Ankara Yıldırım Beyazıt University
Discipline

Uluslararası Ticaret ve Finans Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

28

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

28 Theses
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of small and medium-sized Syrian companies from the perspective of marketing strategies

Strategy is a concept that describes long-term plans and decisions aimed at achieving future goals. Marketing is the process carried out by companies in relation to goods and services and aims to realize the desires of individuals, organizations, and society. The combination of strategy and marketing has produced the concept of marketing strategies, which deals with the long-term processes by which organizations seek to achieve the desires of consumers and thereby achieve the goals of the organization. The thesis explains the details of some marketing strategies and methods, revealing the scientific and practical methods operated by marketing management. It also presents interviews with some Syrian companies in Turkey to examine the effectiveness of marketing management in these companies and how much they know about marketing strategies, as well as their strengths and weaknesses. As a result of our research, we found that although Syrian companies achieve temporary positive results in the short term, their inability to activate and implement marketing strategies due to their lack of marketing knowledge prevents them from strategic goals, growth, and transformation into an international company. Keywords: Marketing Strategies, Marketing Mix, Company Performance.

Marketing mixMarketing strategiesCompany performance
Ahmad Albakar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik özgürlüklerin G-20 ülkelerinin ekonomileri üzerindeki etkileri

Bu çalışmada, G-20 ülkelerinde (Arjantin hariç) doğrudan yabancı yatırımların (DYY) ve ekonomik özgürlüklerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışma, tanımlayıcı istatistikler, değişkenler arası korelasyonlar, Varyans Enflasyon Faktörü (VIF) analizi, Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) tahmin edicisi ve yatay kesit bağımlılığı testi gibi yöntemleri kapsamaktadır. Çalışmamız, doğrudan özgürlük üzerinde belirgin bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur. Bu sonuç, tanımlayıcı istatistikler ve değişkenler arası korelasyon analizleri ile desteklenmiştir. Özellikle, ticaret hacmi ve enflasyonun bazı G-20 ülkelerinde ekonomik büyüme üzerinde anlamlı etkileri tespit edilmiştir, bu da ticaretin ve fiyat istikrarının ekonomik performans üzerinde önemli roller oynadığını göstermektedir. Yapılan çoklu regresyon analizinde, VIF değerleri çoklu doğrusallığın olmadığını göstermiş, bu da modelin doğruluğunu etkilemeyecek düzeyde olduğunu işaret etmiştir. AMG tahmin edicisi sonuçları, ticaret hacmi ve enflasyonun bazı G-20 ülkelerinin ekonomik büyümesi üzerinde anlamlı etkileri olduğunu göstermiş, ancak doğrudan yabancı yatırımların ve ekonomik özgürlüklerin anlamlı bir etkisi genellikle gözlemlenmemiştir. Yatay kesit bağımlılığı testi, G-20 ülkeleri arasında ekonomik olaylar ve şartlar açısından yüksek düzeyde bağımlılığın bulunduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, G-20 ülkelerinin ekonomik büyümesi üzerinde doğrudan yabancı yatırımların ve ekonomik özgürlüklerin sınırlı etkisi olduğunu, ticaret hacmi ve enflasyonun ise belirli durumlarda daha belirgin etkileri olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, ekonomik politikaların ve stratejilerin geliştirilmesinde faydalı olabilir ve ülkelerin ekonomik büyüme üzerinde etkili olan diğer faktörleri de dikkate almalarını gerektirmektedir. Bu analizler, modelin genel uyumunun istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstererek kullanılan modelin genel olarak uygun olduğu görülmektedir. Anahtar sözcükler: Doğrudan yabancı yatırımlar, Ekonomik özgürlük, Ekonomi G-20 ülkeleri

Mehmet Fatih Yener
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çin büyüme modeli çerçevesinde endüstri 5.0 ve dijital ekonominin uluslararası ticarete etkisi: G-20 ülkeleri örneği

Uluslararası ticaret geçmişten günümüze kadar her zaman ülkelerin ekonomik ve toplumsal olarak gelişmesi yönünde en önemli etkenlerden biri olmuştur. Ülkelerin birbirleriyle yaptıkları ticari faaliyetler sonucunda toplumların birbirleriyle olan etkileşimleri küreselleşemeye ve bu küresellikte kendilerine fayda sağlayan politikalar geliştirmelerini sağlamıştır. Bulunduğumuz yüzyılda bu politikalar teknolojik ilerleme ile birlikte ülkelerin teknolojiye dayalı kalkınma politikaları geliştirmesine ön ayak olmuştur. Bu düşünceler dâhilinde özellikle Çin merkezindeki farklı ülkelerin politikaları, endüstri 5.0 düşüncesinin temelini atmaktadır. Çünkü her zaman endüstri devrimleri insanlıgın yaşamlarında çok farklı dönüşümler getirmiştir. Bu dönüşümlerin en son ayağıda endüstri 5.0 diyebiliriz. Yeni endüstri kavramları bulunduğumuz yüzyılda ülkelerin ekonomik ve toplumsal olarak kalkınmaları için gerekli olan en önemli fırsatlardan birisidir. Sadece ekonomik olarak değil bir toplumsal dönüşümü isteyen bu süreç dâhilinde birçok disiplinde ve toplumsal süreçleri de etkilenmesi beklenmektedir. Ancak politikalarını gelir üzerinden oluşturan ülkeler için en önemli konu her zaman parasal karşılık olmuştur. Yeni endüstri fırsatlarını değerlendirmek isteyen farklı ülkeler bugün yapılan yatırımlarının karşılığını almaya yakın oldukları analizlerle ispatlanmaktadır. Bu çalışmada ise Çin ekonomisi ekseninde endüstri 5.0 ve dijital dönüşümün uluslararası ticaretteki etkileri ve Çin'in yeni endüstri devrimine hazırlık politikaları dâhilinde yapmış olduğu küresel ticaret politikaları, uluslararası örgütlerle ilişkileri, projeleri vb. değerlendirilmiştir. Farklı ülkelerin benzer şekilde gelişme düzeyleri araştırılarak analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda ülkelerin yeni endüstri devrimiyle sağladıkları faydalar göz önüne serilmektedir.

Endüstri 5.0Uluslararası ekonomiUluslararası ticaret+1
Ahmet Kaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin yaş meyve ve sebze ihracatı, Manisa Alaşehir örneği

Türkiye'nin iklimi ve toprak yapısının tarıma elverişli olması sebebiyle çeşitli meyve ve sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tarım, Türkiye ekonomisi açısından önemli ve etkin bir sektör olmaktadır. Bu sektörün genel yapısından dolayı pazara giriş stratejilerinden ihracata dayalı yöntemler tercih edilmektedir. Ekonomik katkının önemli ölçüde olabilmesi için üretilen ürünün ihracatının da arttırılması gerekmektedir. Çalışmada analiz iki kısma ayrılarak yapıldı. İlk kısımda ikincil veriler kullanıldı. Dünya'da taze üzüm, kiraz üretimi ve ticari yapısı genel olarak ele alınmıştır. Türkiye'nin üzüm ve kiraz üretimindeki Manisa ilinin ve Alaşehir ilçesinin katkısı tablolar yardımıyla açıklanmıştır. Tablolar için 2012-2021 yıllarını kapsayan on yıllık bir dönem seçilmiştir. Manisa, Sultaniye üzüm çeşidi ile tüm dünyada bir marka oluşturmuştur. Alaşehir, üzüm üretimiyle bu markanın oluşmasına katkıda bulunmaktadır. İlçenin ekonomik geçim kaynağını üzüm oluşturmaktadır. İkinci kısımda dört bölümden oluşan yirmi dokuz soruluk anket kullanılmıştır. Manisa ilinin Alaşehir ilçesindeki üzüm ve kiraz ihracatında faaliyette bulunan firmalarla anket çalışması yapılmıştır. Anket firmaların genel yapısını, ihracattaki karşılaştıkları sorunlar ve zorluklar, en fazla çalıştıkları ülkeler, tercih edilen üzüm ve kiraz çeşidi gibi belirleyici sorulardan oluşmaktadır. Anketten elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde) kullanılmıştır. Değişkenlerin aralarındaki ilişki Ki-kare analizi ile analiz edilmiştir. Hesaplamalar için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada firmanın sahip olduğu kalite sertifikaları ve haksız rekabet ortamının, ihracat yaptığı süreyle ilişkili olup olmadığı belirlenmek istenmiştir.

KirazManisa-AlaşehirMeyveler+4
Feride Ata Kaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin yapmış olduğu serbest ticaret antlaşmalarının dış ticarete etkileri

Küresel ticarette ülkeler kendi aralarında ticari antlaşmalar yapmaktadır. Bu antlaşmaları yaparken karşılıklı olarak tavizlere yer vermektedirler. Anlaşmalar ile anlaşmayı imzalayan ülkeler arasında gümrük vergisi ve vergi dışındaki kısıtlamalar kaldırılmaktadır. Bu süreçte Türkiye de farklı ülkelerle Serbest Ticaret Antlaşmaları imzalamaktadır. Bu tez çalışmasının birinci bölümde Serbest Ticaret Anlaşmasının tanımına, menşe kavramına ve dünyadaki ekonomik entegrasyon örneklerine bakılmıştır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile imzalamış olduğu Gümrük Birliği Anlaşması incelenmiştir. İkinci bölümde, Türkiye'nin Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığı ülkeler incelenmiş, bu ülkelerin başlıca sosyal göstergelerine ve dış ticaret yapılarına bakılmıştır. Daha sonra bu ülkeler ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmalarına bakılarak anlaşma maddeleri, hangi ürünlerin ihracat ve ithalatının yapıldığı ve dış ticaret verileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye'nin yapmış olduğu Serbest Ticaret Anlaşmalarının otomotiv sektörünün rekabetçiliğine etkisi analiz edilmiştir. Bu çerçevede öncelikle Türkiye'nin otomotiv sektöründe dünya pazarlarındaki yeri gözden geçirilmiştir. Daha sonra, dış ticarette rekabetçilik endeksleri incelenmiş ve bu konuda ampirik çalışmaları izleyebilmek için literatür taraması yapılmıştır. Çalışmada, son olarak Türkiye'nin otomotiv sektöründe, Serbest Ticaret Anlaşması yaptığı ülkeler karşısında Göreceli Rekabet Avantajı (RTA) hesaplanmış ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.

Alper Kemal Karanfilci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın Türkiye tarım sektörü politikaları ve ihracatına etkisi

Günümüzün en büyük sorunu olan iklim değişikliği, ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerini arttırmaktadır. Bu konuda uluslararası otoriteler, sürdürülebilir üretim modelleri adına çalışmalar yürütmektedir. Sürdürülebilir üretim modellerini, dünya genelinde bir standartta ulaştırılması adına uluslararası ticaretin aracılığı oldukça önemlidir. Sürdürülebilir kalkınma ve Avrupa Yeşil Mutabakatını ele alan bu tez çalışmasında ise; özellikle tarım sektörü üzerindeki ve Avrupa'yı merkez alan ihracatçı şirketlerin değişen mevzuatlara uyum sağlaması gerekliliğinin önemine değinilmiştir. Dört aşamada hazırlanan bu tez çalışmasının birinci bölümünde; sürdürülebilir kalkınma tanımı ve bu konuda uluslararası çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde; Avrupa Yeşil Mutabakatının tanımı ve işleyişinden bahsedilmiş olup, tarım sektörü üzerinde gelişmeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Avrupa Birliği'nin önemli ticari partneri olan Türkiye'nin, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile değişen mevzuatlar ve konu üzerine Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalar incelenmiştir. Özellikle tarım sektörü üzerine yoğunlaşılmıştır. Ayrıca Gümrük Birliği'nin ve güncellenmesinin önemine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde; araştırma amacına uygun oluşturulan yargıları 5'li likert ölçeği ve mülakat soruları kullandığımız anket formu ile özellikle tercih edilen Avrupa Birliği'ne gıda ve tarım ürünleri ihraç eden firmalarla gerçekleştirilen görüşmeler analiz edilerek, sürdürülebilirlik üzerine çalışmaları ve Avrupa Yeşil Mutabakatının Türk firmaları üzerinde yaratacağı etkileri yorumlanarak aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Ticaret, Sürdürülebilir Kalkınma, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Tarım, Finans

Gökçehan Talay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Technology and financial development: Evidence from Liberia

Today, researchers and policymakers want to understand how or to what extent does technology influence financial transactions. There is a need to understand how technology, specifically in the form of mobile money and internet access, has affected economic expansion and financial inclusion in the country. The ultimate objective of this thesis is to assess the relationship between technology and financial development in Liberia using time series data from 1991 to 2021. ARDL model and bound tests were used to examine the relationship between technology and financial development. Technology is measured using Mobile Cellular Subscriptions and Internet Penetration while financial development is measured using Net Domestic Credit and Money Supply). From the empirical results, the findings indicate that there exists a negative and positive significant relationship between technology and financial development in Liberia using money supply and net domestic credit as a financial indicator in both short term and long-term. Ultimately, this study highlights the importance of incorporating technology to maximize financial activities that to sustainable, efficient, and effective financial system. This reveals that government should ensure and encourage a safe environment that improve financial activities in Liberia through the incorporation of technology.

Patrıck Nyenkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin bazı Avrupa ülkelerine göre tekstil ürünlerinde rekabet gücünün LPI endeksine göre karşılaştırmalı analizi

Bu çalışma, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektöründeki uluslararası rekabet gücünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, sektörün tarihsel gelişimi incelenmiş ve küresel düzeydeki önemi ortaya konmuştur. Birinci bölümde, rekabet kavramı ele alınarak, rekabet gücünü etkileyen başlıca faktörler (sübvansiyonlar, yabancı sermaye yatırımları, üretim maliyetleri, doğal kaynaklar, teknoloji ve inovasyon gibi) detaylı bir şekilde değerlendirilmiş-tir. İkinci bölümde ise Türk tekstil sektörünün dünya piyasasındaki yeri ve ihracat performansı, GTİP 50-63 aralığı esas alınarak analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde, Avrupa Birliği'nin tarihsel süreci, ticari yapısı ve Türki-ye ile olan ekonomik ilişkileri ele alınmış; parasal birlik, Schengen bölgesi gibi ya-pılar ile tekstil sektöründeki güncel gelişmeler değerlendirilmiştir. Almanya, İtal-ya ve İspanya gibi öncü Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Türkiye'nin pamuk ve hazır giyim ürünlerinde rekabet avantajı yakaladığı; ancak yüksek katma değerli ve teknik tekstil alanlarında gelişime ihtiyaç duyduğu gö-rülmüştür. Dördüncü bölümde gerçekleştirilen Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük-ler (AKÜ) ve Lojistik Performans Endeksi (LPI) analizleri, Türkiye'nin esnek üretim kabiliyeti ve Avrupa'ya olan coğrafi yakınlığı gibi avantajlarına dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve yeşil lojistik uygula-maları kapsamında sürdürülebilirlik odaklı politikaların güçlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, yenilikçi AR-GE faaliyetleri, marka geliştirme ve lojistik altyapı yatırımları ile desteklenen bütüncül bir strateji, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektöründeki rekabetçi konumunu güçlendirerek sürdürülebilir bir başarıya ulaşmasında kilit rol oynayacaktır.

Gökhan Özel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve İtalya örneğinde tekstil sektörünün sürdürülebilirliğinin karşılaştırmalı analizi

Tekstil sektörü, doğal ve sentetik liflerin kullanılarak geniş bir ürün yelpazesi oluşturulmasıyla karakterize edilen, giyimden ev tekstiline, endüstriyel alanda kullanılan ürünlere kadar çeşitlenen bir endüstri dalıdır. Sanayileşme sürecinin ardından, nüfus artışı ve teknolojik gelişmelerle birlikte çevresel sorunlar büyük bir boyut kazanmış, bu da sürdürülebilir kalkınma anlayışının temelini oluşturmuştur. Sürdürülebilirlik, doğaya verilen zararın azaltılması ve gelecekteki nesillerin ihtiyaçlarına duyarlı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği düşüncesini savunmaktadır. 2015 yılında dünya liderleri, 2030 yılına kadar sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak amacıyla 17 küresel amaç üzerinde uzlaşmışlardır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve İtalya'daki tekstil sektöründe sürdürülebilirlik hedeflerinin uygulamalarını incelemektir.

Gökçe Öztaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Mısır arasındaki ticari ilişkilerin değerlendirilmesi ve diğer Akdeniz ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi

Mısır ile Türkiye arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin kökeni çok eski tarihlere dayanmaktadır. Osmanlı döneminden de önce başlamış olan bölgenin ilişkisi günümüzde de devam etmektedir. Doğu Akdeniz'deki ticari ve askeri gücün lokomotifleri olarak değerlendirilen iki ülkenin birbirleri ile sağlamış oldukları ticari ilişkilerin, bölge için büyük önem arz ettiği gözlemlenmektedir. İki ülke arasında 2005 yılında imzalanıp 2007 yılında hayata geçirilen Serbest Ticaret Anlaşması ardından iki ülkenin birbirleri ile olan ticari ilişkilerinde büyük sıçramalar sağlanmıştır. Bölgedeki diğer ülkelere nazaran çok daha stabil ilerleyen iki ülkenin arasındaki ilişki, bölgedeki diğer ülkeler ile kurulan ilişkiden çok daha hayati bir konumda bulunmaktadır. Mısır ile Türkiye arasında kurulan ticari ilişkilerin değerinin anlaşılması amacı ile yapılan çalışma içerisinde veriler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Verilerin sağlıklı bir değerlendirmesinin yapılabilmesi amacı ile özellikle Arap Baharı süreci baz alınmaya çalışılmıştır. Bu durumun temel sebebi ise Arap Baharı sürecinin objektif veriler sağlamasından kaynaklanmaktadır.

Mustafa Ghonıem
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın Türkiye'nin karbonsuzlaşma faaliyetlerine etkisi

İnsan kaynaklı CO2 emisyonu, küresel bir kriz haline gelen antropojenik iklim değişikliğinin temel yapı taşıdır. Atmosferik düzeyde biriken sera gazları, iklim değişikliği krizine yol açarak Dünya'daki ekosistemleri ve gelecek nesillerin refah içinde yaşama haklarını tehdit eden bir yapıya büründürmüştür. Bu şekilde devam etmesi halinde artan çevre felaketleri ile Dünya gittikçe yaşanılamaz bir hale gelecektir. İklim krizine karşı uluslararası boyutta önem taşıyan, iş birliğine dayalı anlaşma ve düzenlemeler, geri dönülemez noktaya ulaşmadan Dünya'nın daha fazla zarar görmesini engelleyerek iyileşme sürecine katkı sağlamada kritik rol oynamaktadır. Sera gazı emisyonlarına en büyük pozitif etkiyi yaratan faktörün endüstriyel faaliyetler olduğu düşünüldüğünde, oluşturulan iklim anlaşmalarının ülkelerin üretim ve uluslararası ticaret dinamiklerinde ciddi değişimlere sebep olacağı açıktır. Bu çalışmada, iklim değişikliğine karşı mücadelede gelişmiş politikalar içeren Avrupa Yeşil Mutabakatı ve önemli bir stratejik düzenleme olan Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasının, Türkiye'nin iklim hedeflerine ulaşmasına ve karbonsuzlaşmasına olan olası etkileri incelenmiştir. Bu doğrultuda tezin birinci bölümünde antropojenik CO2 emisyonunun tarihsel süreci ve küresel etkileri ele alınmış, ikinci bölümünde sera etkisi ve iklim krizinin literatüre girişi, kabulü ve küresel çalışmalar işlenmiştir. Daha sonra insan faaliyetlerinin iklim krizine etkisini açıklamak amacıyla oluşturulan teorik modeller ve bu modellerin uygulamalı çalışmalarından elde edilen sonuçlar açıklanmıştır. Teorik çerçeve kurulduktan ve literatür taraması yapıldıktan sonra, bu çalışmanın analiz kısmında Türkiye'de 1990- 2022 yılları arasında CO2 emisyonunun, belirleyicisi olan makro ekonomik değişkenlerle olan ilişkisi test edilmiştir. Seçilmiş bazı makro değişkenlerin CO2 emisyonuna olan etkisi, STIRPAT modeli aracılığıyla ekonometrik zaman serisi analizi kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen verilerin, test edilen yedi değişkenin beşinde çalışmanın hipotezini destekler nitelikte sonuç verdiği, iki değişkende ise hipotezin aksi yönünde sonuç verdiği görülmüş, beklenmeyen sonuçların muhtemel sebepleri açıklanmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında enerji arzı dönüşümü, yenilenebilir enerji yatırımı, enerji verimliliği, SDKM uyum ve iç düzenleme çalışmaları gibi politika önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği, karbondioksit emisyonu, Avrupa Yeşil Mutabakatı, STIRPAT modeli, zaman serisi analizi

Emre Erdoğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticarette bilgi değişim anlaşmalarının rolü ve vergi cennetlerinin değerlendirilmesi

Değişen ve gelişen dünya ticaretinde, alışverişin boyutu ulusal sınırları aşmış; küreselleşme ve teknolojinin gelişimi sonrası e-ticaretle uzaklar yakın olmuştur. Sermaye uzaklaşmış, sermayenin ve mükellefin takibini zorlaştıran bu durum kayıt dışılığı arttırmıştır. Vergilendirilmemiş kazancı arttırmak için "vergi cennetleri" gibi yeni oluşumlar ortaya çıkmış, ülkeler de bunlara karşı yeni önlemler almaya çalışmışlardır. Küreselleşen ticarette istihbaratın önemi gittikçe artarken; bu zararlı vergi rekabetinden kurtulmak ve vergi kayıplarını en aza indirebilmek için ülkeler, "Birlikten kuvvet doğar." tezinden hareketle birlikte davranmaya başlamışlardır. Zamanla vergi konusunda karşılıklı sözleşmelere ve bilgi değişim anlaşmalarına başvurmuşlardır. İşte bu çalışmada; • Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile ticaretin, ülke sınırlarını aşarak farklı bir boyut kazanması üzerinde durulmuş, • Ülkeler vergi gelirlerini arttırmak isterken, sermayenin tam aksine "Daha az vergi", "Sıfır vergi" veya "Kayıt dışılık" vaat eden vergi cennetlerine kaçışı sebep-sonuç ilişkileri yönünden araştırılmış, • Sermayenin kendisini gizleme isteği ile zararlı vergi rekabeti ve kayıt dışılığı önlemeye çalışan ülkelerin istihbarat çalışmalarına verdikleri önem ve imzaladıkları bilgi değişim anlaşmaları irdelenmiş, • Vergi konusunda yapılan idari yardımlaşma sözleşmeleri ile bilgi değişim anlaşması türleri ve yöntemleri üzerinde durulmuş, • Teknolojik gelişmeler, internetle sınırların kalkması ve e-ticaretin yaygınlaşması sonucu sermayenin avantajlar sağlayan vergi cennetlerine kaymasının uluslararası ticarete etkileri; vergi cenneti ülkelerin yapıları, özellikleri ve sayıları ile bu ülkelerin vergi tabanlarının aşınmasını engellemeye yönelik önlemler araştırılmış, • Başta OECD olmak üzere G7, G20, AB ve FATF gibi uluslararası kuruluşların ve Türkiye'nin vergi cennetlerine karşı yürüttüğü çalışmalara değinilerek, bu alanda alınan önlemlerin etkinliği üzerinde durulmuş, • Uluslararası ticarette ortaya çıkan vergisel sorunlar, zararlı vergi rekabeti ve vergi cennetleri ile baş etmenin yolları, bilgi değişim anlaşmalarının önemi ve bu yönde mevcut ve yapılması gereken çalışmaların tespiti amaçlanmış, • Doğru miktarda verginin doğru yargı bölgesine ödenmesini sağlamak için vergi idarelerinin iş birliğinin önem arz ettiği günümüzün küreselleşen dünyasında; OECD'nin banka gizliliğine son vermek, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınmayla mücadele etmek amacıyla vergisel şeffaflığı ve bilgi değişimini arttırmaya yönelik uluslararası çabaları değerlendirilmiş, • Uluslararası ticaretin vergisel sorunlarına karşı alınan önlemler, uluslararası çabaların sonuçları ile bu yönde alınması gereken tedbir ve önerilere yer verilmiştir.

Uluslararası bilgi değişim anlaşmalarıUluslararası ticaretZararlı vergi rekabeti
Melih Mustafa Tınaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik ve faydacı alışveriş değerinin kullanım devamlılığına etkisi: Trendyol mobil uygulaması üzerine bir araştırma

Tüketicilerin çoğunluğu artık sadece tüketimi istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için değil mutlu olmak, statü sahibi olmak, sürekli yenilik istemek haz duymak ve haz duyarken fayda da sağlamak için gerçekleştirmektedir. Bunun sebebinin mobil alışveriş uygulamalarının artması, bu uygulamaların geniş ürün yelpazesine sahip olması ve istenilen anda istenilen ürüne ulaşılmasının olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda karşımıza hedonik ve faydacı tüketim kavramı çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı hedonik ve faydacı alışveriş değerinin kullanım devamlılığına etkisini: Trendyol mobil alışveriş uygulaması üzerinden ölçmektir. Çalışma verileri online anket yoluyla elde edilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğunu belirlemek için Kolmogorov Smirnov testi yapılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testlerden t testi ve varyans analizi yapılmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliği için faktör analizi yapılırken, güvenilirlik analizi için, Cronbach's Alpha katsayıları hesaplanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki korelasyon analizi ile test edilirken, düzenleyici değişkenin etkisini ölçmek için regresyon analizi yapılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre hedonik alışveriş değeri ve faydacı alışveriş değerinin Trendyol mobil alışveriş uygulamasının kullanım devamlılığı üzerinde anlamlı etkisi bulunmuştur. Hedonik alışveriş değeri ve faydacı alışveriş değerinin Trendyol mobil alışveriş uygulamasının kullanım devamlılığı üzerindeki etkisinde algılanan kullanım kolaylığının düzenleyici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır.

DevamlılıkFaydaFaydacılık+5
Öznur Güneş Yalçınkaya
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of export on firm financial performance

This study investigates the effect of export intensity on the financial performance of firms. The analysis employed data from 208 exporting firms in the manufacturing sector listed on Borsa Istanbul during the period 2005-2019. The dependent variable, financial performance, was measured using operating profit. The main independent variable is export intensity. Through panel data regression analysis, the study found that export activities have a statistically significant and positive impact on financial performance. However, higher debt levels have a statistically significant negative effect on performance. Firm size and age exhibit positive but statistically insignificant effects.

Ayşenaz Keyifli
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki illerin elektrikli otomobil şarj istasyonu yeterliliğinin veri zarflama analizi ile değerlendirilmesi

Elektrikli otomobiller, geleneksel içten yanmalı motorların aksine elektrik enerjisi ile çalışan taşıtlardır. Çevresel sürdürülebilirlik bilincinin artmasıyla birlikte elektrikli otomobil kullanımı da hızla artmaktadır. Özellikle son yıllarda elektrikli otomobil satışlarının arttığı görülmektedir. Bu durumda, elektrikli otomobil satışlarının gelecekte de devam etmesi öngörülmektedir. Artan elektrikli otomobil sayısı, beraberinde elektrikli otomobil şarj istasyonu ihtiyacını da getirmektedir. Dolayısıyla, elektrikli otomobillerin tercih edilmesi şarj istasyonlarının varlığı ve erişilebilirliği açısından önem arz etmektedir. Elektrikli otomobillerin tercih edilmesi ve stratejik planlama süreçlerinin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için; elektrikli şarj istasyonlarının kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme ile potansiyel yatırımcılara doğru yönlendirme sağlanması ve elektrikli otomobil kullanıcılarına uygun altyapının başarılı bir şekilde oluşturulması açısından kritik bir öneme sahiptir. Çalışmanın temel amacı, Türkiye genelindeki elektrikli otomobil şarj istasyonlarının yeterliliğini veri zarflama analizi ile değerlendirmektir. Araştırmada, Türkiye genelindeki 81 ilde faaliyet gösteren elektrikli araç şarj istasyonlarının yeterliliği, veri zarflama analizi modelleri ile detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Analizde, Türkiye'deki illerin mevcut şarj istasyonlarının yeterlilikleri değerlendirilerek, her bir il bazında elektrikli otomobil şarj istasyonları yeterli, kısmen yeterli ve yetersiz olarak sınıflandırılmıştır. Dolayısıyla, Türkiye genelindeki şarj istasyonlarının stratejik planlama süreçleri ve kullanıcı ihtiyaçlarına uygun altyapı oluşturulması bakımından bu çalışmanın önemli bir rol oynaması amaçlanmaktadır. Çalışmada, literatürde 30 yıldan fazla bir geçmişe sahip veri zarflama analizi kullanılmıştır. Bu yöntem, birden fazla girdi ve çıktının değerlendirilmesine olanak tanıyarak, göreceli performans değerlendirmesi yapılan birçok alanda yaygın olarak kullanılan etkili bir modeldir. Çalışmanın uygulama bölümünde, ilk olarak Charnes, Cooper, Rhodes (CCR) girdi ve çıktı yönlü model, daha sonra ise Banker, Charnes ve Cooper (BCC) girdi ve çıktı yönlü modeller ile elde edilen sonuçlar ayrı ayrı incelenmiştir. Bu çalışmada, CCR ve BCC modelleri kullanılarak Türkiye'deki 81 ildeki elektrikli otomobil şarj istasyonlarının yeterlilikleri değerlendirilmiştir. Bu analizlerin çözümünde R programlama dili kullanılarak her bir ildeki şarj istasyonlarının yeterlilik değerleri ve sıralamaları detaylı bir şekilde ölçülmüştür. Bu çalışma, Türkiye genelindeki elektrikli otomobil şarj istasyonu yeterliliği konusunda verimli ve iyileştirme gereken bölgelerin belirlenmesiyle birlikte yeni yatırım kararları ve şarj istasyonu iyileştirme stratejileri oluşturulmasında yol gösterici olması hedeflenmektedir.

Gizem Bediroğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Pazar odaklılık, rekabet yeteneği ve teknoloji odaklılığın ihracat performansı üzerine etkisi

Mevcut literatürde ihracat performansını etkileyen faktörler üzerine çeşitli çalışmalar ve farklı sınıflandırmalar yapılmıştır. Bunlardan biri, araştırmacının mevcut literatürün neredeyse tamamını oluşturduğunu düşündüğü Bilkey'nin 1978 tarihli çalışmasıdır. Bir diğer çalışma ise, Bilkey'in (1978) çalışmasının kapsamlı bir inceleme ve analizini yaparak, literatürde birleştirici bir ihracat performans modeli tanımlamaya çalışan ve yıl içinde son on yıllık ihracat araştırmasının sonuçlarını karşılaştıran Aaby ve Slater'ın 1989 çalışmasıdır. Zou ve Stan ise 1987-1997 yılları arasında yayınlanan ampirik literatüre dayalı ihracat çalışmalarını hedef alarak, çalışmayı yaptıkları yıl bazında son 10 yıldaki yeni gelişmeleri ve ihracat performansı çalışmalarındaki eğilimleri belirlemişlerdir. Chetty ve Hamilton ise 1993 yılında yaptıkları bir meta-analiz çalışmasında firmaların ihracat performansı üzerindeki etkilerine ilişkin mevcut bilgileri değerlendirmişler ve Slater ve Aaby's'in ana yapılarını destekleyici bulgular elde etmişlerdir. Tüm bu çalışmalarda Aaby ve Slater (1989) çalışmalarında ihracat performansını etkileyen faktörler; Bunları yöneticilerin pazar bilgileri, pazarlama stratejileri, firma büyüklüğü, planlama yeteneği ve ihracat tutumları olarak sınıflandırırken, mevcut literatürde yönetimsel, dışsal faktörler ve stratejik faktörler şeklinde sınıflandırmalar görmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı, literatürdeki çalışmalar baz alınarak spesifik olarak pazar odaklılık, rekabet yeteneği ve teknoloji odaklılık kavramlarının ihracat performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığının incelenmesi ve literatüre katkı sağlamasıdır. Bu çalışma, Ankara ilinde yüksek teknoloji kullanan ve ihracat yapan; çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren firmalarla yüz yüze ve çevrimiçi anket tekniği uygulanarak gerçekleştirilmiş olup toplanan veriler SPSS 27 paket programı ile analiz edilmiştir.

Ferda Yüksel
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim avantajlarının uzaktan eğitime yönelik tutum üzerindeki etkisi: Uluslararası ticaret ve finans öğrencileri üzerine bir uygulama

Bu araştırmanın amacı, katılımcıların demografik özellikleri ve uzaktan eğitime ilişkin tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın önemi, özellikle eğitim alanında giderek artan uzaktan eğitim uygulamalarının etkinliği ve öğrenci algıları üzerindeki etkilerini anlamaktır. Araştırma yöntemi olarak, 110 katılımcı üzerinden yapılan bir anket çalışması kullanılmıştır. Anket, katılımcıların cinsiyet, sınıf seviyesi ve uzaktan eğitim alma durumları gibi demografik bilgileri ile uzaktan eğitime dair çeşitli soruları içermektedir. Bulgular, katılımcıların büyük çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu ve cinsiyetin uzaktan eğitim algıları üzerinde belirgin bir etkisi olmadığını göstermiştir. Sınıf seviyesi açısından, en yüksek katılım oranı 2. sınıf öğrencilerinden gelmiş, diğer sınıf seviyeleri arasında dengeli bir dağılım gözlenmiştir. Uzaktan eğitim alma durumu, katılımcıların çoğunluğu tarafından deneyimlenmiş olmasına rağmen, bu durumun uzaktan eğitim algıları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Normallik analizi, ölçeğin alt boyutlarının çoğunun normal dağılım gösterdiğini ortaya koymuştur. Ölçek sorularına verilen cevapların ortalamaları, katılımcıların uzaktan eğitimle ilgili çeşitli yönler hakkında genel olarak orta düzeyde görüş bildirdiklerini göstermektedir. Sonuç olarak, bu araştırma, uzaktan eğitime ilişkin algıların sınıf seviyesi gibi demografik faktörlerden etkilenebileceğini göstermektedir. Bu sonuçlar, uzaktan eğitim politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasında farklı öğrenci gruplarının ihtiyaç ve beklentilerinin dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır. Bu bulgular, eğitim kurumları ve ilgili politika yapıcılar için çeşitli sınıf seviyelerindeki öğrencilerin uzaktan eğitim deneyimlerini iyileştirmek ve onların eğitim ihtiyaçlarını daha etkin bir şekilde karşılamak adına önemli içgörüler sunmaktadır.

Murat Turan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektöründe rekabet gücü: Alanya konaklama işletmeleri üzerinde uygulama

Türkiye turizm endüstrisinin uluslararası rekabet gücünün araştırılması, rekabet gücü üzerinde etkili olan faktör ve değişkenlerin belirlenmesi önemli bir konudur. Alan yazında yer alan çalışmalara bakıldığında; Türkiye turizm sektörünün uluslararası rekabet gücünün ölçülmesi ile ilgili az sayıdaki araştırmanın, genellikle sektörde yer alan birçok turizm paydaşı grubu üzerinde ve Türkiye genelinde yapıldığı görülmüştür. Bu çalışmada, Türkiye turizminin uluslararası rekabet gücü, Alanya'da bulunan konaklama tesislerinin yetkililerinin bakış açısıyla incelenmiştir. Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) ile Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarına göre; Alanya'daki bakanlık belgeli konaklama tesisi sayısı 274'tür. Anket çalışmasına gönüllü olarak katılan, analize uygun anket dolduran katılımcı sayısı ise 238 kişidir. Anket çalışması sonucunda elde edilen verilere, geçerlilik-güvenilirlik analizleri uygulanmış, araştırmanın modeli belirlenmiş ve araştırma modelinde test edilecek hipotezlere karar verilmiştir. Anket verilerine keşfedici faktör analizi de yapılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan literatür taraması sonucunda; insan kaynakları ve iş gücü piyasası, iş ortamı, politikalar-bilgi ve iletişim, emniyet ve sağlık, doğal ve kültürel kaynaklar, altyapı ve üstyapı, imaj, çevresel sürdürülebilirlik bağımsız değişkenlerinin rekabet gücü bağımlı değişkeni üzerinde etkili olabileceği düşünülmüştür. Anket çalışması verilerinin regresyon analizi sonucunda; Türkiye turizminin rekabet gücü üzerinde sadece; insan kaynakları ve iş gücü piyasası, iş ortamı, doğal ve kültürel kaynaklar ile imaj faktörlerinin etkili olduğu görülmüştür.

Serhan Karamanoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Organize sanayi bölgelerinin bulunduğu il ve ilçe ekonomilerine katkıları Şereflikoçhisar örneği

Organize Sanayi Bölgelerinin Bulunduğu İl ve İlçe Ekonomilerine Katkıları Şereflikoçhisar/ Ankara İli Örneği Değişen dünya düzeninde sanayileşme ve üretimin oldukça hız kazandığı görülmektedir. Organize Sanayi Bölgeleri 1800'lü yıllarda başlayan sanayileşme hareketleriyle ve daha sonrasında meydana gelen sanayi devriminin sonucu olarak Avrupa'daki bazı yerleşim merkezlerinde sanayi tesislerinin gelişmesiyle birlikte yerel istihdama önemli ölçüde katkı sağlamıştır. Çalışmanın amacı olarak ilçe bünyesinde yapılanmasını yeni kazanan Şereflikoçhisar Organize Sanayi bölgesinin kurumsallaşma durumunu araştırarak, karşılaştıkları sorunların tespit edilerek bu hususta çözüm önerileri geliştirmektir. Genel olarak bakıldığında organize sanayi bölgelerinin önemli sorunları yönetim yapısı, nitelikli olarak eleman tedariki, kurumsal mevzuatlar ve imarlarla ilgili olarak saptanmaktadır. Bütünsel olarak organize sanayi bölgeleri bulundukları il, ilçe ve bölgede istihdam sağlayarak ilçe ekonomisine ve üretimde göstermiş olduğu verimlilikle ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır .Organize Sanayi Bölgeleri, uygulanmaya başladıkları ilk günden itibaren günümüze kadar, işsizliği azaltmada, sanayi yatırımlarının hızlanmasında, üretimde kalite verimliliğin artmasında, bölgesel eşitsizliklerin önlenmesinde, şehirlerin daha planlı ve çevreye duyarlı olarak kurulmasında ve ülkemizdeki bölgesel kalkınmadaki etkin rolü oldukça önemli bir hâl almaktadır. Genel olarak bakıldığında organize sanayi bölgeleri bulundukları il, ilçe ve bölgede istihdam sağlayarak ilçe ekonomisine ve üretimde göstermiş olduğu verimlilikle ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Çalışmanın içeriğinde ise veriler arasındaki ilişki istatiksel analiz yöntemleriyle belirlenerek işletmelerin sayısının artmasının istihdam oranlarıyla etkileşimi incelenmektedir. Türkiye'de Sanayileşme öncelikle sanayiye verilen önemin artmasıyla birlikte, yeni kurulan Şereflikoçhisar Organize Sanayi Bölgesinin ilçe üzerindeki potansiyel istihdama etkisi incelenmektedir. Çalışmada ayrıca, Şereflikoçhisar Organize Sanayi Bölgesi hakkında gerekli bilgiler aktarılarak sonuç bölümünde Organize Sanayi Bölgeleri'nin gelişimi için önerilerde bulunulmaktadır.

Ayten Özdemir Sarıtaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının Türkiye'nin dış ticaret hacmine yansımaları

Uluslararası çifte vergilendirme, vergiye tabi bir gelir elde eden bir mükellefin, aynı konu için hem gelirin elde edildiği ülkede hem de geliri elde eden mükellefin yerleşik olduğu ülkede aynı vergi türünden aynı dönemde vergiye tabi tutulması durumu olarak ifade edilebilir. Mal ve hizmet ticareti, yatırım ve sermaye akışı açısından arzu edilmeyen bu durum, ülkeleri çeşitli anlaşmalar yaparak bu sorunu çözme arayışına yöneltmektedir. Farklı devletlerin egemenlik haklarına dayanarak karşılıklı olarak imzaladığı bu uluslararası vergi anlaşmaları, küreselleşme ile birlikte tüm ülkeler için zorunluluk haline gelmiştir. Uluslararası ticareti ciddi anlamda sekteye uğratan bu probleme çözüm üretmek uluslararası ekonomik kuruluşların misyonunda yer edinmeye başlamış ve bu kuruluşların liderliği ve aracılığıyla, daha geniş katılımlı, daha detaylı ve daha uygulanabilir anlaşmalar imzalanmaya başlamıştır. 21. yüzyılda hızla çoğalan çok uluslu şirketler, küreselleşmenin kültür, sanat ve diğer alanlardan önce ekonomi sahasında yaşanmasına yol açmıştır. Bu şirketler sayesinde farklı ülkelerin sermayesi, daha yüksek kazanç sağlanabilecek bölgelere yönelmekte ve bu bölgelerde gelire dönüştürülmektedir. Ancak, bu gelir üzerinden vergi alınması gerektiğinde, gelirin elde edildiği ülke ile geliri elde edenin vatandaşı olduğu ülke farklı olursa, vergi kimin tarafından alınacağı konusunda sorun ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, kazancın elde edildiği veya mülkün bulunduğu ülke kendisini vergi toplama konusunda yetkili görüyorken, diğer yandan gelirin sahibinin ikamet ettiği ülke de aynı şekilde kendisini vergi tahsiline yetkili kabul edebilmektedir. Bu durum, aynı vergi yükümlüsünü, iki veya daha fazla devletin, aynı vergi konusuna ilişkin, aynı vergilendirme dönemi için vergilendirmesi şeklinde ifade edilen çifte vergilendirme kavramını ortaya çıkarmaktadır. Devletlerin, vergilendirme yetkisini ülke sınırları ötesine taşımaları uluslararası ticari faaliyetleri önemli ölçüde aksatmaya başlayınca, bu konuda bazı kısıtlamaların getirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. İkamet ettiği ülkesi dışında ticari faaliyet gösteren mükelleflerin yaşamış olduğu bu uluslararası çifte vergilendirme sorununun belli esaslara göre çözülmesi gerektiği hususunda bir yöntem sunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı / Organisation For Economic Co-operationand Development (OECD) öncülüğünde uluslararası ticarette çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmaları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, uluslararası çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının ortaya çıkış sebepleri, kapsamı, hukuki boyutları ve ekonomik etkileri ele alınmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin son 10 yılda en yüksek ithalat ve ihracat hacmine sahip olduğu ülkeler ve ülke grupları ile çifte vergilendirme konusundaki uzlaşının nasıl sağlandığı ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının Türkiye'nin dış ticaret hacmine olan etkileri incelenmiştir.

Küreselleşme
Ferdi Çetin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zengezur Koridoru'nun Türkiye ile Türki Cumhuriyetler arasındaki dış ticarete olası etkileri

Rusya'nın arabuluculuğuyla Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki 2020 Dağlık Karabağ Savaşı, ateşkes imzalanmasıyla sona ermiştir. Bu antlaşmanın 9. Maddesi ile Zengezur Koridorunun açılması gündeme gelmiştir. Zengezur Koridoru, Azerbaycan açısından önemli olduğu kadar Türkiye ve bölge ülkeleri açısından da büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma ile Türkiye ve Türki Cumhuriyetleri arasında kara hattının sağlanacağı Zengezur Koridorunun Türkiye ile Türki Cumhuriyetlere oluşturacağı olası etkileri incelenmiştir. Ayrıca, çalışma, koridorun bölgede meydana getireceği stratejik ve politik etkilerin ortaya konulması ve kendisinden sonra gerçekleştirilecek akademik çalışmalara fayda sağlayabilecek bir kaynak olması nedeniyle önem arz etmektedir. Zengezur koridorunun henüz aktif olmaması sebebiyle kesin verilere ulaşılamamış olup, koridorun olası etkileri ele alındığından anket yoluyla konu hakkında uzman görüşleri alınmıştır. Analiz sonucu gözlemlenen yanlar: Zengezur Koridorunun siyasi, askeri ve ticari iş birliklerini ve güçlü iş birliğini arttırabileceği şeklindedir. Koridorun aktif edilmesiyle bölge içerisinde mesafenin kayda değer bir şekilde kısalacağı, bölgedeki doğal zenginliklere erişim ağının genişlemesi ve yeni bir enerji koridorunun oluşmasıdır. Diğer yandan Koridorun Kafkasya'daki mevcut jeopolitik dengeleri önemli ölçüde değiştirebileceği ve bölge ülkeleri arasında yeni ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlayacağı gözlemlenmiştir. Ayrıca, Çin kaynaklı transit telekomünikasyon hatlarının geçebileceği güzergâh üzerinde bulunan Zengezur Koridorunun açılması önemli bir teknolojik fırsat sağlayabileceği tahmin edilmektedir. Bu koridorun açılmasıyla ulaşım ve iletişim alanındaki gelişmeler Türkiye ile Azerbaycan ve ötesi Türki Cumhuriyetler arasındaki erişilebilirliğin artmasına, ülkeler arası iş birlikleri vesilesiyle yeni proje ve yatırımların ortaya çıkmasına, turizmin gelişmesine, sosyal ve kültürel yapının canlanmasına dolayısıyla sosyal refahında artışına katkı sağlayabilecektir. Lakin koridora dair henüz net bir planın oluşmamış olması, somut ve güçlü verilere erişimi kısıtlı kılmaktadır. Esasen, böylesi sınırlı bir kontekste yapılan bu çalışma Zengezur Koridorunun önemini vurgulamaktadır ve bundan sonra yapılacak çalışmalara ışık tutmaktadır

Ali Kurnaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nakitsiz toplum ve dijital ödemeler: Tüketicilerin ekonomik alışkanlıkları

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, ekonomik sistemlerde ve tüketici davranışlarında önemli değişimlere yol açmaktadır. Bu yenilikler, bireylerin günlük yaşamlarını ve ödeme alışkanlıklarını tekrar şekillendirmektedir. Dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, geleneksel kâğıt paranın azalmasına ve nakitsiz toplum kavramının benimsenmesine neden olmaktadır. Bu durum, ekonomik verimliliği artırmakta ve para yönetimini daha güvenli hale getirmektedir. Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri İsveç'tir. İsveç, 2025 yılı itibariyle kâğıt para kullanımını tamamen bitireceğini duyurmuştur. Ülkede nakit kullanımı yüzde 40 oranında azalmıştır ve dijital ödemeler toplam işlemlerin yüzde 85'ini oluşturmaktadır. Norveç'te de benzer olarak nüfusun yüzde 95'inden fazlası mobil ödeme uygulamalarını tercih etmektedir. Bu da toplam perakende işlemlerin yüzde 70'inden fazlasını kapsamaktadır. Finlandiya ise 2029'a kadar tamamen nakitsiz bir toplum olmayı hedeflemektedir. Halkın yüzde 98'i banka kartı kullanmakta olup dijital ödemeler toplam işlemlerin yüzde 80'ini oluşturmaktadır. Küresel olarak, dijital ödeme sistemleri hızla benimsenmektedir. ABD'de 2022 yılında nüfusun beşte ikisi hiç nakit kullanmamış, yüzde 11'i ise tamamen bırakmıştır. Birleşik Krallık'ta da 23 milyondan fazla insan neredeyse hiç nakit kullanmamaktadır(TUNÇSİPER, 2024). Bu çalışma, dijitalleşmenin tüketici davranışlarına etkilerini anlamaya ve nakitsiz toplum kavramının gelişimini değerlendirmeye katkı sağlamayı hedeflemektedir. Türkiye'deki bireylerin dijital ödeme sistemlerine adaptasyon süreci ve karşılaşılan zorlukların tespit edilmesine, akademik ve pratik açıdan önemli bir katkı sunacaktır. Ayrıca, çalışmanın bulguları, Türkiye'deki finansal kurumlar ve politika yapıcılar için stratejik bilgiler sağlayacaktır.

Muhammed Yusuf Özkaraaslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

BİST ulaştırma sektöründe işlem gören şirketlerin çok kriterli karar verme teknikleri ile finansal performans analizi

Bu çalışma, Türkiye'nin ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren en büyük 10 firmasının finansal performanslarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, toplam kaynaklar, dönen finansal yatırımlar, satış gelirleri, cari oran, faaliyet karı ve net dönem karı gibi altı finansal kriter üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Firmaların performans analizinde, entropi ve ARAS (Additive Ratio Assessment) modelleri kullanılarak, kriterlerin göreceli ağırlıkları belirlenmiş ve her firmanın performansı optimumluk fonksiyonu ile sıralanmıştır. Öncelikle firmaların finansal tabloları incelenmiş ve toplam kaynaklar ile satış gelirleri gibi göstergelerde büyük ölçekli firmaların (örneğin THY ve Pegasus) sektörde lider konumda olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık, küçük ölçekli firmalar likidite ve cari oran göstergelerinde güçlü bir performans sergilemiştir. Entropi analizinden elde edilen bulgular, dönen finansal yatırımların en yüksek ağırlığa (0,294) sahip olduğunu, dolayısıyla likidite yönetiminin sektörde kritik bir öneme sahip olduğunu ortaya koymuştur. Cari oran ve faaliyet karı gibi göstergeler ise daha düşük ağırlıklara sahip olup karar alma sürecinde nispeten daha az etkili bulunmuştur. ARAS modeli sonuçları, firmaların mali performansını fayda derecesine göre sıralamış ve THY'nin (1,0000) en yüksek fayda derecesi ile sektörde lider olduğunu göstermiştir. Pegasus, yüksek net dönem karı ve faaliyet karı sayesinde üst sıralarda yer alırken, Çelebi Hava Servisi de güçlü performansıyla dikkat çekmiştir. Ancak Horoz Lojistik ve Trabzon Liman İşletmeciliği gibi firmalar, düşük kaynak ve karlılık göstergeleri nedeniyle sıralamada daha alt pozisyonlarda yer almıştır. Bu bulgular, sektörde büyük ölçekli firmaların büyüklük avantajını kullanarak karlılıklarını artırdığını, küçük ve orta ölçekli firmaların ise likidite ve nakit akış yönetimi ile rekabet avantajı sağladığını ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonucunda ulaştırma sektöründe stratejik karar alma sürecini yönlendirecek öneriler geliştirilmiştir. Firmaların likidite yönetimlerine öncelik vermesi, karlılığı artırıcı stratejiler geliştirmesi ve makroekonomik koşullara karşı esnek yapılar oluşturması gerektiği vurgulanmıştır. Bu araştırma, ARAS ve entropi modellerinin ulaştırma sektöründe çok boyutlu performans analizi yapma potansiyelini ortaya koyarak literatüre katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: ARAS, Çok Kriterli Karar Verme, Entropi, BIST, Ulaşım Sektörü

Yusuf Çetin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal kriz dönemlerinde hisse senetleri fiyatlarının davranışsal analizi: Borsa İstanbul örneği

Bu çalışmada, finansal kriz dönemlerinde Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinin davranışsal analizinin yapılması amaçlanmıştır. Finansal krizlerin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkileri incelenmiş ve yatırımcı davranışlarının bu süreçlerde nasıl şekillendiği analiz edilmiştir. Kriz dönemlerinde yatırımcıların davranışlarının, duygusal faktörler ve bilişsel önyargılar nedeniyle rasyonellikten uzaklaştığı tespit edilmiştir. Bu durum, piyasada aşırı dalgalanmalara ve irrasyonel karar alma süreçlerine yol açarak, hisse senedi fiyatlarında büyük değişikliklere sebep olmuştur. Çalışmada Üssel Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (EGARCH) (1,1) modeli kullanılarak hisse senedi fiyatlarının oynaklıkları analiz edilmiş ve kriz dönemlerinde fiyat oynaklıklarının arttığı, bu oynaklıkların uzun süre devam ettiği gözlemlenmiştir. Özellikle negatif şokların, pozitif şoklara göre daha fazla oynaklık yarattığı tespit edilmiştir. Bu bulgu, finansal krizlerin yatırımcı davranışları ve piyasa volatilitesi üzerindeki kalıcı etkisini göstermektedir. Ayrıca ARCH testi sonuçları, Borsa İstanbul'da kriz dönemlerinde değişen varyansın varlığını doğrulamış ve finansal varlıkların fiyat hareketlerindeki belirsizliğin arttığını ortaya koymuştur. Davranışsal finans perspektifinden ele alındığında, kriz dönemlerinde yatırımcıların aşırı güven, sürü davranışı ve pişmanlıktan kaçınma gibi eğilimler sergilediği ve bu davranışların piyasalarda aşırı fiyat hareketliliklerine yol açtığı belirlenmiştir. Bu durum, finansal piyasalardaki belirsizliğin ve irrasyonel davranışların kriz dönemlerinde daha da arttığını göstermektedir. Sonuç olarak, finansal kriz dönemlerinde yatırımcı psikolojisi ve davranışlarının anlaşılması, krizlerin etkilerinin azaltılmasında ve piyasalarda istikrarın sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, finansal krizlerin etkilerini anlamak ve gelecekte yaşanabilecek benzer durumlara karşı hazırlıklı olmak adına önemli bir katkı sunmaktadır.

Meltem Budak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda pazarlamasının dijitalleşmesi ve artan rekabetin tüketici davranışlarına finansal etkisi

Gıda Pazarlamasının Dijitalleşmesi ve Artan Rekabetin Tüketici Davranışlarına Finansal Etkisi Ülkemizdeki dijitalleşme, online satış-sipariş sistemleri gıda pazarının da yavaş ya-vaş şekil değiştirmesine sebep olmuştur. Bunun en güzel örneklerinden biri de elektronik ticarette aslında kendine en son yer bulabilecek gıda ürünlerinin de bu raflarda yerini al-ması olarak gösterilebilir. Bu süreç tüketici davranışlarına da yansımış olup bu dönemle birlikte üreticilerin ambalaj küçültme, daha çok nihai tüketiciye yönelme gibi pozisyonlar almasına sebep olmuştur. Gıda ürünleri üreten veya tedarik eden işletmelerin çoğunun hizmet verdiği restoran, otel gibi yerler kapalı olduğundan, bu işletmeler için çıkış yolu nihai tüketiciye ulaşmak olmuştur. Yavaş yavaş bunun farkına varan işletmeler, işletmeden işletmeye (B2B) mode-linden, işletmeden tüketiciye (B2C) modeline geçiş yapmaya başlamış ve bunun için de dijital platformları kullanmayı seçmişlerdir.Dijital platformlarda, işletmelerin e-ticaret pazarlama aşamalarında tüketicilerin davranışlarını etkileyen belirli unsurlar bulunmak-tadır. Bu nedenle tüketicilerin pazarlama aşamasında tüketicilerin satın alımlarını etki-leyen faktörler bulunmaktadır. Tüketici bakış açısını da ele alarak üreticilerin doğru pazarlama taktiklerini uygulaması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; gıda pazarlama dönemlerini, elektronik ticarete geçiş aşama-sını, üreticilerin ürünlerini pazarladığı dijital platformları, Türkiye'de ürünlerin dağıtım hizmetini veren çevrimiçi hizmet veren şirketlerin hizmetlerini üretici ve tüketici açısın-dan değerlendirmektir. Bu bağlamda; çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı araştırma yön-temleri kullanılmıştır. Veri toplama yönteminde ise nitel veri toplama yöntemlerinden birisi olan belge ve kayıt incelemesi yöntemi seçilmiştir. Araştırmada Türkiye'de ele alı-nan kaynak verilerinin değerlendirilmesi amaçlanmış olup 2000-2024 yılları arasındaki periyotta gıda pazarlamasında elektronik ticaretin süreci ve elektronik gıda ticaretinin gelecekteki yönelimleri ile ilgili tüm verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda gıda pazarlaması tüketicilerin belirli pazarlama teknikleri ile müşterilere ulaşması gereklilikleri ve pazarlama aşamalarında müşterilerin davranışları-nın nelerden etkilendiği belirtilerek, e-ticaret dönemi ile pazarlamanın elektronik çağda kullandığı ve nasıl tüketiciye ulaştırılama kanalları vurgulanmıştır.

Emre Akyüz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

E-ticaret işletmesi iş planı ve tüketiciler tarafından tercih edilme başarısı: Online tüketiciler üzerinde bir araştırma

Bu çalışmada, "E-Ticaret İşletmesi İş Planı ve Tüketiciler Tarafından Tercih Edilme Başarısı: Online Tüketiciler Üzerinde Bir Araştırma" başlığı altında Elegance Hub adlı kozmetik e-ticaret platformunun iş planı ve pazarlama stratejileri analiz edilmiştir. Araştırmanın amacı, tüketici davranışlarının demografik özelliklere göre nasıl şekillendiğini inceleyerek, bu bulguların işletmenin stratejik planlaması üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma, Elegance Hub'ın hedef kitlesine ulaşmada ve pazarda rekabet avantajı elde etmede kullanabileceği stratejileri belirlemeye odaklanmıştır. Araştırma, cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi ve gelir gibi demografik değişkenlerin tüketici karar verme süreçleri üzerindeki etkilerini analiz ederek, bu bulguların iş planlaması süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini değerlendirmiştir. Elde edilen sonuçlar, tüketicilerin bu demografik faktörlere göre farklılaşan davranışlarını ortaya koymakta ve firmanın hedef kitlesine yönelik pazarlama stratejilerinin bu bulgular ışığında nasıl optimize edilebileceğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Çalışmada, özellikle erkek tüketicilerin kalite ve marka odaklılık konularında kadınlara göre daha yüksek puan aldıkları; kadınların ise düşünmeden alışveriş yapma ve bilgi karmaşası yaşama eğilimlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaş faktörü incelendiğinde, genç tüketicilerin trendleri takip etmeye ve yeniliklere daha açık oldukları, ileri yaş gruplarının ise kalite ve güvenilirliği ön planda tuttukları görülmüştür. Eğitim düzeyi ve gelir gibi faktörlerin de tüketici tercihlerinde belirleyici rol oynadığı saptanmıştır.

BaşarıElektronik ticaretTüketici tercihleri+1
Özlem Aysal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zeka destekli iletişim stratejilerinin otobüs taşımacılığındaki rolü

Bu çalışma nitel araştırma yöntemleri kullanılarak çeşitli kaynakların derlenmesi çalışma amacı ve başlığı doğrultusunda çeşitli sonuçlara ulaşılan bir çalışmadır. Bu çalışma, otobüs taşımacılığı sektöründe iletişim stratejilerini inceleyen bir araştırma makalesidir. Çalışma, geleneksel iletişim modellerini, özellikle yolcu-şoför, şirket-yolcu ve acil durum iletişimi olmak üzere detaylı bir şekilde ele almaktadır. Ayrıca, sektördeki mevcut sorunlar ve iyileştirme alanları, gecikmelerin yolcular üzerindeki etkisi, yolcu memnuniyetsizliği, acil durum müdahale eksiklikleri gibi konuları kapsamaktadır. Yapay zekâ temelli iletişim stratejileri bölümü, sesli asistanlar ve chatbot uygulamalarını içermekte olup, yolculara bilgi sağlama, bilet ve sefer bilgisi sunma, kullanıcı sorularını yanıtlama gibi alanlarda nasıl kullanılabileceğini detaylı bir şekilde açıklamaktadır. Ayrıca, yapay zekâ destekli iletişimin avantajları, yolcu analitiği ve kişiselleştirilmiş iletişim konularına da odaklanılmıştır. Çalışmanın son bölümü, yapay zekâ destekli iletişim stratejilerinin sektöre sağladığı hızlı bilgi akışı, yolcu deneyiminin geliştirilmesi, operasyonel verimlilik ve maliyet tasarrufu gibi avantajları vurgulamaktadır. Yapay zekâ uygulama örnekleri, ulusal ve uluslararası iş birlikleri, başarılı entegrasyon örnekleri ve sektörde karşılaşılan zorluklar ve çözüm yolları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sonuç ve öneriler bölümü, çalışmanın genel bulgularını özetlemekte ve otobüs taşımacılığı sektöründeki iletişim stratejilerini geliştirmek için öneriler sunmaktadır. Kaynaklar bölümü, çalışmanın temel aldığı kaynakları içermektedir. Bu makale, otobüs taşımacılığı sektöründeki iletişim stratejileri ve yapay zekâ uygulamaları konusunda kapsamlı bir bakış sunmaktadır.

Otobüs taşımacılığıYapay zekaİletişim
Mehmet Uysal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil uygulamalarda online alışveriş: Trendyol örneği

Bu çalışmada günümüzün hızla dijitalleşen ortamında online alışverişin ve mobil uygulamaların önemini vurgulanarak ve tüketicilerin satın alma niyeti, memnuniyeti ve sadakatini nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemine bağlı olarak tarama modeli kullanılmıştır. Buna göre ise nicel araştırmada veri toplama tekniklerinden olan anket tekniğiyle veriler toplanmıştır. Araştırmanın evreni, Ankara ilinde ikamet eden ve Trendyol e-perakende sitesinden alışveriş yapacak müşteriler olarak tanımlanmıştır. Örneklem, bu evrenden rastgele seçilecek bireyler arasından oluşturularak ve örneklem seçme yöntemi olarak basit rastgele örnekleme tekniği ile yapılmıştır. Veri analizi için SPSS 16.0 istatistik programından yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre işletmelerin müşteri odaklı yaklaşımlar benimsemeleri ve müşteri ilişkileri yönetimini stratejik bir şekilde ele almaları gerektiğini vurgulamaktadır. Müşteri memnuniyetinin artırılması ve müşteri sadakatinin güçlendirilmesi, işletmelerin rekabet avantajını sürdürmelerine ve uzun vadeli başarılarını sağlamlaştırmalarına yardımcı olabilir.

Gözde Üşenmez
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00