Mosques
144 theses under this subject heading
Mescidleri süslemeyi yasaklayan rivayetlerin tahlili
Mescidler ya da günümüz ifadesiyle camiler, İslâm kültürünün ve medeniyetinin en önemli sembollerinden biridir. Bu yüzden tarihin her döneminde cami inşasına önem verilmiş, zamanla büyük ve ihtişamlı camiler inşa edilmiştir. Bazı âlimlerin hadis kaynaklarında yer alan ve mescidlerin süslenmesi ve gösterişli bir şekilde inşa edilmesini yeren rivayetlere dayanarak camilerin süslenme işini hoş görmedikleri bilinmektedir. Araştırmamızda mescidlerin süslenmesini yasaklayan söz konusu rivayetler tespit edilip sened ve metin açısından tahlilleri yapılmış ve böylece bunların doğru anlaşılmasına katkı sağlamaya çalışılmıştır. Araştırmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, amacı ve önemi ile metodu ve kaynakları hakkında bilgi verilmiş, bazı kavramlar ve ma'bedlerin kısa tarihçesi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde mescidleri süslemeyi yasaklayan rivayetlerin tespiti ve senedlerinin tenkidi üzerinde durulmuş, ikinci bölümde tespit edilen rivayetlerin metin ve muhteva tenkidi yapılmıştır. Çalışma sonuç ve değerlendirme kısmıyla bitirilmiştir.
Konya'daki geç Osmanlı dönemi ahşap minberleri
Bu çalışma Konya'da Geç Osmanlı dönemine tarihlenen ahşap minberlerin tespit edilip, form, teknik ve süsleme özelliklerinin tanımlanarak, Türk-İslam sanatı içerisindeki öneminin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Buna bağlı olarak Konya'ya bağlı Ahırlı, Akören, Akşehir, Altınekin, Beyşehir, Bozkır, Çumra, Derebucak, Doğanhisar, Güneysınır, Hadim, Hüyük, Ilgın, Kadınhanı, Karatay, Meram, Sarayönü, Selçuklu, Seydişehir, Taşkent, Tuzlukçu ve Yunak olmak üzere 22 ilçede bulunan camiler incelenmiş ve özgün durumda 100 ahşap minber tespit edilmiştir. Minber, camilerde cuma ve bayram günlerinde hatibin hutbe okuduğu kürsüye verilen isimdir. İslam sanatında ihtiyaç doğrultusunda gelişim gösteren minberler, işlevsel olmalarının yanı sıra saltanat alameti olarak kabul edilmeleri nedeniyle dönemlerinin estetik anlayışına uygun olarak yapılmıştır. Bu bağlamda dönemlerinin birer temsilcisi konumundadır. Ancak zaman içerisinde doğal afet veya insan faktörü gibi çeşitli sebeplerle günümüze ulaşamaması, dönemin kültür ve sanat anlayışının yok olmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çalışmamız ilk olarak ahşap minberlerin belgelenmesi daha sonra detaylı bir şekilde tanımlanmasını amaçlamaktadır. Çalışmamız, "Konya'daki Geç Osmanlı Dönemi Ahşap Minberleri" ve "Değerlendirme" olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Ancak ilk olarak giriş başlığı altında, konunun tanımı, önemi ve sınırları belirlenmiş, kullanılan yöntem ve konuyla ilgili yapılan yayınlara değinilmiştir. Daha sonra minberin tanımı, gelişimi ve işlevi hakkında bilgi verilip minber elemanları tanımlanmıştır. "Konya'daki Geç Osmanlı Dönemi Ahşap Minberleri" adlı birinci bölüm, 18. ve 20. yüzyıl aralığında geniş yelpazede üretilen ahşap minberleri konu almaktadır. Burada ilk olarak minberin bünyesinde bulunduğu caminin tarihçesi, mimarisi hakkında bilgi verilmiş ve daha sonra minber oluşturulan bir şablon çerçevesinde detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde katalogda elde edilen veriler beş başlık altında değerlendirilmiştir. Değerlendirme "Minberlerin Yapı İçindeki Yeri", "Minber Elamanları", "Tarihlendirme", "Uygulanan Teknik" ve "Süsleme" olmak üzere beş başlıktan oluşmaktadır. Son olarak yaptığımız çalışma sonucunda elde edilen veriler ortaya konulmuş ve çalışmamız tamamlanmıştır.
Diyarbakır Şeyh Safa (İparlı) Camii yapı topluluğu
Safa (İparlı) Cami Yapı Topluluğu, Diyarbakır Sur içinde, Diyarbakır Ulu Camiinin batısında Melek Ahmet Mahallesinde Kara Cami Sokağındadır. Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Toros Dağları ve Yukarı Dicle Havzası'nda konumlanır. Tarih boyunca önemini koruyan kent birçok medeniyetin egemenlik kurduğu ender şehirlerden biridir. Roma ve Bizans egemenliğinde kalan Diyarbakır, İslam döneminde valiler tarafından yönetilmiştir. Akkoyunlu Devletine başkentlik yapmasının yanında Osmanlı döneminde de önemini koruyarak askeri ve ticari açıdan önemli bir merkez olmuştur. 1401-1507 yılları arasında Akkoyunlu egemenliğinde kalan Diyarbakır'da özellikle Uzun Hasan döneminden kalan birçok eser bulunmaktadır. Uzun Hasan döneminden kalan önemli yapılardan biri de Safa Camii'dir. Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Melek Ahmet caddesinde, Diyarbakır Ulu Camii'nin batısında bulunan Safa Cami yapı topluluğu cami, medrese, türbe yapılarından oluşur. Yapım kitabeleri bulunmaması sebebiyle cami, medrese ve türbe binalarının kesin yapım tarihi bilinmez. Birçok kez onarım geçiren yapılar orijinallikleriyle ilgili fikir verebilmektedir. Tez çalışmasında; Safa Camii, Muslihiddin Lari Medresesi ve Şeyh Abdülcelil Türbesi plan, mimari, süsleme açısından ele alınarak Diyarbakır'daki Akkoyunlu ve Osmanlı dönemi yapılarıyla karşılaştırılıp değerlendirilmeye çalışılmıştır. Günümüze sağlam bir şekilde ulaşan yapının genel anlamda Akkoyunlu üslup özelliklerini yansıttığı, üslup ve süsleme açısından Diyarbakır'daki Osmanlı dönemi mimarisine model olduğu öngörülebilir.
Süleymaniye Camii'nin gösterge bilimi açısından incelenmesi
Fotoğraf sanatı ortaya çıktığından beri,fotoğraf ve fotoğrafçılık, birçok tarihsel, toplumsal ve siyasal gerçekliğe; sanatın gelişim ve yansımasına hizmet etmiştir. Fotoğraf sanatı alanındaki gelişmeler, beraberinde değişik görme biçimleri yaratmış ve yeni zenginlikler oluşturmuştur. Bu noktandan hareketle,"Süleymaniye Camii'nin Gösterge Bilimleri Açısından İncelenmesi" başlıklı çalışmamız ile, tarihe damga vurmuş bir büyük mimari eserin tarihsel ve mimari bilgiler yanında görsel öğelerle zenginleştirilmiş bir varyasyonu; ve değişik bir çalışma örneği ortaya konulması hedeflemiştir. Çalışmada, tarihsel süreçten yola çıkarak,bir yandan eserin farklı açılar ve kompozisyonlar ile fotoğrafik zenginliği ortaya çıkarılırken, diğer yandan da mimari fotoğrafın zenginliğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yine çalışmamızda, sanatsal yönelimler, ilahi betimlemelerle ile zenginleştirilip göstergebiliminin eşsiz zenginliğine sunulmuştur. Çalışmada, Süleymaniye Camii'nin gösterge bilimleri açısından incelenmesinden yola çıkılarak, eseregörsel öğelerle destekli farklı bir bakış açısından kazandırılması hedeflenmektedir. Bu hedef ve temelden hareketle, birincibölümde çalışmanın amaç ve metodolojisi ve caminin mimari açıdan özelliklerine;ikinci bölümde Süleymaniye'nin tarihçesine ve genel bilgilere; üçüncü bölümde mimari fotoğrafçılıkta ilgili tarihsel gelişim ve teknik bilgi ve değerlendirmelere yer verilmiş;Dördüncü bölümde ise Süleymaniye'ye gösterge bilimlerinden yola çıkarak çeşitli açılardan farklı fotoğraf kareleri eklenmiş ve Mimar Sinan'ın İstanbul'un siluetine kazandırdığı güzellik sergilenmeye çalışılarak fotoğraflar üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gösterge Bilimi, Süleymaniye Camii, Fotoğraf, Grafik ve Fotoğraf
İslam medeniyetinde bir sembol olarak cami: Günümüzdeki camiler etrafında dini, siyasi ve estetik tartışmalar
İslam medeniyetinde bir sembol olarak cami: Günümüzdeki camiler etrafında dini, siyasi ve estetik tartışmalar isimli bu çalışma; İslam mimari ve toplumsal tarihi açısından taşıdığı önemin yanında küreselleşen dünya ve değişen algılarla bugün tartışmalı bir şekilde ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınan camileri incelemektedir. İslam medeniyetinin bir sembolü olarak caminin anlamı nasıl bir değişim göstermiştir? Bu bağlamda günümüzdeki camiler etrafında dini, siyasi ve estetik tartışmalar nelerdir? Sorusu irdelenmektir. İslam medeniyetinde merkezi bir öneme sahip olan cami, hem estetik hem de sosyal önemi açısından klasik ve güncel örnekler ile incelenmekte, medeniyetin değişim ve dönüşüm süreci bu güçlü sembol üzerinden okunmaya çalışılmaktadır. Yakın tarihte İstanbul'da inşa edilmiş; Şakirin Camii, Ataşehir Mimar Sinan Camii, Çamlıca Camii bu çalışmanı ana örneklerini oluştururken toplumsal tartışmalara konu olmuş farklı örnekler olan Köln Merkez Camii ve Roxbury Camii ve Kocatepe Camii de incelenen camiler arasında yer almıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Medeniyeti; Sembol; Cami; Estetik; Mimari
Yapısal ve maddesiz öğelerin Mimar Sinan'ın cami tasarım diline etkileri
Bu tez çalışmasının amacı Osmanlı İmparatorluğu'nda 16. yüzyılda inşa edilmiş camilerin tasarımında, yapısal ve maddesiz elemanlarının etkilerinin araştırılması yoluyla, dönem içerisinde ayrıştırılarak takip edilebilen bir tasarım dili olup olmadığını ortaya koymaktır. Dönemle ilgili bilimsel araştırmalarda, yapı içi günışığı, yapı akustiği ve mekân tasarımı kavramları sıklıkla ele alınmasına rağmen, bu elemanları sayısal yöntemlerle analiz eden araştırma sayısı çok azdır. Çalışma kapsamında 16. ve 17. yüzyılda inşa edilmiş yapılar arasından, genele yayılabilecek özellikler gösteren, çoğunluğu başkent İstanbul'da bulunan bazı yapıların, müdahalesiz yöntemler yardımıyla üretilmiş verileri üzerinden, üç boyutlu modeller üretilerek, söz konusu elemanlara yönelik analizler gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda bu çalışmada yapısal ve maddesiz tasarım elemanları olarak tanımlanan günışığı, yapı akustiği ve mekân algısı kavramlarının, dönem camilerinin tasarımlarına doğrudan etki ettiği ortaya konulmuştur. Bunun dışında Mimar Sinan'a atfedilen ilk hanedan yapısı olan Haseki Hürrem Sultan Camisi'nden Edirne Selimiye Camisi'ne kadar geçen süreç içerisinde inşa edilen camilerde, mimar tarafından sürdürülmüş bir tasarımsal araştırma süreci olduğu kanısına ulaşılmıştır.
İstanbul Sultan Ahmet Camii çinilerinin belgelenmesi ve değerlendirilmesi
Sultan Ahmet Camii plan kurgusu itibari ile, Osmanlı mimarisin Klasik Devri olarak adlandırılan döneminin bir devamı olma niteliğindedir. Sultan Ahmet Camii, 1609- 1617 yılları arasında Sultan I. Ahmet (1590-1617) tarafından inşa ettirilmiştir. Sultan I. Ahmet erken vefatı nedeniyle, temel atma törenine katıldığı caminin tamamlanmış vaziyetini görememiştir. Sultan Ahmet Camii; İstanbul'un Fatih semtinde yer alan At Meydanı'nda (Sultan Ahmet Meydanı) bulunmaktadır. Sultan Ahmet Külliyesi kapsamında yer alan caminin kuzey cephesinde tarihi hipodrom ve İbrahim Paşa Sarayı; doğu cephesinde ise Topkapı Sarayı ve Ayasofya Müzesi bulunmaktadır. Cami, tarihi yarımadaya hakim bir tepe noktasına konumlandırılmıştır. Sultan Ahmet Camii'nin çini süslemelerini esas alan çalışmamızda, çiniler kompozisyon, malzeme, motif, form ve teknik bakımdan ayrıntılı bir şekilde incelenerek okuyucuya tanıtılmaya çalışılmıştır. Sultan Ahmet Camii'nde incelediğimiz 243 çini pano, kompozisyon ve teknik özellikleri itibari ile devrin en yetkin örnekleri arasında yer almaktadır. Şeffaf sır altına işlenen altmış farklı kompozisyonun 58 tanesi sır altı tekniği ile, kalan iki çini pano tek renk sır ve renkli sır tekniği ile yapılmıştır. Çiniler, İznik atölyelerinin son yetkin örneklerini teşkil etmektedirler.
Afyonkarahisar'daki ahşap destekli camiler
Afyonkarahisar, coğrafi konumu itibariyle, doğal bir yol güzergâhı üzerinde yer almaktadır. İç Anadolu'dan batıya geçişlerde olduğu kadar diğer bölgelere geçişlerde de kavşak noktasında bulunmaktadır. Günümüzde de Afyonkarahisar'ın konumu eskiden olduğu gibi önemini korumaktadır. Afyonkarahisar'ın bilinen en eski adı, Yunanca metinlerde Akronio'dur. Roma kaynaklarında Akronium, Bizans kaynaklarında ise Akroenos şeklinde zikredilmektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Karahisar-ı Sahip ve Karahisar-ı Devle olarak adlandırılmış, Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra Afyonkarahisar olarak değiştirilmiştir. Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde yoğun bir şekilde imar faaliyetleri görülen şehirden günümüze bazı eserler ulaşmakla birlikte bazı eserlerin de yok olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın 'Giriş' bölümünde Afyonkarahisar'ın kronolojik tarihi, ağaç ve ahşabın insanlık tarihindeki yeri ve önemi ile Anadolu'da ahşap destekli camilerin gelişimi hakkında bilgiler verilmiştir. 'Katalog' kısmında, yayınlardan ve yerinde yaptığımız incelemeler sonucunda tespit ettiğimiz 10 cami, mimari ve süsleme özellikleri açısından incelenmiş ve Anadolu'daki benzer yapılarla karşılaştırılmıştır. 'Değerlendirme ve Sonuç' bölümünde, yapılar hem kendi içinde hem de Anadolu'daki diğer örneklerle karşılaştırılarak değerlendirilmiş, mimari, süsleme ve plan özelliklerinin Anadolu-Türk Mimarisi içindeki yeri saptanmaya çalışılmıştır. Katalog bölümünde her yapıdan sonra o yapıyla ilgili yayınların künyesi 'Bibliyografya' başlığıyla verilmiş ve bu yayınlar en sonda 'Bibliyografya' bölümünde bir araya getirilmiştir.
Torbalı ve köylerindeki Türk devri yapıları
Çalışmamız sırasında "Torbalı ve Köylerindeki Türk Devri Yapıları" adı altında, 13 cami, iki mektep, dokuz çeşme, iki tren istasyonu olmak üzere toplam 26 yapı yerinde incelenmiş ve araştırmaları yapılmıştır. Eserler, mimari özelliklerine dikkat edilerek kataloglanıp tezimize dahil edilmiştir. Söz konusu yapılardan bazıları, tarihsel özelliklerini tamamen kaybetmelerinden dolayı tezimize dahil edilmemiştir. Araştırma bölgemizdeki yapılar genel olarak 19. yy'da inşa edilmişlerdir. Camiler, mektepler ve tren istasyonlarının tamamı, çeşmelerin de geneli II. Abdülhamid devrinde yapılmışlardır. İncelenen alanın yeni kurulan bir yerleşim birimi olması sebebiyle, yapıların bulundukları bölgelerin kuruluş tarihi de çoğunlukla, eserlerin tarihleriyle paralellik taşımaktadır. Araştırmamız, yapıların tarihi, mimari, plan, malzeme ve varsa süsleme özellikleri üzerinde durularak ele alınmaya çalışılmıştır. Mimari kurguları ve bezemeleri, söz konusu dönemde, merkezden uzak bölgelerdeki, Türk mimarisi ile benzerlik taşımaktadır. Camilerin ilk inşalarındaki planlarında görülen üslup birliği, bölgede yaşanan büyük Torbalı Depremi ve çağın gereksinimleri sebebiyle, büyük değişimlere uğramıştır. Araştırmamız sırasında yapıların bu değişimleri de tespit edilerek tartışılmıştır. Bahsettiğimiz sebeplerden ötürü yapılarda süsleme yok denilecek kadar azdır.
An analysis of radicalization models with examples of lone-wolf terrorism
This paper focuses on the radicalization process of one of the most relevant forms of political violence, which is the phenomenon of "lone wolf" terrorism. This research proposes that the rise of lone-wolf terrorism, along with its implications for both right-wing extremism and online spheres, requires examination through the process of radicalization. Furthermore, this paper uses the "Radicalization Model of Lone Wolf Terrorism," based on Mark S. Hamm and Ramon Spaaij's radicalization model, to break down the components of the process. Initially, this paper focuses on terms associated with political violence within the radicalization literature. Secondly, this paper studies the chosen model and analyzes its elements to comprehend the commonalities between three terrorism cases: the 2011 Norway attacks, the 2019 Christchurch mosque shootings, and the 2022 Buffalo shooting. As a result, this paper reaches conclusions that can help to understand the radicalization cycle of lone wolf terrorism through its components and various commonalities that emerge from the terrorism examples.
Nusret Çolpan minyatürlerinde İstanbul camileri
Bu çalışmamızda, minyatür nakkaşı Nusret Çolpan'ın hayatı incelenmiş ve "İstanbul Camileri" minyatür eserlerinin kompozisyon özellikleri açısından analizi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Nusret Çolpan, minyatür sanatıyla özdeşleşmiş, tarihe mal olmuş minyatür nakkaşıdır. Şehir minyatürü tarzıyla; hayatını, yaşadığı kültürel ortamı, içinde bulunduğu etkileşimi günümüze yorumlayarak yansıtmıştır. Nusret Çolpan 1952-2008 yılları arasında yaşamış, Cumhuriyet Dönemi Türk Minyatür Sanatının Ord. Prof. Süheyl Ünver ve Azade Akar gibi en önemli şahsiyetlerden ders almış, birçok talebe yetiştirmiş, Türkiye ve dünya şehirlerinden birçok eserler nakşetmiştir. Nusret Çolpan minyatür sanatına kattığı yeni üslubuyla ve hem yerel hem de özgün kalışıyla, bu yüzyılda yetişmiş kıymetli sanatkârlarımızdan olması açısından büyük önem arz etmektedir. Nusret Çolpan'ın en ayırt edici vasfı, minyatürün ana hatlarını zedelemeden ve sürekliliğini sağlayarak özgün ve yeni bir stil kazandırmasıdır. Tez çalışmamızda Nusret Çolpan'ın ailesi, dostları ve öğrencileriyle röportajlar yapılmış, kronolojik sıra ile hayatına yer verilmiştir. Nusret Çolpan'ın minyatüre bakışı, sanatını icra ederken gösterdiği hassasiyeti ve sanatının inceliklerini örnekler ile ele alınmıştır. Nusret Çolpan'ın sadece İstanbul camilerini çalıştığı minyatürler ele alınmış, analiz ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Bununla birlikte Nusret Çolpan'ın tüm eserlerinin sergilendiği etkinliklere de yer verilmiştir. Bu çalışma, Nusret Çolpan'ın üslup ve tarzını daha iyi anlamak, minyatür eserlerinin kompozisyon özelliklerini gelecekteki nakkaş adaylarına aktarmak ve rehberlik etmesi açısından literatüre katkı sağlama amacı taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Nusret Çolpan, Minyatür, Minyatür Sanatı, Çini, Nakkaş
Ankara Altındağ ilçesindeki 12-19.yy arası cami ve mescidlerdeki yazılar
Ankara, tarihte çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir şehirdir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden iki yıl sonra 1073'te Selçukluların hâkimiyetine geçen şehir, mescit ve camilerle İslam şehrine dönüşmüştür. Eski dönemlerin izlerini taşıyan yapıların Ankara'da, özellikle Altındağ bölgesinde, kale ve çevresinde yoğun olduğu görülmektedir. Buralarda Roma dönemi yapıları, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Dönemi yapılarına sıkça rastlanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin başkenti olan ve ilkçağlardan bugüne farklı uygarlıkların yaşadığı Ankara kentinin Altındağ ilçesinde 12-19. yüzyıllarda inşa edilmiş cami ve mescitler ele alınmıştır. Dinî yapıların tezyinatında Hat Sanatı önemli bir yere sahiptir, bu durum göz önüne alınarak bu çalışmamızdaki cami ve mescitlerin hat sanatı açısından incelemesi yapılmıştır. Bu çalışmamızla söz konusu cami ve mescitlerin günümüzdeki durumları tespit edilerek, özellikle bu yapılarda yer alan mihrap, minber, kitabelerdeki yazıların detaylı olarak ele alınması amaçlanmıştır. Bu cami ve mescitlerin tezyinatında farklı alanlarda kullanılmış olan yazılar da inceleme kapsamındadır. Bu yazıların genel özelliklerinden bahsedilerek, fotoğraf ve çizimlerle desteklenerek yazıların içeriğine dair malumat verilmiştir. Bu çalışmada arşiv belgeleri, güncel kaynaklar, fotoğraf ve çizimler kullanılmıştır.
Karaman cami hazirelerinde ve Karaman Müzesi'nde bulunan mezar taşları
Camii, Kethane Camii, Pir Ahmed Camii, Yunus Emre Camii hazirelerindeki ve Karaman Müzesi'nin teşhirindeki mezar taşları incelenmiştir. İnceleme neticesinde toplamda 198 mezar taşı tespit edilmiştir. Bunlardan 156'sı baş taşı, 34'ü ayak taşı, 4'ü şahidesi bulunmayan sembolik lahit ve 4'ü de sandukadır. Bu mezar taşlarının tarih aralığı ise 14-20. yüzyıllardır. İncelenen mezar taşlarından 54'ü erkek mezar taşı, 33'ü de kadın mezar taşıdır. Mezar taşları yapı malzemesi olarak çoğunluğunda taş kullanılırken, az bir kısmında ise mermer kullanılmıştır. İncelenen alanda toprak mezar, sembolik lahit, pehleli mezar ve çerçeveli mezar tipleri bulunmaktadır. Erkek mezar taşlarının bazılarında sarık, fes ve tarikat başlıkları bulunmaktadır. Başlığı olmayan mezar taşları ise üçgen tepelikli, sivri kemer tepelikli, yarım daire kemer tepelikli, dilimli kemer tepelikli, bitkisel tepelikli ve düze tepeliklidir. Kitabeli mezar taşlarının çoğu cel'i sülüs olup, cel'i talik ve rika yazıları da bulunmaktadır. Mezar taşlarında kullanılan teknikler ise kazıma ve zemin oyma teknikleridir. İncelenen alanda görülen süsleme çeşitlerinde bitkisel motifli, geometrik motifli, nesneli ve mimari elemanlardan süsleme elemanları vardır. Kitabeli mezar taşlarının metin analizleri ayrıntılı bir şekilde yapılmıştır. İncelenen alandaki mezar taşları farklı gölgelerdeki mezar taşı örnekleri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan bu çalışma, mezar taşlarının yapıldıkları dönemlerin ortak özelliklerini ve yerel farklılıklarını göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Cami iç mekan tasarımı üzerine bir inceleme: Karacaahmet Şakirin Camisi
Ülkemizde günümüz cami mimarisi ile ilgili özgün bir tipolojinin oluşturulamaması üzerine, cami tasarımı hakkında farklı öznelerin algılama, değerlendirme ve taleplerindeki ayrımları araştırmak için bir vaka çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, tasarımcılar ile kullanıcılar arasındaki yorum farklılıklarının eleştirel bir bakış açısıyla çözümlenmesi ile cami iç mimarisinin niteliğinin arttırılması bağlamında, cami tasarım süreçlerinde yer alacak mimarlar ve iç mimarlara yeni sorgu eksenleri açılması amaçlanmıştır. Şakirin Camisi kullanıcılarına ve tasarımcılara yapılan tasarımcı anketi olmak üzere iki ayrı katılımcı gruba anket çalışması yapılmıştır. Her iki anket çalışması da, cami iç mekânının nitelikleri, renk ve ışık, biçim, doku-malzeme, mimari eleman, ölçek-oran üst başlıkları altında incelenmiştir.
Conveying the message of islam: Mosque sermons by women preachers
This thesis is a study of Islamic sermons conveyed in mosques by women preachers hired by the Directorate of Religious Affairs for the congregation of women. This study is an attempt to see how providing positions for women in public spaces as preachers and supporting the women population with religious instructions is actually undertaken by the actors in the context of the state's aim to expand religion. This thesis focuses on the relation between the space in which the sermons are delivered, the content of the sermons and the narrative structures used to transmit this content. Their narratives, in this sense, constitute the basis of the research through which I attempt to grasp how the notion of "living a Muslim life" is constructed and maintained in today's world and how religious beliefs, rituals and ethics are transmitted by religious specialists to Muslim women. Despite the fact that scholars have undertaken numerous studies about the relation between the state and religion by focusing on the Directorate, scant attention has been paid to the ways this relation is exercised in the everyday. The actors and the contexts in which religious practices have been conveyed to the population at large, the means available to these actors and the limitations of these processes of transmission have not been the object of analysis. The thesis is made up of three main chapters that constitute the three important dimensions of sermons: the space of narration, the content of the narrative and narrative style.
İmam hatip liselerinin öğretim programlarında yer alan müzik derslerinde dinî mûsikî formlarının öğretilme durumunun imam hatiplerin mesleki yeterliklerine etkileri: Çanakkale ili Ayvacık ilçesi örneği
Mûsikînin etkili olduğu alanlardan birisi de dindir. Türk mûsikîsinin bütün formlarında olduğu gibi, dinî mûsikîde de makamları bilmek ve dinî formları icra ederken uygulamak, nağmeleri yerinde ve düzgün kullanmak önemli görülmektedir. Bu nedenle yarının din görevlilerini yetiştiren İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin erken dönemlerde mûsikî eğitimi almasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Dinî mûsikî formlarının en önemlilerinden biri olan ve herkesin duyabileceği şekilde, namaza davet olarak minarelerden günde beş vakit okunan ezanın, kaynaklarda belirtilen veya günümüzde de tercih edilen makamlara uygun bir şekilde icra edilmesi, aldıkları eğitime göre değişim göstermektedir. Camilerde görev yapan imam-hatiplerin, sadece ezanı değil, cami mûsikîsi formlarının birçoğu hakkında bilgi sahibi olması ve yeri geldiğinde uygulayabilmeleri bu açıdan gerekli görülmektedir. Dinî Türk Mûsikîsinin yükümlülüğünde bulunan cami mûsikîsi türleri Türk tarihi ve kültüründe bir miras niteliğindedir. Bu nedenle, mûsikînin okullarda iyi bir şekilde öğretilip gün yüzüne çıkarılması ve camilerde imam, müezzin ve önemli müzisyenler tarafından doğru icra edilmesi bu alanda önemli görülmektedir. Yapılan alan çalışmasını, literatürde yazılmış kaynaklar ile destekleyerek sonuca ulaşmak için tarama modeli kullanılmış ve alan araştırması yöntemi ile düzenlenmiştir. Bu amaçla konuyla alakalı yapılan literatür taraması sonrasında, Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde görevli imam hatipler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile görsel-duysal veriler, kayıt altına alınmış ve belgelendirilmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde betimlemeler yapılmış, İmam-Hatip Liselerinde verilen mûsikî dersinin yeterli olmadığı, yeteri kadar önem verilmediği ve oradan mezun olarak göreve başlayan imam hatiplerin bu konularda eksiklik yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. İmam-Hatip Liselerinde verilen dinî mûsikî eğitiminin önemine istinaden, bu çalışmada din görevlileri için önemli görülen ses ve makam eğitiminin ortaöğretimde alınmaya başlanması faydalı olacaktır. Bu sebeple, ortaöğretim döneminde dersi alan imam hatiplerin bu dersi hiç almayan imam hatiplerden, yeterlilikleri bakımından farklarını ortaya koyması noktasında alana yapacağı katkılar nedeniyle önemli görülmektedir. Ayrıca din görevlisi adayı olarak yetişen imam hatip öğrencilerinin mûsikî eğitimi ve sanatını öğrenmiş olmalarının, din hizmetlerini olumlu anlamda etkileyeceği düşünülerek, dinî mûsikî eğitimini programda almaları gerektiğini göstermesi açısından önemli görülmektedir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın konusu; Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde görevli imam hatiplerin, lise yıllarında dinî mûsikî dersi alıp almadıkları tespit edilerek, dinî mûsikî formları hakkında yeterlilikleri, Halk Bilimi bakış açısıyla tasvir edilerek neticelendirilmesi ve neticelerin çözümlenmesidir.
Mehmet Ali Paşa Dönemi Mısır Cami mimarisinde Osmanlı etkisi
Bu tezin temel amacı, Osmanlı etkilerini izleyerek ve Mehmet Ali Paşa döneminde inşa edilen Mısır cami tasarımlarının kökenini takip ederek, XIX. yüzyıla ait Mısır cami tasarımlarının evrensel özelliklerini tartışmaktır. Çalışmada, Mısır'da XIX. yüzyıla kadar uzanan ve Osmanlı Devleti'ndeki cami tasarımlarının kökenlerini izleyen en önemli cami mimari tasarım tipleri ele alınmıştır. Ayrıca bu mimari özelliklerin Mısır'a ithal eden kanallar sıralanmış ve farklı Osmanlı ve Avrupa kaynaklarından gelen etkenler araştırılmıştır. Osmanlı Devleti ile Mısır arasındaki ilişkiler, Mısır'ın Osmanlılar tarafından fethedilsinden önceki dönemleri de kapsamaktadır. Bu dönemler, Abbâsî Devleti'nin Türk asıllı kumandanlarından Ahmed b. Tolun'un Mısır'a tayin edilmesiyle (868-883) başlamıştır. Daha sonra, I. Selim'in Mısır'a girmesiyle (1517) ortaya çıkan ve Mehmet Ali Paşa ailesinin zamanına kadar uzanan Osmanlı hâkimiyeti söz konusu olmuştur. Mısır'ın bir Osmanlı vilayeti haline getirilmesinden sonra, İstanbul'daki mimarî ve süsleme tarzları ve eski Memlük tarzlarının sentezi Mısır'da yer almaya başlamıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı üslubu da Mehmet Ali Paşa dönemi Mısır mimarisi ve süslemesini son derece etkilemiştir. Mehmet Ali Paşa'nın, Osmanlı İmparatorluğu ile olan mücadelesi sırasında kendi adına inşa ettirdiği cami, onun Osmanlı sultanı olma arzusunu ifade etmektedir. Mehmet Ali Paşa'nın Kahire Kalesi'nin içerisinde inşa ettirdiği camide, Osmanlı Klasik Dönem Cami Stili ile benzerlik bulunmaktadır. Özellikle Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman vi ve Sultan Ahmet döneminde yapılan bazı eserlerde bu etki belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Dolayısıyla Osmanlı Selâtin camileri tipinde inşa edilen ve "Mermer Camii" olarak bilinen Mehmet Ali Paşa Camii, bir taraftan klasik planıyla Osmanlı mimarisinin özelliklerini canlandırırken, diğer taraftan da Batılılaşma Dönemi Osmanlı Mimarisi'nin özelliklerini yansıtmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cami, Mehmet Ali Paşa, Osmanlı Mimari Üslubu, Süsleme.
Mahperi Huand Hatun ve yaptırdığı yapılar
Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubad'ın eşi Mahperi Huand Hatun'un kimliği, yaşamı ve yaptırdığı yapılar bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Dönem kaynaklarında kendisine çok az yer verildiğinden, yaşam öyküsü ancak genel hatlarıyla belirlenebilen Mahperi Huand Hatun, cami, hamam, türbe, zaviye ve han türünde pek çok yapı yaptırmıştır. Kitabeli yapılarının tümü, oğlu Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Tarihi ve siyasi koşullar, diğer yapılarının da aynı dönem içinde inşa edildiklerine işaret etmektedir. Bu çalışmada, mimari ve süslemeleriyle irdelenerek karşılaştırmalı değerlendirmelere tabi tutulan yapıların, Anadolu Selçuklu mimarisi içerisindeki yerlerinin tespitine çalışılmıştır. Plan ve mekan olarak yeni denemelerin gerçekleştirildiği Kayseri Mahperi Huand Hatun Camii, kuzeybatı iç köşesine yerleştirilen bani türbesiyle Anadolu Selçuklu mimarisinin özgün örneklerindendir. Mahperi Huand Hatun Türbesi, cami ibadet alanı içinde yer alan konumu, benzer örneğine Anadolu veya yakın coğrafyada rastlanmayan mukarnaslı yüksek kaidesi ve her biri farklı süsleme kompozisyonuna sahip cephe düzeniyle özgün özelliklere sahiptir. Caminin yakınındaki kadınlar için yaptırılan hamam yapısının soyunmalık bölümü duvarlarının özgününde Kubadabad Sarayı çinileri tarzında çinilerle kaplandığı anlaşılmıştır. Yapının çini kaplamaları dışında Anadolu Selçuklu hamam mimarisini devam ettirdiği görülmektedir. Kayseri Şeyh Turesan Zaviyesi, kapalı bir sofanın iki yanına sıralanan mekanları ve daha sonra çok sayıda kişinin defnedilmesiyle türbeye dönüştürülen büyük ölçekli konaklama (han) birimiyle öne çıkar. Tümü, uluslararası deniz aşırı kuzey-güney ticaret yolları üzerinde inşa edilen han yapıları, Anadolu Selçuklu hanlarının plan şemalarını tekrarlamışlardır. Bu çalışmada Mahperi Huand Hatun'un yaptırdığı yapıların önemli bazı yeniliklere getirmekle birlikte genel olarak Anadolu Selçuklu mimari teknik ve uygulamalarını tekrarladıkları, gelenek içinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Amasya camilerinde ahşap bindirme tavan
Bu tez kapsamında Amasya merkez, ilçe ve köylerinde en erken tarihlisi 1426 yılına ait ahşap bindirme tavanlı otuz bir cami tespit edilmiş, yapıların tavan örtüleri kuruluş ve biçimlerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Tavanların ikisi kirişlemeleri üstten kaplamalıyken; diğer tüm tavanlar kirişlemeleri alttan kaplamalıdır. XV-XX. yüzyılın son çeyreği arasında inşa edilen bu camiler içerisinde XVI. yüzyıla ait bindirme tavanlı herhangi bir örnek bulunmamaktadır. XVII. yüzyıla ait iki, XVIII. yüzyıla ait bir, XIX. yüzyıla ait altı camide ahşap bindirme tavan bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet Dönemi'ne tarihlenen örneklerle karşılaşılması dikkat çekicidir. XX. yüzyıl ilk yarısına ait iki, ikinci yarısının ilk çeyreğine ait on beş, ikinci yarının son çeyreğine ait dört camide ahşap bindirme tavan bulunmaktadır. Ahşap tavan, Anadolu'da eski çağlardan bu yana daha çok kare ya da kareye yakın dikdörtgen, nadiren dairesel tabanlı mekân boşluklarının örtülmesinde kullanılagelen oldukça ekonomik bir örtü biçimidir. Ahşap kirişler yardımıyla genellikle mekânı bölen herhangi bir taşıyıcıya gerek duyulmaksızın çok değişik biçim ve tekniklerde mekân boşluğu kolayca geçilerek örtülebilmektedir. Alttan kaplamasız ahşap kırma tavan ve türevleri dışında genellikle düz ve bindirmeli olmak üzere başlıca iki teknikte yapılırlar. Hem ahşap hem kârgir malzemede uygulanabilen bindirme tekniği, özellikle tavan kuruluşlarında değişik biçimlerin elde edilmesine imkân vermekte ve kolay statik çözümlemeler sağlamaktadır. Bu nedenle çok eski tarihlerden bu yana mimaride mekân örtüsü olarak sevilerek kullanılmışlardır. Bindirme tekniğinin, taşıyıcı tavan kirişlerinin kuruluşuna göre her biri kendi içinde alt başlıklara ayrılabilen, biri paralel taşıyıcı kiriş, diğeri köşeli bindirilen kiriş esasına dayanan başlıca iki uygulama biçimi vardır. Amasya camilerinin ahşap bindirmeli tavanlarında her iki türün de örnekleri görülmektedir. Amasya Merzifon ilçesi II. Murad Camii, Amasya merkez Üçler Camii, Amasya merkez Kaleköy Camii ve Kızılkışlacık Köyü Camii'nde ana tavan kirişlemeleri birbirine paraleldir. Amasya Camilerinin kirişleri köşeli birleşen tavan örnekleri, döner eksenli bindirme ve iç içe bindirmeli tavan olmak üzere başlıca iki grupta toplanabilmektedir. Hanife Hatun Camii, İlyasköy Camii, Belmebük Köyü Camii, Aydınca Köyü Camii, Mahmatlar Köyü Camii, Sarılar Köyü Camii, Dadı Köyü Camii ve Mahmatlar Köyü Yol Kenarı Camii tavanı olmak üzere Amasya camilerinin sekizinin örtüsünde döner eksenli bindirme tekniği kullanılmıştır. Eyüp Çelebi Camii, Büyük Hacı Hasan Camii, Yukarı Baraklı Köyü Camii, Akyazı Köyü Camii, Şıhlar Köyü Camii, Ortaova Köyü Camii, Çavuş Köyü Camii, Kayabaşı Mahallesi Camii, Yıldız Köyü Camii, İpekköy Camii, Yeşilören Köyü Camii, Karasenir Mahallesi Camii, Serçoban Mahallesi Tamlar Camii, Karakise Köyü Camii, Köprübaşı Camii, Aktarla Köyü Camii, Kızılca Köyü İstasyon Camii, Sarıyar Köyü Aşağıova Camii'nden oluşan on sekiz cami yapısının tavan örtüsü ise iç içe bindirmelidir. Bu çalışmanın en önemli sonucu Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş bir coğrafi alanda, köklü bir tarihi geçmişi bulunan ahşap bindirmeli tavan tipinin, özellikle Cumhuriyet Dönemi'nde olmak üzere Amasya dahilinde de uygulandığının tespiti olmuştur. Anahtar Kelimeler: Amasya, bindirme, tavan, ahşap, kiriş.
Din görevlilerinin yeterlikleri (Almanya Baden-Württemberg eyaleti örneği)
Bu çalışma, Almanya Baden-Württemberg Eyaleti'nde DİTİB camilerinde görev yapan din görevlilerinin beklenen yeterliklere/niteliklere sahip olma düzeylerini tespit ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yurtdışında görev yapan din görevlileri hakkında çok fazla çalışmanın yapılmamış olması bizi bu konuda araştırma yapmaya yönlendirmiştir. Almanya'da dernek çatısı altında faaliyet gösteren camiler aracılığıyla yürütülen din hizmetlerinin beklentileri karşılama düzeyi ve din görevlilerinin mesleki yeterliklerinin beklentileri ne derecede karşıladığı alan araştırması ile tespit edilmiştir. Bu çalışma, din görevlilerinin cemaate yönelik faaliyetleri açısından da ele alındığı, nicel ve nitel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntemli bir çalışmadır. Bu araştırmanın evrenini Baden-Württemberg Eyaleti DİTİB camilerinde görev yapan din görevlileri ve cemaat oluşturmaktadır. Çalışmada, öncelikle din görevlilerinin mevcut durumlarını tespit edebilmek için yurtdışında görev yapan din görevlilerinin kendilerini nasıl değerlendirdikleri belirlenmiştir. Daha sonra din görevlilerinin yeterlikleri, hizmet verdikleri cemaatin bakış açısıyla tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda din görevlileri ve cemaat için din görevlileri yeterlik ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmada elde edilen nicel veriler, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin betimsel analizi ile birlikte yorumlanmıştır. Ölçeklerden elde edilen toplam puanların bağımsız değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek için, bağımsız değişkenlerin niteliğine göre testler kullanılmıştır. Yeterlik değerlendirmede din görevlileri ve cemaatin verileri ardışık olarak ele alınarak konuda bütünlük sağlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen nicel verilerde, din görevlilerinin yeterlikleri ile bağımsız değişkenler arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Yurtdışında görev yapan din görevlilerinin görev alanlarının genişliği ve cemaatin beklentileri göz önünde bulundurularak bu farklılıkların sebepleri nitel veriler ışığında yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Din Eğitimi, Din Görevlisi, Yeterlik, Din Hizmetleri
Bir cami cemaatinin anatomisi: Kızılay Hacı Osman Mescidi cemaati üzerine bir inceleme
İnsanın dini hayatını değişim ve etkileşim sürecinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bu sebeple cami İslam dini açısından bir sosyalleştirme kurumu olarak görülebilir. Camiye devam eden, cami cemaatini meydana getiren fertlerin dini inançlarını, dini ibadetlere olan ilgisini, dini kanaatlerini, dini tutumları ve günlük hayatında diğer toplumsal olaylar karşısında aldığı tutumları ve bunların içinde bulundukları sosyal çevre ile etkileşimi önemlidir. Genel olarak dinle toplumsal bünye arasındaki ilişkiler, toplumsal ve kültürel çevrelerin dini yaşantılarının incelenmesi, toplumsal hayat içindeki dini gerçeğin çeşitli yönleriyle gözler önüne serilmesi Din Sosyolojisinin genel amaçları arasındadır. Buradan hareketle çalışmada Ankara / Çankaya / Kızılay Hacı Osman Mescidi Cemaatinin dini tutum ve davranışları objektif olarak ortaya koymak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cami, Cemaat, İmam, Kızılay, Hacı Osman
Vaazların niteliği ve katılımı etkileyen faktörler (kadınlara yönelik cami vaazları-Ankara-Yenimahalle örneği)
Yaygın din eğitimi faaliyetlerinden olan vaaz, nasihat etmek, öğüt vermek, birinin kalbini yumuşatacak şeyler söylemek manalarına gelmektedir. İnsanları din konusunda aydınlatmayı, iyilik ve güzelliğe teşvik etmeyi, ibadetlerini doğru şekilde yapabilmelerine rehberlik etmeyi ve doğru davranışlara yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu gayeye hizmet eden vaazın konusu, planı, hazırlık ve sunum aşaması, vaazın niteliği açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma, vaazların niteliği ve kadınların cami vaazlarına ilgisini, kadınların din eğitimlerinin davranış değişikliğine etkilerini ölçmeyi amaçlayan bir yüksek lisans tezidir. Çalışmada öncelikle cami merkezli din eğitiminin önemi, vaizliğin tarihsel süreci, bu süreçte kadınların cami vaazlarına katılımı, günümüzde cemaatin vaazlardan beklentileri, vaizlerin hedef kitlenin ilgi ve ihtiyacına yönelik görüş ve düşünceleri, nitel yöntemle değerlendirilmiştir. Nitel yöntem kapsamında, vaizlerden ve vaazlara katılan bayanlardan, vaazların bireysel ve toplumsal etkileri ile ilgili betimsel tarama yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Yenimahalle müftülüğünde görev yapan 20 vaiz'e 15 açık uçlu soru sorularak, vaazların niteliği ve cemaatin ilgisi vaiz bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Aynı zamanda, Yenimahalle bölgesinde vaazlara katılan 20 bayan cemaate de 15 açık uçlu soru yöneltilmiş, cemaatin vaazlardan beklentileri ve katılımı etkileyen faktörler araştırılmıştır. Yapılan mülakatlar neticesinde, ulaşılan bilgiler, eğitim yöntemleri ve daha önce çalışılmış akademik çalışmalar ışığında analiz edilmiştir. Elde edilen verilerle, vaazların etkisini ve kadınların cami vaazlarına katılımı arttırmak için din eğitimi noktasında ilgi ve ihtiyaçları tespit edilmiştir. Bulgular neticesinde, camilerin fiziki şartlarının kadınların rahat gelebilecekleri şekilde iyileştirilmesi, kadınların vaaz için camiye gelmeleri, cami cemaati içindeki yerlerini tekrar almaları noktasında, müftülük, din görevlileri ve cami cemaatini işbirliği içinde olunması gerektiğine dair, vaizler ve cemaatin çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yaygın Din Eğitimi, Cami, Vaaz, Kadın Eğitimi
Çorum camilerinde Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemine ait ahşap minberler, vaaz kürsüleri ve kapılar
"Çorum Camilerinde Selçuklu, Beylikler Ve Osmanlı Dönemine Ait Ahşap Minberler, Vaaz Kürsüleri Ve Kapılar" başlıklı bu tezin amacı; Çorum'daki, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine ait, sanat değeri olan eserleri gün yüzüne çıkarıp, günümüze örnek teşkil edecek şekilde, bilim dünyasına kazandırmaktır. İncelemeler Çorum merkezdeki camileri kapsamaktadır. Bu kapsamda 1075-1920 yılları arasında yapılmış, bu tarihler arasında yapılıp yıkılmış, yerine yenisi yapılmış camilerdeki ahşap minberler, kürsüler ve kapılar da incelenmiştir. Günümüzde kullanılmayan ve müzede koruma altına alınan Muzaffer Paşa Camii minberi de çalışmaya dâhil edilmiştir. Çorum ve tarihiyle ilgili yapılan çalışmalarda daha ziyade, Çorum, siyasal ve ekonomik yönleri ile ele alınmış, incelenmiştir. Mimari açıdan hamam ve konaklarla ilgili çalışmalar yapılmış, ancak cami ve mescitlerle ilgili yeterli sayıda olmayan, yüzeysel bir iki çalışma yapılmıştır. Sanatsal açıdan ise sadece el sanatlarıyla ilgili yine az sayıda çalışma yapılmıştır. Hazırlanan bu çalışmayla, Çorum'daki Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait ahşap sanatı ile ilgili eserlerin değerlerini ortaya çıkarıp, Çorumla ilgili yapılan çalışmalardaki eksikliği gidermek hedeflenmektedir. Yerel ve ulusal kaynaklar taranarak elde edilen bilgiler ışığında çalışma sınırları içindeki bütün camiler incelendi ve eserler tespit edildi. Tespit edilen eserlerin fotoğraf ve ölçüleri alındıktan sonra, bütün eserlerin teknik çizimleri yapıldı. Çizimler genelden özele doğru yapıldı. Ahşap eserlerin plan, ön ve yan görünüşleri ve süslemede kullanılan desenleri ayrıntılı bir şekilde çizildi. Çizimleri yapılan eserler tanıtıldıktan sonra, süsleme ve yapım özellikleri açısından karşılaştırmalı olarak ele alındı. Bu çerçevede on iki camiden on minber, dokuz kapı ve iki kürsü olmak üzere toplamda yirmi bir ahşap eser incelenmiştir. Sonuç olarak Çorum'da tahmin edilenden daha fazla eser olduğu tespit edilmiş ve bu eserler belgelenmiştir. Daha önce sanat tarihi açısından çok değerli olduğu uzmanlarca kabul edilen iki eserle ilgili yapılmamış olan teknik ve ayrıntı çizimleri yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Çorum, Camii, Ahşap, Minber, Kürsü, Kapı Kanatları
Merzifon'un ahşap tavanlı camilerindeki kalem işi tezyinat
Tezyinat tarih öncesi çağlardan (Taş Devri, Bakır Devri) itibaren insanların temel eğilimlerinden birisi olmuştur. Tezyinatta kullanılan malzemelerde ise yaşanılan bölgenin şartları önemlidir. Türklerin ahşap malzemeyi tezyinatta kullanmaya başlamaları Orta Asya'da Taştık kültüründe (M.Ö.300-400) yaşadıkları tarihlere kadar uzanmaktadır. Boyalı ve nakışlı ahşap tavanların temeli Türk kağanlarının boyalı, altın işlemeli ve ahşap direkli çadırlarından gelmektedir. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı cami geleneği Selçuklular tarafından Orta Asya'dan Anadolu'ya taşınmıştır. Anadolu'nun ağaç bakımından zengin bir bölge olduğu bilinir. Türklerin ahşap malzemeyi Anadolu'da daha yaygın olarak kullanmaya başladıkları bilinir. Türk sanatında dini ve sivil mimaride geniş bir kullanım alanı olan boyalı nakışlı (kalem işi) tezyinatın ahşap malzeme üzerine uygulandığı eşsiz eserler çeşitli bölgelerimizde bulunmaktadır. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı camilerin boyalı nakış (kalem işi) ile tezyin edilmiş nadide örneklerinin kimi kentlerde, kimi kasabalarda ve köylerde (Erbaa Akça Köy, Merzifon Kara Mustafa Paşa Köyü vd.) yer alır. Anadolu'da boyalı nakış ile tezyin edilmiş, görebildiğimiz en eski ahşap cami örneği (1206) Çarşamba Göçeli Camii'dir. Osmanlı döneminde artış gösteren kalem işi (boyalı nakış) ile tezyin edilmiş ahşap camilerin ilk dönem eserlerinde Selçuklu dönemi üslup özellikleri görülür. Klasik dönem kalem işlerinde daha zarif ve ahenkli bir üslup kullanılmıştır. Ahşap direkli ve ahşap tavanlı camiler 20.yüzyılın başlarına kadar inşa edilmiştir. Türk-İslam sanatının diğer sanat dallarında kullanılan örge ve desenlerin birçoğu ahşap üzeri kalem işi tezyinatta başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Sonsuzluğun simgesi olarak değerlendirilen geometrik şekiller, yazı, hayvani örgelerin üsluplaştırılmasıyla oluşan rûmi şekli ve bitkisel örgelerin üsluplaştırılmasıyla oluşan örgelerle (hatayi, karanfil, lale, nar çiçeği, haşhaş, vd.) ahşap tavanlar, tezyin edilmiştir. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yer alan ahşap tavanlı camilerin Merzifon'da da örneklerinin bulunduğu incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Bu çalışmada Merzifon'da bulunan kalem işi ile tezyin edilmiş ahşap tavanlar incelenmiştir. Amasya'nın Merzifon İlçesinde tespit edilen ahşap tavanlı camilerden Âbide Hâtun Camii (1091/1680), Eyüp Çelebi Camii(17.yy.) , Büyük Hacı Hasan Camii (1126/1714), Aşçı Hüseyin Ağa Camii (1182/1768) ve Hanife Hatun Camii (1242/1826) kalem işi tezyinatlı eserlerdir. Anahtar Kavramlar: Merzifon, Camii, Ahşap Tavan, Kalem İşi, Tezyinat