
101
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
2D ve 3D matrislerle tanımlanan cebirsel yapılar üzerine
Bu tezde elemanları bölümlü halkadan seçilen iki ve üç boyutlu matrisler üzerinde tanımlanan farklı matris çarpımları ve cebirsel yapılar incelenmiştir. Tez yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin giriş ve amacı, ikinci bölümde tezin konusuyla ilgili literatür araştırması sunulmaktadır. Üçüncü bölümde ise matris teorisiyle ilgili temel kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde litaratürde iyi bilinen matris çarpımlarından Hadamard, Schur, Kroneker ve Cracovian matris çarpımları incelenmiş ve bu çarpımların bazı özellikleri verilmiştir. Beşinci bölümde ise 3D matrislerin vektör uzayı ve 3D matris halkası incelenmiş ve sonlu boyutlu 3D matris vektör uzaylarının tabanlarına örnekler verilmiştir. Altıncı bölümde, iki ve üç boyutlu aynı tipten matrisler üzerinde alışılmış matris toplamı ve bir matrisin skaler katı ile iki matrisin Zaka matris çarpımı işlemlerine göre 2D ve 3D matris halkası incelenmiş ve bu yapıların birleşme özelliği olmayan değişmeli cebir olduğu gösterilmiştir. Tezin son bölümü olan yedinci bölümde tez ile ilgili sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
Taksi hiperküreler üzerine
Bu tez çalışmasında Öklid ve Taksi uzaylarında uzaklıklar konusu incelenmiştir. Öklid ve Taksi uzaylarında iki ve üç boyutlu uzayda, iki nokta arasındaki uzaklık, bir nokta ve bir düzlem arası uzaklık, bir noktanın bir doğruya olan uzaklığı temel kavramlar olarak verilmiştir. Buna ek olarak Taksi düzlemde verilen bir noktanın bir Taksi çembere olan uzaklığı ile üç boyutlu Taksi uzayda verilen bir noktanın bir Taksi küreye olan uzaklığı incelenmiş ve örnekler ile açıklanmıştır. Son olarak, çok boyutlu uzayda Taksi hiperküresi araştırılmış, köşe ve ayrıt sayıları ile çeşitli özellikleri verilmiştir.
4-boyutlu uzayda q-çatı vektörleri ile oluşan regle yüzeyler
Bu tez çalışmasının amacı 4-boyutlu Öklid uzayında Frenet çatısına alternatif olan quasi-çatı kullanılarak quasi-vektörleri tarafından oluşturulan 2-boyutlu regle yüzeyleri incelemektir. Çalışmamız 4 bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın ilk aşamasında, 3-boyutlu Öklid uzayındaki bir uzay eğrisi için Frenet çatısı ve quasi-çatıyla ilgili tanımlar ve teoremler sunulmuştur. Daha sonra, 4-boyutlu Öklid uzayında bir eğrinin Frenet çatısı, Frenet vektörleri, Frenet türev denklemleri ve eğrinin eğrilikleri hakkında bilgi verilmiştir. Benzer olarak 4-boyutlu Öklid uzayında bir uzay eğrisinin, örneğin xy-düzlemindeki izdüşüm vektörleri k_{x} ve k_{y} için birim vektörler T teğet, N_{q} quasi-normal, B_{q} birinci quasi-binormal ve C_{q} ise ikinci quasi-binormal kullanılarak quasi-çatısı ve quasi-eğrilikleri verilmiştir. 4-boyutlu Öklid uzayında yüzeyler ve regle yüzey için bazı teoriler ifade edilmiştir. Öklidyen 3-uzayda quasi-çatı vektörleri tarafından oluşturulan regle yüzeyler verilmiştir. Dördüncü bölümde de, 4-boyutlu Öklid uzayında doğrultman vektörü yerine birim olan T teğet, N_{q} quasi-normal, B_{q} birinci quasi-binormal ve C_{q} ikinci quasi-binormal vektörleri ile oluşturulan 2-boyutlu regle yüzeylerin parametrik ifadeleri verilmiştir. Ayrıca, yüzeylerin parametrik ifadeleri yardımıyla ikinci mertebeye kadar olan kısmi türevleri ve birinci temel form katsayıları hesaplanmıştır. Bu temel form katsayıları kullanılarak 2-boyutlu regle yüzeylerin boğaz eğrileri (striksiyon çizgileri), Gauss eğrilikleri ve ortalama eğrilikleri hesaplanmıştır. İlaveten elde edilenler arasında geçerli olan bağıntılara da yer verilmiştir. Bu hesaplamaların daha açık ve anlaşılır olabilmesi amacıyla, 4-boyutlu Öklid uzayında uygun bir uzay eğrisi için quasi-vektörler ile quasi-eğriliklerin hesaplandığı ve bu bilgilerin kullanılarak 2-boyutlu regle yüzeylerin parametrik denklemlerinin nasıl elde edildiğini gösteren bir örnek sunulmuştur. Ayrıca, temel form katsayıları kullanılarak bu yüzeylerin eğrilikleri hesaplanmış ve bu regle yüzeylerin izdüşüm uzaylarındaki şekilleri boğaz eğrileriyle birlikte çizdirilmiştir.
Genelleştirilmiş Poincaré uzaklığı üzerine
Bu çalışmada Öklidyen üst yarı düzlem üzerinde tanımlı Poincaré uzaklığı genelleştirilmiştir. Öklidyen üst yarı düzleminde Genelleştirilmiş Hiperbolik düzlem modelleri ve hiperbolik uzay incelenmiştir. Tez yedi bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk üç bölümü tezin giriş ve amacı, tez ile ilgili literatür araştırması ve hiperbolik düzlemin temel kavramlarından oluşmaktadır. Tezin dördüncü bölümünde Poincare üst yarı düzlem modelinden ve bu düzlemin jeodeziklerinden bahsedilmektedir. Beşinci bölümde Genelleştirilmiş Hk üst yarı düzlem modelleri incelenmiştir. Altıncı bölümde Genelleştirilmiş Poincaré uzaklık kavramı tanımlanmış ve üst yarı düzlemde dikey, yatay doğrular ile merkezi x-ekseni üzerinde olan yataysal ve dikeysel elips yayları üzerindeki iki nokta arasındaki uzaklık incelenmiştir. Ayrıca, x-eksenine paralel ötelemeler ve dikey doğrulara göre yansımalarının genelleştirilmiş Poincaré uzaklığını koruduğu gösterilmiştir. Son bölümde üst yarı uzay üzerinde tanımlı hiperbolik uzay çalışılmıştır.
Blok zincir tabanlı mobil yemek sipariş uygulaması geliştirilmesi
Bu çalışmada blok zinciri tabanlı Ethereum cinsinden kripto parayla ödeme seçeneği sunan bir mobil yemek sipariş uygulaması geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Android Studio geliştirme ortamı ve Kotlin programlamlama dili kullanılarak tasarlanan mobil uygulamanın, bir kripto para cüzdanı yazılımı olan Metamask ile bağlantı kurması sağlanmıştır. Bu sayede mobil uygulamayı kullanarak sipariş vermek isteyen herhangi bir kullanıcının, Ethereum blok zinciri üzerindeki kripto para hesabına erişerek, sepetindeki ürünlerin toplam tutarını kripto para ile ödeyebilmesi sağlanmıştır. Merkezsiz, şeffaf ve kripto güvenlik sağlayan bu ödeme yöntemiyle yapılan tüm işlemler, Ethereum blok zinciri üzerinde saklanır ve değiştirilemezdir. Bu sonuçlardan hareketle, ülkemizde kullanılan mobil uygulamalarda henüz bulunmayan bir özellik olan kripto para ile ödeme seçeneğinin son kullanıcılara yeni bir özellik olarak sunulması önerilmektedir. Blok zinciri teknolojisi henüz yeni sayılabilecek bir alan olduğu için konuyla ilgili akademik ve bilimsel kaynaklar sınırlı sayıdadır. Bu alanda çalışmayı hedefleyen yazılımcıların tecrübe elde edebilmesi için de yeterli kaynak bulunmamaktadır. Ayrıca blok zinciri ve kripto para gibi kavramları içeren projeler genellikle web tarafında gerçekleştirildiği için mobil uygulamalara göre yaygınlaşma ve son kullanıcıya hitap etme potansiyelleri de daha düşüktür. Dolayısıyla blok zinciri ve kripto para gibi kavramların mobil uygulamalarla birlikte yer aldığı projelerin sayısı da sınırlı olduğundan, bunların da desteklenerek arttırılması önerilmektedir. İnsan kaynağındaki yetersizlik nedeniyle de blok zinciri teknolojisinin sadece finans değil, her alanda çalışılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Blok zinciri, Ethereum, Metamask, Mobil Uygulama, Kotlin
Spektral graf teori üzerine
Bu tezde graf operatörleri, bazı graf çeşitleri, graf yapılarının matris temsilleri ve grafların spektral özellikleri incelenmiştir. Tez sekiz bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin giriş ve amacı, ikinci bölümde tezin konusuyla ilgili literatür araştırması sunulmaktadır. Üçüncü bölümde ise graf teori ile ilgili temel kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde litaratürde iyi bilinen ve grafların temel bileşenleri olan ağaç, yürüyüş, yol, gezi, çevrim gibi bazı özel yapıları hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci bölümde ise graflarda bağlılık incelenmiş, regüler, yönlü ve düzlemsel graf çeşitlerine örnekler verilmiştir. Altıncı bölümde, grafların derece, komşuluk, üzerinde bulunma ve Laplasyan matris temsilleri incelenerek grafların spektral özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Yedinci bölümde k-üniform hipergrafların bir örneği olan 2. ve 3. mertebeden projektif düzlemlerin Laplasyan spektrum özellikleri incelenmiştir. Tezin son bölümü olan sekizinci bölümde tez ile ilgili sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
4-boyutlu uzayda q-çatılı tüp yüzeyleri
Bu tez, 4-boyutlu Öklid uzayında özel bir tür yüzey olan tüp yüzeyini, alternatif bir yapı olan q-çatı ile incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma beş bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, tezin içeriği hakkında genel bilgiler verilmiş ve çalışmanın önemi vurgulanmıştır. İkinci bölümde, kanal yüzeyleri ve kanal yüzeylerin özel bir türü olan tüp yüzeylerine odaklanan önceki araştırmalara dair genel bir bakış sunulmuştur. İkinci bölüm aynı zamanda tez ile ilgili tüp yüzeyleri üzerine yapılan araştırma bulgularının sunulduğu bir kısmı da içermektedir. Üçüncü bölümde, tez konusunun daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla 3 ve 4-boyutlu Öklidyen uzayda, bir uzay eğrisi verildiğinde Frenet ve q-çatılarına dair temel tanımlamalar, teoremler ve türev denklemleri sunulmuştur. Ardından, 4-boyutlu ve n-boyutlu Öklid uzayındaki yüzeylere dair bilgiler verilmiştir. Bunların yanı sıra 4-boyutlu uzayda tüp yüzeyinin genel denklemi, Frenet çatısıyla ifade edilmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümlerde, sırasıyla tüp yüzeyleri için Frenet ve q-çatıları ile orijinal hesaplamalar yapılmıştır. 4-boyutlu uzayda Frenet ve q-çatı vektörleri kullanılarak parametrize edilen 2-boyutlu tüp yüzeyinin genel denklemi kullanılarak U1 ve U2 birim normal vektör alanları elde edilmiştir. Ayrıca, birim normal vektör alanları için şekil operatörü matrisleri, tüp yüzeyinin temel formları aracılığıyla hesaplanmıştır. Bu şekil operatörlerinin cebirsel değişmezleri olan asli eğrilikleri, Gauss eğrilikleri ve ortalama eğrilikleri elde edilmiştir. Daha sonra, 4-boyutlu uzayda 2-boyutlu tüp yüzeyinin temel form katsayıları kullanılarak Christoffel sembolleri, Gauss eğriliği ve ortalama eğriliği gibi yüzeyin karakteristik özellikleri hesaplanmıştır. Son olarak, 4-boyutlu Öklid uzayında Frenet çatılı ve q-çatılı 2-boyutlu tüp yüzeyi örnekleri çalışılmış ve yüzeylerin eğrilikleri incelenip izdüşüm uzaylarında merkez eğrisi ile birlikte bu tüp yüzeylerin şekilleri çizdirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Frenet çatısı, q-çatı, tüp yüzey, eğrilikler.
EW denkleminin çözümü için çok adımlı üstel B-spline kolokasyon yöntemi
Bu yüksek lisans tezi, EW Denkleminin Çözümü İçin Çok Adımlı Üstel B-Spline Kolokasyon Yönteminin çalışıldığı yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bilimde çeşitli alanlarda karşımıza çıkan problemlerin matematiksel modellenmesinin yanında modellemelerin kapsadığı kısmı türevli diferensiyel denklemlerle birlikte çözüm yöntemleri açıklanmıştır. Analitik çözüm yapılamadığı durumlarda kullanılan yaklaşık çözüm yöntemleri ile neden spline fonksiyonların tercih edildiği açıklanarak, tezin kapsamı ve hedefi anlatılmıştır. İkinci bölümde, çözülecek denklemlerle ilgili daha önce yapılan çalışmalar üzerinde detaylı inceleme yapılmıştır. Üçüncü bölümde, temel kavram ve terimler açıklanmıştır. Soliton ve solitary dalgalar ve kullanım alanları hakkında açıklama yapılmıştır. Daha sonra spline fonksiyonlar, B-spline fonksiyonlar ve üstel B-spline fonksiyonlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümün sonunda ise EW denklemi tanımlanmış ve detaylı olarak incelenmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümde, sırasıyla üç adımlı ve dört adımlı üstel B-spline kolokasyon yöntemi kullanılarak EW denkleminin sayısal çözümleri bulunmuş ve test problemleri kullanılarak çözümlerin güvenilirliği test edilmiştir. Bunun yanı sıra elde edilen sayısal çözüm verileri tablolar ve şekiller yardımıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Üstel B-spline, Kolokasyon yöntemi, EW denklemi, Çok adımlı metotlar
Kudryashov metodunun farklı türleriyle bazı lineer olmayan kısmi diferansiyel denklemlerin tam çözümleri
Matematikte, bir ya da birden fazla fonksiyonu ve bunların türevlerini ilişkilendiren denklemlere diferansiyel denklem adı verilmektedir. Diferansiyel denklemler matematiksel problemleri çözmek için etkili bir araç olduğu için matematikte önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayı matematik anabilim dalı içerisinde uygulamalı matematik alanında diferansiyel denklemlerin tam çözümleri araştırılmıştır. Diferansiyel denklemlerin tam çözümlerini bulmak için bazı metotlar öne sürülmüş ve literatürde yer almıştır. Bu tez çalışmasında ise bu metotlardan biri olan Kudryashov metodunun farklı türleri ile bazı lineer olmayan kısmi diferansiyel denklemlerin tam çözümleri araştırılmıştır. Kudryashov metodu lineer olmayan diferansiyel denklemlerin tam çözümlerini araştırmada kullanılan, N. A. Kudryashov tarafından sunulmuş etkili yöntemlerden biridir. Kudryashov metodunun literatürde birçok türü bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında ise bazı lineer olmayan kısmi diferansiyel denklemlerin çözümlerini bulmak için genelleştirilmiş ve yeni Kudryashov metotları kullanılmıştır. Bu metotlar kullanılarak lineer olmayan kısmi diferansiyel denklemlerden oluşan Drinfeld-Sokolov-Wilson sistemi ve lineer olmayan kısmi diferansiyel denklemler olan Kolmogorov-Petrovskii-Piskunov, basitleştirilmiş modifiye Camassa Holm, Sawada-Kotera ve Kaup-Kupershmidt denklemlerinin tam çözümleri incelenmiştir. Kısmi diferansiyel denklemler hareketli dalga dönüşümleri kullanılarak adi diferansiyel denklemlere indirgenmiş ve bu adi diferansiyel denklemlerin çözümleri, kullanılan metotların çözüm algoritması ile incelenmiştir. Bulunan çözümler Maple yazılımı yardımıyla 3-boyutlu, kontur ve yoğunluk grafikleriyle desteklenmiştir. Bu tez çalışmasında elde edilen çözümler; genelleştirilmiş ve yeni Kudryashov metotlarının verilen lineer olmayan kısmi diferansiyel denklemlerin tam çözümlerinin bulunmasında etkili bir araç olduğunu göstermiştir. Bu metotlar ile verilen diferansiyel denklemlerin çözülebilmesi bizlere genelleştirilmiş ve yeni Kudryashov metotlarının uygulanabilirliğini ve literatüre yeni tam çözümler katmak için önemini koruduğunu ifade etmektedir.
Genelleştirilmiş Schrödinger denkleminin yaklaşık çözümü için B-spline sonlu elemanlar yöntemleri
Bu tezde, genelleştirilmiş Schrödinger (GNLS) denkleminin B-spline kolokasyon yöntemiyle sayısal çözümleri araştırılacaktır. Birinci bölümde tezle ilgili genel bilgiler verilmiş ve tezin amacı açıklanmıştır. Sonraki bölümde, GNLS denklemi ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde, başlangıç-sınır şartlarıyla verilen GNLS denklemi, solitary dalgasının yayılımı ve iki soliton dalgasının çarpışmasını içeren test problemleri ile ikinci ve dördüncü mertebeden doğruluğa sahip zaman parçalanmaları açıklanmıştır. Dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu bölümlerde GNLS denkleminin yaklaşık çözümü araştırılmıştır. Önerilen yöntem olarak öncelikle doğruluğu iki ve dört olan zaman parçalanmaları kullanılmıştır. Ardından her bir zaman parçalanması için konum parçalanması yapılırken dereceleri sırasıyla beş, altı, yedi, sekiz, dokuz ve on olan B-spline fonksiyonların kullanıldığı kolokasyon yöntemi önerilmiştir. Her bir bölümün sonunda iki test problemi kullanılarak önerilen yöntemlerin doğruluğu incelenmiştir. Onuncu bölümde elde edilen sonuçlar tartışılmıştır. Son bölümde ise ileride yapılabilecek çalışmalar için bazı öneriler verilmiştir.
Genelleştirilmiş Schrödinger Denkleminin yaklaşık çözümü için sonlu farklar yöntemleri
Bu tezde, genelleştirilmiş Schrödinger (GNLS) denkleminin sonlu farklar yöntemiyle yaklaşık çözümleri incelenecektir. İlk olarak genel bilgiler verilmiş ve yapılan çalışmanın amacı açıklanmıştır. Takip eden bölümde, GNLS denkleminin yaklaşık çözümü üzerine günümüze kadar yapılmış çalışmalar gözden geçirilmiştir. Üçüncü bölümde; başlangıç-sınır şartlarıyla verilen GNLS denklemi, solitary dalgasının yayılımı ve iki soliton dalgasının çarpışmasıyla ilgili test problemleri ve ikinci ile dördüncü mertebeden doğruluğa sahip zaman parçalanma yöntemleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümden başlayarak dokuzuncu bölüme kadar GNLS denkleminin yaklaşık çözümleri incelenmiştir. Önerilen yöntem olarak, öncelikle ikinci ve dördüncü mertebeden doğruluğa sahip zaman parçalanmaları kullanılmıştır. Daha sonra, her bir zaman parçalanması için nokta sayıları sırasıyla beşten başlayıp birer birer arttırılarak ona kadar giden sonlu fark yaklaşımları kullanılarak konum parçalanmaları yapılmıştır. Yaklaşık çözümlerin araştırıldığı her bölümün sonunda iki test problemi kullanılarak önerilen yöntemlerin doğruluğu değerlendirilmiştir. Son iki bölümde ise elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecekte yapılabilecek çalışmalar için bazı önerilerde bulunulmuştur.
Derin öğrenme teknikleriyle dinlenme halinde yüz cephe fotoğraflarında nokta tespiti algoritmasının geliştirilmesi
Amaç: Ortodontik tedaviler, yüz görünümünde belirgin değişikliklere yol açabilmektedir. Bu nedenle, hem teşhis aşamasında hem de tedavi planlamasında yüzün detaylı bir şekilde değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Geleneksel olarak antropometrik yöntemlerle yapılan bu değerlendirmeler, günümüzde daha pratik bir yaklaşımla fotoğraflar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Sayısal bir değerlendirme yapabilmek için, yüz üzerindeki anatomik referans noktalarının yazılım desteğiyle otomatik olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, derin öğrenme yöntemlerinin kullanılarak yüz fotoğraflarında bu referans noktalarını doğru bir şekilde belirleyebilme yeteneği araştırılmıştır. Materyal ve Metot: Derin öğrenme modeli oluşturulurken 1000 yüz fotoğrafı etiketlenmiştir. Çalışmamızda FarNet (Feature Aggregation and Refinement Network) mimarisi ve ResNet101 omurga ağı kullanılmıştır. Model, 900 fotoğraf içeren eğitim veri seti ile eğitilmiş ve 100 fotoğraftan oluşan test veri seti ile değerlendirilmiştir. Geliştirilen derin öğrenme modelinin performansı, ortalama radyal hata, standart sapma ve başarı tespit oranları hesaplanarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Geliştirilen derin öğrenme modelinin ortalama radyal hata değeri 2.02 ± 2.47 mm olarak bulunmuştur. Model, 2.0 mm, 2.5 mm, 3.0 mm ve 4.0 mm aralıklarında sırasıyla %70.41, %77.33, %81.94 ve %88.89 başarı tespit oranlarına ulaşmıştır. 39 işaret noktası arasında, pupil right noktası 0.58 ± 0.72 mm ortalama radyal hata ile en düşük hata değerine sahip olmuştur. Pupil right noktası, 2.0 mm, 2.5 mm, 3.0 mm ve 4.0 mm aralıklarında en yüksek başarı tespit oranına ulaşmıştır. Sonuç: Derin öğrenme yöntemlerinin, anatomik işaret noktalarının tespitinde yeterli bir performans sergilediği görülmüştür.
Sefalometrik noktaların yapay zeka yöntemleri ile tespiti
Sefalometrik görüntüler üzerinde belirlenen noktalar kullanılarak yapılan sefalometrik analizler, ortodontik problemlerin tespiti ve tedavi yönteminin belirlenmesinde önemli bir araçtır. Geleneksel yöntemlerle yapılan analizler uzun zaman almakta ve sonuçlar, analizi yapan uzman hekimlere göre de farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, yapay zeka yöntemlerinin, sefalometrik analiz noktalarının tespitindeki başarısının ve uzman hekimlere yardımcı olup olamayacağının araştırılmasıdır. Bu çalışmada, 2015 yılında The IEEE ISBI 2015 Challenge kapsamında sefalometrik nokta tespiti algoritmalarının geliştirilmesi için halka açık yayınlanan veri seti kullanılmıştır. Bu veri seti, her bir görüntüde 19 farklı noktanın işaretlendiği toplam 400 lateral sefalometrik görüntüden oluşmaktadır. Veri setindeki görüntülerin 40 tanesi test, 360 tanesi eğitim için kullanılmıştır. Model eğitimi için Python programlama dili kullanılarak Pytorch kütüphanesi ile CNN ağı geliştirilmiştir. Eğitim, 300 epoch boyunca 0.001 öğrenme oranı ile sürdürülmüş, eğitim sonunda model kaydedilmiştir. Sefalometrik nokta tespiti için, klinik pratikte kabul edilebilir hata payı 2 milimetredir. Bu değerin üzerindeki tahminlerin, problem tespiti ve tedavi yönteminin belirlenmesinde hatalı sonuçlara neden olabileceği kabul edilmiştir. Yapılan eğitim sonucunda en başarılı tespit edilen nokta 7,82049 MRE ve 0,975 SDR değerleri ile Incision superius noktası, en başarısız tespit edilen nokta ise 43,20057 MRE ve 0,225 SDR değerleri ile Porion noktası olmuştur. Genel başarıya bakıldığında, %76.84 oranında başarılı tahmin oranının yakalandığı görülmektedir. Mevcut veri seti ile yapılan eğitim sonucunda, yapay zeka yöntemleri ile sefalometrik noktaların tespiti çalışmalarının, hekimlere karar destek mekanizması rolü üstlenebilecek bir başarıya yaklaştığı görülmektedir. Çalışmanın daha da geliştirilmesi ve hekimlerin kullanımına sunulması durumunda, önemli bir zaman kazancı sağlayabileceği, ayrıca hem farklı hekimlerin yaptığı işaretlemeler, hem de aynı hekimin farklı zamanlarda yaptığı işaretlemeler arasındaki tutarsızlıkların minimuma indirgeneceği düşünülmektedir.
Simplisel kategoriler
Simplisel Kategoriler" üzerine hazırlanmış bu tez 5 bölümden oluşmaktadır. 1. bölümde "kategori" teriminin anlamı, kategori teoriye ihtiyaç duyulma sebebi ve bu alanda yapılan çalışmalardan bahsedilecektir. 2. bölümde kategorilerin temel kavramları üzerinde durulacak, bazı özel kategori çeşitlerinden bahsedilecek ve kategoriler arasında bağlantı kurmamıza yardımcı olacak funktorlar ve doğal transformasyonlar tanımlanacaktır. 3. bölümde; simplisel kategorinin tanımı verilecek, küçük kategorilerin kategorisi olan ∆[n] kategorisi oluşturulacak, simplisel grup ve simplisel cebir kategorileri tanımlanacaktır. 4. bölümde; çaprazlanmış modül kavramından söz edilip, gruplar ve cebirler üzerinde çaprazlanmış modüller kategorisi oluşturulacaktır. 5. bölümde ise simplisel kategorilere denk olan kategoriler incelenecektir.
4-boyutlu uzayda yönlü regle hiperyüzeyler
Bu tezin amacı 4-boyutlu Öklid uzayında quasi-çatı kullanılarak quasi-vektörleri tarafından oluşturulan regle hiperyüzeyi incelemektir. Çalışmamız 5 bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölüm olan Giriş ve Literatür Araştırması bölümlerinde; eğriler, yüzeyler ve regle hiperyüzeyler ile Frenet ve q-çatı üzerine yapılan tarihsel çalışmalardan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde, diferensiyel geometride eğriler bir temel taştır, diğer temel taş ise yüzeylerdir. Eğri ve yüzey kavramının birlikte kullanıldığı yapılardan birisi ise regle yüzeylerdir. 2-boyutlu regle yüzeyler bir doğrunun bir eğri boyunca hareket ettirilmesiyle meydana gelen yüzeylerdir. Bir ortonormal baz ile gerilen 2-boyutlu alt uzay olan doğrultman uzayı verildiğinde 4-boyutlu uzayda birim hızlı olan bir eğri ile bu 2-boyutlu doğrultman uzayının eğri boyunca oluşturduğu 3-boyutlu yüzey, regle hiperyüzey olarak adlandırılır. 4-boyutlu Öklid uzayında Frenet çatılı bir eğrinin Frenet vektörleri, Frenet türev denklemleri ve eğrinin κ, τ ve η eğrilikleri tanıtılmıştır. Ardından hiperyüzeylerin diferensiyel geometrik özelliklerini incelemek için gerekli olan kavramlara yer verilmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümde, ilk olarak Frenet vektörlerinden birim olan T teğet ve N normal vektörlerinin gerdiği regle hiperyüzey ile B1 ve B2 birinci ve ikinci binormalin gerdiği düzlemler tarafından oluşturulan özel regle hiperyüzeylerin parametrik ifadesi verilmiştir. Bu regle hiperyüzeyin diferensiyel geometrik hesapları elde edilmiştir. Bunlara ek olarak, 4-boyutlu Öklid uzayında doğrultman vektörü yerine sırasıyla T ve Nq olarak gösterilen birim teğet ve birim quasi-normal vektörleri ile üretilen 2-boyutlu yönlü regle hiperyüzeylerin parametrik ifadeleri ve geometrik özellikleri verilmiştir. Üstelik uygun bir uzay eğrisi için Frenet çatılı ve quasi-çatılı regle hiperyüzeyin bir parametrizasyonu ve onun geometrik özelliklerinin hesaplanmasıyla ilgili örnekler sunulmuştur. Ayrıca, 4-boyutlu uzayda verilen örneklerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için bu regle hiperyüzeyin şekilleri 3-boyutlu izdüşüm uzaylarında grafiklendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Quasi-çatı, regle hiperyüzey, şekil operatörü, eğrilikler
25. mertebeden kartezyen grup düzleminde altyapılar üzerine
Bu çalışmada, cebirsel yapısı 25. mertebeden en küçük kartezyen grup olan, yani noktaları ve doğruları bu cebirsel yapı ile koordinatlanan 25. mertebeden projektif düzlem incelenmiştir. Bu düzlemde herhangi bir tamdörtgenin tamamlanmışı olan 2. mertebeden Fano düzlemleri ve 5. mertebeden Bear altdüzlemi örnekleri sunulmuştur. Seçilen tamdörtgenin tamamlanmışlarının 3. mertebeden bir altdüzlem oluşturmadığı gösterilmiştir. Son olarak bu düzlemde bazı 3-net örnekleri verilmişitir.
4-boyutlu uzayda quasi çatıya göre öteleme hiperyüzeyleri
Diferensiyel geometride, özellikle eğri ve yüzeylerin incelendiği alan, öteleme yüzeyleri gibi özel yüzeylerin tanımlanması ve temsil edilmesi açısından oldukça önem taşır. Bu öteleme yüzeyleri, bilgisayar grafikleri ve tasarımında yaygın olarak kullanıldığından, bu yüzeylerin temsil edilmesi ve tanımlanması, araştırmacılar için ilgi çekici bir konudur. 3-boyutlu uzayda öteleme yüzeyi, iki regüler uzay eğrisinden oluşan ve eğrilerden birinin diğeri üzerinde kendisine paralel olacak şekilde ötelenmesiyle oluşturulan bir yapıdır. Bu yüzeylerde, eğrilerin yönlendirme sistemleri üzerinde çalışılmış ve Frenet çatısı, Bishop çatısı gibi sistemler örnek olarak sunulmuştur. Ayrıca, Frenet çatısı gibi bilinen çatılara kıyasla daha geniş bir uygulanabilirliğe sahip olan ve bir uzay eğrisinin ikinci dereceden türevi olmadığında bile hesaplamalara izin veren "quasi-çatı" olarak adlandırılan 3-boyutlu uzayda daha genel bir sistemle öteleme yüzeyi araştırmaları yürütülmüştür. Quasi-çatı, uzay eğrisi boyunca teğet ve izdüşüm vektörlerine dik birim quasi-normal vektörü kullanılarak oluşturulur. Bu çalışmada, 4-boyutlu uzayda öteleme hiperyüzeyleri üzerine odaklanılmıştır. 4-boyutlu uzayda quasi-çatılı öteleme hiperyüzeyleri tanımlanmış ve bu hiperyüzeylerin parametrik ifadeleri, üç birim hızlı üreteç eğrileri kullanılarak verilmiştir. Her bir eğri için quasi-çatı vektörleri ve onların türev denklemleri, quasi-eğrilikler aracılığıyla ifade edilmiştir. Buna ek olarak birim normal vektör alanının üç farklı düzlemde bulunma durumlarına göre öteleme hiperyüzeylerinin birinci ve ikinci kısmi türevleri kullanılarak temel form katsayı matrisleri hesaplanmıştır. Her bir durum için bulunan temel form katsayı matrisleri yardımıyla öteleme hiperyüzeyinin şekil operatörü matrisleri, Gauss eğrilikleri ve ortalama eğrikleri elde edilmiştir. İlaveten quasi-çatılı hiperyüzeyinin minimal ve üreteç eğrilerinin asimptotik çizgi olma durumu incelenmiştir. 4-boyutlu Öklid uzayında uygun bir uzay eğrisi için quasi-vektörlerin ve quasi-eğriliklerin hesaplandığı ve bunların kullanıldığı quasi-çatılı öteleme hiperyüzeyinin denklemlerinin verildiği örnekler yapılmıştır. Ayrıca temel form katsayıları ile şekil operatörü matrisleri bulunarak bu hiperyüzeyin eğrilikleri elde edilmiş ve hiperyüzeyin izdüşüm uzaylarındaki şekilleri çizdirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Quasi-çatı, öteleme hiperyüzeyi, şekil operatörü, eğrilikler
Sol Yarı Cisim Düzleminde 3-net ve 4-netler Üzerine
Bu tezde, 9. mertebeden Hall projektif düzlemi içinde, Baer projektif alt düzleminden elde edilen bir afin düzlemde tanımlanan 3-net ve 4-netler incelenmiştir. Tez, altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tezin amacı ve kapsamı tanıtılmıştır. İkinci bölümde, konuyla ilgili yapılan literatür araştırması özetlenmiştir. Üçüncü bölümde, projektif düzlemlerle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, sol yarı cisimden elde edilen projektif düzlemdeki Baer alt düzleminin bazı 3-net yapıları incelenmiştir. Beşinci bölümde ise bazı 4-net yapıları ele alınmıştır. Tezin altıncı ve son bölümünde, çalışmanın sonuçları değerlendirilmiş ve öneriler sunulmuştur.
Çin dama uzayında bazı araştırmalar
Bu çalışmada, iki ve üç boyutlu uzayda Öklid, Taksi ve Çin Dama uzaklık kavramları ele alınmıştır. İki nokta arasındaki uzaklık hesaplamaları incelenmiş, ayrıca bir noktanın bir doğruya ve bir düzleme olan uzaklığı detaylandırılmıştır. Konu, her bir uzaklık türü için verilen örneklerle desteklenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Ayrıca Öklid, Taksi ve Çin Dama düzlemlerinde verilen bir noktanın çembere olan uzaklığı örneklerle açıklığa kavuşturulmuştur. Son bölümde ise Çin Dama küresi hakkında bazı özelliklere yer verilip üç boyutlu Çin Dama uzayında bir nokta ile Çin Dama küresi arasındaki uzaklık incelenmiştir. Ayrıca bir noktanın Çin Dama küresine olan uzaklığı kürenin birinci bölgesindeki düzlemleri ile ayrıntılı biçimde incelenip örneklerle açıklanmıştır.
Modifiye edilmiş çiftli alt denklem metodunun kısmi diferensiyel denklemlere uygulamaları
Literatürde, yakın zamanda yapılan çalışmalar incelendiğinde, lineer olmayan oluşum denklemlerinin dalga yapılarını ihtiva eden çalışmaların oldukça popüler olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmalardaki temel amaç hareketli dalga çözümlerinin bulunması ve bu çözümlerin analiz edilmesidir. Bu amaca hizmet etmek için çeşitli metotlar geliştirilmiştir. Bu yüksek lisans tezinde, diğer dalgalardan hem hız hem de şekil açısından ayrışan, trigonometrik ve üstel fonksiyonların bir kombinasyonu olan kompleksiton dalgalar üzerine çalışma yapılmıştır. Kompleksiton dalgalar iki farklı fonksiyonu ihtiva etmeleri sebebiyle yapısal olarak farklıdırlar ve bundan ötürü her denkleme çözüm olarak elde edilemezler. Bu sebeple kompleksiton çözüm veren tam çözüm metotlarının geliştirilmesi oldukça zordur. Tez kapsamında ilk olarak kompleksiton dalga çözümlerine ulaşmamızı sağlayan metotların anlaşılması amacıyla dalga çözümleri, homojen denge prensibi, bilineer türevler ve oluşum denklemlerinden kısa bir şekilde bahsedilmiştir. Bir sonraki bölümde, tezin ana konusu olan modifiye edilmiş çiftli alt denklem metodu ve genişletilmiş dönüştürülmüş rasyonel fonksiyon metodu ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır. Bu metotlar kullanılarak iki farklı 4.mertebeden (2+1) boyutlu lineer olmayan oluşum denklemlerinin kompleksiton çözümlerine ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, bulunan çözümler bilgisayar yardımıyla görselleştirilmiş ve böylelikle okuyucular tarafından anlaşılmasının kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Son olarak sonuçlar paylaşılmış ve ileride bu konu ile ilgili yapılabilecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
G-metrik uzayda sabit hiperbol ve sabit Apollonius çember teoremleri
Sabit nokta teorisinin kökeni 19. yüzyılın sonlarına dayanır. Fredholm, Cauchy, Lipschitz, Picard, Liouville ve Peano gibi birçok ünlü matematikçinin özellikle diferansiyel denklemlerin çözümlerinin varlığı ve tekliği üzerine yaptıkları çalışmalara dayanır. Banach formülasyonu Metrik Sabit Nokta Teorisinde başlangıç olarak kabul edilir. Sabit nokta teorisinin birçok alanda uygulamalara sahiptir. Özellikle metrikleri ve kullanılan formülleri değiştirerek geometrik şekillerin yapısını değiştirebiliriz. Bu nedenle metrik değişim bize yeni bir dünyanın izlenimlerini temsil eder. Bu tezdeki amacımız tamamen bu yapı üzerinedir. Nihal Özgür ve Nihal Taş'ın ortaya atmış oldukları Sabit noktanın birden fazla olması durumunda sabit noktaların geometrisinin incelendiği 2017 yılındaki çalışmalarından ve de ayrıca Ö. Gelişgen ve T. Ermiş danışmanlığında G. Zaim Erçınar tarafından yazılan doktora tezinden ilham alınarak Mustafa ve Sims'in 2016 yılında tanıtmış oldukları G-metrik uzayda tanımlanan iki geometrik ¸sekil olan hiperbol ve Apollonius çemberinin bir dönüşüm altında sabit olmasının varlık ve teklik şartlarını veren teoremler üretildi. Böylelikle alana yeni bir vizyon eklenmiş oldu ve uygulama alanlarını da genişletildi. Bu tez yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin konusu ve amacı açıklanmakta ve tez tanıtılmaktadır. İkinci bölümde, tez konusu kapsamında literatürde yapılan çalışmalar hakkında kısa bilgi verilmektedir. Üçüncü bölümde, tezde kullanılacak temel tanımlar, teoremler ve kavramlar kısaca hatırlatılmaktadır. Dördüncü ve beşinci bölümlerde, G−metrik uzaylarda sabit hiperbol ve sabit Apollonius çemberi kavramları tanımlanıp tanıtılmakta ve sabit hiperbol ve sabit Apollonius çemberinin varlık ve teklik koşulları verilmekte ve bu kavramların uygulamalarına değinilmektedir. Altıncı bölümde tezde elde edilen bulgular ifade edilmiştir. Yedinci bölümde tezde elde edilen sonuçlar ifade edilmiş ve bu konuda ileride yapılacak çalışmalarda neler yapılabileceği konusunda önerilerde bulunulmuştur.
G-metrik uzayda sabit elips ve sabit Cassini ovali teoremleri
Yedi kısımdan meydana gelen bu çalışmada alımış metrik uzayın en son genellemelerinden biri olan G-metrik uzay yapısı kullanılarak öncesinde çeşitli uzaylarda tanıtılmış olan elips ve Cassini eğrileri G-metrik uzayda G-elips ve G-Cassini eğrisi olarak tanımlanmıştır. Bunun yanı sıra bir takım sabit nokta teoremleri ile bazı büzülme koşullarının G-metrik uzaydaki versiyonlarına ifade edilerek keyfi bir G-elipsi ve G-Cassini eğrisini sabit bırakan dönüşümün varlığı ve tekliği için taşıması gereken koşullar ortaya konmuştur. Birinci bölümde kısaca sabit nokta teoreminin tarihsel gelişim aşamalarından bahsedilerek bu çalışmanın amacına yer verilmiştir. İkinci bölümde bazı metrik uzayların aksiyomatik yapılarına ve literatürdeki genellemelerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde tez boyunca ele alınan G-metrik uzaya dair bazı temel tanımlara, örneklere ve teoremlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde G-elips tanıtılmıştır. Ayrıca sabit G-elips için varlık ve teklik koşulları ortaya konularak örnek ve uygulamalarla desteklenmiştir. Beşinci bölümde G-Cassini eğrisi tanıtılmıştır. Ayrıca sabit G-Cassini eğrisi için varlık ve teklik koşulları ortaya konularak örnek ve uygulamalarla desteklenmiştir. Altıncı ve yedinci bölümlerde bu çalışmada elde edilen sonuçlar özetlenerek yeni araştırmalar için bazı önerilere yer verilmiştir.
Rest apı tabanlı çok kriterli karar verme analizi ile ürün karşılaştırma sistemi tasarımı ve uygulaması
Bu tez çalışmasında, çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemleri kullanılarak çevrim içi alışveriş ortamlarında sunulan ürünlerin karşılaştırmalı analizini yapabilen bir karar destek sistemi tasarlanmış ve geliştirilmiştir. Geliştirilen sistem, RESTful mimari ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuş, PHP programlama dili kullanılarak kodlanmış ve veritabanı işlemleri MySQL ile gerçekleştirilmiştir. Kullanıcılar, belirledikleri kriterler ve bu kriterlerin ağırlıkları doğrultusunda alternatif ürünleri değerlendirebilmekte, karar sürecine yönelik sonuçları sistem aracılığıyla elde edebilmektedir. Sistem, CRITIC yöntemi ile nesnel ağırlık belirleme, TOPSIS yöntemi ile ideal çözüme yakınlık bazlı sıralama ve ELECTRE yöntemi ile ikili karşılaştırma temelli baskınlık analizi yapabilme yeteneklerine sahiptir. JSON formatında veri alışverişi sağlayan API, hem manuel hem de sistem tarafından hesaplanan ağırlıklarla çalışabilmekte; kullanıcıya karar sürecinde esneklik ve şeffaflık sunmaktadır. Uygulama aşamasında geliştirilen istemci arayüzü aracılığıyla API test edilmiş, analiz sonuçları JSON çıktılar ve yönlü grafikler ile görselleştirilmiştir. Sistem, ölçeklenebilir, modüler ve genişletilebilir yapısıyla farklı sektörlere uygulanabilir niteliktedir. Özellikle e-ticaret, tedarik yönetimi ve hizmet kalitesi değerlendirmesi gibi alanlarda karar vericilere etkin destek sunabilecek bir altyapı sağlanmıştır. Çalışma sonucunda, geliştirilen RESTful API tabanlı sistemin hem teknik doğruluk hem de kullanıcıya sunduğu karar desteği açısından başarılı bir çözüm sunduğu görülmüştür.
Diferansiyel geometri ile yapay zeka algoritmalarının incelenmesi
Bu tezde, manifold öğrenme algoritmalarının yapay zeka potansiyeli ile geometri temelli yapıları sistematik biçimde incelenmiş ve Isomap ile Laplace–Beltrami tabanlı yöntemler ortak bir geometrik çerçevede yeniden yorumlanmıştır. Çalışmada önce Riemann metrikleri, jeodezikler, enerji fonksiyoneli ve Laplace–Beltrami operatörü gibi temel kavramlar ele alınmış; ardından Isomap algoritmasının jeodezik mesafe yaklaşımı ile Laplacian Eigenmaps yönteminin spektral yapısı diferansiyel geometri perspektifinden analiz edilmiştir. Literatürde ilk kez bu iki yöntemin ortak bir enerji fonksiyoneli altında birleştiği gösterilmiş ve eğriliğe duyarlı komşuluk seçimi ile jeodezik–spektral uyumluluk metriği önerilmiştir. Uygulama bölümünde Swiss Roll ve S-Curve gibi sentetik manifoldlar üzerinde yapılan deneyler ile birlikte büyük dil modellerinin (LLM) embedding uzaylarının geometrik özellikleri incelenmiş; LLM gömme yapılarının yerel olarak doğrusal, küresel olarak ise eğrisel bir manifold davranışı sergilediği ortaya konmuştur. Bu yönüyle tez, diferansiyel geometri ile modern yapay zeka yöntemlerini birleştiren özgün bir yaklaşım sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Manifold öğrenme, diferansiyel geometri, Isomap, Laplace–Beltrami operatörü, boyut indirgeme, yapay zeka.
New geometrical aspects of constrained system
New aspects of the constrained systems were reported in this work. The im portance of the surface terms in finding integrable geometry was pointed out. The geometrical formulation of classical mechanics and the role of the symplectic geometry are briefly presented. Keywords: Constrained systems, surface term, geodesic equations, Hamilton- Jacobi formalism, symplectic geometry, Hamiltonian mechanics. IV
Hamilton-Jacobi formulation of interacting fields
Two singular systems are investigated by the canonical method. The to tal differential equations are obtained for the Proca model. Interactions of quantized fields are investigated and generalized to n-fields. In application to Electromagnetic interactions, it is verified that interpretation of interactions by constraints is convenient with the Feynman diagrams and S-Matrix. Keywords: Constrained systems, Hamiltonian Formulation, Hamilton-Jacobi partial differential equations, total differential equations, quantized fields, per turbation theory, S-matrix. m
Matematiksel yöntemleriyle süperintegrallenebilir sistemler
Polynomial invariants and the geometric aspects of superintegrable systems in two- dimensional space were analyzed. Killing tensors and Killing- Yano tensors corre sponding to a set of four two dimensional superintegrable systems were found. The geometries obtained by adding a suitable term involving the components of the angu lar momentum to the corresponding free Lagrangians. Killing vectors, Killing- Yano and Killing tensors of the obtained manifolds were investigated. Keywords: Superintegrable systems, polynomial invariants, Killing tensors, Killing- Yano tensors. m
Fractional differential equations and their applications
The Laplace transform method for solving fractional differential equations is pre sented. The fractional diffusion and fractional Schrödinger equations together with their properties are investigated. The Lagrangians linear in velocities are analyzed using the fractional calculus, and the fractional Euler-Lagrange equations are derived. Keywords: Fractional derivative, fractional integral, fractional diffusion equation, frac tional Schrödinger equation, fractional Euler-Lagrange equations. Ill
Discrete Mittag-Leffler functions in fractional calculus
A specific type of Caputo q?fractional differential equations has been solved. The solutions have been expressed via the generalized q- Mittag Leffler func- tions which were comprised a while ago. The method of successive approxi- mation has been used to reach the solutions. Mittag-Leffler function makes q-analog, which was proposed by Kilbas and Saigo before, generalized. In addition to this, discrete Mittag-Leffler functions and q-analog Mittag- Leffler functions, concluded by T. Abdeljawad and D.Baleanu recently, have been discussed in the content of this thesis.
Kesirli Davey-Stewartson denklemleri için varyasyonel iterasyon metodu
The Variational iteration method is a new and powerful method to solve both linear and nonlinear differential equations. The Variational iteration method was applied to the fractional Davey-Stewartson equations within the Caputo sense and approximate analytical solutions were obtained.
The benefits and potential implementation problems of GIS in the water distribution services of municipalities case study: The Kirkuk Water Directorate
A potential implementation of geographic information systems (GIS) in Kirkuk Water Directorate is evaluated at a preliminary level. Selected literature has been surveyed and it is perceived that there are municipalities of smaller, bigger and same sizes which have successfully setup GIS in their water distribution departments for asset management, real time monitoring and hydraulic modeling in there services . Such works report success stories in managing their network as well as pinpointing malfunctioning segments due to problems such as leak, blowout or broken pumps.This research targeted to reveal potential problems that Kirkuk Water Directorate can face while transforming paper based records into digital environment for a prospective GIS. While the literature survey has provided reports of successful applications, any potential problem that Kirkuk Water Directorate can face could be only inferred from them. Hence, to experience GIS software and data preparation, a GIS course has been followed by the researcher. The researcher has also contacted key informants who have actively worked in Ankara?s water distribution department during the rehabilitation of its GIS. By this way, potential problems could be identified. Investigations have been done over sample files of map sheets shared by the Kirkuk Water Directorate and it is seen that potential problems can be solved by a data operator who has attended a basic GIS course. Both the literature and investigation results show that preparing spatial and non-spatial databases of assets is the start of a productive GIS. Before increasing data quality, building a hydraulic model is almost impossible and setting up a real time monitoring system is quite difficult. It is also found that organizational changes such as in business rules could be necessary as frequent field trips will be needed with the GIS staff to check assets in use. It is expected that this research will be beneficial for the municipality of Kirkuk to manage resources in implementing GIS for it is anticipated to start financial feasibility works under this topic.
Hastane bilgi sistemi
This thesis investigates hospital information system. The traditional systems were found to be completely manual and subject to numerous problems like duplication, loss of records, huge storage space and time consuming. A through study on the modern computerized hospital information systems is made and their main features discussed. A sample system is developed using design tools like ERDs, Microsoft access2007, and Microsoft visual basic 6.0. This system is convenient, makes it easy to share information and it is user friendly. The benefits of the computerization of health records management system is therefore emphasized in all hospitals.
Statistical based detection of DOS: (Denial of Service) attacks
Automated detection of anomalies in network traffic is an important and challenging task. Anomalies and intrusion are the main factors the affects the network performance. Detecting intruders that are aiming in degrading and preventing access to certain web pages or network address is the aim of many research works. In this work we propose an automated system to detect Denial of Service (DoS) attacks by using statistical methods. Related research work in this field will be surveyed and the aim will be the design of an enhanced method. Visual Basic .Net will used in designing the programs.The proposed program will be tested on real environment and its effectiveness will be verified.
Cyber security in the national protection of Turkey
Cyber attacks supported by individuals and states are increased by the prevalence of information technologies and usage of these technologies at the critical infrastructure of the states. In this study, these cyber attacks and associated impacts are researched. In connection with this issue, evolution of cyber threats from malware such as viruses to weapons is studied by examples. In addition, within this thesis, precautions against these threats are mentioned. Usage of anti-malware applications as prevalent precautions is assessed within this context. National and international standards of information security, information security strategies of EU, USA and some other countries and precautions for cyber security of Turkey are studied.In the 9th Development Plan of Turkey, building information society is targeted. In this thesis, requirements to reach this target securely are researched. Under this information, it is considered that educated citizens and companies along with public institutions should cooperate to provide a nationwide cyber security. Consequently, it is defended that government should play an affective role to protect, educate, and guide governmental and private companies and citizens about cyber security. Accordingly, this thesis advises that cyber security should be put into the next development plan.
Combined JPEG with DWT or image compression
The main idea for this research is apply JPEG technique with enhanced quantization, on Discrete Wavelet Transformation (DWT). The DWT minimize the size of the image into convert the image into LL, HL, LH and HH sub-bands. The LL sub-band represents approximately original image, and then applied JPEG technique on the LL sub-band, then applied quantization to increase number of zeros. Finally apply Sequential Search Coding on the JPEG matrix for coding. The Sequential Search Coding work to convert group of data into single floating point value by using Key.
Radon transform based robust non-blind watermarking
The purpose of digital watermarking is to attempt to solve the copyright ownership problem for all multimedia data which can be image, audio or video. The main objective of this thesis is to design a robust method of image watermarking for copy protection and copyright protection.The thesis consists principally from an overview of watermarking algorithm, types of watermarking, watermarking requirements. Further the watermarking techniques that are used in embedding. There are many watermarking techniques discussed in spatial domain and transform domains. The spatial domain watermarking algorithms still not resistant to lossy compression image, shed noise in the image and most operations of image processing. On the other hand, frequency domain watermarking techniques can embed more bits for watermark and the watermarked images are more robust to attack. Otherwise, in frequency domain we can embed more bits and more resistance to the attacks. However, comparing watermarking in DWT with watermarking in DCT, DWT has a number of advantages that led us to focus in discrete wavelet transform from other types of same domain.In this thesis, there are three different watermarking methods proposed in different levels DWT based on radon transform. All proposed methods are requires the presence of original image for watermark extraction. Each method is various from the other from the way of embedding the watermark, the number of watermarks that embedded and in which level the watermark embedded. Moreover, the watermarked image and attacked images measured by the PSNR that measuring the noise ratio in each image. Finally, we attempt to extract the watermark and attacked image, to determine the proportion of the deterioration that occurred after the attack or the embedding process.Keywords: Watermarking, Discrete Wavelet Transform, Radon Transform.
Iterative solution of sparse linear systems
Linear systems of equations are encountered frequently in many problems in science and engineering.In large systems representing complicated problems, it is vital to make use of the sparsity of the problem. In such systems, using iterative methods rather than direct methods may decrease the time necessary for solutions.This theses is a survey of techniques used to obtain the solution of large sparse linear systems with emphasis on preconditioning. Mainly, we compare the number of arithmetic operations necessary to solve sparse linear systems using Gaussian elimination before and after reordering the coefficient matrix by Cuthill-McKee algorithm to reduce bandwidth.
Touch screen in restaurant
The growth of wireless technology and tablet PC in this era is creating a great impact on our lives. Some early efforts have been made to combine and utilize both of these technologies in advancement of hospitality industry. Nowadays, the majority of restaurants are still operating in an old fashioned way, by using pen and paper to register the orders of customers. The problem using
An investigation of electronic government transition case study in health: Hospitals in Erbil
Electronic government initiatives and public participation to them are among the indicators of today's development criteria of the countries. After consequent two wars, Iraq's current position in, for example, UN's e-government ranking is quite concerning and did not improve in recent years, either. In the preparation of this work, we are motivated with the fact that handling geographic data of the public facilities and resources are needed in most of the e-government projects; such examples are reported to the literature. Geographical information systems (GIS) provide most common tools not only to manage spatial data but also to integrate such type of data with nonspatial attributes of the features. With this background, this thesis proposes that establishing a working GIS in the health sector of Iraq would improve e-government applications. As the case study, investigating hospital locations in Erbil is chosen. The results show that setting up a GIS in Erbil does not require extreme technical knowledge; however, a strong limitation that obtaining clean and up-to-date data is an important concern. Although it is possible to establish a GIS in this sector, the starting point should not be acquiring hardware and software but to collect clean data from the field and to ensure that the data gets updated timely. Keywords: e-government, Iraq, Erbil, GIS, spatial data, hospital locations
On caputo modification of the hadamard fractional derivative
In this thesis, more properties of the Caputo modification of the Hadamard fractional derivatives are studied. The fundamental theorem of fractional calculus (FTFC) in the Caputo-Hadamard setting is presented. The theorem is then used in formulating several original results.
The discrete laplace transform
Integral transforms have not only been effective methods to solve ordinary and partial differential equations, but helped in the development to the theory of these equations as well. The Laplace transform method is considered one of the strongest among them. The question arises here whether there is a discrete analogue of the Laplace transform which can be used to solve difference equations. In this thesis, using the definition of the Laplace Transform on an arbitrary time scale, the Discrete Laplace Transform is introduced. The main theorems related to this transform are mentioned. The Discrete Laplace Transform of elementary discrete functions are developed and some applications are given. Keywords: Time Scale, Discrete Laplace Transform, Convolution, Exponential Order.
Vehicle number plate detection: Iraqi plates
This thesis presents a system for Iraqi vehicle number plate detection. It is one of the most interesting and challenging research topics in the past few years. The system is designed to perform detection for Iraqi vehicle number plates under any environmental conditions, it is shown that the number plates have different size and shape and also have different colors. Vehicle number plate detection is mainly used to detect an object for traffic management. There is a need for intelligent system. Vehicle number plate detection is widely used for security control, detecting speeding cars, electronic toll collection and traffic law enforcement. In Iraq the most common vehicle number plates uses white color as background and black color as character color, also there are different colors like yellow color which is used as background and black color as for character color for the trucks. In this thesis we propose a system for the detection of number plates mainly for the vehicles in Iraq. This thesis presents an approach based on simple and efficient horizontal and vertical histogram operation and Robert edge detection method. After reducing noise from the input image, we try to enhance the contrast of the binarized image. In this thesis, examples of correct and incorrect results, as well as possible, practical applications of proposed method are presented, and the system was implemented on 50 car plate, and the system has successfully detected all car plates.
Effects of e-government and GIS technology for developing services in education sector case study: Schools in Kirkuk City center
The field of e-government has become an important subject around the globe because it refers to the delivery of government services by means of technology to save resources and bring governments closer to their citizens and to the private sector. This study underlines how most e-government projects require spatial datasets to improve public services. Pertinent examples already found/extant in the literature are examined, and investigating schools locations in Kirkuk city are selected for the case study. In parallel to the literature review, a study of the geographical distribution of schools is shown to be necessary such that land use for educational facilities occupies an unobjectionable part of the Kirkuk urban area, which in turn makes decision makers take this (land) use into account when the government is to establish city master plans. This thesis presents how establishing a working GIS in the education services would improve e-government applications due to the fact that GIS tools and facilities improve flexibility and accuracy in the management of both spatial and non-spatial datasets. As the measurements recognized by the EU and UN show, e-government initiatives need to be prepared above accurate, clean, timely and controlled shared datasets. Therefore, establishing strong databases and making legislative changes to enable data sharing among government agencies are found to be the primary targets of both central and local governments. The thesis shows that establishing a working GIS to provide services to students, teachers, citizens and decision makers in the education sector is technically feasible. However, the starting point ought to be collecting raw data from the field and ensuring that the data is updated in a timely manner, and not acquiring hardware and software. In so doing, Iraq can rank higher in international e-government measurement reports.
Design and implement of database student information management system in College of Medicine-University of Diyala
There were a number of problems associated with adopted manual methods to manage student information in the Department of Student Affairs in the College of Medicine – University of Diyala, these followed regulations caused delay in the delivery of services to students, inaccuracies in the completion of tasks and so on. A new system designed and implemented by using the tools of Microsoft Visual Studio 2010 (.Net Framework Environment) and Microsoft SQL Server 2008 R2 to solve most of the problems and obstacles resulting from the use of the old methods and techniques. The main work of the software design process included requirements analysis, database description and logical structure design of the data. Database System test results show that the database system meets the requirements of each module with a graphical user interface and simple procedures. Student data can be updated by the administrator of the system efficiently, accurately in a short time and in a flexible manner. Finally concluded that adopted this new database student information management system helps to accomplish the tasks at high speed and accuracy, also helps the management of the college in speed of decision-making, which helps raise the level of performance of the college in general.
Apache Nutch ve Lucene kullanarak web tarama
The availability of information in large quantities on the Web makes it difficult for user selects resources about their information needs. The good link between the internet users and this information is Search engine. Search engine is kind of Information Retrieval (IR). It works on data collection from the Web by software program is called crawler, bot or spider. Most of Search Engines users don't know the mechanism of action the Search Engine, like how Search Engine works and how it catch information in the Web and how it rank the results to users. For this reason in this thesis used the open-source Search Engine is researched in detail. In this study, we used each of (Apache Nutch and Lucene) to clarify work of Web crawling open source. They are released under the Apache Software Foundation. Nutch is a web Search Engine working to search and index Web Pages from the World Wide Web (WWW). Nutch is based or built on top of Lucene. It uses in the information retrieval technology. It has more software libraries to indexing of large-size data. Lucene doesn't care about information existing in the Web, like PDF, TEXT, and MS Word. It is working to indexing these documents and convert them to the data can be utilized. The benefit of using both Nutch and Lucene in this study, they are free and we can their development. The Nutch and Lucene are written by Java language, it is a computer programming language. Furthermore, we used Tag Cloud Technology to analysis and view the Lucene content or its index.
Audio watermarking using DWT of second level decomposition of low frequency and using RMS on approximation coefficients
Digital media are distributed through the internet system in a magnificent manner due to the efficiency and inexpensiveness of such a system. Audio clips and other digital signals are transmitted, shared and used easily. This causes a real security problem. Solving this problem leads to finding authentication techniques to provide security for these digital media. Digital watermarking is a suggested solution technique to offer such security for these distributed digital signals. Digital watermarking is the art of embedding information (a watermark) in the original signal, taking into consideration preserving the quality of the host digital signal. There are different types of watermarking media such as image, video and audio; our thesis focuses on audio watermarking techniques. Also, there are a variety of techniques using the watermarking algorithm that depends on the type of algorithm that is used to embed the watermark in the original signal. In our thesis, we have used DWT (Discrete Wavelet Transform) of second level decomposition of the approximation coefficients of each frame. These frames are resulted from segmenting the original audio clips into frames, each one equal to 10 seconds. Also, we have applied the RMS (Root Mean Square) to these approximation coefficients which represent the low frequency of each frame. The aim of using the RMS is to find the higher magnitude approximation coefficients among the segmented frames; then to embed the watermark in a quarter of the selected frames according to the magnitude order. A watermark of 256 x 256 pixels was embedded in two tested audio clips (Pop and Classic) according to the former algorithm. We have applied 17 attacks that try to remove or modify the watermark that is hidden in the original audio clips. Also variety of models such as subjective and objective models were applied to evaluate the efficiency of the proposed algorithm results. The results of the proposed watermarking technique show an effective robustness against most of the applied attacks, especially in MP3 Compression, Quantization, Additive Noise, Resample and Low Pass Filter; however, it shows fragile robustness in Time Stretch and Pitch Shift attacks. Keywords: Digital Watermarking, Discrete Wavelet Transform (DWT), Root Mean Square (RMS), Robustness.
Uydu görüntülerini kullanarak pozisyon tahmini bulmak
This thesis deals with estimating position and orientation in real time, using visual measurements. A system has been developed with which to solve this problem for unprepared environments, assuming that a map or scene model is available. Compared to 'camera-only' examples, the developed system is accurate and robust, and can handle periods of uninformative or no visual data, reducing the need for high frequency visual updates. The system achieves real-time pose estimation via the use of a framework of nonlinear state estimation for which state space models have been developed. System performance was evaluated using an augmented reality application in which the system output was used to superimpose virtual graphics on the live video stream. Furthermore, experiments were performed in which an industrial robot providing ground truth data was used to move the sensor unit. In both cases the system performed well. Calibration of the relative position and orientation of the camera was found to be essential for proper system operation. A new and easy-to-use algorithm with which to estimate these data was developed using a stereo visual approach. Experimental results revealed that the algorithm works well in practice.
Principles of designing adaptable smart computerized system
The aim of this thesis is to design and implement a smart system that used for controlling a number of electronic devices and sensors remotely and to receive alerts when fire, movement and abnormal temperature and humidity are detected by sensors. The controlling operation on devices will be by using a mobile phone through sending SMS to the smart system. Also the alerts will be received as SMS form from the system. Originally, the smart system contains two main parts which are Arduino microcontroller and GSM modem. The Arduino is responsible for controlling electronic devices and sensors which are interfaced with it. The main function of second main part that called GSM is to deliver SMS which exchanged between the mobile phone and microcontroller. The Arduino microcontroller reads the data of sensors, when it detects abnormal values it will inform the GSM which in its turn will send SMS to the mobile phone to inform the user of system about the situation. The smart system can be controlled from any mobile phone model and can be putted in any place. All in all, a security and easier life can be provided by this smart system.
Management of electronic commerce and website application in electronic products marketing in iraq
The consumer -to- consumer is one of electronic commerce (e- commerce) types. The primary aim of an e- commerce site is to buy and sell goods and services online. The purpose of this study is to design a web based interface for online shopping in Iraq. It is an open market between consumers to consumer shows us how to market electronic products. This system designed by using PHP language and MySQL server for database. The finding of this research is the application enables consumers to sell their product online. Also, the website facilitates buying and selling on the Internet, saving time, search for a product, saving the cost of transportation, as well as the possibility of adding a product by the customer. Further, in this website can post buying and selling through social media and sharing information with (Facebook and Twitter). Also, shopping cart is important for every online shopping, it facilitates to add and delete a product with shopping. Finally, customer should participate in the website as a member registering by username and password number for each customer to be able shopping.
On generating functions
The Generating Functions play very important role in many areas of Mathematics for they lead as to explore the properties of functions that they generate. In this thesis, definitions of generating functions and their kinds and properties are presented. Their relations to some special functions are discussed. Moreover, and applications of generating functions in several areas of Mathematics are discussed.