Bitlis Eren University
Anabilim Dalı

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Bitlis Eren University

3.252

Arşivlenen Tez

31

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimAR

İslam bankacılık işlemleri (Cihan İslami yatırım ve finans bankası örneği)

İnsanlık hayatı, para ve paranın kullanımıyla doğrudan ilişkilidir ve bu ilişki, hayatın tüm alanlarını etkilemektedir. Bu çalışma, bazı bankacılık hizmetleri ve finansal işlemleri ele alarak bunların fıkhî (İslami hukuki) nitelendirmesini ortaya koymayı, fakihlerin ve fıkıh meclislerinin bu konudaki görüşlerini değerlendirmeyi ve toplumda bu işlemlerle ilgili oluşan belirsizlikleri açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Araştırma, özellikle Erbil'de faaliyet gösteren Cihan İslami Yatırım ve Finans Bankası özelinde yürütülmüş; bankanın işleyişi, sunduğu hizmet türleri ve bu hizmetlerin şer'î açıdan uygunluğu incelenmiştir. Günümüzde bankalarda, hatta zaman zaman İslami bankalarda dahi, farklı isim ve uygulamalar altında faizli işlemlerin yürütülmesi toplumda ciddi bir endişe kaynağı oluşturmaktadır. Kredi kullanımı, borçlanma, mevduat işlemleri ve benzeri bankacılık faaliyetlerinde faiz veya başka haram unsurların bulunup bulunmadığına dair şüpheler, özellikle vatandaşlar nezdinde güven sorununa yol açmaktadır. Bu bağlamda, konut yapımı için verilen devlet destekli krediler gibi uygulamalar hakkında farklı fetvaların bulunması, konunun ilmî bir yaklaşımla ele alınmasını gerekli kılmıştır. Bu çalışmanın önemi, İslami bankalardaki bankacılık hizmetlerinin unsurlarını Cihan İslami Yatırım ve Finans Bankası örneği üzerinden ortaya koyması, bankacılık hizmetlerinin temel özelliklerini açıklaması ve İslami finans sistemine bağlılığın gerekliliğini vurgulamasıdır. Araştırma, bankanın sunduğu murabaha işlemleri, kart hizmetleri, teminat mektupları ve benzeri uygulamaların, sözleşme yapıları ve uygulama mekanizmaları bakımından İslam şeriatının ilke ve kurallarına uygun olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu çerçevede, İslami bankacılık uygulamalarına ilişkin çeşitli şer'î fetvalar değerlendirilmiştir. Bu alanda daha önce yapılmış çalışmalar bulunmakla birlikte, Cihan İslami Yatırım ve Finans Bankası'nda yürütülen hizmetleri doğrudan ele alan müstakil bir çalışmanın bulunmaması, bu araştırmayı özgün kılmaktadır. Çalışma sonucunda, söz konusu bankanın kuruluşundan itibaren İslami finans ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, İslami bankalardaki bankacılık hizmetlerinin henüz müşterilerin beklediği seviyeye tam olarak ulaşamadığı, bu durumun bazı belirsizliklere yol açtığı ve toplumda temkinli bir yaklaşımın oluşmasına neden olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, İslami bankacılık uygulamalarına duyulan güvenin artırılması amacıyla çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Öncelikle, bankacılık hizmetlerinde şeffaflık ve açıklığın artırılması, toplumun özellikle yoksul ve orta gelirli kesimlerine daha fazla hitap edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca bankaların, yayınlar ve medya araçları yoluyla sundukları hizmetleri kamuoyuna daha etkin biçimde tanıtmaları önem arz etmektedir. Mevcut ekonomik şartlar dikkate alındığında, yoksul kesimlerin desteklenmesi amacıyla bankaların kârlarının bir kısmından fedakârlık yapmalarının sosyal sorumluluk açısından gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra, faizli işlemlerden kesinlikle kaçınılması, bu yollarla kazanç sağlama arayışına girilmemesi ve tüm şer'î ilke, esas ve kurallara titizlikle riayet edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Araştırmada ayrıca, İslami bankalar başta olmak üzere diğer finans kuruluşlarıyla iş birliği ve koordinasyonun artırılması, helal ve haram konularında ilmî çalışmaların yapılması için âlimler ve uzmanlarla ortak çalışmalar yürütülmesi önerilmektedir. İlim talebeleri ve gençlere yönelik kurs ve seminerlerin düzenlenmesi, alanında uzman kişiler tarafından verilen eğitimlerle özellikle ekonomik konularda İslami bilinç ve kültürün yaygınlaştırılması önemli görülmektedir. Bankacılık hizmetlerinin nicelik ve nitelik bakımından geliştirilmesi, küresel mali ve ekonomik gelişmelerin gerisinde kalınmaması ve çalışmada sunulan fıkhî ve mali analizler doğrultusunda ürün ve hizmetlerin sürekli iyileştirilmesi gerekmektedir. Son olarak, Irak Merkez Bankası'ndan denetleyici talimatların şer'î ilkelere uygun şekilde düzenlenmesinin desteklenmesi, şer'î denetim kurumlarından ise gözetim ve iç denetim sistemlerini geliştirmeleri beklenmektedir

Osama Abdulwahed Jalal Jalal
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrahim Natiki Şirvani ve "Risale-i Akaidi'l-İslam" adlı eseri (Metin-inceleme)

ÖZET Osmanlı ilim geleneğinde kaleme alınan kelâm ve akâid risâleleri, belirli meselelerle sınırlı kalmayıp geniş bir düşünce ufkunu ve zengin birikimi yansıtmaktadır. Osmanlı'da klasik eserlerin yeniden yorumlanmasını, derinleştirilmesini ya da özetlenmesini hedefleyen çeşitli metin türleri de yaygınlık kazanmıştır. Bu çerçevede şerh, hâşiye, zeyl, ta'lîk, nazm, telhis, tefsir, muhtasar ve tercüme gibi biçimlerde kaleme alınan eserler hem kelâm ilmi geleneğinin sürekliliğini sağlamış hem de bu alanın yeni yorumlara açık yapısını ortaya koymuştur. Bu üretim tarzı, lafzî açıklamaların ötesine geçen, metinlerin muhtevasını geliştirmeyi amaçlayan dinî düşünce faaliyetinin bir yansımasıdır. Bu çalışmada, Osmanlı'da kelâm ve akaid risalaleri geleneği içinde yer alan falanca yüzyılın âlimlerinden biri olan İbrâhim Nâtıkî Efendi'nin Risâle-i Akâidi'l-İslâm adlı eseri merkeze alınarak, yazarın kelâm ilmi içerisindeki konumu ve İslâm akaidine dair görüşleri analiz edilmektedir. Nâtıkî Efendi'nin inanç esaslarına yaklaşımı değerlendirilirken hem klasik kelâmî yaklaşımlar hem de döneminin dinî ve felsefî arka planı dikkate alınmıştır. Eserin çözümlemesi, analiz yöntemine dayalı olarak gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular ilgili alt başlıklar altında sınıflandırılmıştır. Ehl-i sünnet anlayışı ve Kur'ân temel alınarak yapılan değerlendirmeler, İbrâhim Nâtıkî'nın kelâm düşüncesine sunduğu katkıyı ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca çalışmada başvurulan kaynakların zenginliğine dikkat çekilerek, ilmî geleneğin sürekliliği içinde bu eserin yeri vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kelam ve İslam Mezhepleri Tarihi, Osmanlı Devleti, İbrâhim Nâtıkî, Risâle-i Akâidi'l-İslâm.

Zeynep Deniz Bilge
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz Musa kıssasında Israiloğullarının ve Kıptilerin nankörlükleri

Yaratılış amacı kulluk olan insanoğlu varlığını, hayatını, geçimini ve her türlü iyiliği Yüce Allah'ın sonsuz rahmetine borçludur. Bunun için insan hayatının bütün safhasında yaratıcısına karşı minnettarlık göstermesi ve şükretmesi gerekmektedir. Ancak insanların çoğunda hâkim olan durum verilen bu nimetlere karşı nankör olmasıdır. Nitekim: "… Kullarımdan şükreden azdır." (34/Sebe 13) ayetinde bu hakikat anlatmaktadır. Kur'ân-ı Kerim'de Yüce Allah (cc) insanların içinde bulundukları nankörlükler pek çok ayette beyan edilmekdir. İnsanların nankörlükte bulunmalarının pek çok sebebi vardır. Bu tezimizin birinci bölümünde Kur'ân'da nankörlük kavramının ne olduğunu ve nankörlüğü oluşturan sebeplerin tespitini yapmaya çalıştık. Hz Musa'nın kıssasını genel hatlarıyla aktardık. İkinci bölümde ise Hz. Musa kıssasında muhataplarının şahit oldukları onlarca mucize ve musibete rağmen ısrarlarla nankörlükte bulunmalarını ayetler bağlamında araştırdık. Kur'ân'da İsrailoğulları ve Kıbtilerin nankörlüklerinin bu kadar zikredilmesi, geçmişte olmuş bitmiş bir hadiseyi sadece hatırlatmak ya da anlatmak değildir. Temel amaç bütün bu anlatılanlardan ders ve ibret alınmasını sağlamaktır.

Nur Muhammed Koçlardan
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam mezhepleri tarihi açısından Caferiyol dergisi ve Âşûrâ sayılarının incelenmesi

Araştırmamız, İslam Mezhepleri Tarihinde önemli bir yer tutan Câ'ferîlik mezhebinin yayınlarından biri olan Caferiyol Dergisi ve Âşûrâ özel sayıları üzerine odaklanmaktadır. Çalışmada, Câferîlik mezhebinin tarihsel gelişimi, inanç esasları ve Türkiye'deki Câ'ferîlerin durumu ele alınmaktadır. İslam mezhepleri tarihine genel bir bakışla başlanılan çalışmada, Câferîlik mezhebinin tarihsel gelişimi ve temel inanç prensipleri detaylandırılmıştır. Bu inanç esaslarından olan; Tevhid, Adalet, Nübüvvet, İmamet, Mead, Bed'a, Rec'at ve Takiyye gibi temel inanç prensipleri açıklanmıştır. Türkiye'deki Câ'ferîler ve bu mezhebin kullandığı yayınlar analiz edilmiştir. Caferiyol Dergisi'nin kavramsal çerçevesi, tarihçesi ve yazar kadrosu hakkında bilgi verilmiştir. Türkiye'deki Câferîlik mezhebinin tanıtımında, televizyon, yayınevleri ve internet sitelerinin rolü tanıtılmıştır. Ayrıca, derginin Âşûrâ konusunu ele alış biçimi ve bu konudaki makalelerin analizi yapılmıştır. Daha sonra çalışma kapsamında ele alınan konular özetlenmiş ve genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışma, Câferîlik mezhebinin tarihsel ve güncel durumu hakkında kapsamlı bilgiyi Caferiyol Dergisi üzerinden sunmayı amaçlamaktadır. a sonra doldurulacaktır"

Caferilik
Nuriye Cengiz
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hicr Suresi ekseninde Fahrettin er-Razi'nin İsrailiyyata bakışı

Çalışmamızda, Hicr Suresi EksenindeFahrettin er-Râzî'ninİsrâîliyâta Bakışını ele almaya çalıştık. Birçok konuyu içeren Hicr Suresini, ünlü müfessir ve bilgin Fahreddîn er-Râzî tefsir çalışmaları kapsamında ele almaktadır. Râzî tefsirinde İsrâîliyâta değinip diğer çalışmalardan ayrılan yönüne değinmeye çalışmıştır. İsrâîliyât, büyük bir kısmı Yahudi kaynakları olmak üzere kısmen de Hıristiyan kaynaklarından nakledilen kıssa, olay, efsane ve İslâma sonradan girmiş Kur'ân ve sünnette olmayan her türlü bilgi manasında kullanılmaktadır. Genel olarak İsrâîliyât üç kısma ayrılmakta olup bunlar; İslâma uygun olan, İslâma zıt olan ve tasdik ve tekzib edilemeyen İsrâîliyât diye tespit edilmiştir. Hicr Suresinde İsrâîliyâtı içermesi yönü ile cin ve meleklerden bahsedilmesi ayrıca Hz. Âdem'in (a.s) yaratılışı meleklerin secde etmesi, İblisin kibirlenmesi başta olmak üzere Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. Lût'tan (a.s) bahsetmesi çalışmanın sınırlandırılması açısından yeterli olmuştur. İsrâîliyâtınterimleşmesi, tefsirlerde yer alması ve ne kadar gerekli olup olmadığı konusunda Fahreddîn Râzî'de ele alınıp Hicr suresi ekseninde değerlendirilmiştir.

Taner Kalya
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyh Fethullah Verkanisi'nin "Kitabü'l- Küfr ve'l-Kebair" adlı eserinin tercüme, tahlil ve değerlendirmesi

Osmanlı dönemi âlimlerinin devamı niteliğinde olan Şeyh Fethullah elVerkanisi yetiştiği doğu coğrafyasında sahip olduğu ilmi birikim sayesinde birçok risale kaleme almıştır. Ohin medresesinin kurucusu kabul edilen ve çeşitli ilmi faaliyetlerde bulunması bölgenin ilmi ve kültürel yönden gelişmesine katkı sunmuştur. Bu bağlamda kaleme aldığı birçok basılı ve yazma eseri ile günümüze ışık tutan Şeyh Fethullah, Ohin kütüphanesini daha da uğrak bir mekân haline getirmiştir. Çalışmamızın asıl konusu olan ve günümüze ulaşan yazma eserlerden biri de "Kitabü'l-küfr ve'l-kebair" adlı eseridir. "Elfâz-ı küfür" literatüründeki bu eserin aslında Osmanlı duraklama dönemine ait âlimlerin yazdığı küfür risâlelerin devamı niteliğindedir. Eser toplumsal hayatta insanların birbirilerine karşı hak ve sorumluluklarının olduğunu hatırlatmakla birlikte, Müslüman bir kimsenin İslâm'ın emrettiği tarzda yaşaması gerektiğini de vurgular. Nitekim kulun kul üzerinde hakkı olduğu gibi Allah'ın da kullar üzerinde hakkı vardır. Eserde ele alınan büyük günahlar konusunda ise yalnızca Allah'a karşı işlenen günahlar değil aynı zamanda peygambere karşı işlenen günahların yanı sıra kadınların giyiminden eşlerin birbirine nasıl davranması gerektiğine kadar pek çok alanda büyük günah kabul edilen husustan bahseder. Bu çalışmada, ilk olarak Şeyh Fethullah Verkanisi'nin doğumu, nesebi, aile yapısı, ilim hayatı, hocaları ve yetiştirdiği talebeleri, eserleri ile fıkhî ve tasavvufi yönüne ve Ohin medresesi ile ilişkisine yer verilmiştir. Ayrıca çalışmada küfür, günah ve büyük günah kavramı ve bu kavramın ilimler nazarındaki manalarına temas edilmiştir. Bununla birlikte çalışmada Şeyh Fethullah'ın Kürtçe olarak kaleme aldığı ve oğlu Şeyh Alâeddin tarafından Arapçaya çevrilen Kitabü'l-küfr ve'l-kebair adlı yazma eserin yeniden yazım, tercüme ve değerlendirmesi gibi bütün yönleriyle ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada söz konusu risâlenin Arapça ve Molla Nurullah Godişkî tarafından istinsah edilen manzum Kürtçe el yazma nüshalarına ait bilgiler çalışmanın ekler kısmında verilmiştir.

KelamKüfür
Muhammed Çevik
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süyûtî'nin İsrâili rivayetlere yaklaşımı: Ed-Dürrü'l-Mensûr örneği

İslam tarihi içinde Kur'an'ın doğru anlaşılması için büyük bir mücadele verilmiştir. Bu mücadele farklı kaynaklarla ortaya konulmuştur. Kur'an'ın anlaşılması için başvurulan kaynaklardan biri de rivayetlerdir. Bu rivayetlerin bir kısmı isrâili rivayetlerdir. İsrâili rivayetlerin bir kısmı Kur'an ve sahih sünnetin mesajıyla uyumlu olmamasından dolayı değerlendirme yapılmadan tefsir eserlerine dâhil olması, İslam'a ve Kur'an'a zarar vermektedir. Bu çalışmada Süyûtî'nin rivayetlerle dolu ed-Dürrül-Mensûr adlı tefsir eseri örneğinde Süyûtî'nin isrâiliyata bakışı ele alınmıştır. Süyûtî'nin hayatına, ilmi şahsiyetine ve eserlerine temas edildikten sonra ed-Dürrül-mensûr tefsirinin özellikleri ve ed-Dürrül-Mensûr tefsirinde isrâiliyat konuları ele alınmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması için isrâiliyat kavramı, isrâiliyatın çeşitleri ve isrâiliyatı nakletmenin hükmü ile ilgili konular üzerinde durulmuştur. Kur'an'ı anlama faaliyetlerine isrâiliyatın girişi ve sebepleri ile ilgili analizlere yer verilmiştir. Ed-Dürrül-mensûr'un isrâiliyat açısından değerlendirilmesi babında ed-Dürrül-mensûr adlı tefsir eserinde var olan isrâili rivayetlerin örnekleri ele alınmıştır. Sonuç kısmında isrâili rivayetlerin herhangi bir değerlendirme yapılmadan tefsir eserlerine alınmasının eleştirisi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Tefsir, Kur'an, ed-Dürrü'l-mensûr, İsrâiliyat, Süyûtî

Müşerref Özalp
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Taberî tefsirinde Mübhematu'l-Kur'ân

Erken dönemden itibaren, Kur'ân'ın mesajını anlamaya yönelik pek çok çalışma yapılmaya başlandı. Bu çalışmalardan biri de âyetlerde yer alan mübhem (belirsiz) ifadelerdir. Mübhem ifadelerin kapsam ve mahiyeti ile ilgili farklı fikirler ileri sürülür. Bu durum, mübhem kavramının öznel bir nitelik taşıdığını gösterir. Tefsirde otorite olarak kabul edilen isimlerden biri de İbn Cerîr et-Taberî'dir. Bu çalışmada et-Taberî'nin mübhem mefhumuna yaklaşımı ele alındı. Esasında mübhem ifadesi et-Taberî'den sonra kavramlaşarak müstakil çalışmalara konu olabilmiştir. Dolayısıyla et-Taberî'de mübhem ifadeler belirlenmeye çalışılırken sonraki dönemde telif edilen eserlerden yararlanıldı. Bu bağlamda çerçevenin belirlenmesinde es-Suyûtî'nin bu konudaki çalışması temel referans olarak belirlendi. Bu araştırmada, et-Taberî'nin Câmiu'l-beyân ʽan te'vîli âyi'l-Kur'ân adlı tefsiri esas alınarak, müellifin mübhem ifadeler konusundaki tespitleri incelendi.

Tefsir
Ahmet Kartal
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ali el-Fahri'nin "Telhisü'l-Beyan"ında İslam mezhepleri ve mürcie

Mezhepler tarihi ile ilgili yapılan araştırmalar, incelemeler ve analizler, insan yaşamında önemli ölçüde değer arz eden bir durumdur. İslâm Mezhepleri Tarihi ile ilgili araştırmalar, insanların itikâdî ve amelî yönlerini belirleyerek hayata dair derin anlamlar kazandırmaktadır. Öyle ki insanlar gerek itikadi gerek ameli mezhepler vasıtasıyla var oluşlarına farklı bir anlam yüklemekte ve bu mezheplerin kendilerine kattığı ideoloji üzere hayatlarını idame ettirmektedirler. Bu anlamda mezheplerin tarihi, içerikleri, hayata baktıkları pencere, inananlar için önemli bir değer atfetmektedir. İslâm dininde olduğu gibi Yahudilik, Hristiyanlık gibi dinlerde de mezhepsel ayrılıklar vuku bulmuştur. Mezheplerin, Yahudilik ve Hristiyanlık gibi diğer dinlerdeki varyasyonlarıyla birlikte incelenmesi, bu konuda eserlerin artmasına yol açmış ve milelnihal türü eserlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu alanda kaleme alınan eserlerin sayısı oldukça fazladır. İlk dönem İslâm mezhepleri eserlerine bakıldığı zaman bunların sübjektif eserler olduğu görülmektedir. Ancak ilerleyen zamanlarda objektif eserler verilebilmiştir. İlk dönem eserlerinde, mensubu bulunan mezhebin yanlılığı yapılmak suretiyle bahislerde bulunulmuş ve karşıtı olunan mezhebe/mezheplere karşı ağır ithamlarda bulunulmuştur. Ali el-Fahri'nin ele aldığımız Telhisü'l-Beyan fi zikr-i fırak-i ehl-i'l-edyân adlı eseri de sübjektif metotla yazılmış eserler kategorisine girmektedir. Çalışmamızda bu eserde ele alınan mezhepleri tanıtacak, nasıl ele alındığının analizini yapacak ve bu eserin alanımıza yapacağı katkıları sunmaya gayret göstereceğiz. Çalışma, açıklayıcı bir yaklaşımla yazarın görüşlerini olduğu gibi yansıtmaya odaklanmıştır. Sonuç bölümünde ise mezheplerin tarihsel ve toplumsal bağlamda taşıdığı önemi ve özelde ise ele aldığımız eserin akademik literatürde sahip olduğu önemi değerlendiren kapsamlı bir inceleme yapılmıştır.

Mürcie
Neşe Turşak
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beşerî münasebetler bağlamında hadislerde tasvip edilmeyen tutum ve davranışlar (Kütüb-i Sitte özelinde)

İnsanlığa rehberlik eden Hz. Peygamber'in (s.a.s) örnek kişiliği, beşeriyete yol gösterici bir kılavuz niteliği taşımakta; O'nun (s.a.s) hayatı ve öğretileri İslâm ahlâk ve değerleri bağlamında numune teşkil etmektedir. Sosyal bir varlık olan insanın beşerî münasebetlerinde doğru yaklaşımlar sergileyebilmesi bu ulvî ahlâk ve değerleri özümsemesiyle doğrudan orantılıdır. Hz. Peygamber'in (s.a.s) teşvik, takdir ve taltif ettiği erdemli tutum ve davranışların yanı sıra; tenkit, tahkir ve tezyif etmek suretiyle Müslümanları sergilemekten men ettiği muhtelif tutum ve davranışlarda bulunmaktadır. Bu tutum ve davranışların tespit edilmesi; Müslümanların, İslâm dininin tasvir ettiği ahlâkî üstünlüğün gereklerini sağlamaları adına ehemmiyet arz etmektedir. Bu çalışmada, Kütüb-i Sitte eserleri referans alınarak, hadislerde bireysel ve toplumsal münasebetler bağlamında sergilenmesi tasvip edilmeyen tutum ve davranışlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu tutum ve davranışlar konusuna göre tasnif edilmiş, oluşturulan alt başlıklarda; klasik ve modern çalışmalar temel alınarak incelenmiştir. Bu doğrultuda, bireyin ahlâkî zaaf ve kalbî marazlarının dışa vurumu olarak değerlendirilen hatalı tutum ve davranışların bireysel ve toplumsal münasebetlere yansımaları incelenmiş; mezkûr hususların muhtemel sebepleri ve sonuçları analiz edilmiş; buna mukabil, tasvip edilmeyen tutum ve davranışların çözüm yolları ve karşıt ahlâkî erdemin faziletleri zikredilmiştir. Bu bağlamda, çalışmamızın toplumun sağlıklı ve sağ duyulu bir yapıya dönüşebilmesi adına bir nebze katkı sağlaması temenni edilmektedir.

Halil İbrahim Kılıç
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmâm Mâtürîdî ve Kitâbü't-Tevhîd'inde nübüvvet görüşü

Nübüvvet meselesi, Allah'a imandan sonra gelen en önemli itikadi konulardandır. Çünkü nübüvvet, Allah ile insan arasındaki iletişimi sağlayan elçilik makamıdır. Peygamber Allah'tan vahiy yoluyla aldığı mesajları, emir ve yasakları insanlara tebliğ etmek ve onları hak dine davet etmekle görevli, seçilmiş kimsedir. Bu sebeple nübüvvetin iyi bir şekilde anlaşılması insanın hem bu dünyada hem de ahirette mutlu bir hayat sürmesini sağlar. Bu çalışmada Ebû Hanife'nin görüşlerinden etkilenerek Hanefi itikadını aklî ve naklî delillerle sistemleştiren, İslâm âleminin Doğu bölgelerinde ve özellikle Orta Asya'da etkili olan, Mâtürîdîlik mezhebinin kurucusu Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin (ö. 333/944) nübüvvet görüşü çalışılmıştır. Özellikle Kitâbü't-Tevhîd adlı eserinden yola çıkılarak nübüvvetin ispatı ve nübüvvete olan gereksinim konularını aklî ve naklî deliller bağlamında nasıl ele aldığı incelenmiştir. Her ne kadar Mâtürîdî'nin nübüvvet görüşleri Kitâbü't-Tevhîd'e göre alındıysa da Te'vîlâtü'l-Kur'ân'da peygamberlikle ilgili bolca malumat bulunduğu için çoğunlukla Te'vîlât'tan da yararlanılarak peygamberlikle ilgili âyetleri nasıl yorumlayıp nübüvvete delil getirdiği açıklanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu ve kapsamı, amacı ve önemi, literâtür ve araştırmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Mâtürîdî'nin şahsi ve ilmi hayatı ve nübüvvetle ilgili kavramlar işlenmiştir. İkinci bölümde İmâm Mâtürîdî'nin nübüvvetin ispatı konusunda çeşitli fırkaların ortaya attığı iddialara karşı verdiği cevaplar ve nübüvvete olan ihtiyacı aklî ve naklî delillerle nasıl açıkladığı ele alınmıştır. Ayrıca nübüvvetin nitelikleriyle, peygamberlerin özelliklerine ve sıfatlarına değinilmiştir. Son olarak da Hz. Peygamber'in nübüvvetinin ispatı ve hatm-i nübüvvet konusuna dair, Mâtürîdî'nin Kur'ân'dan çıkarmış olduğu deliller incelenmiştir.

Sümeyye Akdeniz
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevdûdî'nin kıssalara yaklaşımı: Hz. Musa kıssası örneği

Bu çalışmamızın amacı Ebu'l-A'lâ Mevdûdî'nin Hz. Musa kıssası çerçevesinde tefsir metodunu tespit etmektir. Çalışma giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan oluşur. Giriş kısmında araştırmanın konusu, önemi, metodu, konuyla ilgili literatür çalışmasına yer verildi. Birinci bölümde Mevdûdî'nin hayatı, eğitimi, yaşadığı dönemin sosyo-politik etkileri, politik görüşü, fikirleri, çalışma hayatı ve eserleri incelendi. Ayrıca kurmuş olduğu Cemâat-i İslâmî'nin faaliyetleri ve etkileri araştırıldı ve Tefhîmu'l-Kur'an adlı tefsir kitabının özellikleri hakkında bilgilere yer verildi. İkinci bölümde kıssa kavramının semantik anlamı ve Kur'an'da kıssa ile anlam yakınlığı bulunan kavramlar incelenerek, kıssanın amaç ve içerikleri hakkında bilgi verildi. Daha sonra kıssaların gerçekte yaşanmış olaylar olma meselesine değinilerek tarafların karşılıklı iddiaları ele alındı. Üçüncü bölümde ise Mevdûdî'nin kıssayı tefsir etme yöntemi ele alınarak; kıssayı Kur'an'la tefsiri, kıssayı Kur'an dışındaki kaynaklarla tefsiri ve kıssayı kendi rey'iyle tefsiri şeklinde üç kategoride araştırıldı. Bu bölümde Hz. Musa kıssası üzerinden nüzul dönemi ve günümüz toplum ve fertlerini ilgilendiren sosyal mesajlara dikkat çekildi. Hz. Peygamber'e muhalif olanlar ile Firavun arasındaki benzer noktalara değinilerek akıbetleri konusunda yapılan uyarılara yer verildi.

Nurşen Geylani
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağlamlarına göre tehdit ayetlerinin izahatı: Bakara Sûresi örneği

Kur'ân-ı Kerîm'de tehdit içeren ayetler, muhataplarının inanç ve tutumlarına bağlı olarak farklı işlevler üstlenmektedir. Bakara sûresi özelinde yapılan bu çalışmada, tehdit ayetlerinin muhatapları: kâfirler, münafıklar, müminler ve peygamberlere yönelik tehditler itikadi ve ameli iki başlıkta ele alınarak bağlamları incelenmiş ve muhatapların kimliği irdelenmiştir. Araştırma, bazı Kur'an meâllerinde bağlamın yeterince yansıtılmamasının, tehdit içerikli ayetlerin pedagojik ve yönlendirici boyutlarını gölgelediğini de ortaya koymaktadır. Bu durum, söz konusu tehdit ayetlerinin bağlamları göz ardı edildiğinde mesajın tek boyutlu bir perspektifle algılanmasına, yalnızca cezalandırıcı bir zeminde anlaşılmasına neden olmaktadır. Özellikle literal tercüme yönteminin meallerde tercih edilmesi, tehdit ayetlerinin sadece ceza ve korku merkezli bir anlatı çerçevesinde ele alınmasına yol açabilmektedir. Tehdit ayetlerinin bağlamlarına dikkat edilmesi Kur'an'ın mesajlarının doğru anlaşılmasını sağlamada temel bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, Kur'an'ın bütüncül mesajını kavrayabilmek için hem iç bağlam (siyak ve sibak) hem de tarihsel bağlamın dikkate alınması gerekliliği teyit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Meâl, Bakara Sûresi, Bağlam, Tehdit.

Bakara suresiBağlamMeal+2
Zelif Nurduhan
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18-20 yaş lise mezunları arasında ateizm eğilimi üzerine araştırma (Diyarbakır-Kulp örneği)

Ateizm, Yunanca bir kelime olup Tanrı manasına gelen "theos" kelimesiyle birlikte kullanılan olumsuzluk manası bildiren "a" harfinin eklenmesiyle ortaya çıkmış ve tanrıtanımazlık manasında kullanılan bir mefhumdur. Tanrı'yı yadsıyan ve 'tanrıyı tanımayan' felsefi bir görüş olan ateizm, Tanrı'yı açıklama olarak görmeyen felsefi bir görüştür. Sekülerleşmeyle beraber toplum içinde din algısı günden güne değişmekte ve gençler arasında din dışı fikir akımları yaygın olarak görülmektedir. Toplum içindeki değişmeler sebebiyle gençler kimlik krizlerine girmekte ve bir arayış içinde olmaktadırlar. Bu arayış içinde din karşıtı yayınlarla sosyal medya hesaplarıyla karşı karşıya gelen genç nesillerimiz kendi dini değerlerini bir kenara bırakmakta bilgisizce fikir akımlarına kapılmaktadırlar. Dini değerlerini sağlam temeller üzerine bina edememiş gençlerimizin bu gibi tercihler de bulunması pek olağandır. Bu sebeple gençlerin dini eğilimlerinin araştırılması elde edilen bilgiler ışığında planlamalar yapıp din eğitimi planlamasının küçük yaşlardan itibaren sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Lise öğrencilerinde Ateizm eğilimi üzerine araştırma adlı çalışmamız iki kısımdan oluşmaktadır. İlk bölüm teorik kısmı oluşturmakta, bu bölümle kuramsal çerçeve ortaya konarken ikinci kısımda elde edilen bulgularla değerlendirilmiştir. Değişkenler üzerinden betimsel analiz gerçekleştirilerek bu eğilimi etkileyen durumlar tespit edilerek liseden mezun öğrenciler arasında az da olsa bir eğilimin olduğu saptanmıştır. Gençler, bir toplumun geleceğini temsil ederler. Onların inançları, düşünceleri ve davranışları, istikbalde bizi nelerin bekleyeceği önemli ipuçu sunar. Eğer güzel bir istikbal istiyorsak gençlerimizle ilgilenmeli ve kendi inanç ve ideallerimize göre yetiştirmemiz gereklidir.

AteizmDiyarbakırKelam+1
Muttalip Saydam
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yusuf El-Karadâvî'nin İslâm aile hukukuna yaklaşımı

İslâm hukuku ve toplumsal değişim bağlamında Yusuf el-Karadâvî'nin İslâm Aile Hukukuna Yaklaşımını ele alan bu çalışma, onun evlilik, boşanma, aile yapısı ve cinsiyet rolleri üzerine görüşlerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Karadâvî'nin fikirlerinin, İslâm hukukunun modern dünyadaki uygulanabilirliği ve esnekliği üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Araştırmanın temel problemi, Karadâvî'nin İslâm Aile Hukukuna dair yaklaşımlarının, değişen toplumsal yapılar karşısında nasıl bir çözüm sunduğunu ve İslâm hukukunun çağdaş meselelerle nasıl uyum sağlayabileceğini ortaya koymaktır. Çalışma, Karadâvî'nin eserleri ve ilgili akademik literatür aracılığıyla, onun aile hukuku çerçevesinde sunduğu yorumları incelerken, bu yorumların günümüz toplumlarındaki hukuki ve sosyal dönüşümlerle ilişkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Tez, giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Karadâvî'nin hayatı, akademik çalışmaları ve ilmî mirası ele alınmaktadır. Birinci bölümde, İslâm aile hukukunda evlilik ve boşanma konuları incelenirken, ikinci bölümde Karadâvî'nin evlenme ile ilgili hükümler konusundaki yaklaşımları ayrıntılı olarak analiz edilmektedir. Çalışmanın sonuçları, İslâm hukukunun çağdaş meselelere nasıl adapte edilebileceğine dair önemli bir bakış sunarak, bu alandaki akademik tartışmalara katkıda bulunmaktadır.

Aile hukukuNikahTalak+1
Ferhat Yuca
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân tefsîrinde bağlamın önemi -Kurtubî Tefsîri örneği

Bu yüksek lisans tezinde, Kur'ân tefsîrinde bağlamın (siyâk) önemi ele alınmakta ve bu bağlamda Kurtubî'nin el-Câmi li-ahkâmi'l-Kur'ân adlı tefsîri örnek olarak incelenmektedir. Çalışmada, metin içi ve metin dışı bağlamın, âyetlerin doğru anlaşılmasında belirleyici bir unsur olduğu vurgulanmaktadır. Tez kapsamında, Kurtubî'nin tefsîrinde siyâka verilen önem analiz edilmekte ve âyetlerin yorumlanmasında siyâk ilkesinin rolüne dair örnekler sunulmaktadır Çalışma, bağlamın yalnızca dilbilgisel ve sözlük anlamların tespîtinde değil, aynı zamanda sosyal, tarîhî ve kültürel çerçevenin anlaşılmasında da önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Kurtubî'nin tefsîri, bağlamı; âyetler arası ilişki, nüzûl sebepleri, kırâat farkları ve sahâbe rivâyetleri gibi unsurlar üzerinden değerlendirerek bütüncül bir yorum yöntemi geliştirdiğini göstermektedir. Tefsîrden aktarılan örnekler, bağlamın ihmâl edilmesinin yanlış yorumlara ve metodolojik hatalara yol açabileceğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, bağlamın Kur'ân tefsîrinde vazgeçilmez bir yöntem olduğunu ve metnin anlamının sağlıklı şekilde inşâsında temel bir rol oynadığını göstermektedir.

AyetlerKurtubiSure+1
Mehmet Sani Özdemir
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mâverdî ve Ebû ya'lâ el-Ferrâ'nın Ahkâmü's Sultâniyye eserleri bağlamında vezirlik müessesesi

Bu çalışma, İslâm siyaset düşüncesinin temel kurumlarından biri olan vezirlik müessesesini kavramsal ve tarihsel yönleriyle ele almakta ve bu müessesenin elAhkâmü's-Sultâniyyeliteratüründe nasıl konumlandırıldığını incelemektedir. Araştırmanın odak noktası, bu literatürün iki önemli müellifi olan Ebû'l-Hasen elMâverdî (ö. 450/1058) ve Ebû Ya'lâ el-Ferrâ (ö. 458/1066)'nın vezirlik anlayışlarını mukayeseli bir perspektifle değerlendirmektir. Birinci bölümde, vezirlik kavramının sözlük ve terim anlamları, etimolojik kökenine ilişkin tartışmalar ile Kur'ân ve hadislerdeki kullanımları incelenmiştir. Ardından, İslâm devletlerinde vezirlik müessesesinin Asr-ı Saâdet'ten Osmanlı dönemine kadar geçirdiği kurumsal dönüşüm ortaya konulmuştur. Ayrıca, el-Ahkâmü'sSultâniyye eserlerinin İslâm siyaset teorisi içerisindeki yeri ve bu eserlerde vezirlik kurumunun teorik temelleri değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, Mâverdî ve Ebû Ya'lâ el-Ferrâ'nın el-Ahkâmü's-Sultâniyye adlı eserlerinde vezirlik makamına ilişkin görüşleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, tefvîz ve tenfîz vezirliği ayrımı, bu görevlere atanacak kişilerde aranan nitelikler, atama sürecinin hukukî mahiyeti ve vezirliğin yetki sınırları tartışılmıştır. Ayrıca, her iki müellifin vezirlik anlayışları arasındaki benzerlik ve farklılıklar mukayeseli olarak analiz edilmiştir. Çalışmada, klasik kaynaklar ile modern literatür birlikte değerlendirilmiş, belgesel tarama ve karşılaştırmalı analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular,Mâverdî ve Ebû Ya'lâ'nın vezirlik anlayışlarının temelde ortak bir siyaset teorisi çerçevesinde şekillendiğini, ancak mezhebî ve dönemsel farklılıkların belirli noktalarda farklı yaklaşımlara yol açtığını ortaya koymuştur.

Vezirlik
Lütfullah Arık
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam filozoflarında tevhid inancının akli delilleri (Gazzâlî örneği)

Kelam ilmine göre evrendeki varlıklar, gerçekleşen olay ve durumlar, Allah'ın varlığına ve birliğine delâlet etmektedir. İnsanoğlu evrende gerçekleşen bu olay ve durumları anlamlandırabilmek için sürekli olarak bir arayış halinde olmuştur. Tarih boyunca anlam arayışının bir sonucu olarak birbirinden farklı tanrı anlayışları ortaya çıkmıştır. Bu anlayışlardan bazıları Allah'ın varlığına ve birliğine dayanırken bazı anlayışlar da animist, politeist bir tanrı tasavvuruna meyletmiştir. İslam inancına göre Allah yanlış tanrı tasavvurlarının düzeltilmesi için peygamberleri aracılığıyla vahiy göndererek sürece müdahale etmiştir. Ancak peygamberler bu toplulukları Allah'ın varlığına ve birliğine davet ederken Allah'ın gönderdiği vahiyle sınırlı kalmamış, bu kâinatta görünen Allah'ın varlığı ve birliğine işaret eden birçok kevnî ve akli delillerden de yararlanmışlardır. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) de nübüvvet halkasının son temsilcisi olarak bütün insanları hak dine ve inanca davet etmiştir. Hz. Muhammed'den sonra tevhid ilkesini benimsemiş birçok âlim, fikirleri ile şirke karşı mücadele etmiş, kendi dönemlerindeki inanç problemlerine çözüm arama çabasına girmişlerdir. Söz konusu âlimler İslam inanç esaslarını ve dini değerlerini savunmak amacıyla, dinin temel yapılarından biri olan tevhid ilkesine dair birçok delil kullanmışlardır. Tevhid ilkesini temellendirmek ve İslam'ın inanç esaslarını savunmak maksadıyla sadece nakli delillere değil, aynı zamanda akli delillere de başvurmuşlardır. İşte bu çalışma, Ebû Hâmid Muhammed el-Gazzâlî'nin (ö. 505/1111) tevhid inancını akli deliller ışığında ispat etme çabasını incelemeyi hedeflemektedir. Gazzâlî hem mütekellim hem de filozof olması hasebiyle seleflerinden farklı olarak yöntemleri bir arada kullanmıştır. Gazzâlî, Allah'ın kudretinin sonsuz olduğunu, gerçek failin Allah olduğu görüşünü savunurken nedenselliğin zorunlu olmadığı görüşünü savunup Aristotelesçileri eleştirmiştir. Bu yaklaşımla nakli bir meseleyi akli ve felsefi bir düşünceyle temellendirmeye çalıştığı ifade edilebilir. Gazzâlî eserlerinde tevhid ilkesini sağlam bir zemine oturtmak için imkân, hudûs, fıtrat, gaye ve nizam, burhân-ı temânu', burhân-ı tevârüd gibi delilleri kullandığı tespit edilmiştir. Bu tez, Gazzâlî'nin tevhid ilkesini akli delillerle açıklama çabalarının önemine değinmektedir. Sonuç olarak Gazzâlî, akli ve nakli delilleri bir arada kullanarak tevhid inancının sadece itikadi bir dogma olmadığını, aynı zamanda akli olarak temellendirilebilecek ilkeler bütünü olduğunu belirtmiştir.

DelilDinGazzali+2
Abdulgaffar Ceylan
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sıddîk Hasan Han'ın "Habietü'l-Ekvân"ının İslam mezhepleri tarihi açısından değerlendirilmesi

19. yüzyıl İslâm düşünce tarihinde İslâm Mezhepleri Tarihi araştırmaları, sömürge döneminin beraberinde getirdiği entelektüel ve kültürel meydan okumalara karşı, İslâmî ilimlerin sürdürülmesi çabalarının önemli bir parçası olmuştur. Bu dönemin öne çıkan âlimlerinden biri olan Sıddîk Hasan Han (1832-1890), Ehl-i Hadîs ekolünün sistemleşmesine önemli katkılar sunmuştur. Bu sahada telif ettiği Habietü'l Ekvân adlı eser, klasik milel-nihal geleneğini sürdürürken, aynı zamanda dönemin Hindistan coğrafyasındaki dinî ve fikrî tartışmalara da ışık tutmaktadır. Eserde yalnızca İslâmî fırkalar değil, aynı zamanda diğer dinler ve felsefî ekollerde detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Sıddîk Hasan Han, İslâm'ın Hindistan'da yayılmasında ve bu coğrafyanın önemli bir ilim merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Özellikle İngiliz sömürge döneminde, Batı kültürünün ve modernizmin etkilerine karşı İslâmî ilimlerin canlı tutulması için büyük çaba sarf etmiş, geleneksel İslâmî öğretilerin korunması ve yeniden canlandırılması yönünde çalışmalar yürütmüştür. İngiliz sömürge yönetimi altında Batı kültürünün etkilerine maruz kalan Müslüman toplumun kimlik arayışına cevap vermeye çalışmıştır. Bu çalışmanın birinci bölümünde, Sıddîk Hasan Han'ın hayatı, ilmî kişiliği, fıkhî ve itikadî mezhepleri, telif ettiği eserler ele alınmıştır. İkinci bölümde onun İslâm mezhepleri tarihine dair önemli eseri Habietü'l-Ekvân incelenmiş, bu eserde müellifin ortaya koyduğu mezhepler tarihi metodolojisi ile ele aldığı fırkalara ve dinî gruplara yaklaşımı analiz edilmiştir. Sıddîk Hasan Han'ın düşünceleri, Hindistan'daki İslâmî uyanış hareketlerine ve selefi düşünce geleneğinin güçlenmesine önemli katkılar sunmuştur. Onun eserleri, günümüzde halâ İslâmî ilimler alanında referans kabul edilmektedir.

Hindistan
Hatice Şengül Çetin
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed Ali es-Sâbûnî'nin eserlerinde kıraat tasavvurları

Kur'ân tilaveti, yedi harf ruhsatı çerçevesinde şekillenmiş ve bu durum zamanla geniş bir kıraat birikiminin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Kıraat ilminin sınırlarının belirginleşmesiyle birlikte, sahih kıraatlerin tespiti için bazı ölçütler geliştirilmiş; bu ölçütleri karşılamayan rivayetler şâz veya bâtıl olarak değerlendirilmiştir. Kıraat farklılıkları, tefsirlerdeki tercihler ve müstakil kıraat eserleri yoluyla ilmî bir gelenek haline gelmiştir. Modern dönemde de bu miras çeşitli çalışmalarla ele alınmıştır. Muhammed Ali es-Sâbûnî'nin eserleri, bu geleneğe dair örnekler sunmaktadır. Bu çalışma, giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, yöntemi ve kullanılan kaynaklara yer verilmiştir. Birinci bölümde, küçük yaşta Kur'ân'ı hıfzetmiş olan Muhammed Ali es-Sâbûnî'nin hayatına kısaca değinilmiş; ardından, çalışmanın kapsamına giren eserleri ele alınarak çalışmaya veri sağlayan yönleri açıklanmıştır. Akabinde müellifin kıraat tasavvuru; temel kavramların tanımı, Kur'ân'ın Mushaf haline getirilme süreci, kıraatlerin tarihi seyri, kıraat ilminde eser veren ilk alimler ve kıraatlerin türleri isimli başlıklar altında ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise usûl ve ferşten kaynaklanan kıraat farklılıkları ele alınmış; ferşî farklılıklar, sarf, nahiv ve üslup farklılıkları başlıkları altında değerlendirilmiş, verilen örneklerin varsa tefsir eserine yansıyan yönlerine yer verilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular sonuç bölümünde aktarılmıştır. Bu çalışmada, Sâbûnî'nin kıraat tasavvurlarına yer verilmiştir. Kıraat farklılıklarının tefsir eserlerine yansımaları incelenmiş ve müellifin eserinde yer alan ifadelerden hareketle ferşî ve usûlî farklılıklar seçilen örnekler üzerinden sunulmuştur. Bu yönüyle çalışma müellif üzerine yapılmış önceki çalışmalardan farklılık arz etmektedir.

KıraatTefsir
Elif Özügüzel
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap dilinde bâ harfi ve işlevleri

Arap dili gramerinde önemli bir yere sahip olan bâ harfi, anlam çeşitliliği ve kullanım zenginliği bakımından klasik nahiv literatüründe geniş biçimde ele alınmıştır. Farklı bağlamlarda kazandığı anlamlar, nahiv ekolleri arasındaki yorum farklılıkları ve diğer harf-i cerrlerle kurduğu ilişkiler, bu harfi dilbilimsel açıdan dikkatle incelenmesi gereken unsurlardan biri hâline getirmiştir. Bu çalışma, bâ harfinin sözlük ve terim anlamlarını, kullanım alanlarını ve anlam çeşitliliğini klasik kaynaklar temelinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve başlıca kaynaklar belirtilmiştir. Birinci bölümde bâ harfinin kökeni, ses ve biçim özellikleriyle Arap dilindeki konumu ele alınmış; harf-i cerr olarak sınıflandırılması ve literatürdeki kavramsal karşılıkları çerçevesinde on dokuz farklı anlam tespit edilmiştir. İkinci bölümde, harfin temel anlamları olan ilṣâk, istiʿâne, sebebiyyet, iḍâfe, teşbîh ve taʿlîl konuları ayrıntılı biçimde incelenmiş; ayrıca zâid kullanımı, hazifli yapıları ve istisnaî örnekleri dilbilimsel açıdan değerlendirilmiştir. Bu çerçevede Halîl b. Ahmed, Sîbeveyhi, Ebû Ali el-Fârisî, İbn Cinnî, İbn Mâlik, Raḍî el-Esterâbâdî, Ebû Hayyân, İbn Hişâm, Süyûtî ve Abbâs Hasan gibi nahiv âlimlerinin görüşleri kronolojik olarak karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde bâ harfinin "min", "fî", "ʿalâ" ve "li" gibi diğer harf-i cerrlerle anlam bakımından örtüştüğü veya ayrıştığı kullanımlar ele alınmıştır. Sonuç olarak, bâ harfinin Arap dilinde farklı anlamlara sahip çok yönlü bir yapı arz ettiği görülmüştür. Harfin anlam alanı yalnızca ilṣâk ile sınırlı kalmayıp, istiʿâne, sebebiyyet, taʿlîl, teşbîh, zarfiyye, muṣâḥabe ve tebʿîz gibi on dokuz anlamı tespit edilmiştir. Klasik nahiv âlimlerinin görüşlerinin karşılaştırılması, bâ harfinin tarihsel süreçte geçirdiği anlam genişlemelerine ve diğer harf-i cerrlerle kurduğu ilişkilere dair genel bir çerçeve sunmuştur. Çalışmanın, Arap dili grameri alanında harf-i cerrlerin semantik çeşitliliğine yönelik değerlendirmelere katkı sağlaması beklenmektedir.

Arap diliArapça harflerDil bilgisi+1
Zeynep Araboğa
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an-ı Kerim'de geçen sıvı türleri

Son Peygamber Hz. Muhammed'e (sas) indirilen Kur'an-ı Kerim; insan için bir rehber, yol gösterici, dua, zikir ve kaynağı, hukuk esası, tefekkür vesilesi, ahlak ve ibadetin ölçüsü; dünya ve ahiret yolculuğunun haritası, görülen ile görülmeyen tüm mahlûkatın diline tercüman olan ve emsallerini aciz bırakan ilahi bir kitaptır. Bu çalışmayla Kur'an-ı Kerim'de geçen "sıvı" kavramını ele alan ayetlerin irdelenmesi amaçlanmıştır. Yüz doksanı aşkın ayette geçen "sıvı" kavramı incelenirken, bu ayetlerle verilmek istenen mesajın ne olduğu ve nasıl anlaşılması gerektiği sorularına cevap aranmıştır. Kur'an-ı Kerim'de sıvı ve içerikleri bütün olarak değerlendirilmiştir. İncelenen ayetlerde "sıvı" kavramı kimi zaman ana tema, kimi zaman ise yardımcı bir unsur olarak yer almakta; bununla birlikte ayetin bütününe bakıldığında "sıvı" ifadesinin içinde yer aldığı farklı konulara da yer verilmiştir. "Sıvı" kavramının Kur'an'da üstlendiği farklı manaların tematik olarak sınıflandırılması, bu çalışmayı yöntem bakımından alana katkı sunan bir örnek hâline getirmiştir. Çalışmada yalnızca eski dönem klasik tefsir kaynaklarıyla iktifa edilmemiş, aynı zamanda hadisler ve bilimsel değerlendirmelere de yer verilerek konu farklı disiplinlerin katkısıyla kapsamlı biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın yöntem tekniği açısı olarak düşünüldüğünde ilk olarak "içerik analizi" olarak ayetlerin hangi bağlamda kullanıldığı tasnif esilmiştir. İkincisi, tematik analiz ile "su" kavramı etrafında yüklenen anlamlar olarak ele alındığında suya yaradılış, hayat verici, yok edici, temizleyici, cezalandırıcı, uyarıcı ve müjdeleyici şeklinde manalar üstlendiği tespit edilmiştir. Üçüncüsü ise hem klasik (eski dönem) hem de çağdaş müfessirlerin kaynaklarına müracaat edilmiş. Bununla birlikte bilim insanlarının değerlendirilmeleri karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. İlk yaratılan unsurlarla ilgili birçok mitolojik teori bulunmaktadır. Kur'an-ı Kerim ise Allah'ın Arş'ı suyun üzerinde yarattığı ifade eder. Bu öyle bir su ki yaratılan her varlığın zuhur edip vücut bulmasına vesile olmuştur.

KanSuTefsir
Server Taştan
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Bitlis medreseleri ve arap dili öğretimi

Bu tez çalışması, "Günümüz Bitlis Medreseleri ve Arap Dili Öğretimi" başlığıyla hazırlanmış olup, üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın giriş kısmında, araştırmanın amacı, yöntemi ve kapsamı ele alınmıştır. Tezin birinci bölümü, medresenin tanımından başlayarak tarihsel gelişimini ve klasik modelin dönüşümünü ele almakta, Bitlis il ve ilçelerindeki önemli medreseler ve alimlerin ilmî mirası üzerinden geleneğin sürekliliğini vurgulamaktadır. İkinci bölümde, bölgede aktif olan medreselerin organizasyon şemaları ve eğitim sistemleri incelenmiştir. Bu bağlamda, birebir eğitim, mütalaa, müzakere ve takrir gibi medreseye özgü pedagojik uygulamalar ile seyda, müderris, mir gibi eğitim aktörlerinin rolleri değerlendirilmiştir. Bölüm, medreselerin yapısal ve içeriksel temel eksikliklerinin analiziyle sonlanmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise, yabancı dil öğretim teknikleri çerçevesinde, Bitlis medreselerinde okutulan Arap dili ve belâgatı kitaplarının işlevi analiz edilmiştir. Bu analiz, günümüz Bitlis medreselerinde uygulanan Arapça öğretiminin genel bir değerlendirilmesiyle sonuçlandırılmıştır. Tez, Bitlis medrese geleneğinin hem kurumsal yapısını hem de en temel unsuru olan Arap dili eğitimini güncel bir bakış açısıyla ortaya koyarak alana katkı sağlamayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili Ve Belâğatı, Bitlis, Medrese, Eğitim-Öğretim, Müdderis.

Muhammed Abid Akpolat
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mâtürîdî'nin tefsirde rivayetleri tercih yöntemi

Bu tez bir giriş, beş bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde Mâtürîdî'nin (ö. 333/944) hayatı, ilmi kişiliği, eserleri, hoca ve öğrencileri, tanınmama nedenleri ve te'vîl-tefsir anlayışına yer verildi. Birinci bölümde Mâtürîdî'nin, ayetlerin açıklamasıyla ilgili müfessirlerin naklettiği rivayet ve görüşlerin Kur'ân'a ve ayetin siyâk-sibak bağlamına aykırı olması nedeniyle reddettiği örneklere ve alternatif görüşlerine yer verildi. İkinci bölümde Mâtürîdî'nin bilgi vasıtalarına, rivayete konu olan bilginin mahiyetine ve onun rivayet ve görüşleri benimsememe gerekçesine göre taksimatına yer verildi. Bununla birlikte bilgi teorisi bağlamında delilleriyle birlikte eleştirdiği rivayet ve görüşlere yer verildi. Üçüncü bölümde dil ve belagat bağlamında kabul etmediği rivayet ve görüşlerin taksimatına ve reddetme gerekçelerine yer verildi. Dördüncü bölümde tarihi verilere ve nüzûl ortamına aykırı olduğu için reddettiği rivayet ve görüşlere yer verildi. Bahsi geçen bütün bölümlerin taksimatı Mâtürîdî'nin benimsemediği rivayet ve görüşlerin gerekçesine göre belirlendi. Birden fazla gerekçesinin söz konusu olduğu durumlarda ise ağırlıklı olan gerekçesine öncelik verildi. Son bölümde ise kelâmî görüşleri ve akli çıkarımlarından dolayı reddettiği örneklere yer verildi. Sonuç kısmında ise yapılan çalışmadan elde edilen verilere yer verildi.

Maturidi
Emel Çalım
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu Ya'la el-Ferra ve itikadi görüşleri

Bu çalışmamızda Ebu Ya'la el-Ferra'nın itikadi görüşlerini ortaya çıkarmayaçalıştık. Tezimiz bir giriş, beş bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Girişbölümünde Ebu Ya'la'nın hayatı, eserleri, talebeleri , ve ilim hayatı hakkında bilgilerverildi. Birinci bölümde Ebu Ya'la'nın bilgi meselesindeki görüşlerini , ikinci bölümdeuluhiyet meselesindeki görüşlerini , üçüncü bölümde nübüvvet ve ahiretmeselesindeki görüşlerini , dördüncü bölümde iman-küfür meselesindeki görüşlerini ,beşinci bölümde de imamet meselesindeki görüşlerini incelemeye çalıştık. Sonuçbölümünde de Ebu Ya'la'nın kelam alanındaki görüşlerini genel olarakdeğerlendirmeye çalıştık.- Selefe mensup olan Ebu Ya'la'nın kelami görüşleri birbütünlük arz etmemekte, bazen selefi tutumu benimserken zaman zaman Eşarimetodu, bazen de Mu'tezile'nin benimsediği akılcı bir yol takip etmektedir. Haberisıfatlar ve tekfir meselesinde aşırı görüşlere sahiptir. Kelam meselelerini akıl yönüylede açıklamaya çalışan Ebu Ya'la Selefin nasçı tutumundan uzaklaşarak kelamcılarınmetodunu benimsemiş, Mu'tezile, Eşariler ve filozofları akli delillere dayanarakeleştirmektedir. Bunu yaparken zaman zaman çok fazla nasçı, zaman zaman da çokfazla akılcı davranmaktadır. Onun el-Mutemed adlı eseri kelamû yönden çok zenginbir içeriğe sahiptir.

Nuh Elemen
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyhülislam Musa Kazım Efendi'nin hayatı, eserleri ve tefsirdeki metodu

Hicrû 1257(1858-1859) yılında, Erzurum'un Tortum lçesinde doğanMusa Kâzım Efendi, eğitimini Osmanlı medreselerinde almış, daha sonraeğitim ve öğretimini kendi uğraşlarıyla geliştirmiş, sosyal ve siyasû faaliyetlerekatılmaktan kendini alamamış bir şeyhülislam olarak karşımıza çıkmaktadır.Müellif Osmanlının son döneminde yaşamış ama savunduğu görüş veileri sürdüğü çözüm önerileriyle âdeta günümüz sorunlarına da çözüm getirenbir slam âlimi ve şeyhülislamıdır. O hem bir din adamı olarak hem de ülkesinive milletini seven bir insan olarak görev ve sorumluluklarını yerine getirmekararlılığında olan bir insandır. Yani o sadece bir şeyhülislam veya bir slâmâlimi olarak kenara çekilmiş bir kişi değil, çağın problemlerine çözüm arayanbir aksiyon insanıdır. Bu nedenle, ülkenin ve bir anlamda slam dünyasınınkurtuluşu için hem eserler yazmış, hem de dolaşarak konferanslar vermiştir.Musa Kâzım Efendi eserlerinde kelam bilimi kitaplarının ıslah edilmesi,medreselerin ve programlarının ıslahı, bu kurumlarda yabancı dil eğitimininde sağlanması, yabancı teknik bilimlerinin de alınması, temel hak vehürriyetler, eşitlik ve adalet gibi pek çok alanda genel perspektifleri itibariylegünümüze de taşınabilecek görüş ve düşünceleriyle, Osmanlı Devletininihtiyaçlarını karşılamak ve sorunlarını çözmek için çırpınan bir kişidir.Çok yönlü bir âlim olan Musa Kâzım Efendi başta fıkıh, kelam vearapça olmak üzere pek çok alanda eser vermiştir. Kendisi hakkında yapılançalışmalar ise daha çok onun fıkhû yönüyle alâkalı olmuştur. Biz de, çeşitlialanlarda çok sayıda eser veren Musa Kâzım Efendi'nin müfessir kimliğininde ilim dünyasında tanıtılması amacıyla onun ?Safvetü'l-Beyan Fû Tefsirûl-Kur'an? adlı tefsirini inceledik.Araştırmanın birinci bölümünde, Şeyhülislamlık kurumu ve MusaKâzım Efendi'nin hayatı, ilmû şahsiyeti, hocaları, hizmetleri, şeyhülislamlığı,mutasavvıflığı, ttihat ve Terakki Cemiyetine üyeliği ve eserleri incelenmeyeçalışılmıştır. Yine bu bölümde, Musa Kâzım Efendi'nin slam düşüncesindekiyeri; Osmanlı medreselerindeki eğitim durumu ve buraların ıslahı, mezheptaassubunun giderilmesi, medeniyet görüşü ve slamcı siyaset anlayışındakigenel yaklaşımı incelenmiş ve bu konudaki görüş ve düşünceleri de ortayakonulmuştur.kinci bölümde ise, tefsirdeki yöntemi incelenmiştir. Bu bağlamda öncetefsirinin kaynakları örnekler verilerek tesbit edilmiştir ve ayrıca muhtelifayetlerin tefsiriyle ilgili olarak yaptığı yorumlar çeşitli tefsirlerlekarşılaştırılmıştır. Bundan sonra tefsirinin bazı genel özellikleri, rivâyet,dirâyet ve ulumu'l-Kur'an yönünden özelliği, çeşitli ilimler açısından tefsirininkonumu incelenmiştir. Burada konu fıkıh, kelam, kıraat gibi alt başlıklaraayrılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bilhassa müellifin bu konularagetirdiği yorum ve değerlendirmeler çeşitli ayet izahları örnek verilerek ortayakonulmaya çalışılmıştır.Sonuç bölümünde ise, çalışma boyunca yapılan inceleme vedeğerlendirmelerin bir özeti sunularak çalışma tamamlanmıştır.

Derya Cömert
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alman Müsteşriki İgnaz Goldziher'in İslam Hukukunun kaynakları hakkındaki görüşleri ve bu görüşlerin değerlendirilmesi

Ignaz Goldziher, geçtiğimiz asrın yetiştirdiği en önemli müsteşriklerdenbiridir. Goldziher'in slam'ın ana kaynaklarına yönelik kaynak kabuledilebilecek tarzda araştırmalarda bulunması, bizim yüksek lisans tezi olarakGoldziher'in slam hukuku kaynaklarına bakışını çalışmamıza nedenolmuştur.Tezimizde asıl ulaşmaya çalıştığımız hedef Goldziher'in Kuran veSünnet başta olmak üzere cma, Kıyas ve Yabancı Kültürlerin Etkisikonularındaki görüşlerini ortaya çıkarıp bu görüşlerini değerlendirmekti.Goldziher, Kuran'ın ilahi vahiy ile gelen bir kutsal kitap olduğunu kabuletmemektedir. Onun savunduğu görüş, Kuran'ın slam'ın Peygamberi olarakortaya çıkan Muhammed'in kendinden önce gönderilen dinlerin ve çeşitlikültürlerin öğretilerini meczederek Kuran'ı yazdığıdır. Bunun için Kuran'ındiğer dinlerin kopyası olduğunu iddia etmektedir.Yine Goldziher, Sünnet konusunda da çarpıcı iddialardabulunmaktadır. Ona göre bize kadar gelen hadisler aslında Peygamberinsözleri değil, Arap kültürüdür. nsanların Sünnet olarak inandığı esaslar,aslında günümüze kadar yaşaya gelen adetlerdir.Goldziher, slam hukuk kaynaklarına, klasik eserlerde kaynak olaraknitelendirilmeyen yeni bir esas daha ilave etmektedir. Bu yeni kaynak dayabancı kültürlerin slam'a ve slam hukukuna etkileridir. Goldziher, slam'ınve onun hukukunun değişik din ve kültürlerin etkisiyle oluştuğunu iddiaetmektedir.Çalışmamızda, Goldziher'in bütün bu iddialarını slam hukukukaynaklarıyla karşılaştırarak inceledik. Bunun sonucu olarak da Goldziher'iniddialarının aksine Kuran'ın ilahi bir vahiy olduğunu, Peygamberin sahihhadislerinin günümüze kadar ulaştığını, slam'ın diğer din ve kültürlerintaklidi, birleşimi olmadığını ortaya koymaya çalıştık.

Mehmet Akif Ceyhan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasan Basri Çantay'ın Kur'an-ı Hakim ve Meal-iKerim adlı meali ile Kur'an Yolu tefsirinde sosyal meselelere yaklaşımlar

Hasan Basri Çantay'ın Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim Adlı Meal'i le Kur'anYolu Tefsirinde Sosyal Meselelere Yaklaşımlar konulu bu çalışmada, Cumhuriyet'inilk ve son dönemlerinde, tefsir sahasında, kaleme alınmış iki çalışmada yer alansosyal içerikli konulara yaklaşımlar üzerinde mukayeseler yapılmıştır.Birinci bölümde söz konusu dönem içerisinde ülkemiz insanının Kur'an-ıKerim'i daha iyi anlamasına yönelik tefsir ve meal çalışmaları, belirli tasnifler adıaltında verilmiştir. Neticede görülmüştür ki, bu dönem içerisinde hem tefsir hem demeal sahasında azımsanmayacak sayıda çalışmalar ortaya konmuştur.Çalışmanın ikinci bölümde ise, önce iki eser ana hatlarıyla tanıtılmış vemetotları hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Ardından her iki eserde mukayesesiyapılacak konuları belirleyip, konu veya kavramlar hakkında önce literatür çalışmasıyapılmıştır. Ardından belirlenmiş konular mukayese edilerek ele alınmayaçalışılmıştır.Ele alınan konulardan; reenkarnasyon, estetik ameliyatı, rüşvet, tesettür verızk konuları iki eserde de, hem ayetlerin mealinde, hem de yorumlarında benzerlikgörülmektedir. Buna karşın, çok eşle evlilik, Yahudi ve Hıristiyanların cennetegireceği, müt'a nikâhı, recm, Hz. sa'nın tekrar gelişi, kadınların şahitliği, kadınlarayapılacak muamele gibi konularda ilgili ayetlerin meal veya yorumlarında belirginfarklılıkların olduğu görülmüştür.

Yunus Özdamar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk dönem sufi düşüncede imana yaklaşımlar

İnsan bir takım içsel duygularını farklı yöntemlerle dışa yansıtmıştır.Bu yansımalardan biri de sezgi ve kalbû bilgiye dayalı olan mistisizmdir.slam dünyasında ortaya çıkan zühd temelli mistik-derûni hayata, ruhanifikir ve hareketlere tasavvuf/sûfi düşünce adı verilmektedir. Sûfi düşünceninkonusu ise genel anlamda Allah, varlık ve insandır. man kavramı ise,sufilerin üzerinde tartıştıkları meselelerin başında gelir.Aslında imanın ne şekilde tanımlanabileceği ilk defa klasik kelamekollerinden biri olan Mürcie tarafından ortaya atılmış ve asırlar boyuncatartışılmış hassas bir meseledir.Kelamcıların septik ve rasyonalist bir yaklaşımla inceledikleri imankavramını, sûfiler bir takva, ruhi tecrübe ile gerçekleşen marifet ve gönlüsürekli olarak Hakk sevgisi ile uyanık tutmak olarak algılamışlardır.Sufiler iman anlayışlarını teorik tartışmalardan daha çok pratiğe dayalıolarak temellendirmişler.Sufilerin iman anlayışları yaşamlarını, yaşamları da imananlayışlarını etkiler olmuştur. Asırlar boyu siyasi ve felsefi olarak etkinolan sufi düşünce, bir yaşam felsefesi olarak halen varlığını devamettirmektedir.

Erol Kılıç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdülkerim b. Ali el-Iraki ve tefsirdeki metodu

ÖZETHicrû 623-704 yılları arasında yaşamış olan Abdülkerim b. Ali el-Irakû,zamanının önemli simalarından biridir. Farklı slam şehirlerini dolaşmış, muhtelifhocalardan dersler almış ve bir çok ilmi tahsil etmiş bulunan Irakû, özellikle ?Tefsirlmi? sahasında yetkin ve tanınmış bir şahsiyettir. Arkasında bıraktığı beşeserinden ikisi tefsir ilmi ile alakalıdır. Tezimizin konusu olan ?Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azûm? eseri ise muhtasar bir tefsir niteliğindedir.Irakû, tefsirinin telifinde özellikle Zemahşerû'den etkilenmiştir. Bu etkiyi?Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azûm?'in hemen her sayfasında görmek mümkündür. Ancakmüellifin, Zemahşerû yahut herhangi bir alimin kuru bir takipçisi olarakgörülmemesi gerekmektedir. Zira bir çok konuda kendi reyini ortaya koymuş,sunduğu görüşlerin kabul ettiği ve etmediği yönlerini açıklamıştır.Bir dirayet tefsiri olan ?Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azûm?; Fıkıh, Kelam, MezheplerTarihi, Dil ve Belagat gibi çeşitli ilim dallarının muhteviyatıyla ilgili bilgileriçermekle birlikte rivayet yönü de dikkate değerdir.tikatta Ehl-i Sünnet çizgisinde olan Irakû, bazı ayetlerin yorumundaMutezile'nin hilafına delillendirmelerde bulunmuştur.Şafiû mezhebine bağlı olan Irakû, fıkhû meseleleri sunarken farklı bir çokmezhebin görüşüne tefsirinde fazlaca yer vermektedir. Bunlar içinde en önemliyeri Hanefû mezhebi almıştır.Taassuptan uzak, ufku açık bir slam mütefekkiri olan Irakû'nin telif ettiği bueser, hacminin küçüklüğüne karşın slamû ilimler açısından faydalı bir çok bilgiyiihtiva eder niteliktedir.

Davut Ağbal
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyete geçiş dönemi değişim sürecinde evlilik kurumu açısından dinin ve hukukun rolü

18. Yüzyılın yarısından itibaren Avrupa'daki gelişmelerden etkilenenOsmanlı Devleti hukuk sahasında yaşanan kanunlaştırma hareketlerinden deetkilenmiş ve Tanzimat'ın ilanından sonra Batı'dan birtakım k a n u niktibaslarına başlanmıştır. Kanunların Batı'dan alınması fikrinden hareketleve dönemin şartları doğrultusunda seküler fikirler gelişmiş ve dinin sınırlarıçizilmeye başlanmıştır.İslam Hukuku çerçevesinde Aile Hukuku alanında Osmanlı Devleti'nde vedaha da geniş düşündüğümüzde İslam Tarihi boyunca ilk kanunlaştırmafaaliyeti 1917 Hukuk-i Aile Kararnamesiyle ortaya konmuştur. Aslında MedeniHukuk alanı 1876 tarihinde Mecelle ile, kanunlaştırma sahasına girmesinerağmen halk arasında farklı mezhep ve din farkı olması, muhtemel itirazlaramaruz kalmamak ve diğerleri kadar acil bir konu olmamasından dolayı 1917tarihine ulaşılmıştır.Ancak dönemin şartları göz ününe alındığında imparatorluğun içindeki zordurum, savaşlar ve farklı görüşlerin ortaya çıkması sonucunda yaşananolaylar sosyal konularda da birçok değişimi beraberinde getirmiş ve öncelikletepeden inme bir şekilde uygulanan kanunlar zamanla halk tarafındanbenimsenmeye başlamıştır.Aile Hukuku alanında referans olarak dini konulardan seküler birdayanağa geçişi 1926 tarihinde Medeni Kanunla görmekteyiz. HalkCumhuriyet'e geçişle birlikte yaşadığı sosyal ve kültürel değişim ortamınaalışmakta birtakım zorluklar yaşamıştır. Aile Hukuku alanında da uzun yıllarbu zorlukların yansımaları görülmektedir. Yeni düzene alışma noktasındaiktibas edilen kanunda birtakım değişiklikler yapılmış, yaşandıkça ortayaçıkan sorunlar doğrultusunda da çözüm yolları aranarak sorunlar aşılmayaçalışılmıştır.

Sema Şartepe
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gazali'nin kelam anlayışında delil ve delil türleri

Bilgi genişliği, orijinalliği ve etkisiyle İslam düşüncesinde emsalsizbir yere sahip olan Gazali, çok yönlü bir düşünürdür. O, insanla ilgilihemen hemen her problemle ilgilenmiş ve uğraşmıştır. O, bazen bir dinbilgini, bazen kelamcı, bazen de eleştirmen bir felsefeci olarak problemineyaklaşır. Onun bu karakteri, onu bitmek tükenmek bilmeyen bir araştırmacıyapmış, hayatının son on yılına kadar da bu tavrı devam etmiştir.Bu arada Gazali, başkalarının tutarsızlıklarını araştırırken, zamanzaman kendisinin de bazı tutarsızlıklara düştüğü görülmüştür. Onun elealarak çözmeye çalıştığı çeşitli problemlerden birisi de kelam ilminde ?delilve delil getirme yöntemleri? meselesidir. O, bu meseleyi sorgulayıptemellendirmeye çalışmış ve bu konuda bazı farklı sonuçlara varmıştır.Gazali'nin kelam ilminde delil sorununa yaklaşımı, daha ziyadedelilin tanımı, delil türleri ve delil getirme yöntemleri gibi önemli hususlarıiçermektedir. Onun bu mesele ile ilgili olarak önemli gördüğü ve açıklığakavuşturması gerektiğine inandığı bazı temel noktalar vardır. Bunlar; delilgetirirken kıyasın maddesini oluşturan öncüllerin neler olduğu ve buöncüllerin kesinlik noktasında bilgisel açıdan değeri, delil türlerinin kesinliktaşıması açısından bilgi değerinin ortaya konulması ve aynı şekilde delilgetirme yöntemlerinin de kesinlik içermesi bakımından bilgi felsefesiaçısından değerinin açığa çıkarılmasıdır.

Hasan Türkmen
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başlangıçtan IV/X. asra kadar İslam Hukuk tarihinde taklid düşüncesi ve etkileri

103ÖZETTaklid, başkasının fikrini delilsiz olarak kabul etmektir. Tarihsel sürecebaktığımızda İslam Hukuk Tarihinde taklid düşüncesinin ne zaman ortayaçıktığı tartışmalıdır. Hz. Peygamber ve Hulafâ-yi Raşidin dönemlerinde böylebir düşünceden söz edemeyiz. Fakat hicri dördüncü yüzyıldan sonra, İslamcoğrafyasının siyasal bölünmesiyle, hukukçuların mezhebçilik düşüncesiylekendilerinden önceki liderlerine bağlılıkları ve onların bütün problemlerinçözümlerini bulduklarına inanarak icithad faaliyetlerinden vazgeçmeleri,taklidin kurumsallaşarak taassuba dönüşmesinde etkili olmuştur.İkinci dünya savaşı sonrasında, Müslüman toplumların özgürlüklerini eldeetmiş olmaları her alanda olduğu gibi, hukuk alanında da yeniden biryapılanmanın gerekli olduğu inancını ortaya çıkardı. Taklid genel olarak dinûdüşünceyi etkiledi. Özel olarak ta hukuk düşüncesinin gelişimini olumsuzyönde etkiledi. Bu yüzden taklid düşüncesine karşı mücadele edildi veictihad faaliyeti tekrar hayata konulmaya çalışıldı.

Yusuf Dokur
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vitir namazıyla ilgili hadisler ve değeri

180ÖZETYüksek Lisans TeziV T R NAMAZI LE LG L HAD SLERVE DEĞERDursun DEM RGazi ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTemel slam Bilimleri Anabilim DalıHadûs Bilim Dalı2006, Sayfa, 181Bu çalışma slam geleneğinde değişik şekillerde kılınmakta olan vitirnamazının asıl kaynağı olan hadûslerin, hadûs tetkikleri açısındanincelenmesini amaçlamaktadır.Giriş bölümünde tez kapsamında kullandığımız; vitir ve değerkavramlarını incelemeye çalıştık. Vitir kelimesi ıstılahta sayısal teklikanlamında kullanılırken, ıstılahta tek rekâtla/rekâtlarla kılınan bir namaz içinkullanılmıştır. Bu konuyla ilgili hadûslerin sıhhatini belirleyerek, değerleriniortaya koymaya çalıştık.Birinci bölümde hadûsleri metinleriyle birlikte verdik. Aynı hadûsindeğişik kaynaklarda bulunan versiyonlarını zikrederek farklılıklara değindik.kinci bölümde hadûslerin senedlerini zikrettik. Daha sonra busenelerde bulunan ravileri inceledik.Üçüncü bölümde şerhler yardımıyla hadûsleri açıklamaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Vitir, Vitir Namazı, Değer

Dursun Demir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam düşüncesinde ilk muhalifler : Ma'bed el-Cühenî ve Gaylân ed-Dımeşkî

Hz. Peygamberin vefatından sonra -özellikle Hz. Osman'ın şehid edilmesinden sonra- İslam toplumunun siyasi ve fikri bütünlüğünden bahsetmek güçtür. Erken dönem islam tarihinde meydana gelen siyasi ve fikri ihtilaflar, İslam toplum yapısında onarılmaz yaralar açtı. Bu ihtilaflar Hz. Peygamberin vefatından sonra özellikle siyasi alanda çoğaldı. İhtilafların doğmasında ve yaygınlaşmasında siyasi erkin politikaları ve uygulamalarının büyük bir rolü vardır. Siyasi güce karşı oluşan muhalefet, tıpkı iktidar gibi naslara dayanarak meşruiyet zemini aradı ve daha sonraki süreçte sistemleşen fırkalara siyasi ve itikadı konularda kaynaklık etti Bu siyasi ihtilaflar zamanla fikri alanda, dini konularda da ihtilafları beraberinde getirdi. Tahkim olayına bağlı olarak iman, büyük günah işleyenin durumu, kimin mümin kimin kafir olduğu meseleleri yoğun bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Sahabe döneminin sonlarına doğru en çok konuşulan dini konulardan biri de "kader" meselesidir. Bu meselede öne çıkan ilk isimler Ma'bed el- Cuheni ve Gaylân ed-Dımeşki'dir. Bu iki alim bu konu hakkındaki görüşlerini Emevi yönetiminin uygulamalarına karşı geliştirmiştir. Ma'bed ile Gaylân itikadi konularda ilk görüş ifade eden alimlerdendir. Mu'tezile'nin "usulü hamse" sinin oluşmasında öncülük ettikleri söylenebilir. İlahi adaletten, irade ve fiil hürriyetinde, emri bi'l-maruf nehyi ani'l-münkerden ilk bahseden alimlerdir.. Araştırmamızın konusu olan Ma'bed ile Gaylân, İslam düşüncesinde ortaya çıkan ilk önemli iki muhaliftir. Bu iki muhalifin yaşadığı dönem, kelam ilmine yataklık eden bir dönemdir. Kelam ilminin konularının beslendiği kaynak durumundadır. Dolayısıyla o devirde yaşananlar, sonraki dönemde bir disiplin halini alan kelam ilminin problemlerine önemli etkileri olmuştur. Başka bir ifade ile kelam ilminin konusunu oluşturan meseleler, ilk dönem İslam toplumunun siyasi, sosyal ve fikri gerçekliği içerisinde filizlenmeye başlamıştır.

Abdulnasır Süt
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emevîler hakkındaki rivayetler ve değerlendirilmesi

Emevîler, İslâm tarihinde siyasî ve kültürel hayatta önemli bir yere sahiptir. Güçlü bir kabileye mensup olan Emevîler, İslâm öncesi ve sonrası dönemlerde siyasî arenada güç sahibi bir ailedir. Emevîler Müslüman olduktan sonra bu konumları nedeniyle Hz. Peygamber ve üç halife tarafından farklı görevlere verilmiştir. Hulefâ-yi Râşidîn döneminden sonra Hz. Hasan'ın hilafeti devretmesi ile yönetimin başına geçen Emevîler, ilk İslâm devletini kurmuşlardır. Ancak izlemiş oldukları siyasî uygulamalar ve Hâşimîlerle olan rekabet nedeniyle Müslümanlar arasında birçok çatışmaya sebebiyet vermişlerdir. Nitekim o dönemlerde yaşanan siyasî anlaşmazlıklar, sadece toplumsal çatışmalarla sınırlı kalmayarak dinî ilimlere ve özellikle hadis rivayetlerine yansımaları olmuştur. Böyle bir siyasî çatışmanın neticesinde taraflar leh ve aleyhte birçok rivayet uydurmuşlardır. Ortaya çıkan rivayetlere karşı hadisçiler de birtakım önlemler alarak bu uydurma faaliyetine engel olmak istemişlerdir. Bu bağlamda çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Emevîler'in tarihi seyri ve Emevî-Hâşimî ilişkilerine değinilmiştir. İkinci bölümde siyasî rivayetlere karşı yaklaşım yöntemleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise Emevîler ve Emevîler'in Süfyânî koluna mensup yöneticileri hakkındaki rivayetler sened ve metin yönüyle incelenerek sahih veya sabit olup olmadıkları üzerinde durulmuştur.

EmevilerHadisHaşimi+4
Ertan Kılıç
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mâtürîdî kelâmında teklîf anlayışı

Bu tez çalışması Mâtürîdî kelâm düşüncesinde teklif anlayışını ortaya koymaya çalışmaktadır. Bir giriş ve iki ana bölümden oluşan tezin birinci ana bölümünde teklif kelimesinin kavramsal çerçevesi ve teklif ile ilgili diğer kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Devamında Selef, Eş'ariyye ve Mu'tezile'nin kelâm düşüncesindeki teklif anlayışı incelenmiştir. Çalışma sürecinde Selef'in teklif anlayışının ilâhî rivayet merkezli, Eş'ariyye'nin teklif anlayışının mükellif yani Allah merkezli, Mu'tezile'nin teklif anlayışının ise ilâhî adalet merkezli olduğu görülmüştür. Tezin ikinci ana bölümünde ise Mâtürîdîlikte teklif anlayışı ele alınmıştır. Çalışma sürecinde Mâtürîdî kelâm düşüncesinde teklif anlayışının ilâhî hikmet ile ilişkili olarak ele alındığı görülmüştür. Bu anlayışa bağlı olarak tezin ikinci bölümünün başlıkları Allah'ın hikmeti ve adaleti ile insanın özgür iradesi konuları bağlamında hazırlanmış olup Mâtürîdîlerin teklif anlayışı detaylı olarak ele alınmıştır.

Salih Yıldız
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap dilinde teaddî ve lüzûm

Dil, kelimelerin belli bir hiyerarşi içerisinde cümlede konumlandırılmasıyla sağlıklı bir iletişim aracı haline gelir. Bu açıdan bakıldığında cümlede kendine yer bulan tüm kelimelerin ayrı bir öneme sahip olduğu ve diğerlerine hem şekil hem de mâna itibariyle tesir edeceği âşikârdır. Arap dilinde cümleyi oluşturan ögelerin tertibi noktasında başrolün fiile ait olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada da fiilin sahip olduğu lüzûm ve teaddî özelliği ön plana çıkmaktadır. Bu önemine binaen elinizdeki bu çalışmada teaddî ve lüzûm kavramları incelenerek fiillerin hangi özelliklere istinaden bu hususiyetlere sahip oldukları ve konuyla ilgili ne gibi meselelerin olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk bölümde konuya hazırlık babında kelimenin yapısını inceleyen sarf ilmi ve fiilin özelliklerinden genel hatlarıyla bahsedilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümler ise teaddî ve lüzûm kavramları çerçevesinde fiillere, fiillerin yapılarının bu noktadaki etkilerine, harf-i cerrin teaddî ve lüzûma tesirine, müteaddî ve lâzım fiillerin lafzî göstergelerine, mef'ûllerin durumlarına, mastar formlarının belirleyici özelliklerine, ihtilaflı meselelere ve dilcilerin bu konularla ilgili spesifik görüşlerine yer verilmiştir. Son bölümde de fiillerin sahip oldukları formlar arasındaki geçişliliği sağlayan yöntemlere değinilerek çalışma nihayete erdirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Arap dili, Sarf, Fiil yapıları, Teaddî, Lüzûm.

ArapçaBiçimbilimDil bilgisi+1
Adnan Kalay
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir tefsir eseri olarak el-Esile ve'l Ecvibe başlıklı eserler -el-Esiletü'l Mufahhame fi'l-Ecvibeti'l-Müfehheme örneği-

Soru sormak, insanlık tarihi kadar eski bir öğrenme metodudur. Zira sorarak öğrenmek araştırarak öğrenmeye kıyasla oldukça kısa ve pratik bir yoldur. Zamanla bu yöntem geliştirilerek öğrenmek için kullanılan bir metot olmanın ötesine geçip öğretme amaçlı kullanılmaya başlanmış, bunun sonucu olarak da es'ile-ecvibe adıyla, soru ve cevaplardan oluşan eserler ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda elinizdeki çalışmada ilk olarak, İslami ilimlerde ve özellikle de Tefsir alanında bu isimle kendine yer bulan bir yazın türünün oluştuğu gösterilmeye çalışılmıştır. Akabinde, çalışmanın asıl mevzûsunu teşkil eden, yanısıra mezkûr türün kadîm örneklerinden biri olduğu anlaşılan, ayrıca yazarı hakkında da isabetsiz görüşler bulunan "el-Esiletü'l-mufahhame fi'l-ecvibeti'l-müfehheme" adlı eser ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın ikinci bölümünde eser ile ilgili bazı tetkik ve tespitlere yer verilerek; eserin ismi, müellifi, nispeti, telif sebebi ve yazıldığı dönem hakkında ayrıntılı bilgiler aktarılmaya gayret edilmiştir. Üçüncü bölüm ise, "el-Esiletü'l-mufahhame fi'l-ecvibeti'l-müfehheme" isimli eserin muhtevâsına ayrılmıştır. Araştırmamız neticesinde, bu eserin Muhammed b. Muhammed b. Ali el-Huzeymî el-Fürâvî tarafından milâdî 12. yüzyılın ilk çeyreğinde kaleme alındığı ve başta Mutezile olmak üzere bazı fırkaların görüşlerine Kur'ân-ı Kerim'den karşıt deliller sunma mahiyetinde bir çalışma sayılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte eserin Kur'ân-ı Kerim'in bazı ayetlerine yönelik eleştirilere cevap vermenin yanında dönemin Abbâsî Halifesi Müstazhir-Billâh'ın hilâfetine destek olmak gibi bir gayeyle yazıldığı tespit edilmiştir.

Kur'an-ı KerimMuhammed b. Ali el-Huzeymi el-FüraviTefsir+1
Hatice Büşra Türkcan Çifçi
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıraat ihtilafları bağlamında bazı tecvid kaideleri üzerine bir değerlendirme

Konusu Kur'an-ı Kerim'in lafız ve mana bütünlüğü olan kıraat ilmi ve Kur'an nazmının nasıl okunması gerektiğine dair kuralların ifadesi olan tecvid ilmi Kur'an ilimleri arasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın konusu tecvid kitaplarındaki İstiâze-besmele, med, sekte ve idğam mealğunne konularıdır. Söz konusu başlıkları kıraat ihtilafları bağlamında değerlendirilecektir. Bu bağlamda İstiâze-besmele bahsi kendi içerisinde, diğer başlıklar ise birbirleri ile bağlantılı olarak ele alınıp iddiamız temellendirilmeye çalışılacaktır.

Kur'an-ı KerimKıraatTecvid+1
Abdullah Refik Acar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eşʻarî kelâmında fiilî sıfatlar

Âlemde meydana gelmiş her şeyin Allah tarafından var edilmesi Allah ile âlem arasında bir ilişki bulunduğunu ortaya koymaktadır. Allah'ın âleme tesiri O'nun fiilleri vasıtasıyla mümkün olduğundan kelâm tarihinde bu ilişki daha çok fiilî sıfatlarla ifade edilmiştir. Söz konusu çalışma, Eşʻarî mezhebinin fiilî sıfat anlayışını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırmada ilk olarak "isim, müsemmâ, tesmiye, sıfat ve mevsûf" gibi kavramlar açıklanmış ve mezheplerin bu kavramlar hakkındaki görüşlerinden hareketle ilâhî sıfat anlayışları ele alınmıştır. Devamında Eşʻarî mezhebinin ilâhî fiiller hakkındaki görüşleri incelenmiş, bu bağlamda ilâhî zât tasavvuru, O'nun sıfatları ve bu sıfatların Allah'ın fiilleriyle olan ilişkisine yer verilmiştir. Sonrasında ise Allah-âlem ilişkisinin açıklanmasında önemli bir yere sahip olan yaratma fiili ve bu fiille alakalı diğer konular incelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kelâm, Eşʻarîyye, Sıfat, Fiilî Sıfat, Yaratma

Dil bilgisi-sıfat-eylemEş`ariKelam+1
Büşra Yıldız
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ömer Nasuhi Bilmen ve Ömer Rıza Doğrul'un tefsirlerinde Hz. Meryem ve Hz. İsâ'ya ilişkin âyetlerin yorumu

Tefsir denilince akla gelen en önemli mefhumlardan ikisinin klasik ve modern/akılcı yaklaşım olduğu söylenebilir. Kullandıkları yöntemlerin birbirinden tamamen bağımsız olup olmadığı tartışmalı ise de ulaştıkları sonuçlar bakımından birbirinden oldukça farklıdırlar. Hz. Meryem ve Hz. Îsâ ile ilgili âyetlerin mukayeseli olarak analiz edildiği, genel olarak giriş, ilki Hz. Meryem, diğeri Hz. Îsâ eksenli iki bölüm ve sonuç kısmından oluşan bu çalışmada Ömer Nasuhi Bilmen klasik, Ömer Rıza Doğrul ise modern cenahı temsil etmektedir. Bu doğrultuda müfessirlerin sahip oldukları anlayışların alt yapıları hakkında fikir vermesi bakımından doğup büyüdükleri yerler, tahsilleri ve üstlendikleri kritik görevler hayat hikâyeleri bağlamında sunulmuştur. Çalışmanın iki temel kaynağı olması hasebiyle Ömer Nasuhi Bilmen'in Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsîri ile Ömer Rıza Doğrul'un Tanrı Buyruğu Kur'ân-ı Kerim'in Tercüme ve Tefsiri eserlerine kısaca değinilmiştir. Konuyla ilgili âyetlerden hareketle başlıklandırmalara gidilen çalışmada, her başlıkta öncelikle Ömer Nasuhi Bilmen'in mezkûr eserine sadık kalınarak tercüme ve yorumları aktarılmıştır. Bundan hemen sonra mukayese imkânı tanıması için aynı şekilde Ömer Rıza Doğrul'un tercüme ve yorumları aktarılmıştır. Kıyaslamalara dair değerlendirmeler her başlık için gerekli görülmediği için nadir yerlerde yapılmış olup asıl değerlendirme sonuç bölümünde takdim edilmiştir. Böylece Hz. Meryem ve Hz. Îsâ ilgili ayetler, her iki müfessirin yorumları üzerinden karşılıklı ve tarafsız olarak kıyaslanmaya çalışıldıktan sonra elde edilen sonuçlar olağan ve olağanüstü olmaları bakımından değerlendirilmiştir.

AyetlerBilmen, Ömer NasuhiDoğrul, Ömer Rıza+5
Bayram Ağaya
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İZZ B. Abdisselâm'ın hadis anlayışı

Bu çalışmada İzz b. Abdisselâm'ın hadis anlayışı ele alındı. Çalışmanın amacı İzz b. Abdisselâm'ın hadis usûlü ve yorumu hakkındaki değerlendirmelerini ortaya çıkarmak ve diğer âlimlerin usûl ve yorumları ile mukayese etmektir. Çalışma da İzz b. Abdisselâm'ın tasnif ettiği eserler başta olmak üzere hayatını ve yaşadığı dönemi ele alan eserlerden istifade edilerek, yaşadığı dönem ve hayatı hakkında özet bilgi verildi. Kategorisine bakılmaksızın İzz b. Abdisselâm'ın matbû/mahtût eserlerinden istifade edilerek hadis ve hadis usûlüne dair görüşleri saptandı. Hadis usûlü anlayışının genel anlamıyla gelenekle paralellik arz ettiği belirlendi. Bunun yanında Muharref Hadis ve Zayıf Hadis ile amel etme konuları başta olmak üzere bazı konularda gelenekten ayrıldığı belirlendi. Hadis yorumunda ise Müşkilü'l-hadis ilmine önem verdiği, mecâz/îcâz başta olmak üzere Arap dili sanatlarından yararlandığı ve hadislerin maksadını dikkate aldığı saptandı. Bunun yanı sıra hadislerin birbiri ve âyetler ile uyumunu zorunlu bir durum olarak gördüğü, çelişki durumunda hadisleri te'vil ettiği tespit edildi. Maksadü'l-hadis'e dair kriterler onun verdiği örnekler ve bu örneklere yaptığı yorumlar dikkate alınmak suretiyle tarafımızca isimlendirildi.

HadisHadis usulüSünnet+2
Taner Karasu
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tefsir ilminin gelişim süreci bağlamında Alak suresi yorumunun değerlendirilmesi

Tefsir ilmi târihî süreç içerisinde çeşitli aşamalardan geçmiştir. Devam eden bu süreci başlangıcından itibaren kabaca üç döneme ayırmak mümkündür. Hz. Peygamber'den Muhammed b. Cerîr et-Taberî'ye (ö. 310/923) kadar olan süreç erken dönem, Taberî'den sonra 19. asra kadar devam eden süreç klasik dönem, 19. asırdan günümüze kadar gelen süreç de modern dönem olarak isimlendirilmektedir. Çalışmamızda kendine özgü karakteristik özellikleri olan bu dönemlerin Kur'ân yorumunda ne tür farklılaşmalar ortaya çıkardığını, Alak sûresi üzerinden göstermeye çalıştık. Bununla geçmişte yaşandığını bildiğimiz, günümüzde de çok sık karşımıza çıkan yorum farklılıkları üzerinden Müslümanların birbirini yıpratmasının çok da anlamlı olmadığını, yorum farklılaşmalarının belli sebeplere dayanan tabiî bir durum olduğunu göstermek istedik. Çalışmamız bir giriş, üç ana bölüm ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın yöntem ve sınırlarından bahsedilmiş, ardından birinci bölümde erken dönem özetlenmiş, sonrasında belirlenmiş beş tefsir üzerinden Alak sûresi yorumları incelenerek değerlendirilmiştir. İkinci bölümde klasik dönem ve üçüncü bölümde modern dönem için aynı yol izlenmiştir. Sonuç bölümünde ise bütüncül bir bakış açısıyla erken dönemden modern döneme kadar geçen süreç içerisinde oluşan değişim gözler önüne serilmeye çalışılmış ve belli sınırlar içinde kalan yorum farklılıklarının doğal bir durum olduğu vurgulanmıştır.

Alak suresiKur'an-ı KerimTefsir+3
Ali Hakan Öztürk
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ceza hukuku ile ilgili hadislerin sebeb-i vüruduna dayandırılan fıkhi hükümler

İslam ceza hukukundaki hükümleri hadislerin vürud sebeplerine dayalı olarak inceleyen bu tezde, detaylı analiz ve tümevarım yöntemleri kullanılmış olup çeşitli sonuçlar elde edilmiştir. Bunlar arasında şunları zikredebiliriz: İslam ceza hukuku hükümleri, Şari Teala'nın mahlukata olan rahmetinin bir eseridir. Zira, uygulanması ile güven ve huzuru tesis etmiş olup, tatbik edilmediği zamanlardaki karışıklık, yıkım ve toplumsal düzendeki bozulma da bunu göstermektedir. Ayrıca, İslam hukukçularının ihtilafları ve ahkamın bir çoğunu anlamadaki çeşitlilik de bunun bir göstergesidir. Suçlulara ağır cezaların uygulanmasında ceza hukuku hükümlerinin anlaşılması yönündeki çabalar da bir başka vechesidir. Kur'an'da yer alan şer'i cezaların istinbatından da anlaşılan, bunların vesile hükümler olduğudur. Yani, bu hükümler İslam hukukunun her zaman ve mekana uygun olacak şekilde kapsamlı ve yetkin olduğunu, hükümlerinin yumuşak ve uyumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tezin hedefi, ceza hukukunda hadislerin vürud sebeplerine dayalı olarak fıkhî hükümleri beyan etmek, öldürme, zina, içki içme, hırsızlık, eşkıyalık ve iftira suçlarını gerçekleşme şartları ve cezaların tatbikatı açısından incelemektir. Bu konudaki ihtilafların sebepleri lafzi olabileceği gibi, ki Arap dilinin çeşitli vecihlerde anlaşılma durumuyla doğrudan ilgilidir, delillerin, anlayışların ve görüşlerin farklılaşmasının hadlerin sınırları, şartları ve tatbik durumları ile ilgili farklara da götürdüğü açıktır. Çalışmanın sonunda, günümüzde İslam ülkelerinde ve diğer yerlerde işlenen suçların çeşitliliği ve yaygınlığı ile ilgili sebeplerin İslam hukukunun gaye ve hedefleri doğrultusunda incelenerek, suç tipleri, zaruret ve zarar kavramları da göz önünde bulundurularak daha ileri çalışmalar yapılması tavsiye edilmektedir.

Ahmed Omar Rashıd Rashıd
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şeyh Mehmet Es-Sükûnî'nin na'tının edebî açıdan incelenmesi

Bu çalışma h. 1103 doğumlu Mehmed b. Muharrem Efendi'nin kaleme aldığı na'tın edebi tahlili hakkındadır. Şair Mudurnuludur ve Gelibolu'da yaşamıştır. Çalışma bir mukaddime, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Mukaddime Arap şiirinin önemine dair mülahazaları içermektedir ve bu kısımda çalışmanın yöntemine değinilmiştir. Girişte şairin hayatından bahsedilmiş ve kasidenin ona aidiyeti tespit edilmiştir. Birinci bölüm kaside metni ve tafsilatına dairdir. İkinci bölüm ise kasidenin lafzî - mânevî tezyin sanatlarını ihtiva eden bedî'î; istiare, mecaz ve teşbih gibi beyânî yönlerine ve emir-nehiy, nida ve istifham gibi meânî ilmini ilgilendiren üslüplarına ayrılmıştır. Ayrıca bu bölümde kasidenin edebî ve sanatsal inceliklerinden bahsedilmiştir. Son kısımda da şairin kasidede kullandığı kelimelerin tadat edildiği sözlükler bulunmaktadır.

Ibrahım Ismael Jasım Jasım
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mümtehine suresinde imtihan

"Mümtehine Sûresinde İmtihan" başlıklı Yüksek Lisans tezimiz, Kur'ân-ı Kerîm'in bütünlüğü göz önünde bulundurularak Mümtehine Sûresi çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda öncelikle Kur'ân'da imtihan ile ilişkili olan temel kavramlar tespit edilmiş, Kur'ân örnekliğinde insanların karşılaşmış oldukları imtihan çeşitlerine yer verilmiştir. Tezimizi sınırlandırmış olduğumuz Mümtehine Sûresi hakkında; sûre adı, nüzûl zamanı, nüzûl sebebi, diğer sûrelerle münasebeti bağlamında araştırma yapılarak bilgi verilmeye çalışılmıştır. "Mümtehine Sûresinde İmtihan" başlığı altında Müslümanların öteki ile imtihanı Kur'ân rehberliğinde Hz. Âdem'den (a.s) başlayarak Hz. Muhammed'e (s.a.v) kadar çeşitli peygamberler örnekliğinde incelenmiştir. Günümüze ışık tutması açısından Hz. Peygamber (s.a.v) ve ashabının öteki ile imtihanı Mekke ve Medine dönemlerine ayrılarak detaylı bir şekilde incelenmiş ve günümüz Müslümanlarının öteki ile imtihanları üzerinde durulmuştur. Araştırmamızın bireysel ve toplumsal imtihanlarımıza karşı yardımcı olması amaçlanmıştır. Çalışmamızda konumuzla ilişkili olması ve okuyucuya daha geniş bir bakış açısı kazandırması maksadıyla Kur'ân-ı Kerîm'den çeşitli ayetlere yer verilmiş, klasik-modern tefsir kaynaklarına müracaat edilmiştir.

Kur'an-ı KerimMümtehine suresiSınav+2
Abdullah Aydın
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmâm Mâtürîdî'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eserinde zâtî sıfatlar

Zâtî sıfatlar bahsi, İslâmî düşünce geleneğinde tüm ekolleri ilgilendiren bir problemdir. Ekoller, tanrı-âlem anlayışlarını sıfatlar üzerine inşa etmiştir. Fakat bu konu, diğerlerine göre kelâm ilmi açısından daha fazla önem arzetmektedir. Çünkü kelâmcılar âlemin sonradan yaratılmış olduğunu savunmuştur. Bununla birlikte kelâmda, Yaratıcı'nın âlemin işleyişine müdahalesi, ilâhî sıfatlar ile açıklamışlardır. Çalışmanın konusunu teşkil eden zâtî sıfatlar ise Allah'ın zâtına nispet edilen niteliklerdir. Zâtî nitelikler Allah'ın nasıl bir varlık olduğu ile ilgili tasavvur oluşturmak için insanlara yol gösterir. Bu açıdan bakıldığında dinî düşüncenin oluşumunda en önemli faktördür. Araştırmada, İmâm Mâtürîdî'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân isimli eserinde ortaya koyduğu zâtî sıfat anlayışı incelenmiştir.

Allah`ın sıfatlarıKur'an-ı KerimMaturidi+2
Melih Harputoğlu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Tefsir araştırmalarında yöntem hataları: Muhammed Şahrur örneği

Bu çalışma, Muhammed Şahrûr'un Kur'an âyetlerini yorumlamadaki metodolojik hatalarını ve bilimsel yanılgılarını açıklamayı hedeflemektedir. Tez çalışması hazırlanırken tanımlayıcı metot, analitik ve eleştirel bir yöntem izlenmiştir. Tezin birinci bölümünde önce Muhammed Şahrûr'un doğumu, hayatı, yetiştiği çevre, ilmî hayatı, fikrî arka planı, entelektüel birikimi, projeleri, en önemli çalışmaları, dersleri, televizyon programları, sonrasında da görüşlerine yöneltilen itirazlar ve tepkiler ele alınmıştır. Daha sonra onun genel olarak çağdaş okumalarına ve bu okumaların üzerine bina ettiği çağdaş Kur'an yorumuna vurgu yapılmaktadır. Tezin ikinci bölümünde Muhammed Şahrûr'un Kur'an âyetlerinin anlaşılması bağlamında yaptığı hatalı tefsir ve tevil örneklerine yer verilmiş, onun müslüman âlimlerce güvenilir kabul edilen tefsir metotlarının dışına çıktığı delillendirilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda Muhammed Şahrûr'un tefsir ilmi içerisindeki yeri ve eserleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın sonunda ise ahkâm âyetlerinin tefsirinde yapılan hatalı yorum örnekleri zikredilmiştir. Çalışmanın neticesinde ulaşılan sonuç şudur: Muhammed Şahrûr Kur'an'ın anlaşılması konusunda kendinden önceki bilginlerin görüşlerine değinmeksizin yeni bir yaklaşım ortaya koymaya çalışmış, yine ayetlerin indirildiği tarihi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. O bu konudaki görüşünü şu şekilde özetlemektedir: "Geleneksel tefsirlerin göreceli, dönemsel ve tarihsel izafî bir değeri vardır." ANAHTAR KELİMELER: Tefsir, Yöntem Hataları, Tefsir Çalışmaları, Muhammed Şahrûr, Örnek.

Araz Mahmood Shakor Al- Dawoodı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyyid Şerîf Cürcânî'de cevher ve araz anlayışı

İslâm dininin inanç esaslarını temellendirip savunan kelâm ilmi, âlemin yaratılışı ve işleyişi konusunda nedenselliğin reddederek varlık ve fiillerin gerçek sebebi olarak Allah'ın yaratmasını koymuş ve böylece ilk evren modelini geliştirmiştir. II/VIII. ve III/IX. yüzyıllar arasında atom teorisi geliştirilerek standart bir evren düşüncesi oluşmaya başlamış ve etkin biçimde sürdürülmüştür. Âlemi anlamlandırmaya çalışan ve bir evren modeli oluşturan bir diğer disiplin ise İslâm filozoflarıdır. Kelâmcılar tarafından kabul gören cevher-araz teorisi farklı anlayışlarla da olsa tarihi süreç içerisinde kabul gören bir fizik sistemi haline gelmiştir. Bu çalışma Adudüddin el-Îcî ile başlayan şerh ve haşiye geleneğinin en önemli isimlerinden biri olan Seyyid Şerif Cürcânî (ö. 816/1413) ve kaleme aldığı kelâma dair en hacimli eseri olan Şerhu'l-Mevâkıf'ında yoğun biçimde işlediği kelamcıların ve filozofların evren teorilerine yaklaşımlarını tespit ederek Cürcânî'nin temel metafizik meselelere bakışını aydınlatmayı hedeflemektedir. Çalışmada ilk olarak konunun Eşʿarî, Mâtürîdî, Muʿtezilî kelamcılar ve Aristoteles başta olmak üzere İslâm filozoflarından Kindî, Fârâbi, İbn Sînâ, Gazzâli, İhvân-ı Safa ve İbn Rüşd filozoflar nezdinde kavramsal analizleri yapılmış, ardından ele alınan konulardaki fikir ayrılıkları ve karşı delillendirmeler çerçevesinde mesele ele alınmıştır.

ArazCevherCisimler+4
Ayşe Kevser Kok
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00