Turkomans

83 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Irak Türkmen atasözleri üzerine halk bilimsel bir inceleme

Yaşanmışlıkların ve yaşanma ihtimali olan durumların anlatılmaya çalışıldığı atasözleri üzerine yapılan çalışmalar kültür aktarımı konusunda önemli bir yer teşkil etmektedir. Irak Türkmen söz varlığı ürünlerinden biri olan atasözleri, Irak Türkmenlerinin sözlü kültürel değerlerini gelecek nesillere aktarmada önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada bu durum gözetilerek ve atasözleri üzerine yapılan çalışmaların nitelikleri de göz önüne alınarak farklı bir yaklaşım denenmiştir. Konuyla ilgi birçok çalışma bulunmakla birlikte çalışmaların benzer nitelikte oldukları da görülmektedir. Bugüne değin Irak Türkmen atasözleri genellikle derlenmiş fakat içerikleri üzerine çalışmalar kısıtlı kalmıştır. Bu çalışmada Irak Türkmen atasözleri konularına göre sınıflandırılmış ve halk bilimsel bir inceleme yapılmıştır. Literatürde doğan bu boşluğun doldurulması adına yapılacak çalışmalara yol gösterici nitelikte olacağı düşünülmektedir.

AtasözleriHalk bilimiIrak Türkleri+5
Arkan Yaseen Taha Qahwachee
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kerkük Türkmenleri arasında yaşayan geleneksel halk hekimliği uygulamaları

Kerkük Türkmenlerinde çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan halk hekimliği yöntemleri geçmişten günümüze dek yaşamaya devam etmektedir. İnsan için en değerli unsurlardan biri sağlıktır. Sağlığın yitirilmesi çeşitli çözüm arayışlarını da beraberinde getirmiştir. Modern tıbbın olmadığı dönemlerde insanlar kendilerini, hayvanlarını yahut bitkileri tedavi etmek için çeşitli uygulamalar geliştirmişlerdir. Bu noktada yine doğadan ve onun unsurlarından faydalandıkları görülmüştür. Kerkük Türkmenleri içinde durum benzerdir. Atalarından kalan pek çok halk hekimliği uygulamasını günümüzde de devam ettirmektedirler. Bölge halkı iyileşmek için bitkisel ilaçlara, ocaklara, türbelere, kaplıcalara, aktarlara, kırık-çıkıkçılara, din adamlarına başvurmaktadırlar. Literatür tarandığında Kerkük Türkmenlerinin bu zengin halk hekimliği mirasına ilişkin kapsamlı çalışmaların bulunmadığı görülmektedir. Türk kültürünün bir bütün halinde incelenebilmesi noktasında Anadolu dışında yaşayan Türklerin kültürleri üzerine odaklanan çalışmalar önem taşımaktadır. Çalışmanın bu amaca hizmet edeceği düşünülmektedir. Halk hekimliği uygulamaları sadece insanlarla sınırlı olarak düşünülmemelidir. Halk Baytarlığı ve Halk Botaniği de uzun yıllar sonucu oluşan deneyimlerin yansımalarıdır. Bu bağlamda tezimizde Kerkük Türkmenlerinin halk hekimliği uygulamalarının yanında bitkiler ve hayvanlar için uyguladığı tedavi yöntemleri de incelenecektir.

Halk bilimiHalk hekimliğiIrak-Kerkük+2
Mohammed Ihsan Shukur
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Irak türkmenlerinin yemek kültürü

Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Irak Türkmenlerinin yemek kültürünün tespiti amaçlanmıştır. Irak Türkmenleri zengin bir mutfak kültürüne sahiptirler. Çalışmada yemek-kültür ilişkisi üzerinden Irak Türkmenlerinin halk mutfağı ele alınmıştır. Ayrıca bu kültürel zeminin halk edebiyatı ürünlerinde ve ritüellerdeki yansımaları konu edinilmiştir. Bunlara ek olarak yemek yapımında kullanılan araç ve gereçler tanıtılmış ve yemek kültürü ile ilgili inanış ve uygulamalara yer verilmiştir.

Halk bilimiHalk kültürüIrak+5
Fatımah Luqman Othman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Halep Türkmenleri çocuk oyunları

Oyun, fiziksel bir aktiviteye dayanmakla birlikte içerisinde bulunduğu kültürden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği için kültürel bir arka plan barındırmaktadır. Dolayısıyla bir toplumun oyunları o toplumun kültürü ile ilgili veriler de sunmaktadır. Bu çalışmada Halep Türkmenlerinin çocuk oyunları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda hem Suriye hem de zorunlu göç sonrası Türkiye'nin çeşitli illerine gelen Halep Türkmenleri arasında derleme faaliyetleri gerçekleştirilmiş ve tespit edilen oyunlar çalışmanın içeriğini oluşturmuştur. Çalışmada yer verilen oyunlar, oynanma biçimi, kuralları, oyuncu sayıları gibi özellikler bakımında tanıtılmıştır. Daha sonra oyunlarda yer alan yerelleşmeye ilişkin unsurlar, ebe seçiminde kullanılan yöntemler ve oyunlarda yer alan sözlü formeller, oyunların isimlendirilmesinde etkili olan faktörler hakkında bilgiler verilmiştir.

Halk bilimiOyunlarSuriye-Halep+3
Adil Çavuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Migration experiences of Syrian Turkmen women: The case of Gaziantep

The aim of this study is to examine the processes and experiences of Syrian Turkmen migrant women who settled in Gaziantep due to the civil war that started in Syria in 2011, before and after migration. Considering the ethnicity variable as a component to be taken into account, this study questions the stance of Syrian Turkmen women's communities in their traditions, gender roles in Syria before the war, and their struggles to become a refugee woman after migrating to Turkiye, their life experiences and cultural adaptation processes. In this process, in which migration from Syria continued, Syrian Turkmen women, who were an important group of Syrians who had ties to Turkiye before the war and migrated to Turkiye after the war, were determined as the research subjects. Syrian migrant Turkmen women are examined in the context of those in Gaziantep. In this context, in-depth interviews were conducted with 20 women from different age, education, profession and income groups. In the findings of the study, which was conducted using the qualitative research method, it was found that Syrian Turkmen migrant women had an easier and more positive experience of adaptation to immigration and social integration than other groups due to their familiarity with the language and culture. However, it was concluded that they had difficulties in their struggles as migrant women in the first stage of the migration process due to their Syrian immigration status and gender roles. Despite this, it has been observed that women should not always be perceived as victims in the migration process, and that immigrant women continue their struggle for life despite the many problems they experience.

GaziantepEmigrantsWomen+7
Esra Kurt
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gaziantep barakları anonim halk edebiyatı ve halk kültürü araştırması

Gaziantep Türk kültür coğrafyasının önemli kavşak noktalarından birisidir. Bu bağlamda Gaziantep, dünden bugüne çeşitli Türkmen gruplarına ev sahipliği yapmıştır. Bununla birlikte Gaziantep, güneyden gelen Türkmen grupların Anadolu'ya geçiş yollarından birisi de olmuştur. Siyasal anlamda Memlüklüler, Dulkadiroğulları Beyliği ve Osmanlı Devleti idaresi bu bölgede varlık göstermiştir. Osmanlı Devleti, doğudan gelen Türkmen gruplarını iskâna tabi tutarken Barak Türkmenlerini bugün bir bölümü Suriye topraklarında bölgeye yerleştirmiştir. Günümüzde Gaziantep merkez, Nizip, Oğuzeli ve Karkamış'ın ilçe merkezleriyle köylerinde yaşayan Baraklar, halk edebiyatı ve halk kültürü bakımından zengin kültürel varlığa sahiptir. Bu çalışmada, Gaziantep Baraklarının söz konusu bu kültür varlığı, "Gaziantep Barakları Anonim Halk Edebiyatı ve Halk Kültürü" adı altında incelenmiştir. Çalışma, dört bölümden meydana gelmektedir. Çalışmada, Gaziantep Baraklarının anonim halk edebiyatı ve halk kültürü ürünleri konularında derleme, tasnif ve değerlendirme yapılmıştır. Gaziantep Baraklarının, tespit edilen anonim halk edebiyatı ve halk kültürü ürünlerinin, genel Türk halk edebiyatı ve halk kültürü içerisindeki yeri, benzerlik ve farklılıklar bakımından ortaya konulmuştur. Çalışmanın son bölümünde Barak halk kültüründe eski kültür izleri aranmıştır. Konuyla ilgili olarak yazılı, sözlü ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk kültürü, halk edebiyatı, Gaziantep, barak, barak odası

BarakGaziantepHalk edebiyatı+2
Cevdet Avcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'ın Faryab bölgesindeki Türkmenlerin sosyo-kültürel yapısı

Tarih boyunca bir halkın ortaya koyduğu maddi ve manevi değerler bütünü olan kültür, sadece bir miras değil, aynı zamanda yaşayan bir bellektir. Millet olmanın temelinde dil, din ve ideal birliği yatar. Milletler geçmişten günümüze kadar edindikleri kültürel değerlerini koruyup muhafaza ederek gelecek nesillere aktarırlar. Böylece millet olma özelliklerini korurlar. Son 40 yıldır iç savaşlar ve çatışmalarla boğuşan Afganistan bölgesinde bulunan farklı etnik gruplarda önemli kültürel erozyonlar meydana gelir. Bütün bu değişikliklere 1979'da Rus işgali ile başlayan ve günümüze kadar devam eden sıkıntılar ve karışıklıklar sebep olur. Kültürel miraslar korunamamış veya yanlış bir yola sevk edilir. Bazı dini değerler kültürel olarak kabul edilirken kültürel değerler ise dinin yerini alır. 2001 yılından itibaren Afganitan'da Taliban rejiminin devrilmesiyle, hızla ilerleyen teknoloji ve medya, Afganistan toplumunu büyük ölçüde etkisi altına alır. İlk olarak Hint dizileri ve daha sonra Türk dizileri televizyonlarda yayınlanırken, Afganistan toplumunun geleneksel ve kültürel değerlerinin korunması zorlaşır ve önemli değişikliklere uğramaya başlar. Buna bir de bilinçsiz cep telefonu kullanımını eklersek nasıl bir kültürel erozyon yaşandığı görülür. Afganistan'da yaşayan Türkmenler, her ne kadar aynı sıkıntılara maruz kalıp çalkantılı bir süreçten geçse de yaşadığı bölgeleri büyük ölçüde terk etmemişler ve tarihten gelen gelenek – görenek ve adetlerini ağırlıklı olarak koruyabilmişlerdir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Afganistan'ın tarihi gelişiminin yanı sıra genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Afganistan'da yaşayan Türkmenlerin tarihleri, demoğrafik yapıları, coğrafi ve siyasi durumları gibi konular ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Faryab bölgesinde yaşayan Türkmen toplumunun sosyo-kültürel yapısı derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.

Afganistan-FaryabHalk bilimiHalk inançları+5
Bory Nasır
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Türkmen Türkçesinde soru

Bu çalışmada Irak Türkmen Türkçesinde soru cümleleri; soru işaretleyicileri, sözdizimi ve anlam bakımından incelenmiştir. İncelenen metinlerde haḫsı, hanı, hara, harda, hardan, hayza, kim, nanca, ne, nece, neçe, nerede, neçi, nişi, niye ve yav̇ı/yav̇u, Irak Türkmen Türkçesinde kullanılan soru sözcükleri tespit edilmiştir. Çalışmamız, beş bölümden oluşmuştur. İlk bölümde "Giriş", İkinci bölümde "Kuramsal Açıklamalar ve İlgili Araştırmalar", üçüncü bölümde "Yöntem", dördüncü bölümde "Bulgular" ve beşinci bölümde ise "Sonuç" yer almıştır. Birinci bölüm olan Giriş'te çalışmanın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve tanımı yer almıştır. İkinci bölümde, "Kuramsal Açıklamalar ve İlgili Araştırmalar" başlığı altında Irak Türkmen Türklerinin tarihçesi, yaşadıkları coğrafya, ağızları ve edebiyatı ile ilgili bilgiler yer aldıktan sonra Türkiye Türkçesindeki ve Irak Türkmen Türkçesindeki soru türleri ortaya konmuştur. Daha sonra da soru ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın Yöntem'i yer almıştır. Dördüncü bölümde, "Bulgular" başlığı altında Irak Türkmen Türkçesindeki sorular üç açıdan değerlendirilmiştir. "Soru İşaretleyicileri Bakımından", "sözdizimi bakımdan" ve "anlam bakımından" sorular olmak üzere tasnif edilmiştir. Bu bölümün birinci kısmını oluşturan "Soru İşaretleyicileri Bakımından Soru", "Sözcük Türü ile Kurulan Soru Cümleleri" ve "Ezgi Soruları" olarak sınıflandırılmıştır. Sözcük türü ile kurulan sorular, zamir, sıfat ve zarf işlevinde kullanılışlarına göre değerlendirilmiştir. Ezgi Soruları ise "I. tip ezgi soruları" ve "II. tip ezgi soruları" olarak sınıflandırılmıştır. Bulgular bölümünün ikinci kısmında ise soru sözcükleri sözdizimsel bakımdan incelenmiştir. Soru sözcükleri, cümle ögelerinde ve söz öbeklerinde yer almaları bakımından iki temel gruba ayrılmıştır. Soru sözcüklerinin anlamsal özellikleri ise Bulgular bölümünün üçüncü kısmını oluşturmuştur. Bu kısımda soru sözcüklü cümleler, doğrudan ve dolaylı olarak iki ana gruba ayrıldıktan sonra gerçek veya sözde oluşlarına göre incelenmiş, ardından da olumlu ve olumsuz anlamları bakımından dört grupta değerlendirilmiştir. Irak Türkmen Türkçesinde soru sözcüklü cümlelerde dolaylı soru örneğine rastlanılmamıştır, ancak gizli dolaylı soru olarak incelediğimiz cümleler bu bölümün diğer kısmını oluşturmuştur. Ayrıca bu kısımda soru sözcüğü olup da soru anlamı taşımayan cümlelere de yer verilmiştir. Çalışmanın beşinci ve son bölümünü ise "Sonuç" oluşturmuştur. Her bölümde yapılan sınıflandırmalar sonucunda sayısal verilerin dökümü tablolar ile belirtilerek Irak Türkmen Türkçesinde soruların kullanım sıklığı ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Irak Türkmen Türkçesi, Soru Sözcükleri, Ezgi Soruları, Sözdizimi, Anlam.

DilbilgisiDilbilimIrak+4
Noor Yalmaz Nooraldeen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim çağında konargöçer yörük Türkmen çocukların gelişimsel ve eğitimsel refahlarının ekokültürel teori bakış açısıyla incelenmesi

Bu araştırma, okul öncesi eğitim çağında konargöçer Yörük Türkmen çocukların gelişimsel ve eğitimsel refahlarında aile yapısının nasıl bir rolü olduğunu, kültürel toplulukta çocukların gelişimsel refahlarına yönelik bakım uygulamaları ve bu uygulamaları etkileyen faktörlerin neler olduğunu çocukların günlük yaşama katılımları, informal ve formal eğitim süreçlerinin nasıl olduğunun, nelerden etkilendiğinin ve tüm bu sürecin nasıl geliştiğinin ekokültürel teori bakış açısıyla incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden etnografi kullanılarak yürütülen bu çalışmanın katılımcılarını, 2017-2018 eğitim öğretim yılında, Mersin ilinin Silifke ve Gülnar ilçelerindeki MEB'e bağlı iki ilkokulun bünyesindeki okul öncesi eğitim sınıfına devam eden dört konargöçer Yörük Türkmen çocuk, onlara bakım verme sorumluluğu olan oba üyeleri ve çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında gözlem, görüşme, araştırmacı günlüğü ve etnografik fotoğraf kullanılmıştır. Çocukların her biri okul ve oba bağlamlarında, bakım verenleri, öğretmenleri ve akranlarıyla ilişkileri açısından 25 Eylül 2017- 27 Mayıs 2018 tarihleri arasında gözlemlenmiştir. Ayrıca çocuklarla, onlara bakım verme sorumluluğu üstlenen kişilerle ve öğretmenleriyle de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme soruları ve gözlem planlamaları, ekokültürel aile görüşmeleri (Ecocultural Family Interview) formu temelinde hazırlanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından her günün sonunda araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Araştırmacı günlüğü, çocukların ev ve okul bağlamında gelişimsel ve eğitimsel refahlarına yönelik olarak uygulamaları ve bu uygulamalar sürecinde yaşanan etkileşimlerin ekokültürel niş çevresinde kayıt altına alınmasını sağlamıştır. Tüm bu sürecin görsel olarak desteklenmesi ve değerlendirilebilmesi amacıyla araştırma sürecinde etnografik fotoğraflama yoluyla görsel kayıtlar alınmıştır. Araştırmada tüm veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları ekokültürel teori temelinde tartışılmıştır. Bu bağlamda konargöçer Yörük Türkmen çocukların gelişimleri ve eğitimlerinde, konargöçer yaşama bağlı ekokültürel niş'inin belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Obaların geçim kaynakları olan dağ hayvancılığı ve buna bağlı iş yükü, konargöçer Yörük Türkmen obalarında geniş aile yapısı ve mekanik dayanışma şeklini zorunlu kılmıştır. Toplulukta, aile yapısı ve mekanik dayanışma şekli kollektifliği desteklemekte ve bu kollektif anlayışsa çocukların gelişimsel refahlarına yönelik bakım uygulamaları ve bu uygulamalarda rol ve sorumlulukların dağılımında etkili olmaktadır. Çocuklara yönelik bakım uygulamalarında, çocukların topluluk içinde erken yaşlarda işlevsel bir üye olarak katılımı hedeflenmektedir. Çocukların gelişimine yönelik bu hedef ve beklentiler, çocukların hem topluluğun hem kendi refahını sağlama da aktif rol almaları yönündedir. Bu durum konargöçer Yörük Türkmen kültüründe, çocuğun kültürel ve ekonomik değerinin olduğu kanısını uyandırmıştır. Genel olarak bakıldığında konargöçer yaşam biçiminin çocukların gelişimsel refahları üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Çocukların genel olarak kendi topluluklarında ve oba bağlamında mutlu, sağlıklı bir gelişim içinde oldukları, ancak bağlam dışına çıktıklarında özellikle sosyal gelişim açısından sorunlarla karşılaştıkları görülmüştür. Çocukların eğitimsel refahı incelendiğinde ise topluluğun geçmişten günümüze var olan eğitime erişim, eğitimin sürekliliği ile ilgili sorunların devam ettiği görülmüştür. Konargöçer Yörük Türkmen topluluklarında çocukların eğitimsel refahında, konargöçer yaşam biçimi, bakım verenlerin eğitim durumları ve eğitimde önceliklerinin informal eğitimden yana olması gibi faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra topluluğun sosyal görünürlüğünün düşük olması ve ülkemizin hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarının, eğitim ve öğretim programlarının, eğitim politikalarında kültüre duyarlılık noktasında yenilenmeye ihtiyacı bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk gelişimi ve eğitimi, kültürel psikoloji, çocukluk refahı, etnografi, Konargöçer Yörük Türkmen, ekokültürel teori

EkokültürEğitimEğitim sorunları+7
Mustafa Kale
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dilde arkaiklik olgusu ve Irak Türkmen ağızlarındaki dil unsurlarının arkaiklik bağlamında incelenmesi

Türkoloji çalışmalarında dilde arkaiklik üzerinde teorik açıdan fazlaca durulmamış ve bugüne dek herhangi bir bölgenin ağzı bütün yönleriyle arkaiklik bakımından incelenmemiştir. Tezimizde bu eksiklikler göz önünde bulundurulmuş, bir yandan arkaikliğin nasıl tanımlanması gerektiği tespit edilmeye çalışılmış diğer yandan Irak Türkmen ağızlarında fonetik, morfoloji ve kelime-anlam arkaikliği araştırılmıştır. Çalışmamızda arkaikliğin bir terim olarak mahiyeti ortaya konulurken dilde değişme olgusundan yola çıkılmış, böylece dilde değişmeyen unsurların hangilerine hangi ölçütler kullanılarak arkaik hükmü verileceği üzerinde durulmuştur. Arkaikliğin etraflı bir tanımı yapıldıktan sonra da Irak Türkmen ağızları arkaiklik bakımından incelenmiştir. Tezin yürütülmesinde öncelikle yazılı metinler, gramer çalışmaları, sözlükler ve konuyla ilgili çeşitli kitap ve makalelerden yararlanılmış, yazılı kaynaklardaki bilgilerle de yetinilmemiş bölge sakinleriyle, aydınlarıyla ve alanda çalışmış uzmanlarla soruşturmalar da yapılarak konunun daha sağlıklı bir şekilde işlenmesi ve sonuca varılmasına gayret edilmiştir. Tezimizin fonetik bölümünde Irak Türkmen ağızlarındaki sesler ve ses hadiseleri incelenerek bu ağızlardaki arkaik fonetik unsurlar tespit edilmiş, morfoloji bölümünde ise bir yandan yapım ve çekim eklerinin arkaikliği araştırılmış diğer yandan bu eklerde, varsa işlev arkaikliği tespit edilme yoluna gidilmiştir. Kelime-anlam bölümünde ise kelimelerden hangilerinin veya hangi anlamlarının arkaik olduğu üzerinde durulmuştur. Tezimizde bir yandan art zamanlı metotla Türk dilinin tarihî dönemleri boyunca her bir dil unsurunun gelişimi incelenmiş, eş zamanlı metotla da Türk dilinin çeşitli lehçe ve ağızları arasında karşılaştırmalara girişilerek ilgili dil unsurunun arkaikliği hakkında hüküm verilmeye çalışılmıştır.

Anadolu ağızlarıArkaizmAğızlar+2
Önder Saatçi
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Moğol istilası sonrası Türkiye Selçuklu Devletinde görülen Türkmen kökenli isyanlar

Türkiye Selçuklu Devleti 627/1230 yılında Yassı Çimen Savaşı'nda Hârizmşahlar'ı mağlup ederek bu devletin yıkılmasına zemin hazırlamıştır. Savaş sonrasında Türkiye Selçuklu Devleti Moğollar ile komşu devlet olmuştur. Bunun sonucu olarak da Moğollar istilâ faaliyetlerini gerçekleştirmek için yönünü zayıflamaya başlayan Anadolu topraklarına çevirmiştir. II. İzzeddin Keykâvus dönemine kadar az sayıda görülen dini-siyasi ya da sadece dini kökenli gerçekleşen Türkmen isyanları II. İzzeddin Keykâvus döneminden sonra sayısal olarak ani bir artış göstermiştir. İsyanların sebepleri arasına ekonomik sıkıntılar da girmiştir. Türkmen isyanlarının bu derece artması ve amacının değişiklik göstermesinin temel sebebini 634/1243 Kösedağ Savaşı ile devletin gerileme ve çöküş dönemine girmesinin ardından Moğollara verilen yüklü vergilere bağlayabiliriz. Moğol istilâları Türkiye Selçuklu Devleti'ni dıştan parçalamaya çalışırken; Türkmen isyanları, kabiliyetsiz devlet adamları, devleti yönettiği bilincinde olmayan Sultanlar da devletin içten çökmesine sebep olmuştur. Çalışmamızda Moğolların Anadolu topraklarını istilâ etmesinin akabinde Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılmasına zemin hazırlayan önemli etkenlerden Türkmen kökenli isyanlar ve bunlara neden olan faktörler birlikte ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Türkiye, Selçuklu, Türkmen, İsyan, Anadolu

Anadolu SelçuklularıMoğol istilasıSelçuklular+2
Zeynep Kayan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'ye sığınan Irak Türkmenlerinin sosyal hayata uyumlarının incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye'ye sığınmış Irak Türkmenlerinin sosyal hayata uyumlarının ne durumda olduğu araştırılmıştır. Nitel boyutun çalışma grubu 15 kadın, 15 erkek 30 kişiden oluşmaktadır. Nicel boyutun çalışma grubu 122 kadın, 121 erkek 243 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi olarak olgubilim (fenomenoloji) ve nicel araştırma yöntemi olarak tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmaya katılanların sosyal hayata uyumlarının incelenebilmesi için, araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Anketin birinci bölümü ankete katılanların sosyo-demografik özelliklerinin tespitini yapacak 12 sorudan ve ikinci bölümü ise ankete katılanların uyum (entegrasyon) sürecini tespit edecek 41 sorudan oluşmuştur. Anketin ikinci bölümü; yapısal uyum, etkileşime dayalı uyum, kültürel uyum ve özdeşime dayalı uyum süreçlerini gösteren 4 ana gruptan oluşmuştur. Nitel ve nicel bulgulardan elde edilen sonuca göre araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun, bazı yönlerden eksikliklerle karşılaşmalarına rağmen, uyum (entegrasyon) süreçleri göz önünde bulundurulduğunda, sosyal hayata uyum sağladıkları tespit edilmiştir.

GöçmenlerIrakIrak Türkleri+4
Necmettin Beyaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Golan Türkmenleri ağzı

Bu çalışmada, Golan Türkmenlerinin konuşmalarındaki ses bilgisi ve biçim bilgisi özelliklerinin tespiti ve söz varlığının metinlere dayanılarak örneklenmesi hedeflenmiştir. Yıllardır kendi topraklarından ayrı yaşayan Golan Türkmenlerinin, Türkiye Türkçesinden etkilenmeden ağız özelliklerini tespit etmek hedeflenmiştir. Bu çalışma, Giriş dışında İnceleme, Haritalar ve Fotoğraflar ile Metinler olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. Giriş kısmında araştırmanın kapsamı, sınırı, yöntemi açıklanmış, Golan Türkmenlerinin tarihi ve coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir. İnceleme kısmında Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi, Kelime Bilgisi, Söz Varlığı ve Sonuç başlıkları verilmiştir. İkinci bölümde kaynak kişilerin fotoğraflarına ve bölgenin haritasına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise kaynak kişilerden elde edilen dil malzemelerinin işlenmiş metinleri yer almıştır.

AğızlarBiçimbilimKelimeler+5
Ali Tolu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

XI. -XIII. yüzyıllarda Anadolu'da İslâmiyet

Jeo-politik önemi dolayısıyla Anadolu, tarih boyunca pek çok milletin ilgisini üzerine çekmiş ve bu sebeple de sayısız istilâya sahne olmuş, değişik din ve kültürlerin tesirinde kalmıştır. Lâkin bu istilâ ve kültür değişikliklerinden hiç biri XI. yüzyılda başlayan ve Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması ile sonuçlanan Oğuz (Türkmen) istilâsı kadar derin izler bırakamamıştır. Doğu Anadolu'dan süratle batıya doğru gelişen ve çok kısa bir zamanda bütün Küçük-Asya topraklarının Türk hâkimiyetine girmesini temin eden bu Oğuz yayılması ile Anadolu toprakları Türk vatanı ve İslâm diyarı hâline geldi. Selçuklu ve Osmanlı devletleri, hatta Türkiye Cumhuriyetinin varlığı tamamen bu göç hâdisesi ile alâkalıdır. Sürekli harpler sebebiyle nüfusu oldukça azalan Anadolu'ya Selçuklu fetihleri ile birlikte kalabalık Türkmen gurupları gelmiş ve bu göçebeler hemen açılan topraklara yerleşerek, başta Doğu ve Orta Anadolu sahası olmak üzere kısa zamanda Bizans Küçük-Asya'sını hâkimiyetleri altına almışlardı. Böylece Anadolu'nun etnik siması Türkler lehine değişti. Türkleşme işte bu değişikliğin eseridir.Anahtar Sözcükler1-Anadolu2-Türkleşme3-İslâmîyet4-Anadolu Selçuklu5-XI.-XIII. Yüzyıl

11. yüzyıl12. yüzyıl13. yüzyıl+9
Muhammet Kemaloğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Krallık döneminde Irak Türkmenlerinin siyasal etkinlikleri (1921-1958)

Kraliyet Sarayı dosyalarına, Irak Ümmet Meclisi oturum tutanaklarına, Irak ve Türk devlet arşivlerine, bu dönemde yayınlanan süreli yayınlar ile konuyla ilgili Arapça-Türkçe kitap ve makalelere dayanılarak 1920?1958 yılları arasındaki Türkmen sorunları araştırılmıştır.1921?1933 arasında görev yapan Kral Birinci Faysal döneminde Irak Türkmenlerinin durumunda başlayan bozulma, Kral Gazi'nin 1933?1939 yılları arasındaki iktidar döneminde artarak sürmüştür. Türkmenler, bu dönemde Araplaştırma politikası yüzünden büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Bazıları kendi bölgelerinin dışına sürülmüş ve yerlerine Araplar yerleştirilmiştir. Türkmen bölgelerindeki tüm idari makamlara Araplar ve Kürtler atanmıştır.İkinci Dünya Savaşı'nın yaşandığı 1939?1945 yılları arasında Irak, siyasi çalkantılarla ve dış müdahalelerle yüklü bir dönem geçirmiştir. Gerek bu dönemin, gerekse bunu izleyen 1945?1958 arasındaki Soğuk Savaş yıllarının adları ön plana çıkan siyasi şahsiyetleri İngiltere'nin adamları olarak bilinen Kral Naibi / Veliaht Prens Abdulillah ve Nuri Said'dir. Türkmenler, bir yandan savaşın yol açtığı ekonomik ve siyasî bunalımlardan olumsuz biçimde etkilenirken, bir yandan da devam eden baskı ve haksızlıklarla uğraşmak zorunda kalmışlardır.İncelediğimiz dönemde Türkmenler, her ikisi de Kerkük'te gerçekleşen iki kitle katliamına maruz kalmışlardır. Bunlardan birincisi 1924 yılında yaşanan Levi katliamı, ikincisi ise, 1946'da yaşanan Gavurbağı katliamıdır. Bu iki katliam Türkmen toplumu üzerinde, günümüze kadar silinmeyen olumsuz etkiler bırakmıştır.Anahtar kelimeler:1.Türkmen,2.Irak,3.Irak Krallığı,4.Kürt,5.Arap,6.İngiltere,7.İnsan hakları.

EtkinlikIrakIrak Türkleri+6
Usama A. Sharıf
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Krallık sonrası dönemde Irak Türkmenlerinin durumu (1958-2003)

Irak'taki tarihi geçmişleri 1500 yıl öncesine kadar uzanmakta olan Türkmenler; Arap ve Kürtlerden sonra ülkenin üçüncü kalabalık etnik unsurunu teşkil etmektedirler. Yüzyıllar boyunca bölgede hâkim konumda yaşadıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye'den koparılarak İngiliz mandası altında kurulan Irak Devleti'ne bağlanmış ve azınlık konumuna düşmüşlerdir.İngiliz yönetiminin başlangıcından itibaren Türkmenler üzerinde uygulanan çeşitli baskılar ve haksızlıklar, onu izleyen Kraliyet ve Cumhuriyet dönemlerinde artarak sürmüştür. Uygulanan baskılar, Baas Partisi iktidarında açıkça devlet politikası haline gelmiş ve Türkmenlerin asimilasyona tabi tutularak Araplaştırılmaları sağlanmaya çalışılmıştır. Irak yönetimleri, Irak'ı bir Arap ülkesi olarak kabul ettikleri için Türkmen ve Kürtler gibi ülkeyi oluşturan diğer etnik grupları yok saymak ve yok etmek amacını gütmüşlerdir. Sayıca daha kalabalık, yaşadıkları coğrafya direnmeye daha uygun, sosyal olarak daha örgütlü ve dış destekleri daha güçlü olan Kürtler üzerindeki asimilasyon uygulamaları fazla etkili olmamıştır. Bu konuların tümünde Kürtlere göre daha dezavantajlı durumda olan Türkmenler, kimliklerini yitirmemek için büyük çaba harcamak zorunda kalmışlardır.Türkmenler, kendilerine karşı yapılan tüm baskı ve haksızlıklara rağmen, hiçbir zaman silaha sarılarak devlete karşı ayrılıkçı bir harekette bulunmamışlardır. Buna rağmen, Musul sendromunu üzerlerinden hiç atamayan Irak yönetimleri Türkmenleri her fırsatta ?hıyanet? ve ?Turancılık? ile suçlamışlardır. Asimilasyonun devlet politikası haline geldiği Saddam Hüseyin iktidarı zamanında Türkmenlerin önde gelen aydınları idam edilmiş, Türkmenler kitlesel göçe zorlanmış, Araplaştırılmaları için her türlü insanlık dışı yöntem uygulanmıştır.Körfez krizi sonrası dönemde Kuzey Irak'ta güvenli bölgenin oluşması ile baskı ve haksız uygulamalar son bulmamıştır. Bu dönemde Türkmen nüfusunun ikiye bölünmesiyle, güvenli bölge dışında kalanların Baas rejiminin, güvenli bölgede kalanların ise Kürt gruplarının baskısı altında kalmalarına neden olmuştur. Bağdat yönetimi, otoritesi altındaki Türkmenleri Araplaştırmaya devam ederken; güvenli bölgede meydana çıkan otorite boşluğunu doldurmaya çalışan Kürtler de, bu bölgede kalan Türkmenlere karşı bir sindirme politikası uygulamaya başlatmıştır. Bu bölgede ortaya çıkan Türkmen siyasi hareketleri ise, siyasi tecrübeden yoksun oldukları ve birçoğunda kişisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önünde olduğu için yeterince başarılı olamamıştır.

AsimilasyonAzınlıklarBaas Partisi+5
Ammar M. Saaid
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

ABD'nin işgalinin ardından Türkiye-Irak güvenlik ilişkilerinde Kuzey Irak faktörü

Dünya hâkimiyet teorileri incelendiği takdirde Ortadoğu'nun öneminin büyük olduğu anlaşılmaktadır. Bu coğrafyada Irak'ın jeo-stratejik ve jeo-politik konumu da önemli bir yer tutmaktadır. Osmanlı'nın son döneminden itibaren gerçekleşen olayların bu durumun önemini ortaya koyduğu bir gerçektir. 19. yüzyılın son çeyreğinde endüstride ve ulaşımda kullanılmaya başlanan petrolün bu bölgede bulunması da güç mücadelesini tetikleyen bir başka etkendir. Bu tarihsel süreçten dolayı Irak acılı bir geçmişe sahiptir. Yakın tarihe bakıldığında da, özellikle iki kutuplu dünyanın ortadan kalkmasıyla gerçekleşen olaylar Irak'ın bugünkü siyasi durumunu etkilemiştir. Birinci Körfez Krizi ile başlayan bu süreç günümüzde daha da karmaşık bir hale gelerek devam etmektedir. Bu çalışmada bölgede yaşanan sorunların etnik, siyasi, dini ve ekonomik boyutları ele alınmaya çalışılacaktır. Bölgede Kürt varlığı tartışılmaz bir gerçek olmakla beraber Türkmenlerin, Arapların, Asurîlerin ve Keldanilerin varlığı bilinçli veya bilinçsiz gözlerden uzak kalmaktadır. Oysaki çalışmada ortaya konan argümanlarla bölgenin sorunlarının bu unsurlardan uzak kalarak çözülemeyeceği iddia edilmektedir. Böylece, Irak'ın gerek kuzeyine, gerekse bütününe etki eden sorunlara çözüm önerisi sunulmaya çalışılırken, ülkenin sayılan bu unsurları açısından da konular ortaya konmaktadır. Birinci Körfez Krizi ile uluslararası kamuoyu tarafından farkına varılan sorunlar, Ankara için de bir milat niteliği taşımaktadır. Kuveyt'in işgaliyle başlayan süreç Türkiye'nin ulusal ve uluslararası güvenlik politikalarını doğrudan etkilemektedir. Çekiç Güç ve 36. paralelinin kuzeyi söyleminden günümüze, Kuzey Irak'taki özerk yapılanmaya gelinmiştir. Bu da olayın hem uluslararası ölçekte hem de Türkiye açısından ulusal ölçekteki etkilerini ortaya koymaktadır. Tez Çalışması Irak'ın ve özellikle de Kuzeyi'nin çok boyutlu sorunlara sahip olduğunu ortaya koyarak genel görüşün haricinde bölgedeki diğer etnik ve dini grupları da dâhil ederek çözüm önerileri getirmektedir. Bu özelliği ile çalışma özgün olma şartlarını yerine getirmenin dışında bölgeye farklı bir açıdan bakma yolunu açabilir.

Amerika Birleşik DevletleriGüvenlikIrak+8
Ali A. Sameen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Memlûkler Döneminde Çukurova

Memlûkler'in Çukurova bölgesi ile ilgilenmeleri Sultan Baybars döneminde başlamıştır. Çukurova'da yerleşik Küçük Ermenistan Krallığı Memlûkler için ciddî bir dış tehdid idi. Nitekim bu krallık, Haçlılar ve Moğollarla işbirliği halinde olup her fırsatta Memlûk topraklarına saldırıyordu. Bu sebeple Memlûkler gerek askerî ve siyasî gerekse iktisadî saikler sebebiyle bölgeye defalarca sefer düzenlenmişlerdir. Bu Seferler sırasında Adana, Tarsus, Ayas gibi önemli kaleler Türkmenlerin de yardımı ile bir bir ele geçirilmiştir. Nihayet 1375 yılında başkent Sis ele geçirilerek Küçük Ermenistan Krallığı'na son verilmiştir.Memlûkler, Küçük Ermenistan Krallığı'nı ortadan kaldırdıktan sonra, doğrudan Kahire'den atanan Ayas, Tarsus ve Adana nâibleri eliyle bölgede nüfûzlarını tesis etmişlerdir. Ancak Çukurova'da yerleşik ve Memlûklere tâbi Ramazanoğulları beylerinin isyanları ve Çukurova'ya mücâvir Karamanoğulları ve Dulkadiroğulları Beyliklerinin bölgeye yaptıkları saldırılar, Memlûkleri bir hayli meşgul etmiştir. Sultan Barsbay zamanından itibaren Çukurova'da kurulan güçlü otorite, hızla yükselen Osmanlı Devleti'nin Çukurova'ya göz dikmesi ile sarsılmıştır. Osmanlılar bölge üzerinde söz sahibi olmak istedikleri için Türkmenlerle yakın münâsebetler kurmuşlar ve bu sebeple Memlûklerle çatışmışlardır. Bu çatışmalar Memlûkler ve Osmanlılar arasında uzun süren savaşlara sebep olmuş, Memlûkler bu savaşlardan ekseriyetle galip ayrılmış olsalar da iktisadî yönden büyük darbe almışlardır.İki devlet arasında düşmanca sürdürülegelen bu münâsebetler, Fâtih'in oğlu II. Bâyezid zamanında dostâne devam etse de ondan sonra hükümdar olan oğlu Yavuz Sultan Selim zamanında yerini düşmanlığa bırakmıştır. Yavuz, Dulkadiroğulları Beyliği'ni ele geçirmiş, Safevîleri mağlub etmiş ve Anadolu siyasî birliğini kurmuştur. Ardından Memlûk toprakları üzerine sefere çıkmıştır. 1516 yılında Merc-i Dâbık ve 1517 yılındaki er-Reydâniyye Savaşlarında Memlûk Devleti sona ermiş ve toprakları kâmilen Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. Neticede Suriye, Mısır, Hicaz ve bu meyanda Çukurova Bölgesi de Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.Anahtar Sözcükler:1-Memlûkler2-Çukurova3-Türkmenler4-Osmanlı Devleti5-Ermeniler

ErmenilerMemlüklerMemlükler Dönemi+4
Fatma Akkuş Yiğit
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Türkmen edebiyatında siyasal iletişim

Bu tez çalışması ile Irak Türkmenlerinde edebiyatın siyasal iletişim aracı olarak kullanıldığını Irak Türkmen Edebiyatı ürünlerinden seçilen 40 şiir ve hoyratlar üzerinden ortaya koymak amaçlamaktadır. Edebiyatın siyasal iletişim aracı olarak kullanılması, Siyaset, iletişim, siyasal iletişim kavramları çerçevesinde değerlendirilmiştir.Çalışmada, Irak Türkmenlerinin Halk Edebiyatı ürünlerinden seçilen toplam 40 şiir ve hoyrat söylem analizi ile toplumsal bağlam ele alınarak kodların açılması ile çözümlenmiştir.Şiir ve hoyratların çözümlemeleri sonucunda, Irak Türkmenlerinin, yaşadıkları baskı ve maruz kaldıkları asimilasyon politikaları nedeniyle ellerinden tüm siyasi ve kültürel hakların alınması sonucu, fikirlerini ifade etmek için edebiyatı, siyasal iletişimi sağlamak amacıyla bir araç olarak kullandıkları saptanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Siyaset2.İletişim3.Siyasal İletişim4. Irak Türkmen Edebiyatı

EdebiyatHalk edebiyatıIrak+6
Muhammed F. Khedher
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ın anayasal yapısında Türkmenlerin hukuki pozisyunu

Birinci Dünya savaşı ile birlikte Ortadoğu da petrol yataklarının bulunduğu bölgeleri kendi kontrolünde tutmakta karalı olan İngilizler ,Türkiye'yi bölgeden uzaklaştırmak için Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgeyi Musul,Erbil ve Kerkük'ü Lozan görüşmelerinin dışında tutmayı başardı.1926 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile Musul bölgesi İngiltere mandasındaki Irak'a bırakılmıştı.Bu tarihten sonra Irak'ta Türkmenlerin siyasi varlığını İngilizler tarafından yok edilmeye çalışıyordu. 1925 ila 1970 yılları arasında kalan dönem içerisinde beş anayasa hazırlanmış ve yürürlüğü konulmuştur. Bunlar; Irak Kanun-i Esasisi (1925 Yılı Krallık Anayasası), 1958 Yılı Irak Geçici Anayasası, 1964, 1968 ve 1970 yıllarına ait anayasalardır. Bunların yanında 1990 yılında da bir anayasa projesi hazırlanmıştır. Ancak bu anayasaların hiç biri, Türkmenlerin, Irak'taki varlığına ve haklarına değinmemiştir. Sadece 1970 Anayasası, Irak toprak birliği kapsamında bütün azınlıkların meşru haklarını tanıyan bir hüküm içermiştir. Söz konusu hüküm, 1990 yılı anayasa projesinde de yer alıyordu. 1970 Anayasası ve 1990 yılına ait Anayasa projesi sadece bu hükme yer vermekle yetinip ?azınlık? ve ?meşru haklar? kavramının açıklamasını içermemiştir.Bütün bu anlatılanların yanına, Irak Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri Türkmenlere uygulanan mezalim ve haksızlıkları da ekleyebiliriz. Yıllar geçtikçe ve yöneticiler değiştikçe, bu baskıcı ve zalimce uygulamalar da artmıştır ,Türkmenlere her türlü siyasi ve askeri baskılar yapıldı. Irak Devleti'nin kurulmasından sonra Irak'ta iktidar olan Arap yönetimleri,Türkmenleri siyasi yaşamdan uzak tutmaya çalışmıştır.Türkmenlerin baskı altında tutulması,Türkmenlerin 1958 yılına kadar süren kraliyet döneminde siyasetten uzak durmaya ve içlerine kapanmasına neden olmuştur.Bu tarihten sonra Irak'ta cumhuriyetin kurulması Türkmenler açısından önemli bir gelişmedir.Bu dönemde Türkmenler ,siyasi yaşama atılmak amacıyla harekete geçmiştir.Ancak ,Arap yönetimlerinin Türkmenlere yönelik baskıcı politikaları,Türkmenlerin girişimlerini sonuçsuz bırakmıştır.Genel olarak bakıldığında ,Irak'ı yöneten Arap yönetimleri :Irak'ı bir Arap ülkesi olarak görmüş,Türkmenleri ve diğer etnikleri baskı altında tutmuş ve Araplaştırmaya çalışmıştır.1979 yılında iktidarı ele geçiren Bass rejiminin iktidar olmasıyla artmıştır.Bu dönemde Iraklı Türkmenlere karşı katilamlar ve insanlık disi suçlar işlenmiştir.Türkmenler Araplaştırılmaya çalışmış,yerlerinden göç ettirilmiş ve önde gelen liderleri idam edilmiştir.Bugün Türkmenler önemli ve tarihi günler yaşamaktadır.Türkmenlerin kaderini belirleyecek önemli siyasi gelişmelerle karşı karşıya gelmektedir.Geçmişte olduğu gibi bugün de Irak'ın siyasi yapılanmasında büyük rol oynayan ABD ve İngilizler,özel olarak Türkmenleri gündem dışı tutmaya çalışmaktadırlar.Aynı politikayı işgalçilerin işbirlikçileri Kürt grupları da izlemektedirler.Türkmenleri Irak'ın siyasi sahasından silmek ve yok etmek isteyen Kürtler,Türkmenlerin yaşadıkları Türkmeneli bölgeleri Kürtleştirmek ve ele geçirmek, Musul ve Kerkük petrollerine sahip olmak için çaba harcamaktadırlar.Bu nedenle Irak'ın kuzeyini bağımsız bir Kürt devletine dönüştürmek isteyen tüm girişimlerin dolaylı olarak bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü de hedefleyen ve olumsuz etkileyen bir tehdit olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.8 Temmuz 2004 tarihinde yayımlanan Irak Geçiş Devlet idaresi Kanunu, Türkmenlerin varlık ve haklarını tanıyan, yönetim, siyasi ve kültürel haklarını güvence altına alan ve Türkmence dilinde eğitim olanağını tanıyan ilk yerel anayasa niteliğindedir. Irak Geçiş Dönemi Yönetimi Kanunu ve Irak'ın 2005 Yılı Anayasasını incelersek Türkmenleri ilgilendiren konularısa ,Kerkük Meselsi Türkmence Eğitim Hakkı ,Resmi Dil olarak,idari,Kültürel, Siyasi ve Eğitimsel Haklar ,Türkmenler yeni Irak'ta siyasi ve kültürel haklarının tanınması amacıyla mücadele etmektedir.Türkmenlerin temel politikası,Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır.Ancak 2003 yılından sonraki döneme bakıldığında ,Türkmenlerin yeni Irak'ta önemli bir role sahip oldukları söylenemez.

AnayasaHukuki statüHukuki yapı+6
Sawash Sh. Sabrahim
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının 2003 ABD-Irak Savaşının Irak Türklerine ve Türkiye'ye etkilerine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının 2003 ABD-Irak savaşının, Irak Türklerine ve Türkiye'ye etkilerine ilişkin bilgi düzeylerini ortaya koymaktır.Araştırma, tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, Gazi Üniversitesi, Gazi Osmanpaşa Üniversitesi ve Uşak Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği lisans öğrencileri, örneklemini ise Gazi Üniversitesi, Gazi Osmanpaşa Üniversitesi ve Uşak Üniversitesi sosyal bilgiler öğretmenliği 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören ve random olarak seçilen 218 öğrenci oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak bilgi anketi kullanılmıştır. Ölçme aracı, 2009-2010 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 3. ve 4.sınıf sosyal bilgiler öğretmen adayları üzerinde uygulanmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde; t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmış; frekans, yüzde ve aritmetik ortalama değerleri kullanılmıştır.2003 ABD-Irak Savaşının Irak Türklerine ve Türkiye'ye Etkisi testi puanları ortalaması katılımcıların cinsiyet, sınıf, öğrenim gördükleri lise türü ve savaşa ilişkin bilgi edindikleri kaynak değişkenlerine göre farklılaşmamıştır.Buna karşılık, 2003 ABD-Irak Savaşının Irak Türklerine ve Türkiye'ye Etkisi testi puanları ortalaması sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri üniversite değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Çoklu karşılaştırma testi sonuçlarına göre, Gazi üniversitesinde öğrenim gören sosyal bilgiler lisans öğrencilerinin toplam 2003 ABD-Irak Savaşının Irak Türklerine ve Türkiye'ye Etkisi testi puanları ortalaması ile Gazi Osmanpaşa Üniversitesinde öğrenim gören sosyal bilgiler lisans öğrencilerinin toplam test puanları ortalaması arasında, Gazi üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu bulgu Gazi üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin, 2003 ABD-Irak savaşına ilişkin bilgi düzeylerinin Gazi Osmanpaşa üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerden daha yüksek olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Güncel Olaylar, Türkiye, Irak, Türkmen, Kerkük.

Aday öğretmenlerIrak SavaşıSosyal bilgiler+3
Saljok Jıhad
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Cerablus ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin folkloru (Geçiş dönemleri)

VII. yüzyılda Oğuz boylarıyla tanışmış, XI. yüzyılda Selçuklulara ev sahipliği yapmış; uzun bir dönem, önce Memlûklerin sonra Osmanlı Devleti'nin hakimiyetinde kalmış, bugün Türkiye'nin güney sınır komşusu olan Suriye toprakları, halk kültürü ve edebiyatı bakımından zengin ve köklü bir birikime sahiptir. İçinde Türkmenlerin yaşadığı, Türkçenin konuşulduğu ve Türk kültürünün yansımalarının Arap ve Kürt kültürünün de üzerinde görüldüğü bu topraklar, önceleri baba-oğul Esad Rejiminin tesiriyle, Suriye İç Savaşı'ndan sonra ise kaos ortamının beraberinde getirdiği güvenlik sorunları nedeniyle folklor çalışmalarının yapılamadığı bir alan olmuştur. Çalışmada tüm zorluklar göz önünde bulundurularak Cerablus ve çevresinde bulunan Türkmen köy ve beldelerine ulaşılmış, burada yaşayan Türkmenlerin folklor unsurları ve halk edebiyatı ürünleri tespit edilmiş, Türkmenlerin sözlü tarihi, onların kendi ifadeleriyle kaydedilmiş ve Suriye sosyal tarihinin, Türkmenler üzerindeki genel durumu ortaya konmuştur. Çalışma, Cerablus ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin kültürünü; dini, edebi ve sosyal açıdan ele alarak somut veriler sunmakta ve Türkmenlerin geçmişten bugüne Suriye'deki sosyal yapılanmasının tanınması bakımından önem taşımaktadır. Suriye İç Savaşı'nın, Cerablus ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin sosyokültürel yapıları ve aidiyet kültürleri üzerindeki yıkıcı etkisini ortaya koyan ilk saha çalışması olması bakımıyla da yapılan çalışmanın, Suriye Türkmen folkloru ve karşılaştırmalı halk bilimi için bir kaynak niteliği taşıması beklenmektedir.

FolklorGeçiş dönemiHalk edebiyatı+3
Arife Taşkıran
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin yörüklerinde doğum, evlenme ve ölüm ile ilgili inanışların mukayeseli araştırması

Anadolu Türklerinde doğum, evlenme ve ölüm ile ilgili inanç ve pratikler, değişen coğrafya ve ortamdan etkilenmiş, ancak bazı noktalarda, kendisini koruyacak ortamları da bulmuştur. Bu ortamının ağırlığını, şüphesiz İslam dinin benimsenmesi ve inancın Türk geleneğine olan etkisi oluşturmaktadır. Bu durumda, ilgili geleneksel Türk inanç ve pratiklerinin, İslam'ın vermiş olduğu kurallar ve kaideler sayesinde, kendine bir yer bulmuştur diyebiliriz.Doğum ile ilgili uygulamalarda, eski göçebe kültürlerde, ülkemizin birçok bölgesinde ve Mersin'de geçmişte uygulanan, hala uygulanmaya devam edilen adet ve pratiklerin zamanla yararsız olduğunun düşünülmesi bir çoğunun da zararlı olduğunun fark edilmesi bu pratiklerin bir çoğunun terk edilmesine neden olmuştur. Özellikle de gelişmiş bölge ve şehir merkezlerinde bu uygulamalar, çocuk eğitimindeki ve çocuk hastalıkları tedavisindeki bilimsel gelişmeler paralelinde en aza inmiştir. Fakat şu da bilinmeli ki bu adetlerin ve pratiklerin temelinde; her anne babanın fıtratında var olan, çocuğuna yönelik iyi beklentiler ve gerçekleşmesini istedikleri arzuları bulunmaktadır.Evliliğin oluşmasına zemin hazırlayan söz kesme, nişan, çeyiz, düğün ve düğün sonrası yapılan uygulamalar ise belirli amaçlar için yapılır. Amaç evliliğin toplum tarafından kabulü, onaylanması ve kutlanmasıdır. Kimi zararlı etkilerden korunması ve toplum içinde beraber yaşayan halkın birbiriyle dayanışmasına yönelik olan bazı dinsel-büyüsel işlemler ise bu alanda uygulanan, inanılan gelenek, görenek ve pratikleri ortaya çıkarmıştır. Bu inanç ve uygulamalar, köken olarak çok eskilere dayanmakta; çok Tanrılı dönemler, Şamanlık, Hıristiyanlık ve İslamiyet etkilerinin izlerini taşımaktadır. Ve geçmişten günümüze yaşayan, süreklilik arz eden bu uygulama ve pratikler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.Ölüm; doğum ve evlenme gibi kişinin hayatında karşılaştığı en önemli olaylardan bir tanesidir. Bu olgu, kişisel olmakla birlikte, toplumu ilgilendiren bir olay olmasından dolayı da, değişik bilim dallarında değişik yöntemlere göre konu edilip incelenmektedir. Bu olgunun etrafındaki inanç ve uygulamaları olgunun bağlamındaki milletin gelenek ve görenekleri etkilemiştir. Türkler arasında da ölüm olayı, doğum ve onu takip eden evlilik gibi en önemli geçiş aşamalarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu geçiş dönemlerinden sonuncusu olan ölüm, bir son gibi görünse de gerek eski Türk dinlerinde gerekse Türklerin mensubu bulundukları İslâm dininde bir yok oluş olarak algılanmamış; ölümle her şeyin bitmediğine sadece bu dünyadan öbür dünyaya geçildiğine inanılmıştır.

DoğumEvlilikGelenekler+6
Ayşe İncir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Irak Türkmenlerinin halk inançları ve bu inançlar etrafında oluşan halk edebiyatı unsurlarının incelenmesi

Kuzeyden güneye doğudan batıya geniş bir sahaya yayılan Türkler, dünyanın en eski ve en asil milletlerindendir. Türk halk inançları Türk milletinin kültürü, dili ve kimliğinin korumasında çok önemli bir rol oynamaktadırlar. Çeşitli dönemlerde yabancı milletlerin hâkimiyeti altında kalmaya mahkûm edilen Türk toplulukları inançları, kültürleri sayesinde kimliklerini, benliklerini, varlıklarını kaybetmemişlerdir. Bu topluluklardan birisi de Irak Türkmenleridir.Irak Türkmenlerinin Halk İnançları konulu çalışmada verilerin tespiti safhasında katılım, gözlem, mülakat ve karşılaştırma yöntemleri uygulanmıştır. Doğumdan ölüme kadar olan süreçte uygulanan pratik ve uygulamalarla birlikte Tanrı, iyeler (firişteler) ve kişioğlu ile ilgili inanmalar etraflıca incelenmiştir. Ayrıca farklı amaçlar için düzenlen bereket törenleri ve çeşitli konularda yaşayan inanç, pratik ve uygulamalar üzerinde detaylı bir şekilde durulmuştur. Irak Türkmenleri arasında yaşayan halk inançlarının çoğunun İslam kültüründen beslendiği görülmüşse de bir kısmının kökeninin eski Türk inanç sistemine dayandığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte tespit edilen inanç ve pratiklerin birçoğu Türk dünyasının muhtelif yerlerinde tespit edilenlerle benzerlik hatta çoğu zaman aynilik gösterdiği görülmüştür. Homojen bir yapıya sahip olan Irak coğrafyasında yaşayan Türkmenler çeşitli Müslüman ve gayri Müslim topluluklarla aynı çatı altında bulunduklarından kültür alışverişinde bulunmuş, söz konusu toplulukları etkilemiş ve onlardan etkilenmişlerdir.

GeleneklerHalk edebiyatıHalk inançları+7
Najdat Yashar Murad Murad
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects