Çukurova University
Anabilim Dalı

Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı

Çukurova University

4.303

Arşivlenen Tez

5

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3-6 yaş arasında çocuğu olan babaların duygu düzenleme becerileri ve babalık rolü algısı ile çocuğun duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan babaların babalık rolü algıları ile ebeveyn duygu düzenleme becerilerinin çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma yaşları 24 ile 58 arasında değişen ve ülkenin farklı yerlerinde ikamet etmekte olan 305 baba ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada babaların babalık rolü algılarına ilişin veriler 'Babalık Rolü Algı Ölçeği' (Kuzucu, 1999), babaların ebeveyn duygu düzenleme becerilerine ilişkin veriler 'Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeği' (Gültekin Ahçı, Akdeniz, Harmancı, Akaroğlu ve Seçer, 2020) , çocukların duygu düzenleme becerilerine ilişkin veriler 'Duygu Düzenleme Ölçeği' (Batum ve Yağmurlu, 2007) ve katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin veriler araştırmacı tarafından bu araştırma kapsamında oluşturulmuş 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilmiş olan veriler SPSS 24.0 paket programıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu, T Testi ve Çoklu Regresyon kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda babaların duygu düzenleme becerileri ile babalık rolüne ilişkin algıları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Babaların duygu düzenleme becerileri ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye bakıldığında ise babaların duygu düzenleme becerileri ile Değişkenlik/Olumsuzluk arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunduğu, Duygu Düzenleme Kontrol ile arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Babaların babalık rollerine ilişkin algıları ile çocukların duygu düzenleme becerilerinden Değişkenlik/Olumsuzluk ile arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Bunun yanında babanın babalık rolüne ilişkin algılarının ve babaların duygu düzenleme becerilerindeki yetkinlik düzeylerinin çocuğunun cinsiyetine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak çocukların duygu düzenleme becerileri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Babaların duygu düzenleme beceri düzeyleri ile babalık rolü algılarının Değişkenlik/Olumsuzluk'u yordamasına ilişkin yapılmış olan çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise babanın çocuğunun duygularından kaçınıyor olması Değişkenlik/Olumsuzluk'u pozitif yönde anlamlı olarak yordarken, babanın çocuğunun duygularını yönelmesi ve babaların babalık rolü algısı negatif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Babaların duygu düzenleme beceri düzeyleri ile babalık rolü algılarının Duygu Düzenleme Kontrol'ü yordamasına ilişkin yapılmış çoklu regresyon analizi incelendiğinde Babanın çocuğunun duygularına yöneliyor olması, babanın kendi duygularını ve çocuğunun duygularını kabul etme düzeyi ve babalık rolüne ilişkin algısı Duygu Düzenleme Kontrol'ü pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler:Babalık, babalık rolü, duygu düzenleme, baba çocuk ilişkisi

BabalarDuygu düzenlemeEbeveynlik rolleri+5
Gizem Gökpınar
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Psikolojik ilk yardım eğitim programının psikolojik danışmanların krize müdahalede kullandıkları başa çıkma stratejileri üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı, Psikolojik İlk Yardım Eğitim Programının (PİYEP) psikolojik danışmanların psikolojik ilk yardım başarı edimleri ve krize müdahalede kullanılan başa çıkma stratejileri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, Milli Eğitim Bakanlığı Psikososyal Müdahale Ekibinde yer alan psikolojik danışmanların psikolojik ilk yardım(PİY) eğitimine ilişkin görüşleri odak grup görüşmesi aracılığı ile incelenmiştir. Ardından psikolojik ilk yardım eğitimine ilişkin sahadaki ihtiyaçları ortaya çıkarmak amacıyla psikolojik danışmanlara doküman analizi için çevrim içi form uygulanmıştır. Odak grup görüşmesi ve doküman analizi çalışmasından elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili yaklaşımlar ve araştırma bulgularından hareketle psikolojik danışmanlara yönelik Psikolojik İlk Yardım Eğitim Programı geliştirilmiştir. Eğitim programı, araştırmacı tarafından farklı yaklaşım ve modeller eklektik ve sistematik bir şekilde bir araya getirilerek geliştirilmiştir. İkinci aşamada, eğitim programının psikolojik danışmanların psikolojik ilk yardım başarı edimleri ve krize müdahalede kullanılan başa çıkma stratejileri üzerindeki etkisini incelemek için deneysel araştırma desenlerinden ön test-son test-izleme kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Birinci aşamada gerçekleştirilen nitel araştırmada; odak grup görüşmesine 4'ü kadın ve 7'si erkek 11 psikolojik danışman katılmıştır. Doküman analizinde ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 18 kadın (%62.1) ve 11 erkek (%37.9) olmak üzere toplam 29 kişi katılmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırmanın çalışma grubunu belirlemede kriter örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 19 ve kontrol grubunda 14 olmak üzere toplam 33 psikolojik danışman ile gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen nicel araştırmada veriler Psikolojik İlk Yardım Başarı Testi (PİYBT) ve Krize Müdahalede Kulanılan Başa Çıkma Stratejileri Envanteri (KMKBÇSE) ile toplanmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında gerçekleştirilen nitel araştırmalarda elde edilen nitel veriler, içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. İkinci aşamadaki nicel araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Fridman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasındaki odak grup görüşmesinden elde edilen bulgular; "(1) Psikolojik İlk Yardım (PİY) eğitiminin sağladığı destek, (2) PİY için eksiklik hissedilen alanlar, (3) programa ilişkin öneriler ve (4) PİY eğitiminde dikkat edilmesi gerekenler olmak üzere dört kategori altında toplanmıştır. Doküman analizinde elde edilen bulgular ise; (1) kriz anı ve hemen sonrasında uygulanan müdahaleler, (2) yaşanan güçlükler, (3) yaşanan güçlüklerle baş etme yöntemleri, (4) ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriler, (5) psikolojik ilk yardım eğitimine ilişkin ihtiyaçlar olmak üzere beş kategori altında toplanmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırma sonucunda; eğitim programının katılımcıların psikolojik ilk yardım başarı edimi düzeyini artırmada ve krize müdahalede kullanılan başa çıkma stratejileri ve alt boyutları üzerinde etkili olmadığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Psikolojik ilk yardım, psikolojik ilk yardım eğitimi, psikolojik ilk yardım başarı edimi, krize müdahale, krize müdahalede kullanılan başa çıkma stratejileri, karma desen araştırması.

Psikolojik travmaToplumsal travmaÖnleyici müdahale+1
İrem Şahin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn kabulü/reddi ve kişilerarası bağımlılık arasındaki ilişkide kendini kabulün aracı rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn reddi, kendini kabul (koşullu/koşulsuz) ve kişilerarası bağımlılık arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkilerin incelenmesi ve bu sayede, algılanan ebeveyn reddi ile kişilerarası bağımlılık arasındaki ilişkide kendini kabulün (koşullu/koşulsuz) aracı bir role sahip olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nin Eğitim ve Fen Edebiyat Fakültelerinde öğrenim görmekte olan, yaşları 17-32 arasında değişen 303'ü kadın, 172'si erkek toplam 475 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde, katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, algılanan ebeveyn reddini ölçmek için Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği-Yetişkin Kısa Formu, koşullu kendi kabul ve koşulsuz kendini kabulü ölçmek için Koşulsuz Kendini Kabul Ölçeği, kişilerarası bağımlılığı ölçmek için de Kişiler Arası Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Tüm analizler, R alt yapısını ve paketlerini kullanan Jamovi istatistik programında gerçekleştirilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkileri test etmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Algılanan ebeveyn reddi ile kişilerarası bağımlılık arasındaki ilişkide koşulsuz kendini kabul ve koşullu kendini kabulün aracı rolüne ilişkin analizler yapısal eşitlik modellemesi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; ebeveynlerden algılanan red ile koşullu kendini kabul arasında pozitif yönlü bir ilişki; koşulsuz kendini kabul arasında ise negatif yönlü bir ilişki elde edilmiştir. Kişilerarası bağımlılık ile ebeveynlerden algılanan red arasında pozitif yönlü bir ilişki elde edilmiştir. Koşullu kendini kabul ile kişiler arası bağımlılık arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki; koşulsuz kendini kabul ile kişilerarası bağımlılık arasında orta düzeyde negatif bir ilişki elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda hem anneden hem de babadan algılanan reddin kişilerarası bağımlılık üzerinde kendini kabul (koşullu/koşulsuz) aracılığıyla olan spesifik dolaylı etkisinin pozitif ve anlamlı olduğu elde edilmiştir. Elde edilen bu bulgular literatür kapsamında tartışılmış ve yorumlanmıştır. Daha sonra yapılacak çalışmalara yönelik uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn kabul/reddi, kendini kabul (koşulsuz/koşullu), kişilerarası bağımlılık

Ebeveyn kabul veya reddiKendini kabulKişiler arası bağımlılık+2
Seda Demirel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin mesleki etik ve sınıf yönetimine karşı tutumlarının çeşitli değişkenler açısından karşılaştırılması ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi

Sınıf öğretmenlerinin mesleki etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile sınıf yönetimine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan bu araştırma yakınsayan paralel desenin izlendiği bir karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Seyhan, Çukurova, Sarıçam ve Yüreğir) devlet ve özel ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi küme örnekleme yöntemiyle belirlenmiş, kümeler devlet ve özel okullar olarak kabul edilmiştir. Araştırma verilerini toplamak için Mesleki Etik İlkeler Ölçeği, Sınıf Yönetimine Yönelik Tutum ve İnanç Ölçeği (SYTİÖ), araştırmacı tarafından geliştirilen Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar ve yaz, nitel verileri ise 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz dönemlerinde toplanmıştır. Bu süreçte ilk olarak Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü' nden gerekli resmi izinler alınmıştır. Daha sonra okullara gidilerek okul müdür ya da yardımcılarına araştırma ile ilgili bilgi verilmiştir. Veri toplama araçları okul müdürlerinin uygun gördüğü okullarda araştırmacı, diğer okullarda ise müdür yardımcıları ve rehber öğretmenlerin yardımlarıyla örneklemdeki okullarda görev yapan tüm öğretmenlere ulaştırılmış, araştırmaya katılımda gönüllük esas alınmıştır. Araştırmanın nicel bölümüne 376 kadın ve 189 erkek olmak üzere toplam 565 öğretmen katılmış, ancak analizler veri toplama araçlarını geçerli bir şekilde dolduran 499 öğretmenin verileri üzerinde yapılmıştır. Öğretmenlerin 338' i kadın, 161'i erkektir. Araştırmanın nitel verileri gönüllük esasına dayalı olarak belirlenen 14 öğretmenle (13 kadın, bir erkek) yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma) ve dağılımlar normal dağılım göstermediği için Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda öğretmenlerin mesleki etik ilkeleri (topluma, okula, mesleğe, meslektaşlara, öğrencilere ve velilere yönelik mesleki etik ilkeler) tamamen benimsedikleri saptanmıştır. Cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma, mezun olunan fakülte, hizmet yılı, görev yapılan okuldaki hizmet süresi, derse girdikleri sınıf düzeyi, sınıf mevcudu ve etik konusunda herhangi bir eğitim alma/almama durumu öğretmenlerin mesleki etik ilkeleri benimseme durumlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmamıştır. Bununla birlikte özel okullarda görev yapan öğretmenlerin topluma, mesleğe, meslektaşlara ve velilere; orta sosyoekonomik düzey çevrelerdeki okullarda görev yapan öğretmenlerin de mesleğe, meslektaş ve öğrencilere yönelik etik ilkeleri benimseme düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Meslektaş görüşlerine göre sınıf öğretmenleri topluma, okula, mesleğe ve meslektaşlara yönelik etik ilkelere "büyük ölçüde"; öğrencilere ve velilere yönelik etik ilkelere ise "tamamen" uymaktadırlar. Cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, mezun olunan fakülte, görev yapılan okuldaki hizmet süresi, derse girilen sınıf düzeyi, sınıf mevcudu ve etik konusunda herhangi bir eğitim alma/almama değişkenleri öğretmenlerin meslektaşlarının mesleki etik ilkelere uyma durumlarına ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılık yaratmamıştır. Ancak 11-20 yıl arasında hizmet yılına sahip ve 40 yaş üzerinde olan öğretmenlerin meslektaşlara; özel okullarda görev yapan öğretmenlerin mesleğe, öğrencilere ve velilere; orta sosyoekonomik çevrelerdeki okullarda görev yapan öğretmenlerin de topluma, mesleğe, meslektaşlara ve öğrencilere yönelik mesleki etik ilkelere uyma açısından meslektaşlarını daha olumlu algıladığı saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular öğretmenlerin sınıf yönetimine yönelik tutum ve inançlarının öğretimin yönetiminde müdahaleci, insan ve davranış yönetiminde ise etkileşimci olduğunu göstermiş, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin insan yönetiminde daha müdahaleci olduğu saptanmıştır. Sonuçlar öğretmenlerin mesleki etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile öğretimi yönetme tutumları arasında düşük düzeyde pozitif; topluma, meslektaşlara ve velilere yönelik etik ilkelere benimseme düzeyleri ile insanlara yönelik tutumları arasında düşük düzeyde negatif yönde ilişki olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin mesleki etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile davranış yönetimine yönelik tutumları arasında ise anlamlı bir ilişki yoktur. Etik ve mesleki etik kavramlarına yükledikleri anlamlar birbiriyle örtüşmüş, öğretmenler mesleki etiği tanımlarken çoğunlukla dürüst olma, öğretmene yakışan şekilde davranma, olumlu davranma vb.) soyut kavramlar üzerinde durmuş, bu davranışların profesyonel olarak içerdiği somut davranışlara nadiren değinmişlerdir. Çoğunlukla öğrencilere, mesleğe ve topluma yönelik etik ilkeler üzerinde duran katılımcılar meslektaşlara ve velilere yönelik etik ilkelere nispeten daha az değinmişlerdir. Öğretmenlere göre öğrenci ve velilere karşı kaba bir dil kullanma, ölçüsüz disiplin, tutarsızlık, meslektaşlarla iletişim kurmama ve görevleri yerine getirmeme meslektaşlarında gözlemledikleri etik dışı davranışlardır. Sınıf yönetim tutumlarını çoğunlukla etkileşimci olarak tanımlayan öğretmenlerin etik anlayışlarının gelişmesine kişisel özellikler ve mesleki deneyimlerin etkili olduğu saptanmıştır. Sınıf yönetim anlayışlarının gelişmesinde etkili olan faktörler mesleki deneyimlerin yanı sıra hizmet öncesi alınan eğitimler ve model alınan öğretmenler olmuştur. Öğretmenlerin etik ikilemleri genellikle insan ve davranış yönetimiyle ilgili olmuş, öğretmenlerde etik anlayışın gelişmesi için etkili etik eğitimi (hizmet öncesi ve hizmet içi) vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmenlik meslek etiği, sınıf yönetimine yönelik tutum ve inançlar, ilkokul, sınıf öğretmeni

EtikMeslek ahlakıPedagojik inanç+5
Neşe Kayrın
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkide benlik değişimi ve ilişki doyumu: Benlik saygısının aracı rolü

Bu araştırmada, genç yetişkinlerin romantik ilişkisinde yaşadıkları benlik değişimi ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolü incelenmiştir. Araştırma, çevrim içi ortamda ulaşılan 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenimine devam etmekte olan 589 lisans ve lisansüstü öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Yaş ortalaması 24.97 olan katılımcıların 212'si (%36) erkeklerden, 377'si (%64) kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmada genç yetişkinlerin romantik ilişkisinde yaşadıkları benlik değişimine ilişkin veriler 'Türkçe Romantik İlişkilerde Benlik Değişimi Ölçeği'(Dinçer, 2017), ilişki doyumun ilişkin veriler 'İlişki İstikrar Ölçeği'(Büyükşahin, Hasta ve Hovardaoğlu, 2005), benlik saygısına ilişkin veriler 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'(Çuhadaroğlu, 1986) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler Pearson Momentler Çarpım Korelasyon analizi ve Process Macro 4.1 kullanılarak aracılık analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular araştırmanın hipotezlerini destekleyerek değişkenler arasında anlamlı ilişkilerin varlığını ortaya koymuştur. Araştırmanın sonucunda ilişki doyumu ve benlik saygısı değişkenlerinin, benlik değişiminin alt boyutları olan benlik genişlemesi ve benlik budanması ile pozitif yönde anlamlı düzeyde, benlik değişiminin diğer alt boyutları olan benlik daralması ve benlik kirlenmesi ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizleri sonucunda ise benlik saygısının benlik değişimin alt boyutları olan benlik genişlemesi, benlik daralması, benlik budanması ve benlik kirlenmesi ile ilişki doyumu arasında aracılık rolü oynadığı bulgulanmıştır. Sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılarak, araştırmaya ve uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Benlik değişimiBenlik genişlemesiBenlik saygısı+3
Büşra Balcı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin küresel çevre sorunları farkındalıkları ile eleştirel düşünme ve bilimsel süreç becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması

Araştırmanın amacı ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin hazırlanan öğretim etkinlikleri yoluyla küresel çevre sorunları farkındalıklarını, eleştirel düşünme ve bilimsel süreç becerilerinin nasıl geliştirebileceği, uygulamada ne tür sorunlarla karşılaşılabileceği ve bu sorunların nasıl giderilebileceğinin ayrıntılı olarak incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışma eylem araştırması olarak tasarlanmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Ölçüt olarak öğrencilerin alt sosyo-ekonomik düzeyde yer alan bir bölgede yaşıyor olmaları, 7. sınıfa gidiyor olmaları ve araştırma konusu ile ilgili eksikliklerinin olması belirlenmiştir. Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan bir ortaokulda 2020-2021 eğitim öğretim yılı yaz dönemi telafi eğitimlerinde ders alan 10 adet 7. sınıf öğrencisi ile yürütülen araştırma 4 hafta süreyle 35 ders saatinde tamamlanmıştır. Araştırmada mevcut durum analizinde görüşme formu, eleştirel düşünme becerisi testi ve bilimsel süreç becerileri testi kullanılarak nitel ve nicel veriler toplanmıştır. Nitel veriler içerik analizi ile ve nicel veriler IBM SPSS Statistics 22 programı ile değerlendirilmiştir. Uygulama sürecinde ise rubrikler, öğrenci çalışmaları ve araştırmacı günlükleri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak nitel veriler toplanmış, verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için, uzun süreli etkileşim, uzman görüşü, çeşitleme ve ayrıntılı betimleme kullanılmıştır. Mevcut durum analizinde öğrencilerin küresel çevre sorunları olan sera etkisi, küresel ısınma ve iklim değişikliği farkındalıklarının yetersiz olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin geliştirilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Öğrencilerin çalışmalarından ve görüşme sorularına verilen yanıtlardan öğrencilerin küresel çevre sorunları farkındalıklarının uygulanan öğretim etkinlikleri sonucunda geliştiği belirlenmiştir. Öğretim etkinliklerinin uygulanması sürecinde eleştirel düşünme becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin alt boyutları rubrikler yoluyla puanlanmış ilk durum ile son durum karşılaştırılarak öğrencilerin alt boyutlara ilişkin gelişimleri incelenmiştir. Öğrencilerin tamamının eleştirel düşünme becerilerinden tanımlama ve açıklama becerisini tam olarak doğru kullanabildikleri belirlenmiştir. Diğer alt becerilerin ise geliştiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan uygulama sonrasında bilimsel süreç becerilerinin alt boyutlarından değişken belirleme, grafik okuma ve hipotez kurma becerileri kısmen gelişmiştir. Araştırma planlama becerisinde belirgin bir gelişme sağlanamamıştır. Deney tasarlama becerilerinin ise araştırma planlama becerisine göre daha çok geliştiği belirlenmiştir. Araştırma sonunda uygulanan öğretim tasarımının küresel çevre sorunu farkındalıklarının, eleştirel düşünme becerilerinin ve bilimsel süreç becerilerinin gelişmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin yapılan etkinliklere karşı olumlu düşüncelere sahip oldukları ve eğitimin daha çok öğrenciye ulaştırılmasını istedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Küresel çevre sorunları farkındalığı, Eleştirel düşünme becerisi, Bilimsel süreç becerisi, Eylem araştırması

Bilimsel süreçEleştirel düşünceEylem araştırması+5
Ayşe Gül Özbilen
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çiftlerin evlilik kalitesinin, bağlanma yaralanmaları ve stresle çift olarak baş etme değişkenleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, bağlanma yaralanmaları ve stresle çift olarak baş etme değişkenlerinin evlilik kalitesini ne derecede yordadığını belirlemektir. Araştırmaya en az bir yıllık evliliğe sahip 489 kişi (194 erkek, 295 kadın) katılmıştır. Araştırmada Evlilik Kalitesi Ölçeği, Evlilikte Bağlanma Yaralanmaları Ölçeği, Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri ve katılımcılara yönelik sosyodemografik bilgileri elde etmek için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni evlilik kalitesi, yordayıcı değişkenleri ise bağlanma yaralanmaları alt boyutları olan bağlanma ve travma ile stresle çift olarak baş etme alt boyutları olan eş destekleyici ikili baş etme, duygu odaklı ortak baş etme, problem odaklı ortak baş etme, eş negatif baş etme ve kendi negatif baş etmedir. Araştırmada bağlanma yaralanmaları ve stresle çift olarak baş etme alt boyutları olan yordayıcı değişkenlerin evlilik kalitesini ne derecede yordadığını tespit edebilmek için Standart Regresyon Analizi, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Evlilik kalitesinde; cinsiyet, eğitim düzeyi, evlenme biçimi, çocuk sayısı ve evlilik yılı gibi sosyodemografik özelliklere göre farklılaşmanın olup olmadığını tespit etmek için Mann Whitney U-Testi ve Tek Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA) tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 23.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın amaçları kapsamında yapılan Standart Regresyon Analizi sonuçlarına göre eş destekleyici ikili baş etme, bağlanma, duygu ve problem odaklı ortak baş etme, kendi negatif baş etme, eş negatif baş etme değişkenleri çiftlerin evlilik kalitesini anlamlı şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Travma değişkeninin ise evlilik kalitesinin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı belirlenmiştir. Sosyodemografik özelliklere göre yapılan analizler sonucunda ise evlilik kalitesi ile çocuk sayısı ve evlilik yılı arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanırken, evlilik kalitesi ile cinsiyet, evlenme biçimi ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında değerlendirilerek, ileride yapılacak çalışmalarda araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Evlilik, evlilik kalitesi, bağlanma yaralanmaları, stresle çift olarak baş etme.

BağlanmaBağlanma yaralanmalarıEvli çiftler+6
Betül Mamatoğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin sosyal medya beğenilmeme korkusu üzerinde sosyal kaygı ve mükemmeliyetçi benlik sunumunun rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı lise öğrencilerinde mükemmeliyetçi benlik sunumu, sosyal kaygı ve sosyal medya beğenilmeme korkusu arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırma Adana ilinde Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. Sınıf öğrencilerinden oluşan 632 öğrencinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Toplam 7 farklı liseden veriler toplanmıştır; bunların 6'sı Anadolu Lisesi, 1'i Kız İmam hatip Anadolu Lisesidir. Ergenlerde mükemmeliyetçi benlik sunumuna dair veriler "Çocuk ve Ergenlerde Mükemmeliyetçi Benlik Sunumu Ölçeği" (Akın ve Akın, 2012); ergenlerde sosyal kaygıya dair veriler "Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği" (Aydın ve Sütçü, 2007) ve ergenlerde sosyal medya beğenilmeme korkusuna dair veriler "Sosyal Medya Beğenilmeme Korkusu Ölçeği" (Söner ve Yılmaz, 2019) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada, ergenlerde mükemmeliyetçi benlik sunumu, sosyal kaygı ve sosyal medya beğenilmeme korkusunun cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu; mükemmeliyetçi benlik sunumu ve sosyal kaygının, sosyal medya beğenilmeme korkusunu yordayıp yordamadığını test etmek için ise çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre mükemmeliyetçi benlik sunumu, sosyal kaygı ve sosyal medya beğenilmeme korkusu arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki elde edilmiştir. Mükemmeliyetçi benlik sunumu ve sosyal kaygının, sosyal medya beğenilmeme korkusunu yordayıp yordamadığını belirlemek için yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucunda mükemmeliyetçi benlik sunumu ve sosyal kaygının bütün alt boyutlarının sosyal medya beğenilmeme korkusu ölçeği toplam puanını anlamlı düzeyde açıkladığı görülmektedir. Regresyon kat sayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde sosyal kaygı alt ölçeklerinden yalnızca olumsuz değerlendirilme korkusu alt boyutunun; mükemmeliyetçi benlik sunumunun ise bütün alt boyutlarının sosyal medya beğenilmeme korkusu ölçeği toplam puanını anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Kız ergenler üzerinde yapılan regresyon analizlerine göre mükemmeliyetçi benlik sunumu ve sosyal kaygının bütün alt boyutlarının sosyal medya beğenilmeme korkusu toplam puanını anlamlı düzeyde açıkladığı görülmektedir. Regresyon kat sayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde kız ergenlerde sosyal kaygı alt boyutlarından yalnızca olumsuz değerlendirilme korkusunun; mükemmeliyetçi benlik sunumun alt boyutlarından ise mükemmeliyetçi öz yükseltme ve hatanın söylenmemesinin sosyal medya beğenilmeme korkusunun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Erkek ergenler için yapılan regresyon analizi sonucuna göre ise mükemmeliyetçi benlik sunumu ve sosyal kaygının bütün alt boyutlarının sosyal medya beğenilmeme korkusu toplam puanını anlamlı düzeyde açıkladığı görülmektedir. Regresyon kat sayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde erkek ergenlerde sosyal kaygı alt boyutlarından olumsuz değerlendirilme korkusu ve yeni durumlarda korku ve huzursuzluğun sosyal medya beğenilmeme korkusu toplam puanının anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Ayrıca yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre sosyal medya beğenilmeme korkusunu kız öğrencilerin sosyal kaygının bütün alt boyutlarında ve mükemmeliyetçi benlik sunumunun mükemmeliyetçi öz yükseltme ve hatanın gizlenmesi alt boyutlarında daha fazla açıkladığı; erkek öğrencilerin yalnızca mükemmeliyetçi benlik sunumunun hatanın söylenmemesi alt boyutunda sosyal medya beğenilmeme korkusunu daha fazla açıkladığı görülmektedir.

Benlik sunumuErgenlerLise öğrencileri+4
Cansu Yalçın Şahin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerin ayrılma bireyleşme düzeyi ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı genç yetişkin bireylerin ayrılma bireyleşme düzeyleri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını incelemek ve cinsiyet, eğitim düzeyi, anne eğitim düzeyi ile baba eğitim düzeyi sosyodemografik değişkenlerine göre ayrılma bireyleşme düzeyleri ile toplumsal cinsiyet rol tutumlarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşamakta olan 506 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Ayrılma Bireyleşme Envanteri", "Toplumsal Cinsiyet Rol Tutum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış ve analiz sürecinde Basit Regresyon, t-Testi ve Tek Yönlü Varyans (ANOVA) analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgularda toplumsal cinsiyet rol tutum toplam puanı, eşitlikçi, kadın, evlilikte ve geleneksel cinsiyet rolü puanı ile ayrılma bireyleşme envanteri toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir ve ayrılma bireyleşme düzeyini anlamlı olarak yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Erkek cinsiyet rolü puanı ile ayrılma bireyleşme envanteri toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrılma bireyleşme düzeyinin eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığına fakat cinsiyet ve anne eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların; cinsiyet ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, eğitim düzeyi ve anne eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılmıştır.

Ayrıl-birleş tekniğiCinsiyet rolleriGenç yetişkinler+4
Hicret Çiftçioğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik aşktan kopma deneyimi: Yorumlayıcı fenomonolojik bir araştırma

Bu araştırma, romantik aşktan kopma deneyimini yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemiyle inceleyen nitel bir araştırmadır. Araştırmaya romantik aşktan kopma deneyimini yaşantılamış Türkiye'nin farklı şehirlerinden evli olmayan 10 katılımcı ( 5 erkek, 5 kadın) dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler ise MAXQDA programında analiz edildikten sonra temalar halinde sunulmuştur. Nitel analiz bulguları ise Freud'un ve Lacan'ın psikanalitik teorileri bağlamında yorumlayıcı bir okumaya tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda katılımcıların romantik aşktan kopma deneyimine ilişkin yaşantıları dört ayrı boyut temelinde on sekiz temada toplanmıştır. Deneyimin süreç boyutunda (1) kademeli düşüş, (2) değişim noktası, (3) geri dönüş yok temaları ortaya çıkmıştır. Deneyime eşlik eden duygu, düşünce, davranış ve algılara ilişkin bulgular ise (1) kayıp, (2), karşılıksız emek, (3) duygusal mücadele, (4), sorgulama/yapılandırma, (5) acı, (6) sorun olmamış sorunlar temaları altında toplanmıştır. Deneyimin anlam ve önemine ilişkin bulgular ise (1) zarar, (2) duygusal yıpranma, (3) inanç kaybı, (4) öğrenme ve (5) bir değişiklik olmaz adlı temalarda bir araya getirilmiştir. Katılımcıların deneyimin ardından gelecekteki olası aşk ilişkilerine ilişkin bulgular ise (1) anlamlı rastlantısal karşılaşma, (2) karşılıklı emek ve (3) aşk bir daha olmaz temalarında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Romantik aşktan kopma, yorumlayıcı, fenomenolojik, Freud, Lacan, psikanaliz, emek.

Mihriban Karadağoğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile bütünlüğü olmayan ergenlerde algılanan sosyal destek düzeyi ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma aile bütünlüğü olmayan ergenlerde aile, öğretmen ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek düzeyleri ve yaşam doyumu düzeyleri arasında ilişkiyi incelemiştir. Araştırmanın çalışma grubu Hatay İli İskenderun ilçesinde lise öğrenimine devam eden 9.10.11 ve 12. Sınıfta okuyan 57 boşanma, 36 ayrı yaşama ve 22 ölüm nedeniyle aile bütünlüğü olmayan 115 ergenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak için Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) (Diener, 1985), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Yıldırım, 1997) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu kapsamda demografik değişkenlere göre katılımcıların yaşam doyumu ve algılanan sosyal destek düzeylerini karşılaştırmak için parametrik testlerden bağımsız örneklemlerde t testi ve tek yönlü varyans analizi, non-parametrik testlerden Kruskall-Wallis H Testi ve Mann-Whitney U Testi, yaşam doyumu ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkiyi incelemek için pearson momentler çarpımı korelasyon analizi, yaşam doyumu üzerinde algılanan sosyal desteğin rolünü incelemek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar aile bütünlüğü olmayan ergenlerin cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim durumu, anne çalışma durumu, ailenin parçalanma şekline göre algılanan sosyal destek ve yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki yokken, babanın çalışma durumu ve gelir düzeyi ile yaşam doyumu ve aileden algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişki vardır. Aile bütünlüğü olmayan ergenlerin algılanan sosyal destek düzeyi ile yaşam doyumları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Yaşam doyumu üzerinde algılanan sosyal desteğin rolü istatistiksel olarak anlamlı ve yaşam doyumuna ait değişkenliğin %42'si algılanan sosyal destek tarafından açıklanmaktadır. Anahtar kelimeler: Aile bütünlüğü olmayan ergen, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu, Ergenlik

Kamile Koyuncu Dikilitaş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

The effectiveness of the cognitive-behavioral program in the sense of coherence to reduce Post-Traumatic Stress Disorder as a result of the pandemic Covid-19 among international students in Turkey

The purpose of this research is to determine the effectiveness of the Cognitive-Behavioral Program in Sense of Coherence to reduce post-traumatic stress disorder as a result of the COVID-19 pandemic among international students who are studying in Turkey. In this research, which was carried out using the quasi-experimental model with a pre-test, post-test, and retention test control group, the Post-traumatic Stress Disorder (PTSD) scale was developed by the researcher as a measurement tool. Then, validity and reliability tests of the scale were conducted, and the statistical significance levels between the mean scores of the international students in the experimental and control groups in the post-test and follow-up (retention) tests of the Cognitive-Behavioral Program, which was implemented using this scale and the Sense of Coherence scale developed by Antonovsky in 1987, were examined. Also, the researcher found validity and reliability. On the other hand, Mann-Whitney U and Wilcokson-Z tests were used to analyze the pre test and post-test, with retention test scores of the experimental and control groups. The sample in the scales development and adaptation phase of the research consisted of 609 male and female international students from different countries who voluntarily participated in the research with Google Form by using a simple random sampling method using the snowball sampling technique from the study population of the research. In the experimental application phase, in which this scale PTSD, developed by the researcher and the scale developed by Antonovsky in 1987 SOC and adapted by the researcher were also used, 26 students with high post-traumatic stress levels were selected from these 609 students, mostly from Konya city, by the "snowball sample method", taking into account the dimension of easy accessibility. On the basis of the quasi-experimental research model, 13 students randomly selected from these students constituted the "experimental group" and 13 students constituted the "control group". Based on the scales applied SOC and PTSD, there were significant differences between the mean post-test total scores of the experimental and control groups in favor of the experimental group, and there were no significant differences between the groups in the mean post-test and follow-up (retention) test scores of the students in both scales. As a result, it was determined that the cognitive-behavioral therapy program implemented to reduce post-traumatic stress disorder reduced the levels of post-traumatic stress disorder noted among students during the COVID-19 pandemic process and significantly improved their sense of coherence. Keywords: Cognitive-Behavioral Program, Sense of Coherence, Post-traumatic Stress Disorder, COVID-19 Pandemic, International Students.

Enass Mohammed Ahmed Al-musawa
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin akademik iyimserlik ve öğretmenlik motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin akademik iyimserlik ve öğretmenlik motivasyon düzeylerini farklı değişkenler açısından inceleyerek, aralarında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemektir. İlişkisel tarama modelinde olan araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Osmaniye il merkezindeki 38 ortaokulda görev yapan toplam 1304 öğretmen oluşturmakladır. Tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen okullarda görev yapan öğretmenlerden toplam 400 öğretmen araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Ölçme aracı olarak "Öğretmenlik Motivasyon Ölçeği" ve "Akademik İyimserlik Ölçeği" kullanılmıştır. Toplam 348 öğretmenden elde edilen geçerli veriler betimsel istatistiklerin yanı sıra Kruskall Wallis H ve Mann Whitney U testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin genel akademik iyimserlik düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin en olumlu algısı ölçeğin öz yeterlik boyutunda olmuş ve bunu sırasıyla yöneticilere güven, akademik vurgu ve öğrencilere güven boyutları izlemiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin akademik iyimserlik düzeyleri arasında cinsiyet, eğitim durumu, derslerin yoğunlaştığı sınıf düzeyi ve haftalık ders yüklerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. Sonuçlar evli, çocuk sahibi ve mesleki kıdemi 11 yıldan fazla olan öğretmenlerin akademik iyimserlik düzeylerinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Branşlara göre yapılan analizler sonucunda sosyal bilgiler öğretmenlerinin yöneticilere güven düzeyinin diğer öğretmenlerden daha yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik ve okuldaki akademik başarının düzeyine yönelik algıya göre öğretmenlerin akademik iyimserlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Öğretmenlerin motivasyonlarının en fazla okul içi faktörlerden etkilendiği ve bunu sırasıyla saygınlık, fiziki imkânlar ve okul dışı faktörlerin izlediği görülmüştür. Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri cinsiyet, eğitim durumu ve haftalık ders saati yüklerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiştir. Medeni duruma göre evli, çocuk sahibi olan öğretmenlerin öğretmenlik motivasyonu daha yüksek düzeyde belirlenmiştir. Branşlara göre sosyal bilgiler öğretmenlerinin; mesleki kıdemine göre 16 yıl ve daha uzun süredir görev yapan öğretmenlerin motivasyon düzeyleri daha yüksek ölçülmüştür. Okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyine ve okuldaki akademik başarıya yönelik algı olumlu yönde arttıkça öğretmenlik motivasyon düzeyleri de yükselmiştir. Araştırma sonuçlarına göre dersleri çoğunlukla altıncı sınıflarda yoğunlaşan öğretmenlerin motivasyonları okul dışı faktörlerden daha çok etkilenmektedir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin akademik iyimserlik ve öğretmenlik motivasyon düzeyleri toplam puanları arasında pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Alt boyutlar arasındaki en yüksek ilişki akademik iyimserliğin yöneticilere güven boyutu ile öğretmenlik motivasyonunun okul içi faktörler; velilere güven boyutu ile fiziki imkânlar ve okul dışı faktörler arasında gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, ortaokul, motivasyon, akademik iyimserlik, öğretmenlik motivasyonu

Oktay Kara
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algılarının incelenmesi: Nitel bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algılarını ortaya çıkarmaktır. Aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili ne gibi uygulamalar yaptığını, uygulamalar esnasında ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını ve bunları nasıl çözdüklerini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışma, nitel bir çalışma olup, çalışmada nitel araştırma desenlerinden yaşanmış bir olguyu betimlemeye yarayan fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu farklı illerde görev yapan 40 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Veriler, toplamda 8 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, öğretmenlerle yapılan yüz yüze ve online görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmada elde edilen görüşme verileri, içerik analizi yöntemiyle temalar şeklinde düzenlenmiştir. Bulgular sunulurken ortaya çıkan her bir temaya ait veriler tabloda gösterilmiş, daha sonra başlıklar halinde bu temalar alıntı gösterilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sorularının ortaya koyduğu cevaplar sonucunda 7 başlık belirlenmiş ve sonuçlar detaylıca incelenmiştir. Öncelikle katılımcıların kız ve erkek öğrencilerine dair tanımlamalarına, kız ve erkek öğrencilerinden rol, özellik ve sorumluluk anlamındaki beklentilerine ve toplumsal cinsiyet eşitliğinden ne anladıkları konularına verdikleri yanıtlar incelenerek okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algıları ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algıları olumlu olsa da, öğrencilerine dair tanımlamalarının ve beklentilerinin toplumsal cinsiyete dair kalıp yargıları içerdiği görülmektedir. Daha sonra, okul öncesi öğretmenlerine sınıf içinde veya dışında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek yaptıkları uygulamalar sorulmuş, öğretmenlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili başlı başına uygulamalar yapmaktan ziyade, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek davranış geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlere toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalık kazandırmak amacıyla veli ve öğrencilerine ne gibi uygulamalar yaptıkları, herhangi bir uygulama yapmayan öğretmenlere ise uygulama yapsalardı bu konuyla ilgili ne gibi uygulama yapacakları sorulmuş, yaptıkları uygulamalar ve uygulama önerileri ortaya çıkarılmıştır. Ortaya çıkan sonuç; uygulama yapmayan öğretmenlerin uygulama önerileri sundukları görülmüş ancak bunları hayata geçirmedikleri görülmüştür. Son olarak, okul öncesi öğretmenlerine toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yaptıkları uygulamalarda ne gibi sorunlar yaşadıkları ve bu sorunlara ne gibi çözüm önerileri getirdikleri sorulmuş, bunun sonucunda birçok öğretmen herhangi bir problem yaşamadığı ifade etmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, kalıp yargı, cinsiyetçilik.

Hayrunisa Işıl
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cinsel istismara yönelik okul temelli önleyici programlar: Bir meta-analiz çalışması

Bu meta-analiz çalışması ile okul çağındaki çocuklara yönelik okul temelli önleyici programlarının etkililiğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İncelenen önleme programları, çocuklara cinsel istismar durumlarını tespit etmenin, bunlara tepki vermenin önemini ve bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini öğretmek için çeşitli teorilerden faydalanmaktadır. Toplam 2246 çalışma değerlendirilmiş ve 26 Randomize Kontrol Gruplu araştırmanın çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşıladığı tespit edilmiştir. Bu çalışmalar Ocak 2012 ile Aralık 2022 tarihleri arasında İngilizce ve Türkçe olarak yayımlanmıştır ve okul çağındaki çocuklar (6-18 yaş) için hazırlanmış okul temelli önleyici programlarının sonuçlarına odaklanmaktadır. Kapsamlı bir analiz yapabilmek için aşağıdaki veri tabanları dahil edilmiştir: Web of Science, Scopus, PsycINFO, Ovid, ERIC ve Türk Tez Merkezi (YÖK-TEZ). İncelenen çalışmalar, cinsel istismara yönelik çeşitli önleyici programların, çocukların potansiyel olarak güvenli olmayan durumlar hakkındaki bilgi ve farkındalıklarını ve bu durumlara verdikleri tepkileri geliştirmedeki etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Meta-analiz sonuçları bakımından, incelenen bu müdahaleler bilgi, tutum ve davranışları önemli ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmalarda, web tabanlı, mobil uygulamalar ve yüz yüze oturumlar gibi çeşitli formatlarda sunulan kişisel güvenlik programları, cinsel bilgi programları ve koruyucu davranış programları da dahil olmak üzere farklı müdahale yöntemleri kullanılmıştır. Moderatör değişkenler için Analog ANOVA analizi yapılmıştır. Bilgi düzeyi ölçümleri için ilkokul-ortaokul öğrencisi olmanın ve alınan oturum sayısının 3-4 arasında olmasının etki büyüklüğünü artırdığı gözlenmiştir. Tutum-davranış düzeyi ölçümleri için ise müdahalenin didaktik anlatım veya yüz yüze anlatım gibi klasik yöntemler ile verilmesi ve oturum sayısının 5 ila 7 arasında olmasının etki büyüklüğünü artırdığı gözlenmiştir. Bu meta-analiz çalışması, okullarda verilen cinsel istismara yönelik önleyici programlarının önemini ve bu konu hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Cinsel istismar, okul-temelli önleyici programlar, meta-analiz, önleyici rehberlik

Mehmet Aykut Erk
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı demografik değişkenlere göre ergenlerin zorbalık eğilimleri ve zorbalıkla başetme düzeyleri

Bu araştırmada ergenlerin zorbalık eğilimleri ve zorbalıkla baş etme düzeylerinin bazı demografik değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, yaşları 14 ile 17 arasında değişen Konya ilinde yaşayan 1660 lise öğrencisi oluşturmuştur. Ergenlerin zorbalık eğilimlerini belirlemek amacıyla "Zorbalık Eğilimi Ölçeği", zorbalıkla baş etme düzeylerini ölçmek amacıyla "Zorbalıkla Baş etme Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve demografik bilgilere ulaşmayı amaçlayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; ergenlerin cinsiyet, okul başarısı, sınıf düzeyi ve yaşına göre zorbalıkla baş etme düzeylerini incelendiğinde sadece cinsiyet değişkenine göre anlamlı fark bulunmuştur. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre zorbalıkla başetme puanlarının aritmetik ortalamasının daha yüksek olduğu görülmektedir. Ergenlerin okul başarısı, sınıf düzeyi ve yaş açısından zorbalıkla başetme puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Zorbalık eğilimi düzeyleri incelendiğinde yalnızca cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmuş, diğer değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, akran zorbalığı, zorbalık eğilimi, zorbalıkla baş etme düzeyi

Hatice Başkaya
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beş faktör kişilik özellikleri ile sosyal ağların kullanım amacı ilişkisi: Psikolojik dayanıklılığın aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, ergenlerin beş faktör kişilik özellikleri, sosyal ağların kullanım amaçları, psikolojik dayanıklılık ilişkileri ve ergenlerin beş faktör kişilik özelliklerinin sosyal ağların kullanım amacı ilişkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolünün olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma evrenini 11–18 yaş arasındaki 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. 396 kız ve 304 erkek olmak üzere toplam 700 öğrenciden oluşan örneklem, Adana ili Çukurova ilçe sınırları içinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Anadolu lisesi türünde devlet okulları arasından tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemini ile belirlenmiştir. Araştırmada veriler, öğrencilerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada toplanan veriler, değişkenler arasındaki ilişkiyi anlamak için Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu sonuçlarına dayanarak analiz edilmiştir. Beş faktör kişilik özelliklerinin ve psikolojik dayanıklılığın sosyal ağların kullanım amacını yordayıp yordamadığını ve beş faktör kişilik özellikleri ile sosyal ağların kullanım amacı ilişkisinde psikolojik dayanıklılığın aracılık etkisini belirlemek için çeşitli regresyon ve çoklu regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Aracı etkinin varlığını gösteren regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı, bootstrapping yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmada; "Dışadönüklük" ile sosyal ağların "İş Birliği", "İletişim Kurma", "İçerik Paylaşma" ve "Eğlence" amaçları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler, "Uyumluluk" ile sosyal ağların "Araştırma" ve "İş Birliği" amaçları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler, "Sorumluluk" ile sosyal ağların "Araştırma" ve "İş Birliği" amaçları arasında pozitif yönde, "İletişimi Başlatma", "İletişimi Sürdürme" ve "Eğlence" amaçları arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler, "Nevrotiklik" ile sosyal ağların "Araştırma" Ve "İş Birliği" amaçları arasında negatif yönde, "İletişimi Başlatma", "İletişim Kurma", "İletişimi Sürdürme", "İçerik Paylaşma" ve "Eğlence" amaçları arasında da pozitif yönde anlamlı ilişkiler, "Deneyime Açıklık" ile sosyal ağların araştırma, "İş Birliği", "İletişimi Başlatma", "İletişim Kurma", "İletişimi Sürdürme" ve "İçerik Paylaşma" amaçları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Psikolojik dayanıklılık ile dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk ve deneyime açıklık boyutları arasında pozitif yönde, psikolojik dayanıklılık ile nevrotiklik boyutu arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Psikolojik dayanıklılık ile sosyal ağların "Araştırma", "İş Birliği" ve "İçerik Paylaşma" amaçları arasında pozitif yönde, "İletişimi Başlatma" ve "Eğlence" amaçları arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Yapılan analizler sonucu beş faktör kişilik özellikleri alt boyutlarından dışadönüklük ile sosyal ağların iş birliği amacı arasında, deneyime açıklık ile sosyal ağların iş birliği amacı arasında ve nevrotiklik ile sosyal ağların içerik paylaşma amacı arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolü olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Beş faktör kişilik özellikleri, psikolojik dayanıklılık, sosyal ağlar, sosyal ağların kullanım amaçları

Mücahit Çetin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde bilişsel esneklik ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide sosyal yetkinlik beklentisinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı ergenlerin bilişsel esneklikleriyle sosyal kaygıları arasındaki ilişkide sosyal yetkinlik beklentisinin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Adana'nın Ceyhan İlçesinde bulunan 9-10-11 ve 12. sınıfta eğitim görmekte olan 343 ü kız 314 ü erkek olmak üzere toplam 657 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişsel Esneklik Ölçeği", "Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği" ve "Sosyal Yetkinlik Beklentisi Ölçeği (Ergen Formu)" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, bilişsel esneklik, sosyal kaygı ve sosyal yetkinlik beklentisi değişkenlerinin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak için korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendiğinden analizlerde parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Bilişsel esneklik ile sosyal kaygı arasında sosyal yetkinlik beklentisinin aracı rolü olup olmadığını test etmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik ile sosyal kaygı arasında negatif yönlü, bilişsel esneklik ile sosyal yetkinlik beklentisi arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken sosyal kaygı ile sosyal yetkinlik beklentisi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Sosyal kaygının yordayıcı değişken olan bilişsel esneklik tarafından tek başına istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordandığı; aracı değişken olan sosyal yetkinlik beklentisinin sosyal kaygıyı tek başına anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Sosyal yetkinlik beklentisi ve bilişsel esneklik regresyon analizine girdiğinde bilişsel esneklik ve sosyal kaygı arasında istatistiksel olarak anlamlı düşüş elde edilmiş, kısmi aracılık durumunun gerçekleştiği bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, sosyal kaygı, sosyal yetkinlik beklentisi

Demet Ergün
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin anne baba tutumlarına ve cinsiyetlerine göre ruminasyon düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada lise öğrenimine devam eden öğrencilerin anne baba tutumlarına ve cinsiyetlerine göre ruminasyon düzeylerinin anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma Osmaniye ilinde bulunan 5 farklı türde lise öğrenimine devam eden 336'sı kadın, 268'i erkek olmak üzere 604 gönüllü öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların anne baba tutum türlerini belirlemek için "Anne Baba Tutum Ölçeği", öğrencilerin ruminasyon düzeylerini belirlemek için "Ruminatif Tepkiler Ölçeği Kısa Formu" ve öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanmış olan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 26 kullanılmış olup, analiz için Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre cinsiyete göre ruminasyon düzeyinin anlamlı olarak farklılaştığı, kız öğrencilerin anne baba tutumlarına göre ruminasyon düzeyinin anlamlı olarak farklılık gösterdiği, erkek öğrencilerin anne baba tutumlarına göre ruminasyon düzeyinin anlamlı olarak farklılık göstermediği ve anne baba tutum türüne göre ruminasyon düzeyinin anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Anne baba tutumu, ruminasyon, lise öğrencileri.

Gülser Altuner
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinde cinsiyet, anne-baba tutumu, arkadaş baskısı ve bilişsel esnekliğin zorbalıkta seyirci müdahalesinin yordanmasındaki rolü

Bu araştırmanın amacı cinsiyet, bilişsel esneklik, akran baskısı ve anne baba tutumunun zorbalığa seyirci olan ergenlerin müdahale davranışını yordayıp yordamadığını incelemektir. Araştırmanın bağımız değişkenleri cinsiyet, bilişsel esneklik, akran baskısı ve anne baba tutumu, araştırmanın bağımlı değişkeni ise zorbalığa seyirci müdahalesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu ortaokul kademesinde öğrenim gören 6, 7 ve 8. sınıf 257 kız 245 erkek olmak üzere 502 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Akran Baskısı Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği ve Zorbalığa Seyirci Müdahalesi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 29 programı ile analiz edilmiştir. Yürütülen Çoklu Standart Doğrusal Regresyon Analizi sonucunda cinsiyet, bilişsel esneklik ve anne baba tutumunun öğrencilerin zorbalığa seyirci müdahalesini anlamlı şekilde yordarken akran baskısının ise öğrencilerin zorbalığa seyirci müdahalesi ile ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların bilişsel esneklik, anne baba tutumunun kabul/ ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme alt boyutları ve cinsiyetin oluşturduğu modelin, zorbalığa seyirci müdahalesi puanlarındaki varyansın .07 'sini açıkladığı görülmüştür. Araştırma sonuçları, bilişsel esneklik, akran baskısı, anne baba tutumu ve cinsiyet ile seyirci olanların zorbalığa müdahalesi arasındaki ilişkiyi gösterir niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, Seyirci Müdahalesi, Bilişsel Esneklik, Akran Baskısı, Ebeveyn Tutumu, Cinsiyet

Gizem Ortaçbayram
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin dijital yetkinlik düzeylerini geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması

Öğrencilerin, bilgi ve iletişim teknolojilerini gündelik yaşamda ve eğitim sürecinde, etik ve sorumluluk bilinciyle etkili, verimli ve güvenli olarak kullanma konusunda geliştirilmesi, dijital dönüşümün ve çağın gerekliliği olan dijital yetkinliklere sahip olmalarının sağlanması ve bu konuda yaşadıkları sorunların azaltılması için çalışmaların düzenlenmesi öğrencilerin dijital yetkinliklerinin gelişimine katkı sunacağından önem taşımaktadır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmada bu amaca ulaşabilmek için eylem araştırması desenini kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın katılımcıları, 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılı bahar döneminde, Adana il merkezine uzak bir köyde bulunan, alt sosyo-ekonomik düzeye sahip bir ortaokulda yedinci sınıf düzeyinde öğrenim gören 20 öğrenci olmuştur. Araştırmanın uygulama sürecine alınacak yetkinlikler, Dijital Yetkinlik Belirleme Anketi (DY-BA), dijital yetkinlik modelleri ve DigComp'ta yer alan açıklamalar dikkate alınarak "Bilgi Okuryazarlığı", "Dijital İçerik" ile "Etik ve Güvenlik" üniteleri altında, 10 tema ve 45 kazanım olarak ele alınmıştır. Veri toplama aracı olarak eylem uygulamalarından önce, mevcut durumun belirlenmesine yönelik ve eylem uygulamaları sonunda, öğrencilerin dijital yetkinliklerindeki değişimi belirlemek amacıyla "Dijital Yetkinlik Öz-Değerlendirme Formu (DY-ÖDF), Dijital Yetkinlik Düzeyi Belirleme Testi (DYD-BT) ve Dijital Yetkinlik Düzeyine İlişkin Görüşme Formu" kullanılmıştır. Eylem sürecinde ise kullanılan temel veri toplama araçları, araştırmacı günlüğü, gözlemci öğretmen ders değerlendirme formu, performans görevi, değerlendirme yaprağı ve öz-değerlendirme formu şeklindedir. Uygulama süreci sonunda ayrıca öğretimin tümünü değerlendirmeye yönelik görüşme formu da kullanılmıştır. Verilerin analizi kapsamında nicel verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistik teknikleri kullanılırken nitel veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları doğrultusunda, nicel verilere ilişkin, DYD-BT kapsamında Pearson korelasyon ve Cohen's kappa katsayısı hesaplanmış; nitel verilere ilişkin, uzun süreli etkileşim, derinlik odaklı veri toplama, çeşitleme, uzman incelemesi, katılımcı teyidi, ayrıntılı betimleme, amaçlı örnekleme ve kodlayıcı güvenirliği teknikleri işe koşulmuştur. Mevcut durum değerlendirmesi bulgularına göre öğrencilerin, bilgi okuryazarlığı ve dijital içerik ünitesinde temel düzeylerde, "etik ve güvenlik" ünitesinde ise orta düzeye oldukça yakın bir noktada dijital yetkinliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, öğrencilerin uygulama öncesinde dijital yetkinlik düzeylerinin genel olarak düşük olduğu, geliştirilmesi gerektiği ve bir eylem araştırması yoluyla öğrencilerin dijital yetkinlik düzeylerinin yükseltilebileceği düşünülmüştür. Bunun üzerine planlanıp uygulamaya konulan eylem araştırması sürecinde ders süresine, sınıf yönetimine, klavye kullanımına, bilgisayar uygulamalarının tamamlanma hızına, motivasyona ve öğrencilerin bazı kavramları öğrenmekte zorlanmalarına yönelik sorunların olduğu belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada internet ve bilgisayar yavaşlığı, internet kopması gibi teknik sorunlar da yaşanmıştır. Tespit edilen sorunlara çözüm önerileri getirilmiş ve çözümler bir sonraki döngüye yansıtılmıştır. Öğretim sonrasında, öğrencilerin dijital yetkinlik düzeylerinin tüm ünitelerde ve toplam olarak ileri seviyelere yükseldiği ve olumlu yönde gelişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin dijital yetkinlik eğitiminin içerisinde yer alan konulara ilişkin kavramları ve bilgileri daha iyi açıklayabildiği, program özelliklerini ve işlevlerini daha iyi ifade edebildiği, kendilerini dijital yetkinlik konusunda daha yeterli gördükleri belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesine yönelik bulgular doğrultusunda, öğrencilerin dijital yetkinlik öğretimine yönelik görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Emre Canoğulları
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel bir çalışma olan araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evreni, Düzce ili merkez ve ilçelerinde bulunan resmi ortaokullarda görev yapan Türkçe, matematik, fen bilgisi öğretmenleri oluşturmaktadır. Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan verilere göre Düzce merkez ve ilçelerde 140 Türkçe, 125 matematik, 118 fen bilgisi öğretmeni görev yapmaktadır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçekler Google Form üzerinden online ortama aktarılarak araştırma evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ve 127 Türkçe, 111 matematik, 83 fen bilgisi öğretmeninin araştırma kapsamında görüşleri alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kovaç (2011) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetiminde Öğretim Liderliği Ölçeği", Petrides ve Furnham (2001) tarafından geliştirilen ve Deniz, Özer, Işık (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Duygusal Zekâ Ölçeği Kısa-Formu" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmış olup, katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi bulmak için Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı hesaplanmış ve bu ilişkinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeylerinin demografik değişkenlere göre istatiksel olarak farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Levene's Testi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis-H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri yaş, mesleki kıdem ve branş değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Bununla birlikte katılımcıların sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeyleri yaş ve mesleki kıdem değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet ve branş değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir.

Duygusal zekaOrtaokul öğretmenleriSınıf yönetimi+3
Muammer Gökhan Torun
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları

Bu araştırmanın amacı, "Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının" ne düzeyde olduğunu tespit etmektir. Veri toplama aracı olarak Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın modeli, nicel araştırma paradigması içinde yer alan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada örgütsel adalet, dağıtımsal adalet, işlemsel adalet ve etkileşimsel adaletin demografik değişkenlerle (cinsiyet, yaş, kıdem, kurumdaki görev süresi) ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini 559 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi ile 269 sınıf öğretmeninden veri toplanmıştır. Veri analizleri için LISREL ve SPSS programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin yüksek düzeyde örgütsel adalet algısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adaletin alt boyutlarında olan dağıtımsal adalet, işlemsel adalet ve etkileşimsel adalet algıları da yüksek düzeydedir. Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet ölçek toplamı, dağıtımsal adalet ve etkileşimsel adalet algılarının cinsiyet, kıdem ve kurumdaki görev süresi ile anlamlı bir farklılık olmadığı, yaş ile anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin işlemsel adalet algılarının cinsiyet, yaş, kıdem ve kurumdaki görev süresi ile anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.

Adalet algısıSınıf öğretmenleriÖlçekler+2
İbrahim Çetin
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerine, eğilimlerine ve çevresel tutumlarına etkisi

Bu araştırmanın amacı farklı yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerine, eleştirel düşünme eğilimlerine ve çevreye ilişkin tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 öğretim yılında Batı Karadeniz bölgesindeki bir Anadolu Lisesinde ve dört farklı sınıfta öğrenim görmekte olan 114 dokuzuncu sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Toplam altı adet dokuzuncu sınıf bulunan Anadolu Lisesinde dört sınıf rastgele seçilmiş ve rastgele birinci deney grubu, ikinci deney grubu, üçüncü deney grubu ve kontrol grubu olarak atanmıştır. Üç deney ve bir kontrol grubunda bulunan öğrenciler hem cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim durumu gibi demografik özelliklerin dağılımı açısından hem de eleştirel düşünme becerisi, eleştirel düşünme eğilimi ve çevresel tutum açısından birbirine denktir. Araştırmada birinci deney grubunda eleştirel düşünme beceri temelli yaklaşımla öğretilirken, ikinci deney grubunda içerik temelli eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı ile öğretilmiştir. Ayrıca üçüncü deney grubunda karma eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı kullanılmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise öğretim programı kapsamında uygulanmakta olan derslere devam etmiş ve ekstra hiçbir eleştirel düşünme öğretimi almamışlardır. Araştırmada veriler Eleştirel Düşünme Testi, UF/EMI Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Çevresel Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Beceri temelli, içerik temelli ve karma yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerini ve eğilimlerini anlamlı bir şekilde geliştirdiği görülürken, kontrol grubu öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerinde ve eğilimlerinde anlamlı bir gelişme görülmemektedir. Üç farklı eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede güçlü düzeyde etkilidir. Lise öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerini geliştirmede ise beceri temelli eleştirel düşünme öğretimi güçlü, içerik temelli eleştirel düşünme öğretimi orta ve karma eleştirel düşünme öğretimi düşük düzeyde etkilidir. Bunun yanı sıra lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerinin yükseltilmesinde en başarılı öğretim yaklaşımı beceri temelli yaklaşımdır. Beceri temelli eleştirel düşünme öğretim yaklaşımını sırasıyla karma öğretim yaklaşımı ve içerik temelli öğretim yaklaşımı takip etmektedir. Son testler bakımından bu üç yaklaşım arasındaki fark istatistiki olarak anlamlıdır. Ayrıca öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini geliştirmede beceri temelli eleştirel düşünme öğretimi, hem içerik temelli hem de karma eleştirel düşünme öğretimine kıyasla daha etkilidir. Çevre eğitimi kapsamında içerik temelli ve karma yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin çevreye ilişkin tutumlarını anlamlı bir şekilde geliştirdiği görülürken, kontrol grubu öğrencilerinin çevreye ilişkin tutumlarında anlamlı bir gelişme görülmemektedir. Ayrıca iki eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı da öğrencilerin çevreye ilişkin tutumlarını geliştirmede güçlü düzeyde etkilidir. Bunun yanı sıra lise öğrencilerinin çevreye ilişkin tutumlarını geliştirmede içerik temelli eleştirel düşünme öğretimi karma yaklaşıma kıyasla daha etkilidir.

Eleştirel düşünceLise öğrencileriTutum ölçekleri+4
Ali Orhan
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deprem bölgesinde görev yapan psikolojik danışmanların bilinçli farkındalık temelli öz-bakımları ile psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişki

Bu araştırmada, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay ilindeki MEB' e bağlı kurumlarda görev yapan psikolojik danışmanların bazı demografik özelliklerine ve bazı deprem yaşantılarına göre psikolojik dayanıklılıklarının farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ve bilinçli farkındalık temelli öz-bakımlarının psikolojik dayanıklılıkları ile ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılında Hatay ilinde MEB' e bağlı kurumlarda görev yapan 358' i kadın, 185' i erkek olmak üzere toplam 543 psikolojik danışmandan oluşmuştur. Çalışma grubuna, uygun/ kolay ulaşılabilir örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleriyle ulaşılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Temelli Öz-Bakım Ölçeği ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, Ocak-Mart 2025 aylarında Google Forms aracılığı ile çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde, t-Testi, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Standart Çoklu Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, psikolojik danışmanların psikolojik dayanıklılıklarının cinsiyet, medeni durum ve çocuk sahibi olma durumuna göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Deprem sonrası sahada psikolojik destek çalışmalarına katılan psikolojik danışmanların psikolojik dayanıklılıkları, böyle bir çalışmaya katılmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Birinci dereceden yakın kaybı yaşayanların, böyle bir kayıp yaşamayanlara göre psikolojik dayanıklılıklarının daha düşük olduğu gözlenmiştir. Ancak, deprem anında depremin yaşandığı 11 ilden birinde olup olmama, afetlerden etkilenenlere yardım amaçlı eğitim (süpervizyon, konsültasyon vb.) alıp almama ve depremin ardından kendilerinin psikolojik destek alıp almama durumlarına göre psikolojik dayanıklılıkları arasında farklılık bulunmamıştır. Bilinçli farkındalık temelli öz-bakımın alt boyutları ile psikolojik dayanıklılık arasında düşük ve orta düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bilinçli farkındalık temelli öz-bakımın alt boyutlarının hepsi birlikte, psikolojik dayanıklılığın toplam %38' ini yordamaktadır. Bu alt boyutların yordamadaki önem sırası; öz-duyarlık ve amaç, destekleyici ilişkiler, destekleyici yapı, bilinçli farkındalık, bilinçli farkındalığa dayalı rahatlama ve fiziksel bakımdır. Alt boyutların her birinin tek başına psikolojik dayanıklılığı yordama gücüne bakıldığında, fiziksel bakım ve bilinçli farkındalığa dayalı rahatlama alt boyutlarının psikolojik dayanıklılığı anlamlı olarak yordamadığı bulunmuştur. Çalışmada ulaşılan bulgular, literatür çerçevesinde yorumlanarak öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, bilinçli farkındalık temelli öz-bakım, psikolojik danışmanlar, afetlerde psikolojik destek.

Yağmur Baytar
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Babası ile olumlu/olumsuz ilişkisi olan tek ebeveynli ön ergenlerin aile içi ilişkilerine yönelik kurgularının repertuar ağı tekniği ile incelenmesi

Bu çalışmada babası ile ilişkileri olumlu veya olumsuz olan tek ebeveynli ön ergenlerin aile içi ilişkilerini ne şekilde kurguladıkları repertuar ağı tekniği ile incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı; tek ebeveynli ailelerde büyüyen ön ergenlerin babalarıyla kurdukları olumlu ya da olumsuz ilişkilerin aile içi dinamikleri nasıl etkilediğini, özellikle de çocukların zihinsel kurguları aracılığıyla bu ilişkileri nasıl algılayıp anlamlandırdıklarını ortaya koymaktır. Araştırma grubu 2025–2026 eğitim öğretim yılında Hatay ili Payas ilçesindeki üç ortaokulda öğrenim gören ve ebeveynleri boşanmış olan 65 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği ve Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği uygulanmış; her iki ölçekten de tutarlı biçimde en yüksek puanları alan beş öğrenci "baba ilişkisi olumlu", en düşük puanları alan beş öğrenci ise "baba ilişkisi olumsuz" grup olarak seçilmiştir. Ölçek uygulanan öğrencilerin 37'si kız, 28'i erkek olup yaş ortalaması 14,3'tür; Repertuar Ağı Tekniği uygulanan 10 katılımcının ise 6'sı kız, 4'ü erkek olup yaş ortalaması 13,8'dir. Bu çalışma, nitel vaka analizi yaklaşımıyla yürütülmüş olup betimsel ve çoklu vaka çalışması olarak yapılandırılmıştır. Vaka çalışmalarının doğası gereği amaç, istatistiksel genelleme yapmak değil, sınırlı sayıdaki olguyu derinlemesine inceleyerek kuramsal açıklamalar geliştirmektir. Bu nedenle araştırma, dış geçerlikten ziyade iç geçerliliğe odaklanan idiyografik bir karakter taşımakta ve elde edilen bulgular bir evrene genellenemese de analitik genelleme yoluyla ilgili kurama katkı sunmayı hedeflemektedir. Çalışmada, Repertuar Ağı görüşmeleri aracılığıyla her katılımcının aile içi ilişkilere ilişkin bilişsel temsilleri ortaya çıkarılmış; kişisel yapıların belirlenmesi, elementlerin karşılaştırılması ve bu yapıların öz kimlik grafiği üzerinde konumlandırılması yoluyla veriler kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular babasıyla ilişkisini olumsuz algılayan ön ergenlerin büyük çoğunluğunun baba ile karşılıklı ilişkilerini, boşanma öncesi ve sonrasını ve ebeveynler arası ilişkiyi çoğunlukla mesafe, çatışma, ihmal ve güvensizlik gibi olumsuz kişisel yapılarla temsil ettiklerini; öz kimlik grafiğinde boşanma ve baba ile ilgili elementlerin birbirine yakın, "tanıdığım en iyi baba" ve "ideal baba–çocuk ilişkisi" elementlerinden ise belirgin biçimde uzak konumlandığını göstermiştir. Buna karşılık, babasıyla ilişkisini olumlu algılayan ön ergenlerde baba ile karşılıklı ilişki, ebeveynler arası ilişki ve boşanma sonrası sürecin kabul, ilgi, destek ve iş birliği gibi daha olumlu yapılarla kurgulandığı; "babanın seninle ilişkisi", "senin babanla ilişkin", "tanıdığım en iyi baba" ve "ideal baba–çocuk ilişkisi" elementlerinin öz kimlik grafiğinde birbirine yakın kümelendiği görülmüştür. Temel bileşenler analizi ve elementler arası Öklid uzaklık katsayıları, olumlu ilişki grubunda baba figürünün benlik ve ideal ilişki temsillerine yapısal olarak daha entegre olduğunu, olumsuz ilişki grubunda ise boşanma ve baba ile ilgili temsillerin bilişsel düzeyde ayrışma ve kırılganlık ekseninde örgütlendiğini ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Ön ergenlik, tek ebeveynli aile, repertuar ağı tekniği, aile içi ilişki kurguları, kişisel yapılar kuramı

Yasin Emre Güney
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesine ilişkin yönetici,öğretmen ve öğrenci görüşleri

Sosyal adalet, toplumdaki zenginlik, fırsat, güç ve ayrıcalık kriterlerinde adalet veya eşitlik arayışı olarak adlandırılmaktadır.Eğitimde sosyal adalet ise, herkesin yeteneğine ve ihtiyacına göre eğitim almasıdır. Eğitimdeki sosyal adalet arayışının temelinde de kaynak ve fırsat eşitliği yatmaktadır. Bu araştırmanın amacı, okullarda yönetici, öğretmen ve öğrencilerin sosyal adalete yöneliktutumlarının araştırılıp sosyal adaleti geliştirmek için neler yapıldığını belirlemek ve sosyal adaleti geliştirmek adına daha neler yapılabileceğini ortaya koymaktır.Bu araştırma okullardaki sosyal adaleti geliştirmek için çözüm önerilerinin ortaya konulmasının daha sonra yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olması açısından önemli görülmektedir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür.Amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi seçilmiştir.Gaziantep merkez Şahinbey ve Şehitkâmil ilçe sınırları içinden seçilen okullardan 10 yönetici, 10 öğretmen ve 10 öğrenci olmak üzere toplamda 30 bireyin görüşlerine başvurulmuştur.Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulguları, oluşturulan tematik çerçeveye bağlı olarak seçilen tema ve araştırmanın alt problemleri doğrultusunda kodlanmıştır. Daha sonra veriler içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırmada okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılmaktadır problemine bağlı olarak "Adil davranım,pozitif ayrım,dezavantajlı grupları maddi manevi destekleme,işbirliği,fırsat eşitliği gibi uygulamaların yapıldığı bulgularına ulaşılmıştır.''Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılabilir" problemine bağlı olarak: ''Öncelikle üst düzey yöneticilerin ve okul yöneticilerinin daha adil davranma, pozitif ayrımcılığın daha belirgin olmalı, öğrencilere ve öğretmenlere tam anlamıyla bir fırsat eşitliği sağlanmalı, öğrenciler arasında kültürel, cinsiyet veya sosyoekonomik bir ayrım yapılmamalı ve yeni nesillerin daha adil olabilmesi için öğrencilere sosyal adalet konusunda rehberlik yapılmalı" bulgularına ulaşılmıştır.1.Okullarda Sosyal Adaletin Geliştirilmesi için Neler Yapılmaktadır problemine ilişkin sonuçlar:Pozitif ayrımcılığın yapıldığı,maddi yardımların yapıldığı,derslerde sosyal adaletin vurgulandığı,demokrasi bilincinin oluşturulmaya çalışıldığı,okullarda fikir alışverişinin yapıldığı" gibi sonuçlara ulaşılmıştır.2.Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılabilir problemine ilişkin sonuçlar:''Mevcut yasa ve yönetmeliklerin sosyal adaletin geliştirilmesi için yetersiz kaldığı,ücretler daha adil bir şekilde düzenlenmeli,pozitif ayrım daha belirgin olmalı,dezavantajlı gruplar daha fazla desteklenmeli" sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal adalet, Eğitim, Fırsat eşitliği

Eğitim kurumlarıFırsat eşitliğiSosyal adalet+3
Şükrü Akkuş
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen kaygıyla başa çıkma programının çocukların kaygı düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışmaya ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan 16 öğrenci ile başlanılmıştır. Ancak izleme ölçümü deney grubunda altı kontrol grubunda altı olmak üzere toplam 12 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Karaceylan-Çakmakçı (2004) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çocuklarda Anksiyete Bozukluklarını Tarama Ölçeği (ÇABTÖ) kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki öğrenciler haftada iki oturum olacak şekilde toplam sekiz oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programına katılırken kontrol grubundaki öğrencilerle herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Araştırmada ön-test, son-test ve izleme ölçümlü, deney ve kontrol gruplu 2x3'lük split-plot karışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın bitiminden altı ay sonra izleme ölçümü gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde gruplar arası farkın anlamlılığını test etmek amacıyla Mann-Whitney U testi ile grup içi farkın anlamlılığını test etmek için ise Friedman testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney grubundaki deneklerin ÇABTÖ'den almış oldukları genel kaygı ortalamalarında ve yaygın anksiyete bozukluğu, ayrılık kaygısı ve sosyal kaygı alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarında uygulama sonrasında anlamlı bir azalma görülmüş ve bu azalma izleme döneminde de devam etmiştir. Deney grubundaki bireylerin panik bozukluk/somatik belirti ve okul fobisi alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarında ise anlamlı bir azalma görülmemiştir. Öte yandan kontrol grubundaki deneklerin ise yalnızca genel kaygı ortalamalarında anlamlı bir azalma meydana gelmiş ve bu azalma izleme döneminde de devam etmiştir. Elde edilen bulgular; araştırmacı tarafından geliştirilen çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programının çocukların kaygı düzeylerini azaltmada etkili olduğunu göstermektedir.

Başa çıkmaBilişsel davranışlarEğitim programları+5
Aykut Kul
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerde bağlanma stilleri ve aldatma eğilimlerinin transaksiyonel analiz kuramındaki baskın ben durumları açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı evli bireylerin aldatma eğilimleri ve bağlanma stillerinin baskın ben durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Bu çalışmada ayrıca bağlanma stilleri ve aldatma eğiliminin farklı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada bağımsız değişkene (baskın ben durumu) göre bağımlı değişkenlerin (bağlanma stilleri ve aldatma eğilimi) farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi temel amaç olduğu için betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında en az bir yıldır evli olan çiftlerden veri toplanmıştır. Veri toplama sürecinde Demografik Bilgi Formu, Aldatma Eğilim Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II ve Ben Durumları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS.25 programı ile yapılmıştır ve araştırma problemleri için Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü ANOVA kullanıştır. Aldatma eğiliminin demografik değişkenlere göre incelenmesi sonucunda erkeklerin aldatma eğilimi kadınlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Fakat aldatma eğiliminin evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile demografik değişkenlerin incelenmesi sonucunda ise hem kaygılı bağlanma hem de kaçınan bağlanma stili cinsiyet, evlilik süresi ve evlenme biçimi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Fakat kaçınan bağlanma stili çocuk sahibi olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermiştir. Çocuk sahibi olan evli bireylerin kaçınan bağlanma stiline ait puan ortalamaları çocuk sahibi olmayan bireylerin kaçınan bağlanma stiline ait puan ortalamalarından anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur. Aldatma eğilimi baskın ben durumlarına göre incelendiğinde ise baskın doğal çocuk ben durumuna sahip evli bireyler, baskın koruyucu ebeveyn ve baskın yetişkin ben durumuna sahip bireylere göre daha yüksek aldatma eğilimine sahip olduğu görülmüştür. Diğer ben durumları açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Kaygılı bağlanma stili puanlarının baskın ben durumları açısından incelenmesi sonucunda ise baskın eleştirici ebeveyn ben durumu ve baskın koruyucu ebeveyn ben durumuna sahip evli bireylerin kaygılı bağlanma puan ortalamaları baskın yetişkin ben durumuna sahip bireylerden yüksek bulunmuştur. Kaçınan bağlanma stilinde ise baskın uygulu çocuk ben durumunun, baskın doğal çocuk ve baskın yetişkin ben durumundan daha yüksek puan ortalamasına sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular bağlanma stilleri ve aldatma eğilimlerinin daha iyi anlaşılmasına ve baskın ben durumlarına göre nasıl farklılaştığına dair bulgular sağlamıştır. Alanyazındaki çalışmalar ışığında araştırmada elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Bulgular doğrultusunda hem teorik hem de pratik alanda öneriler sunulmuştur.

Aldatma eğilimiBaskın ben durumlarıBağlanma+7
Kübra Kaba
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerin bağlanma stilleri ve anne baba tutumlarının affetme esnekliğine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı yetişkinlerde bağlanma stilleri ve anne baba tutumlarının affetme esnekliği üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı da yetişkinlerde bağlanma stilleri, anne baba tutumları ve affetme esnekliğinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmada bağlanma stilleri ve anne baba tutumları bağımsız değişken; affetme esnekliği ise bağımlı değişken olarak incelenmiştir. Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeye yönelik olduğundan nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 384 kadın (%83.7), 75 erkek (%16.3) olmak üzere toplam 459 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler Covid-19 salgını nedeniyle online olarak toplanmıştır. Katılımcılara ölçekler, oluşturulan Google form üzerinden ulaştırılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de yaşayan, yetişkin bireylerden oluşmaktadır. Uygun örnekleme yöntemiyle gönüllülük esasına dayalı olarak katılımcılara ulaşılmıştır. Araştırmada veriler, Kişisel Bilgi formu, Affetme Esnekliği, Çocuk Yetiştirme Tutumları ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II ölçekleri kullanılarak elde edilmiştir. Veriler Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA ve çoklu hiyerarşik regresyon analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Verilerin analizi için uygun istatistik paket programı kullanılmıştır. Affetme esnekliğinin alt boyutlarını tanıma, içselleştirme ve uygulama; bağlanma stillerinin alt boyutlarını kaygı ve kaçınma; anne baba tutumlarının alt boyutlarını ise anne ve babadan algılanan kabul/ilgi/sevgi ve sıkı denetim/kontrol boyutları oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda affetme esnekliğinin tanıma, içselleştirme ve uygulama alt boyutlarında cinsiyet, yaş ve ilişki durumuna bağlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur. Affetme esnekliğinin tanıma ve içselleştirme alt boyutunda eğitim durumuna göre anlamlı farklılaşmaların olduğu, tanıma alt boyutunda lise eğitimi alanlara oranla lisansüstü eğitim alanların lehine; içselleştirme alt boyutunda ise lise ve lisansüstü eğitim alanlar arasında lisansüstü lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Affetme esnekliğinin tanıma alt boyutunda baba sıkı denetim kontrol boyutuyla ilişkisi bulunmazken, kaçınma ve kaygılı bağlanma stilleriyle negatif; anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi tutumları ile pozitif ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Affetme esnekliğinin içselleştirme alt boyutunda anne kabul/ilgi/sevgi, anne sıkı denetim/kontrol ve baba sıkı denetim/kontrol ile ilişki bulunmazken, kaçınma ve kaygılı bağlanma tarzı ile negatif; ve baba kabul/ilgi/sevgi tutumu ile ise pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Affetme esnekliğinin uygulama alt boyutunda kaçınma ve baba sıkı denetim/kontrol ile ilişki bulunmazken, kaygılı bağlanma tarzı, anne sıkı denetim/kontrol tutumu arasında negatif yönlü, anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi tutumu boyutlarıyla ise pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Yapılan hiyerarşik regresyon sonuçlarına göre ise; kaygılı bağlanma boyutunun, anne baba tutumlarından anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi ile affetme esnekliği tanıma, içselleştirme ve uygulama arasındaki pozitif ve anlamlı ilişkiye eşlik ettiğinde yordama düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Kaygılı bağlanma boyutunun, anne baba tutumlarından anne sıkı denetim/kontrol ile affetme esnekliği tanıma ve uygulama arasındaki negatif ve anlamlı ilişkiye eşlik ettiğinde yordama düzeyinin anlamsızlaştığı bulunmuştur. Kaçıngan bağlanma boyutunun, anne kabul/ilgi sevgi ile affetme esnekliği tanıma ve uygulama boyutu; baba kabul/ilgi/sevgi ile affetme esnekliği tanıma, içselleştirme ve uygulama boyutu ile arasındaki pozitif ve anlamlı ilişkiye dahil edildiğinde açıklama düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Kaçıngan bağlanma boyutu, anne baba tutumlarından anne sıkı denetim/kontrol ile affetme esnekliği tanıma arasındaki negatif ve anlamlı ilişkiye eşlik ettiğinde yordama düzeyini anlamsızlaştırdığı bulunmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kavramlar: Affetme, Affetme esnekliği, Anne baba tutumları, Bağlanma stilleri.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+4
Hira Nur Koç
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orman programı uygulanan okullarla uygulanmayan okullardaki öğrencilerin çevreye karşı tutumlarının ve orman programına yönelik öğrenci görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Orman Programı uygulanan ve uygulanmayan ilkokullarda öğrenim gören öğrencilerin çevreye yönelik tutumlarının ve orman programına yönelik görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel boyutta betimsel tarama modeli, nitel boyutta ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini ilkokul öğrencileri oluşturmuş, örneklem ise Orman Programı'nın uygulandığı ve uygulanmadığı okullardan seçilen toplam 679 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Nicel veriler Demir (2016) tarafından geliştirilen "İlkokul Öğrencilerine Yönelik Çevre Tutum Ölçeği" aracılığıyla, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel bulgular, öğrencilerin çevreye yönelik tutumlarının cinsiyet, okulun bulunduğu bölge, anne-baba eğitim düzeyi ve okul öncesi eğitim alma durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca Orman Programı'nın uygulandığı okullarda öğrencilerin çevreye yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Nitel bulgular ise öğrencilerin ormanların canlı yaşamı ve çevre için önemine ilişkin farkındalık geliştirdiklerini, geri dönüşüm ve doğa koruma gibi konularda bilinç kazandıklarını ve programın uygulanmadığı okullarda öğrencilerin bu tür bir programın hayata geçirilmesini talep ettiklerini göstermiştir. Orman Programı'nın öğrencilerin çevreye karşı tutumlarının güçlendirilmesinde ve çevreye yönelik olumlu davranışların geliştirilmesinde etkili olduğu görülmüştür. Çalışma bulguları, çevre eğitiminin özellikle ilkokul düzeyinde sistematik ve uygulamalı olarak verilmesinin öğrencilerin ekolojik bilinçlerinin gelişimine önemli katkılar sağladığını ortaya koymaktadır.

Melike Yıldırım
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik program tasarımının geliştirilmesi ve etkililiğinin değerlendirilmesi

21. yüzyıl becerileri arasında yer alan bilgi işlemsel düşünme her bireyin sahip olması gereken bir beceri olarak tanımlanmakta ve önemi çeşitli çalışmalarla ifade edilmektedir. Bu beceri, öğrencilere kazandırılması için öğretim programlarında yerini almaya başlamıştır; ancak bu eğitimi verecek öğretmenlerin de bu beceriye ve bu beceriyi aktarma yetkinliğine sahip olması gerekmektedir. Literatürde bilgi işlemsel düşünme becerisini kazandırmak üzere hazırlanmış ve sadece bilişim teknolojileri alanında olmayan program tasarımına rastlanmamıştır. Bu araştırma ilgili alandaki eksikliğe katkıda bulunmak için öğretmen adaylarına bilgi işlemsel düşünme becerisini kazandırmayı amaçlamıştır. Bunun için bilgi işlemsel düşünme becerisinin kazandırılmasına ilişkin program tasarımının hazırlanması, uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi planlanmıştır. Bu çalışmada yeni ürünler tasarlamayı amaçlayan, yenilikçi bakış açısına sahip, değişikliklerin yer aldığı döngüleri içeren tasarım tabanlı araştırma yöntemi seçilmiştir. Tasarım tabanlı araştırmaya göre arzulanan sonuç elde edilene kadar araştırma sürecine devam edilir. Bu çalışmada bilgi işlemsel düşünme becerisi için program geriye dönük model ile tasarlanmış ve ilk çalışma grubuna uygulanmıştır. Uygulama sonunda elde edilen veriler değerlendirilerek program tasarımı güncellenmiş ve başka bir çalışma grubuna uygulanmıştır. İkinci uygulamadan elde edilen veriler de değerlendirilerek program tasarımına son hali verilmiştir. Çalışma grubu vakıf üniversitesinde öğrenim gören sınıf öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinden gönüllü olan 11 öğrenciden oluşmaktadır. İlk uygulamada beş öğretmen adayı, ikinci uygulamada altı öğretmen adayı yer almıştır. İlk uygulama hafta içi her gün olmak üzere toplamda dokuz gün boyunca 40 saat sürerken, ikinci uygulama hafta sonları toplamda sekiz gün-dört hafta sonu olmak üzere toplamda 52 saat devam etmiştir. Programdaki etkinlikler sınıf öğretmenliği göz önünde bulundurularak çeşitli konu alanlarında olmasına ve günlük yaşamdan örneklerin yer almasına özen gösterilmiştir. Bilgi işlemsel düşünme becerilerini ölçmek için bilgi işlemsel düşünmenin boyutlarını içeren beceri testi eğitim öncesi ve sonrasında uygulanmış, değerlendirilmesi için analitik rubrik geliştirilmiştir. Ayrıca eğitimi bitirme koşulu olarak öğretmen adaylarından bilgi işlemsel düşünmenin iki ana boyutu için bitirme projeleri istenmiştir. Bu projeleri de değerlendirebilmek için yine analitik rubrik geliştirilmiştir. Programın değerlendirilmesine ilişkin eğitim süresince etkinlik değerlendirme formları kullanılırken, eğitim sonunda öğretmen adaylarıyla görüşme yapılmıştır. Ayrıca program tasarımı için farklı alanlardan uzman görüşü alınarak da değerlendirilmiştir. Tüm sürecin içinde yer alması ve tasarım tabanlı araştırmanın doğası gereği araştırmacının aynı zamanda uygulayıcı olması nedeniyle araştırmacı günlüğü tüm süreci betimlemek için kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların bilgi işlemsel düşünme becerilerinde eğitim sonrasında artış olmuştur. Problem çözme, sorgulama, analitik düşünme becerilerinde gelişme olduğunu, meslek yaşamlarında bilgi işlemsel düşünmeyi kullanabileceklerini, buna ilişkin etkinlikler hazırlayabileceklerini, bu alanda çalışanlarla işbirliği yapabileceklerini ifade etmişlerdir. Katılımcılar, aldıkları eğitimi anaokulundan başlamak üzere her eğitim düzeyinden bireyin alması gerektiğini, günlük yaşamdan örnekleri içermesi yönüyle anlaşılır olduğunu, ancak algoritmalarda zorlandıklarını belirtmişlerdir. Tüm elde edilen verilere göre bilgi işlemsel düşünme becerisi için iki aşamada hazırlanan program tasarımının çalışma grubunda etkili olduğu görülmüş ve bu tür eğitimlerin yaygınlaşmasına ilişkin öneriler sunulmuştur.

Aday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünmeEtkililik+4
Özlem Üzümcü
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Benzerlikler ve farklılıklar stratejisinin sosyal bilgiler dersinde öğrenci başarısı üzerinde etkililiğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın temel amacı Marzano'nun etkili öğretim stratejilerinden benzerlik ve farklıkları belirleme stratejisinin 2017-2018 eğitim öğretim yılı Sosyal Bilgiler dersi ünitelendirilmiş yıllık planına göre 6. Sınıf "Ülkemizin Kaynakları" ünitesinde öğrencilerin başarısına etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmada çalışmanın amaçlarına ulaşmak için yöntem olarak deneysel model belirlenmiştir. Çalışma, Gaziantep'te bulunan bir özel okulda uygulanmıştır. Çalışma grubunu 6. sınıflardan deney ve kontrol grubu öğrencileri olarak iki şube oluşturmaktadır. 5 hafta olmak üzere planlanan "Ülkemizin Kaynakları" ünitesinde eğitim öncesi ön-test, eğitim sonrası son-test ve eğitimden 6 hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin SOLO taksonomi düzeyine göre değişimlerinin belirlemek için eğitim öncesi ve sonrası açık uçlu sınav uygulanmıştır. Çalışma için bir deney ve bir kontrol grubu bulunmaktadır. Başarı ölçümleri de dikkate alındığında 2x3 deneysel tasarım kullanılmıştır. Ön-test, son-test ve kalıcılık sınav puanları karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler testi kullanılmıştır. Test sonuçlarına göre Deney ve kontrol gruplarının ön-test puanlarına göre son-test ve kalıcılık testlerindeki gelişimleri istatistiksek olarak anlamlılık düzeyindedir. Deney ve kontrol grubun arasındaki farklılaşma ise istatistiksel olarak anlamlılık düzeyinde değildir. Açık uçlu sınav analizlerine göre ise öğrencilerin cevapları SOLO taksonomiye göre farklı düzeylerdedir. Tek yönlü yapı ve çoklu yönlü yapıda daha fazla cevap bulunmaktadır. Öğrencilerin ön sınav ve son sınav cevaplarının değişimi incelendiğinde ise daha üst yapılara geçiş olmakla birlikte daha alt yapılara da geçişler gözlemlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarındaki aynı kalma ve değişme oranlarına göre kontrol grubunda değişkenlik daha az iken deney grubunda değişkenlik daha fazla olmuştur. Yapılan etkinlikler öğrencilerin bilişsel farkındalık düzeylerini artırdığı söylenebilir.

BenzerlikEtkili öğrenme yöntemleriEtkililik+7
Cevahir Duman
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim kurumlarında yaşanılan örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişki

Örgütler insanların oluşturduğu küçük birer toplumsal örnekler olarak düşünülebilir. Hızla değişen ve gelişen dünyada örgütün ilerleme gösterebilmesi için örgüt içindeki üyelerin etkili iletişim içinde olması, örgütü ilgilendiren her konuda fikirlerini çekinmeden dile getirmeleri gerekebilir. Sessizlik örgütün gelişim ve değişimini engelleyen en önemli etmenlerden biridir. Fikirlerini dile getiremeyen üyelerin bulunduğu ve etkili iletişimin hâkim olmadığı örgütlerde örgütsel sessizlik durumu meydana gelebilir. Bununla birlikte dünyadaki farklı toplumların farklı kültürlere sahip olması gibi, her bir örgütün de kendine has farklı bir kültürü vardır. Kültür, örgütün çevresinde yaşanan çeşitli değişikliklere karşı ayakta kalmasını ve varlığını sürdürmesini sağlayan en önemli örgütsel unsurdur. Nihai amacı ayakta kalmak ve her gelişmeye uyum sağlamak olan örgütlerin sahip olduğu kültürler örgütsel sessizlik gibi durumlardan etkilenebilir ve bu etki örgütün gelişimine yansıyabilir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında yaşanan örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişkiyi öğretmenlerin görüşlerine göre belirleyebilmektir. Örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin cinsiyet, çalıştıkları okul türü ve mesleki kıdem değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Düzce ili Merkez ilçede bulunan ortaöğretim kurumlarında görev yapan 859 öğretmen, örneklemini ise Düzce ili Merkez ilçedeki 23 devlet okulunda görev yapan 402 öğretmen oluşturmaktadır. Düzce ili Merkez ilçedeki genel liselerin tümü araştırmaya dahil edilmiş olup ölçme aracının uygulandığı öğretmenler kolay örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla Likert türü olan Örgütsel Sessizlik ölçeği ile Okul Kültürü ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Örgütsel sessizliğin okul kültürü üzerindeki rolü ve ilişkisinin öğretmenlerin cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi, çalıştıkları okul türü ve mesleki kıdeme göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA), örgütsel sessizlik ve okul kültürü arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve örgütsel sessizliğin okul kültürünü ne düzeyde yordadığını belirlemek için ise regresyon testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Düzce ili Merkez ilçede bulunan ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre örgütsel sessizlik ve okul kültürü arasında düşük düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik ve alt boyutlarına dair görüşleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Örgütsel sessizlik ve alt boyutları ile okul türü arasında anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Örgütsel sessizlik alt boyutlarından örgüt yararına sessizlik alt boyutu ile mesleki kıdem arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin okul kültürü ve tüm alt boyutlarına dair görüşleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Okul kültürü tüm alt boyutları ile okul türü değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Okul kültürü değişkeninin destek kültürü alt boyutu dışındaki diğer alt boyutları ile mesleki kıdem değişkeni arasında anlamlı fark belirlenmiştir. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlar ile başarı kültürü, destek kültürü negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlar ile bürokratik kültür arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel sessizlik görev kültürünün anlamlı bir yordayıcısı değildir. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Sessizlik, Okul Kültürü, Öğretmenler, Lise

Lise öğretmenleriOkul kültürüOrtaöğretim kurumları+4
Fatma Karaca Güzel
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yabancı Diller Yüksekokulu kalite standartlarının belirlenmesi ve akreditasyon model önerisi

Bu araştırmanın amacı, (i) üniversitelerdeki Yabancı Diller Yüksekokulu'nun (YDY) akreditasyonuna temel oluşturan kalite standartlarının belirlenmesi, (ii) bu standartların önem ve gerçekleşme düzeyine ilişkin öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerinin belirlenmesi ve (iii) YDY'lerin akreditasyonu için bir model önerisinin geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, bu çalışma üç ana bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde Delphi tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ve 70 adet YDY kalite standardı önerisinden oluşan anket kullanılmıştır. Bu standart önerilerine ilişkin birinci Delphi oturumunda 47, ikinci Delphi oturumunda ise 35 panelistten nicel ve nitel veriler alınmıştır. Verilerin analizinde, uzlaşma ölçütü olarak frekans dağılımı, medyan ve çeyrekler açıklığı temel alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Tabakalı örnekleme yöntemi temel alınarak, Türkiye'deki üniversiteler URAP toplam puan değerlerine göre kategorilere ayrılmış ve farklı kategorilerdeki üniversitelerin YDY'lerindeki 638 öğrenci ve 258 öğretim elemanı araştırmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırma kapsamında belirlenen YDY kalite standartlarının sadeleştirilmiş versiyonlarından oluşan "öğrenci ve öğretim elemanı anketleri" kullanılmıştır. Verilerin analizinde; aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Delphi tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ve YDY akreditasyon model önerisine ilişkin 67 adet ifadeden oluşan anket kullanılmıştır. Bu ifadelere ilişkin birinci Delphi oturumunda 34, ikinci Delphi oturumunda ise 27 panelistten nicel ve nitel veriler alınmıştır. Verilerin analizinde, uzlaşma ölçütü olarak frekans dağılımı, medyan ve çeyrekler açıklığı temel alınmıştır. Araştırmanın birinci bölümünün sonucunda, YDY'lerin akreditasyonu sürecinde temel alınabilecek ulusal kalite standartları Delphi panelistlerinin görüş, eleştiri ve önerileri doğrultusunda, ulusal dinamikler dikkate alınarak ve zengin görüş birliğine dayalı olarak belirlenmiştir. Belirlenen standartların, uluslararası standartlarla büyük oranda uyumlu olduğu, fakat bazı farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmanın ikinci bölümünün sonucunda, YDY kalite standartlarının tamamının öğrenciler ve öğretim elemanları tarafından oldukça önemli bulunduğu görülmüştür. Akreditasyonu olan kurumlarda görev yapan öğretim elemanlarının YDY kalite standartlarını daha önemli buldukları görülmüştür. Ayrıca, öğretim elemanlarının performans değerlendirme, sürekli iyileştirme ve kalite kültürüne ilişkin standartları, diğer standartlara göre nispeten biraz düşük düzeyde önemli bulduğu görülmüştür. Kalite standartlarının YDY'lerde gerçekleştirilme düzeyine ilişkin olarak, 70 adet standart ifadesinden yalnızca 6'sının YDY'lerde tamamen karşılandığı, 51'inin büyük oranda karşılandığı ve 13'ünün ise kısmen karşılandığı belirlenmiştir. Buna göre, YDY'lerin geliştirilmeye açık yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğretim elemanı görüşlerine göre, akreditasyonu bulunan YDY'lerde standartların gerçekleşme düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın üçüncü bölümünün sonucunda, YDY'leri akredite etmek üzere faaliyet gösterecek kuruluşun yapılanmasını, genel işleyişini ve akreditasyon sürecini betimleyen 7 alt-başlık altındaki 73 adet ifade, panelistlerin görüş, eleştiri ve önerileri doğrultusunda oldukça yüksek düzeyde görüş birliğine dayalı olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında geliştirilen öneriler ise şu şekilde sıralanabilir; YDY'lerin akreditasyonu sürecinde bu araştırmanın birinci bölümünde belirlenen ulusal kalite standartları temel alınabilir. YDY öğretim elemanları arasında kalite ve sürekli iyileştirme kültürü oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Son olarak, Türkiye'de YDY'lerin akreditasyonu alanında faaliyet yürütecek ulusal bir akreditasyon kuruluşunun işleyişinde, bu araştırmanın üçüncü bölümünde belirlenen akreditasyon modeline ilişkin ifadeler temel alınabilir.

AkreditasyonKaliteKalite standartları+4
Orhan Ataman
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgütsel adalet algıları(Siirt ili örneği)

Bu araştırma ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgütsel adalete dair algılarını saptamayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel ve nicel yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 2015- 2016 eğitim ve öğretim yılında Siirt iline bağlı ortaokullarda çalışan 68 yönetici ve 276 öğretmen katılmıştır. Araştırmının nicel boyutunda katılımcıların örgütsel adalet algıları "Örgütsel Adalet Ölçeği" ile belirlenmiştir. Verilerin analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise 2017 - 2018 eğitim ve öğretim yılında Siirt iline bağlı ortaokullarda çalışan 22 yönetici ve 44 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak örgütsel adalet algıları derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada, yöneticilerin ve öğretmenlerin örgütsel adalet algıları kıdem, cinsiyet, medeni durum, branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir. Ancak öğretmen ve yöneticilerin örgütsel adaletin işlemsel adalet alt boyutu ve etkileşimsel adalet alt boyutlarında yöneticilerin lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştrmada, ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının oluşmasında ders yükü, ders programları, nöbet, kutlama ve anma programları gibi etkinliklerdeki iş ve işlemlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada katılımcılar okuldaki iş ve işlemlerle ilgili kararların alınmasında ve uygulanmasında; eşitlik, adalet, hakkaniyet, sevgi, saygı ve istişare gibi değerlerin ii yaşatılarak örgütsel adalet algısının geliştirilebileceğini belirtmişlerdir. Araştırmada ayrıca örgütsel adaletin okul iklimi üzerinde etkili olduğu, öğretmenlerin çalışma motivasyonu, örgütsel bağlılıkları, istek ve performansları ile ilişkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle okulun başarısını ve misyonunu gerçekleştirmesinde örgütsel adaletin oldukça önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet, örgütsel adalet, dağıtımsal, işlemsel ve etkileşimsel adalet

AdaletAdalet algısıOrtaokullar+4
Mesut Çeçen
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

NLP perspektifinde hayatboyu öğrenmede karşılaşılan sorunların incelenmesi

Yaşam devam ettiği sürece ayakta kalmak için değişmek, öğrenmek, uyum sağlamak gerekir. Daha önceki yıllarda kursların azlığı, ulaşım, sosyalleşmesinin az olmasından dolayı yetişkinlerin zorunlu eğitim dışında eğitime ya da eğitim içerikli kurslara katılması oldukça zordu. Günümüze yaklaştıkça imkânların artması, sosyalleşmenin yaygınlığı nedeniyle bilgiye daha kolay ulaşabilmektedir. Kurs alınacak yerlerin artması da büyük bir etkendir. Yetişkin eğitimlerine ulaşmak daha kolay olurken bu defa kişiye göre özel engeller devreye girmektedir.Bu sebepler incelendiğinde zaman kısıtlaması,çevrenin etkisi,düşük özgüven,finansal kısıtlamalar ve özellikle ailevi sorumluluklar etkili olmaktadır. Bu sorunları sınıflandırmak ve çözüm sunmak için NLP teknikleri faydalı olacaktır.NLP kişilerin algılarını değiştirebilmeleri için birçok teknik ve bakış açısı sunmaktadır. Bu tekniklerden birisi de Gregory Bateson tarafında ileri sürülen değişim mantıksal düzeyleridir (Dilts, 1999). Değişimin mantıksal düzeyi altı basamaktan oluşmaktadır. Bunlar çevre, davranış, yetenek, inanç ve değerler, kimlik ve amaç basamaklarıdır. Her bir basamak için farklı sorular oluşturularak ölçek haline getirildi.Demografik özelliklere göre değişimin mantıksal düzeyi tek tek analiz edildi.T-test ve anova uygulandı.Sonuçta katılımcıların %92 'si eğitim almaya isteklidir.Çalışmamızda katılımcıların %11,1'i kendisini hiçbir basamakta engellenmiş görmez iken %89 'u kendisini en az bir basamakta engellenmiş hissetmektedir.Katılımcıların sorun yaşadığı en yüksek basamak;yetenek-inanç ve değerler basamağında olmaktadır.NLP teknikleri kullanılarak çözüm üretilmesi sağlanacaktır.

Eğitim sorunlarıNörolinguistik programlamaYaşam boyu öğrenme+2
Sema Karabulut
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullarda örgütsel maneviyatın artırılmasına ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı, okullarda örgütsel maneviyatı etkileyen faktörleri tespit ederek örgütsel maneviyatın eğitim kurumlarında artırılması için yapılması gerekenler konusunda öğretmen görüşlerinin incelenmesidir. Türkiye'de bu konuda yapılmış ilk çalışma olduğu; örgütsel maneviyatın okullarda çalışma atmosferini olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesindeki ortaokullarda çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Yapılan nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle çalışma grubu belirlenmiştir. Öğretmenlerin okullarda örgütsel maneviyatı etkileyen faktörlerin araştırılması ve bu faktörlerin geliştirilmesine yönelik yapılacakların saptanması amacıyla 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Şehitkâmil ilçesine bağlı resmi yirmi ortaokulda görev yapan kırk öğretmenle görüşme yapılmıştır. Veri toplama aşamasında görüşme formu kullanılmış ve veriler içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Beş ana tema ve yirmi alt tema elde edilmiştir. Bunlar; örgütsel değerler, görev aşkınlığı, işi anlamlı bulma, fedakârlık ve güven duygusudur. Araştırma sonucunda okullarda örgütsel maneviyatın nasıl arttırılabileceği konusunda en çok dile getirilen konular; "Okullarda samimiyetin, işbirlikli öğrenmenin, İnanç ve değerlere önem vermenin, aidiyet duygusunun, ruhsal liderliğin, pozitif enerjinin, maneviyat gelişiminin, yardımlaşmanın, paylaşmanın vb. olması gerektiği" şeklindedir. Elde edilen bu sonuçlar, öğretmenlerin okullarda örgütsel maneviyatını artırmak için yapılması gerekenler ve bunların nasıl yapılacağı raporlaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Maneviyat, Örgütsel Değerler, Eğitim Kurumları, Nitel Araştırma.

DeğerlerEğitim kurumlarıManevi faktörler+4
Ömer Çoban
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özelliklerinin evlilik doyumu ve bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki ve narsisistik kişilik özelliklerinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep ilinde çeşitli kurumlarda avukat, akademisyen, doktor, mühendis ve öğretmen olarak çalışan 261 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Narsisistik Kişilik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumları arasında orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bazı kişisel değişkenler açısından yapılan analizler sonucunda ise narsisistik kişilik özellikleri ile yaş, algılanan gelir düzeyi, meslek ve eş mesleği değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunurken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim durumu ve algılanan anne-baba tutumu değişkenleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Yaş değişkenine göre 20-27 yaş aralığındaki bireylerin, 28-31 yaş aralığındaki bireylere oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelir düzeyini yüksek olarak algılayan bireylerinde daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu bulunmuştur. Bunun yanı sıra araştırmaya katılan avukatların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin akademisyen ve öğretmenlere oranla daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bununla beraber doktorların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin de öğretmenlerden fazla olduğu belirlenmiştir. Eşi doktor, mühendis veya avukat olan bireylerin ise eşi öğretmen olanlara oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde oldukları bulunmuştur. Ayrıca eşi avukat olan bireylerin narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin eşi diğer meslek grubundaki herhangi bir mesleğe sahip bireylerden de daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+4
Gülçin Gürsel Özkan
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Affetme odaklı duygu düzenleme psikoeğitim programının ergenlerin affetme ve duygu düzenlemelerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, ergenlere yönelik geliştirilen Affetme Odaklı Duygu Düzenleme Psikoeğitim Programının katılımcıların affetme eğilimleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, karma yöntem deseninde yürütülmüş olup hem nicel hem de nitel verilerden yararlanılmıştır. Çalışma grubunu, Adana ili Yüreğir ilçesindeki bir Anadolu lisesinde öğrenim gören 9. ve 10. sınıf öğrencileri arasından seçilen 30 öğrenci (15 deney, 15 kontrol) oluşturmaktadır. Deney grubuna 10 oturumluk Affetme Odaklı Duygu Düzenleme Psikoeğitim Programı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Veri toplama aracı olarak Çocuk ve Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği ve Ergenler İçin Affetme Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca, nitel veriler odak grup görüşmeleri ve oturum içi formlar aracılığıyla toplanmıştır. Nicel bulgular, programın ergenlerin bastırma stratejilerini anlamlı düzeyde azalttığını, yeniden değerlendirme stratejisi üzerinde ise anlamlı bir değişim yaratmadığını göstermiştir. Bununla birlikte katılımcıların affetme düzeylerinde anlamlı bir artış kaydedilmiş, öfkeyi sürdürme eğilimlerinde azalma ve empati becerilerinde gelişim gözlenmiştir. İntikam alma eğiliminde ise belirgin bir değişim saptanmamıştır. Nitel bulgular, öğrencilerin programı faydalı, öğretici ve günlük yaşamda uygulanabilir bulduklarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Affetme Odaklı Duygu Düzenleme Psikoeğitim Programının ergenlerin duygusal farkındalıklarını artırarak işlevsel duygu düzenleme stratejileri geliştirmelerine ve affetme becerilerini güçlendirmelerine katkı sağladığı görülmektedir. Programın özellikle okul temelli psikososyal destek çalışmalarında uygulanabilir ve genişletilebilir bir müdahale modeli sunduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Affetme, duygu düzenleme, psikoeğitim, ergenlik, empati

Seda Seviniş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevrimiçi bir sosyal medya ağının okul öncesi öğretmenlerinin mesleki gelişimi açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kullanımı günden güne artarak devam etmekte olan sosyal medya platformlarından birisi olan Facebook'un okul öncesi öğretmenlerinin mesleki gelişimleri açısından incelenmesidir. Bu amaca yönelik, Facebook üzerinde okul öncesi öğretmenlerinin bulunduğu bir grup, belirli ölçütler dikkate alınarak seçilmiştir. Seçilen "TÜM ANASINIFI ÖĞRETMENLERİ" adlı grupta paylaşılan gönderi ve yorumlar veri doyumuna erişene dek kaydedilmiş, 16 günlük verinin yeterli olduğuna karar verilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması desenine ait araçsal durum çalışmasından yararlanılarak yapılmıştır. İlgili gruptan, toplam 433 gönderinin ve 5003 yorumun analizleri Nvivo programı ile yapılmıştır. Ayrıca grupta üye olarak bulunan 40 öğretmenle yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerle görüşme çevrimiçi olarak grup üzerinden yapılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden ve ilgili grupta yapılan gönderilerden ve yorumlardan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İlgili grupta yapılan gönderilerden ve yorumlardan toplanan verilerin analizinde önce düşük düzeyli kodlama ile kodlanmış ve sonucunda 722 adet kod ortaya çıkmıştır. Düşük düzeyli kodlardan ortak amaca hizmet ettiği belirlenen kodlar bir araya getirilerek, 158 koda indirgenmiştir. Bu kodlar ise 4 tema (a) öğrenme süreci, b) mevzuat işleri c) beğeni –etiketleme- takdir- takip-teşekkür-sitem, d) eğitim dışı) ve 14 alt tema altında toplanmıştır. Araştırmaya ilişkin geçerlik ve güvenirlik çalışmasında nitel araştırmalarda kullanılan aktarılabilirlik, inandırıcılık, onaylanabilirlik ve güvenilebilirlik ölçütlerini sağlamak için alanyazındaki tekniklerden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin en çok öğrenme sürecine dair paylaşımlarda bulundukları, öğretmenlerin özellikle belirli gün ve haftalar ile ilişkilendirilmiş etkinlikler ve materyaller üzerine fikir alışverişi yaptıkları görülmüştür. Yönetmelik ve resmi duyurular ile ilgili öğretmenlerin gruptan faydalandıkları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin grup içerisinde yaptıkları paylaşımlara karşın birbirlerine teşekkür, takdir ettiği yargısına varılmıştır. Görüşme yoluyla öğretmenlerden elde edilen verilerin analizi neticesinde ise, öğretmenlerin grupta en çok etkinlikleri takip ettikleri, mesleki gelişimlerine yeni etkinlikler öğrenip sınıflarında uygulayarak katkı sağladıklarını düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak incelenmiş olan bu grubun öğretmenin mesleki gelişimine faydalı olduğu gözlenmiştir.

Eğitim teknolojisiMesleki gelişmeOkul öncesi öğretmenler+4
Onur Yılmaz
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2013 okul öncesi eğitim programının karakter eğitimi açısından değerlendirilmesi

Okul öncesi dönem çocuğun karakterinin büyük bir kısmının şekillendiği, gelecekte nasıl bir kişi olacağının temellerinin atıldığı kritik bir dönemdir. Bu nedenle de bu dönemde çocuğa verilecek olan karakter eğitimi ve eğitimin niteliği büyük bir önem arz etmektedir. Bu çalışmanın genel amacı, okul öncesi eğitimi karakter eğitimi bağlamında analiz etmektir. Üç aşamalı olarak gerçekleştirilen çalışmada ilk olarak 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı ve 2013 Okul Öncesi Eğitim Programları Etkinlik Kitabı ile 2018 Okul Öncesi Etkinlik Kitabı karakter eğitimi açısından analiz edilmiştir. İkinci aşamada 2013 Okul Öncesi Eğitim Programının analizinden çıkarılan karakteristik özelliklerin gerçekleşme ve önem düzeyine yönelik öğretmen görüşleri belirlenmiştir. Üçüncü aşamada ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla okul öncesi öğretmenlerinin, karakter eğitimine ilişkin görüşlerinin neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel veri yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemi, desen olarak da açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim - öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki resmi, bağımsız anaokullarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "2013 Okul Öncesi Eğitim Programı, 2013 Okul Öncesi Eğitim Programları Etkinlik Kitabı, 2018 Okul Öncesi Etkinlik Kitapları", araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında dökümanlar ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Anket formundan elde edilen veriler ise SPSS paket programıyla betimleyici istatistikler belirlenerek analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; 2013 Okul Öncesi Eğitim Programında en fazla dikkatli, yetenekli, yaratıcı ve bağımsız karakter özelliklerine yer verildiği saptanmıştır. Yine 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı ile 2013 Okul Öncesi Eğitim Programları Etkinlik Kitabının ve 2018 Okul Öncesi Etkinlik Kitabının karakter eğitimi açısından uyumlarının olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerine göre, programdan çıkarılan kırk yedi karakteristik özelliğin önem düzeylerinin bir özellik hariç çok önemli olarak görüldüğü; yine bu karakteristik özelliklerin gerçekleşme düzeylerinin ise iki özellik haricinde yüksek gerçekleşme düzeyinde olduğu bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularından elde edilen sonuçlarda, okul öncesi öğretmenlerinin karakter eğitimini sıkça değer eğitimi ile karıştırdıkları; okul öncesi dönem çocuklarına verilmesi gereken karakter özelliklerinin başında saygı, sevgi ve dürüstlük özelliklerinin geldiği; karakter eğitimini etkileyen en önemli faktörün aile ve daha sonra da okulun bulunduğu çevre olduğu tespit edilmiştir. Görüşme sorularından elde edilen bir diğer sonuç ise karakter eğitiminin mevcut okul öncesi eğitim programına ek kazanımlar aracılığıyla eklenmesidir. Öğretmenlerin ise karakter eğitimi hakkında çeşitli hizmetiçi eğitimlerle bilgi sahibi olmalarının sağlanması gerektiği sonucu da bir diğer görüşme verileri sonucu olarak bulunmuştur. Sonuç olarak; okul öncesi dönemde karakter eğitimi uygulamalarının önemi ve neler yapılması gerektiği konusunda araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Okul Öncesi Eğitim Programında Karakter Eğitimi, Okul Öncesi Karakter Eğitimi, Karakter, Karakter Eğitimi.

Eğitim programlarıKarakterKarakter eğitimi+3
Evrim Kocalar
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating the digital readiness for academic engagement of international university students

"Tell me and I forget, teach me and I remember, involve me and I learn." Benjamin Franklin. Digital technologies are well known for active involvement of learners in the teaching learning process, so digital competence is essential for the university students at any level for both their academic success and for use in their respective careers. The purpose of this study was to investigate digital readiness of international university students for academic engagement. It was conducted at Gaziantep University on international students from Africa, America, Asia and European continents studying at different faculties like education, medicine, theology, engineering and law among others and at different years of study. A quantitative descriptive survey involved 288 students (64.2% male and 35.8% female), questionnaires in 3 different languages i.e. Arabic, English and Turkish language were administered. The instrument contained 17 items derived from Hung and Kim (2018) DRAE scale having 5 subscales; digital media awareness, digital tool application, information seeking skills, information sharing behaviour and digital application usage. The findings revealed that to a large extent the international university students are ready for the digital technologies' utilization in the academic field. Despite the fact that there were some deficiencies at the digital media awareness and digital tool application subscales. The findings showed that there were significant differences (p≤0.05) in participant's gender, geographical region, year, level and faculty of study groups. The researcher recommended provision of extra digital technology related lessons to students, political stability in the Middle East region and increased access to digital technology by students at high school to prepare them their usage at university level. Keywords: Digital readiness, Student engagement, International University students

Academic self-efficacyComputer assisted educationReadiness+5
Rahhamanı Kange
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal temasa dayalı grup rehberliği programının mülteci öğrencilere yönelik tutuma etkisi

Bu çalışmanın amacı, Gruplar Arası Temas Kuramına Dayalı Grup Rehberliği Programının, yerleşik durumdaki ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada yarı deneysel desen türlerinden "öntest- sontest deney ve kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 12 ortaokul öğrencisi (7 kız, 5 erkek) ve kontrol grubunda 12 ortaokul öğrencisi (6 kız, 6 erkek) olmak üzere 24 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunda yer alan ortaokul öğrencilerine, araştırmacı tarafından hazırlanan "Gruplar Arası Temas Kuramına Dayalı Grup Rehberliği Programı" uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerine ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği (MÖYTÖ)" kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Friedman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda gruplar arası temas kuramına dayalı grup rehberliği programına katılan ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeği öntest, sontest ve izleme puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve sontest ve izleme puan ortalamalarının öntest puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu; kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin öntest, sontest ve izleme puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Deney ve kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeği son test ve izleme puanları ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve deney grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin sontest ve izleme puan ortalamalarının, kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin puan ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek çıktığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Gruplar arası temas, mülteci, tutum, ortaokul öğrenciler, grup rehberliği programı.

Yılmaz Girgin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik danışmanlık ve psikoloji eğitiminde yapay zekâ kullanımı: Sistematik bir derleme

Bu sistematik derleme, psikolojik danışman eğitimi ve psikoloji eğitiminde yapay zekâ (YZ) uygulamalarının kullanımını inceleyen 2019–2025 yılları arasında yayımlanmış 21 çalışmayı kapsamaktadır. Scopus, ERIC, Web of Science ve TR Dizin veri tabanlarında yapılan taramalara; ulusal/uluslararası hakemli makaleler ile yüksek lisans ve doktora tezleri dahil edilmiştir. Bulgular, ChatGPT, Claude ve Gemini türü YZ araçlarının danışman eğitiminde üç temel işlev üstlendiğini göstermiştir: (a) rol yapma pratiği için simüle danışan sağlama, (b) nesnel ve açıklayıcı geri bildirim üretme ve (c) sanal danışman/süpervizör rolü yapma. Nicel bulgular, empati, yansıtıcı dinleme ve diğer temel danışmanlık becerilerinde tutarlı gelişmeler bildirmiştir. Terapötik becerilerde küçükten orta düzeye kadar gelişmeler arasında raporlanmış; öz-yeterlik puanları anlamlı biçimde artmış ve empati düzeylerinde iyileşme görülmüştür. Öğrenci deneyimleri genel olarak olumlu olup, çalışmalarda %85'e varan memnuniyet oranları, azalan kaygı ve artan özgüven dikkat çekmiştir. Bununla birlikte stajyerler, sözel olmayan iletişimin eksikliği ve zamanla aşırı idealize edilmiş YZ yanıtları gibi sınırlılıklara vurgu yapmıştır. YZ uygulamalarının etkililiği, öğretim bağlamına göre değişmiştir. Net performans kriterleri olan öğretilebilir becerilerde ve çoklu haftalara yayılan uygulamalarda daha güçlü kazanımlar elde edilirken; karmaşık terapötik yargılar için bulgular daha değişken kalmıştır. YZ'nin nesnel geri bildirimleri yüksek performans doğruluğu sağlamış olsa da duygusal nüanslarda daha düşük puanlar gözlenmiştir. Bazı çalışmalarda, kendilik yansıtma süreçleri doğrudan YZ geri bildiriminden daha güçlü öz-yeterlik artışları üretmiştir. Genel olarak bulgular, YZ'nin özellikle acemi danışmanlar için temel danışmanlık becerilerini geliştiren, erişilebilir ve ölçeklenebilir bir tamamlayıcı araç olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, insan odaklı pedagojinin yerine geçmekten ziyade, onunla dengeli bir entegrasyon içinde kullanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Anahtar kelimeler: Yapay zekâ, psikolojik danışman eğitimi, sistematik derleme, simüle danışan, otomatik geri bildirim, beceri eğitimi

Meryem Şen
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğreten "öğreticilerin" öz yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Suriyeli çocuklara Türkçe öğreten "öğreticilerin" yabancı dil olarak Türkçe öğretmeye dayalı öz yeterlik algılarını cinsiyet, yaş, mezun olunan lisans programı, okul türü, mesleki kıdem, Türkçe öğretimi sertifikasına (TÖMER) sahip olma, lisans programlarında Yabancılara Türkçe Öğretimi (YDT) dersi alma durumlarına göre incelemek ve öğreticilerin alanla ilgili görüşleri ile öğretim uygulamalarını ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 ve 2018-2019 eğitim öğretim yılları arasında Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi (PICTES) Projesi kapsamında Gaziantep ilinde görev yapan 305 Türkçe öğreticisi oluşturmaktadır. Çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında veri toplama aracı olarak Şahin ve arkadaşları (2013) tarafından geliştirilen "Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğretmeye Dayalı Öz Yeterlik Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise gönüllü 12 Türkçe öğreticisi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; Öğretmenlerin öz yeterlik algılarının cinsiyet, yaş, mezun olunan lisans programı ve Türkçe öğretimi sertifikası alma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklı olduğu ancak meslek kıdemi, okul türü ve yabancılara Türkçe öğretimi dersi alma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğreticilerin sosyal entegrasyon anlayışlarının tek taraflı uyum olduğu görülmüştür. Öğreticilerin dört temel beceriyi öğretirken ana dili öğretim etkinliklerine benzer etkinlikler kullandıkları saptanmıştır.

Dil öğretimiMesleki yeterlilikSuriyeliler+7
Zeynep Uğurlugelen
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde yalnızlık ve internet bağımlılığı arasındaki ilişki: Bilişsel çarpıtmaların aracı rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde yalnızlık ve internet bağımlılığı arasındaki ilişkide ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların aracı rolünü ortaya koymaktır. Çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2017- 2018 eğitim-öğretim yılında eğitim alan farklı bölümlerden 412 öğrenci katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Kişilerarası İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin çalışma grubuyla olan yapı geçerliliğini test etmek amacıyla Keşfedici Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistiklerle birlikte t testi, ANOVA, Yapısal Eşitlik Modellemesi ve en son aracılık için de Sobel Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde; cinsiyete göre yalnızlık, internet bağımlılığı ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların "yakınlıktan kaçınma" alt boyutunda erkeklerin daha fazla puan aldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyine göre ise anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre bakıldığında düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip bireylerin kendilerini daha fazla yalnız algıladıkları, daha fazla internet bağımlılığına yatkın oldukları ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların "yakınlıktan kaçınma" boyutundan daha fazla puan aldıkları tespit edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde yalnızlık ile internet bağımlılığı ve kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların yalnızlık ve internet bağımlılığı ilişkisinde kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur.

BağımlılıkBilişsel çarpıtmaEğitim psikolojisi+6
Safa Demir
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticileri ile öğretmenler arasında yaşanan çatışma nedenleri

Bu araştırmanın amacı, okul yöneticileri ve öğretmenler arasında yaşanan çatışmaların nedenlerini tespit etmeye çalışmaktır. Araştırma, 2020-2021 öğretim yılında Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 42 resmi ortaöğretim okulunda çalışan kolayda örneklem yoluyla seçilen 257 okul yöneticisi ve öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup araştırmanın verileri "Eğitim Kurumlarında Yöneticilerle Öğretmenler Arasındaki Çatışma Nedenleri Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin normallik analizi yapılmış ve verilerin normal dağılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda; okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma nedenleri puanlarının demografik değişkenleri arasındaki farklara ilişkin bulgular için "Mann Whitney-U" ve "Kruskal Wallis" gibi Non-parametrik testler uygulanmıştır. Ayrıca çatışma, genel hizmetleri alanı, işgören hizmetleri alanı, eğitim öğretim hizmetleri alanı ile hizmet alanlarının maddesel nedenleri puanlamaları analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlara göre, okul yöneticileri ve öğretmenler arasında yaşanan çatışma nedenlerine ilişkin algıları yüksek düzeydedir. Okul yöneticileri ve öğretmenler arasında yaşanan çatışma nedenleri, cinsiyet, eğitim düzeyi, okul türü ve kurumdaki çalışma süresine göre anlamlı olarak farklılaşma görülmemiştir. Kurumdaki göreve göre çatışma nedenleri algıları, okul yöneticilerinin eğitim öğretim hizmetleri alanında öğretmenlere göre daha yüksektir. Mesleki kıdeme göre çatışma nedenleri algıları 15-21 yıl çalışma süresi olan okul yöneticisi ve öğretmenlerin daha yüksektir. Çatışma nedenlerinin maddesel incelenmesinde okul yöneticilerin en çok öğretmenlerin haftalık ders programları nedeniyle ve boş geçen derslerin doldurulması nedeniyle öğretmenlerle çatışma yaşadığı, öğretmenlerin ise en çok eğitim araç gereç yetersizliği nedeniyle ve öğretmenlerin ödüllendirilme süreci nedeniyle okul yöneticileri ile çatışma yaşadığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

Eğitim yönetimiMesleki çatışmaOkul yöneticileri+4
Duygu Arslan
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evliliğe yüklenen anlam ile yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun aracı rolü

Bu araştırmada, evliliğe yüklenen anlam, yalnızlık, umutsuzluk ve bazı değişkenler (cinsiyet, yaş, romantik ilişki durumu) açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 348 kadın ve 219 erkek olmak üzere 567 bireyden oluşmaktadır. Evliliğe yüklenen anlam ile ilgili veriler "Evliliğe Yüklenen Anlam Ölçeği" (Özabacı ve diğ., 2018), yalnızlık ile ilgili veriler "UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu" (Doğan ve diğ, 2011), umutsuzluk ile ilgili veriler "Beck Umutsuzluk Ölçeği" (Seber, 1991) ile toplanmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda araştırma verileri Pearson Korelasyon Analizi ve Bağımsız Gruplar t Testi kullanılarak analiz edilmiş olup evliliğe yüklenen anlam ve yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde aracılık rolünün olup olmadığı aracı model kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda, evliliğe yüklenen pozitif anlam ile negatif anlam, yalnızlık ve umutsuzluk arasında negatif yönde, yaş ile arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda test edilen aracı modelde, evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam ile yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun kısmi aracı role sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte evliliğe yüklenen anlamın cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüş ve evliliğe atfedilen pozitif anlamın kadınlarda erkeklere göre daha yüksek; negatif anlamın ise kadınlarda erkeklere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yalnızlığın ve umutsuzluğun cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Erkeklerin yalnızlık ve umutsuzluk düzeyleri kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte evliliğe yüklenen pozitif anlam, bireyin romantik ilişki durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmış olup evliliğe yüklenen pozitif anlamın romantik ilişkisi olan bireylerde olmayanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evliliğe yüklenen negatif anlam, yalnızlık ve umutsuzluk ise bireyin romantik ilişki durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, evliliğe yüklenen pozitif anlam, evliliğe yüklenen negatif anlam, yalnızlık, umutsuzluk.

EvlilikEvlilik ilişkisiUmutsuzluk+2
Kübra Dombak
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin örgütsel bağlılığı, iş doyumu ve hizmetkar liderlik

Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranış düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın yöntemi, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; Sakarya ilinde, ilköğretim düzeyindeki okullarda, 2021-2022 eğitim öğretim yılında görev yapmakta olan 504 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama kısmında; "Kişisel Bilgiler Anketi", "Okul Müdürlerinin Hizmetkar Liderlik Davranışları Ölçeği", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Normallik testi sonucunda, çarpıklık ve basıklık değerlerine göre verilerin normal dağılım gösterdikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları ve iş doyumları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Hizmetkar liderlik ile örgütsel bağlılık ve iş doyumu alt boyutları arasında da anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Örgütsel bağlılık alt boyutlarından devam bağlılığı alt boyutu ile diğer alt boyutlar arasındaki ilişkinin negatif yönlü olduğu, diğer tüm alt boyutların birbirleriyle olan ilişkisinin pozitif yönlü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Hizmetkar liderlik davranış düzeylerinin branş değişkenine göre farklılaştığı, örgütsel bağlılık düzeylerinin mesleki kıdem ve branş değişkenlerine göre farklılaştığı ve iş doyumu düzeylerinin cinsiyet ve branş değişkenlerine göre farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Hizmetkar liderlikLiderlikÖlçekler+4
Yunus Emre Akın
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00