
29
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
17 Aralık 1925 tarihli tarafsızlık ve saldırmazlık andlaşması çerçevesinde -Türk-Sovyet Rusya münasebetleri-
Türk askeri yargısının tarihi gelişimi
20. yüzyıl Hatay tarihi ve günümüz inanç coğrafyası
Atatürk dönemi öğrenci olayları (1918-1938)
XVI. yüzyılın ikinci yarısında Edirne kazası
Sosyal bilimler öğretim yöntemlerinin eleştirici düşünme gücünün gelişmesindeki rolü
XVIII. yüzyılın ilk yarısında Anadolu'da eşkiyalık olayları
Kıbrıs Beylerbeyliği (1570-1670)
149 numaralı Milas Şer`iye Sicil Defteri H.1324-1327 / M. 1906-1909 (Transkripsiyon ve değerlendirme)
Türkiye'de tarih mecmuaları / Cumhuriyet Dönemi tarih mecmuaları
1827 - 1829 (H. 1243) tarihli Antakya (Hatay) Şer`iyye Sicilleri transkripsiyon - değerlendirme
Eski Anadolu tarihinde Galatlar
Karamanoğulları Beyliği (Ala`ed-din Ali Bey Dönemi 1357-1398)
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan günümüze (1924-2000) lise tarih ders kitaplarında Rusya'nın yeri ve Türk- Rus ilişkilerinin incelenmesi
Rusya Devleti, Dogu Avrupa'daki en büyük devlettir. Ayrıca dünya olaylarının gelisimi ve yön bulmasında dogrudan etkisi olan bir güçtür. Rusya'nın bu denli güçlü olması, Osmanlı Devleti'nin gerilemesi ile de dogrudan iliskilidir. Daha öncesinde Osmanlı Devleti'nin doldurdugu yeri sonradan Rusya doldurmustur. Kuskusuz bu güç degisiminin yasanması sürecinde birçok çatısma yasandı. ste bu yasanan çatısmaların ders kitaplarına nasıl girdigi arastırmada merak edilen konular arasındadır. Rusya'nın gelisme süreci büyük oranda Türklerin yasadıgı topraklar üzerine olmustur. Orta Asya'daki Rus ilerlemesi, Kafkasya'daki ilerleme, Kırım'daki ve Balkanlar'daki Rus ilerlemeleri hep bu yöndedir. ste bu ilerlemelere verilen tepkiler ne derece ve nasıl ders kitaplarına yansımıstır? Arastırmada merak edilen diger bir nokta da budur. Osmanlı Devleti döneminde Türk-Rus iliskileri daha çok savaslara odaklıdır. ki devlet arasında zaman içinde birçok savas yasanmıstır. Bu savasların neden ve sonuçları incelendiginde ?Rusların Geleneksel Amaçları? diye ders kitaplarında anlatılan bazı durumlar belirlenmistir. Tüm bunlar ders kitaplarının anlatımlarında sıkça yer almaktadır. Sonuçta ders kitaplarına Türk-Rus iliskilerini isleyen birçok konunun girdigi belirlenmistir. Türkler ve Ruslar arasında yasanan birçok sorunun temelinde iki toplumun bölgede egemen olmaya çalısma mücadelesinin yattıgı görülmüstür. Bununla birlikte aradaki çekismenin zaman zaman çok sertlestigi ve bu dönemlerde ders kitaplarında daha fazla yer aldıgı belirlenmistir. Arastırma ile ortaya çıkan bir baska bulgu ise, ders kitabı yazarlarının anlatımlarının hemen hemen birbirinin benzeri oldugudur. çerik bakımından yıllara göre büyük degisimler yoktur. Anahtar Sözcükler: Türk-Rus liskileri, Osmanlı Devleti, Rusya Devleti, Tarih Ders Kitapları, Tarih Ögretimi, Türkler, Ruslar.
1960-1980 yılları arası Türkiye'de tarih ders kitaplarının incelenmesi
1960-1980 yılları arasını kapsayan bu çalısmada dokuzu ortaögretimde, ikisiilkögretimde okutulmus olan onbir ders kitabı örneklem olarak incelenmistir.Bu çalısmada ders kitapları üç açıdan ele alınarak incelenmistir: Kemalistçerçevede *slâmiyet öncesi Türk Devletleri ünitesi, Türk-*slâm çerçevesinde BüyükSelçuklu *mparatorlugu, Avrupa (Batı) çerçevesinde ise XV. ve XVI.yüzyıllardaAvrupa ünitesi örnek olarak incelenmistir.Sözü edilen yıllarda ortaögretimde okutulan tarih ders kitaplarında birçoksorun oldugu tespit edilmistir. Kemalist çerçevede ele alınarak incelenen ünitelerinanlatımında düzenden söz edilemez. Ders kitaplarında bu ünitelerin anlatımında pekçok eksiklikler vardır. Türk-*slâm çerçevesinde ele alınarak incelenen BüyükSelçuklu Ünitesi'nin anlatımında konular belirli bir sıra takip etmis olmasına ragmenmüfredat bakımından agırdır.Avrupa (Batı) çerçevesinde ele alınarak incelenen XV. ve XVI. yüzyıldaAvrupa ünitesinin anlatımında, konular birbiriyle bütünlük göstermistir. Kültürkonularına daha çok agırlık verilirken, savas ve siyasi tarih geri planda bırakılmıstır.Hem ders kitaplarındaki anlatımın, hem de yardımcı materyaller açısındanincelenmesi sözü edilen yıllarda bu alanda da eksiklerin oldugunu ortaya çıkarmıstır.Bu eksikliklerin incelenmesi, bundan sonraki yazılacak ders kitaplarında da bunlaradikkat edilmesi, ortaögretimde okutulan tarih derslerini daha seçkin düzeyegetirecektir.
Lise tarih ders kitaplarında Osmanlı modernleşme süreci
Bu araştırmada 1789?1918 yılları arasında Osmanlı çağdaşlaşma sürecinin lise tarih ders kitaplarına yansımaları incelenmiştir. Osmanlı modernleşme süreci XVII. XVIII. ve XIX yy. ıslahat hareketlerinden oluşmakla beraber asıl süreci 1789?1918 yılları arası oluşturmaktadır. Bunun nedeni bu yıllar içinde Batı tarzı daha köklü ıslahatlar yapılmasıdır.1299?1922 yılları arasında yaşayan Osmanlı devleti gerek iç dinamikleriyle gerekse de 1718'den sonra Avrupa'dan etkilenerek bir yenileşme çabası içine girmiştir. Geçmiş dönem çağdaşlaşma hareketlerinin incelenmesi çağdaşlaşma sürecinde bugün hangi noktada olduğunun görülebilmesi ve bu doğrultuda doğru kararlar alınabilmesi için önemlidir. Tarih eğitimi ve öğretimi gününü anlayan ve değerlendiren geçmişle gelecek arasında bağ kurabilen, ülkesini çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için çalışan bireyler yetiştirme açısından önemlidir.Bu nedenle Osmanlı çağdaşlaşma sürecinin tarih kitaplarına ne şekilde yansıdığını göstermek amacıyla 1789 -1918 yılları arasında yer alan süreç tez konusu olarak incelenmiştir. Bu araştırmada 1976?2003 yılları arasındaki zaman diliminde Türkiye'de okutulmuş olan veya okutulan Tarih II ve Tarih III kitaplarına, 1789?1918 yılları arasındaki Osmanlı Çağdaşlaşma sürecinin etkileri ve bu etkilerin yansıması araştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmada tarama modellerinden yararlanılmış, verilerin toplanmasında belgesel tarama yoluna gidilmiştir.Araştırmanın sonucunda Osmanlı Çağdaşlaşma sürecinin lise tarih ders kitaplarında Çağdaşlaşma veya Modernleşme başlıkları altında değil Islahatlar ve Değişmeler başlıkları altında incelendiği belirlenmiştir. Ayrı bir başlıkla çağdaşlaşma kavramına yer verilmemiştir. Ders kitaplarında yazarlar genelde birbirine benzer anlatımlar kullanmış, konuyu destekleyici unsurlara daha az yer vermişlerdir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde tarih eğitimi ve ulusal tarih standartlarının oluşturulması
Bu çalışmada Amerika'daki tarih eğitimi ve ulusal standartların oluşumu tarihi sıra takip edilerek ortaya konulmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde genel olarak tarih eğitiminin önemine değindikten sonra tarih yazımının tarihçesi verilmiştir. Bu tarihçe ?19. Yüzyıl'da Tarih Yazımı?, ?20. Yüzyıl'da Tarih Yazımı? ve ?Amerika Birleşik Devletleri'nde Tarih Yazımının Tarihçesi? başlıkları ile ortaya koyuldu. Amerika'daki tarih yazımının izlediği tarihsel sürecin ayrı bir başlık altında değerlendirilmesinin sebebi öncelikle çalışma konusuna odaklanma çabasıdır. Bunun yanında gelişmiş ülke modeli olarak Amerika'yı ele almış olmanın tarih yazımının değişim çizgisine bir ulus örneği ile farklı bir bakış açısı kazandıracağı düşüncesi de ayrı bir başlık biçiminde ele alınmasının diğer nedenidir.Çalışmanın ikinci bölümünde son dönemde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tarih eğitiminin iyileştirilmesi amacıyla girişilen reform hareketleri ve bu bağlamda gerçekleştirilmeye çalışılan Ulusal Tarih Standartları Projesi'nin oluşum evreleri, bu süreçte karşılaşılan zorluklar, bu çalışmalara katkıda bulunan kişi ve kurumlar, projenin tarih eğitimi üzerindeki yansımaları analiz edilmiştir Bu süreç, araştırma ve tartışmaların iç içe geçtiği bir oluşum sergilediği için öncelikle ?Problemin Tanımı? bölümünde standartların oluşumuna neden gerek duyulduğu üzerinde durulmuştur. Ulusal tarih Standartlar'nın oluşumundaki alt yapı da aynı bölümde ?Problemin Arka Planı? başlığı altında ele alınmıştır. ?Ulusal tarih Standartları Oluşturmanın Mantıksal Temeli? bölümünde de bu standartların oluşum aşamasındaki temel noktalara değinilmiştir. ?Ulusal Tarih Standartları İçin Önermeler? bölümünde ise bu standartların oluşumu sırasında dikkat edilmesi gereken temel noktalar ve izlenmesi gereken yöntemler açıklanmıştır. Bu bölümün sonraki başlıklarında araştırma soruları, ulusal tarih standartları ile ilgili bazı terimlerin açıklamaları üzerinde durulmuştur.Çalışmanın üçüncü bölümünde ?Amerika Birleşik Devletleri'nde Ulusal Tarih Standartlarının oluşumu İle İlgili Araştırmaların İncelenmesi? yer almaktadır. Bu bölümde Ulusal tarih Standartları Projesi'nde yer alan enstitü ve uzmanların görüşleri, tartıştıkları konular ve yapılan araştırmalar ele alınmıştır.Dördüncü bölüm ulusal tarih standartlarının oluşum sürecinde ortaya çıkan kriterlerin değerlendirildiği bölümdür.Beşinci bölümde Amerika'daki tarih ders kitaplarının içeriği, bu içeriğin değişmesi gerektiğini ileri süren eleştirel görüşler yer almaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin somut örnekleri olarak düşünülen anket ve istatistiklerin verileri de tablolar halinde bu bölümde verilmiştir.Altıncı bölüm, oydaşma yaratma?ya da, ortak karar oluşturma ve anlaşarak sonuca varma aşamasını anlatmaktadır. Kriterler oluşturulurken ortak bir payda yaratma çabalarının ayrıntılarını vermektedir.Yedinci bölümde Amerika tarihi ve dünya tarihi için ulusal standartların geliştirilmesinde etkili olan nedenler ve bu nedenlerin dayanak noktaları ele alınmıştır. Ulusal standartların ayrıntılı açıklaması yapılmıştır.Sekizinci bölümde Amerikan tarihi ders müfredatının içeriği üzerinde durulmuş, standartların değişmesi ile ders müfredatındaki değişiklikler arasındaki bağıntılara değinilmiştir.?Amerikan tarihi ders kitaplarına genel bakış? başlığından oluşan dokuzuncu bölümde sonuç bölümünde yaptığımız çıkarsamalara yardımcı olacak içerik araştırması yapılmıştır. Bu bağlamda ders kitaplarının içeriğine yönelik eleştirilere de yer verilmiştir. Ders kitapları hakkında yapılan değerlendirmelerin somut verileri tablolar halinde sunulmuştur.Onuncu bölümde ulusal tarih standartları'nın eğitime olan etkisi yapılan anketlerin istatistiki verileriyle ortaya konulmuştur. 1994, 2001 ve 2006'da Amerika'da tarih alanındaki gelişmelerin takip edilmesini sağlamak amacıyla ?National Assesment of Educational Progress? tarafından yapılan anketler ve çıkarılan istatistiklerin tablolar halinde sunumu yer almaktadır.Sonuç bölümünde ise Amerika'daki tarih eğitiminde gerek uygulamada gerekse teorik alanlarda meydana gelen değişimlerin alt yapıları üzerinde kısaca durulduktan sonra Amerika örneğinden yola çıkılarak tarih öğretiminin ulusların yaşamında ne denli olduğu üzerinde durulmuştur.Türkiye'de Tarih eğitimi ile karşılaştırmalar yapılarak çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.
Tarih öğretmenlerinin sanat tarihi öğretiminde karşılaştıkları problemler ve çözüm önerileri
Bu araştırmada, ortaöğretim kurumlarında halen görev yapmakta olan tarih öğretmenlerinin tarih ders kitaplarındaki sanat tarihi konularının öğretiminde karşılaştıkları problemler ve çözüm önerileri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Araştırma Ankara İlindeki beş merkez ilçede (Yenimahalle, Keçiören, Sincan, Gölbaşı, Mamak) 2011-2012 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülmüştür. Araştırma sonucunda, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında ortaöğretim kurumlarında halen görev yapmakta olan öğretmenlerin tarih ders kitaplarındaki sanat tarihi konularının öğretiminde sıkıntılar yaşadıkları ve bu konuların öğretiminde yetersiz kaldıkları ortaya çıkmıştır. Bu araştırmayla öğretmenlerin bu problemlerine neden olan etmenler araştırılmışve elde edilen bulgular doğrultusunda çözüm önerileri verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat Tarihi, Kavram, Alan, Dönem, Estetik Beceri
Tarih öğretiminde kadın imajının yeniden inşası
Tarih öğretiminin değişen yöntem ve amaçları sosyal tarih konularını da ön plana çıkarmaya başlamıştır. Sosyal tarihe ve gündelik hayata ilginin artması ile kadın tarihi de konuşulan konular arasında yerini almıştır. Feminizmin ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının katkısı ile kadın tarihi konusu ders kitaplarında sorgulanmaya başlanmıştır. Kadın imajlarının ve rollerinin ders kitaplarında sorgulanması, imaj çalışmalarına ışık tutmuştur.Bu çalışmanın amacı, mevcut tarih ders kitaplarında eksik olduğu düşünülen kadın imajlarına dikkat çekerek tarih ders kitaplarında kadın imajının yeniden inşasına ön ayak olmaktır. Ayrıca öğrencilerin kadın tarihine ilişkin tutumlarına ulaşarak, öğrenci tutumlarını sorgulamaktır. Öğrencilerin önerdiği kadın rolleri ve imajlarına ulaşılmaya çalışılmıştır.Kadın imajının yeniden inşasına yönelik yapılan bu çalışmada, I. bölümde Beşli Likert Tipi tutum ölçeği geliştirilerek uygulanmış ve öğrenci tutumları belirlenmiştir. Öğrenci tutumları cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi bakımından değerlendirilmiştir.Ayrıca öğrenciye açık uçlu iki soru yöneltilerek, cinsiyet ve anne baba eğitim düzeyinin öğrencilerin tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Öğrencilerin önerdiği kadın imajlarına ve rollerine ulaşılmıştır. Her iki anketin analizi ile elde edilen bilgiler tablolar aracılığıyla tasnif edilmiştir. Tarih ders kitaplarında eksik olduğu düşünülen imajlarla ilgili bir öneri geliştirilmiştir.Önerilen kadın imajlarının gerekçeleri verilen tarihsel bilgilerle ortaya konmuştur. Verilen bilgilere muhakkak eklenecek çok kişi ve bilgi bulunmaktadır; ancak öneri olarak sunulan imajlar için örnek kadınlar seçilmiştir. Her bir bölümü ayrı ayrı kitaplaştırılabilecek potansiyele sahip olan imajların bu tez içinde tamamlanması mümkün görülmemektedir.Tarihteki çok yönlü kadınların hangi imaj dahilinde ders kitaplarına yerleştirileceği sorun olmuştur. Ancak bu kadınlar çeşitli başlıktaki imajlarda tekrar anlatılarak bu sorun aşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda verilen, ders kitaplarına yerleştirilebilecek kadın tablosu eki ile bu imaj çalışması desteklenmiştir.
13-15. yüzyıl İslam bilginlerinin eğitim kurumlarında uyguladıkları öğretim usulleri ve etik anlayışları
Bu araştırmanın amacı, İslâm bilginlerinin uyguladığı eğitim- öğretim yöntemleriyle elde edilen başarıların, bugünkü eğitim- öğretim faaliyetleriyle, ne derecede sağlandığıdır. Günümüz eğitim kurumları; ilim dünyasına katkı sağlayacak, kâmil insan mertebesinde âlimler yetiştirecek, yeni ve kendimize has yöntem ve teknikler geliştirecek eğitimciler yetiştirebilmekte midir? sorusuna cevap aramaktadır. Sorunları çözümlemek ve sistemdeki eksikleri bulmak bu araştırmanın gayesini oluşturmaktadır.Araştırma esnasında öncelikle Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler, daha sonra İslâm'da eğitim ve öğretime dair yazılmış eserler incelenmiştir. İslamiyet'in doğuşundan itibaren özellikle okumaya, öğrenmeye önem verilmiş böylece eğitim-öğretim faaliyetleri İslam toplumunun vazgeçilmez özelliği olmuştur.İslâm eğitim sistemine dair ilk dönemlerden itibaren yazılmış eserler incelendiğinde edep, eğitimin gerekliliği, eğitim- öğretim metotları, öğretmen ve öğrencide bulunması gereken vasıflara dair bilgiler verildiği görülmüştür. Bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki pek çok bilginin yetişmesinde uygulanan metotların etkili olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmada, yüzyıllardır eserleriyle dünyaya ışık saçan Müslüman bilginleri başarılı kılan yöntemleri inceleyerek, eğitim ve öğretim hayatında daha iyi sonuçlar elde etmek için bu metodlara dair bilgiler verilmiştir.
Ortaöğretim tarih II ders kitapları için yeni bir ünite tasarımı ?Tanzimat Dönemi?
Bu araştırma Ortaöğretim Tarih II ders kitapları için yeni bir ünite tasarımı ?Tanzimat Dönemi? konusunun, çağdaş yöntem ve teknikler ışığında, görsellik ön planda tutularak hazırlanan ünitenin öğrenci başarısına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.Ankara ili, Ayaş ilçesi Naime Ali Karataş Çok Programlı Lisesi'nde okuyan 36 öğrenci üzerinde yürütülen araştırmada öğrencilere Tarih dersi hakkında ki düşünceleri ile ilgili anket yapılmıştır. Kontrol ve deney grubu olmak üzere iki farklı sınıftan seçilen öğrencilere; ünite anlatılmadan önce ön test, anlatıldıktan sonra ise son test uygulanarak İstatistik paket programı SPSS 15 kullanılarak başarı düzeyleri ölçülmüştür.Ortaöğretim Tarih II ders kitapları içerisinde ki Tanzimat Dönemi konusunun çağdaş yöntem ve tekniklerle tasarlanan ünite ile öğretim yapan deney grubu öğrencileri ile mevcut ders kitaplarını kullanan kontrol grubu öğrencilerinin başarı düzeyleri arasında, deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Tarih, Ders Kitabı, Eğitim, Öğretim, Yapılandırmacı Öğretim.
Lise Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde Ermeni meselesinin öğretimi (mevcut ders kitapları, öğretmen ve öğrenci görüşleri ve çağdaş yayınlar ışığında yeni bir ünite tasarımı)
ÖZET TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSLERİNDE ERMENİ MESELESİNİN ÖĞRETİMİ (MEVCUT DERS KİTAPLARI, ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ VE ÇAĞDAŞ YAYINLAR IŞIĞINDA YENİ BİR ÜNİTE TASARIMI) Metin, Erhan Yüksek Lisans, Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Mustafa SAFRAN Şubat - 2007 Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında okutulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi içerisinde yer alan, Ermeni Meselesi konusunun, günümüz dünya konjönktürü göz önünde bulundurularak tarih eğitimi açısından tekrar değerlendirilebilmesi amaçlanmıştır. Bu paralelde Ermeni Meselesi üzerine yeni yapılmış ve yapılmakta olan ilmi ve çağdaş yayınların sonuçlarından, Ermeni Meselesinin öğretimi içerisinde kullanılabileceği düşünülen bölümlerin tespit edilerek, öğretmen ve öğrenci görüşleri ışığında, Lise İnkılâp Tarihi dersi içerisinde kullanılabilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışmanın Ermeni Meselesinin öğretimi üzerine daha sonra yapılacak veya yapılması düşünülen çalışmalara bir katkı sağlaması, sonraki çalışmalar için bilimsel veriler sunabilmesi amaç edinilmiştir. Çalışma içerisinde tarih eğitiminin öneminden bahsedilmekle beraber tarih eğitimi üzerine dünya da yapılmakta olan bazı çalışmaların sonuçlarından örnekler verilmeye çalışılmıştır. Liselerimizde okutmakta olduğumuz mevcut tarih ders kitaplarında Ermeni Meselesi ve Türk Ermeni ilişkilerine dair yer almakta olan bölümler tek tek incelenerek ilgili bölümlerin tarih eğitimi açısından değerlendirilmesi yapılmış ve ilgili bölümler öğrenciye görelik açısından ele alınmıştır. Çalışmamızın diğer bölümünde Ermeni meselesi hakkında 1995 yılından günümüze kadar olan süre içinde yayınlanmış olan çağdaş ve ilmi yayınların - literatür taraması ve araştırmalarımız sonucunda ulaşabildiğimiz yayınlarla sınırlı olmak üzere - tamamı incelenmiştir. Bu çalışmalarda yer alan konu ile ilgili olan ve öğretim açısından önemli görülen, İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi içersinde yer alabileceği bölümler tespit edilmiştir. Bu bölümde ayrıca çalışmamızın Çankırı örneklemi içerisinde yapılmasından dolayı konu hakkında yerel arşivlerden ulaşılan Ermeni Meselesi ve Türk-Ermeni İlişkilerine dair belge, kaynak ve dokümanlar tespit edilerek hazırlanan yeni ünite içerisinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca yerel içerikli bu kaynaklar konu hakkındaki çağdaş yayınların sonuçları ile ilgili bölümde de ifade edilmiştir. Ermeni Meselesi hakkında hazırlanan yeni ünitenin içeriğinin ve özelliklerinin hazırlanmasında öğretmene ve öğrenciye göre olabilmesini sağlayabilmek amacı ile Ermeni Meselesinin öğretimi hakkında öğretmen ve öğrenci görüşlerini hedef alan anketler uygulanmıştır. Anket Çankırı'da seçilen 6 lisede öğrenim gören 240 öğrenciye ve 20 tarih öğretmenine uygulanmış betimsel bir çalışmadır. Anket sonuçlarının gösterdiği hedef doğrultusunda yeni bir ünitenin tasarımı gerçekleştirilmiştir. Mevcut ders kitapları, konu hakkında yayınlanmış çağdaş ve ilmi yayınlar ve öğretmen-öğrenci görüşleri temel alınarak hazırlanmış olan yeni ünite öğretmen ve öğrencilerin tarih eğitimi içerisinde ve İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde istifadelerine sunulmuştur. Yeni üniteden istifade eden öğretmenlerin ve öğrencilerin ünite hakkındaki görüşleri sorularak çalışmanın inkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde Ermeni Meselesinin öğretimine sağladığı katkılar objektif olarak aktarılmıştır. Araştırmanın sonuçları tarih öğretimine katkıda bulunması açısından değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştu
Yapıcı öğrenme modelinin (constructivist teaching model) sosyal bilgiler dersindeki tarih ünitelerine uygulanması
Sosyal Bilgiler ve Tarih eğitimi ile ilgili çalışmalar ülkemizde henüz çok yenidir. Diğer taraftan geleneksel olarak yürürlükte olan uygulamalar ise değişen çağın ve yeni eğitim anlayışlarının gereklerine cevap verememektedir. Geleneksel tarih eğitimi anlayışı bilgi aktarmaya yönelik olarak uygulanmakta, bu durum ise öğrencilerin ezberci bir tutum takınmalarına neden olmaktadır. Öğrenciler kendilerine geçmişle ilgili olarak sunulan tarihi bilgilerin ne işe yaradığını bilememekte, bu bilgileri anlamlı hale getirememektedirler. Bu nedenle tarih eğitimi anlayışı ile ilgili köklü değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu değişikliklere cevap olabilecek alternatif eğitim anlayışlarından biri de Son yıllarda yoğun ilgi görmeye başlayan yapıcı öğrenme modelidir. Bu model epistomolojik alandan başlayarak program, sınıf ortamı, öğretmen, ölçme-değerlendirme gibi farklı ve çeşitli alanlarda alternatif çözüm önerileri teklif etmektedir. Temel olarak bilginin insan zihninde yapılandırıldığını savunan yapıcı model, öğrenci merkezli bir eğitim anlayışını savunmaktadır. Tarih eğitimi ile ilgili olarak ise öğrencinin tarihi bilgiyi ezberlemesinden ziyade, tarihi bilgi vasıtası ile bir takım bilişsel beceriler geliştirmesini ön görmektedir. Eleştirel ve analitik düşünebilme, doğru karar verebilme ve problem çözebilme gibi bilişsel becerilerin kazandırılması için tarihi bilgiyi bir araç olarak kabul eden bir anlayış söz konusudur. Yapıcılık ile ilgili çalışmaların artması ile bu çalışmaların ışığında yapılacak tarih eğitimi ile ilgili uygulamaların alan için verimli sonuçlar ortaya koyacağı kanaatini taşımaktayız.
İlköğretim sosyal bilgiler dersinin öğretiminde hikaye anlatım yönteminin (storytelling) kullanımı
139 ÖZET Alan araştırması niteliğini taşıyan bu çalışma, Giriş, ilgili Yayın ve Araştırmalar, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Sonuç ve öneriler olmak üzere beş ana bölümden oluşmuştur. İlköğretim 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersi tarih konularının işlenmesinde hikaye anlatım yöntemi ile düz anlatım yönteminin öğrencilerin erişileri üzerindeki etkisini ölçmelerin amaçlandığı bu araştırmada, aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır. Hikaye anlatım yöntemi, ilköğretim 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersi tarih konularının öğretilmesinde düz anlatım yöntemine göre; a. Bilgi Düzeyinde, b. Kavrama Düzeyinde, c. Toplam öğrenci erişilerinde daha başarılı mıdır? Araştırmada bu sorulara cevap bulabilmek için önce, yurtiçi ve yurtdışı ilgili yayın ve araştırmalar taranmıştır. Elde edilen bulgular ışığında ilköğretim 6. ve 7. sınıflarda Sosyal Bilgiler dersinden birer tarih ünitesi seçilmiş, bu ünitelere göre iki farklı test geliştirilmiştir, ilgili testler önce ön test olarak, oluşturulan deney gruplarına verilmiştir. M.E.B. Sosyal Bilgiler Programına uygun olarak 6. ve 7. sınıflarda birer ünitede hikaye anlatım yöntemi ve düz anlatım yöntemine göre uygulama yapıldıktan sonra yine her iki sınıfın şubelerine son testler verilmiştir. Kırşehir ili Prof. Dr. Erol Güngör ilköğretim Okulu 6/B (30), 6/C (30), 7/B (30), 7/F (30) olmak üzere toplam 120 öğrenci üzerinde yapılan araştırmanın sonucu olan bu çalışmada istatiksel işlemler, uygulanan ölçme araçlarının geçerli ve güvenilir olduğunu ortaya koymuştur.140 Araştırma sonucunda, hikaye anlatım yönteminin ilköğretim 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersi tarih konularında; bilgi, kavrama düzeyleri ile toplam öğrenci erişilerinde daha başarılı olduğu bulgulanmıştır.
Meclis-i Mebusan'da imtiyazlar sorunu ve tartışmaları (1908-1914)
Yerli ve yabancı girişimcilere Osmanlı toprakları üzerinde pek çok imtiyaz verilmişti. İkinci Abdülhamit'in padişahlığı zamanında verilmesi düşünülen ve verilen imtiyazlar hakkında eleştiri yapılamıyordu. Bu konuda söz hakkı sadece Abdülhamit'e aitti. II. Meşrutiyet'in ilanı ve Meclis-i Mebusan'ın açılması imtiyazlarla ilgili kanunların gerek basında gerekse Mecliste rahatça ifade edilmesine fırsat verdi.Konumuzun temelini II. Meşrutiyet döneminde gündeme gelen Lynch Meselesi, Chester Projesi, Bağdat Demiryolu ve Telefon İmtiyazı oluşturmaktadır. 1908-1914 yılları arasında ele alınan bu konulardan bazıları Abdülhamit döneminden kalmıştı. Bazıları ise II. Meşrutiyet'in ilanı ile gündeme gelmişti. Bağdat Demiryolu imtiyazının temelleri Abdülhamit zamanında atılmıştı. Lynch meselesi Abdülmecid dönemine kadar gidiyordu. Chester Projesi ve Telefon İmtiyazı II. Meşrutiyet'in ilanı sayesinde gündeme gelmişti. Telefon İmtiyazı hariç bahsi geçen diğer imtiyazlar, imtiyaz sahiplerinin ülkelerinin çıkarlarını temsil ediyordu. Bu nedenle Lynch meselesi denildiği zaman Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde bir İngiliz girişiminin yanı sıra Osmanlı-İngiltere ilişkileri de aklımıza gelir. Aynı şekilde Bağdat Demiryolunu Osmanlı-Alman ilişkilerinden ve Chester Projesini Osmanlı-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerinden ayrı düşünmemiz mümkün değildir.Sözü edilen imtiyazlar farklı zamanlarda Meclis-i Mebusan'da görüşüldü. Meclise gelen imtiyaza ilişkin mebusların görüşü, hükümetin tavrı, basının tutumu ve hatta kamunun tepkisi Meşrutiyet ile birlikte gelen özgürlükçü havayı açıkça ortaya koyuyordu. Bu yabancı imtiyazlara karşı takınılan tavırlar ve imtiyazlara ilişkin alınan kararlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerindeki mali yetersizliğini ve büyük güçlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki etkisini bize bir kez daha gösterecektir.
Yerel tarih ve tarih eğitimine katkısı
nsandan uzak, tepeden yazılan tarihçilige yerelligin, yani tarihte yıllar boyu yer verilmeye deger görülmeyen mekan ve insan gibi ögelerin dahil edilmesi çok uzak bir geçmise dayanmamaktadır. Ancak tarihçilige saglayacagı katkılar anlasılmaya baslanmıs olacak ki dünyanın birçok ülkesinde yerel tarih tarihçileri cezbetmis durumdadır. Yerel tarihin getirileri yalnızca tarihçilige sagladıklarıyla sınırlı degildir. Tarih egitiminin Türkiye gibi ülkelerdeki merkeze fazlaca bagımlı, ders kitabı ve ögretmen odaklı ve insan unsurundan uzak görüntüsünü yırtacak önemli getirileri bulunmaktadır. Tarih derslerinde ögrencilere verilen bilgiler yine ögrenciler tarafından kuru ve tadsız en önemlisi de anlamsız olarak görülmektedir. Dolayısıyla da anlamsız olarak algıladıkları bilgileri niçin ögrendiklerini bilmeden ezberlemeye yöneltilmektedirler. Oysa dogru biçimde kazandırılan tarih bilgisinin onlara saglayacagı tarihsel bilinç ve bakıs açısı toplumun bireyleri olmaları açısından da farklı kazanımları bünyesinde barındırır. Topluma çagdas bakıs açısına sahip, çogulcu ve empatik becerileri gelismis, farklılıkları hosgörüyle karsılayan ve barısçı bireyler olarak katılmalarına katkı saglar. Yerel tarihin tarih egitimine yani dolaylı olarak bu kazanımlara saglayacagı katkı azımsanamayacak boyutlardadır. Bu çalısma yerel tarihi tanımlamak, tarihsel süreçteki serüvenini ve tarih egitimine sagladıgı katkıları ortaya koymak amacıyla gerçeklestirilmistir. Arastırmada öncelikle var olan kosulları gözler önüne sermek amacıyla tarih egitiminin amaçları, Türkiye'de bu amaçlara ulasma konusunda yasanan sorunlar ve bu sorunların ortadan kaldırılması amacıyla girisilen iyilestirme çabalarına yer verilmistir. Ardından yerel tarihin ne oldugu, ortaya çıkısı ve gelisim süreci, teması, yerel tarihin en önemli yöntemlerinden biri olan sözlü tarih, yerel tarihin kaynakları, çesitli açılardan ve de egitim yönünden sagladıklarıyla ilgili bilgiler, derse ne sekilde dahil edilecegini gösteren örneklerle yerel tarihe yönelik bazı elestirilere yer verilmistir. Son olarak ise derse yerelligin dahil edilmesi durumunda bunun ögrenciler tarafından nasıl karsılandıgı ve bakıs açılarında ne gibi degisiklikler yarattıgını ortaya koyan bir uygulama bölümü yer almaktadır. Bu bölümde zmir evreninde Amerikan Koleji lise I. sınıf ögrencileri örneklem olarak seçilmistir. Ögrencilerin 2006-2007 egitim ögretim yılı güz döneminde tarih dersinde gerçeklestirdikleri iki aktivite üzerinden görüsleri alınmıstır. Ögrenciler dönem içinde bir aile tarihi projesi hazırlamıslar ve Allianoi-Bergama gezisine katılmıslardır. Aile tarihi projesinde ögrenciler yerel tarihin önemli yöntemlerinden olan sözlü tarihi kullanarak aile büyükleriyle görüsmeler yapmıslar ve onların yasantılarını dönemin tarihsel olaylarıyla baglantılı biçimde ortaya koymuslardır. Allianoi-Bergama gezisinde ise tarih derslerinde isledikleri ilkçag uygarlıklarının besigi durumundaki tarihsel mekanları görme sansı elde etmislerdir. Bu aktiviteler sonrasında ise ögrencilerin tarih derslerine yönelik düsüncelerinde meydana gelen degisimler yöneltilen sorulara alınan yanıtların belirli kategorilere ayrılması yoluyla tablolastırılmıs ve bulgular yorumlanmıstır.
II. Meşrutiyet Döneminde İttihat ve Terakki`nin eğitim politikası ve İzmir
Platon'dan Konfiçyüs'a kadar kendi ekollerini oluşturmuş pek çok filozof, ileri bir toplumun ancak erdemli yöneticiler sayesinde varolabileceğim düşünmüşler ve yöneticilere bu erdemin kalıtsal yollardan değil ancak eğitimle verilebileceğine inanmışlardır. Eğitim, üst tabakaya olduğu kadar yönetilenlere de farklı gayelerle ama aynı metotlarla uygulanmaya çalışılmıştır. Yani yöneticiler, sahip oldukları fikirsel iklime halklarını uydurmaya çalışmışlardır. Geçmişten günümüze değin bu ilkeler her devlette görüldüğü üzere Osmanlı Devleti'nde de böyleydi. Osmanlı Devleti, yükseliş devrinden itibaren bu alandaki çalışmalarını medrese bünyesinde oldukça profesyonel bir şekilde gerçekleştirirken, kurduğu Enderun mekanizmasıyla İbn-i Haldun'un bürokrasi şablonuna gönderme yaparcasına aynı teknikleri uygulamaya geçirdiğini görüyoruz. 17. ve 18. yy. 'lar bu sistemin iç ve dış etkenler sonucu aşınması nedeniyle 19. yy'dan günümüze değin bu yapının tadilatıyla geçirilmiştir. Bu süreç içerisinde eğitimin payı yadsınamaz bir konuma gelmiştir. Bilhassa, Tanzimat döneminde daha sonraki yeniliklerin kapısını aralayacak Tıbbiye, Harbiye ve Mülkiye gibi memur kadrolarına kalifiye personel yetiştirecek eğitim kurumları açılmıştır. I. Meşrutiyet dönemi, açılan bu okulların taşraya kadar uzanan geniş bir yelpazede çoğaltıldığı ve Osmanlılık çatısının bu sayede daha da sağlamlaştınlacağı düşüncesinin hakim olduğu bir devir olarak ortaya çıkmaktadır. 1908 devrimiyle meşrutiyetin ilanı bile azınlıkların Osmanlı'dan kopuşunu engelleyememiştir. Bu durum, daha önce birlik yönünde yapılan faaliyetlerin, eğitime yüklenen bu anlamları tam da karşılayamadığını göstermekteydi. Jön Türkler son bir umutla İmparatorluğun tüm unsurlarının beraber öğretim göreceği eğitim kurumlarının yaygınlaştırılmasına çalıştılar. Fakat bu düşünce 1913 hezimetiyle boşa çıktıktan sonra "millet-i hakime" olarak gördükleri kendi tebaalarına saf ulusçu bir eğitim vermeye yöneldiler. I. Dünya ve Kurtuluş Savaşı'nda yaşananlar bunu pekiştirerek Cumhuriyet döneminde modernleşme ve batılılaşma yolunda atılacak adımlarda eğitim kurumlarının rolünü belirledi.
Reji idaresi (1908-1925)
Dünyanın en yaygın alışkanlığı olan tütün tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğunda da kısa süre içerisinde yaygın bir tutku haline dönüşmüştü. Ülkede değişik grupların farklı tepkileriyle karşılanan tütün uzun yıllar imparatorluk idarecileri tarafından ekonomik yönden değerlendirilmemiştir. 1883 yılında tütün geliri Osmanlı dış borçlarına karşılık olmak üzere, Duyun-u Umumiye'yle yapılan anlaşmalarla tekel işletmesi olarak kurulan Reji İdaresi'ne (Müşterek Menfaa İnhisar-ı Duhan-ı Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye) verilmiştir. Reji'nin gelirinden Duyun-u Umumiye'ye sabit bir pay aktarıldıktan sonra Osmanlı Devleti ile belirlenen oranlarda karının paylaşılması esaslarında anlaşılmıştır. Kar payının paylaşımı esasına dayandırılmış olması, Osmanlı Hükümeti tarafından da destekleneceği kanısını ortaya çıkarmıştı.Ancak Reji'nin tütün ekim alanlarına kısıtlama getirmesi, çiftçinin tütününü koyacağı depolan yeterli sayıda inşaa ettirememesi, iç piyasaya kalitesiz tütün sunması, Reji çalışanlarının çoğunluğunun gayr-i müslim oluşu ve üreticiye iyi davranmaması, fiyatlandırma ve tartı işlemlerinde üreticiyi tatmin etmemesi gibi sebepler tütün kaçakçılığını doğurmuş; Reji İdaresi'nin kaçakçılığı kendi kolcu kadrosuyla önleme faaliyeti, köylüyle Reji arasındaki çatışmayı büyütmüştü ki bu durum Osmanlı hükümetinin tutumunda da kararsızlıklar ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Üretici, yabancı bir şirketin tütün üretimlerinin her aşamasında kendilerine karışmasını kabullenememekteydi. Reji İdaresi ise maliyetin artmasının kaçakçılığı önleme masraflarından kaynaklandığını ifade ederken, kaçakçılıkla mücadelede yeterli desteği sağlayamayan Osmanlı Devletini suçluyordu.Devlet içinde devlet gibi örgütlenen bir şirket Osmanlı Devleti ve tütün üreticileri için bir an önce kurtulması gereken büyük bir sorun haline dönüşmüştü.Bu sorun II. Meşrutiyet idarecilerince sorgulanmasına rağmen, ülkenin içinde bulunduğu savaş koşulları Reji'nin kaldırılmasını önlediği gibi, imtiyaz süresinin uzatılmasına da ortam hazırlamıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın başlatmış olduğu bağımsızlık mücadelesi içerisinde ekonomik bağımlılıklar da ele alınmıştı. Nitekim tütün üretiminden pazarlanmasına kadar her aşamada üreticinin karşısına çıkan Reji de 1923 İzmir İktisat Kongresi'nde ele alınıp, kaldırılmasının gerekliliği kabul edilmişti. Reji inhisarının kaldırılması karan 1924 yılında şirket yetkililerine bildirilerek, 4 Mart 1925 yılında da Hükümet inhisarı şekline dönüştürülerek millüeştirilmişti. VI
İlkokulda oyunla öğretimin öğrencilerin kişilik özelliklerine yansıması
İnsanlığın neredeyse başlangıcından beri sürdürdüğü bir pratik olan oyun, yaşamın içinde başlamakta ve her dönemde değişerek sürmektedir. Oyun, çocuğun yaşadığı dünyayı ve çevresini anlamlandırması ve farkına varmasında çok önemli bir araçtır. Bundan dolayı önemini kaybetmeye başlayan geleneksel oyunların yeniden yaşatılması, gelecek nesillere aktarılması ve dolayısıyla oyunla öğretim uygulaması önem taşımaktadır. Bu araştırmayla da ilkokulda oyunla öğretimin öğrencilerin kişilik özelliklerine yansımasını belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma deseninde çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak da anket ve gözlem kullanılmıştır. Anket yoluyla öğrencilerin oyunları bilme durumları, oynama durumları ve oyunları öğrenme kaynaklarının neler olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin oyunlardaki kişilik özelliklerine ilişkin bilgiler ise gözlem yoluyla toplanmıştır. Araştırmayı 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Sancaktepe ilçe milli eğitim müdürlüğüne bağlı bir ilkokula devam eden 40 tane 3. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, geleneksel ve modern çocuk oyunlarının öğrencilerin kişilik özellikleri üzerinde olumlu yansımaları olduğu, bazı kişilik özelliklerinin daha çok geleneksel oyunlardan, bazı kişilik özelliklerin ise modern oyunlardan etkilendiği görülmüştür. Oyunların bilinirlik seviyelerinde de artış olmuştur. Oyunlar ders kazanımlarına uyarlanarak işlenmiş ve böylece öğrencilerin derse karşı ilgilerinin de arttığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: İlkokul, Oyunla öğretim, Geleneksel oyunlar, Modern oyunlar, Kişilik gelişimi.