Ankara Yıldırım Beyazıt University
Anabilim Dalı

Türk Din Musikisi Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

32

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

32 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelibolu Mevlevîhânesi'nde yetişen sanatkârların hayatları, eserleri ve musikîye katkıları

İlkesinde varlıkbirliği ile özdeşmiş, kâinatın özü insanı, hikmet sahibi olmayı amaçlandırmış olan mevlevîliğin gelişiminin sağlanabilmesi, edebiyat, musikî gibi çeşitli bilim dallarının ileri seviyelere gelebilmesi için mevlevîhâneler önemli bir konum haline gelmiştir. Gelibolu Mevlevîhânesi de bu anlamda çok büyük bir rol oynamıştır. Tarihi özelliklerini yitirmemiş önemli bir mîmâri eser olarak günümüze kadar gelmiştir. Gelibolu Mevlevîhânesi, Mevlânâ'nın vermiş olduğu fikir ve düşünceler doğrultusunda belirli bir sistem dahilinde şekillenmiş ve kurumsallaşmıştır. Gelibolu halkı da bu sistemde oluşan mevlevîlik tarikatından etkilemiş tasavvuf düşüncesini kabullenmiştir. Musikî, edebî ve çeşitli sanat dallarında birçok sanatkâr yetişmiş ve kendi branşlarında çeşitli eserler yazmışlardır. Gelibolu Mevlevîhânesi'nde XVII. yüzyılda yetişmiş olan şâirler, musikîşinaslar ve diğer sanat alanlarında kendini yetiştirmiş olan sanatkârlar, XIX. yüzyıl ve XX. yüzyıl Türk tarihine, Türk kültür ve yapılarının ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Bu çalışmada, Gelibolu Mevlevîhanesi'nin kuruluş tarihi, kurucusu, yapısal özellikleri, sancağı, ibâdet sistemi, musikî alanında çalışma sistemleri ile Gelibolu Mevlevîhânesi'nde yetişen musikîşinaslar, bestelemiş oldukları eserler, hayatları, yazmış oldukları şiirler ve hat sanatı ile çizmiş oldukları resimlere yer verilmiştir. Gelibolu Mevlevîhânesi'nde yetişmiş olan on yedi şâir, musikîşinas ve farklı sanat alanlarında yetişmiş olan sanatkârlar tespit edilmiş olup günümüze kadar ulaşan eserleri belirlenmiştir.

Dini müzikMevlevihanelerMevlevilik+5
Turgay Pişkin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlhan Tok'un Kur'an ve mevlîd okuma tavrının incelenmesi

Bu araştırmada klasik İstanbul tavrının günümüzdeki en önemli icrâcılarından İlhan Tok'un Kur'an ve mevlîd okuma tavrı ele alınmıştır. Araştırmaya İlhan Tok'un hayatı ve eserlerinden başlanmış, talebelik yıllarında çektiği sıkıntılar ve eğitimine katkı sağlayan hocalarının hayatları anlatılmış, Kur'an'ın usûlüne uygun olarak okunması için yaptığı hizmetler öne çıkarılmıştır. Mûsikîye dair çalışmaları incelenmiş, Kur'an-ı Kerim'in icrâ edilmesinde nota seslerinden yararlanarak meydana getirdiği bilimsel çalışması tanıtılmıştır. Bu çalışma ile Kur'an tilâvetinde Tarz-ı Osmâni ve Fem-i İstanbul kavramları açıklanarak İlhan Tok'un okuyuşta sergilediği tavrı ve tarzı ortaya çıkarılmıştır. Mevlîdin geleneğe uygun olarak icrâ edilmesinde, dönemin en meşhur üstâdlarından elde ettiği bilgi, birikim ve tecrübe ettikleri paylaşılarak, Tok'un mevlîd icrâsındaki tavrı çalışmaya yansıtılmış, sözlerinin çoğu kendisine ait olan besteleri bir araya getirilerek edebî yönü ve bestekâr kimliği açıklanmıştır. İlhan Tok'u yakından tanıyanlarla yapılan röportajlar çalışmaya aktarılarak, bilinmeyen yönleri ile birlikte Tok'un daha da yakından tanıtılması sağlanmıştır. Kendisine özgü klasik tavrını yansıttığı 72 eseriyle birlikte, arşivinden alınan belge ve resimleri de yapılan tez çalışmasının sonuna eklenmiştir.

BestekarlarBestelerDini müzik+7
Çetin Tükenmez
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyanet Akademisi eğitim faaliyetleri arasında yer alan dinî mûsikî programının incelenmesi

Bu araştırmada Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde verilen hizmet içi eğitim programlarından biri olan Dinî Mûsikî Programının detaylı bir şekilde incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda programda yer alan derslerin içeriği, işleniş şekli ve yöntemleri, kursiyerlere kazandırılmak istenen hedef-davranışlar, öğretim sürecinde karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri katılımcı görüşleri doğrultusunda incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile tasarlanmıştır. Araştırma verileri doküman analizi, literatür taraması, yarı yapılandırılmış görüşme, odak grup görüşme ve gözlem araçları kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim dönemi içerisinde Dinî Mûsikî Programında öğrenim gören kursiyerler, eğitim görevlileri ve Diyanet Akademisi yönetim kadrosu ile programın sürdürüldüğü eğitim merkezleri müdürlerinden oluşmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda programda yer alan derslerin kursiyerleri meslekî ve müzikal açıdan destekleyecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Programda yer alan derslerin geleneksel meşk usûlü ve sunuş yoluyla öğretim yöntemleri kullanılarak işlendiği belirlenmiştir. Programın kazandırmayı amaçladığı hedef davranışlar arasında cami personellerinden oluşan kursiyerlerin meslekî becerilerini geliştirmek, müzikal davranış geliştirmelerini sağlamak, müzikal farkındalık geliştirmeleri ve bu sayede özgün icra yapabilme becerisi kazandırmak ve Diyanet Akademisi bünyesinde görev yapabilecek dinî mûsikî eğitim görevlisi yetiştirmek olduğu tespit edilmiştir. Program sürecinde yaşanan problemler arasında ortak bir öğretim programı kullanılmaması, kursiyer alım ilanlarının kurum içerisinde yeteri kadar duyurulamaması, kursiyerlerin görev muafiyetlerindeki farklılıklar, kursiyerlerin eğitim merkezlerinde yaşadıkları yemek, temizlik, internet erişimi sorunları yer almaktadır. Yaşanan problemlere sunulan çözüm önerileri arasında ortak materyal kullanımının sağlanması, kursiyer alım ilanlarının sosyal medya uygulamalarında paylaşılması, kursiyerlerin sadece yatsı vakti ile sorumlu tutulması, eğitim merkezlerinin denetlenerek gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği önerileri yer almaktadır.

Merve Özşahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erbânenin Türk din mûsikisindeki yeri ve icrâsı

Çalışmamızda, öncelikle erbânenin etimolojik kökeni ele alınmış ve bu enstrümanın adının tarih boyunca nasıl bir değişim süreci geçirdiği ve icrası incelenmiştir. Erbânenin yapısı detaylı bir şekilde incelenerek enstrümanın hangi malzemelerden yapıldığı, nasıl üretildiği ve teknik özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Erbânenin Türk din mûsikîsinde sıklıkla kullanıldığı ilâhi, şuğul, nefes, mersiye, deyiş ve semah formları ile nîm sofyan, semâi, sofyan, yürük semâî, devr-i hindî, düyek, aksak, raks aksağı, curcuna, devr-i revân, bektâşi raksânı ve raksân usûllerinde nasıl icra edildiği incelenmiştir. Çalışmamızda, erbânenin icra şekli ve eğitimi için bir metod ortaya koymak adına özel semboller oluşturulmuş, sıklıkla kullanılan form ve usûllere örnek teşkil eden eserler üzerinde bu semboller gösterilerek erbânenin Türk din mûsikîsindeki icrasına yönelik eğitimin kolaylaştırılması amaçlanmıştır.

Dini müzikTürk dini musikisi
Ömer Özyön
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlahiyat fakültelerinde verilmekte olan Türk din mûsikîsi derslerinin incelenmesi

Dinî mûsikî geçmişten günümüze farklı toplumlar tarafından çeşitli şekillerde icrâ edilmiştir. Mûsikînin dinî bir amaçla kullanılması insanlık tarihinin çok eski zamanlarına dayanmaktadır. Türklerin İslâmiyet'i kabulüyle beraber dinî mûsikîsinin Anadolu topraklarındaki karşılığı olan Türk din mûsikîsi, kültür mirası içerisinde kendine yer edinmiştir. Türk din mûsikîsinin öğretildiği ve icrâ edildiği pek çok mekân bulunmaktadır. Türk din mûsikîsi eğitiminin verildiği en önemli kurumlardan biri ilahiyat fakülteleridir. Bu çalışma ilahiyat fakültelerinde verilmekte olan Türk din mûsikîsi derslerini akademik düzeyde ele almaktadır. Araştırmada, Türk din mûsikîsi dersinin tarihsel süreci ele alındıktan sonra ilahiyat fakültelerinde Türk din mûsikîsi dersi veren eğitimcilerle yapılan görüşme ve bu dersi alan öğrencilerle yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler neticesinde ilahiyat fakültelerindeki Türk din mûsikîsi dersinin işlenişi, içeriği ve öğrencilerin derse ilişkin memnuniyet düzeyleri incelenmiştir. Araştırma, görüşme ve anket tekniklerinin kullanıldığı hem nitel hem de nicel bir çalışmadır. Araştırmada, Türk din mûsikîsi dersinin ilahiyat fakültelerinde verilmesinin mûsikî kültürünün devamlılığı açısından önemli olduğu, Türk din mûsikîsi eğitiminin öğrencilere küçük yaşlardan itibaren verilmesinin gerektiği, Türk din mûsikîsi derslerinden alınan verimin artması için bu dersin ilahiyat eğitimi boyunca verilmesinin gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Edanur Camkıran
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Melâmîlerde mûsikî (Nûrîyye Melâmîleri örneği)

Melâmet anlayışını benimseyenlerin oluşturduğu bir tasavvuf akımı olan Melâmîyye, IX. yüzyılda Horasan bölgesinde ortaya çıkmıştır. Hamdûn el-Kassâr'a nispetle Melâmetîyye-i Kassâriyye, Hacı Bayram-ı Veli'nin halifesi Ömer Dede Sikkînî ile birlikte Melâmîyye-i Bayrâmîyye ve son olarak Muhammed Nûru'l-Arabî'nin silsilesiyle başlayan Melâmîyye-i Nûrîyye şeklinde üç devrede incelenmektedir. Melâmîyye hakkında yapılan çalışmaların genel itibarıyla tasavvuf ve edebiyat alanında olduğu görülmüştür. Bununla birlikte Melâmîliğin mȗsikî yönüne dair yapılan çalışmaların yeterli sayıda olmadığı anlaşılmaktadır. Yapmış olduğumuz araştırmalar ile Melâmetîler ve Bayramî Melâmîlerinin mȗsikî yönünün daha önce kaynaklarda az da olsa yer aldığı fakat Muhammed Nûru'l-Arabîye nispet edilen Nûrîyye Melâmîlerinin mȗsikî yönü hakkında müstakil bir çalışma bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada Muhammed Nûru'l-Arabî'den günümüze Melâmîlerin mȗsikî ile ilişkisi, Melâmî kaynaklar üzerinden araştırılmıştır. Çalışmanın evreni "Melâmîlerde Dinî Mûsikînin Yeri", örneklemi ise "Nûrîyye Melâmîlerinde Dinî Mûsikî"dir. Çalışmamız, kişisel görüşme kayıtlarının, klasik ve araştırma kaynaklarının kullanıldığı nitel bir araştırmadır. Bu çalışmamızın amacı, Melâmîler ile birlikte anılabilecek nitelikte dini mûsikî uygulamalarının olup olmadığını, Melâmî tekkelerinde mȗsikînin yerini tespit etmektir. Araştırmamızın problemini "güfte ve/veya bestesi melamî efendilerine ait Nûrîyye Melâmîleri tekkelerinde okunan dini mûsikî eserleri nelerdir?" sorusu oluşturmaktadır. Literatür taraması sırasında karşılaştığımız divanların Nûrîyye Melâmîlerinin mûsikî anlayışını tespit etmemize imkân sağlayıp sağlamadığı, Melâmî tekkelerinde icrâ edilen mûsikînin dışarıya açık olup olmadığı ve yine Nûrîyye Melâmîlerinin icrâ ettiği mûsikîde bir eğitim sürecinin olup olmadığı araştırılmıştır. Böylece Mevlevî ve Bektâşilerde olduğu gibi Melâmîlerde de müstakil bir mȗsikî anlayışının olup olmadığının yapılan araştırma sonucunda ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada Nûrîyye Melâmîlerine ait 14 adet divan incelenmiş ve 8 divanda yer alan bazı şiirlerin dini mûsikî formlarında bestelendiği, Melâmî tekke, dergâh ve derneklerinde icrâ edilmesinin yanında kimlik belirtilmeksizin tekke dışında da icrâ edildiği tespit edilmiştir. Melâmî bestekârlar arasında yer alan Yahya Soyyiğit ve Ender Doğan'ın mûsikî dersi verdiği fakat diğer derneklerde bu derslerin verilmediği yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Çalışmada geçmişten günümüze farklı evrelerden geçen, Balkanlar ve Türkiye'de dergâhları var olan Nûrîyye Melâmîlerinin birçok mürşid-i kâmilinin bulunduğu ve Mevlevîlik gibi tek posta sahip olan tarîkatlara benzemediği anlaşılmaktadır. Bu hususta Nûrîyye Melâmîleri arasında farklılıkların söz konusu olduğu görülmektedir. Çalışmamızda Nûrîyye Melâmîlerine ait olduğu belirtilen bir adet zikir tertibi, 174 adet bestelenmiş ve 45 adet derlemesi yapılan ilâhi tespit edilmiştir. Neticede Nûrîyye Melâmîlerinde kendilerine özgü olarak nitelendirilebilecek bir mûsikî anlayışının olmadığı, dini mûsikî repertuvarına güfte/beste olarak önemli katkıda bulundukları bilgisine ulaşılmıştır.

Elif Sena Avlar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Şücaaddin Velî Ocağı Alevî geleneğinde Türk din mûsikîsi

Bu çalışmada, Eskişehir ili Seyitgazi ilçesine bağlı Arslanbeyli köyü merkezli Şücaaddin Velî Ocağı Alevî geleneğinde yer alan Türk din mûsikîsi uygulamaları ve icra edilen eserlerin müzikal özelliklerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmada, durum çalışması deseninde nitel araştırma yaklaşımı esas alınmıştır. Veri toplama sürecinde, belge incelemesi, mülakat, katılımcı gözlem, video kaydı ve derleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler, içerik analizi, müzikal analiz ve nicel analiz yöntemleriyle ele alınarak araştırmanın amacına uygun bir şekilde metin, tablo, grafik ve notalara dönüştürülmüştür. Nitel veriler emik ve etik bakış açısıyla yorumlanmıştır. Araştırmanın kaynak kişileri olarak belirlenen Şücaaddin Velî Ocağı postnişini ve zâkiri ile yapılan mülakatlarda, topluluğun Tür din mûsikîsi uygulamaları ve Alevî geleneği hakkında ayrıntılı bilgiler elde edilmiştir. Farklı cem erkânlarındaki müzik icraları gözlemlenmiş ve bu icralar video kayıtlarıyla belgelenmiştir. Kaynak kişilerle yapılan derleme çalışmalarında cemlerde icra edilen 54 eser tespit edilmiştir ve bilgisayar ortamında notaya alınmıştır. Araştırma sonucunda, Şücaaddin Velî Ocağı Alevî geleneğinde Tür din mûsikînin rolü ve işlevi, cem erkânında müziğin icra ediliş biçimi, cem zâkirinin rolü ve işlevi, bağlamanın gelenekteki yeri ve önemi tespit edilmiştir. Cem erkânlarında icra edilen nefes, düvaz imam, tevhîd, semah nefesi ve mersiye türündeki eserlerin usûl, makam ve ezgisel özellikleri ortaya konmuştur. Bu çalışma, ocak sistemini dikkate alarak, Alevî gelenekte cem erkânında icra edilen mûsikîyi ele alan ve Türk din mûsikîsi alanında gerçekleştirilen ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır. Araştırma kapsamında, cem erkânlarında icra edilen 30 yeni eser ilk kez kayıt altına alınmıştır. Bu çalışmanın, alana önemli katkılar sağlayacağı ve ilgili literatüre özgün bir kaynak oluşturacağı öngörülmektedir.

Anıl Mert
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya'da Türk din mûsikîsî geleneği

Sakarya'da tekke, dernek, vakıf ve lokal bünyesinde faaliyet gösteren tarikatlar başta olmak üzere, camilerde ve özel mekanlarda gerçekleştirilen icrâlarda, çeşitli dini mûsikî formlarının varlığı tespit edilmiştir. Sakarya'da kurulan dernekler ve vakıflar bünyesinde yapılan çalışmalarda, tasavvûfî bir yaklaşımla sesli ya da sessiz yapılması açısından farklı türde zikirler icrâ edilmektedir. Yapılan bu zikirlerde dini mûsikînin etkin biçimde kullanıldığı ve yine bu icrâlarda dini mûsikînin birden fazla formuna yer verildiği gözlemlenmiştir. Sakarya'da cami mûsikîsi alanında yapılan, dini mûsikî icrâsına yönelik çalışmalar da tespit edilmiştir. Bununla beraber Sakarya'da cami görevlileri içerisinde dini mûsikî icrâları ile tanınmış, beraberinde bu alanda öğrenciler yetiştirerek dini mûsikîye katkı sağlamış isimlerin tespiti yapılarak, Sakarya'ya özgü yeni eserlerin tanıtımına yer verilmiştir. Yine Sakarya'da gelenek halini alan ve bölgesel olarak gerçekleştirilen mevlit programları tespit edilmiştir. Yapılan tüm bu çalışmalar ile geçmişten günümüze Sakarya'da icrâ edilen dini mûsikî uygulamaları, genel olarak ele alınmıştır. İcrâ edilen bu formların neler olduğu, nerelerde kullanıldığı, hangi tavır ve üslup ile okunduğu konusu belirlenmiştir. Sakarya'da Türk din mûsikîsi geleneği açısından önem arz eden, daha önce notaya alınmamış yeni eserler tespit edilerek notaya alınmıştır. İlgili bölümlerde bunların notalarına yer verilmiştir.

Ömer Demirci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bosna Hersek'te mevlîd geleneği

Mevlîd, kelime anlamı itibariyle doğum, doğum yeri ve doğum zamanı gibi anlamları ihtiva etmektedir. İslam ilim-kültür geleneğinde ise mevlîd, Hz. Muhammed'in (sav) doğumunu ve bu vesileyle yazılan eserleri tanımlamak amacıyla kullanılmış ancak zaman içerisinde velilerin doğum yıl dönümleri ile çeşitli vesilelerle özel gün ve gecelerde düzenlenen merasimlerin genel adı olarak bir anlam genişlemesi kazanmıştır. İslam literatüründe mevlîd, Süleyman Çelebi'nin "Vesîletü'n-Necât" isimli eseri ile zamanla sınırları aşan bir şöhrete kavuşarak birçok coğrafyada benimsenmiş ve kurucu mahiyetindeki bu metin farklı dillere de tercüme edilmiştir. Bu doğrultuda mevlîdin benimsendiği, özümsenerek tercüme edildiği ve dinî merasimlerin vazgeçilmez icrası haline geldiği coğrafyalardan birisi de Bosna Hersek'tir. Osmanlı'nın Bosna Hersek'i fethi neticesinde İslam ile tanışan Boşnaklar, bu dinin değerlerini de benimsemiş ve mevlîde büyük bir önem atfederek dinî, sosyal ve kültürel hayatlarının vazgeçilmez bir unsuru olarak telakki etmişlerdir. Bosna-Hersek'te Mevlîd Geleneği başlığı altında giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan bu çalışmanın girişinde Bosna Hersek'in kısa tarihi, Bosna Hersek'te İslam ve Bosna Hersek'te dinî, sosyal ve kültürel hayata dair genel bilgilere yer verilecektir. Birinci bölümde mevlîdin tanımı, tarihçesi, metinleri ile genel manada icra alanları ve şekli ele alınacaktır. İkinci bölümde Bosna Hersek'te mevlîdin dinî, sosyal ve kültürel hayattaki yeri ve önemi ile icra alanları ve şekli inlenecektir. Üçüncü bölümde ise Bosna Hersek'te icra anlamında en çok tercih edilen mevlîdler ile mevlîd icraları arasında okunan salavat örnekleri notaya alınmak suretiyle paylaşılacaktır.

İbrahim Cuşan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk din mûsikîsi eğitiminin özel yetenekli öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Türk din mûsikîsi eğitiminin özel yetenekli öğrenciler üzerindeki etkilerinin bulunması hedeflenmiştir. Bu kapsamda tez çalışmasında öncelikle dinî mûsikî konusunda genel bilgilere yer verilmiş, sonrasında Türk din mûsikîsi, özel yetenek ve özel yeteneklilerin eğitimi konusu detaylı biçimde paylaşılmıştır. Araştırmada, deney-kontrol gruplarına yer verilmiş, ayrıca nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Ankara genelinde özel yetenekli öğrencilere eğitim veren Bilim ve Sanat Merkezlerinde 8-18 yaş aralığında eğitim alan toplam 305 öğrenci, çalışmanın kontrol grubunu oluşturmuş ve veri toplama araçları uygulanmıştır. Ayrıca, müzik alanında özel yetenekli olduğu tespit edilen 25 öğrenci deney grubunu oluşturarak araştırmacı tarafından 10 haftalık dini mûsikî eğitimine tabi tutulmuş, bu eğitimlerden sonra veri toplama araçları bu öğrencilere de uygulanmıştır. Çalışmada; Sınav Kaygısı Envanteri, 7-13 Yaş Duygusal Zekâ Ölçeği ile Algılanan Stres Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada; "cinsiyet", "sınıf", "eğitim kademesi" ve "ebeveynlerin müzikle ilgilenme durumu" değişkenlerine göre de farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen veriler analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Çalışmanın bulguları irdelendiğinde, "Türk din mûsikîsi eğitimlerin duygusal zekâyı arttırırken, sınav kaygısı ve algılanan stres düzeylerini olumlu ya da olumsuz yönde etkilemediği" sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, "sınav kaygıları ve algılanan stres düzeyleri ile duygusal zekâları genel manada erkeklerden daha yüksek olan kızların, Türk din mûsikîsi eğitimleri neticesinde sınav kaygılarını ve stres düzeylerini düşürdükleri, duygusal zekâlarını ise daha da yükselttikleri", çalışmada elde edilen bir diğer sonuçtur.

Bilim ve sanat merkezleriDini müzikMüzik eğitimi+3
Recep Dereli
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk din musikisi açısından felek kavramının incelenmesi

Felek kavramı yüzyıllar boyu farklı disiplinlerde kullanılmış bir kavramdır. Bu kavram bazı çalışmalarda incelenmiştir fakat literatürde müzik ile olan bağlantısının hususi olarak incelendiği bir çalışmaya rastlanılamamıştır. Bu çalışmadaki temel amaç felek kavramının müzik ile olan bağlantısını ve dini musiki açısından önemini ortaya çıkartmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma iki ana bölüme ayrılmış olup, ilk bölüm felek kavramı ile ilgili literatür taramasını, ikinci bölüm ise müzikal analizi kapsamaktadır. Birinci bölümde felek kavramı ana hatlarıyla incelenmiş olup; insan, felek ve müzik arasındaki bağlantılar ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise; Mevlevi ayinlerinde yer alan felek kavramlarının yeri ve kullanılma şekli tespit edilmiş olup, felek kavramının dini musiki açısından önemi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Yapılan analiz sonucunda hem sembolik açıdan hem de bestecilik açısından incelenen felek kavramının, Mevlevi ayinlerinde yer alan sembolik anlamlar ile örtüştüğü ve bestecilik açısından ise felek kavramının makamın genel seyrinin en tiz bölgesinde konumlandırıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Dini müzikDini törenFelek+4
Ali Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zeki Atkoşar'ın bestelediği Mevlevî Âyînlerininusûl-arûz vezni ilişkisi yönünden incelenmesi

Mevlevî Âyînleri, Türk Mûsikîsi ve Türk Din Mûsikîsi formları içerisinde Türk Mûsikîsi nazariyatı ve usûlleri açısından büyük formlar arasında önemli bir yere sahiptir. Zengin bir besteleme tekniğiyle yazılmış, kapsamlı ve geniş işleyişi olan bu formdaki eserlerin incelenmesi Türk Din Mûsikîsi için önem taşımaktadır. Bu çalışmada, günümüz Mevlevî Âyîni bestekârlarından Zeki Atkoşar'ın bestelemiş olduğu sekiz Mevlevî Âyîninin tamamının usûl-arûz vezni ilişkisi yönünden incelenmesi ve Âyîni Şerîflerde kullanılan usûllerle, güftelerin yazıldığı arûz kalıpları arasındaki ilişkinin ayrıntılı olarak ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın ilk başlığında 'Hz. Mevlânâ'nın hayatı ve eserlerine yer verilmiş, "Mevlevîlik ve Semâ" kavramlarına değinilmiştir. İkinci başlıkta Türk Din Mûsikîsi formları hakkında bilgiler verilmiş olup üçüncü başlıkta analiz çalışmasının temeli olan 'usûl' ve 'vezin' konularına değinilmiştir. Dördüncü başlıkta bestekâr Zeki Atkoşar'ın hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak Zeki Atkoşar'a ait sekiz Mevlevî Âyîni Şerîf kronolojik olarak sıralanmış daha sonra tüm Âyîni Şerîflerin Selâmlarının güftelerinin vezne bağlı hece dağılımları, hazırlanan usûllerin ana kalıp ve velvele darpları şablonlarına yerleştirilerek incelenmiştir. Son olarak güftelerin arûz vezinleri tespit edilip, şekil özellikleri ve anlamları açıklanmıştır

Aruz vezniAtkoşar, ZekiBestekarlar+7
Zeynep Kunduroğlu Erat
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihsel süreçte Yeseviyye tarikatının Türk mûsikîsine etkileri ve Ahmed Hatiboğlu'nun mâhûr form (Yeseviyye) adlı eserinin analizi

Orta Asya Türk boyları arasında İslâm inancının yerleşip gelişmesini sağlayan bir din ve tasavvuf önderi olan Ahmed Yesevî, Türk asıllı oluşu ve Türkçeyi rahat bir şekilde kullanışı neticesinde hemen hemen tüm Sünnî Türk bölgelerinde uzun süreli tesirler uyandırmıştır. Ahmed Yesevî'nin Türkçe ahlâkî ve tasavvufî şiirlerinden oluşan Divân-ı Hikmet adlı eserinde topladığı şiirleri, halk arasında derin tesirler uyandırmıştır. İlk Türk tarikatı olarak kabul edilen Yeseviyye Tarikatı, önceleri Taşkent ve Seyhun bölgesi ile Harezm ve Mâverâünnehir bölgesinde, daha sonra ise Kafkasya, Anadolu ve Balkanlar'da yayılan, bu bölgelerin İslâmlaşması ve Türkleşmesinde büyük hizmet görmüş bir tarikattır. Ahmed Yesevî ve onun tasavvuf yolu ve düşüncelerinin tesirleri ile kurulmuş olan Yeseviyye Tarikatı, zaman içinde tesirini kaybetmiş, kendisinden sonra gelen tarikatlar içinde erimiştir. Bu çalışmada, Yeseviyye Tarikatında mûsikî anlayışı hakkında bilgi verilerek günümüzde Ahmed Yesevî'nin Divân-ı Hikmet adlı eserinden bestelenmiş eserler tespit edilmiştir. Ayrıca Divân-ı Hikmet'ten yeni bir form olarak bestelenen Mâhûr Form (Yeseviyye) adlı eserin bestekârı Ahmed Hatiboğlu'nun hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Yirmi bölümden oluşan Mâhûr Form (Yeseviyye) eserinin güftesinin incelenmesinin ardından ilgili eserde kullanılan makâm, form ve usûllerden bahsedilerek eserde yapılan geçkiler ve kullanılan çeşniler tespit edilmişir.

Ahmed YeseviDini müzikHatiboğlu, Ahmed+7
Mustafa Erzen
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ezidi inancındaki geleneksel dinî mûsikî türlerinin incelenmesi (Kavl örneği)

İnançları, ibadetleri ve gelenekleri ile etnik bir topluluk olan Ezidiler geçmişten günümüze araştırmacılar için hayli ilginç bir konu olmuştur. Türkiye'de gittikçe azalan nüfusları ile Irak, Suriye, Gürcistan, Ermenistan gibi ülkelerde varlığını sürdürmekte olan Ezidiler son yıllarda yaşanan terör olayları nedeni ile başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine göç etmek zorunda kalmıştır. Böylesine geniş bir coğrafyaya dağılmış olan Ezidilerin, çeşitli inançlardan etkilenmeleri de kaçınılmaz olmuştur. Bu kadim inancın tarih içerisinde sır dini olarak kendisini gizlemeye çalışması, Ezidilerle ilgili kaynakların sınırlı olması ve inanç dışından olan kişilere bilgi vermek istememeleri yapılan çalışmaların içeriğini hayli kısıtlamış ve farklı sonuçlara ulaşılmasına neden olmuştur. Özellikle sözlü kültürün yazılı kültürden daha çok kullanılır olması Ezidilerin inançları ile ilgili bilgileri belgelemelerini zorlaştırmıştır. Ezidi dini musiki örneklerinden olan ve inancın diriliğini sağlayan Kavller, derlenerek notaya alınmış ve Türk Müziği makamlarına göre müzikal analizleri yapılmıştır. Bu çalışmada önemli yer tutan Batman Ezidileri ile kişisel görüşmeler, Ezidilerin dışa kapalı bir topluluk olmalarından dolayı güçlükle gerçekleştirilse de kişisel görüşmeler Ezidiler ile dostluk çerçevesi içerisinde son bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ezidi, Dini Musiki, Kavl, Türk Müziği

Dini müzikMüzikMüzik kültürü+4
Büşra Ersoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hüseyin Sadettin Arel'in Durak formundaki eserlerinin makamsal analizi

İlk örneklerine XVII. yüzyılda rastlanılan, Klâsik Türk Din Mûsıkîsinin kadim formlarından birisi olan "Durak" formu; özellikle Tekke Mûsıkîsi içerisinde-Mevlevi Ayinlerinden sonra- yapısı, muhteviyatı ve icra üslubu açısından özgün bir formdur. XX. yüzyıla kadar serbest okuma üslûbu ve meşk sistemiyle icra edilen Durak formu, bu yüzyılda M. Suphi Ezgi (1869-1962) tarafından formun kendi adıyla anılan "Durak Evferi" usûlü ile ölçülerek yazılı hâle getirilmiştir. Hüseyin Sadettin Arel (1880-1955) Klâsik Türk Din Mûsıkîsinde az sayıda örnekleri olan Durak formunu, 111 durak besteleyerek repertuar açısından daha da zenginleştirmiştir. XX. yüzyılın önemli nazariyatçı, müzikolog ve bestekârlarından biri olan Arel'in bu sayıda durak bestelemesinin yanı sıra nitelik açısından da Durak formuna büyük katkıları olmuştur. Arel'in hem nazariyat hususundaki birikimlerini bu eserlerde sergilemesi, hem de bu eserleri usûllü şekilde notaya alarak kalıcılaştırması bu katkılar arasında sayılabilir. Bugün TRT nota arşivlerinde mevcut bulunan 188 durağın 111'i Hüseyin Sadettin Arel adına kayıtlıdır. Ezgi'nin söz konusu form için yaptığı bu usûl tayinine binaen, Arel'in bestelediği 111 durağın hem makamsal açıdan çeşitliliğinin, hem de notalı olmasının, formun geçmişi içindeki en mühim revizyon olduğu söylenebilir. Bu nedenle serbest okuma üslûbu ile icra edilen bu formun kendi adındaki "Durak Evferi" usûlüyle notalanmış olmasına müteakip Arel'in de bestelediği 111 durak ile form daha da çeşitli ve zengin hale getirilmiştir. Sonuç itibariyle Hüseyin Sadettin Arel'in Durak formundaki 111 eserinden, nüshaları günümüze ulaşmış olan 108 durak, makamsal analiz yöntemi ile incelenerek değerlendirilmiş ve bu değerlendirmelerde Arel'in eserlerinde kullandığı makam geçkileri ve nazari bakış açısı çözümlenmeye çalışılmıştır.

Arel, Hüseyin SadeddinDini müzikDurak formu+1
Okyay Taşkın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Askeri Müze Kütüphanesi'nde kayıtlı bulunan T6834 Numaralı Muallim İsmail Hakkı Bey'e Ait Nota Defteri'nin incelenmesi

Muallim İsmail Hakkı Bey, hem yaşadığı dönemin mûsikî eğitim kurumlarında görev almış hem de derleme, arşiv çalışmalarında bulunmuş ve binlerce notayı ihtiva eden bir nota arşivi de onun vasıtasıyla günümüze tevarüs etmiştir. Yapılan araştırma ile bu arşivin bir kesiti niteliğinde, Muallim İsmail Hakkı Bey tarafından telif edilen İstanbul Askeri Müze Kütüphanesi'nde T6834 demirbaş numarasıyla kayıtlı bir Nota Defteri'nin içeriği incelenip, eser hakkında değerlendirmeler yapılarak günümüz mûsikî repertuvarına kazandırılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda defterdeki bütün eserler repertuvardaki nota kayıtlarıyla karşılaştırılıp türleri, güfte ve bestekȃrları, defterdeki sayfaları, usȗl ve makamlarına ait bilgiler, repertuvar kayıtlarında bulunup bulunmadıkları, notalarının mevcut olup olmaması, mevcut ise arşiv numaraları gibi benzer ve farklılık arz eden yönleri bir bölüm halinde detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ardından Arel-Ezgi-Uzdilek Sistemi esas alınarak eserler yeniden notaya alınmıştır. Defterin, yüzyıllar öncesine ait eserleri ihtiva etmesi, tamamının bestekârlık yönüyle ön plana çıkan padişahlara ait olması ve Türk mûsikîsi repertuvarındaki kayıtlarla karşılaştırıldığında ezgi farklıklarının ortaya çıkması defteri günümüz açısından önemli kılmaktadır. Bu manada defterdeki eserlerin notaları aslına uygun şekilde günümüz nota yazısı ve sistemine aktarılarak hem farklılıklar belirtilmiş hem de değişik varyantta eserlerin varlığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte defterde yer alan 44 eser hakkında yapılan karşılaştırma neticesinde; defterde notası bulunan fakat repertuvar kayıtlarında bilgileri verilmesine rağmen notaları tespit edilemeyen 9 tane eserin notası bu tez çalışması ile günümüz mûsikî repertuvarına kazandırılarak araştırmacıların dikkatine sunulmuştur.

Müzik tarihiNotaNota Defteri+3
Ömer Çakrak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel dini mûsikî'den modern dini mûsikîye geçiş süresinde Sami Yusuf

Dini Mûsikî İslâm medeniyetinin yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Bu alanda geçmişten günümüze biriktirdiğimiz kültürel ve sanatsal miras bunun en açık örneğidir. Ülkemizde geleneksel dini mûsikî alanında birçok akademik çalışma yapılmıştır. Akademik alanda popüler müzik kültürü sahasında pek çok çalışma yapılmasına rağmen dini mûsikînin bugünkü durumuyla alakalı ayrıntılı bir çalışma mevcut değildir. Özellikle dini mûsikîyi Sami Yusuf gibi bu sahada kendini ispatlamış bir isim üzerinden değerlendiren bir çalışma yapmanın bu alandaki boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, toplumun modernleşmesiyle dini mûsikî'de yaşanan değişim ve dönüşüm geleneksel ve modern kavramları üzerinden ele alınmıştır. Günümüzde icra edilen dini mûsikî türlerinin mahiyeti hakkında bilgi verildikten sonra Sami Yusuf'un hangi konumda olduğuyla alakalı değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde Sami Yusuf'un, ülkemizde 'yeşil pop' olarak adlandırılan müzik tarzına yakın denilebilecek, fakat geleneksel mûsikîden etkilenen ve bu iki müzik kültürünü birleştiren bir tarzının olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler ve bilgilerden yola çıkarak geleneksel ve modern dini mûsikî kültürünü birleştirip özgün bir tarz ortaya koyan Sami Yusuf ve onun mûsikî çalışmaları hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Popüler Kültür, Sami Yusuf, Türk Din Mûsikîsi, Yeşil Pop.

Dini müzikPopüler kültürSami Yusuf+2
Hasan Latifoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bekir Sıdkı Sezgin'in dinî formdaki bestelerinin makam ve usûl yönünden incelenmesi

XX. yüzyıl Klasik Türk mûsikîsi tarihinde kendine has sanat anlayışıyla sembolleşen Bekir Sıdkı Sezgin; ses icrâcılığı alanında da bir "ekol" olarak anılmaktadır. Ayrıca eğitim anlayışı, yayınları, yorumculuğu ve literatüre kazandırdığı besteleri ile Türk mûsikîsinin önemli yapı taşlarından biri olarak bilinmektedir. İcrâ üslubu, donanımı, eğitimciliği gibi konularda Türk müziği kültürünün önde gelen isimlerinden sıkça övgüler almış olan Sezgin; yalnız icrâ üslubu ile değil, geleneksel açıdan klasikleşmiş formlara ait bestelerine yansıttığı bakış açısıyla geleneğin aktarımı konusunda da ön plana çıkmaktadır. Temellerinin dinî olgular ve inanç temalı müzikler ile atıldığı bilinen Klasik Türk mûsikîsinin en önemli temsilcilerinden olan Sezgin'in literatürde dinî, lâ dinî, saz eserleri ve çocuk şarkıları olmak üzere farklı formlarda 126 adet bestesi bulunmaktadır. Bu çalışmada Sezgin'e ait olan farklı dinî formlarda toplam 43 adet eserin detaylı olarak makam-geçki ve usûl-vezin açılarından analizi yapılmıştır. Söz konusu eser analizleri doğrultusunda Sezgin'in Türk din mûsikîsi formlarını kullanış biçimi ve gelenek aktarımını sağladığı müzikal nüveler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eser Analizi, Bekir Sıdkı Sezgin, Dinî Formlar

BestecilikBestelerDini müzik+7
Yusuf Teke
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bekir Sıdkı Sezgin'in dinî formdaki bestelerinin makam ve usûl yönünden incelenmesi

XX. yüzyıl Klasik Türk mûsikîsi tarihinde kendine has sanat anlayışıyla sembolleşen Bekir Sıdkı Sezgin; ses icrâcılığı alanında da bir "ekol" olarak anılmaktadır. Ayrıca eğitim anlayışı, yayınları, yorumculuğu ve literatüre kazandırdığı besteleri ile Türk mûsikîsinin önemli yapı taşlarından biri olarak bilinmektedir. İcrâ üslubu, donanımı, eğitimciliği gibi konularda Türk müziği kültürünün önde gelen isimlerinden sıkça övgüler almış olan Sezgin; yalnız icrâ üslubu ile değil, geleneksel açıdan klasikleşmiş formlara ait bestelerine yansıttığı bakış açısıyla geleneğin aktarımı konusunda da ön plana çıkmaktadır. Temellerinin dinî olgular ve inanç temalı müzikler ile atıldığı bilinen Klasik Türk mûsikîsinin en önemli temsilcilerinden olan Sezgin'in literatürde dinî, lâ dinî, saz eserleri ve çocuk şarkıları olmak üzere farklı formlarda 126 adet bestesi bulunmaktadır. Bu çalışmada Sezgin'e ait olan farklı dinî formlarda toplam 43 adet eserin detaylı olarak makam-geçki ve usûl-vezin açılarından analizi yapılmıştır. Söz konusu eser analizleri doğrultusunda Sezgin'in Türk din mûsikîsi formlarını kullanış biçimi ve gelenek aktarımını sağladığı müzikal nüveler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eser Analizi, Bekir Sıdkı Sezgin, Dinî Formlar

BestecilikBestelerDini müzik+7
Yusuf Teke
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kâdirî Tarîkatı'nın Hâlisiyye kolunda dinî mûsikî geleneği (Trabzon/Faroz Devran zikri örneği)

Mûsikî eğlenme, hüzünlenme gibi zamanlarda kullanıldığı gibi dinî ritüellerin icrasında da kullanılmıştır. İslamda tarîkatler mûsikîye dinî ritüellerde oldukça fazla yer vermişlerdir. Türk dünyasında özellikle bazı tarîkatler daha yaygın kabul görmüştür. Bu tarîkatlerden biri de Kâdirî tarîkatıdır. Kâdirî tarîkatı sesli zikir yapan bir tarîkattır. Bu tarîkatın farklı kolları bulunmaktadır. Araştırmamıza konu olan Hâlisiyye kolu bu kollardan biridir. Tarîkatların dinî mûsikî icra ettikleri yerlerden birisi de tekkelerdir. Bu nedenle gerek tekkeler, gerekse tarîkatlar, dinî mûsikî araştırmalarında önemli bir kaynağı oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Kâdirî tarîkatı ve onun Hâlisiyye kolu incelenmiştir. Bu kolun son dönem temsilcilerinden olan eş-Şeyh es-Seyyid Hacı Mustafa Hayri Öğüt Trabzon'da kaldığı süre içerisinde 1970'li yıllarda bazı devranları yönetmiştir. Bu çalışmada eş-Şeyh es-Seyyid Hacı Mustafa Hayri Öğüt'ün de medfun bulunduğu Trabzon'un Ortahisar ilçesinde bulunan faroz semtindeki zikir meclislerinde icra edilen devran zikri incelenmiştir. Çalışmada İslam-Tasavvuf ilişkisi, tarîkatlar, bu tarîkatlar içerisinde önemli bir yer tutan Kâdirî tarîkatı, bu tarîkatın kollarından Hâlisiyye kolu detaylarıyla ele alınmış, Hâlisiyye kolunda gerçekleştirilen dinî mûsikî geleneği hakkında bilgiler verilmiştir. Bu tekkede icra edilen dinî mûsikî repertuarı, Hacı Mustafa Savaşer isimli zâkirbaşının ilâhi defteri incelenerek ortaya konulmuştur. Ayrıca ilâhilerin mevcut olan ses kayıtları esas alınmıştır. Kayıtları bulunmayan ilâhilerin icrası ise burada zâkirbaşı olarak bulunan Hacı Mustafa Savaşer'in okuyuşu ile yeniden kaydedilerek tespit edilmiştir. TRT ve devlet korosu nota arşivinde notaları bulunmayanlar eserler notaya alınmış ve böylece dinî mûsikî repertuvarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışma, bu alanda araştırma yapan ilgililer ve akademisyenler için kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Çalışma giriş, dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde İslam'da tasavvuf, zikir ve Kâdirîyye Tarîkatı ele alınmış, ikinci bölümde Kâdirîyye Tarîkatı'nın Hâlisiyye kolu tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde Hâlisiyye kolunda dinî mûsikî geleneği ele alınarak zikir meclislerindeki icralar notaya alınarak tanıtılmıştır. Dördüncü bölümde ise Hâlisiyye kolundaki dinî mûsikî repertuvarı Hacı Mustafa Savaşer'in ilâhi defterindeki ilâhiler ele alınarak incelenmiştir. Çalışma sonuç ve bulgular zikredilerek sona ermiştir.

Lütfi Doğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Niyazi Sayın'ın ney taksimlerinin makam çeşnisi yönünden incelenmesi

Bu çalışmada, Türk Mûsikîsi ney icrası açısından önemli bir isim olan Niyazi Sayın'ın segâh, mahur, ferahnâk, hüzzam, yegâh, hicaz, sultaniyegâh, şevkefzâ, nihâvend, ve rûy-i ırak makamlarındaki on adet ney taksimi makam çeşnisi yönünden incelenmiştir. Notaya alınan bu taksimler analiz edilirken Arel- Ezgi- Uzdilek sistemi kullanılmış ayrıca taksimlerde Niyazi Sayın tavrını ortaya çıkaran özelliklerden ve taksim kompozisyonu açısından ortaya koyduğu farklılıklardan bahsedilmiştir. Niyazi Sayın taksimlerinde Arel- Ezgi- Uzdilek sisteminde bulunan çeşnileri kullanmakla beraber farklı çeşnilerde kullandığı, taksimlerde giriş cümlelerinde makamların bilinen seyir özelliklerinden farklı seyir özellikleri ortaya koyduğu bu manada taksim kompozisyonunu özgünce kullandığı, parmak çarpmalarını genellikle seri şekilde yaptığı ve ney sazındaki açık-kapalı pozisyonlar ile vibrato uygulamalarını kendine özgü bir şekilde kullandığı tespit edilmiştir.

BiyografiMakamlarNey+5
Tayip Enes Korkmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rifâî tarîkatında Türk din mûsikî geleneği (Erzurum örneği)

Kuruluşundan günümüze çok geniş bir alanda yayılarak faaliyetlerini sürdüren Rifâî tekkelerinde zikirlerin cehrî olarak icrâ edildiği görülmektedir. Yapılan bu icrâlarda mûsikînin etkin bir şekilde kullanıldığı ve çeşitli mûsikî türlerinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu çalışma ile İslâm medeniyetinde önemli bir yeri olan Rifâî tarîkatının Erzurum'daki varlığı ele alınacaktır. Burada icrâ edilen dinî mûsikî türlerinin neler olduğunu ve Türk din mûsikî geleneğine katkılarını ortaya koyarak elde edilen verilerin gelecek nesillere aktarılması amaçlanmaktadır. Burada icrâ edilen zikir ve ilâhilerin belli makâmlarda ve farklı bir tavırla okunduğu, zâkirler tarafından okunan ve henüz notaya alınmamış çok sayıda eserin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu vesileyle Türk din mûsikîsi açısından önem arz eden bu icrâların ses kayıtlarını alarak icrâ edilen zikrin ve kayıt altına alabildiğimiz ilâhilerin notaya alınması amaçlanmaktadır.

Dini müzikErzurumMüzik+5
Osman Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet Dönemi ilkokul müzik ders kitaplarındaki dini mûsikî unsurları

Bu araştırma Dini Mûsikînin Cumhuriyet Dönemi İlkokul müzik ders kitapları, kaynak ders kitapları ve müzik derslerinde hangi düzeyde yer aldığını ele almaktadır. Bu çerçevede nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve özellikle Ankara Milli Kütüphanesi ve Milli Eğitim Bakanlığı Arşiv Kütüphanesinde bulunan kitaplar taranmıştır. Müzik Dersi Öğretim Programları, ders kitapları ve dersler için kaynak olarak kullanılan kitaplar incelenmiştir. Cumhuriyetin ilanından 2020 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan ve tavsiye edilen kitaplar ele alınmıştır. Bu kitaplarda bulunan Dini Mûsikî unsurlarına atıflar yapılarak tespit edilen hususlara görsel olarak da yer verilmiştir. Bazı ders kitaplarının farklı baskıları çalışmamızın dışında bırakılarak yalnızca ilk ve son baskıları literatür taramamıza dahil edilmiştir. 1923-1968 yılları arasında okutulan müzik ders kitaplarında batı tarzı bestelenmiş çok sesli dini mûsikî örneklerinin dışında Türk Din Mûsikî unsurlarına yer verilmediği, 1968'den sonraki süreçte Türk Din Mûsikîsi olarak nitelendirilebilecek bilgi ve materyallere az da olsa yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıDini müzik+4
Hasan Özer
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XX. yüzyılda Türk musikisi eğitiminde resmî himaye ve mektepleşme süreci

Türk mûsikîsi, Osmanlı'nın son dönemlerinden başlayıp Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına uzanan süreçte, resmî ya da gayrıresmî kurum ve toplulukların eğitim faaliyetleriyle yeni nesillere aktarılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra 1926 yılında başta dönemin yegâne devlet konservatuvarı Dârülelhan olmak üzere resmî eğitim kurumlarından Türk mûsikîsi eğitiminin ilga edilmesi ve Cumhuriyet'in yeni tesis edilen mekteplerinde yalnızca Batı mûsikîsi temelli bir eğitim sisteminin uygun görülmesi, Türk mûsikîsi eğitiminde resmî bir himaye eksikliği yaratmıştır. Bu tarihten sonra 1976 yılında İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın (İTMDK) kuruluşuna kadar yaşanan mektepleşme süreci birçok gelişmeye sahne olmuştur. Bu 50 yıllık zaman diliminde resmî himayeden yoksun kalan Türk mûsikîsi eğitimi, bu süreçte çeşitli mûsikî cemiyetleri, özel meşkhaneler, tekkeler ve radyo içi eğitim gibi alternatif kanallarla sağlanmıştır. İTMDK kurulduktan sonra devlet kurumlarında yeniden verilmeye başlanan Türk mûsikîsi eğitimi, Cumhuriyet tarihinde Türk mûsikîsi eğitimi adına ilk kez tecrübe edilen bu sürecin birtakım başka zorluklarını ortaya çıkarmıştır. Çalışmamızda, 20. yüzyılda yaşanan bu gelişmeler dört ayrı bölümde işlenmiştir. Bütün bu gelişmeler, TBMM ve Cumhuriyet Senatosu tutanakları, gazeteler, mecmualar, röportajlar gibi tarihî vesikalar aracılığıyla ele alınmıştır. Her bölümün sonunda, çalışma içinde işlenen gelişmelerden yola çıkılarak ilgili dönemde mektepleşme sürecinde karşılaşılan zorluklar, subjektif tespitler de dahil edilmek suretiyle ortaya koyulmuştur. Bu çalışmanın amacı, 20. yüzyılda Türk mûsikîsi eğitiminin geçirdiği evreleri, başta resmî himaye ve mektepleşme sürecini temel alarak olay örgüsü hâlinde ortaya koyup ileride yapılacak olan çalışmalara ışık tutmaktır.

20. yüzyılKonservatuvarMüzik eğitimi+4
Ömer Faruk Canural
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dürzî inanışında dinî mûsikî

Dürzîlik VI. Fâtımî halifesi Hâkim Biemrillâh (386-411/996-1021) döneminde Mısır'da ortaya çıkan bir inanıştır. Hâkim'e ulûhiyet izafe eden bu inanış, İsmâilîlik mezhebinin görüşlerinden etkilenmiştir. Mezhebin kurucusu Hamza b. Ali'dir. İnanış Hamza b. Ali ve yardımcılarının çalışmaları sonucu Lübnan, Ürdün, Suriye ve Filistin bölgelerine yayılmıştır. Dürzîler takiyye ve gizlilik prensiplerinden dolayı asırlar boyunca kapalı ve sır dolu bir cemaat olarak anılmışlardır. Dürzî eserlerinin ele geçirilmesi ve mezhep üzerine yapılan araştırmalar neticesinde Dürzîlik hakkında bilgi sahibi olunsa da inanış hâlâ gizemini korumaktadır. Dürzîlik hakkında ülkemizde de çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar daha çok Dürzîlerin tarihi, ibadetleri ve siyasî olaylarını içermektedir. Dürzîlerin mûsikîsi üzerine yapılmış başlı başına bir çalışma yoktur. Mûsikî konusunda yapılan çalışmalara yabancı kaynaklarda rastlamaktayız. Bu çalışmalarda ise Dürzîlerin mûsikîsinden ve cenaze ağıtlarından bahsedilmektedir. Dürzîlerin dinî mûsikîsini konu alan özel bir çalışma tespit edilemediğinden dolayı çalışmamızda Dürzî inanışında dinî mûsikî konusu ele alınmıştır. Bu çalışma Dürzî inanışında dinî mûsikî geleneğinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden tarama-derleme usulü kullanılmıştır. Böylece yerli ve yabancı kaynaklar incelenmiş, konu hakkındaki bazı metinler tercüme edilmiştir. Mülakat yöntemine başvurularak Dürzîlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ulaşılan dinî mûsikî ses kayıtlarından bazı ağıt ve ilâhi örnekleri notaya alınmıştır. Dürzîlerin halvethânelerde, cenaze törenlerinde ve dinî kutlamalarda icra ettikleri eş'âr adı verilen ilâhileri vardır. Eş'ârların yanı sıra dinî içerikli mavâllarda okunmaktadır. Dürzîler perşembe geceleri halvet zikri ve ayinleri yaparlar. Özel ritüeller içeren cenaze törenleri ve bu törenlerde icra edilen ağıtlar Dürzî geleneğinde önemli bir yere sahiptir. Bu bilgiler ışığında çalışmamızda Dürzî dinî mûsikî geleneği ortaya konulmuştur.

Arap müziğiDini müzikDürzilik+2
Fatma Gamze Apraş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kore Budizm müziği ile Mevlevi müziği karşılaştırması

Müziğin dinde önemli bir yere sahip olduğu evrensel bir gerçektir. Zira müziğin oluşum sebebi dinden ayrılamaz. Müziğin ilkel hali olarak görülen Şamani ritüele sahip müzikler günümüzde de hâlâ mevcuttur. Bunlar anlam olarak o kadar güçlüdür ki, müzikoloji ve etnik müzikoloji bu alanlarda karşılaştırmalı araştırmayı yaparak müzik ve sanata katkıda bulunmaktadır. Müziğin bu etkisi Yahudilik, İslamiyet ve Hıristiyanlıkta da benimsenmiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi din ve müzik antik çağlardan itibaren birbiriyle bağlantılıdır. Antik uygarlıklara ev sahipliğinde bulunan Hindistan ve Antik Çin'de büyük bir nüfus ve çeşitli etnik gruplar ve çeşitli dinler yaşamışlardır. Böylece Yahudilik, Hıristiyanlık, İslam ve Budizm gibi çeşitli dinlerle birlikte gelişebilmişlerdir. Budizm ortaya çıkmasından bugüne kadar 2.500 sene boyunca çok çeşitli ve karmaşık geleneklere sahip olmuştur. Budizm eski Hindistan'da ortaya çıkmış ve ana ülkesi sayılan Hindistan'ın güney tarafında bulunan Sri Lanka, Vietnam, Myanmar'a kadar, kuzey tarafında ise Tibet, Orta Asya, Çin'e kadar yayılmış neticesinde Kore ve Japonya'ya kadar ulaşmıştır. Bu çalışmamızda bahsedilecek olan Kore Budizm'i, Kore halkının yerli inançlarını ve kültürlerini içerisine kattığı ve Kore'nin eşsiz özelliklerini içerisinde barındırdığı Budizm'dir. Bu çalışmamızda Kore Budizm'i ile birlikte bahsedilecek olan Mevlevîlik, Hz. Mevlâna tarafından başlatılan İslami bir tarikattır. Şu anda Türkiye'de bulunan Konya şehri Mevlevîliğin kutsal şehri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmamızda dünya çapında çok sayıda müride sahip olan Mevlevî ve Budizm müziği incelenmiş, tarihine ve yapılarına ışık tutulmuş, son olarak ise birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Dinler göç ettiği çeşitli millet ve ülkelerde yayılmaya başladığı zaman sadece orijinal haliyle kalmaz, dinin göç ettiği ulusun kültürünü, geleneğini ve yerel dinlerini kendi içine alır. Bu çalışmamız aynı zamanda bulundukları kültürü yansıtan bu iki dini müziğin ayrıntılı birer incelemesidir. Anahtar Kelimeler: Kore Budizmi Müziği, Mevlevîlik Müziğ, Dini Musiki, Budizm, Mevlevi, Kore

BudizmDini müzikKore+1
Chang Hee Yoon
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu'da dînî mûsikî geleneği

Anadolu, tarihsel süreç içerisinde pek çok kültüre ev sahipliği yapmıştır. Bölgede yaşamış olan medeniyetler, kendinden sonra gelen nesillere bu birikimi aktarmıştır. Böylelikle Anadolu'da köklü bir kültür mirası oluşmuştur. Toplumun ahlâkî normlarına yön vermiş olan bu kültür mirası, İslâmiyet'e geçiş sürecinden itibaren din olgusu etrafında şekillenmeye başlamıştır. Din ve kültür kavramları bir bütün hâline gelerek toplumsal gelenekleri meydana getirmiştir. Böylelikle her yörenin kendine has dînî mûsikî geleneği ortaya çıkmıştır. Anadolu'da bu geleneği yaşatan önemli bir merkez de Kastamonu'dur. Dînî değerlerin ve geleneklerin ön planda olduğu Kastamonu'da, dînî mûsikî geleneği de önemli bir yere sahiptir. Yapılan bu çalışma ile bu geleneğin varlığını akademik olarak ortaya koymak ve yaşayan dînî mûsikî geleneğinin gelişmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu araştırma, kültür analizi (etnografya) deseninin kullanıldığı nitel bir çalışmadır. Araştırmada görüşme ve doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, Kastamonu'da seslendirilen ve henüz notaya alınmamış olan ilâhîler, bir kaynak kişiye okutularak notaya alınmış ve çalışmaya eklenmiştir. Bu araştırmanın örneklem grubu, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Görüşme formu araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanmış, yapılan görüşmeler ile elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Kastamonu'ya has icra tekniklerinin ve dînî mûsikî geleneğinin nasıl sürdürüldüğü, Kastamonu'daki dînî mûsikî yaşamı ve dînî mûsikî eğitiminin nasıl verildiği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

Dini müzikKastamonuMevlid+3
Hasan Özayrancı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlîd ve Mirâciye formlarında icrâ edilen tevşihlerin makâm analizleri (18-21. yy.)

Tevşih, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) hayatından kesitlerin sunulduğu, ona olan övgülerin terennüm edildiği bir Türk Din Mûsikîsi formudur. Mevlîd ve mirâciye formlarının ihtişâmından beslenen tevşihler, bestekârların hünerlerini sergiledikleri mâhiyette olması hasebiyle nazarî anlamda önem teşkîl etmektedir. Türk Din Mûsikîsi bestekârlığında büyük önem taşıyan 18-21. yy. dönemlerini ihtivâ eden bu çalışmada, tevşih formlu eserler makâmsal çerçevede ele alınmıştır. Mevlîd ve mirâciye formlarındaki bahirlerde icrâ edilen Rast, Uşşak, Hicaz, Sabâ, Hüseynî, Segâh, Hüzzam, Nevâ, Dügâh ve Müstear olmak üzere toplam on makâmda bestelenen 131 eser çalışmanın sınırlılığını oluşturmaktadır. Betimsel yöntemlerle incelenen bu çalışmada "tarama/survey" ve "sınıflandırma" metodları kullanılmıştır. Yapılan incelemeler yoluyla ilgili dönem ve sözü geçen makâmların tarihsel mübâdeleleri hakkında çıkarımlar sağlamak amaçlanmıştır. Müşâhede edilen eserlerin neticesinde bestelenen tevşihlerde dönemlerindeki nazariyatçı tarifleri ile hangi noktalarda mutâbıklık sağlandığı; dönemler ilerledikçe geçki ve çeşni yapılarında ne gibi farklılıklar meydana geldiği, perde aralıklarında nasıl bir değişim sergilendiği gibi konulara yer verilmiştir. Ayrıca tevşihlerde en fazla kullanılan biçim kalıbının farklı formlardaki kalıplarla benzerlik gösterdiği ifade edilmiştir.

Dini müzikMakamlarMevlid+3
Mustafa Süha Çubukcu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Besim Atalay'ın Bektaşî nefes derlemelerine yapılan bestelerin tespiti

Ahmet Besim Atalay, hayatı boyunca önemli konularda çalışmalar yapmış olan bir şahsiyettir. Bu konuların başında Türk dili ve dinî konular gelmektedir. Cumhuriyet tarihinin ilk tarikat araştırmasını yapan Atalay, temel olarak Bektaşîliği konu edinmiştir. Atalay, Bektaşîlik ve edebiyatı konusunda yapmış olduğu çalışmalarda büyük oranda Bektaşî nefeslerini incelemiştir. Bu çalışmalara dair incelemelerde genel olarak müzik ve edebiyat arasında güçlü bir ilişkinin varlığı Atalay'ın eserleri aracılığıyla ortaya konulmuştur. Fakat Besim Atalay'ın mûsikî ile ilişkisi hakkında ve çalışmalarında mûsîkîyi nasıl kullandığı ile ilgili bir araştırma yapılmamıştır. Bektaşî geleneği incelendiğinde Bektaşîlerin şiirlerini genel olarak mûsikî eşliğinde okudukları görülmektedir. Bu şiirler günümüze kadar ulaşabilmişken, bestelerinin büyük bir kısmı kaybolup gitmiştir. Bunun nedeni olarak halk ozanlarının eserlerini notaya dökülmemesi, bu türkülerin usta-çırak yöntemiyle öğrenilip gelecek nesillere kulaktan kulağa aktarılması gösterilebilir. Bu çalışmadaki temel amaç, Besim Atalay'ın derlemiş olduğu Bektaşî şiirlerine eşlik eden ezgilerin tespitidir. Çalışma üç ana bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde Besim Atalay'ı tanımak adına hayatına yer verilmiş, ikinci bölümde Atalay'ın tasavvuf ile ilişkisine ve eserlerinde ilişki kurduğu tarikatlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Besim Atalay'ın nefes derlemeleri incelenmiştir. Atalay'ın derlediği Bektaşî nefesleri konu bakımından türlerine göre ayrılmış ve nefeslerin günümüze kadar hangi ezgilerle bestelenip, seslendirildiği araştırılmıştır. Yapılan tespitte söz konusu nefeslere ait 48 adet beste bulunmuştur. Bu nefes bestelerinin 17 tanesi nota arşivlerinde mevcut iken, 31 tanesine arşivlerde ulaşılamamaktadır. Bu çalışmada nota arşivlerinde ulaşılamayan 31 adet nefesin bestesi notaya alınarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bektaşîlik, nefes, edebiyat, müzik

Bektaşi müziğiBektaşilikBesteler+7
Bahar Kaplan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balıkesir Dursunbey ilçesinde dinî mûsikî ve kadın mevlithanlık geleneği

Kültürel mirasımızın en önemli sahalarından biri kuşkusuz mûsikîdir. Türk Din mûsikîsi de bu coğrafyada mevcut mûsikîmizin; estetik duygu, inanç ve ibadet yönünü de içine alarak şekillenmiş bir halkasıdır ve kendi içinde çok çeşitliliği barındıran bir özellik arz etmektedir. Hem tekkede hem de camide icra edilen çeşitleri ile Kur'an tilavetinden ilâhîye, bektaşî nefeslerinden mevlevî ayinlerine kadar çeşitli türlere sahiptir. Bu çalışmada tekke mûsikîsi ve cami mûsikîsinin ortak ürünü olan mevlidin, Türk Din Mûsikîsi içerisinde günümüzde kullanımı yaygın olmayan, besteli olarak icra edilen türü ile ilgili bir çalışma incelenmiştir. Aynı zamanda bu çalışmanın tarihi değeri ve icra eden kişilerin kadın olması elbette üzerinde durulması gereken dikkate değer bir durumdur. Mevcut veriler doğrultusunda bölgeye has olan Türk din mûsikîsi geleneği, bu geleneği oluşturan dinamikler, besteli mevlid icrasının özellikleri ve icracıların biyografileri çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Nitel araştırma metodu kullanılmış literatürde yer alan tez makale ve yayınlar okunarak konuyla ilgili araştırmalar yapılmış, sahada yapılan inceleme ve araştırmalarla beraber mevlidhanlarla özel görüşmeler yapılarak kayıt altına alınmıştır. Elde edilen bulgular ışığında araştırma alanı olan Balıkesir Dursunbey ilçesinde, yaşadığımız topraklardaki kültürel zenginliğin bir parçası olarak, yüz elli yıldan daha uzun bir süredir devam eden, geleneksel bir yapı oluşturan besteli mevlidin, icra biçimi ve tarihsel yönü incelenmiştir. Doğal ortamda yapılan besteli mevlid icrası ses kaydı alınarak notaya aktarılmış, mevlidhanlık geleneği incelenmiş ve bölgede okunan yerel ilâhîler de notaya alınarak Türk Din Mûsikîsi repertuarına sunulmuştur.

Balıkesir-DursunbeyDini müzikKadınlar+4
Rukiye Çakır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkdam Gazetesi'nde mûsikî makaleleri (Transkribe ve inceleme)

İkdam Gazetesi, Osmanlı'nın son dönemlerinde uzun bir yayın hayatı sürmüş ve birçok alanda makaleler yayınlamıştır. Mûsikî üzerine yazılan makaleler, alana ilgi duyan insanlar tarafından her zaman önem verilerek takip edilmiştir. Söz konusu makaleler, bir düzen içerisinde olmayan zamanlarda ve Osmanlı dönemi alfabesi ile kaleme alınmıştır. Biz bu çalışmamızda, İkdam Gazetesi'nde, Rauf Yektâ Bey'in makaleleri dışında kalan, çeşitli yazarlar tarafından kaleme alınan mûsikî makalelerini tespit ederek, transkribsiyonunu ve değerlendirilmesini yapmayı hedefledik. Çalışmamızda, mûsikî alanında yazılan makaleler tespit edilerek, TBMM Kütüphanesi'nin Mikrofilm Bölümü'nden fotoğraflanmak kaydıyla temin edilmiştir. Ardından makaleler günümüz harflerine transkribe edilmiştir. İlk bölüm giriş bölümü olup, ikinci bölümde İkdam Gazetesi ve yazarlar hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümde transkribe edilen metinler aktarılıp son bölümde incelemeler yapılmıştır. Makaleler transkribe edildikten sonra incelenerek okuyucuya sunulmuştur. Yayınlanan makaleler mûsikî ilmi için önem arzetmekle beraber, özellikle ele alınan makaleler arasında en fazla yazısı bulunan Nûri Şeydâ Bey'in kaleme almış olduğu makaleler kendisinden sonrakiler için kaynak niteleği taşımıştır.

GazetelerMakaleMüzik+5
Samet Tengiz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Takiyyüddin Mehmed Emin Ali Bey'in hayatı ve Mûsika-i Hümâyûn Tarihi adlı eseri (Transkripsiyon ve inceleme)

Bu çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Yazma Eser Kütüphânesinde kayıtlı olan Takiyyüddin Mehmed Emin Ali Bey'in Osmanlı Devleti'nde kullanılan Arap alfabesi ile yazdığı Mûsika-i Hümâyûn Tarihi adlı eseri Latin alfabesi ile transkribe edilerek, yazarın hayatı ve eserin içeriği hakkında bilgiler verilecektir. Takiyyüddin Mehmed Emin Ali Bey Mûsika-i Hümâyûnun kuruluş yıllarından itibaren Mûsika-i Hümâyûnda görev yapmış, burada binbaşılığa kadar yükselmiş ve emekli olmuş bir görevlidir. Mûsika-i Hümâyûnun kuruluşunu ve birinci nesil mûsikacıları tanıtan bir eser kaleme almıştır. Eseri kaleme alırken yaşadığı dönem ile sınırlandırmıştır. Eserdeki bilgileri o dönemde yaşamış olan kişilerden, resmi belgelerden ve bizzat kendi anılarından kaydetmiştir. Mûsika-i Hümâyûn Tarihi ismi ile kaydedilen eser Mûsika-i Hümâyûnun kuruluşu, Enderûn-i Hümâyûndan Mûsika-i Hümâyûna geçen mûsikîşinasların biyografileri, rütbeleri, görev aldıkları tarihler gibi birçok kıymetli bilgi içermektedir. Yazar bu eseri tamamlayamamıştır. Bu eserin matbu hali tespit edilmemiştir. Bu nedenle mûsikî tarihi ve özellikle Mûsika-i Hümâyûn ile ilgili araştırma ve yakın dönem kaynaklarımızda bu esere çok az atıf yapılmıştır. Çalışmada kullanılan ve Mûsika-i Hümâyûn Tarihi olarak adlandırılan eserin PDF dosyası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Yazma Eser Kütüphânesinden online olarak temin edilmiştir. Çalışmada Mûsika-i Hümâyûn Tarihi transkripsiyonlu bir şekilde Latin alfabesine aktarılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Takiyyüddin Mehmet Ali Bey'in hayatı ve Mûsika-i Hümâyûn Tarihi adlı eserinin özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Enderûn-i Hümâyûndan Mûsika-i Hümâyûna geçiş ve Mûsika-i Hümâyûn yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise metin transkripsiyonlu olarak Latin harflerine aktarılmıştır. Çalışma, sonuç ve kaynakça kısımları ile tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Mûsikîsi, Türk Mûsikîsi Tarihi, Türk Askerî Mûsikîsi, Mûsika-i Hümâyûn, Muzıka-yı Hümâyûn, Takiyyüddin Mehmed Emin Ali.

Askeri müzikBestekarlarBesteler+6
Mehmet Alçı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00