Afyon Kocatepe University
Anabilim Dalı

İşletme Anabilim Dalı

Afyon Kocatepe University

4.996

Arşivlenen Tez

33

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

SMMM faaliyetlerinde kalite maliyetleri üzerine araştırma

Muhasebe meslek mensupları, devlet, toplum ve meslektaşlar üçgeninde çok önemli bir yere sahiptir. Faaliyetlerini icra ederken yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır. Mükellefler meslek mensuplarından sadece görevlerini yerine getirmelerini istemezler, sözleşmede yer almayan birçok beklentilerinin de karşılanmasını isterler. İstenilen kalite seviyesine ulaşmak için birçok önleme maliyetine katlanmaktadırlar. Seviyeye ulaşılmaması durumunda da yine birçok istenmeyen kalite maliyetine katlanmak zorunda kalırlar. Bu tez çalışmasının amacı, son yıllarda tüm kişi ve kurumları etkileyen kalite maliyetlerinin muhasebe mesleğini icra eden kişileri ne derecede etkilediğini ortaya koymak, meslek mensuplarının kalite maliyetlerini algılama düzeylerini ölçmektir. Bu ölçümlemeler için meslek mensupları üzerinde anket çalışması yapılmış, sonuçları özetlenmiştir.

KaliteKalite maliyetiMaliyet+2
İpek Donuktan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimEN

How mispriced equities drive the corporate takeover market: Comparison of developed and developing markets

This study investigates how mispriced equity affects mergers and acquisitions (M&A). It aims to provide evidence on the impact of mispriced equity on payment method, preannouncement premium, and post-merger returns of acquirer. Three models have been formed to estimate the impact of mispricing on each of the variables separately. Logistic regression and multiple regression models have been used for the empirical analyses. Sample of the study includes mergers and acquisitions cases from G7 (as representatives of developed economies) and E7 (as representatives of developing economies) economies for the period of January 2001 to December 2017. Results show that overvalued acquirers prefer to pay by stocks in the takeovers in both developed and developing markets. In developed economies, overvalued acquirers prefer stock as the payment method whereas in developing economies, overvalued acquirer prefer the combination of cash and stock as a payment method. Empirical findings revealed that stock returns of the acquirer decreased by 1% on average in the year following the takeover. Results suggest that overvalued acquirers also experience a decline in stock returns in both developed and developing markets. Results of preannouncement model show that average preannouncement premium of the target's stock is 30% in developed markets, and 16% in the developing markets. Furthermore, analysis suggests that undervaluation of the target's stock increases the preannouncement premium in developed markets whereas in the developing economies mispricing of the target has no significant relationship with preannouncement premium. These conflicting findings may be due to differences in the institutional environments, corporate governance practices, and market structure of these economies. Keywords: Mispriced equity, Overvalued equity, Takeover, mergers and acquisitions, G7, E7

AcquisitionPricingDeveloping countries+6
Waseem Anwar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye`de muhasebe uygulamalarında etiksel boyutlar

Bu çalışmada Türkiye'de Muhasebe uygulamalarında etiksel boyutlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda; önce muhasebenin işlevleri açıklanmıştır. Daha sonra, etiğin genel bir tanımı, işletmedeki boyutları açıklanmıştır. Muhasebe uygulamaları hem işletme içinde bir çalışan olarak, hem de serbest çalışan muhasebeciler açısından ele alınarak etiksel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Son bölümde de ülkemizdeki mevzuatın etik boyutları incelenmiştir. Sonuçta da genel bir değerlendirme yapılmış ve ülkemizdeki muhasebe uygulamalarına ilişkin Önerilerde bulunulmuştur.

AhlakMuhasebeMuhasebe denetimi+2
Naciye Sözbilir
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitimde toplam kalite yönetiminin uygulanabilirliği ve bir model önerisi

11 YÜKSEK LİSANS TEZİ EĞİTİMDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ'NİN UYGULANABİLİRLİĞİ VE BİR MODEL ÖNERİSİ Süleyman B AYKARA İşletme Anabilim Dalı Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aralık 1999 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Meral AŞIKOĞLU Küreselleşen dünyada, 21. yüzyıla girerken üretimde "Sanayi Toplumu", kültürde milli değerlere dayalı "Bilgi Toplumu", davranışta, "Bilim Toplumu" olamayan toplumlar hemen her alanda rekabet şanslarım kaybedeceklerdir. Bu gelişme eğitimle sağlanacaktır. Toplumlar eğitim sistem ve örgütlerini; hayatım belli bir standartta sürdürebilmek için hangi bilgi ve becerilere ihtiyacı olduğunu araştırabilen, bunları edinip yaşamında kullanabilen ve bir süre sonrada bunları yenileriyle değiştirebilen insanlar yetiştirecek şekilde oluşturmak zorundadır. Mevcut eğitim sistemi içinde ortaöğretim kademesi, düşünmeyi, sorgulamayı ve araştırma yapma yerine üniversite sınavlarına hazırlamayı hedefleyen, ezberci ve yetenekleri köreltici niteliktedir. Bu durum üniversiteye alınan öğrenci sayısındaki sınırlama da dikkate alındığında toplumun üretkenliğini düşürücü sonuçlar doğurur. Dünyada uluslar arası ilişkilerin hız kazanması, ekonomik bloklaşmalar, kıt kaynakların daha etkin kullanılması zorunluluğu, tüketici bilincinin artması, çevre duyarlılığı, tüm işletmelerin dikkat ve çabalarını "kalite" kavramı üzerinde odaklaştırmış ve "müşteri tatmini" ile "sürekli değişim" kavramlarının önemini artırmıştır. Eğitimin kalitesini belirlemede ölçüt evrenselleşmiş ve dünya toplumundaki gelişmelerin dikkate alınması zorunlu olmuştur. Bu gelişme eğitim sistemi içinde bir alt sistem olan ortaöğretimIll işletmelerini "öğretmen merkezli" olmaktan çıkarıp, "öğrenci merkezli" bir halde yeniden yapılanmasını zorunlu kılmıştır. Müşteri ve iş görenlere yönelik değerlerdeki değişmeyi en iyi temsil eden toplumun taleplerine duyarlı, kaynak kullanımında etkinlik sağlayan yönetim modellerinden birisi olan TKY'nin ortaöğretim kademesinde uygulanması bu işletmelerin amacına ulaşmalarını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.

EğitimEğitim hizmetleriKalite+3
Süleyman Baykara
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletmelerde pazarlamanın ahlaki (etiksel) yönlü sorumlulukları

YUKSEKL1SANS TEZ OZETI İŞLETMELERDE PAZARLAMANIN AHLAKİ (ETIKSEL) YONLU SORUMLULUKLARI Türker GÖKSEL İşletme Anabilim Dalı Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aralık 1999 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Berrin YÜKSEL Günümüzde insanların, daha fazla bilgilenmiş olarak ürün ve hizmet tercihlerini yaptıkları gözlenmektedir. Gerçekleştirilen çalışmada, işletmelerdeki pazarlama faaliyetlerinin yerine getirilmesinde, sosyal ve ahlâki sorumluluk taşıması gereken alanları ortaya koyabilmek için dört bölüme yer verilmiştir. Birinci bölüm, çalışmaya giriş niteliğindeki genel bir bölümü oluşturmaktadır. Ahlâk ve sosyal sorumluluk kavramlarının önemi ve gayesi üzerinde durulan bu bölümde, ayrıca bu kavramların tarihsel gelişimlerine değinilmiş, diğer sosyal bilimlerle olan ilişkileri gözden geçirilmiş ve genel olarak pazarlama biliminin gelişimi ve toplumsal yaşamdaki yeri vurgulanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, iş ahlâkı kavramının sınırları çizildikten sonra, işletmelerin sosyal ve ahlâki sorumluluk alanlarının çerçevesi belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, günümüz pazarlama ahlâkı ve pazarlamada yaşanan ahlâki boyutlar, pazarlama ahlâkmdaki gelişmeler ve pazarlama ahlâkı ilkeleri çerçevesinde Am irdelenmiş, pazarlamada zamanla yaşanan ahlâki sorunlara, işletmelerde günümüz pazarlama ahlâkına yönelik geliştirilen davranışlarla cevap aranmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölüm uygulamaya ayrılıp, diğer üç bölümde irdelenmeye çalışılan bilgilerden yararlanılarak, Afyon ilindeki gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde gerçekleştirilen araştırmanın kapsamı, bulguları, sonuçları ve değerlendirilmesi bu son bölüm içinde incelenmiştir. i

AhlakPazarlamaSorumluluk+2
Türker Göksel
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bankalarda halkla ilişkiler faaliyetlerinin hizmet kalitesine ve müşteri tatminine etkileri

ÖZET Bankalarda hizmet kalitesi ve halkla ilişkiler" i konu alan bu çalışmada, bankalarda hizmet kalitesinin, ve müşteri tatmininin artırılmasında halkla ilişkiler ile sağlanabilecek katkının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, hizmet ve hizmet kalitesine yönelik temel kavramlar genel olarak ele alınarak, bir hizmet türü olan bankacılıkta bu kavramların yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, kaliteli hizmetin müşteri tatmininin temel koşulunu oluşturduğu gerçeğiyle, bankalarda müşteri tatmini kavramı ve bu tatmini sağlayacak yaklaşımlar ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, halkla ilişkilere ilişkin genel teorik çerçeve ortaya konulmuştur. Bu kapsamda bankalarda halkla ilişkiler faaliyetlerinin hizmet kalitesi ve müşteri tatminine sağlayacağı katkılar, günümüz çağdaş bankacılık anlayışı doğrultusunda ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde, bankacılık hizmetlerinde algılanan hizmet kalitesini ölçmeye yönelik bir araştırma yer almaktadır.

BankalarHalkla ilişkilerHizmet kalitesi+2
Nuray Helvacıoğlu
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnsan kaynakları yönetiminin stratejik açıdan incelenmesi

İşletmeler, hedeflerine ulaşabilmek için geçmişte olduğu gibi günümüzde de çeşitli stratejiler izlemektedirler. Ancak, günümüzde işletmelerin strateji belirleme ve uygulama çalışmaları geçmişten önemli bir farklılık göstermektedir. Bu farklılık, işletmelerde yer alan insan unsurunun göz ardı edilen stratejik öneminin günümüzde fark edilmiş olmasıdır. İşletmelerin sahip oldukları insan kaynaklan, yönetim literatüründe stratejik bir konu olarak artan bir ilgiyle ele alınmaktadır. Bu ilginin en büyük nedeni, insan kaynaklarının etkin ve verimli kullanımının İşletmelere rekabet üstünlüğü sağlayan en önemli unsurlardan biri olmasıdır. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin hedeflerine ulaşmasında önemli bir rolü olan insan kaynaklan yönetimi uygulamalannın stratejik öneminin ve katkısının incelenmesidir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk üç bölümde çalışmanın teorik temelleri oluşturulmuştur. Dördüncü bölümde, çalışmanın kapsamında yer alan teorik yaklaşımların uygulanmasıyla ilgili bir örnek uygulama yer almaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, insan kaynaklan yönetiminin gelişim süreci incelenerek, geçmişten günümüze kadar geçirdiği evrimci süreç ve bu sürece etki eden faktörler ele alınarak; İnsan kaynaklan yönetiminin anlamı, hedefleri, örgüt yapısı içindeki yeri ve önemi tanımlanarak kavramsal çerçevesi çizilmiştir. Daha sonra, İnsan kaynaklan yönetiminin stratejik temeli ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, yönetsel strateji ve stratejik yönetim süreci temel alınarak insan kaynaklan yönetimi ile strateji arasındaki ilişki incelenmiş ve stratejik İnsan kaynaklan yönetimi literatüründe insan kaynaklan yönetiminin stratejik açıdan ele alınış biçimleri ile geliştirilen modeller açıklanmıştır. İkinci bölümde, insan kaynaklan yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine temel oluşturan, örgüt stratejilerinin belirlenmesi süreci incelenmiştir. Bu süreç kapsamında, örgüt vizyonunun belirlenmesi; stratejik analizlerle dış çevrenin sunduğu firsat ve tehditlerin, işletmenin üstünlük ve zayıflıklarıyla karşılaştırılması sonucu stratejikm amaçların oluşturulması, alternatif stratejilerin belirlenmesi ve strateji seçimi konulan ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, literatürde stratejik olarak kabul edilen insan kaynaklan yönetimi uygulamalarının, örgüt stratejileri doğrultusunda geliştirilmesi incelenmiştir. Bu kapsamda, stratejik insan kaynaklan planlaması ve işe alma, stratejik performans değerleme, stratejik yetiştirme ve geliştirme, stratejik ödüllendirme ve ücretlendirme konulan ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; ilk üç bölümde stratejik açıdan incelenen insan kaynaklan yönetiminin teorik içeriği ile ilgili bir uygulama örneği yer almaktadır. Uygulama, Seramik Sağlık Gereçleri sektöründe faaliyet gösteren ve çağdaş insan kaynaklan yönetimi uygulamalarında öncü olan Eczacıbaşı Vitra'da gerçeüeştirilmiştir. Uygulama kapsamında, stratejik olarak kabul edilen insan kaynaklan yönetimi işlevlerinin Vitra'da uygulanma biçiminin incelenmesi ve söz konusu uygulamaların çalışma kapsamında yer alan teorik yaklaşımlarla karşılaştırılması sonucu ulaşılan bulgular yer almaktadır.

Personel yönetimiPersonel yönetimiStrateji+3
Hatice Özutku
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mermer sektörünün rekabet analizi

u ÖZET Ikibinli yıllara girdiğimiz şu günlerde küreselleşme ve rekabet kavramları büyük önem kazanmıştır. Küreselleşme ile birlikte dünya küçülmüş; ülkeler ve sektörler açısından etkilenme artmıştır. Bu aşırı rekabetçi yapıda ülkelerin ve sektörlerin ayakta kalabilmesi için bir takım rekabet stratejileri ortaya konarak, sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çalışmamızda küreselleşme ve rekabet stratejileri çerçevesinde Türk Mermer Sektörü ele alınmış ve rekabet analizi yapılarak çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde rekabet ve rekabet üstünlüğü kavramları üzerinde durulmuş, getireceği faydalar ortaya konulmuştur. İkinci bölümde rekabet stratejileri çeşitli yönleriyle incelenmiştir. Üçüncü bölümde küreselleşme ve küreselleşmenin rekabete etkisi ele alınmıştır. Küreselleşmenin kaynaklara, pazarlara ve işletme yönetimlerine, stratejilere ne gibi etkiler oluşturduğu incelenmiştir. Dördüncü bölümde küresel pazarda yer alan Türk Mermer Sektörünün rekabet analizi yapılarak sorunlarına çözüm önerileri sunulmuştur.

KüreselleşmeMermer sektörüRekabet+3
Zehra Soytekin
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletmelerde uluslararasılaşma süreci

Uluslararası işletmecilik, İşletme Bilimine bağlı olarak pek çok boyutu olan bir çalışma alanıdır. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin uluslararasılaşma sürecinin ve bu sürecin işletme yapılan üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. İşletmelerin uluslararasılaşma süreci, işletme yönetimince gerçekleştirilmesi gereken belirli birtakım aşamalardan oluşan bir süreçtir. Yapılan araştırmalarla belirlenen bu aşamaların birbirini takip etmesi, işletmenin uluslararası alanda başanlı bir şekilde faaliyet göstermesini sağlamaktadır. Çalışma, işletmelerin uluslararasılaşma süreci içerisindeki yapısal gelişmelerine yoğunlaşmıştır. Bu nedenle, birinci bölümde, uluslararası işletmeciliğin genel çerçevesi çizilmiştir. İkinci bölümde, uluslararasılaşma süreci, teorideki gelişmeler ışığında araştırılmıştır. Ayrıca uluslararasılaşma yöntemleri de belirtilmiştir. Son bölümde, öncelikle Türkiye'nin genel uluslararası işletmecilik eğilimi, daha sonra da işletmelerin uluslararasılaşma sürecindeki konumlan, işletmelerin uluslararasılaşma süreci teorisi çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda, endüstriyel ağlara katılmanın, küçük ve orta boy işletmelerin uluslararasılaşmasına yaptığı katkı değerlendirilmiş ve bunun Türkiye'deki işletmeler için bir model olabileceği sonucuna varılmıştır. Endüstriyel ağlar, uluslararası üretim zincirinde hiyerarşik bir yapı oluşturmaktadır. Fason üretim anlaşmalarıyla bu zincirin içine giren firmalar uluslararası rekabete uygun ürünler üretmeyi öğrenebilmekte, kendi eksik ve güçlü yanlarını değerlendirme fırsatı bulabilmektedirler. Bu sayede zincirin yukarı halkalarına tırmanabilir, marka yaratma, dizayn geliştirme ve teknolojik yeniliklerle uluslararasılaşma sürecinde başanlı olabilirler.

KOBİUluslararası işletmelerUluslararasılaşma+2
Tolga Yazıcı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yatırım fonlarının performans değerlemesi: Alternatif bir yatırım aracı olarak endeks fonları

ÖZET Yatırım fonları, küçük yatırımcıların tasarruflarını profesyonel portföy yönetimi sayesinde etkin yatırım alanlarına aktararak değerlendiren kurumsal yatırımcılar olarak sermaye piyasalarında önemli bir role sahiptir. Bugün gelişmiş piyasalarda hisse senetlerine yapılan yatırımların önemli bir kısmını yatırım fonları gerçekleştirmektedir. Çoğu yatırım fonu yöneticisi, diğer fonların ve pazarın üzerinde performans sağlamak için aktif portföy stratejisi uygulamaktadır. Yani, doğru değerlenmemiş menkul kıymetleri bulmak ve fiyat hareketlerini önceden tahmin etmek için yoğun çaba harcarlar. Ancak, etkin piyasa hipotezini savunanlar, aktif portföy yönetiminin büyük ölçüde boşa giden bir çaba olduğuna ve büyük olasılıkla katlanılan maliyetleri karşılamayacağına inanmaktadırlar. Dolayısıyla, onlar, piyasayı yenmeye çalışmayan pasif bir yatırım stratejisini savunmaktadırlar. Endeks fonları, büyük ölçekli bir endeksin performansını taklit eden bir portföye sahip, pasif yatırım araçlarıdır. Endeks fonlarının gerisinde yatan temel düşünce piyasanın etkin olduğu varsayımıdır. Etkin bir piyasada, "piyasa portföyü" bir birim riske karşılık en yüksek getiriyi sağlar çünkü bu, piyasanın etkinliğini yakalar. Dolayısıyla, yatırımcılar piyasayı yenemez. Bu tez çalışması, aktif olarak yönetilen A tipi yatırım fonlarının performanslarını, İMKB-100, DİBS-91 ve İMKB-DİBS Endeksleri tarafından temsil edilen pazara kıyasla analiz ederek bazı ampirik bulgular sunmaktadır. Burada, yüksek risk ve maliyete katlanarak piyasayı yenmeye çalışan aktif yatırım fonları yerine, pasif bir yatırım stratejisi uygulayan endeks fonlarına yatırım yaparak yatırımcıların daha kazançlı olup olmayacaklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırma sonuçları, aktif olarak yönetiien A tipi yatırım fonlarının ortalama olarak piyasadan daha kötü performans gösterdiklerini ve katlanılan yüksek risk ve maliyetleri karşılayacak düzeyde getiri sağlayamadıklarını ortaya koymaktadır. Bu bulgular, endeks fonlarının ve endekslemeye dayalı yatırım stratejisinin Türk sermaye piyasalarında belli düzeyde bir potansiyele sahip olduğunun bir göstergesi kabul edilebilir.

Endeks fonlarıEndekslemePerformans değerlendirme+2
Hakan Sarıtaş
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası ticarete etkileri açısından küreselleşme ve alternatifi bölgeselleşmenin Türkiye için rolü ve önemi

Bu tez çalışmasının amacı, uluslararası ticaretin küresel ve bölgesel dinamikler açısından incelenmesi, bunun yanı sıra Türkiye'ye yönelik etkilerinin ve sonuçlarının ortaya konulmasıdır. Son yıllarda, özellikle ekonomik açıdan önemli bir konuma oturtulan küreselleşme ve bölgeselleşme kavramlarının, ticari dinamikler çerçevesinde kazandığı ivme ve Türkiye'nin bu değişim - gelişim süreci içerisindeki rolünün belirlenmesi yönündeki ihtiyaç, söz konusu çalışmanın tarafımdan yapılması yönünde karar almamı sağlamıştır. Bu sebeple, küreselleşme ve bölgeselleşme eğilimlerinin gelişimlerinde, iki eğilimin birbirlerini tamamlayıcı mı yoksa yok edici mi olacağı konusundaki tartışmalara açıklık kazandırmak ve Türkiye'nin bu çerçevede bölgesel entegrasyonlara üyeliği veya üye olma isteği bağlamında küresel ekonomik sisteme entegre olma gerçeğinden hareket ettiğini kanıtlama hedefi çerçevesinde bu tez çalışması hazırlanmıştır. Özellikle, uluslararası ilişkilerde güçlü politik ilişkilerin ekonomik gelişme dinamiklerinin gerisinde kalmış olması, siyasal ekonominin etkinliğini arttırarak, günümüz uluslararası ilişkilerini yönlendirmesi ve uluslararası ticaretin artan dünya ekonomik sistemi içerisindeki rolü, Türkiye'nin içinde bulunduğu ve bulunması gerektiği konumu ortaya koymuştur. Böylece, tez çalışmamım sonucunda, belirtilmesi gereken iki önemli sonuç ( makro-mikro ) ortaya çıkmıştır; 1) Bölgeselleşme, tüm dinamikleriyle küreselleşmeyi meşrulaştırıcı ve tamamlayıcı bir eğilimdir. Uluslararası ticareti kısıtlayıcı bir eğilim olarak bölgesel ekonomik gruplaşmaları görmek ise, gelecekte oluşması öngörülen kıtasal ekonomik blokları ve bunlar arasında kurulacak ekonomik ilişkileri yadsımak anlamına gelir. Çünkü hiçbir ülke veya gruplaşma otarşik uygulamaların yol açtığı terkedilmişliğe dayanamaz. 2) Türkiye, bölgeselleşme eğilimini Avrupa Birliği'ne üye olarak veya olmaksızın ancak AB' nin ortaya koymuş olduğu standartlar çerçevesinde geliştirmelidir. Böylece küresel ekonomik düzenin standartlarına uyumun sağlanması bir bölgesel ekonomik entegrasyon modeli çerçevesinde gerçekleşmiş olacaktır.

Bölgesel bütünleşmeBölgeselleşmeEkonomik bütünleşme+2
Bora Çalış
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık işletmelerinde kalite ve algılanan hizmet kalitesinin ölçülmesi

ÖZET Maliyete verilen önemin artması, değişen müşteri tutumları ve sıkı rekabet, diğer işletmelerde olduğu gibi sağlık işletmelerinde de kalitenin önemini artırmıştır. Günümüzün rekabetçi ve maliyet anlayışlı pazarında, sağlık işletmelerin rekabet üstünlüğü kazanabilmeleri ve süreklilikleri için, hizmet kalitesinin tanımlanması, ölçülmesi ve değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Günümüzde sağlık hizmeti sunucularından bir yandan düşük maliyetle çalışmaları, diğer taraftan kaliteden ödün vermemeleri beklenmektedir. Sağlık işletmelerinin en büyük dış müşteri grubunu oluşturan hastaların, sunulan hizmetin teknik yönünü değerlendirme şansına sahip olmaması, sağlık işletmelerinde kalite olgusunun farklı bir bakış açısı ile ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Sağlık işletmelerinde tıp alanındaki profesyoneller daha çok sağlık hizmetlerinin teknik çıktıları üzerinde yoğunlaşmayı tercih ederken, sağlık kurumları yöneticileri ve pazarlamacılar hizmet kalitesinin hastalar tarafından nasıl algılandığı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Diğer taraftan günümüzün rekabetçi sağlık hizmetleri pazarında teknik kalite, sağlık işletmesinin rekabet üstünlüğü kazanabilmesi için tek başına yeterli olamamaktadır. Hastaların hizmet sunumu sırasında verilen hizmetlerin teknik yönünü değerlendirememesi, sağlık işletmelerinde fonksiyonel kalitenin önemimi arttırmaktadır. Sağlık işletmelerinin uzun dönemli bir başarı elde edebilmesinin anahtarlarından birisi de, teknik kalitenin yanında, hastaların hizmet kalitesi algısını ölçmek ve değerlendirmektir. Hizmet işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin ölçülmesinde yaygın olarak kullanılan ölçeklerden birisi de "SERVQUAL Ölçeği"dir. Bu çalışmada hastane hizmetlerine adapte edilmiş SERVQUAL ölçeği kullanılarak, Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi ile Özel Altınordu Hastanesi'nin algılanan hizmet kalitesi düzeyleri ölçülmüş, daha sonra her iki hastane algılanan hizmet kalitesi düzeyleri bakımından birbirleri ile karşılaştınlmıştır. IV

HastalarHastanelerHizmet kalitesi+2
Nevzat Devebakan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversite yönetiminde etkinliğin arttırılmasına yönelik bilgi sistemlerinin tasarlanması ve uygulanması

ÖZET Üniversitelerin bölge ve ülke kalkınmasında önemi herkes tarafından kabul edilmektedir. Üniversitelerin kendilerinden beklenenleri yerine getirebilmesi için mevcut konumlarını kontrol etmeleri ve elde ettikleri sonuçlara göre stratejilerini ve politikalarım düzenlemeleri gerekmektedir. Bu nedenle, üniversitelerin misyon ve stratejilerine yönelik bilgi sistemi geliştirmeleri kaçınılmaz olmaktadır. Misyon ve stratejilerin kontrolüne ait bilgiler her üniversitedeki süreçlerle ilgili tüm paydaşlara yönelik bilgi içeren performans göstergesi ve performans değerlendirmelerinden elde edilmektedir. Bilgi sisteminde performans göstergesi ve performans değerlendirmelerinden elde edilen misyona ve stratejiye yönelik bilgilerin üniversite yönetimine iletilmesi yöneticilerin etkinliğini sağlayacaktır. Bu araştırmada, üniversite yönetiminde etkinliği arttıracak bir stratejik bilgi sistemi modeli geliştirilmiş, bu model Dokuz Eylül Üniversitesi iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde uygulanmıştır. Stratejik bilgi sistemi geliştirmek için fakültenin misyonu belirlenmiş ve durum analizi belirlenmiştir. Misyonda belirlenen süreçlerin ve kritik basan faktörlerinin kontrolüne yönelik bilgi elde edilmesi için kullanılacak performans göstergesi ve performans değerlendirmeleri oluşturulmuştur. Misyon, süreç, performans göstergesi ve performans değerlendirmelerinden oluşturulan strateji ve bilgi stratejileri kullanılarak stratejik bilgi sistemi gereksinimleri belirlenmiştir. vı

Bilgi sistemleriYönetimÜniversite yönetimi+1
Ömür Yaşar Saatçıoğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal zekanın dönüşümcü liderlik davranışı üzerindeki etkisi

Dünün örgütlerinde akılcılık, örgütleri başarıya götüren temel faktör olarak görülmekteydi ve örgütlerde duygulara yer verilmemekteydi. Oysa ki günümüzde hızla meydana gelen değişimler, insanların sadece akılcılık yaklaşımıyla başa çıkamayacakları bir örgütsel ortam yaratmıştır. Bu ortamda duygusal zeka insanların ve örgütlerin başarısını etkileyen temel bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. örgütlerde duygusal zekanın kazandığı öneme paralel olarak, liderlik yaklaşımları da değişim geçirmeye başlamıştır. Günümüz örgütleri, liderlikte sadece akılcılık yaklaşımı temeline dayanan edimsel davranışları bırakarak, liderin izleyicilerle olan ilişkisindeki duygusal boyutları da ele alan dönüşümcü davranışlara yönelmektedir. Dönüşümcü liderlik davranışı yaklaşımı yapısı itibariyle duygusal zekadan doğrudan etkilenmektedir. Bu çalışmada, birinci bölümde öncelikle duygu ve zekaya ilişkin temel kavramlar ve duygusal zeka modelleri tanımlanmaktır, ikinci bölümde liderlik kavramı tanımlanarak liderlik kuramlarının gelişimi incelenmekte ve dönüşümcü liderlik davranışının neden en etkin neo-karizmatik liderlik kuramı olduğu açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde duygusal zeka ve dönüşümcü liderlik arasındaki ilişki açıklanmakta ve bu ilişkiyi araştırmak için oluşturulan çalışmanın kuramsal çerçevesi oluşturulmaktadır. Dördüncü bölümde araştırmanın yöntemi anlatılmaktadır. Beşinci ve altıncı bölümlerde araştırma bulguları anlatılmakta ve çalışmanın hipotezleriyle karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın verileri rastlantısal olmayan örneklem yöntemiyle seçilen 106 yönetici ve 32 öğretim üyesinden elde edilmiştir. Sonuçlar, duygusal zeka boyutları ve onlarla ilişkili olan dönüşümcü liderlik davranışı boyutları arasında olumlu bir ilişki olduğunu ve özellikle duygusal zeka boyutlarından sosyal becerilerin dönüşümcü liderlik davranışı boyutları üzerinde büyük bir etkisi olduğu göstermektedir. Bunun yanı sıra, kişinin duygusal zekasının ve dönüşümcü liderlik davranışının yaptığı işe gore farklılık gösterdiği ve duygusal zeka boyutlarının dönüşümcü liderlik davranışı boyutlarının üzerindeki etkisinin kişinin çalıştığı işe göre değiştiği bulgularına ulaşılmıştır.

Duygusal zekaLiderlik
Ulaş Çakar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortak yatırımların uluslararası rekabet gücü kazanmadaki rolü ve sektörel bir inceleme

ÖZET Globalleşmenin tüm alanlara yayılması ekonomik faaliyetleri de etkilemiştir. Önceleri bölgesel ekonomik işbirliği ile başlayan anlaşmalar süreci gümrük birliklerine, daha sonra da Avrupa'da siyasal birliğe kadar uzanmıştır. Bu süreçle birlikte uluslararası ekonomik faaliyetler de hızla artış göstermiştir. Şirketlerin ülke dışında faaliyet göstermeleri eskilere dayanmaktadır. Ancak günümüzde globalleşme çerçevesinde uluslararası pazarlardaki mal ve sermaye hareketleri daha da önem kazanmıştır. Dış pazarlara girme kararını alan şirketlerin önünde çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerden biri de ortak girişim (joint venture) yöntemidir. En genel tanımıyla, ortak girişim iki ya da daha fazla şirketin bir araya gelerek işbirliği yapmalarıdır. Bu çalışmada uluslararası pazara giriş yöntemlerinden biri olan joint venture ve ülkemizdeki joint venture yatırımları incelenmektedir. Birinci bölümde, öncelikle firmaları dış pazarlara yönelten nedenler incelenmiştir. Daha sonra, dış pazarlara giriş seçenekleri ve alternatifler arasında seçim yapmada firma kararını etkileyen değişkenler üzerinde durulmuştur. Son olarak da, dışa pazarlara girme kararını alan firmaları bekleyen riskler ve dışa açılma yöntemlerinde zamanla görülebilecek değişikliklere yer verilmiştir. İkinci bölümde, joint venture yöntemi ayrıntılı olarak tanımlanmış, bu tür ortak girişimden çeşitli çevrelerin beklentileri ve başarı koşulları ele alınmıştır. Daha sonra, joint venture'ın ortaklık yapısı ve hukuki yapısı incelenmiştir. Farklı bakış açılarından joint venture şekilleri, joint venture yönteminin avantajları ve dezavantajları inceledikten sonra bir joint venture'ı başarılı olarak tanımlayabilmek için gerekli olan kriterler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, Türkiye'deki yabancı sermaye yatırımları incelenmiştir. Yabancı sermaye konusunda mevcut durum verilirken, gerilere dönerek bu konudaki gelişmelere göz atılmıştır. Ülkemiz mevzuatı yabancı yatırımlar açısından ele alınmış, Türkiye'de bünyesinde yabancı sermaye bulunduran bir firma açabilmek için geren adımlar kısaca verilmiştir. Son olarak, genel birdeğerlendirme ile birlikte, ülkemizdeki yabancı yatırımcıların sorunları ele alınmış, özellikle yaşanan ekonomik darboğazda ülkemizin şiddetle ihtiyacı olan yabancı sermaye yatırımlarını arttırabilmek için alınması gereken önlemler tartışılmış ve bu konuda önerilerde bulunulmuştur. Dördüncü bölümde, ülkemizde sanayi sektöründe faaliyet gösteren joint venture firmaları üzerinde yapılan anket çalışmasına ve bu çalışmanın değerlendirmesine yer verilmiştir. vi

Dışa açılmaOrtak girişimlerRekabet+3
Adnan Mesut
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Perakendecilik sektöründeki gelişmeler ve alışveriş merkezlerini tercih eden tüketicilerin eğilimi

ÖZET Perakendecilik sektörü içinde büyük ölçekli mağazaların bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sayı ve hacim olarak artması, tüketici tercihlerini her geçen yıl artan oranda bu tip mağazalara yöneltmektedir. Avrupa Birliğine girme süreci içindeki Türkiye'ye birliğe ekonomik entegrasyon faaliyetleri kapsamında Avrupalı büyük firmalar çeşitli yatırımlar yapmaktadırlar. Türkiye çalkantılı ekonomisi, genel alım gücünün düşüklüğü, siyasi ve sosyal sorunları gibi olumsuz faktörlere karşın, Avrupa ölçeğine göre kalabalık nüfusu, bu nüfusun Avrupa standartlarına göre genç olması, hızlı kentleşme, toplumun artan bilgi ve kültür düzeyi ile Avrupa'nın büyük firmaları için cazip bir yatırım merkezi konumundadır. Bu tez çalışmasında perakendecilik sektöründe tarihsel gelişim; sektörün bugün geldiği nokta ve bu noktada öne çıkmaya başlayan yeni oluşumlardan alışveriş merkezlerinin dünyada ve ülkemizde sektör içindeki yeri ortaya konmaya çalışılmıştır. Pazarlama bilimi açısından alışveriş merkezlerine doğru kaymaya başlayan tüketici tercihlerin de etken faktörlerin ortaya çıkarılması, eğilimlerin belirlenmesi; hem sektörde faaliyet gösteren firmaların planlama ve yatırım çalışmalarına ışık tutmak hem de sektörün ve tüketici profilinin ileriye dönük gelişiminin ipuçlarını elde etmek bakımından önemlidir. Bu çalışmada uygulanan kapsamlı tüketici anketleri ve bunların analizleri ile alışveriş merkezlerinin Türkiye perakendecilik sektöründeki şu anki yeri ve mevcut müşteri profilleri İzmir ili için ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. VI

Alışveriş merkezleriMüşteri profiliMüşteri yönelimi+5
Handan Tazegül
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kazakistan tüketicilerinin beyaz eşya satın alımında tercihlerine etki eden faktörler ve bu sektörde Türk mallarına karşı eğilimlerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

ÖZET Çağdaş toplumun insanları yaşantılarının oldukça büyük bir kısmını bir şeyleri tüketmek ve tüketimle ilgili konularla uğraşmakla geçirmektedirler. Bu doğal sürecin sonucu olarak tüketim olayı meydana gelir ve insanlar tüketici rolünü üstlenirler. Tüketim, ekonomik faaliyetlerinin zorunlu ve son aşaması olduğu için tüketici, ekonomik hayatın en önemli öğesidir. Bu yüzden günümüz koşullarına uygun olarak tüketici davranışları kavramı pazarlama biliminde oldukça önemli bir yere ulaşmıştır. Tüketici, modern pazarlama anlayışının odak noktası haline gelmiştir. Günümüz rekabet koşulları içerisinde faaliyet gösteren firmalar, tüketici istek ve ihtiyaçlarını doğru bir şekilde tespit ettikleri ölçüde başarılı olabilmektedirler. Bu çalışmada, Kazakistan tüketicileri incelenmiştir. Özellikle Kazakistan tüketicilerinin beyaz eşya satın alımında tercihlerine etki eden faktörler ortaya çıkarılmaya çalışılmış, bu sektörde Türk mallarına karşı eğilimleri araştırılmıştır. Tezin uygulama kısmının gerçekleştiği yer olarak Kazakistan'ın seçilmesinin nedeni, Kazakistan ve diğer eski SSCB ülkelerinde son yıllarda yaşanan önemli ve hızlı değişimlere karşın bu ülkelerde pazarlama ve pazarlama konularıyla ilgili yeterli bilgilerin bulunmamasıdır. Beyaz eşya sektörünün ele alınmasının en büyük nedeni ise, bu sektörün Türkiye'de teknolojiye dayalı ihracat potansiyeli olan bir sektör olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında tüketici davranışlarıyla ilgili temel teorik bilgiler verilmiştir. Tüketim olgusuna değinildikten sonra, tüketici davranışlarını etkileyen faktörler, tüketici karar verme süreci ve pazarlamada tüketici araştırmaları gibi konular incelenmiştir. Altıncı bölümde Kazakistan ülke raporu verilmiştir. Yedinci bölümde dünya ve Türk beyaz eşya sektörünün genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Son bölümde ise konuyla ilgili uygulamaya yer verilmiştir. VI

Beyaz eşyaKarar verme süreciKazakistan+7
Reyhan Sıdıkova
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hizmet sektöründe müşteri bağlılığının önemi ve müşteri bağlılığının sağlanmasında ilişki pazarlamasının rolü: Banka işletmelerinde bir uygulama

ÖZET Bu tezde, rekabetin yoğun olarak yaşandığı hizmet sektöründe ve özellikle banka işletmelerinde müşteri bağlılığının önemi, müşteri bağlılığının sağlanmasında rol oynayan değişkenler ve pazarlama stratejileri ve bu stratejiler içinde özellikle ilişki pazarlamasının rolü tartışılmaktadır. Hizmet sektöründe müşteri bağlılığının önemli bir yeri vardır. Çünkü bu bağlılık, hizmet işletmelerinin karlılıklarına olumlu etkisi ile birlikte, rakip işletmelerin rekabet araçlarının etkisinin azaltılmasını, müşterilerin hizmet sunumundaki hatalara karşı toleranslı davranmasını, işletme adına ağızdan-ağıza reklam yaparak yeni müşterilerin kazandırılmasını sağlamaktadır, işletmeye bağlılık duyan müşterilerle uzun dönemli ilişkiler kurulması, bu durumun rakip müşteriler tarafından kısa dönemde kurulmasının ve taklit edilmesinin mümkün olmasından dolayı işletmelere uzun dönemli bir rekabet avantajı da sağlamaktadır. Bu nedenle hizmet işletmelerinin, elde ettiği müşteriler ile uzun dönemli ilişkiler kurarak, müşteri bağlılığı sağlama yönlü pazarlama stratejilerine daha da önem vermeleri gereklidir. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümü, hizmetlerin özelliklerinden kaynaklanan pazarlama sorunları ikinci ve üçüncü bölümleri, tüm yönleriyle müşteri bağlılığı ve müşteri bağlılığının sağlanmasında rol oynayan değişkenler ve pazarlama stratejileri dördüncü bölümü, hizmet sektöründe ve banka işletmelerinde müşteri bağlılığı ve ilişki pazarlaması ilişkisi ve beşinci bölümü ise, Türkiye'de faaliyet gösteren bankalar ve banka müşterileri üzerinde gerçekleştirilen araştırmalara ayrılmıştır. Banka işletmeleri üzerinde yapılan araştırma ile bankaların pazarlama stratejileri ve bu stratejiler içinde müşteri bağlılığı ve ilişki pazarlaması programlarına verdikleri önem, banka müşterileri üzerinde yapılan araştırma ile, müşterilerin çalıştıkları bankalara olan bağlılıkları, bankalara olan bağlılıklarını etkileyen değişkenlerin ve özellikle ilişki pazarlamasının etki düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Müşteriler üzerinde yapılan araştırmada, çalıştıkları bankalara olan bağlılığın sağlanmasında ilişki pazarlamasının da önemli bir rolü olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak ilişki pazarlaması araçları, müşterilerin bağlılıklarını etkileyen değişkenler arasında, 4. ve 5. sırada bulunmaktadır. Bankaların benzer faiz oranları, işlem masrafları ve kalitede hizmet sundukları düşünüldüğünde, ilişki pazarlaması yaklaşımı ile kurulan müşteri bağlılığının bankalara önemli bir rekabet avantajı sağladığı sonucuna ulaşmamıza neden olmuştur. vı

Bankacılık sektörüBankalarHizmet pazarlaması+7
Süleyman Barutçu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moda pazarlamasının önemi ve moda sanayiinden bir örnek: Vakko

Moda yüzyıllar boyunca tarihin kilometre taşı olan olaylarla yakın etkileşimine bağlı olarak insanlık için önemli bir kavram olmuştur. Günümüzde küresel akımların ve teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak moda, bugünün dünyasında çok daha önemli bir role kavuşmuştur. Bunun yanında, moda sanayisinde faaliyet gösteren firmalar pazarlamanın kendi pazar konumlarını güçlendirmede ve rakiplere karşı rekabet avantajını kazanmakta ne denli etkili olduğunu fark etmişlerdir. Böylelikle, moda sanayisi günden güne yeni yatırımları çeken, dinamik doğaya sahip gelişen bir iş kolu halini almıştır. Halihazırdaki literatür dikkate alındığında moda pazarlaması, artan önemine rağmen, araştırmacılar için yeni bir çalışma alanıdır. Bunun yanı sıra, birçok firma moda sanayisinde tasarım ve pazarlamanın beraber yürümesi gerektiği gerçeğini henüz kavrayamamıştır. Moda doğası gereği dinamik bir o!gu olduğundan, modadaki değişimlere anında tepki verebilmek için üretim ve pazarlama süreçlerinin yakın bir işbirliği gerekmektedir. Günümüz toplumları kendisine dayatılan bir modayı takip etmekten ziyade kendi arzularını dile getirmek suretiyle modaya yön vermektedir. Moda firmaları tüketici tercihlerini anlayabildikleri ve kendilerini tüketici tercihlerine uygun hale getirebildikleri sürece topluma yön verebileceklerini fark etmişlerdir. Firmaların yüksek kalitede, yaratıcı ve yenilikçi özellikleri içeren ürünlere sahip olması gerekliliği açıktır. Ne var ki, firmalar bu gereklilikle beraber günümüzdeki yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmek ve ürünlerinin tüketiciler tarafından benimsenerek moda halini alabilmesi için pazarlamanın kaçınılmaz bir rolü olduğuna da inanmaktadırlar. Bu nedenden dolayıdır ki günümüzün önde gelen moda firmaları ürünlerini kaliteli ve tasarım açısından farklı kılabilmenin yanı sıra pazarlama fonksiyonundan sonuna dek fayda sağlayarak ürünlerini tüketiciye etkin bir biçimde sunmayı başarmışlardır.

ModaModa endüstrisiModa tarihi+3
Berna Ersoy
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazır beton üretim sisteminde kalite ve bir uygulama

Birçok tanımı olmasına rağmen kalite, kısaca amaçlara uygunluk derecesi olarak adlandırılabilmektedir. Globalleşen dünyamızda, rekabetin her şeyin üstünde olduğunu düşünürsek, firmalar için üretimde kaliteyi yakalamak bir zorunluluk haline gelmiştir. Toplam Kalite Yönetimi anlayışını benimseyen firmalar bu zorlukların üstesinden kolayca gelmekte ve diğer firmalarla rekabeti rahatça sürdürebilmektedirler. Hazır beton firmaları da Toplam Kalite Yönetimini benimseyen firmalardır. Onlar için üretimde kalite vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü ürettikleri ürün ve verdikleri hizmet, insanların hayatlarını direkt etkileyebilecek türdendir. Bu amaçla birinci bölümde, kalite, üretim, üretim sistemleri kavramları, ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, hazır betonun ne olduğu, Dünyada ve Türkiye'de hazır betonun yeri ile hazır beton üretim sisteminin tüm süreçleri, detaylı bir şekilde ele alınmış ve her süreç içinde kaliteli hazır beton için yapılması gerekenler incelenmiştir. Üçüncü bölümde, hazır beton üretim tesislerindeki kalite denetim sistemi ele alınmıştır. Şirket içi ve dışı denetimin ayrı ayrı yapıldığı bu sistem, hazır beton kalitesindeki en büyük oto kontrol sistemidir. Kalite Güvence Sistemi adı verilen sistemde hazır beton kalitesi, bilimsel yöntemler kullanılarak sağlanmaktadır. Dördüncü bölümde, 1998 yılında yapılmış olan bir araştırmaya yer verilmiştir. THBB'nin kendi bünyesinde hazırladığı "Hazır Beton" dergisinin 33. sayısı için yapılan anketin, "hazır beton kullanımı ve tüketici bilinci" ile ilgili bölümlerinden alıntılar yapılmıştır. Beşinci bölümde, Uygulama bölümü bulunmaktadır. "Hazır Beton Üretim Sisteminde Kalite" başlığı altında anlatılan bölümlerin, önceden belirlenmiş bir bölgede, hayata geçmesini sağlayan ve dört safhadan oluşan bir çalışmadır. Sonuç kısmında ise, Toplam Kalite Yönetimi anlayışının hazır beton sektöründe uygulanması gerektiği ve bunun için sürekli eğitimin şart olduğu belirtilmiştir.

BetonHazır betonKalite+2
Muzaffer Keser
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitimin örgütsel bağlılığa etkileri

Bu çalışmanın amacı, çalışanların eğitim ile ilgili algılarının örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Çalışmada, ayrıca, demografik özelliklerin çalışanların eğitim algı düzeyleri, örgütsel bağlılık düzeyleri ve eğitim-örgütsel bağlılık ilişkisi üzerindeki etkileri de incelenmektedir. Bu amaca ulaşmak için, öncelikle, bir "eğitim-örgütsel bağlılık ilişkisi" modeli geliştirilmiş, daha sonra ise (a) eğitim olanakları, amir ve çalışma arkadaşları desteği, öğrenme motivasyonu ve eğitimden beklenen kazanç algıları, (b) örgüte yönelik duygusal, devamlılık ve normatif bağlılık düzeyleri ve (c) katılımcıların demografik özellikleri hakkında bireysel düzeyde veri toplamak için bir survey araştırması gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analiz sonuçları, varsayıldığı üzere, çalışanların eğitim algılarının örgütsel bağlılıklarını etkilediğini; çalışanların demografik özelliklerinin örgütsel bağlılıkları, eğitim algıları ve eğitim-örgütsel bağlılık ilişkisi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

EğitimÖrgütsel bağlılık
Ebru Tolay
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ürün etiket ve ambalajının kalite imajı üzerine etkileri

Etiket ve ambalaj, özellikle satın alım süreçleri çok kısa olan dayanıksız tüketim mallarında, tüketiciyi etkileyen ilk unsurdur. Gelişmiş ülkelerde uzun yıllardan beri var olan, ülkemizde de son on onbeş yıldır sayılan gittikçe artan ve her geçen gün bir yenisi açılan süpermarket, hipermarket ve yapı marketler, bir çok ürün ve markayı aynı çatı altında, temiz, sağlıklı ve cezbedici koşullarda bizlere sunmaktadır. Alışveriş için gittiğimiz bu yerlerden döndüğümüzde, daha önceden hesaplayıp düşünmediğimiz bir çok ürünü aldığımı/m farkına varırız. İşte bu ürünlerin etiket ve ambalajıyla bizleri etkileyerek kendilerini satın aldırmalarının en somut örneği, hepimizin yaşadığı süpermarket örneğidir. Konuyla ilgili olarak birinci bölümde etiket ve ambalajın tanımı, çeşitleri, işlevleri anlatılmakta, teknolojik gelişmelerle birlikte bazı örnekler verilmektedir. ikinci bölümde, kalite, standart ve imaj kavramları incelenmekte, etiket ve ambalajla ilgili Türk Standarttan, ISO Standartları ve ambalajlamadaki miktarlar ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise, tüketici davranışları ve tüketici karar verme süreci ve birlikte bu karara etkiyen faktörler anlatılmaktadır. Ürün etiket ve ambalajındaki tasarımın tüketicileri nasıl etkilediği ve bu etiket ve ambalajın tüketicide ürün hakkında nasıl bir imaj yarattığı örneklerle birlikte ele alınmaktadır.

AmbalajlamaEtiketKalite+3
Serdar Oğuz
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk traktör kullanıcılarının marka tercihlerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

ÖZET Tüketici davranışları pazarlamanın temelini oluşturmaktadır. Tüketici davranışlarına önem vermek, hem firmanın pazarlama faaliyetlerini daha etkin ve sonuca dönük olmasını hem de tüketicinin ihtiyaç ve isteklerinin daha fazla tatminini sağlar. Bazı pazarlarda, marka olgusu iki sebebe bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Birinci sebep tüketicinin ürünü satın alırken ve kullanırken güven duyma ihtiyacıdır. İkinci sebep ise ürünün algılanan kalitesinin farklılığıyla oluşmaktadır. Özellikle Türkiye'nin yabancı ülkeler ile entegrasyonunun hızlanmasına bağlı olarak, yabancı firmaların Türkiye pazarına girmeleri, rekabeti arttırdığından, yerli ve yabancı firmaların daha fazla tüketici davranışlarına önem vermelerine neden olmuştur. Türkiye'nin traktör pazarı çoğu yabancı firmanın özlediği büyüklükte olması, orta vadede yabancı firmaların bu pazara yönelmesine neden olacaktır. Bu açıdan şu an varolan markaların tüketicilerin gözünde marka bağımlılığını oluşturması, kendilerine rekabet avantajı sağlayacaktır. Marka bağımlılığını oluşturmanın dayanak noktası, tüketicinin davranışlarını anlamaya çalışmak ve yönlendirmektir. Bu çalışma, ister traktör ister başka bir pazar için yapılacak çalışmalara örnek olarak kabul edilebilir. Çalışmada önce tüketici davranışlarının temellerini teorik açıdan açıklanmıştır. Davranışları etkileyen etmenler ortaya konmuş ve daha sonra satın alma süreci incelenmiştir. Bu bilgilerin ışığı altında 440 kişilik bir araştırma yapılarak, bulgular değerlendirilmiştir. III

MarkaMarka tercihiTercih+3
Tarkan Karadibak
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tüketicilerin korunması yönünden aldatıcı yanıltıcı reklamların etkileri: Gıda maddeleri üzerine bir araştırma

Tüketiciler, firmaların pazarlarda oluşturduğu yoğun rekabet ortamı içerisinde alışveriş kararlarında zorlanmaktadırlar. Tüketicilerin bilgilendirilmesinde önemli rolü olan reklamların, tüketici aleyhine olan durumları söz konusudur. Reklamlar aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte veya çeşitli yollarla eksik, yanlış, abartılı veya malla ilgisi olmayan bilgiler vermektedirler. Reklamlar açısından tüketicilerin korunması konusuna ise, tüketiciler, işletmeler, devlet ve yasa koyucular gereken önemi vermemektedirler. Pazardaki bir mal veya hizmet hakkında tüketiciye doğru olmayan bilgiler vererek, yanlış seçim yapmalarım sağlamak ve sonuçta haksız kazanç sağlamak aldatıcı-yanıltıcı reklam olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı; her tüketiciyi yakından etkileyen; üretim, hizmet ve ticaret işletmelerinin aldatıcı-yanıltıcı, tüketiciye zarar veren uygulamalarından tüketicilerin korunmasını sağlayıcı teorik çerçevenin incelenmesinden sonra, uygulamada; tüketicilerin tüketicinin korunması konusundaki eğilimlerini araştırmaktadır. Konunun incelenmesinin ağırlık noktasını aldatıcı-yanıltıcı reklam uygulamaları oluşturmaktadır Reklamlar konusunda çeşitli çalışmalar yapılmış olmasına karşın, aldatıcı-yanıltıcı yönü yeterince ele alınmamış olması nedeniyle, aldatıcı-yanıltıcı reklamlar konusundaki eksik literatüre katkı sağlamak istenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; tüketicinin korunması çeşitli yönleriyle incelenmiştir İkinci bölümde; pazarlama karması ve iletişim içerisindeki reklamın yeri ve önemi, aldatıcı-yanıltıcı reklam konusu ile ilgili tanım ve kavramlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde; aldatıcı-yanıltıcı reklamlarla ilgili tanım ve kavramların açıklanmasına devam edilmiştir. Dördüncü bölümde; aldatıcı-yanıltıcı reklamların etkileri, tüketiciler üzerinde gerçekleştirilen alan çalışmasının sonundaki veriler değerlendirilerek elde edilmiştir.Tüketiciler, alışveriş kararlarında büyük etkisi görülen reklamların aldatıcı- yanıltıcı etkisi konusunda, oldukça toleranslı davranmaktadırlar. Haklarının neler olduğunu bilmemekte, tüketicilerin korunmasına yönelik yasal çerçevenin bilincinde değildirler. Tüketicilerin bu konudaki bilgisizliği ve eğitimsizliği sonucunda, devletin son yıllarda almak istediği önlemler yetersiz kalmıştır. Sonuçta kimi işletmeler aldatıcı- yanıltıcı reklam uygulamalarını sürdürmektedirler.

Gıda maddeleriReklamlarTüketicinin korunması
Esen Karabacak Gürbüz
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Durumsal liderlik ve Türk Kara Kuvvetleri`nin alt kademe lider tiplerinin incelenmesi

ÖZET "Durumsal Liderlik ve Türk Kara Kuvvetlerinin Alt Kademe Yönetim Seviyesinde Lider Tiplerinin İncelenmesi" adlı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Liderliğin anlamı ve mahiyetinin açıklığa kavuşturulmaya çalışıldığı birinci bölüm, liderlikle ilgili genel açıklamalar ile liderlik özellikleri ve davranışları adlı iki kışıma ayrılmıştır. Liderlikle ilgili genel açıklamalar kısmında liderlik ve lider kavramlarının tanımlan, liderlik görevleri, liderliğe temel oluşturan kavramlar ile liderlik ve benzeri kavramlar arasındaki ilişkiler yer almaktadır. Liderlik özellikleri ve davranışları kısmında, liderlik özellikleri ve davranışları konusunda yapılan araştırmalar ile liderlik davranışları konusunda geliştirilen kuramlara değinilmiştir. Yine bu kısımda her iki liderlik yaklaşımı değerlendirilerek birbirleriyle karşılaştırılması yoluna gidilmiştir. "Durumsal Liderlik" başlığını taşıyan ikinci bölüm, liderliğin durumsal etkileşimi ve durumsal liderlik kuramları olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir. Liderliğin durumsal etkileşimi kısmında liderlik durumsal yaklaşım açısından ele alınmış, durumsal liderliğe temel oluşturan düşünceler ile liderliğe durumsallık yaklaşımının kuramsal özelliklerine değinilmiştir. Bu noktada liderlik tarzlarının hangi durumsal faktörlerle etkileşimde bulunduğu ve liderlik tarzlarının değiştirilmesinin ne ölçüde mümkün olduğu konularının incelenmesi gereği ile karşılaşılmıştır. Durumsal liderlik kuramları kısmında ise, literatürde ağırlıklı olarak değinilen dört durumsal liderlik kuramına yer verilmiştir. Bu kuramlar; Fiedler'ın Lider Etkinliğine Durumsallık Yaklaşımı Kuramı, Yol - Amaç Modeli, Vroom - Yetton'un Durumsal Liderlik Modeli ve Yaşam Eğrisi Kuramlarıdır. Bu kuramların incelenmesinde orjinal kaynaklardan faydalanma imkanı elde edilmiştir. "Türk Kara Kuvvetlerinin Alt Kademe Yönetim Seviyesinde Lider Tiplerinin İncelenmesi" başlığını taşıyan üçüncü bölümde, lider tipleri literatürdeki liderlik yaklaşımlarına paralel biçimde incelenmiştir. İncelemenin örnek kütlesini Olağanüstü Hal Bölgesinde konuşlanmış bir piyade taburunda bulunan erlerle manga ve takım komutanı seviyesindeki liderler oluşturmuştur. Etkin liderlik özelliklerinin tesbiti için 25 özelliğin yer aldığı bir anket formu geliştirilerek örnek kütleyi teşkil eden erlere doldurtulmuştur. Liderlik davranış boyutunun ölçümlenmesinde ise Ivancevich, Donnally ve Gibson tarafından geliştirilen bir form kullanılmış, lider başarım düzeyinin ölçümlenmesine yönelik olarak da bir form geliştirilerek manga ve takım komutanlarının bölük komutanlarına doldurtulmuştur. Böylece lider davranış boyutları ile başarım düzeyleri tablolaştırılarak, başarılı alt düzey askeri liderlerin hangi liderlik davranış boyutunu ağırlıklı olarak kullandıklarının tesbit edilmesi yoluna gidilmiştir. Durumsal liderlik kuramları içerisinde geçerliliği konusunda en fazla teste tabi tutulan, olumlu ve olumsuz eleştirilerin üzerinde en fazla yoğunlaştığı kuram olan Fiedler'ın lider etkinliğine durumsallık yaklaşımı kuramı bu çalışmada da alt düzey askeri liderler üzerine test edilmiş ve hem Türk kültüründe hem de askeri düzlemde geçerliliği konusunda bir fikre ulaşılmaya çalışılmıştır.

Durumsal liderlikKara Kuvvetleri KomutanlığıLiderlik+2
S. Serdar Bozbey
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maliye muhasebesi alanında yönetim danışmanlığı

Günümüzde, kökleri sanayi devrimine kadar uzanan yönetim danışmanlığı gelişmiş ülkelerde yaygın bir şekilde pek çok alanda başvurulan bir hizmettir. Ekonomik, sosyal ve kültürel birçok olay; bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, artan rekabet, ekonomik bütünleşmeler kısaca küreselleşme olarak nitelenen hızlı değişim süreci işletmeler açısından yönetim danışmanlığına olan talebi hızla arttırmaktadır. Günümüzde yönetim anlayışında yaşanan hızlı gelişmeler yönetim danışmanlığının profesyonel bir nitelik kazanmasını sağlamıştır. Maliyet Muhasebesi Alanında Yönetim Danışmanlığı adlı bu çalışmanın; birinci bölümünde yönetim danışmanlığının ne olduğu, tarihsel gelişimi ve yönetim danışmanlığına ilişkin genel bilgilerin yanısıra danışman-müşteri ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde, bir yönetim danışmanın danışmanlık işini yerine getirirken daha çok hangi konularla ilgilenip ilgilenmediğini hangi aşamaları izlediğini ve neler yaptığını gösteren yönetim danışmanlığı sürecinin aşamaları incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde uygulamacılara da ilginç gelecek olan yönetim danışmanlığında kullanılan çeşitli analiz tekniklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, muhasebe ve onun bir alt sistemi olan maliyet muhasebesine bir sistem olarak yaklaşılmıştır. Maliyet muhasebesi sisteminin kurulması için gerekli olan belge ve dokümanlar, hesap planı düzenlenmiş, fiziksel akımlar tablosu ile gider dağıtım tablosu oluşturulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde, teorik olarak anlatılanları destekleyici çeşitli firmalara ilişkin maliyet muhasebesi alanında yönetim danışmanlığı uygulamaları değerlendirilmiştir.

DanışmanlıkMaliyet muhasebesiYönetim danışmanlığı
Fatma Tektüfekçi
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) ihracatta etkinliğinin arttırılabilmesi için alınması gereken önlemler

Günümüzde, bütün dünya ülkelerinde gerek üretim gerekse istihdam açısından önemleri kabul edilen KOBİ'lerin tanımlan ülkelere hatta ülke içindeki çeşitli kurum ve kuruluşlara göre farklılıklar göstermektedir. Bu durum özellikle ülkemizde imalat sanayisinde toplam işletmelerin %99.5'ini, toplam istihdamın %61.1'ini oluşturan KOBf lerle ilgili yapısal düzenlemelerde sorunlara neden olmaktadır. Ayrıca KOBİ'lerin sahip olduğu üretim, pazarlama, finansman ve yönetim gibi yapısal sorunları da bu düzenlemeleri etkilemekte ve KOBİ'lerin var olan potansiyellerini tam olarak kullanamamalarına neden olmaktadır. Tüketicinin daha bilinçli olduğu, pazarlarda çok çeşitli ve birbirinden kaliteli ürünlerin bulunduğu, teknolojinin hızla ilerlediği, en önemlisi de dünyada sınırların r kalktığı ve rekabetin gittikçe zorlaştığı günümüzde, birçok ülke KOBİ'lerin üretimlerini artırmaya ve ihracata yönlendirmeye yönelik çeşitli önlemler almaktadır. Alınan önlemlerdeki temel amaç, KOBİ'lerin rekabet gücü kazanmalarıdır. Rekabette güç kazanmak ise ölçek ekonomisine ulaşabilmekle mümkündür, bunun için de çeşitli araçlara ve hizmetlere ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle bir yapının oluşturulmasmda "örgütlenme" bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda pek çok ülke ihracat faaliyetlerinde ve özellikle küçük ve orta boy işletmelerin ihracata yönlendirilmesinde çeşitli modeller benimsemekte ve örgütlenme biçimine gitmektedir. Ülkemizde de örgütlenme konusunda dönem dönem çeşitli modeller (Dış ticaret sermaye Şirketleri, Çok Ortaklı Dış Ticaret Şirketleri, Sektöre! Dış Ticaret Şirketleri gibi) benimsenmiş olup, halen Dış Ticaret Şirketleri ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri resmen uygulanmaktadır. Fakat, KOBİ'leri ihracata yönlendirebilmek, ihracatta etkinliklerini artırabilmek ve onları tek bir çatı altında toplayabilmek için öncelikle ülkemizdeki KOBİ'lerin yapısını incelemek, sorunlarını ve ihtiyaçlarını belirlemek, güven ve işbirliği duygusunu yaratmak, örgütlenme konusunda bilgilendirmek ve bu konuda onlara destek vermek gerekmektedir.

KOBİİhracat
Serpil Ünal
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel politika ve yansımaları

Yönetim ve Davranış Bilimleri temellerini rasyonalizm üzerine kurmuştur. Fakat iş dünyasında rasyonalizm ilkeleri çeşitli nedenlerle ihlal edilmektedir. Bu durum içsel vedışşal koşullardan kaynaklanmaktadır. Bunun birincil nedeni örgüt içindeki birey veya grupların kendi çıkarları doğrultusunda örgütsel kararlan etkilemek istemeleridir. Örgütsel politika kavramı örgüt içindeki birey ve grupların politik davranışlarını açıklamaya çalışır. Bu davranışların nedenleri, kullanılan araçlar, oyuncular ve sonuçlar üzerinde durulur. Örgütlerde bireylerin başkalrını etkileyebilmek için güce ihtiyaçları vardır. Bu nedenle güç kazanma ve etki kullanma politika oynamak için gerekli olan koşullardır. Örgütsel politika kavramı çalışma hayatının yadsınamaz bir gerçeğidir. Örgütsel politikanın varlığına kabul edildiğinde ve yöneiiiebilir sınırlar içinde tutulabildiğinde tehlikesi azaltılabilir. Bu çalışmada örgütsel politika teorisi yazını genel olarak tartışılmış, çalışma hayatında politik olarak algılanan kararlar ve ülkemizde kullanılan politik taktikler belirlenmeye çalışılmıştır.

Örgütsel politika
Julide Kesken
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni ürün geliştirme süreci: Kimya sektörü uygulamaları açısından değerlendirmeler

Yeni ürün geliştirmek, firmaların çeşitli nedenlerle gerçekleştirdikleri maliyeti ve riski yüksek bir etkinliktir. Yüksek maliyet ve riskin söz konusu olması, bu konuda yapılan çalışmaların riski azaltacak özellikte olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, pazarda kabul görebilecek ve firma hedeflerine katkıda bulunacak yeni ürünlerin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Günümüzde yeni ürün geliştirme, sadece bir tasarım çalışmasından ibaret olmayıp çeşitli disiplinlerin birarada çalıştığı bir süreç şeklini almıştır. Bir yeni ürün geliştirme süreci şu aşamalardan oluşmaktadır : Yeni ürün fikirlerinin oluşturulması, yeni ürün fikirlerinin elenmesi, kavram geliştirme, pazarlama stratejilerinin belirlenmesi, iş analizi, ürünün geliştirilmesi (tasarımı) ve test edilmesi, pazar testleri ve ticarileştirme. Bu çalışmada yeni ürün geliştirme süreci genel anlamda konu ile ilgili literatürün araştırılmasıyla ele alınmakta ve Türk kimya sektöründe etkinlik gösteren üç şirketin yeni ürün geliştirme süreci uygulamaları incelenerek literatür araştırması sonucunda tanımlanan süreçle karşılaştırılmaktadır. Yapılan değerlendirmeler, Türk kimya sektörü uygulamalarının geliştirilmesi için tasarım öncesinde gerçekleştirilecek pazar çalışmalarının (ve diğer çalışmaların) ve süreçte teknik ve pazarlamaya ilişkin işlevler arasında entegrasyonun geliştirilmesinin önem taşıdığını ortaya koymaktadır.

Kimya sektörüYeni ürünlerÜrün geliştirme
Okan Ergül
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Envanter sorunlarının çözümünde dinamik programlama modelinin kullanılması

Firmaların topluma daha iyi hizmet vermeleri ve rekabet koşullarında ayakta kalabilmeleri için kar elde etmeleri zorunludur. Firmaların karı en yükseklemesi için, ellerindeki kaynakları etkin kullanmaları gerekir. Kaynakların etkin kullanımını sağlayarak optimum sonuçlara ulaşmak için sayısal yöntemlerle ilgili bir çok teknik kullanılabilir. Dinamik programlamada bu tekniklerden bir tanesidir. Dinamik programlama modeli ile bir çok işletme sorunu çözüme ulaştırabilir. Özellikle problemler daha az sayıda değişkenler içeren problemlere dönüştürebiliyor ise dinamik programlama uygulaması rahatlıkla yapılabilmektedir. Dinamik programlama, uzun zamanı kısa zamanlara bölerek, optimal sonuçlara ulaştığı için dinamik karakterlidir. Bu yüzden dinamik programlama, işletmelerin önemli bir sorunu olan envanter kontrolünde kullanılabilecek bir modeldir. Firmalar ileride üretimde kullanmak yada pazarlamak için ellerinde materyal, yarı işlenmiş ve tamamlanmış ürünler bulundurabilir. Son yıllarda tam zamanında üretim ve malzeme ihtiyaç planlaması gibi bir çok modern teknik envanter kontrolünde çok kullanılan yöntemler olarak göze çarpmaktadır. Firmalar envanterlerin doğuracağı ağır maliyetlerden kurtulmak için ya envanter bulundurmamayı yada en az miktarda envanter bulundurmayı istemektedirler. Diğer taraftan, ekonomik belirsizlikler ve kendini değişen talep durumuna hazır bulundurma gibi bir çok nedenden ötürü firmaların çoğu ellerinde envanter bulundurmaktadırlar. Firmaların ellerinde bulundurdukları bu envanterler bir yerde stoklanmak zorundadır. Temel amaç, hangi koşullarda, ne miktarda ve nerede, ne zaman stoklanması gerektiğini belirleyebilmektir. Envanterleri en az maliyet, en az yıpranma ve en az yer kullanarak elde tutmak çok önemlidir. Envanter sorunu diye tanımlanabilecek olan bu sorunların çözümünde kullanılacak önemli tekniklerden bir tanesi de dinamik programlama modelidir. Yapdan araştırmalar dinamik programlama modelinin üretim-envanter planını belirlemede çok önemli bir model olduğunu ortaya koymaktadır.

Dinamik programlamaEnvanter kontrolü
Ali Özdemir
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayara dayalı MRPII (imalat kaynak planlaması) sistemi ve bu sistemin gerektirdiği veri tabanı yapısının analizi

ÖZET MRPII Sistemi işletme imalat ortamındaki tüm planlama faaliyetlerinin ilişkili biçimde bütünleştirilmiş halidir. MRPII sistemi bilgisayar destekli modüler bir yapı içerisinde uygulanmaktadır. MRPII Sistemi bir işletmeye uygulanmadan önce hem işletme ortamı hem de MRPII sistemi iyi bir şekilde analiz edilmeli ve sistemin, işletmenin yapısına uygun olup olmadığı, yapılacak olan alt yapı yatınmı da göz önünde bulundurularak araştırılmalıdır. Bu tez çalışması, MRPII sisteminin modüllerini, modüller arası ilişkilerini, her modülün sisteme sağladığı çıktıları, kısacası MRPIFnin neyi başarıp başaramayacağını analiz ederek MRPII sisteminin bir işletmeye sağlayacağı katkıları ortaya koymayı amaçlar. Yapılan tez çalışması MRPII bilgisayar yazılımları için bir temel oluşturacak olan sisteme ait veritabanı yapısını da analiz ederek, modüllerin kullandıkları ortak ve ayn veri tablolarını, tablolar arası ilişkileri, ve tabloların kayıt alanlarını özellikleriyle ortaya koymaktadır. Burada yazılım geliştiricilere yol gösterecek bir analiz amaçlanmıştır. n/

Bilgisayar destekli üretimKaynak planlamasıMalzeme ihtiyaç planlaması+1
Sabri Erdem
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de otel işletmelerinde muhasebe organizasyonu

Bir ekonomik kuruluşun etkin bir biçimde yönetimi, geniş ölçüde güvenilir ve objektif sayısal bilgilerin kullanılmasına ve yorumlanıp değerlendirilmesine bağlıdır. Bu sayısal bilgilerin büyük bir kısmı mali nitelikte olup muhasebe işlemleri sonucunda elde edilir» Aynı sektörde -faaliyet gösteren isletmelerde uygulana bilecek tektip bir kayıt ve rapor sistemi, isletmeler acısından da son derece önemlidir» ülkelerin gelişmeleri? benzer işletmelerdeki benzer konum ve durumlara uygulanabilir bir muhasebe sistemine bağlıdır. ülkelerin gelişmeleri? gelişmeyi sağlayan -faaliyetlerin mali ekonomik acıdan değerlendirilmelerinde kullanılacak Tekdüzen Hesap planının varlığı ile mümkündür»

MuhasebeOtellerOteller+1
Gülsün İşseveroğlu
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane bilgi sistemi

Bu çalışma; sağlık hizmeti veren bir organizosyonun bilginin akıllı bir şekilde kullanımı ile, nasıl daha iyi bir hale getirilebileceği konusunda yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışmada, bilginin önemi ve yönetim için nasıl etkili bir araç haline gelebileceğinin anlaşılmasında yöneticilere bilgiler vermek hedeflenmiştir. Farabi hastanesinde bilgisayar kullanımı, yazılım, donanım ve teknolji seçimine değinilmiştir. Sağlık hizmeti veren kuruluşlarda çalışan yöneticilere, Bilgisayar Tabanla Bilgi Sistemi geliştirme konusunda yardımcı olmak amaçlanmıştır ve çalışmanın sonucu olarak üç önemli nokta bulunmuştur;.Yazılım ve donanım seçimi,.Hastane Bilgi Sistemi oluşturmada yaklaşımlar,.Personel eğitimi(Bize göre en önemli nokta). Sistemin, tasarlanması, analiz edilmesi ve devamlılığının sağlanmasında kullanılacak, yeterli nitelikte teknik personel açığının kapatılması gerekmektedir. İyi bir "Bilgi İşlem" bölümü donanımın bakımı ve çalıştırılması için gerekli teknik personel olduğu kadar profesyonel analist ve programcılar da olması gerekmektedir. Yönetim, sistem çalışmayla başladıktan sonra, tüm bilgisayar faaliyetlerinin ve hizmetlerinin periyodik olarak, maliyet hesapları ve yasal yönden incelenmesinde ısrarla öncü rol alması gerekmektedir. Yönetim ayrıca, donanım ve yazılım edinilmesinde dikkatle belirlenmiş plan öncelikleri ile sistemin tasarımı, analizi ve tamamlanmasının sağlanmasını da garanti altına almalıdır.

Bilgi sistemleriBilgisayar kullanımıHastaneler+2
Kemal Turhan
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal kiralama (leasing) ve Türkiye`de uygulanması

"Finansal Kiralama (Leasing) ve Türkiye'de Uygulanması" isimli bu çalışmada ana amaç finansal kiralamanın Türkiye'de uygulanması ve uygulama sonucunda ülkemiz ekonomisine ekonomik ve finansal açıdan yaptığı katkıyı ortaya koymaktır. Bu amaca uygun olarak da ilk önce finansal kiralama genel olarak anlatılmış daha sonra dünyadaki uygulamaları incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma finansal kiralamanın Türkiye'de uygulanmasını ortaya koymayla son bulmuştur. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, genel olarak finansal kiralama anlatılmıştır. Bu bölümde finansal kiralamanın tanımı, kapsamı ve çeşitleri anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, finansal kiralamanın organizasyon yapısı anlatılmıştır. Bu başlık altında finansal kiralamanın tarihsel gelişimi ve dünyada uygulanışı incelenmiştir. Üçüncü bölümde, ana amaç doğrultusunda Türkiye'de finansal kiralama işlenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde öncelikle finansal kiralamanın hukuki yapısı incelenmiştir. Ayrıca, Türkiye'de uygulanan finansal kiralama türleri, yapılan çalışma ve araştırmalar, faaliyet gösteren kiralama şirketleri ve bankaların bu alandaki rolü incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise,yine ana amaç doğrultusunda Türkiye'de finansal kiralamanın ekonomik ve finansal açıdan incelenmesi yapılmış ve bu konuyla ilgili sorunlara yer verilmiştir. Çalışma ile ilgili bulgular sonuç ve öneriler bölümünde anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, finansal kiralamanın ülkemizde istenilen verimi tam olarak sağlayamayacağı anlaşılmıştır. Bunun nedenleri arasında ülkemizdeki genel ekonomik durum, körfez krizi, bu konuda yeteri kadar bilgi birikiminin ve yetişmiş beyin gücünün bulunmaması sayılabilir.

Finansal kiralama
Seher Genç
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkınma bankacılığı ve Türkiye Kalkınma Bankası'nda kredi riski yönetimi

Banka kredileriBankacılıkBankalar+4
Aynur Bahadır
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kredi kartlarında müşteri tatmini ve kredi kartlarının kabul veya reddedilmesini belirleyen faktörler; Ekonomik bir uygulama

ÖZET Kredi Kartlarında Müşteri Tatmini ve Kredi Kartlarının Kabul veya Reddedilmesini Belirleyen Faktörler; ekonomik bir uygulama isimli bu çalışmanın temel amacı, bankaların kredi kartları konusunda tüketicilere sundukları hizmetler ve tüketicilerin bu hizmetlerden elde etlikleri faydalar, bankaların kredi kartlarında hedef kitleleri ve bu hedef kitleye ulaşabilmek için uyguladıkları pazarlama yöntemleridir. Çalışmanın daha verimli olabilmesi için, kredi kartları gibi geniş kapsamlı bir konunun tüketicilere sağladığı yararlar ve pazarlama yöntemleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca Trabzon'da faaliyet gösteren ve kredi kartı pazarlayan tüm bankalar araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kredi kartlarının tanımı, tarihçesi ve kredi kartları ile ilgili genel tanımlar verilmiş, kredi kartı türleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra kredi kartı pazarlayan bankalar tek tek ele alınmış, sundukları hizmetler, bu hizmetlerden kimlerin yararlanabileceği ve bankaların kredi kartı pazarlama yöntemleri ayrıntılı olarak elealınmış ve incelenmiştir. İkinci bölümde ise, bir bankanın kredi kartı başvurusunda bulunan müşterileri incelenmiş, hangi kriterlere göre kart verildiği konusu araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, bankaların tüketicilerin beklentilerine daha etkin bir şekilde cevap verebilmek için ya ürün farklılaşması yoluna gittikleri ya da fayda arttırıcı önlemler peşinde koştukları görülmüştür. Teknolojide meydana gelecek değişimler ve gelişmeler sonucunda tüketicilere daha iyi hizmet sunulacağı ve ortaya çıkan aksaklıklarında yavaş yavaş ortadan kalkacağına olan inancımız mevcuttur.

BankalarKredi kartlarıMüşteri tatmini+1
Ahmet Ünver
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletmelerde mali başarısızlıklar ve maliyet yönetimi

ÖZET Malı başarısızlıklar, borçları ödeyememe durumundan iflasa kadar uzanan bir süreçtir. Bu süreçte işletme içi ve işletme dışı nedenler çok etkilidir. Günümüzdeki yoğun rekabet ortamında üretim maliyetlerinin önemli olması ve yanlızca küçük işletmelerin değil büyük işletmelerinde başarısız olması konunun önemini artırmıştır. Başarısızlık istenmeyen bir durumdur ve işletmeleri olumsuz yönde etkiler, işletmeler bu olumsuzluktan etkilenmemek için mali başarısızlık nedenlerini araştırma ve mali başarısızlığı önceden tahmin etmeye önem vermişlerdir. Bu tahminde ise mali oranları kullanmışlardır. Fakat sonyıllarda görülen teknolojik ve ekonomik gelişmeler esnek üretim sistemini geliştirmiştir. Bunun sonucunda üretim maliyetlerinin önemi artırmıştır ve işletmelerde maliyet yönetimi gelişmiştir. Bu çalışmanın amacı, işletmelerde mali başarısızlık nedenlerinin neler olduğunu açıklayarak üretim maliyetlerine gereken önemin verilmesini sağlamak ve işletmelerin başarılı olmalarına yardımcı olmaktır. Bu çalışmada daha çok literatür araştırması yapılmış yerli ve yabancı kaynaklardan faydalanılmıştır. Bu araştırmada üretim maliyetleri ile mali başarı arasında ilişki kurulmaya çalışılmış ve tümevarım yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada önce, işletmenin tanımı, amaçları ve ekonomik yapı içindeki önemi açıklanmıştır. Daha sonra ise mali başarısızlıklar ve bunların nedenleri ile bu başarısızlıkların neden olduğu sosyo ekonomik sonuçlar açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca mali başarısızlığın önceden tahmininin yararına yer verilmiştir. Daha sonraki bölümde ise, üretim maliyetleri hakkında detaylı bilgi verilerek maliyet yönetiminin önemi ve araçları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise örnek bir işletme üzerinde uygulama yapılmış ve mali başarısızlığın önceden tahmini ile maliyet yönetiminin önemi ortaya konmuştur.

Finansal başarısızlıkMaliyet muhasebesiÜretim maliyeti+1
Mustafa Savcı
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Su ürünleri sektöründe bir firma değerlendirmesi: Durum. analiz ve öneriler

Firma değerlendirmeleri, firma yöneticilerinin firmanın; -ekonomik, ticari, mali ve teknik yapısını, -rakip firmalar karşısındaki durumunu, -güçlü ve güçsüz yönlerini, oranlar yardımıyla kilit göstergeler elde ederek, bu bilgiler ışığında; planlama, yürütme, denetim işlevlerini sağlıklı ve başarılı bir biçimde sürdürmesine yardımcı olmaktadır. Bu çalışma; firma yöneticilerine, stratejik ve taktik karar alma süreçlerinde ihtiyaç duyacakları etkin ve verimli çalışmayla ilgili veri ve bilgileri sağlayabilme amacına yöneliktir. Çalışma kapsamına; su ürünleri sektöründe faaliyet gösteren özel kesim firma alınmıştır. Hesaplanan oranlar ve yorumlan ilgili bölümlerde verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; Türkiye'deki su ürünleri sektörünün üretim potansiyeli, ülke ekonomisindeki yeri ve önemi, su ürünleri kaynaklan, üretimi ve su ürünleri sanayii ile ilgili ayrıntılar verilmiştir. ikinci bölümde; su ürünleri sektöründe faaliyet gösteren Baysoy Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret A. Ş. su ürünleri isleme komple yeni yatırımı fizibilite çalışması ve bu çalışmada belirlenen veriler kullanılarak, performans göstergeleri yardımıyla firmanın değerlendirmesi yapılmıştır. Değerlendirme ve öneriler bölümünde ise, firma değerlendirmesinde elde edilen sonuçlar; firma amaçlan açısından yorumlanmış ve bu sonuçların sektör değerleriyle karşılaştırması yapılarak, firmanın olumlu ve olumsuz yönleri belirlenmeye çalışılmıştır Çalışmada; etkin ve verimli çalışmayı belirlemede oran yöntemi kullanılmıştır Çalışma, anılan sektörde yer alan teşebbüslerle ilgili kişi ve kuruluşlara yararlı olabilecektir. VI

Finansal yapıFirma analiziSu ürünleri sektörü+1
Ali Kadir Arslan
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Büyüme stratejisi olarak holdingler ve Türkiye`deki holdingleşme olgusu

İşletmeler, ekonomik gelişme sürecinde büyük işletmelerin avantajlarına sahip olabilmek için sürekli olarak büyüme ihtiyacı duymuşlardır. İşletmelerin büyüme ihtiyacını karşılamak için çeşitli stratejiler geliştirilmiştir. Bu stratejilerin temelde işletme içi büyüme stratejileri ve işletme dışı büyüme stratejileri olarak sınıflandırılabilir. Holdingleşme, işletme dışı büyüme stratejileri içerisinde yer alır. Holding şirket, bir şirketin başka şirketlerin hisse senetlerinin büyük bölümüne sahip olmak suretiyle oluşmaktadır. Son yıllarda diğer büyüme stratejileri yerine holdingleşmenin seçilmesi, bu tür kuruluşların önemli bir takım üstünlüklerinin olmasından kaynaklanır. Holdinglerin örgüt yapıları incelendiğinde holdinglerin bir üst yapı kurumu olarak örgütlendikleri görülmektedir. Holdinglerin fınansal yapıları incelendiğinde çift yönlü bir fon akışının olduğunu görülecektir. Bu fon akışları holding şirketten bağlı şirketlere doğru olabileceği gibi bağlı şirketten holdinge doğru da olabilecektir. Holding sistemin fınansal yönden bir bütün olarak değerlendirebilmek için konsolide fınansal tablolara ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde holdingleşme olgusunun yakın bir tarihe dayandığı, gelişmiş ülkeler göre çok geç başladığı görülmektedir. Ülkemizde holdingleşmenin 1980 yılından sonra hızlı bir gelişim gösterdiği söylenebilir. Bu çalışmada büyüme stratejilerine değinilerek, bizim açımızdan yeni bir büyüme stratejisi sayılabilecek holdingleşme üzerinde yoğunlaşılmıştır. TÜL fDK^Köö- rrij'/i Klttüti VII

Büyüme politikalarıBüyüme stratejileriHoldingler+2
Hakan Aydın
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küçük ve orta ölçekli işletmeler; iç pazar ve ihracatta karşılaştıkları pazarlama sorunları ve çözüm önerileri Trabzon sanayinde örnek uygulama

Küçük ve orta boy işletmeler, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin ekonomik gündeminde daima önemli yer işgal etmişler ve sanayinin gelişim sürecinin her döneminde varlıklarını korumuşlardır. Ülkemizde de küçük ve orta ölçekli işletmeler önemli sosyal ve ekonomik fonksiyonlar üstlenmişlerdir. Ancak günümüzde, ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan kalkınmasında oynadıkları rolü tam olarak yerine getirememektedirler. Çünkü küçük ve orta ölçekli işletmeler birçok problem ve zorluklarla karşı karşıyadırlar. Bu konunun seçilmesindeki amaç, küçük ve orta ölçekli işletmelerin Türkiye ekonomisi içindeki gerek istihdam, gerekse oluşturdukları katma değerin son derece önemli oluşu ve Gümrük Birliği süreciyle bu önemlerinin daha da artacağı ve çok fonksiyonel özellikler taşıyacaklarının düşünülmesidir. Bu nedenle çalışmanın birinci bölümünde, küçük ve orta ölçekli işletmelerin genel özellikleri, kavramsal analizleri, çeşitli ülkelerdeki profilleri ve Türkiye ekonomisindeki yeri ve önemine değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, küçük ve orta ölçekli işletmeleri başarısızlığa iten nedenler üzerinde durulmuş ve işletme fonksiyonlarına ilişkin sorunları ile iç pazar ve ihracatta karşılaştıkları pazarlama sorunları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Trabzon ilinde faaliyette bulunan küçük ve orta ölçekli işletmelerin sorunlarına yönelik çalışma, anket aracılığı ile ölçülmüş, sonuçlar yorumlanmıştır. Genel değerlendirmede ise araştırma bulguları ışığında çözüm önerileri sunulmuştur. IX

KOBİPazarlamaTrabzon+1
Mehmet Kara
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Satış promosyonu ve basın sektöründeki etkinliğinin ekonomik yönden analizi

Çağımızda, pazarlama faaliyetlerinin önem kazanmasında, değişen tüketim kalıplarının etkisi çok büyük olmuştur. Sürekli olarak değişen, gelişen ve farklılaşan tüketici ihtiyaç ve tercihleri, işletmeleri, pazarlama programlarını tüketicilere daha cazip bir hale getirmeye zorlamıştır. Ürün çok kaliteli, fiyatiama uygun, dağılım kanalları ürünü hedeflere ulaştırmada etkili olsun; tüketicilere yeterli bilgi verilemiyorsa bu bileşenler yetersiz kalacaktır. Bunun için yapılan her türlü çabalar satış promosyon faaliyetlerini meydana getirmiştir. Amerika' da gelişip, dünyaya yayılan ve ülkemizde de sıklıkla kullanılan ve gün geçtikçe de kullanımı büyük oranlara ulaşan satış promosyonu, tutundurma bileşenlerinin bir alt elemanını oluşturmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, pazarlama bileşenleri tanımlanarak, satış promosyonunun bu bileşenler içindeki yeri ve önemi ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, tutundurma bileşenleri tanıtılmış ve satış promosyonu ile arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, satış promosyon araçları tanıtılmış, bu araçların avantaj ve dezavantajları sıralanmış, satış promosyonun stratejileri, amaçlan, bu faaliyetlerin teknikleri, gazetelerdeki satış promosyon çalışmaları ve satış promosyonunun satışlar üzerindeki etkileri ile ilgili bilgiler yer almıştır. Dördüncü bölümde, satış promosyonu uygulayan ulusal bir gazetenin verileri ile birlikte satış promosyonunun net satışlar üzerindeki pozitif etkisi, gün etkisi ile birlikte ortaya konmuş ve regresyon denklemi RATS programı yardımıyla çalıştırılmıştır. Tahmin edilen katsayıların işaretleri büyük ölçüde beklenilen sonuçla uyumlu ve anlamlı çıkmıştır. Beşinci bölüm olan sonuç ve değerlendirme bölümünde ise, bu uygulamadan elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. vn

Basın sektörüEkonomik analizGazeteler+2
Hatice Dilara Keskin
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel güvenlik görevlilerinin eğitimi üzerine bir araştırma: Iğdır ili örneği

Rekabet üstünlüğünü yakalama ve sürdürme çabası içindeki örgütler için, nitelikli insan kaynaklarının önemi giderek artmaktadır. Bu noktada örgütlerde eğitim ve geliştirme kavramı büyük ölçüde öne çıkmaktadır. Bu tezin temel amacı, geçmişten günümüze ülkemizde verilen özel güvenlik eğitimini inceleyerek eğitim eksikliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda yürütülen çalışmada, ülkemizdeki özel güvenlik eğitimi veren kurumlar ile özel güvenlik personelinin eğitim eksiklikleri ve mesleki eğitime bakış açısı arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde güvenlik kavramı ve ülkemizde güvenlik hizmeti veren kurumlar açıklanmıştır. İkinci bölümde örgütlerde eğitim ve geliştirme kavramı açıklanmış olup örgütlerde eğitim ve geliştirmenin önemi, eğitim ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılan yöntemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde özel güvenlik kavramı, dünyada ve Türkiye'de özel güvenliğin gelişimi ile özel güvenlik eğitimi üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise özel güvenlik eğitimi veren kurumlar arasındaki farklılıklar, özel güvenlik personelinin eğitim eksikliğine yönelik düşünceleri ve mesleki eğitime bakış açıları bakımından incelenmiştir. Sonuçlara göre özel güvelik personelinin eğitim eksiklikleri tespit edilmeye çalışılmış. Ayrıca bu eğitim eksikliklerinin eğitim kurumundan ve eğitim kurumunun sunduğu eğitim yeri, eğitici personel niteliği ve niceliği, eğitim süresi gibi etkenlerden kaynaklandığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Güvenlik, Güvenlik Örgütleri, Özel Güvenlik, Örgütlerde Eğitim ve Geliştirme, Özel Güvenlik Eğitimi Veren Kurumlar.

GüvenlikGüvenlik görevlisiIğdır+2
Erkan Şahinkaya
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağrı'nın turizm potansiyeli ve turizm pazarlaması sorunları

Dünyada turizm sektörü hızla gelişme göstererek öne çıkmasının yanında, diğer sektörlere karşı kapsayıcı bir tutum sergilemesi, çeşitli istihdam alanları açarak önemli adımlar atmasını sağlamıştır. Bu durum Türkiye'de, gerek ekonomik olarak gerek kültürel olarak gerekse politikalar bakımından etkilerini göstermiştir. Turistik amaçlı yatırımlardaki artış, milli gelir içinde turizmin payının yükselişi, oluşturulan istihdam alanı, ödemeler dengesine olumlu katkısı, yabancı sermayeyi ülkeye çekmesi gibi unsurlar sektörün önemini ortaya koymuştur. Eldeki tez çalışması hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinden faydalanmış olmasından dolayı karma desenli bir araştırmadır. Araştırmada Ağrı ilinde turizm destinasyonunun oluşturulup oluşturulamadığı hakkında hem literatür çalışması ile hem de yerinde yapılan saha gözlemleri ile materyal analizi için veri toplanmıştır.Ayrıca turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeciler ile anket uygulaması yapılarak sektörün güçlü ve zayıf yönleri değerlendirilmiştir. Çalışmada Ağrı'daki turizm değerleri ele alınmış ve turistik destinasyon oluşturulamamasının nedenleri ortaya konmuştur. Ağrı'da turizm destinasyonu oluşturabilmek için doğal, tarihi ve turistik potansiyel mevcut olmasına rağmen değerlendirilen turistik tesislerin kısa ömürlü olmalarının nedenleri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Turizm, Destinasyon, Türkiye, Ağrı, Ağrı'da Turizm

AğrıDestinasyonPazarlama+3
Ahmet Halil Dırbo
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan kaynakları yönetimi iş, değerleme süreci ve bir uygulama araştırması

Bir işletmede yer alan işlerin değerlerinin ölçülmesi iiletmeye birçok açıdan katkı sağlar. Bu katkılardan en önemlisi işletmelerin, iş görenlerine ödeme yaparken iş değerleme raporlarını temel almalarıdır. Bu sayede hakkaniyete uygun bir ücret sistemini yerleştirmek ve işveren ile iş gören arasındaki çatışmaları en aza indirmek mümkün olmaktadır. Bu çalıimada iş değerleme kavramı, iş değerleme süreci ve iş değerleme yapılabilmesi için gerekli olan iş analizi, iş etütleri ile ücret konusu incelenmeye çalışılmıştır

ÜcretÜcretlendirmeİnsan kaynakları+3
Sinan Bağdaş
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel sessizlik ile örgütsel güven arasındaki ilişkinin incelenmesi: Ağrı örneği

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, uluslararası rekabet ve işbirliklerinin artması, örgütleri stratejik yönetimi benimseyip uygulamaya başlamak zorunda bırakmıştır. Örgütlerin rekabet üstünlüğü elde etmelerinde insan unsurunun rolünü ve önemini ortaya koyan yeni düşünce ve yaklaşımlar bu çerçevede gelişmiştir. Bu durum insan kaynaklarına bir maliyet unsuru değil, sermaye ve stratejik bir kaynak olarak önem verme durumunu ortaya çıkarmıştır. Kamusal örgütlerin, insan kaynaklarını hizmet sınıfları özelinde inceleyerek değerlendirmesi, insan kaynakları yönetimi açısından önemli ve gerekli bir konudur. Bu bağlamda, kamusal örgütlerin stratejik plan ve programlarının hazırlanmasından hayata geçirilmesine kadar tüm aşamalarda önemli roller üstlenen teknik elemanların davranışları, işgörenlerden en üst seviyede yararlanmaya çalışan yöneticilerin dikkate alması gereken bir konudur. Yapım-yatırım kararlarını ve uygulamalarını, etkileme ve yönlendirme niteliği olan teknik hizmetlerde, işgörenlerin sessizlik seviyesinin artması; fikir, bilgi ve proje üretme görevi olan teknik elemanlar için, varlık nedenlerinin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Teknik hizmetlerde farklı meslek disiplinlerinin bir arada, aynı iş ve proje çerçevesinde çalışması zorunludur. Bu nedenle teknik elemanların birbirleriyle ve yöneticileri ile olan ilişkilerindeki güven seviyesinin yüksek olması, iş tatmini, motivasyon ve iş performansı açısından büyük önem taşımaktadır. Ağrı ilinde, kamudaki teknik iş ve hizmet süreçlerinde; teknik elemanların örgütsel sessizlik ile örgütsel güven davranışları ve arasındaki ilişkinin tespitine yönelik olarak yapılan bu çalışmada, 157 kamu personeli teknik elemanın katılımlarıyla ankete dayalı bir uygulama yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda örgütsel sessizlik ve örgütsel güven arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak örgütsel sessizliğin alt boyutu olan kurum yararına sessizlik ile örgütsel güvenin alt boyutu olan yöneticiye güven arasında pozitif yönlü ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca örgütsel sessizlik ve örgütsel güven değişkenleri ile teknik elemanların sosyo-demografik özellikleri arasındaki ilişkiler de araştırılmıştır.

AğrıGüvenÖrgütsel güven+2
Muhammet Fatih Turan
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akademik ve idari personelin tükenmişlik düzeyinin iş doyumuna etkisi: Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın amacı; Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nde görev yapan akademik ve idari personelin tükenmişlik düzeylerinin iş doyumuna etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nde görev yapan 198 akademik personel ve 131 idari personel olmak üzere toplam 329 çalışan oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği olmak üzere iki ayrı ölçek kullanılmıştır. Kullanılan ölçeklerin uygulanması sonucunda elde edilen veriler SPSS Paket Programı kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde frekans ve yüzde analizleri, t testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; hem akademik hem de idari personel için tükenmişlik alt boyutlarının; iş doyumunu ifade eden içsel tatmin, dışsal tatmin ve genel tatmin üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada, akademik ve idari personelin tükenmişlik düzeyleri ortalamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte akademik ve idari personel iş doyumu ortalamaları arasında ise anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.

AkademisyenlerAğrıTükenmişlik+5
Edibe Bilici
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmalat sanayiinde teknoloji transferi, inovasyon, ihracat ve firma performansı ilişkilerinin incelenmesi: Türkiye'deki ihracatçı firmalada bir uygulama

Bu tez, teknoloji transferi, inovasyon, ihracat ve firma performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bununla birlikte doğrudan kurulan bu ilişkilerin haricinde inovasyonun ve ihracatın aracılık etkisi analiz edilmiştir. Çalışmaya dair çerçeve oluşturulmadan önce yerli ve yabancı literatür taraması yapılarak araştırma modeli ortaya konulmuştur. Kavramsal çerçeve, literatür taraması ve hipotez geliştirmeden sonra analiz yöntemi olan yapısal eşitlik modellemesi (YEM) hakkında bilgilendirme yapılıp uygulama aşamasına geçilmiştir. Bu ilişkilerin ortaya konulması için Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) 2016 yılında güncellenen verilerine göre ilk 1000 ihracatçı sıralamasına giren firmalarla görüşülmüştür. Türkiye'nin ilk 1000 ihracatçı firması listesinde bilgileri paylaşılan 754 firmasına ulaşılmaya çalışılmış ve toplam 252 anket toplanmıştır. Anket verileri IBM SPSS Statistics 21 ve AMOS 22 paket programları ile istatistiki uygulamaları yapılıp araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Araştırma ve uygulama sonucunda, teknoloji transferi ile inovasyon, teknoloji transferi ile ihracat, inovasyon ile firma performansı ve ihracat ile firma performansı arasında ilişkinin anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Teknoloji transferi ile firma performansı ve inovasyon ile ihracat arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca teknoloji transferi ile firma performansı ilişkisinde inovasyonun aracılık etkisi, teknoloji transferi ile firma performansı ilişkisinde ihracatın aracılık etkisi, inovasyon ile firma performansı ilişkisinde ihracatın aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Bununla birlikte teknoloji transferi ile ihracat ilişkisinde inovasyonun aracılık etkisi anlamlı iken bu etkinin gücü yok denecek kadar az olduğu tespit edilmiştir.

Firma performansıPerformansTeknoloji transferi+4
Mehmet Asif Alan
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Geographic marketing in tourism: Kars- Ani Ruins

Over the last four decades, geographical marketing has emerged, a new type of marketing that enables the efficient handling of information, along with the development of tools that facilitate the storage, protection, use, and analysis of geographic information. With geographical marketing, businesses can reach their consumers more successfully than their competitors by developing more effective marketing mix by obtaining more accurate information about the targeted markets. There are not many studies about the marketing of any tourist destination (touristic region) through geographical marketing in our country. The purpose of this study is to deal with the issue of geographical marketing in tourism in tems of Kars Ani Ruins and contribute related literature. The study was conducted by applying a questionnaire to 432 participants who visited the Kars Ani Ruins which was included in World Heritage List at the 40 th UNESCO World Heritage Committee Meeting, which was held in Istanbul on 10-20 July 2016. The vast majority of participants state that they are happy to visit Kars Ani Ruins, that Kars Ani Ruins have a tourism image, that Kars Ani Ruins are a touristic attraction center and they are influenced by social media and circle of their friends while making their vacation plans. However, a large majority of the participants also stated that the national and international presentation of the Kars Ani Ruins is inadequate, that there are infrastructure and superstructure problems, that the physical facilities of the facilities in Kars Ani Ruins Region are insufficient and that the personnel working in Kars Ani Ruins do not have sufficient equipment.

Ani BuldingsGeographical propertiesKars+2
Gökteay Sönmez
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal zekâ, yaşam tatmini ve iş performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi: Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde ve Bayburt Üniversitesinde çalışan akademisyenler üzerinde bir uygulama

Bu çalışmanın temel amacı akademisyenlerin duygusal zekâsı ve duygusal zekâsının alt boyutları ile iş performansı ve yaşam tatmini arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaçla duygusal zekâ, duygusal zekânın alt boyutları, iş performansı ve yaşam tatmini değişkenleri hakkında yerli ve yabancı literatür taranarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca verilerin analizinde kullanılan yapısal eşitlik modellemesi ile ilgili kısa bilgiler verilmiştir. Daha sonra bu ilişkileri araştırmak üzere Bayburt Üniversitesi ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi akademisyenleri üzerinde bir alan çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve AMOS paket programları ile analiz edilerek, kurulan araştırma hipotezleri test edilmiştir. Bu çalışmada iki model önerilmiştir. Birinci modelde; duygusal zekâ, iş performansı ve yaşam tatmini arasındaki doğrudan ilişkiler ve duygusal zekâ ile iş performansı arasında kurulan modelde yaşam tatmininin aracı etkisine bakılmıştır. Önerilen bu modelde aranılan tüm ilişkiler olumlu yönde anlamlı bulunmuştur. İkinci modelde; duygusal zekânın alt boyutları, iş performansı ve yaşam tatmini arasındaki doğrudan ilişkiler ve duygusal zekânın alt boyutları ile iş performansı arasında kurulan modelde yaşam tatmininin aracılık etkisine bakılmıştır. Duygusal zekânın alt boyutlarından olan kendi duygularının farkında olma, başkalarının duygularının farkında olma ve duygu kullanımı ile iş performansı arasındaki ilişkilerin olumlu olduğu, ancak duygu düzenlemesinin iş performansını etkilemediği görülmüştür. Mevcut ilişkilerde yaşam tatminin aracı değişken olarak kullanılması, ilişkilere olumlu katkı sağlamıştır. Duygusal zekânın alt boyutlarından olan duygu kullanımı ve duygu düzenlemesi ile yaşam tatmini arasındaki ilişkilerin olumlu yönde anlamlı olduğu, ancak kendi duygularının farkında olma ve başkalarının duygularının farkında olma ile yaşam tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapısal Eşitlik Modellemesi, Duygusal Zekâ, İş Performansı ve Yaşam Tatmini.

AkademisyenlerDuygusal zekaPerformans+3
Fatma Zehra Özyılmaz
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ürün yerleştirme yönteminin tüketicilerin satın alma niyetine etkisi: Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın amacı ürün yerleştirme yönteminin satın alma niyeti üzerindeki etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinin merkez kampüsünde öğrenim gören kolayda örneklem yöntemi ile belirlenmiş 210 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması için ürün yerleştirme uygulamalarının tüketici satın alma niyetini ortaya çıkarmaya yönelik anket formu düzenlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS Paket Programı kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde frekans ve yüzde analizleri, t testi, tek yönlü varyans (ANOVA) analizi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ürün yerleştirmeye yönelik tutum ile gelecekteki satın alma niyeti arasında yapılan regresyon analizi sonucunda anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Tüketicilerin ürün yerleştirmeye yönelik tutumlarının, satın alma eğilimini olumlu bir şekilde etkilediği şeklinde yorumlanabilir. Anahtar Sözcükler: Ürün Yerleştirme, Satın Alma Niyeti, Tüketici Davranışı.

AğrıSatın alma niyetiSatınalma+3
Şeyda Şimşek
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00