record, off-record, positive politeness, and negative politeness strategies. These findings reveal that students try to employ the most appropriate politeness strategy in order to maintain face in email messages.
A Suggestion toward an eclectic approach for english language teaching in Turkish public junior high schools
This study is primarily about an evaluation of the teaching of English as a foreign language in Turkish public junior high schools. In the study, the currently applied method, the Audio-Lingual Method, with its materials available in Turkish public junior high schools is reviewed, and a new methodological suggestion, the Eclectic Approach, is presented for language teachers in public junior high schools in the country. The study is a theoretical one throughout and also includes a review of six language teaching methods, namely, The Grammar- Translation Method, The Direct Method, The Audio-Lingual Method, The Cognitive-Code Approach, The Communicative (Functional/Notional) Approach, and The Humanistic/ Affective Approach in order to s elect good points from some of them and to use them in an eclectic manner in the classroom. IVThe study begins with the chapter Introduction in which the Audio-Lingual Method which is used for Teaching of English as a Foreign Language(TEFL) in public junior high schools in reviewed with respect to its textbook and application in the classroom. Then comes the evaluation of the method. The second chapter of the study is Review of Literature on the subject of the thesis. In this chapter, the definition of approach, method, and technique is presented, and it is followed by the review of the methods and approaches mentioned above. The third chapter is concerned with the evaluation of the sample text-books, aiming at how the textbooks teach the language with respect to the requirements of the methods and approaches on which they are based. The fourth chapter is about Suggestion in which language teachers are presented an Eclectic Approach by which English Language Teaching (ELT ) may be carried out effectively in public junior high schools. The aim of the chapter is to make a suggestion to them to teach the language in an eclectic manner. The last chapter is a conclusion in which all that has been said in the study is summed up and ended with a suggestion about what precautions should be taken to improve ELT in secondary schools.The thesis ends with Appendixes. The aim of them is to give an idea and to make any confusion that might appear in minds clear about the teaching materials reviewed, criticized, and suggested in the study. VI
A Study on comprehension of english idioms by Turkish learners
who spent slepless nights over the typing of this thesis. Finally, I am indebted to my family, especially to my parents, without whom my education would have been impos sible, to my sister, my brother in-law, Damla and Pınar, who have made their home my home.
Instructional differences and learning outcomes: A methodological study of systematic intonation teaching to the learners of english as a foreign language
ABSTRACT It has been apparent for some time that little attention has been given to intonation teaching to the EFL learners. Teachers often suffer from the lack of appropriate instruction and instructional materials since they, generally, are not content with presenting intonation incidentally within daily calssroom activities. Besides, students who are learning the intonation system of the Target Language, need some provision for the presentation of the system, accurate and clear description and explanation of the concepts. In recognition of this shortage, this study presents on observation of systematic versus incidental instruction in teaching intonation, The aim was to achieve subjects' awareness and understanding of intonation learning with the ability of correct production. Although the subjects of the systematic instruction improved much more than the subjects of the incidental instruction, we also observed, that intonation learning would be a gradual process when it was integrated with other skills IVin language teaching. However, we achieved our purpose by helping students to improve and practice their intonational skills while studying the difficulties which they actually encountered in learning intonation. v
The noun phrase accessibility hierarchy (NPAH) in the acquisition of English restrictive relative clauses by Turkish adult learners of English
While learning a language, the importance of the target language syntax cannot be denied. However, how this syntax is formed and developed in the learners' interlanguage has undergone many different explanations. Markedness is thought to play a role in learners' selection of syntactic items in the learning process; that is, it is claimed that students learn unmarked structures earlier and with a higher rate of accuracy than marked structures. This study aims at investigating this claim by studying Restrictive Relative Clauses in English within the framework of the Noun Phrase Accessibility Hierarchy (NPAH). It tries to find answers to three main questions: a) Do Turkish adult learners of English follow the NPAH while acquiring Restrictive Relative Clauses?, b) If not, what is the order of acquisition in Restrictive Relative Clauses for these learners?, and c) Do lower-intermediate and upper-intermediate students exhibit the same learning order while learning Restrictive Relative Clauses? To answer the research questions, 80 subjects (40 lower-intermediate and 40 upper-intermediate students) have been given three different tasks eliciting the five relative clause types on the NPAH. These included Grammaticality Judgement Test, Sentence Combining Task, and Translation Task. The findings suggest that the Genitive construction seems to violate the otherwise existing hierarchy, and thus neither of the groups follow the NPAH while learning English Restrictive Relative Clauses. Instead, the error rates refer to an order starting with Subject relativization, followed by Direct Object relativization, and Indirect Object or Oblique relativization.
A Study on the communication strategies used by field dependent and independent Turkish EFL learners to express lexical meaning
Ill ABSTRACT The fact that some learners are more successful at acquiring/ learning a second or foreign language than others has led to investigations of individual characteristics as predictors of successful L2 acquisition; thus, language learners have become the main interest of second/foreign language researchers. In this study, the effect of cognitive styles (field independence and field dependence) on the type and the number of the communication strategies Turkish EFL learners use was examined. The aim of this study was to reveal whether the cognitive styles of the learners affected the selection of communication strategies at lexical level in oral production. For this study, 40 (20FI-20FD) upper-intermediate Turkish EFL learners were selected as the subjects. They were engaged in three different type of tasks, namely picture description, re-telling a story and interview. Transcriptions of these tasks were analysed and categorised by two independent raters. The findings of the study suggested that learners' communication strategies do not vary in terms of total use. But when the types of strategies were considered, L2 based strategies were found to be used more often by both FI and FD groups. It was concluded that task types motivate learners to appeal to different communication strategies.
Spech act realizations of Turkish EFL learners: A study on apologizing and thanking
ABSTRACT Apologizing and thanking are considered to be highly complex speech acts as they differ cross-culturally, thus, these language specific semantic formulas are prone to misunderstandings. Since foreign language learners are under the influence of their mother tongue or have not been able to acquire semantic formulas specific to second/foreign language (L2) adequately, they face troubles when communicating in L2. Because of the influence of the mother tongue, in some situations, learners are liable to transfer their Turkish sociocultural norms negatively to L2. This study aims at investigating to what extent language learners have acquired semantic formulas in English, specifically the apologizing and thanking situations. Data was collected from 50 native speakers of English, 68 Prep-school learners, 61 Fourth-year learners and 44 native speakers of Turkish through discourse completion test including 28 situations.The study was carried out by comparing the speech act realizations of (Prep-school and Fourth-year) learners with speech act realizations of native speakers of English Findings of the study showed that learners, in their development of interianguage continuum, negatively transferred from their mother tongue in certain situations. Both Prep-learners' and fourth year learners' performance reflected that they transferred Turkish sociopragmatic norms, but Fourth-year learners at times transferred Turkish norms in more situations than Prep learners did. It was observed that the more formal and infrequent the situation is, the higher the possibility of negative transfer occurence was. Learners, in general, preferred simple semantic formulas of apologizing and thanking. Furthermore, learners realized some semantic formulas which were not used either by native speakers of English or native speakers of Turkish. In other words, it was discovered that the interianguage system of learners led them to prefer different semantic formulas although the mother tongue and target language sociopragmatic norms were similar.