World War I

125 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Turan gazetesi örneğinde I. Dünya Savaşı'nda Avrupa cepheleri (1914-1915)

Bu çalışmada, Turan gazetesinin "Avrupa Harbi", "Almanların Vaziyeti", "Vaziyet-i Harbiye" ve "Vaziyet-i Umumiye" başlıkları altında yer alan Avrupa cephelerine ait haberler transkribe edilerek araştırmacıların dikkatine sunulmıştur. Avrupa muharebelerine dair detaylı bilgiler içeren bu haberler, Müttefiklerin cephedeki gelişmeleri kendi çıkarlarına uygun olarak kamuoyuna yansıtmaya çalıştıklarına dair önemli ipuçları içermektedir.

AvrupaBatı CephesiDünya Savaşı I+5
Ömer Alp Gözüm
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk resim sanatında 1914-1935 dönemi savaş temalı tabloların incelenmesi

Farklı coğrafyalarda gelişen ve geçmişten günümüze kadar uzun yıllar süregelen Türk Sanatı, Anadolu'da çağına uygun yöntemlerle geliştirilerek, çağdaş Türk sanatının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Çağdaş Türk resim sanatı tarihi incelendiğinde, 19. yüzyılın ikinci yarısında, savaşı tema olarak ele alınan yapıtların, yağlıboya resim sanatının oluşmasıyla beraber başladığı görülür. Konusu Balkan Harbi olan resimleri, bu bağlamda erken örnekler olarak görebiliriz. Milli Mücadele ve savaş temalı tabloların yapılması ise, genelde Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı yıllara denk gelmektedir. Savaş temalı resimlerin o yıllarda yapılmasında, dönemin ileri görüşlü devlet adamları tarafından teşvik edilmesindeki önemi yadsınamaz. Asker ressamlar kuşağında doğum tarihi 1880'li yıllara rastlayan sanatçılar, Balkan, I. Dünya, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını her yönüyle yaşamışlardır. Sanatçı kişilikleri bu ortamda oluşmuştur. Sanayi-i Nefise'de gördükleri eğitimden sonra, sanat eğitimlerine Paris'te devam etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra Millî Mücadele adıyla var olma savaşı verilmiştir. Kurtuluş Savaşı sürecinde çökmekte olan imparatorluğu ve farklı bir düzen anlayışını yapılandırma aşamalarının sancıları yaşanmıştır. Yaşanan bu süreçte sosyal anlamda sanatın popülasyonu bile sezilmezken, bu savaşlara katılan, yaralanan ve hatta şehit olan birçok sanatçı olmuştur. İlk defa bu sebeple Türk resim sanatında 1914-1935 dönemine ait savaş temalı resimler yapılmıştır. Sanat olgusunu anlamanın en iyi yolu, sanat yapıtını çözümlemekle mümkündür. Çözümlemelerde, Erwin Panofsky'nin sanat dünyasında geçerliliği onaylanmış ve sanat alanlarında çok kullanılmakta olan "İkonografik ve İkonolojik Sanat Eleştirisi" yönteminden yararlanılmıştır. İkonografik çözümlemeyle, sanat objelerinde iskeleti oluşturan formlarla, konu ve konsept arasında bir ilişki kurulmasını, hayal edilen izlenimlerin çözümlenerek, hikaye ve alegoriler tespit edilmesi amaçlanmıştır. İkonolojik çözümleme ise, sanat yapıtının yapıldığı dönemi, tarihsel özelliklerini sanatçının kişiliğini ve yaşadığı dönemin sanat yapıtına etkisini belirlemek için yapılmıştır.

Asker ressamlarDünya Savaşı IKurtuluş Savaşı+5
Ufuk Alkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

I. Dünya Savaşının baskıresimlere yansımaları

Tarihte insanlığı etkileyen büyük olayların sanata etkileri her zaman kaçınılmaz olmuştur. 20. yüzyılın başında yaşanan I. Dünya savaşı insanlık tarihinde ve buna bağlı olarak sanat tarihinde büyük izler bırakmıştır. Bu çalışmada, I.Dünya Savaş'ının, plastik sanatların önemli anlatım araçlarından biri olan baskıresimlerdeki ifadelerine yer verilmiştir. Savaşı anlatan bu eserler, konu açısındandan incelenerek ve arkalarındaki hikayeler anlatılarak okuyucunun eserleri anlayabilmesi ve o dönemi daha yakından hissedebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bir araya getirilmiş baskıresimler, I. Dünya savaşının tanımlayıcı yönlerinden hemen hemen her birini göstermektedir. Bu yalnızca farklı birçok cephede aynı anda savaşılan ve birçok ulusun dahil olduğu ilk Dünya savaşı değil, aynı zamanda ağır topların egemen olduğu, daha önce hiç görülmemiş kitlesel katliamla, kasaba ve köylerin yerle bir olmasıyla ve manzaraların mahvedilmesiyle sonuçlanan ilk mekanize savaş olmuştur. Ziyaret edilen yurtdışı kütüphanelerinde yararlanılan kaynaklardan baskıresim görselleri fotoğraflanıp kayıt altına alınmış ve çalışma içerisinde kullanılmıştır. Çalışma için toplanmış bu görsellerin nadir bulunabilen eserlerin görselleri olmasına özen gösterilmiştir. Kaynakların bir çoğu yabancı kaynaklardan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Savaş, Baskıresim, Propoganda, Litografi, Gravür Baskı.

Baskı resimDünya Savaşı IGravür+5
Elif Feyza Ulu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı propagandası örneği: Cihan-ı İslam dergisi

"I.Dünya Savaş'ında Osmanlı Propagandası Örneği: Cihan-ı İslam Dergisi" konulu bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde Türk Basın Tarihinin ilk eserlerine ve Türk dergiciliğinin tarihsel süreci hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölümde, Cihan-ı İslam Dergisini çıkartan Cemiyet-i Hayriye-i İslâmiye tanıtılarak, cemiyetin dergiyi çıkarma nedenlerine ve kuruluş amacına değinilmiştir. Bu bölümde Cihan-ı İslam dergisi fiziksel olarak tanıtılmış, dergi içindeki haber ve makale başlıkları yayınlandığı dillere göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümünde ise, propaganda kavramı ve çeşitleri açıklanmıştır. Aynı zamanda bu bölümde Cihan-ı İslam dergisi, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'na katılmadan önceki sayıları ve Osmanlı savaşa katıldıktan sonraki sayıları olmak üzere iki ayrı alt bölümde incelenmiştir. Yine gazetede propaganda amaçlı yayınlanmış makale ve haberlere yer verilmiştir.

Cihan-ı İslam dergisiDergilerDünya Savaşı I+4
Büşra Müjdeci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

I. Dünya Savaşı'nda Kûtü'l Amâre Savaşları ve İngiliz Ordu komutanı Sir Percy Lake'in raporu ile Türk komutanların hatıralarının analizi

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda sınırları içinde ve dışında olmak üzere birçok cephede savaşmak durumunda kalmıştır. Genel olarak katıldığı cephelerde mağlubiyet yaşayan Osmanlı'nın Çanakkale Cephesi'nde deniz ve kara savaşlarında kazandığı başarıdan sonra en önemli zaferi Irak Cephesi'nde 29 Nisan 1916 tarihinde Kûtü'l Amâre'de muhasara altında tuttuğu İngiliz ordusunu teslim almasıdır. Kûtü'l Amâre Savaşları'nda İngiliz Ordusuna komutanlık yapmış olan General Sir Percy Lake'in Kûtü'l Amâre'nin teslim olması sonrasında yazmış olduğu ve Times Gazetesi'nde yayınlanmasının ardından Osmanlı Devleti tarafından Osmanlıca tercümesi yapılarak neşredilen raporun içerisinde yer alan bilgilerin aynı savaşlarda görev yapmış olan Türk komuta kademesinden subayların hatıratlarıyla karşılaştırılarak değerlendirmesi yapılacaktır. General Percy Lake'in yazmış olduğu rapor ve vermiş olduğu bilgilerin Türk subayların hatıratlarında verdikleri bilgilerle karşılaştırılması sonucunda Kûtü'l Amâre Savaşları, dönem içerisinde meydana gelen gelişmeler ve muharebelerde yaşanan asker kayıpları ve diğer zayiatlar daha iyi anlaşılabilecektir.

Dünya Savaşı IHatıratKut'ül-Amare Savaşı+5
Furkan Acar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Devleti topraklarındaki esir kampları

I. Dünya Savaşı'nın 1914 yılında başlamasıyla birlikte Osmanlı Devleti 4 yıl sürecek olan uzun bir mücadelenin içerisinde yer almıştır. Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda bazı başarılar elde kazanmışsa da elindeki toprakların çoğunu kaybetmiştir. Bütün bunlara rağmen ümidini yitirmeyen Türk Milleti Milli Mücadeleye girişmiştir. I. Dünya Savaşı'nın ve Milli Mücadelenin başından sonuna kadar doğu, güney ve özellikle Batı Cephesinde karşılıklı olarak esir alınmıştır.''I. Dünya Savaşı Yıllarında(1914-1918) Osmanlı Devleti Topraklarındaki Esir Kampları'' başlıklı bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin savaştığı cepheler ve ele geçirilen esirler hakkında bilgi vermeye çalıştık. Esirlerin durumu, uygulanan muameleler, mübadele ve esirlerin değişimi konusunda izlenen politikayı ortaya koymaya çalıştık. Uluslararası Antlaşmalarda esirlere verilen haklarla ilgili bilgiler vererek İtilaf Devleti esirlerinin tesliminde uygulanan strateji konusunda değerlendirmelerde bulunduk.Bu çalışmanın tamamlanmasına kadarki süreç boyunca hiçbir zaman yardımlarını esirgemeyen danışman hocam Yrd. Doç. Dr. Necati AKSANYAR' a sonsuz teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim. Tarih Bölüm Başkanı Doç. Dr. Abdullah İLGAZİYE' ye, Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mustafa BIYIKLI' ya, izin konusunda kolaylıklar sağlayan Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU' ya ve arşiv çalışmalarım sırasında yardımcı olan Genelkurmay ATASE Başkanlığı ile diğer arşiv çalışanlarına teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca her zaman yanımda olan ve desteğini hiçbir zaman eksik etmeyen değerli aileme sonsuz teşekkürlerimi sunarım.Anahtar Kelimeler: Esir, Osmanlı Devleti, Garnizonluk, Cenevre

Dünya Savaşı IEsir mübadelesiKamplar+2
Hafize Key
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl Alman dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı`nın etkileri

Dışavurumculuk, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel varoluşların birbirlerini etkilemesi sonucu, politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında mevcut düzene bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu Sanatının ortaya çıkmasına etken olan toplumsal koşullar ile dönemin sanatsal yaklaşımları değerlendirilerek Dışavurumcu sanatının tarihçesine kısaca yer verilmiştir.İkinci bölümde Dışavurumcu akımını oluşturan gruplar ve bu gruplar arasındaki farklılıklar ile grupların çalışmaları incelenmiştir.Üçüncü bölümde savaşın Dışavurumcu hareketine yansımaları araştırılmıştır. Dışavurum sanatçılarının çalışmalarındaki biçim bozmalar, renk kullanımları ele alınmıştır.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma, 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı'nın etkileri ile sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dışavurum, Savaş, Tepki, Şiddet, Akımlar.

20. yüzyılAlman resim sanatıAlmanya+4
Gülru Düzce
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Belgelerle Mudanya Mütarekesi'nin bilinmeyen yönleri

Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Türk ulusu, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Doğu da Ermeni saldırılarıyla kendini bir anda yeni bir savaşın içinde bulmuştur. İtilaf Devletleri ve bu devletlerin desteklediği Yunanlılar ve Ermeniler Mondros Ateşkes Antlaşması'na dayanarak Anadolu'nun değişik bölgelerini işgal ederek Türkleri yeni bir savaşın içine çekmişlerdir. Yunanlılarla yapılan Birinci ve İkinci İnönü muharebeleri ile Sakarya ve Büyük Taarruz Meydan Savaşını Türk ordusu kazanmış akabinde İtilaf Devletleri'nin 23 Eylül 1922 tarihin de verdikleri nota üzerine Mudanya da ateşkes görüşmeleri başlamıştır. Mudanya da Yunanlılarla Türkler arasında yapılan savaşı bitirmek amacıyla 8 oturum yapılmış bu oturumlar sonunda 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Bu Antlaşma 14 Ekim 1922 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşmaya göre Yunanlılar Doğu Trakya'yı 15 gün içerisinde boşaltacak ve boşaltılan bölgeler İtilaf Devletlerine teslim edilecek, İtilaf Devletleri de en geç 30 gün içerisinde Doğu Trakya'yı TBMM'ne teslim edecekti.Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra Mudanya Ateşkes Antlaşması'na aykırı bir takım olaylar gelişmiştir. Bu olaylar daha çok Yunanistan, İngiltere ve Ermenistan tarafından yapılmıştır. Yunanlılar Ege sahillerine Ayvalık Kuşadası kısımlarına sürekli kendi topraklarından korsanlar göndererek bu bölgede yaşayan halkın malına canına kast etmiş bölgede yaşayan kadınların bir kısmını kaçırarak ırzına geçmiş bölge halkının evlerini yıkarak hayvanlarının bir kısmını çalmıştır. Yunan savaş gemileri Türk karasularında Türklere ait olan gemileri durdurmuş gemiler içinde aramalar yapmıştır. Yunanlıların yapmış oldukları bu korsan faaliyetlere İtilaf Devletleri kayıtsız kalmış karakol gemisi olarak tamir edilmek istenen İstanbul'da bulunan gemilerin onarılıp ege sahillerinde karakol vazifesi olarak görev yapmasına izin vermemiştir. İngiltere Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra Kayseri yetimhanesi tarafından İstanbul yetimhanesine gönderilen yetimleri eline geçirerek Ermeni patrikhanesine teslim etmiş Ermenilerde bu çocukları yakın doğu yardım kuruluşunun korumalarıyla yurt dışına çıkarmışlardır. Ermenilerin yapmış olduğu bu faaliyetten haberi olan yetkililer bu çocukların kurtarılması için Refet Paşa'ya gerekli talimatları vererek bu çocukların kurtarılması için çalışmaların başlatılmasını istemiştir. Refet Paşa'da gerekli çalışmaları yaparak bu çocukların bir kısmını kurtarmıştır. Bu gelişmeler ışığında Mudanya Ateşkes Antlaşması Lozan Antlaşması'na giden bir yol haritası olmuştur.Anahtar Kelimeler: Mudanya Ateşkes Antlaşması, Mudanya Görüşmeleri, Mudanya Beldesi, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa.

Dünya Savaşı IMilli MücadeleMudanya Mütarekesi
Hacı Kayabal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

The representation of pain and suffering in the war poems of Wilfred Owen and Siegfried Sassoon

The outbreak of the First World War has had a huge impact from 1914 to the present day, and since then the impacts of the war have been discussed and analyzed by historians, researchers, theorists, and thinkers throughout history. In particular, the physical and mental effects of the consequences of the First World War on humanity have been defined by the researchers. The war poems written during wartime can be considered historical research. In particular, the poems of Wilfred Owen and Siegfried Sassoon have come to the forefront from past to present. The poems of Owen and Sassoon have made a great contribution to British Literature and History in terms of expressing the realities of war as a literary work. Their poems carry the marks of the pain of everything lost in the war. The two prominent themes in the poetry of Owen and Sassoon are physical pain and mental pain, which would turn into suffering over time. Thus, physical and mental pain is reflected in the poems of Owen and Sassoon related to the sense of loss by impressing each other mutually. This study will attempt to enlighten how and in what ways the pain and suffering caused by the First World War affected the bodies and minds of the soldiers by analyzing selected poems of Owen and Sassoon.

PainWorld War IAgony+5
Demet Pamuk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kafkas Cephesi'nde 16'ncı Kolordu Komutanlığı ve Mustafa Kemal Paşa

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı coğrafyasının her köşesinde mücadeleler verilmiş, açılan cephelerde şiddetli muharebeler yapılmıştır. Çanakkale Cephesi ve Kafkas Cephesi, stratejik ve askerî açıdan çok önem verilen cepheler olmuştur. Çanakkale Muharebelerinin sona ermesi üzerine 16'ncı Kolordu Komutanlığı yeni verilecek görevlere hazırlanması maksadıyla Edirne'ye gönderilmiştir. Kafkas Cephesi'nde ise öncelikle 3'üncü Ordu Komutanlığı birlikleri görev almış, Rusların Erzurum, Van, Bitlis, Muş gibi yerleri işgal etmesi üzerine Başkomutanlık Vekâletince karargâhı Edirne'de olan 2'nci Ordu Komutanlığının bazı birlikleri ve Albay Mustafa Kemal Bey komutasında 16'ncı Kolordu Komutanlığının karargâhı bölgeye gönderilerek aynı isimle Kafkas Cephesi'nde yeniden teşkilatlandırılmasına karar verilmiştir. Zor şartlarda yapılan bir intikalden sonra Kafkas Cephesi'nde görev alan 16'ncı Kolordu, Bitlis ve Muş'u Rus işgalinden kurtarmış, Rusların geri çekilmesini sağlamış ve onların Irak Cephesi'nde İngiliz kuvvetleriyle birleşmesini engellemiştir. Bu çalışmada 16'ncı Kolordu Komutanlığının kuruluşundan itibaren lağv edilinceye kadar faaliyetleri, Mustafa Kemal Paşa'nın silah arkadaşlarıyla icra ettiği muharebeler, daha önceki cephelerdeki edindiği tecrübeler ışığında Kafkas Cephesi'ndeki uygulamaları, bölgedeki halkla kurduğu sıcak ilişkileri, gönüllü müfrezeler ve bu cephede edinilen tecrübelerin de İstiklal Harbi'ne yansıtılması konuları ele alınmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa'nın Edirne'de bulunduğu süreçteki faaliyetleri de incelenerek literatüre önemli katkı sağlanmıştır.

15. Kolordu16. KolorduAskeri tarih+3
Oral Ateş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesine göre I. Dünya Savaşı ve Yemen Cephesi: I. Defter, s. 181, 28 Nisan 1331 - 8 Eylül 1331

Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanı olan ve savaşın sonlarına doğru da Yemen'deki 40. Tümen Komutanlığı'na getirilen M. Galib Deniz tarafından I. Dünya Savaşı'nın henüz ilk yıllarına rastlayan 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasında tutturulan elimizdeki ceridelerden hareketle Yemen Cephesi'ndeki savaşın genel seyri, kıtalarımızın konuşlanışı, iaşe durumu, subay ve askerlerimizin durumu, harekât planımız, yerel halkın askerimize bakışı, komutan ve askerlerimizin bu savaşla ilgili düşünceleri ve planları gibi savaşın farklı yönlerine dikkat çekmeyi amaçladık. Bu çalışmada kaynak olarak kullanılan harp cerideleri askeri birlikler tarafından tutulan günlüklerdir. Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanlığı tarafından 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasında tutulan Yemen Cephesi Harp Cerideleri ile sınırlandırdığımız ve transkripsiyonu yaptığımız bu çalışmada aynı zamanda I. Dünya Savaşı'na ve Yemen Cephesi'ne ait kaynaklarla ilgili literatür taraması yapılarak da konu hakkında bilgiler ortaya konulmuştur. Transkiripsiyonunu yaptığımız 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasındaki Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanlığı tarafından tutulan ceridelerden ve literatür taraması yaparak incelediğimiz kaynaklardan hareketle Yemen Cephesi'nde savaşın taraflarınn bir meydan savaşına girmediği anlaşılmıştır. İtilaf devletleri safında yer alan İtalyanların ve özellikle İngilizlerin Yemen'deki aşiret reislerini türlü vaatlerle, hediyelerle kandırarak burada dâimâ bir kaos ortamı yaratmak, aşiretlere sağladığı silah ve cephane yardımı ile de vur-kaç taktiği izleyerek buradaki Osmanlı Kuvvetlerine zarar verme gayreti içerisinde olduklarını gördük. Osmanlı Devleti'nin ise ekonomi, cephane, erzak, iaşe ve personel sayısı, haberleşme araç ve gereçleri gibi her açıdan sıkıntıda olmasına rağmen Yemen Cephesi'nde bir yenilgiye uğramadığı aksine yıllardır bir üssü olan Aden'i savaş boyunca kuşatma altında tutarak İngiliz ilerleyişine meydan vermediği; Kuzeyde ise İngilizlerin desteği ile güneye inmeyi amaçlayan İdrisi'nin bütün çabasını boşa çıkardığı anlaşılmıştır.

Bilgi kaynaklarıDünya Savaşı IKurtuluş Savaşı+5
Cihangir Coşkunoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

I. Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde Çoruh ve Kop Muharebeleri

Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girişi ile ilk açılan cephe Kafkas Cephesi olmuştur. Büyük umutlarla açılan Kafkas Cephesi'nde, istenilen sonuç elde edilememiş ve Osmanlı Devleti ağır bir yenilgi almıştır. Sarıkamış hadisesinin ardından Rus kuvvetleri Anadolu içlerine ve Karadeniz kıyılarına doğru harekete geçmiştir. Rus kuvvetleri denizden ve karadan hareket ederek özellikle Karadeniz'in doğusu ile Doğu Anadolu'yu tamamen ele geçirmeyi hedeflemiştir. Sarıkamış hadisesinden sonra Ruslar Erzurum'u işgal edip ardından Trabzon ve civarına hareket ederek biran önce Erzurum - Trabzon hattını ele geçirmeyi hedeflemiştir. Rus kurmaylarının planlarına göre Erzurum işgal edildiğinde Trabzon'a kadar Rus kuvvetleri karşısında mukavemet gösterecek önemli bir Türk kuvvetinin olmadığı ve en kısa zamanda Erzurum Trabzon hattının ele geçirileceği düşünülmüştür. Rus kuvvetleri ilerlerken Türk Kuvvetleri Erzurum Bayburt arasında bulunan Kop Dağı geçidi üzerinde küçük bir kuvvetle Ruslara karşı hazırlık yapmıştır. Sayıca üstün ve donanımlı Rus ordusu karşısında hafif silahlarla ve ustaca hazırlanmış bir savunma hattı kuran Türk kuvvetleri dört buçuk ay Kop ve Çoruh çevresinde Ruslara geçit vermemiş ve Ruslara ağır zayiatlar verdirmiştir. Kafkas cephesi içerisindeki savaşlarla ilgili birçok çalışma yapılmasına rağmen bu cephe içerisinde savaşın seyri açısından önemli hadiselerin yaşandığı Kop ve Çoruh çevresinde yaşananlar hakkında çok fazla çalışma yapılmamıştır. Kop dağında yapılan savaşlar hakkında Ayhan Doğan'ın 1992 yılında yapmış olduğu "Kop (Bayburt) Savunması" isimli Yüksek Lisans Tezi, akademik anlamda yapılmış tek çalışma olmuştur. "Kop (Bayburt)Savunması" isimli tez çalışması ağırlıklı olarak Kop dağındaki savaşları ve bu savaşların Bayburt halkı üzerindeki etkilerini ele almıştır. "Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde Çoruh ve Kop Muharebeleri" isimli Tez çalışmamızı hazırlarken Kop (Bayburt)Savunması isimli çalışmadan faydalanılmış olmakla birlikte farklı olarak Kop dağındaki savaşlarla aynı döneme gelen ve birbirini etkileyen diğer cephelerde yaşanan hadiseler de ele alınmıştır. Rus kuvvetleri Erzurum'un işgali ile birlikte kara ordularının yönünü Anadolu içlerine çevirdiğinde Karadeniz üzerinden yapılacak bir harekatında hazırlıklarını yapmıştır. Kop dağında Rusların durdurulması ve buradan Karadeniz'e geçişinin engellenmesi ile Karadeniz'den yapılacak bir harekat daha da önemli bir hale gelmiştir. Rus kuvvetleri bir yandan Kop dağındaki savunma hattını geçmeye çalışırken bir yandan da sahil şeridini ele geçirmeye çalışmıştır. Rize ve Trabzon'un Ruslar tarafından işgal edilmesi Kop ve Çoruh çevresini daha da önemli hale getirmiştir. Ruslar Trabzon'un işgalinin ardından birliklerinin arasında kalan bu bölgeyi biran evvele ele geçirerek Erzurum'dan Trabzon'a kadar olan hattın tamamını ele geçirmeyi hedeflemiştir. Erzurum ve Trabzon arasında kalan bölgede bulunan Bayburt'un Rusların eline geçmemesi ve Rus kuvvetlerini bölmek de Türk kuvvetleri açısından da önemli bir hedef olmuştur. Bayburt ve Civarında bulunan Kop ve Çoruh cephelerini iki taraf içinde önemli hale getiren bu durum olmuştur. "Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde Çoruh ve Kop Muharebeleri "isimli çalışmada bölgenin çevredeki hadiselerle olan bağlantısı ve etkisi ele alınarak Kop ve Çoruh cephesinin savaş içerisindeki rolü anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma hazırlanırken konu ile ilgili Genelkurmay başkanlığı ATASE Arşiv Başkanlığı tarafından hazırlanan çalışmalardan ve döneme ait bilgi ve belgeler için ATASE Arşivlerinden faydalanılmıştır. Ayrıca Bayburt Üniversitesi tarafından hazırlanan çalışmalardan ve yerel kaynaklardan faydalanılmıştır.

BayburtDünya Savaşı IKafkas Cephesi+7
Sefa Uzunçakmak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Savaşı sırasında İkdam Gazetesine göre Mısır meselesi (1 Ağustos 1914-Ağustos 1916)

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı başladığında askeri yönden yıpranmış durumdaydı. Bir süre tarafsızlığını sürdürse de varlığını korumak için Almanya'nın yanında savaşa girmiş, 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile ittifak kurmuştur. Almanya'nın bu ittifaktan beklentisi Batı Cephesine uzak doğudan gelecek olan İngiliz sömürgesindeki kuvvetlerin Süveyş kanalında Osmanlı Devleti tarafından önlenmesiydi. Kanala ilk saldırı 2\3 Şubat 1915 yılında gerçekleşmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Osmanlı Devleti geri çekilmek durumunda kalmıştır. 1915 yılı, eksikleri gidermek ve yeni saldırıya hazırlanmakla geçmiştir. 1916 yılında ise, İkinci bir Kanal Seferi planlandığı gibi gitmeyerek başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Böylece Kanal Seferleri 1916 yılında son bulmuştur. Biz de bu çerçevede, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı cepheler içerisinde İngiltere ve Osmanlı Devlet'i için askeri ve ticari öneme sahip olan Süveyş Kanalı'nın, hem Osmanlı basınına yansımaları hem de İkdam gazetesi içerisinde yer alan Mısır meselesi ile ilgili metinleri inceledik. Araştırmamız, Birinci Dünya Savaşı'nda Süveyş kanalının durumu ve Mısır'da yaşanan olaylar hakkında hem dış haber kaynaklı hem de İkdam yazarlarının konu ile yazılarını içermektedir. Ayrıca, gazetenin konuyla ilgili görüşleri de değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Dünya Savaşı IGazetelerMısır+7
Meltem Sarıoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İngilizlere göre Kutü'l-Amare teslimiyetinin nedenleri ve etkileri

İngilizlerin Irak'taki harekâtı 6 Kasım 1914'te Fav Yarımadası'nın işgali ile başladı. 22 Kasım 1915'teki Selmân-ı Pâk Muharebesi'ne kadar neredeyse hiç yenilgi görmediler. Selmân-ı Pâk'ta yaşadıkları muazzam yenilgi, İngiliz Irak Sefer Kuvveti için bir dönüm noktası oldu. Yenilgi sonrası Kûtü'l-Amâre'ye çekilmek zorunda kalan İngiliz 6. Tümeni, Türk askerleri tarafından kuşatıldı. Yaklaşık 13.500 İngiliz-Hintli asker hem yiyeceklerinin tükenmesi hem de kendilerini kurtarmaya gelen kuvvetlerinin başarılı olamaması nedeniyle, 29 Nisan 1916'da Türk askerlerine teslim oldu. Kûtü'l-Amâre teslimiyetinin, İngiliz parlamentosu ve devlet adamlarından basına, Doğu'daki sömürgelerinden Irak'taki muharebelerde kullandıkları savaş araç ve gereçlerine, yine sivil ve askeri personelin niteliğinden sağlık hizmetlerine kadar bir hayli tesiri oldu. Sonuç olarak, İngilizler, Irak'taki operasyonları ve teslimiyeti araştırmak için parlamentolarında kabul ettikleri bir yasa ile "Irak Komisyonu" adında bir komisyon kurdular ve Kûtü'l-Amâre kuşatması ve kurtarma muharebeleri devam ederken, başarılı olamayan komutanları görevden aldılar. Asker sayılarını Türk asker sayısının çok üzerine çıkardılar. Silah, mühimmat, savaş araç ve gereçleri ile Dicle Nehri'ne uygun bol miktarda ulaştırma araçları hazırladılar. Tıbbi personel, hastane ve hastane gemileri eksikliğini giderdiler. Yeni kara ve demir yolu hatları inşa ettiler. Irak Sefer Kuvveti'nin başına Gelibolu'da da görev yapmış General F. S. Maude'ı getirdiler. Osmanlı Devleti, zaten yetersiz olan Irak'taki askeri birliklerini takviye etmek yerine, bir kısım birliklerini buradan çekerek İran'a gönderdi. Dolayısıyla yetersiz silah ve asker ile savunulmaya çalışılan yerler, birer birer İngilizler tarafından ele geçirildi. Osmanlı Devleti, Irak'taki en önemli şehir ve askeri merkez olan Bağdat'ı kaybetti. Hatta İngilizler, Mondros Mütarekesi'ne aykırı olarak Musul'u bile işgal ettiler. Böylece Irak'ta Osmanlı hakimiyeti sona ermiş oldu.

Dünya Savaşı IHindistanIrak+4
Oktay Yazıcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya Savaşlarının afiş tasarımlarına etkileri-propaganda afiş incelemeleri

Bu araştırmada I. ve II. Dünya Savaşları döneminde yapılan afiş tasarımları incelenmiştir. Savaş sırasında hazırlanan afiş tasarımlarında görsel ve anlamsal değişimlerin sebepleri irdelenmiş ve afişlerin gelişimi üzerine olan etkileri ortaya çıkarılmıştır. Afişlerin görsel iletişim araçları içerisindeki değerinin arttığı bu dönemi incelemek, afişlerin tasarım dilini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Afişlerin üslubuna, afişlerde işlenen kodların diline hakim olan öğrenciler, tasarım süreçlerinde doğru analizler ve çıkarımlar yaparak, bireysel farkındalıklarını artırıp, toplumsal konulara yaklaşımlarıyla, yaşadığı toplumu ve çevreyi doğrudan etkileyebilirler. Savaş dönemlerinde tasarlanan afişler, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel olaylardan büyük ölçüde etkilenmiştir. Afiş tasarımlarının kendine özgü bir tarz oluşturması ve günümüze değin bu yönde ilerlemesi, 20. Yüzyıl savaşları ve dönemin sosyal gelişmelerinin bir sonucudur. Bu dönemde baskı teknikleri ve teknolojileri de çeşitlilik kazanmıştır. Baskı teknolojilerindeki gelişim, üretim hızı ve maliyetlere de yansımıştır. Bu süreç afişlere olan talebi artırmış olup, afişlerde farklı tarzların oluşmasını da sağlamıştır. Her olayın ve gelişmenin birbirini yakından etkilediği bu dönemde, afişlerin uslubuna, sanat akımlarındaki değişimlerin de doğrudan etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Savaştan etkilenen sanatçıların çeşitli sebeplerle afiş tasarladıkları görülmektedir. Bu durum afiş tasarımlarının sanatsal bir çerçevede değerlendirilmesine de yol açmaktadır. Araştırma sırasında dönemin afişlerinden bazıları, göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen verilerden yola çıkarak, Dünya Savaşları sırasında yaşanan gelişmelerin, afiş tasarımlarının anlamsal ve görsel yönünü büyük ölçüde değiştirdiği sonucuna varılmıştır.

AfişlerDünya Savaşı IDünya Savaşı II+2
Mustafa Rasim Akan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Algılama kuramları açısından Birinci Dünya Savaşı'nın aktör çiftleri düzeyinde incelenmesi

Savaşlar ve ardından yaşanan barış ve anlaşmalar tarih incelemelerinin en önemli konusu olmuştur. Gruplar, klanlar, aşiretler ya da devletler arasında yaşanan savaşlar iletişimin en önemli kanalı olmuş ve bu sayede dinler yayılmış, kültürler kaynaşmış, yeni buluşlar yaşanmış ve birçok alanda iletişim sağlanmış. Görülen o ki savaşlar her dönem en çok bilginin edinebildiği faaliyetler olması nedeniyle tarihçilerin en önemli araştırma konusu olmuştur. Fakat savaşlar yalnızca neden-sonuç çerçevesinde incelenmiştir. Her ne kadar literatürde çok fazla çalışma bulunmasa da savaşın önlenebilir ya da etkisinin küçültülebilir bir olgu olduğu kabul edilir bir gerçektir. Devletleri yönetenlerin yani karar vericilerin insanlar olduğu ve bunların algılarının, korkularının, hayallerinin ya da hırslarının olduğu göz ardı edilmiştir. Tam da bu noktada algılama ve yanlış algılamanın savaşa giden yolda önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı neredeyse dünya üzerindeki tüm ulusları etkilemiş olan ve nedenleri konusunda hâlâ tarihçilerin ortak kanaatlerinin bulunmadığı I. Dünya Savaşı'nı aktörler ve devletler açısından algılama ve yanlış algılama kuramları çerçevesinde incelemektir. İmparatorlukların yıkılması ile sonuçlanan yaklaşık 9 milyon askerin yaşamını kaybetmesine neden olan bu savaşın yanlış algılama ya da abartılı algılamadan kaynaklı olma durumu oldukça ürkütücüdür. Yüzyıllar içerisinde devletler, yönetim şekilleri ve sosyolojik yapı elbette değişim içerisindeydi. Bu değişime ayak uyduramayan devletler elbette yıkılabilir ya da parçalanmak zorunda kalabilirlerdi. Fakat bu durumun sivilleri de etkileyerek bu kadar büyük bir yıkımın yaşanacağını kimse beklemiyordu. Bu savaşın kıvılcımını oluşturan olay Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun veliahtının suikaste uğraması şeklinde tarih kitapları yazsa da savaşa giden yolda devlet çiftleri savaşa farklı çıkar ve beklentilerle dahil olmuştur. 19. yüzyılın sonları itibariyle dünyada hızlı bir değişimin başladığı hissedilmektedir. Fakat liderler bu değişimi fark edememiştir. İmparatorlukları yıkan, büyük yıkımlara neden olan ve sonrasında bir dünya savaşı olarak adlandırılan bu savaşın devlet çiftleri açısından bir yanlış algılamadan kaynaklı olabilme durumu oldukça ürkütücüdür. Bu noktada bu çalışma ile her devlet çifti ayrı ayrı incelenerek yanlış algılamaların olduğu durumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Oluşabilen çok sayıdaki yanlış algılamayı tespit etmek için yalnızca farklı ittifak blokları arasındaki değil aynı ittifak içerisindeki devlet çiftleri de incelemeye dahil edilmiştir. Bu noktada I. Dünya Savaşı öncesi yaşanan tüm gelişmeler aktör (devlet) çiftleri şeklinde incelenerek yanlış algılama sorununun olduğu durumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile savaşa giden yolda devletlerin ve içerisindeki karar vericiler ile birlikte incelenerek karar vericilerin yanlış algılamalar ile ülkeyi nasıl savaşa sürüklediğini I.Dünya Savaşı örneği içerisinde incelenmiş olacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Aktör Çiftleri, Algılama, Birinci Dünya Savaşı,Lider Analizi,Yanlış Algılama.

Aktör Ağ KuramıAlgıAlgı yönetimi+5
Tuğba Tekin
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Esir edilen ve esaretten kurtulan General Charles Vere Ferrers Townshend'in tâbi tutulduğu değerlendirmeler

20. Yüzyılda İngiltere'nin Akdeniz'deki menfaatlerine petrol de dâhil olmuş, bu konuda her türlü tehdidin etkisiz kılınması edilmesi yönündeki kararlılık, İngiliz diplomasisinin esasını oluşturmuş, General Charles Vere Ferrers Townshend, Birinci Dünya Savaşı'nda emrine 6. Hint Tümeni verilerek 1915 yılı başlarında Irak Cephesi'nde görevlendirilmiştir. Halil (Kut) Paşa tarafından Kût-ül Amara'de kuşatılan General Townshend ve birlikleri, 29 Nisan 1916'da çözüm yolunu teslim olmakta bulmuşlardır. İshak Bey'in refakatiyle General Townshend, 3 Mayıs 1916'da vapurla Bağdat'a yola çıkmış, diğer generaller ise 4-5 Mayıs 1916' da bir kısım subaylarla beraber Bağdat'a sevk edilmiştir. İngiliz ve Hintli esirler daha sonra Anadolu'da çeşitli kamplara yerleştirilmiştir. General Townshend'ın ve beraberindeki grubun İstanbul yolculuğu, 12 Mayıs 1916 günü başlayıp, 3 Haziran 1916'da sona ermiştir. General Townshend'ın esaret hayatı Heybeliada ve Büyükada'da geçmiş, esareti boyunca kendisine her türlü kolaylık gösterilmiştir. O, esir değil adeta bir misafir olarak görülmüştür. General Townshend, esaretini geçirdiği 29 Nisan 19016'dan 20 Ekim 1918'e kadar zaman diliminde Türkleri tanımış, Türkler arasında da kendi öz yapısına uygun intiba ve etki bırakmıştır. Türklerin memnun edici yaklaşımlarına, kendisi ve İngiliz askerlerinin esaret hayatlarının nihayetlenmesi için şükran ifadesi olarak arabuluculuk görevi üslenmiştir. General Townshend, ülkesine dönüşü sonrasında İngiliz diplomasını eleştirmiştir. Türkiye'yi düşman bir ülke olarak değil onu kazanılması gereken bir müttefik olarak görmek istediğini söylemekteydi. Bu bağlamda General Townshend Türkiye'yi ziyaret edecek ve bir Türk dostu olarak çabalayacaktır. Anahtar Kelimeler: Esirlik, General Townshend, Irak Cephesi, Kût-ül-Amâra, Millî Mücadele

Dünya Savaşı IKut'ül-Amare SavaşıOsmanlı Devleti+3
Hanifi Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiliz ve Türk/Osmanlı belgelerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki çetecilik faaliyetleri (1914-1922)

"İngiliz Ve Türk/Osmanlı Belgelerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki Çetecilik Faaliyetleri (1914-1922)" isimli tez çalışmamızda bahsi geçen dönemde Karadeniz Bölgesi'nde yer alan tüm çete gruplarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Osmanlı Devleti'nin dönem kaynakları ile Mondros Ateşkesinden sonra Samsun ve Merzifon'u işgal eden İngiltere'nin, o dönemdeki mevcut gelişmeleri içeren kaynakları kullanılmıştır. İngiliz belgeleri içerisinde, Karadeniz Bölgesi'ndeki kontrol subaylarının İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliği'ne ve oradan da İngiltere Dışişlerine giden raporları İngilizlerin bu süreçteki faaliyetleri hakkında doyurucu bilgiler vermektedir. Ayrıca İngiltere Foreign Office kayıtlarına ilaveten Türk araştırmacılar tarafından neredeyse hiç kullanılmamış olan Admiralty (Donanma Bakanlığı) belgelerinden de istifade edilmiştir. İlaveten pek çok basılı kaynaktan yararlanılmıştır. Kullanılan bu belgelerden elde edilen bilgiler sonucunda Karadeniz Bölgesi'ndeki asayişi ihlal eden eşkıyaların ve çetelerin faaliyetleri, amaçları ve sonları tespit edilmiştir. İncelenen dönem Birinci Dünya Savaşı ile başlamaktadır. Savaş sırasında dâhilde düşmanla işbirliğinde olan çeteler türemiştir. Bunlardan Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Rumlar, Trabzon'un Rus birlikleri tarafından işgalinden sonra Rusya ile bir antlaşma yaparak Osmanlı Devleti'nin bu bölgeden çekilmesini sağlamak için söz vermişlerdir. Savaş sırasında kalabalık Rum çetelerinden başka Karadeniz Bölgesi'ndeki asayişi ihlal eden çetelere baktığımızda bunların Ermeniler, Çerkezler ve asker kaçakları gibi gruplardan oluştuğu görülmektedir. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra özellikle Samsun ve Merzifon'u işgal eden İngilizlerin, desteğini alan Rum çeteleri, faaliyetlerini bir kat daha artırmış ve adeta bir orduya dönüşmüştür. Bölgeye gönderilen İngiliz Kontrol Subayları ise ilk etapta onların savunma eyleminde olduklarını raporlasalar da ilerleyen yıllarda siyasi fikirlerle müttefiklerin ilgisini çekebilmek için faaliyette bulunduklarına dair raporlar yazmışlardır. Bu dönemde de Rumlardan başka az sayıda olan özellikle Orta Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren Çerkez, Laz, Gürcü ve Türk çeteler de asayişi bozan diğer gruplardır. Bu grupların siyasi bir amacı bulunmamakla birlikte mevcut ortamın karışıklığından istifade ettikleri ve devletin dahili güvenliğini bozdukları anlaşılmıştır. Bununla beraber sayıları çok azdır.

Dünya Savaşı IKaradeniz bölgesiMilli Mücadele Dönemi+1
Merve Doğan Kader
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı- Singapur ilişkileri (1864-1923)

Bu araştırmanın konusu ve odak noktası, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar Singapur ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkilerdir. Singapur'daki ve Türkiye'deki gazeteler, tarihi yazılar ve arşiv gibi geçmiş çalışmalar da dâhil birçok tarihi kayıt bilgi kaynağı olarak kullanılmıştır ve Singapur ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu kaynaklar, Singapur ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki siyasi, ekonomik, sosyal ve din gibi farklı alanları tasvir etmek ve kanıtlamak için kullanılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, kapsamı ve önemi belirtildikten sonra Singapur'un kısa tarihi ve Endonezya, Tayland ve Malezya gibi Osmanlı ile Güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki ilişkilere değinilmiştir. Daha sonra ikinci bölümde, Singapur ve Osmanlı İmparatorluğu'nun hem doğrudan hem de dolaylı siyasi ilişkileri ele alınmıştır. Bu bölümde, Singapur'a Osmanlı Başkonsolosunun atanması, Birinci Dünya Savaşı ve Balkanlar gibi trajik olaylar, Singapur'daki Pan-İslamizm ideolojisinin etkisi gibi konuları da temel edilmiştir. Aynı zamanda, Asya'daki İngiliz ve Hollanda kolonizasyonun tüm dünyayı etkilemesi gibi Avrupa'daki siyasi güç dengesinde meydana gelen değişikliklere de yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Singapur ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki dini, sosyal ve kültürel ilişkilere odaklanılmıştır. Bu bölümde ayrıca Hac ibadeti aracılığıyla gelişen Singapur-Osmanlı ilişkileri ve Singapur'da aylarca kalan Ertuğrul Fırkateyni'ndeki mürettebatının Japonya yolculuklarına devam etmeden önceki Singapur'daki deneyimleri de yer almaktadır.

Dünya Savaşı IErtuğrul FırkateyniKültürel ilişkiler+7
Muhamad Syafıq Bın Mardı Mardı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Virginia Woolf and the great war:Cchange and disillusionment in a modernist perspective

Having made invaluable contributions to the artistic circles of her time, Virginia Woolf has been regarded as one of the most prominent modernists of the 20th century. Considering that her first modernist novel (Jacob's Room) is published in 1914, her work was inevitably written under the influence of the Great War conducing a sense of change and disillusionment which became an inextricable part of the modernist perspective. As such, this thesis study aims to analyze the essence of the Great War, the sense of change and disillusionment as modernist elements within Virginia Woolf's Jacob's Room, Mrs. Dalloway and To the Lighthouse. To this end, the link between the Great War and modernist novel is examined through the concepts of change and disillusionment within each novel. Keywords: Modernism, change, disillusionment, the Great War, Virginia Woolf, Jacob's Room, Mrs. Dalloway, To the Lighthouse.

World War IModernismWar+3
Eda Burcu Çetinkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'in işgalinden Mudanya Mütartekesi'ne kadar Batı cephesindeki siyasi ve askeri olaylar

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla, Osmanlı Devleti'nin başta başkenti İstanbul olmak üzere uç bölgeleri işgal tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Paris Barış Konferansı'nda alınan kararla birlikte İzmir Yunanlılar tarafından fiili olarak işgal edilmiştir. Bu işgal yurtta büyük bir yankıya sebep olmuş ve geçici olacağı ifade edilen işgallerin kalıcı olduğu anlaşılmıştır. Çalışmanın amacı da İzmir'in işgal edilmesiyle birlikte başlayan milli uyanışın nasıl silahlı mücadeleye dönüşerek, siyasi ve askeri bir nitelik kazandığını anlatmaktır. İşgallerin yaygınlaşmasıyla birlikte yerel mukavemet girişimlerinin örgütlü bir niteliğe kavuşmasıyla Kuva–yı Milliye vücut bulmuştur. Kuva–yı Milliye terhis edilen askerlerden, gönüllülerden, eşkıya ve çetelerden oluşmuş milli mukavemet örgütüdür. Osmanlı Devleti ordusunun terhis edilmesiyle birlikte düzenli ordunun kurulmasına kadar geçen sürede işgallerin yavaşlamasını sağlamıştır. Çalışmanın kapsamı da bu doğrultuda belirlenmiştir. Yerel nitelikte olup düzenli işgal ordularına karşı mukavemet gösteren Kuva–yı Milliye, işgallerin artmasıyla birlikte özellikle Batı Anadolu bölgesinde yoğun faaliyet göstermiştir. Kuva–yı Milliye'nin hem ihtiyaçlarının karşılanması hem de stratejisinin belirlenmesi için Batı Anadolu'da kongreler toplanmıştır. Kongreler, Kuva–yı Milliye faaliyetlerinin düzenlenmesinde ve denetlenmesinde etkili olmuştur. Kuva–yı Milliye'nin işgallere karşı mukavemet göstermesinin yanında, işgalleri tam olarak durduramasa da düzenli ordu kurulana kadar zaman kazandırmıştır. Kuva–yı Milliye hareketinin yer yer amacında sapmış olması, mukavemetlerin en başından beri düzenli ordulara karşı gösteriliyor olması ve özellikle Batı Anadolu'da Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi düzenli ordu ihtiyacını daha fazla açığa çıkartmıştır. Büyük Millet Meclisi'nin de açılmasıyla birlikte düzenli ordu girişimleri başlamış ve Kuva–yı Milliye dağıtılmıştır. Düzenli ordu, ilk başarısını İnönü Savaşlarıyla Batı Anadolu'da kazanmıştır. Büyük Taarruz'da elde edilen zaferle işgallere son vermiş, İtilaf Devletleri'nin Mudanya Mütarekesi'ni imzalanması mecbur bırakmıştır. Batı Anadolu'da elde edilen zaferler, kurtuluşun gerçekleşmesinde, işgallerin son bulmasında, düzenli ordu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yurtta ve dünyada kabul görmesinde etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti, Millî Mücadele, Kuva–yı Milliye, Mondros Mütarekesi, Düzenli Ordu, Batı Cephesi. 2019, 200 sayfa

Askeri faaliyetlerAskeri operasyonlarBatı Cephesi+6
Serkan Çomak
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu'da İngiliz esirler (1916-1917)

Tezin konusu, Birinci Dünya Savaşı sırasında 29 Nisan 1916 tarihindeki Kutü'l-Amare zaferi ile esir alınan İngiliz askerlerinin yerleştirildikleri Kastamonu Üsera Garnizonu'na getirilmesinden garnizonun kapatılmasına kadar geçen süreçtir. Sürecin aydınlatılmasında Osmanlı arşiv belgeleri ve esirlerin hatıratındaki bilgiler kullanılmıştır. Tezin giriş bölümünde, tezin konusu ile bağlantısından dolayı, Birinci Dünya Savaşı'nın sebepleri ve Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş süreci özetlenmiştir. Birinci bölümde ise Türk-İngiliz ilişkileri ve Kutü'l-Amare zaferi üzerinde durulmuştur. Tezin ana konusunun ele alındığı sonraki bölümde esirlerin Kastamonu'ya getirilmeleri, yerleştirilmeleri, buradaki hayatları ve kampın kapatılmasına kadar geçen zamanda yaşananlar anlatılmaktadır. Bu devre arşiv belgeleri, hatırat ve diğer araştırma eserlerinin ışığında aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Dünya Savaşı IKastamonuMilli Mücadele Dönemi+3
Mücahit Zafer Ağ
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Savaşı öncesi Yemen (1908-1914)

Bu çalışma, Yemen'in Birinci Dünya Savaşı öncesinde idarî, askerî, siyasî, ekonomik ve kültürel sürecini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda idarî yapıda yaşanan gelişmeler ve idarî görevliler açıklanmıştır. Ayrıca idarî taksimattaki değişikliklerle birlikte mimarî, ulaşım ve haberleşme alanlarında yaşanan gelişmeler ortaya konulmuştur. Yemen'de askeri ve siyasî gelişmeler bu dönemde çok yoğun yaşanmıştır. Bu dönemde Şii mezhebinin bir kolu olan Zeydîliğin lideri İmam Yahya ve Asîr'de bir tarikat lideri olan Seyyid İdrisi isyanları ile mücadele edilmiştir. Bu nedenle Yemen'e yoğun olarak askeri kuvvet sevkiyatı yaşanmıştır. 1911 yılında Zeydî lider İmam Yahya ve Osmanlı Devleti adına Kuva-yı Umumiye Komutanı Ahmet İzzet Paşa arasında yapılan Dean Antlaşması ile Yemen'de sükûnet sağlanabilmiştir. Bu antlaşmadan sonra Yemen'de Seyyid İdrisi ve İngilizlerin varlığı siyasî bir sorun olarak devam etmiştir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı'nda Yemen, bir cephe olarak İngilizlere karşı açılmıştır. Yemen'de ekonomik yapı tarımcılık ve hayvancılığa dayalı olmasının yanı sıra bölgeye özgü ürünler ihracatta ön plana çıkmıştır. Yemen'deki eğitim kurumları Osmanlı Devleti'nin idaresi altında kurulmuş ve devam ettirilmiştir. Anadolu'da gerçekleştirilen eğitim yenilikleri bu bölgede de tesis edilmiştir. Yemen'de sağlık hizmetlerinin askerî düzeyde önem taşıdığı görülmektedir. Ayrıca salgın hastalıklar sık sık yaşanmış ve çeşitli önlemler alınmıştır. Bu çalışmada uzun süre Osmanlı Devleti'nin bir vilayeti olan Yemen'in idarî, siyasî, askerî, ekonomik ve sosyal yapısıyla nasıl yönetildiği üzerinde durulmuştur.

Abdülhamid IIDünya Savaşı IHicaz demiryolu+7
Ayşen Acar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır kamplarındaki Türk esirlerin çıkardıkları süreli yayınlar -inceleme,dizin, seçilmiş metinler

Birinci Dünya Savaşı'nda çeşitli cephelerde çoğunlukla İngiltere ile mücadele eden Osmanlı Devleti, savaştan mağlup olarak ayrılmış ve yine başta İngiltere olmak üzere Rusya, Fransa, Romanya, İtalya gibi ülkeler tarafından askerleri esir edilmiştir. İngilizler Türk esir askerleri Mısır'da inşa ettikleri Turra, Seydibeşir, Heliopolis, Rasel Tin, Bilbeis, Maadi adlı kamplarda tutumuşlardır. Rusya'ya, Korksika'ya ya da Burma'ya götürülüp kamplara yerleştirilen esirlere nazaran coğrafî açıdan çok fazla yabancılık çekmeyen Mısır'daki Türk askerleri, millî bilinç ve şuurla nevi motivasyon kaynağı olması, kamp içi iletişimle birlikte kampa yurt içinden ve dışından haber akışının sağlanması gibi amaçlar doğrultusunda süreli yayın faaliyetlerine başlamışlardır.1919-1920 yılları arasında çıkarılan ve teksir makinesiyle çoğaltılan Kızıl Elma, Kafes, Işık, Karikatür, Esaret, Badiye, Garnizon, Yarın, Tan, Nilüfer, İzmir, Türk Varlığı, Nasrettin Hoca, Sadâ ve Zincir olmak üzere 15 süreli yayının kütüphanelerdeki nüshaları tespit edilmiş ve bu çalışmada söz konusu dergi/gazetelerdeki edebî ve fikrî hareketlilik incelenmiştir. Kamp hayatına ilişkin bulgulara da bu süreli yayınlarda ulaşılmış ve çalışmaya dâhil edilmiştir. Ek olarak Tetebbuʻ, Hilal, Ocak, Dağarcık, gibi süreli yayınların -adları çeşitli ilan ve yazılarda görülse de- nüshalarına ulaşılamamıştır. Bazı dergilerin bütün sayılarına ulaşılırken (Yarın) bazılarının tam koleksiyonu tespit edilememiştir. Bu çalışmada bütün yazılar, süreli yayın ayırt etmeksizin, kronolojik olarak incelenmiş, dergi/gazetelerin bütün içerikleri tahlili fihrist ilebaşlığı altında sıralanmıştır. Süreli yayınlardaki edebî, fikrî faaliyetleri ve kamp hayatına ilişkin belirleyici bilgileri içeren bazı yazılar Latin esaslı Türk alfabesine aktarılarak konu yahut türlerine göre tasnif edilerek seçilmiş metinler olarak verilmiştir.

Dünya Savaşı IEdebi eserlerEdebi ürünler+5
Sena Baykal
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects