
178
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Covıd-19 pandemisinin Türkiye'deki uluslararası lojistik maliyetlere etkisinin AHP yöntemi ile incelenmesi
2019 yılında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan Covid-19 salgını kısa zamanda tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Türkiye'de ilk Covid-19 vakasının görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü bu durumu pandemi ilan etmiştir. Pandemi hayatın tüm alanlarını olumsuz şekilde etkilemiştir ve lojistik sektörü pandemiden en çok etkilenen sektörlerden biri olmuştur. Lojistik faaliyetler, uluslararası ticarette tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak hammadde, mamul ve yarı mamul eşyaların tedarikçiden nihai tüketiciye ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Pandeminin ortaya çıkması ve hızla yayılması ile uluslararası tedarik zincirinde kopmalar olmuştur. Pandeminin yayılma hızını düşürmek amacıyla devletler çeşitli önlemler almıştır. Bu önlemler kapsamında sınırlar kapatılmış veya kısıtlanmış, sınır geçişlerinde ek kontroller getirilmiş, karantina uygulamaları yürürlüğe koyulmuştur. Alınan önlemler sonucunda uluslararası lojistik faaliyetler kısmen ya da tamamen durmuştur. Lojistik faaliyetlerine devam edemeyen işletmeler bu süreçte kapanmış ya da daha az kapasite ile çalışmalarına devam etmiştir. Covid-19 pandemisinin lojistik sektöründe neden olduğu satınalma, üretim ve dağıtım faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkileri lojistik maliyetlerin artmasına ve buna bağlı olarak arz-talep, ürün-fiyat dengesinde hissedilir değişikliklere sebep olmuştur. Covid-19 pandemisinin tüm dünyada yarattığı sağlık krizi dışında ekonomik olarak da olumsuz etkisi hissedilirken bu pandemi sürecinin ne kadar süreceğinin belirsizliği krizin boyutunu arttırmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de Covid-19 pandemisinin uluslararası lojistik maliyetler üzerine etkisinin çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP yöntemi ile analiz edilerek en fazla etkilenen kriterlerin önem derecelerine göre sıralanması ve en fazla etkilenen maliyet faktörünün ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Lojistik alanında uzman kişilerin katılımı ile yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen 27 anket formu analize dahil edilmiştir. Covid-19 pandemisinin ana kriterler üzerindeki etkileri incelendiğinde en fazla üretim maliyetlerinin etkilendiği ikinci olarak ise taşıma maliyetlerinin etkilendiği ortaya çıkmıştır. Bunları sırasıyla elleçleme, stok yönetimi ve depolama, satınalma maliyetleri izlerken en az etkilenen maliyetlerin gümrük işlemleri maliyetleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın, küresel salgınların uluslararası lojistik faaliyetleri ve lojistik maliyetleri nasıl etkileyebileceği konusunda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Uluslararası lojistik, Lojistik maliyetler, Covid-19 pandemisi, AHP yöntemi
İnovasyonun ihracat performansı üzerine etkisinde lojistik performansın aracı rolü
Günümüz uluslararası pazar koşullarında işletmelerin hem pazar payı elde edebilmesi hem de rakipleriyle rekabet edebilmesi için sürekli iyileştirmeye gitme ve yenilikte bulunmaya önem vermeleri gerekmektedir. Bu nedenle son zamanlarda inovasyon, işletmeler için göz ardı edilemez bir kavram haline gelmiştir. İnovasyon işletmelerin gelişmişlik düzeylerini artırırken lojistik performansı ve ihracat performanslarını da etkilemektedir. İnovasyon faaliyetleri firmaların bünyesine yenilikler katması sonucu rekabet avantajlarını artırarak ihracat performansı alanında gelişme yaratırken, müşterilere doğru zamanda doğru yerde doğru ürünü teslim edebilme süreçlerinde iyileştirmeler yaratarak lojistik performans düzeyini yükseltmektedir. Ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, stratejik inovasyon ve pazar inovasyonu olarak dört türden oluşan inovasyon işletmelerin ihracat performansı ve lojistik performansını farklı yönlerden etkilemektedir. İnovasyon ihracat performansı ve lojistik performansı etkilerken ihracat performansı ve lojistik performans arasında da doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. İşletmelerin ürün ve hizmet tedariğinden nihai müşteriye ulaştırma ve ters lojistik süreçlerinde gerçekleşen tüm faaliyetlerin verimliliği ve etkinliği işletmelerin ihracat performanslarını da etkilemektedir. Malzeme tedarik, stoklama, depolama, üretim ve teslimat hızı, düşük hasarlı ürün sayısı, doğru sevkiyat gibi ölçülebilir lojistik performans göstergeleri yüksek olan işletmeler piyasalarda yer edinme, yeni pazarlara girebilme, rekabet üstünlüğü sağlama ve satışları artırma gibi ihracat performansı faktörlerinde de artış sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında inovasyon ile ihracat performansı ilişkisinde lojistik performansın aracı rolü inovasyonun alt boyutları olan ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, stratejik inovasyon ve pazar inovasyonu ile birlikte incelenmiştir. Literatürde inovasyon ile ihracat performansı ya da inovasyon ile lojistik performansı arasında ilişkiyi inceleyen çalışmalar olmakla birlikte üç değişkenin de kapsama alındığı çalışma sayısı çok azdır. Çalışmada veriler ihracat faaliyeti gösteren işletmelerin orta ve üst düzey yöneticilerinden anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen verilere korelasyon ve regresyon analizi uygulanarak değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Analizler sonucunda inovasyon ile ihracat performansı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ve lojistik performansın bu ilişkide kısmi aracılık rolü olduğu gözlemlenmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin bu yönde çok az araştırılmış olması literatüre katkı sağlamasının yanında günümüzde faaliyetlerini sürdüren işletmelerin stratejik karar verme süreçlerine de katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
İthalatta kıymet kriterli gözetim uygulaması: Sanayi üretimine etkisi, sorunlar ve çözüm önerileri
Gümrük vergilerinin tahsilinde en önemli konu başlıklarından biri öteden beri verginin hesaplanmasına esas matrahın belirlenmesi olmuştur. Özellikle GATT ve DTÖ sonrası ortaya çıkan tartışmalar doğrultusunda ithalat vergileri matrahında advalorem matrahın esas alınması gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu nedenle gümrük kıymeti tespitinin önemi artmış, asırları aşan bir sorun alanı olan kıymet belirleme yöntemleri tartışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada kıymet kriterli gözetim uygulaması bu kapsamda ele alınmış ve sanayi üretimine etkisi incelenerek uygulamadan elde edilen fayda tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak veri elde edilmesi daha kolay olduğundan ve temsil kabiliyeti diğer sektörlere oranla daha yüksek dolduğundan Kağıt ve Karton Sanayinde gözetim uygulaması örneği ele alınmıştır. Türkiye'de 2005:01-2021:12 dönemi aralığında aylık veriler kullanılarak 4820.10.30.00.00 GTİP'inde yer alan not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetleri, 4820.30.00.00.00 GTİP'inde yer alan klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetleri ve 4814.20.00.00.00 GTİP'inde yer alan duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetleri bağımsız değişken, karton ve kâğıt sanayi mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim endeksi bağımlı değişken olarak ARDL sınır eş bütünleşme testine tabi tutulmuştur. ARDL F sınır istatistiği ile kritik değerler karşılaştırıldığında %1 anlamlılık düzeyinde uzun dönemde bütün değişkenlerin önemli bir denge ilişkisinde olduğu görülmüştür. Uzun dönem katsayılarına göre not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetlerinin bağımlı değişken üzerinde %10 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetlerinin %10 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1,24 artışa neden olmaktadır. Duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetlerinin %1 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1.04 artışa neden olmaktadır. Ayrıca kurulan model için etkilerin kısa dönemde değil uzun dönemde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarından yola çıkılarak gözetim uygulamasından elde edilen yararın periyodik olarak hesaplanması, sanayi üretimine etkisi olmayan uygulamaların yürürlükten kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda suni biçimde artan ithal fiyatı düşerek tüketici enflasyonunun azalmasına yol açmaktadır. Ayrıca düşen ithal fiyatı nedeniyle tüketim artarak toplam ithalat miktarında dolayısıyla ithalde alınan toplam vergi gelirinde artışa yol açmaktadır. Elde edilen hazine gelirinin ithal ürünle rekabet etmesi amaçlanan daha verimli sanayi kollarında teşvik veya sübvansiyon olarak kullanılmasının uygun olacağı önerisiyle çalışma tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Gümrük, Gözetim, Kıymet, Üretim, İthalat.
Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Türkiye'de tehlikeli madde lojistiği: Tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının işlevi üzerine bir çalışma
İnsanoğlunun artan ihtiyaç çeşitliliği sebebi ile, bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için uzak mesafelere ulaşım amacı ile oluşan taşımacılık sektörü, sanayileşmenin gelişmesiyle üretim ile entegre haline gelerek farklı bir boyuta taşınmıştır. Üretim ile hareket eden taşımacılık bugünkü ifadesi ile lojistik olarak anılmaya başlanmıştır. Tehlikeli maddeler, endüstriyel devrimlerin gelişmesi ile üretime de dahil olmaya başlamıştır. Gelişen teknolojiler ihtiyaçları arttırmış, artan ihtiyaçlar ise ürün çeşitliliğinin oluşumunu sağlamıştır. Ürün çeşitliliğinin artışı ile tehlikeli maddelerin kullanım alanları da artmıştır. Geçmişten günümüze artan bir ivme ile birçok sektörde tehlikeli madde kullanılmaya başlanmıştır. Ürün çeşitliliği ile artan uluslararası ticaret, tehlikeli maddelerin lojistiğine de etki etmiş ve tehlikeli maddelerin ülkeler arası ticaretinin de artmasına yol açmıştır. Her ülkenin ticaret konusunda kendi iç yönetmelik ve mevzuatlarının olması tehlikeli maddelerin lojistik süreçlerinin uzamasına ve oluşabilecek risklerin de artmasına imkân vereceğinden uluslararası piyasalarda geçerli olabilecek standartlara ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Bu amaçla yapılan ve uygulamaya alınan, 2010 yılından itibaren Türkiye'nin de aktif olarak taraf olduğu her taşıma modunda uygulanacak tehlikeli madde sayılan eşyanın taşıma standartlarını belirleyen ve bu konuda güvenli taşımacılığı sağlayan uluslararası sözleşmeler taraf ülkelerde aktif olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu uygulamalar sayesinde tehlikeli madde taşımacılığı daha güvenli, daha kaliteli ve daha hızlı olacaktır. Her taşıma modunda ayrı uluslararası anlaşmalar dikkate alınsa da tüm taşıma modlarının ortak kuralları da mevcuttur. Bunlardan bir tanesi de tehlikeli madde lojistik sürecinde yer alan sektör paydaşlarından olan işletmelerin, tehlikeli madde güvenliği hususunda uzman danışmanlardan danışmanlık hizmeti almalarının zorunlu tutulmasıdır. Sektör paydaşlarından bir diğeri olan, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde fonksiyonları, görevleri, yetki ve sorumlulukları tanımlanan Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlarının (TMGD) mesleklerini icra ederken çeşitli güçlüklerle karşılaşmakta olduğu, konu ile ilgili meslek kuruluşları ve derneklerin şehadetlerinden anlaşılmaktadır. Çalışmada, TMGD'lerin gerek mesleklerini icra ederken gerekse sosyal hakları hususunda yaşadıkları sorunlar ve karşılaşılan güçlükler incelenmiştir. Çalışma kapsamında sorunların doğru şekilde kategorize edilmesi bunların altında yatan nedenlerin tespit edilmesi ve olası pratik çözümlerin belirlenmesi amacıyla nitel araştırma tekniklerinden yola çıkılarak Bursa Bölgesi'nde aktif olarak karayollarında (ADR) TMGD unvanı ile çalışanlarla yapılan mülakat yöntemi ile elde edilen verilerin betimsel analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, tehlikeli madde lojistiği sektöründe görev alan TMGD'lerin uygulamada eksikliklerin, ücretlendirme ve eğitim alanında sorunlar ve TMGD mesleğinin sektördeki anlaşılabilirliği ve değeri konusunda sorunlar olduğu tespit edilmiştir. Çalışma ile tehlikeli madde lojistiğinde görev yapan TMGD'lerin iş süreçlerine ve sosyal haklarına yönelik mevcut durum ortaya konularak uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Tehlikeli madde lojistiği, Tehlikeli madde, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı (TMGD), Lojistik, ADR, Tehlikeli Madde Sınıflandırma.
Avrupa Birliği'nin ortak ulaştırma politikaları kapsamında Türkiye'de denizyolu taşımacılığı
Bilindiği üzere Avrupa Birliği (AB), güvenlik, adalet ve özgürlük alanı çerçevesinde malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımını sağlamayı hedeflemektedir. Bir hizmet kolu olan ulaştırma sektörü, ekonomi, kalkınma ve uluslararası ticaretle doğrudan bağlantılıdır. Bu hususta ulaştırmanın serbestleştirilmesi ve AB içinde ortak ulaştırma politikasının oluşturulması önem arz etmektedir. Ortak ulaştırma politikasına ilişkin düzenlemeler, ilk defa 1957 Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşma'da belirtilmiştir. Bununla birlikte ortak ulaştırma politikalarında ilerleme oldukça yavaş bir gelişim göstermiştir. Kurumsal reformların istenilen seviyede gerçekleşmemesi ve AB üyesi devletlerin ulusal ulaştırma politikalarını ortak ulaştırma politikalarıyla yakınlaştırma konusundaki güçlükler, 1980'lere kadar bu alanda yeterli girişimin yapılması önündeki engeller arasında yer almaktadır. 1980'li yıllarda ortak ulaştırma politikalarının eylem planları ortaya konulmuş ve 1990'larda Kurucu Antlaşmalar seviyesinde ortak ulaştırma politikasının altyapısını oluşturan düzenlemeler yapılmıştır. 2000'lere gelindiğinde ise çerçevesi ve amaçları çizilen ulaştırma politikalarına gereken finansal desteği ve ulaştırmada sürdürülebilirliği sağlamak odak noktası olmuştur. Bu dönemde sürdürülebilirlikle birlikte ulaştırma modları arasında dengenin sağlanması bir diğer gündem maddesini oluşturmuştur. 2016 yılından itibaren ulaştırmanın çevreye verdiği zararların azaltılması, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gündem maddeleri ön planda yer almıştır. AB'nin ortak ulaştırma politikalarının alt sektöründen biri olan denizyolu taşımacılığı, Birlik dış ticaretinin %90'ının denizyolu ile gerçekleşmesi sebebiyle ayrı bir önem taşımaktadır. Denizcilikte AB standartlarını yansıtan AB denizyolu taşımacılığı politikaları, standart dışı taşımacılığı önleyen, sürdürülebilir, deniz emniyeti ve güvenliğini koruyan, yeşil dönüşümü destekleyen ve denizde dijitalleşmenin sağlanması yönünde adımlar atan bir politikalar bütünüdür. Güvenlik ve emniyetin sağlanmasının yanında denizciliğin sosyal boyutu üzerinde de çalışmalarını sürdüren AB, sektör çalışanlarının uluslararası rekabete karşı korunması, denizde çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve nitelikli gemi personeli yetiştirilmesi gibi konulara da ağırlık vermektedir. Bu bağlamda AB, denizcilik politikalarının her bir zincirini ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirmektedir. Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı politikaları, 1950'lerde karayolu taşımacılığının gölgesinde kalmıştır. 1962'de hazırlanan Kalkınma Planları ile birlikte denizciliğe önem atfedilerek deniz ticareti filosunun geliştirilmesi ve limanlara yatırım yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte denizcilik sektörüne yönelik hizmetlerin ihtiyaca göre yapılandırılabilmesi için altyapı ve yönetim konularında personel eğitimine öncelik verilmesi benimsenmiştir. 1999 yılında Türkiye, AB'ye aday ülke statüsü elde etmiştir. Bu bağlamda ulusal politikalarını AB standartlarına taşımak için adımlar atan Türkiye, ulaştırma konusunda da AB'ye uyum sağlamayı hedeflemiştir. Uyum konusunda Ulusal Eylem Planları hazırlayan Türkiye, denizcilik alanında teknik ilerleme ve denizciliğin çevresel etkilerini azaltma yönündeki hassasiyetleri dikkate almış ve yeni stratejiler üretmiştir. Nitekim AB ülke raporlarında 2020 yılından itibaren Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı ile ilgili olarak AB müktesebatına uyum konusunda iyi düzeyde hazırlık yaptığı vurgulanmıştır. Bu çalışmada AB'nin ortak ulaştırma politikaları bağlamında Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı politikaları ve AB denizcilik politikalarına uyum süreci ele alınmıştır. Bu yapılırken belirtilen politikalara ilişkin yazılmış yerli/yabancı bilimsel eserler ile AB ve Türkiye'nin ilgili organları tarafından yayımlanmış çalışmalar ve kararlardan yararlanılmıştır. Türkiye'nin AB denizcilik politikalarına uyumu konusunda kayda değer ilerlemeler kaydettiği, özellikle liman devleti kontrolleri konusunda kara listeden beyaz listeye yükseldiği, ulusal müktesebatın AB müktesebatına uyumu konusunda yasal düzenlemelerin yapıldığı, Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda eylem planı oluşturulması konularında spesifik olarak iyileştirmelerin yapıldığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte uluslararası antlaşmaların imzalanması, denizde ve özellikle limanlarda akıllı sistemlerin kullanılması konusunda eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. AB ile ilişkilerde 14 Nolu Taşımacılık Faslının kapalı olmasına ve açılması hususunda AB ile Türkiye'nin karşıt argümanları olmasına rağmen, Türkiye denizcilikte AB standartlarına erişmek ve müktesebatını AB ile uyumlu hâle getirmek için çalışmalarına devam etmektedir. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, Ortak Ulaştırma Politikaları, Denizyolu Taşımacılığı, Türkiye, Ulaştırma.
Deniz yolu ile taşınan yüklerin dış ticaretinde liman hizmetlerinin yeterliliğinin değerlendirilmesi: Ambarlı Limanı örneği
Dünyada küresel mal ve hizmet ticareti gün geçtikçe artmaktadır. Bu artış, ulaşım ve lojistik faaliyetlerine de yansımaktadır. Ulaştırma sektöründe deniz yolu taşımacılığının payı oldukça yüksektir. Deniz taşımacılığı, daha çok uluslararası ticarette tercih edilmektedir. Deniz yolu taşımacılığının en önemli bileşenlerinden biri limanlardır. Limanlar, ticaretin ve ülke ekonomilerinin gelişmesi açısından önemli görevler üstlenmektedir. Liman işletmeleri ve limanlarda sunulan hizmetler, deniz taşımacılığının kilit unsurlarından biridir. Bu nedenle bu alana yönelik çalışmalar büyük önem taşımaktadır. Çalışma, deniz yoluyla yapılan dış ticaret sürecinde liman hizmetlerinin yeterliliğinin değerlendirilmesini ve bu işlemlerin yapılması sırasında yaşanan aksaklıkların tespit edilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Ambarlı Liman Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren konteyner limanı işletmeleri seçilmiştir. Yapılan çalışmada katılımcı olarak liman işletmelerinde aktif olarak çalışan ve en az 15 yıl iş tecrübesi olan orta ve üst düzey yöneticiler tercih edilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Örnekleme yöntemi olarak seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme, amaçlı örneklem yöntemlerinden de ölçüt örnekleme tercih edilmiştir. Bu yöntem sayesinde, daha bilgili ve deneyimli katılımcılar seçilmekte, araştırma konusu derinlemesine incelenebilmektedir. Veri toplama aracı olarak 9 ana temaya yönelik sorulardan ve notlar bölümünden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılarla yapılan görüşmelerde not alma yöntemiyle kayıt altına alınan veriler elektronik ortama aktarılmıştır. Veri toplama süreci sonunda elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre gemiye sunulan hizmetlerden bazılarının liman işletmeleri tarafından sunulmadığı belirlenmiştir. Bu hizmetlerin sunulması sırasında en sık doğa olayları, iş yoğunluğu, kazalar ve belge eksiklikleri nedeniyle işlemlerin aksadığı tespit edilmiştir. Yüke sunulan hizmetlerden yükleme, tahliye, aktarma, bağlama-çözme, kilitleme, gümrükleme, elleçleme, terminal, ardiye hizmetlerinin liman işletmelerinde sunulduğu belirlenmiştir. Bu işlemlerin sunulması sırasında en sık karşılaşılan sorunların iş yoğunluğuna bağlı gecikmeler, belgelerle ilgili sorunlar, arızalar, kazalar, gümrük işlem sürecinin uzun sürmesi olduğu tespit edilmiştir. İdari hizmetlerin liman bölgesinde sınırlı olarak sunulabildiği belirlenmiştir. Çalışmanın notlar bölümünde ise diğer aksaklıklar olarak liman bölgesinde oluşan trafik yoğunluğu, liman bölgesindeki kara yolu altyapısının yetersizliği, gümrük işlemlerinin ve bürokratik işlemlerin uzun sürmesi, liman bölgesinde demir yolu bağlantısının olmaması, liman çevresindeki yoğun kentleşme sonucu limanın genişleyecek alanının sınırlı olması olduğu belirlenmiştir.
Bölgesel savaşların küresel ekonomi üzerindeki etkileri Rusya-Ukrayna örneği
İnsanlık tarihi savaşlarla iç içedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran şey, doğaya hakim olma ve onu ele geçirme yeteneğidir; bunu kendi mantığını kullanarak ve sermayenin üretimine ve birikimine zemin hazırlayan araçları yaparak gerçekleştirir. İnsan, çıkarlarını korumak ve hakimiyet arzusunu gerçekleştirmek için diğer aletlere paralel olarak daha da gelişen silahlar yaratır. Sanayi toplumları ekonomilerini güçlendirmek için silah üretip ticaretini yapmaktadır. Teknolojinin ve bilimin siyasi iktidarların hizmetinde ilerlemesi, dünya üzerinde güç ve hakimiyet rekabetini doğurmuş, bunun sonu da kitle imha silahlarının yayılması ve üretilmesi olmuştur. Silahsızlanma ve silah kontrolü programları ve uluslararası düzenlemelerin savaşın azaltılmasında ve önlenmesinde etkisi olmamıştır. Savaş karşıtlarının önerileri, toplumsal yapıyı değiştirme çözümü konusunda yeterli olmadığı gibi, savaşı ortadan kaldırma çabasını boşuna gören teoriler de sorgulanmakta ve eleştirilmektedir. Savaşın en uğursuz ve şaşırtıcı toplumsal olgu olarak korkunç etki ve sonuçlara sahip olması, savaşın doğası ve nedenlerinin açıklanmasının çeşitli alanlardaki düşünürlerin geniş çapta ilgisini çekmektedir. 1990 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Batı Avrupa ve Amerika ülkelerini endişelendiren konulardan biri de Doğu Avrupa ülkeleriydi. o zamana kadar Varşova Paktı üyesi olan bu ülkeleri Batı kampına çekmek gerekiyordu; Böylece gelecekte hiçbir koşulda yeniden Rusya'nın müttefiki olamayacaklar. Bu nedenle NATO'nun doğuya doğru genişlemesi konusu o dönemden beri takip edilmektedir. Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'yı kitlesel olarak işgal etmesi ve Moskova'ya karşı uygulanan ağır mali yaptırımlar sadece Rusya'yı ekonomik olarak etkilemekle kalmadı; aynı zamanda bu krizin sonucu uluslararası ekonomiyi de etkilemiştir. Şu anda dünya ekonomilerinin çoğuna zarar vermiş olan Ukrayna krizinin neden olduğu enflasyon; petrol ve gaz ile sanayi ve tarım ürünlerinin fiyatındaki keskin artış nedeniyle sürekli artmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada, 2022 yılında Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın, Rusya'ya karşı ciddi mali yaptırımlar uygulayan ABD ve Avrupa başta olmak üzere küresel ekonominin kilit oyuncuları üzerindeki ekonomik etkisini incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma hipotezi, Ukrayna'daki çatışmanın siyasi ve askeri yönleri göz önünde bulundurulduğunda; ülke liderlerinin bu krize ilişkin kararlarında siyasi konuları ekonomik konulara göre ön planda tuttukları, bunun da Soğuk Savaş döneminde daha alt politika olarak değerlendirilen ekonominin yeniden daha üst politika konularının etkisine girmesine neden olduğu ve Resesyon ve küresel fiyatlarda artış ile karşı karşıya kalınacağı yönündedir.
Dünya'daki lojistik köylerin incelenmesi ve Türkiye'ye öneriler
Lojistik sektörü her geçen gün önemi artan ve dünya çapında yer kaplayan bir sektördür. Lojistik sektörü önem kazandıkça beraberinde gelen kavramlarda önem kazanmıştır. Lojistik köyler de bunlardan biridir. Lojistik köyler birçok lojistik işlemlerinin birlikte yapıldığı alanlardır. Lojistik köyler intermodal taşımacılık yapabilmek amacı ile demiryolu ağlarının yakınına kurulmuştur. Lojistik köyler sayesinde demiryolu, karayolu, havayolu ve denizyolu taşımacılığı uyumlu şekilde hizmet verebilmesi mümkündür. Aynı zamanda sözü geçen bu alanlar ülkenin ekonomisine etki sağlamaktadır. Lojistik köylerin ürün ve hizmet anlamında işlevi bulunmaktadır. Mal ve hizmetlerin bir noktadan farklı bir noktaya ulaştırılması konusunda hem tedarikçiye hem de alıcıya birçok konuda katkı sağlamaktadır. Ülkemizde aktif hizmet veren 12 adet lojistik köy bulunmaktadır. Bu lojistik köyler demiryolu ağları üzerine konumlandırılmıştır. Aynı zamanda bu lojistik köyler içerisinde limanlara yakın olan lojistik köyler de mevcuttur. Bu lojistik köyler organize sanayi bölgelerine yakın şekilde kurulmuştur. Böylece şehir trafiği şehrin dışına çekilmeye çalışmıştır. Ülkemizde henüz yapımı devam eden ve planlama aşamasında olan lojistik köyler de mevcuttur. Söz konusu bu lojistik köylerin de faaliyete geçmesi ile lojistik hizmetler daha da kaliteli şekilde gerçekleştirilebilecektir. Ülkemizdeki tüm lojistik köylerin bağlantılı hale gelmesi ile lojistik faaliyetlerin daha kısa süre tamamlanması da mümkün olabilecektir. Ülkemizde de lojistik köyler konusunda çalışmalar 2006 yılında başlamıştır. Bu çalışmalarda ülkemizin coğrafi konumu dikkate alınmış, ülkeye katkıları incelenmiş, ülkenin gelişim yönündeki hedefleri incelenmiştir. Hazırlanan bu çalışma ile lojistik köylerin dünyadaki yeri incelenmiş ülkemizdeki örneklerine değinilmiştir. Aynı zamanda bu çalışma veri toplama yöntemi olarak e- görüşme tekniği seçilmiştir. Türkiye' de bulunan lojistik köylere ulaşılmaya çalışmış, bu lojistik köylerdeki uzmanlarla elektronik ortamda görüşme yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile uzmanlara 19 adet sorulmuş ve cevaplar not edilmiştir. Elde edilen cevaplarla lojistik köylerin durumu ve faaliyetleri hakkında değerlendirilmeler yapılmıştır. Aynı zamanda çalışmanın sonunda elektronik görüşme ile uzmanlardan alınan cevaplara görüşme ideal lojistik köy oluşturulmuştur. İdeal bir lojistik köy içerisinde olması gereken hizmetler açıklanmış ve bu hizmetlerin sağlayacağı katkılar değerlendirilmiştir.
Fikri ve sınai mülkiyet haklarının uluslararası ticaret üzerindeki etkileri
Uluslararası ticaretin artması ile birlikte ülkeler yenilikçi ürünler ve teknoloji yoğun ürünlerin ticaretine yoğunlaşmaya başlamışlardır. Ticaretin küreselleşmesi ile bilginin korunması hususu daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Fikri ve sınai mülkiyet hakları yenilikçi ürünler için patent ve tescil işlemleri sayesinde ülkelerin pazarda adil rekabet edebilmesini hem de inovasyonlu ürünlerini taklitten koruyarak ticari zarardan kaçınabilmelerine olanak sağlamaktadır. Gelişmiş ülkeler Ar-Ge çalışmalarına yatırım yaparak ve teknoloji yoğun ürünler üreterek ihracatlarını yükseltmektedir. Dolayısıyla açıldıkları pazarda katma değeri yüksek ürünlerini koruyabilmek için fikri ve sınai mülkiyet haklarında da gerekli anlaşmaları uygulamışlardır. Böylelikle yeni ürünler ile uluslararası pazarda rekabet üstünlüğü sağlamış hem de ülke refahlarını arttırmış olmaktadırlar. Fikri ve sınai mülkiyet haklarının uluslararası ticarete etkileri önemli ölçüde olmaktadır. Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması ve adil rekabetin devamlı olabilmesi için uluslararası ticaret yapan ülkelerin işbirliği içerisinde olması beklenmektedir. Bu çalışmada, fikri ve sınai mülkiyet haklarının uluslararası ticarete ne ölçüde etkisinin olduğu analiz edilerek ilişkinin boyutu ortaya konulmuştur. Panel veri analizinin kullanıldığı bu çalışma sonucunda, fikri ve sınai mülkiyet haklarının uluslararası ticarete etkileri analiz edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılaları, döviz kurları, yerli patent sayıları ve ülkelerin fikri mülkiyet hakları endeksinin ülkelerin uluslararası ticaretlerini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın, ülkelere giren doğrudan yabancı yatırımların gayrisafi yurt içi hasılaya oranının ülkelerin uluslararası ticareti üzerinde herhangi bir anlamlı etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Fikri Mülkiyet Hakları, Uluslararası Ticaret, Panel Veri Analizi.
Elektrikli ev aletleri imalatında yeşil tedarik zinciri yönetimi üzerine bir alan araştırması: istanbul örneği
Sanayi Devrimi sonrası birçok alanda yaşanan değişim bir yandan insan ihtiyaçlarının karşılanmasını kolaylaştırmış diğer yandan da bu ihtiyaçların çeşitlenmesinde etkili olmuştur. Endüstrileşme ile seri üretimin başlaması hammadde kullanımını arttırmış ve dünyada mevcut kaynakların kontrolsüz bir şekilde tüketimine yol açmıştır. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren söz konusu kaynakların kontrolsüz kullanımı konusunda tedbirlerin alınması gerektiği fikri güçlenmiş ve yaygınlaşmaya başlamıştır. Teknolojinin gelişmesiyle beraber birçok alanda olduğu gibi elektrikli ev aletleri sektöründe de benzer sorunlar gündeme gelmeye başlamıştır. Bu sektörün kaynak kullanımı ve yeşil uygulamalar adına aldığı tedbirler öncelikle elektrikli ev aletleri üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinde uygulanmaya başlamıştır. Türkiye de bu sürecin bir parçası olarak söz konusu gelişmeleri hem yasal prosedürler hem de uygulamalar açısından yakından takip etmeye çalışmıştır. Elektrikli ev aletleri sektörü Türkiye'deki sanayi kolları arasında önemli bir yere sahiptir. Hatırı sayılır düzeyde istihdam sağlayan elektrikli ev aletleri sektörü ihracat kalemleri arasında önde gelen alanlardan birisi olarak dikkati çekmektedir. Bütün bunlar üretimi de etkileyen ve şekillendiren bir husus olduğundan satın alma, üretim dağıtım, tersine lojistik gibi süreçleri belirlemektedir. Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları bu sürecin en başından nihai müşteriye hatta tersine akışlara kadar devam eden bir işlemler silsilesidir. Bu nedenle elektrikli ev aletleri sektöründe yeşil tedarik zinciri yönetimi faaliyetleri önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Sektörde söz konusu faaliyetlerin farkındalığı, uygulanabilirliği, sektör temsilcilerinin bakış açısı ve yaşanan engeller gibi hususların tespit edilmesi bu sürecin işlevselliğini biçimlendiren unsurlardır. Bu çalışmada sektörün genel durumunu analiz ederek üretim süreçleri, yeşil tedarik zinciri yönetimi faaliyetlerinin uygulanabilirliği üzerinde durulmuştur. Öncelikle yeşil tedarik zinciri yönetiminin önemi açıklanarak birçok farklı sektördeki durumuna değinilmiştir. Sonrasında elektrikli ev aletleri sektörünün dünya ekonomisindeki yerine değindikten sonra Türkiye'deki konumu kısaca açıklanmaya çalışılmıştır. Elektrikli ev aletleri sektöründe üretim yapan 10 firma ile derinlemesine görüşme yapılarak satın alma, üretim, dağıtım, tersine lojistik ve bu alanlara bağlı diğer süreçlerinde yeşil tedarik zinciri uygulamalarının seviyeleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu örneklem üzerinden sektördeki yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının genel yapısı belirlenmeye gayret edilmiştir. Sektörde faaliyet gösteren firmaların farklı düzeydeki uygulamalarının sebepleri üzerinde durularak çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Yasal prosedürlerin sürece etkisi tespit edilmeye çalışılmış öte yandan çevre bilincine etkisi tartışılmıştır. Gerek ilgili otoritelerin gerekse firmaların bu konudaki hassasiyetleri ve problemleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu çalışma sürecinde elektrikli ev aletleri sektöründe yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını konu alan bir çalışmaya rastlanılamadığından sonraki yapılacak çalışmalara başlangıç noktası oluşturması adına tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Elektrikli ev aletleri sektörü, Tedarik zinciri yönetimi, Yeşil tedarik zinciri yönetimi, Yeşil uygulamalar, Sürdürülebilirlik, Çevre.
Proje lojistiği: Rüzgâr enerjisi santrallerine yönelik bir araştırma
Proje lojistiği ebat ve özellik açısından standart olmayan yüklerin lojistik operasyonları için kullanılan bir kavramdır. Bu kapsamdaki her yük kendine has özellikler barındırdığı için lojistik operasyon süreçleri de detaylandırılmış özel bir proje üzerinden yürütülür. Kullanılacak araç gereç ve ekipman, resmi makamlardan alınması gereken izinler, düzenlenecek belgeler ve iş süreçleri standart paletli yüklere göre oldukça fazla farklılık barındırmaktadır. Proje taşımacılığı olarak da adlandırılan bu faaliyete konu olan yükleri daha çok ağır sanayide kullanılan büyük parçalar, enerji santrallerinin demonte ve blok parçaları ve tünel kazma makinesi gibi özel üretim iş makineleri oluşturmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de sanayinin üretim kapasitesi ve çeşitliliğinin artması ile kullanılan makine ve parçalar da daha özellikli hale gelmektedir. Bu gelişim de doğal olarak proje lojistiği hizmetine olan ihtiyacın giderek artması anlamına gelmektedir. Proje lojistiği taşıma operasyonlarının yanı sıra müşteri taleplerine göre planlama, özellikli dağıtım, depolama ya da elleçleme gibi karmaşık operasyon süreçlerini de kapsamaktadır. Yenilenebilir enerji yöntemleri arasında en fazla tercih edilen metotlardan birisi rüzgâr enerji santralleridir. Çevreci özellikleri, yaygınlaştıkça maliyetlerin düşmesi ve üretim kapasitenin artması ile dünya genelinde kullanımı giderek artmaktadır. Türkiye'nin konumu ve iklim şartları açısından sahip olduğu rüzgâr enerjisi potansiyeli, dünya geneline bakıldığında avantajlı bir durumdadır. Bu sebeple Türkiye'de de rüzgâr enerjisi santrallerinin sayısı sürekli artmaktadır. Her santralde çok sayıda bulunan rüzgar türbinleri oldukça büyük parçalardan oluştuğu için üretimden sonraki tüm süreçlerde proje lojistiği ile hareket edebilmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu alanda daha kullanışlı araçlar ve ekipmanlar üretilmekte bu sayede de türbin parçalarının lojistik süreçleri iyileştirilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı proje lojistiği hakkında veri elde etmek, rüzgâr enerjisi santrallerine yönelik lojistik operasyon sürecinde yaşanan aksaklıkları tespit ederek verimliliği artırıcı önlemler geliştirmektir. Çalışmasının teorik kısmında proje lojistiği hakkında genel bir bilgi verilerek, süreçlerin tanımı yapılmış ve rüzgâr enerji santralleri ile ilişkisi aktarılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında ise proje lojistiği kapsamında faaliyet gösteren firmaların uzmanları ile görüşme yapılarak rüzgâr enerjisi santrallerinin lojistik operasyonlarında gerçekleştirilen tüm süreçler derinlemesine incelenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerde not alma yöntemi ile kayıt altına alnınan veriler daha sonra elektronik ortama aktarılmıştır. Bu süreç ile elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir.
Yönetişim göstergelerinin uluslararası ticaret üzerindeki etkileri: G-20 ülkelerinden kanıtlar
Yönetişim kavramı günümüzde devletlerin iyi yönetilip yönetilmediğini gösteren en önemli göstergelerden bir tanesidir. Özellikle 1989 yılında Dünya Bankası'nın ortaya attığı bu kavram sayesinde devletlerin yönetişim verilerini analiz ederek ülkelerin ekonomik potansiyellerini daha rasyonel bir şekilde analiz etme imkanı sağlamaktadır. Dünyada globalleşmeyle birlikte uluslararası ticarette rekabet giderek artmaya başlamıştır. Ülkeler ticaret hacimlerini arttırmak için birçok düzenleme ve reformlar yaparak bu yarışa ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Ülkelerin istikrarlı bir şekilde ticarette büyümeyi sağlamaları ve ticaret kapasitelerini arttırmaları için birçok varsayım ortaya atılmıştır. Firmalar ürettikleri ürünleri daha geniş pazarlara iletmek isterken, aynı zamanda hammadde tedarik zincirini de korumaları gerekmektedir. Tüm bu denklemler içerisinde uluslararası ticaret ile uğraşanlar çeşitli risk faktörlerini de görmezden gelmeleri, yaptıkları ticaretlerin neticelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Serbest piyasa ekonomisi ile birlikte firmalar ticaret yaptığı ülkelerde rahat bir şekilde hareket etmeyi ve hukuksal güvence altında faaliyetlerini sürdürmeyi beklemektedir. Aynı zamanda yolsuzluk ve çeşitli asayiş problemlerinin varlığından da çekinmektedirler. Yapacakları yatırım veya ticaretin risk altında olduğu bir ortamda sağlıklı sonuçlar elde etmek de zorlaşacağı için firmalar yatırım veya ticaret yapmakta tereddüt edeceklerdir. Dolayısıyla yönetişim zafiyetinin olduğu noktalarda ticaret de olumsuz etkilenecektir. Bu çalışma ile birlikte G20 ülkelerinin panel veri analizi yöntemiyle yönetişim göstergeleri incelenerek, yıllar içerisindeki ekonomik göstergeleri ve yönetişim göstergeleri arasında bir orantı olup olmadığı incelenmiştir. Panel veri analizlerinde modelde heteroskedasite, otokorelasyon ve birimler arası korelasyon varlığında daha tutarlı sonuçlar alınmasına olanak sağlayan Driscoll ve Kraay tahmincisine başvurulmuştur. Bu modelin sonuçlarında elde edilen bulgulara göre yönetişim göstergelerinden ifade özgürlüğü, hesap verebilirlik, hükümetin etkinliği, düzenlemelerin kalitesi ve yolsuzluğun kontrolünün G20 ülkelerinin ticaret hacmi üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif etkilerinin olduğu görülmüştür. Buna ek olarak G20 ülkelerinin kişi başına düşen gelir ve gayrisafi brüt sermaye oluşumlarının da G20 ülkelerinin toplam uluslararası ticaretlerini anlamlı ve olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ancak G20 ülkelerinde siyasi istikrar ve hukukun üstünlüğü göstergelerinin uluslararası ticaret hacmi üzerindeki etkilerine dair anlamlı bir ilişki gözlemlenmemiştir.
Uluslararası lojistikte taşımacılık faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkileri
Uluslararası lojistik insanlık için çok önemli bir noktada konumlanmaktadır. Yaşam var olduğu sürece, üretim ve tüketim de var olacaktır. İnsan istek ve ihtiyaçlarının, malzemelerin, hammaddelerin taşınması, insan ulaşımının sağlanması, yüklerin veya insanların istenilen yerde istenilen zamanda olabilmesi Lojistik biliminin faaliyet konusudur. Bu faaliyetler ulusal yapılabileceği gibi uluslararası boyutta da gerçekleştirilebilmektedir. Günümüzde malların taşınması işlemi taşımacılık olarak adlandırılırken, insanların taşınması işlemi ulaştırma olarak adlandırılmaktadır. Sürdürülebilirlik ortaya çıktığı zamandan günümüze kadar pek çok farklı alanda birlikte kullanılmıştır. Tanımlamak gerekirse Sürdürülebilirlik kısaca günümüz faaliyetlerinin gerçekleştirilirken kaynakların tüketilmemesi, geleceğin de varlığını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyabileceği kaynakları tüketmemek olarak tanımlanabilmektedir. Sürdürülebilirliğin uygulanabilirliği, kaynakların tüketilmemesine ve kullanılan kaynakların yerine konulabilmesine bağlıdır. Doğa kendi içerisinde bir bütün halinde çalışan bir ekosisteme sahiptir. Bu ekosistemde tüm canlı ve cansız varlıklar birlikte bulunmaktadır. Her biri birbiri ile bağlantılı ve birbirleri için önemi büyüktür. Bu durum bir zincirin halkaları gibi düşünülebilir. Bu canlılardan bir tanesinin yok olması demek, zincirin halkalarından birinin yok olmasına, etkileşimde bulunduğu diğer canlıların varlığını olumsuz yönde etkileyebilecek, hatta yok olmasına neden olabilecektir. Sürdürülebilirlikle ilişkili olan bir diğer husus çevre kirliliğidir. Ekologlara göre çevre kirliliği aşırı yapılaşmanın, sanayileşmenin ve ulaşım araçlarındaki artışla beraber artmaktadır. Artan çevre kirliliği, doğal felaketler, küresel ısınma gibi pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın konusu olan Lojistik Faaliyetlerin Çevresel Etkilerinin incelenmesi, sürdürülebilirlik kapsamında ele alınması ve lojistiğin alt unsuru olan taşımacılık sektörünün araştırılması büyük önem taşımaktadır. Lojistiğin sürdürülebilir bir sisteme dönüştürülebilmesi için sadece çevre değil, sosyal ve ekonomik yönlerinin de sürdürülebilir bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Taşımacılık sektöründe sürdürülebilir bir sistemin geliştirilebilmesi için, uygun taşıma modunun seçilmesi büyük önem taşımaktadır. Böylece yakıt tüketiminin minimuma indirilerek karbon salınımının azaltılması sağlanacaktır. Lojistikte kullanılacak taşıma araçlarının periyodik bakımlarının gerçekleştirilmesi, doğru taşıma modlarının seçilerek taşıma trafiğinin azaltılması sürdürülebilir lojistik faaliyetlerinin bazıları olarak sıralanabilmektedir. Lojistiğin sürdürülebilir bir şekilde çalıştırılması sadece taşımacılık alanında yapılacak iyileştirmelerle kalmayıp, lojistikte kullanılacak depolama hizmetlerinin de sürdürülebilir bir lojistik çerçevesinde gerekli düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Stok maliyetlerinin düşürülmesi, sera gazlarının azaltılması ile doğru orantılı olacaktır. Stokların azaltılması muhafaza edilen hammaddelerin veya malzemelerin ısıtılma ve soğultulma işlemlerinin azaltılmasını, depolama maliyetlerinin düşürülmesini, enerji tüketiminin azaltılmasını sağlayacaktır. Çalışma kapsamında uluslararası taşımacılık faaliyetlerinin çevreye verdiği zararlar emisyon değerleri üzerinden incelenmektedir. Sera gazları atmosferde birikerek küresel ısınmayı tetikleyen gazlardır. Bu gazlar içerisinde en tehlikeli sera gazı miktar bakımından en fazla olan karbondioksit gazı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle çalışmada karbon emisyonları değerleri esas alınmıştır. Günümüzde artan çevre sorunları, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, nesli tükenen hayvanlar düşünüldüğünde, bu ve bu gibi konuların araştırılması konunun önemini ve ciddiyetini anlatmaktadır. Uluslararası lojistik faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisi ekonometrik analizler aracılığıyla test edilmektedir. Araştırma modelinin temeli Çevresel Kuznets Eğrisine dayanmaktadır ve lojistiğin çevre üzerindeki etkisi panel veri yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Çalışma taşımacılık türleri hakkında oldukça kapsamlı bilgiler vermekte, taşımacılık türlerinin emisyon değerleri üzerinden yeni taşıma modellerinin uygulanabilmesi açısından fikir vermektedir. Uluslararası lojistiğin karbon emisyonları üzerinden çevresel etkilerinin incelenmesi konusu, alanında yazılmış ilk tez olması bu çalışmanın önemini vurgulamakta ve literatüre katkı sağlaması açısından önemlidir.
Türkiyede lojistik köylerin gelişimi; Bilecik (Bozüyük) lojistik köy örneği
Küreselleşen dünyada, rekabetçi bir ortamda başarılı olmak için işletmelerin lojistik süreçlerini etkin bir şekilde yönetmeleri ve tedarik zincirlerini optimize etmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, lojistik köyler, işletmelere rekabet avantajı sağlayarak, maliyetleri düşürmeye, verimliliği artırmaya ve müşteri memnuniyetini yükseltmeye yardımcı olan önemli bir araç olarak öne çıkmaktadır. Lojistik köyler, depolama, nakliye, dağıtım ve diğer lojistik hizmetleri sunan, entegre bir lojistik merkez görevi görerek, işletmelerin lojistik operasyonlarını daha verimli ve etkili bir şekilde yönetmelerini sağlar. Türkiye, jeopolitik konumu ve gelişmekte olan ekonomisiyle lojistik sektörü için önemli bir merkezdir. Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan bir köprü konumunda bulunan Türkiye, küresel ticaret akışlarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin lojistik sektörünün gelişimi, ülkenin ekonomik büyümesi ve rekabet gücünün artırılması için büyük önem taşımaktadır. Bu Tez çalışması, Türkiye'deki lojistik köylerin gelişimi ve Bilecik Bozüyük Lojistik Köyü örneği üzerinden bir analiz sunmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'deki lojistik köylerin mevcut durumunu ve gelecek potansiyelini değerlendirmek, Bilecik Bozüyük Lojistik Köyü'nün güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditlerini belirlemek ve bu tesisin bölgedeki lojistik faaliyetlere olan etkisini incelemektir. Bu Tez çalışmasının teorik kısmında öncelikle lojistik kavramı ve lojistik köylerin önemi ele alınarak, Türkiye'deki lojistik sektörünün genel durumu ve lojistik köylerin gelişimi incelenmiştir. Ardından, çalışmanın uygulama kısmında Bilecik'te faaliyet gösteren işletmelerin yetkilileriyle görüşme yapılarak, Bilecik Bozüyük Lojistik Köyü'nün SWOT analizi yapılmıştır. Bu tesisin güçlü ve zayıf yönleri, fırsat ve tehditleri belirlenmiştir. Bu analiz, bölgenin lojistik kapasitesini artırmak ve verimliliği sağlamak için stratejik öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu tez çalışmasında nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama tekniği olarak, yapılandırılmış anket tekniği uygulanmıştır. Araştırma örneklemini, Bilecik Bozüyük Lojistik Köyüne hizmet veren işletmeler ve sanayi bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin yetkilileri oluşturmaktadır. Çalışmada, ayrıca Bilecik Bozüyük Lojistik Köyü'nün bölgedeki işletmelere olan etkisi ve bu tesisin gelecekteki potansiyeli değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Türkiye'deki lojistik sektörünün gelişimi ve lojistik köylerin önemi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Çalışmanın sonuçları, lojistik sektörü paydaşlarına, yerel yönetimlere ve ilgili kurumlara yol gösterici nitelikte olacaktır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik köyler, Bilecik-Bozüyük lojistik köyü, Çevre ve sürdürülebilirlik, SWOT analiz
Makroekonomik değişkenlerle petrol fiyatları arasındaki ilişkiler ve küresel petrol fiyatlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ham petrol fiyatları ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkiyi detaylı bir şekilde incelemektir. Petrol fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkileri, petrol üretim seviyeleri ve piyasa fiyatları arasındaki karmaşık ilişkiler ile analiz edilerek, bu ilişkilerin ekonomik ve jeopolitik faktörlerden nasıl etkilendiği araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan metodolojiler, parametrik olmayan regresyon analizi, Bayesian VAR (Vector Autoregression), ARIMA (Autoregressive Integrated Moving Average), SARIMA (Seasonal ARIMA), XGBoost (Extreme Gradient Boosting), Holt-Winters Üstel Yumuşatma ve Rastgele Orman gibi çeşitli istatistiksel ve makine öğrenimi modellerini içermektedir. Bu modeller, petrol fiyatlarındaki değişimlerin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini anlamak ve tahmin etmek için kullanılmıştır. Petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde maliyet itici bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Yüksek petrol fiyatları, üretim ve taşımacılık maliyetlerini artırarak genel fiyat seviyelerini yukarı çekmektedir. Enflasyon ve petrol fiyatları arasındaki bu ilişki, çeşitli ekonometrik modellerle desteklenmiş ve doğrulanmıştır. Petrol fiyatları ile döviz kurları arasında güçlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Petrol ihraç eden ülkeler, yüksek petrol fiyatları dönemlerinde döviz kurlarında değerlenme yaşarken, petrol ithal eden ülkeler ise döviz kurlarında değer kaybı ile karşılaşmaktadır. Bu ilişki, petrol ticaretinin büyük ölçüde ABD doları üzerinden yapılmasından kaynaklanmaktadır. Petrol fiyatlarının GSYİH üzerindeki etkisi, ülkenin petrol ihraç eden veya ithal eden bir ülke olmasına bağlı olarak değişmektedir. Petrol ihraç eden ülkelerde yüksek petrol fiyatları ekonomik büyümeyi desteklerken, petrol ithal eden ülkelerde ise ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmanın bulguları, petrol fiyatlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin zaman içinde ve bölgesel farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bayesian VAR, ARIMA, SARIMA, XGBoost, Holt-Winters ve Rastgele Orman modelleri, petrol fiyatları ve makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkileri analiz etmede farklı derecelerde başarı göstermiştir. Özellikle ARIMA ve SARIMA modelleri, zaman serisi analizlerinde güçlü performans sergilemiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgular, petrol fiyatlarının makroekonomik değişkenler üzerindeki karmaşık etkilerini ve bu etkilerin zamansal ve mekânsal boyutlarını ortaya koymaktadır. Farklı ekonometrik ve makine öğrenimi modellerinin kullanılması, petrol fiyatları ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkilerin daha derinlemesine incelenmesini sağlamış ve gelecekteki fiyat hareketlerine dair daha güvenilir tahminler yapılmasına yardımcı olmuştur. Coğrafi Bilgi Sistemleri'nin kullanımı ise, petrol piyasalarındaki bölgesel farklılıkları ve bu farklılıkların küresel ekonomik dinamikler üzerindeki etkilerini daha iyi anlamamıza katkıda bulunmuştur.
Uluslararası soğuk zincir lojistiğinde taşıma modu seçim kriterlerinin belirlenmesi
Soğuk zincir özellikle raf ömrü kısa ürünlerin lojistik süreçlerinin uygun koşullarda yerine getirilmesini sağlayan bir sistemdir. Bu sistem, her aşamada sıcaklık izleme, düzenleme ve kontrol imkânı sağlayan bilişim teknolojileriyle desteklenerek ürünlerin bozulmasını önlemeyi ve tedarik zincirinin devamlılığını sağlamayı amaçlamaktadır. Lojistik süreçlerin herhangi bir aşamasında meydana gelebilecek küçük bir aksaklık, ürünün bozulmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle, soğuk zincir lojistiğinde taşıma modunun ve kullanılan ekipmanların dikkatle seçilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, uluslararası soğuk zincir lojistiğinde taşıma modu seçim kriterlerinin belirlenmesi ve bu kriterlerin önem derecelerine göre sıralanarak en önemli olanların ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Detaylı bir şekilde yapılan literatür taraması sonucunda soğuk zincir lojistiği taşıma modu seçiminde etkili olan kriterler elde edilmiş ve çalışmanın karar hiyerarşisi oluşturulmuştur. Elde edilen kriterler kapsamında ve çalışmanın metodolojisine uygun bir şekilde anket formları hazırlanmıştır. Çalışmanın örneklemi yargısal örnekleme metodu kullanılarak belirlenen soğuk zincir lojistik faaliyetlerinde uzman kişilerden oluşmaktadır. Uzman kişiler tarafından eksiksiz bir şekilde doldurulan otuz adet anket formu çalışmaya dahil edilmiştir. Anket sonuçlarından elde edilen veriler Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) metotları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda söz konusu kriterler önem derecelerine göre hiyerarşik olarak sıralanmıştır. Çalışmanın sonunda her iki yöntemden elde edilen bulguların benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre uluslararası soğuk zincir lojistiği taşıma modu seçiminde en yüksek öneme sahip alt kriterin izlenebilirlik olduğu bulunmuştur. Bu alt kriteri sırasıyla hız, ısı ve nem, güvenlik, taşıma maliyeti, kapasite, çevreye duyarlılık ve esneklik alt kriterleri izlemiştir. Çalışmanın bulguları ana kriterler kapsamında değerlendirildiğinde ise teknoloji yönlü kriterlerin, maliyet yönlü kriterlerden daha fazla öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda özellikle soğuk zincir ürünlerin etkin bir şekilde yönetilmesi ve güvenli bir biçimde nihai tüketiciye ulaştırılması sürecinde teknolojiye dayalı araç ve ekipmanların kritik bir rol oynadığı ve meydana gelebilecek maliyetlere katlanıldığı savunulmaktadır. Bu çalışmanın uluslararası soğuk zincir lojistiği kapsamında yapılacak benzer çalışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
Uluslararası taşımacılık faaliyetlerinin Avrupa yeşil mutabakatı kapsamında değerlendirilmesi: Türkiye üzerine bir inceleme
Lojistik, bireyleri, toplumları, ülkeleri ve bölgeleri birbirine bağlayan ve bu yapıların iktisadi kalkınmalarında kilit rol oynayan stratejik bir alandır. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında artan üretim hacmi ve 1900'lü yılların ikinci yarısından itibaren ana akım ekonomi politikası olarak kabul edilen küreselleşme, dikkatlerin lojistik sektöründe toplanmasına zemin hazırlamıştır. Taşımacılık süreçlerinde fosil yakıt temelli araç ve donanım kullanımı, alt yapı yatırımlarında doğanın zarar görmesi ve taşımacılık faaliyetlerinde yüksek emisyon salınımı gibi etmenler, lojistik faaliyetlerini iklim kriziyle mücadele programlarının merkezine taşımıştır. Bu konuda Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) önde gelen programlardan biridir. Bu mutabakat, Avrupa kıtasının 2050 yılında karbon – nötr olma hedefini ve Avrupa toplumunun, biyoçeşitliliğinin ve ekonomik yapısının çevre hassasiyetleri temelinde stratejik ve bütüncül dönüşümünü ifade etmektedir. Türk ekonomisinin, politikasının ve toplumunun Avrupa toplulukları ve kurumlarıyla halihazırda içerisinde bulunduğu ilişki düzeyi göz önünde bulundurulduğunda bu dönüşüm sürecine uyum sağlanması Türkiye ekonomisi için stratejik bir önem taşımaktadır. Literatürde AYM'nin uluslararası taşımacılık ve lojistik ekosistemi kapsamında ele alındığı çalışmalar kısıtlıdır. Bu sebeple çalışmada, AYM'nin uluslararası taşımacılık ve lojistik sektörü bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda lojistik sektörü ve uluslararası taşımacılık odaklı 8 adet AYM uyum kriteri tespit edilmiştir. Bulanık AHP ve Bulanık TOPSIS analizleriyle uyumlu anket formları 16 uzman tarafından eksiksiz bir şekilde doldurulmuştur. İlk olarak Bulanık AHP yöntemi ile kriterlerin önem ağırlıkları ve sıralamaları tespit edilmiştir. Bu analiz sonucunda önem ağırlığı en yüksek kriter emisyon yönetimi (K8) olarak ortaya çıkmıştır. Bu kriteri ise sırasıyla temiz enerji ve etkin kaynak yönetimi (K2), teknik yeterlilikler ve sertifika (K3), kirlilik yönetimi ve geri dönüşüm (K6), yeşil lojistik faaliyetler (K5), çevre politikaları ve şeffaflık (K4), iç ve dış paydaş ilişkileri (K7) ve çevre yönetim sistemi (K1) kriterleri takip etmiştir. Bir sonraki adımda bu sıralama ve önem ağırlıkları baz alınarak en uyumlu taşımacılık alternatifin ortaya çıkarılması amacıyla Bulanık TOPSIS analizine başvurulmuştur. Bu analiz sonucunda uyumu en yüksek taşımacılık modu hava yolu taşımacılığı (A3) olarak bulunmuştur. Bu alternatifi sırasıyla demir yolu taşımacılığı (A4) ve deniz yolu taşımacılığı (A2) takip ederken uyumu en düşük taşımacılık modu ise kara yolu taşımacılığı (A1) olarak tespit edilmiştir.
Dünyadaki e-ticaret uygulamaları ve Türkiye'ye öneriler
Bu çalışma, dijitalleşmeyle beraber ticaretin evrim sürecindeki en son aşaması olan e-ticareti ele almaktadır. Çalışmada, e-ticaret kavramının tanımı, evrimi ve geleneksel ticaretten farkları detaylandırılmış olup e-ticaretin tanımına dair farklı yaklaşımlar sunulmuştur. B2B, B2C, C2C başta olmak üzere tüm e-ticaret modellerin işleyişi ele alınmıştır. Türkiye'de e-ticaretin yasal çerçevesi 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde düzenlenmiştir ve sektördeki gelişmeler Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren hız kazanmıştır. Özellikle COVID-19 süreci, e-ticaretin Türkiye dahil tüm dünyada çok daha hızlı büyümesini sağlamıştır. Bu dönemde, tüketicilerin alışkanlıkları dijital alışkanlığa dönerek e-ticaretin gelişmesini desteklemiştir. E-ticaretin büyüyen küresel hacmi, internet kullanımının artması ve dijital dönüşüm ile doğrudan ilişkilidir. 2023 yılında 5,8 trilyon USD olarak gerçekleşen küresel e-ticaret hacminin, 2024 yılında 7,6 trilyon USD'ye ulaşması, 2032 yılına kadar ise 21 trilyon USD seviyelerine çıkması beklenmektedir. E-ticaretin, Afrika, Amerika, Asya ve Avrupa kıtaları arasında sosyo-ekonomik, nüfus ve gelişmişlik düzeylerine göre değişiklikler gözlemlendiği görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde e-ticaret hacmi daha fazla iken, bu hacmin gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde daha az olduğu görülmüştür. Küresel e-ticaret hacminde, Çin lider konumda iken, ABD ikinci sırada yer almaktadır. Onları sırasıyla Birleşik Krallık, Japonya ve Güney Kore gibi gelişmiş ekonomiler takip etmektedir. Almanya ve Fransa gibi diğer büyük ekonomiler daha düşük paylarla temsil edilmektedir. Çalışmada e-ticaretin Türkiye'deki verileri incelenmiş ve küresel e-ticaret hacminin %0,48'lik bir paya sahip olduğu belirtilmiştir. Türkiye'nin e e-ticaret hacminin 2022'de 800 milyar TL'den 2023'te 1,85 trilyon TL'ye ulaştığı belirtilmiştir. Bu hızlı büyümeler sayesinde Türkiye'nin küresel e-ticaret piyasasında daha da büyük bir yer edineceğini öngörülmektedir. Bunun yanı sıra, Türkiye'de e-ticaretin genel ticaret içindeki payı yıllar içinde artarak 2023 yılında %20'ye ulaşmıştır. Bu büyümede Trendyol, Hepsiburada, N11 ve Amazon gibi önde gelen e-pazaryerlerinin etkisi çok büyüktür. Bu e-ticaret uygulamaları, geniş ürün yelpazesi ve kolay ulaşabilirlik sağlaması ile Türkiye'de e-ticaretin büyümesini sağlamıştır. Çalışma söz konusu e-ticaret uygulamaları başta olmak üzere Türkiye'deki en önemli e-ticaret uygulamalarını ayrı ayrı ele almıştır. Araştırma bölümünde, Türkiye'deki e-ticaret kullanıcılarının cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyleri gibi demografik özelliklerinin, e-ticaret deneyimleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. 301 katılımcı üzerinde gerçekleştirilen anket çalışması, e-ticaret kullanıcıların memnuniyet, güven, satış sonrası hizmet kalitesi, e-ticaret reklamları ve çevrim içi market ve yemek siparişleri üzerindeki etkileri ölçmüştür. Çalışmada belirlenen hipotezler, kullanıcıların demografik özelliklerinin e-ticaret deneyimleri üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu anlamak için oluşturulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, e-ticaret kullanıcıların demografik özellikleri e-ticaret müşteri deneyimlerini etkilemektedir. Çalışma, Türkiye'de e-ticaretin gelişimi için öneriler sunarken ideal bir e-ticaret sitesinin özelliklerini de göstermiştir.
Uluslararası ticaret faaliyetlerinin ve doğrudan yabancı yatırımların Gine ekonomisi üzerindeki etkisi
Bu çalışma, Gine ekonomisinde 2006-2023 dönemine ait dışa açık büyüme stratejileri bağlamında Doğrudan yabancı yatırımların (DYY) ve uluslararası ticaretin (ihracat ve ithalat) ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Gine gibi doğal kaynak zengini ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyüme, yalnızca içsel üretim kapasitesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda dış kaynaklı sermaye ve ticaret akımlarına da önemli ölçüde bağımlıdır. Bu doğrultuda tez, ekonomi politikaları açısından kritik yapısal göstergeleri bir araya getirerek, kısa ve uzun dönemli ilişkileri ele alan ekonometrik bir analiz sunmaktadır. Araştırmada nicel yöntem yaklaşımı benimsenmiş; zaman serisi analiz tekniklerinden ARDL, VAR model ve Granger nedensellik analizleri kullanılmıştır. Değişkenlerin durağanlık derecelerini belirlemek amacıyla ADF ve PP testleri uygulanmış, uzun dönemli eş bütünleşme ilişkileri ise ARDL Sınır Testi ile sınanmıştır. ARDL modeline ek olarak, ECM aracılığıyla sistemin dengeye dönüş hızı incelenmiş; VAR modeli ile değişkenler arası içsel dinamik etkileşimler analiz edilmiştir. Analizler, DYY'nin ekonomik büyüme üzerinde uzun dönemde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. DYY oranındaki %1'lik bir artışın, büyüme oranını yaklaşık %0,15 artırdığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde, ithalatın hem kısa hem de uzun vadede ekonomik büyüme üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Buna karşın, işsizlik oranının ekonomik büyümeyle ilişkisi negatif ve güçlüdür; %1'lik bir artışın büyümeyi yaklaşık %0,92 oranında azalttığı gözlemlenmiştir. İhracat değişkeni, ARDL modelinde yeterli durağanlığa sahip olmaması nedeniyle kapsam dışı bırakılmış; ancak VAR modeli aracılığıyla ihracat ile büyüme arasında eşzamanlı fakat yönlü olmayan bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Granger nedensellik testleri ise DYY, ihracat, ithalat ve işsizlik değişkenlerinin büyüme üzerinde kısa vadeli nedensel bir etkiye sahip olmadığını ortaya koymuştur. Model tanı testleri genel olarak ekonometrik varsayımların karşılandığını doğrulamıştır. Ancak otokorelasyon varlığı ve hata terimlerinin normal dağılmaması, Gine ekonomisinin dışsal şoklara karşı duyarlılığını ve yapısal kırılganlığını işaret etmektedir. Bu bulgular, ekonomik büyüme oranlarının yanı sıra, bu büyümenin yapısal niteliğinin ve toplumsal kapsayıcılığının da dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
E-ticaret sektöründe tersine lojistiğin verimlilik ve sürdürülebilirliğe etkisi: Türkiye üzerine bir uygulama
Bu tez çalışması, Türkiye'de e-ticaret sektöründe uygulanan tersine lojistik süreçlerinin operasyonel verimlilik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma iki aşamalı bir yöntemle yürütülmüştür. İlk aşamada, sektörel raporlar, akademik literatür ve resmi istatistikler ışığında betimsel analiz gerçekleştirilmiş; böylece Türkiye'de tersine lojistik uygulamalarının mevcut durumu, sektör bazında (giyim, elektronik, kozmetik vb.) ortaya konmuştur. İkinci aşamada ise, daha sağlam ve karşılaştırmalı ampirik bulgular elde etmek amacıyla sabit etkili panel veri analizi uygulanmıştır. Bu bağlamda, dünya e-ticaret pazarında en yüksek hacme sahip olan üç ülke—Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Japonya—seçilmiş ve bu ülkelerin 2009–2024 yılları arasındaki verileri, Türkiye ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Panel veri analizinde, e-ticaret hacminin ve GSYİH'nın karbon emisyonları üzerindeki etkisi değerlendirilmiş; sonuçlar, e-ticaretin sürdürülebilirlik performansı üzerindeki etkisini ortaya koymuştur. Araştırmanın temel bulguları, tersine lojistik uygulamalarının maliyetleri azaltmanın ötesinde müşteri memnuniyetini artırdığını, marka sadakatini güçlendirdiğini ve çevresel sürdürülebilirliği desteklediğini göstermektedir. İade süreçlerinin dijitalleşmesi ve otomasyon entegrasyonu sayesinde süreçlerin hızlandığı ve şeffaflaştığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada geliştirilen hipotezlerin tamamı büyük ölçüde doğrulanmıştır. Sonuç olarak, tersine lojistik uygulamalarının operasyonel verimliliği artırdığı, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu olduğu ve e-ticaret işletmeleri için stratejik bir avantaj sunduğu belirlenmiştir. Çalışma, sektöre yönelik dijital dönüşüm, yeşil lojistik ve döngüsel ekonomi ilkelerinin entegrasyonunu önermekte; hem akademik literatüre katkı sağlamakta hem de uygulayıcılar için yol gösterici nitelikte öneriler sunmaktadır.
Elektronik ticaret ile işletme performansı ve girişimcilik eğilimi arasındaki ilişki: Bursa Hanlar Bölgesi örneği
Elektronik ticaretin daha da önem kazanması, işletmelerin sadece pazarlama ve satış süreçlerinde değil, aynı zamanda girişimcilik yaklaşımlarında ve performans düzeylerinde de önemli dönüşümlerin oluşmasına yol açmıştır. Ticari faaliyetlerin daha fazla dijital hale gelmesi, işletmelere daha geniş pazarlara erişim ve rekabet avantajı sağlarken, aynı zamanda yenilikçilik ve fırsatları değerlendirme gibi girişimcilik eğilimlerini de tetiklemektedir. Elektronik ticarete geçmeyen işletmeler de ise geleneksel yapı korunmaktadır. Bu durumun, girişimcilik eğilimi ile performansı kısıtladığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, elektronik ticaret ile işletme performansı ve girişimcilik eğilimi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma, Bursa ili sınırları içindeki Hanlar Bölgesi'nde faaliyet gösteren işletmeleri kapsamaktadır. Çalışmadaki veriler yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Ankete bölgede faaliyet gösteren işletmelerin 298 tanesi katılmış olup katılan işletmelerin 143 tanesi elektronik ticaret yaparken, işletmelerin 155 tanesinin ise elektronik ticaret yapmadığı belirlenmiştir. Elde edilen verilere normallik analizi, regresyon, korelasyon analizleri SPSS V27.0 (IBM) kullanılarak uygulanmıştır. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için elektronik ticaret yapan 143 işletme analiz kapsamında değerlendirilmiştir. Bunun dışında elektronik ticaret yapmayan işletmelerin, işletme performansıyla elektronik ticaret yapan işletmelerin işletme performansı karşılaştırılmıştır. Çalışma kapsamında, elektronik ticaret yapan ve yapmayan işletmelerin, işletme performansı karşılaştırılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin iç tutarlılığını belirlemek amacıyla yapılan güvenilirlik analizlerinde Cronbach Alpha değerlerinin 0.80'in üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, yapılan analizlerin yüksek derecede güvenilir olduğunu göstermektedir. Çalışmanın sonucunda elektronik ticaret, işletme performansı ve girişimcilik eğilimi arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elektronik ticaretin işletme performansı ve girişimcilik eğilimi üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmış, her iki değişken üzerinde de anlamlı ve pozitif etkilerin olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bir diğer önemli sonuç ise; hem elektronik ticaret yapan hem de yapmayan işletmelerin performans düzeylerinin genel olarak yüksek olmasıdır. Ancak elektronik ticaret yapan işletmelerin performansı, yapmayanlara kıyasla daha yüksek düzeydedir. Bu çalışmada elde edilen bulguların, bölgede faaliyet gösteren işletme sahiplerine yol gösterici nitelikte olacağı düşünülmektedir.
OECD ülkelerinde çevresel bozulma, enerji tüketimi ve lojistik performans arasındaki ilişkinin incelenmesi: Makine öğrenimi ile bir uygulama
Lojistik faaliyetler sera gazı emisyonları aracılığıyla iklim değişikliği ve küresel ısınmaya yol açarak, dünya için yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Bu sonuçlardan korunabilmek amacıyla hem lojistik sektöründe hem de enerji üretim ve tüketiminde çeşitli önlemler alınması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında 38 OECD ülkesi üzerinde lojistik performans, çevresel bozulma ve enerji tüketimi arasındaki ilişki bir makine öğrenimi algoritması olan Rassal Orman analiziyle incelenmektedir. Analizde, algoritmanın performansını değerlendirmek için MSE, MAE, RMSE ve R² metrikleri, değişken önemini değerlendirmek için ise TreeSHAP kullanılmaktadır. Ayrıca sonuçların görselleştirilmesi için arı sürüsü grafiklerinden faydalanılmaktadır. Algoritma, ulaşım sektöründen kaynaklanan enerji tüketimi, çevresel bozulma, Lojistik Performans Endeksi (LPE) göstergelerinden lojistik kalite ve yetkinlik, altyapı, takip ve izlenebilirlik, gümrükleme değişkenlerini başarıyla tahmin edebilirken; zamanlama ve uluslararası taşımacılık göstergelerini açıklamakta zorluk çekmektedir. Değişken önem düzeylerine göre her bir hedef LPE göstergesi için, diğer LPE göstergeleri tutarlı bir şekilde en etkili tahmincilerdir. Enerji tüketimine ilişkin sonuçlar, doğru enerji tüketimi tahminleri için algoritmanın lojistik metriklerindense, çevresel ve ekonomik faktörlere öncelik verilmesi gerektiğini göstermektedir. Analiz sonucunda çevresel bozulma tahmininin en baskın belirleyicisinin ise enerji tüketimi olduğu gözlemlenmektedir.
Tedarik zinciri elemanları arasında güven ilişkisi, etik kurallar ve bilgi paylaşımının tedarik zinciri performansı üzerine etkisi
Nihai müşteriye, doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda, doğru fiyata tüm zincir elemanları açısından mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlayan malzeme, bilgi ve para akışının yönetimi olan Tedarik Zinciri Yönetimi, rekabetçi avantajdan faydalanmak isteyen işletmeler için büyük önem arz etmektedir. Tedarikçiler ve diğer stratejik ortaklarla yakın ve uzun vadeli ilişki kurabilme yeteneği, firmalar açısından önemli bir hal almıştır. Bu ilişki sayesinde ortak bir fayda anlayışında buluşan işletmeler, maliyet, kalite, hız ve cevap verebilirlik gibi rekabet öncelikleri açısından büyük avantaj elde etmektedir. Bu yakın ilişkinin kurulabilmesi ve takiben zincir performansını etkilemesi bakımından işletmeler arası güven ve bilgi paylaşımı büyük önem taşımaktadır. Bahsi geçen bu unsurlardan herhangi birinin yokluğu, beklenen zincir performansını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu bağlamda çalışmada, tedarik zinciri elemanlarının güven ilişkisi, etik kurallar ve bilgi paylaşımının tedarik zinciri performansı üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak amacıyla Gaziantep ilinde çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren üretim işletmelerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler "SPSS 21.0 ve AMOS" istatistik paket programları aracılığıyla "Korelasyon" ve "Yapısal Eşitlik Modeli" analizleri yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda bilgi paylaşımı ile tedarik zinciri performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türk halı sektörü ihracatında markalaşma: Gaziantep ili örneği
Günümüz dünyasında yaşanan hızlı ve dikkat çekici gelişmeler özellikle iş dünyasında da önemli etkilere yol açmıştır. Geçmişe göre çok daha zorlu bir rekabet ortamının olduğu günümüzde firmalar varlıklarını devam ettirmede çeşitli güçlüklerle karşılaşmaktadır. Firmalar rakiplerine karşı avantaj elde etmek ve piyasadaki yerlerini korumak için pek çok alanda kendilerini yenileyip geliştirmişlerdir. Son yıllarda firmalar özellikle markalaşmaya çok fazla önem verdikleri görülmektedir. Dış pazarlar, tehditleri ve fırsatları bünyesinde barındırmanın yanı sıra ulusal sınırlarla yetinmeyerek tüm dünyada adından söz ettirmek isteyen firmaların riskleri göze alarak zorlu rekabet ortamı içerisine girdikleri tespit edilmiştir. Markalaşma üzerine ülkemizdeki çalışmaların sayısının oldukça yetersiz olduğu, özellikle halı sektöründe ise daha az olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Türk ekonomisinde önemli bir yere sahip olan halı sektörü ihracatında markalaşmanın etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep ilinde faaliyet göstermekte olan ve ihracat yapan halı firmaları üzerinde çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 50 firma dahil edilmiştir. Veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 16.0 programı ile yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde bir marka adı altında ihracat yapan firmaların ihracat performansının daha yüksek olduğu, Turquality desteği alan firmaların son 3 yıllık ihracat ve satış performansının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Gaziantep organize sanayi bölgesinde tersine lojistiğin değerlendirilmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde firmalar arasında küreselleşmeden kaynaklanan çetin bir rekabet ortamı mevcuttur. Tersine lojistik faaliyetleri ise bu rekabet ortamında işletmelerin fayda sağlayabilecekleri bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu bağlamda tersine lojistiğin sistematik olarak ele alınması gerekmektedir. Ekonomik ve çevresel nedenler, kurumsal ve sosyal sorumluluklar, yasalar, doğal kaynakların korunması, daha az malzeme ve kaynak tüketimi gibi nedenlerden dolayı tersine lojistik faaliyetlerinin işletmeler açısından önemi oldukça artmıştır. Tersine lojistik faaliyetleri içinde birçok konu ele alınmaktadır. İade alınan ürünlerin toplanmasından başlayarak; ayrıştırılması, sınıflandırılması, bakımı, en az zararla bertarafın gerçekleştirilmesi, sınıflandırma sonucu oluşan yarı mamul veya atıkların yönetimi tersine lojistik faaliyetleri içinde yer almaktadır. Gelişmiş ülkelerde oldukça popüler olan tersine lojistik faaliyetleri, ülkemizdeki farkındalık veya sistematik uygulama eksikliklerinden dolayı yeterince üzerinde durulan bir konu değildir. Bu çalışmada Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren firmaların tersine lojistik konusundaki farkındalıkları anket yoluyla ölçülmüştür. Firmaların tersine lojistik bilgi düzeylerinin ortalamanın üstünde olduğu tespit edilmiştir. Ancak sistematik uygulama ve çalışanların eğitiminin eksik olduğu gözlemlenmiştir.
Firmaların ihracatta yaşadıkları sorunlara ilişkin algılarındaki farklılıklar: Gaziantep ili örneği
Günümüz zorlu rekabet ortamında firmaların varlıklarını devam ettirebilmeleri için yalnızca iç pazarlar yeterli olmamaktadır. Bu nedenle firmaların dış pazarlara açılması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bunun için de en fazla kullanılan yöntem ihracattır. İhracat firmaların varlıklarını devam ettirmelerindeki en önemli örgütsel faaliyetler arasında yer almaktadır. Firmalar ihracat yaparken pek çok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlarla mücadele edebilen firmalar avantajlı hale gelmekte ve dolayısıyla da daha başarılı olmaktadır. Firmaların ihracatta yaşadıkları sorunların tespit edilmesine dair çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada firmaların ihracatta yaşadıkları sorunlara ilişkin algılarındaki farklılıklar incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep ilinde ihracatla uğraşan toplam 146 firma yetkilisiyle görüşülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde firmaların en fazla sorunu "yerli paranın devalüasyonu" ve "prosedürel karmaşıklık" konularında yaşadıkları görülmüştür. İstatistiksel analizler neticesinde küçük firmaların ihracat fiyatlandırma kısıtlamaları, dış kaynaklı lojistik sınırlılıklar, ulusal ihracat politikası konularında daha az sorun yaşadığı, büyük firmaların ise yerli paranın devalüasyonu konusunda daha az sorun yaşadığı görülmüştür. Çalışma neticesinde aynı zamanda ihracat konusunda daha deneyimli olan firmaların ihracatla ilgili bilgi/piyasayla iletişim ve yerli paranın devalüasyonu konularında daha az sorun yaşadıkları tespit edilmiştir.
Müşteri tatmini ve müşteri sadakati sağlamada algılanan hizmet kalitesinin ölçülmesinin önemi; Kargo sektörü üzerine bir araştırma
Artan ürün çeşitliliği ve buna paralel olarak teknolojik gelişmelerle büyüyen ve yaygınlaşan e-ticaret ile birlikte değişen tüketici alışkanlıkları kargo firmalarının iş hacmini artırmıştır. Kargo firmaları ise yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda, pazarda söz sahibi olabilmek için, sundukları hizmet ile müşterilerini memnun etmeye ve onları sadık müşteri haline getirmeye çalışmaktadır. Yapılan Literatür taraması sonucunda kargo taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların hizmet kalitesine yönelik sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Bu çalışmada da kargo firmalarının hizmet kalitesinin müşteri tatmini ve müşteri sadakati üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmada anket yönteminden faydalanılmış olup, 410 kişiye anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Sunulan hizmetin ölçümünde ise Cronın ve Taylor tarafından geliştirilen SERVPERF ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kargo sektöründe algılanan hizmet kalitesinin müşteri tatmini ve müşteri sadakatini pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kargo müşterilerinin, kargo firmalarından en fazla beklentilerinin ise zamanında teslim ve düşük maliyet olduğu tespit edilmiştir.
Iraklı tüketicilerin Türk mallarına karşı olan etnosentrik eğilimlerinin belirlenmesi
Tüketicilerin satın alma davranışları üzerinde pek çok faktör etkili olup bunlardan birisi de etnosentrizmdir. Kendi ülkesinin ürünlerini satın alma eğilimi yüksek olan tüketicilerin etnosentrizm eğilimleri de yüksektir. Küreselleşmenin etkisiyle günümüz dünyasında herhangi bir yerde üretilmekte olan ürünün üretildiği ve tüketildiği coğrafi bölgenin kültürel özellikleri ile bu özelliklerin pazara giriş ve pazarda tutunma süreçlerine etkisi önemlidir. Kültürel farklılıklar pek çok güçlüğü de beraberinde getirmekte olup bunlar içerisinde en önemlilerden birisi tüketici etnosentrizmidir. Rekabetin en üst boyutlarda yaşandığı günümüz iş dünyasında firmalar pazarlama stratejilerini belirlerken hedef tüketicilerin etnosentrizm eğilimlerini de göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Bu çalışmada Irak'taki tüketicilerin etnosentrik eğilimleri üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi ve ayrıca etnosentrik eğilimlerin tüketim davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 250'si (%61) kadın, 160'ı (%39) erkek olmak üzere toplam 410 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde etnosentrik eğilim ile Türkiye yapımı ürünlere ilişkin genel tutum arasında pozitif yönlü, çok zayıf ve anlamlı bir ilişki, Türkiye yapımı ürünleri satın alma eğilimi ile arasında pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Tüketici Etnosentrizmi, Satın Alma, Irak
Katı atıklarda tersine lojistik üzerine toplumsal algı: Gaziantep'te bir uygulama
Katı atıkların tersine lojistik, birleştirilerek çevrenin korunması sadece Türkiye'de değil dünya çapında da önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle bu çalışma, katı atıkların ters lojistik bilincini ölçmek için, bir ölçek geliştirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu ölçeğin yüz-görünüş geçerliği ve yapı geçerliliği ispatlanmıştır. İç tutarlık güvenilirliği için Cronbach alfa katsayısı kullanılmıştır. Keşif faktörü analizi ve doğrulayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Gaziantep'te 400 kişinin verdiği cevaplara göre bu anketin beş alt boyutu olan 36 maddesi vardı. Beş alt boyut toplam varyansın% 65.0'ini açıklamıştır. Elde edilen sonuçlara dayanarak kati atıklar için tersine lojistiğin farkındalığını ölçen geçerli ve güvenilir bir araç olduğuna karar verebiliriz. Bir farkındalık katı atık sürecinde ters lojistik entegrasyon seviyesinde anahtar bir yapı oluşturur.
Sürdürülebilir çorap endüstrisinde müşteri farkındalığını ölçme
Çorap endüstrisi dünya pazarında büyümenin tadını çıkarmaktadır. Son yıllarda, sanayileşme bağlamında ortaya çıkan birçok zorluktan payını almıştır. Günümüzde insanoğlunun en büyük zorluklarından biri sürdürülebilirlik sorunudur. Tüm dünyada bireyler, iş örgütleri, yargı ve hükümetler, çevresel ve sosyal sorunları önlemek veya azaltmak için sürdürülebilirlik ihtiyacını kabul etmiştir. Bu nedenle, bu çalışmada, çorap sanayi sektöründe müşterinin farkındalığını ölçmek için ölçek geliştirilmiştir. Türkiye'de bu çalışmaya toplam 360 kişi katılmıştır. Bu ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği analizler ile kanıtlanmıştır. Sonuçlar bu ölçeğin beş faktör olduğunu göstermiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre ölçeğin geliştirilmesi ve uygulanması için öneriler sunulmuştur.
Dijital tedarik zincirinden blok zincir teknolojisine paradigma sıçraması ve dijital paralar
Bu çalışmanın amacı, blok zinciri teknolojisinin teorik çerçevesini çizerek, lojistik ve dijital tedarik zincirinin uygulamalarına katkısının nasıl olduğunu, gelecekte bu teknolojinin gelişim potansiyelini ortaya koymaktır. Bu teknolojinin ortaya çıktığı 2008 yılından bu yana, neredeyse tüm endüstri alanlarıyla entegrasyon sağlayarak tam bir teknolojik devrime neden olmuştur. Bitcoin'in arka planında yatan blok zinciri, bloklar halinde şifrelenmiş dijital verilerin dağıtık kayıtlar yolu ve protokollerle birebir paylaşım sistemi olarak açıklanabilmektedir. Tez çalışmasında, blok zinciri teknolojisiyle tedarik zinciri yönetimi entegrasyonunun teknolojik dönüşüm süreci incelenmiş olup, 27 soru hazırlanarak,blok zinciri sistemini kullanan yöneticilerden oluşan 20 kişiyle görüşüldü. Birebir mülakat yapılarak açık uçlu ve likert ölçekli sorularla blok zinciri teknolojisi ve finans ilişkisi, tedarik zinciri üzerindeki etkileriyle ilgili veri toplanmıştır. MAXQDA 12 analiz programıyla elde edilen nitel veriler görselleştirilmiş, yapay sinir ağlarından da faydalanılarak ilişkiler ortaya çıkartılmıştır. Çalışma sonucunda mülakata katılan kişilerden elde edilen verilerin detaylı analizinde, hemen hemen tüm katılımcılar bu teknolojinin birçok alanda kullanılması, özellikle tedarik zinciri yönetiminde hızlı bir dönüşüme öncülük ettiğini söyledikleri ortaya çıkmıştır. Yine çalışmada teknoloji adaptasyonu ve kullanımı, sektörden sektöre, katılımcılarının çalışma alanlarına göre birbirinden farklılık gösterdiği sonucu ortaya çıkmıştır.
Gaziantep ayakkabı sektörünün uluslararası B2b e-pazarlama sorunlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmada Gaziantep ayakkabı sektörünün uluslararası B2B e-pazarlama stratejileri ve sorunlarını tespit etmeye yönelik Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliğine kayıtlı Gaziantep ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren 17 firma ile yüz yüze görüşme yapılarak nitel bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada katılımcılarla yapılan yüz yüze görüşmelerden elde edilen verilerin MAXQDA R.18.1.1 veri analiz programı yardımıyla analiz edilmesi sonucunda firmaların içsel faktörlerinden uluslararası e-pazarlama stratejileri ve örgütsel e-hazırlık faktörleri ve dışsal faktörlerinden piyasa güçleri, destekleyen endüstriler ve hükümet faktörleri ile uluslararası B2B e-pazarlama yöntemini kullanmaları arasında ilişki olduğuna yönelik bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda Gaziantep ayakkabı sektöründeki firmaların uluslararası B2B e-pazarlama yöntemi hakkında çok fazla bir bilgiye sahip olmadıkları, piyasada uzman personel bulma sorunlarının olduğu, hükümet, meslek kuruluşları ve diğer endüstrilerin destekleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları ve destek almada sorun yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Geri dönüşüm lojistiğinde nihayi tüketicilerin planlı davranış teorisine göre incelenmesi: TRC1 bölgesinde bir araştırma
Ülkemizde geri dönüşüm faaliyetine yönelik önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu sektör ekonomik anlamda önemli bir paya sahiptir. Ülkemizde bu sektörün gelişmesi açısından ekonomik etkisini yükseltmek için kaynağından ayrıştırma önemli bir role sahiptir. Nihayi tüketicinin kaynağından ayrıştırma ile önemli bir maliyet unsurunu azaltması ekonomik etkisini yükseltmektedir. Bu yönü ile geri dönüşüm davranışının nihayi tüketicide nasıl şekillendiğini anlamak, davranışın geliştirilmesi için önemli bir role sahiptir. Bu çalışma, 110 gözlenen değişkenin oluşturduğu 17 örtük yapı içeren anket aracılığıyla tüketicinin geri dönüşüm davranışının öncüllerini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırma örneklemi, Adıyaman, Gaziantep ve Kilis illerinden gönüllü katılan 478 kişidir. Geri dönüşüm davranışı, planlı davranış teorisi temelinde incelenmiştir. Geri dönüşüm niyeti ve davranışının nedenlerini açıklamak üzere bir yapısal eşitlik modeli oluşturulmuştur. Araştırma bulguları, geri dönüşüm niyeti ve davranışının aynı yapılar olarak algılandığına işaret etmektedir. Geri dönüşüme yönelik tutumlar, öznel normlar ve davranış kontrolü algısı, geri dönüşüm davranışının başlıca belirleyicileridir. Araştırma değişkenlerinin pek çoğunun yaş ve gelir seviyesine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Evli ve genç insanlar, geri dönüşüm davranışı üzerinde daha yüksek davranışsal kontrol algısına sahiptir. Kadınlar geri dönüşümün sosyal faydalarını daha yüksek algılamaktadır. Davranışsal kontrol algısı, kendine yeterlik ve medyanın katılımcıların geri dönüşüm davranışı üzerinde olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir.
Tedarikçi entegrasyonu ve çevresel belirsizliğin ihracat performansına etkisi
Uluslararası pazarlarda rekabetin artması ve belirsiz çevrelerin oluşması sonucu işletmeler tedarikçileri ile yakın ilişkiler kurarak ihracat performanslarını arttırdıkları literatürde yer alan çalışmalarda ispatlanmıştır. Bu çalışmanın yapılmasındaki neden ise ticaretin yoğun bir şekilde gerçekleştiği Gaziantep'te, Gaziantep Sanayi Odası'na kayıtlı üretim yapan işletmelerin tedarikçi entegrasyonu ile ihracat performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çevresel belirsizliğin bu iki değişken üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Gaziantep'te bulunan 153 üretim işletmesine anket uygulaması yapılmıştır. Anket yöntemi ile toplanan veriler, istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda tedarikçi entegrasyonunun ihracat performansını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği ve çevresel belirsizliğin tedarikçi entegrasyonunu pozitif, ihracat performansını ise negatif yönde anlamlı olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Havayolu yolcu taşımacılığında çevreci yaklaşımların deneyimsel tatmin ve tekrar satın alma niyeti üzerinde etkisi
Havayolu kullanımının artması beraberinde çevresel kaygıların ön plana çıkmasına da yol açmıştır. Çevresel anlamda olumsuz etkilerine ilişkin bilgilerin gün geçtikçe daha fazla bilinmesi bu alanda faaliyet gösteren firmalar açısından tüketici tercihlerinde ortaya çıkan çevreci yaklaşımlara geçişin artış göstermesi bu alandaki sürdürülebilirlik ve rekabeti önemli derecede etkilemektedir. Bu açıdan ele alındığında araştırmada yolcuların havayolu taşımacılığının neden olduğu çevresel etkilere karşı algıları ve daha çevreci faaliyetlere ilişkin çevreci yaklaşımları benimseyen firmaları seçimindeki tercihleri üzerindeki belirleyicilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yolcuların çevre duyarlılıkları temel alınarak bu konuda yapılan çalışmalarda kullanılan ölçümler ve sürdürülebilirliği yönündeki gereklilikler açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada, İngilizce'den Türkçe'ye çevirilen ve geliştirilen anket Gaziantep Havalimanı'nda seyahat eden 530 yolcuya uygulanmıştır. Elde edilen verilere ilişkin demografik dağılımlar, faktör ve korelasyon analizleri SPSS 21 paket programı aracılığı ile alt değişkenler arasındaki ilişkiler ise SmartPLS paket programı ile Yapısal Eşitlik Modeli kurularak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, algılanan çevreci değer ve kurumsal çevreci imajın, çevreci deneyimsel tatmin üzerinde ve etkileşim kalitesinin ise tekrar satın alma niyeti üzerinde en güçlü belirleyici etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca çevreci deneyimsel tatminin tekrar satın alma niyetini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır.
Kripto paralar ve uluslararası ticaret üzerine bir araştırma: Bibliyometrik, LSTM ve kümeleme analizi
İş süreçlerini değiştirebilme potansiyeline sahip blok zinciri teknolojisini kullanan kripto paralar küresel ekonomide bir dönüşüm ve değişim başlatmıştır. Bu dönüşüm, uluslararası ekonomik işlemlerden elektronik devlet uygulamalarına kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Günümüzde iş modellerinin, kurumsal yapıların yeniden tasarlanacağı sürecin ilk aşamaları yaşanmaktadır. Bu tezin amacı, kripto paraların uluslararası ticarette ne kadar kabul gördüğünü ölçmektir. Kripto paraların uluslararası ekonomik işlemlerde ne kadar kullanıldığının bir göstergesi de kripto paraya ilişkin akademik bilgi üretimidir. Bu bağlamda; bu tezde, kripto para ile ilgili yapılan akademik literatür taranarak kripto para kullanımına ilişkin akademik bilgi üretimi analizinin yapılması amaçlanmıştır. Yapılan kaynak taramasında, kripto paraların fiyatlarındaki oynaklığa yönelik yayınların azımsanmayacak seviyede olduğu görülmüştür. Buradan hareketle, kripto paraların fiyatlarının tahmin edilebilirlik seviyesinin ölçülmesi bu tezin bir diğer hedefini oluşturmuştur. Son olarak, kripto paraların fiyat hareketlerine göre oluşturdukları küme yapısının incelenmesi hedeflenmiştir. Kripto para piyasasının aşırı değişkenliği, fiyat hareketine odaklanma ihtiyacı doğurmuştur. Kripto para ekosistemi incelenerek önde gelen kripto paraların fiyat hareketlerine yönelik tahminleri yapılmıştır. Bu nedenle, LSTM ağıyla tahmin ve hiyerarşik kümeleme yaklaşımlarıyla seçili kripto paraların günlük fiyat hareketlerine göre analizleri yapılmıştır. Bu analizlerden LSTM ağıyla kripto paraların fiyat tahmininin, kümelemeyle de fiyat hareketleri açısından birbirine benzeyen veya benzemeyen kripto paraların belirlenmesine çalışılmıştır. Piyasanın önde gelen kripto paralarının kümelemeleri iki farklı senaryoya göre yapılmış ve piyasa değerine göre önde olan seçili kripto paraların fiyat hareketi açısından oluşan gruplamada Bitcoin diğerlerinden ayrışmıştır. Araştırma bulgularına göre; kripto para piyasasındaki seçili para birimlerinin fiyat tahmininde, yüksek doğrulukta tahmin seviyesi yakalanabilmektedir. Kripto para piyasası, pek çok iş kolunu değiştirme iddiasındadır ve teknolojik gelişmelerle bunu başarabilme potansiyeli taşımaktadır. Bibliyometrik analizler sonucunda; Türkiye'deki üniversitelerin, araştırmacıların ve fonların, uluslararası ticaret ve kripto para ekosistemi hakkında yapılan yayınlarda ilk sıralarda bulunmadığı görülmüştür. Bitcoin ile başlayan dönüşüm süreci; uluslararası ticaret, sağlık ve finans başta olmak üzere pek çok alanda hızlanmaktadır. Bu yeni teknoloji dünyasına girmekte geç kalmanın ekonomik bedelleri olabilir. Kanun yapıcıların; dağıtık defter teknolojisinin potansiyeline yönelik araştırmaları destekleyerek, olası risk ve avantajları erken görmesi ülke için fayda sağlayabilir. Kripto para ekosistemini inceleyen bu çalışma, farklı etkiye sahip olabilecek bazı değişkenleri yok saymıştır. Bu yüzden, gelecekte kripto paraların tahmin performansını etkileyebilecek farklı değişkenlerin de işin içine katılarak araştırılması önerilmektedir. Bu çalışmada, kripto para ile başlayan yeni ekonomik modelin bir bölümünü anlamaya yönelik analizler yapıldı. Analiz bulgularının kripto para yatırımcılarına yol gösterici olması beklenmektedir.
Sürdürülebilir kentsel lojistik Şanlıurfa ili için bir alan çalışması
Bu çalışma, Şanlıurfa'da ekonomik, sosyal ve çevresel sorunların analiz edilmesi ve bu sorunların kentin bireysel paydaşlarının öngörüleri dahilinde çözüm üretilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma ayrıca Şanlıurfa'da kentsel paydaşların ekonomik, sosyal ve çevresel bağlamda yaşanabilir bir kentin gelecek nesillere göre tasarlanması için öneriler sunmaktadır. Kent içinde yüksekokul, lisans, yüksek lisans ve doktora egitim durumlarına göre 88 adet online ve 346 kişiyle yüzyüze anket yapılmıştır. Yüzyüze yapılan anketlerin 42 adedi anket çalışmasına yeterli olmadığı gerekçesi ile çıkarılmış ve 392 anket çalışması analize dahil edilmiştir. Çalışmada SPSS 26 analiz programı kullanılarak Güvenirlik, Açımlayıcı, Doğrulayıcı, Normallik, Tek Yönlü ANOVA ve Kruskas Wallis analizleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, ulaşımda yaşanan sorunlara ve ulaşımdan kaynaklı yaşanan gürültü kirliliğine yaş guruplarının tamamının etkilendiği görülmüştür. Şahsi araba kullanan 45 yaş üstü kişilerin ağır vasıtalardan daha çok etkilendiği görülmüştür. Kadınların gürültü kirliliğine duyarlılığı erkeklerden daha fazladır. Gürültü kirliliğinden kaynaklı fizyoljik etkiler 45 yaş üstü gruplarda daha baskındır. Sürdürülebilir kent ulaşımı ve yaşanabilir kentten beklentiler, diğer ölçümlenen değişkenlere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kent, SPSS, Şanlıurfa, Ulaşım
Lojistik sektöründe temel aktörlerinin karşılaştıkları sorunlar ve çözümler
Bu çalışma, Türkiye'de zamanla ilerleyen lojistik sektörünün konumunu incelemek ve sektörün problemlerini belirlemek ve lojistik sektörünün gelişimine katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır. Türkiye lojistik sektörünün, dünyadaki diğer lojistik sektörlerine kıyasla hangi seviyede olduğu, sektörde karşılaşılan halihazırda mevcut olan sorunların nasıl etkilere sebep olduğu ve bunların üzerinde çözüm önerileri sunarak, Türk lojistiğinin eksik yönlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. İlk bölümde lojistik sektörü hakkında ana bilgiler verilmiş ve lojistik sektörünün dünya ekonomisindeki rolünden bahsedilmiştir. Daha sonra lojistiğin dinamik yapısı incelenmiş ve mevcut olan altyapı sistemlerinin yeterlilik düzeyi ve ayrıca lojistikte karşılaşılan mikro ve makro problemler araştırılmıştır. Türkiye lojistiğinin stratejik ve teknolojik konumu ele alınmıştır. Sonuç ve bulgular kısmında Türkiye'de başta lojistik sektörü aktörlerinden olan üreticiler, lojistik hizmet sağlayıcıları ve yük taşıyıcıları olmak üzere söz konusu aktörlerin karşılaştığı sorunlar hakkında bilgiler verilmiştir. Ana olarak bu aktörlerin durumlarının incelenmesi için sektörün önde gelen bir üretici firmasıyla, bir lojistik hizmet sağlayıcı firmasıyla ve altı bağımsız yük taşıyıcısıyla nitel araştırma tekniği kullanılarak derinlemesine yarı yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda özellikle bu üç lojistik aktörünün karşılaştıkları sorunlar incelenmiştir. Araştırmamıza konu olan aktörlerin her birinin sorununun diğer aktörlerle olan ilişkileri hakkında durulmuştur. Yapılan analizler neticesinde gelecek için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lojistik Sektörü, Ulaştırma Sistemleri, Lojistikte Mikro ve Makro Ölçekli Sorunlar, Lojistik Aktörler
Lojistik köylerin kurulması ve sürdürülebilir kalkınma ilişkisi; yeşil ekonomi bağlamında Gaziantep ili için bir değerlendirme
Bu tez çalışmasında Gaziantep'te kurulması planlanan ve proje aşamasında olan Gaziantep Lojistik Köyü'nün Türkiye'nin jeopolitik konumu göz önüne alındığında Gaziantep ilinin kilit bir noktada bulunması lojistik faaliyetlerde yer alan üreticilerin, tedarikçilerin ve lojistik hizmet sağlayıcılarının mikro çapta işletmelere sağlayacağı katkılar makro çapta ise küresel rekabet ortamında ticarete katkıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Lojistik kavramı; lojistik yönetimi, lojistik köy, sürdürülebilir kalkınma ilişkisi ve yeşil ekonomi kavramalarıyla beraber incelenmiştir. Gaziantep Lojistik Köyü' nün kentteki sosyal yaşam, istihdam ve işlem hacmin açısından beklentilerin ne yönde ilerlediği analiz edebilmek adına derinlemesine yarı mülakat tekniği ile söz konusu Gaziantep Lojistik Köyü proje sorumluları olan İpek Yolu Kalkınma Ajansı, Gaziantep Ticaret Odası ve Gaziantep Büyük Şehir Belediyesi ile lojistik sektörün önde gelen iki üretici firması ve bir lojistik hizmet sağlayıcısı ile görüşülmüştür. Bu bağlamda lojistik köy ve merkez yapılanmaları için öncelikli olarak taşıma alt yapısının geliştirilmesi, Türkiye lojistik master planının hazırlanması, işletmelerinin yönetim şeklinin vereceği hizmetlerin kullanıcı isteklerine göre şekillendirilmesi gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik Köy, Lojistik Tedarik Zinciri, Sürdürülebilirlik Kavramı, Yeşil Ekonomi
KOBİ'lerin ihracat sorunları: Gaziantep'te tekstil işletmelerinde bir alan araştırması
Türkiye'nin Dünya ekonomisi ile entegrasyon için yapılması gereken zorunlu çalışmalardan birisi, KOBİ'lere ilişkin ekonomi politikalarını gözden geçirip dünya ekonomisindeki gelişmeler ışığında yeni strateji ve politikalar geliştirmektir. Ekonominin önemli bir ağırlığını oluşturan bu işletmeler, ekonomiye dinamizm ve rekabetçi bir boyut kazandırarak piyasa mekanizmasının etkinliğini artırma, sürdürülebilir kalkınmayı sağlama, istihdam yaratma, bölgesel sosyo-ekonomik dengesizliklerim giderme ve kalkınmayı tabana yayma gibi önemli fonksiyonları ile Türk ekonomisinin temel dinamiğini oluşturmaktadırlar Günümüz ekonomisinde işletmelerin büyük çoğunluğunu KOBİ‟ler oluşturmakta ve bu işletmelerin ekonomiye olan katkıları ise azımsanmayacak boyuttadır. Ekonomik kalkınma için, girişimciliğe öncülük eden KOBİ'lerin gelişmesine yardımcı olmak gerekmektedir. Performanslarının az olması, ürün kalitesinin düşük olması KOBİ'lerin yeni pazarlara açılmalarını engelleyen durumlardandır. İhracatta meydana gelebilecek sorunlar KOBİ'leri ihracat yapmaktan alıkoyabilir. Bu durumda temel sorunların saptanarak, etkili ve yapıcı tedbirlerin alınması KOBİ'lerin yararına olacaktır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, Dış Ticaret, KOBİ Destekleri, KOBİ'lerin İhracat Sorunları
Tedarik zinciri stratejilerinin lojistik performansına etkisi: Gaziantep imalat sektöründe bir uygulama
Önceden küreselleşme olarak nitelendirdiğimiz dönemin bir üst segmenti olan dijital çağın son sürat gelişmeye devam etmesiyle, ülkeler arasındaki fiziki sınırlar ortadan kalkmış neredeyse ulusal ticaret yapılan bir hal almıştır. Tüketim döngüsünün çok fazla arttığı bu çağda, üretim yapan birçok firmanın ayakta durmakta zorlandığını bunun yanında bazılarının da bu hızlı döngüyü fırsata dönüştürerek pazar paylarını artırdığını ve hızlı şekilde büyüdüğünü görmekteyiz. Bu başarıyı elde eden firmalar incelendiğinde arka planda iyi bir tedarik zinciri koordinasyonu ve stratejisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı da tedarik zinciri stratejisinin iki ana parametresi olan yalın ve çevik stratejilerinin, lojistik performans boyutlarından kalite, esneklik, maliyet, hız ve güvenirlilik boyutlarına olan etkisi, işletmelerin orta ve üst düzey yöneticilerinden, anket tekniğiyle toplanıp analiz etmektir. Araştırmanın evreni Gaziantep Sanayi Odasına üye toplam 463 imalat yapan firmadan oluşmaktadır Araştırmanın örneklemi, bu firmalar arasından kolayda örnekleme yöntemi ile 211 firma hedeflenmiştir ancak Covid-19 Pandemi dönemine denk gelmesinden dolayı 154 imalat firma örneklemimizi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS ve Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modelinin analizi neticesinde çevik tedarik zinciri stratejisinin kalite, hız ve güvenilirlik, esneklik ve maliyet performanslarını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yalın tedarik zinciri stratejisinin ise lojistik performansı boyutlarını anlamlı olarak etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Yalın tedarik zinciri stratejisi ile ilgili hipotezlerin çalışmamızda doğrulanamamış olmasının temel sebebinin, çalışmanın döneminden kaynaklandığı ve araştırma için oluşturulan anket Covid-19 Pandemi döneminde toplandığından dolayı, beklenenin dışında sonuçlar elde edildiği düşünülmektedir. Yalın tedarik zinciri stratejisi tahminlerin doğruluğuna ve daha öngörülebilir ortamlara göre çalışmaktadır. Çevik tedarik zinciri stratejisinin kararsız ve belirsiz ortamlarda şirketlerin ortaya çıkan faktörleri yeniden yapılandırma ve uyarlama yeteneğine sahip olması yani böyle kaotik ortamlarda kendini sürekli hazır olarak tutması nedeniyle Covid-19 Pandemi süreci gibi öngörülemeyen ortamlarda çevik strateji izleyen şirketler bunu fırsata çevirebilmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Tedarik zinciri stratejisi, lojistik performansı, yapısal eşitlik modeli
Tüketicilerin sürdürülebilir ekolojik etiketli ürün satın alma farkındalığı: Gaziantep'te bir alan uygulaması
Dünyamızda nüfus arttıkça doğal kaynaklarımız hızla azalmakta ve kirletilmektedir. Zamanla yaşanan insan ve doğa kaynaklı felaketler insanların çevresel duyarlılıklarının artmasına neden olmuştur. Bu durum insanların doğal kaynakların sınırsız olmadığını görmesine katkı sağlamıştır. Bu nedenle pek çok üretici çevre bilincini ön plana çıkararak çevre dostu üretim sürecine geçmekte, bu ürünlerin çevre dostu olduğunu ise devletler ve özel firmalar tarafından verilen sertifikalar sayesinde göstermeye çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan tüketicilerin ürünler üzerinde bulunan ekolojik etiket sembolleri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi, çevre dostu ürünler hakkında tüketici farkındalığını tanımlamaktır. Veriler Gaziantep ilinin Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan en az ön lisans mezunu eğitim seviyesine sahip olan 413 tüketici ile anket formu aracılığı ile toplanmış olan verilerin SPSS ve AMOS programı ile analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde tüketicilerin çevre bilinci ve ekolojik etiketli ürünleri satın alma davranışı üzerinde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Çevre bilinci artan tüketiciler, ekolojik etiketli ürünleri satın almaya daha istekli olduğu görülmüştür.
Mahalle bakkallarının hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerine etkisi
Bu araştırmada sosyal yaşamın kültürel de bir parçası olan mahalle bakkallarının değişen çağa ayak uydurma ve çağın gereklerini yakalama gereklerini karşılama oranlarının belirlenmesi ve bakkal müşterilerinin memnuniyet derecelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada mahalle bakkallarının mevcut hizmet kalitelerinin bu bakkallardan alışveriş yapan tüketicilerin memnuniyetlerine olan etkileme durumunun araştırılması amaç edinilmiştir. Araştırmanın evrenini Gaziantep il merkezi ve il merkezine bağlı ilçelerin ikamet eden, 18 yaşından büyük ve mahalle bakkalından rutin olarak alışveriş yapan bireyler oluşturmaktadır. Örneklem sayısı 260 kişi olarak belirlenmiştir. Bu örneklem hacmine erişilmesi için kolayda örnekleme yönteminin kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek bireylerle olan görüşmeler yüz yüze görüşülerek yapılmış ve bireylere araştırmacı tarafından hazırlanmış olan anket formunda yer alan ifadeler yöneltilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların tanıtıcı özelliklerinin dağılımı yüzde ve frekans ile gösterilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden ve alt boyutlardan aldıkları puanların normal dağılıma uyma durumlarının araştırılmasında basıklık ve çarpıklık değerleri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik çalışması keşfedici faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Ölçeklerin ve alt boyutların güvenirlilikleri Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ile incelenmiştir. Araştırmanın amacına yönelik olarak kurulan araştırma modelinin sınanması için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde %95 güven düzeyi dikkate alınmıştır. Sonuç olarak mahalle bakkalından alışveriş yapan müşterilerin memnuniyet düzeyini bakkalın fiziki görünüşünün, bakkalda yer alan ürünlerin çeşitliliğinin ve kalitesinin ve bakkalın müşterilerle olan kişisel etkileşiminin pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakkal, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti
Kitle kaynaklı lojistik: Türkiye'deki kitle kaynaklı lojistik uygulamaları üzerine bir inceleme
Bu çalışma, Dünya'da hızla gelişen paylaşım ekonomisinin bir parçası olan kitle kaynaklı lojistik sektörünün Türkiye'deki genel durumunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Türkiye'deki kitle kaynaklı lojistik uygulamalarında, dikkat edilmesi gereken faktörlerin ve uygulanabilecek farklı iş modellerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür araştırmasında potansiyel faydaları olduğu ve bu faydalardan dolayı kişilerin veya şirketlerin kitle kaynaklı lojistik uygulamalarına yöneldiği bilgisi elde edilmiştir. Böylelikle Türkiye'de kitle kaynaklı lojistik uygulamalarında rol alabilecek (müşteri-görev alma) kişilere yönelik yapılan çıkarımsal analiz sonuçlarına göre kişilerin ekonomik, çevresel ve sosyal faydadan etkilendiği sonucu elde edilmiştir. İçerik analizi sonuçlarına göre ise Türkiye'de bulunan kitle kaynaklı lojistik uygulamalarında rol alabilecek kişiler üzerinde etkili olan bu faydaların üçünü de belirten sadece iki uygulama olduğu görülmüştür. Ayrıca Türkiye'de e-ticaret büyük bir pazar payına sahip olmasına rağmen diğer ülkelerde e-ticaretle uyumlu birçok kitle kaynaklı lojistik uygulamasının Türkiye'de henüz uygulanmadığı görülmüştür. Gelecekte Türkiye'de lojistik faaliyetleri iyileştirmek veya kolaylaştırmak için kitle kaynaklı lojistik çözümleri kullanacak olan şirketler ve kişiler için farklı kitle kaynaklı lojistik iş modelleri önerilmiştir. Türkiye'deki kitle kaynaklı lojistik uygulamalarına dair bilimsel araştırma olmaması sebebiyle literatüre de katkı sağlamak amaçlanmıştır. Gelecek araştırmalar için araştırma konusu önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Kitle Kaynaklı Lojistik, Paylaşım Ekonomisi
Hava yolu hizmet kalitesinin yolcu memnuniyeti, sadakati ve tekrar satın alma davranışı üzerindeki etkisi
Günümüzde havacılık sektörü sunmuş olduğu hizmetler sebebiyle en çok tercih edilen taşımacılık haline gelmiştir. Sunulan hizmetlerin özellikleri, fiyatları ve teknolojileri arasındaki benzerlik, havayolu işletmeleri açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda müşterilerin değişen beklentilerini karşılamak ve sadık bir müşteri kitlesi oluşturmak zorlaştırmaktadır. Hava yolu işletmelerinin bu değişen pazarı anlaması ve çeşitlilik gösteren müşteri beklentilere cevap vermesi ancak sağlayacakları hizmet kalitesine bağlı olarak müşteri memnuniyeti sonucu olacaktır. Bu çalışmada hava yolu işletmelerinin müşterilerine sundukları hizmet kalitesi etkisinde sağlayacakları yolcu memnuniyetinin yaratacağı müşteri sadakati ve bunun tekrar satın alma davranışlarında oluşturacağı etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada son 2 yılda Adıyaman ili havalimanından hava yolu taşımacılığı ile yolculuk yapmış 400 adet yolcu ile anket çalışması yapılmıştır. Özellikle son yıllarda bilinçlenen tüketicinin satın alma kararının değişkenlik göstermesi, hizmet kalitesine yönelik beklentilerinin değişmesi, pazar yapısını değiştirmiş ve bunun neticesinde işletmenin tercih edilmesi için tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını anlayıp memnun etmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda tüketicinin satın alma davranışını etkileyen faktörlerin ve algılanan hizmet kalitesinin havayolu işletmesi seçimine etkisinin ne olduğunun bilinmesi algılanan hizmet kalitesinin boyutlarının ve satın alma davranışını etkileyen faktörlerin boyutlarının analiz edilmesi işletmelerin rekabet avantajı yakalamasını sağlayacaktır. Hava yolu firmalarının algılanan hizmet kalitesi, yolcu memnuniyetini arttırması, müşteri sadakati oluşturmaları ile tekrar satın alma davranışlarını göstermesi analiz edilmiştir. Anahtar kelimeler; Havayolu İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Yolcu memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tekrar Satın Alma
İhracatın ithalata bağımlılığının incelenmesi: Otomotiv sektörü üzerine bir uygulama
1980'li yıllarda dünya ekonomisindeki artan küreselleşme eğilimlerine paralel olarak Türkiye de liberal politikalar ile dışa açık ekonomi politikalarını benimsemiştir. Dolayısıyla Türkiye ihracata dayalı sanayileşme modeliyle birlikte yabancı yatırımları ülkeye çekmeye yönelik politikalara hız vermiştir. Bu bağlamda, Türkiye'de çeşitli sektörlerden çok sayıda yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Bu yatırımların büyük bir bölümü otomotiv sektörüne yapılmıştır. Bundan dolayı otomotiv sektörü Türkiye'nin ihracat açısından lokomotif sektörü olmuştur. Bunun yanında Türkiye'nin 2000 yılından sonra ihracata dayalı bir büyüme sürecine girmesinin yanında ithalatında da önemli bir artış görülmüştür. Bu gelişmeler Türkiye'de ihracat ve ithalatın birbirine bağımlı olup olmadığını veya bir bağımlılık varsa bu bağımlılığın nedenlerinin incelenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Otomotiv sektörü son yıllarda Türkiye ekonomisi için stratejik önem kazanmasının yanında yüksek oranda katma değer sağlayan sektörlerden biri olmuştur. Bunun sonucunda teknolojik gelişmelere bağlı olarak ithalata bağımlı (ara mallarda) sektörlerden biri haline gelmiştir. Bunun nedeni teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve rekabetin artması sonucu maliyetleri minimize etmek için bu girdilerin ana firmanın bulunduğu ülkelerden ithal edilmesine bağlıdır. Sonuç olarak otomotiv sektöründe girdi ithalatı ve dışa bağımlılık artmıştır. Bu bağlamda Türkiye ihracatında, lider konumda olan otomotiv sektöründe ihracatın ithalata bağımlığını ölçmek Türkiye ekonomisi için büyük önem arz etmektedir. Otomotiv sektöründe ihracatın ithalata bağımlılığı 1992-2019 yılları için ekonometrik yöntem kullanılarak analiz edilecektir. Yapılan çalışma ile otomotiv sektörünün durumu gözlenerek ihracat oranlarındaki ithalat bağımlılığı ortaya çıkarılarak, sektörün ithalata olan bağımlılığını azaltma amacıyla nelerin yapılması konusunda görüş önerileri sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, İthalat, İhracat, Otomotiv Sektörü, Dışa Bağımlılık, Eşbütünleşme, ARDL
Yeşil lojistik uygulamalarının önündeki engel ve faydaların firma performansı üzerine etkilerinin incelenmesi: Mersin ili örneği
Uluslararası ticaretin artması ile birlikte hammaddelerin başlangıç noktasından son nihai tüketiciye ulaşma sürecindeki önem lojistik sektörüne olan talebi arttırmaktadır. Bu talepler karşılanırken çevre üzerinde olumsuz etkileri olan sera gazı salınımlarının da artışına sebep olmaktadır. Lojistik ve taşımacılık endüstrisi, küresel ısınma, hava kirliliği, tıkanıklık, gürültü veya diğer kirlilik türleri ile kaynak tükenmesi gibi çeşitli zararlara sebep olarak çevreyi olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda lojistik faaliyetler ve çevreye verilen zarar arasındaki ilişkinin boyutunun önemini hatırlatmaktadır. Lojistik faaliyetler gerçekleşirken çevreye verilecek olan zararı en düşük seviyede tutacak şekilde yeşil lojistik uygulamaları uygulanmaya başlamıştır. Yeşil lojistik uygulamaları ile faaliyetler gerçekleşirken çevreye verilen zararın en aza indirgenerek gerçekleştirilmesi ve daha yeşil taşıma modellerine nasıl geçileceği konusu önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Mersin bölgesinde yer alan lojistik firmaların yeşil lojistik uygulama düzeylerinin önündeki engel ve faydaların firma performansına olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Mersin'de faaliyet gösteren 163 lojistik firmasına anket yapılmış olup elde edilen veriler SPSS programında incelenmiştir. Çalışmada yöntem olarak araştırmada kullanılan ölçek puanlarının normal dağılım göstermemesinden dolayı ikili grup analizlerinde Mann Whitney u testi, ikiden fazla grup analizlerinde ise Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. İkiden fazla grup analizlerinde farklılığın nedenini bulma adına çoklu karşılaştırma testlerinden Post Hoc Tukey testinden faydalanılmıştır. Ayrıca ölçek skorları arasındaki ilişkilerin belirlenebilmesi adına Spearman korelasyon testine başvurulmuştur. Lojistik firmaların performanslarına olan etkisini belirlemede ise Çoklu regresyon modeli yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler ışığında yeşil lojistik uygulamaların önündeki engeller boyutunun 0,788 kat, faydalar boyutunun ise 0,207 kat firma performansına etkisi olduğu belirlenerek, araştırma kapsamında belirlenen hipotezin kabul edildiği anlaşılmıştır. Mersin'de faaliyet gösteren lojistik firmalarının faydalar boyutuna göre, yeşil lojistik uygulamalarının önündeki engeller boyutundan daha fazla etkilendiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak Mersin'de yer alan lojistik firmalarının Türkiye açısından mevcut durumu ortaya konmuş, firmaların yeşil lojistik uygulamalarından gelecek beklentileri analiz edilerek çevresel uygulamalarda eksik gördükleri yerlerin belirlenerek, çevresel uygulamaların geliştirilebilmesi için uygulanabilir öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Yeşil lojistik, Engeller, Faydalar, Firma Performansı
Örgüt kültürünün tedarik zinciri entegrasyonuna ve firma performansına etkisi
Bu çalışmada çevresel belirsizlikler, çevik tedarik zinciri ve esnek tedarik zincirinin aracılık rolü bağlamında, örgüt kültürünün tedarik zinciri entegrasyonu ve firma performansına etkisi araştırılmıştır. Model tasarımı örgüt kültürünün tedarik zinciri bütünleşmesi üzerindeki etkisinde çevresel belirsizliklerin aracılık rolü ve tedarik zinciri bütünleşmesinin firma verimi üzerindeki etkisinde çevik ve esnek tedarik zincirinin aracılık rolünü ortaya çıkaran bir model geliştirilmiş ve hipotezler, yapısal eşitik modeli (YEM) ile test edilmiştir. Çalışmanın evrenini Mersin ilinde Serbest Bölge ve Organize Sanayi Bölgesinde imalat firmaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada toplamda 238 anket uygulanmıştır. Araştırma SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda örgüt kültürünün tedarik zinciri entegrasyonu üzerindeki etkisi ile çevresel belirsizliğin tedarik zinciri entegrasyonu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ancak örgüt kültürünün çevresel belirsizlik üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Son olarak tedarik zinciri esnekliği ve çevikliğinin aracılık rolünün, tedarik zinciri entegrasyonun firma performansı üzerindeki etkisinde var olduğu bulgusu elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: Örgüt Kültürü, Çevresel Belirsizlik, Tedarik Zinciri Entegrasyonu, Firma Performansı
Küresel arz zinciri çerçevesinde COVID-19'un Türkiye dış ticaretine etkisi
Bu çalışma Covid-19 salgının Türkiye dış ticaretine etkilerini, küresel arz zincirini de dikkate alarak incelemektedir. Bu amaçla, ihracat/ithalat ve dış ticaret ülkesel ve sektörel olarak incelenmektedir. Ülkeler ve sektörler düzeyinde geçmiş yıllara ait tablolar ve Covid-19'un ortaya çıkış sürecindeki bu tablolarda meydana gelen değişimler izlenerek salgının ilk etkileri açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda salgının ortaya çıkardığı ilk şok etkilerinin dış ticarete nasıl bir etkisi olmuştur? Olduysa bu etkiler ihracat ve ithalattı ne düzeyde etkilemiştir ve bu etkilerin sektörel dağılımı nasıl gerçekleşmiştir? Sorularına cevap aranmaktadır. TÜİK'ten alınan verilere göre Betimsel Analiz yöntemini kullanarak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. İlk şok etkilerinin görüldüğü Mart-Nisan-Mayıs döneminde önceki yıla oranla Türkiye'nin ihracatı % 30'dan fazla küçülmüştür. Bu dönem için imalat ekonomisi faaliyetlerinde ihracat %30'dan fazla küçülmüştür. İthalatta ise %15'ten fazla daralmalar meydana gelmiştir. Ayrıca benzer bir salgın durumunda, Avrupa ve Ortadoğu pazarının hızla kaybedileceği, bu açıdan bu pazarlara yönelik çeşitlendirmenin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Gıda, Eczacılık, kimya, demir-çelik sektörleri önemli ileri geri bağlantılara sahip ve arz güvenliği açısından önemli stratejik sektörlerdir. Toplam dış ticaret etkisinde ise, dış ticaret açığında artış olduğu görülmektedir. Bu açında, benzer bir salgın döneminde ithalatı azaltıcı, sektörlerin geri bağlantılarını zayıflatıcı, ileri bağlantılarını kuvvetlendirici bir strateji izlenmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Kargo taşımacılığında hizmet kalitesi
Bu çalışmada, Gaziantep ilinde yer alan kargo şubeleri tarafından sunulan hizmetin, müşterileri tarafından algılanan düzeyleri araştırılmıştır. Araştırmanın ana kütlesi Gaziantep ilinde yer alan kargo şubelerinden gönderim yapan müşteriden oluşmaktadır. Bu ana kütle içerisinden ulaşılan 257 kişi örneklem kabul edilmiştir. Çalışmada müşterilerin görüşlerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen 37 maddelik bir anket kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik bilgilerine yönelik 5 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde hizmet kalitesine yönelik 21 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde kullanılan ölçekler Likert tipi (5'li) sorulardan oluşmaktadır. 155 erkek ve 102 kadından oluşan araştırma grubunun özellikle şubelerin görünümüne ve çalışanların davranışlarına dikkat ettikleri tespit edilmiştir. Örneklem grubunun en fazla tercih ettiği kargo firması Yurtiçi kargo olarak tespit edilmiştir. Fiziksel Görünüm ve Güvenirlik ile yaş grupları arasında (Sırasıyla p=0,018 ve p=0,018), Fiziksel Görünüm, Güvenirlik ve Yanıt Verebilirlik ile eğitim düzeyleri arasında (Sırasıyla p=0,035; p=0,005 ve p=0,005), Fiziksel Görünüm ve Empati ile meslek grupları arasında (Sırasıyla p=0,019 ve p=0,032), Fiziksel Görünüm ve Yanıt Verebilirlik ile kargo firması tercihi arasında (Sırasıyla p=0,015 ve p=0,042) istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmiştir. Kargo şubelerinin fiziksel görünümlerinde meydana getirecekleri pozitif artış, çalışanların sorulara güvenilir bir şekilde cevap verebilmeleri ve talepleri güvenilir bir şekilde açıklamaları, meydana gelen sorunlara veya müşterin taleplerine daha hızlı yanıt verebilir olmaları, müşterilerine verdikleri zamanında teslimat vb. taahhütleri yerine getirmeleri ve müşterilerine bu güvenceyi sarsmadan sunmalarına bağlı olarak müşterilerinin algıladıkları hizmet kalitesinde artış olabileceğini göstermektedir.