DoctorateOpen Access

Hisse senedi piyasalarında oynaklık geçişliliği mekanizmasının analizi

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2017
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Bu tez gelişmiş ve gelişmekte olan hisse senedi piyasaları ve Amerika Birleşik Devletleri tahvil piyasaları arasında oynaklık geçişliliği mekanizması üzerine iki çalışmadan meydana gelmektedir. İlk makale dinamik koşullu korelasyonları kullanarak gelişmiş ve gelişmekte olan hisse senedi piyasaları arasında oynaklık yayılmalarını araştırmaktadır. İlk çalışmada gelişmiş borsa endekslerini temsilen S&P 500 (Amerika), FTSE 100 (Londra), NIKKEI 225 (Japonya) endeksleri kullanılmış olup gelişmekte olan ülkeler iki bölgesel grup tarafından temsil edilmiştir. Bu gruplardan ilki, BSE SENSEX (Hindistan), IDX (Endonezya), BURSA KLCI (Malezya) endekslerinin bulunduğu Asya borsaları ve BIST 100 (Türkiye) endeksinden oluşmaktadır. Diğer grup ise MERVAL (Arjantin), BOVESPA (Brezilya), IPC (Meksika), IPSA (Şili) ve COLCAP (Kolombiya)'nın bulunduğu beş temel Latin Amerika borsasını içermektedir. Bu çalışmada 01.01.2002 ile 29.02.2016 döneminde finansal piyasaların günlük endeks değerleri analiz edilmiştir. Bu çalışmada varyansta yapısal kırılma, uzun hafıza özelliği ve asimetri dikkate alınmıştır. Uzun hafızayı test etmek için Rescaled Range İstatistiği (R/S), Geweke ve Porter-Hudak (GPH) modeli ve Gaussian Semi Parametric (GSP) yöntemine başvurulmuştur. Test sonuçları tüm hisse endeksleri için getiri karelerinde uzun hafıza davranışını doğrulamaktadır. Bu nedenle FIGARCH analizinin bu yaklaşımı modellemede daha uygun olduğu saptanmıştır. Sonuçlar ayrıca dinamik endeks getirilerinde anlamlı bir asimetrinin varlığına işaret etmektedir, bu da oynaklığın, beklenmeyen rassal şokların işaretine bağlı olduğunu göstermektedir. Bu demek oluyor ki, getiri ve oynaklık serilerinde asimetriye izin veren FIAPARCH modeli bu durumda kullanıma daha elverişlidir. Çok değişkenli dinamik koşullu korelasyon GARCH (DCC-GARCH), dinamik koşullu korelasyon kısmi entegre edilmiş GARCH (DCC-FIGARCH) ve dinamik koşullu korelasyon kısmi entegre edilmiş asimetrik üssel otoregresif koşullu değişen varyans (DCC-FIAPARCH) modelleri kullanılmıştır. Son olarak bir şok sonrası çapraz piyasa korelasyonlarında bir artış olup olmadığını veya piyasalar arası karşılıklı bağlılık olup olmadığını yorumlayabilmek için dinamik koşullu korelasyonlar analiz edilmektedir. Gelişmiş piyasalar ele alındığında, S&P 500 ve FTSE 100 arasında yüksek bir bütünleşme olduğu gözlemlenmiştir. Bu piyasalar için korelasyonlar 0,5'in üzerindedir. Bu da aralarındaki yüksek entegrasyona işaret etmektedir. Diğer yandan, ortalama olarak NIKKEI 225 ve diğer gelişmiş piyasalar arasındaki korelasyonlar 0.24'ün altındadır. Bu sonuçlar NIKKEI 225 ve diğer piyasalar arasında portföy çeşitlendirme imkanlarının bulunduğuna işaret etmektedir. Tahmin sonuçlarına göre Asya piyasaları arasında zayıf korelasyon bulunmaktadır. Ortalama olarak Asya borsaları arasındaki korelasyonlar 0,5' in altındayken, bu değer Malezya ve Hindistan arasında yaklaşık 0,4 civarındadır. Kriz kukla değişkenlerinin, Asya borsaları arasındaki dinamik koşullu korelasyonlar üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olması bulaşma etkisi hipotezini destekler niteliktedir. Buna karşın BOVESPA, MERVAL ve BOVESPA, IPC için durum biraz farklı gözükmektedir. Bu piyasalar arasındaki yüksek korelasyonlar, aralarındaki yüksek entegrasyonu göstermektedir. Bu sonuçlar BOVESPA, MERVAL ve BOVESPA, IPC arasında çeşitlendirme olanaklarının olmadığını öne sürmektedir. Buna ek olarak, küresel finansal kriz ve Avrupa bölgesi borç krizi DKK'lar üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Bu durum, dışsal etkilerin Latin Amerika piyasaları arasındaki korelasyonların oynaklığında artışa neden olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, bulaşma etkisi hipotezini desteklemektedir. İkinci makalede temel amaç kuyruk bağımlılığı ölçümündeki yeni ekonometrik tekniklerden yararlanarak gelişmiş ve gelişmekte olan hisse senedi borsaları arasında risk yayılımını incelemek, hisse senedi piyasalarından tahvil piyasalarına kaliteye kaçış, tahvil piyasalarından hisse senedi piyasalarına kaliteden kaçış ve hisse senedi ve tahvil piyasaları arasındaki finansal bulaşma olgularını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada Türkiye ile bölgesel ve ulusal piyasalar arasında "bulaşma" ve "kaliteye kaçış" durumları araştırılmaktadır. Momentlerdeki Granger nedensellik testleri, ortalama ve varyanstaki Granger nedensellik testlerinden farklı olarak, dağılımın kuyruklarındaki nedenselliği ifade etmekte ve bu da riskteki yayılmayı göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Böylece bir piyasanın maruz kaldığı negatif şokun, diğer bir piyasayı olumlu yönde etkileyip etkilemediği anlaşılabilmektedir. Çalışmada bölgesel düzeyde hisse senedi piyasaları için S&P Avrupa endeksi (SPEU), S&P Asya endeksi (SPAS 50) ve S&P Afrika endeksi (S&P Afrika 40) kullanılmıştır. Ulusal düzeyde hisse senedi piyasaları içinse BIST 100 (Türkiye), S&P 500 (ABD), DAX-100 (Almanya), FTSE 100 (İngiltere), NIKKEI 225 (Japonya), MERVAL (Arjantin), BOVESPA (Brezilya), IPC (Meksika), IPSA (Şili), COLCAP (Kolombiya), IDX (Endonezya), S&P BSE SENSEX (Hindistan) ve BURSA KLCI (Malezya) endeksleri kullanılmıştır. Bu bağlamda kaliteye kaçış ve kaliteden kaçış olgularını analiz etmek için bu borsalar ve ABD tahvil piyasası arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmaktadır. Bu çalışmada 01.01.2002 ile 29.02.2016 döneminde hisse senedi piyasalarının ve iki yıllık Amerikan tahvil getirisinin günlük endeks değerleri analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilecek sonuçlar yardımıyla Türkiye'deki hisse senedi piyasasının diğer piyasalara göre risklerinin zaman içinde nasıl değiştiği görülebilmektedir. Ayrıca elde edilen sonuçlar, finansal piyasaların riske maruz kalmaları durumunda, piyasalar arasında kaliteye kaçış mı yoksa finansal bulaşma mı olduğunu anlamaya yardımcı olmaktadır. Hisse senetleri piyasası bölgesel olarak incelendiğinde, SPEU'dan BIST 100'e zayıf bir bulaşma, S&P Afrika 40 ile BIST 100 arasında çift yönlü bulaşma ve SPAS 50 ile BIST 100 arasında ise güçlü bir karşılıklı bağımlılık olduğu sonucuna varılabilir. Üstelik S&P 500 ve FTSE 100'den BIST 100'e negatif bulaşma vardır. Buna ek olarak, DAX 100'den BIST 100'e zayıf bir bulaşma vardır. Diğer yandan, BIST 100 ve NIKKEI 225 arasındaki ilişki farklı gözükmektedir. Varyanslardaki nedensellik nedeniyle, BIST 100' den NIKKEI 225'e zayıf bir oynaklık yayılması olduğu belirtilebilir. Fakat diğer taraftan, NIKKEI 225'in BIST 100 üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu nedenle, BIST 100'e yatırım yapan yatırımcılar için NIKKEI 225 ve DAX 100'ün iyi portföy çeşitlendirme alternatifleri olduğu söylenebilir. BIST 100 ve diğer gelişen ekonomiler arasındaki nedensellik incelendiğinde, IPC ve MERVAL' dan BIST 100'e negatif bulaşma olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aynı zamanda, dağılımların merkezindeki Granger nedenselliğinden dolayı, BIST 100'ün BOVESPA ve IPSA'ya bağımlı olduğu söylenebilir. Buna ek olarak, COLCAP'dan BIST 100'e tek yönlü oynaklık geçişliliği gözlemlenmektedir. Ve diğer taraftan, BIST 100'den IDX'e tek yönlü negatif bulaşma görülmektedir. Ayrıca, BIST 100 ve SENSEX arasında çift yönlü negatif bulaşma vardır. Son olarak, BIST 100 ve MALAYSIA KLCI arasında çift yönlü oynaklık geçişliliği vardır. Hisse senetleri ve Amerikan tahvil piyasası arasındaki ilişki incelendiğinde, belirtmek gerekir ki, Amerikan tahvil piyasasından Japonya borsasına bulaşma saptanmıştır. Bulgular gösteriyor ki FTSE 100, DAX 100 ve S&P 500 endeksleri Amerikan tahvil piyasasına bağımlıdır. Sonuç olarak sadece ayı piyasasında Londra borsası FTSE 100 düşüşte iken, iki yıllık Amerikan tahvil getirisi (USGG2YR) bu durumdan olumsuz fakat zayıf etkilenmektedir. Daha da ötesi, boğa piyasası sırasında, Londra borsası FTSE 100 yükselirken, iki yıllık Amerikan tahvil getirisi (USGG2YR) bu durumdan olumlu etkilenmektedir. Sonuç olarak, dağılımların merkezlerinde anlamlı bir Granger nedenselliği söz konusu olduğundan, BIST 100'ün USGG2YR'e bağımlı olduğu sonucuna varılabilir. Test sonuçlarına göre USGG2YR'den IDX ve SENSEX'e negatif bulaşma olduğu gözlemlenmektedir. Buna ek olarak, USGG2YR'den SENSEX'e kaliteden kaçış etkisi gözlemlenmektedir. MERVAL'dan USGG2YR'e zayıf kaliteye kaçış etkisi olduğu açıklıkla ifade edilebilir. IPC, IPSA ve BOVESPA gibi Latin Amerika borsalarının Amerikan tahvil piyasasına bağımlı olduğu ortaya çıkartılmıştır. Özetlersek, MALAYSIA KLCI ve MERVAL, USGG2YR için iyi birer portföy çeşitlendirme alternatifi olabilir.

Author

Pınar Kaya

How to Cite

Pınar Kaya (Doktora Tezi). Hisse senedi piyasalarında oynaklık geçişliliği mekanizmasının analizi, 2017, İstanbul Technical University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul Technical University