DoktoraAçık Erişim

Bir olay olarak yıkım

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2018
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

On dokuzuncu yüzyılın sonunda kent yaşamına girmesinden itibaren 'sinema', hem mecra hem bir seyir mekânı olarak, diğer kozmopolit şehirlerde olduğu gibi İstanbullular için de kaçınılmaz gündelik pratiklerinden biri olmuştur. Özellikle yirminci yüzyılın ilk yarısındaki kitlesel etkileri göz önüne alındığında sinema salonları, televizyon ve internet öncesi dünyanın önemli bellek araçları olarak sayılabilir. Bu açıdan kent içerisinde sayıları git gide azalan İstanbul'un eski sinema salonlarının korunması, sadece sinema sektörü açısından değil kentsel yaşama dair hafızanın sürdürülebilmesi için de zorunlu gözükmektedir. Ancak yüzyılın son çeyreğinde bunların büyük bir çoğunluğu maddi yetersizlikler, yangınlar ve benzeri durumlar neticesinde ortadan kalkarken, son dönemde elde kalan bir iki yapı da dönüşüm ya da yenileme bahanesiyle yıkılmaktadır. İstanbul'un -ve Beyoğlu'nun- kent ve sinema tarihi açısından önemi yadsınamayacak tarihi Emek, İpek ve [Yeni] Rüya sinemaları da bir yenileme projesi kapsamında 2013 yılında yıkılan sinema salonları arasındadır. Bu tez bir olay olarak Emek, İpek ve [Yeni] Rüya Sinemaları'nın yıkımını tartışmaya açarken onun mimari düşünme potansiyellerini araştırmaktadır. Bunu yaparken yıkımın kendisini fiilen yıkım eyleminin ötesinde onunla edimselleşen bir oluş hali olarak ele alır. Böylelikle tez eylemin nesnesi olarak mimarinin kendisine değil ona dair deneyimi mümkün kılan özneye odaklanır. Bu açıdan tez teorik temelini Deleuze'ün süre ve hafıza kavramlarında bulur. Deleuze, Bergson üzerinden yaptığı okumada zaman ve süreyi birbirinden ayırır. Deleuze'e göre süre farktır, değişimin kendisidir. Bu açıdan homojen zamanın tersine saf süre bir yönü ile geçmişe bir yönü ile geleceğe sürekli ve sürekli bölünen sonsuz anlara işaret eder. Hafıza ise ontolojik anlamda sürenin birikmesi ve bu nedenle farkın virtüel çokluğudur. Deleuze'ün bu kavramsallaştırması tez bağlamında oldukça önemlidir. Yıkım ile yiten sürenin kentsel alana dair farklanma/farklılaşma potansiyel(ler)ini ortadan kaldırması kritiktir. Bu çerçevede tez kendi minör-oluşları başka bir ifadeyle kendi tekillikleri ile bahis sinemalara dair hafızayı üç başlıkta ele almaktadır: Yitirilmiş Hafıza, Bastırılmış Hafıza ve Rekonstrüktif Hafıza. Tezin içerisinde bu ana bölümün öncesinde yer alan ve sinemanın modern bir fragman olarak yarattığı çokluk halinin ve ona karşı ortaya çıkan muhafazakâr refleksin anlatıldığı bir bölüm daha vardır. Bu bölüm ile sinemaların içinden doğdukları ve yıkımlarını hazırlayan toplumsal koşulların anlaşılabilmesi amaçlanmaktadır. Yitirilmiş Hafıza, yıkım ile tartışmaya/foruma açılan alandaki halihazırda yaşanan hafıza kayıplarını anlamaya yönelik bir bölümdür. Bu bölümün odağında geçirdiği bir yangın ile Mayıs 2013'te tamamen ortadan kaldırılana kadar 30 yıl boyunca kapalı kalmış İpek Sineması yer almaktadır. Bu açıdan açıldığı 1924 senesinden itibaren sürekli bir yıkımın nesnesi ola gelmiş bu sinemaya dair hafızanın halihazırda yitirilmiş bir hafıza olduğu iddia edilmektedir. Bastırılmış Hafıza bölümü ise [Yeni] Rüya Sineması'nın hikayesi üzerinden alana dair bastırılmış, yok edilmeye çalışılmış ya da görmezden gelinmiş çeşitli minör-oluşları ve onlara dair hafızayı görünür kılmayı amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra açıldığı 1931 yılından beri sürekli ismi de değişerek 2013'de yıkılana kadar ayakta kalabilmiş [Yeni] Rüya Sineması'nın cephesiz ya da dışarıdan/sokaktan algılanamaz oluşunun bile bir nevi bastırılmışlığa işaret ettiği söylenebilir: Zira bu yanı ile Anıtlar Kurulu tarafından kültür varlığı sayılmaz ve tüm yapı kompleksi içerisindeki tek korunması gerekmeyen yapı olur. Rekonstrüktif Hafıza ise yıkım ile edimselleşen bir olayın içerisindeki farklı özne konumlanışlara işaret ederek hafızayı yeniden inşa eden şey(ler)e odaklanır. Bu bölümün tezin diğer bölümlerden farklı olarak Deleuzecü bir virtüel hafızayı daha görünür kıldığı ifade edilebilir. Bunun en önemli nedeni Emek Sineması'nın kendisidir. Tüm bölüm özellikle de bölümün ikinci kısmı yıkıma açılan Emek'in nasıl yeniden ve yeniden inşa edildiğine, bu anlamda ortaya çıkan iktidar ilişkilerinin başka bir deyişle farklı aktörlerin bir-aradalığına ve bu ilişkiler ile ortaya çıkan bilginin artmasına, hafızanın birikmesine işaret etmektedir. Tam da bu noktada yıkım tüm bu farklanmaları kesintiye uğratarak oluş alanını kapatır, sürenin yitmesine neden olur gözükmektedir. Ancak bu anlamda Emek Sineması'na dair yıkım eylemleri ile Mayıs 2013'ün açığa çıkardığı, görünür kıldığı şey devamındaki toplumsal hareketler düşünülürse oldukça hayatidir. Bu bizi sonuç bölümüne getirmektedir. Tezin sonuç bölümü mimarlığa unutma ve anımsama pratikleri üzerinden bakmanın mümkün olup olamayacağını tartışmaya açar. Bu açıdan bir olay olarak, herhangi bir olaydan farklı tekil bir durum olarak, -başka bir açıdan inşa etmeye de benzer ve belki onun bir parçası da olarak- yıkımın hemen öncesinde açığa çıkan oluş halinin mimarlık için farklı bir şey yaratabilmek/söyleyebilmek adına önemli olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrultuda bir olayın tarihsel boyutunu 'unutmak', oluş boyutunu ise 'hatırlamak' mimarlık pratiğinde -belki de tüm pratiklerde- yaratıcılık için kaçınılmaz olandır.

Yazar

Bora Yasin Özkuş

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Bora Yasin Özkuş (Doktora Tezi). Bir olay olarak yıkım, 2018, İstanbul Technical University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul Technical University tezlerinden daha fazlası