Public space

144 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

An analysis of the transformation of public space designs in architecture

Since ancient Greece, users can create public and private spheres with the architectural spaces they produce by taking action. It can be claimed that the concept of the public sphere has undergone changes and transformations with various factors in historical processes. At this point, this thesis explores the conditions that make up the public sphere and the architectural/spatial discussions on the production of public space in the context of the factors affecting social life by creating breaks in historical processes within the framework of the view and evaluation of events by thinkers and architects. In this context, this study presents research on the existence and qualities of public space. In this study, in the context of the historical reading process and the conditions affecting the existing social structure, the current state of the public space and its content on architectural thoughts and practices are discussed. It is a study based on the program/action and structural qualities of the architectural content of the public space through the events, thinkers, and architects determined at this point. The study analyzes the changes and transformations in design and structural elements, such as the sizes of public spaces, ground-surface relations, and interactions of architectural elements. In this context, the thesis uses three primary methods: literature research, tabulation, and comparative analysis. The first method that constitutes the study is the literature search on how the definition and content of the public sphere in philosophy are created. With this method, the concept and definitions of public sphere of the thinkers Hannah Arendt, Jürgen Habermas, Richard Sennett, Oskar Negt-Alexander Kluge, Henri Lefebvre, Jacques Derrida and William Gibson were reached. The second research method of the study is analysis and classification. In the first part of the research, the definitions and expansions of the public sphere and the public space programs and contents pointed out by the selected thinkers were examined. In the period determined by the discourses of these thinkers and the definitions of the public sphere, the practices of space to produce public space in the context of the works of architects such as Herman Hertzberger, Rem Koolhaas, Bernard Tschumi, Marcos Novak, and Bjarke Ingels were also examined. As a result of this research and analysis process, the technological, political, economic, artistic, health, social and architectural changes that change the historical methods and the intellectual and practical counterparts of the architectural content that establishes the public space are brought together with tabulation. The last method of the study is a process for designing contemporary images of public space. It includes a method to define and discuss the architectural contents of the public space of conditions affecting the social structure, such as climate change, the Covid-19 pandemic, economic and political changes, and technological developments, which are included in the current conditions that emerged during the analysis process of the tabulation. Thus, the factors affecting the design and production of public space in today's architectural thoughts and practices, architectural programs, intellectual and structural elements in the production of public space, and how the public space will be formed are discussed through understanding the present and the near future.

Public spacePublic placesArchitectural space+1
Ayça Yılmaz
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal alanlardaki değişimin kentsel dönüşüm ile ilişkisi, kent kimliği açısından değerlendirmesi; İstanbul ili Maltepe ilçesi örneği

Gelişen dünya şartlarına paralel kentler de değişim ve dönüşüme uğramaktadır. Kentlerin gelişim süreçlerinde en dikkat çekici değişim kamusal alanlarda meydana gelmektedir. Öyle ki, kamusal alanlar; kentlerin fiziksel, sosyal, kültürel dokusunu şekillendirerek kent kimliğinin gelişimi ve kent kullanıcıları için önemli bir unsurdur. Bu temel üzerinden, bütüncül planlanmayan kentsel dönüşüm, kamusal alanların kent ile ilişkisinin zayıflamasına sebep olurken aynı zamanda amaca hizmet etmeyen ve birbirine benzeyen kent oluşumlarını meydana getirebilmektedir. Tez genel çerçevesini kamusal alanlar temelinde "Kentsel dönüşüm ve kent kimliği birbirleriyle ilişkili kavramlardır. Kentsel dönüşüm sürecinde kentte aşamalı olarak gelişen tarihsel, mekansal, görsel ve sosyo demografik değişimler kent kimliğine etki etmektedir" hipotezi oluşturmuştur. Tez çalışmasında makro açıdan üst ölçek plan kararları ve politikalarda öne çıkan yaklaşımlardan yararlanarak mikro ölçekte insan müdahalesinin en yüksek olduğu yapay çevre oluşumunun gözlendiği zengin kimlik bileşenlerine sahip İstanbul kenti Maltepe İlçesinde kamusal alanlardaki değişim sürecinin kentsel dönüşüm ile ilişkisi ve kent kimliği açısından etkisi araştırılmıştır. Bu bağlamda; Maltepe İlçesi örneğinde belirlenen çalışma alanı özelinde tarihsel, mekansal, görsel ve sosyal kimlik değişimlerine ilişkin süreçler analiz edilmiş, farklı kullanıcı grubunun değişim sürecinde algılarını ortaya koyabilmek için anket yapılmıştır. Tez kapsamına yönelik elde edilen bulgular dahilinde kamusal alan potansiyeli üzerinden kentsel dönüşüm stratejileri geliştirilerek çalışma alanı özelinde mahalle ölçeğinde değerlendirilmiş ve öneriler getirilmiştir

Kamusal alanKent kimliğiKentsel dönüşüm
Meltem Coşaner Tonyalı
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal alan ve insan hakları

Antik çağdan günümüze kadar birçok ülkede, adalet, siyaset, ekonomi gibi en çok tartışılan kavramlardan birisi de kamusal alandır. Kamusal alan kavramı antik çağdan günümüze hep siyaset bilimi ile birarada düşünülmüş ve tartışılmıştır. Bu tartışmalarda da hep kamusal alanın neresi olduğu, sınırlarının nasıl belirlenebileceği, kamusal alanın türlerinin neler olduğu konu olmuştur. Bu çalışmanın amacı ise öncelikle kamusal alan kavramının ne'liğini ortaya koyarak, yurttaş haklarına göre tanımlanan kavramın, insan haklarına göre tanımlanmasının sağlayacağı yararlar gösterilecektir. Giriş bölümünde Antik Çağdan günümüze Kamusal Alan kavramının tarihsel gelişimi ele alınacaktır. Birinci bölümde, öncelikle modern yurttaş haklarının ne olduğu belirlenecektir. Yurttaş hakları çerçevesinde, kamusal alanın Arendt, Habermas, Taylor ve Sennet'de nasıl içeriklendirildiği gösterilecektir. Aynı zamanda kamusal alanda yapılan etkinlikler sonucunda ortaya sosyal-kültürel normlar ve siyasal-hukuksal normların çıktığı belirlenecektir. İkinci bölümde, öncelikle insan haklarının ne olduğu, yurttaş hakları ile insan haklarının kesişim kümesi belirlenecektir. Kamusal alanda yapılan faaliyetlerin, insan haklarına göre yapılması durumunda ortaya çıkan sosyal-kültürel normlar ile siyasal-hukuksal normların niteliğinin farkları gösterilecektir. Devamında kamusal alanın çıktısı olan farklı nitelikteki normların insan ile ilişkisi kurularak, insanlara sağlayacağı yararlar gösterilecektir. Sonuç bölümünde ise farklı dört filozofta kamusal alanın ne olarak görüldüğü özetlenecektir. İnsan hakları ile bağlantısı kurulduğunda da kamusal alanın çıktısının farkı ve insanlara sağladığı yararlar gösterilecektir.

Kamusal alanNormlarYurttaş hakları+2
Bayram Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada çocukların meta olarak kullanılması: Instagram anneleri örneği

Günümüzde gelişen ve yaygınlaşan iletişim teknolojileri iletişim ve bilgi alma yollarını çeşitlendirmiştir. İletişim araçları yalnızca iletişim aracı olmaktan sıyrılıp kullanıcıların çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan ve onlara sanal yaşam alanları sunan mecralar haline gelmişlerdir. Sosyal medya bu sanal mecralardan en önemlisidir ve farklı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlar, sosyal medyada mahremiyetin dönüşümü, dijital emek ve kullanıcı içeriğinin sömürülmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, gündelik hayatın önemli ve vazgeçilmez bir parçası olan sosyal medya araçlarından İnstagram çalışma evreni olarak seçilmiştir. İnstagram'da fenomen olan 13 İnstagram annesiyle yapılan derinlemesine görüşmelerin analiziyle, İnstagram kullanıcılarının eğilimleri neler olduğu ortaya koyulmuştur.Buradan yola çıkarak,İnstagram annelerinin bu platformu hayatlarında önemli bir yere koydukları ortaya çıkmıştır .Ayrıca İnstagram, katılımcı annelerimizin sosyalleşmeden bilgi almaya varan çeşitli ihtiyaçlarına cevap veren bir konumdadır. Katılımcı annelerin bu platformda paylaştıkları içeriklerin binlerce takipçiyle paylaşması bir mahremiyet sorununa neden olmamaktadır. Katılımcı annelerimiz İnstagram'da dijital emek neticesinde ürettikleri içerikleri bir değer olarak görseler de buna tatmin edici maddi bir karşılık alamamaktadırlar.

Dijital emekKamusal alanMahremiyet+5
Ayşe Eroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamusal alan estetiği ve heykel

Bu çalışma, Türkiye'de kamusal alanda yapılan plastik sanat uygulamaları özelinde heykel sanatının kent mekânıyla ilişkisini irdelemektedir. Araştırmanın zeminini ?Kamusal alan? kavramı ve ?Heykel sanatı?nın açık kent mekânıyla kurduğu ilişki, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve sanatsal olguları, fiziksel estetik toplumsal ve ekonomik koşulların içinde kamusal alanda yapılan heykel sanatının kent mekânıyla ilişkisi oluşturur. Kamusal alan kavramı, Türkiye'de XX. yüzyılın son çeyreğinde siyasi alanda ortaya çıksa da daha önceki dönemlere baktığımızda heykel sanatının kamusal açık mekânlarda üç boyutlu bir formla siyasi göstergeye dönüşmüş ve kamusallığı egemen ideolojinin aracı olarak kullandığını söyleyebiliriz. Heykel sanatı, siyasal erkin himayesinde, kamusal açık mekânlarda kendine yer bulmuştur. Genellikle, egemen ideolojinin aracı ve simgesi olarak kamusal alandaki heykel topluma egemen ideolojiyi yaymıştır. Türkiye'de kamuya açık mekânlarda XX. yüzyılın son çeyreğine kadar sergilenen üç boyutlu çalışmalar, daha çok anıt-heykel mantığı çerçevesinde çıkarken modern özgün heykele rastlamak oldukça güçtür.Kamusal alan, toplumsal yaşam ve öznenin varoluş temelinde önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda, kamusal kavramının toplumların sosyal, siyasal ve günlük hayatlarını fiziksel ve düşünsel bir platformda meydana getirmesinde ve estetik düzeyini oluşturarak entelektüel bir bilinç ve yaşam kalitesinde belirleyici rol üstlenmektedir. Bu bağlamda kamusal alan ve öznenin ortak bir konsülde birbirine bağlı olarak gelişerek, olgunlaşarak yaşamsal ve özgün bir platform üretebilir.Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Heykel, Kamusal Alanda Sanat, Türkiye'de Anıt-heykel, Kent Mekânı, Heykel ve Çevre.

EstetikHeykelHeykel sanatı+4
Fahrettin Kuzu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kamusal alanlarda iktidar karşıtı sivil hareketler ve bunların sanat pratiği bağlamında değerlendirilmesi

Bu tezde, Türkiye'de kamusal alanlardaki sivil hareketlerin sanat pratiği bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Sanatçıların ve inisiyatiflerin iktidarlarla yaşadığı sorunlar, yerel halkla kurulan ilişkiler ve bu ilişkilerin nihayetinde ortaya çıkan işler ile; temel çıkış noktası politik bir tavır olan bağımsız oluşumların yaratıcı pratikler üzerinden oluşturduğu diyalog üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, kamusal alan ve çağdaş sanat üzerine çalışan düşünürlerin fikirleri referans alınarak örneklendirmeler yapılmıştır. Sanatın politikayla olan ilişkisi bağlamında toplumsal hareketlerin analizi yapılarak kamusal alanlardaki hareketler değerlendirilmiştir. Tarih içinde değişen kamusal alan tanımları incelemesi ve çeşitli sanatsal eylemlere ev sahipliği yapan galeri, müze gibi kamusal mekanlardan da konu kapsamında ilgili yerlerde bahsedilmiştir. Çalışma hazırlanırken, yakın tarihteki toplumsal hareketler ve sanata ilişkin yurt içinden ve yurt dışından arşiv bilgileri toplanmıştır. Araştırmanın temelini oluşturmak amacıyla, çeşitli kurumların kütüphanelerinden elde edilen kaynakların içeriğinin özellikle son yirmi yıllık bir süreci kapsamasına dikkat edilmiştir. Bunun sebebi olarak, 1990'lı yıllar ve sonrasında yaşanan teknolojik gelişmelerin etkilediği hızlı bilgi akışının etkisiyle kitleler arası iletişimin yaygınlaşmış olması, çeşitli düşünürlere ve ideolojilere ait yayınların çevrilmesiyle yaşanan fikirsel etkileşimler, dünya genelindeki kimlik tartışmaları ve sosyo-politik etmenler sonucu yaşanan değişimler ve sanatçıların benimsediği disiplinlerarası yaklaşımlarla şekillenen sanat ortamı gösterilebilmektedir. Bu sayede, günümüz sanat pratiklerinin toplumsal hareketlerle kurduğu ilişki bağlamında yapılan tanımları ortaya çıkarmak mümkün olacaktır. Anahtar Kelimeler:Kamusal Alan, Yeni Tip Kamusal Sanat, Estetik, Direniş, Politik Sanat, Aktivizm

AktivizmKamusal alanMuhalefet hareketleri+2
Vesime Itır Demir
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çagdaş Türk heykel sanatı bibliyografyası

Bakır, tunç, ahşap, taş, toprak vb. farklı malzemelerden meydana getirilen üç boyutlu formlar bütünü olan heykel, insanın yaratma dehasını ortaya koyan en bilgece buluşudur. Heykeller döneminin inançlarını, kültürünü, siyasi yapısını, geleneklerini, göreneklerini aktaran bu sanat dalı, hakkında yüzlerce çalışma yapılmış, hala da yapılmaya devam ediyor. Tarih boyunca her kültürde çeşitli ve farklı biçimlerde ortaya çıkmış olan heykel sanatı hakkında yapılan çalışmaların bir dönemini bir arya getirerek bu alandaki çalışmalara katkı olacağı düşüncesindeyim. "Çağdaş Türk Heykel Sanatı Bibliyografyası" konulu tez çalışmasında, 1988-2022 yılları arasını kapsayan heykel başlığı altında, Yükseköğretim Kurulu sayfasında yayınlanan tezlerin toplamını konu alan bibliyografya çalışmasını içermektedir. Çalışmanın temel amacı, araştırma yapan kişilerin heykel başlığı altında günümüze kadar yayınlanan tezlerin ve içeriklerinin derlenip tek çalışma altında toplanması ve sonraki araştırmalara rehberlik etmesi düşüncesi olmuştur. Hazırlanan bu tez tarama çalışmasında bugüne kadar yayınlanmış olan 602 tez tespit edilmiştir. Bu tezlerin 38'si doktora, 68'i sanatta yeterlik, 496'sı ise yüksek lisans tezinden oluşmaktadır. Çalışma, altı bölüm başlığı altında tamamlanmıştır. Sırasıyla heykel sanatı, doktora tezi, sanatta yeterlik ve yüksek lisans tezleri, yöntem ve sonuç şeklinde sıralanmıştır. Her tez çalışması kendi içerisinde incelenirken bir künye oluşturulmuştur. Tezin adı, kayıt numarası, yazarı, danışmanı, yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik olarak ayrılması, yazılma yılı, hangi üniversite bünyesinde yazıldığı, bağlı bulunduğu enstitü, bölümü, yayınlanma dili, basım şekli, yazım şekli, sayfa sayısı, kullanılan anahtar kelimeler ve yöntem başlıklarına yer verilmiştir. Tezin amacı ve özet kısımları incelenmiş ve künyesi tamamlanmıştır. Tez çalışması doktora, sanatta yeterlik ve yüksek lisans olarak bölümlere ayrılarak, 1988 yılından günümüze kadar gelen bir tarih sıralaması ile dizilmiştir. Bu dizim sağlandıktan sonra, raporlama yapılarak veriler değerlendirilmiş, grafiklere dökülmüştür. Ortaya çıkan veriler, tezlerin yıllara göre, tezlerin dillere göre, tezlerin alanlarına göre, tezlerin yöntemlerine göre, tezlerin konularına göre başlıkları altında grafiklere dökülmüştür. Bu tez çalışması, heykel alanında yapılacak olan araştırmalarda, kaynak oluşturmasında yardımcı olabileceği, araştırmalara kısa yoldan kaynaklık edeceği düşüncesi ile konu edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bibliyografya, Heykel, Kamusal Alan, Heykelde Biçim ve Form, Heykelde Hareket ve Boşluk.

BibliyografyaHeykelHeykel sanatı+3
Songül Şirin Çelik
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal sanatın seramik sanatındaki yeri

Kamusal alan sosyolojik bir kavram bütünlüğünün yanı sıra politik ve toplumsal içeriğinden yola çıkılarak insanın bakış açısına kazandırdığı derin izler ve anlamlar taşımaktadır. Kentler insanların kültürlerini ve tarihsel izlerini taşırlar. Bu bağlamda şehrin insanların toplumsal yaşamları üzerindeki izler sosyal, ekonomik, karmaşık, psikolojik, estetik ilişkiler bu hareketli yapının içindedir. Bu alanlar şehrin kamusal alanlarıdır. Kamusal alanlar için tasarlanan sanat (heykeller, rölyefler, seramikler, resimler vb.) yapıtların yerleştirilip çevre ile uyumsal birlikteliğiyle mümkün olabilmektedir. Seramik heykeller ve seramikler geçmişte olduğu gibi günümüzün şartlarına da uygun olarak kendini yenilemektedir. Geçmişte mekanın bir parçası iken çağımızda mekanı dönüştürerek yeni birer anlam kazandırarak kendine özgü bir alana çevirmektedir. Kamusal alanda yapılan sanat bir gereklilikten ziyade gelişmişlik düzeyinde insanların ve toplumların entelektüel bilgi ve sanat anlayışını ortaya koymaktadır. Tezin birinci bölümünde sanat kavramından yola çıkılarak, ikinci ve üçüncü bölümlerinde kamusal sanatın kavramsal ele alınması, kısa tarihçesi ve sanata yansıyışından bahsedilmiştir. Son olarak seramik sanatının meydanlarda ve parklarda bir obje olmaktan çıkarıldığı ve kamusal alanla bütünleşerek kamusal alanı değiştiren ve eleştirel bir nesneye dönüştüğünü kısaca örneklerle açıklanmıştır. Tezin son bölümünde Uşak Üniversitesi'nin vermiş olduğu kamusal alanda Deri, Tekstil ve Seramik Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi' nin kurulmasıyla bu üç alanın tek çatı altında birleşerek tasarım merkezinin oluşturulması, yapıtın var olduğu katta deri, tekstil ve seramiğin direk izleyicisiyle etkileşimi sağlanması için çeşitli enstantaneler fotokopi transfer yöntemi ile kırmızı çamurdan alçı kalıplara basılan karolara aktarılmıştır. Kamusal sanatın var olma biçimleri üzerinden seramik sanatının tarihsel süreç içerisinde oluşumu, gelişimi ve uygulama biçimi tezin tümünü kapsar. Bu tez kamusal alan ve sanat ilişkisi kapsamında seramik sanatının önemini anlayabilmek için önemli ipuçları sunacaktır.

Artistik seramikHeykelHeykel sanatı+4
Ahmet Ayköse
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

From gardens to parks and back to nation's gardens: Ideological transformation of greenscapes in Turkey from 19th century to today

Public green spaces address social and urban needs and function as ideological landscapes. In the 19th century, as modern urban parks featuring greenscapes began to emerge in cities, Nation's Gardens were prominent examples within the Ottoman Empire. During the Early Republican period, modern public green spaces replaced Nation's Gardens in the cityscape and evolved into parks through planning. In 2018, the Nation's Gardens projects, which emerged as election promises, have become the new greenscapes of cities. These revivalist projects, which directly reference the Ottoman Nation's Gardens in their name, have programs pointing to Islamist parkscapes with its facilities, such as mosques and coffeehouses, even though Nation's Gardens were modern and even relatively secular. The thesis examines the anachronistic references and the exclusion of Early Republican parks to frame the ideological connections between the Ottoman Nation's Gardens, Republican parks, and recent Nation's Gardens and questions the ideological changes. The fact that public urban green spaces have been called parks since the 20th century, while today they are called gardens again, and the use of the concept of millet, which has undergone paradigm shifts from the Ottoman Empire to today, are also examined. According to the study, greenscape projects in Turkey have been used as ideological tools and have undergone constant changes in every period and government. The users, contents, and even the locations of these greenscapes have been frequently altered, and some have even been demolished to produce new ideological greenscapes.

Public spaceUrban green areasPublic gardens+4
Cansu Şahin
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Gençlik Parkı'nın sosyal donatıları ve dönüşümü

An urban park is a public open space of natural, semi- natural or built space for human recreation, enjoyment and conservation, protection of nature and biodiversity. These parks are designed at a location where everyone can access easily and make activities related to their interests and needs. The most important principle for these parks is the common good and use. By the time passes, the roles and benefits on individual, community and city wellbeing of urban parks are increased because of the population shifts from rural to urban. The importance of life quality and humanbeings' needs become priorities in city lives rather than the life in rural. Gençlik Parkı as an urban park of Republican Period has been one of the most important and continuous urban open space in Ankara. From the beginning of its construction till nowadays, it has been "The Large Park in front of the Stadium" and a perfect space for "Strolling and Resting". It has been a meeting and confrontal space in the city that hosts many different people from different cultures in different periods. As an urban park, Gençlik Parkı is not just a greenery it is a space for meeting, making leisure time activities and relaxing. These leisure time activities, services or circumstances that make life a little easier or more pleasant can be defined as "amenity". Amenities have been related with the culture of the citizens. In different periods, culture has changed and the amenities in the park had some transformations. Gençlik Parkı is analysed both in Jansen's plan and the applied plan of Theodore Leveau by the classification of amenities as pool/poolside, entertainment based and cultural/educational amenities and their changes, transformations and annihilations in different periods. In the 100th year of Ankara as the capital city and the Republic these changes in different periods caused park to have some transformations and become a park different from its original properties and amenities.

Ankara-Gençlik ParkPublic spaceUrban parks+4
Yaren Altındağ
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde çalışan kadın öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar (Merzifon örneği)

2019 yılının sonlarında Çin'in Wuhan kentinde görülmeye başlanan Covid-19 virüsü, zamanla yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilmiştir. Kıtalar arasında bulaşan Covid-19, birçok insanın ölümüne neden olmuştur. Halen daha etkisini devam ettiren Covid-19, sosyal mesafe, maske kullanımı, sokağa çıkma yasakları, iş yerlerinin kapatılması, seyahat yasağı, evden çalışma, uzaktan eğitim gibi birçok değişimi hayatlarımıza sokmuştur. Okullar eğitim öğretime ara vermiş ve uzaktan eğitime geçilmiştir. İnternet kullanımı ve teknolojiye olan ihtiyaç daha da artmıştır. Dışarıda olmanın tehlikeli olduğu bu dönemde, bireyler evinde zaman geçirmeye aynı zamanda işlerini evlerinden yürütmeye çalışmışlardır. İnsanlar içinde bulundukları bu yeni duruma adapte olabilme sürecinde zorluklar çekmektedirler. Çalışan kadın öğretmenlerin uzaktan eğitim süreci ile işlerini evlerinde devam ettirmeleri yaşadıkları özel alan ile çalıştıkları kamusal alanın birbirine girerek aralarındaki farkın silikleşmesi süreci incelenmiştir. Toplumsal cinsiyet rolleri ele alındığında ataerkil toplumun kadın üzerindeki baskıları ve zorlayıcı olması da araştırmada ele alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yönteminin temellendirilmiş kuramın açık kodlama aşaması ve bir diğer nitel araştırma yönteminin yaklaşamlarından biri olan etnografik araştırma benimsenerek derinlemesine mülakat tekniği ile 26 çalışan kadın öğretmen ile görüşmeler yapılmıştır. Kuramsal çerçevede Goffman'ın dramaturji yaklaşımı ele alınarak çalışma kapsamında çalışan kadın öğretmenlerin pandemi süreci boyunca yaşadıkları sorunlar iş hayatı, aile hayatı ve sosyal hayat olmak üzere üç ana tema altında incelenmiştir. İzolasyon ve karantina süreci devam ederken minimum düzeye inen sosyal iletişim alanlarının farklılaşması ve insanların sosyallikten pandemi nedeni ile uzaklaşmaları tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerin mesleklerine karşı yabancılaşma yaşadıkları görülmüştür. Daha rahat bir çalışma ortamı sunacağı düşünülen evden çalışma yönteminin kadınlar için daha zorlu bir sürece dönüştüğü pandemi sürecinin bireylerde kaygı ve korku düzeyini artırdığı ve hijyene verilen önemin arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Annelik, Covid-19, Çalışan Kadın, Home Office, Kadın, Kamusal Alan- Özel Alan, Öğretmenlik, Pandemi, Toplumsal Cinsiyet Rolleri.

COVID 19Evde çalışmaKadın sorunları+7
Ferhat Kaya
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The role of social media in creating political awareness and in the mobilization for social protests in Nigeria: A case study of the EndSARS Protest

The role the social media plays in democracy have drawn the attention of scholars with several research conducted. In this regards scholar have conducted different research on several topics and issue. This research work investigates the role played by social media in creating political awareness and as a tool for mobilization for social protests. In Nigeria, just like in several other democracies, both old and nascent, social media has emerged to rival the traditional media by becoming a public sphere through which citizens can collectively deliberate and discuss socio-economic and political matters as they affect their lives and the entire country. Though social protests have always been a part of Nigerian political history and development, the EndSARS Social Protest was unique and spectacular in terms of the critical and central role played by social media, especially Twitter. In this social protest, it was massively used and deployed by participants to sensitize and mobilize Nigerians, raise their political consciousness and awareness, give confidence to Nigerians that after all, with the power of social media, they have the power to engage the government and hold it accountable for its actions and inactions. Fueling the engine of social media as a vehicle for social movement is its readiness to promote inclusiveness and accessibility by ordinary citizens, both in old and nascent democracies. It is in this regards that young Nigerians played a critical role in the EndSARS social movement as the social media provided them with a platform to get involved in the governing process of their country, jettisoning conservative and apathetic politics of the older generation for radical, critical and political activism. Hence the purpose of this research is to investigate the impact of social media on political awareness and in mobilizing for social protests. For its analysis, the research relies on four important concepts: Public Sphere, Democracy, social media and Social Movement. These concepts are very key to understanding the role of social media in promoting political efficacy and social protests and demonstrations. We find them appropriate in analyzing shades of ideas regarding the social media providing a public sphere through which citizens can be made to trust their ability to engage their government, influence its decisions, policies and programs, hold it accountable and even change it.

DemocracyPublic spaceNigeria+5
Oluwasola Michael Adeotı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye tarihinden bir arakesit: 1950-1980 yıllarında kadınların kamusal alanda görünürlüğünü meşrulaştıran hayırseverlik faaliyetleri: Dermancıoğlu ailesi örneği

Bu çalışma, Türkiye'de kadınların kamusal alanda görünürlüğünün arttığı 1950-1980 yıllarında, Ankara'da yaşayan Dermancıoğlu Ailesindeki kadınlarının kamusal alan deneyimlerine sözlü tarih metodunu kullanarak odaklanır. Bu arakesit, Türkiye tarihinde kadının kamusal yaşamdaki görünürlüğü hususunda sesleri duyulmayan birçok kadının hikâyesini içinde barındırır ve dolayısıyla çalışmada kullanılan sözlü tarih metodu, dönemin kadınlarının kendi anlatılarını ortaya çıkarmada yardımcı olur. Sabahat Dermancıoğlu ve Dilek Dermancıoğlu'nun kendi kimliklerini inşasında önemli bir yere sahip olan hayırseverlik faaliyetleri özel ve kamusal yaşam ekseninde kritik bir role sahiptir. Anne-kız neslinin birikimi ve sürekliliği düşünüldüğünde, kamusal ve özel alandaki deneyimiyle bir kadını anlamak, kamusal alanda kadınların oluşturduğu görünürlük patikalarını anlamak için gereklidir. Tarihî belgelerdeki kadın görünürlüğü problemini odak noktasına alan ve kamusal alanda görünürlüğü iç içe geçmiş bir örüntü olarak inceleyen bu çalışma, kaynaklarını çeşitlendirerek aile arşivi, eşyalar, efemera, arşiv belgeleri, süreli yayınlar, kent haritaları ve muhtelif araştırma eserlerinden faydalanmıştır. Böylelikle kadınların kamusal alanda görünürlüğünün karanlıkta kalan bir kesitini aydınlatmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, nesilden nesle ve dönemden döneme aktarılan bu birikimin, sürekliliğin, kırılmaların; ayrıca kadınların özelden kamusala uzanan görünürlüğünün kadın tarihine sağladığı önemli bir katkının anlatısıdır. Anahtar Sözcükler Kamusal yaşamda kadın, sözlü tarih, Dermancıoğlu Ailesi, hayırseverlik, görünürlük

Aile araştırmalarıDermancıoğlu AilesiGörünürlük+4
Melek Topal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sokak sanatında: İçerisi-dışarısı

Sanat tarihinde çok da eskilere dayanmayan sokak sanatı, yıkıcı ve eleştirel tavrı ile kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Doğası gereği kamusal alanı kullanan sokak sanatçıları zamanla galeri, müze ve sanal medya gibi platformlarda yerini almıştır. Sokak sanatçılarının yeni yerler keşfetme arayışı beni de alternatif mekânlar arama yoluna sokmuştur. Ayrıca sokak sanatının uygulandığı alanlara farklı bir yaklaşım getirilmek istenmiştir. Ölçeği değiştirilen mekânlar yeniden modellenmiş veya fotoğraflanan alanlar üzerine uygulamalarda bulunulmuştur. Bu da sokak sanatı adına alternatif yollar ve mekânlar üretilmesini sağlamıştır. Bu tezde sokak sanatının geçmişine inilmiş ve kamusal alanın genel olarak ne olduğu konusu üzerinde durulmuştur. Tez süresince sokak sanatının içindeki değişimlerde kendimi nerede konumlandırdığımın genel bir çerçevesi çizilmiştir. Tez kapsamında üretilen çalışmaların kamusal alanda sergilenmesi planlanmış fakat pandemi şartları sebebiyle oda gibi sınırları belli bir alana taşınmıştır. Dolayısı ile tezin araştırma konularından biri olan kamusal alan deneyimi bu dönemde yaşanılan alana, belli kent mekânları modellenip veya fotoğraf çıktısı alınıp üzerine grafitiler yapılarak deneyimlenmiştir. Tez süresince yaşamda hiçbir şeyin durağan kalmadığı, her şeyin sürekli değişime uğradığı görülmüştür. Bu bağlamda da sokak sanatı tekniklerini kullanmak için sadece kamusal alanlara çıkılmasına gerek olmadığı ve yeni yolların da üretilebileceği görülmüştür.

GrafitlerKamusal alanMekan+2
Deniz Şakar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Erkekliğin mekansallığı: Ev içleri ve kamusal alanda erkekler

Araştırmanın temel amacı heteroseksüel, evli, orta ve orta-üst sınıf mensubu erkeklerin ev içi mekânda erkeklik inşasını incelemektir. Bu amaçla, ev içi mekânda erkeklik inşası sosyal psikoloji, çevre psikolojisi ve erkeklik literatürünü kapsayacak bir şekilde eleştirel söylemsel psikoloji yaklaşımı ile incelenmiştir. Araştırmada, kadının mekânı olarak tanımlanan ev içi mekânda erkeklerin kendilerini nasıl tanımladıkları ve ev içi mekânda gerçekleştirdikleri pratikler üzerinden erkek kimliğini nasıl müzakere ettikleri incelenmiştir. Bu doğrultuda, erkeklerin evde erkek olmaya dair anlam inşaları eleştirel söylemsel psikolojinin anahtar kavramları olan açıklayıcı repertuvarlar, özne konumları ve ideolojik ikilemler çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırmada, ev içi mekândaki erkekliklerin geleneksel erkekliği önceleyen ve toplumun ürettiği normatif erkeklik ideolojisini yeniden onaylayan bir şekilde inşa edildiği görülmektedir. Bununla birlikte, modern-yeni erkeklikle ilişkilendirilen "duygusal ihtiyaçları karşılama" repertuvarı da dikkat çekmektedir. Araştırma, literatürde eksik olduğu belirtilen erkeklik ve ev içi mekân çalışmalarına katkı sağlamaktadır.

Aile içi ilişkilerErkeklerErkeklik+3
Hilal Peker Dural
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Performative publicness: Alternative theater in Turkey after 2000s

This thesis looks at the alternative theater field in Turkey especially after mid 2000s which is separated from conventional theater making styles by the usage of black-box stages, new texts (translated or locally written), experimental dramaturgies and new acting techniques. The research was based primarily on long-running and deep field analysis varying from spatial analysis to interviews where the supplementary material is mostly collected from newspapers and websites. The conclusions reached were that this "new" form of theater created a significant public sphere based on tools of "performative publicness" in which different groups from various backgrounds (though being limited by class to an extent for now) can have contact with each other and their stories.

DramaturgyPublic spacePerformance+2
Deniz Başar
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Istanbul wine - taverns as public places in the sixteenth and seventeenth centuries

This thesis is on the roles of wine-taverns as public spaces in Istanbul during the sixteenth and seventeenth centuries. It examines the place of wine-taverns in the larger context of public places and their functions in everyday life. Literature on public places in early modern Ottoman cities mostly revolves around coffeehouses and tends to see wine-taverns as marginal places. However, this study questions this perception and attempts to show that in terms of their locations, services they offered and diversity of their patrons, wine-taverns had a great deal in common with coffeehouses and bozahanes. In addition, by comparing state policies on wine-taverns with those on coffeehouses and bozahanes, the thesis argues that the state produced a common reaction to these places in order to prevent public disorder and transgressions such as drinking wine and prostitution.

16. century17. centuryCoffehouses+5
Gamze Yavuzer
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal sanatta yeni medya teknolojilerinin kullanımı

Dijital donanımlarla yapılandırılan modern kentte sanatçılar hem metropollerin kaotik yapısını görünür kılmış hem de siyasi ve toplumsal olaylara karşı fikirlerini yine kamusal alanda sanat aracılığıyla ifade etmişlerdir. Bu ifadenin en güncel malzemesi olarak yeni medya teknolojileri kamusal alanları şekillendirmektedir. İnternetin gelişimi ve sanatta kullanımıyla yeni bir kamusallık ortaya çıkmış, sanat fiziksel mekânların ötesine geçmiştir. Gerçek zamanlı enstalasyonlar ve performanslarla beraber fiziksel mekânlar, dünyanın her yerinden izleyicilerin katılımına ve müdahalesine açık alanlar olarak işlev kazanmıştır. Heykeller ve mimari yüzeyler gibi kamusal alanları yapılandıran unsurlar; dijital ekran ve video projeksiyon teknolojileriyle yeniden üretilirken arttırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla fiziksel alanlar içerisinde sanal obje ve mekân tasarımları yer almaktadır. Bu tez çalışması, dünya genelinden Türkiye özelindeki gelişmelere kadar geniş bir perspektifte yeni medya sanatının kamusal alanlardaki yansımalarını ortaya koyan bir araştırmadır. Bu nedenle ikinci bölüm kamusal alanın kuramsal bir tanımıyla başlamış, modern dönemlere kadar değişen anlamı ve gelişimi üzerinde durulmuştur. Kamusal sanatın gelişiminden siyasi ve toplumsal açıdan farklı bir çizgide ilerleyen Türkiye'deki kamusal sanat etkinlikleri ele alınmış, Atatürk heykelleriyle başlayan tarihsel sürecin uluslararası festivallere geçişi örnekler üzerinden incelenmiştir. Üçüncü bölümde yeni medya sanatının kavramsal bir incelemesi yapılmış, sanat türleri ile kullanılan teknolojiler tarihsel gelişimleri içerisinde ele alınmıştır. Yapay zekâ ve sanat ilişkisinin yer aldığı dördüncü bölüm, alanda yapılan tez çalışmalarının yetersizliği nedeniyle kapsamlı bir şekilde incelenmiş, ayrı bir bölüm olarak ele alınmıştır. Beşinci bölümde yeni medya teknolojilerinin kamusal sanata yansımaları kategorize edilerek örneklerle açıklanmış hem uluslararası hem de Türkiye'deki etkinlikler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Sanatçı ve eser odaklı bir yaklaşımın benimsendiği çalışmada yeni medya teknolojilerinin dahil olduğu kamusal sanat üretimleri ve mekâna etkileri Refik Anadol, Erdal İnci, Ferdi Alıcı ve Nohlab ekibi ile yapılan görüşmelerle ele alınmıştır.

Kamusal alanKamusal sanatTeknoloji kullanımı+3
Derya Gözeyik
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alışveriş merkezlerinde doğal peyzaj ögelerinin değerlendirilmesi

Tarihin her döneminde alışveriş kavramı, tüketim olgusunun yanında farklı sosyal etkinlikleri içinde barındırarak kent merkezlerinde var olmuş, insanlar için toplumsallaşma aracı olarak, bir araya geldiği mekânları oluşturmuştur. Kamusal alanlarda gerçekleşen alışveriş eylemi, zamanla mekânsal değişime uğramıştır. Kentlerde yaşanan nüfus artışıyla birlikte mekânların dönüşümü ve sanayi toplumundan bilgi çağına geçen toplumun gereksinimleri doğrultusunda yeniden düzenlendiği bir süreç başlamıştır. Bu süreçte, yaşanan değişimler sonucu ticari ve sosyal faaliyetlerin gerçekleştiği yeni mekânlar olan alışveriş merkezleri, önem kazanmış ve tüketim davranışlarına farklı bir anlayış getirmiştir. Özellikle Sanayi Devrimi'nden sonra alışveriş alışkanlıklarında köklü dönüşüme uğramıştır. Bu değişimler sonucu ticari ve sosyal faaliyetlerin gerçekleştiği yeni mekânlar olan alışveriş merkezleri, önem kazanmış ve tüketim davranışlarına farklı bir anlayış getirmiştir. Günümüzde alışveriş merkezleri hızlı bir gelişme göstermekte ve sundukları imkânlar da gün geçtikçe artarak devam etmektedir. İnsanların çevreyle etkileşiminde alışveriş merkezlerinde kullanılan doğal peyzaj ögeleri önemli bir yer tutmaktadır. Doğanın bir parçası olan insanların çevre ile etkileşiminin sürdürülmesi açısından, alışveriş merkezlerinde doğal peyzaj ögelerinin etkin kullanımı önem taşımaktadır. Alışveriş merkezlerinde kullanılan doğal peyzaj ögeleri kendi içinde farklı nitelikte estetik değeri yüksek mekânlar oluşturmasının yanı sıra alışveriş merkezlerinde ayırt edici unsurlar olarak da ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı; değişen tüketim alışkanlıklarının oluşturduğu; yeni kamusal mekânlar olan alışveriş merkezlerinde kullanılan doğal peyzaj ögelerinin etkilerinin yansımalarını incelemektir. Bu bağlamda merkezi iş alanı içinde yer alan dört farklı alışveriş merkezi seçilerek, burada doğal peyzaj ögelerinin etki değerlendirilmesi yapılmıştır. İstanbul'un merkezi iş alanı içinde yer alan bu dört alışveriş merkezi açık ve kapalı özelliklerine göre seçilerek iki grup şeklinde ayrılmış, burada kullanılan doğal peyzaj ögelerinin etkin kullanımı anket yöntemi ile araştırılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda; açık alışveriş merkezlerinde, doğal peyzaj ögelerinin etkinliğinin kapalı alışveriş merkezlerine göre fazla olduğu görülmüştür. Doğal peyzaj ögelerinden su ögesinin etkilerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Alışveriş merkezi kullanıcıları da kendi içinde çalışanlar ve ziyaretçi olarak ayrılmış ve etki değerlendirmesindeki farklılıkları ortaya konmuş, buna göre çalışanların doğal peyzaj ögeleri ile etkileşiminin daha fazla olduğu görülmüştür.

Doğal peyzajKamusal alanKamusal mekanlar+4
Ece Şahin
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel kimliğin kamusal temsiliyeti üzerine sosyomekânsal bir analiz: Siirt şehri örneği

Kültürel kimlik gündelik hayatımızı belirleyen faktörlerin başında gelmektedir. Sosyalleşen insan, özel alan ile birlikte içinde yaşadığı toplumsal grup veya grupların oluşturdukları kamusal alanlarda yer edinmeye, kendini göstermeye ve toplum ile bütünleşme gayreti içine girmektedir. Kültürel çeşitliliğin oluşturduğu çokkültürlü toplum modeli mekân içerisinde farklı dinamikleri ortaya çıkarmaktadır. Çünkü mekânın üretimi Harvey'e ve Lefebvre'nin de işaret ettiği gibi fiziksel görünürlükle beraber aslında sosyal ve toplumsal bir içeriğe sahiptir. Habermas ve Arendt kamusal alanın şekillenmesini insanın yapıp ettiklerinin eylemselliği ve iletişim gücü üzerinden kurgularken Sennett ise insanın kapitalizm ile kamusal anlamda bir çöküşün yaşandığını belirtir. Bu bağlamlar içerinde Siirt şehrinde kültürel kimliğin kamusal alanda sosyomekânsal olarak nasıl izlendiğinin analizinin yapılması çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu amaca ulaşmak için Siirt şehrinde bulunan on iki mahalleden otuz beş katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada kültürel kimliğin kamusal alanlarda farklı etkilere sahip olduğu mekânsal kullanım pratiklerinde bilinçli tercihleri beraberinde getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Kamusal alanda var oluşun çokkültürlü bir şekilde yansımasının ancak inanç, gelenek ve görenekler üzerinden hayat bulduğu görülmüştür. Sosyal, psikolojik ve politik anlamda ötekileştirme ve ayrıştırmanın toplumsal birlikteliğe zarar verdiği görülmüştür. Çalışmanın analizleri içeren bulgular bölümü kültürel kimliğin farklılık, benzerlik ve ilişkisellik bağlamları üzerinden kamusal alan ve mekân kavramlarının irdelenmesi üzerine kurgulanmıştır.

Kamusal alanKimlikKültür+6
Süleyman Cengiz Ege
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Küyerel toplumsal hareketlerin iletişim ve kültür ekseninde dönüşümü: Slow Food örneği

Yeni toplumsal hareketler tahakküm biçimlerine karşı kimliklerini ve hedeflerini kabul ettirmek için toplumsal alanlarda kamusal alanlar inşa etmeyi amaçlamaktadırlar. Bu amaç doğrultusunda politik aktörlerini ve eylemlerini artırmaya yönelirken hareketler sahnesinde birer sembolik meydan okuyucu olarak rol almaktadırlar (Melucci, 1999 ve 2014; Touraine, 2017). Kültürel ve sembolik çıkarlar için mücadele eden hareketler hem yerel hem de küresel kimliklere sahiptirler. Bunun önemli nedeni küresel sorunların bireysel kimliklerin üstünde, daha kapsamlı hedefler yaratmış olmalarıdır. Önemli bir bağlantılılığı ve birlikteliği ortaya çıkaran bu hedefler beraberinde bir karmaşıklık da getirmektedir. Çünkü her toplumun düşünme biçimi kültürel miras ve pratiklerle şekillenmektedir. Karmaşıklığı çözebilmek için toplumsal hareketlerin; aktörlerin kültürel tecrübelerinden faydalanarak ortak paydalı stratejiler ve söylemler üretmesi gerekmektedir. Böylece dağınık hedeflerin toparlanabilmesi ve dayanıklı kimliklerin oluşturulabilmesi mümkün hale gelecektir. Bu çalışmada küyerel toplumsal hareketlerin kimlik, karşıt ve hedeflerindeki değişimin küreselleşmeyle olan ilişkini ve bu değişimin kamusal kamusal alanın inşasında nasıl görünürlük kazandığını ortaya koyma amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda örnek olay olarak Slow Food Hareketi seçilmiş ve saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Etnografi ve netnografik yöntemlerinin kullanıldığı çalışmada yerinde gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri uygulanmış ve Slow Food'un Instagram paylaşımlarıyla basılı kaynakları nicel yöntemle analiz edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde sivil toplum, kamusal alan ve toplumsal hareketler alanlarına ilişkin tartışmalar yapılmıştır. İkinci bölümde küreselleşme ve ağ toplumu tartışılmış, üçüncü bölümde ise saha araştırmasına ait bulgular sunulmuş ve değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın iki sonucu bulunmaktadır. İlk olarak, küyerel toplumsal hareketlerin küreselleşmeyle birlikte çoklu kimlikler ortaya koymaya başladıkları, hedeflerinin kapsamlarını ve boyutlarını genişlettikleri, karşıtlarının ise görünürlüğünü önemli ölçüde azalttıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sonrasında, kimlik, karşıt, hedef ilkelerinde yaşanan bu değişimlerin ve ağ toplumunun dinamiklerinin de etkisiyle toplumsal hareketlerin; bilgi-eğlence kamusal alanları inşa ettikleri ve iletişimlerini ve eylemlerini anlatılar üzerinden kurgulamaya başladıkları tespit edilmiştir.

Ağ toplumuKamusal alanSosyal hareketler+2
İlkin Esen Yıldırım
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Seküler bir ortam olarak üniversitede dindar öğrencilerin var olma pratikleri: ODTÜ örneği

Bu çalışma, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)'nde kamusal alan ve dindarlık arasında yaşanan gerilim biçimleri ve sonuçlarını konu edinmektedir. Din ve kamusal alan arasında sorunlu ve gerilimli bir ilişki bulunmaktadır. Bunun nedeni dine karşı modern bir yaşama biçimi olarak ortaya çıkmış olan sekülerizmin kamusal alanın idare ve denetimini elinde bulundurmak istemesidir. Kamusal alanda hakimiyeti ele geçirmiş olan sekülerizm her ne kadar dini ve dinî sembolleri sadece özel alanlara hapsetmek istese de dini yaşama biçimi olan dindarlık, eğitim ve kentleşme ile kendisine çizilen sınırları aşmakta ve kamusal alana bir şekilde dahil olmaktadır. Bu dahil olma beraberinde birçok sorun ve gerilim getirmektedir. Günümüzde din ve kamusal alan arasındaki bu sorunlu ilişkinin en iyi örneklerinden bir tanesi, seküler kamusal nitelikler taşıyan üniversite kampüslerinde görülmektedir. Üniversite kampüsleri hazcı gençlik kültürüne ev sahipliği yapan mekânlardır. Bu hazcı ve seküler kültüre üniversitenin akademik gereksinimleri de eklendiğinde "dinî takvim-akademik takvim" ve "kitabi İslam-yaşanan İslam" gerilimleri ortaya çıkmaktadır. Bu gerilimlerin sonucunda da sahip olunan dinî ve kültürel sermayeye göre "ötekiyle" etkileşimlerle birlikte yeni dindarlık formları ortaya çıkmaktadır. Buna göre de bireyler kamusal alanda Merkez, Çevre ve Yarı-Çevre olmak üzere bir bölgede kimliklerini var etme yoluna gitmektedirler. Eylem ve bağlam bazlı değişen bu kültürel yerleşim bazen geçici bazen de kalıcı olabilmektedir. Bu çalışmada, seküler kamusal alana dinî kimliklerin yerleşimi radikal seküler nitelikler taşıyan ODTÜ'de dindar öğrenciler ile yapılan derinlemesine mülakatlar ile betimlenmeye çalışılmıştır. Kamusal alan etkileşimler alanı olması nedeniyle çalışmamıza temel oluşturması amacıyla sembolik etkileşimcilik kuramı kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: ODTÜ, Kamusal alan, Dindarlık, Sekülerizm, Sembolik etkileşim

DindarlıkEtkileşimGerilim+7
Mevlüt Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Views from the Varzharan: Negotiation of social identities through Armenian schools

Armenians in Turkey are an officially recognized minority group; however, they are unofficially (self-)regarded as 'semi-citizens' due to religious and linguistic differences from the majority of the population. There exist imagined boundaries between private Armenian and public Turkish spaces. There also exist institutions and members that occupy strategic positions 'between' them. Armenian schools and students represent one such case study. While the schools hold distinct spatial positions under the private/public binary, its students navigate complicated socio-spatial positions. This thesis argued that Armenian students negotiate their identities differently based on their socio-spatial positions, and these differences could be measured through their language attitudes and practices within the Armenian school. Ethnographic data was collected through semi-structured interviews and participant observations at one Armenian high school in Istanbul. The main themes represented the Armenian school as a private, community-centered 'safe space' and 'second home', and Armenian students as holding variant socio-spatial identities. I discussed the school's mechanisms of symbolic power that promote a socialized habitus, as well as the students' (in)consistent language attitudes and practices that presented themselves as paradoxes in their complicated negotiations of social identity within these conditions.

Minority schoolsMinoritiesArmenians+6
Minji Lee
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Educating citizens for "Sexual manners": Politics of sexuality between 1945-1965 in Turkey

This study aims to examine the discourse on "sexual manners" that has become visible in the public sphere in Turkey between 1945 and 1965, a period marked by political, economic, and social changes. On the one hand, "sexual manners" turned into a constructive and regulative discourse for concepts such as femininity, masculinity, marriage, family, reproduction, and birth control, based on the legitimacy of "scientification," when the sexuality of the citizens was considered invisible and muted in the public sphere. The sexual manners discourse, produced by the authors gathered around Seksoloji magazine and similar publishing houses, developed discussions in line with the global literature for the well-being of the individual and collective body. On the other hand, sexual manners contributed to the circulation of new norms for "desired" citizenship by aiming to regulate intimate relations between individuals. This dissertation aims to discuss the transformation regarding the "appropriate sexuality" of the period by focusing on the tensions between discourse and practice through subjects such as virginity, sexual pleasure, divorce, and extramarital affairs.

Sex maturationSexual politicsSexual life+5
Laden Yurttagüler Akkuş
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
00

Related subjects