Öz düzenleme becerisi
Bu konu başlığı altında 167 tez
Investigating mindset, self-regulation, academic self-concept, DMC, and academic achievement in an EFL setting
The aim of this study is to identify whether the participants hold a fixed mindset which has been proven to constitute an impediment to learning with several studies around the world or growth mindset which can promote learning. The study also intends to identify the relationship between growth mindset and fixed mindset and some affective factors like self-regulation (SR), directed motivational currents (DMC), and academic self-concept (ASC). The study was conducted in the 2021-2022 academic year at a state university with the participation of 355 preparatory class students who were chosen with convenience sampling. In the study which embraced the mixed method of research, data were collected through questionnaires comprising Likert scale and open-ended type of questions. The data were analyzed using content and statistical analyses, and the findings were listed narratively and numerically which were supported with direct quotations from the data. The findings of the study demonstrated that the participants showed mostly growth mindset rather than fixed mindset, but their mindset scores are slightly above the mixed mindset value, mindset scores are irrespective of gender and current proficiency level of English, their self-regulation has a full mediating role on the effect of mindset on DMC, and they revealed that students' DMC experience mostly starts with self-motivation, exams, future goals, for learning English, and influence of someone else respectively, and the participants would like to experience DMC again mostly because of reasons associated with achievements and positive outcomes, positive emotional loading and self-regulated strivings.
The effect of flipped learning approach on EFL learners' writing achievement
This study aims to explore the effect of flipped learning approach on writing achievement and self-regulation levels in the writing of learners in the Academic Writing Skills course at a state university in Türkiye. The intervention lasted ten weeks within one academic term. Participants were the second-year university students, being classified into two groups: Flipped classroom group as the experimental group (n=25) and traditional classroom group as the control group (=26). In the study, a pre-test and post-test quasi-experimental design was adopted as the groups were not randomly assigned. In the study, the control group was taught by traditionally-instructed L2 writing while the experimental group received flipped instruction in L2 writing. Writing Strategies for Self-regulated Learning Questionnaire was adapted to be used in a new cultural setting (Türkiye), and the data which was obtained from a sample (n=430) was analysed via Confirmatory Factor Analysis (CFA), confirming the prior factor structure. Writing scores and the levels of self-regulated learning strategy use as pre-tests and post-tests were gained. The results of descriptive and inferential statistical analyses indicated that the flipped classroom model favoured the flipped classroom group in terms of higher writing achievement and higher self-regulation levels in writing significantly. Regarding self-regulated learning strategies, the flipped classroom model did not make significant improvement in motivational regulation dimension despite an increase in post-test scores of WSSRLQ. Lastly, the study revealed a positive correlation between writing achievement and self-regulation of writing in the flipped classroom group. Relevant implications are discussed in detail.
Üniversite öğrencilerinin çoklu görev davranışları ve çoklu görev algıları ile öz düzenleme becerileri arasındaki ilişki
Bu tez çalışmasında üniversite öğrencilerinin çoklu görev algıları ve özdüzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Katılımcılar, elverişli örneklem ile ulaşılan ve veri toplama aracını gönüllü olarak dolduran 544 yükseköğrenim öğrencisinden oluşmaktadır. Veriler; kişisel bilgi formu, "Özdüzenleyici Öğrenme Ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilen "Algılanan Çoklu Görev Ölçeği", "Uygulama Temelli Çoklu Görev Anketi" ve "Etkinlik Temelli Çoklu Görev Anketi" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin ders çalışırken en fazla "Whatsapp", "Youtube" ve "Instagram" uygulamalarını kullandıkları; basılı materyal ve oyun oynarken çoklu görev etkinliği olarak en fazla müzik dinledikleri; evde ders çalışırken en fazla basılı materyal okuma ve telefonla konuşma etkinliklerini yaptıkları; Öğrenme Yönetim Sistemi kullanırken en fazla başka Öğrenme Yönetim Sistemlerini birlikte kullandıkları görülmüştür. Öğrencilerin cinsiyet, ailesiyle birlikte kalması ve akademik başarılarına göre çoklu görev puanlarının istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Özdüzenleme becerileri ve çoklu görev algıları arasında özdüzenlemenin izleme boyutu dışındaki tüm boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı zıt yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Özdüzenlemenin izleme boyutu ve çoklu görev arasındaki pozitif ilişki ile ilgili olarak izleme becerisine sahip öğrencilerin performanslarını daha iyi takip edebilmelerine bağlı olarak performansla ilgili çoklu görev algılarının daha yüksek olduğu söylenebilir. Sonuç olarak yapıcı-engelleyici çoklu görev yaklaşımını temel alarak, öğrenciler arasında çoklu görevi engellemeye çabalamak yerine, yapıcı çoklu görevler yapabilmeleri için öğrencilerin özdüzenleme becerilerinin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşılmasının engelleyici çoklu görev ile ilgili bir çözüm olabileceği ileri sürülebilir.
Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterliliklerinin ve öz-düzenlemeli öğretimi kullanımları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Okulöncesi ve ilkokul dönemi öğrencilerin önemli becerilerinin kazanıldığı kritik bir dönemdir. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi ve sınıf öğretmeni kilit roldedir. Bu dönemde öğrencinin kendi öğrenmelerini kontrol edebilen birey haline gelmesini sağlayan öz düzenleme becerilerinin kazandırılmasına yönelik okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz yeterliklerinin belirlenmesi bu tezin amacıdır. Araştırma karma modelde olup, nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenin İstanbul İli oluştururken, araştırmanın örneklemi Bayrampaşa, Bahçelievler, Zeytinburnu ve Bakırköy ilçeleri belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Öz-Düzenlemeli Öğretime Yönelik Öz yeterlik Ölçeği ve Yarı-yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterlik ölçeği toplam puan ortalaması ise (X ̅=4,29) şeklinde olduğu bulunmuştur. Alt boyutlara bakıldığında ise en düşük ortalamanın Üstbilişsel Beceri Öğretimi konusunda olduğu görülmektedir. Öz düzenlemeli Öğretime İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği öz yeterlik puanlarının cinsiyete göre sadece Bilişsel Beceri Öğretimi boyutunda farklılaştığı görülmektedir (p<.05). Bu farklılaşma kadın öğretmenlerin lehine yöneliktir. Okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterlik ölçeği ve alt boyutlarından ise Yönetimsel Beceri Öğretimi, Bilişsel Beceri Öğretimi puan ortalamaları eğitim durumlarına anlamlı farklılık göstermektedir (p<.05).Nitel araştırma bulgularında da öğretmenlerin öz düzenleme becerilerinin öğretimine yönelik hizmet içi eğitim alma konusunda istekli olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin yapılması düşünülen hizmet içi eğitimin modüller şeklinde, uygulamalı, etkinlik örneklerinin verilmesi şeklinde olması gerektiği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öz Düzenleme Becerileri, Okul Öncesi Dönem, İlkokul Dönemi, Sınıf Öğretmeni, Okul Öncesi Öğretmeni
Örgütsel dışlanma, olumlu sosyal davranış, saldırgan davranış, iş-yaşam dengesi, öz-kontrol ve zaman yönelimini ilişkisinin incelenmesi
Sosyal bir varlık olarak insan gruba ait olma ihtiyacı duymaktadır. Bu ihtiyacının karşılanmaması, reddedilmesi ya da görmezden gelinmesi kendisi ya da grup için olumsuz sonuçlara neden olabilmektir. İş yaşamında da çalışanların sıkça karşılaştıkları (Fox ve Stallworth, 2005) bir durum olarak örgütsel dışlanma özellikle incelenmesi gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız, örgütsel dışlanma temelinde İstanbul ilinde yaşayan beyaz yakalı çalışanların iş-yaşam dengeleri, öz-kontrol düzeyleri, zaman yönelimleri, pro-sosyal ve saldırgan davranışlarının ilişkisi incelenmeye çalışılacaktır. Bu amaçlar, veri toplama yöntemi olarak; kişisel bilgi formu "İş Yerinde Dışlanma Ölçeği" (Ferris ve ark., 2008), "İş-Yaşam Dengesi" (Apaydın, 2011), "Öz-Kontrol Ölçeği" (Tangley ve ark., 2012), "Zimbardo Zaman Yönelimi Envanteri" (Zimardo ve Boyd, 1999), "Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği" (Buss ve Perry, 1992) ve son olarak da "Yetişkin Pro-Sosyallik Ölçeği" (Caprara ve ark., 2005) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerde iş yerinde yaşanan dışlanma deneyiminin iş-yaşam dengesi ve saldırganlık üzerinde, neden sonuç ilişkisi açısından anlamlı bir etkiye sahip olarak görünmektedir. Zaman yönelimi açısından iş yerinde dışlanma deneyimine baktığımızdaysa, gelecek yönelimli olan bireylerin dışlanma deneyiminden etkilendikleri görülmektedir.
14-18 yaş arası ergenlerde sosyal medya bağımlılığı, bağlanma stilleri ve özdenetim arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 14-18 yaş arası ergenlerin sosyal medya bağımlılığı, bağlanma stilleri ve özdenetim düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 14-18 yaş arası İstanbul'da öğrenim gören 235 kız ve 165 erkek olmak üzere toplam 400 ergenden oluşmaktadır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve Ergenlerde Özdenetim Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler Bağımsız Gruplar T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanları ve güvenli bağlanma stili puanları kızlarda anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Katılımcıların algılanan akademik başarı düzeylerine göre özdenetim becerilerinde anlamlı bir farklılık yokken sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Algılanan akademik başarı düştükçe ergenlerin sosyal medya bağımlığı ölçeği puanlarının da arttığı tespit edilmiştir. Katılımcıların gelir durumlarına göre özdenetim becerilerinde anlamlı bir farklılık yokken sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Gelir durumu daha yüksek grubun sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanlarının da yüksek olduğu saptanmıştır. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında ergenlerin güvenli bağlanma stili ve özdenetim becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunurken, kaygılı ve kaçınan bağlanma stili ile sosyal medya bağımlılık ölçeği puanları arasında da pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Katılımcıların özdenetim becerileriyle sosyal medya bağımlılık ölçeği puanları, kaçınan ve kaygılı bağlanma stilleri arasında korelasyon saptanmamıştır. Güvenli bağlanma stili ile sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanları arasında negatif yönlü ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir ilişki olduğu görülmüştür. Bağlanma stilleri ve özdenetim sosyal medya bağımlılığı ölçeği ortalamasındaki varyansın %16'sını açıklamaktadır.
Bilinçli farkındalık ve öz yeterlilik ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide Bireysel Gelişim İnisiyatifi ve Eudaimonik Öz Düzenlemenin aracı rolleri
Bu araştırmanın öncelikli amacı duyguların, bilişlerin, davranışların ve kişilerarası ilişkilerin Aristoteles'in açıkladığı eudaimoniaya ulaşma doğrultusunda düzenlenmesini ölçen Eudaimonik Öz Düzenleme Ölçeği'nin geliştirilmesidir. Bir diğer amacı ise bilinçli farkındalık ve öz yeterlilik ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide bireysel gelişim inisiyatifi ve eudaimonik öz düzenlemenin aracı rollerinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında ölçme araçları olarak Eudaimonik Öz Düzenleme Ölçeği'nin madde havuzu, Psikolojk İyi Oluş Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Bireysel Gelişim İnisiyatifi Ölçeği ve Genel Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 4 farklı örneklem grubu olmak üzere 18- 65 yaş arasında bulunan toplam 1042 yetişkinden oluşmaktadır. Eudaimonik Öz Düzenleme Ölçeği'nin geliştirilmesi çalışmasında güvenirlik ve geçerlilik çalışması kapsamında AFA sonuçlarına göre toplam varyansın % 57.93'ünü açıklayan on faktör ve 43 maddeden oluşan bir yapı elde edilmiştir. Ölçeğin alt faktörlerinin Cronbach's alfa değerleri ise .75 ve .89 arasında değişmektedir. Doğrulayıcı faktör aalizi (DFA) sonuçlarına göre maddelerin faktör yüklerinin .48 ile .88 arasında değiştiği gözlenmiştir. Ayrıca DFA sonucuna göre kabul edilebilir uyum iyiliği değerleri bulunmuştur (χ2=2395.39; df=815, χ2/df=2.93, RMSEA=0.054, CFI=0.97, IFI=0.97, SRMR=0.050). Test tekrar test güvenirlik analizi bulgularına göre ölçeğin alt faktörleri için yapılan ilk uygulama ile ikinci uygulama arasındaki sınıf içi korelasyon katsayısı değerlerinin .82 ile .94 arasında, Pearson korelasyon katsayılarının ise .71 ile .88 arasında değiştiği gözlenmiştir. Ölçeğin kavramsal geçerliliği incelendiğinde eudaimonik öz düzenleme değişkeninin psikolojik iyi oluş, bilinçli farkındalık, bireysel gelişim inisiyatifi ve öz yeterlilik ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler gösterdiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar Eudaimonik Öz Düzenleme Ölçeği'nin güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmanın yapısal modelinin test edilmesi sonucunda öz yeterlilik ile eudaimonik öz düzenleme arasındaki ilişkide bireysel gelişim inisiyatifinin, öz yeterlilik ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide ise bireysel gelişim inisiyatifi ve eudaimonik öz düzenlemenin tam aracılık ettikleri bulunmuştur. Bilinçli farkındalık ile eudaimonik öz düzenleme arasındaki ilişkide bireysel gelişim inisiyatifinin, bilinçli farkındalık ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide ise bireysel gelişim inisiyatifi ve eudaimonik öz düzenlemenin kısmi aracılık ettikleri ortaya konmuştur. Bireysel gelişim inisiyatifi ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide ise eudaimonik öz düzenlemenin kısmi aracılık ettiği gözlenmiştir. Yapısal modelin kabul edilebilir uyum iyiliği gösterdiği bulunmuştur (χ2=638.40, sd=162, χ2/df=3.94, p=0.000, RMSEA=0.067, GFI=0.91, CFI=0.97, IFI=0.97, SRMR=0.047). Alan yazında yeni bilgi niteliğinde olan bu aracılık ilişkilerinin tanımlanmasının pozitif psikoloji ve klinik psikoloji alanları için önemli olduğu düşünülmektedir. Tüm bu bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışma bölümünde değerlendirilmiştir.
İnternet oyun oynama bozukluğu, akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri ve öz-denetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Patolojik İnternet Kullanımının Bilişsel Davranışçı Modeli'ni temel alarak akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri, öz-denetim becerisi ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Örneklem bağımlı (N=31) ve klinik olmayan (N=30) olmak üzere iki gruptan oluşmuştur. Bağımlı grup, Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi İnternet Bağımlılığı Kliniği'ne başvuran ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu tanısı alan, klinik olmayan grup ise Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan 14-18 yaş aralığındaki ergen bireylerden oluşmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Kısa Formu, Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği-Ergen Formu, Ergenlerde Öz-Denetim Becerileri Ölçeği ve Ergenler için Başa Çıkma Ölçeği uygulanmıştır. Veriler dört analiz ile değerlendirilmiştir. Temel değişkenleri demografik değişkenler açısından incelemek için karşılaştırmalı analizler, bağımlı ve klinik olmayan gruplar arasındaki olası farklılıkların tespiti için bağımsız gruplar t-testi, temel değişkenler arasındaki ilişkiler için korelasyon analizi ve son olarak, genel örneklem üzerinden temel değişkenler arasındaki yordayıcı ilişkileri incelemek için Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Analizlerin sonuçlarına göre, internet oyun oynama bozukluğu dışında veya yanısıra psikiyatik bozukluğu olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz denetimleri diğer katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. İlgili bulguyu destekler nitelikte oyun oynama bozukluğu ve öz-denetimin düzenli ilaç kullanımına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Akılcı olmayan inançlar ve başa çıkma stratejileri demografik değişkenler açısından farklılaşmamıştır. Bu iki değişken için bağımlı ile klinik olmayan grupların karşılaştırılmasında da farklılık tespit edilmemiş olmakla birlikte internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz-denetim bağımlı grupta daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında modele dahil edilen öz-denetim becerilerinden başarısız öz-denetimin internet oyun oynama bozukluğunu önemli düzeyde yordadığına ulaşılmıştır. Diğer değişkenler ile benzer şekilde ilişki tespit edilmemiş olmasının olası nedenleri, sınırlılıklar ve doğurgular tartışma bölümünde ele alınmıştır.
4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stillerinin ve duygu düzenleme becerilerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, 4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stilleri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunu, 4-6 yaş aralığındaki çocuklardan okul öncesine devam edenler oluşturmaktadır. İstanbul'da bulunan özel ve devlet okullarından 60 okul öncesi çağındaki çocuk çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın tüm verileri Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği ve Güvenli Yer Senaryoları Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Güvenli Bağlanma Düzeyi ve Duygu Düzenleme Becerisi arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson analizi duygu düzenleme becerileri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi test etmek için bağımsız T testi ve diğer bağımsız değişkenlerin bağlanma stilleri sınıflamasına göre ilişkisini incelemek için ki kare analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma sonucuna göre Güvenli Bağlanma Düzeyi ile Duygu Düzenleme Becerisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.01). Buna ek olarak güvenli ve güvensiz bağlanma sınıflamasında elde edilen bulgulara göre güvenli bağlanan çocukların (N=30), güvensiz bağlanan çocuklara (N=30) göre duygu düzenleme becerilerinin daha gelişmiş olduğu bulunmuştur (t (45.61) =6.33, p<.001). Yine güvenli bağlanan çocukların dikkat/dürtü kontrolü güvensiz bağlanan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur (t (58) =6.33, p<.001). Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, çocuk ile bakım veren arasındaki bağlanma stilinin, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerine önemli bir faktör olduğunu vurgulamaktadır.
Dijital destekli öz düzenleme psikoeğitim programının özel yetenekli öğrencilerde öz düzenleme ve üstbiliş becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Bandura'nın Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Borkowski'nin Süreç Odaklı Üstbiliş Modeli temel alınarak geliştirilen dijital destekli öz düzenleme psikoeğitim programının, özel yetenekli öğrencilerin öz düzenleme ve üstbiliş becerilerine etkisinin incelemesidir. Karma araştırma yönteminin açıklayıcı sıralı deseniyle yürütülen çalışmanın ilk aşamasında, özel yetenekli öğrencilerin mevcut durumları doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, alan yazınla birleştirilerek 10 oturumluk bir psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, yarı deneysel yöntem çerçevesinde dört gruplu Solomon deseni kullanılmıştır. Katılımcılar, iki ayrı ilçedeki bilim ve sanat merkezlerine devam eden 54 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Deney gruplarına dijital destekli psikoeğitim programı uygulanırken, kontrol gruplarıyla drama, akıl oyunları ve yaratıcı yazarlık etkinlikleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veriler, öz düzenleme ve üstbiliş becerilerini ölçen ölçekler aracılığıyla ön test, son test ve izleme testleri şeklinde toplanmıştır. İlgili verilerin analizi SPSS 26 paket programı aracılığıyla test edilmiştir. Bu kapsamda veriler, parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ile birlikte 2×3 ve 4×2 düzeylerinde karma varyans analizleriyle test edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda, deney gruplarındaki katılımcılar ve bu katılımcıların ebeveynleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, ilgili veriler MAXQDA 24 paket programı aracılığıyla içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, deney gruplarının son test puanlarının hem kendi gruplarının ön test puanlarına hem de kontrol gruplarının son test puanlarına göre anlamlı düzeyde arttığını ve bu artışın izleme testleriyle de korunduğunu göstermiştir. Nitel veriler ise, nicel bulgularla tutarlılık göstererek programın etkisinin sürdürülebilirliğini ortaya koymuştur. Sonuçlar, genel olarak geliştirilen dijital destekli psikoeğitim programının, özel yetenekli öğrencilerin öz düzenleme ve üstbiliş düzeylerini artırmada ve zamanla etkililiğini korumada etkili olduğunu göstermiştir.
Okul öncesi eğitime 5-6 yaşlarında başlayan öğrenciler ile 3-4 yaşlarında başlayan öğrencilerin öz bakım becerilerinin veli görüşlerine göre incelenmesi: Uşak ili örneği
Bu araştırmada, okul öncesi eğitime 5-6 yaşlarında başlayan çocuklar ile 3-4 yaşlarında başlayan çocukların öz bakım becerileri arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığı veli görüşlerine göre incelenmiştir.Araştırma 2010-2011 öğretim yılının bahar yarıyılında Uşak ili Merkezinde ve Eşme ilçesindeki M.E.B.'e bağlı 11 ilköğretim okulunun 5-6 yaş grubu 153 öğrencinin velileri ve Uşak ili 3 resmi ve 4 özel toplam 7 anaokulunun en az 2 yıllık okul öncesi eğitimi alan 5-6 yaş grubu 100 öğrencinin velileri ile gerçekleştirilmiştir.Araştırmada öğrencilerin öz bakım beceri düzeylerini belirlemek için ? Okul Öncesi Öz Bakım Becerileri Ölçeği? kullanılmıştır.Veri toplama aracı ile elde edilen veriler SPSS 19 paket programına aktarılarak bağımsız örneklem grubu t testi (independent samples t test) ve güvenirlik analizine (cronbach alpha) tabi tutulmuştur.Araştırma sonucuna göre, okul öncesi eğitime 5-6 yaşlarında başlayan çocuklar ile 3-4 yaşlarında başlayan çocukların yemek yeme, kendini tehlikelerden koruma, tuvalet alışkanlığı, giyinme soyunma, temizlik ve tertip-düzen ile ilgili öz bakım becerilerini kazanma düzeyleri, tertip-düzen hariç okul öncesi eğitime 3-4 yaşında başlayan çocukların lehine çıkmıştır.Sonuç olarak, okul öncesi eğitime 3-4 yaşlarında başlayan öğrencilerin öz bakım beceri düzeylerinin okul öncesi eğitime 5-6 yaşlarında başlayan öğrencilerin öz bakım beceri düzeylerinden daha gelişmiş olduğu, çocukların öz bakım beceri düzeylerinin okul öncesi eğitime başlama yaşı ile ilişkili olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Öz Bakım Becerisi, Okul Öncesi Eğitim Yaşı.
Öz düzenlemeli strateji geliştirme modelinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel yazma becerilerini geliştirmeye etkisi
Bu araştırmada, "Öz Düzenlemeli Strateji Geliştirme (ÖDSG) Modeli"nin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel yazma becerilerini geliştirmeye olan etkisini incelemek amaçlanmaktadır. Nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma modelde tasarlanan araştırma, eylem araştırması türünde desenlenmiştir. Ayrıca araştırmada deneysel desen türlerinden "Tek Gruplu Öntest- Sontest Zayıf Deneysel Desen" kullanılmıştır. Araştırma boyunca veriler; araştırmacı tarafından geliştirilen eleştirel yazma ölçeği, etkinlik kâğıtları, ses kaydı içeren odak grup görüşmeleri, araştırmacı günlüğü ve gözlem formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Aydın ilindeki bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenim gören 21 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma kapsamında öncelikle öğrencilerin hazırbulunuşluklarını ölçmek için öntest yapılmış ardından "Öz Düzenlemeli Strateji Geliştirme (ÖDSG) Modeli" doğrultusunda hazırlanan plan ve geliştirilen etkinliklerle çalışma grubuna eleştirel yazma eğitimi verilmiştir. Eğitim 12 hafta ve 48 ders saati sürmüştür. İlk altı haftada eleştirel yazmanın tüm boyutları "ÖDSG Modeli" doğrultusunda tasarlanan etkinliklerle öğrencilere aktarılmıştır. Altıncı haftanın sonunda öğrencilerin anlamakta güçlük çektikleri eleştirel yazma boyutları "Öz Değerlendirme Formu" ile tespit edilerek bu boyutlarla ilgili dört haftalık takviye eğitim verilmiştir. Son iki hafta ise öğrenciler bağımsız performans göstererek belirlenen konularda öğretmen desteği olmadan eleştirel yazılar yazmışlardır. Eğitimin sonunda öğrencilere farklı bir yazma konusu içeren öntest formunun benzeri uygulanarak araştırmanın sontest verileri toplanmıştır. Eğitimin bitmesinin ardından geçen dört haftalık süreç sonunda öğrencilere farklı bir yazma konusu içeren sontest formunun benzeri uygulanarak araştırmanın kalıcılık verileri elde edilmiştir. Uygulama boyunca araştırmacının dışında bir öğretmen süreci gözlemlemiş ve araştırmacı ise süreç içerisinde gördüğü önemli hususlarla ilgili günlük tarzında notlar almıştır. Son olarak, çalışma grubundaki öğrencilerin uygulama sürecine yönelik görüşleri odak grup görüşmeleri ile ses kayıt cihazı kullanılarak alınmıştır. Uygulama sürecinin ardından öntest ve sontest sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olup olmadığını tespit etmek amacıyla, araştırmadan elde edilen veriler "Bağımlı Örneklem t-testi" kullanılarak SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Daha sonra sontest ve kalıcılık testleri arasında korelasyonel bir ilişkinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla, araştırmadan elde edilen veriler "Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu" kullanılarak SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Ardından uygulama sürecine yönelik gözlemler, gözlemci öğretmenin izlenimleri ve araştırmacının günlüğündeki notlar yardımıyla raporlaştırılmıştır. Son olarak, öğrencilerin uygulamaya yönelik görüşlerini belirleyebilmek amacıyla odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiş ve görüşmelerden elde edilen veriler tematik kodlama tekniği ile yorumlanarak sunulmuştur. Ayrıca araştırma verileri, öğrenci ifadelerinden doğrudan alıntılar yoluyla raporlaştırılmıştır. Yapılan araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle, çalışma grubundaki öğrencilerin öntest ve sontestlerden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu ve "ÖDSG Modeli" ile tasarlanan etkinliklerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel yazma becerilerinin gelişimine olumlu yönde bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin sontest ve kalıcılık testlerinden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif ve yüksek düzeyde bir korelasyonun mevcut olduğu görülmüş ve "ÖDSG Modeli" ile tasarlanan etkinliklerle gerçekleştirilen eleştirel yazma eğitiminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri üzerinde kalıcılık sağlama anlamında başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada yapılan gözlemler ve gerçekleştirilen odak grup görüşmeleri doğrultusunda, öğrencilerin eleştirel yazma eğitimin ilk başlarında eleşitrel yazma boyutlarını kavramakta güçlük yaşadıkları fakat "ÖDSG Modeli"nin aşamaları doğrultusunda hazırlanan ders planlaları ve tasarlanan etkinlikler sayesinde öğrencilerin eğitimi başarıyla tamamladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin "eleştirel yazma" ve "öz düzenleme" kavramlarına yönelik uygulama öncesi ve uygulama sonrası görüşlerinde farklılıklar gözlemlenmiştir. Son olarak öğrencilerin ileride gerçekleştirilecek olan eleştirel yazma eğitimlerine katılmaya ve "ÖDSG Modeli"yle tasarlanan etkinlikleri yapmaya istekli oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak "ÖDSG Modeli"yle tasarlanan etkinlikler doğrultusunda gerçekleştirilen eleştirel yazma eğitimi, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel yazma becerilerinin gelişimine katkı sağladığı söylenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Öz Düzenleme, Eleştirel Yazma, ÖDSG Modeli.
Çocukların öz düzenleme becerileri ile ev erken okuryazarlık ortamı ve birlikte kitap okuma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada; çocukların öz düzenleme becerileri ile anne çocuk ilişkisi, annelerin çocuklarıyla birlikte okuma etkinlikleri, ev erken okuryazarlık ortamı ve ev ortamı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde betimsel nitelikte bir araştırma olarak planlanmıştır. Örneklem grubuna Edirne İli; Merkez, Keşan, Uzunköprü ve İpsala İlçelerinde yaşayan 48-72 ay aralığında olan 151 çocuğun anneleri dahil edilmiştir. Araştırmada "Çocuk-Aile Bilgi Formu", "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne formu)", "Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği", "Çocuk-Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri (ÇEBOE) Aracı", "Ev Erken Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (EVOK)", "Erken Okuryazarlık Ev Ortamı Ölçeği (EROY-EV)" ve "Ev İçi Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (HLEQ)", "Ev Ortamı Tarama Aracı (EVTA-T 3-6 Yaş Kısa Form)" değerlendirme araçları kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken "Mann-Whitney U Testi" ile "Kruskal-Wallis-H Testi" uygulanmış ve ölçekler arasındaki ilişkileri tespit etmek için Spearmann's Rho Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda öz düzenleme becerileri ile çocuk-anne birlikte okuma etkinlikleri, ev erken okuryazarlık ortamları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Öz düzenleme becerilerinin yaş; anne çocuk ilişkisinin yaş, annenin öğrenim ve gelir düzeyi; çocuk-anne birlikte okuma etkinliklerinin kardeş sayısı; ev erken okuryazarlık ortamlarının cinsiyet, kardeş sayısı, annenin öğrenim durumu, çocuk gelişimi ile ilgili seminere veya etkinliğe katılma durumu değişkenlerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Gelişimsel yetersizliği olan okul öncesi çocuklarda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin iletişim-dil gelişimine, öz-düzenleme ve erken okuryazarlık becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın örneklemini Aydın ili içerisinde özel bir kuruma devam eden 3-6 yaş arası okul öncesi dönemde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar oluşturmaktadır. Paylaşımlı kitap okumanın, erken çocukluk döneminde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar üzerine etkisini ölçmeyi amaçlayan bu çalışma; öntest, uygulama ve sontest aşamalarından oluşan deneysel bir çalışmadır. Araştırmada ebeveynlere paylaşımlı kitap okuma tekniklerini çocuklarıyla nasıl uygulayacaklarına dair müdahale uygulanmıştır. Çocukların genel gelişimleri, sosyal-duygusal gelişimleri, öz-düzenleme, iletişim-dil gelişimleri, ev erken okuryazarlık ortamları ve ebeveyn- çocuk birlikte okuma etkinlikleri incelenmiştir. Araştırma 8 haftalık oturumlar şeklinde 7 ebeveyn (anne) ile tamamlanmıştır. Çocuğa ve aileye ait demografik bilgilerini elde etmek için "Demografik Aile Bilgi Formu", Çocuğun genel gelişimi ve sosyal-duygusal gelişimi için; EGE ve EGE-SD, öz düzenleme becerilerini belirlemek için "4-6 yaş Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (Anne Formu)", iletişim/dil becerilerini "Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri" , erken okuryazarlık becerilerini ev ortamı da dahil belirlemek için "Ev İçi Okuryazarlık Ölçeği", çocuğun aile ile olan okuma etkinliklerini değerlendirmek için "Çocuk Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri", Paylaşımlı Kitap Okuma Müdahalesinin tekniklerini uygulaması bakımından aileyi değerlendirmek için "Paylaşımlı Kitap Okuma Dereceleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin gelişimsel yetersizliği olan okulöncesi çocukların iletişim-dil gelişimine, erken okuryazarlık becerilerine anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuk-ebeveyn paylaşımlı okumaya dair bilgi düzeylerine, paylaşımlı kitap okuma müdahalesi kapsamında verilen müdahalenin faydası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
4-6 yaş okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji ve teknolojik cihaz kullanımlarıyla annelerinin medya aracılıklarına göre öz-düzenleme becerilerinin incelenmesi
Bu çalışma 2020-2021 yılı içerisinde 4-6 yaşlarında okul öncesi dönem çocuğa sahip 200 anne ile 4-6 yaş okul öncesi dönem çocuklarının, teknoloji ve teknolojik cihaz kullanımlarıyla ebeveyn medya aracılıklarına göre öz-düzenleme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmada Erken Çocukluk Ebeveyn Medya Aracılık Ölçeği (EÇEMAÖ) ve 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne Formu) kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS 25.0 Paket Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri değerlendirirken tanımlayıcı istatististik metotları, güvenirlik analizleri yapılmıştır. Normal dağılıma sahip veriler karşılaştırılırken bağımsız iki grup için t testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırılırken tek yönlü varyans analizi yapılmış, farkın hangi gruptan meydana geldiğini anlamak için de Bonferroni analizi yapılmıştır. Numerik değişkenler Pearson korelasyonu ile test edilirken, elde edilen değerlerin anlamlı olup olmadığı 0,05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; teknoloji kullanımının, cinsiyet ve çocukların yaşlarına göre ebeveyn medya aracılığını etkilediği, kardeş sayısına göre değişim göstermediği bulunmuştur. Annelerin mesleklerine, aylık gelirlerine ve medya kullanımında model olmalarına göre medya aracılıklarında; çocuklarının kullandığı teknolojik cihazlara, en sık kullandığı teknolojik cihaza, kullanım sıklığı ve süresine göre de öz-düzenleme becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır. Son olarak EÇEMAÖ'de bahsedilen ebeveyn medya aracılıkları ile öz-düzenlemenin dikkat, çalışma belleği, engelleyici kontrol duygu ve davranış becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, okul öncesi, öz-düzenleme, ebeveyn medya aracılığı, anne.
Uzaktan eğitimin ergenlerde akademik kendini düzenleme, motivasyonel stratejiler kullanma becerileri ve akademik başarı ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, ergenlerin uzaktan eğitim sürecinde akademik kendini düzenleme becerileri, motivasyonel stratejiler kullanma becerileri ve akademik başarı ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinde merkez ilçelerde yaşayan farklı sosyoekonomik düzeyden İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde (%93.6 Anadolu Lisesi) öğrenim gören, 222 kız (%71), 89 (%29) erkek olmak üzere toplam 311 ergen oluşturmuştur. Araştırmada "Demografik ve Kişisel Bilgi Formu", "Akademik Alanda Kendini Düzenleme Ölçeği" ve "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği"nden yararlanılmıştır. Akademik başarı, lise 1-4. sınıf öğrencilerinin 2019-2020 eğitim öğretim I. Yarıyılı (yüz yüze eğitim dönemi) ile 2020-2021 eğitim öğretim I. Yarıyılı'na (uzaktan eğitim dönemi) ait e-okul dönem sonu ağırlıklı not ortalaması alınarak ölçülmüştür. Gruplar arasındaki farklılıklar (örn., cinsiyet etkisi) tek ya da çok değişkenli varyans analizleri kullanılarak; değişkenler arasındaki ilişkiler ise Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, akademik başarı puan ortalamalarının ergenlik dönemine göre, öz düzenleme ve bilişsel strateji kullanımının ise cinsiyete göre farklılaştığına işaret etmiştir. Ebeveyn öğrenim düzeyi arttıkça ergenlerin akademik başarıları artmaktadır. Uzaktan eğitime uzun süreli katılım gösteren gruptaki ergenlerin akademik başarı puan ortalamaları, akademik alanda kendini düzenlemenin dışsal, içe yansıtılmış ve özdeşimsel alt boyutlarından ve motivasyonel stratejiler kullanmanın öz düzenleme, bilişsel strateji kullanımı ve öz yeterlik alt boyutlarından alınan puan ortalamaları, daha az katılım gösteren ergenlerle karşılaştırıldığında daha yüksektir. Ergenlerin dışsal ve özdeşimsel kendini düzenlemeleri arttıkça ve motivasyonel stratejiler kullanımının alt boyutlarından öz düzenleme, bilişsel strateji kullanımı ve öz yeterlik kullanımı arttıkça uzaktan eğitimde akademik başarıları da artmaktadır.
Dürtüsellik ve ruminasyonun akademik öz düzenleme ile ilişkisinde duygu düzenlemenin ve amaç yönelimlerinin aracı rolü
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin akademik öz düzenleme düzeyleriyle ilişkili değişkenleri incelemektir. Çalışmada, dürtüsellik ve ruminasyonun akademik öz düzenleme ile ilişkilerini ve bu ilişkiler arasında amaç yönelimleri, bastırma ve bilişsel yeniden değerlendirmenin aracı rollerini sınamak amacıyla yapısal bir model geliştirilmiştir. Araştırmanın verileri; Akademik Öz Düzenleme Ölçeği, Duygu Düzenleme Ölçeği, Başarı Yönelimleri Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği ve Ruminatif Düşünme Biçimleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya Türkiye'de çeşitli üniversitelerde öğrenim gören, 538 Kadın (%74.7), 177 Erkek (%24.6) ve cinsiyet belirtmeyen 5 kişi olmak üzere toplam 720 üniversite öğrencisi katılmıştır. Verilerin analizi LISREL paket programlarından yararlanılarak yapısal eşitlik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen nihai modelde, dürtüselliğin akademik öz düzenlemeyi doğrudan, negatif yönde yordadığı, bilişsel yeniden değerlendirme, öğrenme ve performans yönelimleri aracılığıyla, dolaylı olarak akademik öz düzenlemeyi yordadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ruminasyonun akademik öz düzenlemeyi doğrudan veya dolaylı olarak yordamadığı, ruminasyonun sadece duygu düzenlemenin alt boyutlarından bastırma üzerinde anlamlı bir yordama etkisinin olduğu ortaya konulmuştur. Bastırmanın ise akademik öz düzenleme üzerinde yordama etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bulgular, sınırlılıklar, araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler sunulmuştur.
Anımsatma istemlerinin öğrencilerin çevrimiçi akademik yardım arama davranışlarına etkisinin öğrenme analitikleri ile incelenmesi
Çevrimiçi öğrenmede, öz düzenleme süreçlerinin etkili kullanılabilmesi oldukça önemli görülmekte ve öğrenenlerin bu bağlamda desteğe ihtiyaç duydukları araştırma bulgularıyla desteklenmektedir. Akademik Yardım Arama (AYA), akademik başarı ile de ilişkilendirilen öz düzenlemeli öğrenme (ÖDÖ) stratejilerinden biridir ve bu stratejilerin desteklenmesinde, anımsatma istemlerinin etkili bir araç olduğunu araştırmalar ortaya koymaktadır. Ancak, mevcut araştırmalar gözden geçirildiğinde, öğrenme analitiklerine dayalı çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Bu araştırmanın amacı, yüksek öğrenim öğrencilerinin, çevrimiçi AYA davranışlarını teşvik etmek amacıyla kullanılan anımsatma istemlerinin etkisini, öğrenme analitiklerine dayalı olarak incelemektir. Araştırma, deneysel araştırma deseni ile yürütülmüştür. Yüksek öğrenim lisans öğrencisi otuz dokuz katılımcı deney ve kontrol gruplarına rastgele atanmıştır. Çevrimiçi öğrenmede AYA davranışları bağımlı değişken, bu davranışları teşvik etmek amacıyla kullanılan anımsatma istemleri ise bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, belirli uygulama görevleri, deney grubu için anımsatma istemi eklenerek farklılaştırılmıştır. Araştırmanın veri seti, AYA davranışlarının vekil göstergesi olarak kabul edilen dijital iz verileri ve aynı bağlamda toplanan öz bildirime dayalı verilerden oluşmaktadır. Bulgular, öğrencileri yardım aramaya davet eden, yardım arayışında olanlara, yardıma daha hızlı ve kolay erişmeleri için yönlendirmeler sunan istemlerin, AYA davranışlarını teşvik ederek, çevrimiçi yardım kaynaklarından faydalanma durumunu olumlu etkilediğini, görevi tamamlama çabasını artırdığını ve görevin başarıyla tamamlanmasında etkili olduğunu desteklemektedir. Bulgular alanyazın temelinde tartışılmış, uygulama ve araştırmaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Öz düzenleyici strateji gelişimi modelinin özel yetenekli öğrencilerin yazma becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıfa devam eden özel yetenekli tanısı almış öğrencilerin öykü yazma becerilerinin geliştirilmesinde Öz-Düzenleyici Strateji Gelişimi modelinin etkililiğini incelemektir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Bilim ve Sanat Merkezine devam eden üç öğrenci oluşturmuştur. Araştırma sürecinde; katılımcıların yazdıkları öykülerdeki elementlerin yeterliliği Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği, öykülerin kalitesi 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Ölçeği, yazılan öykülerdeki kelime sayısı word belgesi kelime sayım işlemcisi, kelime hazinesi katsayısı TSCorpus Metin İşlemcisi, yazma süreleri ise kronometre kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma öncesi ve sonrasında katılımcılar ve ailelerinden öznel değerlendirme yaklaşımıyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırma sonrasında katılımcıların yazdıkları öykülerin element sayılarında, kalitesinde, kelime sayısı ile yazma sürelerinde artış olduğu, kelime hazinesi katsayılarında ise düşüş olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların elde ettikleri becerileri uygulama sona erdikten iki ve beş hafta sonra korudukları ve anı yazma becerisine genelledikleri görülmüştür. Araştırma sonunda katılımcılar ve velilerinden uygulamaya yönelik olumlu görüş alınmıştır. Anahtar sözcükler: özel yetenekli öğrenciler, yazma stratejileri, öz-düzenleme, öz-düzenleyici öğrenme, öz-düzenleyici strateji gelişimi
The influence of conventional and distance flipped instruction on EFL learners' self-regulation skills and anxiety while teaching speaking skills
Flipped learning has emerged as an innovative approach and provided interactive opportunities for students who are rapidly adopting new technologies. In a flipped classroom, learners are required to do cognitively challenging and engaging tasks in class instead of trying to do this "heavy work" at home. With the spread of the COVID-19, a new concept has also appeared: distance or online flipped instruction, which basically refers to flipping synchronous online classes. To this end, the present study attempts to find out the possible influence of conventional flipped instruction along with online flipped instruction on EFL learners' self-regulated L2 learning strategy use and foreign language classroom anxiety while teaching speaking skills. Nearly 80 A2 level students at Middle East Technical University participated in the study. Four intact classes were randomly assigned to one of the two treatment groups: experimental and control. The experimental group students started to use Google Classroom application besides their regular classes. In the experimental group, students were required to watch videos and take notes on various topics before the actual lesson. The influence of the flipped learning model on learners' self-regulatory behaviours and foreign language classroom anxiety was analyzed by comparing control and experimental groups' survey results before and after the implementation of the flipped instruction. Finally, to get a deeper understanding, semi-structured interviews were conducted with ten students to explore the learners' views in the experimental group as well.
Gelişimsel dil bozukluğu olan çocuklarda etkileşimli kitap okumanın üst biliş ve çalışma belleğine etkisinin incelenmesi
Gelişimsel dil bozukluğu (GDB) olan çocuklar, dil becerilerinin yanı sıra dikkat, davranış gibi alanlarda da sorunlar yaşayabilirler. Bu çalışmada, GDB'ye eşlik eden sorunlara dair daha fazla bilgi edinmek için etkileşimli kitap okumanın (EKO) GDB olan çocukların öz düzenleme, duygu düzenleme ve çalışma belleği üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bunun için; ilk olarak GDB olan çocukların öz düzenleme, duygu düzenleme ve çalışma belleği becerilerinde -normal gelişim gösteren çocuklara göre- farklılık olup olmadığı ve daha sonra bu çocuklara EKO uygulanması sonucunda bahsedilen üç alandaki becerilerinde değişiklik olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmaya 30 tipik dil gelişimine sahip ve 30 GDB olan toplam 60 çocuk dâhil edilmiştir. Tipik dil gelişimine sahip çocuklardan iki kontrol, GDB olan çocuklardan ise iki çalışma grubu olmak üzere toplam dört grup oluşturulmuştur. Kontrol grubu olan, tipik gelişen çocuklara herhangi bir uygulama yapılmamış; ikinci grupta bulunan çocuklara EKO uygulanmıştır. Çalışma grubu olarak belirlenen, GDB olan çocuklara sadece Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programı (ETEÇOM) uygulanmış; dördüncü grup çocuklarına ise ETEÇOM ve EKO uygulanmıştır. Araştırma sonucunda GDB olan çocukların dil, öz düzenleme, duygu düzenleme ve çalışma belleği becerileri tipik gelişen çocuklardan anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. EKO uygulamasının, GDB olan çocukların alıcı dil becerilerini olumlu etkilemesinin yanında öz düzenleme, duygu düzenleme ve çalışma belleği becerilerini de anlamlı olarak pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Ek olarak bilişsel süreçlere dair zorlukları da görülen GDB olan çocuklara, EKO gibi bilişsel becerileri destekleyen uygulamalar yapılmasının bu çocuklar için faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: gelişimsel dil bozukluğu, etkileşimli kitap okuma, üst biliş, öz düzenleme, çalışma belleği
Ekrana maruz kalmanın çocukların iyilik hali üzerindeki etkisi: Duygu düzenleme ve aile işlevselliğinin rolü
Dijital ekranlar son yıllarda sadece yetişkinler değil, ergenler, orta yaş grubundaki çocuklar hatta okul öncesi dönemdeki çocukları etkileyen ve tüm bu grupların üzerinde, aile yaşamları, iletişimleri, ilişkileri üzerinde çeşitli etkiler yaratan bir olgu haline gelmiştir. Bir yandan insan ekran ilişkisi bir yandan da ekranın insan insana etkileşimin arasına bu denli girmesi ekran kullanımının önemli bir araştırma konusu haline gelmesine sebep olmuştur. Bu noktada, ekran kullanım süresini yordayan faktörlerin araştırılması ve bu doğrultuda risk gruplarının belirlenmesi açısından önemli hale gelmiştir. Araştırmanın amacı, ekrana maruz kalma süresinin kendini düzenleme, duygu düzenleme ve psikolojik iyilik hali üzerindeki etkilerini anlamaya çalışmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili içinde ağırlıklı olarak 6 farklı ortaokuldan veri toplanmıştır. Toplamda 326 çocuk ve bu çocukların ebeveyni (anne veya babasından biri) araştırmaya katılmıştır. Öğrenciler 11-14 yaş aralığında, 204'ü kız, 122'si erkek öğrencidir. Bu çocukların anne veya babasının yalnızca birinden çalışmaya dahil olması istenmiştir. Çalışmaya 250 anne, 76 baba dahil olmuştur. Çalışmada, ekrana maruz kalma süresi hakkında ayrıntılı bilgi istenmiştir. Ayrıca, Güçler ve Güçlükler Anketi, Ergenler için Öz Düzenleme Ölçeği ve Duygu Düzenleme Anketini doldurmaları istenmiştir. Ebeveynler bu ölçeklerin yanında kendileri için Kısa Semptom Envanteri, Ebeveynlik Stres Ölçeği ve Çiftler Uyum Ölçeğini doldurmuşlardır. Çocukların ekran kullanım süresi hem kendi bildirimleri hem de ailelerinin bildirimleri ile çocukların duygu düzenleme becerileri, öz düzenleme becerileri ve iyilik hali ayrıca ebeveynlerin psikolojik semptomları, ebeveynlik stresi ve eşleri ile uyumu korelasyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleriyle incelenmiştir. Çalışmanın üç temel amacı vardır. İlk olarak demografik değişkenlerin çalışma değişkenleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, demografik değişkenlerin -cinsiyet, yaş, ebeveyn eğitimi, ailenin gelir düzeyi ve kardeş sayısı-ekrana maruz kalma süresi, farklı dijital aletlerin kullanım süresi, ergenlerin iyilik hali, kendini düzenleme ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisi alanyazını kapsamında ele alınmıştır. Bunun ardından hem çocukların ve hem de anne/babanın çocuklar için yaptığı bildirim arasındaki fark alanyazındaki bilgiler dahilinde ele alınmıştır. Buna göre, çocuklar kendilerinin duygu düzenleme, kendini düzenlemede daha yetkin olduğunu bildirirken, anne/babanın çocuklarının daha az düzenleme becerilerine sahip olduğunu düşündüğü bulunmuştur. Çalışmanın üçüncü amacına yönelik olarak, çocuğun iyilik halini, kendini düzenleme becerileri ve duygu düzenleme becerilerini yordayan faktörler incelenmiştir. Ekrana maruz kalma süresinin özellikle kendini düzenleme becerilerinde ve çocuğun iyilik halini yordamada önemli etkisi olduğu görülmüştür. Bu bulgular güncel alanyazını kapsamında ele alınmıştır. Son bölümde, çalışmanın sınırlılıkları, gelecek çalışmalar için öneriler ve çalışmanın klinik doğurguları aktarılmıştır.
Online eğitimde bilişsel faktörler ve kimya başarısı
Bu tez çalışmasının amacı online kimya dersine katılan öğrencilerin sahip oldukları üst bilişsel farkındalık ve öz düzenleme yeteneklerinin akademik başarılarına etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerin online kimya eğitimi ile ilgili algı düzeylerinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Uygulamada akademik başarıyı ölçmek için elektrokimya, çözeltiler, asit-baz, kimyasal bağlar konuları seçilmiştir. Araştırmada; araştırma sürecinde geliştirilen akademik başarı testi, "Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri", "Özdüzenleyici Öğrenme Stratejileri", "Online Eğitim Algısı Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma deseni deneysel desenlerden tek grup ön test-son test desenidir. Çalışma grubu kimya/kimya teknolojisi, fen bilgisi öğretmenliği mezunu veya son sınıf öğrencisi olan 149 öğretmen adayıdır. Öğrencilerin online eğitim algısında, üstbilişsel farkındalık düzeyinde, çevrim içi öz düzenleyici öğrenme stratejileri seviyelerinde uygulama öncesi ve sonrası anlamlı düzeyde bir artış görülmüştür. Öğrencilerin akademik başarı testinden aldıkları puanlarda ön test son test arasında anlamlı düzeyde artış gözlenmiştir. Araştırmada yapılan öğretim uygulaması bağımsız değişkendir. İki ya da daha çok değişken arasındaki ilişkiyi ölçmek için araştırmada regresyon analiz metodu kullanılmış ve bulgular yorumlanmıştır. Öğrencilerin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ve çevrimiçi öğrenmede özdüzenleme stratejileri akademik başarılarını yordamaktadır. Ancak öğrencilerin online eğitim algı düzeyleri akademik başarılarını yordamamaktadır.
Okul öncesi öz-düzenleme programı'nın çocukların özdüzenleme, problem davranış ve sosyal becerilerine etkisi
Araştırmanın amacı; çocukların öz düzenleme becerilerinin desteklenmesi amacıyla "Okul Öncesi Öz-düzenleme Programı" geliştirilmesi ve programın çocukların özdüzenleme becerileri, problem davranışları ve sosyal becerilerine etkisinin incelemesidir. Araştırma, "İç İçe Karma Desen'de (The Embedded Design)" gerçekleştirilmiş; nicel boyutu ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutu ise temel nitel araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışma grubunu; Ankara ili Altındağ ve Mamak ilçelerinde dört anasınıfında eğitim gören 26'sı deney, 26'sı kontrol grubu 52 çocuk ve deney grubundaki iki öğretmen oluşturmaktadır. Nicel veriler MANOVA ve bağımlı örneklemler için t testi, nitel veriler ise tümdengelim yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada deney grubunda 7 hafta, hafta 3 gün olmak üzere 21 oturumdan oluşan program uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarında; Öz-düzenleme becerilerinde deney ve kontrol grubu ön-test son-test puanlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının özdüzenleme becerileri son-test puanlarında deney grubu lehinde anlamlı farklılık görülmüştür. Nitel bulgular incelendiğinde programın, çocukların davranışlarında dikkat, duygu ve davranış düzenleme alt boyutlarında etkili olduğu ve nitel bulguların nicel bulguları desteklediği görülmüştür. Problem davranışlar ön-test ve son-test puanlarında deney grubunda anlamlı farklılık görülürken, kontrol grubunda anlamlı farklılık görülmemiştir. Deney ve kontrol gruplarının problem davranışlara yönelik son-test puanlarında deney grubu lehine anlamlı farklık bulunmuştur. Nitel bulgular incelendiğinde çocukların problem davranışlarında azalma olduğu ve nitel bulguların nicel bulguları desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal becerilerde deney ve kontrol grubu ön-test ve son-test puanlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Deney ve kontrol grubundaki çocukların sosyal becerilerine yönelik son-test puanlarında ise deney grubu lehinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Nitel verilerden çocukların sosyal becerilerinde gelişme olduğu ve nitel bulguların nicel bulguları desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.