Master'sOpen Access

Türkiye'de podcast kamusal alanı: Betimleyici bir değerlendirme

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Özlem Danacı Yüce

Abstract (TR)

Bu çalışmada Türkiye'deki podcast evreni betimlenmektedir. 17, 19, 21 ve 23 Kasım 2021 tarihlerinde Spotify ve Apple Podcast'te "en popüler 200 podcast" listesi takip edilmiştir. Takip edilen bu listelerin benzerlikleri olduğu görülmüştür. Listelerin iki ya da üç günlük aralıklarla güncellendiği, sıralamalar değişse de listede çok temel değişimlerin olmadığı gözlenmiştir. Türkiye'de podcast'in en çok dinlendiği platform Spotify olduğu için, bu platformda yer alan listeler dikkate alınmış, en popüler 200 podcast listesine 17-23 Kasım 2021 tarihleri arasında bakılmıştır. Listede en az üç gün boyunca yer almış podcast'lerden oluşturulan ve 189 podcast'i kapsayan bir örneklem alınmıştır. Belirlenen 189 podcast sınıflandırılmış ve yapıları analiz edilmiştir. Bu sınıflandırma yapılırken, Carvalho, Aguiar ve Macial'in (2009) eğitim alanında podcast kullanımına ilişkin önerdikleri sınıflandırmanın iletişim-medya çalışmalarına uyarlanmış bir modeli kullanılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre podcastler uzunluklarına, formatına, içerik üreticisine ve amacına göre sınıflandırılmaktadır. Bu araştırmada ise kullanılan dile, içerik üreticisine, bölüm sürelerine, yayın aralıklarına, devamlılıklarına, formatlarına, türlerine, amaçlarına ve konularına göre 189 podcast incelenmiştir. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler yeni bir toplum düzeninin ortaya çıkışında etkili olmuştur. Bu yeni toplum düzenini açıklamak için Webster (2014), enformasyon toplumunun beş boyutundan bahsetmektedir. Buradan hareketle teknolojik gelişmeler, ekonomik yapıdaki dönüşüm, küreselleşme ile zaman ve mekânın yeniden yapılandırılması bağlamında enformasyon toplumu ele alınacaktır. Enformasyon toplumunun teknolojik boyutuna bakıldığında internetin ortaya çıkışı ve kişisel bilgisayarların yaygınlaşması, world wide web'in keşfi ve web 1.0'dan web 2.0'a geçiş olmak üzere üç dönüm noktası yaşanmıştır. Bu toplumda sanayi döneminden farklı bir ekonomik yapı söz konusudur. Artık somut ürünlerin üretildiği bir yapıdan enformasyona dayalı bir ekonomik yapıya geçilmiştir. Bir sonraki boyutta ise enformasyon toplumu ve küreselleşme ilişkisinden bahsedilmektedir. Enformasyon devrimine zemin hazırlayan teknolojik gelişmeler, yerel ile küreseli birbirine bağlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde bu boyutlardan hareketle enformasyon toplumu kavramı açıklanmaya çalışılacaktır. İlk bölümde enformasyon toplumunda kamusal alan tartışmalarına da yer verilmektedir. Kamusal alan tartışmaları 1962'de yayınlanan ve Jürgen Habermas'ın doktora tezi olan "Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü" adlı eserinde ele alınmışsa da kamusal alanın tarihi daha eskilere gitmektedir. Bu bölümde kamusal alanın Antik Yunan'dan bu yana gelişiminden söz edilecektir. Özel ve kamusal alanın kesin olarak ayrıldığı Antik Yunan'dan ve Antik Roma'dan sonra, Orta Çağ'da, feodal dönemdeki kamusal alana değinilecektir. Feodal dönemde iktidarların kendisinin kamusal olduğu temsili bir kamusal alandan söz edilirken (Habermas, 2004) 18. yüzyılda, devletin hakimiyeti dışında bir kamusallık biçimi ortaya çıkmıştır. Feodalitenin ortadan kalkmasıyla birlikte 18. yüzyılda ortaya çıkan burjuva sınıfı ekonomik olarak gücü ele almış, siyasal ve toplumsal taleplerde bulunmaya başlamıştır. Bu yeni kamusallık biçimi, temsili kamusallıktan farklıdır. Burjuva sınıfı, 18. yüzyıla doğru kahvehanelerde, salonlarda edebi kamusal alanı inşa etmişlerdir. Bu mekânlara erkekler, soylular ve sıradan insanlar girebilmekte, kamuyla ilgili konuları tartışabilmekte ve eleştirilerini dile getirebilmektedirler. Bu kamusal alan biçimi daha sonra kültürel alanın sınırlarının dışına çıkarak, siyasi kamusal alanın ortaya çıkışında etkili olmuştur. Habermas, kamusal alanın çöküşünün nedeni olarak basındaki ticarileşmeyi görür. Bu ticarileşme ile birlikte kamusal alanın feodal dönemdeki gibi parçalı bir yapıya geri döndüğünü iddia eder (Özbek, 2004; Timisi, 2003). Kültür, üretilen değil tüketilen bir alana dönüşmüştür. Aynı zamanda tv, radyo gibi kitle iletişim araçlarının anında cevap vermeye, katılmaya uygun olmayan bir yapıda olmasını da kamusal alan için çok önemli olan tartışmayı ve müzakereyi engelleyen bir unsur olarak görmektedir. Habermasçı kamusal alan modeline farklı yazarların eleştirel olarak yaklaşmışlardır. Habermas'ın kamusal alan modelinin dışlayıcılığına vurgu yapan, onun tekil kamusal alanına karşın çoğul ve parçalanmış kamulardan bahseden yazarlar vardır (Fraser, 1990; Negt ve Kluge, 2004). Nancy Fraser (1990) "Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek: Gerçekte Varolan Demokrasinin Eleştirisine Bir Katkı" adlı yazısında Habermas'ın burjuva kamusal alanı modelini feminist bakış açısıyla yeniden yapılandırmaya çalışmaktadır. Oskar Negt ve Alexander Kluge da (1993) "Kamusal Alan ve Tecrübe" adlı eserlerinde Habermas'ın kamusal alan modeline bir alternatif tanım yapmaya girişmişler ve karşıt bir kamusal alan olarak proleter kamusal alandan söz etmişlerdir. Çalışmanın birinci bölümünde bu yaklaşımlar ele alınacaktır. Kamusal alan kavramında mekânsal olarak bir dönüşüm yaşanmış; Antik Yunan'daki agora, Orta Çağ'daki saray, 18. yüzyılda yerini salonlara ve kahvehanelere bırakmıştır. Bu çalışmada ilk bölümde enformasyon toplumu tartışmaları ışığında kamusal alanın dönüşümü ve kamusal alan ile internet arasındaki ilişki incelenecektir. İnternetin yaygınlaşması, herkesin internete erişmesinin önünün açılması, web 2.0'a geçiş ile birlikte kullanıcıların katılımının mümkün olması, zaman ve mekânın sınırlılığının ortadan kalkması gibi gelişmeler internetin demokratik bir kamusal alan yaratma potansiyeli hakkındaki tartışmaları başlatmıştır. Buradan hareketle bu bölümde internetin demokratik bir kamusal alan olma potansiyeli ele alınacak, bu iddiaya olumlu ve olumsuz yaklaşımlar sebepleriyle ortaya koyulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde sözlü iletişim araçlarının temsilcilerinden radyonun dünyadaki ve Türkiye'deki gelişim süreci, teknolojik, toplumsal ve siyasi gelişmelerle birlikte ele alınacaktır. 1920'lerde dünyada ve Türkiye'de düzenli radyo yayınları yapılmaya başlanmıştır. Radyonun inandırma gücü, hızı, maliyetinin düşük olması gibi nedenlerle devletler bu kitle iletişim aracının daha etkin kullanmak ve kontrol altında tutmak için çabalamışlardır. Fakat sesini duyurmak isteyen kitleler tarafından radyo, her zaman ulaşılmaya çalışılan bir araç olmuştur. Bu bölümde radyonun demokratikleştirilmesine yönelik faaliyetler kapsamında amatör radyoculuk, topluluk radyoları ve internet radyoları ele alınacaktır. 2000'li yıllarda radyo yayıncılığındaki değişimlerle birlikte internet radyoculuğu ortaya çıkmış ve podcast kavramıyla tanışılmıştır. Bu bölümde literatürdeki podcast tanımlarının odaklandıkları ortak noktalardan yola çıkılarak podcast'lerin özellikleri incelenecektir. Podcastler, internet üzerinden erişilebilen, taşınabilen ve indirilebilen ses dosyaları olarak tanımlanabilir (Newman ve Gallo, 2019, s. 8; Ülkü ve Öze, 2019, s. 125; Geoghegan ve Klass, 2007, s. 5; Şener 2020, s. 217). Ortaya çıktığı dönemde radyonun uzantısı olarak görülen podcast, daha sonra radyodan ayrı olarak ele alınmaya başlanmıştır. Bu bölümde literatürdeki podcast tanımlarından yola çıkılarak podcast'lerin özellikleri ele alınacaktır. Radyo ile podcast arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tartışılacaktır. Daha sonra bu bölümde dünyada ve Türkiye'deki podcast teknolojisinin ortaya çıkışına ve popülerleşmesine ortam hazırlayan gelişmeler ele alınacaktır. Yapılan araştırmalardan hareketle dünyada ve Türkiye'de podcast evreninin bir çerçevesi çizilmeye çalışılarak bu bölüm tamamlanacaktır. Bu çalışmanın üçüncü ve son bölümünde literatürde podcast ile ilgili çalışmalara yer verilecektir. Literatüre bakıldığında podcast kullanıcılarına yönelik çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Podcast kullanıcıların demografik özellikleri, podcast kullanıcılarının motivasyonları hakkındaki çalışmalar incelenmiştir. Literatürde podcast yayınlarının içerik analizi yöntemiyle ele alındığı çalışmalara rastlanmıştır. Aynı zamanda podcastler toplumsal cinsiyet bağlamında incelendiği çalışmalar da mevcuttur. Podcastlerin bu çalışmaya benzer şekilde yapısal olarak analiz edildiği çalışmalar da vardır. Bu bölümde literatürdeki çalışmalar olabildiğince kapsayıcı şekilde incelenmeye çalışılacaktır. Bu bölümde son olarak araştırma bulgularına yer verilecektir. Bu çalışmaya göre Türkiye'de podcast kamusal alanına bakıldığında podcast'lerin çoğunluğun Türkçe dilinde yapıldığı, fakat İngilizce, Almanca dillerinde de yayın yapıldığı görülmektedir. Podcast üreticileri çoğunlukla bireysel üreticilerden oluşmaktadır. Uzun podcastler ağırlıktadır. Üreticiler genellikle 16 dakika ve daha uzun süreli podcastler üretmektedirler. Bölümler genellikle düzensiz olarak yayınlanmaktadırlar. Devamlılık açısından bakıldığında 47 podcast'te son üç ay içinde bölüm yayınlanmadığı görülmüştür. Solo format tercih edilmektedir. Ortak podcast/sohbet formatı, solo'dan sonra tercih edilen ikinci formattır. Podcast yayıncıları, bilgilendirici, destekleyici, hobi/boş zaman olmak üzere 3 türe yoğunlaşmışlardır. Anahtar Kelimeler: Podcast, Kamusal Alan, Türkçe Podcastler, Enformasyon Toplumu, Spotify.

Author

Dr. Gökçe Uysal Gündoğdu

How to Cite

Gökçe Uysal Gündoğdu (Yüksek Lisans Tezi). Türkiye'de podcast kamusal alanı: Betimleyici bir değerlendirme, 2022, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University