Stock valuation
125 theses under this subject heading
Muhasebe ve finansal göstergelerin hisse fiyatına etkisinin panel veri analizi ile BIST imalat sektöründe incelenmesi
Bu tez kapsamında muhasebe ve finansal göstergelerin piyasa değeri ile ilişkisi incelenmektedir. Globalleşme ile ekonomik sınırlar ortadan kalkmış ve finansal piyasalar da büyümeyi güçlendirmiştir. Son yıllarda dünya merkez bankalarının da uyguladığı genişletici para politikaları küçük yatırımcıların sayısında önemli artışlara neden olmuştur. Finansal piyasaların etkin olması, genişletici para politikaları ile beraber küçük yatırımcılar da finansal piyasalardaki payını arttırmıştır. Yatırımların temelini de yatırım yapılan varlığın değeri ve değerinde oluşması beklenen artış belirlemektedir. Yatırım kararı sürecinde şirketlerin finansal verileri karar alım sürecini etkileyen unsurlardan bir tanesidir. Bu çalışmada da değer ve fiyat kavramı ve değerleme sürecinin dinamiklerinden bahsedilmiştir. Şirketlerin fiyatlarını etkileyen faktörler olarak şirket değerleme yöntemlerinde kullanılan çarpanlar seçilmiş ve faktör analizi ile faktörler indirgenmiştir. Faktör analizi sonucunda Fiyat/Özkaynak, Firma Değeri/Satışlar ve BIST imalat sektörü getirisi panel veri analizi ile incelenmiştir. BIST imalat sektörü 2017 Q4 ve 2022 Q3 dönem verileri çarpanları ile hisse senedi getirisi arasındaki ilişki Rassal (tesadüfi) etkiler modeli ile incelendiğinde model anlamlı çıkmıştır. Modelin açıklama oranı %17,27; Fiyat / Özkaynak çarpanı ve sektör getirisinin anlamlı olduğu ancak Firma Değeri / Satışlar çarpanının anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Stok değerleme yöntemlerinin mali tablolara etkisi
İşletmelerin talep-arz dengesi dolayısıyla üretimden satışa kadar olan her aşamasında stoklar oldukça büyük bir önem teşkil etmektedir. İşletmeler stoklarını kayıt altında tutmalı, takip etmeli ve değerlerini tespit etmelidir. Stokların değerlemesinde kullanılan yöntemler incelendiğinde birçok yöntemin mevcut olduğu görülmektedir. Türkiye Muhasebe Standartlarının stoklara ilişkin 2 No'lu standartında ( TMS-2) FİFO ve Ortalama Maliyet yöntemleri kullanılması önerilen yöntemler olarak belirtilmektedir. Diğer yandan literatürde yapılan araştırmalar neticesinde ülkemizdeki farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere ait araştırmalarda da en fazla kullanılan stok değerleme yöntemlerinden ilk ikisinin yine FİFO ve Ortalama Maliyet yöntemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, değerlemede kullanılan yöntem seçiminin işletmenin mali verileri üzerinde herhangi bir değişime neden olup olmadığı araştırılmıştır. Bu araştırmada iki yöntem örnek H işletmesi üzerinden üç farklı sevkiyat türü için incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. İlkinde üretime sevkin stabil olduğu durum, ikincisinde üretime sevkin artan olduğu durum, üçüncüsünde ise üretime sevkin azalan olduğu durum ele alınmıştır. Her üç durum için de Ortalama Maliyet ve FİFO'ya göre sevkiyat başına birim maliyetler, sevkiyat başına toplam maliyetler, dönemdeki toplam maliyetler, satılan malın maliyeti ve dönem sonu stok maliyeti hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır. Tüm bu hesaplamalar gerçekleştirilirken ilk madde ve malzeme stokları dikkate alınmıştır. Bu iki yöntemin karşılaştırılmasından yola çıkarak stokların mali tablolara etkisi tartışılmıştır. Ayrıca, mali tablolarda stok ve stok kalemlerini detaylı değerlendirebilmek için imalat sanayii sektöründe faaliyet gösteren Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş firmasının halka arz olmuş mali tabloları incelenerek, çeşitli analiz teknikleri uygulanmıştır.
Lifo stok değerleme yöntemi ve değişken maliyet esası ile finansal performansın raporlanması ve kâr dağıtım kararlarında kullanılması
Üretim maliyetleri direkt madde malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderlerinden oluşur. Direkt üretim giderleri ürün üzerinde miktar olarak ölçümlenebilen giderledir. Endirekt niteliğinde olan genel üretim giderler ise ürün üzerinde miktar olarak ölçümlenemezler. Direkt giderler değişken giderlerdir ve üretim miktarına göre değişkenlik gösterirler. Endirekt giderler ise yarı değişken giderlerdir. Sabit giderlerin üretim maliyetleri ile ilişkilendirilmesi stok maliyetlerini etkileyeceği için dönem kârını artırır. Dönem kârını etkileyen diğer bir faktör de stok değerleme yöntemidir. Kâr dağıtımı vergi karşılığı, temettü ve yedek akçe ayrılmasını ifade eder. Vergi mali mevzuata göre hesaplanırken temettü ve yedek akçe ayrılması ticaret kanunu ve ana sözleşme kapsamında, genel kurul kararı ile düzenlenir. Çalışma temettü kararı alınırken maliyet hesaplama ve stok değerleme yöntemlerinden muhasebenin ihtiyatlılık ilkesi kapsamında nasıl yararlanılabileceğini ele almakta ve bu kapsamda bir öneri getirmektedir.
Monte Carlo simülasyonu ile hisse senedi fiyat tahminleri
Finansal piyasalarda gün içerisinde ya da belirli zaman aralıklarında birtakım dalgalanmalar yaşanmakta olup, bu dalgalanmalar yatırımcı üzerinde bir stres ve risk etkisi oluşturmaktadır. Finansal piyasalar içerisinde yaşanan belirsizlikten dolayı oluşan dalgalanmalardan büyük veya küçük yatırımcılar korunmak istemektedirler. Bu durumda yatırımcılar risklerini olabildiğince azaltmak için risk yönetimine başvururlar. Belirsizlik ortamında yatırım yapacak olan yatırımcılar, yatırımlarının pozitif yönde değer kazanması adına bu piyasada yapacağı yatırım hakkında fikir sahip olması gerekir. İnsanın, belirsizliğin yaşandığı ortamlarda her zaman rasyonel karar alması olası değildir. Yaşanan krizler ya da yatırımdaki iniş ve çıkışlar yatırımcı üzerinde bir baskı oluşturup yanlış bir karar almasında neden olabilmektedir. Yatırımcılar, bir yatırıma başlamadan önce o yatırımla ilgili bilgi sahibi olmak isterler ve yaşanabilecek bir olumsuzluk karşısında psikolojik faktörlerden dolayı yanlış bir karar alma durumu yaşamak istemezler. Bu çalışmada, yatırımcıların yapacağı yatırım üzerinde akılcı bir yol izlemesi için tamamen rasyonel verilere dayalı bir yatırım modellemesi yapılmıştır. Bu bağlamda Monte Carlo metodu yardımı ile Türk Hava Yolları ve American Airlines'a ait hisse senedi verileri incelenerek simülasyon modellemesi yapılmış, benzer taraflar ve ayrılan noktaların tespiti belirtilerek, yatırımcının hangi yatırıma yönelmesinin daha rasyonel ve karlı olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal Piyasalar, Belirsizlik, Yatırım, Monte Carlo Simülasyonu
Dönemsel halka arzlarda şirket büyüklüğü ve halka arz yönteminin kısa ve uzun dönem hisse senedi fiyat performansına etkisi: Borsa İstanbul uygulaması
Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da 2010 – 2015 döneminde dönemsel halka arzı gerçekleştirmiş firmaların hisse senetlerinin halka arz sonrası kısa ve uzun dönem fiyat performansını tespit etmek ve söz konusu performans üzerinde başta şirket büyüklüğü ve halka arz yöntemi olmak üzere etkili olan diğer belirleyici faktörlerin analizini gerçekleştirmektir. Çalışmada hisse senetlerinin fiyat performansı ile ilgili olarak, kısa dönem düşük fiyatlama (underpricing) ve uzun dönem düşük performans (underperformance) anomalilerin varlığı incelenmiştir. Hisse senetlerinin düzeltmiş getirileri baz alınarak yapılan t-testi sonuçlarına göre; inceleme döneminde Borsa İstanbul'da kısa dönem düşük fiyatlama anomalisi tam olarak teyit edilememiştir. Sadece yıl bazında 2011 ile 2015 yıllarında ve sektör bazında ise sanayi sektörü hisse senetlerinde düşük fiyatlama anomalisi istatistiki açıdan teyit edilebilmiştir. Diğer bir ifadeyle yatırımcıların, sanayi sektöründe yer alan firmalar tarafından gerçekleştirilen 2011 ve 2015 yıllarına ait dönemsel halka arzlardan hisse senedi almaları durumunda, kısa dönemde anormal getiri elde etmeleri mümkündür. Uzun dönem düşük performans anomalisi ise inceleme dönemindeki tüm yıllar ve sektör bazında teyit edilmiştir. Dönemsel halka arzın gerçekleştiği tarihte hisse senedini alıp, arzdan sonraki ilk 36 ay boyunca elinde tutan bir yatırımcının getirisi; piyasanın (Bist 100 Ulusal Endeksi) ve benzer firmaların (şirket büyüklüğü ile PD / DD çarpanına göre örneklemdeki firmalarla eşleşen dönemsel halka arzı gerçekleştirmemiş firmalar) hisse senedi getirileriyle kıyaslandığında çok daha düşük kalmaktadır. Hatta yapılan uzun dönem için yapılan analizlerde yatırımcının ham, anormal ve kümülatif anormal getirilerinin sürekli negatif çıktığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular istatistiki açıdan anlamlı olup, literatürde yer alan önceki çalışmaların sonuçlarıyla da uyumludur. Çalışmada ayrıca hisse senetlerinin kısa ve uzun dönem fiyat performansı üzerinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Panel regresyon analizi yapılarak hisse senedi fiyat belirleyicileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Hisse senetlerinin kısa ve uzun dönem fiyat belirleyicileri olarak; Hisse Senedi Fiyatı, Halka Arz Adedi, Firma Büyüklüğü, Halka Arz Yöntemi, İşlem Hacmi, Fark, Kaldıraç Oranı, Sermaye Artırım Oranı, PD / DD ve Volatilite olmak üzere 9 bağımsız değişkenin etkisi analiz edilmiştir. Kaldıraç oranı, sermaye artırım oranı ve bedelli sermaye artırım yöntemi değişkenlerinin kısa dönem içindeki tüm zaman dilimlerinde hisse senedi fiyat performansına etkisi pozitif olarak tespit edilirken, PD / DD ve tahsisli sermaye artırım yöntemi değişkenlerinin ise negatif olarak tespit edilmiştir. Diğer değişkenlerin ise seçilen kısa dönem zaman dilimine bağlı olarak hisse senedi fiyat performansı üzerindeki etkisi pozitif veya negatif olmaktadır. Uzun dönemde ise kaldıraç oranındaki değişim, halka arzın tahsisli sermaye artırımı şeklinde yapılması ve işlem hacmi değişkenlerinin hisse fiyat performansı üzerindeki etkisi pozitif iken diğer tüm değişkenlerin hisse senedi fiyat performansına etkisi negatif olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Halka Arz, Dönemsel Halka Arz, Düşük Fiyatlama, Düşük Performans, Fiyat Anomalileri.
Finansal tablo açıklamalarının hisse senedi değerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, firmaların periyodik dönemlerde yaptıkları 6 aylık ve yıllık finansal tablo açıklamalarının hisse senedi fiyatları üzerindeki etkisini olay etüdü (event study) yaklaşımı ile incelemektir. Çalışmada kullanılan veriler 2005 ve 2015 yılları arasında Borsa İstanbul BIST100 endeksinde listelenen 37 firmanın verilerini içermektedir. Finansal tablolar 6 aylık ve12 aylık dönemler için elde edilmiştir. Bunun için 6 aylık gelir tablosu verileri ve 12 aylık bilanço açıklamaları verileri kullanılarak birikimli anormal getiriler hesaplanmıştır. KAP (Kamu Aydınlatma Platformu) ve BIST(Borsa İstanbul) tarafından açıklanan finansal tablo verilerinin borsa üzerindeki etkisini incelemeye yönelik çalışmada veriler Olay Etüdü ( Event Study) yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonuçları, finansal tablo açıklamalarının hisse senedi fiyatları üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler; Olay Etüdü,Finansal tablo,anormal getiri
Hisse senedi fiyatlarının açıklanmasında finansal oranların rolü; BİST sanayi endeksindeki firmalar örneği
Bu çalışmada hisse senedi fiyatlarının açıklanmasında finansal oranların rolü incelenmiştir. Çalışmanın amacı BİST sanayi endeksinde 2004-2014 yılları arasında işlem gören sanayi işletmelerine ait mali tablolardan elde edilen oranları kullanarak hisse senedi fiyatını açıklamada finansal oran veya oran gruplarının etkisini araştırmaktır. Elde edilen veri panel veri olduğu için panel veri analizi yapılması uygun görülmüştür. Çok sayıda oran olması sebebiyle hisse senedi fiyatını açıklayacak önemli değişkenlerin belirlenmesi için Stepwise Regresyon Yöntemi kullanılmıştır. Düzeltilmiş R2 lere göre en iyi performans gösteren M4 modelinde PD/DD, F/K, KVB/Aktif, Net Çalışma Sermayesi Devir Hızı, TB/ÖZS, Net Satışlar Büyüme, Stok Devir Süresi ve KVB/TB oranları hisse senedi fiyatlarını açıklamakta kullanılabilecek istatistiki olarak anlamlı açıklama sağlamış oranlardır.Çalışmanın yatırımcılara, yatırım analistlerine ve bu alanda çalışma yapacaklara katkı sağlayacağı düşülmektedir.
The impact of world gold prices on the stock market indices of emerging markets: A panel data analysis
The integration of international financial markets and linkages between financial and economic variables have instigated policymakers to try to influence and exercise control over the behavior of some of these variables through policies and investors to make informed investment decisions. Among such variables are stocks that are traded on stock markets. It performs a vital function in the economy and is easily tradeable. It is therefore prudent that its relationship with other economic and financial variables be known for making informed decisions. This research employed monthly data on gold, exchange, inflation, interest rates, and stock market indexes of 19 emerging economy countries for the period 01/2004-12/2019 to scrutinize the relationship between them with stock as a dependent variable. The dynamic panel ARDL model is employed for the research. The results showed the presence of a long-term relationship between stock indices, gold, exchange, inflation, and interest rates. In the long-term, inflation and interest rates are having highly significant coefficients. Both inflation and interest rates have a negative relationship with stock prices. Gold and exchange rate do not have any significant impact on stock indices in the long-term. However, in the short term, with the exception of inflation, all the variables are significant. Traditional theory holds in the long-term whilst in the short-term, portfolio theory holds. Gold does not serve as a hedge nor a diversifier in the long-term but serves as a diversifier for stocks in the short-term, inflation only has an impact on stock prices in the long-term and interest-bearing assets serve as an alternative investment hub to stocks both in the short and long-term.
The effects of global oil prices on local stock market indexes of emerging markets: A cross-country analysis
The study investigated the effect of global oil prices on local stock market indexes of emerging markets for both oil exporting and oil importing countries. Data covering the period from January 2010 to March 2021 for 15 emerging countries was used. Two objectives guided the study. First, the impact of global oil prices on local stock markets was assessed. Secondly, the relationship between stock price and changes in macroeconomic variables was investigated. A panel regression model was carried out to analyze the data. The findings show that global oil price is negatively related to stock market index in oil importing countries. On the other hand, the findings revealed that global oil price is positively related to stock market index in oil exporting countries. The findings also reveal that interest rate, consumer price index, exchange rate and industrial production index impact stock markets in emerging economies for both oil exporting and importing countries. Stock market price index moves in opposite direction to interest rate and exchange rate in both oil exporting and oil importing emerging economies. Stock market price index moves in the same direction as industrial production index and consumer price index. The results have policy implications. As the results in this paper have shown, stock markets in emerging economies not only respond to changes in oil price but also to changes in economic fundamentals like interest rate, inflation rate, exchange rate and economic growth. Stock market indexes are often seen as leading economic indicators. Unforeseen shocks in global oil prices may disturb expectations related to economic growth in emerging economies. Therefore, central banks should use required monetary policy tools to offset the consequences of oil price shocks.
A study on relationship between inventory level and sales quantity and an application from sportswear-retailing industry
In my thesis i deeply analyze effect of invetory level of sales. ı try to estimate 'how massive image' effects customers sale's decision.
Hisse senedi fiyat tahmininde ekonometrik ve makine öğrenme yöntemlerinin karşılaştırılması: BIST bankacılık uygulaması
İnsanların gelecek ile maddi kaygılarını azaltmanın bir yolu yatırım yapmaktır. Günümüzde çok çeşitli ve karmaşık yatırım araçlarından hisse senetleri en çok rağbet edilenlerin başında gelmektedir. Özellikle risk algısı veya yatırım beklentisi yüksek yatırımcılar tarafından hisse senetlerinin gelecek dönemlerine ilişkin fiyatları merak unsuru olmuştur. Hisse senedi fiyat tahmin çalışmaları uzun zamanlardan beri yapılmakta olan ve her geçen gün geliştirilen yöntemler ile yapılmaya devam eden bir çalışma alanıdır. Genel itibariyle ekonometrik ve makine öğrenme yöntemleri şeklinde iki grup halinde yapılan çalışmalar gelişen yeni tekniklerin uyumlanması ile birlikte daha da çeşitlenmektedir. Bu tez kapsamında ekonometrik yöntemlerden ARIMA ve ARIMAX ile makine öğrenme yöntemlerinden NNAR ve NNET yöntemleri karşılaştırılmıştır. Bu dört yöntem aynı zamanda otoregresif yöntemler (ARIMA ve NNAR) ve bağımsız değişkenli yöntemler (ARIMAX ve NNET) olarak da gruplanabilmektedir. Bu yöntemlerin performansları Türkiye'de piyasaların en önemli aktörlerinden biri olması, kurumsal yapılarının güçlü olması, ekonomiye yön verme potansiyeline sahip olmaları ve yatırımcı açısından önemli sinyaller barındırması sebebiyle BİST Bankacılık şirketleri (Akbank Türkiye A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Halk Bankası A.Ş., İş Bankası A.Ş., Vakıflar Bankası T. A. O. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama kısmında bağımsız değişkenli yöntemler için dışsal girdilere ihtiyaç duyulması sebebiyle hisse senetlerinin günlük işlemlerinden türetilen 25 adet teknik gösterge ve piyasa değişkenleri kullanılmıştır. Tüm bu değişkenlerin hisse senedi fiyatı üzerinde etkilerinin aynı olmaması ve her hisse senedinin kendine ait dinamik ve karakteristik yapısında farklılık gözeteceği noktalarından hareket ile her bankaya ait kendine özgü model oluşturulmuştur. Bu aşamada on adet değişken azaltma tekniği uygulanmıştır. Bunlardan beş tanesi (SFBS, MARS, RFE, GA ve SA) kapanış fiyatı ile en yüksek ilişkili değişken kümesini herhangi bir ağırlıklandırma yapmadan sunarken, diğer beş tanesi (BORUTA, LM, RF, SVM KNN) tüm değişkenlerin kapanış fiyatını temsil etmesini önem derecesi olarak sunmuştur. Modeli oluşturan değişkenler, yöntemlerde başarılı kümelerde yer alma sıklıkları ve hisse senedi fiyatı ile ilişkisi göz önüne alınarak seçilmiştir. Ekonometrik ve makine öğrenme yöntemleri bankalara özgü model verilerine uygulanan kayan pencere tekniği yardımıyla uygulanmıştır. Yöntem kıyaslamasının yanı sıra veri periyotları 220, 180, 120, 90, 60 ve 30 günlük olarak belirlenmiş ve periyot farklılıklarının etkileri incelenmiştir. Bunun yanı sıra tahmin penceresi de 1 günden 10 güne kadar belirlenmiş ve pencerelerin yöntemler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bankalara ait analizler yıllar kapsamında değerlendirilmiş olup 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları ayrı ayrı yorumlanmıştır. Analizler neticesinde fiyat tahmini ile gerçekleşen fiyat arasındaki hatalar RMSE, MAE ve MAPE hata ölçütleri kullanılarak raporlanmıştır. Çalışmanın temel noktası bankaya özgü model üzerinden tahmin çalışması olmasına karşın yöntemler açısından genel bir değerlendirme yapıldığında NNET yönteminin pek çok bankanın analizlerinde en başarılı yöntem olarak tespit edildiği görülmektedir. Analizler neticesinde NNET yöntemi İş Bankası ve Halk Bankası'nda %85 üzerinde başarılı olmuştur. Garanti Bankası ve Vakıflar Bankasında %75 civarında iken en az Yapı Kredi Bankası'nda (%45) başarılı olmuştur. ARIMA yöntemi ise en çok Yapı Kredi Bankası'nda başarılı olurken onu Garanti Bankası ve Vakıflar Bankası izlemiştir. ARIMAX yönteminin başarısı çok kısıtlı miktarda kalmasına karşın Yapı Kredi Bankası modelinde önemli düzeyde başarı elde ederken Garanti Bankası'nda da belirgin bir katkı sağlamıştır. NNAR yöntemi ise en ciddi başarısını Akbank'ta gösterirken tüm analizler içerisinde %6 ile sınırlı kalmıştır. Diğer bankaların modellerinde önemli düzeyde bir başarı elde edememiştir. Veri periyodu bakımından en başarılı periyot 18 kez en düşük hata payı ile çalışan 220 günlük periyot olurken, 30 günlük periyot 6, 180 günlük periyot 3, 60 ve 90 günlük periyot 2 kez başarılı olmuştur. 120 günlük periyodun herhangi bir başarısı olmamıştır. Tahmin penceresi bakımından bir çeşitlilik söz konusu değildir. Tüm analizlerde en düşük hata payı ile çalışan pencere 1 günlük pencere olarak tespit edilmiştir. Bu durum hisse senetleri gibi çok çeşitli faktörlerden etkilenen ve hemen reaksiyon gösteren bir finansal varlıklarda uzun süreli tahminlerin istenilen düzeyde başarılı olamayacağının bir göstergesi niteliğindedir. Ekonometrik ve makine öğrenme yöntemleri bağlamında değerlendirme yapıldığında ise Akbank ve Garanti Bankası'nda ekonometrik yöntemler ortalama %24 başarılı olurken, makine öğrenme yöntemleri %76 oranında başarılı olmuştur. Bu oran Halk Bankası ve İş Bankası'da ise %90'a çıkmaktadır. Vakıflar Bankası'nda ekonometrik yöntemler %19 başarılı olurken, makine öğrenme yöntemleri %81 oranında başarılı analizler gerçekleştirmiştir. Tüm bankaların analizleri temel alındığında ekonometrik yöntemler %22.7, makine öğrenme yöntemleri ise %77.3 oranında başarılı olmuştur. Otoregresif yöntemler ve bağımsız değişkenli yöntemler bakımından genel bir değerlendirme yapıldığında, İş Bankası, Garanti Bankası ve Halk Bankası'nda otoregresif yöntemlerin başarısı ortalama %10 ile sınırlı kalmıştır. Vakıflar Bankası ve Akbank'ta bu oran ortalama %20 civarında iken Yapı Kredi Bankası'da ise %38'e kadar çıkmıştır. Bankalara ait tüm analizler göz önüne alındığında otoregresif yöntemler %18.3 oranında başarılı olurken bağımsız değişkenli modeller %81.7 oranında başarılı olmuştur. Analizlere bir bütün olarak bakıldığında bankaların kendi iç dinamikler dikkate alınmadığında makine öğrenme yöntemleri daha başarılı tahminler üretmiştir. Bunun yanında makine öğrenme yöntemleri ve bağımsız değişkenli yöntemlerde NNET, ekonometrik ve otoregresif yöntemlerde ise ARIMA başarılı olmuştur.
Havayolu işletmelerinde operasyonel bazı değişkenler ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişki: Türk Hava Yolları örneği
Hisse senedi fiyatına etki eden birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerin etkisiyle işletmelerin hisse senedi fiyatı değişiklik göstermektedir. Bu faktörlerden biri de işletmenin operasyonel performansıdır. Ayrıca hisse senedi fiyatlarına etki eden faktörlerin belirlenmesi hem işletme yönetimine hem de yatırımcılara alacakları kararlarda önemli bir belirleyici olacak ve geleceğe dönük hisse senedi fiyat hareketini tahmin etmede yardımcı olacaktır. Dolayısıyla bu çalışmada havayolu işletmelerinin bazı operasyonel performans göstergeleri ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişki Toda & Yamamota ve Hatemi-J nedensellik testleriyle ampirik olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, 2011-2020 yılları arasında aylık bazda Türk Havayollarına ait hisse senedi fiyatı, konma (uçuş) sayısı, arz edilen koltuk km, ücretli yolcu km, doluluk oranı, yolcu sayısı ve kargo-posta miktarı verileri çalışmanın veri seti olarak seçilmiştir. Toda Yamamoto (1995) analizi sonuçlarına göre hisse senedi fiyatından kargo-posta miktarı değişkeni hariç, diğer değişkenlere doğru tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Ayrıca, kargo-posta miktarından hisse senedi fiyatına doğru da tek yönlü nedensellik görülmüştür. Hatemi-J (2012) analizi sonuçlarına göre, hisse senedi fiyatındaki negatif şoklardan ücretli yolcu km'deki negatif şoklara %5 anlam düzeyinde tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Yine aynı şekilde hisse senedi fiyatındaki negatif şoklardan doluluk oranındaki negatif şoklara doğru %5 anlam düzeyinde tek yönlü nedensellik sonucuna ulaşılmıştır. Arz edilen koltuk km'deki negatif şoklardan, hisse senedi fiyatlarındaki negatif şoklara doğru %5 anlam düzeyinde nedensellik tespit edilmiştir.
Petrol fiyatlarının makroekonomik etkileri üzerine üç makale
Bu tezde petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi üzerine olan etkileri birbiriyle ilişkili üç farklı ampirik çalışmada ele alınmaktadır. Bu çalışmalarda ilgili yazının öncü araştırmalarında işaret edilen yapısal istikrarsızlıklardan yola çıkılarak, doğrusal olmayan ilişkilerin modellenmesine olanak tanıyan ampirik yöntemler uygulanmıştır. Bölüm 1'de 1990:01-2018:04 dönemi çeyreklik verileri ile, petrol fiyatlarının reel ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini çevrimsel asimetriyi dikkate alarak araştırmak amacıyla Markov rejim değişimi VAR modeli kullanılmıştır. Elde edilen temel bulgular, reel ekonomik aktivitenin tepkilerinin iş çevrimi evrelerine bağlı olarak değiştiğini göstermektedir: petrol fiyatları çıktıya yalnızca daralma dönemlerinde Granger nedeni olmaktadır. Bölüm 2'de, petrol fiyatı şoklarının ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk ve soyadan oluşan tarımsal ürün fiyatlarındaki değişimlere, doğrudan ya da döviz kurları üzerinden dolaylı olarak Granger nedeni olup olmadığı Toda-Yamamoto, Diks-Panchenko ve Diks-Wolski yöntemleri ile araştırılmaktadır. 1994:01-2016:12 dönemi aylık verileri kullanılarak elde edilen bulgular petrol fiyatlarının ayçiçeği fiyatları üzerinde doğrudan ve doğrusal, buğday ve mısır fiyatları üzerinde döviz kuru üzerinden ve doğrusal olmayan etkilerinin olduğunu göstermektedir. Bölüm 3'de, hisse senedi ve petrol fiyatları arasındaki dinamik ilişkiler NARDL modeli çerçevesinde sektörel ve asimetrik bir perspektiften ele alınmıştır. Çalışmada 2007:06-2018:12 dönemi aylık verileri ile, sanayi sektörü hisse senedi fiyatlarının petrol fiyatı ve belirsizliğindeki değişimlere olan tepkilerinde güçlü bir asimetri bulgusuna rastlanmıştır. Buna göre yalnızca petrol fiyatı artışları ve yalnızca petrol fiyatı belirsizliği düşüşleri sektörel hisse senedi fiyatlarını (negatif yönlü olarak) etkilemektedir.
A Comparative study of bubble components
The co-movement of prices across the world was highlighted during the Credit Crunch of 2008 and the following periods. Since the price drop is attributed to bursting bubbles, it is of interest whether bubbles also follow a diffusion process across countries. This thesis, calculates the bubble percentages using the Kalman Filter approach and runs Granger causality test in order to determine how bubbles spill over across countries. The results suggest that bubbles indeed spill over and the diffusion process is determined by the development level and economic ties of countries rather than geographical proximity. Moreover, bubbles spill over to emerging markets from developed ones and not the other way around. Whereas, the bubbles spill over across developed economies in a bilateral fashion.
Analysis of volatility transmission mechanism across equity markets
This dissertation presents two studies on volatility transmission mechanism among developed and developing stock markets and U.S. bond market. The first essay investigates the volatility spillovers across developed and emerging stock markets by using dynamic conditional correlations. Throughout the first study to represent developed stock markets, S&P 500 (USA), FTSE-100 (UK), NIKKEI 225 (Japan) indices were used and emerging stock markets were represented by two regional groups. One of them is Asian stock markets namely BSE SENSEX Index (India), IDX (Indonesia), BURSA KLCI (Malaysia), and BIST 100 (Turkey). The other group consists of four major Latin American stock markets MERVAL (Argentina), BOVESPA (Brazil), IPC (Mexico), IPSA (Chile) and COLCAP (Colombia). In this study, spanning the period from 01/01/2002 to 29/02/2016, daily index values of these stock markets were analyzed. In this essay the presence of the structural breaks in variance, long memory property and asymmetry were taken into account. In order to test for long memory property, Rescaled Range Statistics (R/S), Geweke and Porter-Hudak (GPH) Model and Gaussian Semi Parametric (GSP) methods were employed. These test results confirmed that there exists long memory behavior in squared returns of all the stock indices. As a result, FIGARCH specifications seems to be an appropriate modelling framework. The findings also indicated that the relevance of significant asymmetry in the dynamics of stock returns, suggesting that volatility also depends on the sign of unexpected random shock. That is to say, FIAPARCH model allowing for asymmetry in the return and volatility series leads to better fitting. In this study, multivariate dynamic conditional correlation GARCH (DCC-GARCH), dynamic conditional correlation fractionally integrated GARCH (DCC-FIGARCH) and dynamic conditional correlation fractionally integrated asymmetric power autoregressive conditional heteroscedasticity (DCC-FIAPARCH) models were used. Finally, the dynamic conditional correlations were analyzed in order to interpret whether there is an increase in cross-market linkages after a shock or an interdependence across stock markets. Dealing with developed markets, it has been found that there exists higher integration between S&P 500 and FTSE 100. For these markets the correlations are above 0.5 suggesting higher integration between them. On the other hand, on average the correlations between NIKKEI 225 and other markets are less than 0.24. This result indicates that there is portfolio diversification opportunities between NIKKEI 225 and other developed markets. According to estimation results, the evidence has been found that Asian markets are weakly correlated. On average the correlations among Asian stock markets are less than 0.5, whereas the correlations between Malaysia and Indonesia are around 0.4. These results indicate that Asian markets are weakly correlated. Crisis dummies have a significant and positive impact on the dynamic conditional correlations between Asian stock markets, supporting the hypothesis of contagion effect. However, the picture is somewhat different for BOVESPA and MERVAL and BOVESPA and IPC. For these markets the correlations are very high suggesting higher integration between them. The results suggested that diversification opportunities do not seem to exist between BOVESPA and MERVAL, and BOVESPA and IPC. In addition, global financial and Eurozone crisis have positive impact on the DCCs, implying that the exogenous shifts led to a rise in the volatility of the correlations between Latin American stock markets. This finding supports the hypothesis of the contagion effect. In the second essay, the main purpose is to analyze the risk spillovers, "flight to quality" from stock to bond; "flight from quality" from bond to stock and "financial contagion" among the stock exchange and bond markets by using the recently developed econometric techniques. By using the Granger causality tests in moments the "contagion", "flight to quality" and "flight from quality" effects were investigated for BIST 100 (Turkey) and the other financial markets. These tests differ from the Granger causality tests in means and variances in describing the causality in the tails of the distribution and their risk spillovers. Thus it can be determined whether a negative shock to a market influences the other market positively or not. Throughout the study to represent regional stock markets; Standard and Poor's Europe Stock Market Index (SPEU), Standard and Poor's Asia Stock Market Index (SPAS 50) and S&P Africa 40 index were used. National stock markets were represented by BIST 100 (Turkey), S&P 500 (USA), DAX 100 (Germany), FTSE 100 (UK), NIKKEI 225 (Japan), MERVAL (Argentina), BOVESPA (Brazil), IPC (Mexico), IPSA (Chile), COLCAP (Colombia), IDX (Indonesia), S&P BSE SENSEX Index (India), and BURSA KLCI (Malaysia). In order to analyze flight to quality and flight from quality phenomena, causal relationship between these stock markets and U.S. bond market was investigated in this concept. In this study, spanning the period from 01/01/2002 to 29/02/2016 daily index values of these stock markets and the two year U.S. bond yield were analyzed. The results of this study are helpful for analyzing the sensitivity of the risks of the Turkish stock market relative to the other markets over time. They are also helpful to understand whether there is a flight to quality or contagion when the financial markets are exposed to a risk. When stock markets were analyzed as regionally, it may be concluded that there exists a weak contagion from SPEU to BIST 100; a bilateral contagion between S&P Africa 40 and BIST 100; and strong interdependence between SPAS 50 and BIST 100. Furthermore, there exists negative contagion from S&P 500 and FTSE 100 to BIST 100. Moreover, there is a weak contagion from DAX 100 to BIST 100. However, the picture is different for the relationship between BIST 100 and NIKKEI 225. It can be stated that there is a weak volatility spillover from BIST 100 to NIKKEI 225 due to the causality in variance. But in the opposite direction, NIKKEI 225 has no influence on BIST 100. Therefore, one may suggest that NIKKEI 225 and DAX 100 are good diversification alternatives for investors investing in BIST 100. By analyzing causality between BIST 100 and other emerging countries, the evidence shows that there exists negative contagion from IPC and MERVAL to BIST 100. Therewithal, it can be stated that BIST 100 is dependent on BOVESPA and IPSA by the reason of significant Granger causality in the center of the distributions. In addition, one way volatility spillover effect is observed from COLCAP to BIST 100. And for opposite direction, it can be seen that there is one way negative contagion from BIST 100 to IDX. Besides, there exist bilateral negative contagion between BIST 100 and SENSEX. Finally, there is bilateral volatility spillover between BIST 100 and MALAYSIA KLCI. When the relationship between stock market and bond market was analyzed, having said that, there exists contagion from the U.S. bond market to the Japan stock market. The evidence shows that the London stock market index (FTSE 100), German stock market index (DAX 100), and U.S. stock market index (S&P 500) are dependent on the U.S. two year bond yield (USGG2YR). In conclusion only in bear market, when London stock index FTSE 100 is falling, U.S. two year bond yield (USGG2YR) is (weakly) negatively affected. Moreover, during bull market, when London stock index FTSE 100 is rising, U.S. two year bond yield (USGG2YR) is affected positively. After all, one may conclude that BIST 100 is dependent on USGG2YR by the reason of significant Granger causality in the center of the distributions. According to test results, it can be seen that there exists negative contagion from USGG2YR to IDX, and SENSEX. In addition, there exists flight from quality effect from USGG2YR to SENSEX. It may be clarified that there exists weakly flight to quality from MERVAL to USGG2YR. It can be stated that Latin American markets such as IPC, IPSA, and BOVESPA are dependent on U.S. bond market. To sum up, one may conclude that MALAYSIA KLCI and MERVAL are good diversification alternatives for USGG2YR.
Stokların Türkiye muhasebe standartlarına göre değerleme işlemleri
Muhasebe bilgi sisteminden elde edilen malî tabloların; işletmenin çıkar gruplarının beklentilerini karşılayabilmesi, işletme faaliyetlerinin doğru ve güvenilir bir şekilde değerlendirilebilmesini sağlaması ve farklı dönemlere ait karşılaştırma yapılabilmesi, malî işlemlerin aynı muhasebe standartları kullanılarak kaydedilmesine ve değerlemenin aynı ölçülere göre yapılmasına bağlıdır. Uluslararası alanda farklı muhasebe ve finansal raporlama uygulamalarının olması, farklı faaliyet sonuçlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla uygulanan farklı muhasebe uygulamalarının standartlaştırılması ihtiyacı, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının (UFRS), Türkiye'de de Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarının oluşturulması sonucunu doğurmuştur. Türkiye Muhasebe Standartlarından TMS – 2 Stoklar standardını konu alan bu çalışmada; ilgili standarda yönelik teorik açıklamalardan sonra örneklere yer verilerek standardın uygulayıcılarına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde de standart hükümlerinin uygulanmasında dikkate alınması gereken hususlara toplu olarak yer verilerek stokların ancak Türkiye Muhasebe Standartlarına göre ölçümü neticesinde, çıkar gruplarının bilgi ihtiyacının en iyi şekilde karşılanabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Hisse senedi fiyatları ile döviz kuru ilişkisi: Borsa İstanbul endekslerinde uygulama
Dünyada gerek bireysel gerekse kurumsal yatırımcılar farklı yatırım araçlarını tercih etmektedir. Yatırım araçları bu tercihe göre arz talep dengesi uyarınca birbirini etkiler niteliktedir. Önemli yatırım araçlarından olan hisse senedi ve döviz kuru da dolaylı yoldan dahi olsa birbiriyle ilişkisi bulunmaktadır. Hisse senedi ile döviz kuru ilişkisine dair kabul gören çeşitli teoriler bulunmaktadır. Bu teorilerden birbirinin karşıtı niteliğinde Geleneksel Yaklaşım ve Portföy Dengesi Teorisi olmak üzere iki teori öne çıkmaktadır. Geleneksel Yaklaşıma göre hisse senedi döviz kurundan pozitif yönlü etkilenirken, Portföy Dengesi Teorisinde döviz kuru, hisse senedinden negatif etkilenmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalarda dünya borsalarında iki ana teoriden hangisinin geçerli olduğu ülkelere göre farklılık göstermektedir. Bu çalışmada Borsa İstanbul'da hangi yaklaşımın geçerli olduğunun, sektör endeksleri bazında yaklaşımların farklılık gösterip göstermediğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda 2010:01-2020:12 dönemine ait aylık BIST-100, BIST Mali, BIST Sınai, BIST Hizmetler ve BIST Teknoloji endeksi verilerinin nominal ABD doları/TL kuruna karşı ilişkisi incelenmiştir. Yöntem olarak Granger nedensellik, Johansen eşbütünleşme, CCR, DOLS, FMOLS analizleri kullanılmıştır. Çalışmaya konu olan beş endeksin dolar/TL kuruyla eşbütünleşme ilişkisinin olduğu ve dolar kurundan BIST endekslerine doğru tek yönlü pozitif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Buna göre Borsa İstanbul'da ve Borsa İstanbul'un sektör ana endekslerinde Geleneksel Yaklaşımın geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hisse senedi piyasalarında temel analiz: 2008 - 2013 yılları arasında BİST'te işlem gören sigorta şirketleri üzerine bir uygulama
Sermaye piyasalarında yer alan katılımcılar için finansal enstrümanların fiyatları önemli bir konudur. Özellikle tahvil ve pay senedi gibi sermaye piyasası enstrümanlarının fiyatlarının ne olacağı veya ne olması gerektiğini belirlemek bu finansal araçların yatırımcılarına ve ihraççılarına kolaylıklar sağlamaktadır. Pay senedinin şu anki fiyatı veya gelecekteki fiyatı hakkında yorumda bulunabilmek amacıyla geliştirilen, piyasada sıkça kullanılan temel analiz ve teknik analiz olmak üzere iki çeşit analiz bulunmaktadır. Temel analiz yönteminin kullanıldığı bu çalışmada 2008 - 2013 yılları arasında Borsa İstanbul'da işlem gören sigorta şirketlerinin pay senetlerinin piyasada işlem gördükleri fiyatlara göre pahalı veya ıskontolu olup olmadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Pay senetlerinin değerleri belirlenirken, 2008-2013 yılları arasındaki ekonomik durum değerlendirmesi, sigorta sektörünün değerlendirmesi ve oran analizi yöntemiyle şirketlerin finansal analizi yapılmıştır. Son olarak piyasa performans oranlarından elde edilen piyasa çarpanlarıyla paylara değer biçilmiştir. Çalışmada altı sigorta şirketi incelenmiştir ve sonuçlara göre piyasa fiyatıyla kıyaslandığına ıskontolu ve finansal yapı açısından yatırım yapmaya en uygun paylar her bir yıl için belirtilmiştir.
Petrol fiyatlarının hisse senedi piyasasına etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama
Bu çalışmada Brent petrol fiyatı ile hisse senedi piyasası arasındaki ilişkinin Johansen eşbütünleşme yöntemi ve Granger nedensellik testi ile incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla 02.01.2009 ile 19.09.2019 tarihleri arasındaki Brent petrol fiyatı ile XU100, XSAN, XULAS, XELTK, XGIDA, XTEKS, XKMYA, XKAĞT, XUTEK, XHOLD XGMYO, XTCRT, XUHIZ endekslerine ilişkin günlük veriler kullanılmıştır. Elde edilen Johansen Eşbütünleşme testi sonucuna göre %5 güven düzeyinde Brent petrol fiyatı ile XUTEK, XTEKS, XULAS ve XSAN endeksi uzun dönemde birlikte hareket ettikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Diğer sektör endeksleri ile Brent petrol fiyatı arasında uzun dönemde bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Bunun yanında Brent petrol fiyatı ele alınan sektör endeksleri arasındaki kısa dönem ilişkileri ortaya koymak amacıyla Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Uygulama sonucunda kısa dönemde %5 hata payına göre Brent petrol fiyatı ile XU100, XULAS, XELTK, XGIDA, XTEKS, XKAĞT, XUTEK, XHOLD, XGMYO, XTCRT, XUHIZ endeksleri arasında nedensellik ilişkisine rastlanılmazken, Brent petrol fiyatından XKMYA ve XSAN endeksine doğru tek yönlü nedenselliğin olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ilaveten Brent petrol fiyatındaki bir standart sapmalık şok karşısında on dönem boyunca XU100, XHOLD, XUTEK, XTEKS endeksi pozitif yönde tepki vermiştir. Bunun yanı sıra Brent petrol fiyatındaki bir standart sapmalık şok karşısında XKAĞT, XTCRT endeksi üçüncü dönemde, XGIDA, XKMYA, XSAN endeksi dördüncü dönemde, XGMYO endeksi ikinci dönemde, XUHIZ endeksi ikinci ve üçüncü dönemde, XULAS endeksi ikinci ve dördüncü dönemde, XELTK endeksi üçüncü ve dördüncü dönemde negatif yönde tepki vermekle birlikte genel itibariyle değişkenlerin pozitif yönde etkilendiği söylenebilir. Aynı zamanda varyans ayrıştırması testi sonucuna göre sektör endekslerin hata varyansındaki değişiminin genel itibariyle %99'unun kendi geçmiş değerleriyle açıklandığı ve Brent petrol fiyatının %1'den düşük bir seviyede etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Petrol Fiyatları, Hisse Senedi Piyasası, Varyans Ayrıştırması, Nedensellik Analizi, Eşbütünleşme Analizi
Kuyumculuk işletmelerinde tahmini maliyet muhasebesi sisteminin kurulması ve stokların değerlemesi
Şirket değerleme yaklaşımları ile BIST ulaştırma endeksinde bir uygulama
Şirket değerleme, bir şirketin mali durumunu, performansını ve gelecek potansiyelini anlama için kullanılan bir süreçtir. Değerleme, şirketin varlıkları, gelirleri, nakit akışı ve büyüme potansiyeli gibi unsurların değerini belirlemeyi içermektedir. Şirket değerleme, yatırımcılar, potansiyel alıcılar veya satıcılar, şirket birleşmeleri veya satın almaları, halka arzlar veya hisse senedi seçenekleri sunma gibi durumlarda önemli bir rol oynamaktadır. Şirketlerin kendi değerlerini artırmaya yönelik hareketleri, şirketlerin değerini ölçebilen yatırımcıların bir getiri beklentisi içinde olması ve şirketlerin birleşmesi gibi konular günümüzde şirket değerleme konusunu daha da önemli hâle getirmiştir. Sermaye piyasası sektöründe ve literatürde kullanılmakta olan hâlihazırda Şirket Değerleme Yaklaşımları bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardan bazıları çalışmaya konu olan Türk Hava Yolları A.O. şirketinin değerlemesinde kullanılmıştır. Bu tez çalışmasındaki amaç şirket değerlemesi yapılacak olan şirketin en uygun piyasa değerinin elde edilmesidir. Şirkete ait mali tablolar ve veriler Kamuyu Aydınlatma Platformundan elde edilmiştir. Elde edilen verileri kullanılarak uygun piyasa değerini tespit etmek için farklı şirket değerleme yaklaşımlarına bağlı yöntemler kullanılmıştır. İndirgenmiş nakit akımı analizinden elde edilen verilere göre, şirketin indirgenmiş nakit akımı yaklaşımıyla değeri, varlık temelli ve piyasa temelli çarpanlardan elde edilen değerlerden yüksek çıkmıştır. Şirket değerleme yaklaşımlarından elde edilen sonuçların ortalamasıyla da şirketin değeri hesaplanmıştır.
Dalgacık dönüşümü ve derin öğrenme yöntemleri ile hisse senedi fiyat tahmini
Yatırımcılar, yüksek getirili yatırım araçlarına sürekli ilgi göstermekte ve tasarruflarını bu tür araçlara yönlendirmektedir. Hisse senedi piyasasındaki dalgalanmaların ve eğilimlerin öngörülmesi hem bireysel yatırımcılar hem de yatırım firmaları için bir odak noktası olmaya devam etmektedir. Hisse senetleriyle ilgili önemli getiri potansiyeli göz önüne alındığında, analistler ve araştırmacılar da hisse senedi fiyat tahmini alanına büyük ilgi göstermektedir. Bununla birlikte hisse senedi fiyatları, ülkenin ekonomik durumu, siyasi ve sosyal olaylar, uluslararası ilişkiler ve sektörel gelişmeler gibi çok yönlü faktörlerden karmaşık bir şekilde etkilenmektedir. Sonuç olarak, hisse senedi fiyat hareketlerini önceden tahmin etme yeteneği zorlu bir görev teşkil etmektedir. Hisse senedi fiyat tahminleri geleneksel olarak zaman serisi analizine dayanan istatistiksel ve ekonometrik yöntemlere dayansa da son yıllarda yapay zeka ve derin öğrenme metodolojilerinin giderek daha fazla benimsendiğine tanık olunmaktadır. Bu eğilim, bilgisayar bellekleri ve veri işleme yeteneklerindeki gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Ancak, tarihsel değerlere dayalı olarak eğitilmiş derin sinir ağlarının etkinliği, finansal verilerde yaygın olan gürültüden ciddi seviyede etkilenmektedir. Bu konuyu ele alan çalışma, bu ağların hisse senedi fiyatlarını doğru bir şekilde tahmin etmekte zorlandığını gözlemlemektedir. Çalışmada gürültünün finansal değişkenler üzerindeki etkisini azaltmak için sinyal analizinde yaygın olarak kullanılan bir teknik olan dalgacık dönüşümü yönteminin uygulanması önerilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, dalgacık dönüşümü ve derin öğrenme yöntemlerini kullanarak farklı sektörlerdeki hisse senedi verilerinin kapanış değerlerini tahmin etmek ve modellerin performanslarını karşılaştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için, bağımlı değişken olarak 3 Haziran 2013 ile 28 Mayıs 2021 tarihleri arasında çeşitli sektörlerden seçilmiş şirketlerin kapanış fiyatı verileri toplanmıştır. Bağımsız değişkenler arasında her hisse senedi için kapanış fiyatlarının 20 günlük gecikmeli değerlerinin yanı sıra işlem günü açılış fiyatları, en düşük fiyatlar, en yüksek fiyatlar, gram altın fiyatları, Brent ham petrol fiyatları ve dolar kuru yer almaktadır. Analiz, bu çerçevede modellerin tahmin yeteneklerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veri ön işleme aşamasında, finansal verilerdeki gürültü, dalgacık dönüşümü uygulanarak giderilmiştir. Daha sonra, ayrıştırılan finansal veriler, Yapay Sinir Ağları (ANN), Evrişimli Sinir Ağları (CNN), Tekrarlayan Sinir Ağları (RNN), Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM) ağları, Geçitli Tekrarlayan Birim (GRU) ağları gibi yöntemleri kapsayan çeşitli derin öğrenme modellerini eğitmek için kullanılarak hisse senedi kapanış fiyatları tahmin edilmiştir. Ayrıca söz konusu derin öğrenme yöntemleri herhangi bir dönüşüme tabi tutulmadan finansal verilere uygulanmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, RNN, LSTM ve GRU modellerinin, özellikle Symlets dalgacık dönüşümü ile ayrıştırılarak eğitildiklerinde, tahminde yüksek etkinlik sergiledikleri tespit edilmiştir. Çeşitli kombinasyonlarla toplam 8960 model oluşturulmuştur. Özellikle, bu modeller arasında, ASELS için Symlets dalgacık dönüşümünü kullanan gürültüden arındırılmış RNN modeli, 0,0067'lik bir RMSE değeri vererek üstün tahmin performansı sergilemiştir.
Halka arzların hisse senedi performansı üzerine etkileri: Borsa İstanbul uygulaması
Sermaye piyasalarının gelişiminin finansal piyasalara ve ekonomiye büyük katkıları bulunmaktadır. Şirketler gelişmişlik düzeylerini yükseltmek ve büyümelerini sağlamak için finansal kaynaklara ihtiyaç duymaktadır. Şirketler bu ihtiyacı ya iç finansman kaynaklarından ya da dış finansman kaynaklarından sağlayabilmektedir. Ancak iç finansman kaynaklarının yetersiz duruma gelmesiyle şirketler dış finansman kaynaklarına da ihtiyaç duymaktadır. Bu oluşan ihtiyacı da şirketler ya bankalar tarafından borçlanarak karşılayabilir ya da bir diğer yöntem olarak kendi hisse senetlerini halka arz ederek karşılayabilmektedir. Yapılan bu çalışmada 2010- 2021 yılları arasında Borsa İstanbul bünyesinde teknoloji, bilişim ve enerji sektörlerinde ilk kez halka arz olan şirketlerin hisse senetlerinin orta ve uzun vadede performanslarının analiz edilerek olay etüdü yöntemi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Analizler sonucu elde edilen bilgilere göre yatırımcıların sermaye piyasasına olan güveni, ilk kez halka arz olan şirketlerin sermaye piyasasının gelişimine katkısı ve halka arzların ülkemizin finansal yapısına olan etkisinin ne derece olduğu ölçülecektir. Araştırma sonucunda ilgili dönem ve sektörlerde ilk kez halka arzı gerçekleşen şirketlerin orta ve uzun vadede yatırımcılarının kar elde ettiği ve pazar endeksine kıyasla şirketlerin aşırı pozitif anormal getiri sağlamadığı kanısına varılmıştır.
Hirose yöntemiyle marka değerinin belirlenmesi: BİST Turizm endeksinde yer alan firmalar üzerine bir uygulama
Marka olgusu ve marka değeri kavramının değeri şirketler açısından son yıllarda çok önemli bir yer tutmaktadır. Artan teknoloji ve pazar rekabeti, şirketlerin yeni stratejik yönelimlere sürüklemiştir. Bunun bir sonucu olarak markalaşma süreci ortaya çıkmıştır. Bu süreç pazarda etkin olarak var olmak isteyen şirketler açısından zorunlu bir hal almış ve rekabet üstünlüğü elde etmek için gereken temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu sürecin ortaya çıkmasıyla beraber marka değerini ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Birçok araştırmacı ve akademisyen tarafından marka değerini farklı yönlerden inceleyen yöntemler ortaya atılmıştır. Bu yöntemler Davranışsal, Finansal ve Karma yöntemler olarak bilinmektedir. Araştırmada marka değerini parasal olarak değerlendirmeyen yöntemlerde ana hatlarıyla yer almakta ancak asıl yöntem olarak Finansal bir model seçilerek marka değerinin finansal boyutu ile ilgilenilmiştir. Araştırmamızın son bölümünde BİST Turizm Endeksi'nde faaliyet gösteren firmaların marka değerleri ikinci ve üçüncü bölümde açıklanan ve Finansal Marka Değerleme Yöntemlerinden biri olan Hirose yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır.